<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Greenpeace Türkiye arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/greenpeace-turkiye/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/greenpeace-turkiye/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 26 Jul 2021 10:51:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Greenpeace Türkiye arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/greenpeace-turkiye/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Geri Dönüştürülemez Tehlike: Plastik Atık İthalatı </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/26/geri-donusturulemez-tehlike-plastik-atik-ithalati/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2021 10:49:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[atık ithalatı]]></category>
		<category><![CDATA[atık politikası]]></category>
		<category><![CDATA[Greenpeace Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Nihan Temiz Ataş]]></category>
		<category><![CDATA[plastik atık]]></category>
		<category><![CDATA[Sedat Gündoğdu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72909</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Türkiye’nin kendi plastik çöplerini geri kazandırma oranında doğru düzgün bir artış gerçekleşmiyor.” Greenpeace Akdeniz Biyoçeşitlilik Projeler Lideri Nihan Temiz Ataş ve Mikroplastik Araştırma Grubu’yla çalışmalar yapan Doç. Dr. Sedat Gündoğdu ile plastik atık ithalatının ekosisteme verdiği zararı ve Türkiye’nin atık politikasını konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/26/geri-donusturulemez-tehlike-plastik-atik-ithalati/">Geri Dönüştürülemez Tehlike: Plastik Atık İthalatı </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Çin’in atık ithalatıyla ilgili yeni düzenlemelere ve sıkı tedbirlere gitmesinin ardından Türkiye özellikle Avrupa’dan en çok atık ithal eden ülke konumuna yükseldi. 2016 yılında aylık dört bin ton olan atık ithalatı bugün aylık 55 bin tonu bulmuş durumda. Çevre ve Şehir</span><span style="font-weight: 400;">c</span><span style="font-weight: 400;">ilik Bakanlığı, 18 Mayıs’ta aldığı kararla ekosisteme kalı</span><span style="font-weight: 400;">c</span><span style="font-weight: 400;">ı zararlar veren plastik atıklarda bir düzenlemeye gitti ve polimer ithalatını yasakladı. An</span><span style="font-weight: 400;">c</span><span style="font-weight: 400;">ak bu yasağın ömrü kısa oldu, 2 Temmuz’da plastik atık ithalatı yeniden serbest bırakıldı. </span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<h5><b>&#8216;Alınan Karar, </b><b>Sıfır Atık İthalat Hedefinde Atılan Geri Bir Adım&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-72913 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/nihan-temiz-atas-640x359.jpg" alt="Nihan Temiz Ataş" width="308" height="173" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/nihan-temiz-atas-640x359.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/nihan-temiz-atas.jpg 700w" sizes="(max-width: 308px) 100vw, 308px" />Greenpeace Akdeniz Biyoçeşitlilik Projeler Lideri Nihan Temiz Ataş, sözlerine polietilen atık ithalatının önce yasaklanması, ardından da serbest bırakılmasıyla ilgili gelişmeleri özetleyerek başladı. </span><span style="font-weight: 400;">Ataş, yasağın, resmi geçiş süresince (45 gün) Ticaret Bakanlığı’na plastik sektörünün açıkça yaptığı lobi faaliyetleri sonrasında geri çekildiğini belirtti. </span><span style="font-weight: 400;">Ataş bunun sıfır atık ithalat hedefinde atılan geri bir adım olduğunu ancak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı&#8217;nın henüz genelge yayımlamadığını ve ne gibi kurallarla atık ithalatı yapılacağını bilmediklerini ekledi. Bugüne kadar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı&#8217;nın denetim mekanizmalarını giderek artırdığını, ancak bunun çözüm olmadığını saha araştırmalarında da gördüklerini kaydeden Ataş, yapılması gerekenin, denetim mekanizmalarının ötesinde, Çin’in plastik atık yasağında olduğu gibi çok sıkı oranlarla, neredeyse saflık seviyesinde geri dönüştürüleceğinden emin olunan atıkların ithalatının gerçekleştirilmesine izin verilmesi olduğunu söyledi. </span></p>
<h5><b>&#8216;Türkiye’nin Atık İthalatı 16 Yılda 196 Kat Arttı&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Ataş, Eurostat&#8217;ın verilerini aktarırken atık ithalatında yaşanan devasa artışı gözler önüne serdi. Türkiye’nin ithalatının 2016 yılı başında ayda dört bin ton iken 2018 başında aylık 33.000 tona, 2019’da 48.500 tona, 2020’de ise 659 bin tona ulaştığını, bu rakamın da aylık 55 bin tona tekabül ettiğinin altını çizen Ataş, son 16 yılda 196 kat artış olduğunu söyledi. 1 Ocak’ta yürürlüğe giren yeni bir düzenlemeye göre Avrupa ülkelerinin, artık OECD (<b>İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı)</b> ülkeleri dışına atık gönderemeyeceklerini belirten Ataş, burada da rotanın OECD ülkesi olan Türkiye’ye döndüğünü ekledi: &#8220;Tam da bu noktada son dönemde geri kalkan yasağın önemi daha da çok önümüze gelecek. 2021’de bu düzenlemelerin ne kadar güçlü olduğunu ya da atık ithalatını engellediğini sene sonuna doğru verilen raporlamalarda görebileceğiz.” </span></p>
