<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Erkan Şenses arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/erkan-senses/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/erkan-senses/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 Dec 2019 13:32:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Erkan Şenses arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/erkan-senses/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Ölümü Değil Yaşamı Savunalım&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/10/olumu-degil-yasami-savunalim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 May 2019 08:26:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Mahsus Mahal Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Öcalan]]></category>
		<category><![CDATA[Açlık Grevi]]></category>
		<category><![CDATA[Aytekin Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Şenses]]></category>
		<category><![CDATA[Vahap Coşkun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38520</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdullah Öcalan’ın tecridinin kaldırılması talebiyle başlayan açlık grevlerinin ölüm orucuna dönüşmesi kararı alınırken, talepler de bütün tutuklu ve hükümlülerin tecridinin kalkması olarak değiştirildi. Dicle Üniversitesi’nden Prof. Dr. Vahap Coşkun, Mahsus Mahal Derneği kurucusu yazar Aytekin Yılmaz ve insan hakları savunucusu avukat Erkan Şenses, Öcalan’ın avukatlarıyla gönderdiği ‘açlık grevleri durdurulsun’ mesajından sonra da devam eden eylemleri ve sivil toplumun bu konudaki tutumunun nasıl olması gerektiğini Sivil Sayfalar için değerlendirdi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/10/olumu-degil-yasami-savunalim/">&#8220;Ölümü Değil Yaşamı Savunalım&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Açlık grevleri dünyada olduğu gibi ülkemizde de özellikle cezaevlerinde uzun süredir hak arama yöntemi olarak görülüyor. Leyla Güven’le başlayan son açlık grevine farklı cezaevlerinden 3 bin kişinin katıldığı bunlardan yüz kişinin hayati tehlikesinin olduğu kaydediliyor. İnsan Hakları savunucusu Erkan Şenses kişisel olarak desteklemese de açlık grevlerinin ‘barışçıl bir hak arama yöntemi’ olduğunu belirterek, “Eylemcilerin greve girme hakkı en az benim bu grevi desteklememe hakkım kadar ifade özgürlüğünün koruması altındadır” saptamasında bulunuyor.</p>
<p><strong>“İnsan Bir Makinadan Fazladır”</strong></p>
<figure id="attachment_35021" aria-describedby="caption-attachment-35021" style="width: 160px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-35021 size-thumbnail" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/02/Vahap-cos%CC%A7kun-160x160.jpg" alt="" width="160" height="160" /><figcaption id="caption-attachment-35021" class="wp-caption-text">Vahap Coşkun</figcaption></figure>
<p>Vahap Coşkun da açlık grevlerini ilkesel olarak desteklememe sebebini şöyle dile getiriyor: “Ben meseleye insanın ve hayatının kutsallığı açısından bakıyorum. Bana göre, birey olarak insan her şeyden daha kıymetlidir. “insan” ve “insan hayatı” bütün toplumsal ve siyasal davaların üstündedir. Değerli olan insandır. İnsandan öte veya insanın üzerinde bir amaç veya hedef yoktur. Bir politik hareketin veya tasavvurun, insana atıf yapma ve onu merkeze alma düzeyine bağlıdır. Odağında ne kadar insana yer verirse o kadar meşruiyeti o kadar güçlenir, ne kadar insandan uzaklaşırsa o kadar meşruiyeti zayıflar. Ezcümle, insan bir araç değil, başlı başına bir amaçtır. Kendisinin dahi feragat edemeyeceği hak ve özgürlüklere sahiptir. Kant’ın veciz ifadesiyle insan “bir makinadan fazlasıdır.” Bu itibarla hiçbir gayeye ya da kolektif kimliğe araç kılınamaz, kılınmamalıdır. “ Hapiste olduğu yıllarda açlık grevi yaptığını ama ölüm oruçlarına katılmadığını belirten Mahsus Mahal Derneği Kurucusu yazar Aytekin Yılmaz, “O gün de doğru bulmadım bugün de doğru bulmuyorum. Hiçbir dava insan yaşamından daha değerli değildir. Bir mağduriyeti giderirken başka mağduriyetler yaratılmamalıdır. Ölümü değil, yaşamı savunmalıyız. “ diyor.</p>
