<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Haklar ve Araştırmalar Derneği arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/haklar-ve-arastirmalar-dernegi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/haklar-ve-arastirmalar-dernegi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 19 Oct 2021 09:50:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Haklar ve Araştırmalar Derneği arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/haklar-ve-arastirmalar-dernegi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Orman Hukuku ve Doğa Hakları Eğitimi Başlıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/12/orman-hukuku-ve-doga-haklari-egitimi-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Oct 2021 11:32:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Haklar ve Araştırmalar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Orman Hukuku ve Doğa Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Orman Hukuku ve Doğa Hakları Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[orman yangınları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=74995</guid>

					<description><![CDATA[<p>Haklar ve Araştırmalar Derneği, yaz aylarında yaşanan orman yangınlarının ardında bıraktığı soru/sorunları ve iklim krizi açısından doğurduğu yeni tartışmaları gözeterek orman hukuku alanında eğitimler düzenliyor. Eğitimler, 17 Ekim - 7 Kasım  2021 tarihleri arasında her pazar 11:00 - 12:00 saatleri arasında yapılacak. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/12/orman-hukuku-ve-doga-haklari-egitimi-basliyor/">Orman Hukuku ve Doğa Hakları Eğitimi Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Haklar ve Araştırmalar Derneği, çevre hukuku ve doğa hakları eğitimlerine, ekolojik krize karşı birlikte çözümler aramak için uzman, dayanışmacı uzman ağını büyüterek devam etmeye karar verdi.</p>
<p>Yaz aylarında yaşanan orman yangınlarının ardında bıraktığı soru/sorunları ve iklim krizi açısından doğurduğu yeni tartışmaları da dahil ederek web eğitimlerinin ikincisini orman hukuku üzerine düzenleyecek olan Dernek, afetler ve iklim değişikliği temasıyla ve uzmanlarla birlikte 4 hafta sürecek olan bir eğitim hazırladı.</p>
<p><strong>Başvuru</strong></p>
<ul>
<li>Eğitime <a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLScmkpXIwPeXuJs-n0yrabFs3RfuhiiVz353FAPQbHuZg4Bupw/viewform" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> başvurabilirsiniz.</li>
<li>Eğitimler, 17 Ekim &#8211; 7 Kasım 2021 tarihleri arasında her pazar 11:00 &#8211; 12:00 saatleri arasında yapılacak.</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/12/orman-hukuku-ve-doga-haklari-egitimi-basliyor/">Orman Hukuku ve Doğa Hakları Eğitimi Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Ekokırım’ Suçunun Hukuki Tanımına İlişkin Çalışmalar Türkçeye Çevrildi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/17/ekokirim-sucunun-hukuki-tanimina-iliskin-calismalar-turkceye-cevrildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Sep 2021 11:32:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Haklar ve Araştırmalar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekokırım Suçu]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuki Tanım İçin Bağımsız Uzman Grubu Şerh ve Temel Metin Türkçe Çevirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Ceza Mahkemesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=74435</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Çevreye ağır ve geniş çapta ya da ağır ve uzun vadeli bir biçimde zarara yol açmasının kuvvetle muhtemel olduğunun bilincinde, yasadışı veya keyfi olarak işlenen fiiller ekokırım suçunu oluşturur." Ekokırım kavramının hukuk literatüründe tanımlamasına ilişkin çabalar Haklar ve Araştırmalar Derneği tarafından Türkçe’ye çevrildi. “Ekokırım”, bir suç olarak uluslararası arenada yerini alırsa, doğa merkezli düşünme açısından da uluslararası anlamda bir adım atılmış olacak. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/17/ekokirim-sucunun-hukuki-tanimina-iliskin-calismalar-turkceye-cevrildi/">‘Ekokırım’ Suçunun Hukuki Tanımına İlişkin Çalışmalar Türkçeye Çevrildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Haklar ve Araştırmalar Derneği, Uluslararası hukuk literatüründe yoğun şekilde tartışılan ekokırım suçunun hukuki tanımının şekillenmesine ilişkin çalışmaları Türkçe’ye çevirdi.  “Ekokırım Suçu, Hukuki Tanım İçin Bağımsız Uzman Grubu Şerh ve Temel Metin Türkçe Çevirisi” adlı yayın ile ekokırım suçuna dair uluslararası alanda yürütülen tartışmaları ve gelişmeleri Türkiye kamuoyu ile paylaşmak ve bu alanda yapılacak çalışmalara katkı sunmak hedefleniyor. Bu amaçla Stop Ecocide Foundation girişimiyle hazırlanan metin, beş hukukçu tarafından Türkçe&#8217;ye çevrildi.</p>
<p>İklim krizinin etkilerini her geçen gün artarak hissettiğimiz bugünlerde, ekokırım kavramı uluslararası hukuk literatüründe yer tartışılıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) 2019 yılında gerçekleştirdiği Taraf Devletler Kurulu’nda Pasifik Ada Ülkeleri tarafından gündeme getirilen ekokırım suçu, uluslararası arenada gittikçe artan şekilde tartışılıyor.</p>
<p>Haziran 2021’de Stop Ecocide Foundation (Ekokırımı Durdurun Vakfı) girişimiyle uluslararası uzmanlardan oluşan bir heyet tarafından ekokırım suçunun tanımı konusunda uzlaşıya varılarak bir metin hazırlandı ve bu metin İngilizce olarak kamuoyu ile paylaşıldı.</p>
<p>Heyet, Ekokırım suçunu aşağıdaki gibi tanımladı:</p>
<ul>
<li>“Çevreye ağır ve geniş çapta ya da ağır ve uzun vadeli bir biçimde zarara yol açmasının kuvvetle muhtemel olduğunun bilincinde, yasadışı veya keyfi olarak işlenen fiiller ekokırım suçunu oluşturur.</li>
