<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ertan Karabıyık arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/ertan-karabiyik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ertan-karabiyik/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 22 May 2023 13:13:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Ertan Karabıyık arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ertan-karabiyik/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Demokratik Teamüllere, İnsan Haklarına Uygun Bir Seçim Süreci Sağlanmalı&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/05/04/demokratik-teamullere-insan-haklarina-uygun-bir-secim-sureci-saglanmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 May 2023 13:19:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Ertan Karabıyık]]></category>
		<category><![CDATA[kalkınma atölyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kooperatif]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83889</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalkınma Atölyesi Uzman ve Yöneticisi Ertan Karabıyık, seçim sürecine dair beklentisinin demokratik teamüllere, insana saygıya, insan haklarına uygun bir seçim sürecinin olması ve özellikle deprem bölgesinden başka bölgelere göç etmiş insanların oy kullanabilmesinin adil olarak sağlanması olduğunu söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/05/04/demokratik-teamullere-insan-haklarina-uygun-bir-secim-sureci-saglanmali/">&#8216;Demokratik Teamüllere, İnsan Haklarına Uygun Bir Seçim Süreci Sağlanmalı&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Kurumunuzun güncel faaliyetleri nelerdir? Özellikle son dönemde odaklandığınız çalışma alanını nasıl anlatırsınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-83896 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/05/ertan-karabiyik.jpg" alt="Ertan Karabıyık" width="286" height="286" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/05/ertan-karabiyik.jpg 500w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/05/ertan-karabiyik-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 286px) 100vw, 286px" />Kalkınma Atölyesi olarak biz son dönemde iki konuya yoğunlaştık. Bir tanesi </span><span style="font-weight: 400;">depremden önce iş dünyası ve insan hakları konusunda bir program geliştirdi</span><span style="font-weight: 400;">k ve önümüzdeki yıllarda bu kapsamda neler yapacağımızı ortaya koyduk.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">İkincisi tabii hepimizin malumu, d</span><span style="font-weight: 400;">eprem konusunda yoğunlaştık</span><span style="font-weight: 400;">. Deprem konusunda da </span><span style="font-weight: 400;">Sağlık ve Kalkınma ortak programı oluşturduk ve bu kapsamda deprem alanlarında sağlık ve kalkınmaya dair çeşitli program ve projeler</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">uygulama sürecine başladık.</span></p>
<p><b>Seçime yaklaşırken faaliyetlerinizde bir değişiklik oldu mu? Seçim süreci kurumunuzun faaliyetlerini nasıl etkiledi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kalkınma Atölyesi bir kooperatif, </span><span style="font-weight: 400;">kooperatif olarak bizim böyle güncel, reel siyasetle ve bu konularla ilgili bir</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">ilişkimiz yok</span><span style="font-weight: 400;">, bu sebeple seçim sürecine yaklaşırken faaliyetlerimizde herhangi bir değişiklik olmadı. </span><span style="font-weight: 400;">Bizim faaliyetlerimizi etkileyen b</span><span style="font-weight: 400;">u tür şeyler yerine dünyada ve Türkiye&#8217;de ortaya çıkan çeşitli değişimler, örneğin dünyada iş dünyası ve insan hakları bağlamında yeni kanunlar, yeni süreçler, yeni rehberler, yeni düzenlemeler&#8230;</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Bir de Türkiye&#8217;de deprem gibi afet konuları etkiledi. Nitekim son beş altı yıldır afetler Kalkınma Atölyesi&#8217;nin faaliyetlerini etkiledi ve bu faaliyetlere yönelik şekillendik.</span></p>
<p><b>Seçim sürecine özgü, sivil toplumda ve/veya kendi çalışma alanınızda nasıl adımlar atılıyor, neler gözlemliyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle </span><span style="font-weight: 400;">sağlık ve kalkınma konusunda neler yapılması gerektiğine dair araştırmalar, gözlemler, altyapı çalışmaları</span><span style="font-weight: 400;"> gibi süreçlere dahil oluyoruz. </span><span style="font-weight: 400;">O yüzden bu konuda bizim dışımızdaki sivil toplumda neler yapılıyor, hangi adımlar atılıyor onu gözlemleyemedik. Kendi çalışma alanımızda biz herhangi bir adım atmıyoruz. </span><span style="font-weight: 400;">Artık </span><span style="font-weight: 400;">deprem sürecine özgü olarak gerçekleştiriyoruz bütün çalışmalarımızı.</span></p>
<p><b>Bu sürece bakıldığında, sivil toplumda ve/veya kendi çalışma alanınızda neler eksik</b><b> kalıyor, neler gözlemliyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Altı Şubat&#8217;tan itibaren hemen hemen gündemimiz, programlarımız, çalışmalarımız, toplantılarımız, faaliyetlerimiz, h</span><span style="font-weight: 400;">ayatımızın önemli bir kısmı deprem süreciyle olduğu için seçim sürecinden uzak kaldık. Sadece kendi sohbetlerimizde bu süreci anlatıyoruz. Okuma imkanımız, izleme imkanımız da çok azaldı. </span><span style="font-weight: 400;">Başkalarıyla konuşma imkanı bulduk, ziyaretler yaptık. O yüzden nelerin eksik kaldığını gözlemleme imkanımız bile zor.</span></p>
<p><b>Seçim sonrası süreçle ilgili kurumsal olarak atmayı düşündüğünüz bir adım var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">B</span><span style="font-weight: 400;">enim </span><span style="font-weight: 400;">bireysel olarak beklentim demokratik teamüllere, insana saygıya, insan haklarına uygun bir seçim sürecinin olması v</span><span style="font-weight: 400;">e özellikle </span><span style="font-weight: 400;">deprem bölgesinden başka bölgelere göç etmiş insanların oy kullanabilmesini adil olarak sağlamak. Bu oy kullanma sürecine erişimin sağlanmasına dönük altyapının güçlendirilmesi ve </span><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;nin şaibesiz bir seçim yürütmesi</span><span style="font-weight: 400;"> en büyük beklentim.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ortaya çıkacak olan tabloda </span><span style="font-weight: 400;">kim seçimi kazanırsa kazansın Türkiye&#8217;nin d</span><span style="font-weight: 400;">emokratik, laik ve hukuk devleti olmasını sağlayacak, örgütlenme özgürlüğünü kolaylaştıracak süreçler ve Türkiye&#8217;nin kalkınmasına, adil olmasına, eşitlikçi olmasına ve </span><span style="font-weight: 400;">gelir dağılımının daha akılcı, rasyonel olmasına dair çalışmalar yapılması, bu</span><span style="font-weight: 400;"> süreçte de</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;nin yenilenmesine ihtiyaç olduğunu</span><span style="font-weight: 400;"> ifade etmek isterim.</span></p>
<p><b>Seçim sonrası süreçle ilgili kurumsal olarak atmayı düşündüğünüz bir adım var mı?</b></p>
