<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Erkek arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/erkek/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/erkek/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 13 Aug 2018 11:16:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Erkek arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/erkek/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yıkayınca Geçmiyor, ama Konuşmak Dönüştürebilir: Erkeklik</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/24/yikayinca-gecmiyor-ama-konusmak-donusturebilir-erkeklik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seçil Türkkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 May 2018 09:50:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştirel Erkeklik İncelemeleri İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek]]></category>
		<category><![CDATA[Erkeklik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=27068</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumun bir kısmı ‘erkeklik’ kavramını neredeyse küfür gibi kullanırken bir diğer kısmı yüceltmek için ‘erkeklik’ diyor. Dünyalarımızı ‘ayıran’ erkeklik toplumun içinden nasıl sökülüp atılabilir? Eleştirel Erkeklik İncelemeleri İnisiyatifi “Çözüm önerisi için önce bu konuyu konuşulabilir kılmamız gerek” diyor. Ekip kendisine verilen role uymayan erkeğin iş dünyasından askerliğe, modern tıp uygulamalarından babalık rollerine kadar olan süreçte erkeklikle ezildiğini söylüyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/24/yikayinca-gecmiyor-ama-konusmak-donusturebilir-erkeklik/">Yıkayınca Geçmiyor, ama Konuşmak Dönüştürebilir: Erkeklik</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz hafta <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/16/program-gibi-olmayan-bir-televizyon-programi-ekmek-ve-gul/" target="_blank" rel="noopener">Ekmek Ve Gül ekibiyle yaptığımız söyleşide</a> kadınların bir manada ataerkiyle mücadelesini konuştuk ve meselenin erkeklik tarafına bakmak önemli bir bakış açısı ihtiyacıydı. Bu hafta mikrofonu 2013 yılında İzmir’de kurulan Eleştirel Erkeklik İncelemeleri İnisiyatifi’ne uzattık.</p>
<p>Çalışmaları ataerkinin yerleşmiş toplumsal kodlarla geçtiği, dolayısıyla bu anlayışın oluşturduğu hiyerarşinin erkekleri de farklı derecelerde ezip, kendisine biat etmeye zorladığı görüşünü temel alıyor. Diğer önemli noktaları aşağıda okuyacaksınız fakat ekibin umut verici bir yanıtının altını burada çizmekte bir mahsur yok;</p>
<blockquote><p> Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yarattığı sorunlar, özellikle de gençler arasında, daha büyük bir ilgi ile karşılanıyor ve gençlerin tepkisi ve bu sorunları önleme ve aşma konusundaki azimleri kesinlikle takdire şayan.</p></blockquote>
<p>Akademik camiadaki çalışmalar, erkekliğin kendisi, İnisiyatifin planladığı çalışmalar, seçim döneminde kullanılan dil, çözüm önerileri bu söyleşide karşılaşacağınız başlıklar.</p>
<p><strong>Öncelikle Eleştirel Erkeklik İncelemeleri İnisiyatifi nedir? Kimlerden oluşur ve faaliyetleri nelerdir? Biraz akademik bir yer mi acaba? İlk ekip nasıl toplandı? </strong></p>
<p>2013 yılında, Türkiye’de eleştirel erkeklik incelemeleri alanında çalışmaları bulunan akademisyenler ve aktivistlerle İzmir’de bir atölyede buluşup bu alanda Türkiye’de nelere ihtiyaç olduğunu ve bizlerin neler yapabileceğini konuştuk. Bu toplantıdan, Türkiye’de pek örneği görülmemiş, herhangi bir kuruma bağlı olmayan, kendi içinde hiyerarşiyi reddeden ve eşitlerin birliği esası üzerine kurulu bir çalışma grubu, bir inisiyatif olarak yola devam etme kararı çıktı. Ekip üyeleri arasında Türkiye’nin farklı üniversitelerinde ve üniversite dışında sosyoloji, medya çalışmaları, edebiyat, psikoloji, felsefe, siyaset bilimi ve kuir aktivizmi alanında çalışan arkadaşlarımız var.</p>
