<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fatma Biltekin arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/fatma-biltekin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/fatma-biltekin/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 13 Apr 2022 11:46:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Fatma Biltekin arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/fatma-biltekin/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İBB Önündeki Yaşam Nöbeti Yağmur Altında Sürüyor: &#8220;Zulme Son Verilsin&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/08/ibb-onundeki-yasam-nobeti-yagmur-altinda-suruyor-zulme-son-verilsin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgür Bülbül]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jan 2020 13:02:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[HAKİM]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Vegan İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Altınsay]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem İmamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Biltekin]]></category>
		<category><![CDATA[hakim]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları izleme komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)]]></category>
		<category><![CDATA[Ruam hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Nöbeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46656</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvan Hakları aktivistlerinin, Büyükada'da 81 atın öldürülmesinin ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) önünde 19 Aralık'ta başlattığı Yaşam Nöbeti, yağmur altında ve zor koşullarda sürüyor. Eylemin sürdüğü parkta bir ağaç fırtınanın etkisiyle devrilirken, çadırların üzerine devrilme ihtimali olan birkaç ağacın etrafına da güvenlik tarafından şerit çekildi. Eylemle ilgili görüştüğümüz HAKİM Koordinatörü Fatma Biltekin ve İstanbul Vegan İnisiyatifi’nden Doğa Altınsay tüm kurumların harekete geçmesini ve zulme bir an önce son verilmesi gerektiğini belirtiyor.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/08/ibb-onundeki-yasam-nobeti-yagmur-altinda-suruyor-zulme-son-verilsin/">İBB Önündeki Yaşam Nöbeti Yağmur Altında Sürüyor: &lt;br&gt;&#8220;Zulme Son Verilsin&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) Koordinatörü Fatma Biltekin, Adalar’da 19 Aralık’ta 81, 21 Aralık’ta ise 24 atın ruam sebebi ile öldürüldüğünü ve bunun üzerine hayvan hakları aktivistlerinin İBB’nin Saraçhane binası karşısındaki parkta, faytonların kaldırılması talebi ile yaşam nöbetine başladığını hatırlattı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-46658 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/fatma1-640x1140.jpeg" alt="" width="257" height="458" />Faytonların kaldırılması talebinin yeni olmadığını yıllardır atların yaşadığı zulmün bitmesini istediklerini belirten Biltekin, &#8220;Bunun için eylemler yapıyoruz, hem yerel hem de meclis düzeyinde bu taleplerimizi yineliyoruz ancak değişen hiçbir şey yok, atlar ölmeye devam ediyor. Atlar, Adalar’da 45 dereceye varan yokuşlarda ölümüne çalıştırılıyor, kötü koşullarda yaşamak zorunda kalıyorlar. Yazın sıcakta hiç durmadan çalıştırılan bir at, kışın faytoncunun işine yaramadığı ve masraflı olduğu için uçurumdan atılabiliyor. Bu düzen yıllardır sürüp gidiyor, her sene adaya kaçak sokulan atlar ve koşullar sebebi ile ruam yüzünden de pek çok at ölüyor. Adalar’da yazın at sayısının bin 800’e ulaştığı söyleniyor. Net bir sayıya ulaşamıyoruz çünkü adaya giren kaçak atlar ve ölen at sayısını bilmiyoruz, resmi makamlar bilinmiyor maalesef” diye konuşuyor. </span></p>
<p><b>“Hayvanların Nereye Gideceği ile İlgili Hiçbir Çalışma Yapılmadı”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Adalar’da simgesel olarak 35 faytonun kalacağını belirtmesi üzerine  insanlarda faytonların kalkacağı algısı oluştu” diyen HAKİM Koordinatörü Biltekin, şöyle konuşuyor: “35 faytonun ve en az 140 atın insan menfaati için kullanılmaya devam etmesinin her sene ölen atlar için yenilerinin adaya getirilmesi demek. Biz tek bir at kalsa bile bunu kabul etmeyeceğimizi, bu köleliğin tamamen ortadan kaldırılması gerektiğini söylüyoruz. Nostalji, simge denilerek, hissedebilen bireyler olan atların yaşadıklarının görmezden gelinmesi kabul edilemez. Hayvan hakları aktivistleri faytonların kaldırılması için bu hava koşullarında, 20 gündür yaşam nöbetinde ancak hiçbir kurumdan henüz resmi bir açıklama gelmedi. Yaşam Nöbeti olarak Büyükada&#8217;daki 640 atın tutulduğu İSPARK parkındaki ahırlarda yaptığımız gözlemler hayvanların durumlarının içler acısı olduğunu gösterdi. Valiliğin apar topar aldığı karantina kararından sonra bütün atlar ahırlara alındılar. Karantina ahırlarının hazır olmaması ve zaten en başında ruam hastalığına sebep olan kötü koşulların devamı endişe vericiydi.”</span></p>
<p><b>“Yetkili Tüm Kurumlar Harekete Geçmeli ve Zulme Son Verilmeli”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-46659 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/sara%C3%A7hane-eylem-3-640x427.jpg" alt="" width="315" height="210" />Ahırlarda yaptıkları gözlemler sırasında, atların seyisler tarafından düzenli gezdirilmediğine de dikkat çeken Biltekin, adada şu an bin 380 at olduğunu öğrendiklerini paylaştı. Biltekin şunları ifade etti: “Yaşam Nöbeti olarak yetkili kurumlar ile yaptığımız görüşmelerde faytonlar kaldırıldığında faytondan kurtulan atların, ömürlerinin sonuna kadar sömürülmeyecekleri yerlerde, koruma altında yaşamaları gerektiği vurgusunu yaptık. Bunun üzerine bize bu atların bir daha insan menfaati için kullanılmayacağı söylendi ancak henüz hayvanların nereye gideceği ile ilgili hiçbir çalışma yapılmadığını fark ettik. Bu süreç yine bir Türkiye klasiği olarak yetkili kurumlar tarafından kötü yönetildi. Bu bakış açısı ile bu sorunun çözülemeyeceği aşikar. Adada fayton kaldığı sürece ruam da atların yaşadığı hak ihlalleri de bitmeyecek. Yetkili bütün kurumların bir an önce harekete geçmesi ve bu zulme son vermesi gerekiyor. Faytonlar kaldırıldıktan sonra atlara ne olacağı ile ilgili süreç de hayvan hakları aktivistleri ile birlikte, şeffaf olarak yürütülmeli.”</span></p>