<p><strong>Açlık Grevlerinin Talebi Toplumsallaşmadı</strong></p>
<figure id="attachment_24631" aria-describedby="caption-attachment-24631" style="width: 160px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" class="wp-image-24631 size-thumbnail" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2018/02/Aytekin-dernek-resim-e1519199515594-160x160.jpg" alt="" width="160" height="160" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Aytekin-dernek-resim-e1519199515594-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Aytekin-dernek-resim-e1519199515594-320x320.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Aytekin-dernek-resim-e1519199515594-640x640.jpg 640w" sizes="(max-width: 160px) 100vw, 160px" /><figcaption id="caption-attachment-24631" class="wp-caption-text">Aytekin Yılmaz</figcaption></figure>
<p>Hali hazırda yürütülen ve ölüm orucuna dönüşen açlık grevlerinin kamuoyunda ilgi bulmayışını ve iktidarın tutumunu değiştirip değiştirmeyeceği konusunu da değerlendiren Aytekin Yılmaz, eylemlerin yankı bulmamasının hapishanedekilerin kendi koşulları için değil sadece Öcalan için eylem yapması olduğunu savunarak, bu konuda hükümetin tutumunun değişmeyeceğini vurguluyor.</p>
<p>Vahap Coşkun da kamuoyunda ilgisizliğin birinci sebebinin eylemin yöntemi ve gündeme getirilen taleplerle ilgili olduğunu belirterek, “İkincisi, Türkiye ve Ortadoğu çok önemli bir dönemeçten geçiyor. Böyle hayati bir evrede tek bir konuya ve kişiye yoğunlaşmanın bir siyasi hareket için yanlış olmasıdır. Üçüncüsü, bu tarz eylemler, dış dünyada da ses bulmuyor, destek görmüyor, buna tepki verilmiyor. İktidarın tavrını da bunlara eklemek gerek. Böyle bir tabloda açlık grevlerini desteklemek, “feda eylemleri” diye genç insanların hayatlarına son vermelerini kutsamak, açlık grevlerinin ölüm oruçlarına çevirmek, kabul edilemez. Bütün bu hadiseye insan hayatı üzerinden bakmak gerekir. Bu tür eylemlere, doğrudan insan hayatını tehdit ettikleri, uzadıkları ölçüde insan sağlığı üzerinde telafisi imkansız hasarlara sebebiyet verdikleri için karşıyım. “ diyor. Erkan Şenses de grevlerin ölüm orucuna dönüşmesinin geçmişteki yakıcı örnekler gibi toplumsal bir travmaya sebep olacağını belirterek, “Bu açıdan ölüm oruçlarının kutsanmasının doğru olmadığı görülmelidir. Yaşam hakkı hiçbir hak talebi yerine ikame edilmemelidir.” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Sivil Toplumun Pozisyonu</strong></p>
<p>Vahap Coşkun, sivil toplumun bu konuda yapması gerekenleri değerlendirirken, insanı ve sağlığını bütün politik mülahazaların üstüne koyan bir perspektifle yaklaşılmasının gerekliliğinin altını çiziyor. Durumun gittikçe kötüleştiğini bir çıkış yolu bulunması gerektiğini belirten Coşkun, “Sivil toplum ve siyasi aktörler, Selahattin Demirtaş ve Ahmet Türk gibi isimler, taleplerinin kamusal alana taşınması için gerekli her türlü çabanın gösterileceğini belirerek grevde olanlara samimiyetle bu eylemi bırakmaları yönünde çağrıda bulunmalı.” Diyor. Aytekin Yılmaz açlık grevinin olmasa da ölüm orucunun şiddet eylemi olduğunu savunarak, sivil toplumun bu konuda eylemleri destekler bir tutum sergilememesi gerektiğini belirtiyor. Sivil toplum örgütlerinin, insan hakları örgütlerinin insan yaşamına son veren eylemlere karşı olması gerektiğini hatırlatan Yılmaz, “Mesela devletin ortaya çıkardığı bir mağdurluk durumu yaşansa hemen STK’lar, insan hakları örgütlerinden basın açıklamaları, yazar ve sanatçıların imza kampanyalarına rastlıyorduk ama aynı şeyi bu sivil çevreler ölüm oruçları için yapmıyor. Yapan da destek bulmuyor. Örneğin Demir Küçükaydın&#8217;ın başlattığı <a href="https://demirden-kapilar.blogspot.com/2019/05/ahlak-etik-politika-bilim-ve-aclk.html" target="_blank" rel="noopener">kampanya</a> destek bulmadı. Bana sorarsanız en az devlet kadar bu soğuk savaş dönemi ürünü olan sivil toplum örgütü çalışmaları da Türkiye’nin değişim dönüşümü önünde engeldirler.” Diyor.</p>
