<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Halkların Demokratik Partisi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/halklarin-demokratik-partisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/halklarin-demokratik-partisi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 08 Jul 2021 07:48:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Halkların Demokratik Partisi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/halklarin-demokratik-partisi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>‘Sivil Toplum Demokratik Zeminin Olmazsa Olmazı’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/08/sivil-toplum-demokratik-zeminin-olmazsa-olmazi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Jul 2021 07:48:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Halkların Demokratik Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Tuncer Bakırhan]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel yönetimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72475</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkan Yardımcısı Tuncer Bakırhan, sivil toplumun demokratik sistemin olmazsa olmazı olduğunu ancak yeni sistemde sivil alanın giderek daraltıldığını belirtiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/08/sivil-toplum-demokratik-zeminin-olmazsa-olmazi/">‘Sivil Toplum Demokratik Zeminin Olmazsa Olmazı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="‘Sivil Toplum Demokratik Zeminin Olmazsa Olmazı’" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/EDO9g-tWVuA?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><b>Mevcut yönetim sisteminde sivil toplumun durumunu nasıl değerlendirirsiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumhurbaşkanlığı</span> <span style="font-weight: 400;">Hükümet Sistemi’nin gelişiyle birlikte Türkiye’de toplumsal barışı isteyen dernek, kurum ve kuruluş neredeyse kalmadı. Son çıkan yasayla birlikte birçok dernek kapatıldı. Sivil toplum örgütleri eleştiri hakkını kullandığı için yargılanıyor, tutuklanıyor ve bu şartlar altında nefes alamıyor, varlığını sürdüremiyor. Türkiye’de muhalif olanı eleştiren, sorun alanlarını gerçek anlamda temsil eden sivil toplum, demokratik zeminin olmazsa olmazlarıdır. Hükümeti yönlendiren toplumdan gelen talepleri ileten halkın lehine  gerçekleşmesini isteyen kurumlar maalesef yok denecek kadar az kaldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum olarak varlığını sürdüren veya STK olduğunu belirten birçok kurum da hükümetin yanında yer alan kurumlar. Hükümetin siyasi il ve ilçe örgütlerinde de durum çok farklı değil. Maalesef sivil toplum alanında ciddi bir zehirlenme var. Sivil toplum alanı demokrasinin temel taşları olması gerekirken Cumhurbaşkanlığı sistemi ile birlikte çok zayıfladı. </span></p>
<p><b>Sivil toplum ve siyaset ilişkisi nasıl olmalı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum siyaseti besleyen, yönlendiren, toplumun temel sorunlarını siyaset mekanizmaları aracılığıyla çözüme ulaştırmaya çalışan kurumlardır. Sivil toplum ve siyaset birbirinden ayrılmaz. Siyaset toplumun talepleri doğrultusunda yapılmalı. Sivil toplum örgütleri toplumun öz dinamikleridir. Ama maalesef bu alanda da sivil toplumla ciddi bir ilişki kurulamıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Siyaset sivil toplumla arasına rantsal ticari kendi siyasi görüşünden etkilenmesini engelleyecek duvarlar örmelidir. Ama bir taraftan da sivil toplumdan ciddi anlamda etkilenen, sivil toplumun önerilerini dikkate alan, sivil toplumla birlikte toplumsal barışı ve  huzuru sağlayacak bir yol, yöntem izlenmesi gerektiğini düşünüyorum.</span></p>
<p><b>Yerel yönetimlerde sivil toplumun etkin katılımı için nasıl bir yaklaşım ve mekanizmaya ihtiyaç var? Bu konuda sivil toplum ve yerel yönetimlere nasıl roller düşüyor?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum hem yerele hem de genel demokrasiye büyük katkıları olan mekanizmalardır. Yerel yönetimler halkla birlikte hizmet ürettikleri için sivil toplum örgütlerinin burada çok önemli etkileri ve katkıları var. Katılımcı demokrasinin, şeffaflığın olduğu yerel yönetimlerin oluşmasında sivil toplumların büyük katkısı var. Yerel yönetimlerin sivil toplumla ilişkisi onun ne kadar demokratik olduğunu katılımcı olduğunu ve ne kadar şeffaf olduğunu, ne kadar halk için hizmet ürettiğinin en iyi göstergelerindendir. Son Cumhurbaşkanlığı sistemi ile birlikte gördük ki kapatılan derneklerin tamamı yerellerde aktif olarak çalışma yürüten toplumun temel talepleri üzerine örgütlenen kurumlardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir taraftan kayyım atanıyor bir taraftan da sivil toplum örgütleri kapatılıyor ya da etkisiz bırakılıyor. Dolayısıyla sivil toplum ve yerel yönetimlerin olmadığı kayyımlarla yönetilen bir yerel demokrasiden genel demokrasinin fotoğrafını net olarak görmek mümkün.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin demokratik zemininin ortadan kalktığının en iyi göstergesi budur. Halkın iradesine kayyım atanıyor halkın iradesi ile birlikte hizmet üretmeye çalışan onu etkileyen onu besleyen kılcal damarlar olan sivil toplum örgütleri kapatılıyor, çeşitli baskılarla üretmemeleri için ellerinden gelen çabayı gösteriyorlar.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/08/sivil-toplum-demokratik-zeminin-olmazsa-olmazi/">‘Sivil Toplum Demokratik Zeminin Olmazsa Olmazı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>46 Kuruluştan HDP’ye Destek: ‘Siyaset Yapma Hakkını Savunuyoruz’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/05/46-kurulustan-hdpye-destek-siyaset-yapma-hakkini-savunuyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jul 2021 13:20:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Halkların Demokratik Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[İHD]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kapatma davası]]></category>
