<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İHD Diyarbakır Şubesi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/ihd-diyarbakir-subesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ihd-diyarbakir-subesi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 04 Feb 2022 15:25:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>İHD Diyarbakır Şubesi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ihd-diyarbakir-subesi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Hak Savunuculuğuna ve Hak Savunucularına Yönelik Baskı Sonlandırılsın&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/04/hak-savunuculuguna-ve-hak-savunucularina-yonelik-baski-sonlandirilsin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Feb 2022 15:15:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Ferhat Berkpınar]]></category>
		<category><![CDATA[hak savunucuları]]></category>
		<category><![CDATA[İHD]]></category>
		<category><![CDATA[İHD Diyarbakır Şubesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=78351</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı, bugün hak savunucularına yönelik baskının sonlandırılması ve gözaltına alınan İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Ferhat Berkpınar’ın serbest bırakılması talebiyle basın toplantısı düzenledi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/04/hak-savunuculuguna-ve-hak-savunucularina-yonelik-baski-sonlandirilsin/">&#8216;Hak Savunuculuğuna ve Hak Savunucularına Yönelik Baskı Sonlandırılsın&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı&#8217;nın bugün yaptığı basın açıklamasında; hak savunucularına yönelik baskılara her geçen gün yenilerinin eklendiği, bunun son örneğinin dernek faaliyetleri kapsamında yaptığı açıklamalar gerekçesi ile İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanlarına açılan soruşturma ve davalar devam ederken, şube faaliyetlerinin de suç olarak gösterilerek,  yönetici ve üyelerin üzerindeki baskının artırılması olduğu kaydediliyor.</p>
<p>3 Şubat 2022 günü İHD Diyarbakır Şubesi’ne yapılan &#8220;hukuka aykırı baskın, hukuka aykırı arama ve el koyma işlemleri ve sonrasında Yönetim Kurulu Üyesi Ferhat Berkpınar’ın gözaltına alınmasına&#8221; itiraz eden Ağ bileşenleri, hak savunucularına yönelik baskılara son verilmesini ve Ferhat Berkpınar’ın serbest bırakılmasını talep ediyor.</p>
<p>Açıklamada olay, &#8220;yargı marifeti ile hak savunucularına yönelik baskının sürdürüldüğü&#8221; şeklinde yorumlanıyor ve yargının &#8220;verdiği hukuka aykırı kararlarla hukuka aykırı işlemlere zemin hazırladığı, böylece hak savunuculuğunun engellenerek hak savunucularının susturulmaya çalışıldığının&#8221; altı çiziliyor.</p>
<p>Açıklamanın sonunda, &#8220;Hukuku savunması gereken yargının iktidarın baskı politikalarına araç olması kabul edilemez, evrensel insan hakları norm ve ilkelerinin uygulanmasını, hak savunuculuğuna ve hak savunucularına yönelik baskının sonlandırılmasını, gözaltına alınan İHD Diyarbakır Şube Yönetim Kurulu Üyesi Ferhat Berkpınar’ın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz.&#8221; çağrısı yapılıyor.</p>
<p>İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı tarafından yapılan basın açıklamasının tümüne <a href="https://ihsda.org/2022/02/04/insan-haklari-savunuculari-yalniz-degildir/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/04/hak-savunuculuguna-ve-hak-savunucularina-yonelik-baski-sonlandirilsin/">&#8216;Hak Savunuculuğuna ve Hak Savunucularına Yönelik Baskı Sonlandırılsın&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;Seçme Ve Seçilme Hakkına Yönelik Baskılar Derhal Durdurulmalıdır!&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/22/secme-ve-secilme-hakkina-yonelik-baskilar-derhal-durdurulmalidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Oct 2019 11:15:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan Selçuk Mızraklı]]></category>
