<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gündem Buluşmaları arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/gundem-bulusmalari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/gundem-bulusmalari/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 23 Feb 2019 11:19:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Gündem Buluşmaları arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/gundem-bulusmalari/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Nafaka Tartışmaları Ve Sosyal Medyada Toplumsal Cinsiyet Mücadelesi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/23/nafaka-tartismalari-ve-sosyal-medyada-toplumsal-cinsiyet-mucadelesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burcu Arıkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Feb 2019 11:19:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem Buluşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Nafaka dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka tartışması]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Tuba Torun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35585</guid>

					<description><![CDATA[<p>Daha önce hazırladığımız Nafaka dosyasında son olarak 10 Ekim 2018 Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı’nın düzenlediği “Gündem Buluşmaları” toplantısında geçen tartışmaları aktarmıştık. Bir süredir gündemden düşen fakat Yeni Akit gazetesinde avukat Tuba Torun’un sosyal medya paylaşımları üzerinden tekrar tartışmaya açılan bu konuyu Tuba Torun’la bir kere daha değerlendirdik.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/23/nafaka-tartismalari-ve-sosyal-medyada-toplumsal-cinsiyet-mucadelesi/">Nafaka Tartışmaları Ve Sosyal Medyada Toplumsal Cinsiyet Mücadelesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sosyal medyada uzun süredir çok ön planda olmayan nafaka konusu, sizin paylaşımlarınızın Yeni Akit gazetesi tarafından manşete taşınması ile yeniden gündem oldu. Güncel olaya geçmeden önce ekim ayındaki çalıştaydan bu yana nafaka meselesine dair kısa bir özet ve son gelişmelere dair bir bilgilendirme ile başlayalım isterseniz. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle süresiz nafaka tartışmasının da dayanağı olan boşanma komisyonu kurulmuştu 2015 yılında ve o komisyondaki önerilerden biriydi süresiz nafakanın süreli hale getirilmesi. Zaten o boşanma komisyonunda nafakayla beraber bugün kadının insan haklarının başına bela olan başka öneriler de getirilmişti. </span></p>
<p><b>Rapor kapsamında gündeme getirilen diğer öneriler nelerdi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mesela müftülük yasası da orada konuşulan bir şeydi ya da süt izni yasası</span><span style="font-weight: 400;"> da orada konuşulmuştu. Ayrıca bu evlilik affı</span><span style="font-weight: 400;"> meselesinin kökeni de oradan geliyor, hani şu aralar çok konuşulan… 6284’e olan saldırıların da menşei aynı zamanda&#8230; Çünkü adı üstünde ‘Boşanma Komisyonu’nun amacı aileyi korumak ve boşanmalara engel olmaktı, hedefi buydu. Neticede şu anda gündemdeki bütün tasarılar ve geçmiş olan müftülük yasası gibi yasalar hep tek bir hedefe odaklanıyor: Her ne pahasına olursa olsun aile kurumunu korumak. Aile kurumu çok önemli ama ‘her ne pahasına olursa olsun’ korunması gereken bir şey değil. Kadın şiddete uğradığında, hakarete uğradığında, tehlikeye girdiğinde gerekirse sonlandırılması gereken bir durum var demektir. Nasıl evlenme hakkımız varsa boşanma da bize medeni kanun tarafından tanınmış bir hak. Her ne pahasına olursa olsun koruduğumuzda aile kurumu da sağlıklı olmuyor zaten. Nafaka o raporda önerildi ama meclisten geçmedi, oylama aşamasına gelmedi, sadece bakanlığın önerileri var. </span></p>
