<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>feride eralp arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/feride-eralp/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/feride-eralp/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Nov 2019 13:15:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>feride eralp arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/feride-eralp/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kadınlar Birlikte Güçlü: Birbirimizi Hatırlamak ve Birlikte güçlenmek İçin Bir Alan</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/20/kadinlar-birlikte-guclu-birbirimizi-hatirlamak-ve-birlikte-guclenmek-icin-bir-alan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burcu Arıkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Nov 2018 08:51:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[25 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[feride eralp]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlar Birlikte Güçlü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32522</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Kadınlar Birlikte Güçlü” sloganı artık kulağımıza çok tanıdık gelen, gündelik hayatın içerisinde sıkça denk geldiğimiz bir slogan oldu. Kadınların birçok sorununun özel alana hapsolduğunu ve çoğu kadının “bunları bir tek ben mi yaşıyorum?” duygusuyla başa çıkmak zorunda kaldığını düşününce, bu sloganın hepimize çok iyi geleceğini düşünüyorum duyduğum ilk günden beri. Tek başımıza değiliz, hepimiz kadınlığın ortak coğrafyasında yaşıyoruz ve evet, birlikte güçlüyüz. Kadınlar Birlikte Güçlü sloganıyla çağrısı yapılan İstanbul İller Buluşmasına gittiğimde bu çok tanıdık sloganın hikâyesini çok da bilmediğimi fark ettim ve hem kendim, hem sizler için bu toplantıda onlarca ilden gelmiş, 200’den fazla kadının nasıl bir araya geldiğini Feride Eralp’le konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/20/kadinlar-birlikte-guclu-birbirimizi-hatirlamak-ve-birlikte-guclenmek-icin-bir-alan/">Kadınlar Birlikte Güçlü: Birbirimizi Hatırlamak ve Birlikte güçlenmek İçin Bir Alan</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Feride, Kadınlar Birlikte Güçlü çok tanıdık ama hepimizin daha çok tanımaya da ihtiyacı var galiba, bu buluşma halinin hikâyesini biraz anlatabilir misin? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2014’ten itibaren Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem grubu diye bir grubumuz vardı. Bu grubun içerisinde sol örgütlerden kadın grupları, sendikalardan, partilerden kadınlar ve bağımsız/örgütlü feministler bir araya geliyordu. O dönem İstanbul Feminist Kolektif hala vardı ve o da bu grubun içerisindeydi. Özelikle “meclis toplansın, kadın cinayetlerine karşı acil önlem alınsın” dediğimiz bir kampanya ile bir araya gelmiştik. Ankara, Adana, Bursa, İzmir kadın platformları gibi kadınların bir araya geldiği bir platformumuz olmadığı için bu kampanya grubu sonrasında bir iletişim platformu olarak devam etti, İstanbul’da bir kadın platformunun eksikliğine karşılık geldi. </span></p>
<p><b>Bu iletişim ağının devamı nasıl ilerledi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugüne kadar kampanya bazlı ilerledik. Güncel gelişmeler üzerine çağrı yaparak bir araya gelip eylem örgütlediğimiz bir biçimde ilerledi. Bu süreçte kalıcı ilişkiler kurulmaya başlandı. Sonrasında, 2017’de, “Türkiye Anayasa Değişikliği Referandumu” sürecinde, Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem grubu olarak bir araya geldik ve kadınlar olarak bu konuya dair sözümüz ne olabilir üzerine konuştuk. Bir kampanya düşündük ve bir çağrı yaptık ve 27 Ocak 2017’de Cezayir toplantı salonunda bir toplantı düzenledik, epey kalabalık bir toplantı oldu. Sonrasında, 6 Şubat’ta Feminist Mekân&#8217;da bir toplantı daha oldu. “Kadınlar Birlikte Güçlü” ismi bu toplantıda şekillendi.</span></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-32525 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-20_1023.png" alt="" width="424" height="117" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-20_1023.png 594w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-20_1023-320x88.png 320w" sizes="(max-width: 424px) 100vw, 424px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu toplantılarda üçayaklı bir kampanya yürütme kararı alındı. Takvim günleri kadın hareketinin düzenli bir araya gelişlerinde önemli bir rol oynuyor. Bu yüzden başlangıç olarak herkesin aşina olduğu bir tarih olan 14 Şubat’ı belirledik. Sonrasında 25 Şubat’ta birçok ilden kadının dâhil olacağı bir buluşma daha yapıp 8 Mart’ı güçlendirecek bir süreç düşündük. 