<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Herkes İçin Ruh Sağlığı Derneği arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/herkes-icin-ruh-sagligi-dernegi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/herkes-icin-ruh-sagligi-dernegi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 01 Feb 2021 08:58:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Herkes İçin Ruh Sağlığı Derneği arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/herkes-icin-ruh-sagligi-dernegi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>“Kriz Anında Çözümün Bir Parçası Olduk”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/01/kriz-aninda-cozumun-bir-parcasi-olduk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2021 08:58:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Herkes İçin Ruh Sağlığı Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir depremi]]></category>
		<category><![CDATA[psikososyal destek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=64850</guid>

					<description><![CDATA[<p>Herkes için Ruh Sağlığı Derneği (RUSAG) kurucularından Aslı Macit, İzmir depreminin ardından Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinatörlüğünde yürüttükleri psikososyal destek programını değerlendirirken, “Dernek olarak kriz anında çözümün bir parçası olduğumuzu düşüyoruz. Umuyoruz ki bir daha böyle bir şey yaşanmasın” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/01/kriz-aninda-cozumun-bir-parcasi-olduk/">“Kriz Anında Çözümün Bir Parçası Olduk”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sizi tanıyabilir miyiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Merhabalar, ben Aslı Macit. Psikoloğum ve 2 seneyi aşkın süre içerisinde psikolog olarak önce çocuklarla çalıştım. Şu anda iş hayatında ruh sağlığı çerçevesinde; çalışan ruh sağlığı ve özellikle de ruhsal ve zihinsel engelli statüsündeki kişilerin istihdamı üzerine çalışıyorum. Aynı zamanda Herkes İçin Ruh Sağlığı Derneği’nin kurucularından biriyim ve 2017 yılından beri yönetim kurulunda yer alıyorum. Dernek olarak yaptığımız faaliyetlerde gönüllü olarak çalışmalarımı sürdürüyorum. </span></p>
<p><b>RUSAG hakkında bilgi verir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-64852 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/herkes-icin-ruh-sagligi-640x480.jpg" alt="herkes için ruh sağlığı derneği" width="404" height="303" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/herkes-icin-ruh-sagligi-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/herkes-icin-ruh-sagligi.jpg 700w" sizes="(max-width: 404px) 100vw, 404px" />Herkes İçin Ruh Sağlığı Derneği 2017 yılında ruh sağlığı alanında çalışan uzman ve bu alandaki öğrenciler tarafından kurulan bir dernek. Dernek dört meslek grubunu kapsıyor. Bunlar: Psikologlar, psikolojik danışmanlar, psikiyatrlar ve sosyal hizmet uzmanları. Bu meslek gruplarında yer alan veya bu alanlarda öğrenci olan kişiler derneğimize üye olabiliyor ve yönetim kurulunda görev alabiliyor. Yönetim kurulunda özellikle öğrencilerin bulunma şartı var. Bu bizim diğer derneklerden ayrılan en önemli yönlerimizden biri. Böylece güncel kalabildiğimizi düşünüyoruz. Şu anda yaklaşık 140 üyemiz var. Ayrıca derneğimize üye olmadan gönüllü olarak katkı sunmak isteyen herkes çalışmalarda yer alabiliyor. Dernek çalışmalarının tümünü gönüllülük, proje ve bağış kaynaklı yürütüyor. Ruh sağlığı çalışanları ve toplum