<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>geri gönderme arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/geri-gonderme/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/geri-gonderme/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 09 Nov 2021 11:32:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>geri gönderme arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/geri-gonderme/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Vatandaş ve Mülteci Ayrımı Olmaksızın İfade Özgürlüğüne Erişim Hakkı Olmalıdır&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/09/vatandas-ve-multeci-ayrimi-olmaksizin-ifade-ozgurlugune-erisim-hakki-olmalidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Nov 2021 11:32:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Göç Araştırmaları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Medya ve Göç Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Sığınmacılar ve Mültecilerle Dayanışma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[geri gönderme]]></category>
		<category><![CDATA[ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=75761</guid>

					<description><![CDATA[<p>Medya ve Göç Derneği Koordinatörü Dilan Taşdemir, Mültecilerle Dayanışma Derneği (Mülteci-Der) Genel Koordinatörü Pırıl Erçoban ve Göç Araştırmaları Derneği (GAR) kurucularından Polat Alpman ile haklarında sınırdışı kararı verileceği açıklanan mültecileri ve sivil toplumun yapması gerekenleri konuştuk. Dilan Taşdemir, vatandaş ve mülteci ayrımı olmaksızın herkesin ifade özgürlüğüne erişim hakkı olması gerektiğini söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/09/vatandas-ve-multeci-ayrimi-olmaksizin-ifade-ozgurlugune-erisim-hakki-olmalidir/">&#8216;Vatandaş ve Mülteci Ayrımı Olmaksızın İfade Özgürlüğüne Erişim Hakkı Olmalıdır&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bir </span><span style="font-weight: 400;">Youtube kanalında yayınlanan sokak röportajında, Türkiye vatandaşının Suriyeli gence </span><b>“Ben muz yiyemiyorum, siz kilolarca muz alıyorsunuz” </b><span style="font-weight: 400;">demesi sosyal medyada gündem olmuştu.</span><span style="font-weight: 400;"> Bu sözler üzerine mültecilerden tepki olarak video paylaşımları yapıldı. Göç İdaresi Başkanlığı bu videoları paylaşan kişileri &#8220;provakatör&#8221; olarak tanımlayıp yedi kişi hakkında sınır dışı kararı verileceğini açıkladı. 11 kişinin göz altına alındığı ve video paylaşımında bulunan 31 kişinin kimliklerinin belirlendiği haberleri üzerine birçok sivil toplum örgütünün imzacı olduğu ortak bir açıklama yapıldı. İmzacı sivil toplum örgütlerinden Medya ve Göç Derneği Koordinatörü Dilan Taşdemir, Mültecilerle Dayanışma Derneği (Mülteci-Der) Genel Koordinatörü Pırıl Erçoban ve Göç Araştırmaları Derneği (GAR) kurucularından Polat Alpman ile konuştuk.</span></p>
<h5><strong>&#8216;Mültecilerden Tepki Geleceğini Bekliyorduk.&#8217;</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Durumun endişe verici olduğunu, uluslararası sözleşmeler ve Türkiye yasalarıyla korunmuş kişilerin ifade özgürlüğü konusu ve geri göndermeme ilkesine değinen Dilan Taşdemir, bu ilkenin kapsamının “kimse geri gönderilemez” üzerinden kurgulanmamakta olduğunu söyledi. Bunun bir mesaj olduğunu düşünen Taşdemir, bu sürecin bugün başlamadığını; ekonomik krizin kaynağı olduklarının söylenmesi, demografik yapının bozulması, suçla ilişkilendirilme gibi konularda gerçeğe uymayan sebeplerle mültecilerin sürekli hedef gösterildiğine değindi. Bunların sonucunda bu tip toplumsal kaoslar yaşanmasının beklenen sonuç olduğunu belirten Taşdemir, mültecilerden tepki geleceğini beklediklerini söyledi: &#8221;Bu videolar şu açıdan önemli; mülteciler ilk defa kitlesel