<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>EGEÇEP arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/egecep/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/egecep/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 May 2020 15:13:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>EGEÇEP arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/egecep/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Gaziemir&#8217;de Bazı Yeni Gerçekler ve İhmalin Otoriter Hali</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/08/gaziemirde-bazi-yeni-gercekler-ve-ihmalin-otoriter-hali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2020 15:13:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[EGEÇEP]]></category>
		<category><![CDATA[Gaziemir]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Nükleer Karşıtı Platform]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer atık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=53579</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tehlikeden korunmak için iç mekanlara kapandığımız bu dönemde dışarısıyla yegane bağlantıyı sağlayan bir balkon ya da pencereyi bile açmaktan imtina ettiğinizi hayal edin. Nükleer tehlike nedeniyle evin içinde her daim böyle bir yaşam süren Gaziemir sakinleri yıllardır sakin değil...</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/08/gaziemirde-bazi-yeni-gercekler-ve-ihmalin-otoriter-hali/">Gaziemir&#8217;de Bazı Yeni Gerçekler ve İhmalin Otoriter Hali</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İzmir&#8217;in 30 ilçesinden biri olan Gaziemir,  2011 yılında taşınmadan önceki adıyla Aslan Avcı Döküm Sanayi&#8217;ne ait olan arazideki nükleer atıklar nedeniyle &#8220;İzmir&#8217;in Çernobil&#8217;i&#8221; olarak hafızalara kazındı. Sahiplerinin Türkiye tarihindeki en yüksek çevre cezası olan 5,7 Milyon TL ödemesine hükmedildiği fabrika, önünden geçen yolun karşısında apartmanların, 75-100 metre mesafede 1000&#8217;e yakın öğrenci nüfusuyla birer okulun yer almasıyla yaşam alanlarının tam ortasında. Toplum sağlığını ve psikolojisini yıllardır olumsuz etkileyen bu nükleer atıklara çözüm bulunması için EGEÇEP ve İzmir Nükleer Karşıtı Platform başta olmak üzere birçok sivil toplum örgütü gerek basın açıklamalarıyla gerekse eylemlerle on yıldan fazla bir süredir yetkililerin meseleye ilgisini talep ediyor. İlk defa 2014 yılında açılan davalarla  sivil toplumun sürece müdahil olduğu görülse de daha önceki bir </span><a href="https://yesilgazete.org/blog/2016/12/15/gaziemirde-simdi-de-radyoaktif-atik-bertarafi-uzerinden-rant-cabasi/"><span style="font-weight: 400;">yazımda</span></a><span style="font-weight: 400;"> okuyabileceğiniz gibi seri  şekilde süreçten dışlandığına tanık olduk. Başlanılan noktaya geri dönülmüşken kaleme alınan bu yazı bir kez daha madunun sesi olmaya niyetlenirken meseleye çözüm üretilmesi için dikkatinizi çekmeye çalışacak. Bununla beraber Gaziemir Davası&#8217;nda mahkemeye beyanat veren bir görgü tanığının aktardıkları size sorunun ölçeğinin bugüne dek bilinenden daha büyük olabileceğini düşündürecek. Nihayet meselenin çözümü için bugün adına Cumhurbaşkanlığı sistemi denen sistemde hangi kurumun sorumluluk ehliyeti olduğu sorusuyla baş başa kalacağız.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hurda ve çeşitli parçaları  fabrika arazisine getirerek geri dönüşüm tesisinde işlemek kuruluş tarihi 1940&#8217;lara uzanan Aslan Kurşun San. ve Tic. A.Ş&#8217;nin 70 yıl boyunca rutin çalışma şekliydi. 2005 yılında Aslan Avcı Döküm Sanayi adını alıp ünvan değişikliğine gidildikten sonra da iş yapma biçimi değişmedi. Atıklar işlenerek geri dönüşüm prosesinden geçirilirken 122 hektarlık fabrika arazisi  işlenen atıklardan arda kalanların açılan çukurlara gömülmesi gibi prosedürün bir parçası haline gelmesi için elverişliydi. Normal şartlarda cezalandırılması gereken bu eylem denetimsizlik ortamında atık maliyetlerinden kurtulmanın bir yolu oluyordu. &#8217;80&#8217;li yıllarda  köyden şehre göç artıp şehirleşme Gaziemir&#8217;i 1992 yılında ilçe yaptıktan sonra 2000&#8217;lerde ilçe nüfusu artık yüz binlerle ifade edilirken de etrafı yerleşim alanları dolan fabrikada  kurşun geri kazanımı proseslerine aynen devam ediliyordu. Ne var ki kazanma hırsı ve denetimsizliğin açtığı yol bir gün uygun fiyata alınan nükleer atıkların araziye getirilmesine kadar uzandı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslan Avcı Döküm Sanayi&#8217;ye ait arazide gömülü olan atıklar ilk kez semt sakinlerinin ihbarı üzerine kamuoyunun gündemine 2007 yılında girdikten sonra bu nükleer atıkların gömülü olduğu Türkiye Atom Enerjisi Kurumu(TAEK) tarafından da teyit edilmişti.  Yalnızca nükleer atık çubuklarında bulunan bir madde olan EU 152 toprakta tespit edildiği için reaktör yakıt çubuklarının geri dönüşüme sokulmak istendiği anlaşılmıştı. Fakat 2014 yılında mahalle sakinlerinin şikayetiyle şirket sahiplerine dava açılmasına kadar bir önlem alınması için harekete geçilmedi. Davacı vekili Arif Ali Cangı tarafından yürütülen adli süreç 5,7 milyon TL ile şirketin Türkiye tarihinin en yüksek çevre cezasına çarptırılmasına imkan verdi. Ancak fabrika sahipleri cezaya itiraz ettiği gibi Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) alınarak yapılması hükme bağlanan radyoaktif temizliği de derme çatma yöntemlerle yapma girişimlerinde bulundu. Haklarında verilen cezayı aşırı bularak mülkiyet hakkına müdahale edildiği gerekçesiyle AYM&#8217;ye başvuran davalılar ikinci bir şoku 2019 yılının şubat ayında nihayetlenen mahkeme kararıyla yaşadı. Zira AYM verilen cezanın mülkiyet hakkına müdahale amacı taşımadığına bilakis verilen cezanın yerinde ve orantılı olduğuna hükmederek 5,7 Milyon TL&#8217;lik cezayı onadı.</span></p>
<p><b>&#8220;Tuz Ruhu ile Çamaşır Suyu Karışımı Bir Koku&#8221; </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-53582 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/gaziemir-arazi.jpg" alt="Gaziemir" width="347" height="194" />Gaziemir&#8217;le ilgili gelişmeleri kronolojik olarak gözünüzün önüne getirebildiysem şimdi nükleer tehlikenin kaderine terk edilen mahalle sakinlerinin gündelik yaşamlarına nasıl sirayet ettiğine bakalım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zira tehlikeden korunmak için iç mekanlara kapandığımız bu dönemde dışarısıyla yegane bağlantıyı sağlayan bir balkon ya da pencereyi bile açmaktan imtina ettiğinizi hayal edin. Nükleer tehlike nedeniyle evin içinde her daim böyle bir yaşam süren Gaziemir sakinleri yıllardır sakin değil&#8230;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öyle ki bu yazı için  telefonla görüşüp bilgi aldığım bir anne adayı bebeği için duyduğu korkuyu anlatırken sesi titriyor. Bir diğer mahalleli ise çocuklarını apartman önünde oynamasına izin vermediğini söyleyerek gelin geldiği evde 17 yıldır maruz kaldıkları kokudan muzdarip. &#8220;Tuz ruhu ile çamaşır suyu karışımı&#8221; şeklinde tanımladığı bu koku  yüzünden balkona çıkmak, camı bile açmak çekinilmesi gereken eylemler&#8230; Esasen radyoaktif kirlilik göze görünmeyen, kokusuz, ölçüm aletleriyle ölçülmedikçe var olduğu tespit edilemeyen tehlike ise de bu fabrika arazisinde başka atıkların da gömülü olması toz ve koku gibi dışsallıklarıyla kendini gösteriyor. Dolayısıyla yağmurdan sonra yükselen duman, rüzgarın getirdiği kırmızı toz ve kokuyla yaşamak, nükleer atıkları da hatırlatarak durup dururken hep biraz  endişe duymak demek. Öte yandan bu dışsallıkların sağlık etkileri de yok değil&#8230; Yedi senedir Emrez Mahallesi Muhtarı olan Ramazan Arslanalp mahallede astım hastalıklarında bir artış olduğunu anlatıyor. Arslanalp fabrikayı 2011 yılında  kapattırana kadar şehir içinde böyle fabrika olmaz diyerek mücadele vermiş lakin, şimdi bir de fabrikanın hayaletiyle uğraşmak zorunda. Hatta 2011 yılında toprağa gömülü halde terk edilen nükleer bulaşıklı atıklar yanacak ağaç bile olmayan arazide kimyasal reaksiyona girerek kendiliğinden alevleniveriyor. Nitekim Muhtarın anlattığına göre en son 2019 yılının şubat ayında  meydana gelen yangına müdahale eden itfaiye görevlileri alevlenen arazi için &#8220;Burası patlamaya hazır bir bomba!&#8221; ifadesini kullanmış. Bu benzetmeyi 1993 yılında İstanbul Ümraniye&#8217;de metan gazı sıkışmasına yol açarak 39 kişinin ölümüyle sonuçlanan Ümraniye çöp patlamasıyla imlersek riskler daha iyi anlaşılabilir. </span></p>