<p><b>Peki, bakanlıklar 10 Ekim 2018’deki çalıştaydan sonra neler yaptılar?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakanlık nafaka hükmünün düzenlenmesine ilişkin kendi önerisini evli kalınan süreyle orantılı olarak kademeli şekilde nafaka ödenmesi olarak açıkladı</span><span style="font-weight: 400;">.Bu tartışılıyordu. Bizim tepki gösterdiğimiz nokta en başta şu: Kadına dair bunca hayati sorun varken, bunca önerimiz varken neden bu konuşuluyor ve neden şimdi konuşuluyor? Bu bir; ikincisi bu kanunun gerekçesi şu şekilde belirtiliyor: Türk toplumunda kadın evlendiğinde evle ve çocukla ilgilenmek zorunda kalıyor, iş yaşamanı sonlandırmak zorunda kalıyor çoğu zaman. Dolayısıyla kadın boşandığında yaşamını devam ettirebilecek standartlardan yoksun kalıyor bazen ve o boşluğun giderilmesi için statüsünün bir miktar desteklenmesi lazım, en azından hayatta kalması, yaşamını devam ettirmesi için bir miktar para ödenmesi gerekiyor. Yani kadının toplumdaki ikincilliğini vurgulayan bir gerekçesi var. En azından yaşamsal anlamda kadını erkeğe eşitlemeye çalışıyor, zaten toplum kadının ikincil görüyor. Çok mantıklı, hem dünyada hem de Türkiye’de gerçekliğe uygun bir gerekçe. Şu anda sanki bu durum ortadan kalkmış, kadının iş yaşamına gerektiği biçimde katılımı sağlanmış gibi düşünülerek kaldırılması planlanıyor.</span></p>
<p><b>Süresi nafaka karşıtları, çalışan kadınların nafaka almak için çalışmadığı, nafaka ile geçindikleri gibi hatta zenginleştikleri gibi iddialar sunuyorlar. Bir kadının nafaka ile geçinmesi mümkün mü?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu en çok kurduğumuz cümlelerden biri: Ortalama gelir üzerinden bir erkek, 2000-3000 diyelim, 250, 300 lira gibi bir rakam ödüyor, bizim davalarımızdaki durum bu şu anda. Bu miktarla ne bir kadın zenginleşir, ne de bir erkek fakirleşir ama hayatını idame ettirmek kısmından bakınca belki bir haftalık mutfak alışverişini yapar. Ekonomik krizin bu kadar tavan yaptığı bir ülkede 250-300 lira ile ne kadar yaşamsal faaliyetlerinizi devam ettirebilirsiniz? Bu arada nafaka çift taraflıdır, erkek de talep edebilir ama uygulamada kadın talep ediyor bu nafakayı, bu da toplumsal cinsiyet eşitsizliği yüzünden. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nafaka psikolojik olarak kadına güç veren bir şeydir, siz bu hakkı kadından aldığınız zaman kadın boşanmaya da korkar hale geliyor. Elbette ki 250 tl ile zenginleşmiyor kadın ama aynı zamanda psikolojisini destekliyor. Elinden bunu aldığınızda siz o kadının dayanma gücünü, cesaretini kırıyorsunuz, kadınların kafasına “boşanırsan ortada kalacaksın, sokakta kalacaksın” algısını iyice sokuyorsunuz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendilerini Nafaka Mağdurları olan tanımlayan insanlara baktığımızda çok azının mağdur olduğunu görüyoruz. Hakikaten bıkmış olabilirler, karşı tarafa hıncı vardır, kanun zoruyla ödemek istemiyordur ve bunların sayısı az diye düşünüyorum. Biz sosyal medyada nafaka mağduru adı altında paylaşımlar yapan kayınvalideler, görümceler, eltiler de görüyoruz. Burada kişisel meseleler de devreye giriyor, eski eşe geline kızgınlık da etkili oluyor. </span></p>
<p><b>Peki, bunlar hukuki bir dayanak olabilir mi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabi ki olamaz, bir kere ben hesapları tek tek incelediğimde hep tek bir siyaseti destekleyen hesaplarla karşılaşıyorum. Bunun topyekûn bir mücadelenin parçası olduğunu düşünüyorum. Nafaka meselesinde önce kadının istihdamını sağlayacak, kadının iş yaşamına girişini destekleyecek, İstanbul Sözleşmesi ve her türlü önleyici tedbir içeren, altına imza attığımız politikaları uygulayacak, ondan sonra olmuyorsa “bu kadınların şartları iyi de bu nafaka haksızlık” diyeceksiniz. Binali Yıldırım bir açıklama yapmıştı; yaşlı bir adam gelmiş, “kadınlara çok fazla sosyal yardımda bulunuyorsunuz, kadınlar erkeklere ihtiyaç duymuyor, biz de evlenemiyoruz” demiş. Bunun üzerine Yıldırım o kadar yardım ediyoruz ki insanlar evlenemiyor sonucuna varmıştı. Yani burada bir çelişki var, çok iyi sosyal politikalar uygulanıyormuş gibi de gösteriliyor.  </span></p>
<p><b>Öneriler arasında devletin bir fon oluşturarak devreye girmesi gibi bir öneri vardı, bunun uygulanabilirliği nedir sizce?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devletin ve mağdurların önerisi nafaka için bir fon oluşturulması yönünde. Evliliğin başından itibaren eşit miktarda karşılıklı olarak bir fona para koyması ve boşandıktan sonra kişilerin sosyo-ekonomik durumuna göre biriken fondan nafaka alsınlar, fondaki para bitince nafaka da bitsin. Şimdi böyle bir önerileri var. Mağdurlar karı kocanın eşit şekilde katkı sunarak fon oluşturmasını öneriyor. Kadın ve erkeğin eşit katkı koyabileceğini var sayıyorlar. Ama bazı avukatlar da süresiz nafaka kalksın, devlet bir fon kurulsun diyor. Burada da sormak lazım, hasta, yaşlı, kimsesiz insanlara bile destek sağlanmayan bir durumda kadına nafaka sağlanır mı?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zaten 6284 sayılı yasaya saldırı, nafakaya saldırı, müftülük yasası ve şu anda toplumsal cinsiyet eşitliğinin engellenmesine kadar tüm bunların hepsi tek bir hedefe odaklanıyor: Her ne pahasına olursa olsun evlilik kurumunun korunması. Dolayısıyla bunlar yapılmayacak öneriler. Kadına o desteği vermek isteseler zaten her şekilde sağlarlar. Bir çocuk yapana şu kadar para, ikiye daha fazla falan diyen insanlar isteseler bunu da yaparlar ama amaçları kadına destek olmak değil. </span></p>
