<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Durukan Dudu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/durukan-dudu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/durukan-dudu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 11 May 2020 20:01:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Durukan Dudu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/durukan-dudu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Pandemi, Tarımsal Üretimi ve Gıda Güvenliğini Nasıl Etkiliyor? </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/28/pandemi-tarimsal-uretimi-ve-gida-guvenligini-nasil-etkiliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2020 09:25:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Buket Atlı]]></category>
		<category><![CDATA[Durukan Dudu]]></category>
		<category><![CDATA[gıda dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Pandemi Tarımsal Üretimi ve Gıda Güvenliğini Nasıl Etkiliyor?]]></category>
		<category><![CDATA[Sunay Demircan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=53101</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Pandemi, Tarımsal Üretimi ve Gıda Güvenliğini Nasıl Etkiliyor?” başlıklı bu dosyada, salgının tarım ve gıda sektörü üzerindeki etkilerini, alınan önlemleri, konuya ilişkin bilgi ve deneyime sahip uzman kişi ve kuruluşların çözüm önerilerini ele alıyoruz.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/28/pandemi-tarimsal-uretimi-ve-gida-guvenligini-nasil-etkiliyor/">Pandemi, Tarımsal Üretimi ve Gıda Güvenliğini Nasıl Etkiliyor? </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Koronavirüs salgını, tüm canlıların sağlığının birbirleriyle bağlantılı ve bir bütün olduğunu bize tekrar hatırlattı. Başlarda küresel bir sağlık sorunu olarak görülen COVID-19, artık ekonomik, sosyal ve siyasi boyutlarıyla daha çok konuşuluyor. Zira salgının etkilerini tüm sektörlerde yaşayarak deneyimliyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sağlığımızı korumanın sağlıklı beslenme ile mümkün olduğu dikkate alındığında, Korona günlerinde gıda güvenliğinin önemi daha da artıyor. Peki, Koronavirüs salgını küresel düzeyde tarım ve gıdayı nasıl etkiliyor? Neden gıda kıtlığı ve gıda krizi kelimelerini daha sık duyuyoruz?  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İçlerinde Dünya Gıda ve Tarım Örgütü’nün(FAO) de olduğu Küresel Gıda Krizleri Ağı’nın geçtiğimiz hafta açıkladığı </span><a href="https://www.unicef.org/turkey/bas%C4%B1n-b%C3%BCltenleri/g%C4%B1da-krizleri-k%C3%BCresel-raporu-covid-19-salg%C4%B1n%C4%B1n%C4%B1n-yeni-risklere-yol-a%C3%A7t%C4%B1%C4%9F%C4%B1-k%C4%B1r%C4%B1lgan"><span style="font-weight: 400;">2020 yılı raporunda</span></a><span style="font-weight: 400;">, 55 ülkede 135 milyon kişinin gıda güvencesi açısından kriz düzeyinde ya da daha kötü durumda olduğu; COVID-19 salgınının da etkisiyle daha ciddi sıkıntılar yaşanabileceğini vurgulanıyor. </span><a href="http://www.fightfoodcrises.net/food-crises-and-covid-19/en/"><span style="font-weight: 400;">Rapor</span></a><span style="font-weight: 400;"> özetle, Koronavirüs salgınına karşı gerekli önlemler alınmadığı taktirde gıda krizine ve küresel düzeyde kırılgan gruplar üzerinde yaratacağı etkiye </span><a href="http://www.fightfoodcrises.net/fileadmin/user_upload/fightfoodcrises/doc/GN_KeyMessages_FoodCrises_Covid19.pdf"><span style="font-weight: 400;">dikkat çekiyor</span></a><span style="font-weight: 400;">. FAO, salgınının COVID-19’un </span><a href="http://www.fao.org/turkey/news/detail-events/en/c/1269047/"><span style="font-weight: 400;">gıda ticareti ve piyasalar üzerindeki etkilerinin hafifletilmesine</span></a><span style="font-weight: 400;"> ilişkin olarak, ülkelerin gıda tedariği, küresel gıda ticareti ve gıda güvenliği üzerindeki etkilerini azaltmak için ayrıca özen göstermeli diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de ise resmi makamlar Koronavirüs nedeniyle gıda krizi riski yaşanmayacağını, salgının tarım ve gıdada olumsuz etkilerini azaltmaya yönelik gerekli tedbirlerin alındığını