8 Mart için de o sene gündemde olan Uluslararası Kadın Grevi’ne ses vermeyi planladık. 20’den fazla ilde ortak bir metin okundu ve bundan bir video üretildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu esnada hem referanduma dair kadınların sözünü söylemek istiyor hem de kadın politikasını referanduma sıkıştırmaktan çekiniyorduk. Yani referanduma ses veren ama oraya sıkışmayan bir kampanya hayal ettik. Bu yüzden mesela 14 Şubat’ın sözü “Eşitsiz Aşka Hayır” olmuştu, içinde hayır da geçiyordu ama tek derdi o değildi. Kampanya sözü “Tek Başına Olmaz, Hayır, 8 Mart’a Doğru Kadınlar Birlikte Güçlü” olmuştu. Hem 8 Mart’ı, hem tek başına olmamayı hem de hayır sözünü vurgulamak istedik. Bu süreçte insanlar bütün bu kampanyalardan “Kadınlar Birlikte Güçlü” diye bahseder hale geldi, 8 Mart’a doğru kısmı gölgelenmiş oldu, geriye kadınlar birlikte güçlü kaldı. Bir yandan da 8 Mart’ı güçlendiren bir yanı oldu kampanyanın. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">8 Mart sonrasında Şişli Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde birçok ilden gelen yaklaşık 200 kadınla bir mini buluşma yaptık ve kampanyayı sonlandırdık.</span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-32526 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-20_1024.png" alt="" width="357" height="265" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-20_1024.png 380w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-20_1024-320x237.png 320w" sizes="(max-width: 357px) 100vw, 357px" /></p>
<p><b>Bu kampanya sonrasında başta bahsettiğin iletişim ağı nasıl devam etti?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kampanya bittikten sonra bu vesileyle oluşmuş iletişim ağlarını kullanmaya devam edelim dedik. Yani kampanya bitti ama orada ortaya çıkan “Kadınlar Birlikte Güçlü” ortadan kalkmadı. Bu süreçte Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem ağından farklı olarak, daha önce o iletişim ağında olmayan kadın grupları da dâhil oldu. Önceki senelerde ortak işler yapmamış olan kadın grupları bir araya gelmiş oldu ve bu ağ İstanbul’daki kadın örgütlerinin iletişim zeminlerinden biri haline gelmiş oldu. Bu noktada sadece İstanbul özeli için konuşuyorum, Türkiye genelinde kadınların bir araya geldiği farklı farklı platformlar var. </span></p>
<p><b>Bu süreçten sonra bir iletişim ağı olarak Kadınlar Birlikte Güçlü nasıl işledi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Müftülük yasasına karşı eylemler, çocuk istismarına karşı söz üretmek gibi çağrılar Kadınlar Birlikte Güçlü iletişim ağı üzerinden yapılmaya başlandı. Bir şekilde beraber ses çıkaracağımız gündemlerde bu iletişim ağı bir araya gelme aracı olarak kullanıldı ama bir platform olmadığımız için ortak imza verilecek metinlerde imzası olan bir oluşum değildi, bu metinlerde herkes kendi kurumsal ismiyle imza vermeye devam etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Örneğin son iki senedir 25 Kasım çağrılarını ilk olarak Kadınlar Birlikte Güçlü mail grubundan yapıyoruz ve 25 Kasım Kadın Platformunu bu iletişim ağı üzerinden kuruyoruz İstanbul’da. Kadınlar Birlikte Güçlü’nün mail adresi ve sosyal medya araçları bir araç haline geldi, amaçtan ziyade. Bu bir platform diyemem, ortak hareket etmemizi sağlayan bir araç. </span></p>
<p><b>Son toplantının motivasyonu neydi? Bu iletişim ağı süreci nasıl bir araya gelme toplantısına vardı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">24 Haziran seçimi sonrasında herkes umutsuz hissediyordu. Kadınlar Birlikte Güçlü ağı İstanbul’da bir araya geldi. Önümüzde başka bir rejim, başka bir sistem şekilleniyor, biz bunun karşısında hayatlarımıza sahip çıkmak için gereken gücü nasıl bulabiliriz diye düşündük. Kendi yerellerimizde de, genelde de dağınık olduğumuz bu dönemde bir Türkiye buluşması, iller arası buluşma yapmanın vaktidir diye düşündük. Bu dağınıklık içerisinden bir enerji bulmak hepimize iyi gelebilir dedik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">8 Eylül ve 22 Eylül’de, Feminist Mekân&#8217;da kalabalık toplantılar yaptık ve bu buluşmayısını konuştuk. Ortak bir kaygı vardı: Kadınların kazanılmış haklarının bu kadar bilincinde olduğu ve bunlara sahip çıktığı bir dönemde, iktidar kadın hareketini doğrudan karşısına almamaya dikkat