yararına yapılan hiçbir çalışmadan ücret almıyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dernek olarak hak temellilik ve toplum temellilik ilkeleri ile hareket ediyoruz ve kurulma amacımız bu ilkeler doğrultusunda iki ana başlıktan oluşuyor. Birincisi erişilebilir ruh sağlığı hizmetleri için projeler üretiyoruz ve bunun savunuculuğunu yapıyoruz. Ruh sağlığı hizmetlerinin bir insan hakkı olduğunu dile getiriyoruz. Ülkemizin şu an mevcut ruh sağlığı hizmetleri toplumundaki tüm bireylerin ihtiyaçlarına cevap verecek düzeyde değil ve özellikle dezavantajlı diyebileceğimiz; düşük gelir düzeyine sahip, ayrımcılığa maruz kalan veya bir sebepten dolayı imkanlardan mahrum kalan kişi ve gruplar ruh sağlığı hizmetlerine erişimde ciddi engellerle karşı karşıya. Bu engellerin ve kısıtlılıkların görülmesi ve önlenmesi için çalışmalar yapıyoruz. Ruh sağlığı hizmetlerinin istisnasız herkes için ulaşılabilir olmasını istiyoruz. İkinci olarak ise yine sahada çalışacak olan ruh sağlığı çalışanlarının mesleki yetkinliklerini geliştirmek için etkinlikler ve projeler üretiyoruz. Böylece yine topluma sunulan ruh sağlığı hizmetlerinin kalitesini artırmayı hedefliyoruz.</span></p>
<p><b>Yürüttüğünüz faaliyetler hakkında da bilgi verebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu hedefler doğrultusunda bugüne kadar çalıştaylar, eğitimler, atölyeler ve projeler çerçevesinde birçok çalışma yaptık. Uluslararası işbirliklerimiz oldu. Projelerimizden biri Toplumun ruhsal bozukluklara ve bunlara karşı koruyucu yöntemlere yönelik yaptığımız bilgilendirme çalışmaları içeren “Koruyucu Ruh Sağlığı Projesi” isimli projemizdi. Projemiz İçişleri Bakanlığı Dernekler Daire Başkalığı şimdiki adı ile Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü’nden hibe desteği aldı. İzmir Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği işbirliği ile yürüttüğümüz bu projede; İzmir’deki 10 dezavantajlı mahallesinde bir psikolog/psikolojik danışman bir sosyal hizmet uzmanı ile ruh sağlığı ve koruyucu faktörler konusunda bilgilendirme yaptık. Projemizde 20 uzman 13 öğrenci gönüllü olarak yer aldı. Ayrıca özellikle çocuklu ailelerin katılımının arttırılması için seminerlerle paralel olarak çocuklarla dışavurumcu sanat etkinlikleri yaptık. Projede toplamda 599 kişiye ulaşıldı. Ayrıca STGM’nin Birlikte Kurumsal Hibe Destek Programı kapsamında 2 yıl boyunca destek aldık. Onu da yakın zamanda tamamladık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sığınmacıların yaşadığı sorunlar ve çözümler üzerine 11 davetli ile birlikte “Disiplinler Arası Bakış açısı İle Göç Çalıştayı” yaptık. Londra’da gerçekleştirilen 2. Ruh Sağlığı Kültür Değişimi Zirvesi’ne katıldık ve konuşmacı olarak yer aldık. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ruh sağlığı uzman ve öğrencilerine yönelik ise kısa ve uzun süreli çalışmalar düzenledik. Özellikle COVİD-19 salgını ile yaşanan krizde toplum çok büyük zarar gördü ve ruh sağlığı çalışanlarının çalışma konuları içine çok yeni bir konu eklenmiş oldu. Ruh sağlığı çalışanları aniden yoksullaşan ve yaşam standartları kaybeden yoğun stres yaşayan daha fazla kişiyle karşılaşmaya başladı. Bu değişen ihtiyaçlara daha sağlıklı karşılık verebilmeleri için özellikle sivil toplumda dezavantajlı gruplarla çalışan 30 ruh sağlığı çalışanına Klinik Psikolog İbrahim Eke süpervizörlüğünde 8 haftalık süpervizyon çalışması yaptık. Bunlar dışında materyal