<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Elif Avcı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/elif-avci/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/elif-avci/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 19 Feb 2021 13:22:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Elif Avcı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/elif-avci/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Dayanıklı Kentleri İnşa Edecek Kurumsal ve Finansal Yapı Mevcut Değil!”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/19/dayanikli-kentleri-insa-edecek-kurumsal-ve-finansal-yapi-mevcut-degil/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Feb 2021 13:22:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Yereliz]]></category>
		<category><![CDATA[Dayanıklı Kentler Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Ece Durmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Avcı]]></category>
		<category><![CDATA[Yereliz Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=65853</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yereliz Derneği’nin hazırladığı Dayanıklı Kentler Rehberi’ni, dayanıklı kent olmanın gerekliliklerini ve Türkiye’de mevcut durumu dernek ekibinden Elif Avcı ile konuştuk. Türkiye’de 1999 depremi sonrası kentsel dirençliliğin artmasına ve ilgili mevzuatın bulunmasına karşın, afet ve kriz dönemlerinde kurumsal ve finansal dayanıklılığın olmadığını belirten Avcı’ya göre, eksiklere rağmen Türkiye’de sivil toplumun liderliğinde yürütülen kentsel dayanıklılık modeli mevcut. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/19/dayanikli-kentleri-insa-edecek-kurumsal-ve-finansal-yapi-mevcut-degil/">&#8220;Dayanıklı Kentleri İnşa Edecek Kurumsal ve Finansal Yapı Mevcut Değil!”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İklim krizinin artan etkileri sonucu aşırı hava olayları ve Türkiye gibi depremselliği yüksek bir ülkede, “dayanıklı” kentlerin oluşturulmasının gereği konusunda karar alıcılar (merkezi ve yerel düzeyde) ne düzeyde farkındalığa sahip?</strong></p>
<p>Kentsel dayanıklılık her ne kadar yekpare bir terim gibi kullanılsa da çok farklı boyutları olabilen bir kavram. Öncelikle şu soruları cevaplamak gerekiyor: Neye dayanıklılık? Hangi alanlarda dayanıklılık? Ve tabi, dayanıklılık kimi kapsıyor? Bulunduğumuz durumda, iklim değişikliğine ve depreme kentsel dayanıklılığımızın yetersiz olduğunu kabul etmek gerekiyor. Ancak hem yerel hem ulusal düzeyde karar alıcıların bu konuya gittikçe artan düzeyde önem verdiğini gözlemiyorum.</p>
<h5><strong>Dayanıklı Kent Tüm Toplum Gruplarını Eşit Derecede Kapsa</strong><strong>r! </strong></h5>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-53549 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/elif-avci-640x853.jpg" alt="Elif Avcı" width="232" height="310" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/elif-avci-640x853.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/elif-avci-1024x1365.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/elif-avci.jpg 1032w" sizes="(max-width: 232px) 100vw, 232px" />Her ne kadar Türkiye, Paris İklim Anlaşması’nı hala onaylamamış olsa da bu anlaşmanın getirdiği bazı ilke ve hedefleri uygulamaya koyuyor. Örneğin belediyelerin Sıfır Atık Daire Başkanlığı ve İklim Değişikliği Daire Başkanlığı kurmalarına yönelik genelge ile pek çok şehirde gözlemediğimiz, kentleri depreme hazırlamak için belediye ve merkezi yönetim iş birlikleri umut verici. Yerel yönetimler ise zaten uzun zamandır bu alanlarda kentleri dayanıklı hale getirmek için çalışmalar yürütüyordu.</p>
<p>Örneğin İzmir’de art arda gerçekleşen deprem ve sel felaketlerinde verdiğimiz kayıpların 1990’lar oranla oldukça düşük ölçüde olması farkındalıktan da öte eylem aşamasına geçmiş karar alıcıların var olduğunu gösteriyor. Ne yazık ki, bu politik irade bizi ne depreme ne iklim değişikliğine ne de diğer afet ve krizlere hazır hale getiren bir seviyede değil.</p>
<p>Diğer boyutlara, kentsel dayanıklılığın hangi alanlarda kurulduğuna bakarsak karar alıcıların çabaları sevindirici ama yetersiz. Farkındalık düzeyinin, devlet kurumlarının her seviyesine sirayet etmediğini görüyoruz. Dayanıklı kentleri inşa etmek için gerekli mevzuat düzenlemeleri yapılmış olsa da afet ve kriz durumlarında planlanmış stratejilerin uygulamaya konması için gerekli kurumsal ve finansal dayanıklılık mevcut değil. Bir konu başlığına ayrılan bütçe, karar alıcıların farkındalığı ile kurumların eyleme geçmesi arasındaki en önemli köprü ya da aşama olduğu için aslında karar alıcıların farkındalığının da bir göstergesi. Başka bir deyişle, dayanıklı kent vurgusu söylem düzeyinden eylem düzeyine geçmediği, gerekli bütçe ayrılmadığı müddetçe karar alıcılar farkındalığını sorgulamak gerekiyor.</p>
<p>Son olarak, kentsel dayanıklılığın kimler için tasarlandığını da tartışmak gerekiyor. Yerel ve ulusal düzeydeki karar alıcılar, seçim ile pozisyonlarına gelen kişiler oldukları için, aslında fiziksel olduğu kadar toplumsal bir konu da olan kentsel dayanıklılığın tüm toplum gruplarını eşit derecede kapsamasını önemsemeli. Ne yazık ki kapsayıcılık konusu kentsel dayanıklılığın en az önemsenen boyutu. Dezavantajlı grupların kriz ve felaketlerden çok daha olumsuz etkileneceği gerçeğine dair hem karar alıcıların hem uygulayıcıların farkındalık düzeyi artırılması gerekiyor.</p>
