<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Frédéric Gros arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/frederic-gros/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/frederic-gros/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 15 Jan 2024 07:59:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Frédéric Gros arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/frederic-gros/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yürümek: Bizim Süper Gücümüz</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/01/15/yurumek-bizim-super-gucumuz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasemen Güray Karatas]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Jan 2024 07:59:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aktif Yaşam Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Adhoc araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikan Tabipler Birliği Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[ETİ Sarı Bisiklet Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[Frédéric Gros]]></category>
		<category><![CDATA[yürümek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=85839</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yürümek iki mesafe arasında gidip gelmek değil, yaratıcı bir eylemdir. Hem kendi yalnızlığımıza çekildiğimiz hem de toplum olarak bizi dönüştürecek bir ayağa kalkıştır. İki büklüm vücudun karşısında dikilmeye çalışan, attığı her adıma yeryüzünün gerçek bir parçası olduğunu farkeden Homo Viator’un eylemidir. Çünkü Yürüyen İnsan kendi üzerine çöken kaygı, haset ve korku yumaklarını çözer, varlığını yeryüzünün ebediyen yeni olan kalbine düğümler. Yürüyoruz, işte bu düğümü atmak için.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/01/15/yurumek-bizim-super-gucumuz/">Yürümek: Bizim Süper Gücümüz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Frederic Gros’un Yürümenin Felsefesi kitabından çok sevdiğim satırlarla giriş yapmak istedim bu yazıya. Çünkü yürümenin hakkını her anlamıyla iade etmeye katkıda bulunmak niyetiyle buradayım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yürümek kadar hazırımızda olan, ezbere bildiğimiz ve yapması basit bir şeyin hayatımıza büyük olumlu etkisinden yeterince haberdar olmadığımız görüşündeyim. Aslında bu yazı bunu fark etmeye de nazik bir davet.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yürümenin fiziksel sağlığımıza etkisi çok konuşulan ve ortaya konulan bir etki iken yaratıcılığımıza ve psikolojik iyilik halimize etkisi yeterince altı çizilmeyen, hele ki sürdürülebilir ulaşımdaki çok boyutlu etkisi neredeyse hiç konuşulmayan bir yerde. </span></p>
<h5><b>Yürümek Sağlıklı Bir Eylemdir</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">ETİ Sarı Bisiklet Projesi kapsamında ADHOC tarafından 2022 yılında yürütülen Sağlık, Gündelik Fiziksel Aktiviteler, Bisiklet Algısı Pratikleri araştırmasına göre [1]</span><span style="font-weight: 400;">, yürüyüş en çok sosyalleşme için tercih edilse de ortalama yürüyerek geçirilen süre genellikle mecburiyetler kaynaklı. Günde ortalama 22 dakika iş gereği, 20 dakika ulaşım nedeniyle yürünüyor. Sosyal aktiviteler ve sağlık için yürünen süre ise kısıtlı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oysa sağlıklı bir yaşam sürmenin olmazsa olmazı gündelik yaşamda aktif olmak. Gündelik hayatında yoğun olan, “zamanı olmayan” birinin ise -ki hepimizin “bahanesi” bu- hayatına kolaylıkla dahil edebileceği bir şey varsa; o da yürümek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Günde 10 bin adım tavsiyesini çokça duymuşsunuzdur. Amerikan Tabipler Birliği Dergisi’nin yürüttüğü bir araştırmaya göre Japon bir pazarlama stratejisinden türetilmiştir. 