<p><b>Vegan İnisiyatifi Aktivisti: &#8220;Sembolik Kölelik Yoktur&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-46660 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/sara%C3%A7hane-eylem-2-640x427.jpg" alt="" width="360" height="240" />İstanbul Vegan İnisiyatifi’nden Doğa Altınsay ise, seçimlerden önce Ekrem İmamoğlu’nun söz verdiğini lakin seçimlerden sonra bunun gerçekleşmemesiyle sonucun eylem noktasına vardığını söyledi. İmamoğlu’yla yapılan toplantıda faytonların tamamen kaldırılmasını beklediklerini ancak yüzde 5 sembolik olarak kalınacağının belirtildiğini kaydetti. Altınsay sözlerini şöyle sürdürdü: &#8220;Sembolik kölelik yoktur. Hangi at neye göre seçilecek, neden atlar bu devirde bir keyif ve ulaşım aracı olarak kullanılıp özgürlükten mahrum kalacaklar. Biz yaşam nöbetine başlayacağımızı belirttik. İmamoğlu, soğukta durmak istiyorsanız o sizin tercihiniz dedi. İyi niyetli bir söylem olmadı. Onları köle, araç ve mal statüsünden çıkartmamız gerekiyor. İmamoğlu da sonradan vicdanen istemediğini belirtti. İBB ve valilik görüştüler. İki tarafla da irtibatta kalacağız.”</span></p>
<p><b>“Siyaset Üstü Durum”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanlara yapılan zulme son verilmesini gerektiğini aktaran aktivist Altınsay sözlerini şöyle tamamladı: “Bu siyaset üstü bir durum. Hayvanların da hakları var ve bunu bizim korumamız lazım. Acilen şu anki atların durumunun geliştirilmesi, adadan gidince nereye götürüleceği süreçleri önemli. Sembolik kalmasıyla ilgili eylemimiz devam ediyor. Biz hayvanların araç olarak kullanılmasını doğru bulmuyoruz. Çadırlarımız ve bizler hava şartları nedeniyle kötü durumdayız. Tüm STK’ların da desteğini bekliyoruz. Duyarsızlık içimize sinmiyor.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/08/ibb-onundeki-yasam-nobeti-yagmur-altinda-suruyor-zulme-son-verilsin/">İBB Önündeki Yaşam Nöbeti Yağmur Altında Sürüyor: &lt;br&gt;&#8220;Zulme Son Verilsin&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İçişleri Bakanlığı, Bin Mermi Genelgesinin Gerekçesini Açıkladı!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/11/icisleri-bakanligi-bin-mermi-genelgesinin-gerekcesini-acikladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Feb 2019 08:39:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Avcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Biltekin]]></category>
		<category><![CDATA[genelge]]></category>
		<category><![CDATA[gerekçe]]></category>
		<category><![CDATA[hakim]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları İzleme Komitesi’nden]]></category>
		<category><![CDATA[İçişleri Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kara Avcılığı Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[mermi]]></category>
		<category><![CDATA[mermi miktarı]]></category>
		<category><![CDATA[silahlanma]]></category>
		<category><![CDATA[Tbmm]]></category>
		<category><![CDATA[Umut Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[yurttaşa yıllık 1000 mermi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35109</guid>

					<description><![CDATA[<p>İçişleri Bakanlığı’nın 14 Mart 2018 tarihli genelgesi ile, yurttaşların yıllık mermi alma hakkı, beş kat arttırılarak 200’den 1000’e çıkartılmıştı. Milletvekilleri, ilgili genelgeyi parlamentoda birçok kez gündeme getirmiş ancak genelgenin gerekçesi bakanlıkça ısrarla açıklanmamıştı. Sivil Sayfalar olarak, “mermi miktarı” konusu ile yayımlanan genelgenin gerekçesini İçişleri Bakanlığı’na sorduk. Bakanlık açıklama yaptı:</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/11/icisleri-bakanligi-bin-mermi-genelgesinin-gerekcesini-acikladi/">İçişleri Bakanlığı, Bin Mermi Genelgesinin Gerekçesini Açıkladı!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İçişleri Bakanlığı</strong>, 14 Mart 2018 tarihinde yayımladığı, 2018/5 sayılı ve “<strong>mermi miktarı</strong>” konulu genelge ile sivil yurttaşların yıllık mermi alma hakkını 200’den 1000’e çıkarmıştı. Genelge, ateşli silahlar ve av silahı bayilerine de emniyet birimlerince duyurulmuştu. Yayımlanan genelge, özellikle darbe girişiminden sonra sıkça dile getirilen “<strong>iç savaş</strong>” endişelerini tekrar gündeme taşımış, bireysel silahlanma tartışmalarını da şiddetlendirmişti.</p>
<p><strong>Mermi Miktarında Artış, Silah Reklamlarına Yasak</strong></p>
<p>Günümüzde bireysel silahlanma, her gün duyduğumuz cinayet ve şiddet olaylarını kolaylaştıran faktörlerin başında geliyor. Birçok ülke, bireysel silahlanma konusunda ciddi kısıtlamalar ve yasaklar getirirken, Türkiye’de bireysel silahlanmayı engellemeye yönelik girişimler maalesef emekleme seviyesinde… <strong>Ticaret Bakanlığı’</strong>nca hazırlanan “<strong>Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik</strong>” 28 Aralık 2018’de Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yürürlükteki yönetmeliğe yapılan bir ek ile, ateşli ve ateşsiz silahların reklamı yasaklandı: “Her türlü ateşli ve ateşsiz silah, silah üreticisinin ve satıcısının reklamına izin verilemez”. Silah reklamları yasaklansa da İçişleri Bakanlığı’nın tepki çeken mermi genelgesi hâlâ yürürlükte&#8230;</p>
<p><strong>Milletvekillerinin Soru Önergeleri Yanıtsız Bırakıldı</strong></p>
<p>Geride bıraktığımız 26. yasama döneminde, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri, söz konusu genelgenin gerekçesini İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya birçok kez sormuş ancak bu soru önergelerinin tamamı yanıtsız bırakılmıştı. Bu yasama döneminde de CHP’den, İstanbul Milletvekili Özgür Karabat ve Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, söz konusu genelgeyi tekrar parlamento gündemine taşıdı ancak her iki milletvekili de İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun cevaplandırmasını istediği soru önergelerine yanıt alabilmiş değil.</p>
