<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Elif Ertürk arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/elif-erturk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/elif-erturk/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 13 Apr 2022 11:46:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Elif Ertürk arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/elif-erturk/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>TBMM Araştırma Komisyonu, Faytonlardaki Atların Haklarını Kabul Edecek Mi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/29/tbmm-arastirma-komisyonu-faytonlardaki-atlarin-haklarini-kabul-edecek-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jul 2019 10:21:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem İmamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Ertürk]]></category>
		<category><![CDATA[Faytona Binme Atlar Ölüyor İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[UKOME]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41040</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mayıs ayında kurulan TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu’nda gündeme gelen konulardan biri de atların yaşadığı fayton zulmüydü. Yıllardır tartışma konusu olan ve kamuoyunun yoğun tepkisini çeken faytonlar, bu kez yasaklanacak mı? Araştırma komisyonu, fayton zulmüne karşı nasıl bir tavır alacak; ne gibi önerilerde bulunacak? Hayvan hakları aktivistleri, zulmün sona ermesi için tek çözümün faytonların kaldırılması olduğunu savunuyor. TBMM Araştırma Komisyonu, ezber bozup faytonlarda çalıştırılan atların haklarını kabul mü edecek Yoksa ezberden düşünüp atları “robot” gibi tanımlamaya devam mı edecek? Hak mı ağır basacak, kölelik mi?..</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/29/tbmm-arastirma-komisyonu-faytonlardaki-atlarin-haklarini-kabul-edecek-mi/">TBMM Araştırma Komisyonu, Faytonlardaki Atların Haklarını Kabul Edecek Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">15 Mayıs’ta göreve başlayan TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu, hayvan hakları ihlâllerini, hem STÖ’lerden hem de hayvan hakları hareketince eleştirilen sektör temsilcilerinden dinledi. Komisyonun üzerinde durduğu hayvan hakları ihlâllerinden biri de faytonlardaki sistematik zulüm ve can kayıplarıydı. Komisyonda bilgisine başvurulan </span>Faytona Binme Atlar Ölüyor İnisiyatifi<b>,</b><span style="font-weight: 400;"> faytonlarda kullanılan atların maruz bırakıldıkları hak ihlâllerine ilişkin bir sunum yaptı; milyonlarca yurttaşın ve yüzlerce STÖ’nün ortak talebini Meclis’te yineledi: Atlı faytonlar tamamen kaldırılsın!</span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-41042" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/screen-640x641.jpg" alt="" width="359" height="360" /></p>
<p><b> </b>Araştırma komisyonunda, faytonlarda çalıştırılan atların yaşadığı hak ihlâlleri ve talepler ile ilgili bir sunum yapan Faytona Binme Atlar Ölüyor İnisiyatifi Sözcüsü Elif Ertürk şöyle konuştu: “Türkiye’deki faytonların büyük kısmı İstanbul Adalar’da. Atların hiç de doğasına uygun olmayacak şekilde asfalt zeminde, kışın soğuğunda, yazın sıcağında çok dik yokuşlarda, insan kalabalığının, trafik gürültüsünün olduğu yerlerde atların ölümüne çalıştırıldığını görüyoruz. 2015 yılında, bir yılda ölen at sayısı 400’ken bugün 2019’a geldiğimizde ölen at sayısı maalesef 2 katına çıktı sadece Adalar’da. Haziran 2018’de Ruam hastalığı karantinası nedeniyle Adalar’a at girişi yasaktı. Fakat tüm bunlara rağmen Anadolu’dan getirilen 209 at Büyükada’ya sokuldu, 220 at da maalesef Beykoz’daki bir arazide feci koşullarda, yağmurun, güneşin altında aylarca bekletildi”.</p>
<p><b>Ne Talep Ediliyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugüne kadar faytonların kaldırılması yönünde alınan UKOME (İBB’deki, faytonlar konusunda yetkili karar merci) kararlarının hiçbir şekilde uygulanmadığına dikkat çeken Ertürk, faytonların tamamen yasaklanması ve atların koruma altına alınması gerektiğini ifade etti. Faytona Binme Atlar Ölüyor İnisiyatifi’nin talepleri, komisyon toplantısında şöyle aktarıldı:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“</span><span style="font-weight: 400;">Nostalji ve turizmin bir unsuru olarak pazarlanan ve ayakta duran faytonculuğun derhâl yasaklanmasını istiyoruz. Burada çalıştırılan tüm atların emekliye ayrılmasını istiyoruz. Bu atların yaşam hakları güvence altına alınarak ömürlerinin sonuna kadar yaşamsal ihtiyaçlarının giderileceği, her türlü tehlikeden ve tehditten uzak bir barınak yapılmasını istiyoruz. &#8216;Emekliliğe ayrılan&#8217; atların bu güvenli merkezlerde yaşatılmalarını istiyoruz. &#8216;Yük hayvanı&#8217;, &#8216;binek hayvanı olarak mevzuatta tanımlanan hayvanlar için de ciddi bir koruma politikası izlenmeli, altyapısı oluşturulmalı</span><span style="font-weight: 400;">”. </span></p>
<p><b>Meclis’ten Sokağa: Gerçeklik Küpü Eylemi&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Meclis’te faytonlarda sömürülen atlara özgürlük talep edilirken, sokaklarda fayton zulmü teşhir edilmeye devam edildi. Geçtiğimiz ay, </span>Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu, Hayvan Özgürlüğü İnisiyatifi, Hayvanlarla Dayanışma İnisiyatifi (HAYDİ) ve İstanbul Vegan İnisiyatifi’nin<span style="font-weight: 400;"> çağrısı ile bir araya gelen hayvan özgürlüğü aktivistleri, Türkiye’nin şimdiye dek en büyük “gerçeklik küpü” (Cube of Truth) eylemini gerçekleştirerek faytonlarda atlara yaşatılan zulmü iki saat boyunca insanlara gösterdiler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><iframe src="https://www.youtube.com/embed/7MZQNkb-v0U" width="560" height="315" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan özgürlüğü aktivistleri, bu ay ise Ekrem İmamoğlu, İBB Başkanı seçildikten sonra ilk kez Saraçhane’deki İBB binası önündeydi. Okunan basın açıklamasında, İmamoğlu’nun verdiği sözü tutması ve faytonların bir an önce kaldırılması talep edildi. Birkaç gün önce ise </span>Don Kişot Bisiklet Kolektifi&#8217;nin<span style="font-weight: 400;"> &#8220;Faytondan in bisiklete bin&#8221; çağrısıyla Kadıköy Adalar İskelesi önünde buluşan bisiklet sürücüleri, atlı faytonların kaldırılması için Bostancı Adalar İskelesi önüne kadar bisiklet sürdü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fayton zulmüne karşı toplumsal tepki gün geçtikçe artarken, TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu, faytonlarda çalıştırılan atların durumunu yerinde gözlemlemek için, ikinci çalışma ziyaretini İstanbul Adalar’a gerçekleştirdi. Çalışma ziyareti boyunca hiç hoş görüntülerle karşılaşmadıklarını ifade eden </span>TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu Başkanı ve Ak Parti Tekirdağ Milletvekili Mustafa Yel<span style="font-weight: 400;">, “</span><span style="font-weight: 400;">Hayvanların bir dakika bile durmaması gereken yerlerdeyiz.