<h5><b>&#8216;Tek Kullanımlık Plastik Atıklar, Kirliliğin Başlıca Nedenleri Arasında&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-72914 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/greenpeace-turkiye-640x427.jpg" alt="" width="346" height="231" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/greenpeace-turkiye-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/greenpeace-turkiye-1024x683.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/greenpeace-turkiye.jpg 1200w" sizes="(max-width: 346px) 100vw, 346px" />Greenpeace Türkiye, düzenledikleri imza kampanyasıyla pandemide hijyen amaçlı tek kullanımlık plastik çatal/bıçak/bardak vb. kullanımın artışına dikkat çekti. </span><span style="font-weight: 400;">Nihan Temiz Ataş</span><span style="font-weight: 400;">, ambalajların küresel plastik kullanımının yüzde 40’ından sorumlu olduğunu söyledi ve “Tek kullanımlık plastik kullanımının boyutu ve yaygınlığı göz önünde bulundurulduğunda, bilim insanları bu plastik atıkların 12 milyon ton kadarının her yıl okyanuslara sızdığını ve bunun sahillerimizde gördüğümüz plastik kirliliğinin büyük bir bölümünü oluşturduğunu tahmin ediyor” diyerek önemli bir tehdide dikkat çekti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avrupa Birliği’nin plastik pipet, kulak çubuğu, tabak, çatal, bıçak, kaşık, içecek karıştırıcıları ile köpük gıda kapları ve içecek bardaklarının yasaklanması konusunda anlaşmaya vardığını söyleyen ve 3 Temmuz itibarıyla raflardan kaldırdığını aktaran Ataş, alternatifi olan bu ürünlerin Türkiye&#8217;de de yasaklanması gerektiğini ifade etti. </span></p>
<h5><b>&#8216;Türkiye Akdeniz’i Plastikle En Çok Kirleten Ülke&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-70449 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/05/sedat-gundogdu.jpg" alt="" width="326" height="330" />Mikroplastik Araştırma Grubu’yla çalışmalar yapan Doç. Dr. Sedat Gündoğdu, Türkiye’nin ithal çöp tablosunun 2017’den itibaren değişmeye başladığını aktararak sözlerine başladı. </span><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;nin geri dönüşüm endüstrisinin ithal atığın kârlılığı sebebiyle dış kaynaklı plastiğe bağımlı hale geldiğini söyleyen Gündoğdu, bu durumun da Türkiye’nin kendi ürettiği çöplerin toplanması için gerekli olan motivasyonu zedelemekte olduğunu kaydetti. Türkiye’nin ithal çöp macerasının 2017 yılı sonunda Çin’in atık ithalatını yasaklayacağını belirtmesi sonrasına denk geldiğini hatırlatan Gündoğdu, 2017 yılı sonrası artan bir oranda çöp ithalatı gerçekleştiğini, son olarak 2020 yılında 756 bin ton yabancı plastik çöp ithal edilmesiyle zirve yaşandığını belirtti: &#8220;Bu esnada Türkiye’nin kendi plastik çöplerini geri kazandırma oranında ise doğru düzgün bir artış gerçekleşmiyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aynı zamanda Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Su Ürünleri Temel Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi olan Gündoğdu, </span><span style="font-weight: 400;">en temiz atığın bile iyimser tahminle yüzde 60’ının geri dönüştürülebileceğini söyledi: &#8220;</span><span style="font-weight: 400;">Teorik olarak gelen çöplerin %100’ünün geri dönüşmesi gerekiyor ancak kazın ayağı öyle değil.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">En iyimser tahminlere göre gelen atıkların %70 &#8211; %80 oranında geri dönüştürülebilir özellikte olduğunu, ancak bu oranın tekil polimer tipi olarak ithal edilenler için geçerli olduğunu belirten Gündoğdu, karışık ya da çapak şeklinde gelenlerde bu oranın %50’nin bile altına düşebildiğini ekledi: &#8220;Getirilen ve işleme alınan plastiklerin  %15 civarı bir de bakiye atığı söz konusu. En nihayetinde en temiz atığın bile maksimum %60’ı geri dönüştürülebilir olmuş oluyor. Nitekim son yayınlanan ve sonra geri çekilen kısıtlamayla beraber ilan edilen %1 kontaminasyon seviyesine tüccarların itiraz etmesi bu durumun ispatı niteliğinde. Sorsanız  %20 kontaminasyon seviyesi bile uygun değil. Çünkü gelen çöp!”</span></p>
<h5><b>&#8216;İmha Edilemeyen Plastik Atıklar Akdeniz’i Kirletiyor&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Mikroplastik Araştırma Grubu, ithal edilen plastik atıkların çevreye verdiği zararı anlatan bir haritalama çalışması gerçekleştirmiş. Gündoğdu, Türkiye’nin Akdeniz’i plastik atıkla en çok kirleten ülke konumuna eriştiğini söyledi. Gündoğdu&#8217;ya göre, ithal edilen plastik çöpler ekseninde ortaya çıkan en büyük tartışma çöplerin dere, nehir, sulama kanalı ve yol kenarlarına terk edilmesi. Mikroplastik Araştırma Grubu olarak bu alanların bir haritasını yaptıklarında korkunç bir çevre suçu olduğunu ortaya koyduklarını söyleyen Gündoğdu, üstelik bu çevre suçunun tek seferlik değil sürekli olarak devam eden bir suç faaliyetiydi olduğunu ekledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu çöplerin bir kısmının yakılarak çevreye sonsuza kadar kalacak olan kirleticilerin karışmasına neden olduğu bilgisini veren Gündoğdu, bir kısmının da mikroplastik formuna eriştiği için dereler aracılığıyla sulak alanlara, lagünlere ve Akdeniz’e kadar ulaştığını kaydetti: &#8220;Sonuç olarak tüm bu illegal çevre suçu faaliyetleri nedeniyle Türkiye Akdeniz’i plastikle en çok kirleten ülke konumuna erişmiştir. Bunun yanında her iki balık türünden birinde ne yazık ki mikroplastiğin olduğu bir durum ortaya çıkıyordu.