<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Espoo Sözleşmesi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/espoo-sozlesmesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/espoo-sozlesmesi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 29 Jan 2021 13:48:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Espoo Sözleşmesi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/espoo-sozlesmesi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sivil Toplum Espoo Sözleşmesi&#8217;nin Neresinde? [2]  </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/29/sivil-toplum-espoo-sozlesmesinin-neresinde-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2021 13:45:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Akkuyu nükleer santral]]></category>
		<category><![CDATA[Espoo Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinop Nükleer Santral Projesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=64757</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mevcut yasalar uyarlanmış, hukuk tarafsızlığını ve bağımsızlığını kaybetmişse mücadelenin bu ayağını sınır ötesine doğru uzatmak bir seçenek olmanın ötesinde midir? Geçen hafta Akkuyu Nükleer Santrali'yle ele aldığımız  Espoo Sözleşmesi'nin örtük ihtimallerini bu defa Sinop Nükleer Santral Projesi için değerlendirelim.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/29/sivil-toplum-espoo-sozlesmesinin-neresinde-2/">Sivil Toplum Espoo Sözleşmesi&#8217;nin Neresinde? [2]  </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;de biri bitmeden ikincisinin kurulması için Sinop&#8217;un işaret edildiği nükleer santral projesine dünyanın ikinci büyük nükleer felaketinden 2 yıl sonra karar verildi. Fukuşima&#8217;dan yükselen radyoaktif etkilere dair  kabuslar dünya kamuoyu tarafından da görülmeye başlamışken  Japonya ile  hükümetlerarası anlaşma 2013 yılında  imzalandı. &#8220;Hatalarımızdan ders alıyoruz!&#8221; mottosuyla ülke içinde yaşanan korku ve paniğin sevk ettiği nükleer santralleri tekrar çalıştıramama ihtimaliyle dünya nükleer endüstrisinin imajını kurtarmak adına en &#8220;akılcı&#8221; yol  şirketleşen dünyanın pazarlama mantığına  uygun olacaktı. Kullanamadığını parlatarak satmak gibi bir stratejiyle bu sermaye yoğun riskli teknoloji ve binlerce insan kaynağına yönelik yeni müşteri küresel piyasada nasılsa bulunabilirdi&#8230; Bu düşünceler Türkiye ve Japonya [1]</span><span style="font-weight: 400;"> arasında nükleer anlaşmanın imzalanmasının ardından  Fukuşima Nükleer Felaketi&#8217;nin neden ve sonuçlarının küresel manada anlaşılması için parçası olduğum Fukuşima&#8217;ya düzenlenen bir eğitim gezisi kapsamında beni Oneda Nükleer Santrali&#8217;nin yetkilisine şu soruyu sormaya sevk edecekti: &#8220;Japonya&#8217;da  53 reaktör var ve bunların bazıları ömrü dolduğu için  kapatıldı, bazıları ise geçici olarak devreden çıkarıldı, binlerce personelin ve teknolojinin maliyetini nasıl tolere edeceksiniz?  -Bir &#8220;yabancı&#8221; olarak dolambaçlısını beklediğim yanıtın dik açılı saflığı, düzlüğü ve netliği beni şaşırtmıştı: &#8220;Onları yurt dışı projelerimizde değerlendireceğiz&#8230;&#8221; </span></p>