		<category><![CDATA[Belediye eş başkanları]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Tabip Odası]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İNİSİYATİFİ]]></category>
		<category><![CDATA[Hak İnisiyatifi Diyarbakır Temsilciliği]]></category>
		<category><![CDATA[İHD Diyarbakır Şubesi]]></category>
		<category><![CDATA[Keziban Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Ayaz]]></category>
		<category><![CDATA[Rojda Nazlıer]]></category>
		<category><![CDATA[TİHV Diyarbakır Temsilciliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43511</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Adnan Selçuk Mızraklı, Kayapınar Belediyesi Eşbaşkanı Keziban Yılmaz, Kocaköy Belediyesi Eşbaşkanı Rojda Nazlıer, Bismil Belediyesi Eşbaşkanı Orhan Ayaz, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında 21.10.2019 tarihinde evlerine yapılan baskınla gözaltına alındı. Konu üzerine Diyarbakır Barosu, Diyarbakır Tabip Odası, HAK İnisiyatifi Diyarbakır Temsilciliği, İHD Diyarbakır Şubesi, TİHV Diyarbakır Temsilciliği ve Hak İnisiyatifi ortak bir açıklamada bulundu. Açıklama hükümete, süreklileştirilmiş OHAL uygulamalarına son verilmesi üzerine bir çağrı niteliğindeydi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/22/secme-ve-secilme-hakkina-yonelik-baskilar-derhal-durdurulmalidir/">&#8221;Seçme Ve Seçilme Hakkına Yönelik Baskılar Derhal Durdurulmalıdır!&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hak ve meslek örgütleri tarafından yapılan açıklamada yapılan yakalama, gözaltı ve arama işlemleri demokrasi ve hukukun temel kurallarının, seçme ve seçilme hakkının ağır bir şekilde ihlali olduğu belirtilirken seçmen iradesini tanımazlık olduğunun altı çizildi.</p>
<p>Belediye eş başkanlarının, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edilerek özgürlüklerinin kısıtlanması (gözaltına alınmaları), hukukun üstünlüğü ilkesine aykırı uygulamalar olarak değerlendirildi ve hukuken kabul edilemez bulundu.</p>
<p>Uygulamalara artık bir dur denmesi ve halkın iradesine saygı gösterilmesi gerektiğine değinen açıklama yargının, hükümetin siyasi rakiplerinin bastırılması için kullanılan bir araç olmaktan çıkması gerektiğini bir kez daha hatırlattı.</p>
<p>Türkiye’nin demokratikleşmesi ve insan hakları sorunlarını en aza indirebilmesinin yolunun, belediye eş başkanlarının gözaltına alınması, tutuklanması, belediyelere kayyum atanması ile değil; seçme ve seçilme hakkının gerçek anlamda güvence altına alınması, devam eden çatışmalı sürecin sonlandırılması, Kürt sorunun barışçıl ve diyalog yolu ile çözmenin arayışı ile gerçekleşebileceği belirtildi.</p>
<p>Hükümete çağrı ile sonlanan açıklama, süreklileştirilmiş OHAL uygulamalarına son verilmesi, gayrimeşru kayyum atamalarının geri alınması, seçimle tecelli etmiş iradeye saygı gösterilmesi ve başta eş başkanlar olmak üzere tüm seçilmişlerin derhal serbest bırakılması ve görevlerine iade edilmesi gerektiğiyle noktalandı.</p>
<p>Açıklamanın tamamına<a href="http://diyarbakir.hakinisiyatifi.org/secme-ve-secilme-hakkina-yonelik-baskilar-derhal-durdurulmalidir.html"> buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/22/secme-ve-secilme-hakkina-yonelik-baskilar-derhal-durdurulmalidir/">&#8221;Seçme Ve Seçilme Hakkına Yönelik Baskılar Derhal Durdurulmalıdır!&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>40 Yıllık Bekleyişin Yükü: Cumartesi İnsanları Dayanışmaya Çağırıyor!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/19/40-yillik-bekleyisin-yuku-cumartesi-insanlari-dayanismaya-cagiriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Aug 2018 14:28:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Cumartesi Anneleri]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[İHD]]></category>
