<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>endüstriyel tarım arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/endustriyel-tarim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/endustriyel-tarim/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Apr 2022 21:37:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>endüstriyel tarım arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/endustriyel-tarim/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Güvenli Gıda İçin Yerel Gıda Üretimini Teşvik Etmeliyiz&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/28/guvenli-gida-icin-yerel-gida-uretimini-tesvik-etmeliyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Mar 2022 09:11:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[endüstriyel tarım]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli gıda]]></category>
		<category><![CDATA[karbon ayak izi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79786</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güvenli gıdaya erişim konulu dosyamızın ikinci ve son kısmında EkoHarita ve Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği’ni ağırlıyoruz. İki oluşum da iklim krizinin önüne geçmek, herkes için güvenli gıdaya erişim için yerel gıda üretiminin öneminde hemfikir. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/28/guvenli-gida-icin-yerel-gida-uretimini-tesvik-etmeliyiz/">&#8216;Güvenli Gıda İçin Yerel Gıda Üretimini Teşvik Etmeliyiz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Endüstriyel tarım yöntemleri yerine ekolojik tarım, karbon ayak izi yüksek gıda ağları yerine de yerel üretimlere imkan sunulması, hem gezegenimiz hem de insan nüfusunun devamlılığı için büyük önem taşıyor. EkoHarita’nın kurucularından Alper Can Kılıç ve Ekolojik Tarım Organizasyonu Genel Sekreteri Özge Çiçekli ile güvenli gıdaya erişimin yolları konuştuk. Gerek Kılıç gerekse Çiçekli, yerel kooperatiflerin, ekolojik tarımın gücüne ve tüketicinin organik gıdaya dair bilincinin artmasının önemine vurgu yapıyor. </span></p>
<h5><b>EkoHarita: Gıda Politikamızı Yerel Üretime Döndürmeliyiz</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">EkoHarita ekolojik yerleşkeler, eko-turizm ve kamp noktaları, kent bostanları, ekoloji müzelerini, alternatif ekonomi sistemi ve benzeri tüm ekolojik girişimleri haritalandıran bir proje. Bunlara ek olarak projeye ait sitenin içinde mini bir sosyal ağ, bir forum, bir gazete, bir etkinlik takvimi, bir link bankası, kitap/film/belgesellere ulaşabileceğiniz bir koleksiyon da bulunuyor. Ekoharita projesinin sürekliliğini sağlayabilmek için <a href="https://www.patreon.com/ekoharita" target="_blank" rel="noopener">Patreon</a></span><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.patreon.com/ekoharita"> hesabı</a> yoluyla katkıda bulunmak mümkün. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-79788 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/alper-can-kilic-640x480.jpg" alt="Alper Can Kılıç" width="323" height="242" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/alper-can-kilic-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/alper-can-kilic.jpg 960w" sizes="(max-width: 323px) 100vw, 323px" />EkoHarita’nın kurucularından Alper Can Kılıç, projelerinin amacını şu sözlerle ifade ediyor: “Temel olarak EkoHarita’nın amacını &#8216;bilgiyi özgürleştirmek ve dayanışmayı güçlendirmek&#8217; olarak tanımlayabiliriz. Bu bağlamda pek çok kampanyaya, etkinliğe, çalıştaya, oluşuma iletişim yönünde destek vermiş olmakla birlikte, pek çok bilginin organizasyonunda ve filtrelenerek kullanılabilir hale getirilmesi konusunda da gönüllü hizmet verdiğimizi söyleyebiliriz. Projelerimizi kendi yürüttüklerimiz ve paydaş olduklarımız olarak ikiye ayırabiliriz. Yaptığımız işleri sıralayacak