<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hopa arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/hopa/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/hopa/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Jan 2018 12:56:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Hopa arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/hopa/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Lazca&#8217;nın iade-i itibara ihtiyacı var&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/27/lazcanin-iade-i-itibara-ihtiyaci-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Evrim Kepenek]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Nov 2017 13:46:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan Avcı]]></category>
		<category><![CDATA[Ardeşen]]></category>
		<category><![CDATA[Arhavi]]></category>
		<category><![CDATA[Fındıklı]]></category>
		<category><![CDATA[Hopa]]></category>
		<category><![CDATA[Kazım Koyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[Laz]]></category>
		<category><![CDATA[Lazca]]></category>
		<category><![CDATA[Mihriban M'çaputolepeşi]]></category>
		<category><![CDATA[Rize]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20361</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Lazlar hep gülünen, komedi öğesi, anlamayan biri olarak tarifleniyor. Şu anda bile güncel dizilere bakınca durum böyle. Laz’ın dilini yok sayarak bir ‘gülme’ objesi haline getirme durumu var. Lazların hapsedilmeye çalışıldığı Temel karakteri bile Laz değil, Temelis ya da Temelois ismi ile Pontuslu bir Rum. Bunu biraz olsun Kazım Koyuncu ile aştık&#8221; Rize’nin Pazar, Ardeşen, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/27/lazcanin-iade-i-itibara-ihtiyaci-var/">&#8220;Lazca&#8217;nın iade-i itibara ihtiyacı var&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Lazlar hep gülünen, komedi öğesi, anlamayan biri olarak tarifleniyor. Şu anda bile güncel dizilere bakınca durum böyle. Laz’ın dilini yok sayarak bir ‘gülme’ objesi haline getirme durumu var. Lazların hapsedilmeye çalışıldığı Temel karakteri bile Laz değil, Temelis ya da Temelois ismi ile Pontuslu bir Rum. Bunu biraz olsun Kazım Koyuncu ile aştık&#8221;</strong><span id="more-21434"></span></p>
<p>Rize’nin Pazar, Ardeşen, Fındıklı ilçeleri ile Artvin’in Hopa ve Arhavi ilçelerinde konuşulan Lazca’yı bugün yaklaşık 250 bin kişinin bildiği söyleniyor. Ancak, Karadeniz’in diğer kadim dilleri gibi Lazca da asimilasyon politikalarının etkisi altında. Yerel dillerin güçlendirilmesi için 2013 yılında başlatılan çözüm sürecinde Rize’nin ilçelerinde başlayan seçmeli ders olan Lazca dersi talep azlığı nedeni ile kapanmış durumda. Ancak, Lazca’nın peşinden giden bir grup genç İstanbul’da Lazca üzerine çalışmalar yapıyor, Laz kimliği üzerine araştırmalar yapıyor. Bu gençlerden Adnan Avcı ve Mihriban M&#8217;çaputolepeşi, Laz dilinin geleceği ve önemini Sivil Sayfalar’a anlattı. “Doğayı koru Lazca’yı yaşat” diye mesaj veren ikili, Lazca’nın iade-i itibara ihtiyacı olduğu görüşünde.</p>
<figure id="attachment_20362" aria-describedby="caption-attachment-20362" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-20362 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/11/IMG-20171125-WA0004-01-300x242.jpeg" alt="" width="300" height="242" /><figcaption id="caption-attachment-20362" class="wp-caption-text">Adnan Avcı</figcaption></figure>
