<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Eleştirel Erkeklik İncelemeleri İnisiyatifi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/elestirel-erkeklik-incelemeleri-inisiyatifi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/elestirel-erkeklik-incelemeleri-inisiyatifi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 Sep 2019 10:44:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Eleştirel Erkeklik İncelemeleri İnisiyatifi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/elestirel-erkeklik-incelemeleri-inisiyatifi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Erkeklik Halleri Tartışıldı: Nasıl Oluşuyor, Nelere Sebep Oluyor?  </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/18/erkeklik-halleri-tartisildi-nasil-olusuyor-nelere-sebep-oluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Sep 2019 08:10:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştirel Erkeklik İncelemeleri İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu Altınoluk]]></category>
		<category><![CDATA[Erkekler ve Erkeklikler Sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[Erkeklik]]></category>
		<category><![CDATA[Hegomanik Erkeklik]]></category>
		<category><![CDATA[Selin Altay]]></category>
		<category><![CDATA[Tolga Ulusoy]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42305</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eleştirel Erkeklik İncelemeleri İnisiyatifi (EEİİ) öncülüğünde düzenlenen 2. Uluslararası Erkekler ve Erkeklikler Sempozyumu’nda erkeklik halleri tüm yönleriyle mercek altına alındı. Erkeklikler: Zor Zamanlarda Güçlükler ve İmkânlar başlığıyla düzenlenen sempozyum, ataerkil ve otoriter anlayış bağlamında erkekliklerin nasıl inşa edildiğini ve inşa edilmiş bu erkeklik hallerinin toplumsal düzen, özellikle kadınlar üzerindeki etkileri üzerine 100’den fazla konuşmaya sahne oldu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/18/erkeklik-halleri-tartisildi-nasil-olusuyor-nelere-sebep-oluyor/">Erkeklik Halleri Tartışıldı: Nasıl Oluşuyor, Nelere Sebep Oluyor?  </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Eleştirel Erkeklik İncelemeleri İnisiyatifi (EEİİ) önderliğinde, Şişli Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde 12-14 Eylül tarihleri arasında düzenlenen 2. Uluslararası Erkekler ve Erkeklikler Sempozyumu, 100’ü aşkın yerli ve yabancı konuşmacının katılımıyla başarıyla gerçekleşti. Sempozyumda ataerkil anlayıştan gelen ve genellikle kurban olarak kadını seçen her türlü baskı, engel ve şiddet davranışları, eleştirel erkeklik bakışı üzerinden ele alındı. Sempozumun düzenleme komitesinden Duygu Altınoluk, karşılama ekibinden Selin Altay ve konuşmacılardan Tolga Ulusoy ile eleştirel erkeklik çalışmaları üzerine konuştuk. </span></p>
<p><b><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-42307 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/duygu-altınok-640x853.jpeg" alt="" width="278" height="371" />Duygu Altınoluk: </b><b>Kadın Çalışmalarıyla Eleştirel Erkeklik Çalışmalarını Ayrı Tutmak Mümkün Değil</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sempozyumun düzenleyici ekibinden Duygu Altınoluk, </span><span style="font-weight: 400;">ekip olarak uluslararası bir sempozyum yapma gayesinde olduklarını, böylelikle çok fazla sayıda bakış açısına, İngilizce ve Türkçe hazırlanmış oturumlara ev sahipliği yapabildiklerini söylüyor. Altınoluk’a göre kadın