<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dünya su günü arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/dunya-su-gunu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/dunya-su-gunu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 22 Mar 2024 08:50:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>dünya su günü arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/dunya-su-gunu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>TEMA Vakfı: Barışçıl Bir Dünya için Orman ve Su Varlıklarına İhtiyacımız Var</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/03/22/tema-vakfi-bariscil-bir-dunya-icin-orman-ve-su-varliklarina-ihtiyacimiz-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Mar 2024 08:50:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA VAKFI]]></category>
		<category><![CDATA[dünya su günü]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86276</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı, 21 Mart Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası ile 22 Mart Dünya Su Günü’nde daha iyi ve barışçıl bir dünya için orman ve su varlıklarının önemini vurguladı. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, ormansızlaşma nedeniyle dünyada her yıl 10 milyon hektar orman alanının kaybedildiğine ve 2,2 milyar kişinin, kaliteli ve yeterli içme suyuna erişemediğine dikkat çekti. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/03/22/tema-vakfi-bariscil-bir-dunya-icin-orman-ve-su-varliklarina-ihtiyacimiz-var/">TEMA Vakfı: Barışçıl Bir Dünya için Orman ve Su Varlıklarına İhtiyacımız Var</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler bu yıl, Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası’nın temasını “Ormanlar ve İnovasyon: Daha İyi Bir Dünya İçin Yeni Çözümler” olarak belirledi. Bu temayla ormanlar ve inovasyon ilişkisi değerlendirilerek günümüz çevre problemlerinin çözümünde önemli bir yere sahip olan yenilikçi teknolojilerin ormanların korunmasında ve sürdürülebilirliğindeki rolüne vurgu yapılıyor.</p>
<h5><strong>&#8216;Dünyada Her Yıl Ortalama 10 Milyon Hektar Orman Alanı Yok Oluyor&#8217;</strong></h5>
<p>Ormanların; erozyonu önleme, su üretimi, iklimi düzenleme ve havayı temizleme gibi birçok ekosistem hizmeti sunduğunu belirten TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Ormanlar aynı zamanda; iklim krizinin etkilerinin azaltılmasında, biyolojik çeşitlilik ve su varlıklarının korunmasında kritik bir öneme sahip. Ancak ormansızlaşma nedeniyle dünyada her yıl ortalama 10 milyon hektar orman alanı kaybediliyor ve orman yangınları sebebiyle yaklaşık 70 milyon hektar alan olumsuz etkileniyor. Karasal biyolojik çeşitliliğin %80&#8217;ine ev sahipliği yapan ormanlar ayrıca erişilebilir suyun da %70&#8217;ini sağlıyor. Ormansızlaşmayı azaltmak ve ormanların tahribatlarını önlemek için yeni yaklaşımlara ve teknolojilere ihtiyaç var. Drone (hava çekimi), uydu teknolojisi, uzaktan algılama ve yapay zekâ uygulamaları gibi yeniliklerin yanında orman yangınlarına karşı kullanılabilecek erken uyarı sistemleri; ormanları koruma, izleme ve sürdürülebilir orman yönetimi konularında önemli bir role sahip&#8221; dedi.</p>
<h5><strong>&#8216;Madencilik İzinleri Ormanların ve Su Varlıklarının Geleceğini Tehdit Ediyor&#8217;</strong></h5>