<li>Kavramın şekillenmesi sürecinde öneri maddesinde geçen kavramları şu şekilde detaylandırdı:</li>
<li>“Keyfi”, tahmin edilen sosyal ve ekonomik yararlara kıyasla açıkça aşırı olan zararın umursamazca göz ardı edilmesi anlamına gelir;</li>
<li>“Ağır”, insan hayatı veya doğal, kültürel, ekonomik kaynaklar üzerinde ciddi bir şekilde etki doğurmayı içeren,çevrenin herhangi bir unsurunda olumsuz değişiklik, bozulma veya hasarın meydana gelmesini kapsayan zarar anlamına gelir;</li>
<li>“Geniş çapta”, sınırlı bir coğrafik alanı aşan, ülke sınırlarını geçen veya bütün bir ekosistemin, türlerin veya çok sayıda insanın ıstırabına yol açan zarar anlamına gelir;</li>
<li>“Uzun vadeli”, geri dönüşü olmayan veya makul bir süre içerisinde doğal iyileşme ile onarılamayan zarar anlamına gelir.</li>
<li>“Çevre”, dünya, canlı küre, buz küre, taş küre, su küre ve hava küre ile dış uzay anlamına gelir.</li>
</ul>
<h5><strong>Ekokırım Suçu </strong><strong>Uluslararası Ceza Hukukuna Eklenirse 1945’ten bu Yana Kabul Edilecek İlk Suç Olacak </strong></h5>
<p>1972’de BM Çevre Konferansı’nda İsveç başbakanı Olof Palme, uluslararası suç olarak ekokırım fikrini ortaya attı. Ekokırımın bir suç olarak Roma Statüsü’ne dahil edilirse, uluslararası ceza hukukuna yeni bir suç eklenmiş olacaktır. Bu da 1945’ten beri kabul edilecek ilk suç olacak.</p>
<p>Uluslararası uzman heyeti, bu çalışma ile ekokırım suçunu UCM kurucu sözleşmesi olan Roma Statüsü kapsamında suç haline getirmeyi öneriyor.</p>
<p>2002 yılında resmen yürürlüğe giren UCM ilk etapta sadece üç suç tipini yargılamaya yetkiliydi: savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım suçu. 2010 yılında yapılan UCM Gözden Geçirme Konferansı neticesinde saldırı suçu da mahkemenin yargılama yetkisine dahil edildi ancak bu suçun yürürlüğe girmesi 2017 yılında gerçekleşti.</p>
<p>Yayının basım tarihi itibariyle UCM’ye taraf ülke sayısı yüz yirmi üç. Türkiye, UCM’ye taraf değil ancak ekokırım suçunun tanımına ilişkin yürütülen bu tartışma sürecinin, UCM’ye taraf olan ve olmayan devletler açısından etkileri olacağı açık.</p>
<p>UCM tarafından ekokırımın bir suç haline getirilmesi, tamamlayıcılık ilkesi uyarınca tüm devletlerin bunu iç hukuklarında suç olarak tanımlayıp kabul etmelerine sebep olacak. Çünkü UCM’nin devreye girmesi ancak iç hukukun devreye girmediği ya da yetersiz kaldığı durumlarda söz konusu olur. Bu nedenle her devlet, ekokırım suçunun UCM önünde tartışılmaması için, öncelikle kendi iç hukukunu devreye sokmak isteyecektir. Sadece bu girişimin ve konuyla ilgili yürütülen tartışmaların bile, doğanın korunması açısından önemli bir değişim yaratacağını düşünebiliriz.</p>
<blockquote><p>Ekokırım suçu bir suç olarak uluslararası arenada yerini alırsa, doğa merkezli düşünme açısından da uluslararası anlamda bir adım atılmış olacak.</p></blockquote>
<p>İklim değişikliğinin, iklim aciliyeti halini aldığı bir dönemde bu krizin etkileri, sistem kriziyle birlikte derinleşiyor. Şayet ekokırım suçu bir suç olarak uluslararası arenada yerini alırsa, doğa merkezli düşünme açısından da uluslararası anlamda bir adım atılmış olacak. İnsan hakları hukuku, tarih boyunca yeni hak kategorileri ve tartışmalar eşliğinde gelişti ve gelişmeye devam ediyor. Doğayı korumaya yönelik bu adımların da hukukta karşılık bulması, gerek hak sahipliği gerekse suç ve ceza açısından yeni düzenlemelere yol açması kaçınılmaz bir süreç olarak önümüzde duruyor.</p>
<p>“Ekokırım Suçu, Hukuki Tanım İçin Bağımsız Uzman Grubu Şerh ve Temel Metin Türkçe Çevirisi” adlı yayına <a href="https://haklarvearastirmalar.org/wp-content/uploads/2021/09/ekokirim-sucu-tekli-sayfa-hali.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong>buradan</strong> </a>ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/17/ekokirim-sucunun-hukuki-tanimina-iliskin-calismalar-turkceye-cevrildi/">‘Ekokırım’ Suçunun Hukuki Tanımına İlişkin Çalışmalar Türkçeye Çevrildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim Değişikliği ile Mücadelede Bir Uyumsuzluk Deneyimi:  &#8216;Karaburun Yarımadası Rüzgar Enerji Santralleri&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/30/iklim-degisikligi-ile-mucadelede-bir-uyumsuzluk-deneyimi-karaburun-yarimadasi-ruzgar-enerji-santralleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jul 2021 12:07:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Haklar ve Araştırmalar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Karaburun Yarımadası]]></category>
		<category><![CDATA[RES]]></category>
		<category><![CDATA[rüzgar enerji santralleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73075</guid>

					<description><![CDATA[<p>Haklar ve Araştırmalar Derneği'nin hazırladığı İklim Değişikliği ile Mücadelede Bir Uyumsuzluk Deneyimi ‘Karaburun Yarımadası Rüzgar Enerji Santralleri’ raporu, 2010-2020 yılları arasında İzmir’in Karaburun Yarımadası’nda projelendirilen RES’leri, iklim değişikliği ile mücadelede uyumsuzluk (maladaptation) örneği olarak inceliyor ve yol açtığı hak ihlallerini görünür kılmayı hedefliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/30/iklim-degisikligi-ile-mucadelede-bir-uyumsuzluk-deneyimi-karaburun-yarimadasi-ruzgar-enerji-santralleri/">İklim Değişikliği ile Mücadelede Bir Uyumsuzluk Deneyimi: &lt;br&gt; &#8216;Karaburun Yarımadası Rüzgar Enerji Santralleri&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’in Karaburun Yarımadası, 2010’lardan itibaren inşa edilmeye başlanan rüzgâr enerji santralleri (RES) ve bu projelere karşı Karaburunlu yurttaşlarca yürütülen hukuk mücadeleleri ile gündeme geldi. Bugüne kadar toplam 15 dava açıldı ve 3 kez Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapıldı. Bu süreç, yenilenebilir enerji uygulamalarının bir iklim politikası aracı olarak nasıl uygulanması gerektiği ile somutta nasıl uygulandığı arasındaki muazzam yıkıcı farkın ortaya konulduğu, bir açık saha çalışması işlevi gördü.</p>
