<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hayvan hakları araştırma komisyonu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/hayvan-haklari-arastirma-komisyonu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/hayvan-haklari-arastirma-komisyonu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 04 Apr 2022 22:30:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>hayvan hakları araştırma komisyonu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/hayvan-haklari-arastirma-komisyonu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kanun Değişikliği Ne Getiriyor/Ne Götürüyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/13/kanun-degisikligi-ne-getiriyor-ne-goturuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jul 2021 14:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları araştırma komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanları koruma kanunu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72741</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvanlara Adalet Derneği’nden Avukat Barış Karlı, hayvan hakları savunucularının geçtiğimiz hafta Meclis’te kabul edilen yasaya yönelik itirazlarını ve yasalaşma sürecindeki sorunları kaleme aldı... </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/13/kanun-degisikligi-ne-getiriyor-ne-goturuyor/">Kanun Değişikliği Ne Getiriyor/Ne Götürüyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanları Koruma Kanunu’nda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi, üç gün içinde öncelikle TBMM Tarım Komisyonu’nda, onu takiben Genel Kurul’da aceleyle kabul edildi. Şu anda yürürlüğe girmek için Cumhurbaşkanı’nın onayını bekliyor. Aceleyle kabul edilen bu kanuna ilişkin itirazlarımızı daha net ifade edebilmek için, kanun değişikliği sürecinin geçmişini hatırlamamız gerekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanları Koruma Kanunu’nda değişiklik yapılması, on seneyi aşkın süredir gündemde olan bir konu. Her seferinde lobi çalışmalarıyla başlayıp, vekillerin yüzümüze gülerek sözler vermesiyle devam edip, vekillerin yüzümüze karşı verdikleri sözleri unutup tamamen taleplerimize aykırı, hayvan aleyhine, hayal kırıklığı yaratan metinler ortaya çıkarmasıyla sonuçlanıyor. Bugüne kadar sivil toplumun gösterdiği tepkiyle hayvan aleyhine bu metinler genel kurul aşamasına gelememişti. Genel kurulda kabul edilme sürecini ilk kez yaşıyoruz. İşin ironik tarafı aslında on yılı aşkın süredir devam eden bu kanun değişikliği mücadelesinde belki de en güçlü hissettiğimiz dönemde bu sert darbeyi yedik. Güçlü hissetmemizin sebebi, 2019 yılında kurulan TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu ve bu komisyonun hazırladığı rapor. Bu rapor, mecliste grubu olan beş partinin ortak iradesiyle hazırlandı. Bu raporun da birçok eksiği var ama şu ana kadar bu meclisten hayvanlarla ilgili çıkan en iyi metin. Beş partinin ortak iradesiyle hazırlandığı için artık kimsenin bu rapora aykırı bir kanun teklifini gündeme getirmeyeceğini düşünüyorduk. Alt sınırımızın bu rapor olacağını, onun üzerine çıkmak için bir mücadele yürüteceğimizi sanıyorduk. Ancak, süreç tahmin ettiğimiz gibi ilerlemedi ve bu rapora tamamen aykırı bir metinle karşılaştık; kabul edilen kanunda, raporda yer alan bir hususu bile göremedik. Biz, muhatap olduğumuz vekillerin sözlerinden döndüklerini çok gördük ama altına imza attıkları kamuoyuna yansımış yazılı metinden döneceklerini öngöremedik. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kanun teklifinde rapora bağlı kalınmayacağının ilk sinyalini 11 Mart’ta mecliste sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan toplantıda aldık. Toplantıya katılan vekillerin oradaki açıklamalarından kafalarında oluşmuş bir teklif olduğu anlaşılıyordu; toplantının amacı, kafalarındaki teklifle ilgili son kez usulen bizim de görüşümüzü almış gibi yapmaktı. Sonrasında başta Yunus Kılıç olmak üzere bazı vekiller, ulusal medya aracılığıyla çeşitli mecralarda yaptıkları açıklamalarla teklife ilişkin ipucu vermeye devam ettiler. Sonunda temmuz başında, kafalarındaki hususları, bir kanun teklifi olarak karşımızda gördük. Teklifi görünce aslında yapmak istedikleri şeyin 11 Mart’tan beri belli olduğunu, o aşamadan sonra bizimle yapılan görüşmelerin tamamen usulen, toplumda sivil toplum kuruluşlarıyla görüştük algısı yaratmak amacıyla yapıldığını anladık. Teklif, Tarım Komisyonu’na sunuldu ve birkaç gün sonrasında da Komisyon, teklifi görüşmek üzere toplandı. Bu toplantının organize ediliş biçimi de çok problemliydi. Toplantıya Tarım Komisyonu başkanı Yunus Kılıç’ın uygun gördüğü sivil toplum kuruluşları çağrıldı. Kanun değişikliğine ilişkin yapılan tüm çalışmaların içinde yer almış, sürece aktif katkı sağlamış birçok sivil toplum kuruluşu, Yunus Kılıç’ın iradesiyle toplantıya davet edilmedi. Bu tavır üzerine biz de Hayvanlara Adalet Derneği olarak toplantıya katılmama kararı aldık. Hiçbir talebimizle uyuşmayan bu kanunu neredeyse tüm sivil toplum kuruluşlarının protesto süreci de böylece başladı ve devam ediyor. Yunus Kılıç bu toplantıda, son aylarda yaşadığımız süreci özetleyen itiraf niteliğinde şu sözleri söyledi: </span><i><span style="font-weight: 400;">“Sivil toplum kurulışlarını dinleyebiliriz ama söylediklerini yapmak zorunda değiliz.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> Bu açıklama, sivil toplumun kanun değişikliği sürecine usulen dahil edildiğini, amacın toplumda algı yaratmak olduğunu ve bu kanunu hazırlayan vekillerin amacının hayvan için iyi bir şey yapmak olmadığını net bir şekilde ortaya koydu. Toplantıya katılan sivil toplum kuruluşları da, çok başarılı bir protesto süreci yürüttü ve Yunus Kılıç’ın haddini aşan bu sözlerine gereken cevabı verdi. Bunun üzerine; Yunus Kılıç, toplantıya sivil toplantı kuruluşları olmadan devam etme kararı aldı ve teklif Tarım Komisyonu’nda kabul edildi. Diğer vekillerin teklifi inceleyip itirazlarını hazırlamalarına fırsat vermemek için hemen ertesi gün aceleyle Genel Kurul gündemine alındı ve orada da kabul edildi. </span></p>