<p><b>Sizin hedef gösterildiğiniz son olaya dönersek, bu konunun sosyal medyada tartışılması konunun gelişimi için sağlıklı oluyor mu sizce? Çok hassas, incelikli ve hukukun alanına giren konuların sosyal medyada gündemleşmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizi hiçbir yerde konuşturmuyorlar. Bu konu bu kadar gündemde olmasına rağmen ana akımda nafakayı konuşabileceğimiz bir mecramız, alanımız yok. Mecburen sosyal medyada tepki göstermek zorunda kalıyoruz. En ufak bir tepkimizde bir anda yüzlerce olumsuz yorum alıyoruz. Zaten mecramız, konuyu gündeme getirecek platformumuz yok, bu yüzden mecburen sosyal medyada direnç oluşturmaya çalışıyoruz. Ama bir direnç oluşturuyorsak beş atak geliyor. Gelen atakların neredeyse tamamının sahte hesap olduğunu düşünüyorum. Birkaç nafaka adına kurulmuş gerçek dernek hesabı dışında sahte hesaplar ve aralarında gerçek mağdur neredeyse yok. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elbette bazı konular, sadece nafaka değil, cinayetler ve şiddet de, hukuki. Hele ki Türkiye şartlarında kadın mücadelesi tamamen hukuk alanına sıkışmış durumda. Hâlbuki çok daha geniş, çok boyutlu bir mücadeledir bu. Ama mecburen hukuka sıkıştı. Yargıyı bile ezdikleri için, iteklendik iteklendik, bir duvara dayandık. O dayandığımız duvar yargı ve şu anda o duvarı baltalıyorlar ve biz o duvarı yıktırmamaya çalışıyoruz. Başka yolumuz kalmadı. </span></p>
<p><b>Sizin attığınız bir tweet üzerine gelişen olaya karşılık olarak 13 STK bir tepki açıklaması yaptı. Bu açıklamada kendilerine sosyal medyada yapılan hakaretlere sessiz kaldığınızı ve çanak tuttuğunuz söylüyorlar. Sosyal medyada edilen hakaretlerin sorumluluğunun size yüklenmesi, sadece şahsınızın hedef gösterilmesi hakkında ne hissediyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben oradaki sahte hesapları kastettim. Tepki verdiğim gönderi de kadına yönelik şiddet ve kadın ölümlerinin artışının nedenleri olarak nafaka, kısıtlı velayet, 6284 sayılı kanun gibi sebepler sıralanmıştı. Ben de “</span><span style="font-weight: 400;">Trollerin paylaştığı şeye bakın; 6. Maddeyi unutmuşlar: “Kadın” yazmaları gerekiyordu. Utanmışlar herhalde. “Kadın cinayeti” yazamamışlar mesela “kadın ölümü” yazmışlar. Çünkü bütün kadınlar kendi kendilerine ölür doğru, öldürülemezler. Vah troller vah&#8230;” dedim. </span><span style="font-weight: 400;">Şimdi trol demek zaten bir algıyı yaymaya çalışan insan demek, orada bahsedilen hakaretlerle ilgisi yok. Etkin buldukları, konuya hâkim gördükleri insanları hedef göstererek pasivize etmeye çalışıyorlar. Yeni Akit gazetesinde ise hiç söylemediğim hakaretler için hedef gösterilmişim, trol olduğunu düşündüğüm hesapları kastederek trol dedim ve bunun dışında bir şey demedim. Bu açıklama yapan dernekler dışındaki sosyal medya hesapları küfür ve hakaret içeren tweet’ler yazmıştı, bu trollük değilse nedir? Bunun dışında misyoner kelimesini de kullandım, evet nafaka konusundan daha öte bir görev, bir misyon için hareket ettiklerini düşünüyorum. Bunu bu kadar kesin ve net açıklamamın da hedef gösterilme nedenim olduğunu düşünüyorum.</span></p>