<figure id="attachment_64759" aria-describedby="caption-attachment-64759" style="width: 407px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-64759 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/fukushima-640x335.jpg" alt="Fukuşima Nükleer Santrali'nden bir görüntü " width="407" height="213" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/fukushima-640x335.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/fukushima.jpg 955w" sizes="(max-width: 407px) 100vw, 407px" /><figcaption id="caption-attachment-64759" class="wp-caption-text">Fukuşima Nükleer Santrali&#8217;nden bir görüntü</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu uzun girişi küresel sermayenin tıkanan damarlarını  açma taktiğine nükleer güç bağlamında bir örnek olarak düşünelim. Zira Türkiye&#8217;de gerek Japonya&#8217;nın gerekse küresel nükleer endüstrinin taleplerine cevaz veren bir hükümet on sekiz yıldır icraatlarını sürdürmekte. Bu gibi planların gerçeğe dönüşmesi için izlenen yolda ise demokratik kitle örgütlerinin ve halkın itirazlarının engellenmesine ek olarak geriye düşülen hak ve özgürlüklerde </span><span style="font-weight: 400;">en son kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi kanunu üzerinden  mesnetsiz suçların atfedilmesi, kayyım atanmasına kadar  varıldı. </span></p>
<h5><b>Küresel Sermayeyi Kendi Yöntemiyle Yenmek</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Tıkandığı noktada uluslararası çözümler üretebilen nükleer endüstrinin karşısında mağduriyete uğrayacak olan  halkların sınırların ötesine taşarak dayanışma sağlaması açısından 1970&#8217;lerde Avrupa ve ABD halklarını bir araya getiren nükleer testlerin durdurulmasını sağlayan hareketler hatırlanabilir. Bununla birlikte 1997’de yürürlüğe girerek </span><b>Sınır aşan Çevresel Etki Değerlendirmesi</b><span style="font-weight: 400;"> (Espoo) Sözleşmesi  ortak bir coğrafyada bulunan herkesin çevresel bilgiye ulaşmasını ve kararlara katılmasına olanak tanımasıyla yasalar kapsamındaki önemli bir  seçenek olarak değerlendirilebilir. Zira Karadeniz çevresindeki ülkelerden  Rusya, Romanya, Ukrayna, Gürcistan  ve Bulgaristan&#8217;da yaşam görece kapalı bir deniz olan Karadeniz&#8217;in kıyısındaki Sinop &#8216;a kurulacak bir nükleer santral nedeniyle etkilenecek.  </span></p>
<h5><b><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="size-full wp-image-64762 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/hayrettin-kilic.jpg" alt="hayrettin kılıç" width="279" height="209" /></span>Avrupa Komisyonu:  Sinop NGS Karadeniz&#8217;in güvenliğini ilgilendiriyor, Türkiye ESPOO Sözleşmesi&#8217;ni imzalamalı!</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Karadeniz&#8217;in kıyısına kurulmak istenen Sinop NGS&#8217;nin bu denizi  Avrupa ülkeleriyle paylaşıyor olmasından hareketle Fizikçi Prof. Dr Hayrettin Kılıç da sivil toplumun sorumluluk duyan bir ferdi olarak Türkiye&#8217;nin Espoo Anlaşması&#8217;nı imzalaması için Avrupa Komisyonuna ve Bükreş Konvansiyonu Sekreteryasına ithafen bir mektup kaleme aldı. </span></p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-64760 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/karadeniz.jpg" alt="Karadeniz çevresindeki ülkeler" width="312" height="205" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/karadeniz.jpg 620w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/karadeniz-350x231.jpg 350w" sizes="(max-width: 312px) 100vw, 312px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mektubunda Sinop NGS&#8217;nin kaza gibi bir felaket olmasa dahi salt kurulmasıyla  Karadeniz ekosistemine nasıl olumsuz etkilerde bulunacağını açıklayan Kılıç Türkiye&#8217;nin