geliştirme, dijital ve yüz yüze başka çalışmalarımız oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca dernek olarak 2 senedir çalışmalarımızı belirli temalar üzerinden yürütüyoruz. Her sene üye ve gönüllülerimizle yaptığımız seçim sonucunda o sene çalışmaya ihtiyaç olduğunu düşündüğümüz bir tema belirliyoruz. Diğer çalışmalar sürüyorken tüm yıl bu tema üzerine çalışmaya devam ediyoruz. Geçen yılın temasını 29 Kasım 2019&#8217;da “Teknoloji ve Ruh Sağlığı” olarak belirlemiştik. Bir ay sonra dünyada COVİD-19 salgını ortaya çıktı. Hem hepimiz teknoloji ile hiç olmadığı kadar yakınlaştık hem de ruh sağlığı hizmetlerinde teknoloji üzerinden yeni bir dönem başladı. Dernek olarak temamızı araştırmak, çalışmak yerine yanı sıra yaşamış olduk aslında. COVİD-19 dönemine biz de uyum sağlayarak süpervizyonlarımızı, canlı yayınlarımızı, toplantılarımızı dijital olarak sürdürdük. Bu seneki temamız ise yine oylamalar sonucunda “Yoksulluk” olarak belirlendi. Yeni dönemde bu tema çevresinde faaliyetler gerçekleştireceğiz.</span></p>
<p><b>İzmir depremi sonrası devam eden travma sonrası destek çalışmalarınızdan söz edebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-64853 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/izmir-640x480.jpg" alt="izmir depremi gönüllüler" width="361" height="271" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/izmir-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/izmir.jpg 700w" sizes="(max-width: 361px) 100vw, 361px" />Derneğimiz bünyesinde bulunan 5 aktif birimimiz var. Bunlardan biri de Travma ve Afet Çalışmaları Birimi. Bu birimler beraber bu güne kadar birçok eğitim ve toplantı gerçekleştirdik. İzmir depremi sonrasında da bu birikim bize yol gösterici oldu. Gönüllülerimizin bir kısmı birim üyerimizdendi. Depremden 2 gün sonra Travma Birim Koordinatörümüz yürütücülüğünde sahadaydık ve gözlemlerde bulunduk. Sahada olan ruh sağlığı çalışanlarına destek olduk. Örneğin küçük bir oryantasyon yaptık o an. Böyle kriz anlarında planlama ve psikolojik ilk yardım çalışmaları ilk yapılması gereken çalışmalardan. Bizler de hemen organize olduk ve depreme müdahale faaliyetlerinde yer almak isteyen kişileri belirledik. Online olarak gönüllü olan kişilere yönelik psikolojik ilk yardım ve oryantasyon çalışması yaptık. Sonrasında Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından deprem faaliyetlerinin tek merkezden yönetilmesine ve planlanmasına karar verildi. Biz de gerekli izinler için yazışmalarımızı gerçekleştirdik ve ACSHB’nin koordinatörlüğündeki çalışmalara dahil olduk. </span></p>
<p><b>ACSHB kapsamında yürüttüğünüz çalışmadan söz eder misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ACSHB’nin koordinatörlüğünde çalışmaya başladıktan sonra 12 kişi tarafımıza bildirildi. Bu kişileri derneğimizde görev alan gönüllülerimize yönlendirdik. Yönlendirilen herkese bir gönüllü sağlandı. Böylece çalışmalarımıza başladık. Kısa süreli görüşmeye ihtiyacı olanlar oldu. Onların görüşmelerini tamamladık. Yeniden sosyal açıdan değerlendirilmesi gereken vakalar oldu. Onların bakanlığa yönlendirmesini yaptık. Hala devam eden 3 görüşme gönüllülerimiz tarafından sürdürülüyor. Tabii ki kriz çalışmalarında yalnızca görüşme yapmak yetmiyor. Görüşmeleri yürüten danışmanlarımızın karşılaşabileceği sorunları da çözmek için haftalık düzenli süpervizyon çalışmaları yürütüyoruz. Süpervizör olarak 2 adet gönüllü, bu alanda deneyimli uzmanımız var. Onlarla görüşmeleri sürdüren kişiler haftada bir online oturumlar gerçekleştiriyor. Böylece kriz danışmanlığı sürecini ilerletiyoruz. Yapılan görüşmeleri de periyodik olarak bakanlığa raporluyoruz.</span></p>