<p><b>100 Bin Değil, 250 Bin Ton Radyoaktif Cüruf!</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">13 yıldır toplum sağlığının hiçe sayılması ve önlem alınmamış olması yeterince endişe vericiyken sorunun ölçeğinin bilinenden daha büyük olma ihtimali de saklı. Zira fabrikada çalışmış olan bir görgü tanığının benimle paylaştığı dava tutanaklarındaki beyanatına göre nükleer atıklar 2006  yılı sonunda işletmeye getirilerek geri dönüşüm prosesine sokulmuş. Yani radyoaktif madde içerikli hurda kurşunlarla nükleer yakıt çubuklarından oluşan nükleer atıkların geri dönüşüme sokulması aynı fırınların sonraki proseslerinde kullanılmasına bağlı olarak radyoaktivitenin sonraki atıklara bulaşmasına yol açması sorunun bir boyutunu oluştururken, prosesten arda kalanların toprağa gömülmüş olmasıyla radyoaktivitenin önceki atıklara bulaşması  diğer boyutunu oluşturuyor. Nitekim tanığın aktardığına göre izleyen yıllarda IZAYDAŞ&#8217;ın bertaraf tesisine gönderilmek istenen bazı atıklar radyoaktivite tespit edildiği için reddedilmiş. Toparlayacak olursam edindiğim bilgi Aslan Avcı fabrika arazisinin tamamının radyoaktif bulaşıklı olduğu ve arazi içinde bertaraf edilmesi gereken toprakla karışık radyoaktif atık miktarının diğer bir deyişle radyoaktif cüruf miktarının 250-300 bin tona tekabül ettiği yönünde.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-53583 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/çukur-gaziemir-640x360.jpg" alt="Gaziemir" width="384" height="216" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/çukur-gaziemir-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/çukur-gaziemir.jpg 750w" sizes="(max-width: 384px) 100vw, 384px" />Bugüne dek işletme </span><span style="font-weight: 400;">arazisinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) ve üniversiteler tarafından yapılan inceleme, ölçüm ve analizlerin sonucuna göre alanda bulunan atıkların değişen oranlarda radyoaktivite ve kimyasal kirlilik içermekte olduğu belirlenmişti [1].</span><span style="font-weight: 400;"> Ancak resmi raporlarda Europium 152 (Eu-152) radyoaktif element ile birlikte toprakta kurşun, arsenik, çinko ve mangan gibi toksik elementler bulunduğu” belirtilmişse de bahsi geçen miktarlar yaklaşık 10.000 </span><span style="font-weight: 400;">ton olarak öngörülmüştü. Dolayısıyla yukarıda anlatılanlar doğru ve radyoaktif kirliliğin sirayet etmiş olabileceği miktar  250-300 bin ton civarındaysa bugüne dek önlem alınmamış olmasının nedeni  kendini &#8220;sorunla baş etmenin güçlüğü&#8221; şeklinde gösteriyor. O kadar ki Aslan Avcı işletmesinin sorumlusu davalılar </span><span style="font-weight: 400;">radyoaktif atıkların bertarafı için mahkeme kararına göre almaları gereken ÇED&#8217;i radyoaktif temizliği Turanlar AŞ adındaki taşeron firmayı görevlendirerek atıkların yerinde dolayısıyla mahalle ortasında kurşun geri kazanımı projesine dönüştürmeye kalkışabildi. Büyük resmi bu şekilde gördüğümüz noktada  ÇED raporundaki</span> <b>“Genel olarak, yüzeyde gelişi güzel olarak depolanan atık dışında sahada radyoaktif kirlilik gözlenmediği” </b><span style="font-weight: 400;">ifadesi de işletme ve ilgili kurumlarca meselenin çözümüne ne denli  bigane kalındığının ispatı oluyor.</span></p>
<p><b>Sorumlu NDK mı, TENMAK mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kamuoyunun dağarcığına &#8220;nükleer atık&#8221;olarak yerleşen ve bugüne dek TAEK&#8217;in iştigal ettiği Gaziemir&#8217;deki nükleer atık sorunun yeni adresi Cumhurbaşkanlığı sisteminin ilan edilmesinden yalnızca 1 ay önce 2017 yılının Aralık ayında KHK ile kurulan Nükleer Düzenleme Kurumu(NDK). TAEK&#8217;in lağvedildiği açıklamalarını da beraberinde getiren bu yeni kurumun sorumlulukları arasında nükleer tesis güvenliğinden tutun da radyoaktif atıkların yönetiminden radyasyon güvenliğine kadar insan ve çevrenin haklarını ilgilendiren bir çok konu var[2] </span><span style="font-weight: 400;">. Öte yandan &#8220;lağvedilen&#8221;TAEK personelinin NDK&#8217;nın birimlerine transfer olması beklenirken iki yıl sonra kapanmış olan TAEK&#8217;in yine kapandığı haberleriyle karşılaştık [3]</span><span style="font-weight: 400;">. NDK, TAEK&#8217;i kapsamada yetersiz kalmış olacak ki  bu kez görev alanını biraz da genişleterek madencilik, ar-ge ve yenilenebilir enerji kategorileriyle nükleer araştırmaları aynı çatı altında toplayan Türkiye Enerji ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK)&#8217;nun kurulmasına ihtiyaç duymuştu. Sonuç itibariyle 65 yıllık TAEK&#8217;in deneyimi bugün idari, sosyal ve teknik kollarına göre iki kurum arasında bölüştürülmüş durumda. Ancak TAEK kadrolarının bu kurumlara transfer edilerek bilgi birikiminin aktarıldığı düşünülse de yeni durumun TAEK&#8217;in sahip olduğu bütüncül değerlendirmede bulunma yetisine olanak sağlamayacağı aşikar.  Zira TENMAK faaliyetleri Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı&#8217;nın bütçesine tabi ve TAEK&#8217;e yapılmış tüm bilimsel atıflarının mirasçısı olsa da nükleer süreçlerle ilgili radyasyon güvenliği ve toplumsal sağlık konularında </span><span style="font-weight: 400;">yetki sahibi  yalnızca NDK. Lakin kurumlar nasıl yapılanırsa yapılansın bugünkü hükümete de yakın  bir isim olarak 2013 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mehmet Emin Birpınar&#8217;ın radyoaktif cürufun tespitini teyit ederek bu atıkların yer altı suyuna karışmasından mütevellit yeraltı suyunun dahi kullanılmaması yönündeki uyarılarına rağmen NDK&#8217;nın Gaziemir&#8217;de hiç bir girişimi olmadı [4].</span> <span style="font-weight: 400;">Çok açık ki teorideki bu değişikliklere rağmen önceki bir yazımda ifade ettiğim üzere Gaziemir NDK&#8217;nın ilk imtihanıydı [5]</span><span style="font-weight: 400;">, sınav başlayalı 2 yıl oldu ve NDK pratikte sınıfta kaldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özetle, Gaziemir&#8217;in Emrez Mahallesi&#8217;ndeki nükleer atıkların bertarafındaki bu başarısızlık ve ilgisizlik son kertede bir sistem sorunu haline gelmiştir. Mevzu nükleer atıklar olduğu için Gaziemir Belediyesi&#8217;nin 2020-2024 Strateji Planı&#8217;nda bile görünmediği üzere ilçede yurttaşlara sağlıklı bir yaşam sunmanın tek yolu NDK&#8217;dan geçiyor. Bu noktada çözüm üretmekten uzak duran bir NDK&#8217;nın Akkuyu&#8217;da bir nükleer reaktör &#8220;atom çekirdeğinin üzerinde yükseliyor&#8221;şeklinde tanıtıldığı ortamda gelecekte oluşabilecek bir nükleer kaza ve felaketlerden korunmayı nasıl sağlayacağı cevabını hiç bir zaman bilmek istemeyeceğimiz bir merak konusudur.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine de Gaziemir&#8217;in rahat bir nefes alması için şimdilik talebimizi NDK&#8217;ya iletmeken başka yol görünmüyor. NDK radyoaktif cürufun çıkarılarak arazinin temizlenmesine yönelik çalışmaları ivedilikle başlatmalı, çıkarılacak radyoaktif cürufun doğruca bertaraf tesisine gönderilmesini sağlamalıdır.</span></p>