<p>Ülkemizdeki ormanların ve su varlıklarının geleceği için koruma politikalarının öneminin altını çizen Ataç, “Türkiye, orman varlığını artıran ender ülkelerden biri olmasına rağmen, orman mevzuatında maden, enerji ve turizm gibi sektörlere kullanım alanı için verilen izinler ormanlarımızı tehdit ediyor. 2012-2022 yılları arasında verilen izinler 400 bin hektarı (533 bin futbol sahası) aşarken, sadece maden izni verilen alanların büyüklüğü 110 bin hektara (146 bin futbol sahası) ulaşmıştır. Vakfımızın 29 ilde yaptığı haritalandırma çalışmalarına göre; bu illerin toplam yüzölçümünün %67&#8217;si madenlere ruhsatlı iken %65’i ise orman alanıdır. İklim, biyolojik çeşitlilik ve su varlıkları için hayati öneme sahip olan ormanları koruyan politikaların hayata geçirilmesi gerektiği tartışmasızdır. Ayrıca madencilik faaliyetleri, yer altı ve yüzey sularını da kirleten, suya ağır metaller ve radyoaktif maddeler karışmasına yol açan ciddi bir tehdittir. Bir yandan iklim krizi su varlıklarımızın azalmasına neden olurken diğer yandan mevcut temiz su varlıklarının madencilik faaliyetleri nedeniyle zarar görmesi ve yok olması, tüm canlıların en temel yaşam kaynağını kaybetmesi anlamına gelmektedir” şeklinde konuştu.</p>
<h5><strong>&#8216;2,2 Milyar Kişi Güvenli İçme Suyundan Mahrum&#8217;</strong></h5>
<p>Bu yıl Dünya Su Günü’nün teması ise “Barış için Su” olarak belirlendi. Bu tema ile suya erişimde kimsenin geride bırakılmaması, suyun kullanım ve yönetiminde herkesin ihtiyaçlarının gözetilmesi ve suyun daha barışçıl bir dünya için önemli bir aktör olarak  değerlendirilmesine vurgu yapılıyor.</p>
<p>Suyun, üzerinde rekabet edilecek bir kaynak değil, aksine tüm canlıların   yaşam hakkı olan doğal bir varlık olduğunu vurgulayan Ataç, “Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 2022 yılında yayınladığı bir rapora göre  dünya nüfusunun yaklaşık yarısı, yılın bir bölümünde ciddi bir su kıtlığı yaşıyor. Aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun 2023 yılında açıkladığı verilere göre hiçbir arıtma işleminden geçmeyen yüzey sularını içen 115 milyon kişi de dahil olmak üzere 2,2 milyar kişi hâlâ kaliteli ve yeterli içme suyuna ulaşamıyor” ifadelerini kullandı.</p>
<h5><strong>&#8216;Türkiye&#8217;nin Su Potansiyelinde 2030 Yılına Kadar %20 Azalma Bekleniyor&#8217;</strong></h5>
<p>Türkiye&#8217;nin üç tarafının denizlerle çevrili olmasına rağmen, karasal su varlıkları açısından zengin bir ülke olmadığına dikkat çeken Deniz Ataç “Ülkemizde kişi başına düşen yıllık yenilenebilir su potansiyeli sadece 1.313 m³, bu oran ülkemizi su stresi yaşayan ülkeler arasına sokuyor. İklim değişikliğinden dolayı artan sıcaklıklar, buharlaşma, kuraklık ve artan nüfusla birlikte, 2030 yılına kadar su potansiyelinde %20 azalma ve kişi başına düşen su miktarının ise 1.000 m³&#8217;ün altına düşmesi bekleniyor. Bu sebeple azalan su varlıklarımızı korumak için hemen harekete geçilmesi gerekiyor. Mevcut su varlıkları; madencilik faaliyetlerinden korunmalı, yoğun su kullanımı olan endüstriyel tesislerde su tasarrufu yapılmalı, su iletim hatlarında kayıp ve kaçak kontrolleri yapılmalı, tarımda verimli sulama sistemlerine geçilmeli ve yeşil alanlarda su ihtiyacı az olan bitkiler tercih edilmelidir.  Bireysel olarak da suyu israf etmemek ve ihtiyaç doğrultusunda kullanarak gereksiz su kullanımını azaltmak ve toplumu bu konuda bilinçlendirmek de büyük önem taşıyor” dedi.</p>
<h5><strong>&#8216;Su, Barış için Bir Araç Olabilir&#8217;</strong></h5>
<p>Günümüzde, su varlıklarının korunması için ulusal ve uluslararası iş birliklerinin zorunlu hale geldiğini belirten Ataç, “Çevresel sürdürülebilirlik ve doğal hayat, gıda güvencesi ve ekonomik üretim, kamu sağlığı ve refahı gibi tüm hedefler, iyi işleyen ve adil bir şekilde yönetilen bir su döngüsüne bağlı. Ancak su kıtlığı, kirliliği ya da suya erişimde eşitsizlik söz konusu olduğunda topluluklar ve ülkeler arasında gerilim artabilir. Bu nedenle ülkeler; iklim değişikliğiyle mücadele, küresel göç politikası ve açlığı yönetirken, ulusal ve uluslararası su iş birliklerini barış planlarının merkezine almalılar. Topluluklar ve ülkeler bu konuda iş birliği sağladığında su,  barış için bir araç olabilir” diye konuştu.</p>