<p>Haklar ve Araştırmalar Derneği, Türkiye’nin yenilenebilir enerji politikalarının iklim krizi ile mücadelede bütüncül bir perspektif üzerinden değil, sermaye için yeni teşvik, kredi ve istisnalarla güçlendirilmiş yeni bir “kalkınma” ve “ekonomik büyüme” imkânı üzerinden yürütüldüğünü belirtti. Bu sorunlu yaklaşımın ise, Karaburun’da olduğu gibi ciddi insan ve doğa hakkı ihlallerine, iklim krizi ile mücadeleyi değil krizi derinleştirici etkilere yol açtığını ekledi.</p>
<p>Toplam yüzölçümü 484 km2 olan Karaburun’un 430 km2‘lik alanı, yani yarımadanın %89’luk bölümü RES projelerine tahsis edildi. RES’lere yer açmak için acele kamulaştırma davaları ve idari kararlarla mülksüzleştirme ve yerinden etme politikaları uygulandı. Kıl keçisi yetiştiriciliğinde İzmir’de ilk sırada olan Karaburun’un mera ve çayırlıkları RES projelerine tahsis edildi. Yaklaşma (setback) mesafesi için hala yasal düzenleme yapılmayan RES türbinleri, Karaburun’daki yerleşim yerlerine sadece birkaç yüz metre uzaklıkta kuruldu. Karaburun’un özel çevre koruma bölgesi ilan edilmesi dahi Karaburun’u bu yıkımdan koruyamadı. Dernek, tüm bunların hatalı uygulamaların bir sonucu olduğunu kaydetti.</p>
<p>Bu ekolojik yıkıma karşı çıkan Karaburunluların adil yargılanma haklarının ise İdare mahkemeleri ve Danıştay tarafından ihlal edildiği, Anayasa Mahkemesi kararı ile tescil edildi.</p>
<p>Haklar ve Araştırmalar Derneği&#8217;nin hazırladığı rapor, 2010-2020 yılları arasında İzmir’in Karaburun Yarımadası’nda projelendirilen RES’leri, iklim değişikliği ile mücadelede uyumsuzluk (maladaptation) örneği olarak incelemiş ve yol açtığı hak ihlallerini görünür kılmayı hedefledi. Rapor kapsamında öncelikle iklim krizinin dünü, bugünü ve Türkiye’nin iklim krizine yönelik pozisyonu kısaca değerlendirildi. Daha sonra iklim krizi ile mücadelede uyumsuzluk politikalarının mağduru olarak Karaburun Yarımadası’nın özellikleri, insan ve doğa hakları ihlaline yol açan idari kararlar ve dava süreçleri ayrı başlıklarda incelenerek detaylandırıldı. Bu sayede, yenilebilir enerji projelerinde uyumsuzluğa emsal teşkil eden uygulamaların Karaburun özelinde yarattığı sonuçların bütüncül bir şekilde ortaya konulması ve yenilenebilir enerjinin doğru uygulamaları için yol gösterici olması amaçlandı.</p>
<p>Raporun tamamına <a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/haklar-ve-arastirmalar-dernegi-iklim-degisikligi-ile-mucadelede-bir-uyumsuzluk-deneyimi-karaburun-yarimadasi-ruzgar-enerji-santralleri/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/30/iklim-degisikligi-ile-mucadelede-bir-uyumsuzluk-deneyimi-karaburun-yarimadasi-ruzgar-enerji-santralleri/">İklim Değişikliği ile Mücadelede Bir Uyumsuzluk Deneyimi: &lt;br&gt; &#8216;Karaburun Yarımadası Rüzgar Enerji Santralleri&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim Kriziyle Mücadelede Sivil Toplum (2)  Kapsayıcı Bir İklim Yönetişimi İhtiyacı!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/28/iklim-kriziyle-mucadelede-sivil-toplum-2-kapsayici-bir-iklim-yonetisimi-ihtiyaci/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Jun 2021 08:15:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Cem Altıparmak]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Hukukçuları Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan Ersoy]]></category>
		<category><![CDATA[Greenpeace]]></category>
		<category><![CDATA[Haklar ve Araştırmalar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İklim değişikliği ve sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Kriziyle Mücadelede Sivil Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Özlem Katısöz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72056</guid>

					<description><![CDATA[<p>İklim değişikliğine bağlı felaketler her geçen gün artıyor. İçinde olduğumuz Antroposen (İnsan) Çağı, Yıkım Çağı olarak da adlandırılıyor. İnsan türünün hayatta kalma mücadelesini önümüzdeki on yıllar içinde atılacak adımlar belirleyecek. Bu tabloda, Türkiye’de iklim değişikliğiyle mücadelede sınırlı bir etkiye sahip olan sivil toplum, diğer aktörlerle birlikte, politikaların şekillenmesinde yer almalı ve kapasitesine eş seviyede rol üstlenmeli.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/28/iklim-kriziyle-mucadelede-sivil-toplum-2-kapsayici-bir-iklim-yonetisimi-ihtiyaci/">İklim Kriziyle Mücadelede Sivil Toplum (2) &lt;br&gt; Kapsayıcı Bir İklim Yönetişimi İhtiyacı!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://iklimgazetesi.com/ipcc-taslagi-basina-sizdi-iklim-felaketleri-korkulandan-daha-yakin/" target="_blank" rel="noopener">Fransa Haber Ajansı’nın (AFP) birkaç gün önce ulaştığı İklim Değişikliğine Dair Hükümetlerarası taslak raporuna göre</a>, iklim bilimcileri küresel ısınma yavaşlasa bile iklim krizinin yıkıcı etkilerinin hızlanacağını savunuyor. Taslak raporda en dikkat çeken diğer tespit, önceki büyük iklim şoklarından doğanın değişmesi ve sadece bazı türlerin yok olmasıyla çıkılabildiyse de insan türü bu kez yaşanan iklim krizinden kurtulamayabilir.</p>