<p><b>Birkaç kere gerçek mağdurlardan bahsettiniz. Bunu biraz daha açar mısınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal medyada binlerce hesap varken mağdur derneklerine üye bu kadar insan yok, bunu çok önemli buluyorum. Çok azı gerçekten mağdur hissediyordur. Mağdur olup olmadıklarını bilmiyoruz, sosyal medyadan anlayamıyoruz. Süresiz nafaka diye geçiyor kanunda ama nafaka her zaman azaltılabilir, arttırılabilir, geri alınabilir ya da ortadan kalkabilir. Bunun birçok şartı var ve bu tamamen kadını desteklemeye, toplumsal cinsiyet eşitliğini desteklemeye yönelik ama çift taraflı bir hükümdür. Bunu çarptıp, yok efendim bir ay evli kaldık ama yirmi yıldır nafaka ödüyorum diyenler var. Ne yazık ki ben bu örneklerden bir tanesine bile rastlamadım bu zamana kadar. Bir de “kadın onurlu olsun, erkeğin parasıyla yaşamasın” diyorlar. Zaten kadın erkeğin eline bakarak yaşamak istemez. İnsan haklarına hizmet ederek, kadın erkek eşitliğini sağlayıp kadınlara bu cesareti ve özgüveni aşılamaya hizmet eden, İstanbul Sözleşmesinde de var olan politikaları uygulayacağınıza, kadının elinden nafakayı alarak kadını onurlu hale getiremezsiniz. Bunu söylerken bile aslında kadına hakaret ediyorsunuz. Bu kadın bu noktaya geldi, ama nasıl geldi? Kadınlar onursuz olmaya yatkın varlıklar mı da durup dururken bu noktaya geldiler? Orada bile bir itham, ötekileştirme var. Bu sebeple katiyen kabul etmiyoruz, söylediklerimizin arkasındayız. Gerçek mağdurlar vardır ama sosyal medyadaki hesapların birçoğu da başka bir durumdur. Kadına yönelik şiddettin arkasında bir sürü neden varken bunların arasında velayeti, nafakayı sayan insanları inandırıcı bulmuyorum ve kötü niyetli olduklarını düşünüyorum. </span></p>
<p><b>Bu açıklamada sizin söylemediğiniz ama başka hesapların dile getirdiği “maaşlı çete” iddiasına karşı “o zaman avukatlar da gelirlerini açıklasınlar” gibi bir talep var. Oldukça spekülatif bir biçimde “ziynet eşyaları ve mal paylaşımından ve tazminatlardan pay alınması” gibi bir ithamları var. Mesleki açıdan bu tehlikeli ve yanlış algılara yol açabilecek bir itham, bu konuda bir söz hakkınız olmalı diye düşünüyorum.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunu bayadır yapıyorlar ama biz cevap vermemeyi tercih ediyoruz çünkü açıkçası bunu kayda değer bulmuyoruz.  Biz mesleğimizi hakkıyla yapmaya devam edeceğiz. Bunlar tamamen hedef göstermeye yönelik ithamlar. Yasal olan ama kendileri için tehlikeli gördükleri herkesi karalamak istedikleri gibi iktidarın söylemlerinden de güç alarak karalıyorlar. Avukatlık kanununa göre avukatların alabilecekleri paylar yasal olarak bellidir, sınırlıdır ve avukatlar bunu aşamazlar zaten. Avukatlar serbest meslek mensuplarıdır ve bu kurallar çerçevesinde mesleklerini icra ederler. Bu soruların hep muhalif avukatlara yöneltilmesini de ayrıca kötü niyetli ve ötekileştirici buluyorum ve makro politikaya hizmet ettiğini düşünüyoruz ve ciddiye almıyoruz.</span></p>
<p>#NafakaDosyası: <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/08/sinirsiz-nafaka-hak-mi-magduriyet-mi/" target="_blank" rel="noopener">Sınırsız Nafaka Hak Mı, Mağduriyet Mi?</a></p>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/16/gundem-bulusmalarinda-gundem-nafaka-mi-istanbul-sozlesmesi-mi/" target="_blank" rel="noopener">Sınırsız Nafakanın Kaldırılması İçin Şikayetler Yeterli Mi?</a></p>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/09/bosanma-sonrasi-sosyal-devlet-desteginde-turkiye/" target="_blank" rel="noopener">Boşanma Sonrası Sosyal Devlet Desteğinde Türkiye</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/23/nafaka-tartismalari-ve-sosyal-medyada-toplumsal-cinsiyet-mucadelesi/">Nafaka Tartışmaları Ve Sosyal Medyada Toplumsal Cinsiyet Mücadelesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sınırsız Nafakanın Kaldırılması İçin Şikayetler Yeterli Mi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/16/gundem-bulusmalarinda-gundem-nafaka-mi-istanbul-sozlesmesi-mi/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/16/gundem-bulusmalarinda-gundem-nafaka-mi-istanbul-sozlesmesi-mi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burcu Arıkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Oct 2018 11:29:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem Buluşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Kadın Dernekleri Federasyonu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31471</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı’nın düzenlediği “Gündem Buluşmaları” toplantılarının ilki 10 Ekim 2018 Çarşamba günü, Ankara’da gerçekleşti. Buluşmaların konusu Medeni Kanunun nafakayı tanımlayan maddeleri idi. Nafaka tartışması dosyasında konuyla ilgili çeşitli görüşleri ve sahada çalışan uzmanların görüşlerini dinledik. Şimdi ise çalıştay katılımcılarından bazılarının buluşmaya dair izlenimlerine yer veriyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/16/gundem-bulusmalarinda-gundem-nafaka-mi-istanbul-sozlesmesi-mi/">Sınırsız Nafakanın Kaldırılması İçin Şikayetler Yeterli Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştaya Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı adına katılan avukat Selin Nakıpoğlu, açılış konuşmalarından anladıkları kadarıyla çalıştayın gerekçesi olarak nafaka ödemekte olan ve ödemek istemeyen erkeklerin şikâyetlerinin esas alındığını belirtiyor. Organizasyona ev sahipliği yapan iki bakanlığın konu hakkında istatistikî veri sunmadıklarını ve bahsedilen erkek şikâyetleri dışında bir hazırlıkları olmadığını vurguluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Stk’lar, avukatlar, hâkimler, yüksek yargı bürokratları ve hukuk akademisyenlerinden oluşan yaklaşık 60 kişiye beşer dakika konuşma süresi verildi. Katılımcılar arasındaki fark dikkat çekiciydi. Bu fark; alanda çalışan, mevzuata hâkim ve objektif olanlar ile hukuki metin dışında ilerlemek isteyen, medeni kanunun ruhuna aykırı, hangi veriye dayandığı belli olmayan söylemlerde bulunanlar şeklinde açıklanabilir” diyen Nakıpoğlu hukuki kavramlarla oynamamın gerektiğini, özellikle yüksek yargı mensupları tarafından buna cevaz verildiğini görmenin üzücü olduğunu söylüyor ve ekliyor:  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Çalıştayın kazanımı kadın dayanışmasını bir kere daha görmek oldu. Farklı siyasi düşüncelerden olsak da, farklı yaşam biçimlerinden gelsek de kadınlar olarak hayatlarımıza yapılmaya çalışılan tüm müdahalelere karşı bir arada duruyoruz. Bunu daha önce müftülük nikâhı özelinde de gördük. Bu çalıştayda da bu sonucu gördüm: Kadın dayanışmasının paha biçilmez değeri. Bu devam ettiği sürece kazanılmış haklarımızdan geri düşmeyeceğimizi düşünüyorum. Hep birlikte göreceğiz.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başkent Kadın Platformu adına çalıştayda bulunan Berrin Sönmez ise çalıştayın düzenlenme gerekçeleri ve içeriğini şu şekilde değerlendiriyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“</span><span style="font-weight: 400;">Nafaka konusu, 2016 yılının ilk yarısında, dört ay süreyle çalışan ve ‘aile bütünlüğünü olumsuz etkileyen unsurlar ile boşanma olaylarının araştırılması ve aile kurumunun güçlendirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi’ amacıyla kurulan meclis araştırma komisyonu taslak raporu ile toplum gündemine girmişti. Komisyonun başkanı Düzce milletvekili Ayşe Keşir, çalıştayda kendisine ilk konuşmacı olarak tanınan on dakikalık sürede doyurucu bir açıklama yapmadı. Bakanlık sunuşları da net bilgi vermekten uzaktı. Kesinlikle hiçbir veri, doküman sunulmadı. Israrlı sorulara rağmen mevcut nafaka sisteminde sorun olduğunu gösterecek verilere sahip olunmadığını kamu adına katılanlar da farklı ifadelerle dile getirdi. Kamunun ve yargı sisteminin topluma sunmadığı bilgilerin, veri ve dokümanların katılımcıların elinde bulunamayacağı açıktır. Ancak sivil toplum temsilcileri kendi çalışma alanlarında konuya ilişkin edindikleri deneyim ve bilgileri, hâkim ve avukat katılımcılar ellerindeki dava dosyalarına ilişkin genel bilgileri paylaşarak, bu konuda çalıştayı düzenleyen iki bakanlık mensuplarından daha donanımlı olduklarını ortaya koydular. ‘Yoksulluk nafakası için yeni yasal düzenleme yapılmalı mı’ sorusu temel konuydu.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sönmez, İstanbul Üniversitesi ve İstanbul Aydın Üniversitesi’nden katılan akademik hukukçuların bir kısmının yoksulluk nafakasına 1-5 yıllık alt-üst sınır düzenlemesi getirilmesi görüşünde olduğunu ifade ediyor. Sönmez’in izlenimlerine göre katılımcılardan BİAPLATFORM ve Aile Akademisi bu hukukçularla aynı görüşte: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Çalıştayda ilk konuşmacı olan Düzce milletvekili Ayşe Keşir ünlü Boşanma Komisyonu sonuçlarından çıkardığı üç noktaya dikkat çekmişti. Fiili birliktelik gerçekleşmeyen evlilikler, altı aydan kısa evlilikler ve eşit kusur hali. Bu üç durum için yasanın değişmesi fikrini beyan etti&#8221; diyen Sönmez ‘nafaka konusunda adaletli düzenleme’ vaat eden maddenin eylem planına giriş sebebinin, yoksulluk nafakasını bir toplumsal sorunmuş gibi gündeme taşıyarak medeni kanuna müdahale için geçerli bahane yaratmak olduğunu ifade ediyor. Buna ek olarak, çalıştayda hiç dile