<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ekolojik Yaşam arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/ekolojik-yasam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ekolojik-yasam/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 05 Nov 2021 12:41:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Ekolojik Yaşam arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ekolojik-yasam/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ekolojik Yaşamaktan Yorulmadınız mı?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/05/ekolojik-yasamaktan-yorulmadiniz-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Güneşin Aydemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Nov 2021 12:41:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Ekoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=75704</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ekoloji, bağlantıları keşfetme bilimidir. Kendi doğamızla, potansiyelimizle, bize verilmiş becerilerle bağlantıya geçerek yaşamaktır ekolojik yaşam. Çünkü insan kendi doğal hâlini buldukça heves, merak ve tutku ortaya çıkar. Bu hisler kendisinin bütünle bağlantısını kurmasına yardım eder ve bütünü kavramaya adım atar böylelikle. Kendi doğasını bulan insan ne yapsa “ekolojik” olur.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/05/ekolojik-yasamaktan-yorulmadiniz-mi/">Ekolojik Yaşamaktan Yorulmadınız mı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Buğday Derneği iletişim ekibinden Ayşik (Ayşe Nur) benden bir yazı istedi. Teselli mahiyetinde. Ben de yazayım diye oturdum bilgisayarın başına. Fazla düzene sokmadan yazacağım bir şeyler. Şimdiden uyarayım, bir giriş-gelişme-sonuç kaygısı taşımadan yazıyorum.</p>
<h5>Yorgun Gönüllere Ortaya Karışık Bir Teselli</h5>
<p>Teselli kelimesini düşündüm. Bir baktım etimolojisine. Arapça “slw” kökünden geliyormuş. Unutturma, gönlünü alma manasına gelirmiş. Elbette daha derin anlamları vardır harf ilmine göre, sayfalarca yazabiliriz ama burada teselli ihtiyacından dem vuralım. Unutmak istediğimiz neler var hayatımızda? Unutmak isteyen kim? Malum, bir ben var benden içerü demiş Yunus Emre.</p>
<p>İnsan’ın hafızası, bilinci başına dert. Bir yanıyla da yapabildikleri, bu sayede. Deneyim ve bilgilerini üst üste koyarak, öncekini hatırlayarak geliyor geldiği yere. Buğdaygiller olarak tohumlara pek değer veririz. Geçmişin bilgileriyle bir domates tohumu, domates atalarının, yetiştiricilerinin, atıldığı toprağın, yetiştiği iklimin bilgisini ve deneyimini taşır bünyesinde. Saymaya kalksak bir tohum içindeki zamanı, kaybolur gideriz.</p>
<p>Victor’un babası (ki onun ismi de Victor idi ama biz ona Tata derdik, Victor gibi), her sofraya oturduğumuzda, tabağındaki yemeğe uzun uzun bakar kalırdı. Sonra, meraklı sessizliğimize cevap mahiyetinde “teşekkür ediyorum” derdi. “Sofraya gelene kadar eli değmiş herkese ve her şeye teşekkür ediyorum. Ve bitiremiyorum teşekkürleri, taa zamanın başlangıcına kadar gidiyor ucu, öyle ki yemeğe geçemiyorum”.</p>
<p>Her düşünce, her niyet de bir tohum gibi davranır özünde.</p>
<p>Durum böyle olunca, yemeği yemeye başladığında, yediği sadece tabağındaki kadar değildi. Tohumlar, tohumların ilk hâlinden bugüne kadar gelen bütün atalarının genleri, tohumları açtıran güneş, tohumları çürütüp içinden can çıkaran toprak, candaki ateş, yağmurla ya da yerin altından gelen su, afetler, gübreler, zehirler; hatta onları eken, bütün bu süreci organize eden, hasat eden, paketleyen, taşıyan, alan, pişiren, servis eden insan ve insanların duygusal hâli, emeği, niyeti de vardı yemeğin içinde. Durum çok bileşenli derken, zamanı ve mekânı aşkın bir bütünlükten bahsediyoruz. “Düşünmeden mideye indirdiğimiz her lokmada, kim bilir neler giriyor bünyemize?” diye düşünmeden edemiyor insan.</p>
<h5>Yediklerimiz Şifamız Olacağına İlletimiz Oluyor</h5>
<p>Şimdi unutuversek bu silsileyi nasıl teşekkür edeceğiz? Hatta bırakalım teşekkür etmeyi, nasıl sindireceğiz?</p>
<p>Nitekim sindiremiyoruz. Yediklerimiz şifamız olacağına illetimiz oluyor bu şekilde. Mesele sadece sentetik zehirler de değil. Düşünsel zehirler de hasta eder, artık bunu biliyoruz. O nedenle sistem bütün olarak arınmalı, bunu savunuyoruz.</p>
<p>Kontaminasyon (bulaşan kirlilik) sadece bir son ürünün dokusundaki kimyasalda, taşındığı kasada, beklediği depoda değil, tüm boyutlarında gerçekleşiyor. Bu bütünsel arınma olmadan sadece kötünün iyisine teslim oluyoruz. O da tartışılır.</p>
<p>Bundandır sadece organik üretimin yeterli olmaması. Ya da tek başına onarıcı tarım yeterli değildir. Ya da sadece yoga yapmak, takas etmek, adil ticaretle uğraşmak, masal anlatmak, sanatla uğraşmak, bilimle uğraşmak yetmez. Hepsi mevzi birtakım düzeltmelerdir. Çünkü yaşamın kendisi kaotiktir, yani karmaşık hatta karmakarışıktır.</p>
<p>Ne yapıyor olduğumuzu bilsek dahi, aydınlanmış bir bilinçle baksak dahi, sonuçlarını asla tahmin edemeyeceğimiz bir ağdır yaşam. Her ne yapıyorsak yapalım sonuçlarını tam olarak bilemeyeceğimiz için de büyüklerimiz “Allah rızası için” diye başlarlar işlerine. Burada Allah, o bilinemez olan, o büyük gizem, asla tahmin edemeyeceğimiz bütündür özünde, hepimizin oluşturduğu büyük akıldır. Hatta o akıldan da fazlasıdır. Zira bütün, parçaların toplamından her zaman daha büyüktür.</p>
<p>Yaptıklarımızın sonucunu küçük akıllarımızla bilmemiz mümkün değildir. Sadece iyi olması için niyet edebiliriz ve bu çok şeyi değiştirebilir, evet. İyi ve kötü nedir, üzerine günlerce konuşuruz elbette ama şimdilerde “bütünün hayrına” dedikleri şey bu olsa gerek. Ki biz niyetimizle ancak kendi zulmümüzden korunmayı dileyebiliriz. “Bir bütün var benden içerü” diyerek ufak bir dokunuş yapalım, haddimizi aşarak.</p>
<h5>Doğa Hiçbir Şey İçin Çabalamaz</h5>
<p>Ekolojik yaşamla ilgili pek çok eğitim veriliyor: “Şöyle şöyle yaparsak ayak izimiz küçülecek. Dünyaya karşı sorumluluğumuzu yerine getireceğiz. Biz doğanın bir parçasıyız ve doğa hastalanırsa biz de hastalanırız”. Ya da, “kompost yaparsak, sıfır atık moduna geçersek, deterjan yerine sabun kullanırsak, az tüketirsek, kırsala yerleşip sarı kantaron yağı üretmeye başlarsak, çiftçi olursak, şiddetsiz iletişirsek… doğru davranış, doğru insan oluruz” gibisinden laflar, sözler.</p>
<p>Maalesef kötü haber şu ki, bunları yapınca doğa ile uyumlu bir yaşama geçiyor değiliz. Esasen bunları yapmalıyız evet, ancak bunları yapmak, doğayı anlama çabasının “doğal” sonuçlarıdır sadece. Vakti geldiğinde çaba göstermeden oluşacak olan doğal bir sonuçtan bahsediyorum. Her birini tek tek yapmaya çalışmak da çok yorucu bu arada. Çünkü çaba gerektiriyor. Doğa hiçbir şey için çabalamaz. Hatırlayalım; yangınlar çıktığında nasıl da teslim olmuştu. Bütün çabayı gösteren insanlardı.</p>
<p>Her sonucun pek çok öncesi olduğu gibi, bu sonuçların ortaya çıkabilmesi için de ön durum var. Özetle söylemek istediğim, bu eylemleri yaparak doğa ile uyumlu yaşıyor olmayız, biz doğa ile uyumlu bir “hâle” girdiğimizde bu eylemler ortaya kendiliğinden çıkar. Bunun için de işi gücü bırakıp kendimizi ekolojik yaşama adamamız gerekmiyor.</p>