<p>Bu ekip ile birlikte 2013 yılından bu yana, ulusal ve uluslararası katılıma açık Türkiye’nin ilk çağrılı erkeklikler sempozyumunu düzenledik; Ankara, İzmir, İstanbul ve Trabzon’da atölye çalışmaları organize ettik; bu süre içinde bir çok etkinliğe ve çalışma toplantısına konuşmacı ve katılımcı olarak davet edildik; bir çok yüksek lisans ve doktora öğrencisini bu alanda çalışmaya teşvik ettik ve bu konuda araştırma yürütmek isteyenlere destek verdik. Şu günlerde 9. sayısını çıkarmaya hazırlandığımız bir uluslararası akademik dergiyi yürütüyoruz. Masculinities Journal Türkiye’de bu alandaki tek dergi olmasının yanı sıra, uluslararası alanda da kendini kabul ettirmiş saygın bir yayın olarak değer görüyor.</p>
<p><strong>Cinsiyet eşitliği adil ve özgür bir gelecek için şart</strong></p>
<p><strong>Erkekliği nasıl tanımlıyorsunuz? Çerçevesini neyle çiziyorsunuz, ya da çiziyor musunuz?</strong></p>
<p>Eleştirel erkeklik çalışmaları alanı, 70’li yılların sonundan başlayarak feminist mücadelenin yanında kendini konumlandırdı ve  o yıllardan bu yana feminist ve kuir teoriden beslenerek, feminist ve kuir aktivizmi ile yanyana erkeklik rollerinin sorgulanması ve dönüşümüne yoğunlaşan bir anlayışın üzerinde yükseliyor. Bu alanda tek bir erkeklik tanımı yok; dolayısıyla biz de tek bir çerçeve çizmiyoruz.</p>
<p>Ataerkil erkeklik anlayışları, sadece kadınları değil, bu anlayışın oluşturduğu hiyerarşiye göre “daha az” erkek olanları ve LGBTI+ bireyleri de farklı derecelerde eziyor ve kendisine biat etmeye zorluyor. Ekip olarak, toplumsal cinsiyet eşitliği meselesini adil ve özgür bir gelecek kurmanın temel şartı olarak görüyoruz ve bu meselenin, erkekler kendi konumlarını, ayrıcalıklarını, ve sahiplenip korumak zorunda hissettikleri iktidar rollerini sorgulamadan ve bu rolleri dönüştürmeden aşılamayacağına yürekten inanıyoruz.</p>
<p><strong>Role uymayan erkek eziliyor</strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-27071 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/33203936_1654026847979617_8628313603713269760_n-1.jpg" alt="" width="454" height="341" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/33203936_1654026847979617_8628313603713269760_n-1.jpg 454w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/33203936_1654026847979617_8628313603713269760_n-1-320x240.jpg 320w" sizes="(max-width: 454px) 100vw, 454px" /></p>
<p><strong>Örneğin bir camia için neredeyse küfürle eşdeğer kullanılan &#8216;erkeklik&#8217; kavramı, bambaşka bir camiada ise &#8216;makbul&#8217; olana işaret ediyor. Bu farkın temelinde ne var?</strong></p>
<p>Erkeklik farklı normları içinde barındıran karmaşık bir toplam bu nedenle de farklı konumlara işaret edebiliyor. Bugün toplumdaki bir çok sorunun kaynağı aslında ataerkinin yarattığı ve erkeklere dayattığı erkeklik rollerinden kaynaklanıyor. Bu rollere uyan ve uymayan erkekler var. Uymayan erkekler toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin mağdurları ve iş dünyasından askerliğe, babalık rollerinden modern tıp uygulamalarına kadar bir çok alanda dayatılan  erkeklik normları altında eziliyorlar. Bu makbul olan/olmayan erkeklikler her dönemde yeniden tanımlanıyor; tanımlar aynı zaman diliminde hızlıca değişebiliyor. Bir norm diğerine karşı hegemonik bir unsur haline geçerek makbul olan tanımın tahtına oturabiliyor. Erkeklikler aslında bu devinimlerin toplamından oluşuyor.</p>
<p><strong>2014 yılında başarılı bir konferans/sempozyum yapmışsınız? Bu çalışma devam edecek mi? </strong></p>
<p>Ülkedeki politik iklim nedeniyle, hazırlıklarını yaptığımız ve hatta davetli konuşmacılarını ilan ettiğimiz ikinci konferansımızı gerçekleştiremedik. Ama vazgeçmiş değiliz, bu konferansı seneye gerçekleştireceğiz. Bunun için yeniden hazırlıklara başladık.</p>