kaydediyorlar. </span><a href="https://medium.com/@bekirpakdemirli/koronavir%C3%BCs-pandemisi-ile-m%C3%BCcadele-kapsam%C4%B1nda-ald%C4%B1g%CC%86%C4%B1m%C4%B1z-tedbirler-7b4c49f19f16"><span style="font-weight: 400;">Koronavirüs Pandemisi ile Mücadele Kapsamında Alınan Tedbirler</span></a><span style="font-weight: 400;"> arasında, COVID-19&#8217;un tarım ve hayvancılık üzerindeki etkileri, mevsimlik tarım işçilerine yönelik sağlık tedbirleri, tarım üretiminin seyri ve gıda arz güvenliğinin sağlanmasının yanında, Hazineye ait tarıma elverişli atıl arazileri, çiftçilerimize bedelsiz olarak tahsis ederek üretime kazandırma da yer alıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Pandemi, Tarımsal Üretimi ve Gıda Güvenliğini Nasıl Etkiliyor?” başlıklı bu dosyada, salgının tarım ve gıda sektörü üzerindeki etkilerini, alınan önlemleri, konuya ilişkin bilgi ve deneyime sahip uzman kişi ve kuruluşların çözüm önerilerini ele alıyoruz.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">COVID-19 salgını, gıda üretimi ve tedarik zincirinde hangi sorunlara yol açabilir? Salgın, gıda krizine neden olabilir mi? Karar alıcılar salgınla mücadelede kapsamında hangi politikaları hayata geçiriyorlar? Daha fazla neler yapılabilir? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel yönetimlerde ve sosyal girişimler iyi uygulama örnekleri var mı? Gıda israfını önlemek, gıdada geri dönüşüm ve gıda bankacılığı tarımsal üretime ve gıda güvenliğine nasıl katkı sağlıyor? COVID-19 salgını, sistem dönüşümü yaratmak için bir fırsat olabilir mi?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu sorulara ve daha fazlasına yanıt arayacağımız bu dosyada, konuya ilişkin uzman kişi ve sivil toplum kuruluşlarının görüşlerine yer veriyoruz. Ayrıca Tunceli Belediyesi gibi tarımsal üretim yapan bazı yerel yönetimlerin ve Fazla Gıda gibi sosyal girişimlerin iyi uygulama örneklerini ele alıyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlk yazıda üç farklı uzmanla Koronavirüsün tarımı ve gıda üzerinde yarattığı riskleri ve çözüm önerilerini konuştuk: Sivil Toplum Geliştirme Merkezi (STGM) Kurucu Üyesi ve eski Yönetim Kurulu Başkanı, Doğa Koruma Merkezi Yönetim Kurulu üyesi </span><span style="font-weight: 400;">Sunay Demircan</span><span style="font-weight: 400;">, Anadolu Meraları eş kurucusu </span><span style="font-weight: 400;">Durukan Dudu</span><span style="font-weight: 400;"> ve Temiz Gelecek Derneği’nden </span><span style="font-weight: 400;">Buket Atlı</span><span style="font-weight: 400;">.  </span></p>
<p><b>Sunay Demircan: Koronavirüs’ün Yarattığı Belirsizlik, Gıda Yetersizliği Riskini Artırıyor</b></p>
<p><b>COVID-19 gıda krizine neden olur mu?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-53115 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/sunay-demircan.jpeg" alt="Sunay Demircan" width="270" height="270" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/sunay-demircan.jpeg 388w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/sunay-demircan-160x160.jpeg 160w" sizes="(max-width: 270px) 100vw, 270px" />Aslında, Korona olmasaydı, Dünya&#8217;nın 2020 itibarıyla gıda krizine girme şansı yoktu. Dünya Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Mart ayı içinde bir açıklama yaparak &#8220;Şu an itibarıyla herkes için yeterli yiyecek var, paniğe gerek yok” dedi.  Ancak, şöyle devam etti: &#8220;Bununla birlikte, Nisan ve Mayıs aylarında gıda tedarik zincirlerinde aksamalar bekliyoruz. Hareket kısıtlamaları çiftçileri ve gıda işletmelerini gıda üretim işlerinden alıkoyabilir. Gübre, veteriner ilaçları ve diğer girdilerin yetersizliği tarımsal üretimi etkileyebilir…”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nisan geldi ve şimdi durum yavaş yavaş değişmeye başladı. Neden? Çünkü belirsizlik her alanda riskleri artırdı. İnsanlar, bu izolasyonun ne kadar süreceğini öngöremedikleri için, en temel ihtiyaçtan başlayarak, geleceğe yönelik stok yapmaya başladılar. En temel ihtiyaç da gıda. Bu durumda, gıda stokları yeterli olan ülkeler bile, stoklarını güçlendirmenin yolunu aradılar. Hububat ihracatçısı olan ülkeler, ellerindeki pirinç, buğday, mısır gibi ürünleri öncelikli olarak kendilerine saklamayı tercih ettiler. Keza, kırmızı et ve kanatlılarda da durum aynı. Bu da, birden bire küresel ölçekte bir gıda yetersizliğine yol açma riski doğurdu.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir diğer konu da, önümüzdeki aylarda buğday hasadı başlıyor, burada bir sorun yok ama pirinç, mısır, soya ve sebzeler yeni ekiliyor. Bu ürünleri yetiştirmek için kullanılan kimyasallar (gübreler ve tarımsal mücadele ilaçları) dışarıdan geliyor, bir kısmının da hammadesi Çin kökenli. </span></p>