1965 yılında Japon bir şirket pedometre satmaya başlar ve adını Japonca’da “10 bin adımlı metre” anlamına gelen bir isim koyar. Araştırmaya göre “10 bin adım” önerisinin kökleri bu hikayeye dayanıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bazı merkezler günde 10 bin adım yerine günde en az 30 dakika orta şiddette fiziksel aktivite yapılmasını ve hareketsiz kalınmamasını öneriyor. Gündelik yaşamınızda sağlığınızı iyileştirmek ve korumak için başlangıçta 10 bin adım olmasa bile “adım atmak” ve zamanla artarak 10 bin adıma ulaşmak uygulanabilir ve günlük hayat akışınıza dahil edebileceğiniz bir hedef.</span></p>
<blockquote><p>Her şeyden öte, yürüme arzunuzu kaybetmeyin. Her gün daha iyi hissetmek ve tüm hastalıklardan uzaklaşmak için yürürüm. En verimli şekilde ancak yürürken düşünebiliyorum ve yürüyüşün uzaklaştıramayacağı hiçbir saplantı düşünemiyorum. Eğer yürümeye devam ederseniz, her şey yoluna girecektir. -Soren Kierkegaard-</p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun yanı sıra çoğumuz yürüyüş yaparken ve/veya yaptıktan sonra psikolojik olarak iyi geldiğini hissederiz. Kaldı ki bununla ilgili ezelden dilimize yerleşmiş bazı kalıp ifadeler dahi vardır; &#8216;biraz yürü açılırsın, temiz hava iyi gelir&#8217;. Gerçekten silkelenip yerinizden kalkar ve o kararı verip yürümeye çıkarsanız, mutlaka iyi gelir. Ya da halihazırda yürüme halindeyken bir süre sonra bunun  iyi geldiğine tanıklık edersiniz, biraz “açılırsınız”.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yapılan çalışmalarda, yürümenin endişe ve bunalımı azaltmada çok büyük bir etkiye sahip olduğu belirtilmiş, ruhsal bozukluk tedavisi gören hastaların depresyon gibi ruhsal problemlerinde azalma olduğu görülmüş, hafıza ve bellek üzerine olumlu yönde etkileri ile birlikte Alzheimer hastalığı ile ilgili faydaları ortaya konmuştur. [2]</span></p>
<h5><b>Peki ya Yaratıcılığa Etkisi?</b></h5>
<blockquote><p>Mümkün mertebe az oturmalı; açık havada yürürken doğmayan, şenliğine kasların da katılmadığı hiçbir düşünceye güvenmemeli.- Friedrich Nietzsche-</p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Yürüyüşe çıktığımızda kalbimiz daha hızlı atar, sadece kaslara değil beyin de dahil olmak üzere tüm organlara kan ve oksijen ulaşır. Düzenli yürümek beyin hücreleri arasında yeni bağlantılar geliştirir, yaşlanmayla gelen olağan beyin dokusu daralmasını geciktirir, hipokampüsün hacmini genişletir ve hem yeni nöronların gelişimini canlandıran hem de birbirleri arasındaki mesajları ileten moleküllerin düzeylerini yükseltir. [3]</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Stanford Üniversitesi’nden Marily Oppezzo ve Daniel Schwartz, yürümenin yaratıcılığı etkileme biçimini doğrudan ölçümleyen muhtemelen ilk araştırmaları yayımladılar. Zaten araştırma fikrini de bir yürüyüş esnasında bulmuşlardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırma, yürümenin yaratıcı ilhamı katlayarak arttırdığını gösterdi. Oturan insanlarla yürüyen insanların yaratıcılık seviyelerini Guilford’un Değişken Kullanım Testi ile ölçtüler ve kıyasladılar. Yürüyen bir insanın yaratıcılığının oturan birine göre %60 daha fazla olduğu ortaya çıktı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dört deneylik bir seride, Oppezzo ve Schwartz 176 üniversite öğrencisinden birbirinden ayrı yaratıcı düşünce testlerini otururken, yürürken, koşu bandındayken ve kampüste dolanırken tamamlamalarını istediler. Örneğin, bir testte gönüllüler düğme veya araç lastiği gibi gündelik nesneler için alışılmadık kullanımlar önermek zorundaydı. Öğrenciler, yürüyen öğrenciler oturan öğrencilere kıyasla nesneler için ortalamada dört ila altıdan fazla farklı kullanımlar düşündü. Bir başka deney, gönüllülerin bir metafor düşünmelerini ve