<p><strong>Erkeklik çalışmaları erkeklik normlarına destek gibi algılanıyor </strong></p>
<p><strong>Kadın çalışmak yeterli seviyede olmasa bir bir raddeye geldi. Erkeklik çalışmaları, neden ve nasıl bu kadar sınırlı sayıda kalıyor? </strong></p>
<p>1980’li yıllardan itibaren yurtdışında, 2000’li yılların başından itibaren de Türkiye’de, toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesi çok başka bir çehre kazandı ve şimdi bu mücadeleyi yalnız kadınlar değil, onlarla birlikte LGBTI+ bireyler ve erkekler de üstlenmeye başladılar. Erkeklik adı bu şekilde konmadan çalışılıyordu aslında; militarizm, milliyetçilik, popülizm vb. olgular üzerine çalışan pek çok araştırmacının elinde araştırma nesnesi olarak erkek örgütlenmeleri var. Ancak bu olguları erkeklik üzerinden düşünmek ve eleştirmek bir toplumsal cinsiyet farkındalığı gerektiriyor. Bu yavaş yavaş aşılıyor.</p>
<p>Bu konudaki kısıtları yaratan pek çok unsur var. En önemli handikap erkeklik çalışmaları alanının hakim erkeklik normlarına destek veren bir alan olarak algılanması. Henüz bu konuda kendi yüksek lisans/doktora programlarını oluşturmamış bir alandan söz ediyoruz; bu nedenle diğer bir kısıt da henüz üniversitelerde bu akademik alt yapının oluşmamış olması.</p>
<p><strong>Çözümden önce konuşulur hale gelebilmeli</strong></p>
<p><strong>Temelde &#8216;erkeklik&#8217; konusunun çözümüne dair ne öneriyorsunuz? Ya da öneriniz var mı? Sizlerin içindeki fikir çeşitlilikleri ve görüşler ne yönde?</strong></p>
<p>Bu inisiyatifin her bir üyesi toplumsal cinsiyet rollerini sadece kadın ve erkek ikiliğinin ötesinde çok daha geniş bir kimlik çeşitliliğinde görüyor ve (kendi cinsiyet yöneliminden bağımsız olarak) her bir cinsiyet kimliğinin kendisini ifadesini ve eşit haklara sahip bireyler olarak yaşamlarını sürdürmelerini temel bir yaşam hakkı olarak algılıyor. Bu nedenle kestirme bir çözüm önerimiz yok. Çözüm önerisi için önce bu konuyu konuşulabilir kılmamız gerek; erkeklerin ataerkil erkekliğe nasıl baktığı konusunda yeteri kadar inceleme yapmış değiliz. Bu inisiyatifin üyeleri olarak her konuda aynı düşünmüyor olabiliriz; ancak erkekliklerin araştırma nesnesi olmaları gerektiği konusunda ortak bir perspektifi canlı tutuyoruz. Bu araştırmalar bizi çözüme yaklaştıracak.</p>
<p><strong>Düzenli aralıklarla bir araya geliyor musunuz ve o toplantılarda gündeminizi ne belirliyor?</strong></p>
<p>Düzenli olarak görüşüyoruz. Gündemimiz derginin işleyişinden yapılacak etkinliklere pek çok farklı konuyu kapsıyor. İnisiyatifin aldığı davetler, erkeklik üzerine yapılacak konuşma, atölye ve etkinliklerin organizasyonu da önemli yer tutuyor.</p>
<p><strong>Politik iklim ataerkiyi besliyor </strong></p>
<p><strong>Türkiye yine bir seçim gündeminin içinde. Bu dönemde havaya hakim siyasetin tonunu nasıl buluyorsunuz, ve halkın ya da insanların bu dile müdahale etmesinin yolu neler olabilir? </strong></p>
<p>Siyaset toplumun şekillendirdiği bir alan. Politik söylemler hayata geçebilecekleri koşullar olduğu sürece ayakta kalıyorlar. Hakim dile müdahale edebilmek için önce o dilin tesirinin farkında olmak gerek. Bu nedenle Türkiye’deki politik iklimin ataerkil söylemi benimsiyor ve yeniden üretiyor olmasının, seçimlerden bağımsız olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. İnsanların müdahalesi, kabullendikleri, destek oldukları ve yeniden üretilmesine katkıda bulundukları söylemlerin eleştirisini yürütmeleri ile mümkün olabilir. Erkekliği tartışılabilir kılmadan insanların kanıksadığı söylemlere uzaktan bakmalarını sağlamayız diye düşünüyoruz. Erkeklerin de biraz uzaklaşıp erkeklik normlarına bakmaları gerekiyor.</p>
<p><strong>Dışardan katılımlara açık mısınız? İnsanlar size nasıl ulaşabilir ve neler yapabilir? </strong></p>