olursak; </span><span style="font-weight: 400;">“</span><a href="https://www.ekoharita.org/projeler/toplulukdesteklitarim/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Topluluk Destekli Tarım Ağı</span></a><span style="font-weight: 400;">” gıda egemenliğine yönelik oluşumları bir araya getiren ve kronolojik olarak bir bilgi bankası özelliği de taşıyan bir proje, “</span><a href="http://www.ekotopluluk.org" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">EkoTopluluk</span></a><span style="font-weight: 400;">” gıda topluluklarının kurulumunu kolaylaştıracak bir araç olarak kaynak buldukça üzerinde çalıştığımız fakat henüz tamamlayamadığımız bir yazılım projemiz, “</span><a href="https://www.ekoharita.org/projeler/doga-yolun-olsun/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Doğa Yolun Olsun</span></a><span style="font-weight: 400;">” ekolojik yaşama ve permakültüre dair etkinlikler gerçekleştirdiğimiz, aktarımlar ve söyleşiler yaptığımız projelerimiz, “</span><a href="https://www.ekopedi.org" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Ekopedi</span></a><span style="font-weight: 400;">” ekolojik temelli bir wiki çalışması, “</span><a href="https://www.ekoharita.org/dayanisma-topluluklari-ve-aglari/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Dayanışma Toplulukları ve Ağları</span></a><span style="font-weight: 400;">” korona döneminde kriz anlarına yönelik yerel destek birimlerine ve dayanışma ağlarına erişimi kolaylaştırmak amacıyla başlattığımız bir listeleme çalışması ve “</span><a href="https://www.ekoharita.org/ekoloji-haritasi/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Ekoloji Haritası</span></a><span style="font-weight: 400;">” projemizden bir önceki paragrafta bahsetmiştik. Bunun dışında </span><a href="http://zehirsizsofralar.org/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Zehirsiz Sofralar</span></a><span style="font-weight: 400;">, </span><a href="https://www.zehirsizkentler.org" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Zehirsiz Kentler</span></a><span style="font-weight: 400;">, </span><a href="https://www.change.org/p/avc%C4%B1l%C4%B1k-tamamen-yasaklans%C4%B1n-hayvanlarya%C5%9Famakistiyor-avc%C4%B1l%C4%B1kcinayettir-tctarim-milliparklar" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Avcılık Yasaklansın</span></a><span style="font-weight: 400;"> gibi paydaş olarak dahil olduğumuz projeler ve kampanyalar bulunuyor.” </span></p>
<h5><b>&#8216;Üretici ve Tüketici Arasındaki İlişki Sağlamlaşmalı&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kılıç, güvenli gıdaya erişimin herkes için sağlanmasının iki taraflı bir görev olduğu görüşünde. Kılıç’a göre insanlar gıda toplulukları kurmadıkları, gıda toplulukları çoğalmadığı ve iletişim halinde yapılara dönüştürülmediği sürece toplumsal temsiliyeti olan bir yapı haline de gelmeyecek. “Üreticilerin bir süre sonra üretimlerini devam ettirebildiği, ürünlerini satabileceği, riski paylaşabileceği kişilere ulaşmış olmanın güvencesi ve rahatlığını elde etmeleri, diğer üreticilerle de ilişki kurarak deneyim paylaşımlarında bulunabilmeleri mümkün olacak” diyen Kılıç, üreticilerin refah durumundaki iyileşmelerin doğal üretim yapan üreticileri de cesaretlendireceğini ve yeni üreticilerin ortaya çıkmasını teşvik edeceğini belirtiyor. Kılıç, tüketiciye düşen görevi ise tüketicilerin gerçekten güvenerek tüketebilecekleri ürünleri üreten üreticileri bulması ve bir süre sonra iletişimini geliştirerek aynı güven ilişkisi yoluyla kendi kriterlerine uygun üreticilerle bağ kurarak güven ağını oluşturması şeklinde açıklıyor.</span></p>
