<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hayvan Hakları Kanunu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/hayvan-haklari-kanunu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/hayvan-haklari-kanunu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 13 Jun 2024 09:47:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Hayvan Hakları Kanunu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/hayvan-haklari-kanunu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sosyal Çürüme Örneği Olarak, Hayvanlara Katliam Tartışmaları&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/06/13/sosyal-curume-ornegi-olarak-hayvanlara-katliam-tartismalari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeliha Burtek]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Jun 2024 09:47:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları Kanunu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86578</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir yanda, sokakta yaşayan sahipsiz hayvanların toplatılarak öldürülmesi yönünde radikal bir değişiklik önerisi, diğer yanda ise bu hayvanların haklarının korunması gerektiğini savunan güçlü bir kamuoyu var. Adeta kanun koyucular ve uygulayıcılar verecekleri kararın yönünü belirlemek için hangi görüşün daha yüksek sesle temsil edileceğini ya da baskın geleceğini bekliyor gibiler.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/06/13/sosyal-curume-ornegi-olarak-hayvanlara-katliam-tartismalari/">Sosyal Çürüme Örneği Olarak, Hayvanlara Katliam Tartışmaları&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son birkaç yıldır, ülkenin gündemini meşgul eden sokak hayvanları olgusu, bir sorun olarak, aşırı popülasyon artışı iddiaları, insan ve çevre sağlığı açısından yarattığı zararlar ve kuduz hastalığı riski gibi konular üzerinden tartışılıyor. Tartışma donelerinin konunun birçok farklı boyutunu kapsar seviyede üretilmiş olması, çözüm aşamasına gelindiği anlamını taşımıyor. Ayrıca, bu kadar ateşli tartışmalara gerçekten ihtiyaç olup olmadığı, kamuoyunun bu konuyla yoğunlukla meşgul edilmesinin gerekliliği de başka bir boyut olarak ön plana çıkıyor.</p>
<p>Bu yazıda, tamamen göz ardı edilen bir hususla durum tespiti yaparak konuya bir giriş yapmanın daha pratik bir tartışma zemini tesis edeceği öngörüldü. Öncelikle kamuoyundaki sokak hayvanları tartışmasında konu hakkında bilgi sahibi olan ve olmayan tüm kesimlerin belirsiz bir problem için çözüm önerileri ortaya atması ‘söz konusu’ problemin tanımlanması bir yana çözümünü imkânsız hale getiriyor.</p>
<p>Halihazırda, iddia edilen problemlerin çözümünü öngören hayvanların çevrede ve sosyal hayatta insanlarla ilişkilerini düzenleyen ‘tabi ki geliştirilebilir’ bir Hayvanları Koruma Kanunu mevcuttur. 5199 sayılı Kanun, “sahipsiz hayvan” tanımlamasıyla bu hayvanların korunması, bakılması ve gözetimi için yerel yönetimlerin yetki ve sorumluluklarını düzenlemekte ve hayvanların rehabilitasyon merkezlerine götürülmesini öngörüyor.</p>
<h4><strong>Hayvan Sevenler ve Hayvan Sevmeyenler Karşıtlığının Ötesi!</strong></h4>