düşündüklerinin muadili bir metafor üretmelerini gerektiriyordu. Yürüyüşe çıkanların %95’i, hiç ayağa kalkmayanların ise %50’si testi geçebildi</span><span style="font-weight: 400;">. [4]</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elimizde bununla ilgili somut bazı örnekler de var; ünlü bilim insanı Charles Darwin düzenli olarak Downe House isimli evi etrafındaki parkurda yürüdüğü ve bu sırada düşündüğü biliniyor. Benzer şekilde, Apple&#8217;ın kurucusu Steve Jobs da &#8220;yürüyüş toplantıları&#8221; ile biliniyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sizin de kendi hayatınızdan böyle anlar yok mu?</span></p>
<h5><b><i>Bir Ulaşım Aracı Olarak Yürümek</i></b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Gelelim yürümenin özellikle sürdürülebilir ulaşımdaki yer(sizliğ)ine. Sürdürülebilir ulaşımda bisikletin, bisiklet yollarının, toplu taşımanın ve entegrasyonunun konuşulduğu kadar yaya ulaşımı, dolayısıyla yürümek pek konuşulmuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yürümenin bir ulaşım modu olarak sürdürülebilir ulaşım alanında ne kadar az yer bulduğuna çok yakın zamanda bizzat şahit olduk. Ortağı olduğumuz “Türkiye Sürdürülebilir Kent İçi Ulaşım Ağı (KAVŞAK)” Projesi kapsamında 7 bölgede düzenlediğimiz 7 Bilgilendirme Günü ve Çalıştay serisi, bir yandan Türkiye’nin sürdürülebilir ulaşım alanındaki ihtiyaçlarını ve sorunlarını belirlememize, diğer yandan da eksikleri görmemize imkan sağladı. Bu buluşmalarda da gördük ki bir ulaşım aracı olarak yürümek hak ettiği yeri maalesef henüz bulamamış. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yürümeye “Bir sürdürülebilir ulaşım modülü” olarak bakabilirsek hem iklim değişikliği ekseninde sürdürülebilir ulaşıma bir bakış açısı hem de daha uygulanabilir çözümler geliştirmenin mümkün olması kaçınılmaz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zira yürümeyi tercih ettiğimiz her dakika daha az fosil yakıt tüketmiş oluyoruz. Yürüdüğümüzde karbondioksit emisyonlarını ve karbon ayak izimizi azaltıyor, hava kirliliğini önlüyor ve sürdürülebilirliği desteklemiş oluyoruz. Bu sayede iklim kriziyle mücadeleye de katkıda bulunuyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diğer taraftan ulaşımın sadece özel araç ve yürüme ile sağlanabildiği bölgeler var. Bu bölgelerde sürdürülebilir ulaşım planlamasını yaparken yaya ulaşımını gözetmek, yürümenin teşvik edildiği bir model sunmayı da bir yerde zorunlu kılıyor. Bu modelin, yürümeye uygun fiziki uygulamaların yapılmasından tutun da yürümenin önemini anlatan iletişim kampanyalarına kadar bütünlüklü bir çalışma olarak ortaya konması uygun olacaktır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ETİ Sarı Bisiklet projesi kapsamında ADHOC tarafından 2022 yılında yürütülen Sağlık, Gündelik Fiziksel Aktiviteler, Bisiklet Algısı Pratikleri araştırmasına göre, toplumun %20&#8217;si yaşadığı semt/mahallenin yürüyüş için uygun olduğunu düşünüyor. Dolayısıyla hem bu kanaatte olanlar için yürümeyi teşvik edici yaklaşımlar hem de kalan yüzde için “yürünebilir” mahalle ve semtler algısını oluşturabilmek kıymetli bir hedef olacaktır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yazıyı yazarken bir kısmında yanımda olan 4 yaşındaki kızım ne yazdığımı sorduğunda ona yürümenin faydalarından örneklerle bahsederken yürümeyi bir “süper güç” gibi düşünebileceği çıkıverdi ağzımdan ve bu fikir ikimizin de hoşuna gitti. Hepimizin böyle bir süper güce sahip olduğunu düşünürsek hem kişisel hem toplumsal hem de çevresel fayda için bunu kullanmak iyi bir fikir olabilir, ne dersiniz?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yürümek kadar yapılması basit ve etkisi böylesi büyük ve kapsamlı bir eylemi neden yeterince yapmadığımızı sorgulayacağımız ve bu konunun üzerine “yürüyebileceğimiz” bir yıl olmasını dilerim.