<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>FAO arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/fao/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/fao/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 29 Sep 2020 10:30:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>FAO arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/fao/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Pandemi Sürecinde Uluslararası Gıda Kaybı ve İsrafı Farkındalık Günü&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/29/pandemi-surecinde-uluslararasi-gida-kaybi-ve-israfi-farkindalik-gunu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2020 10:30:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[FAO]]></category>
		<category><![CDATA[Fazla Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Tider]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Gıda Kaybı ve İsrafı Farkındalık Günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=58764</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pandemi sürecinde, gıda israfı, gıda kaybı ve gıda güvenliği çok daha hayati öneme sahip konular haline geldi. Sürdürülebilir ve herkese yeten gıda temini için gıda kaybı ve israfının önlenmesi, hükümetlerin olduğu kadar, sivil toplumun, özel sektörün ve tabii bireyler olarak hepimizin sorumluluğunda. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/29/pandemi-surecinde-uluslararasi-gida-kaybi-ve-israfi-farkindalik-gunu/">Pandemi Sürecinde Uluslararası Gıda Kaybı ve İsrafı Farkındalık Günü&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sivil Sayfalar olarak, Uluslararası Gıda Kaybı ve İsrafı Farkındalık Günü vesilesiyle bu konuda daha önce yayınladığımız içerikleri hatırlatmak istedik.</p>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/25/bir-gida-guvenligi-tehditi-olarak-israf-ve-kayip/">Bir Gıda Güvenliği Tehdidi Olarak İsraf ve Kayıp</a>: İsrafın küresel anlamda yoğunlaşmasının yanı sıra Dünya Gıda Örgütü FAO’nun güncel verileri bize dünyada 842 milyon insan yetersiz beslenmekten ve açlıktan muzdarip olduğunu söylüyor. Yine FAO’nun raporlarına baktığımızda nüfusun artmasıyla birlikte beslenmeye ilişkin küresel talebin yüzde yetmiş oranında büyümesi bekleniyor. Güvenli bir gıda geleceği gıda israf ve kayıplarının önlenmesi bu nedenle çok önemli.</p>
<p><strong>“</strong><strong>Medyada Gıda Güvenliği Hakkında Doğru Bilgilendirmeler Yapılmalı”</strong></p>
<p>Toplumu bilinçlendirmek adına çeşitli medya kanallarında konuşmalar yaptıklarını vurgulayan Şireli, medyada gıda güvenliği hakkındaki bilgi kirliliğinden şikayet ederek, kanser ve gıda arasındaki ilişkinin son dönemde oldukça popüler hale gelmesiyle birlikte bu alanda bilimsel olmayan iddiaların çoğaldığına dikkat çekti. Medyada dolaşan asılsız argümanların dolaşıma sokulmaması bunun yerine bilimsel araştırmalar sonucu doğan bilginin doğru kanallarla topluma ulaşması gerektiğini vurgulayan Şireli, uygulama hatalarına, ilave işlemlere bağlı olarak etin yapısında ortaya bileşiklerin yarattığı riskler ortaya konmadan et tüketmenin kansere yol açtığını iddia eden haberlerin toplumda yanlış bir algı yarattığını ifade etti. UHT sütlerin içinde katkı maddesi olduğu yönünde çıkan haberlerin de aynı şekilde halkı yanlış şekilde bilgilendirdiğinin altını çizen Şireli, gıda teknolojisi hakkında yaratılan fobinin önüne geçmek için geleneksel ve yeni medya kanalları aracılığıyla çalışmalarda bulunduğunu söyledi. Şireli’ye göre, toplumun aktif ve sağlıklı bir hayat sürdürmesi için güvenli gıdaya erişebilmesi gerekiyor. Artan gıda talebini güvenli bir şekilde karşılayabilmek adına ise öncelikle israf, kayıp ve bilgi kirliliği gibi faktörlerle mücadele edilmesi gerekiyor.</p>
<p><strong><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/12/pandemi-tarimsal-uretimi-ve-gida-guvenligini-nasil-etkiliyor-3-gida-bankaciligi-pandemide-cozum-modellerinden-biri-olabilir-mi/">Gıda Bankacılığı Pandemide Çözüm Modellerinden Biri Olabilir mi? </a></strong>Pandeminin yarattığı bu koşullarda, gıda sektöründe israfı önleyen gıda bankacılığı gıda sektöründe yaşanan sorunlara çözüm yollarından biri olarak görülebilir mi? Korona günlerinde Türkiye’de gıda bankacılığı alanında faaliyetlerini ulusal düzeyde yürüten STK’lar hangi stratejileri izliyorlar? Bu sorulara, Türkiye’de gıda bankacılığı alanında çalışan GKTD ve TİDER ile Fazla Gıda girişiminin yürüttüğü faaliyetler çerçevesinde yanıt aradık.<strong> </strong></p>
<p><strong>Gıda Kurtarma Derneği: Gıda Bankacılığında Sosyal Etki Merkezi Modeli</strong></p>
<p>Türkiye’de gıda bankacılığının kapasitesini artırmayı ve yoksullukla mücadeleye katkı sağlamayı hedefleyen STK’lardan biri Gıda Kurtarma Derneği. <a href="https://www.fazlagida.com/">Fazla Gıda</a> üst yöneticileri inisiyatifi ile kurulan ve Fazla Gıda’nın; fazla gıda yönetimi için sunduğu çözümlerden biri olarak oluşturduğu bağış sistemini kullanan <a href="https://www.linkedin.com/company/g%C4%B1da-kurtarma-derne%C4%9Fi/">Gıda Kurtarma Derneği</a>’nin kurduğu örnek gıda bankacılığı modeli Sosyal Etki Merkezi bağış aldığı noktaları Ankara, İzmir, Lüleburgaz, Bursa, İstanbul (Anadolu/Avrupa), Çanakkale ve Balıkesir illerine yaygınlaştırdı. Diğer taraftan Türkiye’de anlaşmalı olduğu ve destek olduğu gıda bankası sayısı 73 olan GKTD’nin, gıda kurtarma operasyonu gerçekleştirdiği il sayısı 34, ilçe sayısı ise 53.</p>
