<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Güney Kore arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/guney-kore/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/guney-kore/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 11 May 2020 20:11:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Güney Kore arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/guney-kore/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>COVID-19 Salgınında Janus’un İki Yüzü: Kuzey Kore ve Güney Kore</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/06/covid-19-salgininda-janusun-iki-yuzu-kuzey-kore-ve-guney-kore/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Vatandaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2020 07:57:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Kore]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Kore]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=52124</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hem demokratik dönüşüm hem de ekonomik refahı gerçekleştirmiş bir devlet olarak Güney Kore uluslararası toplum tarafından övgüyle karşılanırken; Kuzey Kore baskıcı siyasi sistemi ve kapalı toplumuyla hafızalarda yer edindi. Güney Kore, küreselleşmeye şeffaf ve açık toplum yaklaşımı ile aktif bir yanıt verirken, Kuzey Kore iletişim kanalarını tıkadı ve kendi kapalı dünyasını inşa etti. Söz konusu durum, Koronavirüs (COVID-19) salgın hastalığında da kendini gösterdi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/06/covid-19-salgininda-janusun-iki-yuzu-kuzey-kore-ve-guney-kore/">COVID-19 Salgınında Janus’un İki Yüzü: Kuzey Kore ve Güney Kore</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Japon İmparatorluğu II. Dünya Savaşı’nın sonunda çözüldüğünde Kore, Soğuk Savaş’ın kurbanı oldu ve 38. paralelden ikiye ayrıldı. Ağustos 1945’te Kore yarımadasındaki kontrol artık bölünmüştü. Hangi rejimin gerçek Kore’yi temsil edip etmediği yolunda verilen savaşta 1950-53 yılları arasında neredeyse 2.5 milyon sivil hayatını kaybetti. 1953’te çatışmayı sona erdiren ateşkes yarımadayı daha önce bölünmüş olduğu şekliyle bıraktı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Soğuk Savaş’ın başlangıcından günümüze iki Kore de bir yüzü sağa, bir yüzü sola bakan iki yüzlü Roma tanrısı Janus’u betimlercesine neredeyse tamamen farklı yaklaşımlarla dünya sahnesindeydi. Batı ve süregelen ABD askeri varlığı ile bağları devam eden Güney Kore güçlü bir ekonomi ortaya koydu, sivil toplumunu kalkındırdı ve demokratikleşme yolunda dikkate değer adımlar attı. Bu arada ise Kuzey Kore izole bir “münzevi krallık” olarak kaldı. 1990’da Sovyet Bloğu’nun çöküşünün ardından ekonomik olarak az gelişmiş, üç kuşak boyunca tek bir aile tarafından yönetilen bir polis devletine dönüştü [1].</span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Günümüzde ise bilindiği üzere hem demokratik dönüşüm hem de ekonomik refahı gerçekleştirmiş bir devlet olarak Güney Kore uluslararası toplum tarafından övgüyle karşılanırken; Kuzey Kore ise baskıcı siyasi sistemi ve kapalı toplumuyla hafızalarda yer edindi. Güney Kore, küreselleşmeye şeffaf ve açık toplum yaklaşımı ile aktif bir yanıt verirken, Kuzey Kore ise iletişim kanalarını tıkadı ve kendi kapalı dünyasını inşa etti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Söz konusu durum Aralık 2019’ta Çin’de ortaya çıktığı iddia edilen ve dünyaya yayılan yeni Koronavirüs (COVID-19) salgın hastalığında da kendini gösterdi. COVID-19’a karşı yaklaşımda iki Kore de iki başka yüz sergiledi. Dışarıya açık Güney Kore küresel salgından etkilenerek zarar görmüşken; dışarıya neredeyse kapalı Kuzey Kore de COVID-19’un yayılmasını önlemek için örtülü de olsa mücadele ediyor.</span></p>
<p><b>COVID-19 ve Güney Kore</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">26 Mart 2020 tarihinde çevrimiçi (</span><i><span style="font-weight: 400;">online</span></i><span style="font-weight: 400;">) olarak gerçekleştirilen G-20 zirvesinde Güney Kore Cumhurbaşkanı Moon Jae-in küresel yeni Koronavirüs krizinde uluslararası dayanışma çağrısında bulunarak ülkesinin son iki ay içinde hem hükümet hem de sivil toplum ile COVID-19 salgınına karşı şeffaflık ve demokrasi kriterlerine bağlı kalarak yanıt verdiğini ifade etmişti. Moon Jae-in’e göre bu süreçte (Güney) Kore COVID-19 imtihanının merkezinde yer almış ancak kamuoyunun gönüllülüğü ve demokratik katılım ilkeleriyle buluşan önleyici ve şeffaf karantina önlemleriyle ülkede kademeli olarak stabil bir düzene ulaşmayı başarmıştı. [2]”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Jihwan Hwang’ın aktardığı üzere COVID-19 Güney Kore sağlık