<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hukuk arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/hukuk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/hukuk/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 07 Jul 2023 13:53:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Hukuk arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/hukuk/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Doğa Derneği &#8216;Hukuk ve Doğa Okulu&#8217;na Davet Ediyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/07/doga-dernegi-hukuk-ve-doga-okuluna-davet-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Jul 2023 13:53:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Doğa Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[doğa hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Adaleti]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliğiyle mücadele]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=84514</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğa Derneği, 17-18-19 Ağustos 2023 tarihlerinde doğa hakkı, iklim değişikliğiyle mücadele, iklim adaleti ve hukuka dair gelişmeleri hep birlikte tartışmayı hedefledikleri Hukuk ve Doğa Okulu'nun üçüncüsünü düzenliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/07/doga-dernegi-hukuk-ve-doga-okuluna-davet-ediyor/">Doğa Derneği &#8216;Hukuk ve Doğa Okulu&#8217;na Davet Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p class="p1">Okulda doğa savunuculuğundaki deneyimleri paylaşmak, hukuku doğa savunusunda etkin bir araç olarak kullanmak, doğa ve iklim okur-yazarlığını geliştirmek ve saha bilgilerini arttırmak için bir araya geliniyor.</p>
<p class="p1">Doğa savunuculuğu konusunda uzmanlaşmak isteyen hukukçular <b>17-18-19 Ağustos</b> <b>2023</b> tarihlerinde düzenlenecek bu üç günlük buluşmaya katılabilir.</p>
<p class="p1">Program Doğa Derneği Hukuk danışmanları <b>Özlem Altıparmak</b> ve <b>Cem Altıparmak</b> tarafından koordine edilmektedir.</p>
<h5 class="p1"><strong>Hukuk ve Doğa Okulu’nda Neler Konuşulacak?</strong></h5>
<ul class="ul1">
<li class="li3"><span class="s2">Doğa hakkı ve doğa savunuculuğunda hukukun etkin bir araç olarak kullanımı</span></li>
<li class="li3"><span class="s2">Doğa savunuculuğunda başvurulabilecek ulusal ve uluslararası hukuki mekanizmalar</span></li>
<li class="li3"><span class="s2">Türkiye’de doğa mücadelesi tarihine bakış</span></li>
<li class="li3"><span class="s2">İdari başvuru ve dava süreçleri</span></li>
<li class="li3"><span class="s2">Proje dosyası inceleme ve örnek davalar</span></li>
<li class="li3"><span class="s2">Doğa Derneği’nin savunuculuk deneyimleri</span></li>
<li class="li3"><span class="s2">Doğa ve iklim okur-yazarlığı</span></li>
<li class="li3"><span class="s2">İklim adaleti</span></li>
<li class="li3"><span class="s2">Avcılık ve doğayla uyumlu yaşam</span></li>
</ul>
<p class="p4">Yukarıdaki konuları hak temelli yaklaşımla ele alıp; Gediz Deltası ve Orhanlı Köyü JES sahasında alanında uzman kişilerle birlikte ziyaretler gerçekleştirilecek. Bu ziyaretlerin ardından doğa savunuculuğuna dair birlikte neler yapılabileceği değerlendirilecek.</p>
<h5 class="p1"><strong>Kimler Başvurabilir?</strong></h5>
<p class="p1">Doğa savunuculuğu alanında kendini geliştirmek isteyen, kolektif ve yaratıcı üretim süreçlerine uyum gösterebilen, doğa hakkı ve iklim hukuku alanında Türkiye ve Dünya’daki gelişmelere ilgi duyan;</p>
<ul class="ul1">
<li class="li6"><span class="s2">Hukuk fakültesi öğrencileri (4.Sınıf)</span></li>
<li class="li6"><span class="s2">Hukukçu akademisyenler,</span></li>
<li class="li6"><span class="s2">Stajyer avukatlar,</span></li>
<li class="li6"><span class="s2">Avukatlar</span></li>
</ul>
<p class="p1">katılımcı olarak başvurabilir.</p>
<p class="p1"><a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLScapnmA-91u83PFcfHTbWjWZyI_7N_oy6jmx2c1J_4mXgdFNg/viewform?usp=send_form" target="_blank" rel="noopener">Kayıt için buraya tıklayabilirsiniz.</a></p>
<p class="p1"><strong>Son başvuru tarihi: 23 Temmuz 2023</strong></p>
<p><a href="https://www.dogadernegi.org/23185/" target="_blank" rel="noopener">Konaklama detaylarına buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/07/doga-dernegi-hukuk-ve-doga-okuluna-davet-ediyor/">Doğa Derneği &#8216;Hukuk ve Doğa Okulu&#8217;na Davet Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Hakları İzleme Bağlamında Afete Yaklaşım: Afet Risk Azaltma</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/06/06/insan-haklari-izleme-baglaminda-afete-yaklasim-afet-risk-azaltma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jun 2023 11:18:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Afet Risk Azaltma]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa ve Toplum Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[ETKİNİZ AB Programı]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları İzleme Bağlamında Afete Yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[webinar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=84224</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hukuk, Doğa ve Toplum Vakfı (HUDOTO), Etkiniz AB Programı desteğiyle 20 Haziran'da düzenleyeceği “İnsan Hakları İzleme Bağlamında Afete Yaklaşım: Afet Risk Azaltma“ webinarına davet ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/06/06/insan-haklari-izleme-baglaminda-afete-yaklasim-afet-risk-azaltma/">İnsan Hakları İzleme Bağlamında Afete Yaklaşım: Afet Risk Azaltma</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tarih:</strong> 20 Haziran 2023, Salı</p>
<p><strong>Saat:</strong> 18:30-20:00</p>
<p><strong>Yer:</strong> Zoom Webinars– internet üzerinden</p>
<p><strong>Konuşmacı</strong>: Özlem Altıparmak (Hukuk, Doğa ve Toplum Vakfı- HUDOTO)</p>
<p><strong>Moderatör:</strong> Adem Arkadaş-Thibert (Etkiniz AB Programı)</p>
<p>*Webinarda işaret dili çevirisi bulunacaktır.</p>
<h5><strong>Webinarda Neler Konuşulacak?</strong></h5>
<p>Toplantıda aşağıdaki konu başlıklarında tartışma yürütülecek:</p>
<ul>
<li>HUDOTO afet risk azaltma konusunu neden çalışıyor?</li>
<li>Afet risk azaltma kavramı ve önemi</li>
<li>Afet risk azaltma konusunda uluslararası belgeler ve gelişmeler</li>
<li>Sendai Afet Risk Azaltma Çerçevesi</li>
<li>Sendai Çerçevesi Ara Dönem Gözden Geçirme Üst Düzey Toplantısı</li>
<li>Afet Risk Azaltma – Türkiye ve Sivil Toplum Örgütleri</li>
</ul>
<h5><strong>Webinara Katılmak İçin Ne Yapmak Gerekiyor?</strong></h5>
<p>Online olarak yürütülecek etkinliğe bilgisayar veya telefonunuzu kullanarak katılabilirsiniz. Katılmak isteyenlerin aşağıdaki bağlantıya tıklayarak kayıt formunu doldurması gerekmektedir:</p>
<div class="wp-block-buttons">
<div class="wp-block-button"><a class="wp-block-button__link has-background" href="https://us02web.zoom.us/webinar/register/WN_tvMY6QNlTDupGZe6GtBcDA" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Kaydolmak için tıklayınız!</a></div>
</div>
<p>Kayıt yaptırdıktan sonra, e-posta adresinize iletilecek olan davet linkine toplantı saatinde tıklamanız ve webinarın yürütüleceği Zoom uygulamasını bilgisayarınıza veya telefonunuza indirmeniz gerekmektedir.</p>
<p>Uygulamayı indirdikten sonra toplantıya doğrudan yönlendirilmemeniz durumunda açılacak ekrana <b>811 0039 1827 </b>kodunu girerek de katılım sağlayabilirsiniz.</p>
<h5><strong>Toplantı Sırasında Dikkat Edilmesi Gerekenler</strong></h5>