</span> <span style="font-weight: 400;">Biz burada tespitlerimizi dile getirip bununla ilgili yerel yönetimler başta olmak üzere valiliğimize de belirttiğimiz aksaklıkları yazacağız. Bulunduğumuz görev dolayısıyla biz, hayvan hakları ihlâli var mı yok mu onu tespit ediyoruz. Veteriner sağlık hizmetleri konusunda eksiklikler olduğunu; düşkün, bitkin, güçten düşmüş hâldeki hayvanların da bakılmayıp ormana bırakıldığı konusunda çok güçlü düşüncelerimiz, bize gelen iddialar var. Bu hayvanların da korunması, barınması için onlarla ilgili bakımevi, rehabilitasyon merkezlerinin yapılmasının zorunluluk olduğunu görüyoruz</span><span style="font-weight: 400;">” diye konuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu üyelerinden, </span>CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca<span style="font-weight: 400;"> ise “</span><span style="font-weight: 400;">Buradaki durum, atlar açısından çok kötü. Çok sağlıksız bir ortam. Bu kadarını beklemiyordum. Gerçekten çok kötü şartlar gördüm</span><span style="font-weight: 400;">” şeklinde konuştu.</span></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-41041 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/5d1d8d58ec10bb2eb8fa5dfd-640x359.jpg" alt="" width="367" height="206" /></p>
<p><b>Komisyon Neler Önerecek?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalışma ziyaretinde tespit ettikleri noktaları ve hak ihlâllerini Cumhurbaşkanı Erdoğan&#8217;a birinci ağızdan aktardığını açıklayan Komisyon Başkanı Yel, araştırma komisyonu raporunda birçok çözüm önerisinde bulunacaklarını açıkladı. Basına yansıyan öneriler şöyle:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211; “Faytonculuk” adı altındaki mafyatik yapılanmaların önlenmesi, çeşitli STK&#8217;lerin menfaat elde etmesiyle ilgili konular gibi bu tarz yapıları da ortadan kaldırmakla ilgili İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere ilgili bakanlık ve birimlere önlem almaları için teklifler olacak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211; Atlı faytonların ulaşımdan tamamen çekilmesi; elektrikli, motorlu araçların devreye sokulması önerilecek. Atlı faytonlar turistik amaçlı olarak sınırlı sayıda Adalar&#8217;da bulundurulabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211; Turistik faytonlarda da kullanılacak atların Adalar&#8217;ın coğrafî yapısına uygun olması sağlanabilir. Yokuşlu ve engebeli yollarda daha verimli çalıştıkları söylenen Katana ırkı atlar getirtilebilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211; Sağlık ve hijyenik şartlar sürekli takip edilmeli.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211; Deniz polisi ve sahil güvenlik sıkı denetim yaparak kaçak at girişini engelleyecek. Yaş sınırı gelebilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211; Faytonlardaki atların çalışma koşulları düzenlenebilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211; Atlar “sahipli” olsa da belediyeler, veteriner hekim çalıştırma zorunluluğu getirebilmeli.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211; “Sahipli hayvan” statüsünde olan atlar, faytoncuların kendi çiftliklerinde, bahçelerinde beslenmiyor; atları kamunun ortak malı olan yerlerde gezdiriyorlar. Dolayısıyla tüm kamuyu etkileyen bu konuda belediyeler düzen getirmeli.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41045 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/65924311_2197273680327694_4859478783566020608_o-640x640.jpg" alt="" width="362" height="362" />Hayvan hakları örgütleri, atlı faytonlar tamamen kaldırılmadan zulüm ve kölelik koşullarının da ortadan kalkmayacağı, işkence ve ölümlerin durdurulamayacağı görüşünde…</span></p>
<p><b>Siyasîler Faytonlar İçin Neler Söyledi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Faytonlardaki zulüm, daha önce de birçok kez siyasîlerin söylemlerine konu olmuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 24 Haziran 2018’deki Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçiminden bir gün önce seçmenlere seslendiği mitingde “Atları faytonların boyunduruğundan kurtaracağız” demişti. Erdoğan’ın bu beyanının üzerinden 13 ay geçmesine rağmen, yürürlükteki mevzuatın tam olarak, hayvanlar lehine uygulanması, atlı faytonların iyileştirilmesi ya da düzenlenmesi konusunda bile hiçbir gelişme yaşanmadı. Bu ay, Komisyon Başkanı Mustafa Yel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tekrar söz verdiğini aktardı: “Hayvanseverler rahat olsun. Hassasiyetle takipçisiyim, gereken yapılacak”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fayton zulmü, geride bıraktığımız yerel seçim sürecinde de sıkça gündeme gelmiş; İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı için yarışan Cumhur İttifakı’nın adayı Binali Yıldırım da Millet İttifakı’nın adayı Ekrem İmamoğlu da fayton zulmünün gündemlerinde olduğunu belirtmişti. Yıldırım, “</span><span style="font-weight: 400;">Bu rezilliğe bir son vereceğiz. Her şey para demek değil</span><span style="font-weight: 400;">” derken, İBB Başkanı seçilen İmamoğlu ise Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu’nun hazırladığı ve faytonların kaldırılmasını da içeren “Söz Veriyorum” belgesini 27 Mart’ta imzalamıştı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41043 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/Adsız-tasarım-1-640x640.png" alt="" width="417" height="417" />23 Haziran’da tekrarlanan İBB Başkanlığı seçimlerinde yeniden seçilen İmamoğlu, şu ana dek faytonlarda kullanılan atlar konusunda bir adım atmış değil. Ajanimo.com haber sitesinde, 20 Haziran’da </span><a href="https://www.ajanimo.com/ekrem-imamoglu-istanbulda-yasayan-tum-canlilar-icin-her-sey-cok-guzel-olacak/"><span style="font-weight: 400;">yayınlanan röportajda</span></a><span style="font-weight: 400;">, Ekrem İmamoğlu, kendisine sorulan fayton zulmü ile ilgili soruya şöyle yanıt verdi: “</span><span style="font-weight: 400;">Fayton uygulamasına son veriyoruz. Elektrikli faytonlarımız kullanıma geçecek. Tüm hayvanlarımıza uygulanan zulümü engellemek için elimizden gelen her şeyi yapacağız</span><span style="font-weight: 400;">”. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İBB kulislerinde ise, İmamoğlu ve ekibinin fayton zulmü konusunda girişimde bulunmak için, TBMM Genel Kurulu’na sunulacak araştırma komisyonu raporunu bekleyeceği; komisyondan muhtemelen çıkacak olan “faytonları sembolik sayıya düşürerek sınırlandırma” yönündeki tavsiye kararını uygulayarak hayvan haklarına duyarlı yurttaşların tepkisini çekmemeye çalışacağı konuşuluyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/29/tbmm-arastirma-komisyonu-faytonlardaki-atlarin-haklarini-kabul-edecek-mi/">TBMM Araştırma Komisyonu, Faytonlardaki Atların Haklarını Kabul Edecek Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sokak Köpeklerine Yönelik Nefret ve Linçe Son Verilsin Çağrısı Yapıldı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/05/sokak-kopeklerine-yonelik-nefret-ve-lince-son-verilsin-cagrisi-yapildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Feb 2019 09:04:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Barış Kârlı]]></category>
		<category><![CDATA[basın toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[Çağla Çankırılı]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Ertürk]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Köpekle Yaşam Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Sokak köpekleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34890</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu, ülke genelinde artış gösteren sokak köpeklerine yönelik nefret eylemleri ile ilgili  basın toplantısı düzenlendi. Delegasyon üyeleri, sokak köpekleri için nefret ve linç kampanyasına son verilmesi talebi ile topluma sağduyu çağrısında bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/05/sokak-kopeklerine-yonelik-nefret-ve-lince-son-verilsin-cagrisi-yapildi/">Sokak Köpeklerine Yönelik Nefret ve Linçe Son Verilsin Çağrısı Yapıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu, bugün Beyoğlu&#8217;nda düzenlediği basın toplantısında, 4 Ocak&#8217;ta Kayseri&#8217;de bir çocuğun ölümünün ardından, son bir ayda aşırı artış gösteren sokak köpeklerine yönelik linç eylemlerine dikkat çekti.</p>
<p>Basın toplantısında, belediyelerin sokak hayvanlarına yönelik kanun dışı uygulamalarına ve mevcut barınakların kötü durumu ile ilgili bir video gösterildi ve ardından son bir ayda yaşanan belediyelerden kaynaklanan hak ihlâlleri okundu.</p>
<p>Basın açıklamasını Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu&#8217;ndan Elif Ertürk ve Burak Özgüner okurken, toplantıda Hayvanlara Adalet Derneği&#8217;nden Avukat Barış Kârlı ve Köpekle Yaşam Derneği Başkanı, köpek eğitmeni ve davranış uzmanı Çağla Çankırılı konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;Sokak Köpekleri Kâtil Değildir&#8221;</strong></p>
<p>Delegasyondan Elif Ertürk, &#8220;Bazı basın kuruluşlarının ve toplumun bazı kesimlerinin ifadelerinin aksine, sokak köpekleri kâtil değildir, insan yemezler. İnsanların aksine, taammüden ya da planlayarak yaşam hakkına ya da beden dokunulmazlığına kastetmezler&#8221; açıklamasında bulunarak sokak köpeklerini hedef hâline getiren haberlere ilişkin olarak ise &#8220;Sokak hayvanlarının tümünün şehirlerdeki varlığının tehdit altında olduğu şu günlerde, bu tarz haberler, yaklana felaketlere kamu nezdinde meşru zemin yaratmaktadır&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Ertürk, &#8220;Biz, hayvanlarla ortak yaşam alanlarımız olan sokaklarda, hayvanlarla uyum içerisinde birlikte yaşama kültürünü bitirmek isteyen, sokak hayvanlarının akıbetini tamamen kamu erkinin eline bırakan, bu olumlayan habercilik anlayışından da uygulamalarından da oldukça endişeliyiz&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8220;Kamu Görevlileri Değil, Sokak Köpekleri Cezalandırılmıştır&#8221;</strong></p>
<p>Kayseri&#8217;de yaşanan üzücü olayla ilgili konuşan, delegasyondan Burak Özgüner ise, &#8220;Kayseri&#8217;de yaşanan ölümdeki iddiaların aksine, suç ya da hata sokak köpeklerinin değil; bölgeyi âdeta köpek yığınağına çeviren belediye yöneticilerinindir. Valiliğin &#8216;tüm sorumlular cezalandırılacaktır&#8217; açıklamasını unutmadık! Mevzuata göre sorumluluğu ve yükümlülüğü bulunan kamu görevlileri değil, sokak köpekleri cezalandırılmıştır&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yasa, Hayvan Hakları Örgütleri İle Hazırlanmalı</strong></p>
<p>Çok yakında TBMM gündemine gelecek olan yasa tasarısı ile ilgili olarak konuşan Özgüner, &#8220;Taleplerimiz sadece not alındı, yasama sürecine aktif katılımımız konusundaki taleplerimiz ısrarla yok sayılıyor. Hayvanların hakları için sokaklarda, mahallelerde, adliyelerde, kısacası tüm kamusal ve özel alanlarda mücadele veren STK&#8217;lerin dışarıda bırakıldığı bir yasama çalışmasından, sokak hayvanları için sadece sürgün, esaret ve ölüm çıkacaktır&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8220;Türkiye&#8217;de Sokak Köpeği Problemi Yoktur&#8221;</strong></p>
<p>Sokak köpeklerine yönelik linç ve nefret kampanyalarını hukuken değerlendiren Av. Barış Kârlı ise &#8220;Sokak hayvanlarına yönelik linç eylemleri, hem Hayvanları Koruma Kanununun 6. maddesine aykırıdır hem de yaşam hakkı ihlalidir. Hakkında şeffaf bir soruşturma yürütülmemiş ve maddi gerçeğe ulaşılmamış münferit bir olay nedeniyle tüm köpekleri yok etme girişimi ceza hukukunun temel prensiplerinden suçta ve cezada şahsilik prensibine aykırıdır. Sokak köpeklerinden korkmak, kimseye onları yok etme hakkı vermez. Medyanın sokak köpeklerine yönelik nefret söylemleri, hukuka aykırı eylemlere ve 6. maddenin ortadan kaldırılması girişimlerine meşru bir zemin yaratma çabasından ibarettir ve kabul edilemez. Çalıştaylarda ve toplantılarda 6. maddeye dokunulmayacağına ilişkin verilen sözler, kanun tasarısı sivil toplum kuruluşları ile birlikte hazırlanmadığı sürece samimiyetten uzaktır. Türkiye’de sokak köpeği problemi yoktur, görevini yapmayan kamu görevlisi problemi vardır, görevini yapmayan kamu görevlisinin yargılanması için soruşturma izni verilmemesi problemi vardır, görevini yapmayan kamu görevlilerini denetleyecek ve onlara yaptırım uygulayacak mekanizmayı oluşturmayan kanun koyucu problemi vardır, yaşatmaya değil öldürmeye yönelik devlet politikası problemi vardır&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sokak Köpekleri İle Nasıl İletişim Kuracağımızı Biliyor muyuz?</strong></p>