<p><strong>Genelge Deliniyor mu?</strong></p>
<p>CHP Grup Başkanlığı’nca 2 Ekim 2018 tarihinde TBMM Başkanlığı’na sunulan yazılı soru önergesinde, Niğde Milletvekili Gürer’in Bakan Soylu’ya yönelttiği ancak herhangi bir cevap alamadığı bir diğer soru ise ülkemizde hüküm süren denetimsizliğe dikkat çekiyor: “Birden farklı ilden mermi talebi açıldığı ve elektronik ortamda takip edilmediği için yıllık istihkakın üzerinde merminin şahıslarca alındığı doğru mudur?”</p>
<p><strong>İçişleri Bakanlığı’nın Genelge Gerekçesi: Kaçak ve Usulsüz Mermi Edinimini Engellemek</strong></p>
<p>Milletvekillerinin soru önergeleri aylardır cevapsız bırakılırken, <strong>Sivil Sayfalar</strong> olarak, toplumun birçok kesimini ilgilendiren ve toplumsal tepki çeken genelgenin gerekçesini İçişleri Bakanlığı’na bilgi edinme hakkı kapsamında sorduk. Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Daire Başkanlığı, söz konusu genelgenin gerekçesini kaçak ve usulsüz mermi edinimini engellemek olarak açıkladı:</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-35111" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/gerekce-640x608.png" alt="" width="640" height="608" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/gerekce-640x608.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/gerekce-1024x973.png 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/gerekce.png 1158w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>“Atıcılık sporunu yapan vatandaşlarımızın poligonlarda ve meskûn mahal dışında yaptıkları atışlarda 200 adet mermi istihkakının az olmasından dolayı daha fazla mermi edinimi için kaçak yollara ve usulsüz edinimine gittikleri görülmektedir. Çalışır durumda olmayan ve ekonomik ömrünü tamamlamış tehlike arz eden bu silahları sırf mermi istihkakı alabilmek için ellerinde bulundurdukları bilinmektedir. Bu gerekçelerle yıllık 200 adet olan mermi istihkakı 1000 adete artırılmıştır. Bu mermi istihkakları tek seferde alınabileceği ğibi parça parça da alınıbilinir.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-35112" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/silahlanma-640x318.png" alt="" width="640" height="318" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/silahlanma-640x318.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/silahlanma-1024x508.png 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/silahlanma.png 1036w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><strong>Son 4 Yılda, Silahlı Şiddette % 69 Artış Yaşandı</strong></p>
<p>Bireysel silahlanmaya karşı 1993’ten bu yana mücadele veren Umut Vakfı’nın “<a href="http://www.umut.org.tr/umut-vakfi-turkiye-silahli-siddet-haritasi-2018/"><strong>Türkiye Silahlı Şiddet Haritası &#8211; 2018 Raporu</strong></a>”na göre, &#8220;2018 yılında basına 3 bin 679 olay basına yansımış bulunuyor… Yani sonu yaralama ve öldürmeye varan silahlı şiddette son 4 yılda % 69 artış dikkat çekiyor. Geçen yıl basına yansıyan bu 3 bin 679 olayda insanlar tüfeklerle, tabancalarla, kesici aletlerde ki, birçoğu acımasızca 2 bin 279 kişiyi öldürdü, 3 bin 762 kişiyi de yaraladı”. Umut Vakfı, “ağır yaralıların ne kadarının hastanede öldüğünü belirleme şansımız yok” diyor.</p>
<p>Ülkemizde, % 85’i ruhsatsız olmak üzere en az 25 milyon silah bulunduğunun belirtildiği, Umut Vakfı’nın 2018 raporuna göre, ateşli ve kesici aletlerle işlenen cinayetlerin 1.478’inde tüfekler, 1.429’unda (100’ün üzerinde beylik silahı olmak üzere) tabancalar”, 772’sinde ise kesici aletler kullanıldı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-35113" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/silahlanma-verileri-640x375.png" alt="" width="640" height="375" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/silahlanma-verileri-640x375.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/silahlanma-verileri.png 1006w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><strong>Av tüfekleri, Cinayetlerde Başı Çekiyor</strong></p>
<p>Her gün aldığımız hayvanlara yönelik şiddet haberlerinde ise, kaç hayvanın bireysel silahlar ile öldürüldüğü ve yaralandığı bilinmiyor. Avcılık, neredeyse tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yasal bir şekilde sürdürülüyor; kayıtlı ve kaçak avcılar, yılda yüzbinlerce hayvanı bireysel silahları ile öldürüyor. Av tüfeklerinin, bireysel silahlar ile işlenen cinayetlerde başı çektiği, yine istatistik verilerine yansımış durumda. Hayvan hakları savunucuları da hem hayvanların yaşam hakkını gasp ettiği, hem toplumsal şiddeti arttırdığı, hem de kadın ve nefret cinayetlerinde kolaylaştırıcı olduğu gerekçesiyle, avcılığın tüm Türkiye’de yasaklanması gerektiğini savunuyor.</p>
<p><strong>HAKİM: Bireysel Silahlanma da Avcılık da Yasaklanmalı</strong></p>
<p>Hayvan Hakları İzleme Komitesi’nden (HAKİM) Fatma Biltekin “Avcılığın tamamen yasaklanması için yıllardır mücadele veriyoruz. Avcılık, dünyadaki en güçlü endüstri olan silah lobisinin en büyük pazarlarından biri. Hem şirketler hem de devletler, silah endüstrisinden büyük paralar kazanıyor. Günümüzde, şirketlerin, devletlerin kârı, yaşam hakkından maalesef ağır basıyor. Bu yüzden avcılığı yasaklatamıyoruz. Avcılık, hayvanları doğrudan katlederken, insanları da dolaylı olarak katlediyor. Av tüfeği edinmek, Türkiye’de çok kolay. Bireysel silahlanma da avcılık da yasaklanmalı” diyor.,</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-35114" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/avcılık-640x362.png" alt="" width="640" height="362" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/avcılık-640x362.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/avcılık.png 952w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><strong>Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Gelir Kapısı: Avcılık</strong></p>
