<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Etki Ajanı Yasası arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/etki-ajani-yasasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/etki-ajani-yasasi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 13 Nov 2024 10:24:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Etki Ajanı Yasası arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/etki-ajani-yasasi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Etki Ajanı Yasası&#8221; mecliste gündeme geliyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/11/13/etki-ajani-yasasi-mecliste-gundeme-geliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Nov 2024 10:05:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[ajan]]></category>
		<category><![CDATA[etki ajanı]]></category>
		<category><![CDATA[Etki Ajanı Yasası]]></category>
		<category><![CDATA[Ferhat Kentel]]></category>
		<category><![CDATA[Itır Erhart]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=87173</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ancak bu süreci sadece Türkiye’ye özgü bir durum olarak düşünmemek gerekiyor. Gürcistan gibi örneklerin yanı sıra başka ülkelerde de “yabancılık”, “ihanet” gibi söylemleri sık sık kullanan popülist partilerin ve devlet zihniyetinin varlığı göz önünde tutulursa, çok daha büyük bir operasyonun tezahürlerini gördüğümüzü söyleyebiliriz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/11/13/etki-ajani-yasasi-mecliste-gundeme-geliyor/">&#8220;Etki Ajanı Yasası&#8221; mecliste gündeme geliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>24 Ekim&#8217;de sivil toplumun çağrısıyla başlayan imza kampanyasının <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/10/31/sivil-toplum-kuruluslarindan-etki-ajani-yasasina-karsi-milletvekillerine-ret-oyu-cagrisi/">haberini</a> yapmıştık.</p>
<p>Sivil toplumun farklı kesimlerinden bu düzenlemeye yönelik tepkiler büyüyor. Kadın hakları ve yasanın kesişiminde olası senaryoya dair Jin Dergi&#8217;de yayınlanan kapsayıcı içeriği <a href="https://jindergi.com/yazi/etki-ajanligi-yasasinin-kabulunun-kadina-ve-topluma-etkisi/">linkte</a> bulabilirsiniz.</p>
<p>Biz de Sivil Sayfalar olarak etki alanında çalışan uzmanlara konuya ilişkin fikirlerini sorduk. Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Itır Erhart, sosyolog Ferhat Kentel, YADA Vakfı Araştırma Direktörü Rümeysa Çamdereli sorularımızı yanıtladı:</p>
<div><strong>Sizce neden &#8220;etki ajanı yasası&#8221; gibi bir teklif önerisi gündemde? Bu değişiklik önerisinin çıkış noktası nedir?</strong></div>
<div></div>
<div>
<p><em><strong><img decoding="async" class=" wp-image-87174 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/11/ferhat-kentelden-sehir-universitesi-mesaji-haberi-gJ2HQ5XF-640x640.jpg" alt="" width="200" height="200" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/11/ferhat-kentelden-sehir-universitesi-mesaji-haberi-gJ2HQ5XF-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/11/ferhat-kentelden-sehir-universitesi-mesaji-haberi-gJ2HQ5XF-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/11/ferhat-kentelden-sehir-universitesi-mesaji-haberi-gJ2HQ5XF.jpg 750w" sizes="(max-width: 200px) 100vw, 200px" />Ferhat Kentel: </strong></em>Türkiye’nin “modernleşme” tarihinde devletin makbul vatandaş yapma niyeti hiç bitmedi. Türkiye’de toplumsal değişimin aldığı istikameti az veya çok takip etmek yerine, devlet eliyle topluma yön vermek çok daha başat bir yöntem oldu. Bunda kendine ve kendi dışındakilere karşı güvensiz, cemaatleşerek var olabilen geniş toplumsal kesimler üzerinde yükselen bir devlet mantığı hâkim oldu. Devlet, travmalarıyla var olan bir toplumun güvensizliği üzerinde kendini yeniden üretirken, aynı devlet aygıtının çeşitli mekanizmalarına dâhil olan ve kendi sınıfsal-kültürel çıkarlarını hem güvence almayı hem de maksimize etmeyi arzulayan “güce aç” kesimler de kendi rejimlerini sağlamlaştırmak için sürekli bir çaba içinde oldular.