çalışmalarının yanında eleştirel erkeklik incelemelerine de ihtiyacımız var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zaten kendisi de doktora tezini akademide erkeklik üzerine yapmış. </span><span style="font-weight: 400;">Aynı zamanda da akademide kadınların nasıl yer aldığı ya da neden yer alamadığı üzerine çalışmalar yürütüyor. Altınoluk kadın çalışmalarıyla eleştirel erkeklik çalışmalarını ayrı tutmanın pek de mümkün olmadığı görüşünde: “İki çalışma alanı da feminizm bağlamında ilerliyor. Kadına yönelik her türlü şiddetin öznesi, aktörü, faili erkekler. Bu nedenle sorunun çözümüne varabilmemiz için erkeklerin incelenmesi gerekiyor. Sempozyumumuza gelen bir sürü makale oldu. Bunların içerisinde içerisinde sosyal medyadan çocuklukta oynadığımız oyunlara, felsefedeki alanlardan akademinin kendisine kadar pek çok konu başlığı mevcut. Tüm bu başlıklar altında erkeklerin gelişimini incelememiz gerekiyor. Erkeklerin de içinde mağdurlar var elbette. Ama burada “mağdur” kelimesini tırnak içinde söylüyorum. Bir sürü erkeklikler var ve bu erkekliklerin niteliklerini, zorluklarını ve onların açabileceği eşitlikçi imkanları ortaya çıkararak ilerlememiz gerekiyor. Sempozyumda temamız da bu zaten; “Zor Zamanlarda Güçlükler ve İmkanlar”. Zor zamanlarda nasıl güçlüklerle karşılaşıyoruz ve bu güçlükleri nasıl imkanlandırabiliriz, bunun üzerine eğiliyoruz.”</span></p>
<p><b>“Türkiye Erkeklikleri Neden Konuşamıyor?”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-42310 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/IMG-8013-640x853.jpg" alt="" width="283" height="377" />Duygu Altınoluk’a göre Türkiye’de eleştirel erkeklik çalışmalarının az olması ya da genel olarak kadın çalışmalarından, kadın sorunlarını konuşmaktan erkekliklere fazla zaman ayrılamamasının sebepleri yine erkeklerin davranışlarında gizli. “Türkiye erkeklikleri neden konuşamıyor? Bu sorunun cevabını doktora çalışmam da olan akademisyen erkekler özeline alıp genelleyebilirim. Akademisyen erkeklerin neden cinsiyetçi olmayacağını var sayıyoruz? Eğitim seviyesi yükseldikçe bunların olmayacağını düşünüyoruz ama öyle olmuyor. Geçtiğimiz yılda hem araştırma görevlisi kadın arkadaşımızın cinayete kurban gitmesi hem de akademide taciz üzerine pek çok ses duyulması, bu konuda imza toplanması gündemdeydi. Taciz her yerde, akademi de bundan azade değil. Bunu söylediğimizde tepki doğuyor, erkekler sahip oldukları eril kültür içindeki tüm ayrıcalıkların konuşulmasına müsaade etmiyorlar. Bu düşünce yapısına, sosyal sınıfına, ideolojisine bakmaksızın pek çok erkekte böyle. Pek çok erkek kendi sahip olduğu eril alanı bırakmak istemiyor. Bu evin içinde de böyle, kurum içinde CEO’yken de böyle. Akademide de bölüm başkanlığını es kaza bir kadın arkadaşına devrettiğinde bile, sonrasını, mesela dekanlığı göremiyor kadın mesela. Önemli olan şey kadınların her yerde nitel olarak nasıl konumlandığı ya da konumlandırıldığı. Erkekle bu konular konuşulduğunda, hele soru sorulmaya başlandığında “siz bizi yok etmeye çalışıyorsunuz” diye savunmaya geçiyor. “Biz size bir sürü pozisyon açıyoruz, çalışın kazanın” gibi çok tepkisel bir sürece giriyorlar. Kısacası o konformist alanlarından çıkmak istemiyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eleştirel Erkeklik İncelemeleri İnisiyatifi</span><span style="font-weight: 400;">, 10-11 Ağustos’ta sempozyumun ilk ayağı kabul edilebilecek bir çalıştay da yaptı. Ayrıca