sistemleri, finans piyasaları ve sivil toplumu için büyük bir tehdit oluşturmuştu. Nitekim ülke insanların ve ürünlerin sınır ötesi hareketlerine ilişkin ciddi bir kısıtlama getirmemişti. Keza, hükümetin esnek yaklaşımına karşı içeriden sert eleştiriler yöneltilmekteydi. Kimi [Güney] Koreliler COVID-19’un Çin’de ortaya çıkması ve Güney Kore’nin Daegu şehrindeki Shincheonji tarikatıyla bölgede yayılmasının  ardından sınırların tamamen kapatılmasını talep etmekteydi. Hristiyanlığa bağlı bir tarikat olan Shincheonji, Seul hükümeti tarafından cinayet de dahil olmak üzere birçok suçlama ile karşı karşıya kalmıştı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonrasında ise Güney Kore, büyük ölçekli salgınları olan ülkelerden gelenler için “özel giriş prosedürlerini” üstlenerek kısıtlamaları en aza indirmek için çaba sarf ederken, karantina önlemlerinde etkisini de en üst düzeye çıkardı. İlgili tüm bilgilerin yurtiçinde ve yurtdışında sunulmasını sağlayarak açık ve şeffaf önlemler aldı; çok fazla test gerçekleştirdi, virüsün bulaşma yollarını belirlemeye ve izlemeye çalıştı. Virüs hızla yayılmadan önce hızlı teşhis cihazlarıyla ülke çapında test noktaları kuruldu. Ayrıca, yurtdışından gelen yolcuların zamanında ve hızlı bir şekilde test edilmesi için büyük havaalanlarında test sahaları inşa edildi. Hükümet “kendi kendine karantina” uygulamasını yürürlüğe koyarak mobil cihazlar üzerinden vatandaşlarının karantinaya sadakatini denetledi.</span></p>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/guney-kore-korona.jpg" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-52126 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/guney-kore-korona.jpg" alt="Güney Kore'de Korona" width="359" height="241" /></a></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">[Güney] Kore’de hükümetin aşırı önlemler almak zorunda kalmadan kamu güvenliği ile sivil özgürlükler arasındaki hassas dengeyi koruyabilmesini sağlayan güç </span><b>vatandaşların gönüllü işbirliği</b><span style="font-weight: 400;"> oldu.</span></p></blockquote>
<p>Güney Kore’nin COVID-19 krizi ile mücadelesinde sorumluluğun bir kısmını hükümet üstlenirken diğer kısmını ise halkın hızlı seferberliği karşıladı. The Diplomat’a göre hükümetin aşırı önlemler almak zorunda kalmadan kamu güvenliği ile sivil özgürlükler arasındaki hassas dengeyi koruyabilmesini sağlayan güç vatandaşların gönüllü işbirliği oldu.</p>
<p><b>Hükümet, Özel Sektör ve Halkın Dayanışması</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Güney Koreli sağlık yetkileri salgının daha ilk aşamasında 20 farklı medikal şirketinden COVID-19 için hızlı test kitleri geliştirilmesini talep etti. Bir hafta sonrasında tanı testleri onaylandı ve testlerin doğru sonuç verip vermediğinin teyit edilebilmesi için yetkililer kitler arasında çapraz kontrol yöntemini uyguladılar. İlk vakanın görüldü 20 Ocak’tan günümüze kadar [3 Nisan] neredeyse yarım milyon kişi test edildi. Test sürecinde pozitif vakaların hareket geçmişleri takip edilerek “kapsamlı izleme” yoluna gidildi. Hükümet yetkilileri pozitif vakaların güvenlik kamerası görüntülerini, akıllı telefon verilerini ve kredi kartı kayıtlarını incelemek için yerel yönetimler ve özel sektörle birlikte işbirliği yürüttü. Hastaların hareketlerini gerçek zamanlı olarak denetlemek, duyurmak ve karantinayı bozanları cezalandırmak için bir GPS izleme uygulaması kullandı. Ayrıca hükümet özel şirketleri hastaların anonimleştirilmiş konum verilerini görselleştiren ve halka daha erişilebilir hale getiren uygulamalar geliştirmeye davet etti. Genç ve orta derecede belirti göstermeyen düşük riskli hastalar Samsung ve LG gibi şirketlerden ödünç alınan yurtlara yerleştirildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eun A.’ya göre “Hükümet sosyal mesafe konusunda henüz resmi önlemlere girişmeden Güney Koreliler çeşitli önlemler almaya başlamıştı bile: Örneğin salgının en sıcak noktası olan Daegu şehrinde birçok restoran, mağaza ve sinema salonu, doğrudan hükümet müdahalesi nedeniyle değil, halkın bu noktalara gitmemesi nedeniyle kendiliğinden kapanmak zorunda kaldı.” Bu yönüyle Güney Kore&#8217;nin COVID-19 krizine karşı söz gelimi aşağıdan-yukarı reaksiyonu kamu dayanışmasının bir sonucuydu [3].</span></p>