		<category><![CDATA[İHD Diyarbakır Şubesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29824</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumartesi İnsanları ya da daha yaygın bilinen isimleriyle Cumartesi Anneleri, 25 Ağustos’ta İstanbul’da 700. Hafta eylemini gerçekleştirecekler. Diyarbakır buluşmaları da 8 Eylül’de 500. Haftayı geride bırakmış olacak. Her hafta Cumartesi günü İstanbul’da Galatasaray Meydanı ve Diyarbakır’da Koşuyolu Parkı’nda bir araya gelen aileler çocuklarının, kardeşlerinin, babalarının en azından kemiklerini istiyorlar, bir mezar taşının başında yas tutabilmek… Bunun için önlerindeki iki büyük engelin kaldırılması gerekiyor; birincisi “devlet sırrı” hukukuna son verilmesi diğeri ise, Birleşmiş Milletler “Zorla Kaybedilmelerin Önlemesi Sözleşmesi”nin imzalanması...</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/19/40-yillik-bekleyisin-yuku-cumartesi-insanlari-dayanismaya-cagiriyor/">40 Yıllık Bekleyişin Yükü: Cumartesi İnsanları Dayanışmaya Çağırıyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’daki eylemler OHAL’de de sürdürülebilirken Diyarbakır’daki Cumartesi İnsanları 100 hafta boyunca kapalı bir mekanda, İHD Diyarbakır Şubesi’nin salonunda bir araya geldiler. 100 haftanın ardından yeniden Koşuyolu Parkı’nda gerçekleşen eylemler hakkında İHD Diyarbakır Şubesi, Zorla Kaybedilenler ve Faili Meçhul Siyasi Cinayetleri Araştırma Komisyonu Üyesi Hasan Yalçın ile Sivil Sayfalar için konuştuk.</p>
<p><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-29826" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/WhatsApp-Image-2018-08-16-at-22.48.22-1-640x426.jpeg" alt="" width="360" height="240" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/WhatsApp-Image-2018-08-16-at-22.48.22-1-640x426.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/WhatsApp-Image-2018-08-16-at-22.48.22-1-610x406.jpeg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/WhatsApp-Image-2018-08-16-at-22.48.22-1-320x213.jpeg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/WhatsApp-Image-2018-08-16-at-22.48.22-1.jpeg 680w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" />Diyarbakır’da 500. haftaya giriyoruz. 500 hafta nasıl geçti, geride ne kaldı?</strong></p>
<p>Ekseriyeti 90’lı yıllar olmak üzere onlarca yıldır coğrafyamızda yaşanan “kirli savaş” neticesinde sayısız insan gözaltında zorla kaybedildi. Kayıp yakınları, kaybedilen çocuklarının akıbetinin ortaya çıkartılması için başından beri hukuki olarak bütün yol ve yöntemleri kullandılar. Yıllarca karakol kapılarında, adliye saraylarında çocuklarının akıbetinin açığa çıkartılması için yasal olarak mücadele eden kayıp yakınları, istedikleri bir sonuca ulaşamamalarından dolayı mücadelelerini kamusal alana taşıyarak daha etkin bir yol arayışına girdiler. Kayıp yakınları için bu mücadelenin en önemli ayağı şüphesiz her hafta cumartesi günü kesintisiz bir şekilde düzenlenen oturma etkinliği olmuştur.</p>
<p>Diyarbakır’daki Kayıp Yakınları ve İHD Diyarbakır Şubesi öncülüğünde “Kayıplar Bulunsun, Failler Yargılansın” adlı oturma etkinliğimizin ilk eylemi, 31 Ocak 2009 tarihinde Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı Önünde başladı. Kayıp yakınlarının bu eylemi Yaşam Hakkı Anıtı önünde başlatmalarının ve burada sürdürmelerinin insan hakları savunucuları için sembolik bir önemi vardı. Burası Diyarbakır için bir hafıza mekânıydı. Bu mekânda 2006 yılında gerçekleştirilen bombalı bir saldırıda bu şehir; çocuklarını, masum insanlarını yitirdi. Haliyle o kaybettiklerimizin anılarını yaşatmak ve çocuklarımıza barış dolu bir gelecek bir bırakmak için Hakikat, Adalet talepli bir eylemi bu mekânının ruhuna uygun olarak burada sürdürmenin çok önemli olduğunu düşünüyoruz.</p>