<p>Ekoloji, bağlantıları keşfetme bilimidir. Kendi doğamızla, potansiyelimizle, bize verilmiş becerilerle bağlantıya geçerek yaşamaktır ekolojik yaşam. Çünkü insan kendi doğal hâlini buldukça heves, merak ve tutku ortaya çıkar. Bu hisler kendisinin bütünle bağlantısını kurmasına yardım eder ve bütünü kavramaya adım atar böylelikle. Kendi doğasını bulan insan ne yapsa “ekolojik” olur.</p>
<p>Yapmamız gereken, her ne yapıyor isek oradaki “doğal” hâlimizi bulmak. (Doğanın da öyle çok fazla kuralı yok ha, üç beş kuralla böyle muazzam bir yaşam sistemi yaratıyor, mucizesi burada). Kendi doğal hâllerini bulan zatlar, şu sıralar her şeyden çok ihtiyacımız olan bir alan oluşturur: Huzur. Doğanın huzur vermesi de bundandır. Bu zatlar aynı zamanda kendilerini doğal hâllerinden uzaklaştıracak her türlü eylemi reddederler, yaptıkları her şeye huzur bulaştırırlar ve ancak böyle insanlar kendilerine bir dünya inşa edebilirler.</p>
<h5>Her Şey Her An Değişiyor</h5>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-75708 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/gunesin-aydemir-640x836.jpg" alt="Güneşin Aydemir" width="247" height="323" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/gunesin-aydemir-640x836.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/gunesin-aydemir.jpg 784w" sizes="(max-width: 247px) 100vw, 247px" />Geceleyin uyku aleminde dağılmış zihnimi toparlamak için sabahlarımı kendime ayırıyorum. Odamın penceresinden boş boş bakıyorum. Gökyüzüne, yeryüzüne, üzerindeki ağaçlara, ağaçların üzerindeki kuşlara, uçan böceğe. Kahvemi yudumlarken, sokaktaki sesleri dinliyorum. Kuşlar, köpekler, kediler, uyanan insanlar, yaprakları kıpırdatan rüzgarla selamlaşıyorum. Yazının giriş cümlesine bağlamak için yazdım bunları da.</p>
<p>Geçmişimde, hem ben Güneşin olarak, hem de insan güneşin olarak, sabahtan akşama kadar inkâr etmek ve taş gibi unutmak istediğim çok şey var. Zaaflarım, çekişmelerim, bana kendimi kötü hissettiren her şeyi unutmak istiyorum, hatta olanların olmamış olmamasını isteyecek kadar da hadsizim. Ama penceremden baktığımda her şeyin her an değişmekte olduğunu, her değişimin bir önceki hâl ve hareketle bağlantılı olduğunu görüyorum. Bu durumda ben unutsam ne yazar, bütün sistem hatırlıyor olanları. Her yaptığım kayıtlı, hatta her düşünce kırıntım bile.</p>
<p>Düşünmeden edemiyorum, unutmaya verdiğimiz enerji ve emeği, olanı kabul* etmeye verseydik; her durumu yeni bir başlangıç olduğu kadar daha önceki sürümün bir uzantısı olarak görebilseydik; hatta bu yolla unutmak istediğimiz her şeyi yeni doğan günümüze yaren, eşlikçi, vesile etseydik, neler değişmezdi dünyamızda?</p>
<p>İşte benim tesellim burada.</p>
<p><em>*Kabul etmek genellikle boyun eğmek ile karıştırılıyor. Ben burada kabul etmeyi, tam olarak özgürlüğü ele almanın ve hayalini kurduğumuz bir geleceği hikâye etmenin ön koşulu olarak kullanıyorum. Arz ederim.</em></p>
<p><strong><em>Bu yazı ilk olarak 15 Ekim 2021 tarihinde<a href="https://www.bugday.org/blog/ekolojik-yasamaktan-yorulmadiniz-mi/" target="_blank" rel="noopener"> Buğday Derneği sitesinde</a> yayınlanmıştır.</em></strong></p>
<p><strong>Fotoğraflar:</strong> Arzu Kutan</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/05/ekolojik-yasamaktan-yorulmadiniz-mi/">Ekolojik Yaşamaktan Yorulmadınız mı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Tohumdan Toprağa, Topraktan Sofraya Temiz Gıda, Ekolojik Yaşam&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/19/tohumdan-topraga-topraktan-sofraya-temiz-gida-ekolojik-yasam/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cafer Solgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Aug 2019 08:05:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Anka Dersim]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Eyüp Hanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[tunceli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41542</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dersim'de bir grup yurttaş "Anka Dersim" adı altında başlattığı sivil girişimle geleneksel üretimi teşvik eden çalışmalar yürütüyor. Anka Dersim girişimi gönüllülerinden Eyüp Hanoğlu, başlattıkları girişim ve çalışmalarıyla ilgili 'neden' sorusunun yanıtını 'Doğaya, insana ve doğayı birlikte bölüştüğümüz tüm canlılara saygıyı esas alan geleneksel üretimle bağımızı yeniden canlandırmayı amaçladığımız için.' olarak veriyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/19/tohumdan-topraga-topraktan-sofraya-temiz-gida-ekolojik-yasam/">&#8216;Tohumdan Toprağa, Topraktan Sofraya Temiz Gıda, Ekolojik Yaşam&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.facebook.com/ankadersim/" target="_blank" rel="noopener">Anka Dersim</a> gönüllülerinin yürüttükleri araştırmalar sonucu bulunan ve en az 150 yıllık bir geçmişi olduğu belirtilen &#8220;Karakılçık Buğdayı&#8221; tohumları bir çiftçinin bahçesinde ekilerek çoğaltılması sağlandı. Anka Dersim gönüllülerinin 15 Ağustos günü düzenlediği etkinlikle ekim sonucu elde edilen tohumlar bölgede çiftçilik yapan yurttaşlara dağıtıldı. </span></p>
<p><b>Neden &#8216;Anka Dersim&#8217;?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-41544 alignleft" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/08/Ey%C3%BCpHano%C4%9Flu-640x480.jpg" alt="" width="407" height="305" />Doğaya, insana ve doğayı birlikte bölüştüğümüz tüm canlılara saygıyı esas alan geleneksel üretimle bağımızı yeniden canlandırmayı amaçladığımız için. Dersim toplumunun kendi kökleri, dilleri, kültürleri ve değerleri üzerinden yeniden varolmasına katkı koymak istediğimiz için.</span></p>
<p><b>Dersim&#8217;in doğal gıda açısından ifade ettiği önem nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya doğal gıdaya ulaşmak için ciddi para ve kaynak harcıyorken biz bu kaynağın başında oturuyoruz. Kentlerde insanlar huzursuz ve mutsuz! En önemlisi de kentlerde 10 insandan 5&#8217;i hastalanırken, kırsalda 10 insandan sadece 1&#8217;i hastalanıyor. Parayla bulamayacağımız çoğu şey bu topraklarda kendiliğinden var. Türkiye&#8217;nin ve Avrupa&#8217;nın en büyük endemik alanı Dersim coğrafyasıdır. Yine en güçlü su toplama havzası Fırat&#8217;tır ve temeli Dersim coğrafyasındadır. </span></p>