<p><b>COVID-19’un Kuzey Kore ile Sınavı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">3 Nisan 2020 itibariyle Kuzey Kore’de herhangi bir COVID-19 vakası açıklanmamış durumda. Ülkede bir hafta önce virüsün bulaşmış olma ihtimaline karşı tıbbi gözetim altında tutulan kişi sayısını 2 bin 280 olarak açıklayan Kuzey Kore resmi ajansı KCNA, bu sayının yaklaşık 500&#8217;e gerilediğini duyurdu [4].</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">COVID-19 yayılmaya başladığında Kuzey Kore’nin ilk hamlesi sınırlarını kapatmak oldu. Ülke ticari hacminin %90’ını gerçekleştirdiği Çin ile sınırlarını kapattı. Jihwan Hwang’a göre sağlık sistemi son derece kırılgan olan Kuzey Kore için COVID-19 virüsü son derece büyük bir tehditti. Ayrıca Kuzey Kore’de resmi olarak teyit edilen tek bir vakanın olmamasına inanmak ise zordu çünkü Kuzey Kore’de teşhis kitlerinin mevcut olup olmadığını teyit etmek bile mümkün değildi. Nitekim Kuzey Kore medyasında teşhis kitlelerinin kullanıldığına dair bir veri bulunmamaktaydı. Ayrıca ülke komşusu Güney Kore’nin teşhis kitlerine ilişkin yardım teklifine bile cevap vermemişti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu duruma rağmen, Jihwan Hwang’a göre Kuzey Kore COVID-19&#8217;a karşı kayıtsız değil. Kuzey Kore medyası bu salgın hastalığın dünya çapındaki ve Güney Kore’deki yayılışını gün gün yayımlıyor. Kuzey Kore&#8217;nin yeni bir Pyongyang Genel Hastanesi inşa etmeye başladığı ve sadece 200 gün içinde tamamlamayı planladığı bilinen bir gerçek. Uydu görüntüleri Kuzey Kore&#8217;nin büyük liman tesislerinin kapalı olduğunu gösteriyor. Kuzey Kore sınırlarını kapatırken, Çin ve Rusya&#8217;dan ithalat ve ihracatının çoğu durdurulmuş durumda [5].</span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uluslararası yardım kuruluşu Kızıl Haç’a göre ise ülkeye uygulanan yaptırımlar ve hükümetin totaliter uygulamaları Kuzey Kore’ye doğrudan insani yardım taşınmasını neredeyse imkânsız kıldı. Ayrıca kısıtlamalar ülkeye aktarılan fonların fiziksel trasferinin durmasına neden oldu [6].</span><span style="font-weight: 400;">  </span></p>
<p><b>Sürecin nereye evrildiği belirsiz olsa da…</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The Economist dergisinin altını çizdiği üzere uzun vadede COVID-19 ile mücadelede “resim belirsiz” görünürken uluslararası toplumla ilişkilerinde açık bir yaklaşım sergileyen Güney Kore; krizle mücadelede şimdiye kadar dikkate değer bir mücadele gösterdi [7].</span><span style="font-weight: 400;"> Kuzey Kore ise sınır için güvenliğine ilişkin “yüksek seviyedeki endişesi” nedeniyle salgın krizinde dahi dış dünyaya kapalı bir yaklaşım sergiliyor. The National Interest’in altını çizdiği üzere; [küçük bir umut da olsa] salgın krizi Kuzey Kore’nin eylem şeklini değiştirir ve yardım çağrısı için uluslararası toplumla buluşursa barışı Kore Yarımadası&#8217;na geri döndürme konusunda bir atılım şansımız olabilir.</span></p>
<p><b>Sonnotlar</b></p>
<ol>
<li><span style="font-weight: 400;">Pruitt, Sarah. “Why Are North and South Korea Divided?” </span><i><span style="font-weight: 400;">History</span></i><span style="font-weight: 400;">, Jan 15, 2019.</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Arirang News. “President Moon to share S. Korea&#8217;s quarantine experience at G20 virtual summit” </span><i><span style="font-weight: 400;">Youtube</span></i><span style="font-weight: 400;">,  26 Mart 2020, </span><a href="https://www.youtube.com/watch?v=lgLjt-YsBgU"><span style="font-weight: 400;">https://www.youtube.com/watch?v=lgLjt-YsBgU</span></a></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Jo, Eun A. “A Democratic Response to Coronavirus: Lessons From South Korea” </span><i><span style="font-weight: 400;">The Diplomat</span></i><span style="font-weight: 400;">, March 30, 2020.</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">“Güney Kore&#8217;de COVID-19 taşıdığı tespit edilen kişi sayısı 10 bini geçti” TRT Haber, 3 Nisan 2020.</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Hwang, Jihwan. “How North and South Korea&#8217;s Systems Are Leading to Different Coronavirus Outcomes” </span><i><span style="font-weight: 400;">National Interest</span></i><span style="font-weight: 400;">, March 31, 2020.</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">“North Korea: Cash roadblocks and an aid blind spot” </span><i><span style="font-weight: 400;">The New Humanitarian</span></i><span style="font-weight: 400;">, Tarih Belirsiz.</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Ahn, Meeyon. “WHO: S. Korea&#8217;s COVID 19 Surge Manageable, Not Increasing Risk Of Global Pandemic” </span><i><span style="font-weight: 400;">TBS eFM News</span></i><span style="font-weight: 400;">, 22.02.2020.</span></li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/06/covid-19-salgininda-janusun-iki-yuzu-kuzey-kore-ve-guney-kore/">COVID-19 Salgınında Janus’un İki Yüzü: Kuzey Kore ve Güney Kore</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güney Kore’de Bir İlk: Trafiğe Kapanan Tünel Ülkenin En Büyük Dikey Tarım Çiftliğine Dönüştürüldü</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/06/guney-korede-bir-ilk-trafige-kapanan-tunel-ulkenin-en-buyuk-dikey-tarim-ciftligine-donusturuldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Sep 2018 12:24:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Clair de Lune]]></category>