bir tepki verdi, bunun karşılığında da &#8216;herhangi bir muhalif bir tutum sergilerseniz, varlığınızı savunacak bir şey yaparsanız sizi sınır dışı ederiz&#8217; mesajı verilmiş oldu. Bu, kişilerin ifade özgürlükleri için bir tehditken öte yandan mültecilerin içinde bulundukları durumlara dair herhangi bir savunuculuk ve seslerini çıkaramayacaklarını gösteren bir hamle. Onun dışında bir mültecinin en ağır şekilde cezalandırılacağı şey,  zulüm altında olduğu için ayrıldığı ülkesine geri gönderilmesi veya bununla tehdit edilmesi; bu da ciddi anlamda endişe verici bir şey.&#8221;</span></p>
<h5><strong>&#8216;Şaka mı? Bir Akıl Tutulması mı Yaşıyoruz?&#8217;</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8221;Kendi açımdan, bu haberleri öncelikle şaşkınlıkla, hele ki gözaltılar ve sınır dışı kararları ile ilgili haberleri önce &#8216;şaka mı? Bir akıl tutulması mı yaşıyoruz?&#8217; diye izlediğimi söyleyebilirim açıklamalarında bulunan Mültecilerle Dayanışma Derneği (Mülteci-Der) Genel Koordinatörü Pırıl Erçoban, şaka olmadığını anlayınca ayrımcılığın, dışlamanın, mülteci korumasının ve hukuk ihlalinin geldiği nokta itibari ile üzüldüğünü ve endişesinin arttığını söyledi: &#8221;Trajikomik bir durumun ortasındayız, insanlar muz yeme videoları paylaştıkları için haklarında soruşturma açılıyor ve sınır dışı kararı veriliyor; şu anda hala sınır dışı edilmedilerse geri gönderme merkezlerinde özgürlüklerinden mahrum edilmiş şekilde alıkonuyorlar.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Erçoban, &#8221;Düşünün ki, savaştan zulümden kaçıp size sığınan insanlar, sürekli &#8216;istenmiyorsunuz, sevilmiyorsunuz, defolun gidin&#8217; mesajlarının, bakışlarının, uygulamaların altında yaşamak durumunda kalıyorlar; yedikleri-yemedikleri, söyledikleri-söylemedikleri, çalıştıkları-çalışmadıkları için sürekli siyasi çevrelerin, basının, sosyal medyanın hedefi haline getiriliyor ve her gün böyle bir dışlanma ile yaşamlarını sürdürmek durumunda kalıyorlar.&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8216;Geçicilik&#8217; üzerine kurulu bir statüde ülkede yıllar, hatta bir ömür geçirmiş olsalar bile, her an sınır dışı edilmek korkusu yaşadıklarının altını çizen Erçoban, herhangi bir eleştiride, bir şikayette, bir serzenişte bulunma haklarının da olmadığını söyledi. Erçoban, böylesi mesajların her an, her taraftan geldiği bir ortamda yaşayan insanların, hele ki çocukların psikolojisini, insan onuruna verdiği zararı düşünmek zorunda olduğumuzu ve sahadaki izlenimlerinden çok ciddi ihlaller, ayrımcılık ve nefret suçuna varan söylem, davranışlar karşısında bile, mültecilerin şikayet etmekten çekindiklerini gösterdiğini ekledi. Erçoban buna örnek olarak, haftalarca, aylarca çalışıp, ücretini alamayan pek çok kişi olduğunu ancak şikayetçi olmak istemediklerini gösteriyor. Veya iş kazası sonrası sakat kalanlar, hayatını kaybedenlerin ailelerinin şikayetçi olmadıklarını, haklarını aramadıklarını; çünkü, çalışma izni olmadan çalışmaktan dolayı sınır dışı edilmekten korktuklarını söyledi.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Hukuki açıdan bakarsak, Anayasa’nın 25 ve 26. Maddeleri, Türkiye’nin taraf olduğu BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 19. Maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 10. Maddesi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 19. Maddesi ile güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlalidir. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu tepki videolarının kin ve nefret içermediği, kamu düzenini bozmaya yönelik bir eylem olmadığı halde, suç yaratılmakta olduğunu söyleyen, Erçoban, &#8220;19 Sivil toplum kuruluşunun imzaladığı açıklamada ifade edildiği gibi, eğer ortada bir suç olduğu düşünülüyorsa, bu olayda olduğu gibi her fırsatta kin ve nefretle mültecileri hedef alan paylaşımlar, açıklamalar, TCK’nın 122. Maddesi&#8217;nde yer alan &#8216;nefret ve ayrımcılık&#8217; suçu kapsamında soruşturulmalı ve cezasız kalmamalıdır. Eğer muz yeme paylaşımlarının bir &#8216;suç&#8217; olduğu konusunda ısrar ediliyorsa, kişilerin adil bir şekilde yargılanıp, kendilerini savunmalarına izin verilmelidir. Apar topar, üstelik yasaları ihlal riskini göze alıp, sınır dışı etmek adil yargılanma hakkını da ihlal edecektir.&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Göç Araştırmaları Derneği (GAR) kurucularından Polat Alpman, yapılan açıklamada herkesin ifade hürriyeti hakkına sahip olduğunu, geri göndermeme, iade etmeme yükümlülüğünü yeniden ve yeniden hatırlatmaya çalıştıklarını söyledi. Bunlar dışında birkaç noktaya dikkat çekmek isteyen Alpman, sığınmacılara yönelik giderek artan bu tahammülsüzlüğün nedenlerini ve Türkiye’deki aşırı-sağın ve milliyetçiliğin göçmenleri bahane ederek topluma dayattıkları siyasal seçeneklerin, göçmenlere yönelen fiili şiddetten ve ayrımcılıktan bağımsız düşünülemeyeceğini belirtti. </span></p>
<h5><strong>&#8221;Biz Muz Yiyemiyorken Onlar Muz Yiyorlar&#8217; İfadesi Türkiye’de Yaşanan Krizi Dile Getiren Cümle&#8217;</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Alpman, yaşadıkları hayatın gerçek sorunlarını çözmek için gerçek çözümler üretmeyen seçmenlerin, bunu üretmekle yükümlü olanlara seslerini duyuramadıklarını ve ekonomik, sosyal, siyasal alanlarda üst üste yaşadıkları yıkımların nedeni olarak göçmenleri yaftaladıklarını söyledi: “&#8217;Biz [yurttaşlar] muz yiyemiyorken onlar [sığınmacılar] muz yiyorlar&#8217; ifadesi Türkiye’de yaşanan krizi dile getiren cümle. Gerçek sorumlulardan hesap soramıyor olmanın çaresizliği ile ekmeğini göçmenlere kaptırmış gibi hissetmenin öfkesi, göçmenlerle ilgili hiçbir hakkaniyet ilkesi tanımayan ırkçılık-milliyetçilik ile iç içe girerek muz gibi -artık lüks olan- bir meyveyle gösteriliyor.&#8217; </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Alpman, bu tutumun göçmenleri sosyoekonomik gerilemenin nedeni olarak damgalamakla sınırlı olmadığını ama onları bir iç güvenlik sorunu ya da asalak gibi temsil etmeye yönelik girişimlerin arkasında ekonomik krizin, düşük ücretlerin, artan masrafların ve işsizlik baskısının izlerini görmenin mümkün olduğunu ekledi.</span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<h5><b>&#8216;Sivil Toplum Örgütleri Bir Şeyler Yapıyor Ancak Yeterli Değil&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Konunun sivil toplum boyutuna geldiğimizde ise Dilan Taşdemir, sivil toplum örgütlerinin</span> <span style="font-weight: 400;">hukuki destek, savunuculuk, bir arada yaşama ve uyuma dair şeyler yaptıklarını ancak bunun yeterli olmadığını gördüklerini söyledi. Taşdemir&#8217;e göre bu sadece sivil toplum çabasıyla çözülebilecek bir mesele değil. Sivil toplum örgütlerinin bir arada yaşam, uyum, mültecilerin medya ve siyasiler tarafından hedef gösterilmemesi için politikacılara daha fazla baskı yapması gerektiğini belirten Taşdemir, &#8221;Medya kuruluşlarının nefret söylemi üreten ve üretilmesine aracı olan özellikle sosyal medya kurumlarının bir politika üretmesine dair örgütlü bir çalışma yürütebilir. Özellikle mülteci hakkı ve ifade özgürlüğü çalışan kurumlar mültecilere yönelik nefret söylemiyle mücadele eden daha fazla çalışma yapabilir. Herkesin ifade özgürlüğüne erişim hakkı vardır; vatandaş ve mülteci ayrımı olmaksızın bu olmalıdır. Geri göndermeye dair bir politika uygulanacaksa sivil toplum örgütleri olarak bunun işaretlerini almalı ve daha sıkı çalışma yapmalıyız.