<h5><strong>Sivil Toplum Önderliğinde Yürütülen Kentsel Dayanıklılık Modeli</strong></h5>
<p><strong>Türkiye’de küresel örneklerle kıyaslanınca kentlerin dayanıklılığı ne durumda? </strong></p>
<p>Türkiye’de kentleşme hem küresel ortalamanın hem de bölgesel ortalamanın üstünde. Bu durum genellikle Türkiye’nin ileri gelişmişlik düzeyine sahip ülkeler ve kentler ile kıyaslanmasıyla sonuçlanıyor. Bu şekilde düşündüğümüzde, ne yazık ki kentsel dayanıklılık konusunda yeterli seviyede olmadığımızı ve bu konuya atfedilen önemin de yeterli seviyede olmadığını gözlemliyoruz. Bir deprem ülkesi olmasına rağmen Türkiye, Japonya veya Şili gibi ülkelerle kıyaslandığında altyapıların ve mimari yapıların fiziksel dayanıklılığı, bunları düzenleyen regülasyonlar ve uygulamalar konusunda yetersiz durumda. Ancak 1999 depreminden öğrendiğimiz dersler, başta sivil toplum kuruluşları olmak üzere pek çok mekanizma ile kentsel dirençliliği arttırmış durumda.</p>
<blockquote><p>Türkiye’deki kentler gündem belirleyen kentler olmak yerine gündemi ve iyi uygulama örneklerini takip eden kentler halindeler.</p></blockquote>
<p>1999 depremi sonrasında kurulan STK ve diğer örgütlenmeler hala yerel ve ulusal düzeyde karar alıcıları kentsel dayanıklılığa önem verme konusunda masaya oturtmaya çalışan başat aktörler. Yani diğer küresel kentlerle kıyaslandığında, sivil toplum önderliğinde yürütülen bir kentsel dayanıklılık modelinden bahsetmek mümkün. İklim krizi ve beraberinde getirdiği diğer afet türlerine karşı dayanıklılığı arttırmak için gösterilen çabaları da bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor. Ne var ki bu sivil çabalar henüz tam etkisini göstermiş değil ve Türkiye’deki kentler gündem belirleyen kentler olmak yerine gündemi ve iyi uygulama örneklerini takip eden kentler halindeler.</p>
<p><strong><a href="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/yereliz-dernegi-dayanikli-kent-olusturma-sureci.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" class="alignright wp-image-65863" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/yereliz-dernegi-dayanikli-kent-olusturma-sureci.jpg" alt="Yereliz Derneği Dayanıklı Kent Oluşturma Süreci" width="411" height="553" /></a></strong><strong>Yurttaşlar yaşadıkları kentlerin dayanıklı olması için ne yapabilirler? Bu konuda STK’lar nasıl bir rol üstlenebilir? </strong></p>
<p>Daha önce bahsettiğim gibi, kentsel dayanıklılık tartışmaları Türkiye’de sivil toplumun zihinsel ve çeviklik olarak kamudan çok daha ileride olduğu bir alan. Öncelikle bu potansiyelin farkında olmak ve bunu değerlendirmek gerekiyor. Yardım kuruluşları, arama kurtarma kuruluşları ve yerel ekoloji hareketleri bu ülkede en çok güvenilen sivil toplum alanları desek yanlış olmaz. Bu alanlarda çalışan sivil toplum kuruluşları ve hak savunucularının bu güvenin farkında olması ve yöneticilerle masaya oturmak için bir avantaj olarak görmesi gerekiyor çünkü güvenilir sivil toplum kuruluşlarıyla çalışmak, yöneticiler için de halkın güvenini kazanmak demek.</p>
<blockquote><p>Yurttaşlar, bulabildikleri her sivil ve katılımcı mekanizmadan faydalanarak tercihlerini karar alıcılara iletmeli, hatırlatmalı ve üzerlerinde baskı oluşturmalı.</p></blockquote>
<p>İkinci olarak, örgütlenme, savunuculuk ve katılımcı mekanizmaları hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak ve bunları uygulamaya geçirmek gerekiyor. Seçim döneminde oy aracılığıyla tercihlerini belli ederek, sonraki 4-5 yılda tüm seçimleri karar alıcılara bırakan (yani katılımcı olmayan) model, başarısız bir model. Yurttaşlar, bulabildikleri her sivil ve katılımcı mekanizmadan faydalanarak tercihlerini karar alıcılara iletmeli, hatırlatmalı ve üzerlerinde baskı oluşturmalı.</p>
<p>Kentsel dayanıklılık da bu çerçevede değerlendirilmesi gereken bir savunuculuk alanı. Yerel yönetimlerin ilgili birimleri ile merkezi yönetimin yerel temsilcilikleri, sivil toplumun sürekli iletişim halinde olması gereken yerler. Kent konseyleri bu noktada önemli mekanizmalar. Son olarak, yurttaşlar ve sivil toplum kuruluşlarının devlet kurumlarının olmadığı alanlarda da örgütlenmesi, işbirliği yapması ve stratejik planlamalar oluşturması gerekiyor. Kamu kurumları ile işbirliği yaparak kurulan dayanıklı kentler şu an herkes için en ideal senaryo ancak gün geçtikçe artan deprem riski ve ilerleyen iklim krizi düşünüldüğünde bu senaryoyu hayata geçirmek için oyalanacak zamanımızın olmadığını bilerek hızlıca harekete geçmek gerekiyor.</p>
<h5><strong>Dayanıklı Kentler Rehberi&#8230;</strong></h5>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/yereliz-dayanikli-kent-eylem-plani.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" class="alignleft wp-image-65864" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/yereliz-dayanikli-kent-eylem-plani.jpg" alt="Yereliz Derneği Dayanıklı Kent Eylem Planı" width="437" height="428" /></a>Yereliz Derneği’nin yürüttüğü Dayanıklı ve Kapsayıcı Kentler için Kaynak Üretimi Projesi kapsamında, Heinrich Böll Stiftung Türkiye Ofisi’nin desteğiyle hazırlanan ve Ece Durmaz tarafından kaleme alınan “Dayanıklı Kentler Rehberi”, belediyelerin dayanıklı kentler oluşturma ve Dayanıklı Kent Eylem Planı hazırlık sürecinde yol gösterici bir kaynak olması hedefiyle hazırlandı.</p>