<p><b>Peki bu kanuna ilişkin temel itirazlarımız nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu kanun, topluma </span><i><span style="font-weight: 400;">“hayvanlar artık mal değil canlı”</span></i><span style="font-weight: 400;"> ifadesiyle lanse edildi. Lansman toplumda iyi bir şey algısı yaratmak amacıyla böyle yapılsa da, bu ifade gerçeği yansıtmıyor. Zaten kanun koyucu; mezbaha, av, deney gibi alanlarda sömürülen hayvanları hiçbir zaman canlı kabul etmedi, etmiyor. Dolayısıyla kanunda bu konularla ilgili hiçbir düzenleme yokken, oralardaki sömürü onaylanmışken böyle bir lansman komik duruyor. Bu kısmı bir kenara bırakırsak; kanun koyucu canlı olarak kabul etmeyi amaçladığı kediler, köpekler, kuşlar bakımından da, yaptığı düzenlemeyle sınıfta kalmış durumda. Evcil hayvan satış yeri, üretim çiftliği gibi kavramlar kanunda yer aldığı; evcil hayvan satış yerlerinde kuş, balık gibi hayvanların satışına devam edildiği; kedilerin ve köpeklerin satışlarına üretim çiftliklerinde devam edildiği sürece, yani özetle masa, sandalye gibi hayvan satışına izin verildiği sürece </span><i><span style="font-weight: 400;">“hayvanlar artık mal değil canlı”</span></i><span style="font-weight: 400;"> demek çelişkili ve yanlıştır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayatımızda, </span><i><span style="font-weight: 400;">“tehlikeli köpek”</span></i><span style="font-weight: 400;"> gibi bir kavram vardı, bundan kurtulacağımızı umarken, bu kavramın hem korunduğunu hem de kapsamının genişletildiğini gördük. Yeni kanunla; hangi köpeğin tehlikeli olduğuna karar verme yetkisi Tarım ve Orman Bakanlığı’na verildi. Köpeklerin hangilerinin tehlikeli kabul edileceğini belirleme yetkisi, çok geniş ve kötüye kullanılmaya müsait bir takdir yetkisidir. Böyle bir konuda hiçbir kurum kanunla sınırlanmamış bir yetkiye sahip olmamalıdır. Örnek olsun; Tarım ve Orman Bakanlığı, on yıldır sokağınızda yaşamını sürdüren köpeğin bir anda tehlikeli olduğuna kanaat getirip onu oradan alma yetkisine sahip oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın tehlikeli olduğuna kanaat getirdiği köpeklerin beslenmesi ve bakılması yasaklandı. Fiilen hayatımızda olan, bu köpeklerin bakımevlerinde müebbet hapsine ilişkin bu uygulama, kanunla tescillenmiş oldu. Sadece; hâlihazırda tehlikeli kabul edilen bir köpekle birlikte yaşayanlar, kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay içinde köpeklerini kısırlaştırıp kaydettirirlerse onunla yaşamaya devam edebilecek. En önemli beklentilerimizden biri olan, hâlihazırda bakımevlerinde esir tutulan dövüşlerden kurtarılmış köpeklerin yuvalandırılmasının önü açılmadı, bu hayvanlar için esaret yeni kanun döneminde de devam edecek. Bu konuda yapılacak düzenleme, bu hayvanları dövüştürenlerin onlara erişimini, ticaretini, üretimini yapmalarını engellemeye odaklanmalı, herhangi bir süre sınırı olmadan korumak amacıyla evine alan iyi niyetli insanlara engel olunmamalıydı ama maalesef köpeklerin esaretine odaklanan bir düzenleme yapıldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kanundan beklentimiz hayvanların hayvanat bahçesi adı altındaki esaret alanlarında kapalı tutulmalarının yasaklanması iken, doğal yaşam parkı adı altında yeni bir esaret alanı oluşturuldu ve teklifte olmamasına rağmen Genel Kurul’da önergeyle bu alanları gerçek ve tüzel kişilerin de açabileceğine ilişkin ibare maddeye eklendi. Bahsi geçen doğal yaşam parkının hangi hayvanlar için hangi amaçla hangi kurum tarafından kurulabileceğinin belirsiz olması, keyfi ve kötü niyetli uygulamalara yol açacaktır. İsim değişikliği yerine bu tür sınırlandırılmış mekânların tamamen yasaklanması gerekir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu noktada; </span><i><span style="font-weight: 400;">“6. madde”</span></i><span style="font-weight: 400;"> konusuna, bu maddenin uygulanamaması için kurulan tuzaklara da değinmemiz gerekiyor. Bu kanunun yine en büyük lansman ifadelerinden biri; </span><i><span style="font-weight: 400;">“6. maddeye dokunmadık”</span></i><span style="font-weight: 400;">. Hayvanları Koruma Kanunu’nun 6. maddesi, bilindiği üzere, sokakta yaşamını sürdüren köpeklerin belediyeler tarafından kısırlaştırıldıktan ve tedavi edildikten sonra alındığı yere bırakılmasını düzenliyor. Yani köpeklerin sokaklardaki yaşamının güvencesi. Evet, bu maddeye açıktan dokunulmadı ama bu maddenin uygulanamaması için çeşitli tuzaklar kuruldu. Birinci tuzak; yukarıda bahsettiğimiz Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hangi köpeğin tehlikeli kabul edileceğine ilişkin takdir yetkisi. Tarım ve Orman Bakanlığı, sizin sokağınızdaki köpeğin tehlikeli olduğuna kanaat getirirse, o köpek 6. Madde’ye uygun şekilde sokağına dönemeyecek, bakımevinde esir tutulacak. İkinci tuzak; yukarıda bahsettiğimiz doğal yaşam parkı düzenlemesi. Her ne kadar konu </span><i><span style="font-weight: 400;">“hayvanat bahçesi”</span></i><span style="font-weight: 400;"> başlıklı madde içinde düzenlenmiş olsa da; doğal yaşam parkının hangi hayvanlar için olduğuna ilişkin maddede hiçbir detay belirtilmiyor. Kanun yürülüğe girdikten sonra bir belediye doğal yaşam parkı inşa edip, sokaktaki köpekleri buraya toplamaya karar verirse, kanunda bunu engelleyen hiçbir düzenleme yok. Üçüncü tuzak; kanunda yer almıyor ama Yunus Kılıç, televizyondaki açıklamalarında bu konuda ipucu vermişti. Köpeklerin her yerde beslenemeyeceğini, belediyeler ile Tarım ve Orman Bakanlığı’nın gösterdiği yerlerde beslenebileceğini söylemişti. Bu konunun yönetmelikle hayatımıza girme ve 6. maddeyi fiilen ortadan kaldırma ihtimali var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">En önemli konulardan biri de yaptırım konusu. Öncelikle hapis cezası konusuna değinmemiz gerekiyor. Çünkü yine kanunun lansman ifadelerinden biri; </span><i><span style="font-weight: 400;">“Hayvana şiddet suç oldu.”