<p>Köpek eğitmeni ve davranış uzmanı Çağla Çankırılı ise, sokak köpekleri ile nasıl iletişim kurmadığımızı belirterek &#8220;Binlerce yıldır beraber yaşadığımız köpeklerin yeri toplama kampları yani barınaklar, ıssız ormanlar değil – yine biz insanların yanıdır. Şehirden uzak bölgelere atılan köpekler insandan uzaklaşıyor, asosyalleşiyor, düzenli kısırlaştırma yapılmadığı için nüfus kontrolden çıkıyor. Kısırlaştırma hem üremenin engellenmesinde hem de agresyon sorunlarının azaltılmasında rol oynuyor. Merdiven altı üretimin ve dolayısıyla petshoplarda hayvan satışının da durdurulması gerekiyor. İnsan eliyle yapılan bu kontrolsüz ve bilinçsiz üretimler hem sağlıksız hayvanların çoğalmasına hem de davranış sorunlarının artmasına neden oluyor. Bunların yanı sıra Köpekle Yaşam Derneği olarak yaptığımız anket çalışmasında, köpeklerle nasıl iletişim kuracağımızı da bilmediğimiz bir kez daha dikkatimizi çekti. Tanımadığınız bir köpek size doğru gelirse: Koşmamak, kaçmamak, çığlık atmamak, ani hareketlerden kaçınmak ve doğrudan göz teması kurmamak gerekiyor. Çocuklara bunu anlatırken &#8216;AĞAÇ OL&#8217; diyoruz. Bir ağaç gibi sessiz, sakin dur ve doğrudan göz teması kurma. Özellikle çocuklara köpeklerle iletişim konusunda bilgi verilmesi ve toplumumuzun da kendini bu anlamda geliştirmesi gerekiyor. Belediyelerin sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yaparak bu eğitimin düzenli olarak yapılması gerekiyor&#8221; dedi.</p>
<p>Basın toplantısında medyaya ve topluma sağduyu çağrısında bulunuldu ve &#8220;Medyayı muktedirden yana olandan değil; sokakta yaşam mücadelesi veren, belediyeler tarafından dağlara, ormanlara, çöplüklere, otoban kenarlarına, ıssızlar bölgelere atılan, çöp arabalarında preslenen, barınaklarda ölüme ve açlığa mahkûm edilen, zehirlenen, canlı canlı gömülen hayvanlardan yana saf tutmaya ve toplumumuzu yüzyıllara dayanan hayvanlarla birlikte yaşam kültürümüze sahip çıkmaya ve bir kez daha sağduyuya çağırıyoruz.&#8221; ifadelerine yer verildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/05/sokak-kopeklerine-yonelik-nefret-ve-lince-son-verilsin-cagrisi-yapildi/">Sokak Köpeklerine Yönelik Nefret ve Linçe Son Verilsin Çağrısı Yapıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aktivistler Değerlendirdi: 2018, Hayvan Hakları Açısından Nasıl Geçti?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/07/aktivistler-degerlendirdi-2018-hayvan-haklari-acisindan-nasil-gecti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Jan 2019 06:38:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneye Hayır Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Faytona Binme Atlar Ölüyor İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[HAKİM]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Ertürk]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Biltekin]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü Yağcı]]></category>
		<category><![CDATA[Yağmur Özgür Güven]]></category>
		<category><![CDATA[zülal kalkandelen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33990</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geride bıraktığımız 2018, diğer toplumsal hareketlerde olduğu gibi hayvan hakları hareketinde de durgunluk, hatta gerileme yılıydı. Genel seçimlerden önce ve sonra, hayvan hakları konusunda verilen vaatlerin hiçbirisi yerine getirilmedi. Hayvanlara yönelik şiddet haberlerini her gün aldık; bu haberlerin kimisini unuttuk, kimisini ise unutamadık. Hayvan hakları hareketinden aktivistler, 2018 yılını, kendi mücadeleleri ekseninde Sivil Sayfalar’a değerlendirdi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/07/aktivistler-degerlendirdi-2018-hayvan-haklari-acisindan-nasil-gecti/">Aktivistler Değerlendirdi: 2018, Hayvan Hakları Açısından Nasıl Geçti?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">2019 yılı da hayvan hakları aktivistleri için 2018’i aratmayarak başladı maalesef. 2019’un ilk gününe uyandığımızda, yılın ilk felaket haberi İstanbul Büyükada’dan geldi. Ada’nın tepesinde derme çatma yapılmış ve elektrik tesisatı uygun olmayan ahırlarda çıkan yangında, 9 at yanarak hayatını kaybetti; 4 at ise feci şekilde yaralandı. Bu facia ile ülkedeki fayton zulmü ve hayvan hakları sorunsalı tekrar gündeme geldi. Sadece bir haftayı geride bıraktığımız 2019’da, hayvanlar, yine korkunç muamelelere maruz bırakıldı, öldürüldü.</span></p>
<p><b>Faytona Binme Atlar Ölüyor İnisiyatifi</b><span style="font-weight: 400;">’nden Elif Ertürk, </span><b>Hayvan Hakları İzleme Komitesi</b><span style="font-weight: 400;">’nden Fatma Biltekin, </span><b>Yunuslara Özgürlük Platformu</b><span style="font-weight: 400;">’ndan Öykü Yağcı, </span><b>Deneye Hayır Platformu</b><span style="font-weight: 400;">’ndan Yağmur Özgür Güven ve </span><b>Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu</b><span style="font-weight: 400;">’ndan Zülâl Kalkandelen, 2018’i Sivil Sayfalar’a değerlendirdi; 2019’dan beklentilerini sıraladı.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-33992 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/1.png" alt="" width="322" height="321" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/1.png 322w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/1-160x160.png 160w" sizes="auto, (max-width: 322px) 100vw, 322px" /></p>
<p><b>Elif Ertürk (Faytona Binme Atlar Ölüyor İnisiyatifi):</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Faytona Binme Atlar Ölüyor İnisiyatifi olarak 5 yıldır faytonların atlara olan zararını, beraberinde getirdiği ölümleri ve zulmü belgeleriyle dile getirdik. Her yıl Adalar’a gelen ziyaretçi ve turist sayısındaki artış katlanarak büyüyor, faytonlarla yapılan ulaşım da buna paralel artıyor. Gün geçtikçe atlar daha fazla çalıştırılıyor. Ölümcül kazalar daha fazla yaşanıyor, kazalardan darbe alan, yaralanan atlar tedavi edilmediği için ağrılı, acılı ölümlere mahkûm ediliyor.</span></p>