Şimdiki dönemde iktidardan pay alan kesimler de kabaca “devrim” olarak gördükleri bir süreçte, bir türlü kontrol altına alamadıkları muhalif güçler karşısında, garantili görmedikleri iktidarlarını korumak için yeni çabalara girişiyorlar. &#8220;Etki ajanı yasası&#8221; da “yerlilik ve millilik” görünümü altında, tüm toplumu kontrol altına almanın, ikna ederek sağlanamayan “total” bir toplumu, “yasal” görünüm altında baskı altına almanın bir çabası olarak değerlendirilebilir.</p>
<p>Ancak bu süreci sadece Türkiye’ye özgü bir durum olarak düşünmemek gerekiyor. Gürcistan gibi örneklerin yanı sıra başka ülkelerde de “yabancılık”, “ihanet” gibi söylemleri sık sık kullanan popülist partilerin ve devlet zihniyetinin varlığı göz önünde tutulursa, çok daha büyük bir operasyonun tezahürlerini gördüğümüzü söyleyebiliriz. Çok kabaca söylersek, sermaye hareketlerinin özgür olduğu (Türk şirketlerinin İsrail’e yaptıkları ihracat gibi) ya da ulusal çıkarlar adı altında devletlerin ve şirketlerin her türlü “uluslararası işi” yapabildiği bir dünyadayız. Buna karşılık, bu tür yasalar, demokrasiden çıkarı olan yerli toplumsal kesimlerin uluslararası dayanışma yapma imkânlarını baltalamayı amaçlıyor. Sonuç olarak bu tür yasalar sadece tekil “milliyetçi” bir devletin yaptığı iş değil; tam tersine bu devletlerin de taşeronluk yaptığı neo-liberal kapitalist yapıların dikensiz bir uluslararası piyasa yaratma çabalarının bir uzantısıdır.</p>
</div>
<div></div>
<div><em><strong>Itır Erhart:</strong> </em>&#8220;Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk”  başlığı altında  “Devletin güvenliği ve siyasal yararları aleyhine suç işleme” olarak ifade edilen yeni bir suç eklenmesini gündeme geldi biliyorsunuz. Bunun nedeni casusluk kavramının teknolojik gelişmelerle birlikte yeniden tanımlanması gerektiğine dair bir iradenin oluşması sanırım. Günümüzde &#8220;casuslar&#8221; filmlerdeki gibi kılık değiştirerek organizasyonların içine sızmıyor artık; verileri ele geçirmeye çalışıyor. Suç tanımına kimlik ve veri hırsızlığını dahil etmek istemiş olduklarını düşünüyorum.</div>
<div></div>
<div></div>
<div><em><strong>Rümeysa Çamdereli: </strong></em>Bu değişiklik önerisi aslında uzunca bir süredir yaşadığımız sürecin sonuçlarından bir tanesi. Gezi olayları ve 15 Temmuz Darbe girişimi sonrasında farklı argümanlarla meşrulaştırılarak iktidar tarafından Türkiye&#8217;nin her yerinde sivil toplum faaliyetlerinin kısıtlanmasına yönelik birçok yaptırım uygulanıyor. &#8220;Türkiye&#8217;nin doğusunda&#8221; içselleştirilmiş kayyumlar, dernek kapatmalar, artık tüm Türkiye&#8217;nin gündeminde. Bu yasa da kurumsal seviyede gerçekleşen bu korku iklimini kişisel olarak da bize yaşatmanın bir yolu olarak araçsallaştırılıyor. Türkiye&#8217;nin içerisinde bulunduğu ekonomik kriz ortamı, demokrasi ve hukukun her geçen gün anlamını yitirdiği uygulamalar bu şekilde gündemlerle bir nebze gölgeleniyor. Hayvan haklarına yönelik &#8220;katliam yasası&#8221;nın meclisten geçiş sürecinde de benzer bir süreç yaşamıştık. Bu suni gündemlerle aktivistlerin halihazırda zihnini kaplayan sayısız gündeme bir yenisi ekleniyor, bu şekilde sivil toplum hareketlerinin pasifleştirileceği düşünülüyor. Olan da Türkiye&#8217;deki tüm canlılara, özelde de bu alanda çalışan aktivistlerin değişime yönelik umutlarına oluyor.</div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div><strong>Bu yasanın geçmesi durumunda bizi sizce neler bekliyor? Yasa değişikliğine karşı ve eğer olumsuz senaryoda yasa değişikliği gerçekleşirse sivil toplumun nasıl adımlar atması gerekir?</strong></div>