</span></i><span style="font-weight: 400;">. Evet, hayvana şiddet suç oldu ama bunun yanında faillerin şikâyet edilmesini, soruşturulmasını, ceza almasını, hapse girmesini engelleyecek her türlü düzenleme yapıldı. Fail, fiilen hapse girmedikten sonra suç olmasının da bir anlamı kalmıyor. Kanunda suç olarak nitelendirilen fiiller için üç ay ile bir yıl arasında ceza alt sınırları belirlenmiş. Bu da şu anlama geliyor; hakim isterse, bir köpeği öldüren ya da ona tecavüz eden faile sadece altı ay ceza verebilir. Üç ay, altı ay, bir yıl ya da iki yıl hapis cezası alan bir fail cezaevine girmeyecek ve bu nedenle gerçek anlamda caydırıcı bir yaptırıma maruz kalmayacaktır. Uygulamada yaptırımı etkisiz bırakacak bu problemin alt sınırı yüksek tutmak gibi basit bir çözümü varken bunun yapılmaması, göstermelik bir düzenlemenin amaçlandığı izlenimi yaratmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaptırım konusunda bir diğer problem de şikâyet şartı konusu. Hayvana karşı işlenen suçlarda; Savcılığa suç duyurusunda bulunma hakkı sadece Tarım ve Orman Bakanlığı’na ve sahipli hayvanlar özelinde ek olarak hayvan sahibine verildi. Bu da şu anlama geliyor; sokakta bir hayvana şiddet olayı gördüğümüzde, biz bireysel olarak suç duyurusunda bulunamayacağız, aynı şekilde sivil toplum kuruluşları suç duyurusunda bulunamayacak. Biz sadece konuyu Tarım ve Orman Bakanlığı’na iletebileceğiz, Bakanlık uygun görürse suç duyurusunda bulunacak. Hayvana karşı işlenen suçlarda genel soruşturma hükümleri uygulanmalı ve Savcılık resen ya da gerçek-tüzel herhangi bir kişinin ihbarı üzerine harekete geçebilmelidir. Bu şekilde bir muhakeme şartı, anayasal ihbar ve şikâyet hakkına aykırılık teşkil etmekte ve teknik bir alan olan soruşturma görevinin Savcılık dışında aracı bir kuruma verilmesi temel ceza hukuku prensipleriyle bağdaşmamaktadır. Ayrıca; hâlihazırda hayvana yönelik fiillerde idari yaptırım uygulamakla görevli kurum olmasına rağmen bu görevini doğru düzgün yerine getirmeyen Tarım ve Orman Bakanlığının ihbar-şikâyet sürecinde aracı kurum olarak da görevini layıkıyla yerine getirmeyeceği, keyfi ve kötü niyetli sonuçlar ortaya çıkacağı aşikârdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uygulamada belediyeler en büyük sorunlarımızdan biri. Sokakta yaşamını sürdüren köpekleri; ormana atan, bakımevlerinde esir tutan, toplu katliamlar yapan onlar. Asıl problemimiz ve bu kadar rahat ihlal yapabilmelerinin sebebi, hiçbir yaptırıma maruz kalmamaları. Yeni kanuna ilişkin en önemli beklentilerimizden biri de buydu, belediyelere ciddi idari yaptırım getirilmesi ve görevi kötüye kullanma suçundan yargılanmalarının önünün açılması. Kanun, bu konuda da hayal kırıklığı yarattı. Yeni kanunda da mevcutta olduğu gibi belediyelere </span><i><span style="font-weight: 400;">“yapar, eder, esastır”</span></i><span style="font-weight: 400;"> gibi netlik içermeyen ifadelerle yükümlülükler yüklendi. Bu yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde herhangi bir idari yaptırım getirilmedi. Görevi kötüye kullanma suçu bakımından uygulamada soruşturma izni verilmemesi engeline takılıyoruz. Belediye görevlileri kamu görevlisi olduğu için soruşturma yürütülmesi için ilgili birimden izin alınması gerekiyor. Ama; </span><i><span style="font-weight: 400;">“hayvanlarla ilgili konular belediyelerin asli görevi değil”</span></i><span style="font-weight: 400;"> gerekçesiyle bu izinler verilmiyor ve bunun sonucunda belediye görevlileriyle ilgili soruşturma yapılamıyor. O yüzden belediyelerin hayvanlarla ilgili görevlerini Belediye Kanunu’nun 14. maddesinde düzenlenen asli görevleri arasında sayılmasını beklerken, mevcuttan farkı olmayan, sadece madde numaralarının değiştiği bir manzarayla karşılaştık. Sonuç olarak; belediye görevlileriyle ilgili hem idari hem adli anlamda cezasızlık süreci devam ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir diğer önemli konu da yunus parkları. Yunus parklarının en fazla bir sene içinde tamamen kapatılmasına ve oralarda bulunan yunusların kalan ömürlerini oluşturulacak rehabilitasyon merkezlerinde geçirmelerine ilişkin düzenleme beklerken, mevcut yunus parklarının on sene daha faaliyetlerini sürdürmesine, buralara yeni yunus getirilmesinin ve yeni yunus parkı açılmasının yasaklanmasına ilişkin bir düzenleme ile karşılaştık. Mevcut yunus parklarının on sene daha faaliyetini sürdürmesi kabul edilebilir bir düzenleme değil, yunus parkı sektörünün kazandığı paranın yunusların yaşamından daha önemli olduğunu gösteriyor. Bu alanlarda eziyet gören yunuslar zaten en fazla beş altı sene yaşayabiliyorken, on senelik süre verilmesi anlaşılabilir bir şey değil. Milyonluk bir sektör olan yunus parklarına yeni yunus getirilmesinin cezasının 25.000 TL idari para cezası olması da komik ve adeta yeni yunus getirmeye teşvik eder nitelikte bir düzenleme. Aslında iki konuyu birlikte düşününce; kanun koyucu, yunus parkı sahiplerine </span><i><span style="font-weight: 400;">“sana on sene daha süre verdim, gerekirse bu süreyi de uzatırım, cezasını düşük tuttum, sen gizli gizli yeni yunus da getir, güzel güzel paranı kazan”</span></i><span style="font-weight: 400;"> mesajını veriyor. Yunus parkları için yıllardır öne sürülen gerekçe olan, otizmli çocuklara yunusla terapinin iyi geldiği iddiasının, hem otizm derneklerinden hem Türk Psikologlar Derneği’nden yapılan açıklamalarla herhangi bir bilimsel veriye dayanamadığı ve gerçeği yansıtmadığı, aksine yunusla terapinin hem yunuslar hem de çocuklar için kötü olduğu anlaşılmıştır. Bu koşullarda; yunus parklarının devamındaki ısrarın tek sebebi büyük paralar dönen bu sektörün kanun koyucu üzerindeki baskısıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Daha birçok noktaya itiraz dile getirebiliriz ama en temel itirazlarımız bunlar. Bu kanunun TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu raporu ile uyuşan bir tane noktası bile yok. Bu tavır, kanun koyucunun hem sivil toplum kuruluşlarını yok saymaktan çekinmediğini hem de birçok konuda kendi iradesini yansıtmaktan bile aciz olduğunu ortaya koyuyor. Bu kanun, hayvanlar düşünülerek değil; Bakanlıkların keyfi, evcil hayvan satış yeri, hayvanat bahçesi, yunus parkı gibi işletmelerin gelirleri düşünülerek hazırlanmıştır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün sivil toplum kuruluşları, bu itirazları 11 Temmuz’da Ankara’da düzenlenen eylemde de dile getirdi. Bu aşamada öncelikli olarak, Cumhurbaşkanı’nın toplumda hiçbir şekilde karşılık bulmayan bu kanunu veto etmesini bekliyoruz. Veto gelmezse ve bu kanun yürürlüğe girerse de, tabii ki biz mücadelemizi sürdüreceğiz. Hayvan için işimize yaradığı noktada bu kanunu da kullanırız, yeri gelir etrafından dolaşırız ya da hiç işimize yaramazsa üstüne basar geçeriz.</span></p>