<p><b>2014’ten 2018’e: Bir yılda yaşamını yitiren at sayısı iki katına çıktı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2014’teki resmî kayıtlara göre, Adalar’da sadece bir yılda yaşamını yitiren at sayısı 400 iken, 2018’e geldiğimizde bu sayı iki katına çıktı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kazalar, kışın ormana terk etme, tedavi ve bakımsızlık gibi kötü koşullar varken, atlar bir de ahır yangınlarında, büyük bir çaresizlik içerisinde yanarak can veriyor. 15 Haziran 2016’da çıkan ahır yangınlarında, resmî kayıtlara göre 7 at ölmüştü. Yeni yıla girdiğimiz  1 Ocak 2019 günü çıkan ahır yangınında da 9 at yanarak yaşamını yitirdi. Yangından kurtulan ağır yaralı 4 at ise İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde tedavi altına alındı, yaşam savaşı veriyorlar.</span></p>
<p><b>Karantinaya, yasağa rağmen atları, köle gibi Adalar’a taşımaya devam ettiler</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">14 Haziran 2018’de, Ruam hastalığı karantinası nedeniyle, Adalar’a at girişi yasak olmasına rağmen karara uyulmayarak, Anadolu’dan faytonlarda çalıştırılmak üzere getirilen 209 at Büyükada’ya gönderildi. 220 at, Beykoz’daki boş bir arazide aylarca sıcakta, yağmurda, feci koşullarda bekletildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir at, ortalama 25 sene yaşayabiliyorken, faytona koşulan atlar sadece 2 yıl yaşayabiliyor. Sonları hep aynı olan, ağrılı ve acılı bir ölüme mahkûm ediliyorlar.</span></p>
<p><b>İki yılda sadece 28 şahsa, atlara işkenceden idarî para cezası</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gün geçtikçe kötüye evrilen gidişatı, yaşananları belgeleriyle kamuoyu ile paylaşmaya bıkmadan devam ediyoruz. Ancak bugüne kadar, faytonculuğun kaldırılması konusunda yetkili kurumlara yaptığımız tüm başvurular ve görüşmeler ne yazık ki sonuçsuz kaldı.  Faytonların kaldırılması yönünde alınan birçok UKOME (Ulaşım Koordinasyon Merkezi &#8211; İBB) kararı ne yazık ki uygulamaya koyulmadı. Faytonlarda sömürülen atlara yönelik işkence haberleri neredeyse her gün gelirken, 2017 ve 2018 yıllarında sadece 28 şahsa idarî para cezası kesildiğini öğrendik. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Faytonlarda sömürülen atlar sürekli işkence görürken, ölürken, 2019’da yıllardır dile getirdiğimiz taleplerimizin yerine getirileceğini ummak istiyoruz:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">İstanbul Adalar’da faytonculuğun tamamen kaldırılarak, doğaya dost, ekolojik; zulüm, sömürü ve kölelik barındırmayan ulaşım sistemlerinin, Adalılar ile müzakere edilerek ve mutabakata varılarak hayata geçirilmesi,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Faytonlardan kurtarılan atların, yaşam hakları güvence altına alınarak, ömürlerinin sonuna kadar yaşamsal ihtiyaçlarının giderileceği, her türlü tehlike ve tehditten uzak bir şekilde özgürce yaşayacakları bir tesisin yapılarak burada  yaşamalarının sağlanması,</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Nostalji ve turizmin bir unsuru olarak pazarlanan, zulüm ve sömürü sistemi ile ayakta duran faytonculuğun, Türkiye’nin her yerinde yasaklanması ve sömürülen tüm atların yaşam hakları güvence altına alınarak yaşamalarının sağlanması; özellikle yük taşıtma amacı ile sömürülen tüm hayvanların yoğun olduğu bölgelerde kurtarma ve rehabilitasyon merkezlerinin ivedilikle tesis edilmesi.</span></li>
</ul>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-33993 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/2.png" alt="" width="308" height="431" />Fatma Biltekin (Hayvan Hakları İzleme Komitesi &#8211; HAKİM):</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2018 hayvanlar için yine kâbus gibiydi, her sene olduğu gibi&#8230; 2018’de o kadar çok hak ihlâli haberi duyduk ki ben bazılarını hatırlamıyorum bile. Her gün bilgisayarımı açtığımda bugün ne gibi iğrençliklerle karşılaşacağım diye korkar oldum, gerçi bu uzun bir süredir böyle.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkede toplumsal şiddet arttıkça hayvanlara karşı işlenen suçlar da artmaya başladı, sosyal medya sayesinde de bu haberleri daha sık duyar olduk. Yakma, boğma, kol bacak kesme, terk etme, yok etme, tecavüz… 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’na göre, suç değil, “kabahat” sayılan bu fiillerin kaçının yaptırımla sonuçlandığını, ne gibi yaptırımlar uygulandığını bilmiyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığı, sorduğumuz soruları ya cevapsız bırakıyor ya da geçiştirmelik cevaplar veriyor.</span></p>
<p><b>“O kadar travmatize olduk ki 2017 yılı raporunu tamamlayamadık”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üzülerek söylüyorum ki </span><span style="font-weight: 400;">2018 yılında açıklamayı planladığımız 2017 HAKİM Hayvan Hakları İhlâlleri Raporu&#8217;nu tamamlayıp yayınlayamadık. 2017 yılı raporu için, gönüllülerimizden destek alsak da bütün haberleri tekrar taramak, tekrar okumak, aylık raporları teker teker incelemek bizim için çok büyük bir yük haline geldi. </span><span style="font-weight: 400;">Bir de toplum tarafından görünmeyen, yaşam hakları yok sayılan hayvanlara her gün yaşatılanları bilmek, bunları </span><span style="font-weight: 400;">sayılarla telaffuz etmenin yanında, o toplama dâhil ettiğimiz her hayvana yaşatılanlar için ayrı ayrı düşünmek, bize o kadar acı bir şekilde döndü ki&#8230; O hayvanların yaşadığı çaresizlik ile bizim yaşadığımız çaresizliği elbette kıyaslamıyorum ama biz de neredeyse her zaman çaresiz hissediyoruz. En küçük detaya kadar hak ihlâli hikâyesine hâkim olmak ve hiçbir şey yapamamak; yazışma trafiği sonucunda üç kuruşluk bir idarî para cezasını kestirmek için mücadele etmek de bizim çaresizliğimiz&#8230;</span><span style="font-weight: 400;"> 2016 yılı raporlarını hazırlarken ve 2017 yılı boyunca hak ihlâllerini raporlarken o kadar travmatize olduk ki 2017 yılı raporunu tamamlayamadık ve ne zaman yayınlayabiliriz, hâlâ bilmiyoruz. Bundan sonrası için de raporlama çalışmasına son verme kararı aldık çünkü gerçekten psikolojik olarak altından kalkamadığımız bir iş oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sakarya’da patileri ve kuyruğu kesilerek ölüme terk edilen yavru köpeği pek çok kişi hatırlıyordur. Uzun süre gündemi meşgul etmiş, “yasa nerede kaldı, bu fiilleri işleyenlere hapis cezası istiyoruz” sesleri yükselmişti. Sonra ne mi oldu; patileri kesilmiş ve ölüme terk edilmiş daha fazla hayvan haberi duymaya başladık. Çoğumuzun midesini bulandıran bu olay, failler için bir örnek teşkil etti ve bu işkence yöntemini daha fazla görür olduk.  </span></p>