<p><b>Dersim en çok göç veren illerimizden aynı zamanda? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet. Dersim&#8217;in kendi ürünleri ve çeşitleriyle burada büyümeyi ve bu sayede insanlarımızın yerinde, yurdunda yaşamasını sağlayarak göç vermekten kurtulabiliriz. Çünkü bu kültür ancak bu topraklarda bir yaşam seçeneği oluşturarak ayakta tutulabilir! Bunun olanaklarının yaratılmasını elzem görüyor, bunun için uğraş veriyoruz.</span> <span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><b>Geleneksel olmaya önem vermenizin nedeni nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-41557 alignright" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/08/afi%C5%9F-1-640x781.jpg" alt="" width="349" height="426" />Biz, doğal gıda ve temiz çevrenin yanı sıra, Dersim için ayrıca kendi tarihine, kültürüne, değerlerine ve ana dillerine dönüşü de önemsiyoruz. Örneğin eskiden 3-4 yıl çift sürmüş bir öküz, yaşlandığında hemen satılmazdı. Evin emektarı sayılır ve ona saygı duyulurdu. Birkaç yıl bakılır sonra satılırdı ve satılırken de rızalığı istenirdi. Bunca kötüleşen dünya üzerinde, bu tarz değerlerimizin bugün yaratılacak üretim kültürü içinde yaşam bulmasını ve gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamayı önemsiyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fazla ürün almak için bir açgözlülük emaresi olan ve hem insanı hem doğayı ve üzerindeki canlı yaşamı zehirleyen her türlü kimyasal katkıdan uzak; hibrit / yapay tohumlar kullanmadan etik üretim, etik bölüşüm felsefesiyle çıktığımız bu yolda, Anka Dersim olarak geleneksel değerlerimizle hareket ediyoruz. Toprağın rızkı neyse onu olduğu gibi kabul eden, aldığı ürünü hakça bölüşen, her adımında rızalık alıp veren Alevi-Kızılbaş değerleriyle yaşamış atalarımızın geleneğini, bugünün modern dünyasının olanakları içinde varetmeye çabalıyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu açıdan Anka Dersim, önceliğini kendi iç terbiyesine veren, doğanın yarattıklarına saygı ve onu koruma duygusuyla boy veren, bizimle aynı doğayı paylaşan hiçbir canlıya zarar vermeden var olmak isteyen bir üretim anlayışı ve bunun somut uygulamalarıdır. Yanı sıra kendimizin yemediği hiçbir ürünü, başkasına da yedirmeme ahlakını önemsiyoruz.</span></p>
<p><b>Şimdiye kadar neler yaptınız? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlk işimiz buğdaya eğilmek oldu, çünkü sağlığımıza en büyük tehdidi yüksek gluten ve bromür oranlarıyla günlük kullandığımız ekmekler oluşturuyor. Geleneksel tohumların giderek tedavülden kaldırılmış olması ve verim artışı gerekçesiyle kimyasallarla zehirlenmiş tarım alanlarının çokluğu bu tehdidi sürekli diri tutuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz de bu akıntıya karşı kürek çekebilmek için, atalık tohumları çoğaltıp köylere yaygınlaştırarak, daha geniş alanlara ekim yapmayı hedefliyoruz. Şu ana kadar dört yerel buğday türünün ekimini gerçekleştirdik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41546 alignleft" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/08/Ey%C3%BCpHano%C4%9Flu1-640x563.jpg" alt="" width="316" height="278" />Bunlardan biri olan Karakılçık, serin ve görece daha yüksek rakımlarda yetişmekte ve yakın geçmişe kadar Dersim&#8217;de yaygın olarak ekilmiş ancak yabancı hibrid tohumlar karşısında giderek yok olmaya yüz tutmuş siyah başaklı bir buğday türüdür. Gluten oranı yüzde 1&#8217;in altında olup lezzet ve besin değerleri bakımından çok özeldir. Hem potasyum ve fosfor açısından çok zengin hem de A, E, K, C vitaminleri, demir, lif ve protein oranı oldukça yüksek. Dersim coğrafyasında bu buğday iklim, mevsim koşulları ve rakım itibarıyla en iyi Pülümür ve Erzincan tarafında yetişiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz de Anka Dersim olarak bir ton karakılçık tohumunu bu bölgede kimyasal zehirlere maruz kalmamış topraklarla buluşturduk. İlk ekimimizi Pülümür Armağan köyünde Ali Budak&#8217;la birlikte, toprağın ve buğdayın rızalığını isteyerek gerçekleştirdik. Devamla Pülümür&#8217;ün Yarbaşı ve Pancılas köyleri ile Erzincan&#8217;a bağlı Karacalar köyünde de Karakılçık buğdayını toprakla hemhal ettik. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkinci atalık tohumumuz olan Aşure buğdayı, Dersim’in en az beş asırlık yerel buğdayıdır. Sonbaharda ekilir, merkezi ilçelerde yaygın üretimi susuz tarımla yapılır, koyu renklidir. Geçmişi M.Ö. 1000’li yıllara kadar uzanan ekmeklik bir buğday çeşididir. Tohum kaynağına eriştiğimiz Mazgirt ilçemizin Kavaktepe ve Sörek (Karabulut) köylerinde geniş bir alanda arkadaşlarımızla beraber bu buğdayın ekimini ve hasadını gerçekleştirdik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üçüncü atalık tohumumuz ise Dersim’in yazlık buğdaylarından Bare’dir. Zazaca konuşulan yerlerde “Usare” diye adlandırılır. Açık, renkli ve sindirimi rahat bir buğdaydır. Bu buğday türünü tohum çoğaltmak amacıyla Dersim merkez ve Pertek’te ekmeye devam ediyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son buğday türümüz ise Anadolu’nun modern buğdaylarından Gerek-79. Beyaz taneli, kırmızı başaklı, kışa ve kurağa dayanıklıdır. Modern çeşitler içinde ayrıca ele alınması gereken en önemli ikinci ekmeklik buğdaydır. Ekmeğinin kalitesi yüzünden üretimini sürdürmekteyiz. Pertek, Dere nahiyesi Çay köyünde sonbahar ekimi buğday tarlalarımızın hasadını da bir etkinlikle gerçekleştirdik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elde ettiğimiz buğdayların önemli bir kısmını tohum olarak değerlendirip kalanı da su değirmeninde öğütüyoruz. Bu amaçla Anka Dersim ekibi olarak köylülerle birlikte Dere nahiyesinde asırlık bir su değirmenine tekrar hayat kazandırdık. Amacımız bu değirmenlerin ve atalık tohumlarla ekolojik üretim kültürünün Dersim’de daha da yaygınlaşması.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yanı sıra Ovacık’ın Karayonca (Pardi) ve Isıtma (Heniye Sıti) köylerinde yerli atalık üç ayrı Çalı fasulyesi tohumunu toprakla buluşturduk. Çalı fasulyesi, zahmeti bol ve yetişme süresi uzun olduğu için artık giderek tercih edilmiyor. Çünkü Ovacık&#8217;a son yıllarda getirilen ve hızlı yetişip zahmeti az olan Konya tohumuyla rekabet edemez hale getirildi. Oysa çalı, beyaz küçük taneleri, yüksek besin değerleri doyuruculuğu ile hem bünyeyi güçlendiren hem de kilo sorunu yaratmayan şaheser bir fasulyedir.</span></p>
<p><b>Belediyelerle ilişkileriniz var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41547 alignright" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/08/Karak%C4%B1l%C3%A7%C4%B1kBu%C4%9Fday-640x640.jpg" alt="" width="349" height="349" />Pülümür, Ovacık ve Pertek’te belediyelerle birlikte çalışıyoruz. İlçelerde farklı alanlarda yeni projelerin hayata geçirilmesine destekler sunuyoruz. Kültür ve sanat cephesini olanaklarımız ölçüsünde desteklemeye gayret ediyoruz. Dersim’in şifa geleneğinin ayağa kaldırılması, bu alanın geliştirilmesi, arıcılık faaliyetlerinin canlandırılması noktasında da henüz emekleme aşamasındayız. Öte yandan özellikle kadınlarımızın üretim sürecine katılması amacıyla atölye çalışmalarını teşvik ediyoruz. Pülümür Halk Eğitim Merkeziyle başladığımız bir çalışmada Dersim’de üretilen ürünlerin ekolojik torba dikimlerini kadın arkadaşlarımız yapmaktadır.</span></p>
<p><b>Çalışmalarınızda karşılaştığınız zorluklar var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle insanlarımızda bir inanma sorunu var. Dersim, uzun yıllar boyu çok kimsesiz kaldığı ve insanlarımız genelde olumsuzluklar yaşadığı için, yeni şeylere karşı iyimserlik beklentisi az ya da hiç yok! Yanı sıra etrafımız yarım kalmış ya da gerçekleştirilmemiş projeler çöplüğüne dönüşmüş durumda. İnsanlarımızın inanç ve güveni çok fazla suiistimal edilmiş durumda. Bu nedenle önce somut olarak göstermeniz gerekiyor. Bu da bir dezavantaj olmakla birlikte, Anka Dersim’in yaklaşımında bir avantaja dönüşüyor. Çünkü var olma nedenimiz tam da fikirlerimizi realize etmek! </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkinci sıkıntımız, bol su kaynakları içinde olmamıza rağmen sulu arazilerin azlığı. Bu durum üreticileri çok zorluyor ve tarım alanlarının çoğunun atıl kalmasına neden oluyor. Yanı sıra tarımsal üretim koşullarının çok geri olması, makine ve teknik ekipman yetersizliği de bir diğer olumsuz faktör.</span></p>