<p>[1] <span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Radyoaktivite Bulaşmış Atıkların Fiziksel Yöntemlerle Ayıklanması, Sahanın Temizlenmesi ve Elde Edilen Kurşunun Geri Kazanımı Projesi Nihai Çed raporu  http://eced.csb.gov.tr/ced/jsp/ek1/13520  Ek- 10 Sahadan Alınan Örneklerle İlgili Sonuç ve Uzman Raporu son erişim: 8 Mayıs 2020</span></p>
<p>[2] https://ndk.org.tr/tr/mevzuat/yonetmelikler/teknik-yonetmelikler.html</p>
<p>[3]https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/turkiye-enerji-nukleer-ve-maden-arastirma-kurumu-kuruldu/1782850</p>
<p>[4]http://www.agos.com.tr/tr/yazi/5896/turkiye-tarihinin-en-buyuk-cevre-cezasi-izmirde-kesildi</p>
<p>[5]http://yeniyasamgazetesi1.com/gaziemir-nukleer-duzenleme-kurumunun-ilk-imtihanidir/</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/08/gaziemirde-bazi-yeni-gercekler-ve-ihmalin-otoriter-hali/">Gaziemir&#8217;de Bazı Yeni Gerçekler ve İhmalin Otoriter Hali</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>STK’lardan İzmir Valiliği’ne Çağrı: Jeotermal İhalesi İptal Edilsin </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/13/stklardan-izmir-valiligine-cagri-jeotermal-ihalesi-iptal-edilsin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metehan Ud]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Nov 2019 13:27:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Alime Yalçın Mitap]]></category>
		<category><![CDATA[EGEÇEP]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[jeotermal kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[JES]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44385</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir’de bir araya gelen çevre örgütleri, meslek odaları, kent konseyleri ve çeşitli sivil toplum kuruluşları Valiliğin yarın yapacağı jeotermal kaynak arama ihalesinin iptal edilmesini istiyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/13/stklardan-izmir-valiligine-cagri-jeotermal-ihalesi-iptal-edilsin/">STK’lardan İzmir Valiliği’ne Çağrı: Jeotermal İhalesi İptal Edilsin </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İzmir Valiliği, Urla, Çeşme, Karaburun, Seferihisar, Aliağa, Dikili, Bergama, Tire, Torbalı, Ödemiş, Foça, Kınık, Kemalpaşa, Menemen, Kiraz ve Bayındır ilçelerinde toplam 95 bin 330 hektar yüzölçümüne sahip 33 sahada jeotermal kaynak arama ihalesinin, açık teklif artırma usulüne göre, 14 Kasım Perşembe günü yapılacağını ilan etti.</span> <span style="font-weight: 400;">Valiliğin takvimine göre, 50 bin TL’den başlayan kiralama ve işletme ihaleleri 500 bin TL’ye kadar ulaşacak. İhaleye çıkılacak 95 bin 330 hektar, 30 ilçenin 28’inden daha büyük ve İzmir’in 11 bin 891 km2’lik yüzölçümünün yüzde 8’ine denk gelen bir alanı kapsıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-44387 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/izmir_jes_eylemi-2-640x360.jpg" alt="" width="370" height="208" />İhaleye çıkarılacak alanlar, Ege’nin en verimli tarım alanlarının bulunduğu sahalar arasında yer alıyor. Jeotermal arama ve işletme alanlarının ihaleye çıkarılması, bölgenin ve bölgede yaşayanların yaşam alanlarını daraltacak. Jeotermal arama ve işletme faaliyetinin hayata geçmesi, Ege Bölgesi’nin geleneksel tarım ürünleri olarak bilinen ve büyük oranda ihraç edilen incir, üzüm, zeytin ve kestane gibi birçok ürünün geleceğini de tehlikeye atacak. Tarımsal ürünlerin yanı sıra, koyun ve keçi sütüne dayalı süt ürünlerinin üretildiği bölgeler de olumsuz etkilenecek ve köylüler, çiftçiler ekonomik dar boğaza girecek. </span></p>
<p><b>Mahkemenin İptal Ettiği Alanlar Da Var</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İhale aynı zamanda hali hazırdaki İzmir-Manisa Çevre Düzeni Planları da aykırı. Mevzuata göre, enerji bölgelerinin öncelikli olarak planlara işlenmesi gerekiyor. İhaleye çıkılan alanlar arasında daha önce mahkemenin ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararını verdiği Çeşme’nin Ovacık Mahallesi’nde jeotermal sahası da bulunuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İzmir’de bir araya gelen EGEÇEP, İzmir Barosu kent ve Çevre Komisyonu, TMMOB İKK, İzmir Tabip Odası, ZMO, Kimya Müh. Odası, İDT- İzmir Düşünce Topluluğu, Çeşme Kent Konseyi Ekoloji Platformu, Eğlen Hoca Mahallesi Muhtarlığı, İZÇEP, ÜZÜM-SEN, İzmir Yaşam Alanları, Karaburun Kent Konseyi, Ödemiş Kent Konseyi, Konak Kent Konseyi, AYÇEP, Tire Çiftçileri, Tüm Köy Sen, CHP İl Tarım Komisyonu, Ege 78’liler Derneği, Foça Forum, Köy-Koop kurdukları ile platform ile İzmir Valiliği’ne ihaleyi iptal etme çağrısında bulundu. </span></p>
<p><b>‘İzmir’de Büyük Tahribatlar Yaşanabilir’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44388 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/izmir_jes_eylemi-3-640x360.jpg" alt="" width="421" height="237" />Sivil Sayfalar’a açıklamada bulunan EGEÇEP Dönem Sözcüsü Alime Yalçın Mitap, jeotermal enerji santrallerinin Ege’nin Aydın, Manisa ve Denizli örnekleri göz önüne alan çevre örgütleri, meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları, İzmir’de de büyük tahribatlar yaratması endişesinde olduklarını dile getirdi.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İhalenin iptal edilmesi için İzmir Valiliği’ne başvuruda bulunacaklarının bilgisini veren Mitap, “Gerek hukuksal gerek de toplumsal mücadelemizi vereceğiz. İzmir Valiliği umarım tepkilerimize kulak verir. İzmir’in şimdiki durumunda bile çevre sorunları mevcut. Termik santralleri, çimento fabrikaları, demir çelik tesisleri, taş ocakları ile mücadele ederken şimdi de jeotermal santrallerinin tehditleri ile karşı karşıyayız. Yetkililerden isteğimiz İzmir’i tamamen kötü bir duruma, yaşanılası bir kent haline getirmeleridir.” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mitap, mahkemelerce verilmiş iptal kararlarının dikkate alınmaksızın zeytincilik, tarım ve hayvancılık faaliyeti sürdürülen bu bölgelerde jeotermal kaynak sahası arama ve işletme amaçlı yatırım planlanmasının Anayasa ve uluslararası mevzuatla korunan yaşam hakkı, mülkiyet hakkı ile hukuk devleti ilkesine ve kamu yararına aykırı olduğunun altını çizdi. </span></p>
<p><b>‘JES’ler Hiç Masum Değil’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konak Kent Konseyi Çevre Meclisi Yasemin Sağlam, ülkenin en bereketli topraklarının</span> <span style="font-weight: 400;">yeni bir talan biçimi ile karşı karşıya olduğunu belirterek, “Bugüne kadarki deneyimlerimizden biliyoruz JES’ler hiç de masum değiller. Hele bir yandan maliyetlerden kaçmaya çalışan şirketler göstermelik de olsa koruyucu filtre önlemlerini almazken, devlet de denetim mekanizmalarını çalıştırmamaktadır. Jeotermal akışkanın kendisi de taşınacağı binlerce kilometre uzunluğundaki borular da yaşama büyük darbe vuracaktır. Yeraltı sularının etkilenme riski de ayrı bir durumdur” dedi. </span></p>