<p><b>“Dünyayı Bir Bütün Olarak Düşünmemiz Gereken Bir Dönem”</b></p>
<p><b>Tedarik zincirindeki aksaklıklar bu ürünlerin üretimini aksatacak mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bilmiyoruz. Bu ürünlerin bir bölümü emek yoğun üretiliyor, hatta mevsimlik işçi kullanımı çok yoğun. Bu izolasyon programı ile tarımda iş gücü nasıl yönetilecek? Henüz bilmiyoruz. Ama, en azından şunu söyleyebiliriz ki, Türkiye&#8217;nin 2020 yılı için elinde yeteri kadar hububat stoku olduğu varsayılıyor. 31 Mayıs’a dek buğday ve pirinç gibi temel ürünlerde ithalatta gümrük vergisi de sıfırlandı. Yani biraz daha ürün stoklanacak, ciddi sorun yaşanacağını düşünmüyorum. Sebzede sezon henüz başlamadığı için bilemiyoruz.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak, küresel ölçekte bir de Afrika problemi var&#8230;. Zaten açlık sınırında yaşayan bir nüfus yoğunluğu var.  Şimdi Afrika&#8217;ya ne olacak? Dünya Bankası diyor ki, &#8220;COVID-19 krizi, Afrika&#8217;da gıda güvenliği krizini ateşleme potansiyeline sahip; gıda ithalatı, daha yüksek işlem maliyetleri ve azalan iç talebin bir araya gelmesi nedeniyle önemli ölçüde düşecektir (% 13 ile %25 arası)…&#8221;. İthalat olmazsa ve herkes kendi stoklarının derdine düşerse, Afrika&#8217;da gıda ihtiyacı nasıl karşılanacak? Burada yaşanacak açlık, zaten var olan iç çatışmaları da körükleyip, kıta içi ve dışı göçleri teşvik ediyor; yetersiz beslenme ve susuzlukla birlikte bulaşıcı hastalıklara karşı savaş olanakları azalıyor, zincirleme giden pek çok etken birbiriyle el ele verip, büyüyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyayı bir bütün olarak düşünmemiz gerektiğini hatırlamamız gereken bir dönemde, korkarım ki, yine kendi derdimize düşüp, bizden gayrısını &#8220;öteki&#8221; yapıp, kendi kısır çemberimizin içinde, kuyumuzu kazmaya devam edeceğiz. En sonunda bu iş nereye varacak? Galiba, kuyunun dibinde su bulana kadar kazacağız, su çıkınca da şaşıp kalacağız. Bilmiyorum, bunu hakikaten kimse bilmiyor. Bence, Dünya şimdiye kadar hiçbir zaman bu kadar bilgiyi yönetebildiğini sanıp, bu kadar da aslında bir şey bilmediğini anladığı bir dönem yaşamadı. Dilerim bundan bir ders alabiliriz.</span></p>
<p><b>Durukan Dudu: &#8220;COVID-19 Tarım ve Gıda Sistemi Kurmak İçin Fırsat”</b></p>
<p><b>Koronavirüs tarımsal üretimi nasıl etkileyecek? Gıda krizi öngörüyor musunuz? Neden?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-53116 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/durukan-dudu.jpg" alt="Durukan Dudu" width="328" height="328" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/durukan-dudu.jpg 600w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/durukan-dudu-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 328px) 100vw, 328px" />Kabaca soframıza gelen gıda 3 aşamadan oluşuyor: üretim aşaması; bizim gıdaya erişebilme aşamamız ve sonunda fiyatlandırma aşaması. İklim krizinin etkilerini bir anda gözlemleyemeyebiliyoruz ama salgın bir anda gıdada tedarik sistemine etki ediyor. Koronavirüs’ün yarattığı sorun şu: üretim kısmında ve lojistik kısmında yaşanan belirsizlik, arz-talep şokları ve başka büyük sorunlar yaratacak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tarım, çok fazla girdiye ihtiyaç duyduğundan, girdilerin pahalılaşması veya erişilemez hale gelmesi gıda krizine neden olur. Mevcut konvansiyonel tarım sistemi, gübre, tohum ve pestisitlere bağımlı. Üreticiler bunlar olmadan tarımsal üretim yapamazlar. Tedarik sorunu, bu sistemin çökmesi riskini artırır. Üreticiler de bunun farkında. Belirsizlik nedeniyle şu sıralar üreticiler kararsızlar. Tarımda belli zamanlarda üretimin yapılması gerektiğinden önümüzdeki 2-3 hafta çok önemli. Koronavirüsün yarattığı belirsizlikle, üreticiler ya üretim yapmayı kesecekler ya da merkezi idarenin yönlendirmesiyle üretim yapmaya karar verecekler. Burada karar alıcı olarak devletin doğru liderlik yapması çok önemli</span><span style="font-weight: 400;">.  