<p><b>“Kim güvende olduğunu savunabilir ki?”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eyüp’te tecavüze uğradıktan sonra hayatını kaybeden 4 aylık kediyi hatırlıyor musunuz peki? Fail 3 ay tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Söylemeye utansam da 3 ay tutuklu kalması bile bir başarıydı. Hayvana şiddet suç olsa da failler sadece idari para cezaları ile kurtulabiliyor, bu yüzden bu davada failin tutuklanmış olması bile başarı sayılabiliyor yani. Düşünün; 4 aylık bir kediye tecavüz edip ölümüne sebep olan bir kişi serbest kalabiliyor ve biz, bu kişi ile aynı ülkede yaşamak zorundayız. Kim güvende olduğunu savunabilir ki?..</span></p>
<p><b>“Asıl amaçları sokaklardan yüzyıllardır bizimle birlikte yaşayan sokak hayvanlarını temizlemek”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün bu ihlâl haberlerinden sonra, Cumhurbaşkanı “yasa hala neyi bekliyor” dedi ve yasa konusunda hızlı bir çalışma başladı. Ancak yasa koyucular, yıllardır alanda deneyimi olan sivil toplumun taleplerine kulaklarını tıkadılar. Oysa hayvanların neler yaşadığını ve neye ihtiyacı olduğunu, alanda çalışan aktivistlerden daha iyi kim bilebilir? Gerçekten hayvanların lehine bir yasa çıkması istenseydi sivil toplumun görüşü alınarak, STK’ların talepleri doğrultusunda bir tasarı hazırlanabilirdi. Anladık ki asıl amaçları; sokaklardan yüzyıllardır bizimle birlikte yaşayan sokak hayvanlarını temizlemek. Geçmiş deneyimlerimiz sebebi ile yasa koyucuların bu amaçları bize çok da şaşırtıcı gelmedi. Yıllardır belediyeler eli ile sokak hayvanlarının yok edildiğini, bilinmeze gönderildiğini, zehirlendiğini, barınaklarda çok kötü şartlarda hapsedildiklerini, tecrit edildiklerini biliyoruz. Peki hazırlanan yeni yasada, belediyelere, bu fiilleri ile ilgili bir yaptırım gelecek mi? Tabii ki hayır. Buradaki problem, ülkenin de gerçeği olan “-mış gibi” yapma hali. Hiçbir şeyi çözmeye çalışmadan, tabir yerindeyse toplumun gazını alma durumu&#8230; Geçtiğimiz sene “hayvana şiddet uygulayana hapis cezası geliyor” haberlerini kaç kere duydunuz, okudunuz? Ben etrafımdaki insanlara bunun doğru olmadığını, medyanın manipülasyonundan ibaret olduğunu anlatmaktan yoruldum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendimize yakın gördüğümüz ya da empati yaptığımız hayvanların hakları gasp edildiğinde bu suçları lanetlerken, toplum tarafından yaşam hakkının gasp edilmesi normal olarak karşılanan; eti, sütü, yumurtası, kürkü… için öldürülen, deney merkezlerinde işkence gören, eğlence amacı ile sömürülen hayvanlar yok sayılıyorlar. Bu haberler her paylaşıldığında muhakkak ki birileri çıkıp her gün sömürdüğümüz ve tabağımıza gelen hayvanları hatırlatıyor. Bu kişilere karşı öyle saldırgan davranılıyor ki bu kişilerin ne aptallığı ne de “tahıl beyinliliği” -ne demekse- kalıyor. </span></p>
<p><b>“Yılda en az 150 milyar hayvan eti için öldürülüyor, bu delilik…”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün toplumlarda insan menfaati için kullanılan ve birlikte yaşanılan hayvan arasında bir fark var, bunu anlayabiliyorum ama bir köpeğin parçalanmış vücudunu gördüğünüzde içiniz acırken, tabağınızdaki etin bir canlının parçalanmış cesedi olduğunu umursamıyor oluşunuz, birilerine garip geliyor ve bunu size hatırlatıyor, bu da büyük bir öfkeye sebep oluyor. Yılda en az 150 milyar hayvan eti için öldürülüyor; bu delilik, gerçekten delilik. Başka canlıların yaşamları konusunda böyle bir söz hakkımız olmamalı. Gerçekten şiddetten uzak yaşamlar istiyorsak önce kendimize, günlük rutinlerimize, yaptıklarımızın sonucunda kimlerin acı çektiğine bir bakmamız gerekiyor. 2019’da yine böyle haberler duymaya devam edeceğiz ve birileri de çıkıp bizi kendi hayatımızla yüzleştirecek. Birileri çıkıp yine diyecek ki “evet, bu köpeğin başına gelenler çok üzücü; peki her gün mezbahalarda, süt çiftliklerinde, yunus parklarında, faytonlarda, deney merkezlerinde, sirklerde acı çeken hayvanlar ne olacak, onlar acı çekmeye devam mı etmeliler?”. Derdim acıları yarıştırmak değil, bütün hayvanların aynı acıyı yaşadığını, arada bir fark olmadığını söylemek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2019 yılı için dileğim tabii ki bütün canlıların özgürce yaşadığı bir dünya ama bunun, yakın gelecek için  hayal olduğunu biliyorum. Ama bu hayali gerçekleştirmek için yapabileceğimiz çok fazla şey olduğunu unutmayalım. Dünyanın değişmesini ve daha iyi bir yer olmasını istiyorsak değişime önce kendimizden başlayalım.</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-33994 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/3.png" alt="" width="360" height="323" />Öykü Yağcı (Yunuslara Özgürlük Platformu):</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya bilimsel verilerin, ahlaki ve hukuki tartışmaların ışığında değişime ve dönüşüme ayak uydururken, Türkiye yine bu olumlu gelişmelerden bir hayli uzakta kaldı. Hükümet, kamuoyu vicdanını hiçe sayarak yıllardır kendilerine ulaşan tepkileri, çağrıları ve raporları görmezden gelerek Türkiye’yi hayvanlar için dev bir hapishaneye dönüştürdü. Özellikle de yunus parkları, tematik akvaryumlar ve hayvanat bahçeleri konusunda&#8230;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2014 yılında ilk kez uzun mücadeleler ve yaygın kamuoyu baskısı sonucunda yunus parklarının kapatılacağı ve yasaklanacağı gündeme gelmişti. Fakat Yunuslara Özgürlük Platformu olarak bizim de katıldığımız TBMM Çevre Komisyonu toplantısında AKP Milletvekili Mehmet Metiner’in önergesi sorgusuz sualsiz kabul edildi ve yunus parklarının “ülke ekonomisine katkı sağladığı, önemli sosyal ve kültürel rol üstlendikleri” iddiasıyla, ticari çıkarlar gözetilerek yunus gösteri merkezlerinin devamına karar verildi. Toplantıda hayvanlı sirklerin ve hayvanat bahçelerinin konusu bile açılamadı.</span></p>
