<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gezi Parkı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/gezi-parki/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/gezi-parki/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Mar 2023 08:59:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Gezi Parkı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/gezi-parki/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Taşınmaz Kültür Varlıklarında Devir Tartışması Sürüyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/07/tasinmaz-kultur-varliklarinda-devir-tartismasi-suruyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Apr 2021 11:50:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Galata Kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Parkı]]></category>
		<category><![CDATA[İBB]]></category>
		<category><![CDATA[KORDER]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<category><![CDATA[Vakıflar Genel Müdürlüğü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=68226</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülke genelinde 1014 taşınmaz kültür varlığının Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmiş olmasıyla ilgili tartışmalar sürüyor. İBB, Gezi Parkı ve Galata Kulesi kararıyla ilgili dava açarken TMMOB, KORDER gibi sivil toplum örgütleri, hangi taşınmazların vakıflara devredildiği listesinin şeffaf biçimde açıklanmasını talep ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/07/tasinmaz-kultur-varliklarinda-devir-tartismasi-suruyor/">Taşınmaz Kültür Varlıklarında Devir Tartışması Sürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Önce Galata Kulesi, ardından Gezi Parkı’nın Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce el konulduğunun duyulması ve ardından gelen açıklamayla ülke genelinde toplamda 1.014 taşınmazla ilgili bu kanunun uygulanmış olduğunun ortaya çıkması; kültürel, mimari ve tarihi taşınmaz varlıkların idaresinin kimin elinde olması gerektiğini tartışmaya açtı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İBB, Gezi Parkı ve Galata Kulesi kararıyla ilgili dava açarken TMMOB, KORDER gibi sivil toplum örgütleri, hangi taşınmazların vakıflara devredildiği listesinin şeffaf biçimde açıklanmasını talep ediyor. </span></p>
<h5><b>Kanunun 30. Maddesi Sebep Gösteriliyor</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-68230 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/gezi-parki-640x349.jpg" alt="gezi parkı" width="385" height="210" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/gezi-parki-640x349.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/gezi-parki.jpg 1000w" sizes="(max-width: 385px) 100vw, 385px" />2008 yılında yürürlüğe giren Vakıflar Kanunu, temelde tarihi yapıların vakfa devredilerek korunmasını amaçlıyor. Kanun gereği ihtiyaç görüldüğü halde, kültürel ve tarihi değere sahip bir taşınmaz Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilebiliyor. Bu karar genelde cami, medrese gibi yapılar için uygulanmaktaydı. Bu kanunu tartışmalı biçimde kamuoyunun gündemine gelmesi, Mayıs 2019’da Galata Kulesi’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin elinden alınıp Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesiyle başladı. Vakıflar Genel Müdürlüğü, Galata Kulesi ile ilgili devir talebini, Vakıflar Kanunu’nun “</span><span style="font-weight: 400;">Vakıf yoluyla meydana gelip de her ne suretle olursa olsun Hazine, belediye, özel idarelerin veya köy tüzel kişiliğinin mülkiyetine geçmiş vakıf kültür varlıkları mazbut vakfına devrolunur” ifadesini içeren 30. Maddesi uyarınca yaptığını açıklamıştı.</span><span style="font-weight: 400;"> İBB, kulenin Cenevizlilerce yaptırıldığını ve bu kararın usulsüz olduğunu beyan etti ve açtığı dava dilekçesinde şu ifadelere yer verdi: &#8220;Bir kültür varlığının vakfına tescil edilebilmesi için öncelikle vakıf yoluyla meydana gelmiş olması şartına bağlanmıştır. İkinci şart ise vakıf kültür varlığı olmasıdır. Bu hüküm incelendiğinde iki şartın da dava konusu tescil işleminde gerçekleşmediği çok açık anlaşılmaktadır.&#8221; </span><span style="font-weight: 400;">İBB tarafından açılan dava halen sürmekte. </span></p>