<p><b>‘JES’ler Yeni Bir Rant Kapısı Olarak Görülüyor’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44389 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/izmir_jes_eylemi-4-640x360.jpg" alt="" width="396" height="223" />JES’lerin yeni bir rant kapısı olarak ele alındığını dile getiren Sağlam şunları söyledi: “Elektrik Mühendisleri Odası’nın çalışmalarından bildiğimiz bir başka gerçek de ülkemizde enerji sıkıntısı yoktur. Hatta mevcut enerjinin % 18’i kayıp olmaktadır. JES’lerin  tümü devreye alınsa toplam enerjinin % 2,5’ini karşılayabileceğini de biliyorken, bu ihalenin enerji üretimine katkı amaçlı olduğunu düşünmemiz olası değil. Enerji yatırımlarına verilen destekler geleceği yok etme, eko sistemi öldürme pahasına bu işin karından nemalanmak üzere sermayenin iştahını kabartırken, İzmir’e özel bir diğer olası durum da ağırlıkla devlete ait olan bu değerli arazilere ucuza sahip olunma, zaman içinde buraların konut ve/veya turizm alanı olarak değerlendirilmesi durumudur. Kısaca, biz yaşamı savunanlar; bu ihaleyi durdurmak zorundayız. Bu ihaleyi engellemek zorundayız” diye konuştu. </span></p>
<p><b>‘Daha Önceki Deneyimlerden Ders Çıkarılmalı’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İzmir Yaşam Alanları’ndan İlyas Yaman, jeotermal alanların işletilmeye başlaması ile birlikte bölgedeki tarım alanlarının mahvolacağını ifade ederek; &#8221;Yıllardır, Manisa, Denizli, Aydın illerinde yaşanan Jeotermal Enerji  Santrallerini yol açtıkları tarım, doğa, çevre felaketlerini izliyoruz. Bu illerde gelinen nokta sosyolojik bir felaket noktasıdır. İbretlik yaşananlardan ders alınıp bundan geri dönmenin yolları aranması gerekirken yeni felaketler hazırlamanın mantığını ne anlayabiliyoruz ne de anlatabiliyoruz. Doğru bir santral kurumunun olmaması her türlü canlı ve cansız varlığın mahvına neden yaratıyor. Yani kısaca yanlılar sıralaması sonucu felaket geliyor. Oysa çok değerli bilim insanlarımız var tarafsız  görüşlerinde bu tür yatırımlarda dikkate alınması gerekir. O neden ihale iptal edilmeli” dedi. </span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-44390 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/izmir_jes_eylemi-5-640x360.jpg" alt="" width="379" height="213" />‘JES’ler Doğru Uygulanmadığı İçin İstemiyoruz’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">JES’leri doğru uygulanmadığı için istemediklerini vurgulayan Yaman, “Türkiye’de yatırımı yapacak teknolojik altyapı yok, yapılan yatırımının denetlenmesi mümkün değil denetleyecek teknik elemanın yok. Denetleyecek kurum yok.  Böyle en önemli unsurlar olmayınca en ucuz yatırımın sonucu havaya salınan zehirli buharlarla rüzgarın yönü ve gücüne göre ulaştığı her yere zehir olup yağıyor yağmasa da soluduğumuz hava ile etkileniyoruz. Çıkan jeotermal akışkan tekrar geriye dejarj edilmesi gerekirken ovalara akarsulara bırakılıyor. Bu nedenlerle ‘JES istemiyorlar’, ‘bunlar istemezükcü’ söylemler doğru değil. Dünyada örnekleri görünen ve o standartlarda  ve gerçek anlamda ülkenin bu santrallere ihtiyacı varsa yapılsın. Ama bilim insanlarının ve bu konunun uzmanları bu gerekçelerin doğru olmadığı  yolunda raporları ile dolu” diye konuştu.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/13/stklardan-izmir-valiligine-cagri-jeotermal-ihalesi-iptal-edilsin/">STK’lardan İzmir Valiliği’ne Çağrı: Jeotermal İhalesi İptal Edilsin </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;5 Haziran Kutlama Değil Çevre Sorunlarına Dikkat Çekme Günü&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/05/5-haziran-kutlama-degil-cevre-sorunlarina-dikkat-cekme-gunu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metehan Ud]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Jun 2019 09:02:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[5 Haziran]]></category>
		<category><![CDATA[çevre mühendisleri odası]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Çevre Günü]]></category>
		<category><![CDATA[EGEÇEP]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39381</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Çevre Günü için konuştuğumuz EGEÇEP ve Çevre Mühendisleri Odası temsilcileri 5 Haziran'ın kutlama günü olmadığını, çevre sorunlarına dikkat çekme ve doğa ve yaşamdan olan mücadeleyi arttırma günü olduğunu vurguladılar.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/05/5-haziran-kutlama-degil-cevre-sorunlarina-dikkat-cekme-gunu/">&#8216;5 Haziran Kutlama Değil Çevre Sorunlarına Dikkat Çekme Günü&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39382 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/çevre_gunu_etkinligi-640x914.jpg" alt="" width="220" height="314" />Birleşmiş Milletler, 5-16 Haziran 1972 tarihlerinde İsveç’in başkenti Stockholm’de 133 ülkenin katılımı ile düzenlediği Çevre Konferansı&#8217;nda 5 Haziran tarihinin “Dünya Çevre Günü” olmasını oybirliği ile kabul etti. Ancak çevrenin korunması konusunda dünya çapında farkındalık yaratılması ve eylemde bulunulması amacıyla ilan edilen “Dünya Çevre Günü, &#8216;çevrenin bir güne indirgendiği&#8217; nihai tüketimlerden birisi olarak çeşitli etkinliklerle &#8216;kutlanıyor&#8217;.</p>
<p>5 Haziran&#8217;a Ege Bölgesi ise artarak devam eden çevre sorunları ve canlı bir çevre mücadelesi ile giriyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının her geçen gün yenisini ilan ettiği çevresel etki değerlendirme (ÇED) kararları ile birlikte, taş ocakları, madenler, termik, jeotermal, rüzgar, hidroelektrik, biyogaz santralleri ve balık çiftlikleri projeleri, tarım alanlarının sanayileşmeye ve yapılaşmaya açılması, SİT derecelerinin düşürülmesi doğanın talanını arttırıyor. Talana karşı yurttaşlar tarafından kurulan çevre örgütleri ile de hukuki mücadele sürdürülüyor.</p>
<p><strong>EGE</strong><strong>Ç</strong><strong>EP: &#8216;Doğanın Talanında Sınır Tanınmıyor&#8217;</strong></p>
<p>Ege Çevre ve Kültür Platformu Dönem Eşsözcüsü Alime Yalçın Mitap, doğanın talanında sınır tanınmadığını belirterek, &#8220;Kapitalistler yaşam alanlarını, geleceğimizi hiçe sayarak yatırımlar yapıyor; doğayı salt bir rant alanı olarak görüyor ve  etik tanımayan bir anlayışla hareket ediyorlar. Onlar için önemli olan yalnızca kâr etmek. Öte yandan yasalarda ve yönetmeliklerde yapılan değişikliklerle, doğayı tarumar eden şirketlerin önlerinin açıldığını görüyoruz. Nehirler ve göller, fabrikaların denetlenmemesi ve atıkların kontrolsüzce bırakılması nedeniyle tehlikeli boyutlarda kirlendi.  Bölgemizdeki yaşam alanları büyük tehdit altında fakat bir yandan da mücadele yükseliyor&#8221; dedi.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39383 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/kızılcaköy_jes_direniş-2-640x359.jpg" alt="" width="360" height="202" />&#8216;</strong><strong>Ç</strong><strong>ED&#8217;ler </strong><strong>Ç</strong><strong>evre Talanının Yasal Kılıfı Oldu&#8217;</strong></p>
<p>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı&#8217;nın ÇED raporlarının çevre talanının yasal kılıfı haline geldiğini dile getiren EGEÇEP Eşsözcüsü Mitap şunları söyledi &#8220;On binlerce ÇED başvurusunun sadece ufak bir kısmı geri çevrildi. Açtığımız ÇED iptal davalarının birçoğunu kazandığımızda, çok küçük değişikliklerle, hemen üç-beş günde yeni ÇED başvurusu yapılıyor ve onaylanıyor. Ayrıca 2009/7 genelgesi ile adeta ÇED başvurusu kutsal metin haline getirildi. İptal edilen ÇED lerin yeniden yürürlüğe girmesi sağlanıyor. Mahkemelerde, Çevre Şehircilik temsilcisi olarak katılan avukatlar olsun uzmanlar olsun, çoğu kez şirket temsilcilerinden daha ateşli savunuyorlar&#8221; Mitap, yasal düzenlemelerin çevre talanını önleyecek şekilde değiştirilmesi, rant odaklı değil, yaşamı koruyucu yasalar çıkarılması gerektiğinin altını çizdi.</p>