<p><strong>Bilim insanları “</strong><strong>gezegen hayatta kalabilir, insanlık kalamaz&#8221; tespitini yaparken</strong>, <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/17/turkiyede-iklim-kriziyle-mucadelede-sivil-toplum-1-iklim-krizi-sivil-toplum-krizin-neresinde/" target="_blank" rel="noopener">geçen hafta üç uzmana yönelttiğimiz</a> <strong><em>iklim konusunda sivil toplumun ne kadar etkili rol üstlendiği sorusuna</em></strong> cevap aramaya devam ediyoruz. Bu hafta sorularımızı Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Proje Sorumlusu Gökhan Ersoy, Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN Europe), Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz ve Haklar ve Araştırmalar Derneği’nden Cem Altıparmak’a yöneltiyoruz.</p>
<p>Her üç uzman iklim krizinin etkileri ve aciliyeti konusunda Türkiye’de sivil toplumun belli seviyede bilgi ve etkiye sahip olduğunu düşünse de <strong>iklim değişikliğiyle mücadelede asıl sorumluluğun kamuda olduğunu hatırlatıyor</strong>.</p>
<p><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-72059 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/can-europe-aylik-haber-paylasimi.jpg" alt="" width="356" height="200" /></strong>Avrupa İklim Eylem Ağı’ndan Özlem Katısöz, iklim değişikliğinden kaynaklı aşırı hava olaylarının sayısı ve şiddetinin artmasının bu konudaki farkındalığı da artırdığına işaret ediyor. Bu sayede insan hakları, sağlık, kalkınma gibi pek çok farklı arka plandan STK’nın iklim krizinin etkilerini kendi konuları bağlamında incelemeye başladıklarına dikkat çekiyor.</p>
<p>STK’ların kurdukları koalisyonlarla liderlerin <strong>daha iddialı bir iklim hareketinin oluşması ve iklim hedeflerinin iyileştirilmesinde önemli baskı grupları olduklarını</strong> söyleyen Özlem Katısöz, Türkiye ve Avrupa arasında örnekler üzerinden bir karşılaştırma yapıyor. Örneğin Avrupa Birliği’nde (AB) Higher Ambition Coalition adlı yapıda bir araya gelen işletmeler, yatırımcı grupları, yerel ve bölgesel kurumlar, sendikalar ve STK’ların iklim hedefini iyileştirmeyi hedeflediğini kaydediyor. “Yine Avrupa’da STK’lar, iklim hareketinin yasal zemine kavuşması ve somut adım atılması için iklim davalarına ve uluslararası iklim müzakerelerine müdahil oluyorlar.”</p>
<p>Katısöz, Avrupa’daki bu örneklerin benzerlerinin Türkiye’de de bulunduğunu hatırlatıyor. Türkiye’de sivil toplumun farkındalık çalışmalarının yanı sıra, politika değişikliğine altlık olacak bilgi, rapor ürettiklerini, dahası politika yapıcılarla doğrudan diyaloğun geliştirilmesine yönelik de çalıştıklarını kaydediyor.</p>
<p>Greenpeace Türkiye’den Gökhan Ersoy, Türkiye’de sivil toplumda iklim krizin finansal boyutlarından, çevre koruma politikalarına kadar disiplinler arası çalışmalar yapan ve uzmanlık birikimi geliştirmiş pek çok organizasyon bulunduğunu söylüyor. Ersoy, <strong>krize karşı geliştirdikleri çözüm ve politika önerileriyle sivil toplumun bazen pek çok kamu kurumundan daha nitelikli bir iş ortaya koyduğunu da düşünüyor.</strong>  İklim konusunda etkili sonuç alan sivil girişimler arasında Temiz Hava Hakkı Platformu’nu verdiği temiz hava mücadelesini gösteriyor. Ersoy, 2020’nin başında kapatılan veya kısmen çalışması durdurulan kömürlü termik santral haberlerini de sivil toplumun başarısı olarak örneklendiriyor.</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-72063 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/cevre-hukukculari-agi-1.jpg" alt="" width="356" height="264" />Haklar ve Araştırmalar Derneği’nin hukuk boyutuyla Türkiye’de iklim mücadelesine katkı verme çabasını hatırlatan Cem Altıparmak, dernek bünyesinde çevre sorunları ve iklim adaleti konularında çalışan hukukçulardan oluşan <a href="https://twitter.com/cevreagi">Çevre Hukukçuları Ağı</a>’nı sivil alandaki yeni girişimlere örnek olarak gösteriyor.  Türkiye&#8217;de iklim krizi için önleyici bir hukuk sistemi başlatmayı hedefleyen Çevre Hukukçuları Ağı’nın <strong>çevre ve ekoloji alanında herkes için ulaşılabilir bilgiyi üretip yaygınlaştırma</strong> çabasının iklim kriziyle mücadelede önemli bir işlev üstleneceğini vurguluyor.</p>
<h5><strong>İklim </strong><strong>Krizini Birlikte Yönetmek Gerekli </strong><strong> </strong></h5>
<p>Tüm bu gayret ve çeşitlenen faaliyetlere karşın Türkiye’de sivil toplumun iklim konusunda yeterli seviyede etki yaratamadığında mutabık olan Katısöz, Altıparmak ve Ersoy bu etkiyi artırmak ve STK’ların iklim değişikliğiyle mücadelede atılması gereken adımları da tarif ediyor.</p>
<p>Özlem Katısöz, sivil toplumun etkisini artırmak için öncelikle veriye ve karar mekanizmalarına erişiminin sağlanması gerektiğine dikkat çekiyor. <strong>Türkiye’de iklim politikasının ve eylem planlarının küresel trendler ve tartışmalarla eş düzeyde yapılmasının önemini</strong> vurgulayan Katısöz, bunun için sivil toplum ve tüm diğer geniş toplum kesimlerini kapsayan bir “iklim politikası tartışması yapılmalı” diyor. Diğer bir deyişle, Türkiye’de <strong>kapsayıcı ve geniş bir iklim yönetişimine ihtiyaç olduğunu söyleyen </strong>Katısöz, yeni bir toplumsal ve ekonomik düzenin tasarlanmasında tüm tarafların misyonlarına ve kapasitelerine paralel şekilde rol alması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-72058 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/greenpeace-plastik-kirliligine-dur-de.jpg" alt="" width="379" height="198" />İklim krizini insan hakları yaklaşımıyla ele alan Cem Altıparmak ise <strong>insan hakları mücadelesini bir ekoloji mücadelesi olarak görmek gerektiğine dikkat çekiyor</strong>. Özellikle iklim krizinin kadın, çocuk, mülteci gibi tüm kırılgan gruplar üzerindeki yıkıcı sonuçlarının dikkate alınmasının önemine değinen Altıparmak, bu çerçevede politikalar geliştirmek için <strong>iklim mücadelesini anaakımlaştırmak ve hep birlikte mücadele vermek zorunluluğu olduğunu vurguluyor. </strong></p>
