<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>HAYDİ arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/haydi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/haydi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 16 Sep 2020 09:37:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>HAYDİ arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/haydi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>‘Haydi’ Uygulaması Önemli Ama Hayvan İstismarını Durdurmak İçin Yasa Şart</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/16/haydi-uygulamasi-onemli-ama-hayvan-istismarini-durdurmak-icin-yasa-sart/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Sep 2020 09:37:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[HAYDİ]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Yasası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=58212</guid>

					<description><![CDATA[<p>İçişleri Bakanlığı’nın hizmete koyduğu ‘Haydi’ isimli mobil ihbar uygulamasını olumlu bulan hayvan hakları savunucuları, istismarın önlenmesi için Hayvan Yasası’nın önemine vurgu yapıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/16/haydi-uygulamasi-onemli-ama-hayvan-istismarini-durdurmak-icin-yasa-sart/">‘Haydi’ Uygulaması Önemli Ama Hayvan İstismarını Durdurmak İçin Yasa Şart</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İçişleri Bakanlığı tarafından geçtiğimiz temmuz ayında uygulamaya konan ‘Haydi’ (Hayvan Durum İzleme Mobil İhbar Uygulaması) hattı ile hayvanseverler, hayvanlara yapılan şiddet, işkence v.b şikayetlerini ilgili kuruma ulaştırabilecek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğa, çevre ve hayvanlara karşı işlenen suçların hızlı ihbar edilebilmesi için Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı ile Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Daire Başkanlığınca ortak yürütülen çalışmada, Çevre, Doğa, Hayvan Koruma Şube Müdürlüğü kuruldu. Bu kapsamda polisler artık doğa ve hayvanları da koruyacak. Ayrıca ihbarların daha hızlı yapılabilmesi için &#8220;Haydi&#8221; isimli mobil uygulama da hayata geçirildi.</span></p>
<p><b>Hayvan hakları savunucuları ‘Haydi’ ihbar hattını Sivil Sayfalar için şöyle değerlendirdi: </b></p>
<p><b>Kıtmir Sokak Hayvanlarını Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Ayten Beşevler:</b> <span style="font-weight: 400;">Sahipsiz hayvanların yürek yakan acılarını sahiplenerek, hayvan polisi uygulamasını kuran İçişleri Bakanlığımız, valiliklere, kaymakamlıklara belediyelere genelge göndererek sokak hayvanlarının beslenmesi, barınakların düzeltilmesi ve denetlenmesi konusunda da çalışma başlattı. Biz tüm bu uygulamaları destekliyoruz. &#8216;Haydi’ uygulaması güzel ve caydırıcılığı var, ancak yasadaki boşluk nedeniyle bu uygulamadan çok fazla sonuç alınamayabilir. Hayvana zulüm 21. yüzyılda hala kabahat olamaz, TCK’da suç kapsamına alınması ve zulmedenlerin hak ettiği cezaları alması gerekir. Bu uygulama ancak o zaman sonuç verir. Bu konuda tüm siyasetçilerin ve ilgililerin hayvan koruma yasasının etkin ve kalıcı hale gelmesi için destek vermesi gerekir. İçişleri Bakanlığı’nın ‘Haydi’ uygulaması ile hayvan şiddetine, hayvan istismarlarına karşı harekete geçtiği gibi yasa konusunda da destek vereceğinden şüphemiz yoktur.</span></p>