<h5><b>Toplamda 1.014 Taşınmaz, Vakıflar’a Geçmiş</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">19 Mart 2021 tarihine gelindiğinde ise Vakıflar Genel Müdürlüğü, bu kez etki alanı ve uyandırdığı yankısı çok daha geniş olan bir karar açıkladı. Buna göre aralarında Gezi Parkı’nın da bulunduğu ülke genelinde 1049 taşınmaz, Vakıflar’a devredildi. Müdürlük yaptığı açıklamada Gezi Parkı ile ilgili </span><span style="font-weight: 400;">“2008’de yapılan 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 30. Maddesi gereğince İnönü Meydanı 751 ada 1, 2 ve 3 parsel, Cumhuriyet mevkii 751 ada 4 parselin mülkiyeti, ‘Sultan Beyazıt Hanı Veli Hazretleri Vakfı’na geçti” ifadelerini kullandı. Müdürlüğün açıklamasına göre 2008 yılından bugüne ülke genelinde toplam 1014 taşınmazın Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne geçişi sağlanmış. Bu taşınmazların arasında Gezi Parkı, Galata Kulesi, Sait Halim Paşa Yalısı, Selimiye Kışlası, Vefa Lisesi, Pera Palas Oteli, Şişli Etfal Hastanesi gibi yerler bulunuyor. </span></p>
<h5><b>İBB Galata Kulesi ve Gezi Parkı Kararlarını Mahkemeye Taşıdı</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="wp-image-68227 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/mahir-polat-640x445.jpeg" alt="Mahir Polat" width="339" height="236" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/mahir-polat-640x445.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/mahir-polat.jpeg 700w" sizes="(max-width: 339px) 100vw, 339px" />Özellikle İstanbul’u ve Beyoğlu bölgesini etkileyen bu kararlar sonucunda İBB, itirazlarını yükseltti. İBB’nin Galata Kulesi’nin devrine yönelik açtığı dava sürerken Mart ayı içinde bir dava da Gezi Parkı için açıldı. İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, Sözcü Gazetesi’nden Özlem Güvemli’ye yaptığı açıklamada</span><span style="font-weight: 400;"> “Yasa maddesinin işletilebilmesi için vakıf yoluyla kurulması ve vakıf kültür varlığı olması gerekir. Gezi Parkı, Beyazıt döneminde boş arsaydı. 3. Selim döneminde kiralanarak Topçu Kışlası yapıldı. Topçu Kışlası da vakıf tarafından yapılmadı” açıklamasında bulundu. RS FM’de Ali Çağatay’la Seyir Hali programına da katılan Güven; Gezi Parkı’nın devrinin Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün İstanbul Şubesi ve Beyoğlu Tapu Müdürlüğü arasında geçen bir günlük bir yazışma ile olduğunu, eğer kendilerine de söz hakkı tanınsaydı en azından II. Beyazıt’la Gezi Parkı arası 450 sene olduğunu hatırlatabileceklerini söyledi. </span></p>
<h5><b>“Taksim Meydanı Projemize Başlamamız Engellendi”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Polat, Gezi Parkı kararının yakında başlamayı planladıkları Taksim Projesi’ni engellemek için alındığı görüşünde: 350 bin insanın oylayarak seçtiği Taksim Meydanı projemiz başlayamıyoruz çünkü Gezi Parkı bu projenin içindeydi. Taksim Meydanı tarihi sit alanıdır. Bu alanda yapılacak bütün uygulamalar Koruma Bölge Kurulu’na gider yani Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün de bağlı olduğu Kültür Bakanlığı’nın onayını bekliyorduk. Onayımızı beklerken bu gelişme ile karşı karşıya kaldık”</span></p>