&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pırıl Erçoban, </span><span style="font-weight: 400;">imzacı oldukları açıklamada 19 kurumun kısa sürede güçlerini birleştirerek tepkisini ortaya koyduğunu; bazı kuruluşların bireysel açıklamaları ile bunu yaptığını vurguladı: &#8221;Avukatlar, barolar, sivil toplum kuruluşları, bu olayda haklarında sınır dışı kararı verilen kişilere ulaşmak için çaba harcıyor. Umarım, bu kişilere ulaşılabilir, adalete erişimleri sağlanır ve tabii hukuk uygulanır. Bu tepki sesleri de özellikle ırkçı reaksiyon verenlerin de kulağına gider, durup içtenlikle &#8216;haklı mıyız?&#8217; diye düşünürler, özeleştiri yaparlar; bu tutumda ısrar edenler için de gerekli idari ve yasal süreçler işletilir.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Polat Alpman ise daha önce </span><a href="https://www.sivilsayfalar.org/author/polat-alpman/" target="_blank" rel="noopener"><i><span style="font-weight: 400;">Sivil Sayfalar</span></i></a><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.sivilsayfalar.org/author/polat-alpman/">’da sivil toplum teorisi üzerine birkaç yazı yazdığını</a> hatırlatıp, o yazılarda sivil toplum ile devlet ilişkisinin niteliğini çözümlemeye ve değişen toplumsal formasyonun içinde sivil toplumun nereye karşılık geldiği üzerine düşünmeye çalıştığını belirtti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yirminci yüzyılın dönüştürücü dinamiklerinden biri olan sivil toplum hareketinin, bu yüzyıl için aynı dinamiklere sahip olmadığını düşündüğünü söyleyen Alpan, &#8221;</span><span style="font-weight: 400;">Elbette &#8216;sivil toplum örgütleri ne yapıyor ve ne yapmalı&#8217; sorusu pratik bir yanıt talep ediyor. Şunları yapıyor, şunları yapmalı gibi… Göç alanında çalışan sivil toplum örgütleri takip, izleme, değerlendirme, raporlama, saha araştırmaları, ayni-nakdi yardımlar, eğitim-edindirme programları ve hak savunuculuğu başta olmak üzere neredeyse her şeyi yapıyor. Örgütlerin büyük çoğunluğu bu faaliyetleri gerçekleştirebilmek için uluslararası fonların ve hibe programlarının standartlarına uygun bir iş planı ve tekniği geliştirmek zorundalar, çünkü öz gelir kaynakları ya çok kısıtlı ya da yok. Dolayısıyla uğraş verdikleri alanla ilgili gittikçe profesyonelleşme baskısı artıyor. Sivil toplum hareketi içerisinde profesyonelleşmenin gelişmesi ise sivilliğin niteliğini konuşmamızı zorunlu hale getiriyor.&#8221; açıklamalarında bulundu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Alpman son olarak, göç alanında çalışan sivil toplum örgütleri &#8216;ne yapmalı&#8217; sorusuna, &#8221;Göçmenlerle ilgili ne yapılacağını biliyoruz. Bunların neredeyse hepsi Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası sözleşmeler tarafından belirlenmiş. Sivil toplum örgütleri, bu sözleşmeler tarafından belirtilen siyasal, hukuki, ekonomik uygulamaların gerçekleştirilmesi için hükümeti teşvik etmek ve onu zorlamakla yükümlüdür. Bunun yapılmadığını söyleyemeyiz ama neredeyse hiçbir etki üretemediği de ortada… Belki de Türkiye’deki sivil toplum pratiği üzerine daha düşünmeliyiz&#8221; dedi.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/09/vatandas-ve-multeci-ayrimi-olmaksizin-ifade-ozgurlugune-erisim-hakki-olmalidir/">&#8216;Vatandaş ve Mülteci Ayrımı Olmaksızın İfade Özgürlüğüne Erişim Hakkı Olmalıdır&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mülteci Der&#8217;den  Koronavirüs Uyarısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/19/multeci-derden-koronavirus-uyarisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2020 09:34:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[geri gönderme]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteciler Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Pazarkule]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=48827</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mültecilerle