<div></div>
<div><em><strong><img decoding="async" class=" wp-image-87175 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/11/575x510-itir-erhart.jpeg" alt="" width="205" height="182" />Itır Erhart:</strong> </em>Yasanın içinde oldukça muğlak ifadeler yer alıyor: &#8220;Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları aleyhine yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda gerçekleştirilen fiiller&#8221;</div>
<div></div>
<div>Özellikle insan hakları alanında çalışan dernek ve vakıfların projelerini hayata geçirmelerinin önünde bir engel oluşturma potansiyeli çok yüksek.</div>
<div></div>
<div>Uluslararası bir kurum tarafından fonlanan bir projenin etkinliğinde (panel/söyleşi/sergi&#8230;) devletin resmi ideolojisine ters düşen bir konuşma yapılması bile söz konusu sivil toplum kuruluşunu riskli bir noktaya taşıyabilir.</div>
<div></div>
<div>Eğer yasa teklifi onaylanırsa sivil toplum kuruluşlarının ortak akılla bir doküman hazırlayıp ifade özgürlüğü, haber alma özgürlüğü, bilgiye erişim hakkı gibi temel hak ve özgürlüklerin ihlaline gidebilecek bu durumla ilgili tepkilerini ilgili kurumlara ve mercilere iletmesi gerekiyor. Yasada yer alan kavramların ve ifadelerin netleştirilmesini talep etmek de gerekiyor.</div>
<div></div>
<div>
<p><em><strong>Ferhat Kentel: </strong></em>Bu yasanın geçmesi durumunda, kuşkusuz, şimdikine kıyasla daha da kısıtlanmış, yukarıdan aşağı tanımlanmış bir “yasal çerçeve” bizi bekliyor. Muhtemelen, devletin görünen kumandasındaki aktörler, “yabancılık,” “ihanet”, “dış güçler”, “ajanlar” gibi ideolojik dağarcıklarında zaten bulunan manipülasyon araçlarını bol bol kullanacaklar. Şimdiye kadar “terör” ile özdeşleştirilen bütün hareketler ve aktörler bundan sonra, bu yasanın sağladığı kolaylık sayesinde, bir de “ajanlık” mertebesine çıkacaklar. Bu yasa geçtiği takdirde, Türkiye’nin iyileşmeyen yaraları muhtemelen daha da acımaya devam eder. Ancak toplumsal hayat, toplumsal hareketler ve toplumsal değişim yasalarla ortaya çıkmaz. Yasalar, toplumun hareketini tabii ki eğip, bükebilir. Beklenmeyen yönlere itebilir ama sona erdiremez. Öte yandan, Türkiye toplumu bütün sorunlarına, kutuplaşmalarına, cemaatleşmelerine rağmen, hayatta kalma konusunda son derecede direngen bir yapıya sahip görünüyor. Bu da muhtemelen Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan çok önceye giden Anadolu tarihinde biriken korkular, güvensizlikler, sürgünler, isyanlar, itaatler, saklanmalar ve mücadelelerle oluşan bir tecrübeye dayanıyor. Bir teorinin reçetesine sokulamayacak kadar karmaşık olan bu süreçte toplum kendisine dayatılan “teorik” ya da “ideolojik” kalıpları tersyüz etmenin, çarpıtmanın yollarını üretebiliyor.Böyle bir toplumsal altyapıda sivil toplumun ise etkili yaratıcı yöntemler düşünmesi gerekiyor. Bu yöntemleri bir reçeteye sokmak mümkün değildir, ancak en azından mizahı ve sivil itaatsizliği akılda tutmak ve söz konusu yasayı çıkaranların bizzat kendi “etki ajanlıklarının” altını çok iyi çizmek gerekiyor kanımca.</p>
</div>
<p><em><strong><img decoding="async" class="wp-image-87176 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/11/IMG_6702-640x853.jpg" alt="" width="183" height="244" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/11/IMG_6702-640x853.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/11/IMG_6702-1280x1707.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/11/IMG_6702-1024x1365.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/11/IMG_6702-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 183px) 100vw, 183px" /></strong></em></p>