<p><strong>Barış Karlı</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/13/kanun-degisikligi-ne-getiriyor-ne-goturuyor/">Kanun Değişikliği Ne Getiriyor/Ne Götürüyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TBMM’de “Eğitimde Vicdanî Ret Hakkı” Talep Edildi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/31/tbmmde-egitimde-vicdani-ret-hakki-talep-edildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Jul 2019 07:39:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Deneye Hayır Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları araştırma komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Oğuzcan Kınıkoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Tbmm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41087</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ekim ayında raporunu tamamlayarak TBMM Genel Kurulu’na sevk edecek olan Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu’nda gündeme gelen hayvan hakları ihlâllerinden biri de hayvan deneyleriydi. Komisyonda bilgisine başvurulan Deneye Hayır Platformu, Türkiye’deki hayvan deneyleri hakkında bir sunum yaptı ve mevzuatın düzenlenmesi ile ilgili kısa vadeli çözüm önerilerini komisyona iletti. Platform, Türkiye’de yasal bir hak olmayan ve çok da tanınmayan bir hakkı da gündeme taşıdı: Eğitimde vicdanî ret hakkı… </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/31/tbmmde-egitimde-vicdani-ret-hakki-talep-edildi/">TBMM’de “Eğitimde Vicdanî Ret Hakkı” Talep Edildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de bir ilk olarak kurulan TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu’nda gündeme gelen hayvan hakları ihlâllerinden biri de hayvan deneyleriydi. Komisyonun, bu konuda dinlemek üzere davet ettiği </span><a href="https://www.deneyehayir.org/"><b>Deneye Hayır Platformu</b></a><span style="font-weight: 400;">, hayvan deneyleri hakkında komisyon üyelerine bilgi verdi ve taleplerini iletti. Hayvan deneylerinin topyekûn yasaklanmasını savunan platform, Türkiye’de yapılan hayvan deneyleri ve mevzuatta “deney hayvanı” olarak tanımlanan, deneylerde kullanılan, işkence gören ve öldürülen hayvanlara yönelik rutin şiddete dair detayları paylaştı. Toplantıda, eğitimlerinde hayvanlara zarar vermek istemeyen binlerce öğrenciye eğitimde vicdanî ret haklarının teslim edilmesi istendi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de hayvan deneylerini denetleyen iki mekanizma bulunuyor: Hayvan Deneyleri Merkezî Etik Kurulu (HADMEK) ve Hayvan Deneyi Yerel Etik Kurulu (HADYEK). HADYEK’ler, örneğin bir üniversitede başlanacak bir deneyin, mevzuata uygun olup olmadığını kontrol ederek izin verirken, HADMEK ise HADYEK’lerin çalışma yönergelerini onaylıyor; aynı zamanda HADYEK’ler ve deney merkezlerini denetlemekle görevli.</span></p>
<p><b>Etik kurullarda hayvan deneyleri ile menfaat ilişkisi bulunan ya da alakasız STK’ler&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">HADMEK’e, mevzuata aykırı olarak, iki dönemdir, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, “hayvanları korumaya yönelik STK temsilcisi” sıfatı ile “Laboratuvar Hayvanları Bilimi Derneği” atanıyor. Deneye Hayır Platformu, bu derneğin, hayvan deneyleri ile doğrudan menfaat ilişkisi bulunduğu ve mevzuattaki koşulları karşılamadığı gerekçesiyle kurul üyeliğinin iptal edilmesi için idarî yargıya başvurdu. Hem Hayvanlara Adalet Derneği hem de platform bileşenlerinden Hayvan Hakları ve Etiği Derneği tarafından, yürütmenin durdurulması ve iptal istemi ile açılan dava hâlâ sürüyor. </span></p>
<p><b><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-41089 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/1-4.jpg" alt="" width="422" height="311" />“Etik kurulda Kuyumcular Derneği’nin işi ne?”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Komisyonda söz alan Ankara Barosu Hayvan Hakları Kurulu’ndan Av. Burcu Yağcı Bilgiç, sadece HADMEK’te değil, yerel etik kurullarda da mevzuata aykırı STK atamalarının yapıldığını ifade etti: “Örneğin bir yerel etik kurulda Kuyumcular Derneği vardı; bu derneğin kurulda işi ne? Ne gibi bir katkısı olabilir?” diye sordu. Av. Yağcı Bilgiç, bu şekilde atamaların yapıldığı etik kurulların, deneylerde kullanılan hayvanlara bir koruma sağlayamayacağı görüşünde…</span></p>
<p><b>“Türkiye’de her yıl ortalama 266.000 hayvan, deneylerde kullanılıyor, öldürülüyor”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Deneylerde kullanıldıktan sonra kurtarılan “Latte” isimli bir sıçanla hayatını paylaşan, Deneye Hayır Platformu’ndan Yağmur Özgür Güven ise, “İstatistiklere göre, Türkiye’de her yıl ortalama 266.000 hayvan, deneylerde kullanılıyor, öldürülüyor. Her yıl yüzbinlerce hayvanı deneylerde kullanan kurumlar, çoğunlukla yanlışlarla dolu yıllık raporlarını HADMEK&#8217;e gönderince iki taraf da kendini, yükümlülüklerini yerine getirmiş sayıyor. Oysa ki her kurumun, yılda en az bir defa denetlenmesi, deney sonunda hayvanlara ne olduğuyla ilgili bilgiler, aile yanına verme programlarının uygulanıp uygulanmadığı gibi konular es geçiliyor”</span></p>