ekip, “Hegomanik Erkeklik” kitabını çevirip Türkiye literatürüne kazandırdı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eleştirel Erkeklik İncelemeleri İnisiyatifi, aynı zamanda hakemli bir dergi olan </span><i><span style="font-weight: 400;">Masculinities: A Journal of Identity and Culture’ı (Erkeklikler: Kimlik ve Kültür Dergisi)</span></i><span style="font-weight: 400;"> çıkarıyor. Sempozyumdaki kimi sunumların dergide yer alması düşünülüyor. Duygu Altınoluk, dergi için yazı beklediklerinin de duyurusunu yapıyor. </span></p>
<p><b><img decoding="async" class="wp-image-42308 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/tolga-ulusoy-640x853.jpeg" alt="" width="265" height="353" />Tolga Ulusoy: Ataerkil Rejimdeki Eşitsizliğin Çocuk Oyunlarına Nasıl Yansıdığı Önemli</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Akademisyen Tolga Ulusoy, sempozyuma “Cinsiyetçi Sosyalleşmenin Bir Etmeni Olarak Çocuk Oyunları: Dokuz Aylık Oyunu Örneği” adlı konuşmasıyla katkı sundu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyoloji ve Antropoloji eğitimlerinin ardından kadın çalışmaları alanında yüksek lisan yapan Ulusoy; “Aldığım eğitim sayesinde toplumsal cinsiyet eşitsizliği üzerine kuramsal bir arka plan gelişti zihnimde” diyor. Çocukluk döneminde oynanan Dokuz Aylık isimli oyunun sembolik anlamı hakkında yıllardır düşünüyormuş: “Bu oyunda kaledeki kişi ebe oluyor, diğerleri ona gol atmaya çalışıyor. Her bir gol bir ay yerine geçiyor. Dokuz ay olunca da doğuruyor. Çok sembolik arka planı olan bir oyun. Tabii çocuklar oynarken bu kadar farkına varmıyorlar. Benim konuşmayı üzerine kurmaya çalıştığım nokta, kültürle çocuk oyunları arasındaki ilişki. Ataerkil rejimdeki eşitsizliğin çocuk oyunlarına nasıl yansıdığı üzerine bir konuşma yaptım. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ulusoy, erkeklik çalışmalarının neden kadın çalışmalarına göre daha az olduğunu şu sözlerle detaylandırıyor: </span><b>“</b><span style="font-weight: 400;">Erkeklik çalışmaları toplumsal cinsiyet çalışmaları içerisinde de sonradan gelişmiş bir alan. Ataerkil yapıya karşı ilk isyan edenler doğal olarak kadınlar oldu. Çünkü kadınlar ataerkil pratikler ve söylemler tarafından daha çok eziliyorlar. Erkekler nispeten daha avantajlı. Bu nedenle kadın çalışmaları daha öne çıkıyor. Tabii radikal feminizmdeki özcü yaklaşımları, “tüm kötülüklerin kaynağı erkeklerdir” gibi genellemeleri irdelemek lazım. 60’lar ve 70’li yıllardaki radikal feminizmin, hem erkekliğe hem de kadınlığa nispeten özcü yaklaşımı biraz olumsuz. Bugün özellikle erkek hakları koruyucuları tarafından kadınlara karşı getirilen en önemli eleştirilerden biri erkekleri kötü olarak, kötülükle bağdaştırarak anlatmaları. </span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-42312 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/IMG-7955-640x853.jpg" alt="" width="241" height="321" />“Üçüncü Dalga Feminizm Erkeklik Çalışmalarını Da Hızlandırıyor”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ulusoy’a göre yine de her düşünceyi kendi bağlamında değerlendirmeli: “Bu özcü bir yaklaşım tabii ama her yaklaşımı kendi bağlamında değerlendirmek gerekiyor. Yani radikal feminizmin kendi çıktığı dönemi düşündüğümüzde binlerce yıllık ataerkil düzenin baskısına karşı isyan eden kadınların birazcık aşırıya kaçmış düşünceleri olarak yorumlayabiliriz. Sonra 80’li yıllarda üçüncü dalga feminizm başlıyor. Radikal feminizmin hem beyaz hem Avrupa, Amerika kökenli olması bakımından batılı olmayanlardan gelen eleştiriler, siyahilerin “beyaz feminizm” etiketi ve eleştirisi, eşcinsel ve trans kadınların yaptığı eleştiriler, “heteroseksüel feminizm” etiketi… Aslında Üçüncü dalga feminizm bize kadınların da tek bir birlik olmadığı, keşisimsel pek çok kimliğin odak noktasında oldukları vurgusunu öğretti. Bu dönemle beraber erkeklik çalışmalarının da yükselmeye başladığını görüyoruz. 