<ul>
<li style="list-style-type: none;">
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Bu kararın üzerinden çok geçmeden Antalya’da iki yeni yunus parkı açıldı. Yunus parklarını, tematik akvaryumlar takip etti.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, deniz kenti Trabzon’da </span><b>tünel akvaryum</b><span style="font-weight: 400;"> açılacağını duyurdu. Genç, “yeni cazibe mekanı” olarak nitelediği yeraltındaki bu tünel hakkında, “</span><i><span style="font-weight: 400;">Birçok balık türünün yanı sıra balina, yunus, kaplumbağa, köpek balığı, ahtapot gibi çok sayıda deniz canlısı görücüye çıkacak</span></i><span style="font-weight: 400;">” dedi. </span></li>
</ul>
</li>
</ul>
<ul>
<li><b>12 binden fazla sualtı canlısını yapay bir ortamda hapseden <span style="font-weight: 400;">İstanbul’un Tuzla ilçesindeki </span>Viaport<span style="font-weight: 400;">, bu kez de</span> AslanPark hayvan hapishanesini <span style="font-weight: 400;">hayata geçirdi.</span> 12 farklı büyük kedi cinsinin ve 30’a yakın hayvanın tutsak edildiği AslanPark, <span style="font-weight: 400;">kamuoyundan gelen tüm tepkilere rağmen Tarım ve Orman Bakanlığı’nın izni ve onayıyla açıldı. </span></b></li>
</ul>
<ul>
<li>2018’de 300 farklı türden 7 bin hayvanı tutsak eden<span style="font-weight: 400;"> ve Uruguay’dan </span> <span style="font-weight: 400;">getirilen fokları “şarkı söyleyip oryantal oynayan fok gösterisi” şeklinde pazarlamaya devam eden</span> Gaziantep Hayvanat Bahçesi, <span style="font-weight: 400;">Sudan Devlet Başkanı tarafından Recep Tayyip Erdoğan’a hediye edilen dört yavru aslanı da kabul etti ve ziyaretçilere sergileme amacıyla dört duvar arasına hapsetti. </span></li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>“Neden bu kez örnek adım atan Türkiye olmasın?”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hükümet yetkililerine ne zaman hayvan hakları konusunda olumlu adım atmış olan ülkelerden bahsetsek,</span><a href="https://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/komisyon_tutanaklari.goruntule?pTutanakId=741"> <span style="font-weight: 400;">2014 Çevre Komisyonu tutanaklarında</span></a><span style="font-weight: 400;"> da görülebileceği üzere, bize hala hayvan sömürüsünün devam ettiği ülkeleri örnek olarak gösterip Türkiye’de yaşanan hak ve hukuk ihlallerini haklı çıkarmaya çalışıyorlar. Biz de her seferinde şunu soruyoruz: “Peki neden bu kez de örnek adım atan Türkiye olmasın?”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan hakları savunucuları olarak bu sorunun yanıtını bir türlü alamasak da her yıl, hayvanların özgürlüklerinin kısıtlanmayacağı ve bedensel bütünlüklerinin korunacağı bir dünya için çabalıyoruz. Etik tartışmaların dışında yasal düzenlemelerin de bu yönde yapılması için her daim yasa yapıcılara, karar vericilere ve milletvekillerine sesleniyoruz. </span><b>Çünkü 2019’da ve önümüzdeki yıllarda, esaret altında tutulan insan dışı hayvanların tek bir dileği var: Özgürlük.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yıl da, işkenceye, şiddete ve ihmalkarlığa karşı seslerini çıkaramadıkları ve kendilerini savunamadıkları için tüm tutsak hayvanların özgürlükleri ve temel yaşamsal hakları için mücadeleye devam edeceğiz. 2019’da yunus parklarından hayvanlı sirklere, faytonlardan hayvanat bahçelerine kadar esaretin ve hayvan sömürüsünün devam ettiği tüm faaliyetlerin yasaklanması yönünde merkezi ve yerel yönetimlerden somut yasal düzenlemeler bekliyoruz; bu endüstrilere para kazandırmamaları ve destek vermemeleri için de bireylere, okullara, sivil toplum kuruluşlarına ve şirketlere çağrılarımızı yineliyoruz.</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-33995 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/4.png" alt="" width="328" height="284" />Yağmur Özgür Güven (Deneye Hayır Platformu):</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2018 yılı, hayvanlar üzerinde yapılan deneysel ve bilimsel çalışmaların denetlenmesi ve izlenmesi konusunda Türkiye’de hemen hemen hiçbir gelişme olmayan bir yıl oldu. Hatta geçmiş yıllara göre daha da geriye gittiğimiz söylenebilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan Deneyleri Merkezi Etik Kurulu (HADMEK) tarafından 2015-2016 yılları içinde deneylerde kullanılan hayvan sayılarının yer aldığı 17 sayfalık sayfalık rapor, yerini, 2017 yılı için hazırlanıp yayınlanan ve kullanım amaçlarına dair rakamların asla anlaşılamadığı toplam 2 sayfalık bir yıllık rapora bıraktı. Üstelik </span><b>2017 yılı raporu 2018’in sonlarına doğru yayınlandı.</b><span style="font-weight: 400;"> Bu son raporda, yönergesi onaylanan yerel etik kurullara dair güncel bir liste, özel ve resmi kuruluşlara yapılan denetimlerle ilgili herhangi bir bilgi de bulunmuyor. Adeta yapmış olmak için yapılmış bir rapor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cimer (Bimer) üzerinden yapmış olduğumuz bilgi edinme hakkı kapsamındaki başvurulara gelen yanıtlar ise tatmin edici açıklamalar içermek bir yana, içeriğinde herhangi bir cevap dahi barındırmıyordu. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde anatomi dersinde dışarıdan getirilerek boynu kesilen ve kadavra yapılan köpekle ilgili HADMEK’e yaptığımız başvuruya cevap dahi verilmeyerek, resmi olarak Merkezi Etik Kurul’a yaptığımız ve denetim talebi de içeren başvurumuz ilgili üniversitenin rektörlüğüne iletildi.</span></p>
<p><b>Deneye Hayır Platformu, Tarım ve Orman Bakanlığı ile davalık oldu</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">HADMEK ile ilgili bu yıl içinde yaşanan bir başka olumsuz durum ise; yönetmelikte “hayvan korumaya yönelik faaliyet gösteren bir stk temsilcisi” diye açıkça belirtilmesine rağmen, kuruluş ve çalışma amacı hayvan koruma ya da hayvan hakları olmayan bir stk temsilcisi üyeliğe seçildi. Bunun üzerine, Hayvanlara Adalet Derneği yürütmeyi durdurma istemiyle bir iptal davası açtı: yürütmeyi durdurma isteği reddedildiği gibi, bu karara ilişkin yapılan itiraz da reddedildi. Deneye Hayır Platformu bileşenlerinden Hayvan Hakları ve Etiği Derneği de aynı şekilde dava açarak yürütmenin durdurulmasını talep etti, bu ikinci dava şu an Bakanlığın savunmasının alınması aşamasında.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu an Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı olan ve ülkemizde hayvanlar üzerinde yapılan deneysel ve bilimsel çalışmalarla ilgili en yetkili kurul olan HADMEK’te karşımızda bir muhatap bulamamak, dilekçelerimize yanıt alamamak, kuruldaki 21 üyenin birinin dahi hayvan korumacı olmasının istenmediğini bilmek ve hazırlanması gereken yıllık raporlar için bile defalarca dilekçe yazmak zorunda kalmaktan ötürü, çok doğal olarak bu kurumun hayvan hakları-etik konularına yaklaşımı ve çalışma biçiminden memnun değiliz.</span></p>