<h5><b>Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi: &#8220;Arka Planda Başka Niyetler Var&#8221;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nin 6 Nisan’da yaptığı yazılı basın açıklamasında; Gezi Parkı’nın Vakıflara devredilmesinin arkasında parka Topçu Kışlası yapma idealinin yeniden gündeme alınması olduğunu söylenirken, 1014 taşınmazın da ivedilikle kamuoyuyla paylaşılması çağrısı yaptı. Şubenin paylaştığı konuşma metninde ayrıca şu ifadelere yer verildi: “13 yıldan beri yürürlükte olan 5737 sayılı yasanın 30. maddesine, son 1-2 yılda yoğun bir şekilde işlerlik kazandırılmasının arka planında başka niyetler olduğu son derece açıktır. Her ne kadar Vakıflar Genel Müdürlüğü, </span><i><span style="font-weight: 400;">“</span></i><span style="font-weight: 400;">kendisine emanet edilen vakıf mallarına sahip çıkmayı, vakıf kurucularının emanet ettiği, her biri bir şaheser olan eserleri koruyup ihya etmeyi ve bu köklü mirası gelecek nesillere aktarmayı</span><i><span style="font-weight: 400;">”</span></i><span style="font-weight: 400;"> amaçladığını bildirse de; özellikle esasen toplumsal kullanışa ayrılmış kamu malı yaşamsal ve toplumsal bir donatı alanı olarak kullanılan ve üzerinde yaşayan kültür varlığı yapı bulunmayan Gezi Parkı’nın da bu devir işlemine konu olması, söz konusu idarenin, kör bir siyasi hesaplaşma ve iktidara güç katma girişimine aracı olarak amacını kötüye kullandığının bir göstergesi olmuştur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Temmuz 2018’de Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Vakıflar Genel Müdürlüğü, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanmıştı. 26 Mart 2021 tarihinde yayımlanan ve 2005 tarihli yönetmeliğe değişiklikler getiren Kültür ve Turizm Bakanlığı Yönetmeliği’ne (Alan Yönetimi ile Anıt Eser Kurulunun Kuruluş ve Görevleri ile Yönetim Alanlarının Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik) de bakıldığında, bu bakanlığın yetki ve sorumluluklarını ölçüsüzce artırma yönünde bir eğilim olduğu görülmektedir. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2021 genel bütçesinden aldığı payın yalnızca binde 5 olduğu hatırlandığında da, kültür varlıkları için daha da çok endişe duymak kaçınılmaz olmaktadır. Ayrıca, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne “emanet” edilen Galata Kulesi’nde yapılan ve kültür varlığına kalıcı zarar veren yanlış müdahaleler de bu endişemizin haklılığını ortaya koymaktadır.”</span></p>
<h5><b>KORDER: &#8220;Bu Karar Hukuksal Bir Hak Arayışı Sürecine Dönüşecektir&#8221;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="wp-image-68229 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/korder_yk-640x400.jpeg" alt="korder" width="405" height="253" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/korder_yk-640x400.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/korder_yk.jpeg 1000w" sizes="(max-width: 405px) 100vw, 405px" />Koruma ve Restorasyon Uzmanları Derneği (KORDER) Yönetim Kurulu sözcüleri, taşınmaz kültür varlıklarının Vakıflara devredilmesi kararını değerlendirdi. Her şeyden önce KORDER de hangi 1014 varlığın vakıflara devredildiğini de öğrenmeye çalıştık ancak basında yer alan bilindik yapılar dışında herhangi bir bilgiye ulaşamamış.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kurul, Gezi Parkı’nın vakıf mülkiyetine geçmesinin öncelikle kentin önemli kamusal açık alanlarından birinin artık topluma açık olmayacağı için büyük bir sorun oluşturduğunu söyleyerek başladıkları sözlerine bu kararın hukuksal hak arayışı sürecine döneceğini söyleyerek devam ediyorlar: “Kamusal alanların özel (vakıf) mülkiyete geçirilmesinin anayasanın hangi maddesine dayanılarak yapıldığını anlayabilmek bizim açımızdan çok zor. Bunun hukuksal bir hak arayış sürecini (kamu davası) de başlatacağı açık gözüküyor. Gezi Parkı’nın sembolik önemi ve Topçu Kışlası’nın rekonstrüksiyonu tartışmaları da göz önüne alındığında önümüzdeki günlerde yalnızca mülkiyet değişimiyle kalınmayacağı ve yeni tartışmaları doğacağını söylemek mümkün. Belediye ve hazinenin elindeki bazı kültür mirası taşınmazların vakıf mülkiyetine geçmesi ise daha çok bu taşınmazların hakim miras pratikleri doğrultusunda yeniden işlevlendirileceği ihtimalini akıllara getiriyor.”</span></p>