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Plastik Üretim ve Geri Dönüşüm Fabrikaları Yangınları Korkutucu Boyutta&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Gündoğdu, Türkiye’de ciddi oranda plastik üretim ve geri dönüşüm fabrikaları yangınları yaşandığını anlatıyor. Mikroplastik Araştırma Grubu, bu konu üzerine bir rapor hazırlamış. Gündoğdu rapordaki bazı verileri şöyle aktardı: “Gerçekleştirilen araştırmaya göre 2016 yılında 8 adet, 2017 yılında 7 adet, 2018 yılında 15 adet 2019 yılında 33 adet ve 2020 yılında da 65 adet plastik ve plastik geri dönüşüm tesisi yangını çıktığı belgelenmiştir. 2021’in ilk 6 ayı için bu rakam geçen yılı geride bırakarak 68’e ulaşmış durumda. Bu her 2-3 günde bir, bir yangın çıktığı anlamına geliyor. Dolayısıyla plastik ve geri dönüşüm meselesi salt bir ekonomik mesele değil aynı zamanda ciddi bir çevre suçu faaliyeti olma ihtimalini akla getirmektedir. Bunların araştırılarak nedenlerin ortaya tüm netliğiyle ortaya konulması gelecek nesillerin yaşam hakkının da gasp edilmemesi açısından önemlidir.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/26/geri-donusturulemez-tehlike-plastik-atik-ithalati/">Geri Dönüştürülemez Tehlike: Plastik Atık İthalatı </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Türkiye, Geliştirilmekte Olan Kömürlü Termik Santral Sayısında Çin’den Sonra Dünya’da İkinci”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/07/turkiye-gelistirilmekte-olan-komurlu-termik-santral-sayisinda-cinden-sonra-dunyada-ikinci/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Dec 2020 10:39:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Greenpeace]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Greenpeace Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Maden Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Akgül]]></category>
		<category><![CDATA[Tüm Yönleriyle Türkiye’nin Maden Gerçeği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=61958</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Tüm Yönleriyle Türkiye’nin Maden Gerçeği” dosyamızın ikinci röportajına Greenpeace Türkiye ile devam ediyoruz. Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Proje Sorumlusu Onur Akgül ile iklim krizini derinleştiren maden ocakları ve kömürlü termik santralleri konuştuk. Türkiye’de şu an aktif olan 29 kömürlü termik santral, 40’tan fazla santralin de projelendirme ve onay sürecinde olduğunu vurgulayan Akgül, “Türkiye’nin kömürlü termik santral zengini bir ülke olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. 2020’nin başlarında yayınlanan “Yükseliş ve Çöküş 2020: Küresel Kömürlü Termik Santral Takibi” raporunun da ortaya koyduğu üzere; Türkiye, geliştirilmekte olan kömürlü termik santral sayısında Çin’den sonra dünyada ikinci sıraya yükselmiş durumda.” diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/07/turkiye-gelistirilmekte-olan-komurlu-termik-santral-sayisinda-cinden-sonra-dunyada-ikinci/">“Türkiye, Geliştirilmekte Olan Kömürlü Termik Santral Sayısında Çin’den Sonra Dünya’da İkinci”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Greenpeace, çevreyi tehdit eden sistemlere karşı daha yeşil ve yaşanabilir bir dünya hedefiyle dikkat çeken barışçıl eylemler yapıyor. Maden faaliyetlerini hedefine koyan eylemlerinizden bahsederek, bu eylemlerin nasıl bir karşılık bulduğuna değinebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-62010 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/komurlu-termik-santral-640x372.jpg" alt="kömürlü termik santraller" width="384" height="223" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/komurlu-termik-santral-640x372.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/komurlu-termik-santral.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 384px) 100vw, 384px" /></b>Kömür madeninin en yoğun ve yıkıcı olarak kullanıldığı tesisler kömürlü termik santraller. Santraller ağırlıklı olarak düşük kaliteli bir kömür madeni çeşidi olan linyiti yakıyor ve bu yolla önemli bir toplum sağlığı sorunu ortaya çıkarıyorlar. Greenpeace de, barışçıl eylemleriyle bu soruna dikkat çekiyor. Greenpeace gönüllüleri, 2019 senesinde kömür madeninin yıkımına karşı Kahramanmaraş’taki Afşin B santraline yönelik bir barışçıl eylem gerçekleştirmişti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gönüllüler, santrale projeksiyon yöntemiyle </span><span style="font-weight: 400;">“</span><span style="font-weight: 400;">Bu baca zehir saçıyor” mesajını yansıtmışlardı. Bu eylem, kamuoyunda yankı uyandırmış ve son birkaç sene içinde gitgide yükselen kömür mücadelesini de gerek bölge, gerekse ülke kamuoyunda yarattığı farkındalık ile önemli ölçüde desteklemişti.</span></p>
<h5><b><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-61959 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/ZEHIR-640x411.jpg" alt="zehir" width="374" height="240" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/ZEHIR-640x411.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/ZEHIR-1024x658.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/ZEHIR.jpg 1055w" sizes="auto, (max-width: 374px) 100vw, 374px" /></span>Anayasa</b><span style="font-weight: 400;">’</span><b>nın 56. Maddesi: </b><b>Herkes Sağlıklı ve Dengeli Bir Çevrede Yaşama Hakkına Sahiptir </b></h5>