<p><strong>Ç</strong><strong>MO: Ekolojik &#8216;Yıkıma Karşı M</strong><strong>ü</strong><strong>cadele Kararlılıkla Devam Ediyor&#8217;</strong></p>
<p>Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) İzmir Şube Başkanı Halil İnay Kınay da ekolojik yıkıma karşı mücadeleyi kararlılıkla devam ettiklerini ifade ederek, &#8220;5 Haziran Dünya Çevre Günü Odamız için bir kutlama değil, çevre sorunlarına, ekolojik yıkıma dikkat çektiğimiz ve mücadeleye çağrı yaptığımız gündür. 36 yıllık çevre kanununa ve 28 yıllık Çevre Bakanlığı geçmişine sahip ülkemizin, çevre kalitesinin korunup geliştirildiğini, ülke yönetiminde ekonomik kalkınma ile doğal varlıkların korunmasını esas alan yönetim politikalarının etkin hale geldiğini söylemek mümkün değildir. Ülkemizde ve kentimizde yurttaşlarımızın yaşam alanlarını ranta ve talana karşı korumak adına yaptığı mücadeleler; çevre sorunları ile toplumsal sorunlar arasında ayrılmaz bir ilişki olduğunu, çevrenin korunmadığı bir demokrasi olamayacağı gibi, demokrasinin olmadığı bir ülkede de çevrenin korunamayacağını göstermiştir&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8216;Yerel Y</strong><strong>ö</strong><strong>netimlerde </strong><strong>Ç</strong><strong>evre M</strong><strong>ü</strong><strong>hendisleri İstihdamı Yetersiz&#8217;</strong></p>
<p>Yerel yönetimlerin çevre konusunda atacağı adımların önemine de dikkat çeken Kınay, &#8220;Yerel Yönetim çalışmalarının en önemli parçası olan çevresel altyapı süreçleri ve çevre yönetimi; kentin planlanması ve yönetimi süreçlerinin tüm aşamalarında çevre boyutunun değerlendirilmesi, doğru yönetilmesi ile mümkündür. Bu noktada da konu ile ilgili uzman meslek disiplini olan çevre mühendislerinin bakış açısı ve yaklaşımı önemlidir. Yerel Yönetimlere baktığımızda ise; su temini, atıksu, çöp, hava kalitesi, iklim değişikliği, gürültü ve planlamanın diğer çevresel süreçlerini yürütecek çevre mühendisi istihdamının kentimiz yerel yönetimlerinde de çok yetersiz olduğunu görüyoruz. Kentsel Altyapı süreçlerinde tüm eksikliklerine rağmen  Ülkemizin en iyi durumdaki kentlerinden olan İzmir, diğer taraftan kent her tarafında kuşatıldığı çevre problemleri ile boğuşmaya devam ediyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8216;</strong><strong>Ç</strong><strong>MO Olarak Doğadan Yaşamdan Olan M</strong><strong>ü</strong><strong>cadeleyi Destekliyoruz&#8217;</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39385 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/kızılcaköy_jes_direniş-3-640x360.jpg" alt="" width="341" height="192" />Anayasa&#8217;da 56. maddesinde ele alınan sağlıklı yaşam hakkının yok sayıldığını da dile getiren Kınay, &#8220;Verimli tarım arazileri, su havzaları, ormanlarımız, korunması gereken doğal alanlarımızda işletilen, işletilmesi planlanan çevresel riski son derece yüksek olan bu tesisler ile ilgili hazırlanan ÇED raporlarının yetersizliği ortadadır. Ülkemizin çevre politikaları ve tüm hukuki ve çevresel mücadelelere rağmen işletilmeye devam eden Aliağa’da kirlilik yaratan sanayi tesisleri ve termik santral projeleri, Bergama, Çukuralan, Efemçukuru, Kışladağ, Gördes Madencilik projelerinin, Bölgemizdeki JES projelerinin yarattığı çevresel risklerin yönetilemediği ve yaşam alanlarımızın hızla kirletildiği yok edildiği ülkemizde; bölge halkı tarafından yürütülen mücadele çok daha önem kazanmaktadır. İzmir halkı anayasal hakkını; sağlıklı yaşam hakkını, yaşam alanlarını, havasını, suyunu, toprağını korumak için mücadele ediyor. Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi olarak doğadan ve yaşamdan yana bu mücadeleyi destekliyoruz&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8216;</strong><strong>Kentte Ekolojik Yıkıma Karşı Dayanışma Var</strong><strong>&#8216;</strong></p>
<p>Konak Kent Konseyi, TMMOB İzmir İKK, İzmir Tabip Odası, İzmir Barosu, EGEÇEP, İZÇEP, İzmir Yaşam Alanları ve Konak Belediyesi 12 Haziran Çarşamba akşamı &#8216;Kentte Ekolojik Yıkıma ve Talana Karşı Dayanışma Var, Direniş Var&#8217; çağrısıyla etkinlik düzenleyecek. 18.00&#8217;de Alsancak Vapur İskelesi önünde dayanışma stantlarının kurulması ile başlayacak. 19:30&#8217;da &#8216;Ekoloji Mücadele Yürüyüşü&#8217; yapılacak ardından Dünya Çevre Günü İzmir Bildirisi okunacak ve forum düzenlenecek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/05/5-haziran-kutlama-degil-cevre-sorunlarina-dikkat-cekme-gunu/">&#8216;5 Haziran Kutlama Değil Çevre Sorunlarına Dikkat Çekme Günü&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;İzmir Körfez Geçişi Projesi İptal Kararı İzmir Halkına Armağandır&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/02/izmir-korfez-gecisi-projesi-iptal-karari-izmir-halkina-armagandir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Jan 2019 11:19:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre ve Şehircilik Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[EGEÇEP]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Körfez Geçişi Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33845</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Körfez Geçişi Projesi'ne verilen ÇED olumlu kararının iptali için, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB)’nin Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), Doğa Derneği ile 85 İzmirlinin açmış olduğu davalarda karar verildi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen 04,04,2017 tarih ve 4586 sayılı ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu’ kararı İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi. İzmir Körfez Geçişi Projesi'ni EGEÇEP ve davacı yurttaşların avukatı Arif Ali Cangı TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şube Başkanı Özlem Şenyol, Doğa Derneği avukatı Cem Altıparmak ile konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/02/izmir-korfez-gecisi-projesi-iptal-karari-izmir-halkina-armagandir/">&#8221;İzmir Körfez Geçişi Projesi İptal Kararı İzmir Halkına Armağandır&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>İzmir</b><b> Körfez Projesi nedir? Ortaya nasıl çıktı? </b></p>
<p><b>Arif Ali Cangı (EGEÇEP): </b><span style="font-weight: 400;">Proje, 2014 yılında yerel seçimlerin hemen öncesinde o dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı&#8217;na aday olan Binali Yıldırım&#8217;ın, İzmir için tasarladığı 1414 projeden biri olarak açıklamıştı. Kimi söylemlerinde 35 projeden biriydi. Körfez, üzerinde 12 km otoyol, 16 km raylı sistem olarak öngörülen, kuzeyde 4.2 km ayaklar üzerinde köprü, 800 mt yapay ada ve 1.8 km batırma tüp geçişten oluşuyor. Söz konusu Körfez olunca İzmir’den ayrı düşünülemez, çünkü Körfez İzmir’in bugünü ve geleceğine ilişkin hayatının ayrılmaz bir parçası. Kamu kuruluşları akademisyenler ve sivil toplum uzmanlarının 35 yıldır izlediği Gediz deltasında geçtiğimiz sene yaklaşık 20 bin çift flamingo kuluçkaya yatmış.</span></p>
<figure id="attachment_33848" aria-describedby="caption-attachment-33848" style="width: 365px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-33848" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/IMG-20180524-WA0008.jpg" alt="" width="365" height="527" /><figcaption id="caption-attachment-33848" class="wp-caption-text">Arif Ali Cangı</figcaption></figure>