ediyor. Doğrudan karşısına aldığında neler olduğunu tecavüzü meşrulaştırma yasa tasarısında hep beraber gördük. Ortaya çıkan tepki çok kuvvetliydi ve “buna belli tipte kadınlar karşı çıkıyor” söylemine indirgeyemeyecekleri kadar karma bir tepkiydi. Daha da önemlisi bu ortak söz birbirine temas etmeden dahi gelişiyor. Bu yüzden haklarımızı elimizden almıyormuş gibi görünen biçimlerle süreci yürütmeye başladılar. Mesela “kamu kreşlerini kapatıyoruz” diye bir açıklama yapmak yerine, Sayıştay belediye kreşlerini denetliyor ve bu kreşler için kaynak tahsis edilmemesi gerektiğini açıklıyor. Maliye Bakanlığı bundan sonra kaynak tahsis edilmeyecek diye bir tebliğ yayınlıyor. Bunlar gözden kaçan şeyler ama bir bakıyorsun 2008’den bu yana 400’den fazla kamu kreşi kapanmış, 2016’da 56’ya inmiş sayı. Bu esnada müftülük kreşleri artmış ve kadınlara buna mecbur bırakılmış. Bunları göstere göstere yapmıyorlar artık, daha dolaylı yollarlarla toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştiren bir politika güdüyorlar. Kadınların ortak bir ses çıkarmasına fırsat ve zemin sunmayacak biçimlerde politika yapılıyor. Buna ek olarak da kadın hareketini ikame etmeye çalışıyorlar. Kadınlar kadın hareketine güveniyor, kadın hareketinin çok genel bir meşruiyeti var bu yüzden hareketin altının oyulması lazım. Dolayısıyla kendine yakın kadın örgütlenmelerine fonlar akıtırken diğerlerini tutuklama, kapatma, yasa tasarılarının görüşüldüğü toplantılara almama gibi çeşitli yollarla devre dışı bırakmaya çalışıyor. Bu yüzden yaptığımız toplantılardaki ortak kaygılardan en önemlisi de kadın hareketinin muğlaklaştırılmasının tehlikesi ve buna sahip çıkmamız gerektiği oldu.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın hareketinin ne olduğunu elbette kimse tek başına belirleyemez, ama bazı ortaklıklarımızı konuşmak lazım dedik. Bunun için de birbirimizle temaslarımızı arttırmak gerekiyor. Aynı şeyleri söylemek zorunda değiliz ama farklı farklı illerden kadınların birbirileriyle iletişimi olması önemli. Eskiden birbirimizden daha haberdardık, ortak eylemleri daha sık yapardık, kadınlar birbirini daha çok tanıyordu. Dolayısıyla belki buna hizmet eder diyerek iller arası bir kadın buluşması çağrısı yapmaya karar verdik.</span></p>
<p><b>Bu bir araya gelme İstanbul’la mı kısıtlı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz İstanbul’da, kendi yerelimizde bir çağrı yapalım dedik ama diğer iller de kendi aralarında konuşuyorlar, Adana’da, Mersin’de, Kocaeli’nde, Samsun’da il buluşmaları yapıyorlar. Herkes kendi bulunduğu yerde konuşuyor aslında, iller arası bir buluşmada ortak temas alanlarımız neler olabilir üzerine konuşmak istedik. İller arası büyük bir buluşmada bir araya gelip önerilerimizi konuşalım ve en azından şöyle bir soruyla ayrılalım istedik: Biz çok farklı kadınlarız, farklı platformlarımız var, hepimizin farklı tarihleri var ama bunların birbirine değdiği, birbiriyle ilişkilendiği bir zemin var edebilir miyiz?</span></p>
<p><b>Bu özellikle gerektiğinde bir araya gelebilmek açısından önemli, değil mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet, ortak imzalı metinler çıkıyor, bu olumlu bir şey ama başka ortak eylemlilikler mümkün olabilir, bunu önümüze koyabiliriz. Şimdiye kadar eş zamanlı eylemler yapıldı ama daha çok İstanbul, Ankara, İzmir gibi yerler üzerinden olmayan bir iletişim ağı mümkün mü diye düşündük. Örgütlerin Türkiye’yi kapsayan iletişim ağları var ama bunlar yine kendi içlerinde, bunları aşan ortak temas zemini nasıl olabilir? </span></p>
<p><b>Yani bir örgütlenme değil de bir temas alanından bahsediyorsun?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz böyle bir ağımız olsun, gerektiğinde buradan harekete geçebilelim diye düşündük ve böyle bir şeye gerçekten ihtiyacımız var mı sorusunu bir araya gelerek cevaplamayı istedik. İlk toplantı bu motivasyonla yapıldı ve şimdi Ocak’ta daha geniş kapsamlı bir iller arası buluşması önerdik. Biz kendi yerelimizde konuşup iletişim ağına bu öneriyi gönderiyoruz, başka yereller de kendi önerilerini iletiyor. Eğer yapılacak toplantıda “evet bizim iletişim halinde olmaya ihtiyacımız var” duygusu çıkarsa ve önümüze bizi canlandırabilecek bir somut öneri koyabilirsek iyi bir başlangıç olacak. Çünkü bu aralar kadın hareketinde çok duyduğumuz bir söylem var: “biz eskiden…” Biz aslında şimdi de çok güçlüyüz ama bunu hatırlamaya ihtiyacımız var. Kadınlar Birlikte Güçlü bir platform adı değil, yeni bir şey