		<category><![CDATA[Mithat Sancar]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Faruk Gergerlioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Öztürk Türkdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72339</guid>

					<description><![CDATA[<p>İHD Genel Merkezi’nde bir araya gelen 46 kuruluş, Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) açılan kapatma davasına karşı, “Siyaset Yapma Hakkını Savunuyoruz” başlıklı bir basın toplantısı düzenledi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/05/46-kurulustan-hdpye-destek-siyaset-yapma-hakkini-savunuyoruz/">46 Kuruluştan HDP’ye Destek: ‘Siyaset Yapma Hakkını Savunuyoruz’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aralarında İnsan Hakları Derneği, Demokrasi İçin Birlik (DİB), Hak ve Adalet Platformu, Türk Tabipler Birliği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve Yurttaş Girişimi’nin de bulunduğu 46 kuruluş temsilcisiyle düzenlenen toplantıya, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar da katıldı. Sancar toplantıda yaptığı konuşmada, kapatma davasının tek hedefinin HDP olmadığına dikkat çekerek, şiddet ve baskı politikalarının ‘Türkiye’de demokrasi güçlerini, demokrasi arayışını, özgürlük ısrarını ve barış inadını’ hedef aldığını kaydetti. &#8220;Bildirinin başlığını &#8216;HDP’nin siyaset yapma hakkını savunuyoruz’ olarak değil barış mücadelesini, demokrasi ısrarını ve özgürlük özlemini savunuyoruz diye okuyorum&#8221; diye konuşan Sancar, hukuk mücadelesini ısrarla sürdüreceklerini kaydetti.</p>
<h5>Gergerlioğlu&#8217;na Özgürlük&#8230;</h5>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-72352 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/siyaset-yapma-hakkini-savunuyoruz-640x480.jpg" alt="Siyaset Yapma Hakkını Savunuyoruz" width="355" height="266" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/siyaset-yapma-hakkini-savunuyoruz-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/siyaset-yapma-hakkini-savunuyoruz.jpg 700w" sizes="(max-width: 355px) 100vw, 355px" />Anayasa Mahkemesi’nin kararına rağmen HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun cezaevinden tahliye edilmediğini de hatırlatan Sancar, “Buradan tekrar Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun özgürlüğünü ve bütün diğer demokrasi mücadelesinde tutsak alınan, rehin tutulan bütün arkadaşlarınızın özgürlüğünü de hep birlikte savunduğumuzu göstermiş oluyoruz.” Dedi.</p>
<p>Basın toplantısında 46 kuruluşun imza koyduğu bildiriyi İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan okudu. HDP&#8217;nin kapatılmak istenmesinin demokrasiye ve demokratik siyasete yapılan bir darbe ve Türkiye&#8217;ye yapılmış bir kötülük olarak değerlendirilen bildiride, “Siyasi düşünce ayrımı gözetmeksizin demokrasi, insan hakları ve doğayı savunan; bunun mücadelesini yürütenler olarak ülkemizde yaşanan ve her geçen gün büyüyen bu hak ihlallerine karşı artık &#8216;dur&#8217; ve &#8216;yeter&#8217; denilmesi gerektiğine inanıyoruz. Tüm bu nedenlerle, yargı eliyle kapatılmaya, koltuk gücüyle sindirilmeye çalışılan ve parti binaları basılarak üyeleri katledilen HDP&#8217;nin demokrasi ve insan hakları için siyaset yapma hakkını savunuyoruz ve tüm demokrasi güçlerini de bu hukuksuzluğa karşı dayanışmaya çağırıyoruz.” deniliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/05/46-kurulustan-hdpye-destek-siyaset-yapma-hakkini-savunuyoruz/">46 Kuruluştan HDP’ye Destek: ‘Siyaset Yapma Hakkını Savunuyoruz’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çözüm sürecinden referanduma : Diyarbakır&#8217;ın yeni anayasadan beklentileri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/24/cozum-surecinden-referanduma-diyarbakirin-yeni-anayasadan-beklentileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Apr 2017 10:43:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet ve Kalkınma Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[DİKAD]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Halkların Demokratik Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[ÖZGÜR-DER]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Reyhan Aktar]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Çoban]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[süleyman nazlıcan]]></category>
		<category><![CDATA[Vahap Coşkun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13786</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır&#8217;ın referandumda verdiği mesajı nasıl okumak gerekiyor?  Kürt meselesinde demokratikleşme ve çözüm imkânına nasıl bir kapı açabilir ? Yeni süreçte bölgede faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarını ne gibi imtihan bekliyor? Diyarbakır&#8217;da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve akademisyen Vahap Çoşkun anlatıyor. 16 Nisan referandumu kesin olmayan sonuçlara göre %51,3 oranıyla ‘evet’ lehine neticelendi. Muhalefet ve sivil toplumun [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/24/cozum-surecinden-referanduma-diyarbakirin-yeni-anayasadan-beklentileri/">Çözüm sürecinden referanduma : Diyarbakır&#8217;ın yeni anayasadan beklentileri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Diyarbakır&#8217;ın referandumda verdiği mesajı nasıl okumak gerekiyor?  Kürt meselesinde demokratikleşme ve çözüm imkânına nasıl bir kapı açabilir ? Yeni süreçte bölgede faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarını ne gibi imtihan bekliyor? Diyarbakır&#8217;da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve akademisyen Vahap Çoşkun anlatıyor.</strong></p>