80’lerin sonunda ortaya çıkıyor ama 90’lar ve 2000’li yıllarla beraber erkeklik çalışmaları bu eleştirileri de arkasına alarak yükseliyor. Radikal feminizmin özcü, yekpare hale getiren düşüncelerine karşı aslında hem erkeğin hem kadının gizli, bilinemeyen, söylemin ötesinde pratiklerde pek çok farklılıkları olduğu yönünde. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ulusoy erkeklik çalışmaları üzerine en önemli katkının R. W. Connell’den geldiğini söylüyor: Connell’in 1995 yılında yazdığı “Erkeklikler” kitabında erkekliğin aslında pek çok farklı yönünün olduğu ve her erkeğin mutlak olarak ezen olmadığı; madun erkeklerin, mağdur erkekliğin de olduğu yönünde önemli kuramsal müdahale var. Daha sonra da zaten erkeklik çalışmaları bunun hem üstüne kurulmuş hem de eleştirisini yaparak ilerlemiştir.”</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-42306 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/selin-altay-640x480.jpeg" alt="" width="327" height="245" />Selin Altay: “Erkeklikleri Konuşmaya Daha Çok Vakit Ayırmalıyız”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden yeni mezun olan Selin Altay, sempozyumun karşılama komitesinde yer alıyor. Altay, aynı zamanda sempozyum keynote’larından birini sunan </span><span style="font-weight: 400;">Deniz Kandiyoti’nin yazısını Türkçeye çevirmiş. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Selin Altay, sempozyuma katılımın çok yüksek düzeyde olduğunu söylüyor: “Katılım çok yüksek düzeyde. 100’ün üzerinde sunumun yapılacağını öğrenince çok fazla katılım olacağını düşünmemiştim ama ne mutlu ki yanıldım. Dinleyicilerden biri Ürdün’den yeni gelmiş olmasına rağmen etkinliği görmüş ve koşarak buraya gelmiş. Çok mutluluk verici.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sempozyuma erkeklerin ilgisi de oldukça yüksek olmasını da ayrıca memnunluk verici olarak tanımlıyor. </span><span style="font-weight: 400;">Kendisi de Bilkent Üniversitesi </span><span style="font-weight: 400;">Kadın Çalışmaları Topluluğunda yer alan Altay,  kendi topluluklarında erkek katılımının az olduğunu söylüyor: “Üniversitemizde yaptığımız etkinliklere oranla buradaki katılımın çok daha iyi olduğunu söyleyebilirim.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Altay’a göre erkeklik meselesi daha fazla konuşulmalı: “Biz özellikle kadın çalışmaları topluluğunda gerçekten erkeklik meselesine diğer meselelere oranla çok az değiniyoruz. Belki de genç bir kitle olduğumuzdandır bilmiyorum ama erkekleri konuşmayı atlıyoruz. Bu sempozyumda gördüğüm kadarıyla eleştirel erkeklik kadınlarla eşit oranda, hatta belki de daha bile fazla konuşulmalı. Her ne kadar akademik bir ortam da olsa üniversite öğrencilerine yöneldiğinizde genelde konuşulanlar kadın sorununa güncel meselelere değinmek oluyor. Bizim yaptığımız bana göre her zaman, her sene başından konuyu basit ele almak oluyor. Erkeklik meselesine gelmek biraz daha kompleks bir durum. Genelde sonuçları konuşuyoruz ama başlangıcı konuşamıyoruz. Her gün kadınlar öldürülüyor ve biz de ailen bunu konuşmamız gerekiyor. Sadece kadın boyutunu konuşurken erkeği atlıyoruz sanki. Kadın çalışmalarıyla birlikte erkeklik çalışmaları da konuşulursa çok daha sağlıklı ilerleyeceğimize inanıyorum.” </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/18/erkeklik-halleri-tartisildi-nasil-olusuyor-nelere-sebep-oluyor/">Erkeklik Halleri Tartışıldı: Nasıl Oluşuyor, Nelere Sebep Oluyor?  </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yıkayınca Geçmiyor, ama Konuşmak Dönüştürebilir: Erkeklik</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/24/yikayinca-gecmiyor-ama-konusmak-donusturebilir-erkeklik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seçil Türkkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 May 2018 09:50:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştirel Erkeklik İncelemeleri İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek]]></category>
		<category><![CDATA[Erkeklik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=27068</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumun bir kısmı ‘erkeklik’ kavramını neredeyse küfür gibi kullanırken bir diğer kısmı yüceltmek için ‘erkeklik’ diyor. Dünyalarımızı ‘ayıran’ erkeklik toplumun içinden nasıl sökülüp atılabilir? Eleştirel Erkeklik İncelemeleri İnisiyatifi “Çözüm önerisi için önce bu konuyu konuşulabilir kılmamız gerek” diyor. Ekip kendisine verilen role uymayan erkeğin iş dünyasından askerliğe, modern tıp uygulamalarından babalık rollerine kadar olan süreçte erkeklikle ezildiğini söylüyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/24/yikayinca-gecmiyor-ama-konusmak-donusturebilir-erkeklik/">Yıkayınca Geçmiyor, ama Konuşmak Dönüştürebilir: Erkeklik</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz hafta <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/16/program-gibi-olmayan-bir-televizyon-programi-ekmek-ve-gul/" target="_blank" rel="noopener">Ekmek Ve Gül ekibiyle yaptığımız söyleşide</a> kadınların bir manada ataerkiyle mücadelesini konuştuk ve meselenin erkeklik tarafına bakmak önemli bir bakış açısı ihtiyacıydı. Bu hafta mikrofonu 2013 yılında İzmir’de kurulan Eleştirel Erkeklik İncelemeleri İnisiyatifi’ne uzattık.</p>
<p>Çalışmaları ataerkinin yerleşmiş toplumsal kodlarla geçtiği, dolayısıyla bu anlayışın oluşturduğu hiyerarşinin erkekleri de farklı derecelerde ezip, kendisine biat etmeye zorladığı görüşünü temel alıyor. Diğer önemli noktaları aşağıda okuyacaksınız fakat ekibin umut verici bir yanıtının altını burada çizmekte bir mahsur yok;</p>
<blockquote><p> Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yarattığı sorunlar, özellikle de gençler arasında, daha büyük bir ilgi ile karşılanıyor ve gençlerin tepkisi ve bu sorunları önleme ve aşma konusundaki azimleri kesinlikle takdire şayan.</p></blockquote>
<p>Akademik camiadaki çalışmalar, erkekliğin kendisi, İnisiyatifin planladığı çalışmalar, seçim döneminde kullanılan dil, çözüm önerileri bu söyleşide karşılaşacağınız başlıklar.</p>
<p><strong>Öncelikle Eleştirel Erkeklik İncelemeleri İnisiyatifi nedir? Kimlerden oluşur ve faaliyetleri nelerdir? Biraz akademik bir yer mi acaba? İlk ekip nasıl toplandı? </strong></p>