<p>Bu merkezlerde ise, söz konusu Kanun’un ilgili maddeleri, bu hayvanların kısırlaştırılıp, aşılanıp, rehabilite edildikten sonra alındıkları ortama geri bırakılmalarını esas alır. Tartışmalarda bu Kanun’a neredeyse hiç referans verilmemektedir. Kamuoyunu meşgul eden iki karşıt görüş birbirine sanki bilinçli olarak kırdırılmaktadır.</p>
<p>Bir yanda, sokakta yaşayan sahipsiz hayvanların toplatılarak öldürülmesi yönünde radikal bir değişiklik önerisi, diğer yanda ise bu hayvanların haklarının korunması gerektiğini savunan güçlü bir kamuoyu var. Adeta kanun koyucular ve uygulayıcılar verecekleri kararın yönünü belirlemek için hangi görüşün daha yüksek sesle temsil edileceğini ya da baskın geleceğini bekliyor gibiler.</p>
<p>Bunun yanı sıra, tartışmanın oturduğu zemin, toplumsal iyi oluş açısından oldukça tehlikeli bir mahiyette tezahür ediyor. Tartışmanın uç tarafları ya da baskın iki grup hayvanseverler ya da hayvan ‘sevmeyenler’ olarak kategorileşmektedir. Bu da şu şekildeki değerlendirmeleri normalleştiriyor: Sanki hayvanseverler hayvanları sevdiği için ve bu onların tercihleri olduğu için hayvanlar var olabilirler ve sokakta yaşayabilirler ve eğer onların sesi yüksek çıkarsa ve argümanları ağır basarsa hayvanlar hayatta kalabilecek.</p>
<p>Ya da tam tersi, hayvan ‘sevmeyenler’ hayvanları istemediği ve/ya onlardan korktuğu için ya da onların pis olduklarını ya da çevreye zararlı olduklarını düşündükleri için hayvanlar öldürülebilir, hayvan sevmeyenlerin istemedikleri yerlerde ve bölgelerde yaşayamazlar, var olamazlar.</p>
<p>Tartışmaya sağlıklı bir bakış açısı getirebilmek için öncelikle hayvanların haklarının farkında olmak, onların var olmasının ve özgürce yaşamalarının insanların görüşleri, siyasi pozisyonları, hayata bakışları, ya da hayvansever olup olmadıklarından bağımsız olduğu gerçeğini anlamak gerekir. Bunu anlamanın da ötesinde, 5199 sayılı Kanun’un 4. Maddesinin A bendi ile de bundan tam 20 yıl önce bütün hayvanların eşit doğduğu ve yaşama hakkına sahip olduğu; sahipsiz hayvanların da sahipli hayvanlar gibi yaşamlarının desteklenmesi gerektiği tescillenmiştir.</p>
<p>Konuyu sağlıklı olarak değerlendirebilmenin bir ön koşulu da bu konunun gündeme getiriliş biçimindeki tutarsızlıklar ve açıklanamayan bazı hususların varlığıdır. Bu hususlar ışığında sokak hayvanları tartışmasının çok boyutlu analizleri anlam kazanacaktır. Aksi takdirde konu ve ilgili sorunların anlaşılması güçleşecek ve sorunun çözümü aranmaktan ziyade soruna ya da konuya taraf olma eğilimi gösterilecektir.</p>
<h4>Karşıt Görüşlerin Çatışması</h4>
<p>Uzun yıllardır, 5199 sayılı Kanun uygulanmamakta, Kanun’u çıkaran siyasi partinin hala iktidarda olmasına rağmen söz konusu Kanun’unun yaptırımları uygulanmakta, kanuna uyanlar ve savunanlar “hayvansever”, kanuna uymayanlar, hayvanları öldürenler ve bunlara işkence yapanlar “hayvan sevmeyenler” olarak nitelendirilmektedir.</p>
<p>Çünkü, cürüm hayvan sevmemek olarak değerlendirilmekte ve kabul edilebilir bir tercih olarak algılatılmaktadır.</p>
<p>Eğer hayvanları dünyada haklara sahip olan canlılar olarak ele alacak olursak, hayvanlara karşı her türlü suç işleyenleri, katil ve saldırgan olarak sınıflandırarak kanunda öngörülen cezaları uygulamak, eğer bu cezalar yetersiz ya da yeteri kadar caydırıcı değilse bu cezaları artırmak gerekirdi. Aynı husus, hayvanlara karşı işlenen suçları önlemek için kurulmuş olan adli kolluk kuvveti HAYDİ için de geçerlidir.</p>