Sinop NGS projesiyle 1982&#8217;de taraf olduğu Sofya Protokolü ile 1986&#8217;da taraf olduğu Bükreş Konvansiyonunu açıkça ihlal ettiğini de hatırlatıyor. Bu mektupta Sinop NGS&#8217;nin özellikle tüm deniz organizmalarını içeren kıyı yüzey suyunu emerek sadece ısı ile değil, aynı zamanda ayrıca soğutma suyu sistemine enjekte edilen kimyasallarla da zehirleyerek 10 yıl içinde Karadeniz&#8217;de yerel deniz yaşamının yok olmasına yol açacağını açıklandığı gibi ÇED raporunda toksik kimyasalların buharlaşma oranlarıyla bölge nüfusu üzerinde oluşabilecek sağlık risklerine dair herhangi bir bilgilendirmenin de belirtilmemiş olduğuna vurgu yapılıyor.</span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu çerçevede projenin her açıdan Karadeniz&#8217;in güvenliğini tehdit ettiği gibi olağan ÇED sürecinin de demokratik olmayan, şeffaflıktan uzak bir şekilde ve yurttaşların katılımının </span><a href="https://yesilgazete.org/sinop-ngs-halka-sinopu-terk-ettirme-projesidir/"><span style="font-weight: 400;">engellenmesiyle</span></a><span style="font-weight: 400;"> gerçekleştirildiği belirtilerek Espoo Anlaşması uyarınca uluslararası prosedürün Sinop-ÇED prosedürüyle birlikte yürütülmesi gerektiğine de işaret ediliyor. </span></p>
<figure id="attachment_64761" aria-describedby="caption-attachment-64761" style="width: 405px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-64761" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/halkin-katilimi-toplantisi.jpg" alt="6 Şubat 2018- Sinop NGS için  Halkın katılamadığı &quot;Halkın Katılımı Toplantısı&quot;" width="405" height="271" /><figcaption id="caption-attachment-64761" class="wp-caption-text">6 Şubat 2018- Sinop NGS için  Halkın katılamadığı &#8220;Halkın Katılımı Toplantısı&#8221;</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye Hükümeti&#8217;nin Espoo Sözleşmesi&#8217;ni imzalamaktan imtina etmesinin nedenini nükleer santralin lisans sahipleri / işletmecilerinin  Karadeniz&#8217;in güney kıyılarında sadece 200-300 metre sınırlı deniz yaşamının sonunun başlangıcı olacak bir kazanın meydana gelmesi halinde zararın tazmin yükümlülüğüyle karşılaşılmasını önleme amacı taşıdığına da vurgu yapılan  mektupta Karadeniz Bükreş Anlaşması imzacılarının ilgisini talep ediliyor. Zira  Türkiye Sinop NGS Projesi ile aslında Karadeniz &#8216;in Çevresini ve doğal ortamını korumak üzere Karadeniz çevresindeki ülkeleri (Rusya, Romanya, Ukrayna, Gürcistan  ve Bulgaristan) de bilgilendirmeyerek imzalamış olduğu Bükreş Anlaşmasını  ihlal etmekte [2].</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avrupa Komisyonu Çevre Komisyonu Başkanı Davor Percan tarafından değerlendirilen  bu tespitler &#8220;Türkiye&#8217;de çevre ve insan sağlığı üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabilecek nükleer projelerle ilgilenildiği&#8221;  şeklinde karşılık buluyor. Nitekim Percan&#8217;ın yanıt mektubunda </span><span style="font-weight: 400;">ülkelerin kendi topraklarında nükleer santral kurma kararlarına  yönelik herhangi bir müdahale veya yaptırım olmasa da  hala &#8216;AB üyeliği bekleyen bir Türkiye&#8217;den bahsediliyor ve  Avrupa ile çevre, deniz, karasal  çevre ve nükleer güvenlik dahil  yasal müktesebat açısından uyumunun  önemine işaret ediliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ne dersiniz? Hazır Bükreş Anlaşması Sekreteryasından Türkiye&#8217;nin anlaşmayı ihlal ediyor olmasına dair bir geri dönüş yapılması beklenirken demokratik kitle örgütlerinin/sivil toplum örgütlerinin  sözleşmeye taraf olan ülkelerin  hükümetlerinin  sessiz kalmayı tercih etmesi ihtimaline karşı  sınır aşırı ülkelerde işbirlikleri geliştirmesi  bu girişime ivme kazandırabilir mi? </span></p>