<p><b>Kısa- orta- uzun vadede hedefleriniz neler?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41548 alignleft" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/08/topluresim-640x400.jpg" alt="" width="405" height="253" />Henüz yolun başında olmamıza rağmen, ciddi bir bilgi ve deneyim biriktirdik. Sahada geniş bir alanda, farklı iklim ve toprak özelliklerinde, farklı tohum çeşitleriyle çalışmak çok geliştirici oldu. Bu günlerde bu deneyimlerimizden öğrendiklerimizle, gelecek dönemin üretim planlamasını yapmaktayız. Bu sene tohumlarımızı biraz daha çoğaltma fırsatını bulduk. Tohumlar çoğaldıkça, hangi bölgeye hangi türler uygunsa, ilgili tohumu köylülere dağıtmak suretiyle Dersim’de hibrit tohumların yerini giderek atalık tohumların almasını sağlamaya gayret ediyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Faaliyete başlarken Dersim’in şifa değeri yüksek bitkilerini açığa çıkarmak ve bunlar üzerinde akademik alanı da dahil ederek çalışmak amacımız vardı. Devamla talep çokluğundan nesli tükenmek üzere olan sarımsak, ışkın ve benzeri türleri kültüre almak istiyoruz. Bu amaçla kimi bitkiler üzerinde başlayan denemelerimizi yaygın ekime dönüştürmek niyetindeyiz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sarımsağın atası sayılan Ovacık dağ sarımsağını farklı alanlarda kültüre almaya başlamıştık. Bu çalışmalar sonucunda, en efektif şeklini bularak Ovacık’ta sarımsak ekimi yapmayı planlıyoruz. Ayrıca katma değeri yüksek olup coğrafyamızda yetişmeyen bitkileri de arkadaşlarımızla birlikte Dersim toprağında test ediyoruz. Bu amaçla Ovacık’ta lavanta, yine Ovacık ve Pertek’te safran bitkisi denemeleri başlamıştı. Koşullar el verirse bu tarz denemeleri geliştirmek ve teşvik etmek istiyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlgilendiğimiz bir diğer alan ise arıcılık. Bal, propolis, polen ve arı sütünün geliştirilmesi ve bu alanda sağlıklı, katkısız üretimlerin yapılmasını teşvik ediyoruz ve destekliyoruz. Aynı zamanda Anka Dersim ürün kalemlerinin içinde de bal ürünleri yer almaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dersim’in nesli giderek tükenen salatalık, domates, mısır, biber, patlıcan, kavun ve kabak gibi bostan bitkilerinin de yerli tohumları ile bahçeler kurmak da gelecek dönem hedeflerimiz içindedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine Dersim’in geleneksel el sanatlarının (astır, cacım, heybe, el işi örmeleri gibi), özellikle kadın emeğiyle üretime geçebilmesi orta vadede yapmak istediklerimizden biridir. Hem bu geleneksel ürünlerimizin kaybolmaması hem de kadınlarımızın üretim sürecine katılıp kendi geçimlerini sağlamaları açısından çok önemli görüyoruz bunu..</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak, Anka Dersim felsefesini, yaklaşımını, gelenekle ve üretimle bağını ortaya koyabileceğimiz bir mekan arayışı içindeyiz. Bunu da realize etmeye çabalıyoruz.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/19/tohumdan-topraga-topraktan-sofraya-temiz-gida-ekolojik-yasam/">&#8216;Tohumdan Toprağa, Topraktan Sofraya Temiz Gıda, Ekolojik Yaşam&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Buğday Derneği, üyelik ekibi için çalışma arkadaşları arıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/26/bugday-dernegi-uyelik-ekibi-icin-calisma-arkadaslari-ariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Apr 2017 07:51:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İş İlanı]]></category>
		<category><![CDATA[Buğday Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik Pazar]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[Kaynak Geliştirme Projesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13878</guid>

					<description><![CDATA[<p>Buğday Derneği, Üyelik Ekibi için çalışma arkadaşları arıyor. Derneğin ilanı şöyle: &#8211; Buğday Derneği&#8217;nin değerlerini koruyarak aktif bir şekilde çalışmalarımızın içinde yer almak ve ekolojik yaşama katkıda bulunmak istiyorsanız, &#8211; Enerjinizi daha fazla insana aktararak çalışmalarımızı geniş bir kitleye ulaştırmak istiyorsanız, &#8211; Yeni bir projenin başlangıç aşamasında olmaktan keyif alırım diyorsanız, &#8211; Yürüttüğümüz çalışmaların sürdürülebilirliği [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/26/bugday-dernegi-uyelik-ekibi-icin-calisma-arkadaslari-ariyor/">Buğday Derneği, üyelik ekibi için çalışma arkadaşları arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Buğday Derneği, Üyelik Ekibi için çalışma arkadaşları arıyor. Derneğin ilanı şöyle:</p>
<p>&#8211; Buğday Derneği&#8217;nin değerlerini koruyarak aktif bir şekilde çalışmalarımızın içinde yer almak ve ekolojik yaşama katkıda bulunmak istiyorsanız,</p>
<p>&#8211; Enerjinizi daha fazla insana aktararak çalışmalarımızı geniş bir kitleye ulaştırmak istiyorsanız,</p>
<p>&#8211; Yeni bir projenin başlangıç aşamasında olmaktan keyif alırım diyorsanız,</p>
<p>&#8211; Yürüttüğümüz çalışmaların sürdürülebilirliği amacıyla,</p>
<p><strong>Buğday Derneği&#8217;nin Üyelik Ekibine Katılmak İster Misiniz?</strong></p>
<p>Cevabınız evetse, sizi de bir parçamız olmaya davet ediyoruz. Buğday Derneği&#8217;nin yeni başlayacak olan Kaynak Geliştirme Projesi kapsamında yarı zamanlı olarak ofis içerisinde ve İstanbul&#8217;da fuar, festival ve ekolojik pazarlarda projelerimiz hakkında bilgi vererek, çalışmalarımızın sürdürülebilirliği için daha fazla kişinin Buğday Derneği&#8217;ne destek olmalarını sağlayacak,</p>
<p>-18-30 yaşları arasında,</p>
<p>-En az lise mezunu,</p>
<p>-Sivil toplum kuruluşlarına ilgi duyan,</p>
<p>-Takım çalışmasına yatkın, enerjik, iletişim becerileri ve özgüveni yüksek,</p>
<p>-Enerjisini daha güzel bir dünya için harcamak isteyen,</p>
<p>-Haftada 3 gün (hafta sonu dahil) çalışabilecek,</p>
<p>kişilerin ekibimize katılmak için başvurularını bekliyoruz.</p>
<p><strong><em>cv@bugday.org</em></strong> adresine “<strong>Üyelik Ekibi Başvuru</strong>” başlığı ile CV ve<strong> ön yazınızı </strong>gönderebilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/26/bugday-dernegi-uyelik-ekibi-icin-calisma-arkadaslari-ariyor/">Buğday Derneği, üyelik ekibi için çalışma arkadaşları arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Sanal Ekolojik Ağ: EKOHARİTA</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2016/01/28/yeni-sanal-ekolojik-ag-ekoharita/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Jan 2016 11:45:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[haritalama]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=2293</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ekolojik etkinlikler, bostanlar, pazarlar, mekanlar, eğitimler vb. hepsi burada. Tüm Türkiye’den çevre etkinliklerinin, kent bostanı, ekolojik pazar, alternatif okul gibi mekanların, eğitim yerlerinin, çevre yazıları ve haberlerin, doğal tarifler, gönüllü bahçıvanlık gibi bilgilerin toplu şekilde yer aldığı ekoharita.com yayında. EkoHarita aynı zamanda mütevazı ve bağımsız bir sosyal ağı da içeriyor. Bu sosyal ağa kayıt olarak, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/01/28/yeni-sanal-ekolojik-ag-ekoharita/">Yeni Sanal Ekolojik Ağ: EKOHARİTA</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Ekolojik etkinlikler, bostanlar, pazarlar, mekanlar, eğitimler vb. hepsi burada.</h3>