Üretim kısmında yaşanacak bu sorunların yanında tedarik kısmında yaşanacak sorunlar da var. Tedarik zinciri koptuğunda market raflarının boşalması ve daha da artan fiyatları görebiliriz</span><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<p><b>“Pandemi, İklim Krizi İle Yaşayacaklarımızın Provası”</b></p>
<p><b>Çözüm öneriniz nedir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Koronavirüs, iklim krizi ile yaşayacaklarımızın bir provası. Bugünlerde sistem dönüşümü yaratmak isteyen bizim gibiler için en fazla etki sahibi olabileceğim günler… Bu zamanlar ülke ve dünya olarak, bize mevcut gıda ve tarım sistemini dönüştürmek için müthiş bir fırsat sağlıyor. Bunu mutlaka değerlendirmemiz lazım. Aksi takdirde, yarın başka sorunlar ve en önemlisi iklim </span><span style="font-weight: 400;">krizi daha da ağır sorunları bize yaşatacak.  Mevcut tarım sistemi çok kırılgan bir yapıya sahip; dahası üretim aşamasında gıda daha eve girmeden, tedarik zincirinin uzun olması nedeniyle, çok fazla israf oluyor. Bu da gıdada verimsizlik yaratıyor</span><span style="font-weight: 400;">. Yarının gıda sistemi en azından bu tür krizlere dirençli olmalı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında çözümler hazır; bu fırsatı değerlendirelim. Gıdanın yeniden onarıcı ve ekolojik olmasını öneren birçok kişi gibi, biz de Anadolu Meraları olarak, bütüncül yönetim ve onarıcı tarımı tavsiye ediyoruz. Siyasi iradenin, merkezi ve yerel yönetimlerin bu çözümleri alıp doğru şekilde uygulaması gerekiyor. Buna çözüm yollarından biri gıda toplulukları olabilir; bir üreticiden bir planlama dâhilinde, her ürettiği ürünü almayı taahhüt ederseniz, bu sistem dirençli hale gelir. Tarımda planlama yapmanın tek yolu bu. </span></p>
<p><b>“Çok Daha Dirençli, Ekonomik ve Ekolojik Bir Tarım ve Gıda Sistemini Kurabiliriz”</b></p>
<p><b>Korona günlerinde yurttaşlar olarak biz, kısa vadede ne yapabiliriz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu aşamada, asıl yapılması gereken şey, belirsizliği ortandan kaldırmak. Eğer yapabiliyorsanız, dikim yapmanızı öneririm. Mikro seviyede kent bostancılığı, balkon bahçeciliği yapabilirsiniz. Daha makro düzeyde bakarsak, kısa vadede gıda arzını ve tedarik zincirini 3 ay sonra da garantiye almak için, gerekirse örneğin yem ve gübre gibi girdiler ithal edilip depolanabilir. Gübreli tarıma karşıyım ancak günü kurtarmak adına, tek seferlik yara bandı çözümü olarak, devreye </span><span style="font-weight: 400;">sokulabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gıda tedarik ağları kurulabilir. Üretici ve tüketici arasındaki mesafeyi ortadan kaldırarak, yerel düzeyde her bir şehir ve ilçe düzeyinde gıda zincirinde, yerel yönetimler mahalle düzeyinde gıda topluluklarını kolaylaştıracak rol üstlenmeliler. </span></p>
<p><b>İşbirliğine açık mısınız?    </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabii ki, dileyen bize ulaşabilir. Anadolu Meraları ve bizim gibi oluşumlar, bu senaryolara 20 yıldır hazırlık yapıyoruz. </span><span style="font-weight: 400;">Bu bizim için hiç yeni bir şey değil. Somut olarak ne yapılması gerektiği konusunda çok net birikimimiz var. Bunları siyasi iradenin değerlendirmesini isterim: çünkü bu yolla çok daha dirençli,  ekonomik olarak müreffeh ve ekolojik olarak da yarınlarımızı da garanti altında alan bir tarım ve gıda sistemini kurabiliriz. “Onarıcı tarım” dediğimiz bu zaten: hem bugünü hem yarını kurtaran bir sistem… Hem ekonomiyi hem de ekolojiyi güçlendiren sistemleri somut olarak ortaya koyabiliriz. Bize dileyen </span><a href="mailto:durukan@anadolumera.com"><span style="font-weight: 400;">herkes</span></a> <span style="font-weight: 400;">ulaşabilir. Biz tüm faaliyetlerimizi, Korona günlerinde daha da artırarak, sürdürüyoruz.</span></p>