<p>Devletin kayıp meselesine olan duyarsızlığına rağmen kayıp yakınları, bu geçen 500 hafta boyunca diyebilirim ki umutlarını, inançlarını zerre kadar yitirmediler. Geçen bu zaman, mücadelelerine olan inanç ve kararlılıklarını arttırdı sadece. Çünkü her hafta boyunca ellerinde tutup taşıdıkları fotoğraflar ile devlete ve faillere, çocuklarının yaşadığı ve bir gün mutlaka döneceği mesajını vermektedirler. Anneler için kaybedilen çocukları asla bir fotoğraftan ibaret değildir. Dolayısıyla diyebiliriz ki geçen sürede hakikatte eriyip biten kayıp yakınları olmamıştır. Aksine bu kararlı mücadele karşısında sağır dilsiz olan, vicdanı gün be gün eriyen devlet olmuştur.</p>
<p><strong>Kaç kayıp var, elimizde nasıl bir veri tabanı var, bugüne kadar ulaşılabilen kayıp sayısı nedir?</strong></p>
<p>Kayıp sayısına ilişkin bu sorunuza şimdilik net bir cevap verebilmek mümkün değildir. Çünkü Zorla Kaybedilme, Faili Meçhuller ve Yargısız İnfazlar hukuki olarak farklı kategorize edilmektedir. Buna ilişkin halen net bir tasnif ve güncelleme yapılamadığından kesin bir sayı veremiyoruz. Sadece şunu belirtmeliyiz ki BM’nin ilgili sözleşmesinde Zorla Kaybedilme tanımına uygun olan zorla kaybedilme vakası ülkemizde yüzlerce sayı ile ifade edilmektedir. Bizim dernek olarak isimlerini dile getirdiğimiz ve yaklaşık olarak sayısını verdiğimiz kayıplar, derneğimize geçmiş tarihlerde aileleri tarafından başvuruları yapılmış olan kayıplardır. Bu konuda net bir sayıya ulaşabilmek için öncellikle devletin bütün arşivini açması gerekir. Yine özgün bir çalışma ile bütün engellemeler ortadan kaldırılırsa saha araştırması yapılarak bu muğlaklık giderilebilecektir.</p>
<p><strong>Kayıp mücadelesinde açılmış davalar var mı, nasıl gidiyor, cezasızlık politikasının delindiği, içimize su serpecek örnekler var mı?</strong></p>
<p>Zorla Kaybedilme vakasının oluşmasından sonra kayıp yakınları, çocuklarının akıbetinin ortaya çıkartılması için dönemin şartlarına göre yasal olarak ilgili yerlere başvurularda bulundular. Ancak dönemin siyasi konjonktüründen dolayı sayısız kayıp ailesi de hukuki başvuru yapmaktan imtina ettiler. 90’lı yıllarda zorla kaybedilme olaylarının artış göstermesi ile birlikte kayıp yakınları bir çözüm ve umut kapısı olarak derneğimize başvurularda bulunarak hukuki destek talebinde bulundular. Derneğimiz, kayıpların bulunması ve faillerin yargılanması için ailelere gönüllü hukuk desteğinde bulunarak açılmış birçok dava dosyasına müdahil oldu. Dosyalardaki birçok delil ve tanık beyanına rağmen maalesef devlet, zorla kaybedilme davalarında cezasızlık politikasını uygulayarak faillerin aklanmasına yardımcı olmuştur. Açılmış birçok dosyada soruşturma makamları üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyerek dava dosyalarını adeta sürüncemede bırakıp cezasızlık politikasına ön ayak olmuşlardır. Özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kayıp dosyalarında vermiş olduğu ihlallerde devletin etkili bir soruşturma yürütmemesinden dolayı ihlal kararları vermiştir. Dolayısıyla kayıp dosyalarında yaşadığımız en önemli problem etkili bir soruşturmanın yürütülmemesidir. Devlet bu konuda cezasızlık politikasını yürütürken bölge illerinde devam eden davaları batı illerine naklederek mağdur ailelere olan kamuoyunun desteğini düşürmek istemiştir. Örneklerle sabittir ki bu şekilde birçok fail dosyalarda beraat ettirilmek suretiyle aklandılar. Cezasızlık politikasının delinmesi ancak ülkedeki siyasi iklimin yumuşaması ile olabileceğine inanıyoruz. Zorla kaybedilme vakaları nasıl ki politik bir sürecin ürünü ise aynı zamanda faillerin yargılanması da devlet ve siyasi iktidarın politik tutumundaki değişim ile mümkün olabilecektir.</p>