		<category><![CDATA[Claude Debussy]]></category>
		<category><![CDATA[dikey tarım]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Kore]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30214</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gelecekte gıda güvenliği sağlayacağı öngörülen topraksız ve güneşsiz tarımcılığa yatırım yapan Güney Kore’de bunun için eskiden araçların geçtiği bir tünelin içine çiftlik kuruldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/06/guney-korede-bir-ilk-trafige-kapanan-tunel-ulkenin-en-buyuk-dikey-tarim-ciftligine-donusturuldu/">Güney Kore’de Bir İlk: Trafiğe Kapanan Tünel Ülkenin En Büyük Dikey Tarım Çiftliğine Dönüştürüldü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tünele ekilen meyve ve sebzeler toprak ve güneş ışığı olmadan büyüyorlar.</p>
<p>Ülkenin en büyük dikey tarım çiftliğindeki ürünlerin gelişimi için güneş yerine pembe ışıklı LED aydınlatmalar kullanılıyor.</p>
<figure id="attachment_30216" aria-describedby="caption-attachment-30216" style="width: 620px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="size-full wp-image-30216" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/tünel6.jpg" alt="" width="620" height="361" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/tünel6.jpg 620w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/tünel6-610x355.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/tünel6-320x186.jpg 320w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" /><figcaption id="caption-attachment-30216" class="wp-caption-text">Çiftlikte mahsullerin sağlıklı büyümesi için Claude Debussy’nin “Clair de Lune” eseri çalınıyor</figcaption></figure>
<p>Seoul’un güneyine 190 kilometre uzaklıkta olan tünel 1970 yılında inşa edilmişti. Ülkenin endüstrileşmesinin bir sembolü olarak görülen tünel 2002 yılında kapanmıştı.</p>
<p>Kapalı alanda tarım odaklı çalışan NextOn firması geçtiğimiz yıl hükümetten tüneli kiralamış ve “akıllı çiftliğe” dönüştürmüştü.</p>
<p>Çiftlikte mahsullerin sağlıklı bir şekilde büyümesi için 20. yüzyılın en ünlü bestecilerinden biri olan Fransız Claude Debussy’nin “Clair de Lune (Ay Işığı)” eserinin çalındığı belirtiliyor.</p>
<p>NextOn Genel Müdürü Choi Jae Bin, kendileri gibi çiftlikteki bitkilerin de klasik müzik dinlemekten hoşlandıklarını söylüyor.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-30217" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/tünel7.jpg" alt="" width="620" height="366" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/tünel7.jpg 620w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/tünel7-610x360.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/tünel7-320x189.jpg 320w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" /></p>
<p>Çiftliğin kurucuları dikey tarımın gelecekte gıda üretimini güvence altına alacağını söylüyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-30218" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/tünel4.jpg" alt="" width="620" height="407" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/tünel4.jpg 620w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/tünel4-610x400.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/tünel4-320x210.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 620px) 100vw, 620px" /></p>
<p>Dikey tarımın hava ve iklim değişikliğinde ürünlerde yol açılan hasara karşı çözüm olabileceği belirtiliyor.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://yesilgazete.org/blog/2018/09/06/guney-korede-bir-ilk-trafige-kapanan-tunel-ulkenin-en-buyuk-dikey-tarim-ciftligine-donusturuldu/" target="_blank" rel="noopener">Yeşil Gazete</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/06/guney-korede-bir-ilk-trafige-kapanan-tunel-ulkenin-en-buyuk-dikey-tarim-ciftligine-donusturuldu/">Güney Kore’de Bir İlk: Trafiğe Kapanan Tünel Ülkenin En Büyük Dikey Tarım Çiftliğine Dönüştürüldü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim Değişikliğinin Yol Açtığı Aşırı Sıcaklar, Yağış, Sel Ve Toprak Kayması Asya’da En Az 371 Kişiyi Öldürdü</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/31/iklim-degisikliginin-yol-actigi-asiri-sicaklar-yagis-sel-ve-toprak-kaymasi-asyada-en-az-371-kisiyi-oldurdu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Jul 2018 13:45:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Kore]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Japonya]]></category>