<p>Düzenlediğimiz etkinlikler dışarıdan katılıma açık oluyor. Herkes bize dergimizin eposta adresini kullanarak ulaşabilir: masculinitiesjournal@gmail.com</p>
<p>Katılımcıların ilgisi son derece heyecan verici ve geleceğe dönük olarak ümit verici bizlere göre. Toplantılar ve atölyeler sırasında birçok farklı toplumsal gruptan insanlarla bir araya geliyor, tanışıyor, tartışıyoruz. Bir çok insan, eleştirel erkeklik çalışmalarından ilk defa bizim toplantılarımız sayesinde haberdar olduğunu ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine ilişkin görüşlerinin başka bir boyut kazandığını söylüyor.</p>
<p>Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yarattığı sorunlar, özellikle de gençler arasında, daha büyük bir ilgi ile karşılanıyor ve gençlerin tepkisi ve bu sorunları önleme ve aşma konusundaki azimleri kesinlikle takdire şayan. Bir çok olumsuzluğa rağmen, gençlerin ve özellikle de genç akademisyenlerin cesur tavrı, merakı ve sorgulayıcı bakış açıları önümüzdeki yıllarda bu alanda önemli adımlar atılacağının ve köklü değişiklikler olacağının habercisi bize göre.</p>
<p><strong>‘İşin henüz başlarındayız’ </strong></p>
<p><strong>Nihai hedefinizi nasıl açıklıyorsunuz? </strong></p>
<p>Yürüttüğümüz araştırma ve çalışmaların nihai hedefi erkeklerin erkeklik normlarına eleştirel bakabilmelerini ve bunları toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinden değerlendirebilmelerini sağlamak. Çok zor bir işin henüz başlarındayız. Bu normların çok küçük yaştan itibaren oluştuğunu ve erkeklerin her adımında toplum tarafından pekiştirildiğini eklemek isteriz. Bu nedenle eğer toplumsal cinsiyet konusunda bir farkındalık yaratılacaksa, çok küçük yaşlardan itibaren erkeklikler üzerine konuşabilmeliyiz. Akran zorbalığı, sporda rekabet gibi kulvarlarda aslında erkeklik konusunda eleştirel perspektife sahip olan ve erken döneme eğilen incelemeler yürütülmeye başlandı. Bu çalışmaları çok önemsediğimizi de belirtmek isteriz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/24/yikayinca-gecmiyor-ama-konusmak-donusturebilir-erkeklik/">Yıkayınca Geçmiyor, ama Konuşmak Dönüştürebilir: Erkeklik</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her türlü kötü bir atıf: Kadın işi – erkek işi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/30/her-turlu-kotu-bir-atif-kadin-isi-erkek-isi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Aug 2017 20:01:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[American Sociological Review]]></category>
		<category><![CDATA[Carole Levine]]></category>
		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek]]></category>
		<category><![CDATA[gelir eşitsizliği]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18018</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eski bir deyiş der ki; “Erkekler güneşin doğuşundan batışına çalışır ama kadınların işi asla bitmez.&#8221; Bugün için bu sözü şu şekilde değiştirmek mümkün: Erkekler güneşin doğuşundan batışına çalışır ancak kadının işi asla eşdeğer değildir. American Sociological Review dergisinde yayınlanan araştırmalar, mesleklerin nasıl ‘kadın işi’ ve ‘erkek işi’ olarak kalıplaştırıldığını ve algının işçiler üzerindeki etkilerini inceliyor.* [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/30/her-turlu-kotu-bir-atif-kadin-isi-erkek-isi/">Her türlü kötü bir atıf: Kadın işi – erkek işi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eski bir deyiş der ki; “Erkekler güneşin doğuşundan batışına çalışır ama kadınların işi asla bitmez.&#8221; Bugün için bu sözü şu şekilde değiştirmek mümkün: Erkekler güneşin doğuşundan batışına çalışır ancak kadının işi asla eşdeğer değildir. American Sociological Review dergisinde yayınlanan araştırmalar, mesleklerin nasıl ‘kadın işi’ ve ‘erkek işi’ olarak kalıplaştırıldığını ve algının işçiler üzerindeki etkilerini inceliyor.*</strong></p>