<p>Yazının ilk bölümüne ulaşmak için <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/21/sivil-toplum-espoo-sozlesmesinin-neresinde-1/" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[1]</span> <span style="font-weight: 400;"> 2019 yılında Japonya hükümeti ve şirketleri Sinop&#8217;taki nükleer santral projesinden çekilmişse de Sinop&#8217;a nükleer santral kurulması için girişimler devam ediyor. Halihazırda hangi ülkenin know-how teknolojisiyle inşa edileceği  bilinmese de bir referans reaktör baz alınarak buna Çevre Etki Değerlendirme Onayı verildi. demokratik  kitle örgütlerinin ve halkın itirazlarıyla proje yargı sürecinde bulunuyor.</span></p>
<p>[2] <span style="font-weight: 400;"> Violation of the Convention on the Protection of the Black Sea against Pollution, Bucharest’s Convention of 1992 and the Sofia Protocol of 2018 by Turkish Government’s Sinop Nuclear Power Complex Project (Karadeniz&#8217;in Kirliliğinin önlenmesini hedefleyen Bükreş sözleşmesi ile Türkiye tarafından  2018 yılında imzalanan Sofya protokolünün ihlali) Journal of Environmental Science and Engineering A 10 (2021) 34-38</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/29/sivil-toplum-espoo-sozlesmesinin-neresinde-2/">Sivil Toplum Espoo Sözleşmesi&#8217;nin Neresinde? [2]  </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil Toplum Espoo Sözleşmesi&#8217;nin Neresinde? [1] </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/21/sivil-toplum-espoo-sozlesmesinin-neresinde-1/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2021 12:22:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Akkuyu NGS]]></category>
		<category><![CDATA[Espoo Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=64397</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sınıraşan etkilere haiz nükleer tehlike nedeniyle "başkaları" için de kaygılanmak Espoo Sözleşmesi'yle aralanacak kapıdan komşu ülkelerde açan güneşin girmesiyle karanlığı dağıtabilir, Akkuyu NGS için sınırötesi sivil toplumla gösterilecek dayanışma rengarenk çiçekleriyle yaşamın kendisini sağaltabilir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/21/sivil-toplum-espoo-sozlesmesinin-neresinde-1/">Sivil Toplum Espoo Sözleşmesi&#8217;nin Neresinde? [1] </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bir kazanın meydana gelmesiyle geniş coğrafyaları radyasyona maruz bırakabilen; olağan işletim </span><span style="font-weight: 400;">süreçlerinde dahi  ekosistemin yapısını bozduğu uzun vadedeki kümülatif negatif etkileriyle  bilimsel olarak ispatlanmış bulunan nükleer santral tesislerinin bir &#8220;proje&#8221; formunda sunulmasıyla karar alım süreçleri salt yıkımın altına imza atan ülkelerle sınırlı tutulamaz. Bu tesislerin kurulum, işletim, atık, söküm hatta yakıt sevkiyat süreçlerine dair en azından aynı bölgedeki ülkelere yönelik bilgi vermesi de bir zorunluluk kabul edilmelidir.