<p><b>Bu çalışmalarınıza katkı sunan profesyonellere ne şekilde ulaştınız, destek sunan kadronuz talebe cevap vermek için yeterli miydi, çalışmalarınızın sürdürülebilirliğini nasıl sağlamayı düşünüyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Psikoloji bilgisi bize hep şunu söyler kriz, kriz anında çözülmez önceden hazırlık yapmak gerekir. Tabi ki her ihtimale hazırlanmak mümkün değil ama önceki yaptığımız çalışmalar ve birikimler bize bu kriz anında yol gösterici oldu travma ve afet birimimizin planlaması ile duruma çabuk yanıt verebildik. Gönüllülerimize ulaşmakta sorun yaşamadık. Üye içi çağrı ile gönüllülerimize ulaştık ve ihtiyaca yanıt verip veremeyeceklerini değerlendirdik. Kişilerin yetkinliklerine göre de sivil toplum olmanın en güzel yanı olarak herkes bir işin ucunda tuttu. Kimisi sadece haberleşmeyi ve yazışmaları gerçekleştirdi kimi gönüllü saha gözlemlerinde yer aldı. Gönüllü profesyonellerimiz ise ruh sağlığı alanlarından mezun alanda çalışan ve akut müdahalede stabilizasyon yapabilecek yetkinlikte kişilerdi. Bu sayede oluşan ihtiyaca cevap veren bir yerde yer aldık. Dernek olarak bu kriz anında çözümün bir parçası olduğumuzu düşüyoruz. Umuyoruz ki bir daha böyle bir şey yaşanmasın. Ama bizler yine aynı sistemle Travma ve Afet çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Böylece olası bir durumda birilerine yardım ediyor olacağız.  </span></p>
<p><b>Eklemek istedikleriniz..</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Herkes İçin Ruh Sağlığı Derneği olarak aslında hala yeni bir dernek sayılırız. 3. yılımızı yeni bitirdik. Ama bu güne kadar tüm bu çalışmalarda gördük ki Türkiye çok büyük. Dokunulması, dinlenmesi bilgi aktarılması gereken çok insan var. Yalnızca kendi çevremize baktığımızda bir tür illüzyona kapılıyoruz. Hâlbuki bazı kişilere sadece doğru bilgiye ulaşamadıkları için zarar görüyorlar. Doğru zamanda yapılan küçük bir müdahale küçük bir paylaşım, “Sizin için ne yapabilirim?” cümlesi bile çok şeyi değiştirebiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şunu da eklemek istiyorum. Ruhsal ihtiyaçların diğer ihtiyaçlardan bir farkı var. Fiziksel bir ihtiyaç olduğunda kişi harekete geçebiliyor. Hemen çare arıyor. Bir yerlere gidiyor sıkıntısını paylaşabiliyor. Ancak ruhsal destek ihtiyacı maalesef arttıkça kişinin yardım arama mekanizmaları da git gide zarar görüyor. Kişiler çaresiz ve yalnız kalıyor. O bakımdan hem ruh sağlığı çalışanları hem devlet politika yapıcıları yalnız ve ihtiyaç sahibi kişilere ulaşmak için ekstra çaba göstermeli. Ulaşılabilir merkezler kurulmalı, genel tarama çalışmaları yapılmalı. Bu hizmetler yaygınlaştırılmalı. Bizim ülke olarak sessizce fark edilmeyi bekleyen kişilere ulaşabiliyor olmamız lazım. Biz de hem gönüllülerimize hem de topluma yönelik yaptığımız çalışmalarımızı kuruluşumuzdaki hedefler doğrultusunda sürdürmeye devam edeceğiz. Toplumdaki herkesin eşit şekilde ruh sağlığı hizmetlerin faydalanması için çaba gösteren tarafta olacağız.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/01/kriz-aninda-cozumun-bir-parcasi-olduk/">“Kriz Anında Çözümün Bir Parçası Olduk”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Misafir Algısı Kalkarak Mülteci Alanında Düzenlemeler Yapılmalı’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/15/misafir-algisi-kalkarak-multeci-alaninda-duzenlemeler-yapilmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metehan Ud]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 May 2019 08:44:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Emel Karakaya]]></category>