<p>Yok olan her dil ve kimlik için sorumlu olarak cumhuriyetin kuruluş yılları gösterilir. Adnan Avcı, buna, 1910’lu yıllarda da Lazlar’ın kendi dillerine yabancı olduğu bilgisini de ekliyor. “Bunu Rus dil bilimci  Nikolay Marr&#8217;ın 1910’da yazdığı kitapta verilen örneklerden anlıyoruz” diyen Avcı’nın sözlerine Mihriban M&#8217;çaputolepeşi şu cümleleri ekliyor: “Evet dilin yasaklanması söz konusuydu. Bazı öğretmenler okullara geldiklerinde çocukları Lazca konuşunca azarlıyordu. Aileler fakirdi ve çocuklarının dışlanmasını istemiyorlardı, Türkçe öğrenip okumasını istiyorlardı. Anne ve babalar çocuklarının Lazca konuşmasını istemiyordu. Biz, o anne ve babaların çocuklarıyız”</p>
<p>Avcı ve M&#8217;çaputolepeşi dili aile içinde öğrenip kendi çabaları ile geliştirmişler. Elbette yaşadıkları coğrafyanın da büyük katkısı olmuş kendi dillerini öğrenmelerinde ancak, her ikisi de özellikle kendi kimliklerini fark ettiklerinden bu alana daha çok yoğunlaşmışlar. M&#8217;çaputolepeşi bu konudaki bir anısını şöyle anlatıyor: “İlkokula gittiğimde okulda Kürt ve Ailevi çocuklar vardı. Onlar bunu saklıyordu. O zamanki çocuk aklımla Kürtlüğün ve Aleviliğin kötü bir şey olduğunu düşünüyordum. Lazca’ya kayan bir şivem yoktu ama Laz olduğumu biliyordum. Ergenlik dönemlerimde tam olarak dilimi öğrenmem gerektiğini düşündüm ve yoğunlaştım”</p>
<p><strong>‘Kazım Koyuncu Laz diline yeni bir ivme kazandırdı’</strong></p>
<p>Avcı’ya göre Laz dilinin en acil ihtiyacı iade-i itibar. Cumhuriyet döneminden önce de Hacivat Karagöz gibi oyunlar da dahil Laz kimliğinin bir gülme öğesi olarak kullanıldığını anlatan Avcı, “Lazlar hep gülünen, komedi öğesi, anlamayan biri olarak tarifleniyor. Şu anda bile güncel dizilere bakınca durum böyle. Laz’ın dilini yok sayarak bir ‘gülme’ objesi haline getirme durumu var. Lazların hapsedilmeye çalışıldığı Temel karakteri bile Laz değil, Temelis ya da Temelois ismi ile Pontuslu bir Rum. Bunu biraz olsun Kazım Koyuncu ile aştık. Lazlar’ın&#8217; celiyrum cidiyrum&#8217; şivesinde konuşmayan farklı bir dili olan halk olduğunu anlatabildik” diyor. Mihriban da Lazca’nın iade-i itibarının ancak somut adımlarla olabileceğini belirterek, “Mesela aileler Lazca konuşmaya başlamalı. Lazca öğrenilme noktasındaki engeller kaldırılmalı. Seçmeli Lazca dil dersleri artırılmalı” diyor.</p>
<figure id="attachment_20363" aria-describedby="caption-attachment-20363" style="width: 229px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" class="wp-image-20363 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/11/IMG-20171125-WA0008-229x300.jpg" alt="" width="229" height="300" /><figcaption id="caption-attachment-20363" class="wp-caption-text">Mihriban M&#8217;çaputolepeşi</figcaption></figure>
<p>“Eğer iade-i itibar olursa aileler çocuklarının Lazca öğrenmesi için harekete geçer. Lazca’yı korumak o coğrafyayı korumaktan da geçer. Bu nedenle doğayı koru Lazca’yı yaşat ” diyen Avcı’nın sözünü Mihriban M&#8217;çaputolepeşi tamamlıyor: “İngilizce öğrenmek nasıl önemli bir hale getirildiyse Lazca da ancak bu şekilde önemli hale gelir. Lazca’nın utanılacak bir dil olmadığı resmi kurumlarca da kabul edilmesi Lazca tabelaların olması, hayatın Lazca ilerlemesi, Laz dilinin daha da geniş kitlelere yayılmasına neden olacaktır”</p>