<p><b><img decoding="async" class="size-full wp-image-41090 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/2-3.jpg" alt="" width="442" height="436" />Şirketler kendi kendine etik kurul kuruyor, izin veriyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Kurumların mevzuatı ve eklerini dahi tam olarak okuyup anladıklarını düşünmüyorum açıkçası. Dünyanın 5R&#8217;yi tartıştığı bir noktada, ‘Biz 3R prensiplerine</span><b>*</b><span style="font-weight: 400;"> uymaya çalışıyoruz’ gibi cevaplar tatmin edici olmaktan çok uzak. Ayrıca çalışma izni olan özel kurumların, kendi kendine etik kurul kurması ve izin verebiliyor olması, kabul edilemez bir uygulamadır. İlgili mevzuatta acilen değişiklikler yapılmalı” diye konuştu. </span></p>
<p><b>Hayvan deneyleri, üniversite eğitimine hiçbir şey katmıyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Deneye Hayır Platformu’ndan Dahiliye Uzmanı Dr. Oğuzcan Kınıkoğlu ise “Tıp fakültesinde, bir insan kalbi ile bir sıçanın kalbi arasındaki benzerliği neden öğrenmemiz gerektiğini ve bunun bana ne katacağını hiçbir zaman anlayamadım. Benimle beraber başka arkadaşlarım da sıçanlar üzerinde kesme ve öldürme işlemlerini yapmadılar. Ve hepimiz uzman olduk, fakülteyi bitirdik. Bilimsel makaleler ve veriler de aynı şekilde; eğitimde hayvan kesip biçmenin bir avantajı olmadığını gösteriyor. 1996 yılında yapılmış bir çalışma var: Öğrencilerin bir kısmına hayvanlar üzerinde deney yaptırılıyor, diğer kısmına bilgisayar programı üzerinde eğitim veriliyor. İki grup karşılaştırıldığı zaman görülüyor ki bilgisayar üzerinde ve hayvanlara zarar verilmeden yapılan eğitimler, hayvanlar üzerinde yapılan eğitimlerden daha verimli oluyor ve  öğrenciler, sınavlarda daha başarılı oluyorlar. Pratik anlamda da daha başarılı müdahalelerde bulunabiliyorlar” şeklinde konuştu.</span></p>
<p><b>Eğitimde Vicdanî Ret Hakkı Talebi: “Biz neden yapamayalım?”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de eğitimde vicdanî ret hakkının olmadığını ifade eden Kınıkoğlu, “Amerika, Avrupa ve diğer ülkelerde bugün yapılan uygulama aslında bu şekil. Bir sürü eyalette, yine Avrupa’daki bir sürü ülkede bir öğrenci eğer bir hayvan üzerinde deney yapmak istemiyorsa üniversite ona alternatif yöntemleri sunmak zorunda bırakılmış durumda. Türkiye’de maalesef ama bu şekilde değil. Türkiye’de öğrenciler mutlaka o derse girmek ve o derste hayvanlar üzerinde deney yapmak zorunda&#8230; Bir öğrenci eğer hayvanlar üzerinde deney yapmak istemiyorsa üniversite ona bir şekilde alternatif yöntemleri sunmak durumunda olmalıdır. Bunu biz neden yapamayalım?” diye konuştu.</span></p>
<p><b><img decoding="async" class=" wp-image-41091 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/3-2.jpg" alt="" width="330" height="332" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/3-2.jpg 424w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/3-2-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 330px) 100vw, 330px" />Hayvan deneylerinin bilime katkısı yok denecek kadar az</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uzm. Dr. Oğuzcan Kınıkoğlu, hayvanların kullanıldığı deneylerin bilime, neredeyse hiç katkısı olmadığını belirterek “Bugün dünyada kabul edilen, hayvanlar üzerinde yapılan deneylerin yüzde 95’inin insanlar üzerinde uygulanılabilir olmadığını biliyoruz. Örneğin Türkiye’de sıçanlar üzerinde yapılmış uzmanlık tezlerini inceledik. 438 tane tez ve bunu bilimsel makale olarak da yazdık. Yaklaşık iki ay önce de dergilere yolladık ve yayımlanmak üzere. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“438 tane tezde totalde 16.500 tane fare, sıçan kullanılmış ve bu makalelerin yalnızca üçte 1’i bugün bilimsel anlamda işe yarar bir veri tabanında. Bu araştırmaların yalnızca üçte 1’i orada kendisine yer bulabilmiş ve bu üçte 1’in yalnızca 10 tanesi, 438 tanenin yalnızca 10 tanesi, 10’dan fazla alıntılanmış ve en fazla alıntılanma sayısı 40&#8230; 900’lerde ve binlerde bahsettiğimiz alıntılanma sayısındaki hayvan deneylerinin bile, insanlar üzerindeki uygulanılabilirliğinin yüzde 95 olmadığı bir durumda bile bu kadar düşük şartlardan bahsederken Türkiye&#8217;de yapılan uzmanlık tezlerinin tıbbın gelişiminde ve insan sağlığı üzerinde olan etkisinin 0 olduğunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz” açıklamalarında bulundu. </span></p>
<p><b>Kısa vadeli öneriler ile yüzbinlerce hayvanın hayatı kurtarılabilir</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Deneye Hayır Platformu, komisyondan Yüksek Öğretim Kurumu’na (YÖK) tavsiye kararı gönderilerek, mağdur edilen üniversite öğrencileri için eğitimde vicdanî ret hakkı için yasal düzenleme yapılmasını talep etti. Platformun, hayvan deneyleri topyekûn yasaklanıp alternatif yöntemlere geçilene kadar, kısa vadeli önerileri şu şekilde komisyona sunuldu:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Hayvan Deneyleri Etik Kurullarının teşekkülü ve işleyişindeki sorunlar giderilmeli; hayvan koruma alanında çalışan sivil toplum örgütleri, baroların hayvan hakları komisyonlarının temsilcileri, etik alanında uzman kişiler de kurula dahil edilmeli,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Hayvan Deneyleri Yerel Etik Kurulları, bölgesel çalışan Merkez Etik Kurullar tarafından denetlenmeli, özel kuruluşlar projelerle ilgili izinleri resmi kuruluşların yerel etik kurulları ya da Merkez Etik Kurulu’ndan almalı,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Deney sonunda aile yanına verme programları uygulanmalı, bununla ilgili olarak sivil toplum kuruluşları ile işbirliği ve eşgüdüm halinde çalışılmalı,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda, “Hayvan Deneyleri ve Yasaklar” başlığı altında “kedi köpek gibi evcil türlerin sokak ya da barınakta yaşayanları üzerinde hiçbir şekilde deney yapılamaz” ibaresi eklenerek, bu hayvanların denek olmayacakları garanti altına alınmalı,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Hayvan deneylerine karşıtlığı; din, kanaat ve vicdan özgürlüğü kapsamında koruma altına alınmış samimi bir vicdani kanaat olarak kabul etme gerekliliği vardır. Bu yüzden, tıp eğitiminde vicdani ret hakkının tanınmasıyla ilgili YÖK’e tavsiyede bulunulmalıdır.</span></li>