<p><strong>TİDER: Otomat Gıda Bankacılığı</strong></p>
<p>Gıda bankacılığı alanında faaliyet yürüten ve “daha adil bir gıda sistemine çözüm, gıda bankacılığı” tezini savunan TİDER, büyük şehirlerin her ilçesinde ve tüm küçük şehirlerde birer gıda bankası kurulması hedefiyle Türkiye’de Gıda Bankacılığı Ağı’nı oluşturdu. Şu an TİDER çatısı altında, 29 ilde 47 Gıda Bankası bulunuyor. TİDER, depo, market ve aş evi şeklindeki 3 tip gıda bankacılığı türü arasından, insanların kendi seçimlerini yapmalarına olanak verdiği ve haysiyetlerini dokunmadığı inancıyla, Market formatını tercih ediyor.</p>
<p>Salgınla mücadele kapsamında İnsansız Gıda Bankacılığı modeli geliştiren TİDER, İstanbul’da ilk otomat gıda bankacılığını açmaya hazırlanıyor ve tüm Türkiye’de otomat gıda bankacılığını yaymayı amaçlıyor.</p>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/02/turizmde-gida-israfina-turuncu-bayrakla-dur-deniliyor/">Turizmde Gıda İsrafına Turuncu Bayrakla Dur Deniyor:</a> Gıda İsrafını Önleme ve Bilinçlendirme Platformu öncülüğünde başlatılan ve ülkemizin önde gelen sivil toplum kuruluşlarının katılımlarıyla güçlenen, turizmde gıda israfını önleme uygulamaları tüm hızıyla artarak, devam ediyor. Seçkin turizm işletmelerinin de katılım ve destekleriyle “Her şey Dahil İsraf Hariç” sloganı hızla yayılarak, gelecek nesillere daha yaşanılabilir bir dünya bırakmanın temelleri atılıyor.</p>
<p>Bu konuda daha fazla bilgi edinmek isteyenler, bu akşam 29 Eylül saat 20.00’deBM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık ile TİDER Genel MüdürÜ Nil Tibukoğlu Yurdakul’un söyleşisini <a href="https://twitter.com/Tidersosyal/status/1310673514169544704">TİDER’in sosyal medya hesaplarından</a> canlı olarak izleyebilir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/29/pandemi-surecinde-uluslararasi-gida-kaybi-ve-israfi-farkindalik-gunu/">Pandemi Sürecinde Uluslararası Gıda Kaybı ve İsrafı Farkındalık Günü&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı Gıda Sağlıklı Toprakla Mümkün</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/12/saglikli-gida-saglikli-toprakla-mumkun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Dec 2019 06:42:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[David Montgomery]]></category>
		<category><![CDATA[Endüstriyel gıda]]></category>
		<category><![CDATA[FAO]]></category>
		<category><![CDATA[Paris İklim Zirvesi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı gıda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45618</guid>

					<description><![CDATA[<p>Endüstriyel gıdanın yetişme boyutunda kimyasallar; sosyal boyutunda ise tarım işçilerinin ağır çalışma koşulları, sosyal hakları, sendikasız mevsimlik tarım işçileri, çocuk işçiler, onların yaşam koşulları gibi adaletsiz üretim ilişkiler ağı gibi konular var. ‘Ne Yersen Osun’ konusuna sadece gıdaların içindeki zehirler değil; adaletsiz üretim ağları içinden yükselen ‘ahhh’ lar da dahil…</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/12/saglikli-gida-saglikli-toprakla-mumkun/">Sağlıklı Gıda Sağlıklı Toprakla Mümkün</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkelere göre değişse de farklı tarımın sera emisyonlarına katkısı  genel olarak %14 civarındadır. Bu orana toprağın nasıl kullanıldığı ve tarımsal atıkların nasıl proses edildiği dahildir. Dolayısıyla küresel iklim değişimine karşı alınacak önlemlerin başında toprak iyileştirmesi gelmelidir. Çünkü bu durum, aynı zamanda gıdalarımızı doğayla uyumlu yöntemlerle yetiştirmeye teşvik edecektir. Bu nedenle Fransız Hükümeti, 2015 yılında yapılan Paris iklim zirvesinden sonra çiftçinin toprakta organik madde artışını her yıl %3 artırmasını teşvik etmeye başladı.</p>
<p>Hipokrat, “Yiyecekler ilacınız, ilacınız yiyecekleriniz olsun” demiş. Sağlıklı gıda şifa özelliğini bünyesinde taşır. Başka bir deyişle gıdalardan şifa beklemek en temel hakkımız. Ancak gıdanın şifalı olup olmaması; hangi tür toprakta nasıl yetiştirildiği, işlendiğiyle çok ilgili… Yediklerimiz sadece vücudumuzu etkilemiyor; evrim süreciyle gelecek kuşaklara dahi etki edecek bir durumdan söz ediyoruz. Bu yüzden gıda zincirinde en önemli basamak olan toprağı konuşmadan sağlıklı gıdadan söz etmemiz imkansız.</p>
<p><strong> </strong><strong>“Ne Yersen Osun”</strong></p>
<p>Endüstriyel kapitalist sistemde, gıdanın tohumdan sofraya olan yolculuğu; toprağa ekilme, büyütülme, hasat edilme,  saklama, paketleme ve servis edilme aşamasında birçok zehirli kimyasalla temas etme demek… <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/18/guvenli-gida-icin-yerel-gida-topluluklari-desteklenmeli/">Bir önceki yazımızda</a> bu kimyasallların etkisini dile getirmiştik. Yolculuğun yetişme boyutunda kimyasallar var; sosyal boyutunda ise tarım işçilerinin çalışma koşulları sosyal hakları, sendikasız mevsimlik tarım işçileri, çocuk işçiler, onların yaşam koşulları gibi adaletsiz üretim ilişkileri ağı gibi konular var. Kısacası  ‘hangi topraktan ne yersen o’sun konusuna sadece bünyemize aldığımız gıdalardaki zehirler değil; adaletsiz üretim ağlarından yükselen  ‘ahhh’lar da dahildir.</p>