<ul>
<li>Webinara katılım 500 kişi ile sınırlıdır. 500’den fazla kayıt olması durumunda toplantı saatinde sisteme giriş yapmış olan ilk 500 kullanıcıya öncelik verilecektir.</li>
<li>Toplantıda Anlatan Eller Derneği’nden Pelin Baykan işaret dili tercümesi yapacaktır.</li>
<li>Toplantı sırasında, Zoom uygulama ekranının altında yer alan Q&amp;A sembolüne basarak yazılı sorularınızı bize iletebilirsiniz. Yazılı sorularınız derlenerek konuşmacılara iletilecektir.</li>
<li>Webinar öncesinden internet bağlantınızın kesintisiz olduğunu ve kulaklığınızın ses iletiminde bir sorun olmadığını kontrol etmeyi unutmayınız.</li>
</ul>
<p>Etkinlikle ilgili sorularınızı <a href="mailto:info@etkiniz.eu" target="_blank" rel="noreferrer noopener">info@etkiniz.eu</a> e-posta adresine gönderebilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/06/06/insan-haklari-izleme-baglaminda-afete-yaklasim-afet-risk-azaltma/">İnsan Hakları İzleme Bağlamında Afete Yaklaşım: Afet Risk Azaltma</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Toplumsal Kültürden Kaynaklanan Meseleleri Cezalarla Çözemeyiz&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/13/toplumsal-kulturden-kaynaklanan-meseleleri-cezalarla-cozemeyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Mar 2023 12:36:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[İdil Elveriş]]></category>
		<category><![CDATA[yargı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83342</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kahramanmaraş depremlerinin ardından oluşan mağduriyetleri gidermede mahkemeler ve oradan çıkacak cezaların adaleti sağlamada yetersiz kalacağından hareketle tarafların bir araya geleceği geniş kapsamlı bir komisyon[1] kurulması önerisinde bulunan Akademisyen ve Arabulucu İdil Elveriş’le dünyada benzeri durumlarda kurulan mekanizmaları konuştuk… Elveriş, ait olduğumuz toplumsal kültürden kaynaklanan meselelerin sadece cezalarla çözülemeyeceğini, bunların değişmesi için toplum olarak harekete geçilmesi gerektiğini belirtiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/13/toplumsal-kulturden-kaynaklanan-meseleleri-cezalarla-cozemeyiz/">&#8216;Toplumsal Kültürden Kaynaklanan Meseleleri Cezalarla Çözemeyiz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Kahramanmaraş depremlerinde, yargı ve adalet konusu 17 Ağustos&#8217;tan hatırladığımız gibi yine müteahhitlerin etrafında dönüyor. Sadece müteahhitlere yönelik bir yargılama adalet için yeterli olur mu? </b></p>
<figure id="attachment_83347" aria-describedby="caption-attachment-83347" style="width: 337px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-83347" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/idil-elveris-640x640.jpg" alt="İdil Elveriş" width="337" height="337" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/idil-elveris-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/idil-elveris-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/idil-elveris.jpg 700w" sizes="(max-width: 337px) 100vw, 337px" /><figcaption id="caption-attachment-83347" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Ahmet Sel</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu kadar çok aktörlü bir sektörde sadece belli kişilere sorumluluk yöneltilmesi çok doğru bir şey olmayabilir. Yani bunu bir piramit gibi düşünmek lazım. Müteahhitler en alttaki vatandaşın daha birebir muhatap olduğu kişiler. O yüzden belki erişimleri daha kolay gibi. Ama onun üstü, onun üstü, onun üstü var. Bu izni veren, denetimi yapan o şehir planını oraya koyan… İnşaat sektörünü çok iyi bilmiyorum ama genel anlamda bence buradaki temel mesele siyasal bir politikanın sonucu olan bir sektörün, bir gelişimin, siyasal şekilde tartışılmadan bunun yargıya havale edilerek ortaya çıkmış bir felaket karşılığında, belli kişilerin böyle ortaya atılarak sanki bir adalet gerçekleşecekmiş gibi yapılıyor. Bunu, ‘müteahhitlerin bir sorumluluğu yoktur, onlar pir-ü paktır’ anlamında  söylemiyorum. Fakat yüz bine yakın insanın öldüğü tahmin ediliyor. Bu yüz bine yakın insanın kaç tanesi dava açabilecek? Bunu ispatlayacak? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Vatandaşların erişiminin kolay olmadığı, yıllarca sürecek, masraf yapılacak, usullerini anlamadığı bir sistemin içerisine çekilmesi olarak görüyorum ben bunu. Olay sadece müteahhitler meselesi değil. Ya da onların üstündeki insanlar değil, asıl mağdurların düşünülmesi gerekiyor. Biz sorumlulara kitleniyoruz. Ama o sorumluluğu belirlemenin yargısal yoldan geçtiği sanrısına kapıldığımızda zaten evini, ailesini, şehrini kaybetmiş insanlardan bir de yıllar sürecek süreçlere girmelerini istiyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gölcük&#8217;te, İzmit&#8217;te, İstanbul&#8217;da açıldı davalar. Ne oldu sonunda? İnsanların duygusu, adalet duygusu, tatmin oldu mu? Hayır. Zaten buradaki meselelerden bir tanesi de biz intikamcı bir yaklaşımla &#8216;o da hapse girsin o da sürünsün&#8217; ile mi çözeceğiz bunu? Böyle çözülmüyor ki. </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><b>Sadece faillere odaklanıldığında mağdurlar bir bakıma göz ardı mı ediliyor?</b><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Ceza yargılamasındaki temel mesele bu. Ceza yargılaması sanık hakları üzerine dönen bir şey. Yani ben sizi suçluyorum. Siz kendinizi savunuyorsunuz. Sizi savunan birisi var. Sizin lehinizde, aleyhinizde deliller toplanıyor. Sanık hakları üzerine dönen bir süreç ya tabii bunun bir sürü tarihsel sebebi var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İki kişi arasındaki, hadi bilemediniz üç dört kişi arasındaki süreçler için planlanmış bir süreç, yargı süreci. Bu kadar çok mağdurun olduğu yerlerde çok işe yarayacak bir şey değil ve tekrar söylüyorum; sanık hakları üzerinden giden bir şey. Mağdurlar oraya gidip sanığın aleyhine bir şey söyleyen birisi durumuna düşüyorlar. Bir tanık gibiler adeta ama yargılama için gerekli olan dışında onların dile gelmesini, acılarını, hikayelerini anlatabilecekleri bir platform değil yargılama ve mahkeme. O yüzden de zaten bütün araştırmaların gösterdiği birçok ülkede yapılan yargılama sürecinden en mutsuz olan kişiler şaşırırsınız, sanıklar değil, mağdurlar. Sanıkların olmasını bekleriz. Hayır, sanıklar o kadar mutsuz değil. En mutsuz olanlar mağdurlar. Çünkü dile gelmiyorlar ve söyledikleri şeye inanılmıyor. Sanık haklarından dolayı. Sorgulanıyorlar vesaire. Bir kez geldin konuştun. Hadi ondan sonra git otur bekle. Bunun kişilerin adalet duygusunu tatmin etmesi ya da onlara ses vermesi, söz vermesi, söz konusu değil.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><b>Soma örneğini de yaşadık. Bu tip afetler veya kazalarda dünyadaki örneklere baktığımızda ne gibi mekanizmalar oluşturuluyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yapılan şeylerden bir tanesi bu, benim de dile getirmeye çalıştığım komisyon örneğiydi özellikle Amerika&#8217;da bunun yapıldığını biliyoruz. 