<p><b>Buket Atlı: “Temiz Bir Gelecek İçin Yeni Şeyler Söylemenin Tam Zamanı” </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-52442 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/buketatli-640x960.jpg" alt="Buket Atlı" width="330" height="495" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/buketatli-640x960.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/buketatli-1280x1920.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/buketatli-1024x1536.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/buketatli-scaled.jpg 1707w" sizes="(max-width: 330px) 100vw, 330px" />Temiz Gelecek Derneği Genel Sekreteri Buket Atlı, Koronavirüs nedeniyle tarım ve gıda krizi olasılığına ilişkin değerlendirmelerini bizimle paylaştı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Atlı, “Türkiye&#8217;de son yıllarda büyük sorunlar olarak öne çıkan gıda güvenliği, su kıtlığı, işsizlik ve yoksulluk konularının; Koronavirüs pandemisi sebebiyle toplumda daha da büyük bir hasara neden olması riski ile karşı karşıyayız. Gıda konusunda yaşanan sorunu iki başlıkta açıklamak mümkün: gıdanın üretimi ve üretilen gıdaya erişim. Şu anda tam da tarlada fidelerin ekim zamanı olan Nisan ve Mayıs aylarında K</span><span style="font-weight: 400;">oronavirüs sebebiyle işçilerin bir arada çalışamaması, korona ile mücadele kapsamında yapılması gereken seyahat kısıtları nedeniyle gıda üretiminde düşüş bekleniyor.” tespitini yapıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2020 yılında gıda üretiminde sıkıntı yaşanma ihtimalimiz çok yüksek olarak nitelendiren Atlı, </span><span style="font-weight: 400;">t</span><span style="font-weight: 400;">arlada çalışmaya devam eden </span><a href="https://tr.euronews.com/2020/04/06/kalkinma-atolyesi-koronavirus-salginiyla-mucadelede-mevsimlik-isciler-de-gozetilmeli"><span style="font-weight: 400;">mevsimlik tarım işçileri</span></a><span style="font-weight: 400;">nin bazı illerde hiçbir koruyucu ekipman olmadan ve hijyenik olmayan şartlarda çalışarak büyük sağlık riskleri ile karşılaştığını hatırlatıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buket Atlı, özellikle büyük şehirlerin gıdada şehir dışına bağımlı olmasının milyonları büyük bir gıda güvenliği problemiyle karşı karşıya getirebileceğini kaydederek, </span><span style="font-weight: 400;">gıda sorununun önüne geçmek için “kimyasal gübreler yerine toprağı iyileştiren ve organik madde miktarını arttıran tarım ve hayvancılık uygulamalarına geçilmesi” gerektiğini söylüyor. Anadolu Meraları tarafından da benimsenen sürdürülebilir ve onarıcı tarım uygulaması sayesinde hem maliyeti düşürmenin hem de verimi arttırmanın mümkün olduğunu belirten Atlı ayrıca, şehirlerde özellikle belediyeler, vatandaşlar ve STK’ların işbirliğinde kurulabilecek kent bostanları ile ucuz ve besleyici gıdaya herkesin erişmesinin sağlanabileceğini hatırlatıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak Buket Atlı, dünyada ve ülkemizde kent bostanları, permakültür, zehirsiz ve onarıcı tarım konusunda yeterince güzel örnek olduğunu söylüyor ve “şimdi temiz bir gelecek yeni şeyler denemenin ve bu örnekleri çoğaltmanın tam zamanı” diyor.  </span></p>
<p><b>Koronavirüsün Yoksulluğu Artıran ve Sağlığı Bozan Etkisi  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buket Atlı’nin dikkat çektiği önemli bir nokta, Koronavirüsün yoksulluğu artırarak sağlık üzerinde yaratacağı olumsuz etkiler. </span><a href="https://www.oxfam.org/en"><span style="font-weight: 400;">Oxfam</span></a><span style="font-weight: 400;">’ın </span><a href="https://www.kedv.org.tr/icerik/koronavirus-sebebiyle-yoksulluk-artiyor?fbclid=IwAR2jPOL7uqdEX1bMv8qD_v5EKe-JnljyKUbON1YNdzk0RAnrC1vTs1F78Ws"><span style="font-weight: 400;">“Yoksulluk Değil, Onurlu Bir Yaşam” </span></a><span style="font-weight: 400;">raporunu hatırlatan Atlı, Koronavirüs salgınının ekonomi üzerindeki etkileri sebebiyle yarım milyar kişinin daha yoksullukla mücadele etmek zorunda kalacağını; bunun da güçlü bağışıklık sistemine ihtiyaç duyulan günlerde kent yoksulluğunu artırarak dar gelirli ailelerin yeterli ve dengeli beslenebileceği gıdaya erişimi güçleştirmesiyle Korona ve benzeri hastalıklara davetiye çıkarabileceğine dikkat çekti. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/28/pandemi-tarimsal-uretimi-ve-gida-guvenligini-nasil-etkiliyor/">Pandemi, Tarımsal Üretimi ve Gıda Güvenliğini Nasıl Etkiliyor? </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Durukan Dudu: Hem doğa hem de insan için bir kazan-kazan durumu yaratabiliriz</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/05/durukan-dudu-hem-doga-hem-de-insan-icin-bir-kazan-kazan-durumu-yaratabiliriz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Mar 2017 14:58:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Meraları]]></category>
		<category><![CDATA[Bu Devirde Yemek Yemek Mide İster]]></category>
		<category><![CDATA[Bütüncül Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[Durukan Dudu]]></category>
		<category><![CDATA[Ekoloji]]></category>
		<category><![CDATA[gıda dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[kırsal kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[onarıcı tarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12088</guid>

					<description><![CDATA[<p>Durukan Dudu &#8220;kırsala giden&#8221; biri. Anadolu Meraları projesinin kurucularından olan Dudu toprağı iyileştiren bir tarım yöntemini, Bütüncül Yönetim&#8217;i anlatıyor bize. Ekolojiyle uyumlu bir şekilde topraktan üst düzey verim alınabileceğini iddia eden Durukan Dudu Onarıcı Tarım ve Bütüncül Yönetim hakkındaki sorularımızı yanıtlıyor. &#8220;Bütüncül Yönetim son derece besleyici gıda üretmek isteyen herkese çok temel araçlar sunuyor&#8221; -Öncelikle [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/05/durukan-dudu-hem-doga-hem-de-insan-icin-bir-kazan-kazan-durumu-yaratabiliriz/">Durukan Dudu: Hem doğa hem de insan için bir kazan-kazan durumu yaratabiliriz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Durukan Dudu &#8220;kırsala giden&#8221; biri. Anadolu Meraları projesinin kurucularından olan Dudu toprağı iyileştiren bir tarım yöntemini, Bütüncül Yönetim&#8217;i anlatıyor bize. Ekolojiyle uyumlu bir şekilde topraktan üst düzey verim alınabileceğini iddia eden Durukan Dudu Onarıcı Tarım ve Bütüncül Yönetim hakkındaki sorularımızı yanıtlıyor.</strong><span id="more-17737"></span></p>
<h4>&#8220;Bütüncül Yönetim son derece besleyici gıda üretmek isteyen herkese çok temel araçlar sunuyor&#8221;</h4>
<p><strong>-Öncelikle isminizi Google&#8217;da arattığımda arama seçeneklerinde &#8220;Bütüncül Yönetim nedir&#8221; başlığı çıkıyor. Okuyucularımız için biraz bahseder misiniz, Bütüncül Yönetim nedir?</strong></p>
<p>Bütüncül Yönetim (ing: Holistic Management), Zimbabwe doğumlu biyolog ve doğal yaşam uzmanı Allan Savory&#8217;nin ilk defa 1970&#8217;lerde ortaya attığı, 1980&#8217;lerde ise geliştirerek son halini verdiği yeni bir tarım ve arazi yönetimi planlama prosedürü. Tarımın herhangi bir şekliyle ya da arazi yönetimiyle uğraşanlar da bilir, tarım &#8220;mekanik&#8221; bir süreç değildir. Toprağın durumundan iklime, fiyat ve maliyetlerin değişkenliğinden yaban hayatın etkilerine, çiftçinin özel hayat durumlarından içinde yaşadığı köyün/kırsalın sosyal dengelerine kadar bir çok &#8220;karmaşık&#8221; etmen vardır. Allan Savory&#8217;nin ortaya koyduğunu ben şöyle tanımlıyorum: Büyük resmi görüp temel kararları alırken detayı kaçırmayan, detaylarla uğraşırken temel gidişatı kaçırmayan, tüm bu zorluklar ve belirsizlikler içinde en verimli, bağlamınıza en doğru planlamayı yapıp uygulamanızı sağlayan, somut ve adım adım bir süreç sunuyor Bütüncül Yönetim.<br />