<p>16 Nisan referandumu kesin olmayan sonuçlara göre %51,3 oranıyla ‘evet’ lehine neticelendi. Muhalefet ve sivil toplumun şaibe iddiaları ve iptal talepleri sıcaklığını korurken, mevcut sonucun nasıl okunabileceği ve sivil toplumun yeni dönemde nasıl bir imtihan vereceği de önemli tartışma alanlarını oluşturuyor. Diyarbakır sivil toplum camiası bu sonuçları nasıl okuyor, nasıl bir gelecek öngörüyor, bunları ilk ağızdan öğrenebilmek için onlara kulak verdik.</p>
<p><strong>Çatışmanın yaşandığı merkezlerde Halkların Demokratik Partisi (HDP) yüzde 20 kadar oy kaybetti. Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ise 11 çatışma merkezinde oyunu iki katın üstüne çıkardı. Toplamda Kürt şehirlerinde HDP’nin oyu azalmış, buna karşılık AK </strong><strong>Parti’nin desteklediği ‘evet’ </strong><strong>oylarının yarım milyon civarında yükselmiş görünüyor. Bu sonucun hem Kürt siyasi aktörlerine hem de hükümete nasıl mesajlar verdiğini düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_13792" aria-describedby="caption-attachment-13792" style="width: 217px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class=" wp-image-13792" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/selahattin.jpg" alt="" width="217" height="123" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/selahattin.jpg 768w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/selahattin-640x361.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/selahattin-610x344.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/selahattin-320x180.jpg 320w" sizes="(max-width: 217px) 100vw, 217px" /><figcaption id="caption-attachment-13792" class="wp-caption-text">MAZLUMDER eski Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Çoban.</figcaption></figure>
<p><strong>Selahattin Ç</strong><strong>oban (MAZLUMDER eski Genel Başkan Yardımcısı): </strong>Kürt şehirlerinde HDP oylarının azaldığı ama buna rağmen HDP’nin hala ciddi bir oyu koruduğu görülüyor. Buna karşılık AK Parti de bir oy artışı yaşamış. Bunun, HDP’den kitlesel bir vazgeçiş olmadığı, bununla birlikte çözüm için hükümetin hala önemli bir aktör görüldüğü söylenebilir. Halk son iki yılda yaşanan çatışma ve güvenlik politikalarına onay vermediğini, HDP’nin biraz daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyor. Buna mukabil hükümete bir şekilde yeniden bir çözüm yoluna dönülmesi için bir mesaj vermiş görünüyor. Bu sonucu bütün tarafların sağduyu ile değerlendirmesi ve halkın rağbet ettiği iki siyasi aktörün gerekli sorumluluğu üstlenmesi gerekiyor.</p>
<p><strong>Vahap Coşkun (Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi): </strong>AK Parti, oylarındaki nispi artışı, son dönmelerde bölgede yürüttükleri asayişçi siyasete bir destek şeklinde yanlış okuyup buna göre politika belirlerse beklediğinin aksi neticeler doğurabilir. Doğru olan, bu sonuçları, çözüm için halkın siyaseten elini güçlendirmesi olarak değerlendirmesidir. Seçim Yasası ve Siyasi Partiler Yasası’nda temsili ve demokrasiyi güçlendiren bir reform programının izlenmesi, çözüm için siyasi bir program geliştirilmesi AK Parti’nin gücünün tahkimini sağlayabilir.</p>
<p>HDP de oylarındaki gerilemeyi sadece içinde bulunduğu olumsuz şartlara (milletvekillerinin tutuklanması, kayyumlar, OHAL, vb.) bağlarsa bu yaklaşım yürek soğutabilir, lakin gerçek tabloyu görmeyi engeller. Yapılması gereken, seçmeni ile arasında bir soğumanın olduğunu, mesajlarının doğrudan seçmenine geçmediğini ve eskisi gibi seçmenini ikna edemediğini düşünmek ve bilhassa 7 Haziran sonrasındaki tercihlerini irdelemek ve özeleştiri yapmaktır. Aksi takdirde, tabandaki zayıflamanın önünü kesmek güç olur.</p>
<figure id="attachment_13795" aria-describedby="caption-attachment-13795" style="width: 268px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-13795" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/reyhan2.jpg" alt="" width="268" height="154" /><figcaption id="caption-attachment-13795" class="wp-caption-text">Diyarbakır İş Kadınları Derneği Başkanı Reyhan Aktar</figcaption></figure>
<p><strong>Reyhan Aktar (Diyarbakır İş Kadınları Derneği Başkanı):</strong> Eyalet tartışmalarında öne çıkan yerel yönetim anlayışının değişeceği beklentisi, Cumhurbaşkanı’nın Diyarbakır mitinginde dile getirdiği ‘silahsız olmak koşuluyla herkesle her projeyi konuşuruz’ ifadesinin çözüme dair yeni beklentiler yaratması, hendek siyasetine duyulan tepki, cazibe merkezi programları ve bölgede sermayedarı sübvanse eden politikaların, 1982 darbe anayasasından kurtulmak isteyen Kürtlerin ‘evet’ oylarında etkili olduğunu düşünüyorum. Tüm bunlardan yola çıkarak, seçim öncesi AK Parti’nin bölgeden beklentisinin de karşılanmadığını görmek mümkün. HDP tabanının kaybolduğu veya bittiği iddialarının da HDP’nin oy oranındaki azalmaya rağmen, düşünüldüğü gibi olmadığını gördük. Burada da 15 Temmuz sonrası HDP vekillerinin ve teşkilatlarında yaşanan tutuklamaların, kayyumların, Kerkük çıkışının, açığa alınan ve ihraç edilen kitlelerin yaşadıkları mağduriyetin önemli olduğunu düşünüyorum.  Tüm bunlardan yola çıkarak alınması gereken mesajın, siyasal mutabakat için hem AK Parti&#8217;ye hem de HDP’ye son bir şans verdiğini düşünüyorum.</p>
<figure id="attachment_13787" aria-describedby="caption-attachment-13787" style="width: 1754px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-13787" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_20170419_142302.jpg" alt="" width="1754" height="1239" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_20170419_142302.jpg 1754w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_20170419_142302-640x452.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_20170419_142302-1024x723.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_20170419_142302-1280x904.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_20170419_142302-610x431.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_20170419_142302-320x226.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 1754px) 100vw, 1754px" /><figcaption id="caption-attachment-13787" class="wp-caption-text">Yukarıdaki görsel Cuma Çiçek tarafından hazırlanmıştır.</figcaption></figure>