<p><b>Maden ocakları ve kömürlü termik santral işleten şirketlerin, faaliyetlerini yürütürken doğrudan ve dolaylı olarak neden olduğu hak ihlalleri nelerdir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Maden ocakları ve kömürlü termik santral işleten şirketler; yeraltındaki madenleri çıkarır, işler ve üretim sürecine sokarken, toprağın ve bitki örtüsünün insanlar dahil tüm canlılara sağladığı her türlü yaşamsal fırsatın ve olanağın yıkımı anlamına gelen faaliyetler yürütüyor. Bu faaliyetler; hava, toprak ve su kirliliği nedeniyle sağlıklı gıdaya, suya ve temiz havaya erişim hakkının ihlali, arazi edinme nedeniyle barınma hakkının ihlali, tarım topraklarının yok edilmesiyle geçim kaynaklarının ortadan kaldırılması olarak özetlenebilir. </span></p>
<figure id="attachment_61960" aria-describedby="caption-attachment-61960" style="width: 305px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-61960" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Onur-akgul-640x422.jpg" alt="onur akgül" width="305" height="201" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Onur-akgul-640x422.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Onur-akgul-1024x676.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Onur-akgul-350x231.jpg 350w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Onur-akgul.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 305px) 100vw, 305px" /><figcaption id="caption-attachment-61960" class="wp-caption-text">Onur Akgül</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Maden ocakları ve kömürlü termik santral faaliyetleri aynı zamanda açık bir Anayasa ihlali. Anayasa</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">nın 56. Maddesi, </span><span style="font-weight: 400;">“</span><span style="font-weight: 400;">Herkes </span>sağlıklı<span style="font-weight: 400;"> ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. </span>Çevreyi<span style="font-weight: 400;"> geliştirmek, </span>çevre<span style="font-weight: 400;"> sağlığını korumak ve </span>çevre<span style="font-weight: 400;"> kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir” </span><span style="font-weight: 400;">diyor. Madenler ve kömürlü termik santraller, Madde 56</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">nın yurttaşlara sağladığı hakların açık ihlali anlamına geliyor. </span></p>
<blockquote><p>Türkiye<span style="font-weight: 400;">’</span>de aktif olan 29 kömürlü termik santral mevcut, 40<span style="font-weight: 400;">’</span>tan fazla santral de projelendirme ve onay sürecinde.<span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p></blockquote>
<p><b>Türkiye</b><span style="font-weight: 400;">’</span><b>de kaç tane </b><span style="font-weight: 400;">‘</span><b>Kömürlü Termik Santral</b><span style="font-weight: 400;">’ </span><b>var? Özellikle hangi bölgelerde yoğunluk gösteriyor ve bu santrallerin o bölgelerde yoğun olarak kurulmasının ayrı bir nedeni var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/zonguldak-iskenderun.jpg" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-62009 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/zonguldak-iskenderun-640x444.jpg" alt="türkiyede kömürlü termik santraller" width="640" height="444" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/zonguldak-iskenderun-640x444.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/zonguldak-iskenderun.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></span></p>
<p>Türkiye’de şu an aktif 29 kömürlü termik santral mevcut. 40’tan fazla santral de projelendirme ve onay sürecinde. Santraller, farklı sayı ve yoğunluklarda olmak üzere Türkiye’nin hemen hemen her bölgesinde mevcut. Planlananları da dahil edersek, Türkiye’nin kömürlü termik santral zengini bir ülke olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. 2020’nin başlarında yayınlanan “Yükseliş ve Çöküş 2020: Küresel Kömürlü Termik Santral Takibi” raporunun da ortaya koyduğu üzere; Türkiye, geliştirilmekte olan kömürlü termik santral sayısında Çin’den sonra dünyada ikinci sıraya yükselmiş durumda. Bu rapor “Global Energy Monitor, Greenpeace International, Sierra Club, CAN Europe ve Centre for Research on Energy and Clean Air” tarafından her yıl yayınlanan ve kömürlü termik santrallerin mevcut durumunu analiz eden raporların beşincisi durumundadır.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kömürlü termik santraller, kömür ve su kaynaklarına ve farklı birimleri için geniş alanlara ihtiyaç duyan yapılar. Dolayısıyla, kömür rezervlerinin yoğun olduğu bölgelerde ki bunlar çoğunlukla tarım toprakları oluyor; su kaynaklarına erişimin sağlanabildiği alanlarda, kömür ve kül depolama sahaları uygulanabilecek geniş alanlarda, lojistik hizmetleri ihtiyacını giderebilmesi ve sulama suyu temininin kolay olması nedeniyle denize kıyısı olan liman şehirlerinde daha çok projelendiriliyor. Bu özellikleriyle, Türkiye genelinde hem mevcut hem de planlama aşamasındaki kömürlü termik santraller, Kahramanmaraş gibi kömür rezerv bölgelerinde ve Zonguldak, İskenderun gibi liman şehirlerinde yoğunlaşıyor.</span></p>