11 Eylül saldırılarından sonra ama onun öncesinde de böyle toplu ölüm ya da acı yaşandığı zaman, bunların böyle mahkeme süreçlerinde sürüncemede bırakılmasından ziyade mağdurların dile gelmesi önemseniyor. Zaten cezacılar daha iyi bilirler. Son yirmi otuz senede herhalde mağdur hakları yönünde acayip bir gelişme oldu. Dolayısıyla komisyon tarzı süreçler ki bunu Güney Afrika&#8217;dan ve başka ülkelerden de biliyoruz. Mağdurların dile gelmesini sağlayan süreçler. Tabii ki sanıklar da dile geliyor ve buradan toplumsal bir öğrenme gerçekleştirilmeye çalışılıyor. Bu komisyonda önerdiğim şey biraz 11 Eylül&#8217;ün benzeri, yani sadece bir hakikat dile gelsin. ‘Mağdurlar dile gelsin’in ötesinde bir de bir ödeme yapılsın. Bir tazminat belirlensin, bunun çeşitli formülleri olabilir. Bu insanlar yirmi sene daha yaşasaydı, kırk sene daha yaşasaydı kaç para kazanırdı? Nasıl bir hayat sürerdi? Bunların hepsi matematiksel şeyler olabilir ama onun ötesinde burada bir tazminatın ötesinde deminden beri vurguladığım bir dile gelme meselesi var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mesela Londra&#8217;da yetmiş, yüz kişinin yandığı, öldüğü bir facia gerçekleşti yirmi beş katlı bir binada. Ve kaç zamandır hem, &#8216;itfaiye nasıl cevap verdi? Acil hizmetler nasıl cevap verdi? Binanın yönetimi nasıl cevap verdi?&#8217; Vesaire diye konuşuluyor insanlarla ve burada da yargısal bir süreç olmadığı için herkes herkesi suçlayacak, buradan bana dönecek keser sap döner diye düşünülmediği için de bu proseslerde gerçeğin daha ortaya çıkması sağlanmaya çalışılıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şunu tekrar tekrar sormamız lazım; bizim amacımız suçlu aramak mı? Yoksa bu olayların tekrarlanmasını engellemek mi? Yoksa mağdurların dile gelmesini mi sağlamak? </span></p>
<p><b>Önerdiğiniz barış süreçlerindeki hakikat komisyonları gibi bir komisyon mu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Benim önerdiğim komisyon biraz 11 Eylül&#8217;dekine benziyor. Çünkü mağdurlarla konuşuyor. Çünkü mağdurlar sadece para almak istemiyorlar. Yaşadıklarını anlatmak istiyorlar. Ses istiyorlar, söz istiyorlar. Dolayısıyla ben böyle bir şeyi düşündüm. Yani insanlar konuşabilsin. Ama belli bir onarım da sağlasınlar, tazmin de sağlasınlar. Hem sözleriyle hem de bir ödemeyle ama asıl toplum da öğrensin, çünkü bu toplum da bunun bir parçası. Ailemizde kat çıkmamış, izinsiz bir şey yapmamış, onu oraya katmamış, sonra cezasını öderim diye düşünmemiş, hadi ben de bunu böyle halledeyim dememiş insan var mı? Toplum da bunun bir parçası. E toplum da birtakım şeyleri öğrenmek durumunda ki hepimiz buradan bir sonuç çıkartalım. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Eğer sorunları farklı şekilde konuşmayı ve sorun için toplumu angaje etmeyi öğrenirsek o zaman ceza süreçlerini bu kadar fazla kullanmak zorunda kalmayız.</span></p></blockquote>
<p><b>Sivil toplum bu konuda yani mağdurlara odaklı bir adalet mekanizması için ne yapabilir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bence sivil toplumun cezacılığı ve ceza odaklılığı bırakması gerekiyor. Biz her şeyi cezayla, toplumsal uzlaşmayla, konuşmayla, barışmayla bir araya gelerek, konuşarak çözmeyi unuttuk. Bizim bunları konuşmamız, böyle mekanizmaları düşünmemiz ve bir yerlerden başlamamız gerekiyor. Çünkü öbür türlü çok eleştirdiğimiz devletin sürekli kucağına itilip duruyoruz, yani ceza demek, kolluk demek, savcılık demek. Hepimizin iyi işlemediğini bildiğimiz mekanizmalara tekrar tekrar düşmek demek. Ama biz eğer sorunları farklı şekilde konuşmayı ve sorun için toplumu angaje etmeyi öğrenirsek o zaman ceza süreçlerini bu kadar fazla kullanmak zorunda kalmayız. Bugün hayvanlara yapılan işkenceyi bile yine cezayla çözmeye çalışıyoruz. Ama kadına şiddet vakasını eve gönderen kolluk, ‘ya köpek için mi buraya geldiniz?’ deyip oraya başvuran insanları da geri gönderecek ya da herkese eşit muamele yapmayacak. Dolayısıyla bizim bu devlet, kolluk, polis mekanizmasından topluma dönmemiz gerekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yani toplumu ikna ederek toplumu harekete geçirerek bir şeyler yapmamız gerekiyor. Nitekim bunun örnekleri de var. Toplum zaten, ‘hadi kalkın gidelim’ demeden kendiliğinden depremzedeler için bir şey yapmak için angaje oldu. Dolayısıyla toplumda öyle bir kaynak var bence. Sadece bunun doğru yerlere yöneltilmesi lazım. Bizim topluma dememiz lazım ki ‘evet kadınlar taciz edilmesin’ ama kadınları taciz eden erkekleri utandıracak bir mekanizma var mı bu toplumda? Yani siz erkekler olarak bu adamla aynı masada oturup kahvede pişpirik oynamaya devam ediyorsanız o adam bundan dolayı bir hicap duymayacak. Bizim toplumsal anlamda sadece devletten değil, devletin her şeyi kriminalize etmesiyle değil, toplumsal anlamda ne yapabileceğimizi düşünmemiz, bu değişim için mücadele etmemiz gerekiyor. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Eşitsizlikten, adaletsizlikten, ataerkiden, şundan, bundan kaynaklanan yani hepimizin ait olduğu toplumsal kültürün parçası olmamızdan kaynaklanan meseleleri cezalarla çözemeyiz.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Right to be diye bir sivil toplum kuruluşu var Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde. Kadınların sokakta ya da başka yerlerde sadece kadınların da değil tabii ki başka grupların, bireylerin de tacize uğraması karşısında, mağdurlara nasıl destek olunabileceğine ilişkin toplumu bilinçlendirmeye çalışıyor. Onlar da kriminalizasyona, cezaya karşılar çünkü bu ceza meselesinin özellikle azınlıklara karşı daha farklı uygulandığını, diğerlerine karşı daha sert yani onlara karşı daha sert uygulandığını biliyorlar ve toplumun ataerkiden, şundan, bundan kaynaklanan meselesinin sadece birilerine ceza verilerek çözülmeyeceğini savunuyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bence bizim de toplum olarak gelmemiz gereken yerler buralar. Eşitsizlikten, adaletsizlikten, ataerkiden, şundan, bundan kaynaklanan yani hepimizin ait olduğu toplumsal kültürün parçası olmamızdan kaynaklanan meseleleri cezalarla çözemeyiz. Bunların değişmesi için toplum olarak bir şey yaparsak çözebiliriz diye düşünüyorum.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><b>Eklemek istediğiniz bir şey var mı? </b><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Devletten bahsediyoruz. İktidar böyle. Ama muhalefet de böyle. Muhalefet de düşünüyor ki yirmi sene önce yargımız çok iyiydi, çok bağımsızdı. Dolayısıyla ‘biz yargıyı düzelteceğiz. Her şey çok güzel olacak.’ yaklaşımından muhalefetin de uzaklaşması gerektiğini düşünüyorum açıkçası. Yani bütün dünyada bu tarz şeylerin konuşulmasının, tartışılmasının bir sebebi var. Biz hep bütün problemlerimizi Türkiye&#8217;ye has zannediyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey yok. Bunlar niye konuşuluyor? Tam da yargı sisteminin hantallığından konuşuluyor. Bu sadece bir iktidar meselesi değil. Bu her şeyin yargısal mekanizmalarla çözüleceğini sanma yanılgısını muhalefetin de bırakması gerektiğini düşünüyorum açıkçası.</span></p>
<p><em>[1] https://www.politikyol.com/mahkemelerde-sorumlu-aramak-yerine-deprem-komisyonu-kurulmali/</em></p>