<p>Endüstriyel tarım sisteminde toprağın hava ve su  döngüsünün bir parçası olduğunu gözlemleyebilecek çok imkan var. Tarımda kullanılan zehirler, yağmurla nehir ve göllere oradan okyanuslara taşınıyor. Sadece oradaki ekosistemin zarar görmesi değil aynı zamanda toprağın tuzlanmasına da yol açıyor. Örneğin Avustralya’nın güneyinde bir dizi nehir, tarım ve madencilik nedeniyle can çekişme sınırında bulunuyor. Dünyanın sekizinci harikası olan Great Barrier Rief&#8217;deki mercanların rengi değişti, yok olmakla karşı karşıya. Okyanustaki tuzlanma, yeraltı sularıyla toprakta da tuzlanmaya yol açmış durumda. Hatta bu tuzlanma seviyesi konut ve iş yeri gibi fiziki yapıları dahi etkilemeye başladı. Tuzlanmanın üçüncü, dördüncü katlara kadar çıktığını ve binaların  oturulamaz hale geldiğini 10 yıl önce görmüştüm. Durum bugün muhtemelen daha vahim boyuttadır.</p>
<p>Toprağın iyileştirme yöntemlerinden ilki; biyolojik atıkların aerobik ya da anerobik (oksijenli ya da oksiyensiz) ortamlarda doğal gübreye dönüştürülmesi; diğeri ise, özellikle kumlu topraklara şifa olan biyolojik atıkların biyokömüre dönüştürülmesidir… Bu yöntemlere, iklim değişimine dost yöntemlerden biri olarak, tarım yaparken havaya karbon salmak yerine karbonu toprağa gömme bir başka deyişle karbon çiftçiliği diyoruz. Toprağa olabildiğince minimum müdahale etmek önemli. Permakültür ve agroekolojik yöntemler dahil tüm alternatif yöntemlerde nihai hedef, doğal tarıma geçmek olmalıdır. Çok yıllı bitkilerle, tek yıllıkları destekleyerek ve toprağı sürmeden yapılacak tarıma doğal tarım diyoruz. Kısacası iklim değişiminde tarımsal yöntemlerde sera gazı azaltmanın en önemli yolu doğal tarımdır. Tarım biyaloğu Manasobu Fukuoka’nun Japonya’nın güneyinde geliştirdiği tohum topları yoluyla yapılan doğal tarım yöntemleri Türkiye’de de kullanılmaya başlandı.</p>
<p><strong>Küçük Aile Çiftliklerinin Önemi…</strong></p>
<p>FAO verilerine göre dünyanın 2/3’ününü  küçük aile çiftlikleri besliyor.  Bu da 10 bin metre kareye karşılık geliyor. (2.5 acre) Washington Üniversitesi toprak bilim insanı David Montgomery Bir <a href="http://books.wwnorton.com/books/detail.aspx?ID=4294993513">Devrimi Büyütmek</a><a href="http://books.wwnorton.com/books/detail.aspx?ID=4294993513">:</a> Toprağımızı Yaşama Geri Döndürmek isimli kitabında;  küçük aile çiftliklerinde, endüstriyel büyük çiftliklere göre iki kat daha fazla ürün elde edildiğinden  söz ediyor. Mongromery; Afrika, Latin Amerika dahil dünyadaki küçük çiftliklerde edindiği gözlemlere dayanarak özellikle toprağı sürmeyen ve ürün rotasyonuna dikkat eden çiftçilerin, tarım ilacı kullanmadıkları için hem giderlerini düşürdüklerini hem de konvansiyonel tarım yapanlardan dört kat fazla ürün elde edebildiklerini belirtiyor. Elbette doğal tarım yöntemiyle toprağın iyileşmesi flora ve faunadaki biyoçeşitliliği de artırıyor.</p>
<p>Bugün tüm dünyada endüstriyel tarımda çalışan mevsimlik göçmen işçilerin durumu içler acısı… Kaliforniya’daki Meksikalı mevsimlik işçi için de durum böyledir; Eskişehir’de pancar üretiminde çalışan Suriyeli göçmenler için de. Sahada yaptığımız gözlemler ve yapılan araştırmalar bu durumu tüm ağırlığıyla gözler önüne seriyor. O yüzden sağlıklı bir toprak için; tohumdan sofraya tüm gıda sisteminin demokratikleştirilmesi gerekiyor. Toprağı gözeten bir tarım ve gıda sistemi için geleneksel tarım yöntemleri ve kadim bilgilere dönmek yetmiyor aynı zamanda sosyal ilişkilere de kafa yormak elzem. Kapitalist küreselleşmeye karşı ayakta durmaya çalışanların kurdukları ağlara desteklerin yanı sıra kooperatif sistemi de önemli bir çözüm olabilir. Tüm canlıların yaşam hakkını gözeten bir sistem kurmak; toprağı iyileştirmek, ürünü paylaşmak ve pazarlamak için örgütlenme gerekli. Sadece ürün ve gıdaya erişim için değil; sağlıklı toprağın nasıl oluşturulacağı, büyütüleceği konusundaki bilgi ve becerilerin paylaşılması için de bu tip örgütlenmelere ihtiyaç var.</p>
<p>Yineleyecek olursak; sağlıklı ürünün ancak sağlıklı bir toprakta yetiştiğini hep göz önünde bulundurmalıyız. Ve tükettiğimiz gıdanın tohumdan sofraya olan yolculuğunda sorumluluk sahibi olduğumuzu unutmamalıyız. Bunun için toplum destekli tarım yapan gıda topluluklarının parçası olmak, kent bahçeleri yaratmak, belediyelerden bunun için kamusal alan talep etmek, balkon ve çatı bahçelerinde evladiyelik tohum yetiştirmek, (atalık tohum patriarkayı çağrıştırdığı için bu terimi kullanıyorum) yetiştirdiklerimizin bilgisini paylaşmak ve dayanışmak için kooperatifler kurmak yapabileceğimiz başlıca konular olarak önümüzde duruyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/12/saglikli-gida-saglikli-toprakla-mumkun/">Sağlıklı Gıda Sağlıklı Toprakla Mümkün</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FAO, Suriyeli Mülteciler İçin Başlattığı Tarım Programını Sürdürüyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/02/fao-suriyeli-multeciler-icin-baslattigi-tarim-programini-surduruyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kübra Yüzüncüyıl]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 May 2019 07:42:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Aylin Alpagut]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[FAO]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli mülteciler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38101</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye’deki Suriyeli mültecilerin yaşam standartlarını iyileştirmek, istihdam olanaklarını genişletmek ve onlara teknik beceriler kazandırmak adına başlattığı programı, 2019 Mart ayında genişleterek devam ettiriyor. FAO İletişim Uzmanı Aylin Alpagut ile güncel tabloyu konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/02/fao-suriyeli-multeciler-icin-baslattigi-tarim-programini-surduruyor/">FAO, Suriyeli Mülteciler İçin Başlattığı Tarım Programını Sürdürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>FAO’yu ve amacını anlatabilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">FAO, açlık ve  yoksullukla mücadelede uluslararası düzeyde yürütülen çabaların önderliğini yapan bir Birleşmiş Milletler kuruluşu. </span><span style="font-weight: 400;">Kurum olarak ana amacı; herkes için gıda güvenliğinin sağlanması ve insanların aktif, sağlıklı yaşam sürdürebilmeleri için yeterli yüksek kaliteli gıdaya düzenli olarak erişebildiklerinden emin olmak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sürdürülebilir şekilde açlığın, kötü beslenmenin ve yoksulluğun sona erdiği bir dünyaya erişmek için beş ana stratejik hedef üzerinden çalışmalarımızı sürdürüyoruz:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Açlığın, Gıda Güvensizliğinin ve Yetersiz Beslenmenin Önüne Geçme</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Tarım, Ormancılık ve Balıkçılığı daha Üretken ve Sürdürülebilir Kılma </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kapsayıcı, Verimli Tarım ve Gıda Sistemlerinin Etkin Kullanılmasını Sağlama</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Geçim Kaynaklarının Tehdit ve Krizlere Karşı Direncini Arttırma</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kırsal Yoksulluğu Azaltma</span></li>
</ul>
<p><b>Bu çalışmalardan biraz bahsedebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabi. FAO gıda, tarım ve doğal kaynaklar hakkındaki kritik bilgileri kamu yararına paylaşıyor. Bünyesindeki gıda, tarım, ormancılık, beslenme, ekonomist, vb. uzmanlarla kalkınmaya faydası olacak verilerin analizini yapar ve paylaşır. </span><span style="font-weight: 400;">Uzmanlığı bulunan üye ülkeler ile bilgiye ihtiyacı olan ülkeler arasında aracı bir rol oynar. Bu noktada kurum, hükümetler, kalkınma kuruluşları, sivil toplum örgütleri ile özel sektör arasında gıda güvenliği, tarımsal kalkınma ve sürdürülebilirlik konularında iş birliği yapılmasını sağlar.</span></p>
<p><b>FAO Türkiye ne kadar süredir bizimle?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">FAO Türkiye temsilciliği 40 yıla yakındır bizimle. 2007 yılında “Ev Sahibi Ülke Anlaşması” ile Orta Asya Alt Bölge Ofisi’nin (SEC) kurulmasıyla, Türkiye ile iş birliği yapılan projeler ve bölgesel etkimiz de bir o kadar arttı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye Hükümeti’nin operasyonel desteğiyle açılan Orta Asya Alt Bölge Ofisimizle Türkiye’ye ek olarak alt bölgedeki ülkelerin (Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan) ulusal ihtiyaçlarına ve bölgesel önceliklerine cevap vermeye çalışıyoruz</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><b>Suriyeli mültecilerin tarıma yönlendirilmesi fikri nasıl gelişti?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bildiğiniz üzere yanı başımız Suriye’de 8 yıldır süren bir kriz var. Başlangıçtan bugüne Türkiye yaklaşık 4 milyon kayıtlı Suriyeli ile en yüksek sayıda mülteci ağırlayan ülke haline geldi. Bu mültecilerin sadece yüzde 5’i Türkiye’nin güneydoğusundaki Geçici Barınma Merkezleri’nde (GBM) yaşamakta. Geri kalan yüzde 95’i ise yaşamlarını kent çevresi ve kırsal alanlarda, ev sahibi topluluklar ile beraber sürdürmekte olup, ağırlıklı olarak ailelerinin ya da arkadaşlarının destekleriyle geçimlerini sağlayabiliyorlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Temel gıda da dahil olmak üzere yüksek yaşam masrafları ve düzenli gelire erişimin olmaması sebebiyle mültecilerin çoğu hem gıda tüketiminde hem de sağlık ve eğitim konularında bütçe kesintisine gitmek zorunda kaldı. Tüm bu ihtiyaç ve değişen şartları da dikkate alarak çeşitli araştırmalar gerçekleştirdik ve sonucunda Suriyeli mültecilere ev sahipliği yapan ve ağırlıklı olarak Güneydoğu’da yaşayan bu kırılgan toplulukların çoğunun gelir kaynağının tarım ve gıda sektöründen geldiği ortaya çıktı. Araştırma aynı zamanda Türkiye’de tarım sektöründeki kalifiye eleman eksikliği ve bu sebeple nitelikli ve yarı-nitelikli iş gücüne olan ihtiyacı gözler önüne serdi. FAO olarak bu arz ve talepteki veriyi mülteciler için tarımsal beceriler kazanabilmeleri ve kendilerine düzenli bir gelir getirecek iş bulmaları için fırsat olacağını ön gördük ve böylelikle projemizin ana amacı şekillenmiş oldu.</span></p>