<p><strong>Süleyman Nazlıcan (ÖZGÜR-DER Diyarbakır Şube Başkanı): </strong>Türkiye iki yıldır yoğun bir çatışma ve gerilim sürecinden geçiyor. Bu durum toplum nezdinde bir teyakkuz halini ortaya çıkarmış bulunmakta. Kriz anlarında toplumsal algıda beliren bu teyakkuz hali ilk değil ve son da olmayacaktır. Bölgede ifade edilen yarım milyonluk oyun partiler arasında gidip gelen geçişken oylar olduğu kanaatini taşımaktayız. Fakat bu seçmen tercihinde diğer bazı faktörlerin de etkili olduğunu unutmamalıyız. PKK’nin çukur siyasetinin ortaya çıkardığı korku ve şaşkınlık halinin HDP‘ye karşı bir tepkiye dönüşmesi, HDP kadrolarına yapılan operasyonlar ve Selahattin Demirtaş’ın meydanlarda propaganda yapma imkanının olmayışı, PKK’ye yapılan operasyonlarla beraber özellikle kırsal alanlarda PKK’nin toplum üzerindeki baskısının hafiflemesi, olağanüstü hal durumu ve benzeri nedenlerin şu anki tabloyu ortaya çıkardığını düşünüyoruz.</p>
<p>Yoksa &#8216;toplum yüzünü PKK’dan çevirdi&#8217; gibi bir kanaate sahip olmak bu sonuçlar üzerinden yanıltıcı olacaktır. Çünkü bölgede siyasal açıdan şimdilik kısmi bir boşluk var ve bu boşluk şu aşamada Ak Parti tarafından doldurulamayacak gibi gözükmektedir. Ak Parti’nin de bu süreçte bölgede çalıştığını söylemek mümkün değildir. AK Parti teşkilatlarının toplumla teması çok zayıf olmuştur. Sadece belli sivil toplum kurumu temsilcileriyle irtibat kurup buradan verilen fotoğraflarla siyaset yaptığını zanneden bölge teşkilatları gerçek sosyolojik okumayı maalesef yapamamışlardır.</p>
<p>Diğer taraftan Kürtler için dünden bugüne yaşanan süreç belli bir siyasal tecrübe ve okuma biçimini ortaya koymuştur. Bu okuma biçimi aynı zamanda toplumsal anlamda seküler Kürt milliyetçiliğinin inşa sürecidir de. Dolayısıyla bu süreçte PKK’nin üstlendiği kurucu rol toplum nezdinde var olan konumunu hala korumaktadır. Çünkü PKK’nin toplumu kurmada dayandığı parametreler ve gerekçeler zaten hep olağanüstü koşullar etrafında ortaya çıkmış ve şekillenmiştir. Gelinen aşamada ise PKK’nin şu tezi ön plana çıkacaktır: Kürtlerin siyasal zeminde mücadele imkânı ellerinden alınmıştır. Belediyelerine el konmuştur, parti liderleri hapsedilmiştir. Dolayısıyla bu sonuç gayrı meşrudur. Bu kabul edilmeyecektir. Şiddetten başka yol yoktur.</p>
<p>Sonuç olarak 15 Temmuz sonrası uygulanan olağanüstü hal koşullarının ve bu referandum sonucunun PKK’ya inanan Kürtler için yeni bir kanaat ya da yeni bir siyasal tercihe evrileceğini söylemek için erken olduğunu düşünmekteyim.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13789" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0013.jpg" alt="" width="835" height="482" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0013.jpg 835w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0013-640x369.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0013-610x352.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0013-320x185.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 835px) 100vw, 835px" /></p>
<p><strong>HDP&#8217;den de kopmamış, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile referandum ittifakı yapmış olmasına rağmen hükümetten de ümidini kesmemiş görülen bu seçmen davranışı, bölgede nasıl aktif kullanılabilir? Kürt meselesinde demokratikleşme ve çözüm imkânına</strong><strong> nasıl bir kapı açabilir? Hükümet ve Kürt siyasi taraflarına düşen rol nedir?</strong></p>
<p><strong>Süleyman Nazlıcan:</strong> Çatışma halinin bu aşamada yerini sükunete bırakacağını söylemek için biraz erken. Ancak AK Parti kendince PKK’nin rolünü zayıflatacak yeni bir müzakere formülü üzerinde çalışacaktır. Fakat görünen şu ki; bölgedeki son referandum rakamlarıyla dört başı mamur bir politika ortaya koymak zor görünüyor. Nitekim HDP ve PKK’ye inanan çoğunluğu ikna edecek bir formülünüz yoksa izlemeniz gereken en mantıklı strateji zamana oynamak olacaktır ki, bu da çok riskli olacaktır. Çünkü zamana oynamak her zaman sizin lehinize sonuçlar doğurmayabilir. Sizin zamana yaydığınız planlarınız rakipleriniz tarafından da farklı bir okumaya tabi tutularak alternatif bir siyasal mücadeleye dönüşebilir. Bütün bunlarla beraber bizce her iki tarafın da son iki yılda yaşananlara dair ciddi bir özeleştiri vermesi gerekmektedir. Toplumsal beklentileri heba eden çatışma ve şiddet ortamından çıkılmalı ve belli bir süre bu işin muhasebesine geçilerek nerede hatalar yapıldı bunun üzerinde düşünülmelidir.</p>
<p><strong>Reyhan Aktar:</strong> MHP ittifakının söz edildiği kadar Kürt seçmeni üzerinde olumsuz etki yarattığını düşünmüyorum. Nitekim 7 Haziran sonrası MHP ile ittifaka hazır olan HDP idi. Kürtler için esas olan siyasal partiler arasında belirlenen kırmızı çizgilerin kendi anayasal taleplerine engel olmamasıdır. Bunun için MHP’yi hangi partinin ikna edeceği çok da önemli değil. Referandum öncesi çokça bahsedilen reformlarda Kürtler için, Türkiye’de ileri demokrasi için neler yapılacağı esastır. Hükümet 15 Temmuz sonrası girdiği puslu havayı artık dağıtmalı, yerelde ‘çözüm süreci’ bitti refleksiyle hareket eden bürokrasiye ve uygulamalara müsaade etmemeli. Hendek ve barikatların tahribatları bir an önce giderilmeli. Güvenlik önlemleri şehrin gündelik hayatını etkileyen olumsuz görüntülerden çıkmalı.</p>