<p><b>Köprü yapılması planlanan bölgenin önemli bir kısmı deltada üreyen flamingoların beslenme alanı.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Körfez Geçişi Projesi, kuzeyde yapım aşamasında olan İstanbul otoyolu ile Çiğli’de sulak alanların ve kuş cennetinin olduğu bölgeden güneyde doğal sit statüsü değiştirilen İnciraltı ve Çeşme Yarımadası&#8217;nı birbirine bağlayacak. </span><span style="font-weight: 400;">Körfez Geçişi Projesi ile birlikte ardı ardına gelen yönetmelik, sit derecelerindeki değişiklikler üst ölçek plan kararları ve büyük ölçekli mega projeler İzmir için büyük tehdit oluşturuyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 4 Nisan 2017’de </span><span style="font-weight: 400;">körfezi güney-kuzey yönünde geçmesi planlanan İzmir Körfez Geçiş Projesi’nin çevresel etki değerlendirme raporunu onaylamış, bu karara karşı TMMOB, EGEÇEP, Doğa Derneği ve 85 vatandaş yürütmenin durdurulması ve projenin iptali için dava açmıştı. Açılan davalar sonucunda Ağustos 2018’de yürütmeyi durdurma kararı vermişti.</span></p>
<p><b>Yapımı planlanan İzmir</b> <b>Körfez Geçişi Projesi&#8217;ni, </b><b>İzmir 3. İdare Mahkemesi 30.10.2018 tarihli kararı ile hukuka aykırı buldu ve projeyi iptal etti.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İzmir 3. İdare Mahkemesi’nin 30.10.2018’da verdiği kararda; “Otoyol ve Raylı Sistem Dahil İzmir Körfez Geçiş projesinin bulunduğu alana ilişkin 1/5000 ve 1/1.000 ölçekli imar planlarında gerekli değişikliklerin yapılmadığı; il ya da bölge düzeyinde bir İzmir’in çevre düzeni planından ulaşım master planına kadar hiçbir planın stratejisi olarak üretilmemiş olması nedeniyle planlama ilke ve esaslarına uygun olmadığı, projenin kuzey aksının çok önemli bir doğa koruma alanı içerisinden geçtiği, bölgede uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınmış alanların ve farklı koruma statülerinin bulunduğu, güzergahın güney bölümünde de tescil altına alınmış koruma statülerinin ve korunacak tarım alanı olarak belirlenmiş bir kent bölgesinin yer aldığı, Ekosistemde su sıcaklığının ve alanın denizle olan su alışverişinin değişeceği, bunun da flamingoların besin zincirinin en önemli halkasını oluşturan artemiaların bölgeden yok olmasına yol açabileceği ve bunun sonuç olarak birbirine hassas dengelerle bağlı bir ekosistemin proje ile zarar görebileceği, ÇED projesinde verilmiş olan jeolojik bilgilerin çok genel ve küçük ölçekli olduğu, projeye özel yeterli detay haritalama ve zemin etüd çalışmaları içermediği, projenin temelini oluşturan zemin bilgisiyle ilgili net bir bilgi olmadığı, batırma tünel ile geçiş yapılan İnciraltı bölümünün aktif fay hattı zonundan geçmekte olduğu ve bu kısımdaki bağlantı contalarının olası bir depremde beklenen yatay ve düşey deplasmanları tolere edebilecek kapasiteye sahip olup olmadığıyla ilgili raporda detay verilmediği dikkate alındığında, dava konusu Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” Mahkeme bu gerekçeyle Körfez Geçişi projesi için verilen ÇED olumlu kararının iptaline karar verdi.</span></p>
<p><b>İzmir</b> <b>Körfez Geçişi Projesi&#8217;ni</b> <b>İzmir&#8217;e karşı işlenecek en büyük suçlardan birisi olarak nitelendiriyor, projeyi iptal eden mahkeme kararını çok önemsiyorum.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İzmir, Anadolu&#8217;nun en batısında, hinterlandında verimli tarım topraklarıyla, yüzyıllar boyunca Anadolu üzerinden gelen Uzak ve Ortadoğu bağlantılı uzun mesafe kervan ticaret yollarının son durağı, bir liman kenti. Liman kenti niteliği körfezi daha önemli kılıyor. Kısaca Körfez, İzmir&#8217;in bugünü ve geleceğine ilişkin hayatının ayrılamaz bir unsuru. İzmir, coğrafyasının verdiği olanaklarla, uygarlık birikimini yaratmış güçlü bir simge kenttir. İzmir&#8217;in simgelerinden olan Körfezi, tünel ve köprü çılgınlığını değil, körfez olarak yararlanmayı bekliyor.</span><span style="font-weight: 400;"> İzmir, dünyada ender bulunan bir delta ile iç içe, Gediz Deltası&#8217;nda yılda yaklaşık 20 bin çift flamingo kuluçkaya yatıyor, yapılmak istenen yolun önemli bir kısmı deltada üreyen flamingoların beslenme alanından geçiyor. Olaya bütüncül baktığımızda, Körfez Geçişi Projesi aynı zamanda İzmir için çizilen senaryonun bir parçası idi. O senaryoda doğal varlıklarını kaybetmiş, birilerine rant sağlamak için betona boğulmuş bir kent var. Tercihimiz; Körfez&#8217;i, Gediz Deltası ve diğer doğal, tarihi, kültürel varlıklarını ve kimliğini koruyan sağlıklı bir İzmir&#8217;den yana olmalı.</span></p>
<p><b>Akıllardaki en önemli soru mahkeme iptal kararını uygulayacak mı?</b></p>
<p><b>Arif Ali Cangı (EGEÇEP)</b> <span style="font-weight: 400;">Hukuk devleti olmanın gereği olarak; bu mahkeme kararı gecikmeksizin, eksiksiz uygulanması Anayasa ve yasaların amir hükmüdür. Ama ne yazık ki bunun kendiliğinden olmayacağını biliyoruz, karara sahip çıkmak gerekiyor. Onun için mahkeme kararına sahip çıkmak hem hukukun üstünlüğü ilkesine sahip çıkmak, hem de İzmir’in kimliğini korumak açısından önemli. Mahkeme kararı, aslında İzmir’e bir anlamda armağan niteliğinde, aynı zamanda sorumlulukta yüklüyor. İzmirliler bu karara sahip çıkmazsa 2009/7 sayılı genelgeye dayanılarak yeni bir ÇED süreci başlatılıp,mahkeme kararının arkasından dolanma girişimi yaşanabilir. İzmir’in doğal ve kültürel varlıkları ile geleceği için herkesi karara sahip çıkmaya davet ediyorum.</span></p>
<p><b>TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şube Başkanı </b><b>Özlem Şenyol:</b><span style="font-weight: 400;"> Bir buçuk yıldan fazladır sürdürdüğümüz hukuki mücadelenin sonunda aldığımız</span><span style="font-weight: 400;"> ÇED</span><span style="font-weight: 400;">  iptal kararı ile İzmir adına önemli bir kazanım elde edilmiştir.Çevre ve Şehircilik Bakanlığının mahkeme kararı ile iptal edilmiş </span><span style="font-weight: 400;">ÇED</span><span style="font-weight: 400;">  raporlarının birkaç düzeltme ile yeniden sunulması durumunda yeniden onayladığı proje örnekleri ne yazık ki oldukça fazla. Diğer taraftan Karayolları Genel Müdürlüğünün projenin uygulamaya geçmesi adına imar planlarını ve jeolojik etüd raporu için geçtiğimiz aylarda ihaleye çıktığını ve yapım aşamasında olduğunu da biliyoruz. Buradan yola çıkarsak projenin tekrar yeni bir </span><span style="font-weight: 400;">ÇED</span><span style="font-weight: 400;"> raporu ile gündeme gelme olasılığı mümkündür. Ancak mahkeme kararının gereği olarak proje ile ilgili tüm devam eden işlemlerin iptal edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla telafisi mümkün olmayacak büyük kamu zararlarının oluşmaması adına ilgili kurumların hukuki ve bilimsel olarak kamu yararı içermediği kanıtlanmış körfez geçiş projesinin bir daha İzmir kamuoyunun karşısına getirilmemek üzere iptal edilmesini umut ediyorum.</span></p>
<figure id="attachment_33849" aria-describedby="caption-attachment-33849" style="width: 640px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-33849" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/IMG-20190102-WA0001-640x515.jpg" alt="" width="640" height="515" /><figcaption id="caption-attachment-33849" class="wp-caption-text">Özlem Şenyol</figcaption></figure>
<p><b>Körfez Geçiş Projesi yalnızca İzmir Körfezini güney ve kuzeyden bağlayacak bir yol projesi değildir. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlk olarak 2014 yerel seçimlerinde bir seçim projesi olarak İzmir’in gündemine gelmiş sonrasında Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından uygulamaya geçirilmek için işlemler yürütülmeye başlanmıştı. Projenin hedefleri her ne kadar ÇED raporunda yazdığı şekilde kent içi trafiğini rahatlatacak bir ulaşım alt yapısı olarak sunulsa da arka planda Eğer bu proje hayata geçerse İzmir’in kuzey ilçelerinde ve güneyde başta inciraltı ve çeşme yarımadasında toprak rantı arttırılacak ve yeni gelişim alanlarına konu edilecektir. Bu alanların yapılaşması ile birlikte yapılaşma baskısı altında kalacak kuzeyde İzmir’in Gediz Deltası, flamingolar başta olmak üzere çok sayıda kuş türünün dünyadaki en önemli yaşama alanlarından biri, doğal sit alanları ve tarım alanları da gözden çıkarılmaktadır. İlgili uzmanlar tarafından bilirkişi raporunda da bu hususlara değinilmiş ve mahkeme projenin </span><span style="font-weight: 400;">ÇED</span><span style="font-weight: 400;"> raporunu iptal etme kararına varmıştır.</span></p>