<p><b>Proje kapsamında yalnızca mülteciler mi var?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Proje kapsamımıza sadece Suriyeli mültecileri değil ama aynı zamanda kırılgan durumdaki ev sahibi Türk topluluklarını da dahil ederek, ihtiyaç halindeki bu toplulukların öncelikle tarım sektöründe etkili eğitim alabilmeleri için çalışmalarımıza başladık.</span></p>
<p><b>Bu amaç doğrultusunda hangi kurumlarla işbirliği yaptınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliğinde, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve Japon hükümetinin fonlarıyla verilen mesleki eğitimlerle kırsaldaki geçim kaynaklarını güçlendirmeyi, yerel işgücü piyasasına erişimi ve özel sektörle iş birliğini sağlayarak gıda ve besin güvenliğini arttırmayı hedefledik.</span></p>
<p><b>Proje şu ana kadar neler elde etti?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Projemizin birinci fazında ihtiyaca göre seçilen beş ilde &#8211; Isparta, Adana, Mersin, Gaziantep ve Şanlıurfa’da &#8211; yerel üreticiler birliği ve Tarım ve Orman Bakanlığı İl Müdürlüklerinin de destekleriyle mesleki ve teknik eğitimler düzenledik. Kursiyerlerin yüzde 95’in (+2000 faydalanıcı) üstünde eğitimi başarıyla tamamlarken, sonrasında düzenlenen istihdam fuarlarında kursiyerlerin yüzde 22’si iş sahibi oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Projemizin II. Fazı Adana, Gaziantep, İzmir, Mardin, Mersin ve Şanlıurfa olmak üzere altı ilde istihdam fuarları düzenledik ve şu zamana kadar 865 kursiyer tarımsal alanda teknik ve mesleki eğitimlerini tamamladı. Mart 2019 itibariyle III. Fazının başlandığı projeye  Manisa ve Bursa illeri de eklendi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine aynı plan kapsamında 150 mülteci, 15,000 kişiye ev sahipliği yapan Osmaniye Geçici Barınma Merkezi’nin yanında yeni kurulan serada sebze yetiştiriciliği konusunda eğitim gördüler. Bu eğitimler sonucunda serada üretilen ürünler ücretsiz olarak GBM’de dağıtılıyor ve böylelikle mültecilerin gıda güvenliği istikrarına ve besin erişimine katkı sağlanıyor.</span></p>
<figure id="attachment_38103" aria-describedby="caption-attachment-38103" style="width: 264px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-38103 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/n.jpg" alt="" width="264" height="257" /><figcaption id="caption-attachment-38103" class="wp-caption-text">Sena Hamad, 36, Osmaniye’deki seradaki ilk grup kursiyerlerinden. ©FAO/Roar Sorensen</figcaption></figure>
<p><b>Sonraki süreçte neler hedefliyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Önümüzdeki Haziran’da Tarım ve Orman Bakanlığı ortaklığında yürütülecek ve Avrupa Birliği tarafından fonlanacak “Tarım Yoluyla Suriyeli ve Türk Toplulukların Sosyo-Ekonomik Entegrasyonu ve İstihdam Yaratılması &#8211; Birlikte Çalışıyor, Birlikte Yaşıyoruz” projemizle 4 bin 500 Suriyeli ve kırılgan yerel halk ile bin 500 çiftçi/üretici kursiyeri buluşturarak sürdürülebilir iş imkanlarının oluşturulmasının yanı sıra tarım sektöründe verimlilik ve ürün kalitesinde artış sağlamayı hedefliyoruz.  Ayrıca Avrupa Birliği’nin Türkiye’deki Mülteciler için Mali Yardım Programı (FRIT) 2 için hazırlığımız devam ediyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/02/fao-suriyeli-multeciler-icin-baslattigi-tarim-programini-surduruyor/">FAO, Suriyeli Mülteciler İçin Başlattığı Tarım Programını Sürdürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Daha Adil Bir Gıda Sistemi İçin:Temel İhtiyaç Derneği</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/21/daha-adil-bir-gida-sistemi-icintemel-ihtiyac-dernegi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kübra Yüzüncüyıl]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Apr 2019 07:58:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Temel İhtiyaç Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[FAO]]></category>
		<category><![CDATA[Hande Tibuk]]></category>
		<category><![CDATA[TEMEL İHTİYAÇ DERNEĞİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37701</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) 2018 yılı raporunda dünyada 821 milyon insanın yetersiz beslendiğini belirtiyor. Her yıl üretilen gıdanın üçte biri yani 1.3 milyar tonu israf edilirken, FAO’nun belirttiği rakam, adil bir gıda sistemi için düğmeye basılması gerektiğini söylüyor. Türkiye’de gıda israfının önüne geçmeye çalışan sivil toplum örgütlerinden biri Temel İhtiyaç Derneği. Faaliyetleri hakkında güncel bilgileri almak adına yönetim kurulu başkanı Hande Tibuk ile konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/21/daha-adil-bir-gida-sistemi-icintemel-ihtiyac-dernegi/">Daha Adil Bir Gıda Sistemi İçin:Temel İhtiyaç Derneği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TİDER’i kısaca tanıyabilir miyiz?</strong></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-37702 alignleft" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/04/Ekran-Al%C4%B1nt%C4%B1s%C4%B1-5.jpg" alt="" width="201" height="266" />2010 yılında gıda sektöründe çalışan ve gıda bankacılığının açlık ve yoksullukla mücadelede önemli bir araç olduğuna inanan şu anda kurucu başkanımız olan H. Serhan Süzer ve 8 kurucu üye ile birlikte Gıda Bankacılığı Derneği adı altında faaliyetlerimize başladık. Gıda bankacılığı hakkındaki bilgi ve deneyimlerimizi yeni kurulan gıda bankalarına aktardık. Gıda bankalarını ve bu alanda çalışan sivil toplum kuruluşlarını bağışlar ile destekledik.<br />