<p><b><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-58214 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/zekiye-tas-koklu.jpg" alt="Zekiye Taş Köklü" width="307" height="230" />Hayvan Kurtarma Derneği Başkanı Zekiye Köklü:</b> <span style="font-weight: 400;">Uygulamanın tek başına yaşanan bu vakaları önlemesine imkan yok. Çünkü şu anda da zaten ihbar olduğu zaman emniyet güçlerince olay inceleniyor ancak mevcut 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu hayvanı koruyan bir kanun olmadığından şahıslar para cezası alarak hayatlarına serbestçe devam ediyorlar ve belki başka hayvanların canını yakıyorlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uygulamayla belki vakalar daha hızlı tespit edilir ve erken müdahale ile bazı canlar kurtarılabilir ancak bizim asıl beklentimiz bu uygulama ile ortaya çıkacak korkunç tablonun meclise sunulması ve hayvanlara eziyeti kabahat değil suç sayan ve ona göre hapis cezası getiren koruyucu bir kanunun yasalaşması. Ayrıca belediyeler marifetiyle eziyet çektirilen hayvanlar için de bu uygulamayla ihbar alınması ve müdahale edilmesi bir diğer beklentimiz. Maalesef Türkiye genelinde parti ayrımı olmaksızın belediye barınaklarında hayvanlar hastalık, açlık, sefalet içerisinde hapsedilmiş durumdalar. Kötü şartlarda bakılan canların da bu kapsama alınmasını çok isteriz. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Belki hızlı müdahaleye imkan sağlayacak olması nedeniyle caydırıcı olabilir ancak dediğimiz gibi kanun çıkmadıkça alınan sonucun şimdiki durumdan farklı olacağını düşünmüyoruz.</span></p></blockquote>
<p><b><img decoding="async" class=" wp-image-58215 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/zeynep.jpg" alt="Zeynep" width="281" height="187" />Hayvan Hakları Federasyonu Ankara Temsilcisi Zeynep Pehlivan: </b><span style="font-weight: 400;">Yıllardır eksikliğini sürekli dile getiriyorduk ve  kurulmasını çok istiyorduk. Ülkemizde bu birimin olmaması oldukça önemli bir açıktı. İçişleri Bakanlığımıza bu konuyla ilgili çözüm ürettikleri için teşekkür ediyoruz. Burada en önemli nokta 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu&#8217;nun hala kabahatler içerisinde yer almasıdır. Hayvana yapılan eziyetin, işkencenin, tecavüzün suç değil kabahat olmasıdır. Aynı kapalı alanda sigara içmek gibi para cezası ile konunun kapatılmasıdır. Bu nedenle Çevre, Doğa ve Hayvan Koruma Polisi aracılığıyla yapılacak olan işlemler oldukça sınırlıdır ve caydırıcı değildir. Yapılan yeni ve sevindirici uygulamanın tam anlamıyla işlevsel olması için Hayvanları Koruma Kanunu&#8217;nun Türk Ceza Kanunu içerisine alınması, cezaların caydırıcı olabilecek nitelikte artırılması ve Doğa İhtisas Mahkemeleri&#8217;nin kurulması gerekmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kanun değişikliği olmadığı sürece, hayvanlara yönelik artan taciz, tecavüz ve şiddetin önüne çok geçebileceğini düşünmüyoruz. Ama belirli oranda etkisi elbette olur. Vatandaşlar hayvanlara karşı yapılan zulümlere şahit olduklarında hangi yolu izlemeleri gerektiğini bilmiyor ya da bunu ihbar edebilecek birimleri bulamıyorlardı. Artık karşılarında kolaylıkla ulaşabilecekleri bir birim var ve bu çok değerli. Son olarak yıllardır söylediğimiz gibi tekrar söylüyoruz kanunla, eğitimle desteklendiği takdirde hayvana yönelik artan tecavüzün, şiddetin, eziyetin önüne geçmeye başlayabiliriz.</span></p>