<p><strong>100 hafta boyunca OHAL altında kapalı mekanda yaptınız buluşmaları, bu zaman nasıl geçti? Siz, aileler neler hissettiniz, nasıl kaydettiniz bu süreci? 100 haftadan sonra sokağa çıkmak, meydanda olmak nasıl bir duygu? </strong></p>
<p>Diyarbakır Kayıp yakınlarının oturma etkinlikleri 393. haftaya kadar Koşuyolu parkında sürdürüldü. Gayet barışçıl olan bu etkinlik tüm zorluklara rağmen kesintisiz bir şekilde şehrin tüm sivil, siyasi ve toplumsal dinamiklerini de içine katarak yıllarca kitlesel olarak devam etti. 15 Temmuz’dan sonra ilan edilen OHAL ve Diyarbakır Valiliği’nin yasak kararı ile birlikte yıllarca meydanlarda yapmış olduğumuz oturma etkinliğimizi kapalı bir mekânda yapmak zorunda kaldık. Birçok defa yapmış olduğumuz çağrı ve başvurulara rağmen bu yasak bir türlü kaldırılmadı. Bu yasak kararına rağmen kayıp aileleri hakikat ve adalet mücadelelerinden vazgeçmeyerek kararlılıklarını ortaya koymuşlardır. Mücadelelerini kapalı mekânda yaparak faillere önemli mesajlar vermişlerdir. Hakikatin engellemelerle örtülemeyeceğini ve bir gün mutlaka gün aydınlığında, meydanlarda bu hakikatin haykırılacağı mesajını kararlılıkları ile göstermişlerdir.</p>
<p>100 hafta sonra Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı Önünde olmak biz insan hakları savunucuları ve kayıp aileleri için tarifi imkânsız bir buluşmaydı. Çünkü bizler için Yaşam Hakkı Anıtı, bir Hakikat Meydanıydı. Kapalı bir mekânda 100 haftadır tutsak edilen hakikat, artık meydanlarda yüksek sesle haykırılıyordu. İçerde kapalı bir mekânda ellerde tutulan kayıp fotoğrafları, gün aydınlığına çıkarak faillerinin gözlerine bakıp yaşadıklarının mesajını verdiler o gün. Bizleri tekrar o meydana taşıyan annelerimizin kararlılığı ve kararlılıkla geri adım atmayan insan hakları savunucularının mücadelesi olmuştur. Dolayısıyla Koşuyolu Meydanı, kayıplarımız bulunana kadar gerçekleri, doğruları anlatmaya devam edecektir.</p>
<p><strong>Peki bundan sonra mücadeleyi nasıl sürdüreceksiniz, önümüzdeki süreçte neler yapmayı planlıyorsunuz? Kamuoyundan, devletten, sivil toplumdan beklentileriniz neler, kim ne yapmalı?</strong></p>
<p>Bu mücadelemiz kayıplarımız bulununcaya, hakikatler ortaya çıkartılıp geçmişle yüzleşme gerçekleştirilene kadar devam edecektir. Bu mücadele bizler için bir barış mücadelesi, bir demokrasi mücadelesidir aynı zamanda. Bundan sonraki süreçte hem kayıp ailelerimizin güçlü bir şekilde bu mücadeleyi sahiplenmesi hem de şehrin diğer toplumsal dinamiklerinin katılması için çalışmalarımızı sıklaştıracağız. Mücadelemizde kamusal alanı ne kadar güçlü ve geniş tutarsak bu konuda hızlı sonuç alabilme imkânımız artacaktır. Mesela Latin Amerika Ülkesi Arjantin’de Askeri Cunta sonrası sivil toplum örgütlerinin desteği ve işbirliği ile kayıp meselesinde önemli adımlar kat edilmiştir. Bu süreçlerde sivil toplum ve kamuoyu, destekleri ile kayıp ailelerini yalnızlık hissinden kurtarmayı başarmış ve mücadelelerini sürdürmelerinde pozitif enerji vermiştir. Yine sivil toplum örgütleri devlet ile toplum arasında bir köprü olma rolüne bürünerek kayıp mücadelesinin devlet ve failler nezdinde daha görünür olmasını sağlamıştır. Dolayısıyla sivil toplum ve kamuoyunun bizlerin yanında olması bu açıdan çok anlamlıdır. Ancak birlikte değiştirebileceğimize, kayıplarımızın akıbetini kolektif bir çalışma ile açığa çıkartabileceğimize inanıyoruz.</p>