<p>Bizim atmamız, atmayı düşündüğümüz adımlar seçimle ilgili değil. Hangi iktidar gelirse gelsin biz seçim öncesi ve seçim sonrası aslında iş dünyası ve insan haklarına dair <span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;nin daha hızlı adım atması ve bu konuda ilerlemeler sağlamasını öngörüyoruz. Aynı zamanda </span><span style="font-weight: 400;">depremle de ilgili olarak yeniden yapılanma sürecinin </span><span style="font-weight: 400;">daha bilimsel, rasyonel, katılımcı ve yerel yönetimleri dikkate almaya dair bir</span><span style="font-weight: 400;"> çalışma yapması için, </span><span style="font-weight: 400;">savunma çalışmaları yapmayı öngörüyoruz. Bunun için planlarımız var.</span></p>
<p><b>Seçim sonrası süreçte kendi çalışma alanınızla ilgili en ivedikle değiştirilmesi/dönüştürülmesi gereken hususun ne olduğunu düşünüyorsunuz? Yeni yönetimden ne talebiniz var?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeni yönetimden talebimiz, </span><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;nin daha demokratikleşmesi yerelleşmesi ve merkezi gücün yerele devredilerek yerel çözümlerin üretilmesi, katılımcı planlamaların yapılması, s</span><span style="font-weight: 400;">ivil toplum kuruluşlarının daha aktif hale gelmesi ve kamusal alanında daha önemli bir rol</span><span style="font-weight: 400;"> üstlenmesi. Bunun yanı sıra tabii </span><span style="font-weight: 400;">çocuk işçiliğiyle mücadele, iş dünyası ve insan haklarına dair dünyada küresel ölçekte ortaya çıkan değişimlerin </span><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;ye yansımalarını ve buna yönelik olarak da önlemlerin alınmasını sağlamak</span><span style="font-weight: 400;">. En ivedilikle değiştirilmesi, dönüştürülmesi gereken husus olarak bu iki konuyu görüyoruz.</span></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-84087 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/05/FES-LOGO_20mm.jpg" alt="FES logo" width="180" height="103" /><em>&#8216;Bu içerik <a href="https://turkey.fes.de/" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://turkey.fes.de/&amp;source=gmail&amp;ust=1684839228399000&amp;usg=AOvVaw1sCsJbBGxW_mzdEq6NETNm">Friedrich-Ebert-<wbr />Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği </a>desteği ile hazırlanmıştır ve derneğin görüş veya tutumunu yansıtmaz. Sayfadaki içerikten sadece Sivil Sayfalar sorumludur.&#8217;</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/05/04/demokratik-teamullere-insan-haklarina-uygun-bir-secim-sureci-saglanmali/">&#8216;Demokratik Teamüllere, İnsan Haklarına Uygun Bir Seçim Süreci Sağlanmalı&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Map of Seasonal Agricultural Workers in the Pandemic from the Development Workshop</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/05/map-of-seasonal-agricultural-workers-in-the-pandemic-from-the-development-workshop/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 May 2021 11:11:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Civil Pages]]></category>
		<category><![CDATA[Development Workshop]]></category>
		<category><![CDATA[Ertan Karabıyık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=69636</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Ertan Karabıyık from the Development Workshop, evaluated the effects of the pandemics on food security for Sivil Mikrofon as well as the measures to be taken for seasonal agricultural workers due to the Coronavirus outbreak.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/05/map-of-seasonal-agricultural-workers-in-the-pandemic-from-the-development-workshop/">Map of Seasonal Agricultural Workers in the Pandemic from the Development Workshop</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>The Development Workshop started a mapping study that will <a href="https://www.google.com/maps/d/u/0/viewer?mid=1vOwviBx3UMUjnWaC0gKxMMnaQgCiX29Z&amp;ll=38.79610419390304%2C34.704547400000024&amp;z=6">reveal</a> the effects of the Coronavirus outbreak on seasonal agricultural workers and their children, as well as developments made in this context at the provincial and the country level.</p>
<p>Ertan Karabıyık, the guest of Sivil Mikrofon, noted that the effects of Covid-19 on seasonal migratory agricultural workers and their children in Turkey and the world and the actions taken in this context, are presented at the level of provinces and countries and they will update it every week.</p>
<p>Karabıyık said that staying at home is important to control the pandemic, “but there are conditions for staying at home. We believe that there is practically no point in saying ‘stay home’ when we do not meet these conditions. So I would like to emphasize that those who have the opportunity to stay at home, should think more about those who do not stay at home and work harder for them,” he said.</p>
<p><strong>Importance of Participatory Plans and Practices…</strong></p>
<p>Karabıyık emphasized that the pandemic affects all social classes of society, the risks of those who have to work are higher and the solution can be achieved with a participatory understanding. “We see that participatory understanding is not done at a sufficient level, planning and practices from the central level to the local level are not realized with a participatory approach. We believe that Turkey&#8217;s agricultural production is a little late in the planning process for this crisis. The coordination and co-guidance cannot be adequately done, decisions taken from the center are not adequately reflected in operational work in the provincial implementation processes. As a development workshop, we care about the participation of private sector, non-governmental organizations, international organizations and professional organizations in this process. It is important for Turkey&#8217;s agricultural production that seasonal agricultural workers are not affected by this process both in terms of health and labor. &#8220;We also want everyone to show willpower in defining and solving this problem so that the farmers in rural areas do not become impoverished.&#8221;</p>
<p><strong>The Necessity of Small Businesses For Food Security</strong></p>
<p>Ertan Karabıyık, who stated that the epidemic brought up the importance of agriculture and food security again, said: &#8220;It is an advantage that Turkey&#8217;s agricultural production lasts 12 months with greenhouse cultivation in certain regions. We can be in a position to contribute to the countries around us both with our own food security and excess product with this advantage is good planning with a good support system (not only fertilizer, diesel, soil, sapling, drug support, but also labor market support). If the organization of the labor force is not done adequately, we can predict that we may be in trouble, especially in some foods. This crisis showed us again that there will be an effort from now on to produce their own vegetables and fruits, that small producers will participate in this process and the importance of family businesses, he said.</p>
<p><strong>Post-Pandemic Civil Society</strong></p>