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu bağlamda, uygulamada katılımcılığı öne çıkaran iki temel metin 2001&#8217;de yürürlüğe girerek ortak bir coğrafyada bulunan herkesin çevresel bilgiye ulaşmasını ve kararlara katılmasını şart koşan “Çevresel Bilgiye Erişim, Karar Vermede Halkın Katılımı ve Yargıya Başvuru”(Aarhus) Sözleşmesi ile 1997&#8217;de yürürlüğe giren Sınır aşan Çevresel Etki Değerlendirmesi (Espoo) Sözleşmesidir. Şüphesiz petrokimya tesisleri, biyolojik artıma, atık yakma tesisleri, kömürlü termik santraller gibi ekosistemi zehirleyen her tür faaliyet de bu sözleşmelerin kapsamında düşünülebilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Lakin biz bu yazı için nükleer santralleri;  karar alma süreçlerinde proaktif yaklaşımı benimsediği kabul edilen Aarhus ve Espoo Sözleşmelerinden de farklı demokrasi iklimine sahip olan ülkelerle etkileşimin imkanlarına kapı aralama ihtimali bulunan ikincisini baz alacağız. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugüne kadar, elli nükleer santral projesinin sınır aşan etkilerine karşı komşu ülkelerin incelemesine olanak tanıyarak Sınıraşan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED)&#8217;nin hazırlanmasını gerektiren Espoo Sözleşmesi Avrupa ülkelerinin neredeyse tamamı tarafından imzalanmış durumda [1]</span><span style="font-weight: 400;">. Daha uzak coğrafyadan  Azerbaycan, Kızgızistan, Kazakistan ve Kanada&#8217;nın da imzalayanlar listesinde olduğu buna mukabil Rusya ve Ermenistan&#8217;la birlikte Türkiye tarafından imzalanmamış olan <a href="https://www.informea.org/en/node/285/parties" target="_blank" rel="noopener">Espoo Sözleşmesi</a></span><span style="font-weight: 400;">,</span><span style="font-weight: 400;"> iyi değerlendirilirse Akkuyu NGS Projesi&#8217;ne karşı etkin bir araç  kılınabilir. Sınıraşan etkilere haiz nükleer tehlike nedeniyle &#8220;başkaları&#8221; için de kaygılanmak Espoo Sözleşmesi&#8217;yle aralanacak kapıdan komşu ülkelerde açan güneşin girmesiyle karanlığı dağıtabilir, sınırötesi sivil toplumla gösterilecek dayanışma  rengarenk çiçekleriyle yaşamın kendisini sağaltabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Meseleye salt nükleer santral değil de Türkiye topraklarında Rusya menşeili şirket; Rosatom tarafından inşa edilmekte olan bir  nükleer santralin reaktörünün inşaat temelinde iki defa oluşan çatlak, inşaatta tespit edilen su sızıntısı ve meydana gelen &#8220;planlı&#8221; patlamalarda meydana gelen kaza(lar) açısından da bakarsak ortada büyük bir sorun bulunuyor. Doğal olarak,  kararından vazgeçmeyen ama bilgi de paylaşmayan bir siyasi iktidarla karşı karşıya olan, mağdur edileceği dönüştürülen yasa ve hukukla elinin kolunun bağlanmasından mütevellit sivil toplum açısından rotanın dışında bir çözüm aramak kaçınılmaz görünüyor. Bu noktada ise en büyük rol yine bugüne dek yapılan basın açıklamalarından, paylaşım ve açıklamalardan görüldüğü üzere her koşulda yüksek sesle tepki verebilen, madunun sesi olan adres her zaman yerel yönetimleriyle, örgütleriyle, sendikalarıyla meslek örgütleriyle, inisiyatifleriyle ve özgür medyasıyla sivil toplumun kendisidir. Zira sivil toplumun gücünü, son dönemde derneklere kayyum atanmasına olanak tanıyarak üzerinde çakan şimşeklerden daha iyi ne anlatabilir?</span></p>