</ul>
<p><b>*3R prensipleri:</b><span style="font-weight: 400;"> W. Russell ve R. Burch tarafından 1959&#8217;da geliştirilen ve baş harflerinden </span><span style="font-weight: 400;">dolayı 3R&#8217;ler olarak anılan Replacement: Yerine Koyma, Reduction: Azaltma ve</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Refinement: Arındırma ilkelerini ifade eder.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/31/tbmmde-egitimde-vicdani-ret-hakki-talep-edildi/">TBMM’de “Eğitimde Vicdanî Ret Hakkı” Talep Edildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meclis&#8217;teki Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu Ne İşe Yarar?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/27/meclisteki-hayvan-haklari-arastirma-komisyonu-ne-ise-yarar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Feb 2019 10:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayırsızada Sokak Köpeği Soykırımı]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları araştırma komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanları koruma kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Tbmm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35738</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz hafta, Türkiye'de bir ilk olarak, TBMM'de hayvan hakları ile ilgili bir araştırma komisyonu kurulmasına karar verildi. Parlamentoda grubu bulunan beş siyasî parti grubunun ortak önergesiyle kurulan araştırma komisyonu, hayvanlara uygulanan şiddet ve kötü muamele olaylarının incelenerek, bu olayların önlenmesi için alınacak tedbirleri belirleyecek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/27/meclisteki-hayvan-haklari-arastirma-komisyonu-ne-ise-yarar/">Meclis&#8217;teki Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu Ne İşe Yarar?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan hakları savunucuları olarak, Meclis&#8217;te grubu bulunan üç partinin; Ak Parti, HDP ve CHP&#8217;nin daha önce vermiş oldukları araştırma önergelerine rağmen, hayvan hakları ihlâllerini araştırmak üzere, araştırma komisyonunun neden ısrarla kurulmadığını sorguluyorduk. Birincil talebimiz, aylardır gündemi meşgul eden, Hayvanları Koruma Kanunu&#8217;nun değişikliğine dair kanun teklifinin sivil toplumun talepleri doğrultusunda, hayvanların lehine hazırlanmasıydı. Geçtiğimiz hafta, aylardır hayvanlara yönelik şiddete karşı duyarsızlığı ve tepkisizliği ile eleştirdiğimiz parlamento, nihayet adım attı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eski TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Ak Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adaylığı nedeniyle istifa etmeden önce iki araştırma önergesine imza atmıştı. Bu araştırma önergelerinden biri de hayvan hakları ihlâlleri ile alakalıydı.  Binali Yıldırım&#8217;ın araştırma önergesini TBMM Başkanlığı&#8217;na sunmasının hemen ardından, 20 Şubat tarihli TBMM Genel Kurulu&#8217;nda, parlamentoda grubu bulunan beş siyasî parti grubunun ortak önergesi ve desteğiyle hayvanlara uygulanan şiddet ve kötü muamele olaylarının incelenerek, bu olayların önlenmesi için alınacak tedbirleri belirlemek üzere </span><a href="https://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/ARASTIRMA_ONERGESI_SD.onerge_bilgileri?kanunlar_sira_no=1409"><span style="font-weight: 400;">araştırma komisyonu kuruldu</span></a><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan hakları için parlamentoda araştırma komisyonu kurulması, 350 STK&#8217;nin desteğiyle ve Hayvanları Koruma Kanunu değişikliği ile ilgili yasama sürecine müdahil olmak için özel olarak kurulan Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu tarafından memnuniyetle karşılanırken, bazı hayvan koruma gönüllüleri ve STK&#8217;ler, araştırma komisyonunu “seçim yatırımı”, “oyalama taktiği” olarak tanımladı. Hükûmetin yedi senedir hayvan hakları mücadelesi veren STK&#8217;lere ve aktivistlere verdiği sözlerin tutulmadığını ve 15 senelik yasanın varlığına rağmen her gün basında ve sosyal medyada yer bulan hayvanlara yönelik şiddet haberlerini düşündüğümüzde insanın doğal olarak bir umudu, beklentisi kalmıyor, kalamıyor! Bu hissiyatı ben de çok iyi biliyorum ama hayvanlar ve onların hakları için mücadeleye devam etmek zorundayız ve mücadeleyi sokaklar, barınaklar, belediyeler, adliyeler, bakanlıklarda sürdürdüğümüz kadar parlamentoda da sürdürmek zorundayız. Parlamentodan her ne kadar ümidi kessek, parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçsek de yasaların yapıldığı, tartışıldığı, kabul edildiği yer hâlâ Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8230; Hayvan haklarını savunan sivil toplum örgütleri olarak, parlamentoda varlığımızı bugüne kadar göstermeseydik, &#8220;işimiz Meclis&#8217;e mi kaldı&#8221;, &#8220;bu Meclis&#8217;ten hiçbir hayır gelmez&#8221; deseydik, komisyon toplantılarına katılmak için diretmeseydik muhtemelen bugün sokakta bir tek hayvan dahi bırakılmamış olacaktı.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-35740 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/b.png" alt="" width="409" height="342" /></p>