<figure id="attachment_37219" aria-describedby="caption-attachment-37219" style="width: 160px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-37219 size-thumbnail" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/04/ERKAN-%C5%9EENSES2-160x160.jpg" alt="" width="160" height="160" /><figcaption id="caption-attachment-37219" class="wp-caption-text">Erkan Şenses</figcaption></figure>
<p>Sivil toplumun süreçteki rolünün eylemciler ile devlet arasında arabuluculuk olması gerektiğini savunan Erkan Şenses de, “En kısa sürede karşılıklı diyalog ve uzlaşı yoluyla eylemleri sonlandırmak hedeflenmelidir. Özellikle baroların bu süreçte gerek cezaevlerinde yaşanabilecek hak ihlallerinin önlenmesi konusunda ve gerekse de eylemcilerin taleplerinin diyalog ve uzlaşıyla yerine getirilmesi konusunda Adalet Bakanlığı nezdinde önemli bir rolü var” diye konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/10/olumu-degil-yasami-savunalim/">&#8220;Ölümü Değil Yaşamı Savunalım&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sivil Toplumdan Uzak İnsan Hakları Avukatlığı Düşünülemez&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/05/sivil-toplumdan-uzak-insan-haklari-avukatligi-dusunulemez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Apr 2019 08:27:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[5 Nisan Avukatlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Şenses]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37214</guid>

					<description><![CDATA[<p>Batman'da uzun yıllardır insan hakları savunuculuğu yapan Avukat Erkan Şenses, insan hakları savunuculuğu/avukatlığı ile sivil toplum arasında simbiyotik bir ilişki olduğunu belirterek, "Sivil toplumdan uzak bir insan hakları savunusu/avukatlığı düşünülemez, ancak insan hakları savunucusu/avukatı olmadan da insan hakları alanında faaliyet gösteren bir sivil toplum örgütü faaliyet alanında başarılı olamaz" diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/05/sivil-toplumdan-uzak-insan-haklari-avukatligi-dusunulemez/">&#8220;Sivil Toplumdan Uzak İnsan Hakları Avukatlığı Düşünülemez&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">5 Nisan Avukatlar Günü&#8217;nde insan hakları savunucusu Avukat Erkan Şenses ile avukatlık mesleği ve insan hakları savunuculuğunun birbirini kesiştiren yönlerini ve kendi tabiriyle simbiyotik ilişkisini deneyimleri üzerinden konuştuk. </span></p>
<p><b>Sizi tanıyalım. Erkan Şenses kimdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-37219" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/ERKAN-ŞENSES2-640x427.jpg" alt="" width="333" height="222" />Batman’da doğdum. İlköğrenim ve liseyi Batman’da tamamladıktan sonra 2006 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldum. 2011 Yılında ise Marmara Üniversitesi’nde kamu hukuku alanında yüksek lisans yaptım. Avukatlık stajımın bir kısmını sonraki meslek hayatımı büyük ölçüde şekillendirecek Av. Tahir Elçi’nin yanında yaptım. 2009 Yılından beri Batman’da serbest avukatlık yapmaktayım. 2014-2016 Yılları arasında Batman Barosu genel sekreterliği, 2016-2018 yılları arasında ise Batman Barosu yönetim kurulu üyeliği görevinde bulundum. Halihazırda ise Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi yönetim kurulu üyeliği ile Türkiye Barolar Birliği CMK Komisyonu Yürütme Kurulu üyeliği görevlerini sürdürüyorum. İnsan hakları alanında faaliyet gösteren dernek ve organizasyonlarla işbirliği içinde insan hakları alanında avukatlık yapmaya devam ediyorum.</span></p>