<p>Deniz Ataç, daha yaşanabilir bir dünya için herkesi, orman alanlarını ve su varlıklarını korumaya; ormanları artırma ve suyu verimli kullanma çalışmalarına destek olmaya davet etti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/03/22/tema-vakfi-bariscil-bir-dunya-icin-orman-ve-su-varliklarina-ihtiyacimiz-var/">TEMA Vakfı: Barışçıl Bir Dünya için Orman ve Su Varlıklarına İhtiyacımız Var</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Susuz ve Kurak Dünya Su Günü!&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/22/susuz-ve-kurak-dunya-su-gunu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Mar 2023 08:36:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[dünya su günü]]></category>
		<category><![CDATA[kuraklık]]></category>
		<category><![CDATA[su kullanımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83487</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğa Derneği, her yıl 22 Mart’ta su kaynaklarının korunması amacıyla 1993 yılından bu yana kutlanan Dünya Su Günü için bir bilgi notu hazırladı. Bilgi notu, suyun her ne kadar yaşamın döngüsünün temeli olduğu bilinse de su kullanımındaki yanlış uygulamaların suyun varlığını tehlikeye attığını belirtiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/22/susuz-ve-kurak-dunya-su-gunu/">&#8216;Susuz ve Kurak Dünya Su Günü!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Su Günü her yıl 22 Mart’ta <span class="s2">su kaynaklarının korunması amacıyla 1993 yılından bu yana kutlanıyor. </span>Suyun, her ne kadar yaşamın döngüsünün temeli olduğunu bilsek de su kullanımındaki yanlış uygulamalar suyun varlığını tehlikeye atıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre dünyadaki tatlı suyun yüzde 70’i tarımda kullanılıyor.</p>
<p class="p1">Sulak alan ekosistemleri yeryüzünün en üretken ve zengin sistemleri. Aynı zamanda en hızlı zarar gören ve yok edilen yaşam alanları. Türkiye sulak alan çeşitliliği ve sayısı açısından zengin bir coğrafya. Türkiye’deki sulak alanların büyük çoğunluğu uluslararası öneme sahip Önemli Doğa Alanı (ÖDA) statüsünde.</p>
<p class="p2">Bugüne kadar Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından bu alanların 14’ü Ramsar Alanı (Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar), 59’u Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan ve 32’si Mahalli Öneme Haiz Sulak Alan statüsüyle koruma altına alındı. Bu alanlar hem üreme döneminde hem de göç döneminde kuşlar için hayati önem taşıyor. Yıl boyunca su kuşlarının güvenli bir şekilde üremesi, beslenmesi ve yeniden göç etmesi bu ekosistemlerin var olmasına ve korunmasına bağlı.</p>
<h5 class="p2"><strong>&#8216;1970’ten Bu Yana Dünyadaki Omurgalı Nüfusu Yüzde 69 Azaldı&#8217;</strong></h5>
<p class="p2">Son altmış yılda kaybedilen sulak alanların yüzölçümü iki milyon hektara, yani yaklaşık bir buçuk Marmara Denizi büyüklüğüne ulaştı. Biyoçeşitliliğin hızla yok olmakta olduğunu gösteren raporlarsa birbirini takip ediyor. 1970’ten bu yana dünyadaki omurgalı nüfusu yüzde 69 azaldı. Bu sayı tatlı su türleri için ise yüzde 83’e ulaşmış durumda ve bu durum sulak alanların ciddi ölçüde tahrip edildiğinin de bir göstergesi.</p>