<p>Tüm Türkiye’den çevre etkinliklerinin, kent bostanı, ekolojik pazar, alternatif okul gibi mekanların, eğitim yerlerinin, çevre yazıları ve haberlerin, doğal tarifler, gönüllü bahçıvanlık gibi bilgilerin toplu şekilde yer aldığı ekoharita.com yayında.</p>
<p>EkoHarita aynı zamanda mütevazı ve bağımsız bir sosyal ağı da içeriyor. Bu sosyal ağa kayıt olarak, zaman tünelinde paylaşımlar yapabiliyor, belli konulara dair tartışma grupları kurabiliyor.</p>
<p>“Gazete“ bölümünden EkoHarita’ya eklenen noktaların web sayfalarında yer alan haberler tek bir noktadan takip edebiliyor, EkoHarita yazarlarının paylaştıkları yazılar takip edilebiliyor, etkinlik, film, kitap vb tavsiyelerine ulaşılabiliyor.</p>
<p>Başlangıçta bir eko-blog olarak düşünülen ve daha sonra bir sanal ekolojik ağ halini alan bu proje Alper, Yağmur, Sedef, Bilge ve Müge‘nin kişisel çabaları ve çalışmalarıyla 2015 yılında filiz verdi. Başta basit düşünülen harita, daha sonra interaktif, herkesin dilediği yeri ekleyebileceği bir haritaya dönüştü. Ardından site içerisinde bağımsız bir sosyal ağ yapısı oluşturularak eğitimlere ve etkinliklere dair güncellenebilecek bir takvimle tüm ekoloji temalı web sitelerinin içeriklerinin de bir arada toplanabilmesine olanak tanıyan bir otomatik veri toplama sistemi de projeye dahil oldu. Böylece EkoHarita çok fonksiyonlu bir portala dönüştü.</p>
<p>EkoHarita ekibine dahil olmak ya da destek olmak isteyenlerin, basit bir formu doldurması yeterli.</p>
<p>Ekoharita’ya ulaşmak için <a href="http://www.ekoharita.com/" target="_blank">tıklayınız</a>.</p>
<h6></h6>
<h6></h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/01/28/yeni-sanal-ekolojik-ag-ekoharita/">Yeni Sanal Ekolojik Ağ: EKOHARİTA</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İğneada diken üstünde</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/23/igneada-diken-ustunde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Oct 2015 10:21:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[iğneada]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer santral]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=3098</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin 3’üncü nükleer santralinin İstanbul&#8217;a 120 km mesafedeki cennet parçası İğneada’ya yapılacağı açıklaması, tüm çevrecilerin tepkisini çekti. Dünyanın üç longoz ormanından birine sahip İğneada’yı geri dönülemez müdahalelerden korumak isteyen STK’lardan biri de Yeşil Bilgi Platformu. Web sitesinde konuya yer veren platform, “doğa geri almadan sesime ses ver” diyor. &#160; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Ali [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/23/igneada-diken-ustunde/">İğneada diken üstünde</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Türkiye’nin 3’üncü nükleer santralinin İstanbul&#8217;a 120 km mesafedeki cennet parçası İğneada’ya yapılacağı açıklaması, tüm çevrecilerin tepkisini çekti. Dünyanın üç longoz ormanından birine sahip İğneada’yı geri dönülemez müdahalelerden korumak isteyen STK’lardan biri de <a href="http://www.yesilbilgi.org/">Yeşil Bilgi Platformu</a>. Web sitesinde konuya yer veren platform, “doğa geri almadan sesime ses ver” diyor.</h3>
<p>&nbsp;</p>
<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Ali Rıza Alaboyun’un, üçüncü nükleer santral için doğa harikası İğneada’yı işaret etmesi çevreciler arasında büyük infiale yol açtı. Bu bölgenin, tehlike altındaki 184 kuş türüne ev sahipliği yaptığına, Türkiye’deki hayvanların yüzde 57’sinin İğneada’da yaşadığına dikkat çeken çevrecilere göre, inşaatı ve nükleer santralin kendisi, tüm doğanın, longoz ormanlarının ve korunması gereken türlerin son bulmasına neden olacak.</p>
<h4><strong>DÜNYADAKİ 3 LONGOZDAN BİRİ</strong></h4>
<p>İğneada’ya yapılması planlanan nükleer santralin, dünyanın üç longoz ormanından birine sahip bölgeyi ciddi anlamda tahrip edeceği savunuluyor. Longozlar dünyada sadece Amazon, Afrika Kongo Havzası ve İğneada’da bulunuyor. Ayrıca, Bern Sözleşmesi ölçütlerine göre bölgede konaklayan veya yaşayan 184 kuş türü, koruma altına alınması gerekenler arasında.</p>
<h4><strong>ORMANLAR TAHRİP EDİLECEK</strong></h4>
<p>Çevre Sorunları Araştırma Merkezi Başkanı Baran Bozoğlu da İğneada’daki longoz ormanlarında hâlâ yeni türlerin keşfedildiğini belirterek, “Yağmur ormanları nasıl değerli ve mevsimleri değiştirecek kadar önemliyse longozlar da Türkiye için bu kadar kıymetlidir” dedi. İğneada’nın çok hassas bir habitatı olduğunu dile getiren Bozoğlu, “Kuzey ormanları yok ediliyor, bir burası kalmıştı burası da yok ediliyor. Neden burası seçildi? Nükleer santral için elektrik iletim hatları da yapmaları gerekiyor. Bu hatlar ağ gibi ormanların içinde yayılacak. Bu da cennet ormanlarda ciddi tahribat yaratacak” görüşünü savundu.</p>
<h4>RAKAMLARLA YEŞİL BİLGİ PLATFORMU</h4>
<p>&nbsp;</p>
<h3><a href="http://www.yesilbilgi.org/tohum/default.aspx"><img decoding="async" src="http://www.yesilbilgi.org/Data/Sites/6/images/rakamla_ybp.jpg" alt="" />  </a></h3>
<h3></h3>
<h3>Çocuklara yeşil bilgi tohumlar için <a href="http://www.yesilbilgi.org/tohum/default.aspx">tıklayınız.</a></h3>
<h3></h3>
<h3>LONGOZ NEDİR daha fazla bilgi için LONGOZU KORU&#8217;ya <a href="http://longozukoru.org/default.aspx">tıklayınız.</a></h3>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/23/igneada-diken-ustunde/">İğneada diken üstünde</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali başlıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/21/bozcaada-uluslararasi-ekolojik-belgesel-festivali-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 2015 11:47:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[film festivali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=3156</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kuzey Ormanları Savunması’nın web sitesi, Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali’nin açılışını şöyle duyuruyor: “Aynı gökyüzü altında direnenlerin hikayeleri, Çanakkale’nin dört tarafı sularla çevrili, bereketli bağlarının üzümü lezzetli, o bağlar betona dönüşmesin diye mücadele eden şirin ilçesi Bozcaada’da bir araya geliyor.” Kuzey Ormanları Savunması’ndan yapımcı / senarist Funda Alp’in de jürisinde yer aldığı Bozcaada Uluslararası Ekolojik [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/21/bozcaada-uluslararasi-ekolojik-belgesel-festivali-basliyor/">Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Kuzey Ormanları Savunması’nın web sitesi, Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali’nin açılışını şöyle duyuruyor: “Aynı gökyüzü altında direnenlerin hikayeleri, Çanakkale’nin dört tarafı sularla çevrili, bereketli bağlarının üzümü lezzetli, o bağlar betona dönüşmesin diye mücadele eden şirin ilçesi Bozcaada’da bir araya geliyor.” Kuzey Ormanları Savunması’ndan yapımcı / senarist Funda Alp’in de jürisinde yer aldığı Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali’nin (BİFED) ikincisi, 22 – 25 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek.</h3>