		<category><![CDATA[sel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29284</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küresel iklim değişikliğinin yıkıcı etkisi Japonya’yı Temmuz ayında aşırı hava olaylarıyla bağlantılı doğal afetler ülkesine dönüştürdü.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/31/iklim-degisikliginin-yol-actigi-asiri-sicaklar-yagis-sel-ve-toprak-kaymasi-asyada-en-az-371-kisiyi-oldurdu/">İklim Değişikliğinin Yol Açtığı Aşırı Sıcaklar, Yağış, Sel Ve Toprak Kayması Asya’da En Az 371 Kişiyi Öldürdü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>AP’nin geçtiği habere göre yetkililer ay başında rekor yağışlara teslim olan ülkenin batısında meydana gelen sel ve toprak kaymalarında en az 220 kişi hayatını kaybettiğini, 9 kişinin de kaybolduğunu açıkladı.</p>
<p>Şiddetli yağışları ise ülkede rekor kıran hava sıcaklıkları takip etti. Geçtiğimiz günlerde 41.1 derece ölçülen hava sıcaklığı, ülke tarihindeki en yüksek sıcaklık değeri olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Yüksek sıcaklık nedeniyle şimdiye kadar 125 kişi hayatı kaybetti. Kyodo haber ajansına göre, Japonya Yangın ve Afet Yönetimi Ajansı 30 Nisan-29 Temmuz tarihlerinde ülkede etkisini gösteren sıcaklarda 57 bin 500’den fazla kişinin güneş çarpması şikayetiyle hastaneye kaldırıldığı bilgisini paylaştı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29286" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/japonya3.jpg" alt="" width="620" height="448" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/japonya3.jpg 620w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/japonya3-610x441.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/japonya3-320x231.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 620px) 100vw, 620px" /></p>
<p>Aşırı sıcak hava dalgası komşu Güney Kore’yi de etkiledi.</p>
<p>Kore Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi Temmuz ayında yüksek sıcaklık nedeniyle sağlık sorunu yaşayan 26 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.</p>
<p>Japonya’daki ölümlerin bir çoğunun hava sıcaklığı nedeniyle rahatsızlanan yaşlılar olduğu kaydedildi. Yetkililer ve medya birimleri insanları evlerinden dışarı çıkmamaları ve klima kullanmaları yönünde uyarıyor.</p>
<p>Bilim insanlarının bulgularına göre, iklim değişikliği  sıcak hava dalgasının oluşma ihtimalini iki katına çıkarıyor.</p>
<p class="tw-data-text tw-ta tw-text-small" dir="ltr" data-placeholder="Çeviri">Fosil yakıtların kullanımı, arazi kullanımı değişiklikleri, ormansızlaştırma ve sanayi süreçleri gibi insan etkileriyle atmosfere salınan sera gazı birikimlerindeki hızlı artışın sera etkisini kuvvetlendirmesi sonucunda yerkürenin ortalama yüzey sıcaklıklarındaki artışı iklim değişikliğine yol açıyor.</p>
<p dir="ltr" data-placeholder="Çeviri">Kaynak: <a href="https://yesilgazete.org/blog/2018/07/31/iklim-degisikliginin-yol-actigi-asiri-sicaklar-yagis-sel-ve-toprak-kaymasi-asyada-en-az-371-kisiyi-oldurdu/" target="_blank" rel="noopener">Yeşil Gazete</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/31/iklim-degisikliginin-yol-actigi-asiri-sicaklar-yagis-sel-ve-toprak-kaymasi-asyada-en-az-371-kisiyi-oldurdu/">İklim Değişikliğinin Yol Açtığı Aşırı Sıcaklar, Yağış, Sel Ve Toprak Kayması Asya’da En Az 371 Kişiyi Öldürdü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>OECD verilerinde Türkiye: Son sıralara mahkumiyet</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/05/oecd-verilerinde-turkiye-son-siralara-mahkumiyet/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/05/oecd-verilerinde-turkiye-son-siralara-mahkumiyet/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Apr 2017 22:00:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Demografik Fırsat Penceresi]]></category>
		<category><![CDATA[Education or Training]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[genç işssizliği]]></category>
		<category><![CDATA[genç kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[genç nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Kore]]></category>
		<category><![CDATA[II. Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[işssizlik]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[Japonya]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Meksika]]></category>
		<category><![CDATA[NBER Working Paper Series]]></category>
		<category><![CDATA[OECD]]></category>
		<category><![CDATA[Population and Development Review]]></category>
		<category><![CDATA[Singapur]]></category>