<p>2013 yılında, Türkiye’de eleştirel erkeklik incelemeleri alanında çalışmaları bulunan akademisyenler ve aktivistlerle İzmir’de bir atölyede buluşup bu alanda Türkiye’de nelere ihtiyaç olduğunu ve bizlerin neler yapabileceğini konuştuk. Bu toplantıdan, Türkiye’de pek örneği görülmemiş, herhangi bir kuruma bağlı olmayan, kendi içinde hiyerarşiyi reddeden ve eşitlerin birliği esası üzerine kurulu bir çalışma grubu, bir inisiyatif olarak yola devam etme kararı çıktı. Ekip üyeleri arasında Türkiye’nin farklı üniversitelerinde ve üniversite dışında sosyoloji, medya çalışmaları, edebiyat, psikoloji, felsefe, siyaset bilimi ve kuir aktivizmi alanında çalışan arkadaşlarımız var.</p>
<p>Bu ekip ile birlikte 2013 yılından bu yana, ulusal ve uluslararası katılıma açık Türkiye’nin ilk çağrılı erkeklikler sempozyumunu düzenledik; Ankara, İzmir, İstanbul ve Trabzon’da atölye çalışmaları organize ettik; bu süre içinde bir çok etkinliğe ve çalışma toplantısına konuşmacı ve katılımcı olarak davet edildik; bir çok yüksek lisans ve doktora öğrencisini bu alanda çalışmaya teşvik ettik ve bu konuda araştırma yürütmek isteyenlere destek verdik. Şu günlerde 9. sayısını çıkarmaya hazırlandığımız bir uluslararası akademik dergiyi yürütüyoruz. Masculinities Journal Türkiye’de bu alandaki tek dergi olmasının yanı sıra, uluslararası alanda da kendini kabul ettirmiş saygın bir yayın olarak değer görüyor.</p>
<p><strong>Cinsiyet eşitliği adil ve özgür bir gelecek için şart</strong></p>
<p><strong>Erkekliği nasıl tanımlıyorsunuz? Çerçevesini neyle çiziyorsunuz, ya da çiziyor musunuz?</strong></p>
<p>Eleştirel erkeklik çalışmaları alanı, 70’li yılların sonundan başlayarak feminist mücadelenin yanında kendini konumlandırdı ve  o yıllardan bu yana feminist ve kuir teoriden beslenerek, feminist ve kuir aktivizmi ile yanyana erkeklik rollerinin sorgulanması ve dönüşümüne yoğunlaşan bir anlayışın üzerinde yükseliyor. Bu alanda tek bir erkeklik tanımı yok; dolayısıyla biz de tek bir çerçeve çizmiyoruz.</p>
<p>Ataerkil erkeklik anlayışları, sadece kadınları değil, bu anlayışın oluşturduğu hiyerarşiye göre “daha az” erkek olanları ve LGBTI+ bireyleri de farklı derecelerde eziyor ve kendisine biat etmeye zorluyor. Ekip olarak, toplumsal cinsiyet eşitliği meselesini adil ve özgür bir gelecek kurmanın temel şartı olarak görüyoruz ve bu meselenin, erkekler kendi konumlarını, ayrıcalıklarını, ve sahiplenip korumak zorunda hissettikleri iktidar rollerini sorgulamadan ve bu rolleri dönüştürmeden aşılamayacağına yürekten inanıyoruz.</p>
<p><strong>Role uymayan erkek eziliyor</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-27071 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/33203936_1654026847979617_8628313603713269760_n-1.jpg" alt="" width="454" height="341" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/33203936_1654026847979617_8628313603713269760_n-1.jpg 454w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/33203936_1654026847979617_8628313603713269760_n-1-320x240.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 454px) 100vw, 454px" /></p>
<p><strong>Örneğin bir camia için neredeyse küfürle eşdeğer kullanılan &#8216;erkeklik&#8217; kavramı, bambaşka bir camiada ise &#8216;makbul&#8217; olana işaret ediyor. Bu farkın temelinde ne var?</strong></p>