<p>&nbsp;</p>
<p><img decoding="async" src="http://bonpurloryan.com/wp-content/uploads/2015/08/bifed.jpg" alt="" /></p>
<p>Festivalde, konularına göre yediğimiz nedir, enerjinin bedeli, turizmin bedeli, yerel yaşam – yaşam hakkı, yerleşimler, geriye bakmak, iş, çatlamalar, yaşamın gölgeli alanları ve duyuların sınırları olarak on kategoride özetlenen belgeseller, dünya üzerinde benzer sorunlarla mücadele edenlerin ortak ve farklı mücadele yöntemleriyle ilham taşıyor.</p>
<h4><strong>45 ÜLKEDEN 180 FİLM</strong></h4>
<p>Bu yıl 45 ülkeden 180 filmin başvuruda bulunduğu BİFED’in yarışma bölümünde 13 ülkeden 16 film yer alacak. Kömürlü termik santraller, nükleer santraller, HES’ler, doğayı talan eden, bir çevre felaketine ya da yaşam hakkı müdahalesine dönüşecek her türlü girişime karşı yaşamdan yana duranlara umut vermek, birlikte ve güçlü olduklarını hissettirmek, hem dünyadaki diğer felaketlerden, gelişmelerden, hem de birbirlerinden ve mücadelelerinden haberdar etmek amacındaki festival boyunca beyaz perdeye altmış beşten fazla film yansıyacak.</p>
<p>Japonya, Myanmar, Şili, Meksika, Kore, Fransa, İtalya, Türkiye, İsveç yapımı belgesellerle oldukça geniş bir coğrafyaya yayılan festivalin yarışma bölümünde gösterilecek filmlerin konuları nükleer felaketlerden dijital kirliliğe, küçük ve yöresel tarımdan küresel gıda üretimine, göçten yoksulluğa ve su kaynaklarının tükenmesine, tarım işçilerine, kırsaldan şehre yaşam mücadelesine ve direnişlere uzanıyor. Dayanışma hareketleri, kırsal nüfusun hayatta kalma hikayesi ve sürdürülebilir-yenilenebilir enerji üretimi mücadelelerinin hükumetler ve çok uluslu şirketlerin engellerine takılarak nasıl çevresel bir kabusa dönüştüğü sorgulanıyor.</p>
<h4><strong>TOHUM TAKAS ŞENLİĞİNDE YEREL DİRENİŞ HİKAYELERİ</strong></h4>
<p>BİFED’in festival başkanlığını Bozcaada Belediye Başkanı Hakan Can Yılmaz, festival koordinatörlüğünü yönetmen Ethem Özgüven, festival yönetmenliğini ise Petra Holzer Özgüven üstleniyor. Daimi teması ekoloji olan ve bu alandaki sanatsal üretimleri desteklemek, ödüllendirmek, adanın ve yörenin ekolojik sorunlarıyla ilgili bilim insanlarını, sanatçıları ve yerel üreticileri bir araya getirmek niyetiyle geçen yıl oluşan BIFED, bu yıl da film gösterimlerinin yanı sıra sergiler, atölyeler, üzüm ve bağcılık üzerine paneller ve tohum takas şenliğiyle çeşitlenecek.</p>
<p>Geçen yıl zeytin nöbetiyle tanıdığımız, Manisa’nın Soma ilçesinde köylerine bölgenin ikinci termik santralinin kurulmasını engelleyen Yırca köyünün kadınlarının termik santral direnişinden sabun üretimine evrilen hikayeleri ve kendilerine alternatif bir geçim kaynağı yaratan “Kömürün İsi, Sabunun Misi” girişimleri de festivalde dillendirilecek.</p>
<p>Belgesel izleyicisiyle dünyanın ekoloji hikayelerini Ada’da bir araya getirecek olan festivalde Fethi Kayaalp Büyük ödülü için yarışacak ve ilk üçe girecek filmlere toplam 15 bin TL ödül verilecek.</p>
<h4><strong>BU YIL ÖĞRENCİ FİLMLERİ DE YARIŞACAK</strong></h4>
<p>Bu yıl BIFED’in öğrenci filmlerini desteklemek ve farklı bir yarışma alanı sağlamak için eklenen bölümünde Gaia Ödülü için yarışacak öğrenci filmleri,  İşçi Filmleri festivali kurucularından fotoğraf sanatçısı Alaattin Timur, Eurocup Moskova Çevre Filmleri Festivali kurucu yönetmeni Anastasia Laukannen ve sinema yazarı Janet Barış’tan kurulu jüri tarafından değerlendirilecek. İstanbul Uluslararası Çocuk Filmleri Festivali’nin işbirliğiyle gerçekleşecek Anka Atamer Çocuk Filmleri bölümü, küçük izleyicilerin dikkatini çekecek.</p>
<p>22-25 Ekim tarihleri arasında Bozcaada, hem belgesel film festivalinin hareketliliği, hem kendiliğinden anlatacağı üzüm bağları, havası ve el değmemiş kıyıları için neden ‘gelişmemeye’ direndiğinin hikayesi, hem de bir film karesi tadındaki sokakları, köşe başlarını tutan ada kargaları ve sonbahar renkleriyle festivale gelenleri karşılayacak.</p>
<p><strong>FESTİVAL JÜRİSİ &#8211; </strong>Bu yılki Festival Jürisi yapımcı ve senarist Funda Alp, ABD’li belgesel yönetmeni ve insan hakları aktivisti Liz Miller, Yunan sinema yazarı Maria Chalkou, belgesel yönetmeni ve yapımcı Manou Khalil, gazeteci ve belgesel yönetmeni Banu Güven, yönetmen Özcan Alper, belgesel yapımcısı Gaye Günay ve Cinemambiente Festivali Yönetmeni, GFN kurucusu ve sinema yazarı Gaetano Capizzi’den oluşuyor.</p>
<p>Ayrıntılı bilgi için <a href="http://www.bifed.org/">tıklayınız. </a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/21/bozcaada-uluslararasi-ekolojik-belgesel-festivali-basliyor/">Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMA: Türkiye`nin tarım alanı ihtiyacı 5 yılda 535 bin futbol sahası kadar artacak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/21/tema-turkiyenin-tarim-alani-ihtiyaci-5-yilda-535-bin-futbol-sahasi-kadar-artacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 2015 11:38:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=3146</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada yetersiz ve sağlıksız beslenen 795 milyon insan olduğuna vurgu yapan TEMA Vakfı Genel Müdürü Doç. Dr. Barış Karapınar, &#8220;Türkiye&#8217;de 2020 yılına kadar nüfus 5 milyon artacak. Bu durumda üretimin 1 milyon ton yükselmesiyle birlikte yaklaşık 535 bin futbol sahası kadar (400.000 hektar) daha tarım alanına ihtiyaç duyulacak&#8221; dedi. &#160; 13 YILDA 2,4 MİLYON HEKTAR [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/21/tema-turkiyenin-tarim-alani-ihtiyaci-5-yilda-535-bin-futbol-sahasi-kadar-artacak/">TEMA: Türkiye`nin tarım alanı ihtiyacı 5 yılda 535 bin futbol sahası kadar artacak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Dünyada yetersiz ve sağlıksız beslenen 795 milyon insan olduğuna vurgu yapan TEMA Vakfı Genel Müdürü Doç. Dr. Barış Karapınar, &#8220;Türkiye&#8217;de 2020 yılına kadar nüfus 5 milyon artacak. Bu durumda üretimin 1 milyon ton yükselmesiyle birlikte yaklaşık 535 bin futbol sahası kadar (400.000 hektar) daha tarım alanına ihtiyaç duyulacak&#8221; dedi.</strong></h3>
<p>&nbsp;</p>
<h4><strong>13 YILDA 2,4 MİLYON HEKTAR TARIM ARAZİSİ KAYBEDİLDİ</strong></h4>