<p><b>Avukat olmaya karar verme süreçleriniz ve bu yöndeki motivasyonunuz neydi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Avukat olmaya lise birinci sınıfta karar verdim. Avukatlığın devletin amir-memur ilişkisi içinde olmayan bir meslek oluşunu daha o dönemden tespit etmiştim. Bu nedenle avukatlık mesleği benim için cazip bir meslek haline geldi. Tabi o sıralarda insan hakları bilincim çok gelişmemiş olsa da avukatlığın toplum yararına sunulabilecek bir meslek olduğunun bilincindeydim.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Bir grup avukat sokağa çıkma yasakları ve güvenlik operasyonlarının yürütülme şekline ilişkin Anayasa Mahkemesi’ne ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne bireysel başvurularda bulundu. Özellikle Strazburg’da 13 Kasım 2018 tarihinde yapılan duruşma bu ısrarlı takibin bir sonucuydu. AİHM, iç hukuk yollarını tüketmediğimizden başvuruları kabul edilemez bulsa da sokağa çıkma yasakları ve güvenlik operasyonlarına yönelik şikayetlerin duruşmada tartışılması çok önemli bir nokta ve insan hakları tarihine düşülen bir kayıttır.</span></p></blockquote>
<p><b>Avukatlığın insan hakları savunucusu olma halini ve insan hakları hukukçuluğunu sizden dinlemek istiyorum. hak savunuculuğu ve sivil toplum ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsan hakları savunuculuğu ve bu kapsamda avukatlığı zor ve meşakkatli bir iştir. Hele çeyrek yüzyılda coğrafyamızın ağır insan hakları ihlallerine tanık olması; zorla kaybetme, infaz, köy yakma ve işkence gibi suçlardan sorumlu tutulan kamu görevlilerinin ya hiç yargılanmaması ya da güçlükle açılan davalardan da beraat ettiği bir iklim söz konusuysa avukatlık daha da meşakkatli bir hal alır. Özellikle 2015 yılında başlayan sokağa çıkma yasakları sırasında kent içinde ağır silahlarla yürütülen güvenlik operasyonları ve bu çerçevede yaşanan çatışmalar arasında kalan sivil insanların maruz kaldıkları ağır hak ihlalleri insan hakları avukatlarına büyük bir misyon yüklemiştir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Av. Tahir Elçi’nin Sur’daki çatışmalar sırasında tahrip olan Dört Ayaklı Minare dibinde yaptığı basın açıklaması sonrası katledilmesi sivil toplum örgütlerine yönelik susturma politikasının büyük bir parçasıydı. Bunda kısmen başarılı da olundu, çünkü Tahir Elçi’den sonra sokağa çıkma yasakları ve güvenlik operasyonlarına karşı sivil toplumun sesi daha cılız çıkmaya başladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak sivil toplumun aksine o dönem benim de içinde bulunduğum bir grup avukat sokağa çıkma yasakları ve güvenlik operasyonlarının yürütülme şekline ilişkin Anayasa Mahkemesi’ne ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne bireysel başvurularda bulundu. Özellikle Strazburg’da 13 Kasım 2018 tarihinde yapılan duruşma bu ısrarlı takibin bir sonucuydu. AİHM, iç hukuk yollarını tüketmediğimizden başvuruları kabul edilemez bulsa da sokağa çıkma yasakları ve güvenlik operasyonlarına yönelik şikayetlerin duruşmada tartışılması çok önemli bir nokta ve insan hakları tarihine düşülen bir kayıttır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ofisine kapanan ve toplumdan, sivil toplumdan uzak bir avukat istese de insan hakları savunucusu/avukatı olamaz, soruda değindiğiniz insan hakları hukukçusu olabilir ancak. Kendi açımdan cevap verecek olursam şimdiye kadar Batman Barosu, Türkiye Barolar Birliği, Hakikat Adalet Hafıza Merkezi, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Helsinki Yurttaşlar Derneği, Uluslararası Af Örgütü ve İHOP gibi meslek kurulu/sivil toplum örgütleriyle birlikte çalıştım veya bu örgütlerin raporlarını başvurularımda kullandım. Bu durum mesleki ve entelektüel açıdan beni epey geliştirdi. İnsan hakları savunuculuğu/avukatlığı ile sivil toplum arasında simbiyotik bir ilişki vardır diyebiliriz. Yani sivil toplumdan uzak bir insan hakları savunusu/avukatlığı düşünülemez, ancak insan hakları savunucusu/avukatı olmadan da insan hakları alanında faaliyet gösteren bir sivil toplum örgütü faaliyet alanında başarılı olamaz. Çünkü çoğu zaman sahayla ilişkisini salt avukatlar üzerinden kurmaktadır bu örgütler.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Mesleki faaliyetleri nedeniyle avukatlar hedef haline getirilebiliyor ve avukatları koruyan bir mekanizma da mevcut değil. Bu durum, toplumun hakkını/hukukunu savunan avukatları ‘daha korunaklı’ alanlarda avukatlık yapmaya itebiliyor. Böyle bir durum ise ülkedeki hak arama özgürlüğünün ortadan kalkmasına neden olacağından avukatların mesleki faaliyetlerini yürütürken daha çok güvenceye sahip olması gerekiyor. </span></p></blockquote>