<p>Yasayı uygulamak için oluşturulmuş polis kuvveti bile hayvanlara karşı işlenen suçlar için etkili olamamaktadır. Çünkü, cürüm hayvan sevmemek olarak değerlendirilmekte ve kabul edilebilir bir tercih olarak algılatılmaktadır. Bu tartışmaların şiddeti arttıkça, nefret söylemi ve dezenformasyon da yaygın hale gelmektedir.</p>
<p>Özellikle sosyal medya platformlarında, sahipsiz hayvanların saldırgan olduğu, kuduz hastalığı taşıdığı ve insanlara zarar verdiği yönünde paylaşımlar yapılmaktadır. Bu tür söylemler, kamuoyunda korku ve öfke yaratmakta ve sokak hayvanlarına karşı olumsuz bir tutum geliştirilmesine neden olmaktadır. Bu durum, toplumda hayvanlara yönelik şiddeti ve kötü muameleyi artırma riski taşımaktadır.</p>
<p>Burada dikkat edilmesi gereken asıl nokta göz ardı edilmektedir. Madem, toplumun büyük kesimi bu durumdan son birkaç yıldır mağdur ve mustarip idi, mevcut yasa neden uygulanmadı ve şu an düşünülen çözüm daha önce yasalaştırılarak uygulanmadı?</p>
<p><strong>5199 Sayılı Kanun Yok Gibi Davranılıyor! </strong></p>
<p>Sokak hayvanlarının dolaylı olarak kazalara yol açtığı ve ölümlere sebep olduğu doğrudur. Ancak istatistiki olarak değerlendirildiğinde sorunların ve yaşanan olayların köpürtüldüğü kadar olmadığı, 5199 sayılı Kanun’un sahipsiz hayvanlar için öngördüğü düzenlemeler dikkate alındığında, yerel yönetimlerin bölgesel ve noktasal müdahaleleri ile tüm problemlerin kısa sürede ortadan kaldırılabileceği açıkça görülebilecektir.</p>
<p>Hayvan hakları mücadelesinin siyaset üstü olduğu iddiası, yukarıdaki göstergelerin ışığında sağlıklı bir zemine oturamamaktadır</p>
<p>Adeta, hayvan katliamını savunan siyasi parti lider ve yöneticileri ile milletvekillerinin açıklamalarından ve demeçlerin de anlaşılacağı gibi, söz konusu Kanun yokmuş gibi davranılmaktadır. Ayrıca, sahipsiz hayvan popülasyonunu kontrol altına almak için kapsamlı bir çerçeveye sahip olan 5199 sayılı Kanun’un neredeyse hiç uygulanmamış olması ve yerel yönetimlerin sorumluluklarını yerine getirmemesine rağmen, doğrudan en son çare olan hayvan katliamına adım atmak ne kadar makul bir harekettir? Hayvan hakları mücadelesinin siyaset üstü olduğu iddiası, yukarıdaki göstergelerin ışığında sağlıklı bir zemine oturamamaktadır.</p>
<h4>Hayvan Karşıtlığının Zemini ve İddiaların Temellendirilmesi Problematiği</h4>
<p>Hayvana şiddet, bunların öldürülmesi ve bunlara işkence edilmesi ve bu eylemleri yapan şahısların ceza almaması, toplu hayvan katliamlarının bugün ortaya çıkmadığı aslında tarihimiz boyunca devam ettiği unutulmamalıdır. Ancak, bugün topluma örnek teşkil etmesi gereken ve kanaat önderi olarak hareket etmesi beklenen siyasiler, kamu görevlileri, basın mensupları, sanatçılar ve tanınmış kişiler tek ağızdan katliam çağrıları yapmaktalar. Bu katliam yasalaştırılmasa bile bu tartışma ve kutuplaşma süreci tam anlamıyla bir sosyal çürüme örneği olarak tarihe geçmiştir.</p>