2014 yılında insanların kendi yetkinlik ve yeteneklerine uygun işlerde çalışabilmesinin de en temel ihtiyaçlardan biri olduğundan hareketle çalışmalarımıza istihdam ve kalkınma projelerini de katarak Temel İhtiyaç Derneği adını aldık. İstanbul Maltepe’de kurulan ilk Destek Marketimiz 2015 yılında faaliyete geçti.Böylelikle ihtiyaç sahiplerine yalnızca gıda bankacılığı yoluyla yardım etmekle kalmayıp, istihdam organizasyonunu da üstlenerek yoksullukla mücadelede gerçekçi ve sürdürülebilir bir model oluşturmayı hedefledik. Bu Türkiye’de bir ilkti ve dünyadaki benzer kuruluşlara da örnek teşkil ediyordu.<br />
Kısacası bir taraftan israfı önleyerek, gezegenin önemli sorunlarından birine çözüm olmaya çalışırken; diğer taraftan insanların temel ihtiyaçlarına adil ve eşit şekilde ulaşabilmesi için çalışmalar yürüten ve kâr amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşuyuz.</p>
<p><strong>Gıda Bankacılığı nasıl bir sistem? Nasıl yürütülüyor?</strong></p>
<p>Gıda bankası bağışlanmış gıda, giysi, temizlik ve hijyen ürünlerini toplayan, ayrıştıran, depolayan ve ihtiyaç sahiplerine dağıtan bir sivil toplum örgütlenmesidir.Firmalar ve kişiler gıda, giysi ve temizlik ürünlerini bu “bankaya yatırır”, ihtiyacı olanlar da bu ürünleri “bankadan çeker”. Elimizde şu veriler var:</p>
<p>. Türkiye’de her 7 kişiden 1’i yoksulluk sınırının altında yaşıyor.<br />
. 325 bin ton gıda ise her yıl imha ediliyor.<br />
. İsrafın tahmin edilen maliyeti ise 414 milyar TL.</p>
<p>Tam da bu rakamlar nedeniyle Türkiye’de gıda bankacılığına çok ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz. Üstelik yasalardaki teşvikler de bu süreci kolaylaştırıyor. Bizim bankacılık ağımızdan faydalanan kişi sayısı şu anda 84.120’e ulaştı. İhtiyaç sahibi ailelere ulaştırılan gıda toplamda 1.400 ton. Engellenen karbon salımı ise 2.810 ton.</p>
<p><strong>Yürüttüğünüz projeler hakkında da bilgi alalım, diğer STK’lar için ilham verici olabilir.</strong></p>
<p>Elbette. Kurulduğumuz günden bugüne birçok projeye imza attık. Tamamlanan projelerimize örnek vereyim:</p>
<p>Soma Faciası Sonrası Afet Çalışmaları;<br />
Maden faciasında kaybettiğimiz işçilerimizin aileleri öncelikli olmak üzere faciadan etkilenen 750 aileye gıda, giyim, kırtasiye ve oyuncak yardımı ulaştırdık.</p>
<p>Kellogg’s Breakfast for Better Days Projesi;<br />
Kellogg’s Breakfast for Better Days ProjesiBeyoğlu Belediyesi Sosyal Market ile işbirliği içinde, Beyoğlu’ndaki Hüviyet Bekir İlkokulu’nda gerçekleştirildi.</p>
<p>Van Depremi Sonrası Afet Çalışmaları;<br />
Van depremi sonrası toplamda yaklaşık 15.000 adet gıda, hijyen ürünleri, kıyafet, battaniye gibi temel ihtiyaçlar 2 adet tır ile Van Valiliği Kriz Merkezi’ne ulaştırıldı.</p>
<p>Yırca (Soma Yırca Köyü Kalkınma Projesi);<br />
Soma faciası sonrası bölgedeki kadınları güçlendirmek için İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde gerçekleşen çalıştay ile başlayan süreç hala hayatına devam eden güzel bir sosyal girişime dönüştü.</p>
<p>Şu anda devam eden projelerimiz de var. Ana amaçlarımızdan biri olan Gıda Bankacılığı ile israfı önleme vizyonumuz AB Proje Desteği kapsamında bir hibe almaya hakkı kazandı. Gıda bankacılığını geliştirmek başlığı altında aldığımız destek ile bir sene içinde ülkemizde 10 adet yeni gıda bankası açılmasına öncülük edeceğiz. Bu süreç içinde Gıda Bankacılığının nasıl yapılması gerektiğine dair klavuzlar hazırlayarak, sürdürülebilir ve şeffaf bir sistemi tüm Türkiye’ye yaymak hedefindeyiz.</p>
<p>Ana amaçlarımızdan diğeri olan istihdam projesi kapsamında, daha fazla ihtiyaç sahibine ulaşmak ve yeni istihdam kanalları oluşturmak adına diğer sivil toplum kuruluşları ve insan kaynakları siteleri ile çalışmalar başlattık.</p>
<p><strong><img decoding="async" class=" wp-image-37703 alignright" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/04/as-1.jpg" alt="" width="429" height="285" />Peki işbirlikleriniz? Birlikte çalıştığınız kurumlar, sivil toplum örgütleri..</strong></p>
<p>Bir sivil toplum kuruluşu olarak karşımıza çıkan zorluklarla tek başımıza başa çıkamayacağımızın farkındayız. Bu sebeple diğer STK’lar ve kurumlarla karşılıkla birbirimize destek vermek bizim için çok önemli.</p>
<p><strong>Ürün Bağışı Yaptığımız STK’lar</strong></p>
<p>Türkiye Güçsüzler Vakfı – Bolu<br />
Mustafa Kemal Paşa Belediyesi – Bursa – Gıda Bankası<br />
Tepebaşı Kaymakamlığı – Eskişehir – Gıda Bankası<br />
Nar Mektep – Eskişehir &#8211; Gıda Bankası<br />
Türkiye Yeniden Çocuklara Özgürlük Vakfı<br />
TÜMYED – Tüm Yetimleri Koruma Derneği<br />
ERDODER – Erken Doğan Çocuklar Derneği<br />
Düşler Mutfağı, Gıda Bankası<br />