<p>Kapak görseli: James Heimer</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/13/toplumsal-kulturden-kaynaklanan-meseleleri-cezalarla-cozemeyiz/">&#8216;Toplumsal Kültürden Kaynaklanan Meseleleri Cezalarla Çözemeyiz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ulusalüstü ve Uluslararası İnsan Hakları Hukukunun Ulusal Hukukta Uygulanmasına Yönelik Bilgi ve Deneyim Aktarım Seminerleri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/09/26/ulusalustu-ve-uluslararasi-insan-haklari-hukukunun-ulusal-hukukta-uygulanmasina-yonelik-bilgi-ve-deneyim-aktarim-seminerleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Sep 2022 11:53:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları Gündemi Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[seminer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81851</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan Hakları Gündemi Derneği (İHGD), insan hakları ve demokrasi konularında bütüncül bir yaklaşıma ulaşmak isteyen avukatlara yönelik, özellikle kriz dönemlerinde insan hakları ve demokrasi mücadelesi içinde yargı uygulamalarının kalitesini artırmak amacıyla online seminerler düzenliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/09/26/ulusalustu-ve-uluslararasi-insan-haklari-hukukunun-ulusal-hukukta-uygulanmasina-yonelik-bilgi-ve-deneyim-aktarim-seminerleri/">Ulusalüstü ve Uluslararası İnsan Hakları Hukukunun Ulusal Hukukta Uygulanmasına Yönelik Bilgi ve Deneyim Aktarım Seminerleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5 style="font-weight: 400;"><strong>Bu Eğitim Kimler İçin?</strong></h5>
<ul>
<li>Avukatlık meslek faaliyeti içinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi&#8217;ni kullanan, hak ihlali iddiasıyla müvekkilinin başvurusunu Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde takip etmek isteyen,</li>
<li>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)&#8217;nde düzenlenen kimi hakları daha yakından tanıyarak iç hukukta da bu bilgisini kullanmak isteyen,</li>
<li>Eğitim konularında deneyimlerini ve gözlemlerini diğer meslektaşlar ile paylaşarak farklı görüşleri ve bakış açılarını tanımak isteyen, avukatlar ve stajyer avukatlar için.</li>
</ul>
<p style="font-weight: 400;">Eğitimler<strong> çevrimiçi (online)</strong> olarak gerçekleştirilecektir.</p>
<h5 style="font-weight: 400;"><strong>Hangi Konu Başlıkları Öne Çıkıyor? Kimler Var Bu Seminerlerde?</strong></h5>
<ul>
<li style="font-weight: 400;">AİHM ve AYM&#8217;ye bireysel başvuru usulü</li>
<li style="font-weight: 400;">AİHS sistemi ve  dikkat edilmesi gerekenler</li>
<li style="font-weight: 400;">Yaşam Hakkı</li>
<li style="font-weight: 400;">İfade Özgürlüğü</li>
<li style="font-weight: 400;">İşkence Yasağı</li>
<li style="font-weight: 400;">Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkı</li>
<li style="font-weight: 400;">Adil Yargılanma Hakkı</li>
<li style="font-weight: 400;">Ayrımcılık Yasağı</li>
<li style="font-weight: 400;">Mülkiyet Hakkı</li>
</ul>
<p style="font-weight: 400;">Bu başlıklardaki konular; Av.Orhan Kemal Cengiz, Av.Mehmet Nur Terzi, Av.Özlem Yılmaz, Av.Beydağ Tıraş Öneri ve Dr.Günal Kurşun tarafından sunulacaktır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ayrıntılı seminer programı seçilen katılımcılara seminerlerden önce gönderilecektir.</p>
<h5 style="font-weight: 400;"><strong>Katılımcılar Nasıl Belirlenecek?</strong></h5>
<p style="font-weight: 400;">Katılımcıların seçiminde başvuru tarihi, mesleki tecrübe, cinsiyet/cinsel yönelim/cinsiyet kimliği dağılımı dengesi dikkate alınacaktır. Seminerler, sadece  deneyimli başvuruculara yönelik olmayacaktır. Amaç; deneyimsiz ve deneyimli meslektaşların dengeli dağılımını gözeterek bilgi ve deneyim paylaşımını teşvik etmektir.</p>
<h5 style="font-weight: 400;"><strong>Nerede, Ne Zaman, Ne Kadar Sürecek?</strong></h5>
<p style="font-weight: 400;">Seminerler, kameralar açık olmak şartıyla bilgisayar üzerinden görüntülü olarak gerçekleştirilecek olup cep telefonu ile katılım mümkün olmayacaktır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Seminerler 10 -16 Ekim  arası 7 gün boyunca, her gün  17.00-18.30 saatleri arasında sürecektir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Katılım 25 kişi ile sınırlı ve  tamamen ücretsizdir.</p>
<h5 style="font-weight: 400;"><strong>Nasıl Başvurulur?</strong></h5>
<p style="font-weight: 400;">Başvuru formuna <a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSfg1Eo5aggI_gKnPvqNlOHm-puGo_aDFMRCRo0dBYpdDfQxFg/viewform" target="_blank" rel="noopener">buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Son başvuru tarihi: 1 Ekim 2022</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Başvuruların sonuçlandırılması ve katılımcılara dönüşler: 05-06 Ekim 2022</p>
<p style="font-weight: 400;">Seminer Programının amacı doğrultusunda oturumlara tam katılımınız önemlidir. Katılım belgesi, seminerlerdeki  7 oturumun en az 6’sına katılanlara verilecektir.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong><em>Katılım belgesi almış olanlar, İnsan Hakları Gündemi Derneği’nin İzmir ofisinde 18-19 Kasım 2022 tarihlerinde  yüz yüze yapılacak karar tartışmaları çalışmasına öncelikli olarak kabul edileceklerdir</em></strong>.</p>
<p style="font-weight: 400;">Detaylı bilgiye <a href="https://rightsagenda.org/" target="_blank" rel="noopener">buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/09/26/ulusalustu-ve-uluslararasi-insan-haklari-hukukunun-ulusal-hukukta-uygulanmasina-yonelik-bilgi-ve-deneyim-aktarim-seminerleri/">Ulusalüstü ve Uluslararası İnsan Hakları Hukukunun Ulusal Hukukta Uygulanmasına Yönelik Bilgi ve Deneyim Aktarım Seminerleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın ve Çocuk Hakları Merceğinden Yargı Paketi&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/10/kadin-ve-cocuk-haklari-merceginden-yargi-paketi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kadri İnce]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Jul 2021 09:35:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[4. Yargı Paketi]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet Sistemini İzleme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinayeti]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72622</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adalet Sistemini İzleme Derneği'nden Avukat Kadri İnce, Meclis'te kabul edilerek yasalaşan 4. Yargı Paketi'ni kadın ve çocuk hakları üzerinden değerlendirdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/10/kadin-ve-cocuk-haklari-merceginden-yargi-paketi/">Kadın ve Çocuk Hakları Merceğinden Yargı Paketi&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kamuoyunda ‘4. Yargı Paketi’ olarak bilinen, 7331 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Meclis’te kabul edilerek yasalaştı. Ceza hukukundan vergi hukukuna pek çok alanda farklı düzenlemeler getiren bu torba kanunun ‘İnsan Hakları Eylem Planı’nın etkili bir şekilde uygulanmasını amaçladığı ifade edildi. Peki düzenleme neler getiriyor? Özellikle temel insan hakları, kadın ve çocuk hakları açısından önem içeren düzenlemeleri olumlu-olumsuz yönleriyle irdelemekte yarar var.</p>
<h5><strong>Tutuklama İçin Somut Delil Aranma Şartı</strong></h5>
<p>Kamuoyunda ‘katalog suçlar’ olarak bilinen, tutuklama kararının daha kolay verilebildiği suçlar açısından tutuklama kararı verilebilmesi için ‘somut delil’ aranacak. Aslında bu düzenlemeyle adalet sistemimizde varsayıma dayalı, delilsiz şekilde tutuklama yapıldığı üstü kapalı olarak kabul edilmiş olundu. <strong>Ancak bu düzenleme pratik anlamda bir değişiklik getirmeyecektir. </strong>Çünkü katalog suçlar yönünden tutuklama yapılabilmesi için ‘kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı’ aranıyor. Şüphenin kuvvet derecesini gösteren yegane unsur ise delillerdir. Yani aslında (tutuklama için yeterli sebepten) kuvvetli şüpheden bahsedebilmek için dosyada somut delil olması gerekiyor.</p>