<h5><b>&#8216;Güvenli Gıdada Yeni Nesil Kooperatiflerin Önemi Büyük&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kılıç, güvenli gıdanın  yerleşik olabilmesinde yeni nesil kooperatiflerin önemine vurgu yapıyor ancak Türkiye örneğinde kooperatif oluşumlarının çok yeni olduğunu ve fazla sorumluluk yüklemenin yorucu olabileceğine de dikkat çekiyor: “Şu aşamada kooperatifleri belki bu açıdan doğrudan sorumlu görebilir sorgulayabiliriz fakat bu da yeni filizlenen bu oluşumlara biraz fazla yük yüklemek olacaktır. Yeni nesil kooperatifler özellikle son 4-5 yıldır yatay bir şekilde gelişmeye ve örneklerini çoğaltmaya devam ediyor. Bu bağlamda bu kooperatiflere tamamen kendi ayakları üzerinde durup koşmaya başlayana kadar çok fazla sorumluluk yüklemek yorucu olabilir. Kooperatiflerdeki çoğu gönüllü ya da çalışan da yine gıda toplulukları veya benzer, adı gıda topluluğu olmayan, gıdaya erişmeye çalışan grupların içerisinden çıkıyor. Bu kişiler bunu sistematikleştirerek kurumsal bir yapıya dönüştürüyor, etkisini arttırmak istiyor. Kooperatifler sistemde etik temelli üretim yapan üreticiler için ürünlerini hak ettiği değerde/ücrette satın alarak ulaştırabileceği tüketicilere, araya sadece adil bir katkı payı koyarak ulaştırıyor ve erişim kolaylığı sağlıyor. Üretici bu imkana ulaştığında üretimini olduğu gibi, hatta üretim şeklini daha iyiye evrilterek ve çevresine örnek olarak sürdürmeye devam edebiliyor. Bu da sistemi iyileştiriyor. Siz de gidip bir tüketici olarak kooperatiften alışveriş yaptığınızda, apartmanınızda ya da mahallenizde bir gıda topluluğu kurduğunuzda ya da olana katıldığınızda bu zincire destek olmuş oluyorsunuz. Bu sebeple herkesi <a href="https://www.ekoharita.org/projeler/toplulukdesteklitarim/" target="_blank" rel="noopener">Topluluk Destekli Tarım Ağı</a> projemiz </span><span style="font-weight: 400;">yoluyla haritamıza göz atarak yakınındaki gıda topluluğuna katılmaya, kooperatiflerden alışveriş yapmaya davet ediyoruz. Buğday Derneği’nin yürütücülüğünü yaptığı kardeş proje www.gidatopluluklari.org adresinden de çevrenizdeki gıda topluluklarını bulmak için hazırlanan listeye göz atabilirsiniz.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Yerel Beslenmeye Hobi Bahçeciliğinden Öte, Çok Daha Ciddi Şekilde Eğilmeliyiz&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kılıç, idealinde yerel tüketmenin en sağlıklı ve en ekolojik yol olduğunu ancak mega kentlerin buna olanak sağlamadığını söylüyor. Yerel beslenme imkanlarının artırılması, Kılıç’a göre başta iklim krizi, dünyayı bekleyen tüm tehlikelere karşı öncelikli olarak ele alınması gereken bir mesele: “Belki gelecekte kent bahçelerinin ve bostanlarının çoğalması daha yakın bölgelerden ve kent çeperinden gıdamızı temin etmemize olanak sağlayacak. Ben bu konuya artık ciddi şekilde eğilmemiz, hobi bahçeciliğinden öte projelerle desteklememiz ve yerel yönetimlerin de bu konuda gözünü açmaları gerektiğine inanıyorum. Bir taraftan mega projelerle yok edilen kent çeperindeki tarım arazileri, bir taraftan belediyelerin ve politikacıların umursamazlıkları, rant sevdaları yüzünden yok olan kent bostanları, bir taraftan yaklaşan gıda krizi, hepsini bir araya getirince karamsar bir tablo çıkıyor ortaya. O sebeple bulduğumuz tüm tohumları, etrafımızda bulduğumuz en ufak toprak parçasına dahi ekip, ağacımızı, sebzemizi kentte de yetiştirmemizin vakti geldi de geçiyor. ÇEKÜL Vakfı’nın da ısrarla vurguladığı gibi, acil durumlarda bizi ayakta tutabilecek dayanıklı kentlere sahip olmak istiyorsak bu konuyu da bir an önce hayatlarımızda eylemsel olarak ön plana almalıyız. Aksi takdirde dışa bağımlı gıda politikalarımızla toplumun belirli bir katmanına bir gün gıda erişiminin sağlanamaması, kriz durumlarını atlatamamız ve korkutucu başka senaryolar bizi bekliyor olabilir.