<p>Rehberde, “Doğa olayları veya insan kaynaklı tehlikeler kendi başlarına bir afet ya da risk değildir ama zarar verme potansiyeline sahip olaylardır. Bu tür olaylar belirleyici politikalar, eylemler, uzmanlar ve yerel paydaşların aktif katılımıyla ele alınabilecek insani ve kentsel savunmasızlığın bir sonucu olarak afet haline gelir. Dayanıklı bir kent ve toplum ise afetlere hazırlıklı olarak gerektiğinde kendini yeniden inşa edebilir.” ifadeleriyle çalışmanın ana fikri özetleniyor.</p>
<p>Kentsel dayanıklılığın çok farklı boyutları olduğunun gösterildiği rehberde, afet riskinin azaltılması, afet riskini azaltmaya yönelik planları belirlemek, değerlendirmek ve geliştirmek için sistematik, çok yönlü ve pro-aktif bir yaklaşım gerektirdiği vurgulanıyor. Yerel yönetimler, dayanıklı kentler oluşturmak için eylem planı hazırlamak ve uygulamak üzere Dayanıklılık Oluşturma Döngüsü’ndeki 5 adım sıralanıyor:</p>
<ul>
<li>Dayanıklı Kente Giriş: Organizasyon Yapısı ve Hazırlık</li>
<li>Kentin Risk Analizi ve Savunmasız Alanlar</li>
<li>Dayanıklı Bir Kent için Eylem Planı Oluşturmak</li>
<li>Eylem Planının Finanse Edilmesi ve Uygulanması</li>
<li>Dayanıklılık Eylem Planının İzlenmesi ve Değerlendirilmesi</li>
</ul>
<p>Dayanıklı Kentler Rehberi’ne <strong><a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/yereliz-dernegi-dayanikli-kentler-rehberi/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a></strong> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/19/dayanikli-kentleri-insa-edecek-kurumsal-ve-finansal-yapi-mevcut-degil/">&#8220;Dayanıklı Kentleri İnşa Edecek Kurumsal ve Finansal Yapı Mevcut Değil!”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yerel Yönetimlerin Pandemiyle Mücadelesi (4)  Salgınla Mücadelede Bütünlüklü Bir Politika Gerekli…</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/08/yerel-yonetimlerin-pandemiyle-mucadelesi-4-salginla-mucadelede-butunluklu-bir-politika-gerekli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2020 07:48:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Yereliz]]></category>
		<category><![CDATA[COVID-19]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Avcı]]></category>
		<category><![CDATA[yerel yönetimler ile sivil toplum işbirliği]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimlerin Pandemiyle Mücadelesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=53531</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yerel Yönetimlerin Pandemiyle Mücadelesi adlı dosyamızda İstanbul, İzmir ve Gaziantep Büyükşehir belediyelerinin uygulamalarının ardından, salgın sürecinde yerel yönetimler ile sivil toplum işbirliğini ele alıyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/08/yerel-yonetimlerin-pandemiyle-mucadelesi-4-salginla-mucadelede-butunluklu-bir-politika-gerekli/">Yerel Yönetimlerin Pandemiyle Mücadelesi (4) &lt;br&gt; Salgınla Mücadelede Bütünlüklü Bir Politika Gerekli…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">COVID-19 sürecinde neden yerel yönetimleri ve uygulamalarını daha çok konuşur olduk? Küresel düzeyde ve ulusal düzeyde yerel yönetimlerin</span> <span style="font-weight: 400;">halka en yakın kamu kurumları olması, birimleri, yerel ihtiyaçlara yönelik iyi uygulama modellerini geliştirmeyi çok daha hızlı bir şekilde yapabilmeleri, bunun en önemli sebeplerinden biri…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nitekim İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde oluşturulan </span><a href="https://enstitu.ibb.istanbul/covid19/"><span style="font-weight: 400;">Enstitü İstanbul COVID-19 Araştırmaları web sayfasında</span></a><span style="font-weight: 400;">, NewYork, Roma, Tokyo gibi 10’dan fazla dünya kentinde salgın sürecinde alından önlemleri incelendiğimizde, yerel yönetimlerin ne kadar aktif ve etkili çalıştığına dair fikir edinebiliyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki, Türkiye’de salgınla mücadele kapsamında merkezi idare ile yerel yönetimler ve sivil toplum aktörleri arasındaki rol paylaşımı, kimi zaman rekabete varan çekişme nasıl değerlendirilebilir?   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Prof. Dr. Emre Erdoğan, </span><a href="https://www.tesev.org.tr/tr/research/despotik-leviathanin-golgesinde-yonetisim/"><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de Koronavirüs Günleri: Despotik Leviathan’ın Gölgesinde Yönetişim Kavramını Düşünmek</span></a><span style="font-weight: 400;"> adlı yazısında durumu şu sözlerle özetliyor: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Denge ve denetleme sistemlerinin kontrolünden uzak… Muhalefetin ya da sivil toplum kuruluşlarının önerilerine ihtiyaç duymayan bir iktidar hızlı hareket edebilir… ancak… bu tür bir yönetişim, sadece sonuca odaklanıyor… ve süreç içerisinde gerek muhalefetin gerekse de diğer toplumsal unsurların dışlanması… siyasal kutuplaşmaya katkıda bulunuyor. Muhalefetin elinde bulunan büyükşehirlerde uygulamaya konulan bağış kampanyaları, yardım dağıtım hizmetleri ya da hastane inşaatları gibi yerel girişimlerin merkezi hükümet tarafından durdurulması da benzer bir toplumsal yarılmaya dönüştü…</span> <span style="font-weight: 400;">Merkezi hükümetin yönlendirmesini takip etmek, bu ölçekte bir mücadelenin başarısının anahtarı olabilir; ancak muhalefetin, yerel yönetimlerin ve sivil toplum kuruluşlarının karar süreçlerine dâhil edilmesi, hem toplumsal önceliklerdeki çeşitliliği sağlarken, hem de politikaların rıza ile daha etkin uygulanmasına yol açar. En önemlisi de uzun vadede içinde bulunduğumuz kriz durumundan hem devletin kapasitesinin hem de sivil toplumun yapabilirliklerinin artmasıyla çıkabilmek mümkün olur.