<figure id="attachment_61961" aria-describedby="caption-attachment-61961" style="width: 353px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-61961" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/greenpeace-maras-Barbaros-Kayan1-640x480.jpg" alt="greenpeace" width="353" height="265" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/greenpeace-maras-Barbaros-Kayan1-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/greenpeace-maras-Barbaros-Kayan1.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 353px) 100vw, 353px" /><figcaption id="caption-attachment-61961" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Barbaros Kayan</figcaption></figure>
<h5><span style="font-weight: 400;">“</span><b>Kömürlü Termik Santraller İklim Krizini Derinleştiriyor”</b></h5>
<h5><b>24 Şehirde 11 Milyonu Aşkın İnsan 35 Yıl Boyunca Etkilenecek</b></h5>
<blockquote><p>Kömürlü Termik Santraller, Yarattıkları Hava Kirliliği ile Çocuklarda Organ Gelişim Bozukluklarına Neden Oluyor.</p></blockquote>
<p><b>Kömürlü termik santraller bulunduğu bölgelerde havayı, suyu, toprağı kirletiyor. Kurulduğu bölgeleri ve dahası doğayı, çevreyi, canlıları ve insan hayatını nasıl tehdit ediyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kömürlü termik santraller hava kirliliğinin en büyük sebeplerinden ve büyük miktarlarda karbon salımı gerçekleştirerek iklim krizini de derinleştiriyor. Santrallerin kömür yakarak ortaya çıkardığı azot oksitler (NOx), kükürt dioksit (SO</span><span style="font-weight: 400;">2</span><span style="font-weight: 400;">) ve parçacık maddeler (PM10 ve PM2,5) büyük bir halk sağlığı sorunu oluşturuyor. Özellikle saç tanesinin 30</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">da biri boyutunda olan PM2,5, çok küçük boyutu nedeniyle akciğerlere ve kan dolaşımına giriyor ve birçok ölümcül hastalığa neden oluyor. PM2,5 yine boyutu nedeniyle rüzgar hareketleriyle yüzlerce km. uzağa taşınabiliyor. Greenpeace Akdeniz</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">in de bileşeni olduğu Temiz Hakkı Platformu</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">nun hazırladığı “Eskişehir – Alpu Kömürlü Termik Santrali Sağlık Etkisi Değerlendirmesi Raporu”, Eskişehir</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">de planlanan bu projeden kaynaklanacak PM2,5 salımından, sadece bu şehirde değil, Türkiye genelinde 24 şehirde 11 milyonu aşkın insanın en az 35 yıl boyunca etkileneceğini ortaya koydu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kömürlü termik santraller, yarattıkları hava kirliliği ile çocuklarda organ gelişim bozukluklarından inmeye, astımdan kansere ve genetik deformasyona kadar sayısız sağlık sorununa neden oluyor. Bu sağlık sorunlarının giderilmesi için harcanan kaynaklar nedeniyle de kamu bütçesi büyük bir zarara uğruyor, ülke ve hane ölçeğinde daha yoksul hale geliyoruz. </span><span style="font-weight: 400;">Greenpeace Akdeniz</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">in hesaplamasına göre faaliyetleri bu sene başında durdurulan ve çevre yatırımlarını tamamladıkları gerekçesiyle Haziran ayında yeniden açılan 11 kömürlü termik santrale, hem de arızalı oldukları dönemde, </span><span style="font-weight: 400;">“</span><span style="font-weight: 400;">kapasite mekanizması” adı altında 853 milyon lira teşvik ödendiğini ortaya çıkarmıştı. </span></p>
<h5><b>Kömürlü Termik </b><b>Santraller Su Kaynaklarını Tüketiyor ve Kirletiyor</b><b><br />
</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kömürlü termik santrallerin yarattığı toprak kirliliği de büyük bir sorun. Bu tesisler, tarım alanlarında azot, kurşun, cıva, arsenik gibi çok zehirli ağır metallerin birikmesine neden oluyor. Bu da tarımsal üretim aracılığıyla bu ağır metallerin gıda zincirine girmesine, gıda güvenliğinin ortadan kalkmasına neden oluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Santraller su kaynaklarını da tüketiyor ve kirletiyor. Bu projeler, içme ve sulama sularının temin edildiği yeraltı ve yerüstü su kaynaklarında kirliliğe, dolayısıyla da insan, hayvan ve bitkilerin sürekli olarak yüksek oranda kirli su tüketmesine neden oluyor. Su kaynaklarında termal kirliliğe de neden oluyorlar. Deşarj ettikleri suyu bıraktıkları alıcı ortamlardaki (deniz, akarsu vb.) su sıcaklığını artırarak, deniz canlılarının uyum sağladığı sıcaklığı ortadan kaldırıp habitatlarını tahrip ediyorlar. Kömürlü termik santrallerin saldığı çok tehlikeli bir diğer ağır metal de cıva. Yiyecekler yoluyla alınan cıva, sinir sistemi üzerinde toksik etki yaratıyor ve beyin gelişimini ciddi şekilde etkiliyor. Özellikle fetal dönemde cıvaya maruz kalma nedeniyle ortaya çıkan sorunlar, geri dönüşü olmayan nörolojik hasarlar bırakıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Su kaynaklarını zayıflatan kömürlü termik santraller kuraklık sorununu da tırmandırıyor. Kuraklık, susuzluk ve tarımsal üretimin ortadan kalkması anlamına geldiği gibi, yaşadığımız Covid-19 gibi salgın hastalıklara karşı da çok ciddi bir savunmasızlık anlamına geliyor. </span></p>