kurma arzusu değil; bir hatırlatıcı, zaten var olanlar arası bir ilişki. Yeni buluşmada değişebilir, adı olmayabilir, bunun önemi yok. Önemli olan birlikteliğin kendisi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sığınaklar Kurultayı mesela geniş bir yapı ama çok belirli bir çerçevesi var, İstanbul Sözleşmesi İzleme Platformu var, TCK değişikliği için bir araya gelen Şiddete Son Platormu platformu var. Fakat Kadınlar Birlikte Güçlü’ye dahil olan kadınların bir kısmı bu mevcut ağlara entegre değiller. Sözlerini sahipleniyorlar ama tam içinde değiller. Bunlara ek olarak daha geniş kapsamlı bir zemin yok. Bu herkes bir araya gelsin iddiası değil; herkes birbirinden daha haberdar olsun derdi. Kadın hareketinde yıllar içersinde bir sürü ilişkiler kuruluyor, bunun aktarımı için yollar bulmak gibi bir sorumluluğumuz da var diye hissediyorum. Birçok kadın grubu var ama onların arasında bir iletişim, sürekli ve sürdürülebilir bir bağın oluşması ve bunun aktarılması bana önemli geliyor. Çünkü birçok mail gruplarımız oldu ama zaman içerisinde bunlar işlevsizleşti.</span></p>
<p><b>Peki, bu iletişim ağı neden farklı bir umut vaat ediyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşte yeni buluşmada hepimiz bu soru üzerine düşünüp birbirimize önerilerimizi sunmalıyız. Nasıl olur da bu iletişim canlı kalabilir, kadınların teması sürdürülebilir üzerine hepimizin düşünmesi lazım. Ben senelik buluşmalar düzenlenmenin ve yüz yüze gelmenin gücünü kullanmamız gerektiğini düşünüyorum. Farklı illerden kadınların birbirine gidip geldiği durumları artırmak da bir yol.</span></p>
<p><b>İstanbul’un genelde merkez olması eleştiriliyor yer yer, buna ne diyorsun?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bence sadece İstanbul kadın hareketiyle ilgili değil bu durum. İstanbul’un kendisinin kalabalık olmasıyla, kendi içinde çok büyük olması da buna neden oluyor. Birçok konu İstanbul üzerinden konuşuluyor aslında. 8 Mart’ta İstanbul’un Taksim eyleminin fotoğrafı Türkiye’yi temsil eden bir fotoğraf haline gelir mesela. Merkez olmak gibi bir isteğimiz yok, ama yine de sık sık hem kendimize bunu hatırlatmamız, hem de beraber yol aldığımız kadınlara bunu hissettirmemiz lazım. Bu aramızdaki güvenle çözülebilecek bir şey. İstanbul kadın hareketinin birtakım farkları var, bu yüzden ortaya çıkabiliyor bu endişe. Bir kere daha sık bir araya geliyoruz, daha hızlı tepki veriyoruz. Bu da İstanbul’un hızıyla, temposuyla ilgili olabilir diye düşünüyorum. Burada hayat her konuda çok hızlı akıyor, bizim için acele “bir saat içerisinde” demek oluyor. Burada 2 saat içerisinde e-mailine cevap vermezsen sorun oluyor, bu kadar hızlı akması aslında hayatı insana dar eden bir şey. Ama bir yandan da çok hızlı tepki vermeyi getiriyor ve bu da bizi çağrı yapan konumuna itebiliyor. Bu alışkanlıkları hep sorgulamamız gerekiyor. Hepimizin, durduğumuz yerden, kendimiz ile diğer dinamikler arasındaki ortak alanı arttırmak için inisiyatif almamız gerekir. Bunun olabilmesi için de daha sıkı bir iletişim ağı lazım. Hani uçakla bile bir yere giderken İstanbul’dan aktarma yapılır ya, bazen öyle bir durum oluyor. Bunun değişmesi için iller arası buluşmada bir araya gelmeyi, beraber hareket etmek için farklı yollar bulmayı öneriyoruz tam da. Bu ilişkileri nasıl kurduğumuzu yeniden düşünmemiz ve dönüştürmemiz lazım, bu yüzden de daha sık bir araya gelmemiz lazım.</span></p>
<p><b>Nasıl bir ilişki kurma biçimi olabilir Kadınlar Birlikte Güçlü derken düşüneceğimiz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mesela İspanya’da kadın grevi örgütleniyor, değil mi? Nasıl örgütleniyor? Bölgesel koordinasyonlar kuruyorlar, her bölgenin kendi koordinasyonu var, o koordinasyonun içinde o bölgedeki örgütler, bağımsız kişiler var. Genel bir koordinasyon var ama esas olan o bölgesel koordinasyon, genel olan da bölgelerdeki kişilerden oluşuyor. Genel koordinasyon bir iletişim alanı aslında bölgeler arasında, ama temel olarak bölgeler çalışmayı yapıyor, bölgeler hareketli. Merkezden değil, tabandan kuruluyor ağlar. Dolayısıyla bizim bu bir araya gelişimiz de İstanbul’la sınırlı kalırsa güçlenemeyiz. Ancak yerellerdeki örgütlülükler, bölgesel örgütlülükler, ilişkiler, o ilişkilerin daha derinlikli olması, daha genişlemesi sonucunda hakikaten bir şeyleri değiştirecek gücü bulabiliriz. Bu belli ölçülerde var zaten, ama bunu büyütmek derdimiz.</span></p>