		<category><![CDATA[Herkes İçin Ruh Sağlığı Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Salih Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyelilerle Mültecilerle Dayanışma Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38709</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir’de farklı disiplinlerden uzmanların bir araya geldiği Disiplinler Arası Bakış Açısı ile Göç Çalıştayı'nda üzerinden sekiz yıl geçmesine rağmen hala mültecilerin geçici bir statüye sahip olduğu vurgulanarak, mülteci statüsünün tanınması gerektiği ifade edildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/15/misafir-algisi-kalkarak-multeci-alaninda-duzenlemeler-yapilmali/">‘Misafir Algısı Kalkarak Mülteci Alanında Düzenlemeler Yapılmalı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Herkes İçin Ruh Sağlığı Derneği Göç Çalışmaları Birimi, göçün bireylere ve toplumlara etkisini konuşmak ve neler yapılabileceğini tartışmak için farklı disiplinlerden uzmanların katılımı ile ‘Disiplinler Arası Bakış Açısı ile Göç Çalıştayı’ düzenledi. Kültürpark İzmir Sanat Oditoryum Salonu’ndaki çalıştaya, Suriyeli mülteciler, mülteci alanında çalışma derneklerin üyesi psikolog, avukat, araştırmacılar ve kent konseylerinin yöneticileri katıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-38713 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/gf-1.jpg" alt="" width="350" height="226" />İzmir Barosu Göç ve İltica Komisyonu üyesi Avukat Taner Kılıç ile Sığınmacı ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD/ASAM) Proje Sorumlusu Sosyolog Mert Kaya’nın konuşmacı olduğu ilk oturumda göçün yarattığı uyum sorunlarının ayrımcılık ve kimlik açısından incelemesi ele alındı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İzmir Barosu Göç ve İltica Komisyonu üyesi Avukat Taner Kılıç, Türkiye’nin </span><span style="font-weight: 400;">göç alma ve göç verme arasında transit bir ülke olduğunu belirterek, Türkiye emek açısından en çok göçü veren ve en çok mülteci barındıran ülke olduğunun bilgisini verdi. Göçün yoğunluğuna rağmen göç hukukunun gelişmediğini de dile getiren Kılıç “Göçü yönetebiliyorsanız başarabilirsiniz ama daha çok sınır da çekseniz, asker de dikerseniz durduramazsınız. Durdurmaya çalışırsanız hem geçişlerdeki ölümü arttırırsınız hem de kaçakçıların daha fazla para kazanmasını sağlarsanız. Ortada bir yaşamsal anlamda bir zorunluluk varsa engel olmak mümkün değil” dedi. </span></p>
<p><b>‘Coğrafi Çekince Kalıcı Çözüme Engel Oluyor’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devletlerin mültecilerin taleplerini alarak değerlendirmesi ve gerekli yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini ifade eden Kılıç “Türkiye’nin uluslararası sözleşmelere koyduğu coğrafi çekince kalıcı çözümü engel oluyor. Türkiye’ye başvuran mülteci başka bir ülkenin kendilerine kabul etmesini bekliyor. Maalesef Türkiye’deki mültecilerin yaşadıkları sorunlar ise gündem olamıyor. Sadece göçün sınırındaki ülkelerin değil tüm ülkeler sorumluluk almalı ve