<p>Erkeklik farklı normları içinde barındıran karmaşık bir toplam bu nedenle de farklı konumlara işaret edebiliyor. Bugün toplumdaki bir çok sorunun kaynağı aslında ataerkinin yarattığı ve erkeklere dayattığı erkeklik rollerinden kaynaklanıyor. Bu rollere uyan ve uymayan erkekler var. Uymayan erkekler toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin mağdurları ve iş dünyasından askerliğe, babalık rollerinden modern tıp uygulamalarına kadar bir çok alanda dayatılan  erkeklik normları altında eziliyorlar. Bu makbul olan/olmayan erkeklikler her dönemde yeniden tanımlanıyor; tanımlar aynı zaman diliminde hızlıca değişebiliyor. Bir norm diğerine karşı hegemonik bir unsur haline geçerek makbul olan tanımın tahtına oturabiliyor. Erkeklikler aslında bu devinimlerin toplamından oluşuyor.</p>
<p><strong>2014 yılında başarılı bir konferans/sempozyum yapmışsınız? Bu çalışma devam edecek mi? </strong></p>
<p>Ülkedeki politik iklim nedeniyle, hazırlıklarını yaptığımız ve hatta davetli konuşmacılarını ilan ettiğimiz ikinci konferansımızı gerçekleştiremedik. Ama vazgeçmiş değiliz, bu konferansı seneye gerçekleştireceğiz. Bunun için yeniden hazırlıklara başladık.</p>
<p><strong>Erkeklik çalışmaları erkeklik normlarına destek gibi algılanıyor </strong></p>
<p><strong>Kadın çalışmak yeterli seviyede olmasa bir bir raddeye geldi. Erkeklik çalışmaları, neden ve nasıl bu kadar sınırlı sayıda kalıyor? </strong></p>
<p>1980’li yıllardan itibaren yurtdışında, 2000’li yılların başından itibaren de Türkiye’de, toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesi çok başka bir çehre kazandı ve şimdi bu mücadeleyi yalnız kadınlar değil, onlarla birlikte LGBTI+ bireyler ve erkekler de üstlenmeye başladılar. Erkeklik adı bu şekilde konmadan çalışılıyordu aslında; militarizm, milliyetçilik, popülizm vb. olgular üzerine çalışan pek çok araştırmacının elinde araştırma nesnesi olarak erkek örgütlenmeleri var. Ancak bu olguları erkeklik üzerinden düşünmek ve eleştirmek bir toplumsal cinsiyet farkındalığı gerektiriyor. Bu yavaş yavaş aşılıyor.</p>
<p>Bu konudaki kısıtları yaratan pek çok unsur var. En önemli handikap erkeklik çalışmaları alanının hakim erkeklik normlarına destek veren bir alan olarak algılanması. Henüz bu konuda kendi yüksek lisans/doktora programlarını oluşturmamış bir alandan söz ediyoruz; bu nedenle diğer bir kısıt da henüz üniversitelerde bu akademik alt yapının oluşmamış olması.</p>
<p><strong>Çözümden önce konuşulur hale gelebilmeli</strong></p>
<p><strong>Temelde &#8216;erkeklik&#8217; konusunun çözümüne dair ne öneriyorsunuz? Ya da öneriniz var mı? Sizlerin içindeki fikir çeşitlilikleri ve görüşler ne yönde?</strong></p>
<p>Bu inisiyatifin her bir üyesi toplumsal cinsiyet rollerini sadece kadın ve erkek ikiliğinin ötesinde çok daha geniş bir kimlik çeşitliliğinde görüyor ve (kendi cinsiyet yöneliminden bağımsız olarak) her bir cinsiyet kimliğinin kendisini ifadesini ve eşit haklara sahip bireyler olarak yaşamlarını sürdürmelerini temel bir yaşam hakkı olarak algılıyor. Bu nedenle kestirme bir çözüm önerimiz yok. Çözüm önerisi için önce bu konuyu konuşulabilir kılmamız gerek; erkeklerin ataerkil erkekliğe nasıl baktığı konusunda yeteri kadar inceleme yapmış değiliz. Bu inisiyatifin üyeleri olarak her konuda aynı düşünmüyor olabiliriz; ancak erkekliklerin araştırma nesnesi olmaları gerektiği konusunda ortak bir perspektifi canlı tutuyoruz. Bu araştırmalar bizi çözüme yaklaştıracak.</p>
<p><strong>Düzenli aralıklarla bir araya geliyor musunuz ve o toplantılarda gündeminizi ne belirliyor?</strong></p>
<p>Düzenli olarak görüşüyoruz. Gündemimiz derginin işleyişinden yapılacak etkinliklere pek çok farklı konuyu kapsıyor. İnisiyatifin aldığı davetler, erkeklik üzerine yapılacak konuşma, atölye ve etkinliklerin organizasyonu da önemli yer tutuyor.</p>