<p>Feride Eralp’in aktardıkları bir çatı, bir platform önerisindense kadın hareketinin çeşitliliğini, yerelde güçlenmeyi ve bu özgünlüklerin ortak dertlerle bir araya gelebilmesine vesile olacak bir ağı tarifliyor. Bu ağ mail grubu ve sosyal medya üzerinden genişliyor ve ülkenin her yerinden kadınlara birlikte güçlü olduğumuzu, hepimizin birbirinin sesine ihtiyacı olduğunu hatırlatıyor. Adana, Mersin, Kocaeli,  ve Antakya illerinden kadınların 25 Kasım’a yönelik çağrıları sosyal medyadan duyuruldu, İstanbul 25 Kasım Platformu’nun duyuru videosu da yayınlandı. Bu alanın hepimizin birbirimizden haberdar olmasını sağlamasını ve birlikte daha güçlü olmamızı umuyorum.</p>
<figure id="attachment_32528" aria-describedby="caption-attachment-32528" style="width: 452px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="size-full wp-image-32528" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-20_1030.png" alt="" width="452" height="304" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-20_1030.png 452w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-20_1030-320x215.png 320w" sizes="(max-width: 452px) 100vw, 452px" /><figcaption id="caption-attachment-32528" class="wp-caption-text">Mersin- Kocaeli Kadınlar Birlikte Güçlü Buluşması</figcaption></figure>
<figure id="attachment_32530" aria-describedby="caption-attachment-32530" style="width: 640px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-32530" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-20_1033_001-horz-640x143.jpg" alt="" width="640" height="143" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-20_1033_001-horz-640x143.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-20_1033_001-horz-610x136.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-20_1033_001-horz-320x71.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-20_1033_001-horz.jpg 826w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-32530" class="wp-caption-text">Mersin, Adana, Kocaeli Kadınlar Birlikte Güçlü buluşması</figcaption></figure>
<p><iframe loading="lazy" title="Tek Başına Olmaz, Hayır! 8 Mart&#039;ta Doğru Kadınlar Birlikte Güçlü kampanya videosu" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/2D3UMDUFyUI?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong>Kadınlar Birlikte Güçlü İletişim: </strong></p>
<p><a href="https://www.facebook.com/KadinlarBirlikteGuclu/"><span style="font-weight: 400;">https://www.facebook.com/KadinlarBirlikteGuclu/</span></a></p>
<p><a href="https://twitter.com/8MartaDogru"><span style="font-weight: 400;">https://twitter.com/8MartaDogru</span></a></p>
<p><a href="https://www.instagram.com/kadinlar.birlikte.guclu/?hl=tr"><span style="font-weight: 400;">https://www.instagram.com/kadinlar.birlikte.guclu/?hl=tr</span></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/20/kadinlar-birlikte-guclu-birbirimizi-hatirlamak-ve-birlikte-guclenmek-icin-bir-alan/">Kadınlar Birlikte Güçlü: Birbirimizi Hatırlamak ve Birlikte güçlenmek İçin Bir Alan</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİKG ve TODAP Sur&#8217;da tahliye edilen çocuk görüntülerini değerlendirdi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/28/bikg-ve-todap-surda-tahliye-edilen-cocuk-goruntulerini-degerlendirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Jan 2017 12:50:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Barış için Kadın Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[BİKG]]></category>
		<category><![CDATA[Burcu Çolak]]></category>
		<category><![CDATA[Çatışma Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[feride eralp]]></category>
		<category><![CDATA[sokağa çıkma yasağı]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[todap]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=11171</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birkaç hafta önce kamuoyuna Diyarbakır Sur&#8217;da sokağa çıkma yasağı ilan edilen bölgelerdeki tahliyeler sırasında çekilen video kayıtları sızdırıldı. Kayıtlarda yer alan çocukların tahliyesi, üst arama biçimleri yüzünden büyük tepki topladı. Barış için Kadın Girişimi&#8217;nden (BİKG) Feride Eralp ile Toplumsal Dayanışma için Psikologlar (TODAP) üyesi ve psikolog Burcu Çolak bu tahliye görüntüleri hakkındaki sorularımızı yanıtladı. &#8220;Çocukların [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/28/bikg-ve-todap-surda-tahliye-edilen-cocuk-goruntulerini-degerlendirdi/">BİKG ve TODAP Sur&#8217;da tahliye edilen çocuk görüntülerini değerlendirdi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Birkaç hafta önce kamuoyuna Diyarbakır Sur&#8217;da sokağa çıkma yasağı ilan edilen bölgelerdeki tahliyeler sırasında çekilen video kayıtları sızdırıldı. Kayıtlarda yer alan çocukların tahliyesi, üst arama biçimleri yüzünden büyük tepki topladı. Barış için Kadın Girişimi&#8217;nden (BİKG) Feride Eralp ile Toplumsal Dayanışma için Psikologlar (TODAP) üyesi ve psikolog Burcu Çolak bu tahliye görüntüleri hakkındaki sorularımızı yanıtladı.</strong><span id="more-17628"></span></p>