<p>Noting that the epidemic will function as a litmus paper for the civil society, Karabıyık said “The pandemic will create a change in the flow of funds in our working order. We&#8217;ll be faced with a table where those who can&#8217;t adapt to this process, are eliminated. I think civil society will be more effective after the pandemic. I think it will work more creatively, more programmatic and inclusive. This table will start to show us the importance of cooperation, acting together, sharing and combining knowledge and experience. Those who do not comply, will be out of the circle,” he said.</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/watch?time_continue=2&amp;v=V7pfQcjgr50&amp;feature=emb_logo">Click</a> here to watch the documentary on SEASONAL LEAVES prepared by the Development Workshop in cooperation with Atom Film.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/05/map-of-seasonal-agricultural-workers-in-the-pandemic-from-the-development-workshop/">Map of Seasonal Agricultural Workers in the Pandemic from the Development Workshop</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Mevsimlik İşçilerin Sorunlarının Çözümü İçin Herkesin Rol ve Sorumluluğu Var”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/12/mevsimlik-iscilerin-sorunlarinin-cozumu-icin-herkesin-rol-ve-sorumlulugu-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2020 09:17:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[İşçi Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kalkınma Atölyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Ertan Karabıyık]]></category>
		<category><![CDATA[kalkınma atölyesi]]></category>
		<category><![CDATA[mevsimlik gezici tarım işçileri]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=59359</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarihsel süreçten günümüze mevsimlik gezici tarım işçilerinin durumlarını değerlendiren Kalkınma Atölyesi’nden Ertan Karabıyık, çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi için kamu, özel sektör, sivil toplum, medya ve akademi başta olmak üzere herkesin rol ve sorumluluğu olduğunu belirtiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/12/mevsimlik-iscilerin-sorunlarinin-cozumu-icin-herkesin-rol-ve-sorumlulugu-var/">“Mevsimlik İşçilerin Sorunlarının Çözümü İçin Herkesin Rol ve Sorumluluğu Var”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="“Mevsimlik İşçilerin Sorunlarının Çözümü İçin Herkesin Rol ve Sorumluluğu Var”" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/HvPOh_LZFGc?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>Pandemi sürecinde tarımın ön plana çıktığını belirten Karabıyık, “Çünkü gıda insanların temel beslenme kaynağı ve bu da tarımla gerçekleşiyor. Pandeminin arttığı mart ayı kuzey yarıkürede tarımın başladığı bir dönem. Tarımın devam etmesi gerekiyordu. Edebilmesi için belirli bir işgücüne ihtiyaç var. Bu nedenle işgücü pandemi sürecinde de üretime katıldı. Bunun için de düzenlemeler yapıldı ve üretimin bir şekilde devam etmesi ve toplumun gıda güvenliğinin sağlanması öngörüldü.” Dedi.</p>
<p>Tarımsal üretimin sürmesi ve mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarının çözümü için herkesin rol ve sorumluluğu olduğunu kaydeden Karabıyık, “Çiftçiden tutun tarım aracısına kadar, ziraat odasından akademisyenlere kadar, medyadan ticaret odalarına kadar, sağlık, eğitim, çocuk koruma bağlamında bütün kamu kuruluşlarından sosyal yardım kuruluşlarına kadar, özel sektör, tüketicilerin, tüketici derneklerinin, medyanın bu anlamda sorumluluğu var. Bizim oradaki anlayışımız şu; herkesin rol ve sorumluluğunu yerine getirmesi lazım. Kamu aslında burada temel belirleyici konumda. Özellikle temel hizmetleri götürmek, eğitim hizmetlerini sağlama, sağlık hizmetlerini verme,  işçi sağlığı ve güvenliği hizmetlerini sağlama, özellikle de ücret politikalarının belirlenmesinde mevcut yasaların uygulanmasını sağlama konusunda kamu bir otorite olarak rol ve sorumluluğu en fazla olan kurumlardan bir tanesi. İkincisi, pandemi hepimizi etkiledi, yoksulları daha çok etkiledi ve yoksulların bu doğrudan gelir desteği ya da dolaylı da olsa giderlerini azaltacak, onların ihtiyaçlarını karşılayacak bir destek verilmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum.&#8221; diyor.</p>
<p>Sivil toplumun savunu çalışmaları yapmasının önemli olduğunu da vurgulayan Karabıyık şöyle devam ediyor: “Sivil toplumun durumu kamuoyunun gündemine getirmek, daha kılcal damarlara inerek onların durumunu anlatmak ve böylece rol ve sorumluluğu olan kurumun harekete geçirilmesi konusunda temel ya da başat bir görevi olduğunu söyleyebiliriz. Sivil toplumun kuşkusuz acil durumlarda, gerçekten kamunun hızlı ilerlemeyen, hızlı hareket etmeyen, ataletli halinde zaman zaman kritik ya da kronik müdahalesi olabilir ve buna dönük neler yapılması gerekiyorsa yapılabilir. İnsani yardım da olabilir ama kamunun rolünü üstlenmeden yapılması gereken bir rol olarak görüyoruz.” Dedi. Karabıyık medyanın da sadece kriz zamanlarında değil fikri takiple mevsimlik işçilerin sorunlarının gündemleşmesinde etkin rol alabileceğinin altını çiziyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/12/mevsimlik-iscilerin-sorunlarinin-cozumu-icin-herkesin-rol-ve-sorumlulugu-var/">“Mevsimlik İşçilerin Sorunlarının Çözümü İçin Herkesin Rol ve Sorumluluğu Var”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Salgın Eşitsizlikleri Büyütüyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/29/salgin-esitsizlikleri-buyutuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Apr 2020 08:20:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Cavidan Soykan]]></category>
		<category><![CDATA[Ertan Karabıyık]]></category>
		<category><![CDATA[Evren Balta]]></category>
		<category><![CDATA[Lütfi Sunar]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal eşitsizlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=53173</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hüsnü Özyeğin Üniversitesi’nden Evren Balta, virüsün yol açtığı ölümlerde toplumsal eşitsizlik ve kırılganlıkların ön planda olduğunu vurgularken, İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nden Lütfi Sunar, yaşanan sürecin toplumun yoksul ve güvencesiz kesimleri için özel bir dikkatle değerlendirilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Akademisyen Cavidan Soykan, korunmadan, izolasyon süreçlerine kadar ‘sınıfsal’ ayrımların salgınla birlikte görünür olduğunu belirtirken, Kalkınma Atölyesi’nden Ertan Karabıyık da salgının eşitsizlikleri ‘turnosol kağıdı’ gibi görünür kıldığını vurguluyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/29/salgin-esitsizlikleri-buyutuyor/">Salgın Eşitsizlikleri Büyütüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Lütfi Sunar, Toplumsal Yapı Araştırmaları Programı’nının </span><a href="https://tyap.net/korona-analizleri"><span style="font-weight: 400;">‘hayat için sosyoloji’</span></a><span style="font-weight: 400;"> başlığıyla yayınladığı korona analizlerinde,  salgınla mücadelede ilk eşik olan </span><a href="https://tyap.net/sgmi"><span style="font-weight: 400;">‘eşitsizlikler’</span></a><span style="font-weight: 400;"> konusunu gündeme getiriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-53175 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/lutfi-sunar.jpg" alt="Lütfi Sunar" width="289" height="289" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/lutfi-sunar.jpg 429w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/lutfi-sunar-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 289px) 100vw, 289px" />İnsanların biyolojik olarak hastalıklara eşit açıklıkta veya dayanıklı olmadıkları gibi sosyoekonomik nedenlerle de sağlığını koruma, evde kalma, izolasyon, tedavi ve rehabilitasyon anlamında eşit fırsatlara sahip olmadıklarını belirten Sunar, “Bugün ilk aşamada uygulanan evde kalma gibi tedbirler özellikle sabit gelirli ve iş garantisi olan orta sınıflar için anlamlı görünse de salgının çok sayıda esnafın zora girmesine, işçilerin işini kaybetmesine ve düzensiz işlerde çalışanların gelirlerinden bütünüyle mahrum kalmalarına yol açacağı görülüyor. Sosyoekonomik eşitsizlikler farklı kesimler için sağlığa erişimi ve hastalığa yakalanma ihtimalini çok ciddi bir biçimde etkilediği gibi salgın sürecinde bu döngü katlanarak artacak.” diye belirtiyor. Sunar’a göre, sorunun aşılabilmesi için öncelikle eşitsizliklerin oluşumunun ve kaynağının farkında olmak ve  eşitsizliklerin salgından daha kapsamlı sorunlar oluşturduğunu görmek gerekiyor.</span></p>