<p><b>Doğa Derneği avukatı Cem Altıparmak:</b><span style="font-weight: 400;"> Bildiğiniz üzere Doğa Derneği, kurulduğu yıllardan bu yana özellikle kuşlar ve sulak alanlar konusunda önemli çalışmalara sahip  bir sivil toplum örgütü. Gediz Deltası da Doğa Derneği’nin çalışma yürüttüğü bir bölge. Bu bölgeyi yok oluşa götürecek böyle bir proje ortaya çıktığında, Doğa Derneği de doğal olarak bu projenin karşısında oldu. Arif ve Özlem davanın Gediz Deltası ve İzmir için  önemi gayet iyi açıkladılar. Bu yüzden tekrara düşmemek adına ben bu dava deneyiminin İzmir’e ve sivil topluma kazandırdıkları açısından birkaç söz etmek isterim. Bu proje ilk gündeme geldiğinde, her bir yapı kendi penceresinden ayrı bir dava süreci yürütmek için harekete geçti. Farklı disiplinlerde uzmanlaşmış ancak birbirlerinden politik duruş ya da doğa koruma mücadelesi yöntemleri açısından farklılaşmış bu yapılar, çok kısa bir süre sonra, arkasında iktidarın ve yerel politikacıların desteğini almış, böylesine “çılgın” bir projeye karşı işbirliği yapmanın önemini fark ettiler. O noktadan sonra mücadele ve dava süreci ortaklaştırıldı. Davanın takibi, keşiflere hazırlık, sürecin kamuoyuna duyurulması ve desteklenmesi gibi konularda ortak çalıştılar ve kazandılar. Somut olarak dava bazında ortaya çıkan bu ortak mücadele deneyimi, bu dava ile sınırlı kalmadı ve İzmir’deki farklı bileşenlerin de katılmasıyla “İzmir’e Sahip Çık Platformu”na evrildi.</span></p>
<figure id="attachment_33847" aria-describedby="caption-attachment-33847" style="width: 640px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-33847" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/cem-resim-640x402.jpg" alt="" width="640" height="402" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/cem-resim-640x402.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/cem-resim-1024x642.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/cem-resim.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-33847" class="wp-caption-text">Cem Altıparmak</figcaption></figure>
<p><b>Yani bir davadan yola çıkan mücadele bu davayı da aşarak İzmir’in ekolojik ve kentsel sorunları için mücadele eden yeni bir sivil toplum platformunun doğmasına vesile oldu.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben bu noktayı oldukça önemsiyorum. Tabi bu notaya gelişte, son dönemde yine İzmir’de ortaya çıkan ve İzmir’in en önemli kentsel yeşil alanı olan Kültürpark’ın ne yazık ki yerel yönetimler (İzmir Büyükşehir Belediyesi) eliyle amaç dışı ve kamu yararına aykırı olarak, bazı sermaye gruplarına tahsisine yönelik girişimlerine tepki olarak doğan Kültürpark Platformu deneyiminin, İzmir’deki sivil toplum mücadelesine katkıları da yadsınamaz. Yani bu son dönemde, İzmir’de kent ve ekoloji merkezli sivil toplum mücadelesinin bir hayli hareketli olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Sonuç olarak, çevresel konularda halkı karar alma süreçlerine dahil etmeyen bir yönetim anlayışının, hangi politik çizgide olursa olsun, ortak mücadele yöntemleri ile başarısızlığa uğratılabileceğinin değerli örneklerini göstermesi açısından körfez geçişi, İzmir’e Sahip Çık ve Kültürpark Platformu gibi yerel mücadele deneyimlerini önemsiyorum.  </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/02/izmir-korfez-gecisi-projesi-iptal-karari-izmir-halkina-armagandir/">&#8221;İzmir Körfez Geçişi Projesi İptal Kararı İzmir Halkına Armağandır&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Flamingolar&#8217;ın Hukuk Zaferi: İzmir Körfez Geçişi Projesi Mahkeme Kararıyla İptal Edildi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/24/flamingolarin-hukuk-zaferi-izmir-korfez-gecisi-projesi-mahkeme-karariyla-iptal-edildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Dec 2018 14:07:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre ve Şehircilik Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[EGEÇEP]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[izmir körfez geçiş projesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33604</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ulastırma Denizcilik ve Haberlesme Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan (Otoyol ve Raylı Sistem Dahil) İzmir Körfez Geçişi projesi ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen 04.04.2017 tarih ve 4586 sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi. Karar hakkında daha önce yürütmeyi durdurma kararı verilmişti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/24/flamingolarin-hukuk-zaferi-izmir-korfez-gecisi-projesi-mahkeme-karariyla-iptal-edildi/">Flamingolar&#8217;ın Hukuk Zaferi: İzmir Körfez Geçişi Projesi Mahkeme Kararıyla İptal Edildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="" data-block="true" data-editor="9389d" data-offset-key="3t9tv-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3t9tv-0-0">Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 4 Nisan 2017’de körfezi güney-kuzey yönünde geçmesi planlanan İzmir Körfez Geçiş Projesi’nin çevresel etki değerlendirme raporunu onaylamış, bu karar karşısında TMMOB, EGEÇEP, Doğa Derneği ve 85 vatandaş yürütmenin durdurulması ve projenin iptali için dava açmıştı. Açılan davalar sonucunda Ağustos 2018’de verilen yürütmeyi durdurma kararının ardından, geçtiğimiz hafta İzmir 3. İdare Mahkemesi ÇED olumlu kararını iptal ederek tarihi bir karara imza attı.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="9389d" data-offset-key="fmta6-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="fmta6-0-0"><span data-offset-key="fmta6-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="9389d" data-offset-key="5upb4-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="5upb4-0-0"><span data-offset-key="5upb4-0-0">İzmir’in Gediz Deltası, flamingolar başta olmak üzere çok sayıda kuş türünün dünyadaki en önemli yaşama alanlarından biri. Türkiye’deki 14 uluslararası öneme sahip Ramsar Alanı’ndan biri olan Gediz Deltası, aynı zamanda Doğal Sit Alanı olarak da korunmakta. Türkiye’nin en büyük yüz ölçümüne sahip kıyı sulak alanlarından biri ve 40 binden çok flamingonun yaşam alanı olan İzmir’in Gediz Deltası, UNESCO’nun Dünya Doğa Mirası ile ilgili dört kriterinin tamamını sağlamaktadır. Bu nedenle alınan karar, dünya doğa koruma içtihadı açısından da tarihi önem taşımaktadır.