<p><b>Anadolu Sokak Hayvanlarını Koruma ve Yaşatma Derneği Genel Başkanı Cihad Atahan Mutlu: </b><span style="font-weight: 400;">Hayvanlara karşı işlenen suçları hızlı ihbar edebilmesi bizim açımızdan olumlu bir çalışmadır.</span> <span style="font-weight: 400;">Bu ve buna benzer uygulamalar ve düşünceler ne güzeldir ki son zamanlarda yaygınlaşmaya başladı. Ancak çoğu pratikte pek uygulanamadı maalesef. Umarız ki arka planı desteklenmiştir ve hiçbir can mağdur olmadan, işleyişi sağlıklı şekilde gerçekleşir. Ancak giderek artan hayvana şiddet olayları nedeniyle toplumun geniş bir kesimi ve hayvan hakları savunucuları olarak bizler de ‘Hayvan Hakları Yasası’nın en öncelikli konulardan olduğunu düşünüyoruz. Bir an önce çıkmasını ve suçluların hak ettikleri cezaları almasını istiyoruz.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/16/haydi-uygulamasi-onemli-ama-hayvan-istismarini-durdurmak-icin-yasa-sart/">‘Haydi’ Uygulaması Önemli Ama Hayvan İstismarını Durdurmak İçin Yasa Şart</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayvanlara Yönelik Şiddet, Çocuklar Ve Çocuk &#8220;Adalet&#8221; Sistemi&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/07/hayvanlara-yonelik-siddet-cocuklar-ve-cocuk-adalet-sistemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Aug 2019 09:03:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Alper Yalçın]]></category>
		<category><![CDATA[Denizli]]></category>
		<category><![CDATA[Fikir ve Sanat Atölyesi Derneği Çocuk Hakları Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[hakim]]></category>
		<category><![CDATA[HAYDİ]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları izleme komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlarla Dayanışma İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Talaslıoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41340</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz hafta, bir hayvan hakları ihlâli haberi, basında ve sosyal medyada geniş yer buldu ancak bu kez hayvana şiddet uygulayanlar çocuktu… Adana’da üç çocuk, mahallelinin “Çıtır” adını verdiği hamile bir kediyi, ellerinde bağlı bulundurdukları bir köpeğin önüne attı ve kedi, köpek tarafından öldürüldü. Adana Barosu, olayla ilgili olarak suç duyurusunda bulunduğunu açıklayarak üç çocuk hakkında çok sayıda suç dosyası olduğu, birinin ise 37 ayrı suçtan sabıkası olduğunu aktardı. Yetkili kurumlar, üç çocuğa ev hapsi verildiğini duyurdu. Haklarında adlî yaptırım uygulanan çocuklara yönelik yaklaşımlar ile ilgili olarak çocuk hakları aktivisti Alper Yalçın ve Uzman Psikolog Pınar Talaslıoğlu ile konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/07/hayvanlara-yonelik-siddet-cocuklar-ve-cocuk-adalet-sistemi/">Hayvanlara Yönelik Şiddet, Çocuklar Ve Çocuk &#8220;Adalet&#8221; Sistemi&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Üç çocuğa, çıkarıldıkları nöbetçi sulh ceza hâkimliğince ev hapsi cezası verildi. Çıtır’ı öldüren köpek ise mevzuata göre “tehlikeli ırk” olarak tanımlandığından ömrü boyunca barınağa kapatılmak üzere aranıyor! Köpeğe müebbet hapis; çocuklara ev hapsi cezası… </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu olay üzerine, şiddete karışan çocuklara yönelik yaptırım ve yaklaşımlar, ülkede yine tartışma konusu oldu. Hayvanlara yönelik şiddet, toplumun her katmanında rutinleşirken, çocukların hayvanlara şiddet uygulaması her nedense yadırgandı… Çocukların zihnine âdeta yerleştirilen, hayvanlara yönelik toplumsal öğretileri sorgulamaktansa yine “çözüm” konusunda kolaya kaçıldı: Sosyal medyada, olaya karışan çocukların toplumdan tecrit edilmesi önerisi ağır bastı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuklardan ikisinin, bir basın mensubunun kendilerine yönelttiği &#8220;Kedi öldü, hiç mi üzülmedin?