getirilmediği halde, kapanışta bakanlıklar adına yapılan konuşmalarda, İstanbul Sözleşmesinin boşanmalarda arabuluculuk sistemine engel olduğunun belirtilmesi ve psikolojik, ekonomik şiddet kavramlarına karşı çıkılmasını çalıştaya dair en kötü izlenimleri arasında sayıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sönmez’in dikkat çektiği bir başka husus ise çalıştaya katılımda yaşanan sorunlar:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Başkent Kadın Platformunun çalıştaya davet edilmeyişi, çalıştayın sadece dindar seküler karşıtlığı üzerine oturtulmak amacına dayanıyordu muhtemelen. Karşıtlık ekseninden yararlanarak çalıştay sonuçlarını gönüllerince değiştirmeleri daha kolaydı. Ancak dindar kadınlar da yoksulluk nafakasını kadın yoksulluğuyla ilişkilendirerek değerlendirdikleri için sonuç umdukları gibi olmadı. Fakat bu onları durdurmadı da. Özenli ve kapsayıcı yaklaşımla tüm kadın örgütlerinin dayanışmasına en çok ihtiyaç bulunan bir sürece girdiğimiz çok açık. Krizi ekonomiden çok medeni kanunu korumak alanında yaşayacağımızı söyleyebilirim.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sönmez’e göre siyasi görüşü ve hayat tarzı birbirinden farklı kadınların yoksulluk nafakası ile kadın yoksulluğu ve ekonomik eşitsizlik arasında ilişki kurması ve bunun kadınları bir birine hayli yaklaştırması çalıştayın önemli bir kazanımı:  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Kadın örgütü temsilcileri, yasal değişikliğe ve süre sınırına kesinlikle itiraz ettiler. İktidara yakın kadın katılımcılar ise yasal düzenlemeyi kadının yoksulluktan kurtulması için gerekli düzenlemelerin yapılıp, istihdam ve kreş gibi temel ihtiyaçların karşılanmasından sonraya ötelenmesini önerdiğini ifade etti.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştayın düzenlenmesine temel oluşturan şikâyetçileri sosyal medya üzerinden bir araya getiren BİA Platformu kurucu başkanı İlknur Birsel ise çalıştay gündemini:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Hukukçu akademisyenler, avukatlar, kadın dernekleri temsilcileri, stk&#8217;lar, aile mahkemesi hâkimleri, milletvekilleri gibi çok çeşitli grupların katılımıyla gerçekleşen çalıştayda dört görüş ortaya çıktı: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hukukçu akademisyenlerin, avukatların ve aile mahkemesi hâkimlerinin görüşleri yasadaki ‘süresiz’ ibaresinin kalkması yönündeydi. Bu noktada 1-5 yıllık alt- üst sınır önerisi ön plana çıktı. Süreli olup alt ve üst sınırların belirlenmemesi ve hâkim takdirine bırakılması ise bir başka görüştü. Bir kısım katılımcının görüşü de “süresiz” ifadesi kalsın zaten şu andaki haliyle hâkim süreye karar verebilir, yasayla oyamaya gerek yok, iştihad ile halledilebilir doğrultusunda şekillendi. Dördüncü görüş ise nafakanın kazanılmış hak olduğu ve süresiz olması gerektiği yönündeydi.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ömür boyu bir hak ancak emeklilik olabilir diye düşünüyorum. Mevcut yasada yoksulluk nafakası süresiz ve 1988’den bu yana, yani 30 yıldır zaten uygulanıyor. Çalıştay katılımcıları arasında yer alan Yargıtay 2.hukuk dairesi başkanı Ömer Uğur Gençcan nafakanın 1-5 yıl arası sınırlandırılması ve süre sonunda desteği sosyal devletin üstlenmesi gerektiğini söyledi. Bizim de platform olarak talebimiz bu şekilde. Buna ek olarak nafaka başlangıç tarihinin dava açılma tarihi olması gerektiğini dile getirdik. Anladığım kadarıyla kadın dernekleri şiddet gören kadınlarla ilgileniyor. Şiddet gören kadın çocuğuna bile nafaka istemeye cesaret edemiyor. Onlara sahip çıkılmalı. Biz kimsenin mağdur olmadığı, insan odaklı bir öneride bulunuyoruz” şeklinde değerlendiriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak Türk Kadın Dernekleri Federasyonu adına çalıştayda bulunan Canan Güllü, çalıştayın, nafaka  konusu Cumhurbaşkanlığı’nın yeni hükümet sisteminin 100 günlük eylem planının içinde yer aldığı için, bu sorunun giderilmesine yönelik olarak düzenlendiğini ifade ediyor: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Malum Başbakanlık sisteminin kalkması ve hükümetin Cumhurbaşkanlığına bağlanması nedeniyle oluşan yeni bir sistem hayata geçmişti 24 Haziran sonrası. Hükümetin başı sıfatıyla da Sn. Cumhurbaşkanı 100 gün içinde ne yapılması gerekli acil sorun maddelerini açıklayan bir toplantı düzenlemişti.