</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="9389d" data-offset-key="3oalj-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3oalj-0-0"><span data-offset-key="3oalj-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="9389d" data-offset-key="cv5eg-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="cv5eg-0-0"><span data-offset-key="cv5eg-0-0">İzmir 3. İdare Mahkemesi’nin 30.10.2018’da verdiği tarihi karar şunları içeriyor: “Otoyol ve Raylı Sistem Dahil İzmir Körfez Geçiş projesinin bulunduğu alana ilişkin 1/5000 ve 1/1.000 ölçekli imar planlarında gerekli değişikliklerin yapılmadığı; il ya da bölge düzeyinde bir İzmir’in çevre düzeni planından ulaşım master planına kadar hiçbir planın stratejisi olarak üretilmemiş olması nedeniyle planlama ilke ve esaslarına uygun olmadığı, projenin kuzey aksının çok önemli bir doğa koruma alanı içerisinden geçtiği, bölgede uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınmış alanların ve farklı koruma statülerinin bulunduğu, güzergahın güney bölümünde de tescil altına alınmış koruma statülerinin ve korunacak tarım alanı olarak belirlenmiş bir kent bölgesinin yer aldığı, Ekosistemde su sıcaklığının ve alanın denizle olan su alışverişinin değişeceği, bunun da flamingoların besin zincirinin en önemli halkasını oluşturan artemiaların bölgeden yok olmasına yol açabileceği ve bunun da sonuç olarak birbirine hassas dengelerle bağlı bir ekosistemin proje ile zarar görebileceği, ÇED projesinde verilmiş olan jeolojik bilgilerin çok genel ve küçük ölçekli olduğu, projeye özel yeterli detay haritalama ve zemin etüd çalışmaları içermediği, projenin temelini oluşturan zemin bilgisiyle ilgili net bir bilgi olmadığı, batırma tünel ile geçiş yapılan İnciraltı bölümünün aktif fay hattı zonundan geçmekte olduğu ve bu kısımdaki bağlantı contalarının olası bir depremde beklenen yatay ve düşey deplasmanları tolere edebilecek kapasiteye sahip olup olmadığıyla ilgili raporda detay verilmediği dikkate alındığında, dava konusu Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” Mahkeme bu gerekçeyle dava konusu ÇED olumlu kararının iptaline karar verdi.</span></div>
<div data-offset-key="cv5eg-0-0"></div>
<div data-offset-key="cv5eg-0-0">Kaynak: <a href="http://www.dogadernegi.org/izmirkorfezgecisiiptal/?fbclid=IwAR07nwgcJ6baY-qfuCrg-kjuguU0RMvEQK7ZWKgwKgmgZ4h3K1Uu_VBSWrk" target="_blank" rel="noopener">Doğa Derneği</a></div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/24/flamingolarin-hukuk-zaferi-izmir-korfez-gecisi-projesi-mahkeme-karariyla-iptal-edildi/">Flamingolar&#8217;ın Hukuk Zaferi: İzmir Körfez Geçişi Projesi Mahkeme Kararıyla İptal Edildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir Körfez Geçiş Projesi’nde Hukuk Zaferi: Mahkemeden Yürütmeyi Durdurma Kararı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/13/izmir-korfez-gecis-projesinde-hukuk-zaferi-mahkemeden-yurutmeyi-durdurma-karari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Aug 2018 13:19:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[EGEÇEP]]></category>
		<category><![CDATA[Flamingo]]></category>
		<category><![CDATA[Gediz Deltası]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29665</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başta flamingolar olmak üzere çok sayıda kuşun üreme ve beslenme alanı olan Gediz Deltası’nı tehdit eden İzmir Körfez Geçiş Projesi’ne karşı hukuk zaferi kazanıldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/13/izmir-korfez-gecis-projesinde-hukuk-zaferi-mahkemeden-yurutmeyi-durdurma-karari/">İzmir Körfez Geçiş Projesi’nde Hukuk Zaferi: Mahkemeden Yürütmeyi Durdurma Kararı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, EGEÇEP ve Doğa Derneği’nin İzmir Körfez Geçiş Projesi karşısında açtığı davada yürütmeyi durdurma kararı verildi.</p>
<p>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Mart 2017’de körfezi güney-kuzey yönünde geçmesi planlanan <strong>İzmir Körfez Geçiş Projesi</strong>’nin çevresel etki değerlendirme raporunu onaylamış, bu karar karşısında üç sivil toplum kuruluşu ve 85 vatandaş yürütmenin durdurulması ve projenin iptali için dava açmıştı.</p>
<p>İzmir Körfez Otobanı’nın inşa edilmesi halinde dünyadaki on flamingodan birinin yaşadığı Gediz Deltası’nın büyük tehdit altına gireceği, kuşların ve körfezdeki doğal yaşamın zarar göreceği İzmir İdare Mahkemesi tarafından atanan resmi bilirkişi heyetince oybirliği ile tespit edildi.</p>
<p>İzmir İdare Mahkemesi, 11 akademisyenden oluşan bilirkişi heyetinin resmi raporuna istinaden geçtiğimiz günlerde İzmir Körfez Geçiş Projesi hakkında yürütmeyi durdurma kararı verdi.</p>
<p>İzmir İdare Mahkemesi, bu önemli alana ilişkin aldığı tarihi kararda şu ifadeleri kullandı:</p>
<blockquote><p>“Dava konusu ÇED raporu ve eklerinde, floristik verilerin sağlıklı olarak hazırlanmadığı, proje uygulama alanında ortaya çıkabilecek habitat ve lokalite kayıpları ile ilgili detaylı bir değerlendirmenin yer almadığı, ÇED projesinde verilmiş olan jeolojik bilgilerin çok genel ve küçük ölçekli olduğu, projeye özel detay haritalama ve zemin etüt çalışmaları içermediği, projenin temelini oluşturan zemin bilgisiyle ilgili net bir bilgi olmadığı, ÇED projesinde verilmiş olan fay hatlarının güncel literatür bilgilerini içermediği, batırma tünel ile geçiş yapılan İnciraltı bölümünün aktif fay hattı zonundan geçmekte olduğu ve bu kısımdaki bağlantı contalarının olası bir depremde beklenen yatay ve düşey deplasmanları tolere edebilecek kapasiteye sahip olup olmadığıyla ilgili raporda detay verilmediği, bu esnada gerek çakım sırasındaki ekipman hareketi nedeniyle gerekse çıkacak gürültü sonucunda deniz tabanındaki canlı yaşam ile burada yaşayan Flamingo ve diğer canlıların üzerinde olumsuz etkiler meydana geleceği, Çiğli çıkışından otoyol bağlantısına kadar olan kısımda geniş kapsamlı bir dolgu faaliyetinin söz konusu olacağı ve bu inşaat nedeniyle de canlı hayatının olumsuz etkileneceği, ÇED raporunda toplamda 19.870.542 m<sup>3</sup>tarama çalışması yapılacağının belirtildiği, ancak bu miktardaki malzemenin özelliği bilinmeden, nasıl bertaraf edileceğine ve bu faaliyetlerin İzmir Körfezi ekosistemine yapacağı etkilere ilişkin değerlendirmelerin yetersiz olduğu, projenin koruma alanları ve Gediz Deltası sulak alanı üzerinde oluşturabileceği olumsuz etkilerin yeterince incelenmediği, İzmir Körfezi Geçişi Projesinin il ya da bölge düzeyinde bir planın stratejisi olarak üretilmemiş olması nedeniyle planlama ilke ve esaslarına uygun olmadığı, projenin kuzey aksının çok önemli bir doğa koruma alanı içerisinden geçtiği, bölgede uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınmış alanların ve farklı koruma statülerinin bulunduğu, güzergahın güney bölümünde de tescil altına alınmış koruma statülerinin ve korunacak tarım alanı olarak belirlenmiş bir kent bölgesinin yer aldığı, koruma statüleri açısından ortaya konan güzergahın mevzuatla uygun olmayan bir öngörü olduğu dikkate alındığında, dava konusu “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.”</p></blockquote>
<p><strong>Doğa Derneği</strong>, başta İzmir Büyükşehir Belediyesi olmak üzere tüm İzmir halkını rant ve talan politikalarına karşı kente sahip çıkmaya davet etti:</p>
<blockquote><p>“Sözünü ettiğimiz talan projelerine bugün karşı çıkmazsak yarın çok geç olacak, güzel İzmir’imizin tarihi, kültürel, doğal bütün değerleri gözümüzün önünde bir bir yok olup gidecektir. İzmir’e dayatılan bu rant ve talan politikalarına hukuki, siyasi tüm yolları kullanarak karşı çıkmamız zorunludur. Bu nedenle bütün bu yağma projelerine karşı İzmir halkını kentimizin geleceğine sahip çıkmaya davet ediyoruz.”</p></blockquote>
<p>Kaynak: <a href="https://yesilgazete.org/blog/2018/08/13/izmir-korfez-gecis-projesinde-hukuk-zaferi-mahkemeden-yurutmeyi-durdurma-karari/" target="_blank" rel="noopener">Yeşil Gazete</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/13/izmir-korfez-gecis-projesinde-hukuk-zaferi-mahkemeden-yurutmeyi-durdurma-karari/">İzmir Körfez Geçiş Projesi’nde Hukuk Zaferi: Mahkemeden Yürütmeyi Durdurma Kararı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