&#8221; sorusu üzerine verdikleri tepkiler ise şöyle oldu: &#8220;Ben seni vursam bile üzülmem, kediye mi üzüleceğim&#8221;,  &#8220;Çekin alem yakışıklı görsün&#8221;, &#8220;Ağabeylere selam, çatışmaya devam. Yaşımızın yetmediği yerde yaşantımız yeter, biz Denizli çocuğuyuz&#8221;&#8230; </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Adana Barosu’nun, kediyi öldüren çocuklar ile ilgili olarak verdiği bilgi dikkat çekiciydi. Bugüne dek birçok kez gözaltına alınan ve farklı yaptırımlar ile karşılaşan çocukların tecridi, bu çocukların başkalarına tekrar şiddet uygulamaması için bir fayda sağlar mı? Bu olay ve benzerlerinde, şiddete karışan çocukları “canavarlaştırmak” ve cezalandırmak, toplumsal şiddeti önler mi?.. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu soruların cevapları üzerine hep birlikte düşünebilmek için, haklarında adlî yaptırım uygulanan çocuklara yönelik yaklaşımlar ile ilgili olarak, Hayvan Hakları İzleme Komitesi’nden (HAKİM) iki gönüllü ile konuştuk: Aynı zamanda Fikir ve Sanat Atölyesi Derneği Çocuk Hakları Merkezi gönüllüsü olan ve çocuk cezaevlerine karşı da çalışan, çocuk hakları aktivisti </span>Alper Yalçın<span style="font-weight: 400;"> ve “</span><a href="http://www.stgm.org.tr/tr/icerik/detay/cocuklar-icin-turculuk-ve-hayvan-haklari-atolyeleri-modeli-kitapcigi"><span style="font-weight: 400;">Çocuklar İçin Türcülük ve Hayvan Hakları Atölyeleri</span></a><span style="font-weight: 400;">” modelinin hazırlık ekibinde de yer alan Uzman Psikolog </span>Pınar Talaslıoğlu<span style="font-weight: 400;">…</span></p>
<p><b>Hayvanlara ya da birbirlerine şiddet uygulayan çocuklar ile ilgili yapılmış bir çalışma var mı? Bu çalışmada, çocukların uyguladığı şiddeti önlemek için ne gibi önerilerde bulunulmuş? Böyle bir çalışma yoksa, bu konudaki öneriler neler olmalı?</b></p>
<p><b><img decoding="async" class=" wp-image-41344 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/1-7.jpg" alt="" width="336" height="255" />Alper Yalçın:</b><span style="font-weight: 400;"> Gerçekten çok üzücü bir kayıp&#8230; Türkiye’deki hâkim çocukluk algısı çocukların “masum, savunmasız, korunmaya muhtaç veya herhangi bir irade sahibi olmadığı” yönünde olduğu için bu kayıptaki tepkiler de iki farklı bakış açısını temsil ediyordu. Biri yetişkin/çocuk ayrımı yapmaksızın çözümü cezalandırma bakış açısıyla arayanları, biri de çocuk olması nedeniyle duraksayan, hâkim çocukluk algısı nedeniyle duyulan şaşkınlığı temsil ediyordu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanlara şiddet uygulayan çocukların oranlarına dair bir bilgimiz yok, bu konuda bir araştırmaya da hiç rastlamadık açıkçası. Belki de farkında bile değildik. Bu gündemimizde hayvan haklarının ne kadar olduğuyla da ilgili tabii ki. Ancak Hayvan Hakları İzleme Komitesi olarak yaptığımız medya taramalarından çocukların da neden olduğu kayıpların az olmadığını biliyoruz.”</span></p>
<p><strong>Haberle ilgili tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>Alper Yalçın:</strong> Bu kaybın ardından ilgili haberlere baktığımda birkaç şey dikkatimi çekti. Öncelikle çocuklarla ilgili hâkim söylem çocukların yaptıkları eylemin farkında olmadıkları üzerine kuruluyor. Oysa ki bu haberde, bir çocuğun ifadesi ile yaptığı eylemin farkında olduğu açıktır. Fakat bu farkındalık, bizleri çocukları suçlamanın ötesinde düşündürmelidir. Herhangi bir suçu bireyselleştirmek, ardında yatan toplumsal gerçeklerden bizleri uzaklaştırabilir. Bu kaybın sorumlusu yalnızca çocuklar olmadığı gibi aileleri de değil. Çünkü çocuklar, ailelerinden bağımsız