mültecilerin güvenlik ihtiyaçları karşılamalıdır. Türkiye’de kendini gelecek göremeyen mülteciler ölümü göze alarak Ege Deniz’inden geçişlerini sürdürmeye çalışacaklar” ifadelerini kullandı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sığınmacı ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD/ASAM) Proje Sorumlusu Sosyolog Mert Kaya ise göçün yerli toplumlar üzerinde yarattığı endişelere ve çözüm önerilerine değindi. Toplumların kimlik oluşturabilmek için her zaman ötekine ihtiyaç duyduğunu belirten Kaya “Bu kolaylıkla mülteciler olabiliyor. Ön yargı kendi başına oluşan bir şey değil. Ulus devlet söylemleri ve uygulamaları ötekine nefreti oluşturuyor. Ulus devlet yerini artık başka bir kavram almalı. Sosyo-ekonomik alan ve konumu korumak için ön yargılar da kullanılıyor. En büyük organlardan biri de medya. Medyada çıkan yalan haberler sosyal uyumu baltalıyor. Ön yargının önüne tek başına geçemeyebiliriz” dedi. </span></p>
<p><b>‘Geçicilik Hali Yerli Halkta da Endişe Yaratıyor’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Misafirperverlik söylemlerini artık aşılması gerektiğini ifade eden Kaya şunları söyledi “Geçici Koruma Statü ile insanlara geçici haklar veriyoruz. Geçiciliğin ne kadar süreceği belli değil. Bu sadece hem yerli halkta hem de göç edende endişe yaratır. Ön yargılar da beraberinde kutuplaştırma, sosyal dışlamalar başlar. Bu da mahalle örgütlenmeleri üzerinden mülteciler gitsin eylemlerine dönüşüyor. Kültürler arası çalışmalarla sosyal entegrasyon yerli halk ile mültecilerle birlikte yürütülmeli. Ön yargılardan uzaklaşarak insan temelli bir siyasetle bunu başarabiliriz”. </span></p>
<p><b>‘Misafir Algısı Kalkmalı Hukuksal Düzenlemeler Yapılmalı’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştayın ikinci oturumda ise sosyal yaşam pratiğinde göçmen ve sığınmacıların sosyal uyum problemleri ve çözüm önerileri ele alındı. Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Ezgi Baltalı entegrasyonun tek yönlü ele alınmaması gerektiğini belirtti. Entegrasyonun sadece mültecilerin gittikleri ülkeye uyum sağlaması olarak ele alınmaması gerektiğini dile getiren Baltalı “Ülkelerin de politikaları mültecilere uyum sağlamalı, yerli halk da entegrasyonun bir parçası haline gelmeli. Mülteciler kendi kültürlerinden kopmadan insanca yaşam sağlanmalı. Araştırmalar, mültecilerin ilk yıllara göre kalma eğilimler arttığını ortaya koyuyor. Bizim misafir algımızı ortadan kaldırmamız ve sosyal uyum ve hukuk alanında yaptığımız çalışmaları arttırmamız gerekiyor. Yeni hukuksal düzenlemeler ve politikalar üretmeliyiz” dedi. </span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-38714 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/vvv.jpg" alt="" width="422" height="272" />‘Mahallelerde Birlikte Yaşam Pratiğini İnşa Etmeyi Amaçlıyoruz’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İzmir Demokrasi Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlamadan Dr. Öğr. Üyesi Emel Karakaya, İzmir’de 50’li yıllarda yaşanan göçün farklı bir versiyonunun gerçekleştiğini anlattı. Yaptıkları projelerle ilgili bilgi veren Karakaya “Proje kapsamında İzmir’de Basmane semti çalışma alanımız. Bölgedeki 10 mahalleden insanlarla anketler ve derinlemesine görüşmeler yaptık. Proje kapsamında bir kapsayıcı kent endeksi üreterek yerel yönetimlerin kapsayıcı kent yönetimine yönelik çalışmalarına destek vermeyi hedefliyoruz. Projemizin bir diğer çıktısı ise bir Birlikte Yaşam Merkezi kurmak. Hem T.C. vatandaşlarına hem de geçici koruma kapsamındaki hemşehrilere birlikte katılacakları atölyeler, eğitimler, geziler vb. etkinlikler düzenleyerek mahalle ölçeğinde bir birlikte yaşam pratiği inşa etmeyi amaçlıyoruz. Projemiz kapsamında çok sayıda kurum, kuruluş, STK ve yerel yönetim bize destek verdiler” dedi. </span></p>