<h4>&#8220;Çocukların tahliyesi sırasında çocuk ve insan haklarına aykırı bir yol izlendiğini görüyoruz&#8221;</h4>
<p><strong>-Kamuoyuna sızan tahliye görüntülerini nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p><em><strong>Feride Eralp:</strong></em> Görüntülerin sızdığı mı yoksa bilinçli olarak mı sızdırıldığı da başka bir soru tabii. Ama üzerinden zaman geçtikten sonra neden şimdi sosyal medyada bu tür görüntülerin yayılmaya çalışıldığını da sormadan edemiyoruz. Görüntü yaygınlaştırmanın kendisinin Cizre&#8217;de, Yüksekova&#8217;da, İdil&#8217;deki duvar yazılamalarında nasıl bir şiddet biçimi haline geldiğine hep birlikte tanıklık ettik sonuçta. Dolayısıyla bu görüntülerin aradan bir yıl geçtikten sonra servis edilmesini de çocukların teşhir edilmesinin bir yöntemi ve savaş politikasının bir parçası olarak görmek mümkün. Bu görüntüler de çatışmaların yaşanmakta olduğu ve abluka altındaki Sur&#8217;dan 104. günde çıkabilen çocukların çıkarken kolluk kuvvetleri tarafından nasıl arandığının görüntüleri. Ayakkabıları çıkarttırılarak ve karnı açtırılarak aranılan bir kız çocuğu var, arkadan da cinsiyetçi küfür ve hakaretler, tehditler duyuluyor. Zaten 104 gündür bombalar altında, her an yakınlarından birinin veya kendilerinin ölüm tehlikesiyle, susuz, yemeksiz, elektriksiz yaşamak zorunda bırakılan, mahallelerinin duvarında tecavüz tehditleriyle dolu duvar yazılamaları bulunan, her türlü hakları ayaklar altına alınmış olan bu çocuklar çatışma alanından çıkarılırken de yine aynı korkuya maruz bırakılıyorlar. Travmalarına yenilerini eklememek için başta çocuk hakları dernekleri olmak üzere sivil toplum örgütlerinden o süreçte destek istenebilirdi, pedagoglar eşliğinde çıkarılabilirlerdi. O dönemde çok sayıda sivil toplum örgütü buna aday olmuştu. Biz de o günlerde Barış için Kadın Girişimi olarak Sur&#8217;daki Dicle Fırat Kültür Merkezi&#8217;nde nöbetteydik ve bu talebi desteklemiştik. Şimdi ortaya çıkan görüntülerden bizler gibi o dönemde sivillerin çıkarılmasında, ablukanın kaldırılmasında ve sivillerin oradan çıkışı sırasında bağımsız gözlemcilerin bulunmasında ısrar edenlerin ne kadar haklı olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Çocukların tahliyesi sırasında çocuk ve insan haklarına aykırı bir yol izlendiğini görüyoruz. Üstüne üstlük sonrasında da bu çocukların bir kısmının ebeveynlerinin tutuklanıp aileleri olmasına rağmen bir cezalandırma biçimi olarak sosyal hizmetlere verildiğini öğrendik.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11187" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/01/Feride_Eralp-e1485598254845.jpg" alt="" width="586" height="554" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/01/Feride_Eralp-e1485598254845.jpg 586w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/01/Feride_Eralp-e1485598254845-320x303.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 586px) 100vw, 586px" /></p>
<h4>&#8220;Bölgedeki sivil halkı terörize eden algı politikasının bir ürünü çocuklara terörist muamelesi yapmak&#8221;</h4>
<p><em><strong>Burcu Çolak:</strong></em> Güvenlik tedbiri açısından montunu çıkarması istenebilir ancak ardından gerçekleşen süreçte gerçekçi bir risk olmadığı görünüyor. Ellerini kaldırarak savaş ortamından çıkmaya çalışan bir çocuk var. Bomba düzeneğinin olmadığı görülse dahi silah var mı diye bakılıyor galiba. İncecik giyinmiş, silah koyacak yer yok. İnce bluzun altında silah olamayacağı belli olsa da bluzunu kaldırmak, göbeğini, sırtını açmak zorunda kalıyor bir çocuk. Elinde silahı sürekli insanlara doğru olan o kadar askerin içinde bu çocuk silah taşısa ne yapabilir, neden taşısın? Çok sıkı güvenlik önlemlerinin alındığı, insanların yargısız infaz edildiği, yaşam mücadelesi verilen bir bölgede sadece oradan geçmeye çalıştığı her halinden belli olan bir çocuğa haksız güç uygulanıyor, bölgede süren, halka yöneltilmiş şiddetin bir parçası sadece. Bölgedeki sivil halkı terörize eden algı politikasının bir ürünü çocuklara terörist muamelesi yapmak. Güvenlik güçleri de öldürülüyor evet, hayatlarını korumak zorundalar. Ancak bunu gerçek dışı terör politikalarına göre yapamazlar. Çocukların sokakta, evlerinde, kucakta kurşunlanarak öldürülmesi ve bunu yapanların yargılanmaması da küçük çocuklara kadar varan terörize etme politikasının, ırkçılığın, nefretle toplumu kutuplaştırıp korku iklimi yaratma çabalarının parçası.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11188" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/01/burcu-colak-e1485598341942.jpg" alt="" width="470" height="451" /></p>