<blockquote><p>Uygulamanın kötü olmasının en önemli nedeniyse hakimlerin denetleyici makamı olan HSK’nın siyasi nitelik taşıyan yapısından kaynaklanmaktadır. Aksi halde onlarca delile rağmen tutuklanmayan kişileri ya da delilsiz bir şekilde ömrünü cezaevinde geçiren masumları görüp kahrolmaya devam edeceğiz.</p></blockquote>
<p>Özellikle kadın ve çocuk hakları savunucularının bu düzenleme yönüyle bazı kaygıları var: Katalog suçlar arasında cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı gibi suçlar da yer alıyor. Acaba faillere tahliye yolu mu açılıyor? Tutuklamalar bu yönüyle zorlaştırılıyor mu?  Öncelikle şunu belirtmekte yarar var: Düzenlemede doğrudan bu suçları ilgilendiren, tutuklamayı zorlaştıran bir madde yok. Yukarıda anlattığımız gibi somut delil şartının aranması, somut olarak bir değişiklik de getirmiyor. Taşınan kaygının önemli sebebi, mağdur beyanından başka delil bulunmayan dosyalarda, beyanların somut delil sayılmayıp, failin tutuklanmaması böylelikle de cezasızlığın yolunun açılacağı düşüncesi. Ancak yeni düzenlemenin bu sonuca kapı açacağını düşünmüyorum. Çünkü çoğunlukla hakimler bu tip suçlarda delil toplamanın güç olduğunun farkındalar. <strong>Bu noktada önemli olan husus, cinsel saldırı-çocuğun cinsel istismarı suçlarında hangi olguların somut delil sayılabileceğinin Yargıtay tarafından adil, durumun şartlarına uygun bir şekilde belirlenmesinde yatmaktadır. </strong>Çünkü kararı verecek sulh ceza hakimi, delilleri irdelerken Yargıtay’ın konuyla ilgili kararlarını dikkate alacaktır.</p>
<p>Eklemek gerekir ki, tutuklama kararlarıyla ilgili olan esas sorun yargı erki üzerindeki baskıdan kaynaklanmaktadır. Bu baskı sosyal medyadan da gelebildiği gibi çoğunlukla kuvvetler ayrılığı hiçe sayılarak yürütme erkinden gelmektedir. Hakimin bağımsızlığı gerçek anlamda tesis edilmelidir. Şüphesiz hakimlerin aldığı kararlar sorgulanamaz değildir. Ancak bu kararlardaki denetleme hukuk çerçevesinde yapılmalıdır. Sorunlar yasalarda değil, uygulamada yatmaktadır. Uygulamanın kötü olmasının en önemli nedeniyse hakimlerin denetleyici makamı olan HSK’nın siyasi nitelik taşıyan yapısından kaynaklanmaktadır. Aksi halde onlarca delile rağmen tutuklanmayan kişileri ya da delilsiz bir şekilde ömrünü cezaevinde geçiren masumları görüp kahrolmaya devam edeceğiz.</p>
<p>Tutuklamaya yönelik yapılan bir diğer düzenleme ise, hakimin tutuklama kararı verirken adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı kanaatinde olması şartı aranmasıdır. Aslında bu düzenleme de malumun ilanı niteliğindedir. Çünkü tutuklama teknik olarak ‘son çare niteliğinde’ bir <u>tedbirdir</u>. Yani hakim öncelikli olarak adli kontrol uygulamasına gitmelidir. Aksi halde vereceği karar yargısız infaz haline dönüşür. Sonuç olarak bu düzenlemenin uygulamaya dönük bir etkisi bulunmadığı kanaatindeyim.</p>
<blockquote><p>Kadınlar eski eşlerinden daha çok flört, nişanlı, eski sevgili vb. şekilde birlikte olunan erkekler tarafından öldürüyor ya da şiddetine uğruyor. Öyleyse nitelikli hal düzenlemesi bu kişileri de kapsamasıyla daha anlamlı bir hal alacaktır.</p></blockquote>
<h5><strong>Ev Hapsinde Geçen Sürenin Yarısı İnfazdan Düşecek</strong></h5>
<p><strong> </strong>Düzenlemede infaz hukukunu ilgilendiren, özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili olan bir düzenleme de ev hapsinde geçen her iki günün, mahkumun hapiste geçirmesi gereken bir güne karşılık mahsup edilmesi hususudur. Bu düzenlemenin gerekli ve yerinde olduğu kanaatindeyim. Çünkü yargılama sürecinde özgürlüğünden mahkum bırakılan ama cezaevinde de olmayan –gri bir bölgede bulunan- kişiler var ve bunların sayıları hiç de az değil. Bu yönde bir mahsuplaşma yapılması, bireylerin özgürlük ve güvenlik hakları açısından olumlu bir kazanım.</p>
<p>Ayrıca yeni düzenleme ile beraber getirilen adli kontrol tedbirinin süre bakımından sınırlanması hususu olumludur. Bu tedbirler bireylerin özgürlüğünü etkileyen ve uzun yargılama süreçlerinde kaldırılmayan, incelenmeyen hususlardan. Bireylerin çeşitli haklarına ihlal derecesinde yapılan müdahale bu yönüyle biraz daha kısıtlı bir hal aldı.</p>
<h5><strong>Bazı Suçların Boşanılan Eşe Karşı İşlenmesi Nitelikli Hal Sayıldı</strong></h5>
<p><strong> </strong>Kasten öldürme, yaralama, eziyet, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının eşe karşı işlenmesi nitelikli hal olarak sayılıyor ve ceza arttırılıyor. Getirilen düzenleme ile ‘boşanılan eşe’ karşı işlenen bu suçlar da nitelikli hal kapsamına alındı. Kadına yönelik şiddet ve cinayet eylemlerinde faillerin kayda değer bir kısmının eski eş olduğu görülmektedir. Bu bağlamda kadına yönelik şiddetin önüne geçmek açısından bu düzenleme olumlu olmakla beraber kanaatimizce yeterli değildir.</p>
<p>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun raporuna göre; 2020 yılında öldürülen <strong>300 kadının 97’si evli olduğu erkek, 54’ü birlikte olduğu erkek, 38’i tanıdık birisi, 21’i eskiden evli olduğu erkek tarafından öldürüldü.</strong> Yani aslında kadınlar eski eşlerinden daha çok flört, nişanlı, eski sevgili vb. şekilde birlikte olunan erkekler tarafından öldürülüyor ya da şiddete uğruyor. Öyleyse nitelikli hal düzenlemesi bu kişileri de kapsamasıyla daha anlamlı bir hal alacaktır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/10/kadin-ve-cocuk-haklari-merceginden-yargi-paketi/">Kadın ve Çocuk Hakları Merceğinden Yargı Paketi&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Orhan Gazi Ertekin: &#8220;Ciddi Bir Hukuk Hareketi Sorunumuz Var&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/10/orhan-gazi-ertekin-ciddi-bir-hukuk-hareketi-sorunumuz-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cafer Solgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 May 2019 11:32:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Demokrat Yargı Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Gazi Ertekin]]></category>
		<category><![CDATA[YSK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38524</guid>

					<description><![CDATA[<p>Demokrat Yargı Derneği Eşbaşkanı Yargıç Orhan Gazi Ertekin, "Bir hukuk hareketi sorunumuz var. Bunun bir istisnası barış akademisyenlerinin oluşturduğu dava izleme ve haber platformlarıdır. Takip ettiğim kadarıyla davaları olağanüstü bir emek ve mesai ile takip ediyorlar." dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/10/orhan-gazi-ertekin-ciddi-bir-hukuk-hareketi-sorunumuz-var/">Orhan Gazi Ertekin: &#8220;Ciddi Bir Hukuk Hareketi Sorunumuz Var&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Demokrat Yargı Derneği Eşbaşkanı Yargıç Orhan Gazi Ertekin, YSK&#8217;nın İstanbul seçimleriyle ilgili kararı vesilesiyle yargı, hukuk ve adalet ile ilgili sorularımızı yanıtladı.</span></p>