		<category><![CDATA[Tayvan]]></category>
		<category><![CDATA[The World Bank Economic Review]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Ekonomik ve İşbirliği Teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[yenilikçi ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Youth not in employment]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek öğretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12973</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye çocuklara, gençlere ve kadınlara nitelikli eğitim, istihdam ve yaşam koşulları sağlamakta yetersiz kalmaya devam ederse OECD tablolarında daha uzun yıllar son sıralarda kalmaya mahkum görünüyor. Siyasi gündemin arasında sosyal medya hesaplarımızın akış sayfalarına zaman zaman uluslararası istatistiklere dayanılarak yazılan “Türkiye yine sınıfta kaldı”, “X’te sondan ikinci olduk” gibi başlıklarla haberler düşüyor. Bu haberlerin çoğunluğu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/05/oecd-verilerinde-turkiye-son-siralara-mahkumiyet/">OECD verilerinde Türkiye: Son sıralara mahkumiyet</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye çocuklara, gençlere ve kadınlara nitelikli eğitim, istihdam ve yaşam koşulları sağlamakta yetersiz kalmaya devam ederse OECD tablolarında daha uzun yıllar son sıralarda kalmaya mahkum görünüyor.</strong></p>
<p>Siyasi gündemin arasında sosyal medya hesaplarımızın akış sayfalarına zaman zaman uluslararası istatistiklere dayanılarak yazılan “Türkiye yine sınıfta kaldı”, “X’te sondan ikinci olduk” gibi başlıklarla haberler düşüyor. Bu haberlerin çoğunluğu kısa adı OECD olan Uluslararası Ekonomik ve İş birliği Teşkilatı’nın verilerine dayanıyor. II. Dünya Savaşı sonrası 20 Avrupa ve Kuzey Amerika ülkesinin serbest piyasa ekonomilerini güçlendirmek için kurdukları bu örgütün kurucu üyelerinden biri de Türkiye. Yeni katılımlarla bugün OECD’nin 36 üyesi var. Üyelerinin çoğu gelişmiş ülkelerden oluşan örgüt kuruluşundan bu yana söz konusu üye ülkelerden sosyal ve ekonomik veriler toplayarak önemli bir kaynak haline gelmiş durumda. Bu anlamda OECD verileri Türkiye için de kendini en gelişmiş devletlerle mukayese ederken önemli bir ölçüt işlevi görüyor. Aşağıdaki grafiklerde de göreceğiniz üzere OECD üyesi dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasında Türkiye, Meksika ve Şili pek çok açıdan biraz daha geride ve ayrıksı duruyor. Söz konusu haberlere de yukarıdaki gibi başlıklar atılmasına bu durum yol açıyor. Bu yazıda OECD’nin yayınladığı çeşitli istatistikleri bir araya getirerek Türkiye’nin gelişmiş ekonomilere göre durumunu göstermeye ve Türkiye’nin gelişmiş ülkeler ligine çıkabilmesinin mümkün olup olmadığını sorgulamaya çalışacağım.</p>
<figure id="attachment_12974" aria-describedby="caption-attachment-12974" style="width: 1365px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-12974 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik1.png" alt="" width="1365" height="767" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik1.png 1365w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik1-640x360.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik1-1024x575.png 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik1-1280x719.png 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik1-610x343.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik1-320x180.png 320w" sizes="auto, (max-width: 1365px) 100vw, 1365px" /><figcaption id="caption-attachment-12974" class="wp-caption-text">Grafik 1: OECD ülkelerinin nüfusu (milyon kişi)</figcaption></figure>
<p>Türkiye’nin pek çok alanda OECD ülkelerinin gerisinde olduğunu söyledim ama tabii ki her alanda değil. 2012-2014 verilerine göre OECD içerisinde ABD, Japonya, Meksika ve Almanya’nın ardından en kalabalık 5’inci ülke. Şüphesiz bu durum Türkiye’nin OECD ülkeleri arasında önemli bir yeri olduğunu gösteriyor. Ancak, nüfusun niceliği kadar niteliğinin de önemli olduğu bir gerçek. Aşağıdaki grafikte OECD üyelerinin yaşlı nüfuslarının (65 yaş ve üstü) toplam nüfuslarına oranının yıllar içerisindeki dağılımı veriliyor. Türkiye, Meksika’nın ardından en az yaşlı nüfusa sahip ikinci ülke. Geri kalan ülkelerin yaşlı nüfus oranları %10 ile %25 arasında değişiyor ve hızla artmaya devem ediyor. Türkiye’de ise bu oran 2014 itibariyle sadece %7.84 ve artış eğrisi de çok daha yumuşak.</p>