<h4>&#8220;Çıplak aramalar güvenlik tedbiri olarak gösterilip şiddet uygulamanın aracı olarak kullanılıyor&#8221;</h4>
<p><strong>-Çocukların üstlerinin aranması prosedürünü cinsel istismar olarak değerlendiren insanlar var. Siz ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p><em><strong>Feride Eralp: </strong></em>Çocukların maruz kaldığı küçük düşürücü muameleye, öldürülmüş insanların bedenlerinin yanından yürüyerek geçmek zorunda kaldıktan sonra böyle tehdit ve hakaret ortasında kolluk güçlerinin onların kıyafetlerini kaldırtmasına, her ne şekilde tanımlarsak tanımlayalım, isyan etmek, bu hak ihlaline itiraz etmek önemli. Şiddetin cinsel istismar olarak nitelendirilmesi veya nitelendirilmemesi bunu değiştirmez. Savaşta yaşatılan şiddetin tamamının cinsiyetlendirildiğini, savaşın kendisinin cinsiyetlendirilmiş bir olgu olduğunu BİKG olarak defalarca tartıştık. Bu, son abluka sürecinde mekanların yalnızca mermi ve bombalarla değil tecavüz tehditlerinin duvarlara yazılması yoluyla sembolik olarak da kuşatılmasıyla iyice açığa çıktı. Çocukların bu görüntüde maruz kaldığı şiddeti bağlamından kopuk olarak düşünemeyiz. Tüm bu gördüklerimiz hem o çocuğun hem görüntüleri izleyenlerin zihninde canlandırdığı tüm hayaletlerle anlamlı. Barış için Kadın Girişimi olarak çözüm sürecinde Lice&#8217;ye gitmiştik. Orada askerlerin çarşıda yürümesinin, karakol kulelerinden evlerin avlularının gözükmesinin bile kadınlar için &#8211; 90&#8217;lı yıllarda karakollardaki tecavüzlerin hatırasıyla &#8211; nasıl cinsel şiddet olarak yaşandığını dinlemiştik. Anonsla kazağını kaldırması istenen kız için de 104 gündür yaşadıklarının yanı sıra koskoca 90&#8217;lı yılların tarihinin anlatılagelen ağırlığı var. Tüm bunlarla birlikte şiddetin kendisinin, çocuklara neyin yapılıp yapılmadığından bağımsız olarak cinsel boyutları da olduğunu söylemek mümkün.</p>
<p><strong><em>Burcu Çolak:</em></strong> Montun çıkarılması ve geri giyilmesi istenebilir ancak ardından süren müdahale bölgede özel harekatçıların tanık olduğumuz tecavüzcü erkek şiddetinden farkı yok. Korku ve baskı kültüründe, güçler hiyerarşisi aşırılaştığında tedbirler, güvenlik işlevi olmayan işkencelere dönüyor. Çıplak aramalar güvenlik tedbiri olarak gösterilip şiddet uygulamanın aracı olarak kullanılıyor. Yetişkinlerin arandığı güvenlik noktalarında çocukların da üzerlerindeki kalın ve bol kıyafetlerin,  -altında mutlaka kıyafetleri kalarak- çıkarılması istenebilir. Ancak çıplaklığa varan aramalar cinsel saldırı ve istismardır evet.</p>
<h4>&#8220;Tahliye sürecinin o dönemde de sivil toplum kuruluşlarından ve uluslararası gözlemcilerden oluşan bağımsız bir heyet eşliğinde gerçekleşmesi gerektiğini söyleyen birçok kurum vardı&#8221;</h4>
<p><strong>-Sizce bu tahliye süreci nasıl gerçekleşmeliydi?</strong></p>
<p><em><strong>Feride Eralp:</strong></em> Yukarıda da belirttiğim gibi tahliye sürecinin o dönemde de sivil toplum kuruluşlarından ve uluslararası gözlemcilerden oluşan bağımsız bir heyet eşliğinde gerçekleşmesi gerektiğini söyleyen birçok kurum vardı. Bu heyetin içinde pedagogların da yer almasıyla çocuklar için daha az travmatik bir ortam yaratılmaya çalışılabilirdi. Tüm bunlar defalarca dillendirilmesine rağmen gerçekleştirilmediği gibi üzerine bu görüntülerdeki sahneler yaşandı. Abluka kalktığında bile mahallelere uluslararası gözlemcilerin girmesine izin verilmedi.</p>
<p><em><strong>Burcu Çolak:</strong></em> Aramalar yapılırken güvenlik güçlerine sınırsız yetki verilemez. Aranan insanın haklarını gözeten, psikolojik sağlığını koruyan, gerçekçi risk analizi yapabilen bir sistem geliştirilmeli. X-ray cihazı ya da el cihazı aramaları çıplak aramaların yerine kullanılmalı. Güvenlik güçleri aramayı gerçekçi analizlerle gerekli görüyorsa bunu minimal düzeyde yapmalılar, çocuğu endişelendirmeden, ellerini kaldırmasını istemeden, nazik konuşarak, seslerini yükseltmeden, montundan daha fazlasını çıkarmasını, üzerini açmasını istemeden yapılabilir.</p>