<p>Orta Amerika’da mikrofinans kredi yetkilileri üzerinde araştırma yapan Laura Doering ve Sarah Thebaud’un raporuna göre Orta Amerika bölgesinde mikrofinans kredi yöneticiliği, işi yapısı gereği hem yeni hem de toplumsal cinsiyet açısından dengeli bir meslek. İtfaiyeciler ve hemşireler gibi çoktan cinsiyetlere atanmış mesleklerin aksine üzerinde çalışılan mikrofinans kredi yöneticilerinde erkek ve kadın oranı yüzde 50-50.</p>
<p>Cinsiyeti olmayan mikrofinans kredi yetkilisi işine bakıldığında bir açmaz ile karşılaşılıyor. Bu meslek genellikle erkek egemen olduğunu düşünülen finans endüstrisinin bir parçası. Ancak mikrofinans genellikle yoksulluğun hafifletilmesi ve azaltılması için çalışır ve her ikisi de çoğunlukla kadın odaklı özellikler olarak kabul edilen bir sosyal hizmet yönelimine sahiptir. Araştırma sahipleri bu mesleğin on seneden daha az bir süredir var olduğunu ve müşterilerin bu mesleği toplumsal cinsiyet ön yargılarına tabi tutulma olasılığı olmadığını belirtiyor. Ancak yapılan araştırma bunun tamamen doğru olmadığını gösteriyor.</p>
<p>Doering ve Thebaud, kredi yöneticilerine tanınan yetkilerin bir göstergesi olarak müşteriler tarafından yapılmayan ödemeleri inceleyerek şu sonuca vardı:</p>
<p><em>“Müşterilerin bir işe cinsiyet tayin etmeleri için sadece bir etkileşim yeterli oluyor ve kredi yöneticisi pozisyonu eğer bir &#8216;kadın işi&#8217; olarak görülürse bu pozisyonda çalışan kişilere (kadın veya erkek) bu klişe üzerinden davranmaya başlıyorlar. Eğer bir müşterinin ilk kredi yöneticisi kadın ise, daha sonra erkek bir kredi yöneticisiyle çalışsa bile bu müşteriler, ilk yöneticisi erkek olanlar ile kıyaslandığında kredilerinde daha fazla ödeme atlama meylinde oluyor. Bu etkiler, gelir ve kredi büyüklüğü gibi geri ödemeyi etkileyebilecek diğer faktörleri hesaba kattığımızda bile devam ediyor.</em></p>
<p><em>Bulgular, erkeklerin ‘erkek işi’ olarak tanımlanan yönetimsel bir meslekte çalıştığında müşterilere karşı önemli bir otoriteye sahip olduklarını gösteriyor. Fakat aynı yönetimsel meslek bir kadın ile ilişkilendirildiğinde, yani ‘kadın işi’ olduğunda, o pozisyonda çalışan erkeklere daha az otorite sahibi olarak görülüyor.”</em></p>
<p>Doering ve Thebaud, mesleklere cinsiyet tayin edilmesinin hem erkek hem de kadın için zararlı olduğuna dikkat çekiyor. Belirli bir meslekte bir cinsiyetin hakimiyeti, maaşları ve kariyer fırsatlarını da etkiliyor. Sivil toplum dünyası da bu etkilere karşı dokunulmaz değil. Non-Profit Quarterly tarafından mayıs 2017’de yayınlanan rapora göre “Cornell araştırmacıları, saf ayrımcılığın, kadın-erkek arasındaki ücret farkının yüzde 38’ini oluşturabileceği sonucuna varmıştı. Sağlık ve diğer direkt servis hizmeti sunan sivil toplum kuruluşları, orantısız bir şekilde kadınları ve beyaz olmayan kadınları etkileyen ‘maaş gettoları’ yaratarak kadınların geçimlerini sağlayacak ücreti ödetebilmek için çok fazla zorluk yaşadı”. Kadınlar sivil toplum sektöründeki iş kollarına hakim olma eğilimindedirler ancak liderlik pozisyonu olması şart değildir.</p>
<p>The White House Project tarafından yapılan çalışmadan çıkan bazı sonuçlar şöyle:</p>
<ul>
<li>Kadınlar, sivil toplum kuruluşu CEO’larının kazandığı ücretin yüzde 45’ini, bütçesi 25 milyon veya daha fazla olan kuruluşların CEO’larının ise yüzde 21’ini kazanıyor.</li>
<li>Sivil toplum sektörü çalışanlarının büyük çoğunluğu ( yüzde 73) kadın olsa da, erkekler hala liderlik pozisyonlarının çoğunluğunu elinde tutuyor ve önemli ölçüde daha fazla gelir elde ediyor.</li>
<li>Sivil toplum kuruluşlarındaki kadın CEO’lar maaş açısından erkeklere karşı avantajını kaybediyor: kadın CEO’lar günümüzde erkek CEO ücretinin sadece yüzde 66’sını kazanabiliyor, bu rakam 2000 yılında yüzde 71&#8217;idi.</li>