<figure id="attachment_61962" aria-describedby="caption-attachment-61962" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Kaynak_-Afsin-Elbistan-Santralinin-Cevresel-Etkileri.-Mehmet-Ekici-–-Yuksek-Lisans-Tezi.jpg" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-61962 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Kaynak_-Afsin-Elbistan-Santralinin-Cevresel-Etkileri.-Mehmet-Ekici-–-Yuksek-Lisans-Tezi-640x360.jpg" alt="Afşin - Elbistan Santralinin çevresel etkileri. Mehmet Ekici yüksek lisans tezi" width="640" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Kaynak_-Afsin-Elbistan-Santralinin-Cevresel-Etkileri.-Mehmet-Ekici-–-Yuksek-Lisans-Tezi-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Kaynak_-Afsin-Elbistan-Santralinin-Cevresel-Etkileri.-Mehmet-Ekici-–-Yuksek-Lisans-Tezi.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a><figcaption id="caption-attachment-61962" class="wp-caption-text">Afşin &#8211; Elbistan Santralinin çevresel etkileri. Mehmet Ekici yüksek lisans tezi</figcaption></figure>
<p>&nbsp;</p>
<h5><span style="font-weight: 400;">“</span><b>Afşin A Santrali, Avrupa</b><span style="font-weight: 400;">’</span><b>nın En Kirli Termik Santralleri Arasında”</b></h5>
<p><b></b><b></b><b>Kahramanmaraş’ta kurulan kömürlü termik santrallere karşı bir çalışma yürütüyorsunuz ve orada yaşanan yıkıma dikkat çekiyorsunuz. Kahramanmaraş’ta kurulan kömürlü termik santraller 36 yıldır nasıl bir yaşamsal tahribata sebep oluyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kahramanmaraş’ta mevcut 2 ve planlama aşamasında 6 kömürlü termik santral var. Mevcutlardan 1984 yılında faaliyete başlayan Afşin A Santrali, Avrupa</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">nın en kirli termik santralleri arasında gösteriliyor. Kayıtlar, Afşin A Santrali</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">nin açılmasını takip eden yıllarda, bölgede izlenen kanser vakalarının 8 kat arttığını ortaya koyuyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ankara Onkoloji Başhekimliği, 2001 yılında Sağlık Bakanlığı’na bağlı Elbistan Sağlık Grup Başkanlığı’na bir rapor sunuyor. Bu rapora göre tanı sayısı, 1980</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">lerde yılda ortalama 10-12 kişi iken; Afşin A</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">nın faaliyete geçişinin 5. senesinde (1989) 8</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">den 59</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">a fırlıyor. 1990</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">larda ortalama 80</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">e çıkıyor. 1984 ile 1993 arasındaki dönemdeki artış 8 kattan fazla: </span></p>
<p><b></b><b></b><span style="font-weight: 400;">2006</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">da Afşin B santralinin de devreye girmesiyle bu tablo iyice derinleşiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Greeenpeace Akdeniz</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">in 2109</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">un Mart ayında yayınladığı, </span><a href="https://www.greenpeace.org/turkey/raporlar/afsinde-komurlu-termik-santrallerin-bedeli-rapor/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><span style="font-weight: 400;">Afşin</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">de Kömürlü Termik Santrallerin Bedeli başlıklı rapor</span></a><span style="font-weight: 400;">,</span> <span style="font-weight: 400;">bu iki santralin şimdiye kadar bölgede toplamda </span><b>17 bin erken ölüm</b><span style="font-weight: 400;">e neden olduğunu ortaya koymuştu. Rapor, planlanan diğer 6 santralle bu sayının 32 bine çıkacağını öngörüyor.</span></p>
<figure id="attachment_61963" aria-describedby="caption-attachment-61963" style="width: 440px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-61963" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/2-greenpeace-maras-foto.Onur_.Akgul_-640x426.jpg" alt="maraş" width="440" height="293" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/2-greenpeace-maras-foto.Onur_.Akgul_-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/2-greenpeace-maras-foto.Onur_.Akgul_.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 440px) 100vw, 440px" /><figcaption id="caption-attachment-61963" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Onur Akgül</figcaption></figure>
<h5><span style="font-weight: 400;">“</span><b>Dünyada, Kömürden Hızlı ve Büyük Bir Çıkış Söz Konusu”</b></h5>
<p><b>Dünyada, kömüre dayalı enerji üretimine karşı verilen mücadele sonuç veriyor ve bu yönde politikalar geliştiriliyor. Türkiye</b><span style="font-weight: 400;">’</span><b>de durum nasıl geleceğe yönelik olumlu politika sinyalleri alabiliyor musunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyada, gerek elektrik enerjisi üretimi anlamında, gerekse finansal destek mekanizmaları anlamında; kömürden hızlı ve büyük bir çıkış söz konusu. Türkiye</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">de durumun bugün aynı olduğunu söylemek zor olsa da kömürün toplum sağlığı, çevre ve ülke ekonomisi üzerinde yarattığı tahribat her geçen gün daha da net bir şekilde ortaya çıkıyor. Bu yüzden, Türkiye</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">de de karar vericilerin de bu zararları görmezden gelemediğini söylemek mümkün. Türkiye hala çok sayıda kömürlü termik santral planlıyor ve enerji politikası kapsamında linyit kaynaklarını sonuna kadar kullanacağını ifade ediyor, yabancı yatırımcıya bu alandaki yatırımı için rehberlik edecek süreçler tasarlıyor, kömürlü termik santrallerin zayıflayan finansal zeminini kuvvetlendirmeye çalışıyor. Kömürün en yetkili ağızlar tarafından bir halk sağlığı meselesi olarak tarif edilmesi, bu durumun gelecek yıllarda değişebileceği sinyalini verse de aktif ve reel politika değişiklikleri henüz ufukta görünmüyor. Bununla birlikte Türkiye gelişen bir yenilenebilir enerji üretimine de sahip, fakat bu tek başına yeterli değil. Her şekilde kömürü bir elektrik üretim kaynağı olarak terk etmeli, onu yer altında bırakmalı, kömürden çıkış politikasını gündemimize almalıyız.</span></p>