<p><em><strong>Rümeysa Çamdereli: </strong></em>Türkiye&#8217;de sivil toplum tüm koşullarda varlığını devam ettirme konusunda inanılmaz sınavlar verdi. İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin yürürlükten kaldırılması sonrasında örneğin kadın hareketi hiç hız kesmeden faaliyetlerine devam etti. Hayvan hakları aktivistleri yine yürürlüğe giren &#8220;katliam yasası&#8221; sonrasında faaliyetlerine hiç ara vermeden devam ediyor. Ancak bu yasa özelinde sivil toplumun geneline konuşan, sivil toplumun sadece sivil toplum olduğu için yaşadığı zorlukları işaret eden ve kapsayıcı bir dil üreten kurumların sayısı oldukça sınırlı. Bu konunun &#8220;sahipsiz&#8221; kalma riski var. &#8220;Özgür Sivil Toplum&#8221; imza kampanyası bu anlamda çok özgün bir adım oldu. Bundan sonrası için de eğer değişiklik bahsedildiği şekilde gerçekleşirse ortak hareket etmeye ihtiyaç var. Burada da sivil toplumu herhangi bir tematik alan, arka plan, coğrafya gözetmeksizin kapsayıcı bir şekilde ele alan bir süreç için emek vermek gerekecek. Umarım biz de, özellikle YADA Vakfı olarak böyle bir sürecin etkin bir parçası olmayı başarabiliriz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/11/13/etki-ajani-yasasi-mecliste-gundeme-geliyor/">&#8220;Etki Ajanı Yasası&#8221; mecliste gündeme geliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil Toplum Kuruluşlarından &#8220;Etki Ajanı Yasası&#8221;na Karşı Milletvekillerine Ret Oyu Çağrısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/10/31/sivil-toplum-kuruluslarindan-etki-ajani-yasasina-karsi-milletvekillerine-ret-oyu-cagrisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Oct 2024 12:54:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Etki Ajanı Yasası]]></category>
		<category><![CDATA[imza kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Sivil Toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=87146</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yasa teklifi ceza hukukunun temel bir kavramı olan öngörülebilirlik ilkesini de içeren suçta ve cezada kanunilik ilkesini ihlal ettiğinden, uluslararası hukuk ve standartların, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin yanı sıra Türkiye’nin Anayasası ile iç hukukuna da aykırıdır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/10/31/sivil-toplum-kuruluslarindan-etki-ajani-yasasina-karsi-milletvekillerine-ret-oyu-cagrisi/">Sivil Toplum Kuruluşlarından &#8220;Etki Ajanı Yasası&#8221;na Karşı Milletvekillerine Ret Oyu Çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>24 Ekim 2024&#8217;te imzaya açılan açıklama an itibariyle 75 imzaya ulaştı. İmzacılar, imza vermek ve diğer tüm detaylar için <a href="https://www.ozgursiviltoplum.org/">Özgür Sivil Toplum</a> web sitesini ziyaret edebilirsiniz.</em></p>
<p><em>Kurumların imzasını bekleyen açıklama metni şöyle:</em></p>
<div>
<h2>Türk Ceza Kanununda değişiklik öngören ve sivil toplumu tehdit eden aşırı geniş ve muğlak yeni yasa teklifi reddedilmelidir</h2>
<p>Biz, aşağıda imzası bulunan örgütler olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Adalet Komisyonu üyelerini, “Noterlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” başlıklı yeni torba yasa paketinde yer alan ve casusluk yasalarında değişiklik öngören yeni yasa teklifinin, Türk Ceza Kanununa 339/A maddesiyle eklenmesine ilişkin 16. maddesini derhal reddetmeye çağırıyoruz. Ceza kanunundaki ‘casusluk’ mevzuatında değişiklik öngören yeni madde, kamuoyunda ‘etki ajanı’ yasası olarak bilinmektedir ve “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları aleyhine yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda” gerçekleştirilen fiilleri suç kapsamına almayı teklif etmektedir. Yasa teklifi, yürürlüğe girmesi halinde sivil toplumun ülkede özgürce faaliyet yürütme becerisine yönelik önemli bir tehdit oluşturacaktır.</p>