<h5><b>“Süreçler Tepeden İnmeci Bir Yaklaşımlar Yönetiliyor”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">“Taşınmaz varlıkları hem korumak hem de etkin biçimde hayata dahil etmek nasıl mümkün olabilir?” sorusunun 19. yüzyıldan beri koruma disiplininin ana sorularından birisi olduğunu ifade eden KORDER üyeleri, tarihi yapıların günümüzün konfor koşulları ile ihtiyaçlarını karşılamamaları nedeniyle güncel müdahalelere ihtiyaç duyduğunu belirtiyorlar. Ancak KORDER’e göre güncel durum bu ihtiyacı karşılamaktan uzak: “Maalesef günümüz Türkiye&#8217;sinde taşınmaz kültür varlıkları, hem ekonomik fayda hem de hakim miras söyleminin öncelikleri neticesinde nitelikli olmayan müdahaleler görmekte, hatta yok olmaktadırlar. Söz konusu süreçler tepeden inmeci bir yaklaşımla yürütülmekte olup, STK&#8217;ların ve aslında tüm toplumun koruma uygulamalarında söz sahibi olması gerekmektedir. Çünkü tarihi yapılar, sahip oldukları tarihi, anı, eskilik gibi çeşitli değerleri nedeniyle toplumsal bellekte yer edinmişlerdir. Bu nedenle, çağdaş ve evrensel koruma ilkeleri ile örtüşen yeni müdahalelerle, ülkemizde de iyi örneklerini çokça gördüğümüz bir şekilde, tarihi yapıları topluma kazandırmak mümkündür.”</span></p>
<p><em>Kapak fotoğrafı: Selim Çetin</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/07/tasinmaz-kultur-varliklarinda-devir-tartismasi-suruyor/">Taşınmaz Kültür Varlıklarında Devir Tartışması Sürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanal İstanbul’un Siyasallığı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/09/kanal-istanbulun-siyasalligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Polat Alpman]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jan 2020 08:05:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Parkı]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[John Dalberg-Acton]]></category>
		<category><![CDATA[kanal istanbul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46690</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir süredir Kanal İstanbul isimli “çılgın” bir proje hakkında tartışmalar sürdürülüyor. İstanbul’un Avrupa Yakasına açılacak bir kanalın memleketin refahı için elzem olduğundan söz ediliyor. Kanal savunucularının bir kısmı, şimdiye kadar böyle bir kanal açılmadığı için Türkiye’nin geri kaldığını öne sürme noktasına ulaştı. Bu yorumculara göre kanal açıldığı takdirde siyasal, ekonomik ve sınır güvenliği açısından Türkiye çağ atlayacak. Bu görüşleri dile getiren yorumcuların şevkle savundukları projeyle ilgili konuşan uzmanların önemli çoğunluğu ise bu görüşlere pek katılmıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/09/kanal-istanbulun-siyasalligi/">Kanal İstanbul’un Siyasallığı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de uzmanların herhangi bir konudaki görüşü, siyasetçilerin görüşüyle birebir örtüşmediği takdirde hiçbir öneme sahip değil, bu durum birçok örnekle gösterebilir. Bu nedenle iktidar propagandaları, uzmanların görüşünden daha yaygın ve geçerli hale geliyor. Hukuki alanın görülmedik ölçüde iktidarın denetimi ve kontrolü altına girmesi ise herhangi bir konuda verilen yargı kararlarının iktidarın çıkarlarından bağımsız düşünülememesine neden oluyor. Bu gelişmelerin sonucu olarak Türkiye’de yaşanan medeniyet kaybı, toplumsal