<p><b>‘Haberlerin Aksine Mültecilerin Vasıflı Olduğunu Gördük’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üçüncü ve son oturumda ise kamu ve sivil toplum kuruluşlarının göç üzerine çalışmaları konuşuldu. Çalışmalarına gıda yardımları ile başladığını ve zamanla yetersiz kaldıklarını ifade eden İmece İnisiyatifi Dernek Başkan Yardımcısı Bilgenur Karataş “Günlük yaşama dair çözümler için üretmek için harekete geçtik. Çocuklara alternatif eğitimler verdik, sosyal becerilerini geliştirecek çalışmalarımız oldu. Kadınları kendi paralarını kazanabilmeleri için bir köy kurduk ve üretime başladık.  Mumlar, çantalar yaptık. Bu süreçte medyada çıkan haberlerin aksine gelen Suriyeli mültecilerin vasıflı olduğunu gördük. İş imkanları sağlanmadığı için kötü durumdalar. O insanlar buradalar, yaşayacaklar ve bizim bunu kabul etmemiz lazım. Kadınlar para kazandırabildikleri zaman kiralarını ödeyebildi, çocuklarını okula gönderebildi. Şimdiye kadar yüzlerce insana ulaştık, bu devam edecek.&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İzmir’de Suriyelilerle Mültecilerle Dayanışma Derneği Başkanı Muhammed Salih Ali de </span><span style="font-weight: 400;">ilticanın hiçbir zaman tercih olmadığını hatırlatarak “Kimse kolay kolay toprağını bırakmaz. Ne kadar asker dikerlerse diksinler göçü durduramayacaklar. Ben İzmir’deki Suriyelilerin önemli bir kısmının geri döneceğini düşünüyorum çünkü toprağa bağlı insanlardır ama bunun için güvenlik gerekiyor ama hala çatışmaların sürdüğü yerler var.  Hala insanlar ‘neden İzmir’desiniz, neden ülkenize geri dönmüyorsunuz?’ diye soruyorlar. Savaş varken nasıl dönelim. Entegrasyon için çalışmalar yapılmalı gerekiyor. Hala geçici eğitim, sağlık merkezlerinde hizmet alıyoruz. Ortada geçicilik varken nasıl entegrasyon olsun. Geçicilik hali otogarda biletsiz bir şekilde beklemektir” ifadelerini kullandı. </span></p>
<p><b>‘Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Zamanla İlerleme Kaydetti’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştayın son konuşmacısı İzmir İl Göç Müdürlüğü’nden Sosyal Çalışmacı Garip Yolcu idi. </span><span style="font-weight: 400;">Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün kurulduktan sonra ilerleme kaydettiğini ifade eden Yolcu “Örneğin önceki GGM’ler ile şimdiki GGM’ler arasında fark bulunuyor. Mültecilerin girdiği her kurumda haklarına ilişkin broşürler bulunuyor, haklarını anlatıyoruz. GGM’lerde kalanların yaşadıkları problemleri çözüyoruz. Eksiklerimiz var, adımlarımızı atıyoruz. Çocukların eğitim alması için ilçelerdeki sosyal yardım vakfına yönlendiriyoruz. 20 bin özel ihtiyaç sahibi mülteci belirledik ve ilgili kurumlara gönderdik. Uluslararası koruma sahibi ile geçici koruma sahibi insan arasında hak açısından fark bulunmuyor” dedi. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/15/misafir-algisi-kalkarak-multeci-alaninda-duzenlemeler-yapilmali/">‘Misafir Algısı Kalkarak Mülteci Alanında Düzenlemeler Yapılmalı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