<p>Türkiye’de tür ayırt etmeksizin, hayvan hakları ihlâllerini raporlayan HAKİM’in edindiği resmî bilgilere göre avcılık, Tarım ve Orman Bakanlığı için ciddi bir gelir kaynağı… HAKİM’in, bilgi edinme hakkı kapsamında edinmiş olduğu bilgilere göre, 2017 yıl sonu itibarı ile Türkiye’de 260 bin 764 kayıtlı avcı var; bu şahısların 153 bin 510’u aktif avcı. Bu aktif avcılardan, sadece 2017’de, avlanma izin kartı satışı ve avlanma harcından toplam 47 milyon 278 bin 548 TL gelir elde edildi.</p>
<p>Yine 2017’de, Kara Avcılığı Kanunu’na muhalefet eden avcıların, 1301’i ateşli silah olmak üzere 2509 adet av araç ve gerecine el konulmuş; el konulan bu araç ve gereçlerin satışından ise 575 bin 754 TL gelir elde edilmiş.</p>
<p>*Haberde yer verilen, İçişleri Bakanlığı’nın cevabî yazısı, imla hataları düzeltilmeden, aynen aktarılmıştır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/11/icisleri-bakanligi-bin-mermi-genelgesinin-gerekcesini-acikladi/">İçişleri Bakanlığı, Bin Mermi Genelgesinin Gerekçesini Açıkladı!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aktivistler Değerlendirdi: 2018, Hayvan Hakları Açısından Nasıl Geçti?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/07/aktivistler-degerlendirdi-2018-hayvan-haklari-acisindan-nasil-gecti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Jan 2019 06:38:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneye Hayır Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Faytona Binme Atlar Ölüyor İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[HAKİM]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Ertürk]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Biltekin]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü Yağcı]]></category>
		<category><![CDATA[Yağmur Özgür Güven]]></category>
		<category><![CDATA[zülal kalkandelen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33990</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geride bıraktığımız 2018, diğer toplumsal hareketlerde olduğu gibi hayvan hakları hareketinde de durgunluk, hatta gerileme yılıydı. Genel seçimlerden önce ve sonra, hayvan hakları konusunda verilen vaatlerin hiçbirisi yerine getirilmedi. Hayvanlara yönelik şiddet haberlerini her gün aldık; bu haberlerin kimisini unuttuk, kimisini ise unutamadık. Hayvan hakları hareketinden aktivistler, 2018 yılını, kendi mücadeleleri ekseninde Sivil Sayfalar’a değerlendirdi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/07/aktivistler-degerlendirdi-2018-hayvan-haklari-acisindan-nasil-gecti/">Aktivistler Değerlendirdi: 2018, Hayvan Hakları Açısından Nasıl Geçti?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">2019 yılı da hayvan hakları aktivistleri için 2018’i aratmayarak başladı maalesef. 2019’un ilk gününe uyandığımızda, yılın ilk felaket haberi İstanbul Büyükada’dan geldi. Ada’nın tepesinde derme çatma yapılmış ve elektrik tesisatı uygun olmayan ahırlarda çıkan yangında, 9 at yanarak hayatını kaybetti; 4 at ise feci şekilde yaralandı. Bu facia ile ülkedeki fayton zulmü ve hayvan hakları sorunsalı tekrar gündeme geldi. Sadece bir haftayı geride bıraktığımız 2019’da, hayvanlar, yine korkunç muamelelere maruz bırakıldı, öldürüldü.</span></p>
<p><b>Faytona Binme Atlar Ölüyor İnisiyatifi</b><span style="font-weight: 400;">’nden Elif Ertürk, </span><b>Hayvan Hakları İzleme Komitesi</b><span style="font-weight: 400;">’nden Fatma Biltekin, </span><b>Yunuslara Özgürlük Platformu</b><span style="font-weight: 400;">’ndan Öykü Yağcı, </span><b>Deneye Hayır Platformu</b><span style="font-weight: 400;">’ndan Yağmur Özgür Güven ve </span><b>Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu</b><span style="font-weight: 400;">’ndan Zülâl Kalkandelen, 2018’i Sivil Sayfalar’a değerlendirdi; 2019’dan beklentilerini sıraladı.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-33992 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/1.png" alt="" width="322" height="321" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/1.png 322w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/1-160x160.png 160w" sizes="auto, (max-width: 322px) 100vw, 322px" /></p>
<p><b>Elif Ertürk (Faytona Binme Atlar Ölüyor İnisiyatifi):</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Faytona Binme Atlar Ölüyor İnisiyatifi olarak 5 yıldır faytonların atlara olan zararını, beraberinde getirdiği ölümleri ve zulmü belgeleriyle dile getirdik. Her yıl Adalar’a gelen ziyaretçi ve turist sayısındaki artış katlanarak büyüyor, faytonlarla yapılan ulaşım da buna paralel artıyor. Gün geçtikçe atlar daha fazla çalıştırılıyor. Ölümcül kazalar daha fazla yaşanıyor, kazalardan darbe alan, yaralanan atlar tedavi edilmediği için ağrılı, acılı ölümlere mahkûm ediliyor.</span></p>
<p><b>2014’ten 2018’e: Bir yılda yaşamını yitiren at sayısı iki katına çıktı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2014’teki resmî kayıtlara göre, Adalar’da sadece bir yılda yaşamını yitiren at sayısı 400 iken, 2018’e geldiğimizde bu sayı iki katına çıktı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kazalar, kışın ormana terk etme, tedavi ve bakımsızlık gibi kötü koşullar varken, atlar bir de ahır yangınlarında, büyük bir çaresizlik içerisinde yanarak can veriyor. 15 Haziran 2016’da çıkan ahır yangınlarında, resmî kayıtlara göre 7 at ölmüştü. Yeni yıla girdiğimiz  1 Ocak 2019 günü çıkan ahır yangınında da 9 at yanarak yaşamını yitirdi. Yangından kurtulan ağır yaralı 4 at ise İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde tedavi altına alındı, yaşam savaşı veriyorlar.</span></p>