<p class="p2">Türkiye yanlış politikaların da etkisiyle iklim değişikliğinden yüksek derecede etkilenecek ülkeler arasında. Kuraklığın etkilerinin arttığı ülkemizde son 22 yılın en kurak ocak ayı yaşandı. Hem kuraklıkta hem de sel olaylarının şiddetinde artış var. Hava olaylarındaki değişimlere adapte olabilmek için ilk olarak sulak alan ekosistemlerinin restore edilmesi gerekiyor. Sulak alanlar iklim değişikliğinden kaynaklı fırtına, sel ve kıyı şeridi erozyonunun etkilerini azaltıyor. Ayrıca yeraltı suyu depolarını doldurması ve suyu doğal olarak filtre etmesi özellikleri nedeniyle kritik öneme sahip.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-83488 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/dunya-su-gunu-640x427.jpg" alt="Dünya Su Günü" width="640" height="427" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/dunya-su-gunu-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/03/dunya-su-gunu.jpg 1024w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<h5 class="p2"><strong>&#8216;Türkiye’de Yıllık Su Tüketimi 54 Milyar Metreküp&#8217;</strong></h5>
<p class="p2">Suyun, her ne kadar yaşamın döngüsünde kilit rol oynadığını bilsek de su kullanımındaki yanlış uygulamalar suyun varlığını tehlikeye atıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre dünyadaki tatlı suyun yüzde 70’i tarımda kullanılıyor.</p>
<p class="p2">Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 2019-2023 dönemi için hazırlanan Ulusal Su Planı’na göre, Türkiye’de yıllık su tüketimi 54 milyar metreküp civarında. Bunun 40 milyar metreküpü (yüzde 74) sulamada, 7 milyar metreküpü (yüzde 13) içme-kullanmada ve 7 milyar metreküpü (yüzde 13) sanayi suyu ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanılıyor.</p>
<h5 class="p3"><strong>&#8216;Yanlış Su ve Tarım Politikalarının Değişmesi Gerekiyor&#8217;</strong></h5>
<p class="p3">Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç, “Anadolu’nun sulak alanları yarım asırdır yanlış su ve tarım politikalarıyla yok ediliyor. Ulusal Su Planı verilerine göre su kaynaklarımızın %74’ü tarımsal sulamada kullanılıyor. Dolayısıyla suyun döngüsünün ve sulak alan ekosistemlerinin yaşaması için ilk değişim tarım politikalarıyla başlamalı. Sulak alanların var olması ve suyun döngüsünün korunması Anayasal güvence altına alınmalı. Aksi halde hem ekolojik hem de ekonomik olarak pek çok kayıp vereceğiz.” dedi.</p>
<h6 class="p1"><strong><em>Doğa Derneği&#8217;nin 22 Mart Dünya Su Günü Kuraklık Bilgi Notu için <a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/doga-dernegi-22-mart-dunya-su-gunu-kuraklik-bilgi-notu/" target="_blank" rel="noopener">buraya</a> tıklayabilirsiniz.</em></strong></h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/22/susuz-ve-kurak-dunya-su-gunu/">&#8216;Susuz ve Kurak Dünya Su Günü!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Su Kanunu’nun Çıkarılması Aciliyet Taşıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/22/su-kanununun-cikarilmasi-aciliyet-tasiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Mar 2021 14:43:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekoloji Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA VAKFI]]></category>
		<category><![CDATA[dünya su günü]]></category>
		<category><![CDATA[su günü]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=67459</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı ve Ekoloji Birliği, Dünya Su Günü kapsamında yayınladıkları basın açıklamalarında, suyu korumak için gereken önlemlerin alınmamasının salgın sürecinde daha hayati olduğuna dikkat çekiyor. Bilimsel verilere göre en çok su sıkıntısı çekecek 33 ülke arasında Türkiye’nin de olduğu belirtilen açıklamalarda, yeterli ve temiz suya erişimin bir insan hakkı olduğunu hatırlatılarak;  Su Kanunu çıkarılmasının aciliyetine vurgu yapılıyor.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/22/su-kanununun-cikarilmasi-aciliyet-tasiyor/">Su Kanunu’nun Çıkarılması Aciliyet Taşıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://twitter.com/ekolojibirligi/status/985946481206099968">Ekoloji Birliği’nin</a> basın açıklamasında iklim krizi ve COVID-19 salgını nedeniyle yaşadığımız sıkıntıların doğanın üç alıcı ortamı olan su, hava ve toprağın temiz kalmasının, su ve toprağın hoyratça kullanılmamasının, gezegenimizin geleceği açısından ne denli önemli olduğunu gösterdiği belirtiliyor:</p>