<figure id="attachment_13793" aria-describedby="caption-attachment-13793" style="width: 251px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-13793" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/vahap-coskun_58307.jpg" alt="" width="251" height="176" /><figcaption id="caption-attachment-13793" class="wp-caption-text">Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Vahap Coşkun</figcaption></figure>
<p><strong>Vahap Coşkun:</strong> Seçmen, HDP’nin siyasi alandaki varlığını önemli görüyor. Kızsa da, eleştirse de bir siyasi aktörün olmasına hayati bir değer atfediyor. Ama şiddettin de hayatından çıkmasını istiyor. Güvenliğinin, refahının, kazanımların yitip gitmesinden de kaygı duyuyor. Bu tablo HDP’ye birbiriyle bağlantılı ikili bir görev yüklüyor: HDP bir yandan hak mücadelesinde şiddeti tamamen dışlayan bir dil geliştirmeli, diğer yandan da buna uygun bir kararlı bir siyasi tutum belirlemeli. PKK’nin Türkiye’de silahlı mücadeleyi terk etmesi için aktif bir pozisyon almalı, alternatif modeller geliştirmeli. Bu, hem siyasi alandaki ağırlığını artırır, hem de çözüm için daha uygun bir zemin yaratır.</p>
<p>Hükümete gelince, o da bölünme ve Kürt korkularından arınmalı. Halkın verdiği mesajı iyi okuyarak, Kürtlerin hak ve hukukunu PKK’ye endekslemekten vazgeçmeli. Bir siyasal tasavvur geliştirmeli. Özgürlük ve demokrasi alanını genişleten adımların beraberliğe katkı sağladığını unutmamalı.  Toplumun her kesimini muhatap almalı. PKK’nin silah bırakması için gerekli mekanizmaları oluşturmalı, Irak’ta olduğu gibi Suriye’de de Kürtlerle yeni bir dil üzerinden ilişki kurmalı.</p>
<p><strong>Selahattin Çoban: </strong>Halk çözümün devlet tarafında Ak Parti’den başka bir aktör olduğunu düşünmüyor. Bu sebeple MHP ile ittifak yapılmış ve çözüm sürecinde Kürt seçmeni rahtsız eden çıkışlar olsa da AK Parti’ye verdiği mesajla kendini hatırlatmış görünüyor. Kürt sorunu bir şekilde çözülmeli ve mevcut hükümet bu konuda çeşitli tecrübelere de sahip. Öte yandan çatışma hali HDP’yi zayıflatsa da HDP’nin bir siyasal aktör olarak çözüm noktasında daha fazla öne çıkmasını arzu ediyor, siyaset sahnesinden çekilmesini istemiyor. Bu iki mesaj AK Parti ve HDP’yi geçmişten dersler alarak Kürt meselesini çözmek noktasında daha fazla sorumluluk almaya davet ediyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13788" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0015.jpg" alt="" width="800" height="453" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0015.jpg 800w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0015-640x362.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0015-610x345.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0015-320x181.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Özellikle son bir yıldır &#8220;siyasal karar alma süreçlerinin giderek merkezileştiğine ve referandum sonucunun karar alma mekanizmalarındaki merkezileşmeyi sürekli kılabilecek bir mahiyet de içerdiğine” dair şeklinde bir görüş var. Sizin düşünceniz nedir? Bu süreçte sivil toplum hem fazla homojenize oldu hem de daha az görünür oldu. Bundan sonra sivil toplum, karar alma süreçlerine aktif katılım için neler yapılabilir, sivil toplumun önündeki imtihan nedir?</strong></p>
<p><strong>Reyhan Aktar: </strong> Ben yeni anayasa ile meclisin yasa yaparken sivil toplumla daha fazla diyalog halinde olacağını düşünüyorum. Bu da sivil toplumun elini güçlendirecektir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<figure id="attachment_13796" aria-describedby="caption-attachment-13796" style="width: 149px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-13796" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/süleyman_nazlıcan.jpg" alt="" width="149" height="197" /><figcaption id="caption-attachment-13796" class="wp-caption-text">ÖZGÜR-DER Diyarbakır Şube Başkanı Süleyman Nazlıcan</figcaption></figure>
<p><strong>Süleyman Nazlıcan:</strong> Eğer toplumsal ve siyasal alışkanlıklarımız değişmezse ifade edilen merkezileşme daha da ileriye taşınarak otoriterleşmeye yerini bırakacaktır. Şayet referandum sonrası yürürlüğe girecek olan yeni sistemin yüzde 49 gibi toplumsal bir kesimi ikna etme zorunluluğu var ise, işte o zaman siyasilerin merkezi politika yerine, geniş kesimleri ikna edebilecek kapsayıcı vaatler ortaya koyması gerekecektir. Bu da ifade edilen riskleri bir nebze de olsa geriye itiyor. Ancak sivil toplumun ideolojik bir karaktere bürünüp kendi ideolojisine uygun tepkiler vermeyi politika haline getirmesi de ayrıca sorgulanması gereken bir konudur. İtiraz kültürümüzün kırılganlığı işte burada yatıyor. Çünkü makuliyeti hep kendi rengimize uygunluğa göre değerlendirir olduk. Bu da her şeyi izafi bir konuma itti. Kendimiz mağdur oluyorsak ses çıkarmak, değilse suskun kalmak politikamız haline gelmişse bu adil ve ilkesel bir tutum değildir. Dolayısıyla sivil olmanın, adil olmanın, taraf olmanın ilkeleri ve sınırları netliğe kavuşamamışsa bizler sadece konjonktürel bir konumlanma ve tepki verme mekanizması olmaktan öte bir rol oynayamayacağız. Asıl imtihan işte budur ve bu imtihanın sonucu pek hayırlı olmayacaktır.</p>
<p><strong>Vahap Coşkun:</strong> İki yıllık bir geçiş süreci var. Referandum sonuçlarının kesin olarak ilanından sonra, üç madde hemen yürürlüğe girecek, diğer maddeler ise 3 Kasım 2019’daki Cumhurbaşkanlığı Seçimleri ve genel seçimlerin ardından hayat bulacak. Bu süre zarfında sivil toplum kurumları iki yönlü davranabilir: Bir, geçiş süresi zarfında yeni sistemin daha iyi işlemesi çeşitli öneriler geliştirebilir. Bu önerileri hem sivil toplum hem de siyasi karar alıcılarla paylaşabilir. İki, Kürt meselesine tekrar siyasi bir bakışın egemen olması için siyasi aktörler üzerinde demokratik bir baskı unsuru olarak iş görebilir. Sürecin tüm aktörleri ile görüşmeler, müzakereler için farkındalık yaratan eylemler, tarafları aynı masa etrafında bir araya getiren çalışmalar bu bağlamda düşünülebilir. İçinde bulunulan OHAL şartları, sivil toplumun bu işleri hakkıyla yerine getirmesi için birçok müşkülat çıkarıyor, doğru. Ama bunu da sivil toplumun imtihanı olarak görmek lazım.</p>