<figure id="attachment_12975" aria-describedby="caption-attachment-12975" style="width: 1363px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-12975" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik2.png" alt="" width="1363" height="760" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik2.png 1363w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik2-640x357.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik2-1024x571.png 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik2-1280x714.png 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik2-610x340.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik2-320x178.png 320w" sizes="auto, (max-width: 1363px) 100vw, 1363px" /><figcaption id="caption-attachment-12975" class="wp-caption-text">Grafik 2: 65 yaş üstü nüfusun toplam nüfusa oranının OECD ülkelerinde yıllara göre değişimi</figcaption></figure>
<p>Türkiye’nin sahip olduğu bu nüfus yapısı nüfusbilimde “Demografik Fırsat Penceresi” olarak adlandırılıyor<a href="#_edn1" name="_ednref1">[i]</a>. 65 yaş üstü nüfusun toplam nüfusa oranının %15 olduğu, çalışma çağındaki nüfusun fazla olduğu bu dönem ekonomiler için bir fırsat olarak görülüyor. “Asya Kaplanları” olarak adlandırılan Güney Kore, Tayvan, Singapur gibi ülkeler ekonomik atılımlarını bu fırsat penceresini kullanarak gerçekleştiren ülkeler olarak gösteriliyorlar<a href="#_edn2" name="_ednref2">[ii]</a>. Ancak, bu fırsatı değerlendirebilmenin yolu çalışma çağındaki nüfusu nitelikli işlerde istihdam edebilmekten geçiyor. OECD verilerinde bu konuyu incelediğimizde Türkiye için karşımıza biraz karamsar bir tablo çıkıyor.</p>
<figure id="attachment_12976" aria-describedby="caption-attachment-12976" style="width: 1364px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-12976" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik3.png" alt="" width="1364" height="767" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik3.png 1364w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik3-640x360.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik3-1024x576.png 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik3-1280x720.png 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik3-610x343.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik3-320x180.png 320w" sizes="auto, (max-width: 1364px) 100vw, 1364px" /><figcaption id="caption-attachment-12976" class="wp-caption-text">Grafik 3: OECD ülkelerinde yükseköğretim mezunu nüfusun oranı</figcaption></figure>
<p>Grafik 3’te 25-34, ve 35-44 yaş gruplarındaki nüfus içinde yükseköğretim mezunu olanların oranı görülüyor. Demografik fırsat penceresinden faydalanabilmenin ön koşullarından olan yenilikçi ekonomiyi<a href="#_edn3" name="_ednref3">[iii]</a> yaratma potansiyeline sahip en verimli çağındaki bu nüfus gruplarında yükseköğretim mezunlarının oranı Türkiye için OECD ortalamalarının epey gerisinde. 35-44 yaş grubunda %17.1 ile Türkiye yine Meksika’nın önünde sondan ikinci. 25-34 yaş grubunda oran %27.5 ile durum biraz daha iyi olsa da %42.1 olan OECD ortalamasının hala hayli gerisinde.  Yine de iki yaş grubu arasındaki artış oranımızın Güney Kore ve Yunanistan’ın ardından üçüncü olması umut veriyor.</p>
<p>Ancak, tabii ki genç nüfusun eğitim seviyesinin artırılması tek başına yeterli değil. Bu gençlerin niteliklerine uygun işlere de yerleştirilebilmeleri gerek. Son yıllarda OECD dahil pek çok kurumun genç işsizliği rakamlarına alternatif olarak kullandığı bir gösterge var. NEET (İngilizce “Youth not in employment, education or training” sözünün kısaltması) adı verilen bu gösterge ne yaygın veya örgün eğitimde ne de istihdamda olan pasif nüfusa işaret ediyor. 15-24 yaş arası nüfus için bu göstergede Türkiye yine en üst sırada.</p>
<figure id="attachment_12978" aria-describedby="caption-attachment-12978" style="width: 1365px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-12978" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik4.png" alt="" width="1365" height="767" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik4.png 1365w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik4-640x360.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik4-1024x575.png 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik4-1280x719.png 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik4-610x343.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik4-320x180.png 320w" sizes="auto, (max-width: 1365px) 100vw, 1365px" /><figcaption id="caption-attachment-12978" class="wp-caption-text">Grafik 4: OECD ülkelerinde ne yaygın veya örgün eğitimde ne de istihdamda olan genç nüfus</figcaption></figure>
<p>Grafik 4’te 15-19 ve 20-24 yaş gruplarında erkek ve kadınlar arasında NEET oranları ayrı ayrı verilmiş. Türkiye sadece 20-24 yaş grubundaki erkeklerde en üst sırada değil. Grafikte Türkiye için iki çarpıcı sonuç görüyoruz: 1) Halihazırda büyük bir çoğunluğu zorunlu eğitim çağında olan 15-19 yaş grubunun önemli bir kısmı ne okulda ne istihdamda. 2) Özellikle genç kadınlar hem eğitimden hem istihdamdan büyük ölçüde dışlanmış durumda. 20-24 yaş arası kadın nüfusunun yarısına yakını eğitim ve istihdam hayatının dışında ve diğer OECD ülkeleri ile Türkiye arasındaki fark endişe verici boyutlarda.</p>