<p>&#8220;Yeterli ve sağlıklı gıda üretimi için gereken verimli tarım alanları büyüme odaklı ekonomik politikalara feda ediliyor&#8221; diyen Karapınar, Türkiye’de 13 yılda kaybedilen tarım arazisinin 2,4 milyon hektar (tarım arazilerimizin %9’u) olduğunu belirtti. 1920’lerin başında arazilerin %56’sını oluşturan meraların oranının bugün %19’a gerilediğinin altını çizen Karapınar, mevcut meraların %70’inde de bitki örtüsünün zayıf ve verimsiz olduğunu söyledi. &#8220;Toprağı koruyan, erozyonu engelleyen, su üretimini sağlayan orman alanları son yıllarda hızlı bir şekilde yok oluyor&#8221; diyen Karapınar, şimdiye kadar 2/B uygulamasıyla 473.420 hektar alanın orman rejimi dışına çıkarıldığını ifade etti. Karapınar, &#8220;Orman Kanunu kapsamında madencilik, ulaşım, enerji ve benzeri amaçlı tesisler için verilen izinlerle 2013 sonuna kadar 414.222 hektar ormanlık alan yok oldu&#8221; dedi.</p>
<h4><strong>KIRSALDAKİ YOKSULLARIN GEÇİM KAYNAKLARI GELİŞTİRİLMELİ</strong></h4>
<p>Karapınar şöyle devam etti: “Ekonomik büyüme yoksullukla ve açlıkla mücadele için yetersiz. Özellikle kırsaldaki yoksulların geçim kaynaklarının geliştirilmesi ve gelirlerinin iyileştirilmesinde en temel prensip kapsayıcılık. Bu yaklaşım açlıkla mücadelede ve gıda güvenliğinin sağlanmasında en etkin araçlardan biri. Gıda güvenliğini sağlamanın en kolay yolu, önce gıda egemenliğini sağlamaktan geçiyor. Bunu başarmak için küçük çiftçilerin, küçük ölçekli balıkçıların ve orman köylülerinin araziye, suya, yatırım desteklerine, eğitim ve sağlık olanaklarına erişiminin sağlanması gerekiyor. Bu erişim ne ölçüde sağlanırsa yoksullukla ve açlıkla mücadelede o oranda başarılı olabiliriz.”</p>
<h4><strong>TÜRKİYE&#8217;DE GIDA İHTİYACI ARTACAK</strong></h4>
<p><strong>Gelişmekte olan ülkelerdeki nüfusun içinde yetersiz beslenen insanların payı 1990’lardan beri %23.3’ten %12.9’a indi.</strong> Türkiye için resmi sayılar olmamakla birlikte Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü verilerine göre aç ya da yetersiz beslenen nüfus toplam nüfusun %5’inden az. Bununla beraber Türkiye’de 2020 yılında 5 milyon nüfus artışı olacağı tahmin ediliyor. Eklenen nüfus için beslenmede en önemli kısmı tutan tahıl üretimi dikkate alındığında, üretimin 1 milyon ton artması gerekiyor. Bu durum, eğer verimlilik artışı sağlanamazsa, yaklaşık 400.000 hektar tarım alanına daha ihtiyaç duyulacağı anlamına geliyor.</p>
<h4><strong>KÖMÜR TARIMI TEHDİT EDİYOR</strong></h4>
<p><strong>Türkiye’nin en önemli tarım havzaları kömür tehdidiyle karşı karşıya; Mersin-Adana-İskenderun hattında 16 yeni kömürlü termik santral, Çanakkale’de 12 yeni kömürlü termik santral yatırımı planlanıyor.</strong> Afyon Dinar, Eskişehir Alpu, Trakya Ergene, Konya Havzası gibi önemli tarımsal bölgelerde linyitin çıkarılması için kömür madenleri açılacak. Türkiye’nin buğday ambarı Konya Havzası’nda 20.000 hektarlık alanın kömür havzasına dönüştürülmesi, kömürün çıkarılması için havzadaki yer altı sularının çekilmesi planlanıyor. Bu çalışmalar binlerce insanın elinden arazilerinin, geçim kaynaklarının alınmasının ötesinde ülkenin toprak, su kaynaklarının tahrip olmasına,  gıda egemenliğine dolayısıyla gıda güvenliğine yönelik ciddi bir tehdidin oluşmasına neden olacak. Bu bakımdan kömür politikalarını yalnızca bir enerji meselesi değil aynı zamanda bir gıda hakkı ve su hakkı meselesi olarak da ele almak gerekir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/21/tema-turkiyenin-tarim-alani-ihtiyaci-5-yilda-535-bin-futbol-sahasi-kadar-artacak/">TEMA: Türkiye`nin tarım alanı ihtiyacı 5 yılda 535 bin futbol sahası kadar artacak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her günümüzü bir nebze daha ekolojik hale nasıl getiririz?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/07/her-gunumuzu-bir-nebze-daha-ekolojik-hale-nasil-getiririz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2015 12:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=2369</guid>

					<description><![CDATA[<p>Buğday Derneği’nin ‘ekolojik yaşamı’ özendirmek ve bu alanda atılması gereken adımları halka anlatmak amacıyla Heinrich Böll Stiftung Derneği&#8217;nin desteğiyle gerçekleştirdiği ‘Ekolojik Yaşama Giriş Eğitim programı’ (EYG), Arhavi ve Kayseri’de devam edecek. 17-18 Ekim’de Arhavi’de, 21-22 Ekim’de Kayseri’de gerçekleşecek olan eğitim programında, “her günümüzü bugün olduğundan bir nebze daha ekolojik hale nasıl getiririz&#8221; sorusunun cevabı aranıyor. Buğday Derneği&#8217;nin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/07/her-gunumuzu-bir-nebze-daha-ekolojik-hale-nasil-getiririz/">Her günümüzü bir nebze daha ekolojik hale nasıl getiririz?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Buğday Derneği’nin ‘ekolojik yaşamı’ özendirmek ve bu alanda atılması gereken adımları halka anlatmak amacıyla Heinrich Böll Stiftung Derneği&#8217;nin desteğiyle gerçekleştirdiği ‘Ekolojik Yaşama Giriş Eğitim programı’ (EYG), Arhavi ve Kayseri’de devam edecek.</h3>
<p>17-18 Ekim’de Arhavi’de, 21-22 Ekim’de Kayseri’de gerçekleşecek olan eğitim programında, “her günümüzü bugün olduğundan bir nebze daha ekolojik hale nasıl getiririz&#8221; sorusunun cevabı aranıyor. Buğday Derneği&#8217;nin EYG Eğitimi, yaşamını dönüştürmek isteyenlere günlük yaşamlarından başlayarak atacakları adımları gösteriyor.</p>
<p>Eğitimin içeriği şu başlıklardan oluşuyor:</p>
<p><strong>&#8211;</strong> <strong>Ekolojik</strong> <strong>Ya</strong><strong>ş</strong><strong>am</strong><strong>ı</strong><strong>n Temelleri</strong></p>
<p>&#8211; <strong>Türetici Olmak, İhtiyaçların Yeniden Tanımlanması</strong></p>
<p>&#8211; <strong>Güvenilir-Gerçek Gıda</strong></p>
<p>&#8211; <strong>Çöpü Azaltmak – Kompost</strong></p>
<p>&#8211; <strong>Zehirsiz Temizlik, Zehirsiz Kozmetik</strong></p>
<p>&#8211; <strong>Sağlık</strong></p>
<p><strong>&#8211;</strong> <strong>Ekolojik</strong> <strong>D</strong><strong>ö</strong><strong>n</strong><strong>üşü</strong><strong>m</strong></p>
<p>Program boyunca, alışveriş alışkanlıklarından güvenilir gıda ve beslenme konusuna, bitkisel ağırlıklı beslenmeden, çöpsüz yaşamın nasıl olabileceğine kadar geniş bir yelpazede eğitim bilgileri veriliyor. Programda eğitmenler Güneşin Aydemir, Hakan Gönül ve Nebile Bayrak görev yapıyor.</p>
<div>Herkese açık ve ücretsiz olan programlara katılmak isteyenlerin, <a href="mailto:egitim@bugday.org" data-cke-saved-href="mailto:egitim@bugday.org">egitim@bugday.org</a> adresine başvurması gerekiyor</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/07/her-gunumuzu-bir-nebze-daha-ekolojik-hale-nasil-getiririz/">Her günümüzü bir nebze daha ekolojik hale nasıl getiririz?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Organik tarım,  9.7 milyarlık dünyada nasıl bir rol oynayacak?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2015/08/10/organik-tarim-9-7-milyarlik-dunyada-nasil-bir-rol-oynayacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2015 15:33:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[organik tarım]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=2006</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün 7.3 milyar olarak hesaplanan dünya nüfusunun bu yüzyılın ortalarına kadar, yaklaşık üçte birlik bir artışla, 9.7 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu büyümenin nerede gerçekleşeceği ve bizim buna nasıl hazırlanacağımız konusu ise değişen iklim kadar önemli bir konu. Peki organik tarım, türümüzün bu denli büyümesi karşısında nasıl bir rol oynayacak? NÜFUS ÜÇTE BİR ARTACAK Birleşmiş [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/08/10/organik-tarim-9-7-milyarlik-dunyada-nasil-bir-rol-oynayacak/">Organik tarım,  9.7 milyarlık dünyada nasıl bir rol oynayacak?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün 7.3 milyar olarak hesaplanan dünya nüfusunun bu yüzyılın ortalarına kadar, yaklaşık üçte birlik bir artışla, 9.7 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu büyümenin nerede gerçekleşeceği ve bizim buna nasıl hazırlanacağımız konusu ise değişen iklim kadar önemli bir konu. Peki organik tarım, türümüzün bu denli büyümesi karşısında nasıl bir rol oynayacak?</p>