<p><b>“Yayılma Dinamikleri Eşitsizlikler Üzerinden İlerliyor”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-53177 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/evren-balta.jpg" alt="Evren Balta" width="340" height="340" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/evren-balta.jpg 340w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/evren-balta-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 340px) 100vw, 340px" />Virüsün yayılma dinamiklerine bakıldığında yoğun yerleşimin olduğu büyük kentlerde salgının daha fazla olduğunun görüldüğünü belirten Evren Balta, “Büyük kentlerin her tarafı eşit değil. İnsanların çalışmak için evden çıkmak zorunda olduğu yerler, işçilerin yoğun olarak yaşadığı, daha yoksul nüfusun yoğun olduğu bölgelerde salgının arttığını görüyoruz.” diyor. Bu kesimlerin yaşama ve beslenme açısından bağışıklık sistemlerinin daha düşük olduğunu da vurgulayan Balta, “Virüsün en büyük etki dinamiği sınıfsal eşitsizliklerle şekilleniyor. Kimi yerlerde kent yoksulluğunun ırkla ya da göçmenlikle üst üste geldiğini söylemek de mümkün. Örneğin Amerika’da virüsten  ölenler arasında siyahların sayısının daha fazla olmasının temel nedeni yoksulluğun ırkla birleşmiş olması, siyahların daha yoksul olması.” Dedi. Balta, virüsün potansiyel olarak herkesi etkilediğini ancak ölüm olanlarının ve salgının artış hızının yüksek olduğu yerlere bakıldığında toplumsal eşitsizliklerinin ve kırılganlıklarının ön plana çok çıktığını vurguluyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“</span><b>Sağlık Önlemleri Herkesi Değil Sağlıklı Olanı Kapsıyor”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-53178 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/cavidansoykan.jpg" alt="Cavidan Soykan" width="275" height="273" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/cavidansoykan.jpg 476w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/cavidansoykan-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 275px) 100vw, 275px" />Virüsten korunmak için gerekli malzemelere erişimin bile eşit olmadığını belirten Cavidan Soykan, ‘evde kalabilmenin’ de herkes için eşit olmadığına vurgu yaparak, “Sokağa çıkmadan da bir gelir elde edenler, evden işlerini yürütebilen orta üst sınıf, evden çalışmalarına izin verilen beyaz yakalılar gibi&#8230; Evlerinden çıkmadan çeşitli yollarla sanal alışverişe gücü yetenler, diğer bir deyişle interneti ve bu imkanı kullanmaya izin veren bir teknolojik aygıtı olanlar. Boşuna internet bir insan hakkı olarak tanınmalı tartışmaları yapılmadı yıllardır. Tam da bugünler içinmiş. Eğitim hakkına erişim için bile en basitinden bir televizyona ihtiyaç var devlet okullarında okuyan çocuklar için. Herkesin evinde bu imkanların olduğunu varsayan bir sistem ile karşı karşıyayız. Ama aslında gündelik hayatın sürdürülebilmesi için çalışmak zorunda olanların evde kalması mümkün değil. Bu konuda da ilk başı sağlık çalışanları çekiyor ve ne yazık ki onlardan da kayıplar verdik. Sonrasında ilk aklıma gelenler, isyan eden kargocular, market çalışanları, temizlik işçileri, belediye çalışanları, özellikle de şoförler, üretime hiç ara vermeden devam eden fabrikalarda hasta da olsa çalışmak zorunda olanlar ve en kötüsü de hizmet sektöründe çalışıp, işten atılan veya ücretsiz izne yollanan on binler belki de yüz binler var karşımızda&#8230;” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Salgından korunmada bağışıklık sisteminin güçlü olması gerekliliği ve bunun için de yeterli, dengeli beslenme ve iyi uykunun önerildiğini hatırlatan Soykan, “Türkiye koşullarında asgari ücretli birinin ve geçimini sağladığı ailesinin yeterli ve dengeli besleniyor olması imkansız. Her şeyden önce ilaçsız, hormonsuz ve sağlıklı gıdaya ulaşmak gerçekten ciddi bir çaba gerektiriyor. Ben kronik hastalığımı yenmek için bir süredir üreticiden aracısız sağlıklı sebze ve meyve almaya çalışıyorum ama bu cidden orta halli bir aile için çok sürdürülebilir bir durum değil. Yaptığım işlerden kazandığım tüm parayı gıdaya harcıyorum desem yanlış olmaz. Bu sorunun sosyo-ekonomik boyutu. Bir de tabii, sağlıklı olanlar için alınan önlemlere dahil edilmeyen ve yapılan uyarılarla yerilen, aşağılanan yaşlılar, engelliler ve kronik sağlık sorunu olanlar var. Bütün kamu spotları sağlıklı insana göre düzenlenmiş. Biz kronik hastalığı olanlar ne yapalım peki? Ya da ilk günlerde çeşitli zorbalıklara maruz bırakılan yaşlılar ne yapsın? Zaten virüsü kaparsak ölecekmişiz gibi kurulan bu ayrımcı dil ve söyleme kulaklarımızı mı tıkayalım? Pandemi açık açık şu anda uygulanan sağlık önlemlerinin aslında herkesi değil, &#8216;sağlıklı&#8217; olanı kapsadığını gösterdi.” Diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Soykan virüsten korunmak için izolasyon, tedaviye erişim ve rehabilitasyon alanında da eşitsizlikler yaşandığını kaydederek, “Tedaviye erişimde testlerin paralı yapılıyor oluşu zaten ilk başta çok açık bir ayrımcılık yarattı sınıfsal anlamda. En ufak bir şüphe duyan, gidip parasını ödeyip testini yaptırabildi. Her gün sokakta olup, çalışmak zorunda olanların ilk önce test edilmesi ve pozitif vakaların ücretli izne çıkarılması gerekirdi. Şimdi farklı farklı işyerlerinden, fabrikalardan, idari gözetimde tutulan mültecilerden, hapishane personelinden pozitif vakaların olduğunu duyuyoruz. Bunların iyi bir planlama ile çok rahat önüne geçilebilirdi.&#8221;</span><span style="font-weight: 400;"> dedi.</span></p>