HayKonFed – Hayvanları Koruma Konfederasyonu<br />
Elele Yaşam Derneği, Gıda Bankası<br />
Sarıyer Belediyesi, Gıda Bankası<br />
Pendik Belediyesi &#8211; Aşevi<br />
Kartal Belediyesi, Gıda Bankası<br />
Gülen Yüz Derneği, Gıda Bankası<br />
Çorbada Tuzun Olsun &#8211; Aşevi<br />
Hayata Sarıl Derneği &#8211; Aşevi<br />
Deliler ve Veliler Derneği &#8211; Aşevi</p>
<p><strong>Ürün desteği aldığımız STK’lar</strong></p>
<p>Ahtapot Gönüllüleri ve Mutlu Kuzu &#8211; topladığımız 2. el kullanılabilir durumda olan giysiler, çantalar, ayakkabı ve çantalar, hatta oyuncaklar tadilattan geçip temizleniyor ve biz bunları Destek Marketlerimizin raflarında sergiliyoruz.</p>
<p><strong>Yoksul bireylerin diğer ihtiyaçlarına göre işbirliği yaptığımız STK’lar</strong></p>
<p>Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı – spastik tanımına uygun çocuklarımızı yönlendirip eğitim aldırıyoruz. Eğitim ihtiyacına yönelik TEGEV, TOÇEV, AÇEV gibi vakıflara yönlendirmelerimiz oluyor. Engelli bireylerin ihtiyaçları için TOFD’ye yönlendirmeler.</p>
<p><strong>Tüm bunların yanında, önünüzde nasıl bir çalışma haritası var?</strong></p>
<p>TİDER olarak, Gıda Bankacılığının tüm Türkiye’de benimsenip yaygınlaşması ile ilgili çalışmalarımız hedefimize ulaşana kadar devam edecektir. Gıda Bankacılığı aracılığı ile istihdam sisteminin benimsenmesi de devam edecek projelerimiz arasındadır.</p>
<p>Bunlara ilave olarak döngüsel sisteme fayda sağlamak için sıfır atık projelerimizi başlatmak hedefindeyiz. Organik atıkların biyogaz ve/veya compost tesislerine ulaştırılması ve tekrar enerji olarak bize dönmesi konusunda projeler geliştiriyoruz. Pilot bölge ve kurumlarda özellikle kompost sistemi ile organik atıların tekrar tarıma kazandırılıp verimli bir üretim sistemine katkıda bulunmasını hedeflemekteyiz.</p>
<p><strong>Dikkat çekmek istediğiniz başka bir nokta var mı?</strong></p>
<p>Gıda Bankacılığının doğru şekilde uygulanması ve suistimal edilmeden tüm Türkiye’de sadece ihtiyaç sahiplerine faydalı olacak şekilde çalışması hedefindeyiz. Dünyada Gıda Bankacılığının yayılması ve gelişmesi için çalışan Global Gıda Bankacılığı Ağı (GFN)’nın Türkiye’deki tek temsilcisi ve Türkiye’de Gıda Bankacılığının çatı kuruluşu olarak sorumluluğumuzun bilincindeyiz ve amacımıza ulaşmakta çok kararlıyız.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/21/daha-adil-bir-gida-sistemi-icintemel-ihtiyac-dernegi/">Daha Adil Bir Gıda Sistemi İçin:Temel İhtiyaç Derneği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Gıda Güvenliği Tehditi Olarak; İsraf ve Kayıp</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/25/bir-gida-guvenligi-tehditi-olarak-israf-ve-kayip/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kübra Yüzüncüyıl]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Feb 2019 11:42:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Üniversitesi Gıda Güvenliği Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Ekmek Çalıştayı]]></category>
		<category><![CDATA[FAO]]></category>
		<category><![CDATA[gıda israfı]]></category>
		<category><![CDATA[HACCP]]></category>
		<category><![CDATA[Tansel Şireli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35653</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ankara Gıda Güvenliği Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Tansel Şireli, artan gıda talebini güvenli bir şekilde karşılayabilmek için israf, kayıp ve bilgi kirliliği gibi faktörlerle mücadele edilmesi gerektiğini belirtiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/25/bir-gida-guvenligi-tehditi-olarak-israf-ve-kayip/">Bir Gıda Güvenliği Tehditi Olarak; İsraf ve Kayıp</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İsrafın küresel anlamda yoğunlaşmasının yanı sıra Dünya Gıda Örgütü FAO’nun güncel verileri bize dünyada 842 milyon insan yetersiz beslenmekten ve açlıktan muzdarip olduğunu söylüyor. <span style="font-weight: 400;">Yine FAO’nun raporlarına baktığımızda nüfusun artmasıyla birlikte beslenmeye ilişkin küresel talebin yüzde yetmiş oranında büyümesi bekleniyor. Güvenli bir gıda geleceği gıda israf ve kayıplarının önlenmesi bu nedenle çok önemli. Ankara Gıda Güvenliği Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Tansel Şireli,  güncel tabloyu ve enstitünün yürüttüğü çalışmaları Sivil Sayfalar&#8217;a anlattı.</span></p>
<figure id="attachment_35654" aria-describedby="caption-attachment-35654" style="width: 383px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-35654" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Ekran-Alıntısı-16.png" alt="" width="383" height="233" /><figcaption id="caption-attachment-35654" class="wp-caption-text">Tansel Şireli</figcaption></figure>