<p><b>Kötücül ve örgütlü gücün farkına varamazsak&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakanlıklarda, parlamentoda hayvanlar için verdiğimiz mücadele, dışarıdan görülmeyebilir ya da etkisiz görülebilir ancak içeride öyle bir mücadele veriliyor ki bunu, bu mücadelenin içinde olmayan kolay kolay anlayamayabilir ya da göremeyebilir&#8230; Hayvandan yana saf tutan, hayvanları önemseyen herkesin şunu anlaması gerekiyor: Karşımızda sokakta bir tek hayvan dahi bırakmak istemeyen, kötücül ve örgütlü bir güç var! 1910 Hayırsızada Sokak Köpeği Soykırımı&#8217;ndan bu yana, devlet geleneğinde ne yazık ki hiçbir değişim yok. Değişim olsaydı bugün sokak hayvanlarının da onları korumaya çalışan insanların da durumu çok farklı olurdu. Bireysel ya da kurumsal, hayvanları korumaya çalışan insanların, karşımızda nasıl bir muhatabın olduğunu iyi analiz etmesi gerekiyor. Bu durum tespitini yapamadığımız ve hayvan hakları konusunda, en azından müşterekte, stratejik ortaklıklar geliştirmediğimiz sürece, her zaman olduğu gibi, olan yine hayvanlara olacak. Türkiye&#8217;deki hayvan hakları hareketi, bu gerçeği görmek ve hayvanlar için hak mücadelesinde birleşmek zorunda&#8230; Biz bunu, zor da olsa </span><a href="https://www.facebook.com/yasamaizleme/"><span style="font-weight: 400;">Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu&#8217;nda</span></a><span style="font-weight: 400;"> yaptık, yapabildik. Uzun yıllar hayvan hakları konusundaki fikir ayrılıkları yüzünden yan yana gelemeyen birçok insan, hayvanlar için birçok tehlikeyi, tehdidi barındıran bu yasa yapım sürecinde bir araya geldi; buna mecbur olduğumuzu hissettik ve harekete geçtik. </span></p>
<p><b>“Hobi” mi, yaşam hakkı mücadelesi mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çuvaldızı biraz da kendimize batırmamız gerekiyor artık! Neredeyse görüştüğümüz tüm bürokratlar ve kanun yapıcılar, hayvan koruma ve hayvan hakları mücadelesini sanki kendilerine dert edinmiş gibi, hep aynı yorumu yapıyor: &#8220;Ama siz daha kendi aranızda anlaşamıyorsunuz&#8221;. Hayvan koruma/hayvan hakları mücadelesi verenler, eminim en az bir kez bu yorumu duymuştur. Gerçekliği olan bu yorum, kamu erkinin bir yaklaşımı olarak karşımıza çıkıyor ve bu gerçeklik, maalesef bizlere karşı kullanılıyor. Gündelik/özel hayatımızdan, maddî imkânlarımızdan, yaşam enerjimizden, zamanımızdan feragat ederek verdiğimiz mücadele, adına &#8220;kanun yapıcı&#8221;, &#8220;bürokrat&#8221; denilen kişilerce yok sayılıyor. Toplumun büyük bir çoğunluğu -muhalif kesimler bile- da politikacılar ve bürokratlar da verdiğimiz mücadeleye &#8220;hobi&#8221; olarak yaklaşabiliyor. Ve bu cüreti, onlara biz veriyoruz maalesef! </span></p>
<p><b>Tahammülsüzler ordusu ve barınakları “beş yıldızlı otel” sananlar&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanları Koruma Kanunu’nun yedi senedir değiştirileceği söyleniyor, her defasında konu dönüp dolaşıp sokak hayvanlarının toplatılmasına geliyor. Evet, Türkiye’de yüzyıllara dayanan, sokak hayvanlarıyla ortak yaşam kültürümüz var ama bugün kentin de kırsalın da dinamikleri oldukça değişmiş durumda. Milyonlarca insan, bu ortak yaşam kültürünü benimseyip buna sahip çıkarken milyonlarca insan da sokaklarda hayvan görmek istemediğini beyan ediyor. Modern/steril şehirler yaratılacağı bahanesi ile insanlara “hayvansız şehirler” fikri empoze ediliyor, bunun adına da medeniyet deniliyor! Öyle bir noktaya geldik ki milyonlarca insan, sokağındaki kuytu bir köşeyi, mahallesindeki çalılığı, ormanlık alanı sokak hayvanlarına çok görmeye başlamış durumda. Evet, bu kadar çok tahammülsüz, bencil insanla yaşıyoruz ve bu insanlar, belediyelere hesap sormaktansa bizlere, hayvan koruma gönüllülerine ve hayvan hakları aktivistlerine hesap soruyor. Sanki hayvanları bizler doğurup sokaklara terk etmişiz gibi… Ve bu insanlar, 15 senedir yürürlükteki yasayı uygulatmayı değil; her gün belediyeleri arayarak, CİMER’e başvurularda bulunarak sokak hayvanlarının toplatılmasını talep ediyorlar. Belediyeler hayvanları toplamazsa alenen zehirleyeceklerini söylüyorlar. Karşımızda kötücül ve örgütlü bir güç var derken bu tahammülsüzler ordusunu da dâhil etmiştim. Bir de barınakları, yani toplama kamplarını “beş yıldızlı otel” sanan bir grup olduğunu hatırlatmamda fayda var. Toplumun durumu bu kadar vahimken, bizlerin; hayvanların, yani her gün zulümle karşılaşanların tarafını tutanların, müşterekte buluşmama, stratejik ortaklık kurmama, güç birliği yapmama gibi bir lüksü olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeniden konumuza, yani meclis araştırma komisyonuna dönecek olursak… Yıllardır hayvanlar için parlamentoda, bakanlıklarda mücadele verenler, yani her türlü kirli oyunu görenler olarak, tabii ki bu araştırma komisyonundan da medet ummuyoruz, komisyona bel bağlamıyoruz. Ancak bu komisyonun çalışması, çalıştırılması da bizim boynumuzun borcu olmalı. Mücadeleye devam diyorsak bu fırsatı (?) değerlendirmeliyiz. Yaşamlarını, haklarını korumaya çalıştığımız hayvanlara bunu borçluyuz en azından… </span></p>
<p><b>“Hayvanlar bizim komisyonun alanına mı giriyor?”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biliyorsunuz, Meclis’te siyasî parti ayırt etmeksizin, milletvekilleri ile görüşüp hayvanların sorunlarını, hayvan hakları ihlâllerini bıkmadan, usanmadan anlatıyoruz. Bunu yaparken öyle anlar yaşıyoruz ki bazen şok oluyoruz, bazen de elimizi, ayağımızı titretecek kadar sinirleniyoruz, üzülüyoruz, öfkeleniyoruz. Meclis’in durumunu, duyduğumuz bir soru üzerinden özetleyecek olursam, yine yasa ile ilgili endişelerimizi bir milletvekiline aktarırken milletvekilinden şöyle bir tepki aldık: “Bana niye geldiniz ki, ben Çevre Komisyonu üyesiyim, hayvanlar bizim komisyonun alanına mı giriyor?”. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yasa teklifinin içeriğine göre komisyonlara yapılan havaleler değişse de TBMM Çevre Komisyonu, hayvanları ilgilendiren birincil ihtisas komisyonlarından biri… Bu komisyonda durum böyleyken, TBMM Genel Kurulu’nda hayvanlar ya da hayvan hakları ile ilgili yasa teklifini oylayacak olan milletvekillerini siz düşünün. Deneyimlerime dayanarak söylüyorum, vekillerin hayvanlara dair sizlere aktarabilecekleri bilgi, evlerinde birlikte yaşadıkları hayvanlarla olan iletişimleri, ilişkileri, hikâyeleri ya da avcılık deneyimleri olacaktır… Hayvan davranışları, hayvan hakları, yaban hayat, hayvanları ilgilendiren mevzuat, savcı ve hâkimlerin hayvanlara yaklaşımı, hayvanlara yönelik linç ve nefret kültürünün sebepleri gibi birçok konuda hiçbir bilgisi olmayan vekillerin yasa teklifini oylamasından, hayvanların tam anlamıyla yararına bir şey çıkacağını beklememeli kimse… Meclis koridorlarını, kulisleri, parti gündemlerini, ülkenin batık durumunu, parlamentonun yapısını bir kez olsun, düşünün; bugüne kadar hiç düşünmediyseniz yıllardır hiçbir zorunluluğu olmamasına rağmen “hayvanları bu yıkımdan en az zararla nasıl kurtarırız”ın hesabını yapanlara kulak verin.</span></p>