<h3>NÜFUS ÜÇTE BİR ARTACAK</h3>
<p>Birleşmiş Milletler, önümüzdeki 15 yıl içinde, dünyada oldukça fazla sayıda insanın yaşıyor olacağının öngörüldüğü 2015 Dünya Nüfus Raporu’nu yayınladı. Bugün 7.3 milyar olarak hesaplanan dünya nüfusunun bu yüzyılın ortalarına kadar, yaklaşık üçte birlik bir artışla, 9.7 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu büyümenin nerede gerçekleşeceği ve bizim buna nasıl hazırlanacağımız konusu ise değişen iklim kadar önemli bir konu. Peki organik tarım, türümüzün bu denli büyümesi karşısında nasıl bir rol oynayacak?</p>
<p>Birleşmiş Milletler’in bulguları esas alınırsa, dünya başka bir açıdan çok net bir şekilde görülebilir. Zengin süpermarket dünyamızın ve çiftçi pazarındaki bereketin dünya çapındaki geçerliliği artık inandırıcılığını yitirmiştir. Birleşik Devletler, dünya nüfusunun küçük bir kısmını temsil etmektedir ve ilerleyen yıllarda aç nüfustaki patlamanın kaynağı da olmayacaktır.</p>
<p>Dünya nüfusunun bugün %60’lık bir kısmı (4.4 milyar) Asya’da, %16’lık bir kısmı (1.2 milyar) ise Afrika’da yaşamaktadır. Toplama göre; Avrupa’nın %10, Latin Amerika ve Karayipler %9 ve Kuzey Amerika (358 milyon) ile Okyanusya (39 milyon) birlikte ancak %5’lik bir paya sahiptir. Çin ve Hindistan ise ayrı ayrı 1 milyarı geçen nüfuslarıyla beraber, sırasıyla %19 ve %18’lik paya denk gelmektedirler.</p>
<p>Dünya nüfusu 1804 yılında 1 milyara ulaşmış ve arkasından gelen 123 yıllık süre içinde de 1927 yılında iki milyarı görmüştür. Sadece son 12 yılda ise toplam dünya nüfusu yaklaşık 1 milyarlık bir artış göstermiştir. Gelecekte ise bundan bile fazla bir artış görünüyor.  Nüfusun, 2030 yılında 8.5 milyar, 2050 yılında 9.7 milyar ve 2100 yılında da 11.2 milyar olacağı öngörülüyor. Ben ne kadar organik sebzeyle beslenirsem besleneyim, son homo-sapiens topluluğunu göremeyeceğim ancak beni esas düşündüren, o insanların nasıl besleneceği!</p>
<p>Beni en çok tedirgin eden iki veri, dünya nüfusunun yaş medyanı, yani dünyanın yarısından büyük ve diğer yarısından genç olduğu yaş ve Afrika’nın 2015 ile 2050 arasındaki dünya nüfus artış hızının yarısından fazlasına katkı yapacağının öngörülüyor olması. İleriki yıllarda yetişkinliğe erişecek ve çocuk sahibi olacak çok sayıda Afrikalı genç, gıda stoklarımızı daha da zorlayacak. En fakir ülkelerdeki nüfus artışının yoğunluğu, yoksulluğu ve eşitsizliği bitirmekle açlık ve beslenme bozukluğuyla mücadele etmek konularında yöneticilerin işini zorlaştıracak.</p>
<p>Tükettiğimiz besinlerin çoğu toprak kaynaklıdır. Ve bizim kalıtsal olarak işlenmiş alg ve mayalardan “gıda benzeri” bazı maddeler elde eden sıradışı işlemlerimiz var ancak temelde birkaç ilkel öğeye sadığız; sağlıklı toprak, temiz su ve dengeli bir iklim. Acaba geleceğimizin temellerini bu üç ortamı esas almak üzerine kurmamalı mıyız? Hangi sistemlere yatırım yapmalı ve bu üç öğenin sağlıklılığı ve dengesine katkı yapma adına hangilerini öğretmeliyiz?</p>
<h3>TOPRAĞIN KALİTESİNİ ARTIRMAK İÇİN</h3>
<p>Sustainable Agriculture Research dergisinde yayımlanan yeni bir haber, organik ve geleneksel tarım yöntemlerini karşılaştıran, tahıl ürünü esaslı en eski araştırmaların altısının sonuçlarını inceledi. Uzun vadeli araştırmalar üreticilerin, organik tarım uygulamaları durumunda toprağın sağlığı, verimlilik, su kalitesinde artış ve ekonomik olarak daha çok yarar elde edeceğini ortaya koydu. Haberin yazarları aktarılan sonuçların, organik tarım yöntemlerinin nitrat kaybını azaltacağı, karbon bağlanmasını destekleyeceği ve çiftçilerin piyasada tutunmasını sağlayabileceğini belirtiyorlar.</p>
<p>Organik yöntemler genişletilmiş nadasa ve organik toprak değişikliğine dayanarak üretimi düzenlemeyi ve iyileştirmeyi amaçlar. Bütün bu yöntemler toprak kalitesini artırır, karbon bağlanmasını ve azot döngüsünü destekler. Toprak kalitesini artıracak ve besin değeri sağlayacak olan organik  maddelerin yönetimi başarılı bir tarımın anahtarıdır. Rapora göre, organik tarım küresel karbon ve azot kullanımı ile su kalitesi, karbon depolanması ve bağlanması için önemli özelliklere sahiptir. Peki aç ve artan nüfusun çözümü organik tarımda olabilir mi?</p>
<p>Modern -sanayileşmiş-  tarım ileri derecede fosil yakıta ve kimyasal girdilere dayanmaktadır. Bunların çoğu, örneğin GDO’lu tohum, yem, gübre ve zirai ilaçlar düzenlemeleri ve ulaşılabilmeleri açısından pahalıdır. Yüksek fiyatlarının yanı sıra bu yöntemlerin;  toprağın fakirleşmesini, su kirliliğini ve toprağın üst tabakasında gerçekleşen kaybı son derece hızlandırdıkları da ortaya konmuştur. Johns Hopkins Bloomberg Halk Sağlığı Okulu’nda  bulunan &#8216;Center for a Liveable Future&#8217; tarafından yayımlanan araştırma, sanayileşmiş yöntemler hakkındaki endişeleri inceliyor. Rapora göre, monokültür, yani belli bir bölgede belli bir bitki türünün uzun yıllar yetiştirilmesi, hem hayvanlar hem de bitkiler arasında biyolojik çeşitliliğin azalmasına neden olmaktadır. Sentetik kimyasal zirai ilaçlar ve gübreler ise toprağı, suyu ve havayı kirletmekte ve hem çevreye, hem de insan sağlığına zarar vermektedir. Toprağın üst katmanındaki kayıplar, geri kazanımından hızlı gerçekleşmektedir ve bu toprağın verimini ve hem bitkilerin hem de onlarla beslenenlerin yararlandığı besin maddelerini azaltmaktadır. Su tüketimi ise sürdürülemez düzeyde devam etmektedir.</p>
<p>Bu çalışmalar artan nüfusumuzu besleyebilmek adına kesin bir yol gösteriyor: Organik tarım yöntemlerine erişime ve onlar üzerinde daha teknik eğitime yatırım yaparsak, beraberinde ekolojik yararları da getiren, daha fazla miktarda gıda üretebiliriz.  Organik tarım, Birleşik Devletler’de yaşayan çoğumuz için önemlidir ancak gelişmekte olan ülkelerde yaşayanlar için zorunluluktur. Toplumsal ve çevresel bir felaketin önüne geçmek istiyorsak, artan açlık için sürdürülebilir bir yönteme ihtiyacımız var demektir. Bu yöntem de organik tarımdır.</p>
<p>*** <strong><em>United Natural Food örgütünden Melody Meyer&#8217;in, The Huffington Post için yazdığı yazı.</em> <em> Çeviri Mert Uzun tarafından gerçekleşti ve makale ‘Buğday Ekolojik Yaşam Derneği’nin sitesinde yayımlandı.</em> </strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/08/10/organik-tarim-9-7-milyarlik-dunyada-nasil-bir-rol-oynayacak/">Organik tarım,  9.7 milyarlık dünyada nasıl bir rol oynayacak?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