<li>Sivil toplum kuruluşlarında yönetim kurulu koltuklarının yüzde 43’ü kadınlara ait. Bütçesi 25 milyon veya daha fazla olan kuruluşlarda ise kadınların sahip olduğu koltuk oranı yüzde 33.</li>
</ul>
<p>Bir meslek koluna cinsiyet “atadığımızda” ve ona “kadın işi” dediğimizde, herkes için var olan olasılıkları sınırlandırıyoruz.</p>
<p>Carole Levine</p>
<p>*Söz konusu makale <strong>Şule Serter</strong> tarafından çevrilmiştir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/30/her-turlu-kotu-bir-atif-kadin-isi-erkek-isi/">Her türlü kötü bir atıf: Kadın işi – erkek işi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın ve erkek arasındaki kazanç eşitlenirse&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/24/kadin-ve-erkek-arasindaki-kazanc-esitlenirse/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şule Serter]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Aug 2017 12:01:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[ücret eşitsizliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17905</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınlar ve erkekler arasındaki kazanç eşitsizliği kadınlar için ömür boyu düşük ücret, aileler için daha az gelir ve ABD genelinde daha yüksek yoksulluk oranları anlamına geliyor. Ülkedeki her eyalette, kadınlar erkeklerinkinden daha düşük kazanç ve daha yüksek yoksulluk oranları yaşıyor. Bu ücret eşitsizliğinin ekonomik etkisi ise oldukça kapsamlı: Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kadınlar mesleki olarak aynı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/24/kadin-ve-erkek-arasindaki-kazanc-esitlenirse/">Kadın ve erkek arasındaki kazanç eşitlenirse&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kadınlar ve erkekler arasındaki kazanç eşitsizliği kadınlar için ömür boyu düşük ücret, aileler için daha az gelir ve ABD genelinde daha yüksek yoksulluk oranları anlamına geliyor. Ülkedeki her eyalette, kadınlar erkeklerinkinden daha düşük kazanç ve daha yüksek yoksulluk oranları yaşıyor. Bu ücret eşitsizliğinin ekonomik etkisi ise oldukça kapsamlı: Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kadınlar mesleki olarak aynı seviyede oldukları erkekler ile eşit ücret alırlarsa, çalışan kadınlar için yoksulluk oranı yarı yarıya azalacak ve ABD ekonomisine 482 milyar dolar kazanç sağlanmış olacak.*</strong><span id="more-17905"></span></p>
<p><strong>Eşit ücret her eyalette çalışan kadınlar için yoksulluğu azaltıyor</strong></p>
<p>Cinsiyete dayalı ücret farkının kapatılması, ABD&#8217;nin her eyaletindeki kadınlar arasında yoksulluk oranlarını düşürecek ve birçok kadın ve aileye ekonomik güvenliklerini sağlamakta yardımcı olacak. ABD genelinde eğer 18 yaş ve üstü kadınlar, aynı yaşlardaki, aynı eğitim düzeyindeki, kadınlarla aynı saatlerde çalışan ve aynı sosyoekonomik düzeye sahip olan erkekler ile aynı ücreti alıyor olsalar kadınlar arasındaki yoksulluk düzeyi yüzde 8,2’den yüzde 4,0’a düşecek.</p>
<ul>
<li>Çalışan kadınlar aynı düzeyde olan erkekler ile aynı ücreti alırsa, çalışan kadınlar arasındaki yoksulluk oranı 28 eyalette yarı yarıya düşüyor.</li>
<li>New Hampshire eyaleti, çalışan kadınlar arasındaki yoksulluk oranını, eşit ücret ile en yüksek oranda (yüzde 60) azaltabilecek olan ilk eyalet. Eşit ücretin yoksulluğu azaltması üzerine en büyük etkiyi görecek diğer eyaletler Wyoming (yüze 58,5), Maryland (yüzde 57,6), Kuzey Dakota (yüzde 57,4) ve Vermont (yüzde 57,0).</li>
<li>Eşit ücret aynı zamanda, çalışan kadınlar arasındaki yoksulluk düzeyi ortalamanın üzerinde olan eyaletlerde de azaltıyor. Ulusal düzeyde çalışan kadınlar arasında en yüksek yoksulluk oranına sahip olan New Mexico eyaletinde eşit ücret ile kadınlar arasındaki yoksulluk düzeyi yüzde 13’ten yüzde 6,1’e, Mississippi’de yüzde 12,5’ten yüzde 7,7’ye ve Louisiana’da yüzde 12,1’den yüzde 5,3’e düşüyor.</li>