<p>Avcı, Lazca&#8217;ya itibarının iade edilmesi için acil olarak yapılması gerekenleri şu şekilde sıralıyor: Yer adlarının ve soyadlarının iadesi ile beraber resmi tabelaların da çok dilli olması , TRT gibi devlet kurumlarının Lazca yayın yapması, Lazcanın ana sınıfından yüksek öğretime eğitim hayatında yerini alması ve belirli üniversitelerde Laz dili eğitim ve araştırma kürsülerinin kurulması, resmi dairelerde Lazca dilekçelerin kabul edilmesi ve hepsinin yanında Lazca&#8217;nın Türkiye&#8217;de konuşulan diğer diller gibi anayasal güvence altına alınması.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/27/lazcanin-iade-i-itibara-ihtiyaci-var/">&#8220;Lazca&#8217;nın iade-i itibara ihtiyacı var&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Doğayı savunmak suç değildir&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/31/dogayi-savunmak-suc-degildir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Evrim Kepenek]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Oct 2017 06:00:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Artvin]]></category>
		<category><![CDATA[Cemil Aksu]]></category>
		<category><![CDATA[Gor Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hemşin]]></category>
		<category><![CDATA[Hopa]]></category>
		<category><![CDATA[Nurcan Vaviç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=19712</guid>

					<description><![CDATA[<p>Artvin Hopa’da, Cemil Aksu ve Nurcan Vaviç&#8217;in “sosyal medya” paylaşımları gerekçe gösterilerek tutuklanmasına tepki gösteren yaşam savunucuları,  &#8220;Doğayı savunmak suç değildir” diyerek çiftin serbest bırakılmasını istediler. Artvin Hopa’da “sosyal medya” paylaşımları gerekçe gösterilerek 23 Ekim’de Nurcan Vayiç, 25 Ekim’de de yazar ve doğa savunucusu eşi Cemil Aksu tutuklanınca sekiz yaşındaki çocukları Arev, tek başına kaldı. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/31/dogayi-savunmak-suc-degildir/">&#8220;Doğayı savunmak suç değildir&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Artvin Hopa’da, Cemil Aksu ve Nurcan Vaviç&#8217;in “sosyal medya” paylaşımları gerekçe gösterilerek tutuklanmasına tepki gösteren yaşam savunucuları,  &#8220;Doğayı savunmak suç değildir” diyerek çiftin serbest bırakılmasını istediler.</strong></p>
<p>Artvin Hopa’da “sosyal medya” paylaşımları gerekçe gösterilerek 23 Ekim’de Nurcan Vayiç, 25 Ekim’de de yazar ve doğa savunucusu eşi Cemil Aksu tutuklanınca sekiz yaşındaki çocukları Arev, tek başına kaldı. Şimdilik dayısı Coşkun Vayiç ve teyzesi Hülya Vayiç’in gözetiminde olan Arev için pedagoglardan destek alınması için girişimler başlatıldı. “Arev yalnız değil biz onun yanındayız. Ama hiçbir çocuk için anne ve babasının yerini tutabilecek kimse yoktur. Bu kararları verenlerin çocukları yok mu?” diyen soran dayı Vayiç, Cemil Aksu ve Nurcan Vayiç’in biran önce serbest bırakılmasını istedi.</p>
<p>Yeşil Feminist Ayla Şeşan da, Cemil ve Nurcan’ın aslında herkesin yapması gerekeni yaptıklarınıyani doğaya<img decoding="async" class=" wp-image-22157 alignright" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/10/kitap_kapak1-610x874-1.jpg" alt="" width="206" height="295" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/kitap_kapak1-610x874-1.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/kitap_kapak1-610x874-1-320x458.jpg 320w" sizes="(max-width: 206px) 100vw, 206px" /> sahip çıktıklarını belirterek, “ Yaşadıkları doğaya ve geleceklerine sahip çıktılar. Suç işlemediler. Doğayla barışık olmak, korumak suç değildir. Hopa&#8217;nın doğasını savunurken aslında kendi geleceklerine ve Arev&#8217;in de geleceğine sahip çıkmış oldular.Tüm Hopalı gençler ve çocuklar için doğru bir şey yaptılar. Yaşamı savunmak suç değildir.Bu nedenle derhal serbest bırakılmalı ve Arev de anne ve babasına kavuşmalı” dedi.</p>
<p>Karadeniz’de ekoloji ve politik mücadelenin önemli isimlerinden olan Cemil ve Nurcan’ın tutuklanmasına, Karadeniz’deki sivil toplum örgütlerinden de tepki geldi. Cemil Aksu, Hemşin kültürünü yaygınlaştırmak ve yaşatmak için kurulan Hemşin<br />