Dayanışma Derneği yaptığı açıklamada, koronavirüs salgını ile ilgili sağlık tedbirleri alınırken, Yunanistan sınırında bekleyenler başta olmak üzere tüm mülteciler için  insan hakları ve iltica/göç hukukunun temel ilkelerine, ulusal ve uluslararası yükümlülüklere saygı  duyulması gerektiğini bildirdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/19/multeci-derden-koronavirus-uyarisi/">Mülteci Der&#8217;den  Koronavirüs Uyarısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mültecilerle Dayanışma Derneği’nden (Mülteci-Der)  yapılan açıklamada, koronavirüsün Dünya Sağlık Örgütü tarafından yayılma hızı da dikkate alınarak pandemik bir hastalık olarak tanımlandığı hatırlatılarak, “Türkiye’de ilk vakanın tespitinden önce salgınla mücadele için çeşitli önlemler hayata geçirilmeye başlanmıştır. Hastalık özellikle solunum ve temas ile bulaştığı bu salgından korunmak için tavsiye edilen önlemlerin başında, hasta kişi ile temastan ve kalabalıklardan kaçınma ve izolasyon ile hastalık belirtilerinin ortaya çıkması halinde derhal maske takarak ve diğer önlemleri alarak her ilde belirlenen sağlık kuruluşlarından birine başvurmak gelmektedir.” Denildi.</p>
<p><strong><img decoding="async" class="alignleft wp-image-48851 size-full" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/03/logo.png" alt="" width="192" height="135" />&#8220;Önlemler Mültecileri de Kapsasın&#8221;</strong></p>
<p>Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, İl Göç İdaresi Müdürlükleri, Geri Gönderme Merkezleri, Geçici Barınma Merkezleri ile Kabul ve Barınma Merkezlerinde Koronavirüs (COVİD-19) salgını sebebiyle, gerekli önlemlerin alındığının kaydedildiği açıklamada, “ Binalarda dezenfekte uygulamalarının yapıldığı, personelin ihtiyaç duyduğu maske, eldiven, dezenfektanların kullanıldığı, personeline gerekli eğitim verildiği ve il müdürlüklerinde yoğunluğun azaltılması için ikamet, uluslararası koruma ve diğer müracaatlarla ilgili düzenlemelerin yapıldığı bildirilmiştir. Gerek yayılma hızı yüksek bulaşıcı bu salgın döneminde, toplumun her kesimi gibi mülteci ve sığınmacılar ile göçmenleri de kapsayacak önlemler de ihtiyaç duyulmaktadır.” ifadelerine yer verildi.</p>
<p>Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) 89. Madde, 3. fıkra (a) bendinde yapılan değişikliklerle  uluslararası koruma sahiplerinin sigortaları kapatılmaya başlandığı belirtilen açıklamada, “Kanun değişikliği ile genel sağlık sigortaları iptal edilen uluslararası koruma statü/başvuru sahiplerinin, koronavirüs belirtileri dahil bir sağlık sorunuyla karşı karşıya kalmaları halinde bir sağlık kuruluşuna erişememe ihtimali doğmuştur. Böyle bir durum, sağlık sorunu yaşayan kişi için ciddi ve hayati riskler doğurabileceği gibi, şu anda yaşamakta olduğumuz salgının yayılmasına ve bir halk sağlığı problemi haline gelmesine sebep olabilecektir. Gerek temel bir hak olan sağlık hakkında erişimin sağlanması gerekse böylesi bir salgın döneminde, ülkemizde uluslararası koruma kapsamında olanların genel sağlık sigortalarının tekrar aktif hale getirilmesi ve sağlık hizmetlerine erişim konusunda Yabancılar ve Uluslararası Kanunu’nda yapılan değişikliğin acilen geri alınması gerekmektedir.” Denildi.</p>
<p><strong>Pazarkule&#8217;de Salgın Tehdidi</strong></p>