<li>Çalışan bekar anneler arasındaki yoksulluk oranı, benzer erkekler ile aynı ücreti aldıkları takdirde, neredeyse yarı yarıya azalarak yüzde 29,3’ten yüzde 15,8’e düşüyor.</li>
<li>16 eyalette, bekar anneler arasındaki yoksulluk oranı, eğer çalışan bekar anneler aynı düzeyde oldukları erkekler ile eşit ücret alırlarsa yarı yarıya düşüyor. Tüm eyaletlerde çalışan bekar anneler arasındaki yoksulluk oranı, eşit ücret ile birlikte en az üçte bir oranında azalıyor.</li>
<li>Çalışan bekar anneler arasında yoksulluk düzeyi, yüzde 61,3’lük düşüşle en çok Louisiana eyaletinde görülüyor. Louisiana, tüm ülkede çalışan bekar anneler arasında en fazla yoksulluk düzeyine sahip olan eyalet. Güney eyaletlerin toplamına bakıldığı zaman, çalışan bekar anneler arasındaki yoksulluk düzeyi yüzde 30,8’den yüzde 15,9’a düşerek neredeyse yarı yarıya azalıyor.</li>
</ul>
<p><img decoding="async" width="8194" height="10603" class="alignnone size-full wp-image-17909" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/figure-1-2.png" alt="" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-17912" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/table-1.png" alt="" width="4540" height="5506" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/table-1.png 4540w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/table-1-640x776.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/table-1-1024x1242.png 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/table-1-1280x1552.png 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/table-1-610x740.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/table-1-320x388.png 320w" sizes="(max-width: 4540px) 100vw, 4540px" /></p>
<p><strong>Eşit ücret her eyaletin ekonomisini büyütüyor</strong></p>
<p>Kadın ve erkek arasındaki ücret farkının kapatılması birçok kadının ve ailenin, özellikle bekar kadın ve annelerin ekonomik güvenliğe kavuşmasını sağlıyor. Her eyalet ve genel olarak ülke için, ülke çapında topluluklarda yaşayan kadın, erkek ve aileler için eşit ücret, ekonomiye önemli katkı sağlayabilir.</p>
<p>Amerika Birleşik Devletleri’ndeki 18 yaş ve üstü çalışan kadınlar, aynı yaş, eğitim düzeyi ve sosyoekonomik durumda olan erkekler ile aynı ücreti alırlarsa kadınların yıllık ortalama kazançları 37,358 dolardan 43,909 dolara çıkıyor (yüzde 17,5 artış). ABD’deki tüm çalışan kadınlara bakıldığında bu durum 482,2 milyar dolar kazanç artışı veya 2014 yılına ait GSYH’nin yüzde 2,8’i anlamına geliyor. Bir başka deyişle tüketici, tasarruf sahibi ve varlık sahibi olan ABD’li kadınlar, 2013 yılında toplumsal cinsiyet sebebiyle 482 milyar dolar kaybetti.</p>
<p>Cinsiyetler arası ücret farkını kapatmak hem kadınların kazancını artırıyor hem de eyaletlerin ekonomilerini büyütüyor.</p>
<ul>
<li>Idaho eyaleti, çalışan kadınlar, erkekler ile eşit ücret aldığı takdirde eyalet ekonomisinde en büyük büyümeye sahip olacak eyalet. Idaho’da çalışan kadınlar böylece her yıl 6,620 dolar daha fazla kazanacak (yıllık gelirlerde yüzde 22,1 artış). Idaho’daki tüm çalışan kadınlara bakıldığı zaman ise eyalet toplam, 2014 yılına ait GSYH’nin yaklaşık yüzde 4’üne eşdeğer olan 2,5 milyar doları ekonomisine katmış olacak. ABD eyaletlerinin yarısı, kadınlar eşit ücret aldığı takdirde ekonomilerini en az toplam GSYH’nin yüzde 3’ü oranında arttıracak.</li>