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kılıç, ekolojik tarımın dünyanın gıda talebini hep karşılayabilecek güçte olduğunu, halihazırda büyük bir kısmını karşıladığına dikkat çekerek “Gıda krizinin temeli ekolojik tarım ya da tarımda verim düşüklüğü değil, gıda krizi aslında yaratılan bir kriz, kıtlık korkusuyla insanların ikna edildiği ve endüstriyel tarım kıskacına sürüklendiği günden bugüne o korkuyu körükleyerek zihinlerimize işlenmiş bir kriz. Bunu yapan zehir tüccarları, tohumların genetiğiyle oynayanlar, sonrasında da bu tohumları ve zehirleri bir arada satarak hem çiftçiyi borçlandıranlar hem de kanser edenler aynı kişiler. Daha sonra gidecekleri hastaneleri de bu hastanelerde satılan ilaçları da üretenler aynı mega şirketler. O yüzden bu mesele sadece gıda meselesi değil yaşam meselesi ve hepimizi ilgilendiriyor. Küçük çiftçi yok olursa, sağlığımız yok olur, geleceğimiz yok olur” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kılıç, son olarak bağımsız bir araştırma oluşumu olan ETC Group’un yayınladığı  ‘Bizi Kim Doyuracak?’ adlı kitapçıktan alıntıyla endüstriyel gıdayla ekolojik tarımı kıyaslıyor: ‘Endüstriyel gıda zincirinin tarımsal kaynakların %75’inden fazlasını kullanarak dünya nüfusunun %30’undan daha azına yiyecek sağladığını, oysa köylü tarımının kaynakların %25’inden daha azını kullanarak dünya nüfusunun %70’inden fazlasını beslediğini biliyor muydunuz? “Bizi Kim Doyuracak?” kitapçığı, şimdi olduğu gibi gelecekte de gıda güvencemizi sağlayacak olanın, gezegeni ekolojik ve sosyal krizlerden koruyacak olanın şirket tarımı ve pazarlama zincirleri değil, küçük ölçekli agroekolojik üretim ve dağıtım ağları olacağını açıkça belgeliyor.’ </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kitap görsel uyarlamalarıyla birlikte Özgürel Başaran, Ceyhan Temürcü ve Ayşe Gökçe Bor tarafından Türkçe’ye çevrilmiş. Kitaba <a href="https://www.ekoharita.org/project/bizi-kim-doyuracak/" target="_blank" rel="noopener">bu</a></span><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.ekoharita.org/project/bizi-kim-doyuracak/"> linkten</a> ulaşmak mümkün. </span></p>
<h5><b>Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği: Organik Tarıma Yönelik Bilinç Artırılmalı</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO), Türkiye’de ekolojik tarımın bir şemsiye organizasyon altında hızlı ve sağlıklı gelişimini sağlamak amacıyla üretici, tüketici, işleyici, tüccar, kontrolör, araştırıcı ve teknik elemanların katılımıyla 1992 yılında İzmir’de kuruldu. Dernek kurulduğu günden bu yana, ekolojik tarımın farklı alanlarında çok sayıda eğitim, seminer, konferans, sempozyum ve panel düzenlemiş, eğitim materyalleri hazırlamış, özellikle hassas alanlarda organik tarımın benimsenmesine ve kapasite geliştirmeye yönelik birçok ulusal ve uluslararası proje yürütmüş veya proje ortağı olarak görev almış. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-79789 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/ozge-cicekli-640x902.jpg" alt="Özge Çiçekli" width="231" height="326" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/ozge-cicekli-640x902.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/ozge-cicekli.jpg 697w" sizes="(max-width: 231px) 100vw, 231px" />ETO Genel Sekreteri Özge Çiçekli organik tarımın genel tarım üretimindeki payının artması için bu yönde bilincin artırılması gerektiği görüşünü savunuyor: “Organik tarımın genel tarım üretimindeki payını arttırmak için öncelikle üretici ve tüketicilere organik üretimin konvansiyonel üretimden farkının doğru bir şekilde anlatılması önemlidir. Organik ürünlerin üretilmeleri sırasında insan sağlığı ve çevreye hiçbir olumsuz etkisinin bulunmadığı aksine organik tarım ile üretilen ürünlerin şeffaf, izlenebilir ve güvenilir bir sistem ile üretildiği anlatılmalıdır. Bunun için kamu spotlarının hazırlanarak yayınlanması, Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği yapılarak ilköğretim okullarına yönelik projeler yapılmalıdır.” </span></p>