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-53534 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/yereliz-foto-2-640x640.jpg" alt="YERELİZ" width="349" height="349" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/yereliz-foto-2-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/yereliz-foto-2-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/yereliz-foto-2.jpg 954w" sizes="auto, (max-width: 349px) 100vw, 349px" />Bir akademisyen tarafından yapılan bu</span><span style="font-weight: 400;"> tespitleri, </span><span style="font-weight: 400;">“Yerel Yönetimleri sivilleştiriyor, Sivil Toplumu Yerelleştiriyoruz” sloganıyla yerel yönetim alanında faaliyet yürüten </span><a href="http://yereliz.org/"><span style="font-weight: 400;">Yerel-İz Derneği</span></a><span style="font-weight: 400;"> (Yerel İzleme Araştırma ve Uygulama) Başkanı Elif Avcı ile konuştuk.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avcı da Prof. Dr. Erdoğan’a benzer şekilde, bütünlüklü bir salgınla mücadele politikası için yerel yönetim, sivil toplum ve özel sektör arasında işbirliğini elzem görüyor  ve “Yereldeki sivil ağlara dâhil olun. Bu dönem tek başına, dayanışmadan atlatabileceğimiz bir süreç değil” çağrısında bulunuyor. </span></p>
<p><b>Salgınla Mücadelede Sivil Toplumun Öncü Rolü </b></p>
<p><b>Korona günlerinde yerel yönetimler ile sivil toplumun salgınla mücadele kapasitesini nasıl değerlendirirsiniz?</b><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Aslında bu yapıları kapasite açısından değil de potansiyellerini kullanmaları, hızlı reaksiyon alma becerileri üzerinden değerlendirmek gerekiyor. Kapasite ve imkânlar bakımından merkezi idare ile yarışamasalar bile, sürece hızlı adapte olma ve reaksiyon geliştirme açısından sivil toplum başı çeker. Merkezi idareler bu iki yapıya göre süreçte biraz daha hantal kaldı. Sivil toplum salgında çalışmalarını çok hızlı bir şekilde dijitale taşıdı, yardım kampanyaları ördü. Yurttaş inisiyatifleri çok hızlı bir şekilde önce mahalle, sonra ilçe bazlı dayanışma ağları kurmaya başladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu an emniyet veya yerel yönetim personeli tarafından yapılan 65+ kişilerin ve evden çıkması riskli diğer grupların market, ilaç alışverişi vb. konularda desteği ilk sivil oluşumlar başlattı. Sivil oluşumları yerel yönetimler izledi. Farkındalık geliştirmeye yönelik çalışmalar ve mevcut hizmetlerin COVID-19 salgınıyla doğan ihtiyaçlara adapte edilmesinde sivil toplum ve yerel yönetimler hem hizmet geliştirdiler hem merkezi sisteme ilham oldular. Örneğin psikolojik danışma hattı fikrini ortaya ilk atan yapı bir yerel yönetim oldu. </span></p>
<p><b>Salgınla mücadele politikalarının, merkezileşme ve otoriterleşme eğilimlerini artırdığı tespitlerine, bir yerel yönetim alanında çalışan STK başkanı olarak katılır mısınız? Aksi yönde dayanışma ağlarının ve demokratik katılımın artması da olası mı?</b><span style="font-weight: 400;">   </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Salgın aslında ikisini de arttıran bir süreç oldu. Dünya genelinde COVID-19 ile mücadele eden toplumlara baktığımızda devlet kanadında otoriterleşme görüyoruz. Bu salgının da birçok ülkede merkezileşme ve otoriterleşmeyi güçlendiren hatta bazı devletlerin otoriterliklerini arttırdıkları bir şeye dönüşmüş durumda olduğu bir gerçek. Ancak yine dayanışma ağlarının da hızlı bir şekilde oluştuğunu ve güçlendiğini görüyoruz. Devletin eksik kaldığı veya hızlı reaksiyon gösteremediği bir çok alanı dünya genelinde sivil oluşumlar dolduruyor. </span></p>
<p><b>Yapabilecekleri Çok, Kaynakları Sınırlı Yerel Yönetimler</b></p>
<p><b>COVID-19 ile mücadelede hem yerel yönetimler hem sivil toplum aktörleri neler yapabilir? Yerelde ne tür dayanışma ağları ve pratikler geliştirilebilir? </b><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-53549 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/elif-avci-640x853.jpg" alt="Elif Avcı" width="271" height="361" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/elif-avci-640x853.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/elif-avci-1024x1365.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/elif-avci.jpg 1032w" sizes="auto, (max-width: 271px) 100vw, 271px" />Belediyelerin bu alanda yapabilecekleri, geliştirebilecekleri birçok şey var ancak kaynakların sınırlı olması engeline takılıyor. Bu nedenle, diğer alanlardan (belediyenin şuan aktif olmayan diğer müdürlüklerinin yıllık bütçeleri) bütçe kaydırarak veya bağışlarla halledebiliyorlar. Dolayısıyla, bu iyi örneklerin çoğalması için merkezi yönetimlerin belediyelere kaynak ayırması yerel yönetimleri desteklemesi önem kazanıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında yapılabilecek çok şey var. Özellikle sosyal yardımların arttırılması, bu süreçte sosyal yardım gruplarının iyi tanımlanması çok büyük önem taşıyor. Yerel yönetimler risk grubu arasında olan evden çıkamayan insanların alışverişi, artan şiddet vakalarına karşı dayanışma hatlarının duyurusu, ihtiyaç sahiplerine yönelik gıda yardımları, sokakta kalan hayvanların beslenmesi, evsizlere geçici konaklama mekanları sağlanması gibi birçok iyi uygulama örneği geliştirmiş durumda. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin temizlik işçisi kadınlara desteği veya İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin sokak müzisyenlerini sosyal yardım grupları arasında tanımlamış olması bu konuda yapılan iyi örneklerden gösterilebilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal yardımlar dışında evde kalmanın insan üzerinde yarattığı psikolojiyi dağıtma konusunda da içerik üretmek konusunda belediyelere büyük sorumluluk düşüyor. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi spor hocalarını mahallelere göndererek balkonlarda insanlara spor yaptıran bir sistem geliştirmiş durumda. Benzer bir şekilde dijital platformlar aracılığı ile evde egzersiz, evde kültür sanat gibi konseptleri geliştirmiş belediyeler bulunuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Belediyeler toplu ulaşımda ve market vb. alanlarda maske zorunluluğu gelmesi sonrası tek kullanımlık maske üretimine başladı. Örneğin Konya Büyükşehir Belediyesi meslek edindirme kurslarını maske üretim alanlarına çevirerek eğitime ara veren bu mekânların sürece adapte olarak tekrar işlev kazanmasını sağladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Salgın döneminde bence sivil aktörler neyi en iyi yapabiliyorlarsa onu bu süreçle ilişkilendirebilirler. Bunun iyi örneklerini de görüyoruz. Toplumsal olaylara refleks geliştirmek konusunda Türkiye’de hızlı bir sivil toplum var. Şu an birçok dernek, vakıf ve sivil inisiyatif etkinliklerini gerçekleştirmek için online çözümler buluyor. Hali hazırda kurulu ağlar, mahalle dayanışmalarına evriliyor veya komşuların birbirini bulup sosyal medyada örgütlenmeleri ile dayanışma ağları doğuyor. Koli hazırlayıp dağıtanlardan, ücretsiz psikolojik destek verenlere, mahallenin yaşlılarına alışveriş yapandan, evde kalan çocuklara yönelik online aktiviteler geliştirenlere, internete erişimi olmayan veya dijital okuryazarlığı olmayan faydalanıcıların sosyal yardım başvurularını dolduran birçok yapı var. İyi ki de var. Bu yapıların desteklenmesi oldukça önemli.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><b>“Yerel Yönetimler Riskleri Daha Hızlı Analiz Ediyor”</b></p>
<p><b>Yerel yönetimler ve STK’lar Türkiye’de genel olarak bu tür kriz durumlarına ne kadar hazırlıklı? Hem mevzuat, hem kapasite (mali, teknik, idari) açısından nasıl değerlendirirsiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bence hazırlıksız yakalandık ama adapte olma hızımız kötü değil. Hem yerel yönetimlerin hem sivil toplumun dijital okuryazarlığı çok hızlı bir şekilde arttı. Adapte olanlar hızlıca bu süreçte parlarken adapte olmayanların görünmezleştiğini deneyimliyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel yönetimler mali kapasitelerini sosyal yardımlara kaydırıyor olsalar da talebi karşılamakta sıkıntı yaşadıkları için bağış kampanyaları duyurmuşlardı. Maalesef bu çağrılar merkezi yönetim tarafından kesildi. Oysa yerel yönetimler devletin halka en yakın olduğu kamu birimleri, yerelin ihtiyacını duymaya ve buna yönelik iyi uygulama modelleri geliştirmeyi çok daha hızlı bir şekilde başarabiliyorlar. Ayrıca sosyal yardım dağıtımı vb. alanlarda hizmet planlamasını ve lojistik süreçleri çok daha hızlı çözebiliyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu nedenle devletin sosyal yardımlarda işsizlik maaşı, borçların ertelenmesi vb. daha genel yardımları merkezden yapması, hane bazlı sosyal yardım dağıtımı gibi konularda ise yerel yönetimleri bu süreçte doğrudan desteklemesi, yereli yerel yönetimler aracılığıyla güçlendirmesi, desteklemesi gerekiyor. Yerel yönetimlerin de bu süreci planlarken ve yürütürken sivil toplum örgütleri ve özel sektörle işbirliği yapması ve onları sürece katmasıyla ancak bütünlüklü bir salgınla mücadele politikası yürütülebilir. </span></p>
<p><b>Türkiye’de COVID-19 ile mücadelede belediyelerin, sivil toplum ve yurttaşlarla işbirliği yaptığı  başarılı uygulamalarından örnek verebilir misiniz?</b><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-53535 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/yereliz-derneği-foto.jpg" alt="YERELİZ" width="410" height="137" />Bu konuda ilk aklıma gelen iyi örnek 3 Boyutlu Destek Hareketi. Bir grup mühendisin sağlık çalışanlarına siperlik üretmek amacıyla 3D yazıcı sahiplerine sosyal medyadan yapılan bir çağrının nasıl bir belediye, sivil toplum, yurttaş ve özel sektör işbirliği emsali yaratabildiğini görüyoruz. </span></p>
<p><b>Karşılaştırmalı bir yaklaşımla, Türkiye’de ve küreselde yerel yönetimler arasında bir değerlendirme yapabilir misiniz? Yaşadığınız kentin yerel yönetim uygulamalarını nasıl değerlendirirsiniz? </b><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Bu karşılaştırmayı yapmadan önce yerel yönetimlerin yetki alanları arasındaki farklılıkları göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bazı ülkelerde yerel yönetimler eğitime ara verilmesi gibi kritik kararları hızlı bir şekilde kendi inisiyatifleri ile alabilirken, Türkiye gibi merkezi idarenin güçlü olduğu ülkelerde merkezden gelecek kararlar sürecin belirleyicisi olmak durumunda kaldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak genel anlamda yerel yönetimlerin, COVID-19’un toplum üzerindeki etkilerini ve oluşturduğu riski daha hızlı analiz ederek halkı ve merkezi idareleri bu anlamda yönlendiren bir noktada durduklarından bahsetmek de mümkün. Örneğin New York Belediye Başkanının, Trump yönetiminin COVID-19’in ciddiyetini anlamaktan çok uzak bir noktada olduğu günlerden bu yana, uyarılarla, güncel veri paylaşımlarıyla ve bilgilendirmeler ile sürecin başını çektiği görülüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de ise yaşadığım şehirde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun sürecin başından bu yana önlemlerin artırılması yönündeki çağrısının ne derece yerinde olduğunu zaman içinde görmüş olduk. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel yönetimlerin, yerelin dinamiklerini en iyi duyan ve yerel halkın ihtiyaçları konusunda ilk temas noktası olması nedeniyle bu durumun bir tesadüf olmadığını söylemeliyiz. Merkezi hükümet, bu süreçte sosyal devlet ilkesine riayet ederek, halkın en az zararla atlatabilmesi için yerel yönetimlerden gelen talepleri dikkate almak durumunda. </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><b>“Salgın, Dayanışmadan Atlatabileceğimiz Bir Süreç Değil”</b></p>
<p><b>COVID-19 sonrası yerelde ne olmasını öngörüyorsunuz?   </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu an aslında hepimiz hayatta kalmaya ve akut ihtiyaçları gidermeye odaklanmış durumdayız ancak bu dönem sona erdiğinde bu salgının üzerimizde bıraktığı etkiyi derinlikli bir şekilde görebileceğiz. İnsanlar kendi tüketim ihtiyaçlarını, yaşadıkları alanları, devlete, yerel yönetime güvenlerini sorguluyor. Bu dönem bize küresel kırılganlığımızı hatırlattı. Bu kırılganlığın üzerine daha çok çalışılacak gibi geliyor. </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><b>Eklemek istediğiniz başka bir husus var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Covid-19 ile mücadelede hepimize birçok sorumluluk düşüyor. Evde kalmaya çalışmak, sosyal mesafeye dikkat etmek gibi şeylerin ötesinde, örgütlüysek yer aldığımız yapılar aracılığıyla, örgütlü değilsek de bireysel olarak bu alanda yapılan iyi örneklerin çoğalması için savunuculuk yapmalıyız. O nedenle bildiğiniz iyi örnekleri kendi yerelinde de geliştirmesi için belediyeniz ile mutlaka konuşun, yazın, talep edin. Belediyeniz dışında merkezi yönetime de bu taleplerini tekrarlayın. Mahallenizdeki sivil ağlara dâhil olun. Bu dönem tek başına, dayanışmadan atlatabileceğimiz bir süreç değil ancak dayanışarak bu süreci en hasarsız şekilde atlama şansımız iyi olma halimizi her anlamda korumak mümkün olacaktır. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/08/yerel-yonetimlerin-pandemiyle-mucadelesi-4-salginla-mucadelede-butunluklu-bir-politika-gerekli/">Yerel Yönetimlerin Pandemiyle Mücadelesi (4) &lt;br&gt; Salgınla Mücadelede Bütünlüklü Bir Politika Gerekli…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİZBİZZE’nin  200 kadına yönelik eğitim programları devam ediyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/17/bizbizzenin-200-kadina-yonelik-egitim-programlari-devam-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Apr 2017 07:29:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Beliktay]]></category>
		<category><![CDATA[Alkım Erdönmez]]></category>
		<category><![CDATA[Ashoka Vakfı Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Assess Danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[b-fit]]></category>
		<category><![CDATA[Bahçeşehir Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Bedriye Hülya]]></category>
		<category><![CDATA[Betül Yücel]]></category>
		<category><![CDATA[Beyza Erdem Balcı]]></category>
		<category><![CDATA[Bilge Aydın Temiz]]></category>
		<category><![CDATA[Bircan Şeşen]]></category>
		<category><![CDATA[Bizbizze]]></category>
		<category><![CDATA[Bizbizze Kadınlar İçin Fikir ve Destek Ünitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ceyla Durgun Akdağ]]></category>
		<category><![CDATA[Derya Babuç]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Avcı]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Süner]]></category>
		<category><![CDATA[Endeavor Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Etkili CV Yazma ve Mülakata Hazırlanma]]></category>
		<category><![CDATA[Figen Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Funda Etan]]></category>
		<category><![CDATA[girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[gönüllülük]]></category>
		<category><![CDATA[Gül Özdinç]]></category>
		<category><![CDATA[Hatice Yayla]]></category>
		<category><![CDATA[ICF Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[İmge Kaya Sabancı]]></category>
		<category><![CDATA[Işıl Çobanlı Erdönmez]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[JPMorgan Chase Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın girişimciler]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı ve Spor Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[kagider]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer.net]]></category>
		<category><![CDATA[kuşaklar arası çatışma]]></category>
		<category><![CDATA[Lal Yukeb]]></category>
		<category><![CDATA[Özden Anık Tekir]]></category>
		<category><![CDATA[Selda Terek]]></category>
		<category><![CDATA[Semih Gümüş]]></category>
		<category><![CDATA[Sibel Demirci]]></category>
		<category><![CDATA[Sibel Ünal]]></category>
		<category><![CDATA[Şişli Belediyesi Toplumsal Eşitlik Birimi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Suat Özçağdaş]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Tuba İlze]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Kadın Girişimciler Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Welness-Kendine Bak]]></category>