<p><b>“Vicdan muhasebesi komisyonu”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu araştırma komisyonu, apayrı gündemleri olan; çoğu, hayvanları umursamayan vekilleri, onların gözünün içine baka baka bilgilendirdiğimiz, kendi partilerinin yönettiği belediyelerin sokak hayvanlarına uyguladığı zulmü teşhir edeceğimiz bir platform olacak, olmalı en başta. Vekiller, parlamentoda yaptığımız sunumlarda gösterdiğimiz videoları, ya izleyemediler, ya izlerken mideleri bulandı, ya da gözleri doldu. Bu araştırma komisyonu, aynı zamanda bir “vicdan muhasebesi komisyonu” olacak. Bu yüzden, hayvanların derdini anlatmak ve yakında gündeme gelecek yasa teklifini mümkün olduğunca hayvanlar lehine dönüştürmek için var gücümüzle, bıkmadan usanmadan çalışmaya devam etmeliyiz. Bu araştırma komisyonu çalışmalarını tamamladığında ise parlamentonun vicdanı ortaya çıkacak. Araştırma komisyonu, bir anlamda turnusol kâğıdı görevi görecek. Elimizden geleni yaparken, yasa yapmakla görevli olan vekillerin vicdana sahip olup olmadıklarını da göreceğiz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">En başından beri müdahil olmaya çalıştığımız, yakından takip ettiğimiz bu yasama süreci, Türkiye’nin toplumsal vicdana sahip olup olmadığını bizlere gösterecek. Eğer toplumumuz, sokaklarda yaşam mücadelesi veren, her gün sistematik zulme maruz bırakılan hayvanları gözden çıkarmaya karar verirse bu ülkeden ümidimi tamamen keseceğim. Çünkü ben, hiçbir şeyden haberi olmayan hayvanların sürgüne, esarete, ölüme gönderilmesini hiçbir şekilde anlamlandıramıyorum, böyle bir kötülüğü kafamda bir yere koyamıyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çok az bir zamanımız var, bu yüzden hayvanları önemseyenlerin de hayvanları önemsemeyip kendi toplumunu önemseyenlerin de bir karar vermesi gerekiyor. Yaşamdan yana mı saf tutacaklar, yoksa sürgünden, ölümden yana mı saf tutacaklar? Toplumumuzun bu kararını hep birlikte öğrenecek ve bu kararın sonuçlarını hep birlikte yaşayacağız. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin geri dönülemeyecek bir toplumsal çöküntü dönemine girmemesini, hayvanları dahi düşmanlaştıracak bir şuursuzluğu yaşamamasını diliyorum.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/27/meclisteki-hayvan-haklari-arastirma-komisyonu-ne-ise-yarar/">Meclis&#8217;teki Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu Ne İşe Yarar?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TBMM&#8217;de Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu Kuruldu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/20/tbmmde-hayvan-haklari-arastirma-komisyonu-kuruldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Feb 2019 16:32:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları araştırma komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Tbmm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35493</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu, TBMM Genel Kurulu'nda beş siyasî partinin desteği ile hayvan hakları araştırma komisyonu kurulduğunu duyurdu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/20/tbmmde-hayvan-haklari-arastirma-komisyonu-kuruldu/">TBMM&#8217;de Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu Kuruldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu&#8217;ndan yapılan açıklamada, 350&#8217;ye yakın sivil toplum kuruluşu ve oluşum olarak, Hayvanları Koruma Kanunu&#8217;nun değişikliği için hazırlanacak yasa teklifinin yasama sürecine sivil toplum katılımını sağlamak, süreci hayvanların lehine dönüştürmek delegasyon kurulduğu hatırlatılıyor. Delegasyonun yurt çapında gerçekleştirdiği basın açıklamaları ve toplantıları ile gündeme gelecek olan yasa teklifinin, hayvan haklarını gözetecek ve hayvanları gerçekten koruyacak bir yasama çalışması olması için var gücüyle çalışmalarını sürdürdüğü belirtilen açıklamada, &#8220;Eylül 2018&#8217;den bu yana verdiğimiz mücadele, bugün ilk meyvesini verdi. Defalarca duyurduğumuz taleplerimizden birincisi, yasa teklifinin hayvan hakları mücadelesi veren sivil toplum kuruluşları ile birlikte hazırlanması idi. Bugün &#8220;hayvanların haklarının korunması ile hayvanlara eziyet ve kötü muamelelerin önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi&#8221; amacıyla TBMM Başkanlığı&#8217;na sunulan Meclis araştırması önergeleri birlikte görüşülmüştür. TBMM Genel Kurulu&#8217;nda görüşülen ve beş siyasî partinin desteği ve oybirliği ile Türkiye&#8217;de bir ilk olarak parlamentomuzda hayvan hakları ihlâllerinin araştırılacağı ve çözüm yollarının belirleneceği bir araştırma komisyonu kurulmuştur.&#8221; denildi.</div>
<div>TBMM Genel Kurulu&#8217;nda oylama öncesinde delegasyonun çalışmalarına değinilmesinin hayvanların hakları için verdiğimiz mücadelenin görünürlüğü açısından sevindirici olduğu da belirtilen açıklamada, &#8220;Parlamentoda bugün sergilenen uzlaşı kültürünün, Türkiye toplumu açısından bir umut olduğunu düşündüğümüzü ifade etmek istiyoruz. Araştırma önergelerine destek veren tüm siyasî parti gruplarına ve milletvekillerine teşekkür ediyor, Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu olarak yeni kurulan araştırma komisyonuna her türlü katkıyı sunmaya hazır olduğumuzu kamuoyuna duyuruyoruz.&#8221; ifadelerine yer verildi.</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/20/tbmmde-hayvan-haklari-arastirma-komisyonu-kuruldu/">TBMM&#8217;de Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu Kuruldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