Allan Savory 2014 yılında yaptığı TED konuşmasıyla dünya çapında geniş kitlelere ulaşmıştı. İnsanları fevkalade umutlandıran, bizim de Anadolu Meraları bünyesinde çalıştığımız &#8220;tarım yaparak çölleşmeyi durdurma&#8221; ve iklim değişikliğiyle mücadele etme süreçlerinde de Bütüncül Yönetim müthiş teknik araçlar sunuyor. Yani Bütüncül Yönetim az önce bahsettiğim karar alma ve uygulama algoritmasının yanı sıra aynı zamanda bir teknik bilgi seti de sunuyor. Hem de herkes tarafından, her ölçekte, her tür arazi ve iklim yapısında, araziden ekmek çıkarırken bir yandan da toprağı &#8220;onarıcı tarımla&#8221; iyileştirmek (sürdürmenin ötesinde, iyileştirip verimini arttırmak) ve bütün bunları yaparken bir yandan da son derece besleyici gıda üretmek isteyen herkese çok temel araçlar sunuyor.</p>
<h4>&#8220;Yeni bir hareket nüvesinden bahsediyoruz&#8221;</h4>
<p><strong>-Kırsala dönüş projesinin gençlere ve dünyaya sunduğu imkanlar neler?</strong></p>
<p>Kırsala dönüşten çok &#8220;gidiş&#8221; demeye çalışıyoruz aslında. Bunu söylerken, fiziksel durum ve yaştan çok kafa yapısı ve açık fikirlilik anlamında &#8220;genç&#8221; bireyler başta olmak üzere, yeni bir toplumsal hareket nüvesinden bahsediyoruz. İşin bir çok boyutu var, adı üzerinde bir toplumsal hareket, şöyle özetlemeye çalışayım: Dünyanın neredeyse tüm toprakları, ciddi oranda onarılmaya muhtaç. Çünkü ciddi anlamda kötü idare etmiş, bozmuşuz. İklim değişikliğiyle mücadelede de toprağın sunduğu devasa bir karbon yutma/tutma potansiyeli var. Burada Bütüncül Yönetim omurgasına oturan çeşitli onarıcı tarım yöntemleriyle, hem doğa hem de insan için bir kazan-kazan durumu yaratabiliriz. Bir yandan da hayatında anlamlı, güzel, yararlı ve doyurucu işler yapmak isteyen milyonlarca insan var. Bu ikisini bir araya getirmeyi, birbirlerine derman olmalarını hayal ediyor ve bunu mümkün kılacak adımlar atıyoruz. Bu insanlar toprakların, ekosistemlerin ve toplumların ihtiyaç duyduğu onarımı yapsın, onarıcı tarım da bu insanlara anlam, güçlü bir birliktelik hissi ve ana sütü kadar ak bir gelir sağlasın. Zor bir süreç, akıntıya karşı kürek çekmeye çalıştığımız ve kürek niyetine de kürdandan hallice sopacıklarımız var sadece. Ama Anadolu Meraları&#8217;nı kurduğumuzdan bu yana önemli bir noktaya geldik, ki bu da ekip olarak özverili ve planlı çalışmalarımızın yanı sıra Bütüncül Yönetim&#8217;in karar verme algoritmasının yardımıyla oldu.</p>
<h4>&#8220;Gerçek anlamda ekonomi ve ekoloji birbirinden ayrılmaz bütünlerdir; beraber çöker veya beraber bereketlenirler&#8221;</h4>
<p><strong>-Bütüncül Yönetim&#8217;in yardımlarını biraz açar mısınız? Örneklerle özellikle, Bütüncül Yönetim&#8217;in Türkiye kırsalında tarım yapmak isteyen birine faydaları nedir? Neler yapabilir?</strong></p>
<p>Bütüncül Yönetim, hem arazi &#8211; ekosistem, hem ekonomi hem de toplumsal olarak istediğimiz hayata doğru onarıcı bir yol yürümemizi, bu doğrultuda doğru ve kendi bağlamlarımıza uygun adımları atmamızı, kararları almamızı sağlayan bir yönetim çerçevesi. Tarım gibi toprak, iklim koşulları, insan faktörleri, ekonomi, canlılar (bitkiler, hayvanlar, topraktaki mikrobiyolojik ekosistem&#8230;) gibi karmaşık bir yapıda doğru adımları atmamızı mümkün kılan, kaş yapalım derken göz çıkarmamızı engelleyen bir planlama, uygulama, gözlem ve yeniden karar döngüsü için sağlıklı bir sistem sunuyor.</p>
<p>Türkiye şartlarında daha somut yansımalarına bakalım. Türkiye&#8217;de örneğin et hayvancılığı yapan birisinin, et fiyatlarındaki sürekli ve öngörülemeyen oynamalar, düşük verimlilikte meralar, yüksek yem ve kaba yem maliyetleri gibi bir çok etmenle mücadele etmesi gerekiyor. Bütüncül Yönetim, bu kişinin hayvanlarını hangi dönemde ve şartlarda satarsa ne kadar para kazanabileceğini, bunun sürüsünün devamlılığına etkisini görmesini ve uygulamasını sağlayan bir finansal planlama çerçevesi sunar. Kullandığı meralar ve çayırlardaki ot veriminin katlanarak artmasını sağlayacak, hava koşullarına göre kolaylıkla uyarlayabileceği otlatma planlamaları yapmasını sağlar. Et, süt, ya da hem et hem de süt üretimi yapmasının hem ekonomisine, hem yaşam standartlarına etkilerini önden tasarlayıp kendisinin veya ailesinin, ya da çiftliğinin &#8220;bağlamına&#8221; en uygun yöntemleri belirlemesini sağlar.</p>