		<category><![CDATA[Yaprak Baran Tecir]]></category>
		<category><![CDATA[Zelal Yalçın]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep Bayazıt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13429</guid>

					<description><![CDATA[<p>b-fit’in, kadınların ihtiyaçlarına odaklanarak JP Morgan Chase Vakfı desteğiyle kurduğu Bizbizze Kadınlar İçin Fikir ve Destek Ünitesi Projesi’nde; 200 kadına Girişimcilik ve İstihdam Programı çerçevesinde verilen dersler devam ediyor. Tamamı gönüllü eğitmenler tarafından verilen dersler, 17 Mayıs’ta Bedriye Hülya tarafından verilecek kapanış eğitimi “Welness-Kendine Bak” ile tamamlanacak. Kadınların spor ve yaşam merkezi b-fit, ekonomik ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/17/bizbizzenin-200-kadina-yonelik-egitim-programlari-devam-ediyor/">BİZBİZZE’nin  200 kadına yönelik eğitim programları devam ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>b-fit’in, kadınların ihtiyaçlarına odaklanarak JP Morgan Chase Vakfı desteğiyle kurduğu Bizbizze Kadınlar İçin Fikir ve Destek Ünitesi Projesi’nde; 200 kadına Girişimcilik ve İstihdam Programı çerçevesinde verilen dersler devam ediyor. Tamamı gönüllü eğitmenler tarafından verilen dersler,</strong> <strong>17 Mayıs’ta Bedriye Hülya tarafından verilecek kapanış eğitimi “Welness-Kendine Bak” ile tamamlanacak.</strong></p>
<p>Kadınların spor ve yaşam merkezi <strong>b-fit</strong>, ekonomik ve sosyal hayata katılmak isteyen kadınlara, ihtiyaç duydukları eğitim ve destek hizmetini tek bir çatı altında vermek amacıyla <strong>JPMorgan Chase Vakfı </strong>desteğiyle <strong>Bizbizze Kadınlar İçin Fikir ve Destek Ünitesi Projesi</strong>’ni hayata geçirdi. “Bir İŞ’e yaramak isteyen” ve “harekete geçmeye kararlı” kadınların yanında olmak için hayata geçirilen projede; gönüllü kadın uzman ve eğitmenlerinden oluşan bir ekip, iş hayatında aktif olmayı isteyen ama yolunu bulmakta zorluk yaşayan kadınlar için el ele veriyor.</p>
<p><strong>Bizbizze Kadınlar İçin Fikir ve Destek Ünitesi Projesi </strong>kapsamında, Girişimcilik ve İstihdam Programı çerçevesinde gerçekleştirilen eğitim programları 3 Mart 2017 Cuma günü başladı. 203 kadın katılımcı için 4 ayrı sınıfın açıldığı ve <strong>Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü</strong>’nde devam eden dersler; Girişimcilik Programı için her hafta Cuma-Cumartesi-Pazar, İstihdam Programı için Cumartesi-Pazar günleri 09:00-12:00 ile 14:00-17:00 arasında yapılıyor. Eğitim programı, 17 Mayıs 2017 tarihinde <strong>Bedriye Hülya</strong> tarafından verilecek kapanış eğitimi “Welness-Kendine Bak” ile tamamlanacak. Program tamamlandığında girişimci adayları toplamda 78 saat, istihdam adayları ise 45 saat eğitim almış olacaklar. Projede eğitimini tamamlayan katılımcılara daha sonra; çözüm ortaklarından <strong>ICF Türkiye</strong>’nin desteğiyle koçluk,<strong>Türkiye Kadın Girişimciler</strong> <strong>Derneği (KAGİDER)</strong> desteğiyle ise mentorlük hizmeti verilerek destek olunmaya devam edilecek.</p>
<p>Aralarında İmge Kaya Sabancı’nın  “Etkili Sunum Teknikleri” ve Suat Özçağdaş’ın sunduğu “Sosyal Girişimcilik” derslerinin de yer aldığı eğitim programında; 25’in üzerinde ders yer alıyor. Programda; yeni iş fikri geliştirme, iletişim ve müzakere becerileri, stratejik planlama, liderlik ve yöneticilik, sosyal girişimcilik, digital pazarlama, pazarlamada müşterinin yeri, finansal olanaklar, toplumsal cinsiyet, gönüllülük, etkili sosyal medya kullanımı, kuşaklar arası çatışma yönetimi, temel ve iş hukuku, etkili CV yazma ve mülakata hazırlanma gibi girişimci ve istihdam adayı katılımcıların bilgi ve becerilerini geliştirmesine katkı sunacak dersler bulunuyor.</p>
<p><strong>Bizbizze Eğitim Programı</strong>’nda derslerin tamamı gönüllü eğitmenler tarafından veriliyor. Her biri kendi konusunda uzman eğitmenler arasında; Alkım Erdönmez, Ahmet Beliktay, Bedriye Hülya, Betül Yücel, Beyza Erdem Balcı, Bilge Aydın Temiz, Bircan Şeşen, Ceyla Durgun Akdağ, Derya Babuç, Elif Süner, Elif Avcı, Figen Yıldırım, Funda Etan, Gül Özdinç, Hatice Yayla, Işıl Çobanlı Erdönmez, İmge Kaya Sabancı, Lal Yukeb, Özden Anık Tekir, Selda Terek, Semih Gümüş, Sibel Ünal, Sibel Demirci, Suat Özçağdaş, Tuba İlze, Yaprak Baran Tecir, Zelal Yalçın, Zeynep Bayazıt bulunuyor.</p>
<p><strong>Bizbizze Kadınlar İçin Fikir ve Destek Ünitesi</strong> <strong>Projesi</strong>, bir yılın sonunda kadınlar için iş hayatı ve sosyal yaşam çerçevesinde yönlendirici bir sistem kurmuş olmayı hedefliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13431" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/bizbizze_egitim1.jpg" alt="" width="960" height="604" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/bizbizze_egitim1.jpg 960w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/bizbizze_egitim1-640x403.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/bizbizze_egitim1-610x384.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/bizbizze_egitim1-320x201.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 960px) 100vw, 960px" /></p>
<p><strong>Bilgi için:</strong></p>
<p><a href="http://bizbizze.com/" target="_blank">bizbizze.com</a></p>
<p><a href="https://www.facebook.com/bizbizzekadin" target="_blank">facebook.com/bizbizzekadin</a><br />
<a href="https://twitter.com/biz_bizze" target="_blank">twitter.com/biz_bizze</a></p>