bir insandır ve toplumsal olarak gerçekleşen ne varsa bunun bir parçasıdır, yaşanan her şeye doğrudan ya da dolaylı olarak tanıklık eder. Ve hatırlamak gerekir ki, çocuklar ne suçlu ne de masumdur, çocuk yalnızca çocuktur, bir yurttaştır. Haber ajanslarından birinde, bu mahallede bu tür üzücü kayıpların sık yaşandığı belirtiliyordu. Tıpkı bu mahallede yaşandığı gibi, hayvanlara yönelik şiddetin ne yazık ki sistematik olduğunu da biliyoruz. Bu kayıplara neden olan gerçeklikleri anlayabilmek için sorular sormamız gerekiyor. Çocukların hangi mahallede neler yaşadıklarını, nerelerde ve nasıl vakit geçirdiklerini, canlılarla nasıl ilişki kurduklarını bilmiyoruz. Bu eyleme neden olan çocukların yaşantılarına dair hiçbir bilgimiz yok, haberlerde yaşanan kayıp haricinde çocuklara ilişkin herhangi bir bilgiye rastlayamıyoruz. </span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-41347" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/4-2.jpg" alt="" width="314" height="352" />Uzman Psikolog Pınar Talaslıoğlu da yıllardır uygulanan cezalandırma uygulamalarının, şiddete karışan çocuklar için bir çözüm olmayacağı görüşünde…</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Çocuk ve şiddet davranışı arasındaki ilişki, ruh sağlığı ve psikoloji alanında sıklıkla araştırılan bir konu olmuştur. Yapılan araştırmalar genellikle şiddet algısı, şiddetin nedenleri, sonuçları ve şiddeti önleme çalışmaları gibi konular üzerinde durmaktadır. Bu bakımdan şiddet davranışları gösteren bir çocuğun öncelikle davranışlarındaki temel dinamiklerine bakmak gerektiğini söyleyebiliriz. Örneğin çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine, doğaya, ekolojiye, dünyaya ve iletişim kurmaya dair öğrendiklerine ve bilgisine, içinde yer aldığı ekolojik sistemlere, aile öyküsüne, şiddetle ilgili geçmiş yaşantıları olup olmadığına, istismara ve ihmale uğrayıp uğramadığına, şiddeti güç, hiyerarşi ve kontrol unsuru olarak görmeyi öğrenip öğrenmediğine bakmak önemli&#8230; Kısacası tüm bu dinamikler şiddet davranışını etkiliyor. </span></p>
<blockquote><p>Hayvanlara yönelik saldırgan davranışlarda bulunma, yalnızca insanlara yönelik bir patoloji konusuna indirgenmemeli ve toplumsal süreçler göz ardı edilmemelidir.</p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Bununla birlikte araştırmalar insanlarda hayvanlara şiddet uygulama ve kötü davranma, saldırganlık, akran zorbalığı ve empati düzeyinin düşük olması gibi değişkenlerin birbiriyle ilişkili olduğunu da gösteriyor. Özellikle hayvanlara yönelik saldırgan davranışlarda bulunma ile patolojik durumların ilişkisi olabileceği de biliniyor. Tabii ki hayvanlara yönelik saldırgan davranışlarda bulunma, yalnızca insanlara yönelik bir patoloji konusuna indirgenmemeli ve toplumsal süreçler göz ardı edilmemelidir. Aslında şiddet, bir sarmala benzer ve içinde yer alınan ekolojik sistemler değişmedikçe sürmeye devam eder. Bu bakımdan hem şiddet gösteren hem şiddete maruz kalan hem de şiddete tanık olanların etkilendiği toplumsal travmalara yol açmaktadır. Bütün bunlara yönelik önlemler almak adına çocuğun dünyayla ve kendisi dışındaki bir canlıyla ilişki kurma biçiminin yeniden düzenlenmesi önemlidir. Beraberinde çocuğun doğayla, dünyayla, ekolojiyle ve toplumsal cinsiyet konusu ile ilgili bilgisi ve ilgisi güçlendirilebilir. Aynı zamanda çocuğun hem kendi haklarını hem de kendisi dışındaki bir canlının haklarını içselleştirmesine yönelik tüm ekolojik sistemlerin ortak hareket edebileceği çalışmalara yönelik adımlar atılabilir.”  </span></p>