<p>“Evet, bugün Dünya Su Günü. Su, yaşamsal molekül. Hiçbir canlının onsuz hayatta kalabilmesi olası değil. Yani su yoksa yaşam da yok. Bir insanın susuz hayatta kalabileceği süre 5-7 gün, dahası ölüm. Suyun yaşam için bu denli önemli olduğu bilindiği halde, onu korumak için gereken önlemlerin alınmaması anlaşılabilir değil. Dünyadaki tüm canlıların suya erişim hakkı vardır. Yeterli miktarda ve temiz suya erişim bir insan hakkıdır.”</p>
<p><a href="https://twitter.com/temavakfi/status/1373540790203510785" target="_blank" rel="noopener">TEMA Vakfı’nın</a> açıklamasında Ormancılık Haftası ve Dünya Su Günü beraber anılıyor ve koronavirüs salgın sürecinde ormanları tahrip etmenin çeşitli hastalık ve salgınlara neden olduğu ve yeterli ve temiz suya erişimin öneminin bir kez daha anlaşıldığını belirtiliyor.</p>
<p>Açıklamada, dünya karasal alanının %30&#8217;unu oluşturan ormanlar akarsu akışlarının %60&#8217;ını sağladığı, bunun da içme sularımızın büyük bölümü ormanlardan geldiği; dolayısıyla ormanların tahrip edilmesinin bölgeyi daha kurak hale getirirken, suyla taşınan organik madde ve toprak nedeniyle suyun kalitesi bozduğu kaydediliyor.</p>
<p><strong><img decoding="async" class="wp-image-67461 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/tema-vakfi-su-gunu.jpg" alt="TEMA Vakfı Dünya Su Günü" width="545" height="305" /></strong></p>
<h5><strong>Türkiye Su Stresi Çeken Bir Ülke!</strong></h5>
<p>Ülkelerin yeterli suya sahip olup olmadığının değerlendirilmesinde kullanılan Falkenmark göstergesine referans verilen TEMA Vakfı’nın açıklamasında, bu  göstergeye göre Türkiye’nin 2020 yılı kişi başına düşen su miktarının yaklaşık 1.350 m<sup>3</sup> oranı ile su stresi çeken ülke konumunda olduğu; bununla birlikte su havzaları arasında, mevcut nüfus ve yararlanılabilir su miktarı bakımlarından büyük farklılıkların görüldüğü; örneğin nüfusun en yoğun olduğu Marmara Havzası’nda kişi başına düşen su miktarının 1.000 m<sup>3</sup>’ün altında olması sebebiyle Marmara Havzası’nda su kıtlığı görüldüğü ifade ediliyor.</p>
<p>Suyun miktarı kadar kimyasal ve ekolojik durumu da önemli bir konu olduğu hatırlatılan açıklamada, Su Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanmış olan 8 Nehir Havza Yönetim Planı’na göre bu havzalarda izleme yapılan bine yakın yer altı ve yer üstü sularının %83’ünde su varlıklarının kimyasal, ekolojik ve miktar açısından iyi durumda olmadığının tespit edildiği kaydediliyor.</p>
<h5><strong>2040 Yılında En Çok Su Sıkıntısı Çekecek 33 Ülke Arasında Türkiye De Var!</strong></h5>
<p>Ekoloji Birliği’nin açıklamasında ise küresel iklim krizi nedeniyle suya erişim bağlamında dünya giderek bir kısırdöngüye girmekte olduğu, iklim krizi nedeniyle gezegenimizin bilinen su döngülerinin giderek bozulmakta ve su sıkıntısı çeken insan sayısı giderek artmakta olduğu belirtiliyor.</p>
<blockquote><p>Günümüzde suya erişim anlamında sıkıntı çeken insan sayısı neredeyse 2 milyara ulaşmış durumda. Bu sayının iklim krizini durdurmak için gerekli önlemler acilen alınmadığı koşullarda hızla artacağını söylemek hiç zor olmasa gerek. World Resources Institude raporuna göre 2040 yılında en çok su sıkıntısı çekecek 33 ülke arasında Türkiye de bulunmaktadır.</p></blockquote>
<h5><strong>“Su Kanunu Çıkarılmalı!”</strong></h5>