<p><b>Karantinaya, yasağa rağmen atları, köle gibi Adalar’a taşımaya devam ettiler</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">14 Haziran 2018’de, Ruam hastalığı karantinası nedeniyle, Adalar’a at girişi yasak olmasına rağmen karara uyulmayarak, Anadolu’dan faytonlarda çalıştırılmak üzere getirilen 209 at Büyükada’ya gönderildi. 220 at, Beykoz’daki boş bir arazide aylarca sıcakta, yağmurda, feci koşullarda bekletildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir at, ortalama 25 sene yaşayabiliyorken, faytona koşulan atlar sadece 2 yıl yaşayabiliyor. Sonları hep aynı olan, ağrılı ve acılı bir ölüme mahkûm ediliyorlar.</span></p>
<p><b>İki yılda sadece 28 şahsa, atlara işkenceden idarî para cezası</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gün geçtikçe kötüye evrilen gidişatı, yaşananları belgeleriyle kamuoyu ile paylaşmaya bıkmadan devam ediyoruz. Ancak bugüne kadar, faytonculuğun kaldırılması konusunda yetkili kurumlara yaptığımız tüm başvurular ve görüşmeler ne yazık ki sonuçsuz kaldı.  Faytonların kaldırılması yönünde alınan birçok UKOME (Ulaşım Koordinasyon Merkezi &#8211; İBB) kararı ne yazık ki uygulamaya koyulmadı. Faytonlarda sömürülen atlara yönelik işkence haberleri neredeyse her gün gelirken, 2017 ve 2018 yıllarında sadece 28 şahsa idarî para cezası kesildiğini öğrendik. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Faytonlarda sömürülen atlar sürekli işkence görürken, ölürken, 2019’da yıllardır dile getirdiğimiz taleplerimizin yerine getirileceğini ummak istiyoruz:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">İstanbul Adalar’da faytonculuğun tamamen kaldırılarak, doğaya dost, ekolojik; zulüm, sömürü ve kölelik barındırmayan ulaşım sistemlerinin, Adalılar ile müzakere edilerek ve mutabakata varılarak hayata geçirilmesi,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Faytonlardan kurtarılan atların, yaşam hakları güvence altına alınarak, ömürlerinin sonuna kadar yaşamsal ihtiyaçlarının giderileceği, her türlü tehlike ve tehditten uzak bir şekilde özgürce yaşayacakları bir tesisin yapılarak burada  yaşamalarının sağlanması,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Nostalji ve turizmin bir unsuru olarak pazarlanan, zulüm ve sömürü sistemi ile ayakta duran faytonculuğun, Türkiye’nin her yerinde yasaklanması ve sömürülen tüm atların yaşam hakları güvence altına alınarak yaşamalarının sağlanması; özellikle yük taşıtma amacı ile sömürülen tüm hayvanların yoğun olduğu bölgelerde kurtarma ve rehabilitasyon merkezlerinin ivedilikle tesis edilmesi.</span></li>
</ul>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-33993 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/2.png" alt="" width="308" height="431" />Fatma Biltekin (Hayvan Hakları İzleme Komitesi &#8211; HAKİM):</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2018 hayvanlar için yine kâbus gibiydi, her sene olduğu gibi&#8230; 2018’de o kadar çok hak ihlâli haberi duyduk ki ben bazılarını hatırlamıyorum bile. Her gün bilgisayarımı açtığımda bugün ne gibi iğrençliklerle karşılaşacağım diye korkar oldum, gerçi bu uzun bir süredir böyle.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkede toplumsal şiddet arttıkça hayvanlara karşı işlenen suçlar da artmaya başladı, sosyal medya sayesinde de bu haberleri daha sık duyar olduk. Yakma, boğma, kol bacak kesme, terk etme, yok etme, tecavüz… 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’na göre, suç değil, “kabahat” sayılan bu fiillerin kaçının yaptırımla sonuçlandığını, ne gibi yaptırımlar uygulandığını bilmiyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığı, sorduğumuz soruları ya cevapsız bırakıyor ya da geçiştirmelik cevaplar veriyor.</span></p>
<p><b>“O kadar travmatize olduk ki 2017 yılı raporunu tamamlayamadık”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üzülerek söylüyorum ki </span><span style="font-weight: 400;">2018 yılında açıklamayı planladığımız 2017 HAKİM Hayvan Hakları İhlâlleri Raporu&#8217;nu tamamlayıp yayınlayamadık. 2017 yılı raporu için, gönüllülerimizden destek alsak da bütün haberleri tekrar taramak, tekrar okumak, aylık raporları teker teker incelemek bizim için çok büyük bir yük haline geldi. </span><span style="font-weight: 400;">Bir de toplum tarafından görünmeyen, yaşam hakları yok sayılan hayvanlara her gün yaşatılanları bilmek, bunları </span><span style="font-weight: 400;">sayılarla telaffuz etmenin yanında, o toplama dâhil ettiğimiz her hayvana yaşatılanlar için ayrı ayrı düşünmek, bize o kadar acı bir şekilde döndü ki&#8230; O hayvanların yaşadığı çaresizlik ile bizim yaşadığımız çaresizliği elbette kıyaslamıyorum ama biz de neredeyse her zaman çaresiz hissediyoruz. En küçük detaya kadar hak ihlâli hikâyesine hâkim olmak ve hiçbir şey yapamamak; yazışma trafiği sonucunda üç kuruşluk bir idarî para cezasını kestirmek için mücadele etmek de bizim çaresizliğimiz&#8230;</span><span style="font-weight: 400;"> 2016 yılı raporlarını hazırlarken ve 2017 yılı boyunca hak ihlâllerini raporlarken o kadar travmatize olduk ki 2017 yılı raporunu tamamlayamadık ve ne zaman yayınlayabiliriz, hâlâ bilmiyoruz. Bundan sonrası için de raporlama çalışmasına son verme kararı aldık çünkü gerçekten psikolojik olarak altından kalkamadığımız bir iş oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sakarya’da patileri ve kuyruğu kesilerek ölüme terk edilen yavru köpeği pek çok kişi hatırlıyordur. Uzun süre gündemi meşgul etmiş, “yasa nerede kaldı, bu fiilleri işleyenlere hapis cezası istiyoruz” sesleri yükselmişti. Sonra ne mi oldu; patileri kesilmiş ve ölüme terk edilmiş daha fazla hayvan haberi duymaya başladık. Çoğumuzun midesini bulandıran bu olay, failler için bir örnek teşkil etti ve bu işkence yöntemini daha fazla görür olduk.  </span></p>
<p><b>“Kim güvende olduğunu savunabilir ki?”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eyüp’te tecavüze uğradıktan sonra hayatını kaybeden 4 aylık kediyi hatırlıyor musunuz peki? Fail 3 ay tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Söylemeye utansam da 3 ay tutuklu kalması bile bir başarıydı. Hayvana şiddet suç olsa da failler sadece idari para cezaları ile kurtulabiliyor, bu yüzden bu davada failin tutuklanmış olması bile başarı sayılabiliyor yani. Düşünün; 4 aylık bir kediye tecavüz edip ölümüne sebep olan bir kişi serbest kalabiliyor ve biz, bu kişi ile aynı ülkede yaşamak zorundayız. Kim güvende olduğunu savunabilir ki?..</span></p>