<p><b>“Aynı Gemideyiz Diskuru Geçerli Değil”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-53179 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/ertankarabiyik.jpg" alt="Ertan Karabıyık" width="265" height="265" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/ertankarabiyik.jpg 500w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/ertankarabiyik-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 265px) 100vw, 265px" />Sadece Koronavirüs salgınının değil diğer afetlerin de herkesi eşit etkilemediğini vurgulayan Ertan Karabıyık, bunun Adana’dan geçtiğimiz aylarda yaşanan sel felaketinde de yaşandığını hatırlatıyor.  Selde açık arazilerde çadırda yaşayanların daha çok etkilendiğini belirten Karabıyık, “Pandemiyle ilgili ilk başta iki ana ayrım var. Evde kalanlarla, kalamayanlar. Evde kalanların arasında işini kaybetmeyenler, parası olanlar, tasarrufu olanlar çok fazla etkilenmediler. Ama evde kalınca işinden olanlar, gelirlerini kaybedenler gerçekten çok etkilendi. Evde kalamayanlara baktığımızda onların işlerinin daha zor olduğunu görüyoruz. O yüzden ‘aynı gemideyiz’ hikayesi ‘hepimizi eşitledi’ söylemi diskuru maalesef geçerli değil.&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Salgının toplumun alt kesimlerindekileri, yoksulları daha da yoksullaştırdığını vurgulayan Karabıyık, “İşyerlerini kapatmak zorunda kalan küçük esnaf çok fazla etkilendi. Hükümetin aldığı tedbirler borçları ötelemekten fazlasına geçmedi. Toplumun en kırılgan kesimlerine yapılan o bin liralık yardım da yeterli değil. Diğer bir konu  bu insanların yeteri kadar beslenmediği için dirençli olamamaları… Bu salgının bulaşması durumunda sağlık riskinin artmasına sebep oluyor. Roman toplumlarında, mevsimlik gezici tarım işçilerinde bunların belirtilerini çok kolay görebiliriz” dedi.</span></p>
<p><b>Salgın Eşitsizlere Bakışı Değiştirir mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan, Koronavirüs salgını gıda güvenliğini ve gıdaya erişiminin önemini ortaya koyunca; tarım sektöründe çok ağır şartlar altında çalışan mevsimlik, göçmen işçilerini de daha görünür kıldı. Geçtiğimiz hafta Romanyalı tarım işçilerinin İngiltere’de ‘kahraman’ gibi karşılanmasını da sorduğumuz Cavidan Soykan, salgın öncesinde istenmeyen Doğu Avrupalı göçmen işçilerin emeğine muhtaç kalınmasını trajikomik olarak yorumlayarak, “Aynı durum Almanya ve Belçika için de geçerli. Biz göç çalışanlar bu işlere 3D (Dirty, dangerous, difficult) işler; Türkçesi ile kirli, tehlikeli ve zor/küçük düşürücü işler deriz. Bunların hep göçmenler tarafından yapıldığı için de ortada vatandaş olanlar açısından yabancılar tarafından çalınan işler olmadığını savunuruz. Pandeminin tek iyi tarafı belki de bunu ayan beyan göstermesi oldu.&#8221; diye konuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu konuda İngiltere&#8217;de ayrımcılığa dikkat çeken videoların yapıldığını belirten Soykan, “Göçmenlerin bu pandemi zamanlarında en ön saflarda yer aldığı; sağlıkta, hizmet sektöründe, tarımda emeklerinin ne kadar kıymetli olduğu anlatılıyor. Bu ve benzeri söylem ve eylemler yabancı ve göçmen düşmanlığını, ırkçılığı engellemede bir nebze etkili olacaktır ama uzun vadede değişim için tepedeki politik söylemin, politika ve politikacıların değişmesi gerek bence. Bu aşırı sağ siyaset/söylem seçmenler tarafından oy almaya devam ettiği sürece, bu sorunun çözümü bence çok zor. Çünkü sağ siyaset her zaman milliyetçilik üzerine oynamaya devam edecektir.” Dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ertan Karabıyık da mevsimlik tarım işçilerinin, göçmen işçilerin ne kadar önemli bir rol oynadığının salgınla birlikte görünür olduğunu belirterek, pandemi sonrasında bu konuda iki gelişme yaşanacağını dile getiriyor. Karabıyık şunları söylüyor: “Bunlardan ilki; tarım alanında insanların yerine kullanılacak teknolojiler için çalışmalar yürütülmesi. Tarım işçilerinin yaşam standartları tartışma konusu olacak. Daha iyi standartlar sağlanması gündeme gelmek zorunda diye düşünüyoruz”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pandeminin eşitsizliklerin hangi toplumsal kesimlerde olduğunu gösteren bir turnusol kağıdı işlevi gördüğünü kaydeden Karabıyık, başka fark edilen bir konunun da, dezavantajlı kesimlerin hakları ve çalışma koşulları hakkında istendiğinde ne kadar hızlı hareket edilebileceğinin görülmüş olması olduğunu kaydediyor. Karabıyık salgın sonrasında işçilerin yasal güvenceleriyle ilgili tartışmaların artacağını da vurguluyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/29/salgin-esitsizlikleri-buyutuyor/">Salgın Eşitsizlikleri Büyütüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kooperatifçilikte Temel Sorunlar Yönetim ve Mevzuat Kaynaklı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/06/kooperatifcilikte-temel-sorunlar-yonetim-ve-mevzuat-kaynakli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zümre Deniz Denli]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Jul 2019 09:54:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Ertan Karabıyık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[KEDV]]></category>
		<category><![CDATA[Kooperatif]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Kooperatifler Günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=40451</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kooperatifçilik, aynı iş kolunda çalışan insanların birbirleriyle rekabet ederek değil; dayanışma ve emeklerini ortaya koyarak ortak ihtiyaçlarından yola çıkan bir üretim biçimi. 6 Temmuz Uluslararası Kooperatifler Günü vesilesiyle Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı’ndan (KEDV) Bahar Yalçın ve Kalkınma Atölyesi kooperatifinin kurucusu/Genel Sekreteri Ertan Karabıyık ile söyleşi yaptık.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/06/kooperatifcilikte-temel-sorunlar-yonetim-ve-mevzuat-kaynakli/">Kooperatifçilikte Temel Sorunlar Yönetim ve Mevzuat Kaynaklı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Ertan Karabıyık kooperatif alanındaki sorunların demokrasi alanındaki sorunlardan kaynaklandığını belirtirken; KEDV’den Bahar Yalçın ise kadın kooperatifleri açısından en öncelikli taleplerin mevzuat değişikliği olduğunu ifade etti.</span></p>
<p><b>Kooperatifçiliğin tanımıyla başlayalım isterseniz, nedir kooperatifçilik?</b></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-40453 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/Ertan-Karabıyık.jpg" alt="" width="239" height="176" />Ertan Karabıyık</b><span style="font-weight: 400;">: İnsanların mal ve hizmet üretmek için kendi güçleriyle, emekleriyle, sermayeleriyle birbirleriyle dayanışma içinde kurdukları bir örgüttür. Mal ve hizmet üretmek için Türkiye’de ya şirket kurarsınız ya dernek kurarsınız, ya vakıf kurarsınız ya da kooperatif kurarsınız. Kooperatifin diğerlerinden farkı onu kuranların bir çıkar birliği ve dayanışma üzerine hareket etmesidir.</span></p>
<p><b>Dünyada ve Türkiye’deki tarihsel sürecinden kısaca bahseder misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kooperatifçiliğin 160 yıllık bir hikayesi var. İlk kez İngiltere’de işçi sınıfının çok fazla olduğu ve dokuma sanayinin geliştiği bir kentte, Manchester’da başlıyor bu hikaye. Özellikle yetersiz ücret alan işçi sınıfının temel tüketimlerini karşılamak için bakkal kurma girişimiyle başlıyor. Sonra hızla kapitalist ülkelerde, daha sonra da bütün dünyaya yayılıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Osmanlı’da benzer tarihlerde bu sürece dahil oluyor ve memleket sandıkları ile sürece dahil oluyor. Cumhuriyetin kurulmasıyla da kooperatifçilik fikri merkezi yönetim tarafından destekleniyor ve yaygınlaşması için çaba gösteriliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1960’larda başlayan bir yükseliş var kooperatifçilikte. Özellikle 60-70’li yıllarda esas tabandan gelen, toplumun talebi olarak değil; daha üst yapının talebi olarak gündeme gelmiştir. Bu nedenle orada bence bir başarısızlık hikayesi vardır.</span></p>