</span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">1</span></i><i><span style="font-weight: 400;">ETİ Sarı Bisiklet Sağlık, Gündelik Fiziksel Aktiviteler, Bisiklet Algısı Pratikleri Araştırması, 2022</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">2</span></i><a href="https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1475617"><i><span style="font-weight: 400;">https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1475617</span></i></a></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">3</span></i><i><span style="font-weight: 400;">https://www.newyorker.com/tech/annals-of-technology/walking-helps-us-think</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">4</span></i><a href="https://www.apa.org/pubs/journals/releases/xlm-a0036577.pdf"><i><span style="font-weight: 400;">https://www.apa.org/pubs/journals/releases/xlm-a0036577.pdf</span></i></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/01/15/yurumek-bizim-super-gucumuz/">Yürümek: Bizim Süper Gücümüz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“İzleyeceğim Yolu Ben Çizdim”*</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/09/izleyecegim-yolu-ben-cizdim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özge Karakaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Nov 2017 22:15:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[aylak]]></category>
		<category><![CDATA[Bige Örer]]></category>
		<category><![CDATA[flâneur]]></category>
		<category><![CDATA[Frédéric Gros]]></category>
		<category><![CDATA[Gustave Flaubert]]></category>
		<category><![CDATA[Henry David Thoreau]]></category>
		<category><![CDATA[Rouen]]></category>
		<category><![CDATA[walter benjamin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=19964</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Aslında yürüyerek temizlenmenin, arınmanın hepimiz için doğruluğundan söz edemez miyiz? İnsan yürüyerek yenilenebilir, yeniden doğabilir. Kutsal olarak kabul edilen bir yol olsa da olmasa da, yürüyen kişi bir inanan olsa da olmasa da yürümek bizi değiştirir. Kimi zaman kendimizi bulmak kimi zaman kendimizden uzaklaşmak için yürürüz, ama çıktığımız tüm yollardan değişmiş olarak dönmeyi ümit ederiz. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/09/izleyecegim-yolu-ben-cizdim/">“İzleyeceğim Yolu Ben Çizdim”*</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Aslında yürüyerek temizlenmenin, arınmanın hepimiz için doğruluğundan söz edemez miyiz? İnsan yürüyerek yenilenebilir, yeniden doğabilir. Kutsal olarak kabul edilen bir yol olsa da olmasa da, yürüyen kişi bir inanan olsa da olmasa da yürümek bizi değiştirir. Kimi zaman kendimizi bulmak kimi zaman kendimizden uzaklaşmak için yürürüz, ama çıktığımız tüm yollardan değişmiş olarak dönmeyi ümit ederiz. Çünkü yürümek, içimizde ölmesi gereken şeyleri öldürerek bize yeniden azar azar can katar&#8230;&#8221;</strong><span id="more-21369"></span></p>
<p>Soğuk bir kış günü, üzerimde bilmem kaç kat kıyafetle yürüyorum. Sağ yanımda çektiğim valiz, indiğim son taşıttan sonra arka tekerinin birine veda etti. Artık kendi ağırlığıma eklenen valizin ağırlığı daha da fazla. Sene 2011, Paris’te Montparnasse tren garındayım. Etrafımdan vızır vızır geçen insanlar yavaşlığıma homurdanıyor. Oysa ben biraz da yavaşlamak için geldim buralara kadar. Evimden çok uzaklarda, kuşlar gibi özgür hissettiğim o soğuk kış gününde, kendime başka bir ev inşa etmek üzere olduğumdan habersizim. Varmam gereken şehre son bir şehir kaldı.</p>