<h5><b>&#8216;Organik Tarımda Deneyimsizlik ve Desteklerdeki Tutarsızlıklar Sorun Yaratıyor&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Çiçekli’nin verdiği bilgiye göre Türkiye’de 19 adet tamamen organik ürünlerin satışlarının gerçekleştiği organik pazar bulunuyor. Çiçekli; “Organik tarımın iç pazarının gelişmesi sürdürülebilir bir dış pazar getireceğinden iç pazarların geliştirilmesine ve sayılarının arttırılmasına yönelik çalışmaların yapılması önemlidir” diyor.  Çiçekli’ye göre organik ürünlerin pazarlanmasındaki en büyük sorun kavram karmaşası: “Piyasada doğal, natürel, bioorganik vb. sertifikası olmayan birçok ürünün organik imajıyla satıldığı ve tüketicileri yanlış yönlendirdiği izlenmektedir. Tüketicilerin açıkta alacakları organik ürünler için sertifika talep etmeleri, paketli ürünlerin etiketlerinde ise mutlaka Tarım ve Orman Bakanlığı organik ürün logosu ile Bakanlık tarafından yetkilendirilmiş Kontrol ve Sertifikasyon Kuruluşlarının logosu ve kuruluş kod numarasını aramaları gerekmektedir.” Çiçekli, organik tarım yöntemine yönelik sorunları ise bitkisel ve hayvansal üretimde girdi temini, deneyimsizlik ve organik üretime verilen desteklerin değişken olmasının üreticiler açısından dezavantaj yaratması olarak sayıyor. </span></p>
<h5><b>&#8216;Daha Az İklimsel Değişiklik İçin Çevre ile Uyumlu Gıda Üretimi Şart&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">İklim kriziyle birlikte bitkisel ve hayvansal üretimde karşılaşılan hastalık ve zararlılarda artış olabileceğini ifade eden Çiçekli; “Organik üretim sadece insanı değil aynı zamanda doğayı da koruyarak sürdürülebilir yaşama en çok desteği veren üretim şekli olarak karşımıza çıkmaktadır. Son yıllarda yapılan çalışmalar, çevre ile uyumlu üretim yöntemlerinin attırılması, gıda güvenliğinin geliştirilerek tarımda kullanılan kimyasal girdilerin azaltılmasının enerji kullanımını azaltarak iklimsel değişimlere daha az katkı sağladığını göstermektedir ayrıca organik üretimle tarımsal atıkların yakılması vb. kötü uygulamalar yerine kompost vb. uygulamalarla toprağa karışmasını sağlamak çevresel açıdan çok fazla katkı sağlamaktadır” diyor ve ülkemizde iklim değişikliği ile ilgili ürün stratejisinin oluşturulmasının öneminin altını çiziyor.</span></p>
<p>Dosyanın ilk bölümüne <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/04/endustriyel-gida-sisteminden-kurtulursak-dunyayi-da-kurtarabiliriz/" target="_blank" rel="noopener">buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/28/guvenli-gida-icin-yerel-gida-uretimini-tesvik-etmeliyiz/">&#8216;Güvenli Gıda İçin Yerel Gıda Üretimini Teşvik Etmeliyiz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Endüstriyel Tarım Açlık ve Kıtlığa Götürür&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/19/endustriyel-tarim-aclik-ve-kitliga-goturur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Mar 2019 08:45:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Aysu]]></category>
		<category><![CDATA[Çiftçi-Sen Konfederasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim İlke-Sen]]></category>
		<category><![CDATA[endüstriyel tarım]]></category>
		<category><![CDATA[tarım sektörü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36483</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çiftçi-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Abdullah Aysu, 'Çöküşle Çözüm Arasında Tarım" başlıklı toplantıda yaptığı konuşmada, "Endüstriyel tarım açlık ve kıtlığa götürür" dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/19/endustriyel-tarim-aclik-ve-kitliga-goturur/">&#8220;Endüstriyel Tarım Açlık ve Kıtlığa Götürür&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">Sağlık İlke-Sen ve Eğitim İlke-Sen’in düzenlediği “Çöküşle Çözüm Arasında Tarım” başlıklı toplantıda konuşan Çiftçi-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Abdullah Aysu, tarım sektörünün içindeki krizi anlattı.</p>