<p><b>Türkiye’de toplum tarafından kooperatifçilik komünizm propagandası olarak algılanabiliyor, siz bu konuyla ilgili ne düşünüyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40455 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/kalkınma-atölyesi-1-640x427.jpg" alt="" width="369" height="246" />Bunun tarihsel bir nedeni var. Türkiye’de kooperatifçilik hareketi 1960’lardan itibaren hızla çoğalıyor. Arka planında sol düşünceli insanların bu konuya öncülük yapması, onların başkaları adına kooperatif kurması ve yönetime girmesinden dolayı böyle bir algı oluşmuş. Aslında kooperatifçiliğin sosyalizm ya da komünizmle doğrudan bir ilişkisi yok. Kooperatif esas kapitalist sistem içinde kapitalizmin kendisinin bir alternatif olarak ürettiği ve özellikle de işçi sınıfın, köylülerin, küçük esnafın bir dayanışma hikayesi olarak kurduğu bir mekanizmadır. Ama Türkiye’de böyle bir tarihsel süreç olduğu ve genellikle solcuların öncülük yaptığı bu işi için sol düşüncenin ürünüymüş gibi algılanıyor.</span></p>
<p><b>&#8216;Talep Tabandan Gelmeli&#8217;</b></p>
<p><b>Türkiye’de devlet müdahalesinin kooperatifçilikte pek çok başarısızlığa sebep olduğunu belirttiniz, bunu biraz açıklar mısınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Esas kooperatif, güçleri yetmeyen insanların sermayelerini, düşüncelerini ya da emeklerini ortaya koyarak bir şeyi başlatma hikayesidir. Ve bunun ihtiyacı olan insanlar tarafından ortaya konulması beklenir. Türkiye’de ise daha çok kamunun imkanlarının kooperatif tipi yapıya verilmesine dair bir hikaye var. Aslında bu kooperatif ideolojisinin tersi bir anlayıştır. Türkiye’deki başarısızlık, yeterince gelişememe hikayesi buradan geliyor. Kooperatif talebi tabandan gelmediği için üst yapının verdiği bir hakmış, destekmiş gibi algılanıyor. Bu nedenle bir süre sonra insanların yaratıcılıkları ortadan kalkıyor, çatışma yaşıyorlar. Böylece devletle ilişkileri sürekli hale geliyor, devlet kaynaklarından beslenmeye başlıyorlar. En küçük krizde de her şey bitiyor. Bazen işçiler, bazen köylüler, bazen esnaf… Talebin  tabandan, ihtiyaçtan gelmesi gerekiyor. Yoksa üstten değil&#8230; İşi kim yapacaksa talebin onlardan gelmesi sağlanmalıdır. Türkiye’de esnaf kendi girdilerini, örneğin marangozlar kendi çivisini, tahtasını, boyasını almak için neden kooperatif kurmaz? Neden kurmazlar, bunu pek anlamam! Girdilerini almak için başka küçük esnaflardan alış-veriş yapar. Bu çok pahalı ve risklidir. Ödeme zorluğu yaşarsınız, girdinizi alamazsınız ve üretim yapamazsınız.</span></p>
<p><b>Yerel yönetimlerle kooperatiflerin ilişkisi nasıl olmalı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de yerel yönetimler-kooperatif ilişkisine baktığımızda gerçekten yanlış bir ilişki temelinde kurulu olduğunu görüyoruz. Genellikle kooperatiflerin kurulma sürecinde öncü rolü yerel yönetimler üstlenip, özellikle kadınlar tarafından kurulan kooperatiflerde destek vermiş. Destekleri bunlar verdiği için aslında kooperatifler kendi ayakları üzerinde duramıyorlar. Biz bunun tersini savunuyoruz. Bir desteğe ulaşmak için kooperatif kurmak yerine, kooperatif kurduktan ve belli bir düzeye geldikten sonra tıkandığınız noktada destek talep etmeye yönelik bir anlayışın yerleşmesini istiyoruz.</span></p>
<p><b>Bu nasıl mümkün kılınabilir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üreticinin kooperatif kurmasının ortamını hazırlayacaksınız. Bakın Türkiye’de çocuklar iş birliğine yatkın değil. Ailelerde iş birliği sıkıntısı var. Bu bir demokrasi sorunudur. Demokratik mücadeleyle mümkün olabilir. Okulda dayanışma yok, ailede yok, mahallede, sitede, apartmanda yok. Sen şimdi kooperatif kuruyorsun. Olmaz yani! Hayatın her alanında insanı dönüştürmeye değiştirmeye yönelik çalışma yapmalısın. İşçi sınıfı bile bugün kendi aralarında bir araya gelip ortak bir şey yapmıyor. İş birliği ve dayanışmayı geliştirirseniz o zaman kooperatif kurabilirsiniz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Belediyelerin, yerel yönetimlerin kooperatif ilişkilerinde;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Kendi bulundukları illerde kooperatifleri nasıl destekleyeceklerine yönelik araştırma yapmalarını istiyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Belediye ile kooperatif arasında bağımlılık ilişkisi kurmayacak bir mekanizma yaratmasını istiyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211; Belediyelerin mal ve hizmetlerini kooperatiflerden almasını istiyoruz. Ama orada da kayırmacılık yapılmamasına dikkat edilmeli; kaliteli, piyasa fiyatının altında, sürekli mal ve hizmet alabilirler.</span></p>
<p><b>Türkiye’deki büyük kooperatifler kimler?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizim anladığımız anlamda aktörler yok Türkiye’de. Genellikle tarım kooperatiflerimiz var; pancar ekicileri böyle bir şey mesela. Devlet bunların izinlerini, desteklerini kooperatif üzerinden verir. Bazı kooperatifler birlik kurarlar; Trakya Birlik gibi birkaç birlik kaldı. Onun dışında hemen hemen bütün aktörler battı. Büyük aktör sayılabilecek kooperatifimiz yok; Çukobirlik, Antbirlik, Fiskobirlik, Tariş çok zor durumda.</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40457 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/KEDV-3-640x480.jpg" alt="" width="407" height="305" />Kooperatifler Türkiye’de hangi ihtiyaca karşılık geliyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında üç temel tür var; yapı kooperatifleri, tarım kredi ve satış kooperatifleri ve diğer işletme kooperatifleri dediğimiz çeşitler var. Ama ne yazık ki Türkiye’de kooperatiflerin ekonomik içindeki payları çok büyük değil. Ağırlıklı olarak tarım kredi ve satış kooperatifleri bir parça yasal olarak zorunluluktan kuruluyor. İnisiyatif halktan gelmiyor. Çok zayıf bir damar Türkiye’de kooperatifler.</span></p>
<p><b>Türkiye’de ağırlıklı olarak tarım alanında kooperatifleşme var dediniz, diğer alanlardaki sıkıntılar neler?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında her alanın ihtiyacını karşılayabilir. Ağırlıklı olarak gerçek anlamda kooperatif değiller; taksiciler kooperatifi, küçük sanayiciler kooperatifi, taşımacılar kooperatifi gibi… Bunlar gerçek anlamda kooperatif değil; gerçek anlamda kooperatif insanların bir araya gelerek kurduğu, beraber iş yaptığı ve işini yürüttüğü bir kooperatif. On binlerce kooperatiften çok az sayıda kooperatif böyle çalışıyor.</span></p>