alanların tümünde görünür hale geliyor. Haliyle herhangi bir konu gündeme geldikten kısa bir süre kendi bağlamından koparak iktidarın meşruiyeti sorununa dönüşüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hatırlanacak olursa bunun ilk örneklerinden biri Gezi Parkı’ydı. Bir kent hakkı savunusu olarak ortaya çıkan sosyal hareket kısa süre içerisinde ve iktidar eliyle bağlamından kopartıldı. Konu hızla sermayenin Gezi Parkı’na yönelik tasallutu olmaktan uzaklaşarak siyasal iktidarın eleştirisine dönüştü. Bu durumu en iyi özetleyen şey M.A. Alabora’nın o dönemde attığı tweet idi.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu tweet de bağlamından kopartıldı ve Alabora bir tür kriminal kişi olarak hedef haline dönüştürüldü. Kendisini koruyabilecek bir hukuk düzen olmadığını fark eden Alabora Türkiye’yi terk etti, ancak onun üzerinden başlatılan kriminalleştirme atağının gerilemesine neden olmadı, tam aksine bir siyaset tekniğine dönüştü ve muhalif olan birçok kişinin gırtlağındaki düğüme dönüştü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anlaşalım; otoriter yönetimler ile ilgili sorunlar hiçbir zaman hukukla ilgili değildir. Hiçbir otoriter yönetim hukuka çağrılamaz, çağrılıyorsa otoriter değildir. Otoriter yönetimleri hukuki ilkelere çağırmak, gücün hastalıklı doğasını görmezden gelmek anlamına gelir. On dokuzuncu yüzyılın İngiliz siyasetçilerinden John Dalberg-Acton’dan ilhamla, gücü eline geçiren her kesimin kendisini denetlemesi muhtemel her türden ilkeyi ortadan kaldırma eğilimde olduğunu, dolayısıyla yozlaşmaya doğru ilerlediğini, mutlak gücün ise mutlaka yozlaşmayla sonuçlanacağını öne sürebiliriz. Haliyle herhangi bir otoriter yönetim için siyasal iktidarı kaybetme ihtimalinin algılanma biçimi ilkelere geri dönülmesi talebini içeren bir mücadele olarak yorumlanamaz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tam da bu nedenle otoriter yönetimlerin hedeflerinden biri bütün toplumsal alanları ve sosyal ilişkileri siyasallaştırmaktır. Siyasallaştırdığı bütün ilişkileri iktidarın çeperinde toplar, toplayamadıklarını ise sadece siyasal alanın değil, bütün toplumsal alanların dışına iter. Bu bazen sürgün olur, bazen cezaevi, bazen derin bir suskunluk hali, bazen içe kapanma, bazen de teslimiyet… Kesin olan şeylerden biri otoriter yönetimin çeperine girmemek için direnenlerin gerçeklikle kurdukları ilişkiyi korumakta zorlanmalarıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gerçeklik, otoriter yönetimlerin en öncelikli saldırı nesnesidir. Gerçeği bükmek, onu tanınmaz hale getirmek, herkesi kendi konumundan yorumlayabildiği bir malzemeye dönüştürmek ve yaratılan kakofoni sayesinde ekonomik-politik çıkarlarını icraat ambalajı ile sunmak otoriter yönetimlerin başlıca maharetidir. Bu nedenle egemenlerin çıkarlarına aykırı görüş dile getiren bilimsel açıklamalar bile suç haline dönüşebilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu nedenle Kanal İstanbul ve benzeri meselelerle ilgili kamuoyunda tartışma kılığındaki parodilerin gerçeğe ilişkin herhangi bir bilgi sunmaması, sunulan bilgilerin ise duyulamaması Türkiye’deki siyasal alanın niteliğinden ayrı düşünülemez. Burada taraf ya da karşıt olmak arasındaki ayrımı belirleyen şeyin siyasal bir niteliğe sahip olması da benzer bir durumun sonucudur. Yoksa aklı başında herhangi biri, İstanbul’un önceliğinin, neden yapıldığı konusunda halen ikna edici herhangi bir açıklamanın yapılamadığı bir inşaat seferberliği olmadığını, bundan çok daha öncelikli sorunlarının olduğunu kolaylıkla görebilir.  </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/09/kanal-istanbulun-siyasalligi/">Kanal İstanbul’un Siyasallığı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