<h4>&#8220;Böyle bir ortamda bu görüntülerin yayılması özellikle sosyal medyada çok hızlı bir nefret haline sebebiyet verebiliyor&#8221;</h4>
<p><strong>-Görüntüler Türkiye&#8217;deki çatışma ortamını nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p><strong>Feride Eralp:</strong> Türkiye&#8217;de artık çatışma ortamının bile çok ötesine geçmiş gergin ve her açıdan çok kutuplaşmış bir ortam var. Böyle bir ortamda bu görüntülerin yayılması özellikle sosyal medyada çok hızlı bir nefret haline sebebiyet verebiliyor. Bazıları sadece bu görüntüde de değil, genel olarak bu tür görüntülerde yapılanları alenen alkışlayınca ve destekleyince bu, toplumun vicdanında derin yaralar açabiliyor; yarın öbür gün yüz yüze bakmayı zorlaştırıyor. Her gün böyle karşı karşıya gelişlerin onlarcası yaşanıyor; ama özellikle bu kadar açıkça çocuklara şiddet uygulandığını gösteren görüntülerin bilerek servis edilmesiyle yeni bir boyuta taşınıyor.</p>
<h4>&#8220;Sivil toplumun bu alanda rolü çok önemli olmasına rağmen şu anda sivil toplumun bir şey yapmasının önünde birçok engel var&#8221;</h4>
<p><strong>-Savaş ortamında psikolojik ve fiziksel olarak zarar gören çocukları korumak adına sivil toplum neler yapmalı?</strong></p>
<p><strong>Feride Eralp:</strong> Sivil toplumun bu alanda rolü çok önemli olmasına rağmen şu anda sivil toplumun bir şey yapmasının önünde birçok engel var. Buna Olağanüstü Hal KHK&#8217;larıyla kapatılan dernekler arasında Gündem Çocuk gibi çocuklar yararına faaliyet gösteren bir derneğin bulunması bir örnek. Mesele Gündem Çocuk Derneği&#8217;nin yalnızca kapatılması da değil, aynı zamanda kapanmadan önce dahi Çocuklar için Barış Girişimi kapsamında çatışma bölgelerinde çocuklarla yapmak istedikleri (patlamamış maddelere dair farkındalık eğitimi gibi) çalışmaların sistematik bir biçimde yasaklanması. Böyle koşullar altında, savaş ortamında psikolojik ve fiziksel olarak çocukları korumanın kendisi bile kolaylıkla &#8216;terörist faaliyet&#8217; olarak adlandırılabiliyor; dolayısıyla herhangi bir şey yapmak çok zor hale geliyor.</p>
<h4>&#8220;Çatışma ortamında güvenlik güçleri tarafından öldürülen çocukların mahkemelerini kitlesel takip etmek, bu konuda toplumsal hafıza yaratmak çok önemli&#8221;</h4>
<p><em><strong>Burcu Çolak:</strong></em> Sivil toplum, çocuk haklarını sürekli gündem yaparak önleyici tedbirlerde bulunabilir. Kapatılan Gündem Çocuk&#8217;un yaptığı gibi. Savaş ortamında devlete imzaladığı uluslararası sözleşmeleri hatırlatarak çatışma ortamında çocukları koruması için takipte olabilir. Çatışma ortamında güvenlik güçleri tarafından öldürülen çocukların mahkemelerini kitlesel takip etmek, bu konuda toplumsal hafıza yaratmak çok önemli. Çocuk katılımlı barış çalışmaları çocukların mağduriyet yaşadıkları süreçte özne haline gelmelerini sağlamak için mutlaka yapılmalı. Çocukların politik özneler olduğunu gerçeği iktidar ve ana akım medya tarafından &#8220;Çocuklar sokağa sürülüyor&#8221; şeklinde veriliyor. Çocuklar içinde büyüdükleri gerçeklik neyse onu yaşıyorlar. Savaşta büyüyorsa tabii ki buna direnen oluyor. Etkilendiği neyse tam da onda etkin olma, sokağa çıkma, eylem yapma hakkına sahipler. Sivil toplum iktidara ve medyaya karşı bunu hatırlatmalı, savunmalı. Bu durum çocukların yaşamını korumakla çelişen bir şey değil. Etkilendiğinde etkin olma savaş bölgelerindeki çocuklara iyi gelen, sağlıklarını korumalarına, mücadele gücü kazanmalarına sebep olan bir durum. Kendi iradeleri ile katılımlarını sürekli engellemek gerçekçi değil. Devletse çocukların hayatını korumakla yükümlü. Çocuklar zaten bölgede devlete karşı direniş gösteriyorlar. Çocukların politik katılımı ve yaşam hakları, ikisi de devlet tarafından reddedilen bir durum. O nedenle mesele çocukların sokağa çıkması değil. Çocuklarda silah yok, onlara doğrultulmuş silahlar var. Travma sonrasında ise gönüllü psiko-sosyal destek ağlarının oluşturulması, ulaşılabilir ve nitelikli olması gerekli.Türkiye&#8217;de PSDA, İHD, THİV gibi örgütlenmeler bunu dayanışma ile gerçekleştirmeye çalışıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/28/bikg-ve-todap-surda-tahliye-edilen-cocuk-goruntulerini-degerlendirdi/">BİKG ve TODAP Sur&#8217;da tahliye edilen çocuk görüntülerini değerlendirdi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