<p>Gökhan Ersoy da benzer şekilde, iklim krizine karşı daha dirençli bir toplum yaratmak için sorunların çözümüne tüm aktörleri dahil ederek kollektif kararlarla çözüm bulmanın gereğini hatırlatıyor. İklim kriziyle mücadelede kamu politikalarının işlevini artırmak için “<strong>sivil toplumun uzmanlık ve deneyiminden faydalanılması</strong> <strong>lazım</strong>” diyen Ersoy, birlikte karara varılması için siyasilerin ikna edilmesi gerektiğini de not ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/28/iklim-kriziyle-mucadelede-sivil-toplum-2-kapsayici-bir-iklim-yonetisimi-ihtiyaci/">İklim Kriziyle Mücadelede Sivil Toplum (2) &lt;br&gt; Kapsayıcı Bir İklim Yönetişimi İhtiyacı!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Haklar ve Araştırmalar Derneği &#8220;Çevre Hukuku ve Doğa Hakları Eğitimi&#8221; Düzenliyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/23/haklar-ve-arastirmalar-dernegi-cevre-hukuku-ve-doga-haklari-egitimi-duzenliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2021 10:24:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Haklar ve Araştırmalar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Hukuku ve Doğa Hakları Eğitimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=67519</guid>

					<description><![CDATA[<p>Haklar ve Araştırmalar Derneği, "Çevre Hukuku ve Doğa Hakları Eğitimi" düzenliyor. Sadece hukukçuların başvurabileceği ücretsiz eğitimler 7 hafta sürecek. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/23/haklar-ve-arastirmalar-dernegi-cevre-hukuku-ve-doga-haklari-egitimi-duzenliyor/">Haklar ve Araştırmalar Derneği &#8220;Çevre Hukuku ve Doğa Hakları Eğitimi&#8221; Düzenliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Haklar ve Araştırmalar Derneği&#8217;nin 4 Nisan-16 Mayıs 2021 tarihleri arasında düzenleyeceği  &#8220;Çevre Hukuku ve Doğa Hakları Eğitimi&#8221; avukatlar, stajyer avukatlar ve hukuk fakültesi öğrencileri için düzenleniyor.</p>
<ul>
<li>Ücretsiz ve kapsamlı bir program çerçevesinde çevre hukuku ve doğa hakları eğitimlerini içeren program 7 hafta sürecek.</li>
<li>Çevre hakkı, çevre hukukunda usul hukuku sorunları ve güncel gelişmeler ışığında çevre ve iklim hukuku başlıklarından oluşan 2 eğitimden oluşan online programa hukukçular başvuruda bulunabilir.</li>
<li>Programlara eksiksiz katılanlara katılım belgesi takdim edilecek ve katılımcıların çevre ve kent hukukuna emek veren diğer meslektaşlarla haberleşebilecekleri çevre hukuku ağına dahil olmaları mümkün olacak.</li>
</ul>
<p><strong>Başvuru </strong></p>
<p>Eğitime <a href="https://haklarvearastirmalar.org/egitim-2/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> başvuruda bulunabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/23/haklar-ve-arastirmalar-dernegi-cevre-hukuku-ve-doga-haklari-egitimi-duzenliyor/">Haklar ve Araştırmalar Derneği &#8220;Çevre Hukuku ve Doğa Hakları Eğitimi&#8221; Düzenliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hukuk Çevre Sorunlarının Çözümü Değil Kaynağı Haline Geldi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/15/hukuk-cevre-sorunlarinin-cozumu-degil-kaynagi-haline-geldi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Mar 2021 13:20:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Haklar ve Araştırmalar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomik ve Siyasal Krizler Eşliğinde 2020’de Yaşanan Hukuki Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[fevzi özlüer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=67086</guid>

					<description><![CDATA[<p>Haklar ve Araştırmalar Derneği’nin hazırladığı “Ekolojik, Ekonomik ve Siyasal Krizler Eşliğinde 2020’de Yaşanan Hukuki Dönüşüm” raporunda, mevzuat değişikliklerinin nasıl “istisnai hukuk rejimi” yarattığı, özellikle enerji, madencilik ve fosil yakıtlara ilişkin düzenlemelerin etkileri kapsamlı şekilde ele alınıyor. Devletin enerji, madencilik ve inşaat sektöründe piyasa aktörü haline geldiğini, kamu hukuku ilkelerinin yerini özel hukuk ilkelerinin aldığını ve bu alanlardaki hak ihlallerinin piyasa gerekliliklerinin ileri sürülerek görünmez kılındığını tespit eden rapor, özetle, “hukukun ve her türlü demokratik aracın askıya alındığı istisnai bir hukuk düzeni oluştuğunu” ve bu rejiminin 'olağan rejim' haline gelip gelmemesinin toplumsal mücadelenin gücüne bağlı olduğunu vurguluyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/15/hukuk-cevre-sorunlarinin-cozumu-degil-kaynagi-haline-geldi/">Hukuk Çevre Sorunlarının Çözümü Değil Kaynağı Haline Geldi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://haklarvearastirmalar.org/" target="_blank" rel="noopener">Haklar ve Araştırmalar Derneği</a> tarafından hazırlanan <a href="https://eur01.safelinks.protection.outlook.com/?url=https%3A%2F%2Fcts.vresp.com%2Fc%2F%3FEuropeanClimateFound%2F3b39d81189%2FTEST%2F081b20639f&amp;data=04%7C01%7Cberivan.dural%40europeanclimate.org%7C7e1cee9b97944d71ae9408d8e4709d57%7Ca23ec020e96348748d152e2a34e0288d%7C1%7C1%7C637510519619325351%7CUnknown%7CTWFpbGZsb3d8eyJWIjoiMC4wLjAwMDAiLCJQIjoiV2luMzIiLCJBTiI6Ik1haWwiLCJXVCI6Mn0%3D%7C2000&amp;sdata=Zn0DaQVNvRQiHfIRvsG5iZ0A0%2F7NtYXMOFD7S%2FB0Pmc%3D&amp;reserved=0" target="_blank" rel="noopener">Ekolojik, Ekonomik ve Siyasal Krizler Eşliğinde 2020’de Yaşanan Hukuki Dönüşüm</a> isimli rapor, kamu yöneticileri, hak savunucuları ve dernekler açısından üç alt başlıkta 2020 yılını hukuki düzenlemeler çerçevesinde tartışıyor; devletin bir piyasa aktörü haline gelmesi, kamunun şirket gibi yönetilmeye başlanması ve bu bağlamda temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-67088 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/fevzi-ozluer.jpg" alt="Fevzi