<p><b>Türkiye cezaevlerindeki çocuklar konusunda, devletin &#8220;suça itilmiş çocuk&#8221; olarak tanımladığı çocuklara olan yaklaşımı nasıl? Cezalandırma, bu çocuklar üzerinde nasıl etkiler bırakıyor? Bu çocuklara ilişkin nasıl bir rehabilitasyon ya da özel politika belirlenmeli?</b></p>
<p><b>Uzm. Psikolog Pınar Talaslıoğlu: </b><span style="font-weight: 400;">Bütüncül bir bakış açısını kapsayan rehabilitasyon çalışmalarına öncelik verilmesi gerekiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41346 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/3-4.jpg" alt="" width="413" height="277" />Çocuklar açısından genel olarak cezalandırma sisteminin işlevsel olmadığını ve şiddet döngüsünü devam ettirdiğini düşünüyorum. Alanda yapılan araştırmalar da bu durumu destekler nitelikte&#8230; Araştırmalar, cezaevlerinin beklenen düzeyde caydırıcı olmadığı, çocukları yalnızlaştırdığı gibi birçok sorundan bahsediyor. Bu noktada içinde yaşadığımız ekolojik sistemlerdeki eşitsizliklere bakmak ve ‘suça sürüklenme’ dediğimiz kavramın nasıl ortaya çıktığını tartışmak gerekiyor. Çocuklar için ekolojik sistemlerdeki eşitsizlikler genellikle derin etkiler oluşturur ve bu etkiler doğrultusunda çocuklar kendilerini şiddet döngüsü içerisinde var edebiliyor. Tüm bunların hem şiddeti devam ettiren hem şiddete maruz kalan hem de şiddete tanık olanlara yönelik güvensiz bir alan oluşturma gibi negatif etkiler ortaya çıkardığı biliniyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu bakımdan başta da bahsettiğim gibi, cezalandırma sistemleri şiddet döngüsünü durdurmak yerine bu döngünün artmasına neden olabiliyor. İşte tam bu noktada, bütüncül bir bakış açısını kapsayan rehabilitasyon çalışmalarına öncelik verilmesi gerekiyor. Çocuğun temel hak ve özgürlüklerini kısıtlamayan, çocuğu şiddet döngüsünden çıkartarak güvenli bir alan oluşturmasına zemin hazırlayan, çocuğun eğitimsel ve sanatsal ihtiyaçlarını gözeten, çocuğa gerekli psikososyal desteği sağlayan bir yapılandırmaya ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.</span></p>
<p><b>Alper Yalçın: </b><span style="font-weight: 400;">Her yıl adalet sistemine dahil olan çocukların sayısı arttığı gibi, bu kurumlardan tahliye olan çocukların, tahliye olduktan sonra bir yıl içinde yeni bir suç işleyerek hapishaneye geri dönüş oranları 2011 yılında % 68’di. </span><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin imzalamış olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi (ÇHS) ve resmi yasası olan Çocuk Koruma Kanunu’nda çocukların özgürlüğünden yoksun bırakılmasının başvurulacak en son çare olarak düşünülmesi gerektiği ve uygun olabilecek en kısa süre ile sınırlandırılması gerektiğinin bir standart haline gelmiş olması, olumsuz etkilerin kabul edildiği anlamına gelmektedir. Kapalı kurumlar, yazılı yasaları ve gelenekleriyle şiddeti yeniden üretir. Hapishaneye giren bir çocuk, en başta koğuş içinde akran şiddetiyle, ardından yasa (çıplak arama, kapalı görüş vb.) nedeniyle birçok şiddet biçimiyle karşı karşıya kalır. Bu kurumların, çocukların hayatlarında bir şeyi onarmadığını, 2014 yılında kurulan Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi de birçok kanıt ile beraber görünür kılmıştı. Nitekim her yıl adalet sistemine dahil olan çocukların sayısı arttığı gibi, bu kurumlardan tahliye olan çocukların, tahliye olduktan sonra bir yıl içinde yeni bir suç işleyerek hapishaneye geri dönüş oranları 2011 yılında % 68’di. O tarihten bu yana da bu istatistik, Adalet Bakanlığı tarafından paylaşılmadı. Şu anda hapishanedeki çocuk mevcudu, son 10 yıl içindeki en yüksek rakam olarak 3.000’in üzerinde seyrediyor.</span></p>