<h5><b>Kömürlü Termik Santral Karşıtı Temiz Hava Hakkı Mücadelesi</b></h5>
<p><b>2019 yılının kömürlü termik santrallere karşı mücadelenin ve zaferlerin yılı olduğunu raporladınız. Greenpeace aktivistleri ve çevre savunucularıyla birlikte elde ettiğiniz kazanımları paylaşır mısınız? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2019, kömürlü termik santrallere karşı mücadelede önemli bir dönüm noktası oldu. Bu sürecin devam ettiğini de söyleyebiliriz. Yaşam ve doğa savunucusu yerel hareketlerin, sivil toplumun ve sorumluluk sahibi bilim insanlarının ortaklaşa verdiği mücadele ile kömürlü termik santrallerin kamuoyu nezdindeki itibarının sarsıldığını, aslında olması gereken yere indiğini söyleyebiliriz. Bu süreci etkileyen en önemli faktör, yıl boyunca verilen -ve 2020</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">de de sürmekte olan- madde 45 ve sonraki adıyla madde 50 mücadelesi oldu. Torba yasa kapsamında iki defa meclise gelen ve özelleştirilen santrallere iki yıl daha çevre yatırımı yapmadan faaliyette bulunma izni sağlanmasını amaçlayan bu maddeler, büyük bir toplumsal itiraz ile geri çekildi. Burada önemli olan, kömürlü termik santral karşıtı temiz hava hakkı mücadelesinin, meclisteki fikir ayrılığı bariyerini bile aşabilmesi oldu. Maddeler, mecliste temsil edilen tüm siyasi partilerin fikir birliğiyle geri çekilmişti. Madde teklifi 2019 sonunda bu sefer Madde 50 adıyla yeniden meclise gelse de yine geri çektirildi ve revize edildi. Sonuç itibariyle çevresel yatırımlarını gerçekleştirmeyen santraller 2020 başında kapatıldı ve böylece kömürlü termik santrallerin dokunulmaz olduğu dönem resmen geride bırakıldı. Verilen mücadele, temiz hava hakkını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bizzat desteklemesini sonucun beraberinde getirdi. Bu gerçekten bir dönüm noktası oldu. </span></p>
<figure id="attachment_61965" aria-describedby="caption-attachment-61965" style="width: 373px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-61965" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/3-greenpeace-maras-foto.Onur_.Akgul_.-640x426.jpg" alt="greenpeace maraş" width="373" height="248" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/3-greenpeace-maras-foto.Onur_.Akgul_.-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/3-greenpeace-maras-foto.Onur_.Akgul_..jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 373px) 100vw, 373px" /><figcaption id="caption-attachment-61965" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Onur Akgül</figcaption></figure>
<h5><span style="font-weight: 400;">“</span><b>Mücadele Verdiğimiz Kırklareli Termik Santrali İptal Edildi”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu süreç, verilen mücadelenin gerek yapısı, gerekse moral düzeyi açısından da önemliydi. Artık yaşam, doğa ve temiz hava hakkı savunucuları, sadece tekil termik santral projelerine değil, geniş bir cephe olarak tüm kömür santrallerine karşı mücadele verebilir hale de geldi, kömürü bırakma talebi kitlelerin ortak talebi haline geldi. Yerel eylemler, geleneksel ve sosyal medya kullanımı, bilimsel analizler, vekillerle görüşmeler, sahada ve sosyal medyada süren hareketlilikler etkili bir şekilde bir kampanya dahilinde koordine edilebildi. Bu sürecin izlerini 2020</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">de takip etmek mümkündür. 2020</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">de Greenpeace Akdeniz olarak bizim de aktif olarak mücadele verdiğimiz Kırklareli termik santrali projesinin ve Denizli – Avdan bölgesinde planlanan santralin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından iptal edildiği haberleri de peş peşe geldi. Bu sürecin bu şekilde devam etmesi için, bu mücadelede yer alan tüm birey ve kurumlar, zor pandemi şartlarına rağmen aynı kararlılıkla yola devam ediyor. Daha da güzel günler göreceğimize inanıyorum. Mücadele kazandırır, daha yeni başladık, devam. </span></p>
<h5><span style="font-weight: 400;">“</span><b>Enerji [d]evrimi: İklim Değişikliği Çağının Gereklerine Uygun Bir Enerji Modeli”</b></h5>