<h5><b>Türkiye Espoo Anlaşmasını Neden İmzalamıyor?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Gelişmekte olan ülke kategorisinde olup da yıllardır nükleer santral  kurmayı, böylelikle &#8220;</span><i><span style="font-weight: 400;">güç </span></i><i><span style="font-weight: 400;">sahibi</span></i><span style="font-weight: 400;">&#8221; ülke olunacağını iddia eden Türkiye&#8217;nin, nükleer santral sahibi(!) olmaya AKP iktidarında hiçbir siyasi iktidarın döneminde olmadığı kadar yaklaştığı da bir gerçektir [2].</span><span style="font-weight: 400;"> Oysa Espoo Sözleşmesi yıllarca nükleer karşıtlarının Türkiye sınırına 16 kilometre mesafede işletme halinde olan Ermenistan&#8217;daki Metsamor Nükleer Santrali&#8217;nin faaliyetlerinin izlenmesine yönelik de imzalanmasını talep ettiği bir anlaşmadır. Diğer bir deyişle Espoo&#8217;nun imzalanması talebi bir ülkeye karşı olan tutumdan bağımsız şekilde her ülke için geçerli ve anlamlı sayılabilecek bir talepken Türkiye&#8217;nin komşularının Akkuyu ve Sinop projeleri için benzer kaygıları taşımasından daha doğal bir şey de yoktur. Ancak öyle görünüyor ki  bahsettiğimiz kaygıların giderilmesi için de hemen her konuda izlenen ithalat odaklı bir politikanın izlenmesi, bilginin ithal edilmesiyle mümkün olacak&#8230;.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zira üç yıl içinde operasyona başlaması planlanan, bunun için pandemi koşullarını dahi engel tanımayan hatta, almadığı önlemler nedeniyle skandallara imza atarak işçi sağlığı ve güvenliğini önemsemeden inşasına devam edilen Akkuyu NGS&#8217;nin sahibi Rosatom sadece Türkiye&#8217;ye değil Akdeniz coğrafyasındaki bütün ülkeleri tehdit ediyor. Ne var ki sınır aşan etkilerin etkisi bağlamında Espoo Sözleşmesi&#8217;ni Rusya  menşeili şirketin operasyonları açısından düşünmek benzersiz fırsatlara da haiz.Zira  Espoo Sözleşmesi&#8217;ni imzalamamışsa da sözleşmeye taraf olan ülkelerdeki projelerle ilgili olarak sözleşmeyi uygulayacağını taahhüt etmiş bulunuyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-64399 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/akkuyu-ngs-2021-640x360.jpg" alt="Akkuyu NGS" width="640" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/akkuyu-ngs-2021-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/akkuyu-ngs-2021-1280x719.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/akkuyu-ngs-2021-1024x575.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/01/akkuyu-ngs-2021.jpg 1424w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><b>Rusya Sözleşmeye Taraf Olmasa da, Rosatom Akkuyu NGS için Espoo&#8217;yu Uygulayabilir!  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rosatom&#8217;un bu taahüdün  kaynağında ise on yıl önce meydana gelen Fukuşima Nükleer Felaketi yatıyor. Hatırlayacağınız gibi Fukuşima Nükleer Felaketi meydana gelip dünya gündemine yerleştiğinde başta Almanya olmak üzere bazı ülkeler nükleer enerjiden çıkacağını açıklarken nükleer güç sahibi diğer bazı ülkeler de Japonya gibi bir nükleer santrallerini devreden çıkartarak depremsellik testine tabi tutmaya başlamıştı. Bu olayın o günlerde de nükleer gücünü arttırmayı planlayan Rusya üzerindeki etkisi ise  daha fazla şeffaflık sağlamak adına Rosatom&#8217;un Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu&#8217;na (United Nations Economic Commission for Europe’s (UNECE) Convention)&#8217;ı kendi nükleer projeleri hakkında aynı coğrafyayı  paylaştığı Avrupa ülkelerini bilgilendireceğini açıklaması şeklinde <a href="https://unece.org/environment/press/russias-nuclear-power-company-agrees-consult-neighbours-environmental-impacts" target="_blank" rel="noopener">oldu</a></span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ez cümle, Rosatom&#8217;a bu