<p>Rouen adı verilen şehre gitmeye çalışıyorum. Rouen, Gustave Flaubert’in doğduğu, Jeanne D’Arc’ın yakıldığı, Paris’in bir saat uzağında ve her zaman gölgesinde kalmış bir Normandiya kenti. Benimse başıboş dolanmayı öğrendiğim yer… Altında yaşadığım çatıdan çıkıp aklımda hiçbir hedef olmadan saatlerce yürümenin keyfini bu şehirde öğrendim. Beni çağıran sokaklara düşünmeden sapmayı, durmamı söyleyen manzaralar karşısında durmayı, gün dönerken göğü saran ışık oyunlarını yakalamayı; sessiz karşılaşmaların, tesadüflerin ve şehrin kendi sesinin içinden sessizce geçmeyi orada öğrendim.</p>
<p>Rastlantı olmasa gerek, “aylak” ya da &#8216;<em>flâneur&#8217;</em>, yani amaçsızca gezinen kişi figürünün zamansız bir karaktere dönüştüğü topraklardaydım. Sonraki yıllarda pek çok coğrafyaya seyahat ettim, yüzlerce şehri yürüyerek gezdim. Bir ayağımı öbürünün önüne hiç düşünmeden ata ata yürürken aklımdan geçenleri ve olduğum insanı daha çok sevdim. Yine rastlantı olmasa gerek, yürümekle ve aylaklıkla ilgili bana ilham veren pek çok şeyle karşılaşırım hep. Bunlar arasından anlatılacak pek çok şey olsa da bana yürümek, amaçsızca yürümek için ilham veren bir kitabı, bir sergiyi ve yakın zamanda gerçekleştirdiğim birkaç seyahati özellikle anlatmak istiyorum.</p>
<p><strong> </strong><strong>Yürümenin Felsefesi- Frédéric Gros</strong></p>
<p>Dokunduğumuz her şeyin tükendiği bir evrende yaşıyoruz. Modern hayatlarımız bizi hıza ve hızlı olmaya, hızlı yaşam ise daha çok tüketmeye itiyor. Oysa &#8216;<em>Yürümenin Felsefesi&#8217;</em> kitabında aylakların tüketmeyen ve tüketilmeyenler olarak tanımlanması bana umut veriyor. Ara ara açıp okumaya doyamadığım bu kitapta, “Yürümek kenara çekilmektir” diyor yazar; “Çalışanların kenarından, hız yapılan yolların kenarından, servet ve sefalet üretenlerin, sömürenlerin, emekçilerin kenarından, kış güneşinin solgun yumuşaklığını ve ilkbahar esintisinin tazeliğini hissetmekten daha önemli işleri olan ciddi insanların kenarından uzaklaşmaktır.”</p>
<p><em>Yürümenin Felsefesi</em>’ne göre aylak, hesap yapmadan, yavaş adımlarla ve gören gözlerle geçer dünyadan. Bu yüzden, Gros öncelikle yürümeyi spor yapmaktan ayırarak başlar işe. Sade ve sadece yürümenin maddiyattan ve rekabetten bağımsız doğasına övgüde bulunur. Şöyle bir dolaşıp gelmenin endişeleri nasıl hafiflettiğinden, bizi mecburiyetlerimizden kurtardığından, hızdan uzaklaştırdığından bahseder. Aylak, fark eder. Günün alçaldığı ve yükseldiği, zamanın esnediği anları, karşılaşmaları ve sessiz sohbetleri, uzlaşma ve ters düşme sahnelerini yakalar, hatta çalar Gros’ya göre.</p>
<p>Yazar, kitabında başka düşünür ve yazarların yürüyüş rutinlerine ve görüşlerine yer vermeyi de ihmal etmez. Bunlar arasında beni en çok çarpan bölümlerden biri de “Yabanın Fethi” başlığı altında Henry David Thoreau’ya ayrılan bölüm. Çünkü Thoreau’nun “kârı faydadan ayırmaya yarayan yeni ekonomisi”, tüketen ve tüketilen dünyamızın tüm dertlerine çare gibi görünüyor bana. “Bir şeyin maliyeti aslında ister derhal ister uzun vadede olsun, hayatta neye mal olduğuyla ölçülür” diye alıntılar Gros. Ormanda çıkılan uzun bir yürüyüşten insan ne kâr elde edebilir?- Hiç. Peki bu mantıkla, şöyle bir yürüyüp gelmek beyhude bir eylem midir? Bana göre tam aksi. Yürümek, içimi ve dışımı bir edip yaşamımı dengelemekle bana en çok faydayı sağlıyor. Aylaklık, beni özgürleştiriyor.</p>
<p><strong> &#8220;</strong><strong>Aylaklar/ Flâneuses&#8221;- Fransız Kültür Merkezi/İstanbul </strong></p>
<p>Bugünlerde İstiklal Caddesi’nde yürümek bedenimde birbiriyle ters düşen pek çok duyguyu uyandırıyor. İstanbul’la bağı henüz birkaç seneye dayanan biri olsam bile anılarımın üzerine basıp geçmemek için rotamı değiştiriyorum sık sık. Yolum caddeye düşecekse muhakkak Tünel’den çıkıyorum. Aylak rota çizer mi? Çizmez ama bu defa aylaklık uğruna caddenin başındaki Fransız Kültür’e doğru bir rota çizdim.</p>