<p><a href="https://www.instagram.com/bizbizze/" target="_blank">instagram.com/bizbizze</a></p>
<p><strong><u>BİZBİZZE HAKKINDA</u></strong></p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu verileri, Türkiye genelinde cinsiyetlere göre işveren dağılımında erkeklerin %92 oranında, kadınların ise %8 oranında işveren olduğunu gösteriyor. Öte yandan, aktif iş hayatı içinde yer almak isteyen kadınları tek bir merkezden yönlendirebilecek ve işlerini kolaylaştırabilecek bir kurum bulunmuyor. Kadınlar hem ilgi alanları ve güçlü yönleri hakkındaki farkındalıklarının artmasına, hem de kültürel ve sosyal hayatta değişen rollerine ayak uydurmalarını hızlandıracak sosyal projelere ihtiyaç duyuyor.</p>
<p>Kadınların spor ve yaşam merkezi <strong>b-fit</strong>, bu ihtiyaca odaklanarak <strong>JPMorgan Chase Vakfı </strong>desteğiyle <strong>Bizbizze Kadınlar İçin Fikir ve Destek Ünitesi Projesi</strong>’ni hayata geçirdi. Proje, iş hayatında aktif olmayı isteyen ama yolunu bulmakta zorluk yaşayan kadınların varlığından, “bir İŞ’e yaramak istiyorum” demelerinden ilham aldı. Böylece, kadınların ekonomik ve sosyal hayata katılımlarını kolaylaştırarak bunun için ihtiyaç duydukları eğitim ve destek hizmetini tek bir çatı altında koordine etmek üzere bir “kadın destek merkezi” oluşturuldu.</p>
<p><strong>Bizbizze Kadınlar İçin Fikir ve Destek Ünitesi Projesi</strong>’ne katılan kadınların, bir yılın sonunda <strong><em>girişimci</em></strong> ya da <strong><em>çalışan</em></strong> olarak istihdama, bununla birlikte <strong><em>gönüllü</em></strong> olarak sivil toplum kuruluşları ve sosyal sorumluluk projelerine katılması planlanıyor. <strong>Girişimcilik Programı</strong> işletme yönetimi için, <strong>Çalışan Programı</strong> ise iş bulma da ihtiyaç duyulan tüm eğitimleri alma, danışmanlık ve koçluk hizmetlerinden faydalanma, aynı yolda yürüyen kadınlarla tecrübelerin paylaşılacağı destek gruplarına katılma imkânı sunuyor. Her iki programın sonunda tüm katılımcıların dâhil edileceği <strong>Gönüllülük Programı</strong> ise kadınların sahip olduğu hayat birikimini, bilgiyi ve emeği aktarabilecekleri Sivil Toplum Kuruluşları ile kadınlar arasında bir köprü kurmayı kapsıyor.</p>
<p><strong>Ashoka Vakfı Türkiye, b-fit, Assess Danışmanlık, Endeavor Türkiye, ICF Türkiye, Kagider-Türkiye Kadın Girişimciler Derneği, Kadın Sağlığı ve Spor Derneği, Kariyer.net, Şişli Belediyesi Toplumsal Eşitlik Birimi, Bahçeşehir Üniversitesi</strong>’nin projenin destekçisi ve çözüm ortağı olarak yer alması ise; kadınların iş ve sosyal hayata yönlendirilmesinde yapılabilecekler konusunda büyük bir çeşitlilik sunuyor.</p>
<p><strong> </strong>Başvurularının ilk kez Ocak 2017’de alındığı projeye; girişimcilik programı için 324, istihdam programı için 411, gönüllülük programı içinse 84 olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanından ve Belçika’dan 1 kişi olmak üzere toplam 819 başvuru yapıldı. %81’ini 19-37 yaş aralığında genç kadınların oluşturduğu adaylar arasında lise ve lisans mezunları ağırlıkta. Projenin pilot uygulama yeri olarak İstanbul belirlenirken, İstanbul lokasyonlu 588 aday görüşmeye davet edildi.</p>
<p>Projenin çözüm ortaklarından <strong>Assess Danışmanlık</strong>’ın kurucusu <strong>Berna Gülgöz </strong>ve <strong>b-fit</strong>’in kurucularından <strong>Bedriye Hülya</strong>’nın ile birlikte geliştirdiği “birebir değerlendirme yaklaşımı” ile adayların kişilik özellikleri, mesleki eğilimleri, kuvvetli özellikleri ve bireysel farkındalıkları değerlendirildi. Böylece adayların aslında yapmak istedikleri ile bireysel özellikleri arasındaki uyum ve potansiyel sahibi oldukları noktalara dikkat çekildi. 10 kişilik gönüllü İlk Adım Ekibi ile yapılan 300 saate yakın birebir görüşmeler sonucunda programa 93 girişimci, 110 çalışan ile 13 gönüllü yerleştirilmiş olup, görüşmeler ve kayıtlar sürüyor. Bu dönem programına katılmaya müsait olmayan adaylar ise, ileride açılacak programlara yerleştirilecekler.</p>
<p>Eğitmenler, koçlar, mentorler ve kaynak sağlayıcıların tamamının gönüllü hizmet verdiği projede, bugüne kadar ulaşılan gönüllü sayısı 100’ü aştı. <strong>Bahçeşehir Üniversitesi</strong>’nde yapılan eğitim programında, her biri alanında uzman 30’un üzerinde eğitmen gönüllü olarak toplam 240 saat eğitim desteği verecek. 3 Mart’ta başlayan ve 8 hafta sürecek eğitimlerin yanı sıra, açığa çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda ek dersler ve atölyeler gerçekleştirilecek.</p>
<p><strong>Bizbizze Kadınlar İçin Fikir ve Destek Ünitesi Projesi</strong>, bir yıllık pilot çalışmanın sonunda, Türkiye’nin tüm illerinde yaygınlaşıp kadınlar için “iş bürosu” modelini yaratmayı hedefliyor.</p>
<p><strong><u> </u></strong><strong><u>b-fit ve BEDRİYE HÜLYA HAKKINDA</u></strong></p>
<p>Kadınların spor ve yaşam merkezi <strong>b-fit</strong>’in kurucularından <strong>Bedriye Hülya</strong>, sosyal girişimciliğin Türkiye’deki en önemli temsilcisi. Dünyada da örnek gösterilen sosyal girişimci <strong>Bedriye Hülya</strong>’nın kurduğu, <strong>b-fit</strong>; sosyal franchise sistemiyle bugüne kadar 250’den fazla kadına girişimci olma imkânı sağlayarak 500&#8217;den fazla kadına istihdam yarattı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/17/bizbizzenin-200-kadina-yonelik-egitim-programlari-devam-ediyor/">BİZBİZZE’nin  200 kadına yönelik eğitim programları devam ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