Özlüer" width="267" height="238" />Rapora göre, mevzuat değişiklikleri ile devletin piyasa aktörü haline gelmesi, yurttaşlığı yeninden tanımlaması ve kamu hukuku yerine özel hukuk kurallarının öne çıkması nedeniyle çevre konuları dahil olmak üzere pek çok konuda hukuk çözümün değil sorunların kaynağı haline geldi. Çalışmada devletin piyasa ekonomisi içindeki etkisi ve gücü geçtiğimiz 10 yıl boyunca giderek arttığı, bu gücün artmasında, yargı kararları ve enerji sektörünün yasal düzenlemelerden yönetsel düzenlemelere kaymasının etkisinin büyük olduğu belirtiliyor. Geçtiğimiz yıllarda yasalarla yapılan ve kamuoyunda “Madde 45” olarak bilinen termik santrallere çevre koruma standartlarından muafiyet getiren düzenlemelerin artık yönetmelikle yapılıyor olmasının da idarecilere keyfi standartlar belirleme şansı verdiği vurgulanıyor.</p>
<p>Raporda, termik santrallerden hangilerinin gerçek anlamda çevresel standartlara uygun olduğunun, hangisinin uygun olmadığının hukuken izlenmesinin olanaksız kılındığı; hangi firmaya hangi standardın uygulandığının bilinmemesinin, çevrenin ve insan sağlığının korunmasına yönelik tedbirlerin alınmasını imkânsız hale getirildiği; şirketler arasında haksız rekabet ortamının oluşmasına ve kimi şirketlere ayrıcaklıklar/istisnalar tanıyan bir düzenin ortaya çıkmasına neden olduğu iddia ediliyor.</p>
<p>Raporu hazırlayan <strong>Avukat Fevzi Özlüer, </strong>iklim değişikliğine bağlı sorunların giderek artmasına karşın faaliyetlerin yarattığı kirliliğin ölçülebilir ve belirlenebilir kılınmasına yönelik hukuki düzenlemelerin istisna kılınmasının, iklim kanunu tartışmalarını boşa düşürdüğünü kaydediyor.</p>
<p>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın iklim değişikliği sorununa karşı bir piyasa yaratma kabiliyet ve kapasitesinin olmadığının görüldüğünü; siyasal krizin istisnalar ve ayrıcalıklarla sürdürülemez olduğu; dolayısıyla sivil toplumun ve şirketlerin talep ettiği Paris Anlaşması gibi serbest piyasa koşulları yaratacak süreçlerin ötelendiği belirten  Özlüer’e göre, “kirlilik kaynaklarının tespiti ve gerekli önlemlerin alınması, ortaya çıkan maliyetlerin, kamu düzeninin ve güvenliğinin oluşturulması için gerekli ve zorunlu.”</p>
<h5><strong>İstisnai Hukuk Düzeni ve</strong> <strong>Çevre Üzerinde Yarattığı Tahribat  </strong></h5>
<p><strong> </strong>Türkiye’de demokratik haklara yönelik kısıtların idari kararlarla hayata geçirilme biçimi, özgürlüklerin ve hakların kanunla ve kanunda belirtildiği biçimde yapılabileceğine yönelik Anayasal kuralların ihlalinin sonucunda istisnai bir hukuk düzeni oluştuğunun kaydedildiği raporda, bu süreçte çevre sorunlarının nasıl derinleştiği yasal düzenlemelere referans verilerek açıklanıyor.</p>
<p>2020 yılında özellikle “ÇED Gerekli Değildir” kararları, “ÇED Muafiyet Kararları” gibi çevresel denetim kapsamı dışında tutulacak daha etkili hukuki araçlar ve istisna sayılacak düzenlemeler yapıldığına dikkat çekilen çalışmada, hava kirliliği, kuraklık, iklim değişikliği sorunlarına yol açan işletmelerin yükümlülüklerini askıya alan, görünmez kılan düzenlemeler, 2019 sonu ve 2020‘de daha etkili bir biçimde yürürlüğe girdiği hatırlatılıyor.</p>
<p>Raporun en dikkat çekici iddialarından biri, Türkiye’de, kamu düzeni ve güvenliği gerekçesine dayanıldığı, yasamanın önemli oranda devre dışı bırakıldığı, idari kararlar ve uygulamalarla hakların sınırlandırıldığı büyüme stratejisi ve siyasal istikrar dönemlerinin devreye girmesiyle “istisnai bir hukuk düzeni” işlemeye başladığı yönünde.  Bu düzende, yasamanın ulusun temsilcisi sıfatı işlevsizleşti; <strong>yargı kararlarının </strong>idareyi denetlemeye değil onaylamaya yönelik bir yargılama süreciyle elde edildi; büyüme odaklı stratejilerinin önemli oranda <strong>denetimsiz </strong>kaldığı bir rejim ortaya çıktı.</p>
<p>Raporda, iktidarın iklim değişikliği sorununa tekelci bir yaklaşımla müdahale etmesinin, bu sorunu bir kısım yatırımcı ve bakanlık uhdesinde götürmesinin ve katılımcı yolların tıkanmasının aynı zamanda çevre örgütlerinin, derneklerin “güvenlik sorunu” gibi kodlanmasına yol açtığı belirtiliyor.  Ayrıca, Dernekler Kanunu ve Avukatlık Kanunu düzenlemeleri ile birlikte iklim değişikliğine karşı katılımcı politika beklentilerinin “kriminal bir talep” olarak sunulmasına yol açtığı vurgulanıyor.</p>
<p>Son olarak raporda, <strong>kolluk, kamu hizmeti, kamu güvenliği </strong>kavramları esas alan bir kamusal alan yaratma tercihinin “hak ve özgürlükleri kullanılmaz kılacak düzenlemeleri” beraberinde getirdiği savunuluyor. Tüm bu dönüşümün sonucunda da “yurttaşların yönetime katılıma zeminlerinin giderek koptu ve yurttaş örgütlenmelerinin dağıtılması” hedeflendi.</p>
<p>Raporun tümüne <a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/haklar-ve-arastirmalar-dernegi-ekolojik-ekonomik-ve-siyasal-krizler-esliginde-2020de-yasanan-hukuki-donusum/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/15/hukuk-cevre-sorunlarinin-cozumu-degil-kaynagi-haline-geldi/">Hukuk Çevre Sorunlarının Çözümü Değil Kaynağı Haline Geldi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekoloji Savunucuları Haklar ve Araştırmalar Derneği’nde Buluştu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/23/ekoloji-savunuculari-haklar-ve-arastirmalar-derneginde-bulustu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Feb 2021 09:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Cem Altıparmak]]></category>