<p><b>YSK&#8217;nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini yenileme kararı, bu bir ihtimal olarak konuşuluyor olsa da, kamuoyunda şaşkınlık ve tepkiyle karşılandı. Neden?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-38526 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/OrhanGaziErtekin2.jpg" alt="" width="231" height="347" />Şaşkınlık ve tepki, sanırım olağan bir hukuki mekanizmanın yeni ve olağanüstü bir kararla kesintiye uğramasından çok hukuksuzlukların her gün daha da keskinleşmesi neticesinde &#8220;Bu kadarı da olmaz artık&#8221; hissiyatının yükselmesi ile ilgili. Şaşkınlık bazen suskunluk ile tamamlanır bazen ise tepki ile. YSK kararı birincisi beklenirken ikincisine yol açtı. Şaşkınlık ve tepki genellikle iki farklı siyasal durumun içinden yükselir. Ya rutin işleyen bir hukuki süreci kesintiye uğratan bir istisnai hukuki karar nedeniyle ya da hukuksuzluğun temel bir yönetime dönüştüğü anlarda bir “yeter artık” deme biçimi olarak. Bu tür durumlarda “yeter artık” demek hem tahammülün ve tahammülle yaşamanın sınırına gelindiğini hem de korku ile cesaret arasındaki mesafenin iyice daralarak itirazdan başka bir seçenek kalmadığını gösterir. Bu haliyle şaşkınlık ve tepki yaratıcı bir siyaset anının yükseldiğine de işarettir. Ben şimdi tam bu anda olduğumuz kanaatindeyim. Bu haliyle süregelen hukuksuzlukların artık sürdürülebilirlik ihtimali kalmamıştır ve şaşkınlık bugün tepki ile buluşarak halkın en dinamik gücü olarak devrededir.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Cumhuriyet düzeninin temel kültürel, siyasal ve ideolojik üretiminin yürütüldüğü bir orta sınıf kamusu olarak hukuk ve adliye işliyordu. Muhaliflere ve Kürtlere uygulanan hukuk ise onları pek ilgilendirmiyordu. Yani kısaca şunu söyleyebiliriz: Cumhuriyette hukuk ve fiziksel şiddet yan yana idi. İki hukuklu iki anayasalı bir yapı vardı. Şimdi ise artık “tek hukuk” var, tek anayasa var. </span></p></blockquote>
<p><b>Yargıya, yargı kurumlarına güven konusunda bir &#8220;aşınma&#8221; gözlemliyor musunuz siz de? Bu yönde eğilimlerin arttığı söyleniyor/gözlemleniyor. Bunun nedenlerini nasıl değerlendirirsiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumhuriyet hukuku adliye ile kontrgerillanın ortak ve uyumlu yaşamına dayanıyordu. Dolayısıyla ikili bir hukuk kompartımanına sahip idi. Her ikisinin yetki sınırları belirlenmişti ve bu sınırları geçmeye yeltenen kişi her daim cezalandırılırdı. Ne yazık ki hakimlerden neredeyse tek bir kişi adliyenin belirlenmiş alanından çıkıp kontrgerillanın alanına girmeye kalkışmıştır ve ikili hukuk yapısı ve mekanizması tarafından katledilmiştir. Doğan Öz&#8217;den bahsediyorum. Doğan Öz işte cumhuriyetin bu ikili hukukuna karşı koyan savcıydı. Sonuç ortadan kaldırılması oldu. Bu ikili yapıda olağan bir hukuk ve adliye vardı ve burada hukuk biçimsel ölçekleri ile uygulanırdı. Örneğin karakolda size işkence yapılırdı. Sonra adliyeye giderdiniz orada işkence altındaki ifadeniz göz önüne alınmazdı genellikle. Buna karşılık adliyede işkence konusunda ise hiç bir şey yapılmazdı. İşkenceciler hakkında soruşturma yapılmazdı. İşkenceyi yok etmeye çalışan bir yargı olmamıştır Türkiye yargısı. Onunla belirli bir mesafede ama yan yana yaşamıştır. Kuşkusuz bu siyasi meseleler için geçerlidir. Diğer yandan Kürtler için bu ikili ayrım daha az anlam ifade ediyor ve hem adliye hem de kontrgerilla birbirine daha yakın anlamlara gelmekteydi. Buna karşılık Cumhuriyet düzeninin temel kültürel, siyasal ve ideolojik üretiminin yürütüldüğü bir orta sınıf kamusu olarak hukuk ve adliye işliyordu. Muhaliflere ve Kürtlere uygulanan hukuk ise onları pek ilgilendirmiyordu. Yani kısaca şunu söyleyebiliriz: Cumhuriyette hukuk ve fiziksel şiddet yan yana idi. İki hukuklu iki anayasalı bir yapı vardı. Şimdi ise artık “tek hukuk” var, tek anayasa var. Adliyesi ve hukuku çökmüş bir yapıdan artık sadece fiziksel şiddet unsuru ve kapasitesi kalmıştır. Dolayısıyla eskiden hukuk vardı. Cumhuriyetin orta sınıflarının hukukuydu bu. Ama şimdi o hukuk çöktü. Şu halde hukukta aşınmadan öte bir sorun var. Biz önceden cumhuriyete karşı “ikili hukuku” nedeniyle mücadele ediyorduk. Hukuk dışı kontrgerilla şiddetinin tasfiyesini istiyorduk. 82 anayasası ile terörle mücadele yasasının yan yana duramayacağım söylüyorduk. Tek anayasa tek hukuk diyorduk. İktidar 15 Temmuz’dan sonra gerçekten tek hukuka indirdi. Ama istediğimizin tersine genellikle beğenmediğimiz 82 anayasasını kaldırdı. Elde sadece terörle mücadele yasası kaldı. Türkiye’nin tek anayasası artık terörle mücadele yasasıdır. Adliye ile paramiliter örgütlerin birlikte varlığını sürdürdüğü ikili yapı da bitti. Artık adliye kalmadı.  Artık herkes terörle mücadele yasasının konusudur. En trajik olan ise cumhuriyetin orta sınıflarının hukuku kaybetmiş olmalarıdır, ki diğerleri için aynı ölçüde bir kaybetmeden söz etmek mümkün değildir. Hukuk açısından en gerçek kayıp cumhuriyetin orta sınıflarınındır. Diğerleri ise hukuku uygulamayan ama kendilerine geçici bir ferahlama imkanı veren bir Adliye sahasını kaybetmişlerdir. Kürtler için ise herhangi bir kayıp ve kazançtan söz edilemez. Sonuç olarak cumhuriyetin hiç övünülemeyecek ikili hukuku bitti. Tek hukuka dönüştü. Ama bu ilerleme değil bir gerileme olarak yaşandı. Bunun cumhuriyet hukukunu haklı ve ilerici kılmayacak bir gerileme olduğunu da ekleyelim&#8230;</span></p>
<p><b>Adalet Krizinin Derinleşmesi&#8230;</b></p>
<p><b>Yargı, neticede &#8220;adalet&#8221; kavramıyla/değeriyle ilgili bir kurum. Mahkeme salonlarında da &#8220;Adalet mülkün temelidir&#8221; levhası vardır. Bir toplumda adalet duygusu zedelenmişse, zedelenirse ne olur?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yapılan araştırmalar insanların hangi durum ve derecede olursa olsun haksızlık ve eşitsizlik karşısında derin bir huzursuzluk içine düştüğünü gösteriyor. Bu huzursuzlukların nasıl bastırıldığı önemli. Güç ilişkileri tam bu anda devreye girer ve huzursuzluk şiddetle bastırıldıkça mantığı  gereği daha da açığa çıkar. Bütün despotik yönetimlerin çelişkisi budur. Eşitsizliği normalleştirmeye çalıştıkça giderek büyüyen bir inat kendi kolektif patlamasına ulaşır. Çünkü ölçeğin, dengenin son YSK kararı örneğindeki gibi sürekli ve gündelik çıkarlarla değişmesi, değiştirilmesi huzursuzluğun artmasına ve her gün yeni toplulukların huzursuzlar korosuna katılmasına yol açar. Sonuç  adaletsiz düzenin dışarıdan yıkılması değilse eğer kesin olarak öz yıkımıdır. Biz şimdi her ikisini birlikte yaşıyoruz. Hem dışarıdan bir yıkım hem de öz yıkımdır bu. Adaletin mekanik ve matematik olmadığını gösterir bu durum. Adaletin pek de boş geçilmeyecek yaratıcı bir sosyal ve siyasal güdü tarafından harekete geçirildiğini düşünebiliriz böylece. Bu eksiklik duygusu tamamlanmadığı sürece adalet krizi derinleşecektir ve yeni cevaplar ve çözümler talep etmeye devam edecektir&#8230;</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Ne yazık ki çok fazla hukuk hareketini üstlenen sivil toplum grupları ve örgütleri yok maalesef. Bunun önemli bir sonucu Türkiye’de bir siyaset hukukunun yaratılmamış olmasıdır. Yurttaşlığa dayalı ve bundan kaynaklanan bir hak iddiası ileri sürülemiyor. Düşman siyasi grupları bir kamunun içinde bir araya getirecek asgari yurttaşlık hukukuna sahip değiliz. </span></p></blockquote>
<p><b>&#8220;BAK İzleme Platformları Bir Hukuk Hareketine Dönüştü&#8221;</b></p>