<blockquote><p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41348 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/5-1.jpg" alt="" width="396" height="223" /></b>“Bugünkü adalet sisteminin, çocuklar için ne yazık ki cezalandırıcı bir anlam taşıdığını ve bir çözüm üretmediğini söyleyebiliriz”</p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocukların, çoğunun gerçekleştirdiği eylemin kanunda suç olduğunun farkında olduğuna ilişkin gerçeklikten yola çıkarak, çocukların bu eylemi telafi edebilmeleri için nelere ihtiyacı olur, mağdurların neye ihtiyacı olur, çocukların aynı mahalleyi paylaştıkları insanların neye ihtiyacı olur, bunları bilmeden bir çözüme adım atabilmek mümkün değil. Özetle çocuk adalet sisteminin konuşulabileceği bir masanın kurulması gerekiyor. Elbette çocukların oturacağı bir masada, yanlarında sivil toplum örgütleri, meslek odaları/örgütleri, akademisyenler ve bağımsız araştırmacıların da yer alacağı bir masa&#8230; Böyle bir masa kurmak aynı zamanda ekonomik eşitsizlikleri, ayrımcılığı, toplumsal cinsiyet eşitliğini, birçok toplumsal sorunu konuşabilme fırsatı yaratacaktır. Tanıklıklarımız doğrultusunda bugünkü adalet sisteminin, çocuklar için ne yazık ki cezalandırıcı bir anlam taşıdığını ve bir çözüm üretmediğini söyleyebiliriz. Bu kayıplar, bir yandan da insanı öfkelendiriyor ve bu öfke bazen idam talep etmeye kadar varan bir nefreti körüklüyor fakat unutmayalım ki o insan elbet o hapishaneden çıkacak. Bir insan hapishaneye girdikten sonra kimse bunun takibini yap(a)mıyor. Yani bu çocuklara sonra ne oldu, hapishane onlara neler hissettirdi, neler öğrendiler, daha önce yaptıkları şey ile ilgili düşünceleri nedir? Şimdi güzellikten yana hayatlarını nasıl dönüştürecekler? Ya da dönüştürecekler mi, dönüştürebilecekler mi?</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41349 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/6.jpg" alt="" width="420" height="202" />“Çocuk Adalet Sisteminin Yeniden Yapılandırılması Gerekiyor”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuk adalet sisteminin işlevine dair şu an üzerine tartışmaya çalıştığımız çocukları örnek vermek yeterli olabilir: Adana Barosu Başkanı Veli Küçük, bu kaybın ardından yaptığı açıklamasında, üç çocuğa ev hapsi verildiğini, çocukların daha önce birçok kez farklı suçlardan yargılandıklarını, bir çocuğun 37 dosyasının bulunduğuna ilişkin bilgi paylaşmıştır. Düşünün ki bir çocuk 37 kez farklı suçtan mahkeme önüne çıkmış, yani çocuğun derdine çare bulabilmek için 37 fırsatımız vardı fakat hiçbirinde çözüm olamamış. Bunun bir çocuk hak ihlali olduğunu açıkça söyleyebiliriz. Dolayısıyla verilen ev hapsinin çocuklar için ne anlam ifade ettiğini de bilmeye ihtiyacımız var. Açıktır ki, çocuk adalet sisteminin yeniden yapılandırılması gerekiyor fakat sorunlara gerçekçi bir çözüm üretebilmek, en başta çocukların da yer alacağı bir süreci gerektiriyor. Çocukların sorunlarının konuşulacağı bir masada çocukların yer alması ise bir lütuf değil, demokrasinin en temel ilkelerinden biri olan katılım hakkının hayata geçmesi anlamına gelir.  </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/07/hayvanlara-yonelik-siddet-cocuklar-ve-cocuk-adalet-sistemi/">Hayvanlara Yönelik Şiddet, Çocuklar Ve Çocuk &#8220;Adalet&#8221; Sistemi&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