Kültür Dergisi GOR’un Yayın Kurulu üyesi. Bu nedenle de ilk tepki GOR yöneticilerinden geldi. Tutuklamaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirten GOR yöneticileri, Cemil ve Nurcan’ın biran önce serbest bırakılmasını talep etti. GOR Dergisi yayın yönetmeni müzisyen Hikmet Akçiçek, “Cemil siyasi kimliğinin ötesinde bizim açımızdan ekoloji kültür; tarihi politika konularında derinlikli, kapsayıcı akademik düzey tutturarak yazan önemli bir yazardır. Cemil’in tutuklanması onun bu entelektüel yönüne bir saldırıdır. Derhal serbest bırakılmasını istiyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>Topaloğlu: Hiçbir evrensel hukukla izah edilemez</strong></p>
<p>Yaşam savunucusu Ensar Topaloğlu da, Arev’in anne ve babasının aynı anda tutuklanmasının hiçbir evrensel hukuk kuralı ile bağdaşmayacağını belirtti. “Hopa’da olan olaylar devlet aklının hala Hopa’dan intikam alma derdinin sürdüğünün kanıtı gibi” diyen Topaloğlu,  yaşananların anlamsız ve açıklanamaz olduğu görüşünde. Yaşam savunucusu iki insanın bu şekilde cezalandırılarak talanın boyutlarının görmezlikten gelineceğinin sanıldığını belirten Topaloğlu, “Hopa’da direniş ve birlik beraberliğin hala var olduğu ortak aklıdan korktuğu için bu oluşan ortam devletin Hopa halkına gözdağı verdiğini düşündürüyor” diye konuştu. Cemil ve Nurcan tutuklanınca yalnız kalan Arev’in durumuna da dikkat çeken Topaloğlu son olarak şöyle konuştu:  “Devlet Arev’den intikam alıyor olmamalı iki gün arayla anne ve babasının tutuklanması evrensel bir hukukla izah edilemez”</p>
<p><strong>Cemil Aksu kimdir?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-20922 alignleft" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/10/cemil.jpg" alt="" width="312" height="208" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/cemil.jpg 400w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/cemil-320x214.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 312px) 100vw, 312px" /></p>
<p>Yaşam savunucusu ve yazar. 1996 yılında politik suçlamalarla tutuklandı. 2004 yılında serbest bırakıldıktan sonra Anadolu Üniversitesi Kamu Yöneti</p>
<p>mi bölümünü bitirdi. İstanbul Bilgi Üniversitesi Felsefe bölümünde yüksek lisans yaptı. 2008-2011 arasında Biryaşam-yerel tarih, folklor, biyografi ve coğrafya dergisinin editörlüğünü yaptı. Yerel tarih, kimlik, ekoloji ve sosyalist siyaset üzerine yazıları yayınl</p>
<p>andı. “Karadeniz’in Sol Köşesi: Hopa” adlı, Hopa’nın sol tarihine dair yaptığı araştırma Karardı Karadeniz’de (ed. Uğur Biryol, İletişim Yayınları, 2012) yayınlandı. “Kimlikler, Çıkarlar,</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-20923 alignright" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/10/Nurcan1.jpg" alt="" width="344" height="215" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/Nurcan1.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/Nurcan1-320x199.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 344px) 100vw, 344px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Siyasetler: Karadeniz Siyasetine Hopa’dan Bakmak” (Meryem Özçep’le birlikte) yazısı Değişen Karadeniz’i Anlamak (der: Deniz Yıldırım ve Evren Haspolat, Phoenix Yayınevi 2016) kitabında yer aldı. Gor-Hemşin Kültürü Dergisi’nde yayın kurulu üyesi.</p>
<p><strong>Nurcan Vayiç</strong></p>
<p>Hopa doğumlu. Ege Üniversitesi’nde okudu. Uzun yıllardır Hopa’da kadın hakları üzerine çalışıyor. Aynı zamanda Hopa’nın önemli kadın politikacılarından ve yaşam savunucusu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/31/dogayi-savunmak-suc-degildir/">&#8220;Doğayı savunmak suç değildir&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