<li>Daha büyük ekonomilere sahip eyaletler de eşit ücret ile ekonomilerinde bir artış görebilecek. California eyaletinde çalışan kadınlar erkekler ile eşit ücret alsalar, eyaletteki kadınlar toplamda 51,8 milyar dolar kazanmış olacak. Bu artış, tek başına Kuzey Dakota’nın tüm ekonomisinden bile daha büyük (45,9 milyar dolar). Benzer olarak, Texas eyaletindeki kadınlar 39,5 milyar dolar kazanacak ki bu Vermont’taki tüm ekonomik çıktılardan (29,6 milyar dolar) daha büyük.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" width="7838" height="11007" class="alignnone size-full wp-image-17915" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/figure-2-1.png" alt="" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" width="8006" height="10779" class="alignnone size-full wp-image-17914" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/table-2.png" alt="" /></p>
<p>*(2014 yılına ait GSYH’nin yüzde 2,8’i)</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/24/kadin-ve-erkek-arasindaki-kazanc-esitlenirse/">Kadın ve erkek arasındaki kazanç eşitlenirse&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiddetten Hayatta Kalan Erkekler Anlatıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/15/siddetten-hayatta-kalan-erkekler-anlatiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jun 2017 11:42:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel istismar]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek]]></category>
		<category><![CDATA[Grace Brown]]></category>
		<category><![CDATA[Project Unbreakable (Kırılmaz Projesi)]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15862</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cinsel saldırı, aile içi şiddet ve çocuk istismarından hayatta kalan erkekler, hikayelerini paylaşıyorlar. 2011 yılında New York fotoğrafçılık öğrencisi Grace Brown tarafından başlatılan Project Unbreakable (Kırılmaz Projesi) yeni hikâyelerini bekliyor. Proje, cinsel saldırı, aile içi şiddet ve çocuk istismarından hayatta kalan erkeklerin hikâyelerine odaklanıyor. Hayatta kalanlar, şiddetten sonra duydukları cümleleri bir kağıda yazarak kamera karşısına [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/15/siddetten-hayatta-kalan-erkekler-anlatiyor/">Şiddetten Hayatta Kalan Erkekler Anlatıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Cinsel saldırı, aile içi şiddet ve çocuk istismarından hayatta kalan erkekler, hikayelerini paylaşıyorlar.</em></strong></p>
<p>2011 yılında New York fotoğrafçılık öğrencisi Grace Brown tarafından başlatılan Project Unbreakable (Kırılmaz Projesi) yeni hikâyelerini bekliyor. Proje, cinsel saldırı, aile içi şiddet ve çocuk istismarından hayatta kalan erkeklerin hikâyelerine odaklanıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15863" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/siddetten-sonra-2.png" alt="" width="600" height="328" /></p>
<p>Hayatta kalanlar, şiddetten sonra duydukları cümleleri bir kağıda yazarak kamera karşısına geçiyorlar.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15868" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/dsds.png" alt="" width="600" height="398" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><a href="http://projectunbreakable.tumblr.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Aynı isimli blog</a></strong> üzerinden yayın yapan proje, her gün yüzlerce hikâyeye tanık oluyor ve kişileri güçlendirmeye yönelik çalışmalar yürütüyor. Projeye katılmak ve hikâyesini paylaşmak isteyenler <strong><em>projectbreakablesubmissions@gmail.com</em></strong> adresine e-posta yollayabilirler.</p>
<p><strong><em>Görsel çeviri: Kaos GL</em></strong></p>
<p>Gözde Demirbilek tarafından kaleme alınmıştır.</p>
<p><a href="http://www.kaosgl.org/sayfa.php?id=23983" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Kaynak</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/15/siddetten-hayatta-kalan-erkekler-anlatiyor/">Şiddetten Hayatta Kalan Erkekler Anlatıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