<p><b>Yargı, hukuk, adalet sorunlarımız bağlamında sivil toplumun mevcut durumunu nasıl değerlendirirsiniz? Sivil toplum ne kadar etkili? Siyasi gündemi, siyaset kurumunu ne denli etkileyebiliyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-38527 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/OrhanGaziErtekin3.jpg" alt="" width="374" height="187" />Gerçek bir hukukun veya daha iddiasız bir söyleyişle anayasal bir yönetimin asıl kurucu unsurlarından birisi hukuk hareketleridir. Hatta resmî hukuk ve yargı kurumlarından daha önemli bir unsurdur bu. Bir hukuk hareketinin olmadığı yerde hukuk olmaz. Adalet hareketinin olmadığı yerde adalet olmaz.  Türkiye’nin hukuk ve yargı sorunlarından birisi de buradadır. Ciddi bir hukuk hareketi sorunumuz var. Bunun bir istisnası barış akademisyenlerinin oluşturduğu dava izleme ve haber platformlarıdır. Takip ettiğim kadarıyla davaları olağanüstü bir emek ve mesai ile takip ediyorlar. Gerçek bir sivil toplum grubu, bir hukuk hareketi yaratmış durumdalar. Bu davalarda dikkat ederseniz hukuk hareketinin varlığı avukatların varlığının bile önüne geçmiş durumdadır ve eğer ilerde bir yeni hukuk imkanı doğacaksa barış akademisyenleri hukuk hareketinin önemli katkıları olacaktır buna. Hakikat ve Hafıza Merkezi de önemli işler yürütüyor. Ama ne yazık ki çok fazla hukuk hareketini üstlenen sivil toplum grupları ve örgütleri yok maalesef. Bunun önemli bir sonucu Türkiye’de bir siyaset hukukunun yaratılmamış olmasıdır. Yurttaşlığa dayalı ve bundan kaynaklanan bir hak iddiası ileri sürülemiyor. Düşman siyasi grupları bir kamunun içinde bir araya getirecek asgari yurttaşlık hukukuna sahip değiliz. Doğrusunu söylemek gerekirse Türkiye bir millete sahip olan, kendi topluluklarını yurttaşlıkla bir araya getirebilen bir ülke de değil. Geçenlerde bir araştırmacı arkadaşım Emrah Denizhan &#8220;Aslında bir ulus devlet de değiliz&#8221; demişti. O da doğru. Millet, yurttaşlık çoğu zaman belirli politik grupların operasyonel hareketlerinde işe yarar sıradan enstrümanlar aslında. Millet ve yurttaşlığın gerçek bir ağırlığı yok. Bunu şöyle de anlayın. Türkiye’de bir hukuk da yok&#8230;</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/10/orhan-gazi-ertekin-ciddi-bir-hukuk-hareketi-sorunumuz-var/">Orhan Gazi Ertekin: &#8220;Ciddi Bir Hukuk Hareketi Sorunumuz Var&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğa ve Hukuk Konferansı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/23/doga-hukuk-konferansi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Nov 2017 08:35:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa ve Hukuk Konferansı]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Raoul Wallenberg Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Düşünce Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20267</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Raoul Wallenberg Enstitüsü ve Yeşil Düşünce Derneği&#8216;nin ortak konferansında aşağıdaki sorulara yanıt aranacak. Ekolojik krizin her gün daha fazla hissedildiği bugünlerde hukukun rolü ne olmalı? Uluslararası kurumların ve anayasa mahkemelerinin doğaya ve çevre hakkına bakış açısı ne? Doğanın, çevrenin ve kentlerin hukuk tarafından ne kadar korunabiliyor? PROGRAM: 14.30 – 15.15 Baskut Tuncak (Birleşmiş Milletler)* Doğanın [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/23/doga-hukuk-konferansi/">Doğa ve Hukuk Konferansı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.bahcesehir.edu.tr/icerik/detay/link/3940-hukuk-fakultesi" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi</a>, <a href="http://rwi.lu.se/istanbul-office/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Raoul Wallenberg Enstitüsü</a> ve <a href="http://yesildusunce.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Yeşil Düşünce Derneği</a>&#8216;nin ortak konferansında aşağıdaki sorulara yanıt aranacak.</p>
<p>Ekolojik krizin her gün daha fazla hissedildiği bugünlerde hukukun rolü ne olmalı? Uluslararası kurumların ve anayasa mahkemelerinin doğaya ve çevre hakkına bakış açısı ne? Doğanın, çevrenin ve kentlerin hukuk tarafından ne kadar korunabiliyor?</p>
<p><strong>PROGRAM:</strong></p>
<p>14.30 – 15.15<br />
<strong>Baskut Tuncak</strong> (Birleşmiş Milletler)*<br />
Doğanın Korunmasında Uluslararası Boyut<br />
* Sunum İngilizce yapılacak ve çeviri olmayacaktır.</p>
<p>15.15 – 15.30 Ara</p>
<p>15.30 – 16.30<br />
<strong>Doç.Dr Sevim Budak</strong> (İstanbul Üniversitesi)<br />
Avrupa Birliği Adalet Divanı Kararlarında Çevrenin Korunması<br />
<strong>Doç.Dr Pelin Pınar Özden</strong> (İstanbul Üniversitesi)<br />
Kent Hakkı Bağlamında Türkiye’de Kentlerin Dönüşümü</p>
<p>16.30 – 17.00 Ara</p>
<p>17.00 – 18.30<br />
Karşılaştırmalı Anayasa Yargısında Çevre Hakkı<br />
Türkiye – <strong>Yard.Doç.Dr Serkan Köybaşı</strong> (Bahçeşehir Üniversitesi)<br />
Amerika Birleşik Devletleri – <strong>Av. İnsu Tezkan</strong><br />
Fransa – <strong>Mustafa Ekrem Tolgay</strong> (BAU – Kamu Hukuku Doktora Programı)<br />
Almanya – <strong>Araş.Gör. Salih Özkan</strong> (Karadeniz Teknik Üniversitesi)</p>
<p><strong>Doğa ve Hukuk Konferansı</strong><br />
<strong>Tarih:</strong> 30 Kasım Perşembe // 14.30 – 18.30<br />
<strong>Mekan:</strong> Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü</p>
<p>Facebook etkinlik sayfası için <a href="https://www.facebook.com/events/126758821325986/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayın</a>.</p>
<p>Kaynak:<a href="http://siviltoplum.la/doga-ve-hukuk-konferansi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> siviltoplum.la</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/23/doga-hukuk-konferansi/">Doğa ve Hukuk Konferansı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Ayrımcılık Karşıtı Sempozyum&#8217; 1-11 Aralık&#8217;ta Ankara&#8217;da</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/10/ayrimcilik-karsiti-sempozyum-1-11-aralikta-ankarada/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Oct 2017 09:51:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[AIDS]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık Karşıtı Sempozyum]]></category>
		<category><![CDATA[HIV]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[KAOS-GL Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=19116</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaos GL Derneği’nin her yıl “İnsan Hakları Haftası”nda düzenlediği “Ayrımcılık Karşıtı Sempozyum”un altıncısı 1-11 Aralık 2017 tarihleri arasında Ankara’da yapılacak. Sempozyumda LGBTİ’lerin hukuk, sosyal hizmet, sağlık başta olmak üzere kamu hizmetlerine erişimleri tartışılacak Ayrımcılık Karşıtı Sempozyum bu sene çalıştaylar şeklinde örgütlenecek. LGBTİ Hukuk Çalıştayı Ayrımcılık Karşıtı Sempozyum, LGBTİ Hukuk Çalıştayı ile başlayacak. LGBTİ’lerin adalete erişimi, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/10/ayrimcilik-karsiti-sempozyum-1-11-aralikta-ankarada/">&#8216;Ayrımcılık Karşıtı Sempozyum&#8217; 1-11 Aralık&#8217;ta Ankara&#8217;da</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kaos GL Derneği’nin her yıl “İnsan Hakları Haftası”nda düzenlediği “Ayrımcılık Karşıtı Sempozyum”un altıncısı 1-11 Aralık 2017 tarihleri arasında Ankara’da yapılacak. Sempozyumda LGBTİ’lerin hukuk, sosyal hizmet, sağlık başta olmak üzere kamu hizmetlerine erişimleri tartışılacak</p>
<p>Ayrımcılık Karşıtı Sempozyum bu sene çalıştaylar şeklinde örgütlenecek.</p>
<p><strong>LGBTİ Hukuk Çalıştayı</strong></p>
<p>Ayrımcılık Karşıtı Sempozyum, LGBTİ Hukuk Çalıştayı ile başlayacak. LGBTİ’lerin adalete erişimi, LGBTİ’lere yönelik insan hakları ihlallerindeki ceza indirimleri ve cezasızlık kültürü uluslararası konukların katılımı ile tartışmaya açılacak. Adana, Mersin, İzmir ve Ankara başta olmak üzere birçok şehirden avukat çalıştayda yer alacak.</p>
<p><strong>Mülteci Hukuk Çalıştayı</strong></p>