<p>Yunanistan sınırında 28 Şubat’tan itibaren yaşanan mülteci krizi de hatırlatılan açıklamada, “Pazarkule sınır kapısı çevresinde sayısı binlerle ifade edilen mülteci ve göçmenler, yirmi gündür güvenlik, barınma, sağlıklı beslenme, temizlik ve hijyen gibi en temel ihtiyaçlarının dahi karşılanmasının mümkün olmadığı bir ortamda beklemektedir. Koşullar nedeniyle vücut direnci düşmüş bu insanlar, çok sınırlı sağlık hizmetinin olduğu bir ortamda, salgın için kırılgan grubu oluşturmaktadır. Kaldı ki, Yunanistan’da da koronavirüsten etkilenmekte ve mültecilerin bulunduğu kamplarda koronavirüs tespit edilmeye başlandığı bilinmektedir. Salgının sınırda bekleyen bu grup içinde yayılması, can kaybını da içeren çok vahim sonuçlar doğurabilir. Ayrıca, mültecilerin barındığı merkezler ile sınır dışı edilmek üzere özgürlüğünden yoksun şekilde tutulduğu geri gönderme merkezlerindeki mülteci ve göçmenler de benzer riskler ile karşı karşıyadır. Bu merkezlerde mülteciler toplu şekilde ve salgının yayılması muhtemel koşullarda yaşamaktadır. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, geri gönderme merkezlerinde Koronavirüse karşı alınan tedbirlerle ilgili paylaşımında, merkeze alınan yabancıların on dört gün boyunca salıverme ve sınır dışı işlemlerinin gerçekleşmeyeceğini ve bu süre içinde merkezlerde ayrı bir bölümde tutulacaklarını bildirmiştir. Gerekli görüldüğü takdirde merkezlere ziyaretlerin kısıtlanabileceği belirtilmiştir. Geri gönderme merkezleri, kişilerin özgürlüklerinden mahrum edildikleri yerlerdir ve idari gözetim altında tutulan kişilerin bedensel ve ruhsal sağlığının korunması, devletin pozitif yükümlülüğüdür. Salgın nedeniyle öncelikle Koronavirüs olmak üzere geri gönderme merkezlerinde sıklıkla karşılaşılan dermatolojik rahatsızlıklar ve diğer tüm sağlık sorunları için tüm önlemlerin ivedilikle alınması gerekmektedir. İdari gözetim kararlarının ise, öncelikle alternatif yöntemler düşünülerek ve sadece mutlak zorunluluk hallerinde, son tedbir olarak alınması gerektiğini hatırlatmak isteriz.” deniliyor.</p>
<p><strong>Geri Gönderme Yasağına Dikkat!</strong></p>
<p>Koronavirüs salgını ortamında temel ve istisnaya yer vermeyen “Non-refoulement/Geri Gönderme Yasağı” ilkesine titizlikle uyulması gerektiği belirtilen açıklamada, yetkililerin şu önlemleri alması gerektiği vurgulanıyor:</p>
<p>Kanun değişikliği ile genel sağlık sigortası kapatılan uluslararası koruma başvuru ve statü sahiplerinin ivedilikle tekrar genel sağlık sigortası kapsamına alınması ve sosyal medya ve telefon mesajı yoluyla mülteci ve sığınmacıların bu durumdan haberdar edilmesi;</p>
<p>Edirne ili Pazarkule sınır kapısında günlerdir zor şartlarda bekleyenler ve çalışanlar için bölgede gerekli ve yeterli sağlık hizmetinin sağlanması; salgını önleyici sağlık tedbirlerinin ivedilikle alınması;</p>
<p>Barınma ve geri gönderme merkezlerinde tutulan mülteci ve göçmenlerin salgına karşı ve diğer sağlık ihtiyaçları için gerekli tedbirlerin alınması, yeterli sağlık hizmetinin sağlanması;</p>
<p>Özellikle idari gözetim altında tutulan kişilerin sınır dışı kararına itirazlarında süre sınırlamasının kaldırılması ve talep edenlerin itiraz hakkını etkin şekilde kullanabilmesi için gerekli önlemlerin alınması;</p>
<p>Koronavirüs’e karşı gerekli sağlık tedbirleri alınarak, ülkeye erişim dahil “Geri Gönderme Yasağı/Non-Refoulement” ilkesinin ihlal edilmemesi;</p>
<p>Ülkemizde düzensiz olarak bulunan yabancıların öncelikle Koronavirüs ile ilgili sağlık hizmetleri ve temel sağlık hizmetleri olmak üzere, sağlık hakkına erişimlerinin sağlanması;</p>
<p>Koronavirüs salgını ile ilgili sağlık tedbirleri alınırken insan hakları ve iltica/göç hukukunun temel ilkelerine, ulusal ve uluslararası yükümlülüklere saygı duyulmasıdır.</p>
<p>Açıklamanın tamamı için <a href="http://www.multeci.org.tr/haberler/basin-aciklamasi-saglik-hakki-koronavirus-ve-multeciler/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/19/multeci-derden-koronavirus-uyarisi/">Mülteci Der&#8217;den  Koronavirüs Uyarısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