</div>
<p>5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk” başlıklı yedinci bölümüne 339/A maddesiyle “Devletin güvenliği ve siyasal yararları aleyhine suç işleme” başlığı altında yeni bir suç eklenmesini teklif etmektedir. Yürürlüğe girmesi halinde, sivil toplum örgütlerinin meşru faaliyetlerinin ciddi ölçüde engellenmesine ve aşırı geniş ve muğlak hükümleriyle bu faaliyetlerin kriminalize edilmesine yol açacaktır. Teklif edilen yeni torba yasa paketi 18 Ekim 2024 tarihinde Meclis Adalet Komisyonuna sunuldu ve 23 Ekim 2024 tarihinde komisyonda kabul edildi. Yasa teklifi sonraki adımda TBMM Genel Kurulunda oylamaya sunulacak.</p>
<p><strong>Meşru sivil toplum faaliyetlerini suç kapsamına alıyor</strong></p>
<p>Yasa teklifi, sivil toplum örgütlerinin, devlet veya devlet dışı aktörler tarafından işlenen insan hakları ihlallerini belgelemek gibi meşru faaliyetlerini suç kapsamına alma riski taşımakta ve uzun süreli hapis dahil ağır cezalar öngörmektedir. Ayrıca, bu suçların cezası, “savaş zamanında” veya “devletin savaş hazırlığı veya askeri hareketleri” bağlamında işlenmesi halinde ceza sekiz ila on iki yıl hapis cezası olarak öngörülmektedir. İlgili suçların “milli güvenlik açısından stratejik önemi haiz birimler ile proje, tesis ve hizmetleri yerine getiren kurum ve kuruluşlarda görev yapanlar tarafından işlenmesi halinde” verilecek ceza bir kat artırılacaktır.</p>
<p><strong>Aşırı geniş, muğlak ve suistimale açık</strong></p>
<p>Yasa teklifinin mevcut halinin olası suistimallere karşı yeterli güvence veya etkili hukuk yolu içermemesinden ve hangi belirli fiillerin suç teşkil ettiğine ilişkin açık ve net kriterler getirmekte yetersiz kalmasından kaygı duymaktayız. “Stratejik çıkar”, “talimat”, “organizasyon” ve “devletin iç veya dış siyasi yararları” gibi kavramlar son derece geniş ve muğlaktır. Yeterince açık tanımlanmamış veya aşırı geniş kapsamlı yasalar keyfi uygulamaya veya suistimale yol açabilir ve bu nedenle devlet yetkilileri tarafından muhalif olarak görülen kişileri hedef almak veya ülkedeki insan hakları ihlallerini belgeleyen örgütler gibi sivil toplum örgütlerini kriminalize etmek için araçsallaştırılabilir. Yasa teklifi yürürlüğe girerse, sivil toplum örgütleri, gazeteciler, insan hakları savunucuları da dahil olmak üzere herkesin bilgi talep etme ve edinme hakkını da içeren ifade özgürlüğü hakkı ihlal edilme riski altına girecektir.</p>
<p>Teklif edilen değişikliğin ilk fıkrası şu ifadeleri içermektedir:<br />
“Bu Bölümde düzenlenen suçları oluşturmamak kaydıyla, Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları aleyhine yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda suç işleyenler hakkında üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası verilir. Fail hakkında hem bu suçtan hem de işlediği ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur.” Teklif gerekçesinde, yasanın, “casusluk amacıyla suç işleme” başlıklı yeni bir suç tanımlayarak “casusluğa karşı mücadeleyi daha etkin kılmayı” amaçladığı ifade edilmektedir. TCK’nın yedinci bölümü (326-339 arası Maddeleri) halihazırda, devletin güvenliğine ilişkin belgeleri ve/veya gizli bilgileri temin etme, yok etme veya açıklama gibi fiilleri ve siyasi ve askeri casusluğu suç sayan hükümler içermektedir. Bu tür fiillerin savaş zamanında işlenmesi veya devletin savaş hazırlığını veya askeri hareketlerini tehlikeyle karşı karşıya bırakması halinde ise üç yıldan ağırlaştırılmış müebbet hapse kadar değişen ağır cezalar öngörülmektedir.</p>