<p><b>Deney kuruluşlarının sayıları arttı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanlar üzerinde deney yapan, deneylerde kullanılmak üzere hayvan üreten ve tedarik eden resmi ve özel kuruluşlara gelecek olursak; 2017 yılı sonunda 121 olan sayı, 2018 sonunda 135 olmuştu. Yönergesi onaylanan yerel etik kurul sayısı 2017 yılı sonunda 95 iken, 2018’in sonunda 100 oldu.</span></p>
<p><b>2019’da “eğitimde vicdanî ret hakkı” ihtiyacı ve yasal düzenlemede tedirginlik, umutsuzluk&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diğer sıkıntılı konular ise; özellikle tıp eğitimi verilen üniversitelerde tıbbi becerilerin gelişmesi için hayvan kullanmak yerine alternatif yöntemlerin uygulanması için çalışmalar yapılmaması, deney sonunda, yaşamalarına izin verilen hayvanlar için, aile yanına verme programlarının uygulanmaması, ülkemizdeki hiçbir üniversitenin öğrencilere dini-etik-vicdani sebeplerle canlı hayvan ya da dokuları üzerinde çalışmayı reddetme ve hakkını sağlamamış olması.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son günlerde epey gündemdeki konu: 5199 sayılı kanunun revizesi ve cezaların arttırılması. Açıkçası biz hayvan hakları savunucuları karşımıza ne çıkacağını dahi bilmediğimiz için (çünkü stk’larla birlikte hazırlanması gereken tasarı stk’larla paylaşılmadı bile!) tedirginiz. Deney konusuyla ilgili olumlu bir değişiklik olacağını düşünmüyoruz.</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-33996 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/5.png" alt="" width="374" height="376" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/5.png 374w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/5-160x160.png 160w" sizes="auto, (max-width: 374px) 100vw, 374px" />Zülâl Kalkandelen (Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu):</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2018, Türkiye’de hayvan hakları konusunda yine utanç verici bir yıldı. Medyaya yansıyan bazı olaylar infial yarattı. Ferdinand adlı dana gibi kurtulanlar olsa da, Luto adlı dana ve Papagan Bahtiyar gibi yaşamını kaybedenler çoktu. Hayvana şiddet vakalarında belirgin bir artış gözlendi. Her olaydan sonra yetkililer aynı şekilde şiddeti sadece izlemeye devam etti. Birbirinden dehşet verici eziyetlere, tecavüzlere tanık olduk. Hayvana tecavüz edenler sembolik cezalarla kurtulurken, Türkiye’nin birçok yerinde “hayvanat bahçesi”, “akvaryum” adı altında AVM’lerde açılan ticari hapishanelerde hayvanlar esaret altına alındı. </span></p>
<p><b>“Canlı hayvan ticaretinde iş çığırından çıktı”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Et fiyatını düşürme hedefiyle hükümet tarafından uygulanan “ucuz et” politikası, canlı hayvan ticaretini kat kat artırdı. Sonunda iş çığırından çıktı. Haftalarca süren yolculuklar sırasında hayvanlara yapılan korkunç zulüm belgelenmesine ve şarbon vakaları ortaya çıkmasına karşın, hükümet bu olayların üzerini kapatmaya çalıştı. Belediyeler sokak hayvanlarını zehirlemeyi sürdürdü. Hayvanların cesetleri toplu şekilde çöp konteynırlarında, yol kenarlarında, ormanların içinde bulundu. Sosyal medyada kan donduran paylaşımlar yapan avcılar, hayvan haklarını savunanların şikayetlerine karşın engellenmedi. Hayvanları Koruma Yasası’nda yapılacak düzenlemelere dair sızan bilgiler, bunların hayvanların aleyhine olduğunu ortaya çıkardı. Çeşitli illerde protesto mitingleri yapıldı ama henüz istenen sonuç elde edilemedi.</span></p>
<p><b>Yasadan beklentiler&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2019’da, bir önceki yıl seçim malzemesi yapılan Hayvanları Koruma Yasası’ndaki değişikliklik ve düzeltmelerin artık gerçekleştirilmesini talep ediyorum. Bu yapılırken hayvan hakları konusunda çalışan STK’ların görüşlerinin dikkate alınması, mevcut yasadaki 6. maddede bulunan “kısırlaştır, aşılat, aldığın yere bırak” şeklindeki ifadenin korunması şart. Hayvanları köleleştirip bir ticaret malzemesi haline getiren hayvanat bahçesi, akvaryum, yunus parkları gibi işletmeler kapatılmalı. Petshop’larda hayvan satışının hiçbir şekilde sürdürülmemesi gerekiyor. Hayvana şiddetin en yoğun yaşandığı belediye barınaklarındaki sorumluların cezalandırılması için yasada buna yönelik düzenleme yapılması; sahipli-sahipsiz hayvan ayırımının sona erdirilmesi ve hayvana şiddet uygulayan herkesin her durumda TCK’ya göre ceza almasının sağlanması elzemdir. Hayvana şiddetin bir “kabahat” gibi değerlendirilmesine ivedilikle son verilmeli. Canlı hayvan ticaretinin tamamen bitmesi gerekiyor. Çünkü 21. yüzyılda savunulamayacak bir hayvan köleliği vahşetidir bu. Hayvanlar adına etkili bir çalışma yürütülebilmesi için bütün bu konularda STK’ların işbirliği içinde olması gerekiyor. Umarım 2019, bu açıdan daha olumlu bir yıl olur. </span></p>
<p><b>“Veganlığın daha fazla yayılması önemli”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün bunlara ek olarak, herkesin hayvanlarla ilişkilerini çağa uygun olarak yeniden değerlendirmesini istiyorum. Bir kedinin, köpeğin yaşam hakkı olduğu kadar bir kuzunun ve ineğin da yaşama hakkı vardır. Hayvan sömürüsünün sona ermesi için, hayvanların insanlar tarafından mal olarak görülmemesi gerekiyor. Bunun için veganlığın daha fazla yayılması önemli. Bu konuda toplumdaki cehaletin azalmasını istiyorum ve bu doğrultuda elimden geleni yapmaya devam edeceğim.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/07/aktivistler-degerlendirdi-2018-hayvan-haklari-acisindan-nasil-gecti/">Aktivistler Değerlendirdi: 2018, Hayvan Hakları Açısından Nasıl Geçti?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