<p><strong>Selahattin Çoban: </strong>Bütün siyasal kriz ve çözüm süreçlerinde en çok ihtiyaç duyulan şey arada, gri bölgede duran hakemlik ve gözlemcilik yapabilecek bir sivil toplumdur. Ancak doğrusunu kabul etmek gerekirse aktörler, siyasi taraflar arasındaki gri bölgede duran yoğun bir sivil toplum var diyemeyiz. Sivil toplum özgün ve bağımsız olmadığından hareket ettiği alanı kendisi inşa etmiş değildir. Siyasal aktörün ona tahsis ettiği kamusal alanı kullanıyor demektir. Sivil toplum, sivilliği yeniden tartışarak özgün bir yerde durabilirse kendi eliyle bir sivil toplum alanı var edebilir. Öyle bir alanı oluşturabilen sivil toplum aktörler üzerinde nüfuz sahibi olabilir. Bu noktadan hareketle, sivil toplumun kendi imtihanını siyasal aktörlerden bağımsız olarak başlatması ve buradan toplum adına bir fayda ile çıkması gerekiyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/24/cozum-surecinden-referanduma-diyarbakirin-yeni-anayasadan-beklentileri/">Çözüm sürecinden referanduma : Diyarbakır&#8217;ın yeni anayasadan beklentileri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Barışın sağlanması için STK’lardan taraf olmamaları beklenmeli&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/23/baris-icin-stklardan-taraf-olmalari-beklenmemeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal Aktaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Mar 2017 11:55:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[Amed]]></category>
		<category><![CDATA[Barış]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Halk Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[DİKAD]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır İş Kadınları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Dolmabahçe Mutabakatı]]></category>
		<category><![CDATA[Halkların Demokratik Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Kürt Enstütüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Newroz]]></category>
		<category><![CDATA[Oslo görüşmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Reyhan Aktar]]></category>
		<category><![CDATA[Şefik Beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum kuruluşları]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12663</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Newroz&#8217;un ardından çözüm sürecinde sivil toplum kuruluşlarının rolünü bu sefer de bölgede faaliyet gösteren Diyarbakır İş Kadınları Derneği’nin başkanı Reyhan Aktar ile konuştuk. Aktar, çatışan kesimlerin sivil toplum kuruluşlarını taraf olmaya zorladığına dikkat çekti. Aktar’a göre sivil toplum kuruluşlarının arabulucu ve &#8216;üçüncü göz&#8217; olarak faaliyet göstermesi halinde süreç daha sağlıklı bir şekilde yürütülebilirdi.   Sivil [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/23/baris-icin-stklardan-taraf-olmalari-beklenmemeli/">&#8216;Barışın sağlanması için STK’lardan taraf olmamaları beklenmeli&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Newroz&#8217;un ardından çözüm sürecinde sivil toplum kuruluşlarının rolünü bu sefer de bölgede faaliyet gösteren Diyarbakır İş Kadınları Derneği’nin başkanı Reyhan Aktar ile konuştuk. Aktar, çatışan kesimlerin sivil toplum kuruluşlarını taraf olmaya zorladığına dikkat çekti. Aktar’a göre sivil toplum kuruluşlarının arabulucu ve &#8216;üçüncü göz&#8217; olarak faaliyet göstermesi halinde süreç daha sağlıklı bir şekilde yürütülebilirdi.  </strong></p>
<p>Sivil Sayfalar, ‘çözüm sürecini, eksikliklerini ve yeni sürecin imkânlarını’ sivil toplum kuruluşları (STK) ve temsilcileriyle konuşmaya devam ediyor. İstanbul Kürt Enstitüsü kurucularından<a href="https://www.sivilsayfalar.org/yeni-bir-cozum-sureci-kendini-dayatiyor/" target="_blank"> Şefik Beyaz</a>’ın ardından bu sefer de konuyu Diyarbakır İş Kadınları Derneği (DİKAD) başkanı Reyhan Aktar’la ele aldık. Aktar, içinden geçtiğimiz sürecin birçok reformlara gebe olduğunu işaret ederken, STK’ların cesur adımlar atması için kendilerini özgür, varoluşlarını güvence altında hissetmeleri gerektiğini belirtiyor. Aktar aynı zamanda STK’ların taraf olmaya zorlandıkları için etkin olamadıklarının da altını çiziyor.</p>
<p>&#8211;<strong>Öncelikle iki gün önceki Newroz kutlamalarını soralım, Diyarbakır/Amed&#8217;de nasıl kutlandı Newroz? </strong></p>
<p>Beklenen ilginin üstünde bir ilgiyle kutlandığını düşünüyorum. Uzun zaman sonra Diyarbakır’da ilk defa bu kadar kalabalık bir kitle bir araya geldi. Geçmiş yıllarda Newroz’a katılan kamu çalışanlarının bu yıl katılmamaları, geçmiş yıllarda Newroz alanına ücretsiz ulaşım imkanının olmaması, her yıl dikkat çeken sanatçıların ve konukların olmaması, olağanüstü hal durumu, son yıllarda yaşadığımız güvenlik sorunları dikkate alınınca bu yılki katılımın geçen yıllara göre daha dikkate değer olduğunu düşünmekteyim.</p>
<p><strong>-Newroz vesilesiyle çözüm sürecine dönüş hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Geçmiş yıllara göre kutlama alanındaki görsellerin farklılığı dikkat çekiciydi. Tarafların bu konuda uzlaştığı ve kitlelerini de ikna ettiği görülmekteydi. Newroz vesilesiyle uzlaşının her zaman mümkün olduğu, halkın da buna hazır olduğunu gösterdiğini düşünüyorum.</p>
<h4><strong>&#8220;YENİ BİR SİYASAL UZLAŞI SÜRECİ KAÇINILMAZ&#8221;</strong></h4>
<p>&#8211;<strong>Çözüm sürecine dönüş mümkün mü? Önümüzdeki süreç ne gibi imkanlar barındırıyor?</strong></p>