<p>Kaos GL Mülteci Destek Programı’nın ev sahipliğinde yapılacak çalıştaya farklı ülkelerden mültecilik alanında çalışan hukukçular ve Türkiye’den genelde mülteci özelde ise LGBTİ mültecilik alanında çalışan hukukçular davet edilecek. İki gün sürecek çalıştayda özellikle LGBTİ mültecilerin hukuk alanında Türkiye’de karşılaştıkları sorunları hukukçularla birlikte tartışmaya açılacak. 30’u aşkın avukatın katılması beklenen çalıştaya Adana, Mersin ve İzmir başta olmak üzere mülteci alanında çalışan hukukçular davet edilecek.</p>
<p><strong>Uluslararası Mülteci Sivil Toplum Örgütleri Çalıştayı</strong></p>
<p>Mültecilik alanında çalışan uluslararası örgütlerle işbirliği olanaklarının tartışmaya açılacağı çalıştaya özellikle Türkiye’de mültecilik alanında çalışan sivil toplum örgütleri davet edilecek. 20 sivil toplum örgütünün katılımı beklenen çalıştayda uluslararası alanda LGBTİ mültecilik alanında çalışan örgütlerin deneyim aktarımı yapması hedefleniyor. Türkiye’den LGBTİ mültecilik alanında çalışan sivil toplum örgütleri de davet edilecek.</p>
<p><strong>2017 Medya Değerlendirme Forumu</strong></p>
<p>Kaos GL Medya İletişim Programı kapsamında gerçekleştirilen Medya Okulları’na katılan muhabir ve yazarlar ile KaosGL.org’a gönüllü katkı veren kişilerin katılımı ile gerçekleştirilecek medya forumunda hem KaosGL.org hem de ana akım medya değerlendirilecek ve gelecek senelere ilişkin öneriler toplanacak.</p>
<p><strong>LGBTİ Örgütlere Yönelik HIV/AIDS Kapasite Geliştirme Toplantısı</strong></p>
<p>LGBTİ Örgüt temsilcilerine ve Kaos GL Muhabirlerine yönelik HIV/AIDS farkındalık geliştirme eğitimi yapılacak. Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin, Bursa, Antalya’dan LGBTİ örgüt temsilcileri ve muhabirlerin katılımı hedefleniyor.</p>
<p><strong>HIV/AIDS ve Sosyal İçerme Çalıştayı</strong></p>
<p>Sağlık politikaları ve vatandaşlık ilişkisi HIV/AIDS üzerinden tartışmaya açılacak. Uluslararası alanda HIV/AIDS alanında yapılan çalışmalar, Türkiye’de HIV/AIDS alanında çalışan sivil toplum örgütlerinin çalışmalarının aktarılacağı çalıştayda aynı zamanda LGBTİ örgütlenmelerinin HIV/AIDS alanında farkındalığının geliştirilmesi hedefleniyor.</p>
<p><strong>Eşitlik Politikaları ve Yerel Yönetimler Çalıştayı</strong></p>
<p>Kaos GL Derneği’nin Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği ile birlikte yürüttüğü “Türkiye’deki Belediyelerde LGBTİ Eşitlik Politikalarının Güçlendirilmesi” programı kapsamında düzenlenen Yerel Düzeyde Savunuculuk Çalıştayı’nda uluslararası alanda iyi örnekler ve Türkiye’de yerel yönetim alanında çalışan sivil toplum örgütleri ve belediyelerin bir araya gelmesi hedefliyor.</p>
<p><strong>Sosyal İçerme Çalıştayı</strong></p>
<p>Farklı şehirlerden LGBTİ alanında çalışmak isteyen sosyal hizmet uzmanlarının katılımı ile gerçekleştirilecek çalıştaya özellikle İngiltere’de LGBTİ alanında çalışan sosyal hizmet akademisyenleri davet edilecek. İki gün sürecek çalıştayda LGBTİ’lerin sosyal hizmetlere erişimi ve sosyal içerme konusunda odaklanılacak.</p>
<p><strong>Ayrımcılık Karşıtı Sempozyum Sivil Toplum Forumu</strong></p>
<p>Ankara’dan insan hakları alanında çalışan sivil toplum örgütlerinin katılımı ile gerçekleştirilecek sivil toplum forumunda ise Türkiye’de genel olarak insan hakları ve LGBTİ hakları ve Ankara yerelinde LGBTİ haklarının durumu tartışmaya açılacak.</p>
<p><strong>İlgili uzmanlar sempozyum hakkında detaylı bilgi almak için <a href="mailto:dernek@kaosgldernegi.org" target="_blank" rel="noopener noreferrer">dernek@kaosgldernegi.org</a> adresine mail atabilir.</strong></p>
<div> Kaynak: <a href="http://www.kaosgl.org/sayfa.php?id=24728" target="_blank" rel="noopener noreferrer">KAOSGL</a></div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/10/ayrimcilik-karsiti-sempozyum-1-11-aralikta-ankarada/">&#8216;Ayrımcılık Karşıtı Sempozyum&#8217; 1-11 Aralık&#8217;ta Ankara&#8217;da</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Günümüzde Avrupa Birliği ve Avrupa Değerleri Eğitimi Sertifika Programı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/09/gunumuzde-avrupa-birligi-avrupa-degerleri-egitimi-sertifika-programi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Oct 2017 11:15:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[AB]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Friedrich Naumann Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Okan Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[sertifika programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=19062</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Friedrich Naumann Vakfı, Okan Üniversitesi Avrupa Birliği Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Zeynep Alemdar eğitmenliğinde &#8220;Avrupa Değerleri, AB’nin İşleyişi ve Türkiye-AB İlişkileri&#8221; eğitimleri düzenliyor. Vakfın ilanı şöyle: 28 Ekim-16 Aralık 2017 tarihleri arasında Okan Üniversitesi Avrupa Birliği Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Zeynep Alemdar eğitmenliğinde 8 haftalık, Avrupa Değerleri, AB’nin İşleyişi ve Türkiye-AB İlişkileri&#8221; eğitimimiz [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/09/gunumuzde-avrupa-birligi-avrupa-degerleri-egitimi-sertifika-programi/">Günümüzde Avrupa Birliği ve Avrupa Değerleri Eğitimi Sertifika Programı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Friedrich Naumann Vakfı, Okan Üniversitesi Avrupa Birliği Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Zeynep Alemdar eğitmenliğinde &#8220;Avrupa Değerleri, AB’nin İşleyişi ve Türkiye-AB İlişkileri&#8221; eğitimleri düzenliyor. Vakfın ilanı şöyle:</p>
<p><strong>28 Ekim-16 Aralık 2017 </strong>tarihleri arasında Okan Üniversitesi Avrupa Birliği Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü <strong>Doç. Dr. Zeynep Alemdar</strong> eğitmenliğinde 8 haftalık, <strong>Avrupa Değerleri, AB’nin İşleyişi ve Türkiye-AB İlişkileri&#8221;</strong> eğitimimiz başlamaktadır. Eğer sen de Avrupa’yla ilgili bilgilerini tazelemek, finansal krizden bu yana Avrupa’nın kendi içinde çektiği zorlukları tartışmak, Avrupa’nın ve Avrupa’nın değerleri olarak kabul edilen özgürlük, demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü gibi kavramların nerede nasıl algılandığı üzerine düşünmek istiyorsan bize katıl.</p>
<p><strong>Son başvuru tarihi: <u>19 Ekim 2017</u></strong></p>
<p><strong>Eğitim Yeri:</strong> Friedrich Naumann Ofisi – Cumhuriyet Cad. 107/2 Elmadağ- Taksim</p>
<p>Dersler her Cumartesi 11:00-14:30 arasında gerçekleşecektir. Herhangi bir ücret talep edilmeyecektir.</p>
<p>Başvuru için <a href="mailto:turkey@fnst.org" target="_blank" rel="noopener noreferrer">turkey@fnst.org</a> adresine, <strong>Avrupa Değerleri Eğitimi/ Sertifika Programı“</strong> başlığı ile özgeçmişini ve bir paragraflık niyet yazını yollaman yeterli.</p>
<p>Katılım <strong>25 </strong>kişi ile sınırlıdır. İlk başvurular dikkate alınacaktır.</p>
<p><strong><u>Eğitim, üç ana bölümden oluşacak;</u></strong></p>
<ol>
<li><strong><u>Bölüm – 5 ders:</u></strong> AB’nin kuruluş felsefesi, kurumlar ve üretilen politikalar</li>
<li><strong><u>Bölüm – 6 ders:</u></strong> Dünyadaki gelişmeler, dönüşen anlayışlar ve AB</li>
<li><strong><u>Bölüm – 3 ders:</u></strong> Türkiye-AB ilişkileri özelinde tarihsel süreç ve güncel sorunlar</li>
</ol>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/09/gunumuzde-avrupa-birligi-avrupa-degerleri-egitimi-sertifika-programi/">Günümüzde Avrupa Birliği ve Avrupa Değerleri Eğitimi Sertifika Programı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