<p><b>İsraf mı Kayıp mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İsraf ve kayıbın tarifinin birbirinden farklı olduğunu vurgulayan Şireli; </span><span style="font-weight: 400;">“İsraf, gıdanın kullanılma sırasında herhangi bir şekilde onun tam anlamıyla değerlendirilmeyen kısmıdır. Kayıp ise alınması gereken verimin doğru uygulama yapılmamasına karşı oluşan işlem sonucu oluşur. Tarımsal üretimde iyi bir mekanizasyon kullanmıyorsanız alacağınız verimin bir kısmını tarlada bırakıyorsanız veya  doğru zamanda biçmiyorsanız bu tarımsal kayba girer. Ama ürettiğiniz ürünü depoda uygun şekilde muhafaza etmiyorsanız, kontrol önlemi almadan ya da tabağınızda tüketilecek kısımları tüketmeyip bırakıyorsanız bu israf demektir. Örneğin salata yaparken söz konusu sebzeyi yanlış yerden kesip onu atık kısmına ayırıyorsanız görüyorsanız bu israftır.” diye anlattı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şireli’ye göre gündelik hayatta kullanabileceğimiz pek çok gıdayı atık olarak görüp çöpe atıyoruz. Uygun saklama koşulları ve bekleme süreleri hakkında yeterince bilgi sahibi olmadığımız için yine büyük oranda israfa yol açtığımızı belirten Şireli, gıda kaybı ve israfı arasındaki nüansı süt üzerinden örneklerle şöyle somuşlaştırıyor: </span><span style="font-weight: 400;">“Günlük bir bardak süt tüketimi ihtiyaçtır. Sütün fazla kaynaması kayıptır. İhtiyaçtan fazla süt tüketimi ise israftır.”</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-35655 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Ekran-Alıntısı-17.png" alt="" width="374" height="276" /></p>
<p><b>Gıda Güvenliğini Odağına Alan Tek Enstitü</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ankara Üniversitesi Gıda Güvenliği Enstitüsü’nün, Türkiye’de Gıda Güvenliği’ni odağına alan tek enstitütü olduğunu dile getiren Şireli, amaçlarının üçe ayrıldığını belirterek,&#8221;Bunlardan ilki gıda güvenliği eğitimi verecek bilinçli eğitmenler yetiştirmektir, ikincisi ise sanayi ile işbirliği kurarak sektörün ihtiyaç duyduğu gıda güveniğini kapsayan her konuda (mikrobiylojik, kimyasal, teknolojik uygulamalar) sorunlara işlevsel çözüm ve model oluşturmaktır&#8221; dedi.  Üçüncü amaçlarının ise sivil toplum örgütleriyle işbirliği yaparak toplumu bilinçlendirme kongreler, sempozyumlar yürütmek olduğunu ekleyen Şireli, 2018 yılında yapılan Ekmek Çalıştayı’nı bu noktada örnek olarak gösteriyor. Bununla birlikte ev hanımlarına mutfakta, alışverişte, gıda muhafaza sürecinde dikkat etmeleri gereken noktaları anlattıklarını belirtiyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-35656 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Ekran-Alıntısı-18.png" alt="" width="389" height="258" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Ekran-Alıntısı-18.png 475w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Ekran-Alıntısı-18-350x231.png 350w" sizes="auto, (max-width: 389px) 100vw, 389px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2019’un Mart ayında Sürdürülebilir Gıda çalışmalarında yine israf üzerine bildiriler sunacaklarını belirten Şireli, bunun dışında Avrupa Birliği ve Tarım Bakanlığı’nın Slovenya, Almanya, Slovakya, İngiltere ile birlikte yürüttüğü projelerde, HACCP farkındalığını kritik kontrol noktalarının belirlenmesi ve hijyen ugulamaları hakkında destek vermekte olduklarını ifade ediyor. </span></p>
<p><b>&#8220;Medyada Gıda Güvenliği Hakkında Doğru Bilgilendirmeler Yapılmalı&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Toplumu bilinçlendirmek adına çeşitli medya kanallarında konuşmalar yaptıklarını vurgulayan Şireli, medyada gıda güvenliği hakkındaki bilgi kirliliğinden şikayet ederek, kanser ve gıda arasındaki ilişkinin son dönemde oldukça popüler hale gelmesiyle birlikte bu alanda bilimsel olmayan iddiaların çoğaldığına dikkat çekti. Medyada dolaşan asılsız argümanların dolaşıma sokulmaması bunun yerine bilimsel araştırmalar sonucu doğan bilginin doğru kanallarla topluma ulaşması gerektiğini vurgulayan Şireli, uygulama hatalarına, ilave işlemlere bağlı olarak etin yapısında ortaya bileşiklerin yarattığı riskler ortaya konmadan et tüketmenin kansere yol açtığını iddia eden haberlerin toplumda yanlış bir algı yarattığını ifade etti. UHT sütlerin içinde katkı maddesi olduğu yönünde çıkan haberlerin de aynı şekilde halkı yanlış şekilde bilgilendirdiğinin altını çizen Şireli, gıda teknolojisi hakkında yaratılan fobinin önüne geçmek için geleneksel ve yeni medya kanalları aracılığıyla çalışmalarda bulunduğunu söyledi. Şireli’ye göre, toplumun aktif ve sağlıklı bir hayat sürdürmesi için güvenli gıdaya erişebilmesi gerekiyor. Artan gıda talebini güvenli bir şekilde karşılayabilmek adına ise öncelikle israf, kayıp ve bilgi kirliliği gibi faktörlerle mücadele edilmesi gerekiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak bilimsel çalışmaların ve teknolojik uygulamaların enstitü çatısında devam ettiğini belirten Şireli, sektöre çıkması için projelendirilen ürünlerden bahsetti. Avrupa Birliği’nin desteğiyle keçi sütünden elde edilen dondurmanın formülasyonunu hazırladıklarını ve topluma ulaşması için uygun fiyatlarda dolaşıma soktuklarını belirten Şireli, Enstitü’nün kapısının halka açık olduğunu, vatandaşların enstitü kapılarını çalıp gıda güvenliği hakkında danışmanlık alabileceklerini de sözlerine ekledi.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/25/bir-gida-guvenligi-tehditi-olarak-israf-ve-kayip/">Bir Gıda Güvenliği Tehditi Olarak; İsraf ve Kayıp</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