<p>Sergi küratörü Bige Örer’in sözleriyle &#8216;Aylaklar&#8217; sergisi, farklı zamanlarda Paris’te yaşamış beş sanatçının içinde yaşadıkları alan ve şehirle kurdukları etkileşimi doğuran “yürümek”ten yola çıkarak oluşturulmuş. “Yürümenin felsefi, coğrafi, manevi, toplumsal, siyasi ve edebi anlamda sorunsallaştırıldığı bu etkileşim serginin belkemiğini oluşturuyor.” Sergi kapsamında Aslı Çavuşoğlu, Güneş Terkol, İnci Furni, Yasemin Özcan, İz Öztat ve Zişan olmak üzere altı sanatçının işleri sergileniyor.</p>
<p>Yürümek, hareket etmek, düşüncelere gebe. Aylaklar yolda ilerlerken karşısına çıkacaklardan henüz bihaberdir. Akıp giden görüntüler değiştikçe zihnin akışı da değişir. Bu şekliyle aylaklık, bir nevi yaratıcı düşünme yöntemi. Sergideki eserleri görmek beni yürümek kadar şehirdeki hareket alanları ve engelsiz hareket özgürlüğü üzerine de yaratıcı düşünmeye davet etti.</p>
<p>Yürüyen kişi pek çok şeyin peşinden gider. Sanatçıların eserleri yürürken peşine düştüğümüz yeni olayları, olasılıkları ve kendimizi; kurulu olmayan düzeni, başka hayatları ve hayalleri; inançları, talepleri ve arzuları anlattı bana. Yürümeyi kültür, tarih ve edebiyat bağlamında yeniden yorumlayarak yürüme eyleminin sonsuz sonuçlarının içine çekti.</p>
<p>Sergide, Yasemin Özcan’ın “Flanöz’ün Kalbi” başlıklı sunum performansı ise, &#8216;<em>limonata&#8217; gibi havalarda</em> kadının toplumda kendine yürüyerek yer açması üzerine düşündürerek salondaki biz &#8216;flanözlerin&#8217; kalbini aynı tempoya sabitledi sanıyorum.</p>
<p><strong> </strong><strong>Yürüyerek Arınmak: Kudüs </strong></p>
<p>Kutsal olanın kutsallığı nereden gelir? Uğruna çekilen cefadan kaynaklandığı konusunda yaygın bir algı olabileceğini tahmin ediyorum. Tarih boyunca dini yolculukların “çile” yolculuğu olarak adlandırılmasının da bunda payı vardır muhakkak. Ancak zorlu tırmanışlar yapılarak ulaşılabilen dağ zirvelerine ya da uzun yolculuklar sonucu varılabilen arazilere yerleştirilen kutsal mabetler bunu kanıtlar gibi.</p>
<p>Geçen aylarda seyahat ettiğim Kudüs’te, herkes gibi yalnızca yürüdüm. Tarihi şehir yürümek dışında pek bir şeyi mümkün kılmayacak kadar küçük. Buna rağmen üç büyük dinin kutsal kabul edilen mekanlarına ev sahipliği yapıyor. İki sokağı dolduracak kadar adım atmak insanı bir öteki mahalleye, dolayısıyla &#8216;öteki&#8217; dine, dolayısıyla &#8216;öteki&#8217; kültüre taşıyor. Üstelik yürünen her yol, sıradan bir yol değil Kudüs’te. Kutsal Kabir Kilisesi’nden başlayarak devam eden, Hristiyan inancına göre İsa’nın sırtında çarmıhla yürüdüğüne inanılan Çile Yolu da Kudüs’te bulunuyor.</p>
<p>İnananlar için kutsal yollara kazınmış ayak izlerini takip etmek ibadet etmek olarak görülüyor. Aslında yürüyerek temizlenmenin, arınmanın hepimiz için doğruluğundan söz edemez miyiz? İnsan yürüyerek yenilenebilir, yeniden doğabilir. Kutsal olarak kabul edilen bir yol olsa da olmasa da, yürüyen kişi bir inanan olsa da olmasa da yürümek bizi değiştirir. Kimi zaman kendimizi bulmak kimi zaman kendimizden uzaklaşmak için yürürüz, ama çıktığımız tüm yollardan değişmiş olarak dönmeyi ümit ederiz. Çünkü yürümek, içimizde ölmesi gereken şeyleri öldürerek bize yeniden azar azar can katar. Yeni ve iyileşmiş bir ben oluruz yürüyüşün sonunda. Tıpkı her seyahatimden döndüğümde hissettiğim gibi.</p>
<p><strong>*</strong><em> Immanuel Kant</em></p>
<p><strong>Ana görsel:</strong> Özge Karakaya, Ürdün 2017; <a href="https://www.instagram.com/baskabiryerdeyim/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">instagram.com/baskabiryerdeyim/</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/09/izleyecegim-yolu-ben-cizdim/">“İzleyeceğim Yolu Ben Çizdim”*</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