		<category><![CDATA[Ekoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Haklar ve Araştırmalar Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=66011</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ekoloji alanında savunuculuk yapan farklı illerden avukatlar bir araya gelerek Haklar ve Araştırmalar Derneği’ni kurdu. Cem Altıparmak’la derneğin odaklanacağı çalışmaları konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/23/ekoloji-savunuculari-haklar-ve-arastirmalar-derneginde-bulustu/">Ekoloji Savunucuları Haklar ve Araştırmalar Derneği’nde Buluştu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Haklar ve Araştırmalar Derneği isimli bir dernek kurdunuz. Nasıl ve neden bir araya geldiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-66012 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/cem-altiparmak-640x401.jpg" alt="cem altıparmak" width="337" height="211" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/cem-altiparmak-640x401.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/cem-altiparmak.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 337px) 100vw, 337px" />Aslında çok uzun zamandır bir aradayız. On yılları aşan ortak bir çalışma deneyimimiz var. Türkiye’nin gündeminde yer almış, almaya devam eden birçok davada avukat olarak yer aldık ya da davacılara hukuki destek sunduk. Baroların çevre ve kent hukuku komisyonlarında birlikte çalıştık. İnsan hakları ve insancıl hukuk alanlarında çalıştık. Savunuculuk ağlarında yer aldık. O yüzden zaten birlikteydik, ancak bu kez kurumsal bir kimlik altında, daha tanımlı çalışmalar yapmak amacıyla bir araya geldik.</span></p>
<p><b>Derneğin amacı nedir? Hangi ihtiyaca binaen ortaya çıktı? Ne gibi çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Böyle bir ihtiyaç tam da bizim de içinde bulunduğumuz savunuculuk ağlarındaki yıpranma riskini deneyimlememiz sebebiyle oldu. Ülkemizde doğa ve insan hakları mücadelesi, konuya duyarlılık gösteren sınırlı sayıdaki hukukçunun, akademisyenin ve sivil toplum kuruluşunun çabasıyla yürütülmesine karşın, bu sürecin sürdürülebilir savunuculuk ağlarına dönüşemediğini görmekteyiz. Hak ihlallerine karşı mücadele, ihlalinin ortaya çıkmasıyla bir araya gelen,  davalar açan ve yıllar süren dava süreçlerinde yorgun düşen, dava odaklı ve çoğunlukla yürüttükleri davaların durumunu paylaşan kapalı haberleşme gruplarına dönüşme riskiyle karşı karşıya.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz, dernek çatısı altında yapacağımız çalışmalarla bu savunuculuk ağlarını tahkim etmeye, kapasitelerini güçlendirmelerine destek olmaya, ihtiyaç duydukları bilgi ve deneyimi elde etmede aracı olmaya gayret edeceğiz. İklim krizine karşı önleyici bir hukuk sisteminin oluşturulması için izleme ve raporlandırmalar yapacağız ve savunuculuk ağlarının yargısal faaliyetlerde etkili olmaları için katkı sunacağız. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu çalışmalarımızda bize katkı sunmak isteyenler için bir <a href="https://tr.surveymonkey.com/r/XKVTJNR" target="_blank" rel="noopener">ihtiyaç analizi anketi</a> hazırladık. Oldukça kısa. Çalışmalarımızla İlgilenenler doldururlarsa çok mutlu oluruz.</span></p>
<p><b>Çevre haklarının geliştirilmesine nasıl bir katkısı olacak derneğinizin? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-66013 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/haklar-ve-arastirmalar-dernegi.jpeg" alt="halar ve araştırmalar derneği" width="280" height="284" />Çevre ve ekoloji alanında yaşanan gelişmeler, ülkemizde çevre ihlallerine yönelik mücadeleyi, savunuculuk araç ve yöntemlerini, bu zamana kadar birikmiş hukuki mücadele deneyimlerini, doğa hakkı ve felsefesiyle zenginleştirilmiş bütüncül bir bakış açısıyla bir araya getirecek ve bu deneyimi, hem hukuki desteğe ihtiyaç duyan ihlal mağdurlarıyla, hem de ekoloji mücadelesi içinde yer almak isteyip de doğa ve çevre hukukunun farklı disiplinlerine ilişkin uzmanlık bilgisinden ve pratikten mahrum hukukçularla paylaşacak bir savunuculuk ağına olan ihtiyacı ortaya çıkarıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dernek çatısı altında ilk çalışmamız olan &#8220;İklim Krizine Karşı Önleyici Hukuk Ağı” oluşturmak için yapacağımız çalışmalar, bu ihtiyacın giderilmesine yönelik mütevazı adımları hep birlikte atabilmeyi amaçlıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu kapsamda kuracağımız hukuki iletişim ağları, gerçekleştireceğimiz eğitimler ve deneyim aktarımı çalışmaları, oluşturacağımız çalışma grupları, yayınlayacağımız raporlar, içinde yer alacağımız ulusal ve uluslararası hukuki dayanışma ağları aracılığıyla, toplumun hukuka ulaşma, hukuku geliştirme kabiliyet ve yeteneğine, hep birlikte mütevazi bir katkı sunacağımıza inanıyoruz.</span></p>
<blockquote><p>Geçmiş 40 yıllık süreçte özellikle enerji, maden ve inşaat sektörlerini canlandırmak için çevre mevzuatına yapılan orantısız müdahaleler, çok sayıda kişinin mağdur olmasına ve bu ihtilafların mağduru kesimlerin çevresel bozulmayı engellemeye yönelik beklenti ve taleplerinin artmasına ve şiddetlenmesine yol açtı.</p></blockquote>
<p><b>Ülkemizde çevre ihlallerine yönelik ekoloji mücadelesini, doğa ve çevre savunuculuğunu, toplumun bu alana ilgisini nasıl görüyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyamızın ciddi bir iklim krizi ile karşı karşıya olduğu, yadsınamaz bir gerçeklik olarak önümüzde duruyor. Çevre ve doğa hakkı ihlalleri, bizlerin de içinde yer aldığı tüm ekosistem için bir varoluş mücadelesinin yaşanmasına neden oluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu krizin ülkemizdeki yansımalarının çok daha şiddetli ve yıkıcı sonuçları olduğu da inkâr edilemez bir başka gerçeklik. Türkiye’de yaşanan ihlâlle karşı gelişen toplumsal mücadelenin, aslında 40 yıla yaklaşan bir mazisi var. O dönemden bu yana halen farklı davalara konu olan nükleer santral karşıtı mücadele, Yatağan Kemerköy Yeniköy termik santrallerine karşı açılan davalar, siyanürlü altın arama ve işletme faaliyetlerine karşı Bergama öncülüğünde başlayan davalar, yaşanan ihlallerin aynı zamanda uluslararası insan hakları sözleşmeleriyle korunan, insanların sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını tehdit etmesi ve AİHM’in bu gibi davalara yönelik olarak vermiş olduğu Türkiye aleyhindeki hak ihlâli kararları, basın ve kamuoyunda yankı buldu ve Türkiye’de çevre ihlâllerine karşı mücadelenin gelişimine katkı sağladı. Bu mücadele pratiği, tüm eksiklik ve ihtiyaçlarına rağmen gelecek açısından umutlu olmamızı sağlıyor.</span></p>