<p><b>2015 yılında Greenpeace Türkiye ve Avrupa Birliği Yenilenebilir Enerji Konseyi</b><span style="font-weight: 400;">’</span><b>nin ortaklaşa hazırladığı Enerji Devrimi raporu açıklanmıştı. Raporu tekrar hatırlayacak olursak; raporun hazırlanış amacı, çizdiği yol haritası ve çözüm önerileri nelerdi?</b><b> </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-62011 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/dunyada-komurlu-termik-santraller-640x596.jpg" alt="dünyada kömürlü termik santraller" width="640" height="596" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/dunyada-komurlu-termik-santraller-640x596.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/dunyada-komurlu-termik-santraller-1024x953.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/dunyada-komurlu-termik-santraller.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Enerji [d]evrimi raporu, Türkiye</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">nin bugün de sürdürülebilir olmayan, yaşam kalitemizi düşüren, gıda güvenliğini tehdit eden, yüksek bir çevre kirliliği yaratan fosil yakıtlara bağımlı enerji modelinden, ekonomiden ödün vermeden uygulanabilecek ve iklim değişikliği çağının gereklerine uygun bir enerji modeline geçişin yollarını ortaya koyuyordu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yol haritası ve önerilerinde ise; enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji modelinin bir yan aksesuarı olmaktan çıkıp ana aktörü haline geldiği bir dönüşüm ve tüketicilerin yalnızca pasif enerji müşterileri olarak görülmediği, akıllı şebeke sistemleri sayesinde aktif üreticilere dönüştüğü bir üretim-tüketim ilişkisi ön plandaydı.</span></p>
<h5><span style="font-weight: 400;">“</span><b>Akdeniz Havzası, İklim Krizinden En Çok Etkilenecek Bölgeler Arasında” </b></h5>
<p><b>Türkiye&#8217;nin enerji ihtiyacını karşılamak için kömürlü termik veya nükleer santrale ihtiyaç duyulmadan karşılanabileceğini belirttiğiniz bu raporla sunduğunuz öneriler, aradan geçen 5 yılda dikkate alındı mı, hayata geçirildi mi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Enerji [d]evrimi raporunda önerdiğimiz politika değişiklikleri:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1- Fosil yakıtlar ve nükleer enerji için alım garantisi anlaşması dahil tüm teşviklerin kaldırılması.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2- Emisyon üst sınırı ve emisyon ticareti yoluyla enerji üretiminin dış (sosyal ve çevresel) maliyetlerinin telafisi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">3- Tüm enerji tüketim alanlarında, binalarda ve araçlarda sert verimlilik standartlarının mecburi kılınması. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">4- Yenilenebilir enerji ve birleştirilmiş ısı ve güç üretimi için yasal bağlayıcılığı olan hedefler oluşturulması. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">5- Elektrik piyasalarının, yenilenebilir kaynaklara dayalı üretimin lisanslama ve şebekeye öncelikli erişim garantisiyle yeniden yapılandırılması. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">6- Yatırımcılar için tanımlanmış ve sabit geri dönüşlerin sağlanması, örneğin tarife garantisi planları sunulması. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">7- Daha çevreci ürün bilgisi sağlayabilmek için daha iyi etiketleme ve ifşa mekanizmaları uygulanması. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">8- Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği için araştırma ve geliştirme bütçelerinin arttırılması</span></p>
<figure id="attachment_61966" aria-describedby="caption-attachment-61966" style="width: 404px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-61966" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/4-greenpeace-maras-Barbaros-Kayan3-640x360.jpg" alt="greenpeace maraş" width="404" height="227" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/4-greenpeace-maras-Barbaros-Kayan3-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/4-greenpeace-maras-Barbaros-Kayan3.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 404px) 100vw, 404px" /><figcaption id="caption-attachment-61966" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Barbaros Kayan</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporun ortaya koyduğu senaryolar bu politika değişikliklerinin uygulanması gerekli ile mümkün olacaktır. Bu değişikliklerin benimsendiğini günümüz Türkiye</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">sinde söylemek güç. Her ne kadar yenilenebilir kaynaklardan enerji üretiminde Türkiye önemli bir gelişme kaydetmiş olsa da aynı gelişmeyi, özellikle fosil yakıtlardan ve nükleer enerji projelerinden vazgeçme sürecinde göremiyoruz. Bununla birlikte, teknolojik gelişmelerin yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretiminde yarattığı büyük maliyet düşüşleri, ekonomiye sağlayabileceği potansiyel katkıyı her geçen gün artırıyor. Türkiye</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası, iklim krizinden en çok etkilenecek bölgeler arasında yer alıyor. Enerji [d]evrimi raporunun önerdiği politika değişiklikleri uygulamak, bizi her anlamda iklim krizini karşı bir kazanan haline getirecek ve uluslararası arenada da örnek alınan bir konuma getirecektir. </span></p>
<p>Dosyanın ilk röportajına <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/04/madencilige-kapali-alanlarin-kanunlarla-belirlenmesi-gerekmektedir/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/07/turkiye-gelistirilmekte-olan-komurlu-termik-santral-sayisinda-cinden-sonra-dunyada-ikinci/">“Türkiye, Geliştirilmekte Olan Kömürlü Termik Santral Sayısında Çin’den Sonra Dünya’da İkinci”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