<p>Yeni bir sürecin çözüm süreci niteliğinde olmayacağı aşikâr ama yeni bir siyasal uzlaşı sürecine olan ihtiyaç da malum ve kaçınılmaz. Devlet 15 Temmuz’dan bu yana içerdeki derin yapılanmaları ile mücadele halinde. Devletin kendini koruma güdüsünün ortadan kalkması, bekası açısından kendini güvende hissetmesi halinde yeni bir uzlaşı masası oluşturacağına inanıyorum. Referandum öncesi mümkün değil bu. Referandum sonrasında çıkacak sonuç bu işin yönteminde önemli olacaktır.</p>
<h4><strong>&#8220;TARAF OLMANIZ BEKLENİYOR&#8221;</strong></h4>
<p>&#8211;<strong>Sivil toplum kuruluşlarının çözüm sürecinde temel eksiklikleri neydi? Barışın egemen olması için nasıl bir tavır sergilemeleri gerekiyordu?</strong></p>
<p>Burada sivil toplum kuruluşlarını eksik görmek haksızlık olur. Savaşan iki kesim arasında arabulucu olmak için savaşan kesimlerin sizleri kabul etmesi ve daha önemlisi uzlaşıya hazır olması gerekmekte. İçinden geçtiğimiz süreçte çatışan kesimlerin uzlaşı konusunda hiçbir istekleri olmadığı malum. Hatta bu durumda sizden arabulucu olmanızdan ziyade sizden tarafınızı belli etmenizi istemekteler. Bu da kendini bu süreçten korumak isteyen, taraf olmak istemeyen sivil toplum kuruluşlarını sessizliğe itmekte. Bunu doğal ve anlaşılır bulmak gerek. Birileri sizi dinlemek istemedikçe ne kadar ses verdiğinizin hiçbir önemi yok. Barışın egemen olmasında, tarafların barışa hazır olması birinci koşuldur.</p>
<h4><strong>“SİVİL TOPLUM KURULUŞLARINA ÜÇÜNCÜ GÖZ OLMA MİSYONU VERİLMELİYDİ”</strong></h4>
<p><strong>-Sivil toplum kuruluşları ne yapsalardı süreç daha iyi yönetilebilirdi?</strong></p>
<p>Çözüm sürecinde sivil toplum kuruluşlarına üçüncü göz olma misyonu yüklenmiş olsaydı, süreç sivil toplum kuruluşlarına açık işleseydi, belki sürecin sekteye uğradığı zaman diliminde etkili olabilirlerdi ama mevcut süreç için etkili olmalarını beklemek anlamlı gelmiyor bana. Sivil toplum kuruluşlarından bir şey beklemek için yeni bir sürece ve söz konusu sürece dahil edilmelerini sağlayacak zemine ihtiyaç var. O da kısa sürede görülmüyor.</p>
<p>&#8211;<strong>Geçmişteki olumlu ve olumsuz tecrübelerden faydalanılarak sivil toplum kuruluşlarının olası yeni süreçte nasıl ve ne gibi katkıları olabilir?</strong></p>
<p>Türkiye’nin bu konuda iyi bir deneyimi olduğu söylenemez. En iyi deneyimi bazı sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin de bulunduğu Akil İnsanlar Heyeti’ydi. Sundukları raporların hali hazırda yeterince dikkate alınmadığını görüyoruz ama raporlama sürecine kadar yarattıkları atmosfer çok olumluydu. Birçok ülkenin sivil toplum kuruluşlarıyla beraber yürüttüğü önemli barış ve uzlaşı süreçleri var. Bunlar örnek alınabilir ve Türkiye’ye uyarlanabilir. Tabi sivil toplum kuruluşları da kendilerini özgür, varoluşlarını güvence altında görmeden cesur adımlar atamazlar ve fayda da sağlayamazlar.</p>
<p>&#8211;<strong>Bölge halkının çözüm sürecine yaklaşımı nasıl ve şimdi nasıl? Bölge&#8217;de çözüm süreci inandırıcılığını koruyor mu?</strong></p>
<p>Bölge halkı her zaman çözüm sürecinin tam destekçisi oldu. Süreci iyi yönetemeyen taraflara rağmen sürece olan inancından ve bağlılığından ödün vermedi.  Süreçlerin inandırıcılığını korumasından ziyade, süreçlerin elzem olması meselesi var. Kürtlerin hala bu ülkede çözülmemiş ve çözülmeyi bekleyen sorunları var ve bu sorunların çözümü için birçok yol var. Uzlaşı hangi yolla sağlanacaksa esas yol odur.</p>
<h4><strong>“İÇİNDEN GEÇTİĞİMİZ SÜREÇ YENİ REFORMLARA GEBE”</strong></h4>
<p>&#8211;<strong>Siyasiler Newroz’dan ve bölge halkının Newroz’a katılımından ne gibi mesajlar çıkarmalı?</strong></p>
<p>Cevabı siyasiler vermeli. Bu sorunun yanıtı siyasetçilerde.</p>
<p><strong>-Önümüzdeki sürece dair düşünce ve temennileriniz …</strong></p>
<p>Herkes gibi belirsiz bir bekleyiş içindeyim. Referandum sonrasının siyasal açıdan belirleyici bir süreç olacağını düşünüyorum. Temennim referandum sonrası 2019’a kadar yeni bir seçim süreciyle ülkenin yorulmaması. Çıkacak sonuç ne olursa olsun, içinden geçtiğimiz süreç ciddi reformlara gebe ve bir an önce yeni reformlarla ülkenin rahatlaması gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/23/baris-icin-stklardan-taraf-olmalari-beklenmemeli/">&#8216;Barışın sağlanması için STK’lardan taraf olmamaları beklenmeli&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Yeni bir çözüm süreci kendini dayatıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/21/yeni-bir-cozum-sureci-kendini-dayatiyor/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/21/yeni-bir-cozum-sureci-kendini-dayatiyor/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal Aktaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Mar 2017 08:59:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Halk Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Dolmabahçe Mutabakatı]]></category>
		<category><![CDATA[Halkların Demokratik Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Kürt Enstütüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Newroz]]></category>
		<category><![CDATA[Oslo görüşmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şefik Beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum kuruluşları]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12593</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çözüm sürecinin buzdolabı raflarında yerini aldığı ve çatışmalı sürecin kaldığı yerden şiddetlenerek devam ettiği Newroz arifesinde, yeni bir  çözüm süreci ihtimalini ve sivil toplum kuruluşlarının rolünü İstanbul Kürt Enstitüsü kurucularından Şefik Beyaz&#8217;la konuştuk. Beyaz, yeni bir çözüm sürecinin kendini dayattığının altını çizerken taraflar arası görüşmelerde  sivil toplum kuruluşlarının daha etkin bir şekilde rol alması gerektiğine [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/21/yeni-bir-cozum-sureci-kendini-dayatiyor/">&#8220;Yeni bir çözüm süreci kendini dayatıyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çözüm sürecinin buzdolabı raflarında yerini aldığı ve çatışmalı sürecin kaldığı yerden şiddetlenerek devam ettiği Newroz arifesinde, yeni bir  çözüm süreci ihtimalini ve sivil toplum kuruluşlarının rolünü İstanbul Kürt Enstitüsü kurucularından Şefik Beyaz&#8217;la konuştuk. Beyaz, yeni bir çözüm sürecinin kendini dayattığının altını çizerken taraflar arası görüşmelerde  sivil toplum kuruluşlarının daha etkin bir şekilde rol alması gerektiğine işaret ediyor.</strong></p>