<p>Teklif gerekçesinde, Madde 339/A’nın, devletin “iktisadi, mali, askeri, milli savunma, kamu sağlığı, kamu güvenliği, kamu düzeni, teknolojik, kültürel, ulaştırma, haberleşme, siber alan, kritik altyapılar ve enerji” gibi çok çeşitli alanlardaki yararları bağlamında devletin iç veya dış siyasal yararlarına karşı gerçekleştirilen faaliyetlerin cezalandırılmasının amaçlandığı ifade edilmektedir. Gerekçe aynı zamanda, bu tür fiilleri işleyen kişinin, yabancı bir devletin yargı yetkisi altında bulunmayan organizasyonlar da dahil olmak üzere yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini eklemektedir.</p>
<p><strong>Kanunilik ve öngörülebilirlik prensiplerine aykırı</strong></p>
<p>Yasa teklifi ceza hukukunun temel bir kavramı olan öngörülebilirlik ilkesini de içeren suçta ve cezada kanunilik ilkesini ihlal ettiğinden, uluslararası hukuk ve standartların, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin yanı sıra Türkiye’nin Anayasası ile iç hukukuna da aykırıdır.</p>
<p>Suçta ve cezada kanunilik ilkesi, Türkiye’nin taraf olduğu Uluslararası Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 15. Maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7. Maddesi ile güvence altına alınmıştır. Bu ilke aynı zamanda, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 38. Maddesi ve Türk Ceza Kanunu’nun 2. Maddesi ile de korunmaktadır. Bu ilke gereğince, yasa maddeleri, ilgili kişiler tarafından anlaşılabilir ve öngörülebilir olmalıdır; yani kişiler, hangi fiillerin veya ihmallerin onlara cezai sorumluluk yükleyeceğini ve gerçekleştirilen fiil veya ihmalden ötürü hangi cezanın uygulanacağını öngörebilmelidir.</p>
<p><strong>Caydırıcı etki yaratma tehlikesi taşıyor</strong></p>
<p>İnsan hakları örgütleri tarafından belgelendiği üzere, aşırı geniş ifadeler içeren, muğlak yasaların keyfi yorumlanması, Türkiye’de insan hakları savunucuları, gazeteciler, avukatlar ve diğer birçok sivil toplum örgütünü hedef almak ve yargılamak için kullanılmaktadır. Yasa teklifi, yürürlüğe girmesi halinde, Türkiye’de insan hakları savunucuları, gazeteciler, akademisyenler ve sivil toplum örgütleri gibi pek çok grubun meşru faaliyetleri nedeniyle hedef alınmasına ve uluslararası hukuk ve standartlar uyarınca korunan faaliyetlerinin büyük bir bölümünün kriminalize edilmesine zemin hazırlayacaktır. Yasa, sivil toplum üzerinde önemli insan hakları çalışmalarını durdurmaları yönünde de caydırıcı bir etki yaratacak ve potansiyel anlamda faaliyetlerini engelleyecektir. Ayrıca, yasa teklifindeki suçların yargılanması Adalet Bakanı’nın iznine tabi olduğundan yasa teklifi, yürürlüğe girmesi halinde, dava açılıp açılmayacağının belirlenmesinde olası bir siyasi müdahalenin önünü açacaktır. Bakanlık onayı gerekliliği göz önüne alındığında, savcılar ve müfettişler, siyasi muhaliflere ve/veya hükümete karşı çıktığı düşünülen sivil toplum aktörlerine karşı dava açmaları yönünde teşvik edilebilecektir.</p>
<p>Aşağıda imzası bulunan örgütler olarak, Türkiye yetkililerine hem Uluslararası Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan uluslararası hukuk uyarınca, “ulusal güvenliğin” muğlak veya keyfi kısıtlamalar getirmek için bahane edilemeyeceğini ve ancak yeterli güvenceler ve etkili hukuk yolu mevcut olduğunda konu edilebileceğini hatırlatmaktayız. Siracusa İlkeleri’nde ifade edildiği üzere, insan hakları ihlallerinden sorumlu olan bir devlet, bu tür ihlallere yönelik itirazları bastırmak veya halkına karşı baskıcı uygulamaları devreye sokmak için ulusal güvenliği bir gerekçe olarak öne süremez.</p>
<p>Tüm milletvekillerini bu yasa teklifine ret oyu vermeye çağırıyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/10/31/sivil-toplum-kuruluslarindan-etki-ajani-yasasina-karsi-milletvekillerine-ret-oyu-cagrisi/">Sivil Toplum Kuruluşlarından &#8220;Etki Ajanı Yasası&#8221;na Karşı Milletvekillerine Ret Oyu Çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