<p>Şunun da altını özellikle çizmemiz gerekiyor: Toprak ve üzerinde fotosentez yapan bitkiler, tüm ekonomimizin temelinde yatan üretim şeklidir. Tüm şehirler, kurumlar, fabrikalar, okullar ve meslekler en temelde toprak ve üzerinde yapan fotosentez yapan bitkiler sayesinde var olur. Toprağı ve bu bereket yaratma potansiyelini her geçen gün yok ettiğimiz için türlü sorunlarla boğuşuyoruz. Gerçek anlamda ekonomi ve ekoloji birbirinden ayrılmaz bütünlerdir; beraber çöker veya beraber bereketlenirler. Bütüncül Yönetim&#8217;le Türkiye&#8217;deki toprağın verimliliğini, su emme ve tutma potansiyelini hızla güçlendirebilir, çölleşmeyle mücadele edebilir, bu sayede bereketliliğe doğru yeniden yol almaya başlayabiliyoruz. Bunun bir yansıması da iklim değişikliğiyle mücadele konusunda oluyor. Bütüncül Yönetim&#8217;le onarıcı bir tarım yapmaya başladığımızda topraktaki organik madde miktarını hızla arttırıp havadaki karbondioksiti toprağa organik madde olarak gömebiliyoruz.</p>
<p><strong>-Çalışmalarınızın daha büyük ölçekte yapılmasının imkanları nelerdir?</strong></p>
<p>Bütüncül Yönetim&#8217;in bir avantajı da her ölçekte son derece etkin bir şekilde uygulanabilir olması. Bir aile çiftliğinin kısıtlı meralarında uygulanabileceği gibi, dünyada ve özellikle Kuzey Amerika&#8217;da örneklerini gördüğümüz gibi, on binlerce hektarlık çiftliklerde de başarıyla uygulanabiliyor. Türkiye&#8217;de de bu anlamda önemli fırsatlar, olanaklar mevcut. Bir havzadaki çiftçilerin, çobanların &#8220;gelin beraber bağlamımızı kağıda dökelim ve otlatma planı yapalım, buna hepimiz uyalım&#8221; niyetiyle yola çıkması durumunda ekonomik bereket ve ekolojik onarım boyutlarında çok ciddi iyileşmeleri kısa zamanda yaratmaları mümkün. Biz de Anadolu Meraları olarak bu tür yerel, havza bazlı niyetlere destek olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.</p>
<h4>&#8220;Gerçekte çok da istemediğimiz ödüller için ödemekten büyük mutsuzluk duyduğumuz bedeller ödüyoruz&#8221;</h4>
<p><strong>-Teknolojinin gelişmesi ve insanların her şeye hemen ulaşma talebi insanları &#8220;kırsala gidiş&#8221;ten alıkoyuyor olabilir mi? Kırsala gidiş modern hayat imkanlarından uzak kalmayı gerektirir mi?</strong></p>
<p>Teknoloji konusunda kafalarımız biraz karışık. Teknoloji aslında elimizdeki kaynaklardan sadece biri. Kaynaklarımız, doğaları gereği &#8220;sorunun kendisi&#8221; değildir, olamaz. Sorun, o kaynağı nasıl değerlendirdiğimiz, kullandığımız, yönettiğimizdir. Teknolojik gelişmelerle müthiş güzel bir dünya da yaratabilirsiniz, karanlık bir gelecek de&#8230; İkisinin de örneklerini günlük hayatlarımızda görüyoruz.</p>
<p>Kırsala gidiş herkesin hissetmesi, yapması gereken bir şey değil. İnsanın bu hayattaki rolünün, amacının ne olduğunu, nasıl bir yaşam sürmek istediğini keşfetmesiyle ilgili bir süreç bu. Ben yeterli sayıda insanın kırsalda adil, onarıcı ve mutlu bir yaşam kurmaya gerçek anlamda niyetli olduğunu düşünüyorum. Teknolojinin buna engel olması gibi bir durum söz konusu olamaz; eğer niyetiniz yeterince kuvvetli değilse, diğer bir deyişle siz, şehirlerin sunduğu nimetleri, kırsalın sunduğu nimetlere tercih ediyorsanız, ne güzel! Yeriniz şehirdir o durumda. Kırsala gidişin modern hayatın imkanlarından uzak kalmayı gerektirip gerektirmediği sorusuna da &#8220;Duruma göre değişir&#8221; cevabı verebiliriz. Bir çok kırsal bölgede internet var artık örneğin, sizin için önemli olan buysa. Ama doğalgaz kombisi yok. Aslında bütün mesele, gerçekten istediğiniz &#8220;ödüllere&#8221; kavuşmak için ödemeye hazır olduğunuz bedelleri ödemek. Gördüğüm kadarıyla bir çok insanın hayatı tam tersi yönde işliyor şu anda. Gerçekte çok da istemediğimiz ödüller için ödemekten büyük mutsuzluk duyduğumuz bedeller ödüyoruz. Bunun tam tersini yapabildiğimiz an, doygun, keyifli, anlamlı bir yaşama sahip oluruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/05/durukan-dudu-hem-doga-hem-de-insan-icin-bir-kazan-kazan-durumu-yaratabiliriz/">Durukan Dudu: Hem doğa hem de insan için bir kazan-kazan durumu yaratabiliriz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