<p><b>OHAL sürecinden beri birçok avukat mesleki faaliyetlerini yaptığı iddiasıyla yargılanıyor. Hatta siyasi davalarda savunma yapan  &#8221;muhalif&#8221; avukatlar adliyelerde kötü muameleyle karşılaştıklarını söylüyorlar. gerek TBB gerek kendi baroları tarafından yalnızlaştırıldıklarını ve bir iç dayanışmanın eksikliğinden bahsede bilir miyiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Soruya sondan başlayarak yanıt vereyim. Evet, maalesef avukatlar yalnızlaştı. En son ÇHDli avukatlar davasında bariz hukuka aykırılıklar yaşandı. Barolar bu süreçte sadece basın açıklaması yapmakla yetindiler. Türkiye gibi bağımsız ve tarafsız yargılama güvencelerinin varlığının şüpheli olduğu ülkelerde basın açıklamasından daha çok şey yapmak gerektiği kanaatindeyim. Mesleki faaliyetleri nedeniyle avukatlar hedef haline getirilebiliyor ve avukatları koruyan bir mekanizma da mevcut değil. Bu durum, toplumun hakkını/hukukunu savunan avukatları ‘daha korunaklı’ alanlarda avukatlık yapmaya itebiliyor. Böyle bir durum ise ülkedeki hak arama özgürlüğünün ortadan kalkmasına neden olacağından avukatların mesleki faaliyetlerini yürütürken daha çok güvenceye sahip olması gerekiyor. Bu konuda BM’nin Avukatların Rolüne Dair Havana İlkeleri var olsa da ilkelerin korunması için de bir mekanizmanın varlığı şart.</span></p>
<p><b>Barolarda durumlar nasıl? Avukatların mesleki deneyimlerinde değişen neler neler var?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Avukatların kendilerini daha güvenceli hissetmesi hukuki olduğu kadar mali yönden de sağlanmalıdır. Ancak Barolarda halihazırda avukat sayısında yaşanan artış bu durumun sağlanmasına engel olmaktadır. Bugün Türkiye’de üniversite bitirdikten sonra sınava girilmeden yapılabilecek yegane meslek avukatlıktır. Siyasal iktidarın yeni hukuk fakülteleri kurulmasına, mevcut hukuk fakültelerinin kontenjanlarının ise arttırılmasına izin vermeye devam etmesi birkaç yıl sonra avukatlığın iflası noktasına yol açacaktır. Mesleğe yeni başlayan avukatların geçim sıkıntısı çekmesi ise mesleki deneyimlerini de etkilemektedir. Çalışan avukat kurumunun ihdasına yol açan bu süreçte artık avukatlar kendi ofisini açmak yerine başka bir meslektaşının yanında ücret mukabilinde çalışmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><b>Avukatlığın mesleki itibarını korumak için ne tür tedbirler alınmalı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben mesleklerin değil şahısların itibarı olduğuna inanırım. Mesleki itibardan kastınız avukatların daha güvenceli bir çalışma iklime sahip olması ise bu hususta yeni hukuk fakülteleri kurulmaması, mevcut hukuk fakültelerinde kontenjanların azaltılması, avukatlık sınavının halihazırdaki avukatları da kapsayacak biçimde herkes için getirilmesi, avukatların hiçbir baskı, engelleme veya tacize maruz kalmadan mesleki faaliyetlerini sürdürmesinin sağlanması gerekir. Zira güvencesiz avukat, hak arama özgürlüğünün gereği gibi kullanılmamasına yol açacağından böylesi bir sonucun da hukuk devleti iddiası olan bir devlet açısından kabul edilemez olması gerekir. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/05/sivil-toplumdan-uzak-insan-haklari-avukatligi-dusunulemez/">&#8220;Sivil Toplumdan Uzak İnsan Hakları Avukatlığı Düşünülemez&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