<p>Bu durumu istihdam rakamlarında da izlemek mümkün. Grafik 5’te OECD ülkelerinde istihdam oranları verilmiş. Toplam istihdam oranında Türkiye %50.5 ile son sırada. Yani, çalışma çağındaki nüfusun neredeyse yarısı ne çalışıyor ne de aktif olarak iş arıyor. Krizdeki Yunanistan dışında Türkiye’nin düşük oranlarına yaklaşan ülke yok. İzlanda, İsviçre gibi ülkelerde istihdam oranı %80’lerin üzerinde. Grafiğe biraz daha yakından baktığımızda bu karanlık tablonun büyük ölçüde kadın istihdamının düşüklüğünden kaynaklandığı anlaşılıyor. Türkiye’de kadınların istihdama katılma oranı 2016 sonu itibariyle %31.1. Krizdeki Yunanistan veya OECD grafiklerinde yanı başımızda görmeye alışkın olduğumuz Meksika’da bile bu oran %45’e yakın. Gençlerde olduğu gibi kadınlarda da nüfusun önemli bir kesiminin potansiyelinin heba edildiği açık.</p>
<figure id="attachment_12979" aria-describedby="caption-attachment-12979" style="width: 1365px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-12979" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik5.png" alt="" width="1365" height="766" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik5.png 1365w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik5-640x359.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik5-1024x575.png 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik5-1280x718.png 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik5-610x342.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik5-320x180.png 320w" sizes="auto, (max-width: 1365px) 100vw, 1365px" /><figcaption id="caption-attachment-12979" class="wp-caption-text">Grafik 5: OECD ülkelerinde kadın ve erkek istihdam oranları</figcaption></figure>
<p>Bitirmeden önce heba edilen başka bir potansiyele dikkat çekmek istiyorum. Grafik 6’da OECD ülkelerindeki çocuk yoksulluğu oranları veriliyor. Türkiye, maalesef bu tabloda da en üstte. Her dört çocuktan biri yoksulluk seviyesinin altında yaşıyor.</p>
<p>Yazının başında Türkiye’nin pek çok göstergede gerilerde olsa bile artmaya devam eden genç ve kalabalık nüfusu ve içinde bulunduğu demografik fırsat penceresi ile umut vadedebileceğine değinmiştim. Fakat, yukarıda incelediğimiz eğitim, işgücü ve yoksulluk verileri Türkiye’nin fırsatı gerçeğe dönüştürmekten uzak olduğunu gösteriyor. Eğer Türkiye çocuklara, gençlere ve kadınlara nitelikli eğitim, istihdam ve yaşam koşulları sağlamakta yetersiz kalmaya devam ederse OECD tablolarında daha uzun yıllar son sıralarda kalmaya mahkum görünüyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_12980" aria-describedby="caption-attachment-12980" style="width: 1365px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-12980 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik-6.png" alt="" width="1365" height="767" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik-6.png 1365w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik-6-640x360.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik-6-1024x575.png 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik-6-1280x719.png 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik-6-610x343.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/grafik-6-320x180.png 320w" sizes="auto, (max-width: 1365px) 100vw, 1365px" /><figcaption id="caption-attachment-12980" class="wp-caption-text">Grafik 6: OECD ülkelerinde çocuk (0-17 yaş) yoksulluğu oranları</figcaption></figure>
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1">[i]</a> Barlow, R. (1944). Population Growth and Economic Growth : Some More Correlations. <em>Population and Development Review</em>, <em>20</em>(1), 153–165.</p>
<p><a href="#_ednref2" name="_edn2">[ii]</a> Bloom, D. E., &amp; Williamson, J. G. (1998). Demographic Transitions and Economic Miracles in Emerging Asia. The World Bank Economic Review, 12(3), 419–455.</p>
<p><a href="#_ednref3" name="_edn3">[iii]</a> Bloom, D. E., Canning, D., &amp; Sevilla, J. (2001). Economic growth and demographic transition (No. 8685). NBER Working Paper Series (Vol. 8685). Cambridge, MA.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/05/oecd-verilerinde-turkiye-son-siralara-mahkumiyet/">OECD verilerinde Türkiye: Son sıralara mahkumiyet</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/05/oecd-verilerinde-turkiye-son-siralara-mahkumiyet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