<p><b>Türkiye’deki kadın kooperatiflerinde yaşanan sıkıntılardan çok şikayetçisiniz, bununla ilgili ne söylemek istersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de kadın kooperatifleri kadınlara zarar verir hale geldi. Kadın kooperatifleri genellikle kadınların kendi inisiyatifiyle kurulmuyor. 180-200 kadın kooperatifi var; bana bir tanesini söyleyin ki kendi inisiyatifiyle kurulmuş, büyümüş ve ondan sonra destek talebinde bulunmuş olsun. Daha çok aklı erenler, orta sınıf, eğitimliler, kentliler gidip kadınlar adına kooperatifler kuruluyor. Daha çok toplumsal cinsiyet rolleri açısından, yemek yapmak, restoran işletmeciliği, el işleri, çocuk bakımı yani yeniden üretim süreçleri dediğimiz alanlarda. Biz de tam tersini söylüyoruz. Bütün bunları kapatın. Kadın mimarlar, kadın mühendisler, sosyal hizmetler, kadın sosyologlar, kadın psikologlar, kadın doktorlar kooperatif kuruyor mu! Ya da bu kişilerin kooperatif kurmalarına destek veriyor musunuz? Hayır&#8230;  Hep ev işi yapan, evden dışarı çıkmayan kadınlara kooperatif kurdurtuyorlar. Bunları büyük şirketler kurdurtuyor, Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler gibi aklınıza gelen kurumlar kurdurtuyor. Kısmen yararı var tabi, kadını evden çıkarıyorsun ama zararlarını kimse konuşmuyor. Vergilerini ödüyorlar mı, aile içi çatışmaya yol açıyor mu? Tasfiye sürecinde kim yardım ediyor, genel kurulu zamanında yapıyor mu? Bunları kimse konuşmuyor. Evden çıkmıyormuş! Eyvallah. Bunun için kooperatif kurmaya gerek yok ki. Belediyeler bunun için çalışmalar yapıyor. Bunun için kooperatif kurulmaz, maliyeti çok yüksektir kooperatif kurmanın. Örneğin Mersin’de bir kooperatif hiçbir şey yapmasın, yılda 31 bin TL para harcıyor. 26 bin lira kira ödüyor. Yıllık 3 bin 200 lira kooperatif operasyon giderleri var. Vergiler derken, kooperatif hiçbir iş yapmasa bile 31 bin TL kaynak harcıyor. En azından 32 bin TL para kazanmalı ki ayakta durabilsin.</span></p>
<p><b>Sizin de kurucularından olduğunuz Kalkınma Atölyesi’nden bahseder misiniz biraz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir sosyal işletme kooperatifi, emek kooperatifi, bir fikir kooperatifiyiz. 2004 yılında yedi kişi bir araya gelerek kurduk. Ardından sayımız arttı, şimdi 13 ortağız. Biz daha çok çocuk işçiliği ile mücadele ve başta mesleki eğitim olmak üzere eğitim konularında öncüyüz. Araştırma, planlama, izleme, değerlendirme, savunu ve tanıtım çalışmaları yapıyoruz. Model geliştirme ve analiz çalışmaları yapıyoruz. Özellikle tedarik zincirinde insan hakları boyutuna bakıyoruz. Eğitim modelleri geliştirip mesleki eğitim konusunda çalışmalar yapıyoruz.</span></p>
<p><b>Sivil toplum kuruluşlarıyla ve kamuyla işbirliği yapıyor musunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kamuyla doğrudan bir iş birliğimiz yok. Genellikle onların desteğini alıyoruz. Kalkınma Atölyesi olarak ihale süreçlerine girmiyoruz. Ama yaptığımız işlerde kamuyu sürece katıyoruz. Nitekim şu anda Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile çocuk işçileri konusunda yerel kapasiteyi geliştirme konusunda beraber çalışıyoruz. Sivil toplum kuruluşlarıyla yapmaya çalışıyoruz elimizden geldiğince. O konuda şikayetçiyiz aslında. Maalesef Türkiye’de sivil toplum kuruluşlarının kuyrukları birbirine değmiyor. Biz daha çok kendi uzmanlık alanlarımızda onlara hizmet vermek istiyoruz. Ama o kurumlar çok yanaşmıyor. Elimizden gelen bütün çabayı gösteriyoruz.</span></p>
<p><strong>&#8220;Sektör Kadın Girişimcileri Desteklemeli&#8221;</strong></p>
<p><b>Dünyada ve Türkiye’de kadın kooperatiflerinin kurulma sürecinden bahseder misiniz?</b></p>
<p><b>Bahar</b> <b>Yalçın</b><span style="font-weight: 400;">: Son yıllarda, dünyada kooperatifçilik itibarını yeniden kazanıyor. Birleşmiş Milletler’in tahminine göre, dünya genelinde neredeyse 1 milyar insanın ortak olduğu 750.000’den fazla kooperatif bulunuyor ve çok uluslu şirketlere göre %20 daha fazla insana iş yaratıyor. Yükselen kooperatifçilik sektöründe en fazla gelişmeyi ise, sayıları hızla artan “Sosyal Kooperatifler” sağlıyor. Bu kooperatifler, bir anlamda “pazar” mekanizması araçlarını kullanarak, sosyal sorunlara çözüm bulma örnekleri oluşturuyor ve hem sosyal hem de ekonomik değer yaratıyorlar. Sosyal kooperatifler, piyasa şartlarında çalışma imkânı bulamayan kadınlar, engelliler, yoksullar gibi grupların istihdamını sağlıyor. Örneğin İtalya’da sosyal kooperatiflerde istihdam edilenlerin %72,5’i kadın. Sosyal kooperatifler, bu grupların ekonomik krizler karşısında güçlü kalmalarını sağlıyor. Fransa’da 2006-2008 yılları arasındaki kriz döneminde yeni istihdamın %18’ni sosyal girişimler sağladı. Sosyal kooperatifler, sosyal hizmetlerin yaygınlaşmasını ve etkinliğinin artmasını sağlıyor. İtalya&#8217;da sosyal hizmet arzının %60&#8217;ını sosyal kooperatifler sağlıyor. İsveç’te ise çoğunlukla kadınların kurduğu sosyal kooperatifler kamu desteği ile okul öncesi çocuk bakım ve eğitim hizmetlerini yaygınlaştırıyorlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyadaki bu gelişmelere, Türkiye&#8217;de de sosyal kooperatifçilik örnekleri olarak başlatılan kadın kooperatifleri cevap veriyor. Son 18 yılda Türkiye’de kadın kooperatifleri yaygınlaşmaya başladı ve sayıları bugün 200’ü aştı. Bu kooperatifler 61 ilde yılda ortalama 20.000’in üzerinde kadına ulaşıyorlar. Kadın istihdamı için önemli bir potansiyel taşıyorlar.</span></p>
<p><b>Kadın Kooperatifleri neler yapıyorlar?</b></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Anneler/engelli çocuk anneleri, açtıkları merkezlerle, oyun odası, oyuncak kütüphanesi, yuva, rehabilitasyon, v.s. gibi hizmetler veriyorlar.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Ekonomik girişimlerde bulunuyorlar (unlu mamul,  dokuma, sabun,  catering, pansiyon, v.s.) ya da kadınların ekonomik hayata bir türlü katılımlarını teşvik ediyorlar (fuarlara katılım, mevcut eğitim ve finans olanaklarıyla buluşturma, yerel istihdam imkânları hakkında bilgilendirme, v.s.)</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Destek grupları (şiddet, çocuk eğitimi, tasarruf grupları, v.s.) oluşturuyor ve kadınların ihtiyaçlarına göre eğitimler veriyorlar.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Mahallelerde bilgi toplama ve paylaşma işlevi görüyorlar. Mahalle toplantıları ve ev ziyaretleri ile yoksulluk, engelli tespiti ya da diğer ortak sorunlar konusunda ihtiyaçla yerel yönetim arasında bir tür köprü kuruyorlar. Dezavantajlı grupların, son yıllarda ise, mülteci kadınların ekonomik ve sosyal entegrasyonuna yönelik işlevler üstleniyorlar</span></li>
</ul>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40456 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/KEDV-1.jpg" alt="" width="341" height="286" />Kooperatiflere devlet desteğinin ne düzeyde olması gerekir, neler yapmalıdır?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında Türkiye’de son dönem kadın kooperatifleri açısından devlet düzeyinde önemli gelişmeler oldu: Cumhurbaşkanlığı’nın ilk 100 gün için İcraat Programında kadın kooperatiflerinin desteklenmesi hedefi yer aldı. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığı kadın kooperatiflerinin güçlendirilmesi için 3’lü bir protokol imzaladılar. Bunlar kadın kooperatifleri açısından önemli adımlar. Bu kapsamda hangi desteklerin nasıl verileceği konusu şu anda kadın kooperatiflerinin en önemli gündemi. Kadın Kooperatifleri açısından en öncelikli talep mevzuat değişikliği ile ilgili. Türkiye’deki mevzuat, kooperatiflerin sosyal yönünü kapsamıyor ve herhangi bir kar amaçlı şirketle aynı statüde tarif ediyor. Oysa sosyal kooperatiflerin geliştiği ülkelere baktığımızda destekleyici bir mevzuat yapısı ön şart gibi görünüyor. Kadın kooperatiflerinin bir sosyal kooperatif tanımı altında olması ekonomik girişimlerinin gelişmesi, sosyal hizmet alanında yürüttükleri faaliyetlerin kolaylaşması, merkezi ve yerel yönetimlerle ve diğer kurum/kuruluşlarla işbirliklerinin güçlenmesi gibi konularda önemli kazanımlar sağlayacaktır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine sosyal kooperatiflerin geliştiği ülkelere baktığımızda </span><b>sosyal girişimler için destek programları, finansal kaynaklar </b><span style="font-weight: 400;">(kamu ihalelerine erişim, özel hibe programları veya düşük faizli krediler) geliştirildiğini</span><b>, vergi teşvikleri, muafiyet ve indirimler </b><span style="font-weight: 400;">gibi düzenlemeler yapıldığını görüyoruz.  Ancak bu destekler nasıl olmalı? Bu desteklerin, kadın kooperatiflerinin kendisini güçlendirecek, üretimlerini teşvik edecek, yeni hizmet alanlarına kooperatiflerin girmesini sağlayacak mekanizmalarla sağlanması gerekiyor. Kadın Kooperatifleri için farklı hizmet alanlarının önünün açılması da çok önemli. Bu çeşitli hizmetler; bakım hizmetleri olabilir, yerel yönetimlerin işlettiği bazı servis hizmetlerinin, şirketler yerine yine kooperatifler aracılığıyla yapılması olabilir. Bunların örnekleri var. Kalkınmadaki öncelikli alanlarla kooperatiflerin çalışma alanlarının birleştirilmesi gerekiyor.</span></p>