<p>Sosyal çürümenin yanı sıra, muhafazakâr ve kültürel değerlere bağlı olduğunu iddia eden bir siyasi partinin bu katliam karşısında bayrak gemisi olması ise tam bir kültürel tutarsızlık örneğidir. Aslında çok kolaylıkla 5199 sayılı Kanun’un kati suretle uygulanması sağlayarak, HAYDİ biriminin etkinliğini artırarak ve yerel yönetimlere yaptırımlar uygulayarak popülasyon kontrolünün sağlanması tüm sorunları etkili bir şekilde ortadan kaldıracaktır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/06/13/sosyal-curume-ornegi-olarak-hayvanlara-katliam-tartismalari/">Sosyal Çürüme Örneği Olarak, Hayvanlara Katliam Tartışmaları&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Koşullarında Hayvan Hakları Mücadelesi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/16/turkiye-kosullarinda-hayvan-haklari-mucadelesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Feb 2022 10:46:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Burak Özgüner]]></category>
		<category><![CDATA[HADMEK]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Deneyleri Merkezi Etik Kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Laboratuvar Hayvanları Bilimi Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=78786</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kafamızı nereye çevirsek sömürü var ama biz hâlâ toplumun önemli bir kesimini kedilerin ve köpeklerin yaşam hakkı konusunda ikna edememiş durumdayız. O yüzden durma, umutsuzluğa kapılma lüksümüz yok. İçinde yaşadığımız ortamda, siz nerede, hangi konuda ne hissediyorsanız hayvanlar bir yerlere daha beterini yaşıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/16/turkiye-kosullarinda-hayvan-haklari-mucadelesi/">Türkiye Koşullarında Hayvan Hakları Mücadelesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hak ihlalleri, bazı canlıların yaşam hakkı, adalete erişim anlamında yaşadığı sorunlar tüm dünyada var. Biz, içinde yaşadığımız ülkede bunları biraz daha sert hissediyoruz. Hak mücadelesi bir yaşam tarzına dönüşüyor, çünkü başka türlü hayatta kalmak mümkün olmuyor. Birazcık durduğumuz ve üzerimizde kurulmak istenen tahakküme müsaade ettiğimiz anda, baskının dozu artıyor. Bu baskıdan hem insanlar hem hayvanlar etkileniyor. Gücü elinde bulunduran, kendi menfaatleri için gücünün yettiğini yok etmekten çekinmiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki bu zulmün dozu insanlar ve hayvanlar için aynı mı? İkisi için de mücadele aynı minvalde mi sürüyor? Bu noktada birkaç başlığa değinmemiz gerekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birincisi; işe yarar, yaramaz, uygulanır, uygulanmaz ama hukuki durum anlamında temel bir fark var. Çocuk ya da yetişkin insan türü, yaşam hakkını güvence altına alan yazılı bir metne dayanabiliyor. Uluslararası sözleşmeler de Anayasa da kanunlar da buna yer veriyor. Hayvanlar açısından elimizde böyle bir metin yok. Hayvan hakları mücadelesini bugün, bu dönem başlamış olarak düşünmeyin. 2004 yılında Hayvanları Koruma Kanunu yürürlüğe girmeden önce çok farklı bir mücadele vardı. 2004 yılında kanun yürürlüğe girdikten sonra, kanunun bir sürü eksiği  olsa dahi mücadeleye ayrı bir araç katmış oldu. 2021 yılında kanun değişti. Yine birçok eksiği var ama az da olsa elimize yeni araçlar verdi ama hayvanlara ilişkin kanunlar &#8216;tüm hayvanların yaşam hakkı vardır&#8217; demedi, demiyor. Araç diye tanımladığımız şeyler sadece kediler, köpekler için. Geyik deyince karşımıza koskocaman Kara Avcılığı Kanunu çıkıyor. Mezbahadaki, deneylerdeki, hayvanat bahçelerindeki hayvanlar Hayvanları