<p><b>“Asıl amaçları sokaklardan yüzyıllardır bizimle birlikte yaşayan sokak hayvanlarını temizlemek”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün bu ihlâl haberlerinden sonra, Cumhurbaşkanı “yasa hala neyi bekliyor” dedi ve yasa konusunda hızlı bir çalışma başladı. Ancak yasa koyucular, yıllardır alanda deneyimi olan sivil toplumun taleplerine kulaklarını tıkadılar. Oysa hayvanların neler yaşadığını ve neye ihtiyacı olduğunu, alanda çalışan aktivistlerden daha iyi kim bilebilir? Gerçekten hayvanların lehine bir yasa çıkması istenseydi sivil toplumun görüşü alınarak, STK’ların talepleri doğrultusunda bir tasarı hazırlanabilirdi. Anladık ki asıl amaçları; sokaklardan yüzyıllardır bizimle birlikte yaşayan sokak hayvanlarını temizlemek. Geçmiş deneyimlerimiz sebebi ile yasa koyucuların bu amaçları bize çok da şaşırtıcı gelmedi. Yıllardır belediyeler eli ile sokak hayvanlarının yok edildiğini, bilinmeze gönderildiğini, zehirlendiğini, barınaklarda çok kötü şartlarda hapsedildiklerini, tecrit edildiklerini biliyoruz. Peki hazırlanan yeni yasada, belediyelere, bu fiilleri ile ilgili bir yaptırım gelecek mi? Tabii ki hayır. Buradaki problem, ülkenin de gerçeği olan “-mış gibi” yapma hali. Hiçbir şeyi çözmeye çalışmadan, tabir yerindeyse toplumun gazını alma durumu&#8230; Geçtiğimiz sene “hayvana şiddet uygulayana hapis cezası geliyor” haberlerini kaç kere duydunuz, okudunuz? Ben etrafımdaki insanlara bunun doğru olmadığını, medyanın manipülasyonundan ibaret olduğunu anlatmaktan yoruldum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendimize yakın gördüğümüz ya da empati yaptığımız hayvanların hakları gasp edildiğinde bu suçları lanetlerken, toplum tarafından yaşam hakkının gasp edilmesi normal olarak karşılanan; eti, sütü, yumurtası, kürkü… için öldürülen, deney merkezlerinde işkence gören, eğlence amacı ile sömürülen hayvanlar yok sayılıyorlar. Bu haberler her paylaşıldığında muhakkak ki birileri çıkıp her gün sömürdüğümüz ve tabağımıza gelen hayvanları hatırlatıyor. Bu kişilere karşı öyle saldırgan davranılıyor ki bu kişilerin ne aptallığı ne de “tahıl beyinliliği” -ne demekse- kalıyor. </span></p>
<p><b>“Yılda en az 150 milyar hayvan eti için öldürülüyor, bu delilik…”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün toplumlarda insan menfaati için kullanılan ve birlikte yaşanılan hayvan arasında bir fark var, bunu anlayabiliyorum ama bir köpeğin parçalanmış vücudunu gördüğünüzde içiniz acırken, tabağınızdaki etin bir canlının parçalanmış cesedi olduğunu umursamıyor oluşunuz, birilerine garip geliyor ve bunu size hatırlatıyor, bu da büyük bir öfkeye sebep oluyor. Yılda en az 150 milyar hayvan eti için öldürülüyor; bu delilik, gerçekten delilik. Başka canlıların yaşamları konusunda böyle bir söz hakkımız olmamalı. Gerçekten şiddetten uzak yaşamlar istiyorsak önce kendimize, günlük rutinlerimize, yaptıklarımızın sonucunda kimlerin acı çektiğine bir bakmamız gerekiyor. 2019’da yine böyle haberler duymaya devam edeceğiz ve birileri de çıkıp bizi kendi hayatımızla yüzleştirecek. Birileri çıkıp yine diyecek ki “evet, bu köpeğin başına gelenler çok üzücü; peki her gün mezbahalarda, süt çiftliklerinde, yunus parklarında, faytonlarda, deney merkezlerinde, sirklerde acı çeken hayvanlar ne olacak, onlar acı çekmeye devam mı etmeliler?”. Derdim acıları yarıştırmak değil, bütün hayvanların aynı acıyı yaşadığını, arada bir fark olmadığını söylemek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2019 yılı için dileğim tabii ki bütün canlıların özgürce yaşadığı bir dünya ama bunun, yakın gelecek için  hayal olduğunu biliyorum. Ama bu hayali gerçekleştirmek için yapabileceğimiz çok fazla şey olduğunu unutmayalım. Dünyanın değişmesini ve daha iyi bir yer olmasını istiyorsak değişime önce kendimizden başlayalım.</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-33994 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/3.png" alt="" width="360" height="323" />Öykü Yağcı (Yunuslara Özgürlük Platformu):</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya bilimsel verilerin, ahlaki ve hukuki tartışmaların ışığında değişime ve dönüşüme ayak uydururken, Türkiye yine bu olumlu gelişmelerden bir hayli uzakta kaldı. Hükümet, kamuoyu vicdanını hiçe sayarak yıllardır kendilerine ulaşan tepkileri, çağrıları ve raporları görmezden gelerek Türkiye’yi hayvanlar için dev bir hapishaneye dönüştürdü. Özellikle de yunus parkları, tematik akvaryumlar ve hayvanat bahçeleri konusunda&#8230;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2014 yılında ilk kez uzun mücadeleler ve yaygın kamuoyu baskısı sonucunda yunus parklarının kapatılacağı ve yasaklanacağı gündeme gelmişti. Fakat Yunuslara Özgürlük Platformu olarak bizim de katıldığımız TBMM Çevre Komisyonu toplantısında AKP Milletvekili Mehmet Metiner’in önergesi sorgusuz sualsiz kabul edildi ve yunus parklarının “ülke ekonomisine katkı sağladığı, önemli sosyal ve kültürel rol üstlendikleri” iddiasıyla, ticari çıkarlar gözetilerek yunus gösteri merkezlerinin devamına karar verildi. Toplantıda hayvanlı sirklerin ve hayvanat bahçelerinin konusu bile açılamadı.</span></p>
<ul>
<li style="list-style-type: none;">
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Bu kararın üzerinden çok geçmeden Antalya’da iki yeni yunus parkı açıldı. Yunus parklarını, tematik akvaryumlar takip etti.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, deniz kenti Trabzon’da </span><b>tünel akvaryum</b><span style="font-weight: 400;"> açılacağını duyurdu. Genç, “yeni cazibe mekanı” olarak nitelediği yeraltındaki bu tünel hakkında, “</span><i><span style="font-weight: 400;">Birçok balık türünün yanı sıra balina, yunus, kaplumbağa, köpek balığı, ahtapot gibi çok sayıda deniz canlısı görücüye çıkacak</span></i><span style="font-weight: 400;">” dedi. </span></li>