taahhüdü Akkuyu NGS projesinde reaktör  inşaatlarının temeli atılırken meydana gelen çatlaklar, inşaatın içinden su sızdığına dair görüntüler de kamuoyuna yansımışken yani açıkça zeminin bu projeye uygun olmadığı iddiaları kendini ispatlarken; inşa sürecinin derhal durdurularak tesisin bağımsız uzmanların incelemesine </span><a href="https://yesilgazete.org/nukleer-santraldeki-catlak-iddialariyla-ilgili-aciklama-acilen-teknik-inceleme-yapilmali/"><span style="font-weight: 400;">açılması gerekirken</span></a><span style="font-weight: 400;">  hatırlatılmalıdır. Rosatom&#8217;un genel manada nükleer santrallerin var olan risklerini  ikiye, üçe katlayan bir kaygılandırma potansiyeline haiz Akkuyu NGS&#8217;nin durumu hakkında bilgi vermesi gerekirken bunu yapmıyorsa, en azından Akdeniz çevresindeki 23 ülke (Arnavutluk, Cezayir, Bosna Hersek, Hırvatistan, Kıbrıs, Mısır, Yunanistan, Filistin, İtalya, Lübnan, Libya, Malta, Fas, Tunus, Monaco, Karadağ, Slovenya, Fransa, İspanya, Suriye, İsrail, Filistin, Mısır, Tunus) arasında Espoo&#8217;yu imzalamış olan Fransa, İtalya, İspanya, Yunanistan ve Kıbrıs&#8217;a karşı  resmi olarak tutması gereken bu taahhüt sivil toplum tarafından kampanyalarla hatırlatılabilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Benzer bir kamuoyu baskısının oluşturulması için bir diğer yol ise sivil toplumun ülke koşulları çerçevesinde kontrol ve tahditlerle elinin kolunun bağlandığı  hal ve koşullarda madunun sesi olma kararlılığını Espoo&#8217;dan bağımsız ve daha önce de </span><a href="https://yesilgazete.org/mare-nostrum-bizim-denizimiz/"><span style="font-weight: 400;">önerdiğimiz gibi </span></a><span style="font-weight: 400;">yukarıda adlarını tek tek saydığımız  Akdeniz çevresindeki  tüm  ülkeleri harekete geçirerek sürdürmesi olabilir. Bunun için Akdeniz coğrafyasını paylaşan ülkelerin  Akkuyu NGS&#8217;deki çatlaklardan ve sorunlardan haberdar edilmesi, haberlerin dünya dili konumuna gelmiş ingilizceye çevrilerek yaygınlaştırılması iyi değerlendirilmelidir. Zira başta da söylediğimiz gibi yasalar çerçevesinde yaşama kasteden projelere dair gerçek ve doğru bilgiyi edinmek mümkün olmuyorsa ancak, ortak coğrafyayı paylaşan ülkelerin bilgilendirilmesi için gösterilecek çaba Akkuyu&#8217;nun sırlı kapısını aralayabilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[1] Bugün dünya genelinde aktif 413 nükleer reaktörün olduğu (https://www.worldnuclearreport.org/) göz önüne alınırsa ve elli projede reaktör sayısının en az iki-üç olduğu düşünülürse sınıraşan ÇED yapılmasını şart koşan Espoo Sözleşmesi&#8217;nin önemi daha iyi anlaşılır. Örnek: Akkuyu NGS bir projedir fakat 4 nükleer reaktör içerir.</span></p>
<p>[2] <span style="font-weight: 400;">Hükümetlerarası Anlaşma ile kararlaşatıılan Akkuyu NGS projesinin Yap -Sahip ol-İşlet (B.O.O.) usulünde inşa edilmesi en başta nükleer tesisin sahipliği konusunda  büyük soru işaretleri barındırıyor. Akkuyu NGS açısından hisselerinin tamamı Rosatom&#8217;a ait olan nükleer santral kurulumundan işletimine  Rusya&#8217;ya aittir. Türkiye&#8217;ye değil. Aynı durum B.O.O. usulünde inşa edilmesi öngörülen (inşa edecek şirketve devleti belli olmasa da) Sinop NGS için de geçerlidir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/21/sivil-toplum-espoo-sozlesmesinin-neresinde-1/">Sivil Toplum Espoo Sözleşmesi&#8217;nin Neresinde? [1] </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