<p><b>Sektör konusuna değinirsek kadınlar belli bir alana sıkıştırılıyorlar, toplumsal roller kooperatif alanında da öne çıkıyor. Kooperatifçilik alanında toplumsal rollere yönelik dayanışmayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bunu aşmak için ne yapılabilir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadınların ev içi hizmetlere yönelmesi toplumsal cinsiyet rolleri sebebiyle bir alana sıkıştırılmasının bir sonucu. Böyle bir durum varken kadınlar birden evlerinden çıksın ve kendilerine yüklenen roller dışında işler yapsınlar demek gerçekçi bir yaklaşım değil. Kadınlar destek mekanizmaları yeterli olmadığı için bildikleri işlerden başlamak durumunda kalıyorlar. Kadınlar mevcutta ürettikleri ne varsa onunla ekonomik hayata katılıyorlar ve daha iyi bir önerisi olmadıkça bütün sektörlerin de bu girişimleri desteklemesi önemli. Diğer yandan kadınlar geleneksel görünen alanlarda da iyi örnekler ortaya koydular, işin ölçeğini büyüttüler, daha fazla kadını dahil ederek gelir elde etmelerini sağladılar. Çocuk eğitimi alanında merkezler açtılar, evlerde yaptıkları işi kamusal alana taşıdılar, görünür kıldılar ve başka kadınların da çocuk bakım yüklerini paylaşarak çalışma hayatına girmelerini sağladılar. Bu tabii ki bunun yeterli olduğu anlamına gelmiyor, turizm, enerji, bakım hizmetleri, güvenli gıda gibi gelişen alanlarda da kadınların girişimlerinin güçlendirilmesi için çok sektörlü çalışmaların yapılması gerekiyor.</span></p>
<p><b>Sivil toplumda kooperatifler hangi ihtiyaca karşılık geliyor? Sivil toplum kooperatif ilişkisi nasıl olmalıdır?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de Kadın Kooperatifleri, tabandan bir kadın hareketini inşa ettiler. Ortak ihtiyaçları etrafında bir araya gelen kadınlar kendileri için, kendi öncelikleri doğrultusunda çözümler geliştirdiler. Dolayısıyla da yoksullukla mücadele, kadınların yerel kalkınma süreçlerindeki rolünün artması, kadın istihdamı konusunda yerelden bir hareket başlattılar. Bu nedenle kamu gibi bu alanlarda çalışan diğer sivil toplum kuruluşları açısından da önemli paydaşlardan biri olarak kabul edilmeyi hak ettiler.</span></p>
<p><b>KEDV’den bahseder misiniz biraz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">KEDV, 1986’da kurulmuş kamu yararına kuruluş statüsünde bir vakıf. KEDV, kadın merkezli yerel kalkınma örnekleri yaratmak ve kadınların toplumdaki liderliklerini güçlendirmek amacıyla çalışıyor. Bunun için de kadınların yerelden, kendi ihtiyaçları çevresinde örgütlenmelerini ve yaşadıkları çevreyi dönüştürmede liderliklerini güçlendirmeyi önemsiyor.  Öncelikli olarak dar gelirli kadınların, erken çocukluk eğitiminin geliştirmesini, kooperatifleşmelerini ve güçlendirilmelerini, yerel karar alma süreçlerine katılımlarını, afetler ve kriz durumlarında dirençlerini arttırmak için güçlenmelerini sağlamak adına programlar yürütüyor.  KEDV aynı zamanda Simurg Kadın Kooperatifleri Birliğinin de sekretaryasını yürütüyor.</span></p>
<p><b>Kooperatif alanında büyük aktörler kimler?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40454 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/Bahar-Yalçın-640x472.jpg" alt="" width="426" height="314" />Kadın Kooperatiflerinin kendisi tabii ki en önemli aktör, birbirlerini güçlendirecek ağlar oluşturuyorlar.  KEDV ve Simurg Kadın Kooperatifleri Birliği de, Türkiye’deki kadın kooperatiflerinin kapasitesinin geliştirilmesi, iletişim ve işbirliğinin güçlendirilmesi ve savunuculuk faaliyetlerinin kolaylaştırılması için faaliyet gösteriyor. Kadın Kooperatiflerini ulusal ve bölgesel toplantılarla biraraya getiriyor, kamu ve özel sektör kuruluşlarıyla buluşturuyor. Bu buluşmalarda da sevinerek görüyoruz ki hem kamu hem de özel sektör kuruluşları açısından kadın kooperatiflerinin tanınırlığı artmaya başladı, iyi işbirliği örnekleri oluşmaya başladı. Bu örneklerin yaygınlaşması çok önemli.</span></p>
<p><b>Kooperatiflerin birbiriyle dayanışması hakkında ne düşünüyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın Kooperatifleri ilk kadın kooperatifinin kurulduğu 2001 yılından beri önemli bir deneyim birikimi oluşturdular ve bu deneyimleri birbirlerini güçlendirmek için paylaşıyorlar. Biz KEDV olarak bu sürece kadın kooperatiflerinin bir araya gelmesini kolaylaştırarak ve kaynak sağlayarak destek veriyoruz.  Ayrıca kullanabilecekleri eğitim programları geliştiriyor ve kooperatiflerin eğiticilerine eğitici eğitimi vererek yaygınlaştırılmasını sağlıyoruz. Örneğin geçen haftalarda Hıdırlık’ta bir deneyim paylaşımı toplantısı oldu. Kadınlar aktif olarak katılıyorlar. KEDV’in sekretaryasını yürüttüğü Simurg Kadın Kooperatifleri Birliği bu deneyim paylaşımını sistematik hale getirmek için çalışıyor. Ayrıca kadın kooperatifleri özellikle tedarik, üretim ve pazarlama konularında da dayanışma sergiliyorlar. Birbirlerinden hammadde alıyorlar, birbirlerinin ürünlerini pazarlıyorlar, bunun gibi dayanışma ağları kurulmaya başlandı. Bu konuda tüketim kooperatifleriyle de işbirlikleri geliştiriyorlar.</span></p>
<p><b>Türkiye’de kooperatifçilik nasıl geliştirilebilir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kooperatifçiliğin gelişmesi demek, bir anlamda insanların sadece kazanmak için değil, ortaklaşarak, dayanışarak da para kazanması demektir. Genel olarak insanların rekabetle para kazandığı anlayışın yerine dayanışmayla da para kazanılabileceği, dayanışmayla da ekonomik güçlenme olacağı konusunda ortak anlayış geliştirilmesi gerekiyor. Ekonomik kriz süreçlerinde, toplumdaki dayanışma mekanizmalarının geliştirilmesinde, yerel kalkınma süreçlerinin güçlenmesinde kooperatifler çok önemli roller oynayabilirler. Bu anlayışla beraber gerekli yasal düzenlemelerin yapılması, çok sektörlü ortaklıklarla kooperatiflerin kurumsal kapasitelerini geliştirmesini sağlayacak teknik, eğitim, danışmanlık ve finansal desteklerle kadın kooperatifleri çok daha iyi bir noktaya gelebilir.</span></p>
<p>İlginizi çekebilir: <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/20/ihtiyaclarin-ve-olanaklarin-urunu-kooperatifler/" target="_blank" rel="noopener">İhtiyaçların ve Olanakların Ürünü: Kooperatifler </a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/06/kooperatifcilikte-temel-sorunlar-yonetim-ve-mevzuat-kaynakli/">Kooperatifçilikte Temel Sorunlar Yönetim ve Mevzuat Kaynaklı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