</ul>
</li>
</ul>
<ul>
<li><b>12 binden fazla sualtı canlısını yapay bir ortamda hapseden <span style="font-weight: 400;">İstanbul’un Tuzla ilçesindeki </span>Viaport<span style="font-weight: 400;">, bu kez de</span> AslanPark hayvan hapishanesini <span style="font-weight: 400;">hayata geçirdi.</span> 12 farklı büyük kedi cinsinin ve 30’a yakın hayvanın tutsak edildiği AslanPark, <span style="font-weight: 400;">kamuoyundan gelen tüm tepkilere rağmen Tarım ve Orman Bakanlığı’nın izni ve onayıyla açıldı. </span></b></li>
</ul>
<ul>
<li>2018’de 300 farklı türden 7 bin hayvanı tutsak eden<span style="font-weight: 400;"> ve Uruguay’dan </span> <span style="font-weight: 400;">getirilen fokları “şarkı söyleyip oryantal oynayan fok gösterisi” şeklinde pazarlamaya devam eden</span> Gaziantep Hayvanat Bahçesi, <span style="font-weight: 400;">Sudan Devlet Başkanı tarafından Recep Tayyip Erdoğan’a hediye edilen dört yavru aslanı da kabul etti ve ziyaretçilere sergileme amacıyla dört duvar arasına hapsetti. </span></li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>“Neden bu kez örnek adım atan Türkiye olmasın?”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hükümet yetkililerine ne zaman hayvan hakları konusunda olumlu adım atmış olan ülkelerden bahsetsek,</span><a href="https://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/komisyon_tutanaklari.goruntule?pTutanakId=741"> <span style="font-weight: 400;">2014 Çevre Komisyonu tutanaklarında</span></a><span style="font-weight: 400;"> da görülebileceği üzere, bize hala hayvan sömürüsünün devam ettiği ülkeleri örnek olarak gösterip Türkiye’de yaşanan hak ve hukuk ihlallerini haklı çıkarmaya çalışıyorlar. Biz de her seferinde şunu soruyoruz: “Peki neden bu kez de örnek adım atan Türkiye olmasın?”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan hakları savunucuları olarak bu sorunun yanıtını bir türlü alamasak da her yıl, hayvanların özgürlüklerinin kısıtlanmayacağı ve bedensel bütünlüklerinin korunacağı bir dünya için çabalıyoruz. Etik tartışmaların dışında yasal düzenlemelerin de bu yönde yapılması için her daim yasa yapıcılara, karar vericilere ve milletvekillerine sesleniyoruz. </span><b>Çünkü 2019’da ve önümüzdeki yıllarda, esaret altında tutulan insan dışı hayvanların tek bir dileği var: Özgürlük.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yıl da, işkenceye, şiddete ve ihmalkarlığa karşı seslerini çıkaramadıkları ve kendilerini savunamadıkları için tüm tutsak hayvanların özgürlükleri ve temel yaşamsal hakları için mücadeleye devam edeceğiz. 2019’da yunus parklarından hayvanlı sirklere, faytonlardan hayvanat bahçelerine kadar esaretin ve hayvan sömürüsünün devam ettiği tüm faaliyetlerin yasaklanması yönünde merkezi ve yerel yönetimlerden somut yasal düzenlemeler bekliyoruz; bu endüstrilere para kazandırmamaları ve destek vermemeleri için de bireylere, okullara, sivil toplum kuruluşlarına ve şirketlere çağrılarımızı yineliyoruz.</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-33995 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/4.png" alt="" width="328" height="284" />Yağmur Özgür Güven (Deneye Hayır Platformu):</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2018 yılı, hayvanlar üzerinde yapılan deneysel ve bilimsel çalışmaların denetlenmesi ve izlenmesi konusunda Türkiye’de hemen hemen hiçbir gelişme olmayan bir yıl oldu. Hatta geçmiş yıllara göre daha da geriye gittiğimiz söylenebilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan Deneyleri Merkezi Etik Kurulu (HADMEK) tarafından 2015-2016 yılları içinde deneylerde kullanılan hayvan sayılarının yer aldığı 17 sayfalık sayfalık rapor, yerini, 2017 yılı için hazırlanıp yayınlanan ve kullanım amaçlarına dair rakamların asla anlaşılamadığı toplam 2 sayfalık bir yıllık rapora bıraktı. Üstelik </span><b>2017 yılı raporu 2018’in sonlarına doğru yayınlandı.</b><span style="font-weight: 400;"> Bu son raporda, yönergesi onaylanan yerel etik kurullara dair güncel bir liste, özel ve resmi kuruluşlara yapılan denetimlerle ilgili herhangi bir bilgi de bulunmuyor. Adeta yapmış olmak için yapılmış bir rapor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cimer (Bimer) üzerinden yapmış olduğumuz bilgi edinme hakkı kapsamındaki başvurulara gelen yanıtlar ise tatmin edici açıklamalar içermek bir yana, içeriğinde herhangi bir cevap dahi barındırmıyordu. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde anatomi dersinde dışarıdan getirilerek boynu kesilen ve kadavra yapılan köpekle ilgili HADMEK’e yaptığımız başvuruya cevap dahi verilmeyerek, resmi olarak Merkezi Etik Kurul’a yaptığımız ve denetim talebi de içeren başvurumuz ilgili üniversitenin rektörlüğüne iletildi.</span></p>
<p><b>Deneye Hayır Platformu, Tarım ve Orman Bakanlığı ile davalık oldu</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">HADMEK ile ilgili bu yıl içinde yaşanan bir başka olumsuz durum ise; yönetmelikte “hayvan korumaya yönelik faaliyet gösteren bir stk temsilcisi” diye açıkça belirtilmesine rağmen, kuruluş ve çalışma amacı hayvan koruma ya da hayvan hakları olmayan bir stk temsilcisi üyeliğe seçildi. Bunun üzerine, Hayvanlara Adalet Derneği yürütmeyi durdurma istemiyle bir iptal davası açtı: yürütmeyi durdurma isteği reddedildiği gibi, bu karara ilişkin yapılan itiraz da reddedildi. Deneye Hayır Platformu bileşenlerinden Hayvan Hakları ve Etiği Derneği de aynı şekilde dava açarak yürütmenin durdurulmasını talep etti, bu ikinci dava şu an Bakanlığın savunmasının alınması aşamasında.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu an Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı olan ve ülkemizde hayvanlar üzerinde yapılan deneysel ve bilimsel çalışmalarla ilgili en yetkili kurul olan HADMEK’te karşımızda bir muhatap bulamamak, dilekçelerimize yanıt alamamak, kuruldaki 21 üyenin birinin dahi hayvan korumacı olmasının istenmediğini bilmek ve hazırlanması gereken yıllık raporlar için bile defalarca dilekçe yazmak zorunda kalmaktan ötürü, çok doğal olarak bu kurumun hayvan hakları-etik konularına yaklaşımı ve çalışma biçiminden memnun değiliz.</span></p>