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakanlığın elinde nafakanın sorun olduğuna ve bu sorundan mağdurlar olduğuna dair bir araştırma, analiz veya rapor olmadığını belirten Güllü bunu bizatihi Adalet bakanı bürokratının kendisinin söylediğine dikkat çekiyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“O zaman aklımızı kurcalayan şu sorular önem kazanıyor: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nafakanın büyük bir sorun olduğunu söyleyerek Cumhurbaşkanının 100 günlük eylem planına maddeyi yerleştiren kimler ve neden yapılıyor bu? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buradan yola çıkarak, bu konu hakkında iki önemli bakanlık neye dayanarak çalıştay düzenliyor? Sormuyorlar mı bu teklifi yapan bürokratlarına ‘elimizde araştırma raporu var mı’ diye? Ya da ters mantıkla, bürokrata talimat verince, bakanlık bürokratı ‘efendim rapor olmadan böyle bir çalıştay olmaz, bu ülkenin kadın STK’ları çok güçlü bize sorarlar, cevap veremez isek mahcup oluruz’ demiyor mu?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yani bu durum, toplantı başlamadan evvel sunumunu beklediğimiz bir araştırmanın olmayışı ile anlamını yitiren ya da zorlama unsuru ile yapılan bir çalışma ile karşı karşıya kaldığımızı ortaya çıkarmış oluyor.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştayın istatistikî ve verisel hazırlığına ilişkin kadın STK’larının sahada edindikleri mücadelenin birikimleri ile her cephede hazır olduğunu söyleyen Güllü:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Toplantı öncesi siyasi olarak farklı düşünen arkadaşlarla da kısa bir görüş alışverişinden sonra aynı pencereden bakmanın mutluluğunu yaşadık. Bu toplantıdan çıktı olarak elimizde kalan en büyük kazanım” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Güllü çalıştay sonuçlarını ve sonrası olasılıkları:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Özellikle Akademisyen gurubunun sahadan haberi olmadığını çok üzülerek fark ettik. Çünkü tezlerini Avrupa ülkelerinin düzenlemelerine dayandırmışlardı. Ancak Türkiye 2017 Dünya Ekonomik formu raporuna göre 144 ülke arasında 131.sırada. Verilere göre bu durumda olmamıza rağmen akademisyenlerin konuyu bu sıralamada ilk 10 sırada yer alan ülkeleri temel almaları gerçekten üzücü bir durum. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonuçta;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştaya katılan bir Yargıtay mensubunun uygulamadaki hatayı düzenlemek için uygulamaya yönelik değişimler önermesi yerine yasa değiştirme girişimlerini tercih etmesi de popülist bir yaklaşım olarak değerlendirildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırma olmadan sorunun büyüklüğünü anlayamayacağımız, özellikle bu ülkedeki şiddet, kadın istihdamı, erken yaş evliliği, istismar gibi sorunların giderilmesine yönelik çalışmalar olmadan nafakaya odaklanmasının yanlışlığına dikkat çekildi. Yasal değişim yerine uygulama açısından düzenleme yapılması ve zihniyet dönüşümü vurgulanarak, konunun daha geniş zaman dilimlerinde enine boyuna tartışılması adına toplantı kapatıldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben, olmayan sorun hakkında sorun varmış gibi davranan bir hükümetin iki bakanlığına tanıklık ettim. Bu olumsuzluklara rağmen kadın dayanışmasını görmek muhteşemdi. Bence hükümet sürecin devamında, olmayan bir sorun için yasa değişim maddesi hazırlayıp meclise sunacak ve seçim öncesi seçim yatırımı yapacak. Mesele bununla da kalmayarak Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi’nin bazı maddelerine çekince koyma hazırlığını da yasal surece taşıyacak derim” şeklinde aktarıyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/16/gundem-bulusmalarinda-gundem-nafaka-mi-istanbul-sozlesmesi-mi/">Sınırsız Nafakanın Kaldırılması İçin Şikayetler Yeterli Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/16/gundem-bulusmalarinda-gundem-nafaka-mi-istanbul-sozlesmesi-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İki Bakanlık, Nafaka Sisteminin Tartışılması İçin Bugün Katılımcılarla Bir Araya Geliyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/10/iki-bakanlik-nafaka-sisteminin-tartisilmasi-icin-bugun-katilimcilarla-bir-araya-geliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burcu Arıkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Oct 2018 13:21:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KADAV]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanmış Aile ve İnsanlar Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[EŞİTİZ]]></category>