<p><b>Türkiye&#8217;de yasalar çevreyi korumak için yeterli değil mi? Neden çevre ile ilgili davalar bu kadar çekişmeli geçiyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkemizdeki çevre koruma mevzuatına baktığımızda -ki bu mevzuata uluslararası çevre koruma sözleşmeleri de dahildir-  hayli geniş bir kapsamı olduğunu görmekteyiz. Bu haliyle mevzuat bize çevre koruma mücadelesi için temel hukuki dayanağı sağlıyor gözüküyor. Ne var ki yaşanan ekolojik krizin önlenmesi için kritik öneme sahip olan ulusal çevre koruma mevzuatına yapılan müdahaleler, koruma-kullanma dengesinin orantısız bir şekilde doğanın aleyhinde bozulmasına yol açtı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçmiş 40 yıllık süreçte özellikle enerji, maden ve inşaat sektörlerini canlandırmak için çevre mevzuatına yapılan orantısız müdahaleler, çok sayıda kişinin mağdur olmasına ve bu ihtilafların mağduru kesimlerin çevresel bozulmayı engellemeye yönelik beklenti ve taleplerinin artmasına ve şiddetlenmesine yol açtı. Davaların bu derece yoğunlaşmasının ve bir var olma mücadelesine dönüşmesinin altında da bu yatıyor. </span></p>
<blockquote><p>Geçtiğimiz ve içinde bulunduğumuz yılın gündelik, siyasal, ekonomik koşullarını belirleyen salgın ortamının, ekolojik geleceğimize dair kaygıları da gündelik yaşamın merkezi haline getirdiği aşikar. Dünya ekonomilerini ve ülke yönetimlerini etkileyen salgın, küresel ekonomik krize eşlik eden küresel siyasal krizleri de derinleştirdi.</p></blockquote>
<p><b>Ekoloji hukuku bakış açısıyla 2020&#8217;de yaşanılan doğa tahribatlarını ekoloji çevre mücadelelerini nasıl değerlendirirsiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yatırım ve işletme maliyetlerini şirketler lehine düşürecek düzenlemeler yapılmasına rağmen, bu düzenlemelerin kârlılığı arttırmaya yetmediğine yönelik sektörel şikayetler, şirketlerin üretimden kaynaklı çevresel ve sosyal yükümlülüklerinin azaltılmasına ve/veya belirsiz bir süre için askıya alınmasına yol açacak düzenlemelere kapı araladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle hava kirliliği, kuraklık, iklim değişikliği sorunlarına yol açan işletmelerin yükümlülüklerini askıya alan, görünmez kılan düzenlemeler, 2019 sonu ve 2020‘de daha etkili bir biçimde yürürlüğe girdi. Bu yükümlülükler, yaşam hakkı, dengeli ve sağlıklı bir çevrede yaşama, mülkiyet hakkı gibi temel hak ve özgürlükleri ilgilendiriyor olsa da şirketlere kolaylık sağlamak adına, yürütme organı tarafından çıkartılan düzenlemelerle bu yükümlülüklerin etkisizleştirilmesi sağlandı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Derneğimizce, bu konuları da içeren ancak daha geniş bir perspektifle hazırlanan, “Ekolojik, Ekonomik ve Siyasal Krizler Eşliğinde 2020’de Yaşanan Hukuki Dönüşüm Raporu” bir terslik olmaz ise en geç Mart ayı başında yayınlanmış olacak. Raporumuz yayınlandığında belki bu konuları daha detaylı bir şekilde konuşabiliriz.</span></p>
<p><b>Kaz Dağları’nda altın madeni projesine karşı 288 gün nöbet tutan çevrecilere &#8216;toplum düzenini, genel ahlakı, genel sağlığı, çevreyi ve ekonomik düzeni bozmak&#8217; suçlamasıyla, 57 bin 240 lira idari para cezası kesildi. Çevrecilerin yaşadığı bu olayı siz bir hukukçu olarak nasıl değerlendirirsiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mayıs 2020’de gündeme gelen bu idari para cezalarının gerekçesini, bildiğiniz üzere, koronavirüs önlemlerine aykırı davranış iddiası oluşturmaktaydı. Bu gerekçenin ve cezalandırma yönteminin, daha sonraki günlerde, Türkiye’nin pek çok yerinde benzer nitelikli pek çok toplumsal protestonun engellenmesi için, yoğun olarak kullanıldığına şahit olduk. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçtiğimiz ve içinde bulunduğumuz yılın gündelik, siyasal, ekonomik koşullarını belirleyen salgın ortamının, ekolojik geleceğimize dair kaygıları da gündelik yaşamın merkezi haline getirdiği aşikar. Dünya ekonomilerini ve ülke yönetimlerini etkileyen salgın, küresel ekonomik krize eşlik eden küresel siyasal krizleri de derinleştirdi. Salgın koşulları, temel haklar ve özgürlükler alanında olduğu kadar sosyal haklar alanında da önemli kısıtlamaları gündeme getirdi. Türkiye’de bu kısıtlamaların idari kararlarla hayata geçiriliyor olması, özgürlüklerin ve hakların ancak kanunla ve kanunda belirtildiği yöntemlerle sınırlanabileceğine dair Anayasal kuralların rahatlıkla ihlal edilebildiği gerçeğini gözler önüne serdi. Sorduğunuz soruya konu olan idari para cezası, Anayasa ile düzenlenmiş ve ancak kanunlarla kısıtlanabilen bir hak olan demokratik protesto hakkının, salgın bahanesiyle ve idari işlemlerle engellenmesi demek. Bu da bize hukuk devleti ilkesindeki aşınmayı işaret ediyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/23/ekoloji-savunuculari-haklar-ve-arastirmalar-derneginde-bulustu/">Ekoloji Savunucuları Haklar ve Araştırmalar Derneği’nde Buluştu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