<p><b>Deney kuruluşlarının sayıları arttı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanlar üzerinde deney yapan, deneylerde kullanılmak üzere hayvan üreten ve tedarik eden resmi ve özel kuruluşlara gelecek olursak; 2017 yılı sonunda 121 olan sayı, 2018 sonunda 135 olmuştu. Yönergesi onaylanan yerel etik kurul sayısı 2017 yılı sonunda 95 iken, 2018’in sonunda 100 oldu.</span></p>
<p><b>2019’da “eğitimde vicdanî ret hakkı” ihtiyacı ve yasal düzenlemede tedirginlik, umutsuzluk&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diğer sıkıntılı konular ise; özellikle tıp eğitimi verilen üniversitelerde tıbbi becerilerin gelişmesi için hayvan kullanmak yerine alternatif yöntemlerin uygulanması için çalışmalar yapılmaması, deney sonunda, yaşamalarına izin verilen hayvanlar için, aile yanına verme programlarının uygulanmaması, ülkemizdeki hiçbir üniversitenin öğrencilere dini-etik-vicdani sebeplerle canlı hayvan ya da dokuları üzerinde çalışmayı reddetme ve hakkını sağlamamış olması.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son günlerde epey gündemdeki konu: 5199 sayılı kanunun revizesi ve cezaların arttırılması. Açıkçası biz hayvan hakları savunucuları karşımıza ne çıkacağını dahi bilmediğimiz için (çünkü stk’larla birlikte hazırlanması gereken tasarı stk’larla paylaşılmadı bile!) tedirginiz. Deney konusuyla ilgili olumlu bir değişiklik olacağını düşünmüyoruz.</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-33996 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/5.png" alt="" width="374" height="376" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/5.png 374w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/5-160x160.png 160w" sizes="auto, (max-width: 374px) 100vw, 374px" />Zülâl Kalkandelen (Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu):</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2018, Türkiye’de hayvan hakları konusunda yine utanç verici bir yıldı. Medyaya yansıyan bazı olaylar infial yarattı. Ferdinand adlı dana gibi kurtulanlar olsa da, Luto adlı dana ve Papagan Bahtiyar gibi yaşamını kaybedenler çoktu. Hayvana şiddet vakalarında belirgin bir artış gözlendi. Her olaydan sonra yetkililer aynı şekilde şiddeti sadece izlemeye devam etti. Birbirinden dehşet verici eziyetlere, tecavüzlere tanık olduk. Hayvana tecavüz edenler sembolik cezalarla kurtulurken, Türkiye’nin birçok yerinde “hayvanat bahçesi”, “akvaryum” adı altında AVM’lerde açılan ticari hapishanelerde hayvanlar esaret altına alındı. </span></p>
<p><b>“Canlı hayvan ticaretinde iş çığırından çıktı”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Et fiyatını düşürme hedefiyle hükümet tarafından uygulanan “ucuz et” politikası, canlı hayvan ticaretini kat kat artırdı. Sonunda iş çığırından çıktı. Haftalarca süren yolculuklar sırasında hayvanlara yapılan korkunç zulüm belgelenmesine ve şarbon vakaları ortaya çıkmasına karşın, hükümet bu olayların üzerini kapatmaya çalıştı. Belediyeler sokak hayvanlarını zehirlemeyi sürdürdü. Hayvanların cesetleri toplu şekilde çöp konteynırlarında, yol kenarlarında, ormanların içinde bulundu. Sosyal medyada kan donduran paylaşımlar yapan avcılar, hayvan haklarını savunanların şikayetlerine karşın engellenmedi. Hayvanları Koruma Yasası’nda yapılacak düzenlemelere dair sızan bilgiler, bunların hayvanların aleyhine olduğunu ortaya çıkardı. Çeşitli illerde protesto mitingleri yapıldı ama henüz istenen sonuç elde edilemedi.</span></p>
<p><b>Yasadan beklentiler&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2019’da, bir önceki yıl seçim malzemesi yapılan Hayvanları Koruma Yasası’ndaki değişikliklik ve düzeltmelerin artık gerçekleştirilmesini talep ediyorum. Bu yapılırken hayvan hakları konusunda çalışan STK’ların görüşlerinin dikkate alınması, mevcut yasadaki 6. maddede bulunan “kısırlaştır, aşılat, aldığın yere bırak” şeklindeki ifadenin korunması şart. Hayvanları köleleştirip bir ticaret malzemesi haline getiren hayvanat bahçesi, akvaryum, yunus parkları gibi işletmeler kapatılmalı. Petshop’larda hayvan satışının hiçbir şekilde sürdürülmemesi gerekiyor. Hayvana şiddetin en yoğun yaşandığı belediye barınaklarındaki sorumluların cezalandırılması için yasada buna yönelik düzenleme yapılması; sahipli-sahipsiz hayvan ayırımının sona erdirilmesi ve hayvana şiddet uygulayan herkesin her durumda TCK’ya göre ceza almasının sağlanması elzemdir. Hayvana şiddetin bir “kabahat” gibi değerlendirilmesine ivedilikle son verilmeli. Canlı hayvan ticaretinin tamamen bitmesi gerekiyor. Çünkü 21. yüzyılda savunulamayacak bir hayvan köleliği vahşetidir bu. Hayvanlar adına etkili bir çalışma yürütülebilmesi için bütün bu konularda STK’ların işbirliği içinde olması gerekiyor. Umarım 2019, bu açıdan daha olumlu bir yıl olur. </span></p>
<p><b>“Veganlığın daha fazla yayılması önemli”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün bunlara ek olarak, herkesin hayvanlarla ilişkilerini çağa uygun olarak yeniden değerlendirmesini istiyorum. Bir kedinin, köpeğin yaşam hakkı olduğu kadar bir kuzunun ve ineğin da yaşama hakkı vardır. Hayvan sömürüsünün sona ermesi için, hayvanların insanlar tarafından mal olarak görülmemesi gerekiyor. Bunun için veganlığın daha fazla yayılması önemli. Bu konuda toplumdaki cehaletin azalmasını istiyorum ve bu doğrultuda elimden geleni yapmaya devam edeceğim.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/07/aktivistler-degerlendirdi-2018-hayvan-haklari-acisindan-nasil-gecti/">Aktivistler Değerlendirdi: 2018, Hayvan Hakları Açısından Nasıl Geçti?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