<p style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="alignleft wp-image-36492" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/2-640x528.jpeg" alt="" width="360" height="297" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/2-640x528.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/2.jpeg 833w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" />24 Ocak kararları doğrultusunda peşi sıra uygulanan ve o günden bugüne hükümet eden bütün siyasi partilerin dâhil olduğu bir süreçte tarımla ilgili en temel kamu kuruluşlarının kapatıldığını, sermayenin talepleri doğrultusunda tarımda radikal değişikliklerin yapıldığını söyleyen Aysu’nun konuşmasından notlar şöyle:</p>
<p style="font-weight: 400;">–  5553 sayılı Tohumculuk Kanunu ile çiftçi çiftçilikten çıkarıldı, yerli tohum satışı yasaklandı.</p>
<p style="font-weight: 400;">–  Kendi ürettiği ürünün tohumunu ayırıp devam eden çiftçidir; tohumunu ayıramayıp devam eden tarla bekçisidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">–  Tohum takas şenlikleri yapılınca 2018’de yönetmelikle tohum takasını engellemek istediler. Aracısız işleyen üretici ve tüketici kooperatifleriyle yönetmeliğin engeline takılmadan işleri yürütebiliriz.</p>
<p style="font-weight: 400;">–  Küçük köylü tarımı endüstriyel tarımdan daha verimlidir. Endüstriyel tarım açlık ve kıtlığa götürür.</p>
<p style="font-weight: 400;"> – 175 tane olan hal sayısını 30’a indirip halleri şirketlere devredecekler. “Hal Yasası değiştiğinde aracılar olmayacak, fiyatlar düşecek.” denilerek Hal Yasası için tanzim satışı kullanacaklar. Gıdanın üretimi, pazarlanması şirketlerin tekeline geçecek.</p>
<p style="font-weight: 400;"> – Tarım bilgisi olan nüfus köylerde yaşıyor. Şehirde kalanlar şartlar ağırlaşınca köye dönmeye mecbur kalacak. 2008 krizinde 640 bin aile köye dönmüştü.</p>
<p style="font-weight: 400;"> – Çiftçiliği ortadan kaldırıp tarımı şirketlere devrediyorlar.  El ele verip direnç noktası olan kooperatiflerde bir araya gelmeliyiz.</p>
<p style="font-weight: 400;">–  Kissenger “Enerjiye sahip olanlar devletleri; gıdaya sahip olanlar insanları yönetir.” der.</p>
<p style="font-weight: 400;">–  Arpayı hayvana verirsen yem fabrikasına ihtiyacın kalmaz. Aynı şekilde hayvanın gübresini kullanırsan gübre fabrikasına muhtaç olmazsın.</p>
<p style="font-weight: 400;">–  Tarım ve hayvancılığı isminden itibaren ayırıp şirketlere alan açıyorlar.</p>
<p style="font-weight: 400;"> – Günümüzde yaklaşık 127 bin işçi icra takibine takılmış durumda.</p>
<p style="font-weight: 400;">– 1980’den sonra tarımın yapısı çökertildi. Devlet Üretme Çiftlikleri, Et Balık Kurumu, Zirai Donatım Kurumu, Tansaş, Tariş vb oluşumlar özelleştirildi.</p>
<p style="font-weight: 400;">–  16 tane tarım satış kooperatifi vardı (Tariş, Trakya Birlik, Marmara Birlik vs). 100 büyük firma arasında bunların büyüklüğü 10 ile 46 arasında değişiyordu.  Bankalar battığında tarım kooperatifleri kurtardı onları. Eğer bu kooperatifler korunabilseydi süpermarketler ülkeye giremezdi, çünkü imalat vardı.</p>
<p style="font-weight: 400;">– Çiftçinin rahat geçinmesi, sizin doğal ürün tüketmeniz değil mesele.  Bu baştan bozuk sistemi tersine çevirebilme olmalı esas mesele.</p>
<p style="font-weight: 400;">Konuşmanın <a href="https://www.youtube.com/watch?v=JjDpugLkYqk" target="_blank" rel="noopener">tamamı</a> için tıklayınız.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/19/endustriyel-tarim-aclik-ve-kitliga-goturur/">&#8220;Endüstriyel Tarım Açlık ve Kıtlığa Götürür&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