<p>Devletten beklentimiz ise öncelikle zorla kaybedilme meselesinde siyasi tutumunu değiştirip cezasızlık politikasına son vermesidir. Hakikatlerin ortaya çıkartılması için meclis çatısı altında Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurup geçmişle yüzleşmesidir. Ancak devletin hakikatlerle yüzleşmesi, kayıp ailelerinin devlete olan güvenini arttıracak, acılarını bir nebze de olsa hafifletecektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/19/40-yillik-bekleyisin-yuku-cumartesi-insanlari-dayanismaya-cagiriyor/">40 Yıllık Bekleyişin Yükü: Cumartesi İnsanları Dayanışmaya Çağırıyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyarbakır Sivil Toplumu Çıkış Arıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/22/diyarbakir-sivil-toplumu-cikis-ariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Mar 2018 11:32:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Akın Birdal]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Emin Aktar]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Balıkçı]]></category>
		<category><![CDATA[İHD]]></category>
		<category><![CDATA[İHD Diyarbakır Şubesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Özer]]></category>
		<category><![CDATA[Necdet İpekyüz]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Osman İşçi]]></category>
		<category><![CDATA[Selim Ölçer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=25328</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır Sivil toplumu yaklaşık iki yıldır OHAL atmosferinde yaşamaya, bu sıkışmışlığı aşmaya çalışıyor. Bu bağlamda çeşitli toplantılar düzenleyen sivil toplum kuruluşları geçmiş deneyimleri hatırlayarak hafızayı tazeliyor, nitelikli birlikteliğin imkanlarını tartışıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/22/diyarbakir-sivil-toplumu-cikis-ariyor/">Diyarbakır Sivil Toplumu Çıkış Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>15 Temmuz 2016’da yaşanan darbe girişimi sivil toplum ve seçilmiş siyasi iradenin birlikte karşı çıkışı sayesinde akim kaldı. Sivil toplumun neredeyse tek ses halinde darbe karşıtı bir tutum alması üzerine kamuoyundaki beklenti daha sivil ve daha çoğulcu bir demokratikleşme yoluna girilmesi oldu ancak beklentinin aksine hükümet merkezileşmeyi tercih etti ve darbe girişiminden hemen sonra ilan edilen OHAL ortamında darbe girişimi ile alakası olmadığı aşikâr olan yüzlerce sivil toplum örgütü de kapatıldı. Darbe girişiminin ilk hedefleri Ankara ve İstanbul olmasına rağmen sonrasındaki tedbirlerden en çok etkilenen şehirlerin başında Diyarbakır geliyor. OHAL’in ilan edildiği tarihten bu yana onlarca sivil toplum örgütü KHK ile kapatıldı, sivil toplum örgütlerinin sokakta eylem yapmaları yasaklandı.</p>
<p>Birçok kuruluşun kapatılması ve sokağın yasak olması sebebiyle mücadeleyi azalarak ve salonlarda yürütüyor. Ancak dinamizmi salonlara sığmayan Diyarbakır sivil toplumu, sıkışmışlıktan çıkışın yollarını arıyor. Bu vesilelerle zaman zaman bir araya gelen Diyarbakır’ın önemli sivil toplum kuruluşları, geçtiğimiz günlerde Samer’in çağrısı ve İHD Diyarbakır Şubesi’nin ev sahipliğinde “Deneyimi Hatırlamak” başlığı altında bir araya geldi.</p>
<p>Çalıştayda sözü ilk alan hak savunucusu Osman İşçi, OHAL süreçlerinde sivil toplum mücadelesinden bahsetti. Sivil toplumun hareketli ve dinamik bir dünya olduğunu, gönülden destekleyeni çok olsa bile aktivizmin az katılımcısı olduğunu, siyasi iklimin aktivizme olan ilgiyi de etkilediğini anlatan İşçi, OHAL süreçlerinde raporlama ve belgeleme çalışmalarının sürmesi gerektiğini vurguladı. OHAL’in sıkıntılarından en önemlilerini sıralayan İşçi şunları söyledi: “Birincisi, öngörülemiyor. Kişinin başına ne geleceği kestirilemiyor. İkincisi, orantılı değil. Üçüncüsü, şeffaf değil. Kişiye göre muamele ediliyor.” Bu daralmışlıktan ancak ve ancak bir araya gelerek, konuşarak, deneyim paylaşarak çıkılabileceğini paylaşan İşçi, uluslararası mekanizmaları en iyi şekilde kullanmak gerektiğinin altını çizdi.</p>