<p><strong>Politik iklim ataerkiyi besliyor </strong></p>
<p><strong>Türkiye yine bir seçim gündeminin içinde. Bu dönemde havaya hakim siyasetin tonunu nasıl buluyorsunuz, ve halkın ya da insanların bu dile müdahale etmesinin yolu neler olabilir? </strong></p>
<p>Siyaset toplumun şekillendirdiği bir alan. Politik söylemler hayata geçebilecekleri koşullar olduğu sürece ayakta kalıyorlar. Hakim dile müdahale edebilmek için önce o dilin tesirinin farkında olmak gerek. Bu nedenle Türkiye’deki politik iklimin ataerkil söylemi benimsiyor ve yeniden üretiyor olmasının, seçimlerden bağımsız olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. İnsanların müdahalesi, kabullendikleri, destek oldukları ve yeniden üretilmesine katkıda bulundukları söylemlerin eleştirisini yürütmeleri ile mümkün olabilir. Erkekliği tartışılabilir kılmadan insanların kanıksadığı söylemlere uzaktan bakmalarını sağlamayız diye düşünüyoruz. Erkeklerin de biraz uzaklaşıp erkeklik normlarına bakmaları gerekiyor.</p>
<p><strong>Dışardan katılımlara açık mısınız? İnsanlar size nasıl ulaşabilir ve neler yapabilir? </strong></p>
<p>Düzenlediğimiz etkinlikler dışarıdan katılıma açık oluyor. Herkes bize dergimizin eposta adresini kullanarak ulaşabilir: masculinitiesjournal@gmail.com</p>
<p>Katılımcıların ilgisi son derece heyecan verici ve geleceğe dönük olarak ümit verici bizlere göre. Toplantılar ve atölyeler sırasında birçok farklı toplumsal gruptan insanlarla bir araya geliyor, tanışıyor, tartışıyoruz. Bir çok insan, eleştirel erkeklik çalışmalarından ilk defa bizim toplantılarımız sayesinde haberdar olduğunu ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine ilişkin görüşlerinin başka bir boyut kazandığını söylüyor.</p>
<p>Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yarattığı sorunlar, özellikle de gençler arasında, daha büyük bir ilgi ile karşılanıyor ve gençlerin tepkisi ve bu sorunları önleme ve aşma konusundaki azimleri kesinlikle takdire şayan. Bir çok olumsuzluğa rağmen, gençlerin ve özellikle de genç akademisyenlerin cesur tavrı, merakı ve sorgulayıcı bakış açıları önümüzdeki yıllarda bu alanda önemli adımlar atılacağının ve köklü değişiklikler olacağının habercisi bize göre.</p>
<p><strong>‘İşin henüz başlarındayız’ </strong></p>
<p><strong>Nihai hedefinizi nasıl açıklıyorsunuz? </strong></p>
<p>Yürüttüğümüz araştırma ve çalışmaların nihai hedefi erkeklerin erkeklik normlarına eleştirel bakabilmelerini ve bunları toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinden değerlendirebilmelerini sağlamak. Çok zor bir işin henüz başlarındayız. Bu normların çok küçük yaştan itibaren oluştuğunu ve erkeklerin her adımında toplum tarafından pekiştirildiğini eklemek isteriz. Bu nedenle eğer toplumsal cinsiyet konusunda bir farkındalık yaratılacaksa, çok küçük yaşlardan itibaren erkeklikler üzerine konuşabilmeliyiz. Akran zorbalığı, sporda rekabet gibi kulvarlarda aslında erkeklik konusunda eleştirel perspektife sahip olan ve erken döneme eğilen incelemeler yürütülmeye başlandı. Bu çalışmaları çok önemsediğimizi de belirtmek isteriz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/24/yikayinca-gecmiyor-ama-konusmak-donusturebilir-erkeklik/">Yıkayınca Geçmiyor, ama Konuşmak Dönüştürebilir: Erkeklik</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