Koruma Kanunu kapsamında korunmuyor. Gelmek istediğimiz nokta şu; hayvanların çoğu için kediler ve köpekler bakımından kamuoyu bilinçlendirme çalışmaları, sokak eylemleri gibi yöntemler 2004 öncesi yapılan mücadelenin bir benzeri hâlâ devam ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkincisi; diğer hak mücadelelerinin mağdurları bir yandan hayvan hakları mücadelesi bakımından fail konumundalar. Hayvan yemek, hayvan giymek, hayvanlar üstünde denenmiş malzemeleri kullanmak insan hayatının normali olmuş durumda. Bu kadar normalleşmiş sistematik ihlaller sadece hayvan hakları mücadelesinde var. Diğer yandan; insan hakları mücadelesinin içinde olanların, insan hakları ihlalleri bu kadar yoğunken hayvan hakları mücadelesini lüzumsuz bulma gibi bir bakış açısı da var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üçüncüsü; insan yaşamını üstün gören genel bir toplum algısı var. İnsanın iyiliği için hayvanın ölümünü normal ve doğru kabul eden bir toplum algısı. Bunu kırmak da kolay değil. Doğduğumuz andan itibaren hem aile içinde hem de karıştığımız her toplumsal ortamda bu dayatılıyor. Bu doğruları yıkıp geçmek kolay olmuyor. Biz de bir noktaya kadar farkında bile değildik. Fark ettiğimiz andan itibaren kendimizi değiştirmeye çabalıyoruz. Bu nedenle hayvanları sömürü zincirinin en dibindeki halka olarak görüyoruz. Kafamızı nereye çevirsek sömürü var ama biz hâlâ toplumun önemli bir kesimini kedilerin ve köpeklerin yaşam hakkı konusunda ikna edememiş durumdayız. O yüzden durma, umutsuzluğa kapılma lüksümüz yok. İçinde yaşadığımız ortamda, siz nerede hangi konuda ne hissediyorsanız hayvanlar bir yerlere daha beterini yaşıyor. Hiçbir şey başaramamış bu hâlimizle onların yüzlerine bakacak durumda değiliz. En azından yılmadan mücadele etmeliyiz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan haklarının genel çerçevesi bu olunca, mücadelede bir de yasal kabul edilen ihlaller için stratejiler geliştirmemiz gerekiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Av, mezbaha, deney gibi başlıklardan bahsediyoruz. Bu konularla mücadele iki yönlü ilerliyor. Öncelikle bilinçlenmemiz ve bilinçlendirmemiz gerekiyor. Toplumun genelinin bunlara cinayet demesini sağlamamız gerekiyor. Toplum hazır olmadan tepeden inme kanun ortaya çıkmıyor. Kedilerle ve köpeklerle ilgili toplumun tepki sesinin kıyasen yüksek çıkması, 2004 yılında Hayvanları Koruma Kanunu&#8217;nu çıkardı. Yakın zamanda toplumda faytona binme sesinin yüksek çıkmaya başlamasıyla, yaşam nöbetiyle İstanbul Adalar’da fayton zulmü sona erdi. Uzun sürüyor ama çabalar sonuç veriyor. Mücadelenin bu ayağından vazgeçmememiz gerekiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diğer yandan da bu yasal cinayetlerin yasal açıklarını kovalamamız gerekiyor. Çünkü uygulayıcılar genelde cinayetin yasal kurallarına bile riayet etme gereği duymuyor. Bu açıkları kullanarak uygulayıcının işini bozmamız, onu zor durumda bırakmamız gerekiyor. Bu konuda en yakın ve güzel örnek av turizmi ihaleleri. İki senedir sivil toplum kuruluşları ve barolar bu konuya ciddi anlamda eğilmiş durumda ve bu odaklanmanın da olumlu sonuçları oluyor. Cinayetin baş organizatörü Tarım ve Orman Bakanlığı, kanun koyucunun belirlediği cinayet kurallarına bile