<p>İşçi’den Sonra İHD eski Genel Başkanı Akın Birdal ile gazeteci Faruk Balıkçı 80’li ve 90’lı yıllarının ortamında sivil toplumu ve o döneme tanıklığı konuştular. Akın Birdal, meseleyi konuştuğumuz andaki tabloyu göstermek istediğini söyleyerek çalıştayın yapıldığı gün Selahattin Demirtaş ve gazeteci Akın Atalay’ın yargılandığı davaları hatırlattı. İHD ve DİSK’in kuruluş dönemindeki şartlardan bahseden Birdal, Vedat Aydın’ın İHD Genel Kongresi’nde Kürtçe konuşmasının salonda büyük tepkiye sebep olduğunu, katılımcıların yaklaşık yarısının salonu boşalttığını ve dernekten birçok istifanın yaşandığını hatırlatarak dünden bugüne Kürtçeye karşı tahammülsüzlük örneklerinden bahsetti ve bugünkü OHAL ortamında yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: Yüzleşme, örgütlenme, uzlaşma, sivil itaatsizlik eylemlerinde bulunma…</p>
<p>Birdal’dan sonra konuşan gazeteci Faruk Balıkçı, 90’lı yıllardan bugüne gazetecilik tecrübeleri ve tanıklıklarından söz etti. 92 yılındaki Newroz’u izlemek üzere Cizre’ye gittiklerinde, otelden beyaz bayrakla çıkmış olmalarına rağmen üzerlerine ateş açıldığını ve dönemin Sabah Gazetesi muhabirinin vurularak öldürüldüğünü aktaran Balıkçı, dosyanın da mermi çekirdeği bulunmadığı bahanesiyle kapatıldığını söyledi. Balıkçı,  o zamanki gazetecilerin şimdikinden daha tehlikeli denebilecek haberler yaptığını ancak gazetelerin susturulmadığını, bugün haber yapmasa dahi kapatıldıklarını vurgulayarak sözlerini bitirdi.</p>
<p>Çalıştayın ikinci oturumunda Mustafa Özer, Selim Ölçer, Emin Aktar ve Necdet İpekyüz kişisel ve kurumsal faaliyetleri çerçevesinde geçmişten bugüne değerlendirmelerde bulundular. Geçmiş tecrübelerin bugünkü durumdan hiçbir fark olmadığını belirten Necdet İpekyüz, “sürecin en kötü yanı sistematik oluşudur. Eskiden sansür vardı şimdi ise tekelleşme mevcut” dedi. Selim Ölçer, OHAL’in keyfilik hali olduğunu vurgulayarak bu süreçten ancak dayanışma, inanç ve umut ile çıkılabileceğini belirtti.</p>
<p>Çalıştaya Hak İnisiyatifi adına katılan Şeyhmus Özbekli, Sivil Sayfalar için şu açıklamada bulundu: &#8220;Toplantının en genç üyesi olarak bundan önceki OHAL dönemlerini yaşamadım ama dinlediklerim ve bugün maruz kaldığım OHAL ile dinlediklerimi kıyaslayınca jenerasyon farkı kapanmış diyorum. OHAL sürecinin bize öğrettiği şeyler var. Evet, bir hak mücadelesi yürütüyoruz. Bu anlamda elbette yaptıklarımız suç teşkil etmiyor ve hak savunucularına baskı hukuki değil bir zulümdür. Ama öbür yandan zulüm dalgası karşısında tek tek durmak o rüzgarın sizi fazla etkilemesi demektir. O yüzden bu gibi toplantılar vesilesiyle zor zamanlarda insan hakları savunucularının birlikteliğinin ne derece değerli ve anlamlı olduğunu tekrar tecrübe ediyoruz. Bir aradayken aslında ne kadar güçlü olduğumuzu görme şansımız oluyor. Bizler farklılıklarımızla, aynılaşmadan da bir arada bulunup ortak hareket edebiliriz, etmeliyiz de. Hak savunuculuğunun dinamik bir alan olduğunu, aktarılan örnekleri bir daha hatırlayarak zor bir alan olduğunu ve bizim bu zorluk karşısında yeni stratejiler üretmek zorunda olduğumuzu bir kere daha hissettim. Umarım gücünü haktan alan hak mücadelesi zulmün karşısında hak ettiği sonucu elde eder. Bunun için bir araya gelmeye ve çabalamaya devam etmeliyiz…&#8221;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/22/diyarbakir-sivil-toplumu-cikis-ariyor/">Diyarbakır Sivil Toplumu Çıkış Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