		<category><![CDATA[Filmmor Kadın Kooperatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem Buluşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[KAHDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Mor Çatı]]></category>
		<category><![CDATA[Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka sistemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31330</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Adalet Bakalığı’nın düzenlediği “Gündem Buluşmaları” toplantılarının ilki bugün gerçekleşiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/10/iki-bakanlik-nafaka-sisteminin-tartisilmasi-icin-bugun-katilimcilarla-bir-araya-geliyor/">İki Bakanlık, Nafaka Sisteminin Tartışılması İçin Bugün Katılımcılarla Bir Araya Geliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Buluşmalarda Medeni Hukuk’un 175 ve 176. maddeleri ile tanımlanan nafaka hususunda çeşitli katılımcılar önerilerini ve itirazlarını sunacak, nafakaya ilişkin bir düzenleme yapılıp yapılmayacağı, yapılacaksa bunun nasıl biçimleneceği irdelenecek. Dosyamızın ilk iki haberinde Boşanmış Aile ve İnsanlar Platformu’nun toplantıda sunacağı önerilerden bahsetmiş ve bunları konunun uzmanları ile tartışmıştık. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Platformun önerileri dışında, buluşmaya dair kadın örgütleri de ortak bir bildiri yayınladı. Bildiri EŞİTİZ (Eşitlik İzleme Kadın Grubu), Filmmor Kadın Kooperatifi, Kadının İnsan Hakları – Yeni Çözümler Derneği, Kadınlarla Dayanışma Vakfı – KADAV, KAHDEM (Kadınlara Hukuk Destek Merkez Derneği) ve Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı tarafından ortak hazırlanmış. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştaya katılım konusunda ciddi sorunlar olduğunu ifade eden kadınlar, Türk Kadınlar Birliği ve Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu dışında kalan, alanda yıllardır çalışan bağımsız kadın örgütlerine davet gelmemesini eleştiriyorlar. Davet gönderilmediği halde Çalıştay’a katılmak istediklerini telefon ve e-mail gibi çeşitli iletişim araçları üzerinden belirten bağımsız kadın örgütlerinin ısrarlı talepleri sonucu ancak bir kadın örgütünün (Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı) daha Çalıştay’a davet edilmesinin mümkün olduğunu ifade ediyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bildiriyi hazırlayan kadın örgütleri “Çocukların ve yaşlıların bakımı dahil, ev içinde ücretsiz emek sarf etmiş, bu sebeple çalışma hayatına hiç katılamamış, katılması engellenmiş veya ev içindeki bakım emeği yükü nedeniyle iş hayatından ayrılmak zorunda kalmış, yeniden çalışma hayatına katılması önünde bir dizi bariyer bulunan kadınların nafaka hakkına sınırlama getirmenin Türkiye’de giderek artan toplumsal cinsiyet eşitsizliğini daha da derinleştireceğini biliyoruz” diyor ve “Devletin görevi kadınları daha da güçsüzleştirecek, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini pekiştirecek ve toplumsal cinsiyete duyarsız düzenlemeler yapmak değil; aksine, toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten sosyal politikalar üretmek ve ücretsiz, kaliteli bakım hizmetlerini sağlamaya yönelik çalışmalar yapmaktır. Kadınların iş gücü piyasasına katılabilmeleri için ücretsiz, kaliteli bakım evleri ve kreşlerin açılması, kadınların eğitime katılmaları önündeki engellerin kaldırılması, yüksek öğrenim görememiş kadınların da en azından temel gereksinimlerini karşılayabilecekleri ücretli işlerde çalışmalarını sağlayacak kaliteli eğitim ve iş fırsatlarının yaratılması gerekmektedir” şeklinde önerilerini sunuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplantı katılımcılarıyla gerçekleştireceğimiz görüşmeler doğrultusunda tartışmalara ve kararlara ilişkin verileri dosyanın devamında paylaşmaya devam edeceğiz. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/10/iki-bakanlik-nafaka-sisteminin-tartisilmasi-icin-bugun-katilimcilarla-bir-araya-geliyor/">İki Bakanlık, Nafaka Sisteminin Tartışılması İçin Bugün Katılımcılarla Bir Araya Geliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