uymaya tenezzül etmiyor. Bakanlığın bu basiretsizliği bize tabii ki önemli bir alan açıyor. Bu kanuna aykırılıkları kullanarak Bakanlığı yargı yoluyla sıkıştırma, işini bozma, en önemlisi de öldürmek istediği hayvanları kurtarma şansımız oluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir diğer örnek de deneylerle ilgili. Hayvan Deneyleri Merkezi Etik Kurulu&#8217;na (HADMEK) bir tane hayvan koruma alanında çalışan sivil toplum kuruluşu üyesi seçilmeli ama bu kontenjanı dalga geçer gibi deneylerde kullanılmak üzere hayvan üreten Laboratuvar Hayvanları Bilimi Derneği ile doldurdular. Burak Özgüner’in açtığı dava ile bu işlem iptal edildi. Bu da güzel bir mücadele örneği oldu ancak Tarım ve Orman Bakanlığı şimdi de mahkeme kararını uygulamamak için yönetmeliği değiştirme peşinde koşmaya başladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bazı durumlarda da ihlallere hayvanı kurtarmak için doğrudan müdahale etmemiz gerekebiliyor. Böyle durumlarda, hayvanın zor durumunun sebebi olan mala ya da insana zarar vermek zorunda kalabiliyoruz. Bu tarz müdahaleler meşru savunma ya da zorunluluk hâli olarak değerlendirilmeli ama bizim hukuk sistemimizde tabii ki böyle bakılacağının garantisi yok. O yüzden böyle durumlarda hayvanı kurtarmak için risk alabilmeliyiz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devlet kanadıyla bu şekilde zorlu bir mücadele sürdürürken diğer yandan kendi içimizden çıkan sıkıntılarla da uğraşmak zorunda kalıyoruz. Konu hayvanlar olduğu ve hayvanların yapılanlara ses çıkarma, yapılanları ifşa etme imkânı olmadığı için, çoğu insan bu mecrayı zenginleşme, adını duyurma, var olma alanı olarak görüyor. Hayvanları ve hayvanlar konusunda hassasiyeti olan insanları kullanarak kendine maddi-manevi menfaat sağlıyor. Bu kişilerin bu samimiyetsizlikleri ve kötü niyetleri, devlet karşısında sağlam duruşumuza zarar veriyor. Şunu çok net söyleyebiliriz; bu iki yüzlü insanlar kendini açıkça “hayvan düşmanı” olarak tanımlayan insanlardan çok daha tehlikeli.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine camia içinde yaşadığımız bir diğer problem; insanların bir noktadan sonra mücadele için var olma amacını unutup, kendisine odaklanmaya başlaması. Hayvanlar için yapılan işlerde, atılan adımlarda; sonucun hayvanlar için iyi olup olmadığını değerlendirmekten ziyade, işi kimin yaptığıyla uğraşması, kendini öne çıkarmaya çalışması ve bu bakış açısının devamında, birbirinin mücadelesini küçümseme, önemsizleştirme noktasına gelmesi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz bu şekilde camia içinde kendimizle, birbirimizle uğraşırken; hayvanlar en ağır ihlallere maruz kalmaya devam ediyor. O yüzden artık hepimiz tehlikenin ciddiyetinin farkına varmalı, gözümüzü hayvandan ayırmadan, sadece hayvanların iyiliği için mücadele etmeyi öğrenmeliyiz. Biz bunu yapmayıp, güçsüz görüntümüzü sürdürdüğümüz sürece bir genelgeyle, basına yansıyan bir haberle mücadelede 30 yıl geriye gidebiliyoruz.   </span></p>
<p><b>Barış Karlı</b></p>
<p><em>Görsel: Roma Velarde</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/16/turkiye-kosullarinda-hayvan-haklari-mucadelesi/">Türkiye Koşullarında Hayvan Hakları Mücadelesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