<p>Newroz vesilesiyle &#8216;çözüm sürecini, eksikliklerini ve yeni sürecin imkânlarını&#8217; sivil toplum kuruluşları (STK) ve temsilcileriyle konuştuk. İlk konuğumuz, İstanbul Kürt Enstitüsü kurucularından Şefik Beyaz. Beyaz, geçmiş çözüm sürecinde  STK&#8217;ların taraf olmama adına sürece mesafeli yaklaştıkları için &#8216;barışın toplumsallaşamadığına&#8217; ve STK&#8217;ların taraflar dışındaki siyasal aktörlerin süreçte yer almaları konusunda daha etkin olabileceklerine dikkat çekti. Beyaz&#8217;a göre yeni bir çözüm süreci kendini dayatıyor ve yeni süreç daha &#8216;şeffaf, katılımcı ve demokratik&#8217; olmalı.</p>
<p><strong>-Newroz vesilesiyle çözüm sürecine dönüş hakkında ne düşünüyorsunuz ?</strong></p>
<p>Newroz aynı zamanda yeni bir başlangıçtır. Bu vesileyle Kürt meselesinin çözümü yönünde yapılan başarısız denemelerin-girişimlerin yenilenmesi de mümkündür. Zaten bu sorunu çözmek için yeniden denemekten başka bir seçenek de yok. Oslo görüşmeleri ve daha sonraki çözüm denemeleri başarısız süreçler olsa da yeni dersler çıkarılması açısından olumlu süreçlerdi. Oslo görüşmeleri ve Dolmabahçe mutabakatları dikkate alınarak yeni bir başlangıç yapmak mümkündür. Geriye dönüş olmaz artık, yaşananlar geride kaldı, yeni bir çözüm süreci başlatılabilir ancak.</p>
<p>Siyasi erk Kürt halkının taleplerini bastırmak için hiç olmadığı kadar sert yöntemler uyguladı ama bastıramadı, tersine direniş hem içeride hem de dışarıda güç kazandı, etki alanını genişletti. Siyasi erk açısından bunun daha ötesi (geniş kapsamlı bir soykırımı dışarıda tutacak olursak) yok. O açıdan yeni bir çözüm süreci sadece mümkün değil, aynı zamanda kaçınılmazdır. Referandum sonuçları ne olursa olsun iç ve dış gelişmeler yeni bir çözüm sürecinin başlatılmasını zorunlu kılıyor.</p>
<figure id="attachment_12597" aria-describedby="caption-attachment-12597" style="width: 620px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-12597" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/2016-diyarbakir-newrozuna-katilacak-sanatcilarin-isimleri-belli-oldu8f2ef6d1d7d3dbcdc728.jpg" alt="" width="620" height="348" /><figcaption id="caption-attachment-12597" class="wp-caption-text">2016 Diyarbakir/Amed&#8217;de Newroz</figcaption></figure>
<p><strong>-Sivil toplum kuruluşlarının çözüm sürecinde temel eksiklikleri neydi ? Barışın egemen olması için nasıl bir tavır sergilemeleri gerekiyordu ?</strong></p>
<p>Sivil toplum kuruluşlarının önemli bir bölümü Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Kürt siysetiyle bir arada görünmemek için çözüm sürecine ya mesafeli ya da karşı tavır aldılar, bu da barışın toplumsallaşmasını zaafa uğrattı. Hal bu ki toplumsal barışta herkesin faydası var, sanırım bu yeterince anlatılmadı, ya da anlaşılmadı.</p>
<p><strong>-Sivil toplum kuruluşları ne yapsalardı çözüm süreci daha iyi yönetilebilirdi?</strong></p>
<p>Sürece olumlu bakan sivil toplum kuruluşları, süreci etkileme, yön verme imkânlarına sahipken daha çok süreci izleyen konumunda oldular. Ak Parti hükümetiyle, Halkların Demokratik Partisi ile daha etkili bir ilişki içinde olabilirlerdi, Cumhuriyet Halk Partisi&#8217;ni sürece dâhil etmek için daha etkili bir çaba harcayabilirlerdi, barışın nimetlerini çeşitli etkinliklerle topluma anlatma çabası içine girebilirlerdi.</p>
<p><strong>-Geçmişteki olumlu ve olumsuz tecrübelerden faydalanılarak sivil toplum kuruluşlarının olası yeni süreçte nasıl ve ne gibi katkıları olabilir ?</strong></p>
<p>Çözümü ve barışın nimetlerini şimdi topluma anlatmak, ikna etmek bakımından çok zor bir durumda olduğumuzun farkındayım, zira siyasi erk toplumu çok zehirledi, savaşın şiddetli bir biçimde sürüyor olması da bunu zorlaştırıyor, ama anlatmaktan başka da yol yok. Sivil toplum kuruluşlarının her biri kendi meşrebince yeni bir çözümü, toplumsal ve siyasal barışın zorunluluğunu topluma anlatmak, taraflara sürekli barış çağrısı yapmak durumundalar, bu onların sorumluluğu, hepimizin sorumluluğu. Yeni bir süreç başladıktan sonra da taraflarla sıkı bir ilişki içine girmekten kaçınmamalılar, daha çok zorlayıcı olmalılar.</p>
<p><strong>-Bölge halkının çözüm sürecine yaklaşımı nasıldı ve şimdi nasıl ? Bölgede çözüm süreci inandırıcılığını koruyor mu ?</strong></p>
<p>Bölge halkı ezici çoğunluğuyla her zaman barış istedi ve bu meselenin çözümü için elinden gelen hiçbir fedakârlıktan kaçınmadı. Bu yaklaşım her şeye rağmen hala devam ediyor. Eski çözüme ve çözüm yöntemlerine elbette inanmıyor, inanması için de hiçbir sebep yok zaten.</p>
<p><strong>-Çözüm sürecine dönüş mümkün mü ? Önümüzdeki süreç ne gibi imkanlar barındırıyor ?</strong></p>
<p>Yeni bir çözüm süreci toplumsal bir ihtiyaç, bu ihtiyaç kendini dayatıyor. Yaşanan deneyimlerden pozitif dersler çıkarılarak yeni bir süreç her şeye rağmen başlatılabilir. Bu süreç çok daha şeffaf, katılımcı ve demokratik olmalı, sürecin selameti açısından üçüncü bir tarafa, gözlemciye mutlak ihtiyaç var ve bu gözlemci tarafın güvenilir-tarafsız bir devletin olmasında fayda var.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/21/yeni-bir-cozum-sureci-kendini-dayatiyor/">&#8220;Yeni bir çözüm süreci kendini dayatıyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/21/yeni-bir-cozum-sureci-kendini-dayatiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