<p>TEMA Vakfı, Türkiye’de bir an önce Su Kanunu çıkarılması gerekliliği şöyle vurguluyor: “Su varlığının korunmasında hukuksal, yönetimsel ve etik yeni ilke ve kurallar getirmektedir. Hazırlanan Su Kanunu Tasarısı ile yaşamın sürdürülebilmesinin temelini oluşturan su varlığının havza yaklaşımı çerçevesinde, toplumun yeterli miktarda ve uygun kalitede suya erişim hakkı ile ekosistemin su hakkını sağlayacak, ekonomik ihtiyaçlarla ulusal güvenlik gereksinimlerini karşılayabilecek şekilde yönetilmesi amaçlanmaktadır. Bunun gerçekleşmesi için Kanun tasarısında belirlenen ilkelerle çizilen çerçeve kapsamında su varlığının daha verimli kullanımı sağlanacaktır.&#8221;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/22/su-kanununun-cikarilmasi-aciliyet-tasiyor/">Su Kanunu’nun Çıkarılması Aciliyet Taşıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye 11 Yıl İçinde Su Fakiri Olacak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/22/turkiye-11-yil-icinde-su-fakiri-olacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Mar 2019 08:56:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Uyduranoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[dünya su günü]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji ve Sürdürebilirlik Uygulama ve Araştırma Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36686</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada su kaynaklarının miktarı sabit, nüfus ise her geçen gün artıyor. Tarımda, enerji üretiminde ve günlük kullanımda harcanan sular, arz ve talep arasında dengesizlik oluşturuyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Çevre, Enerji ve Sürdürülebilirlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Ayşe Uyduranoğu, gidişatın devamı halinde Türkiye’nin 11 yıl içinde su fakiri ülkeler kategorisine gireceğini belirtiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/22/turkiye-11-yil-icinde-su-fakiri-olacak/">Türkiye 11 Yıl İçinde Su Fakiri Olacak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin kullanılabilir su kaynağı, yılda 112 milyar metreküp, kişi başına düşen tatlı su miktarı ise 1.519 metreküp. Her ne kadar akarsular nedeniyle su zengini bir ülke gibi gözüksek de bu verilere göre “su sıkıntısı çeken ülkeler” arasında yer alıyoruz. 2030’da nüfusumuzun 100 milyon olacağı ön görülürse, kişi başına düşen tatlı su oranı 1.120 metreküp olacak ve bu Türkiye’yi “su fakiri” ülkeler arasına sokacak. İstanbul Bilgi Üniversitesi Çevre, Enerji ve Sürdürebilirlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Ayşe Uyduranoğlu’na göre su üzerindeki baskının tek nedeni nüfus artışı değil; dağıtımda yaşanan kayıplar ve suyun denetimsiz, bilinçsiz kullanımı.</p>
<p><strong>Suyun yarısı dağıtımda kayboluyor</strong></p>
<p>Türkiye’nin en büyük sorunlarından birinin, suyun şebeke aracılığıyla kullanıcılara dağıtımı esnasında yaşanan kayıplar olduğunu belirten Doç. Dr. Uyduranoğlu, “Bunun en büyük nedeni su şebekelerinin eski olması. Gelişmiş ülkelerde dağıtım esnasında yaşanan su kaybı yüzde 10-15 arasında seyrederken, bu oran gelişen ülkelerde yüzde 50 civarındadır. Ülkemizden bir örnek verecek olursak Kocaeli su şebekesinde kayıp kaçak oranları 2004’ten önce yüzde 72-75 civarındaydı. 2004 sonrası Kocaeli Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İSU) tarafından yapılan yatırımlar, 2013 yılında bu oranı yüzde 31 seviyesine çekmeyi başardı. Altyapıların rehabilite süreci ne kadar maliyetli olursa olsun birinci hedef olmalı” dedi.</p>
<p><strong>Tarifeli fiyatlandırma şart</strong></p>
<p>Doç Dr. Uyduranoğlu, suyun ev ve tarım alanlarında bilinçsiz ve denetimsiz kullanıldığını vurguladı: “Bireysel bilinç sağlanmadığı için evlerde ihtiyaç fazlası kullanımın önüne geçilemiyor. Farkındalık oluşturabilmek için tarifeli fiyatlandırma uygulanmalı. İngiltere’de kullandığınız suyun bedelinin iki katını da atık sular için ödüyorsunuz. Böyle bir fiyatlandırma politikası davranışsal değişikliğe yol açarak, suyun daha dikkatli kullanılmasını sağlıyor. Tarımda ise sulama hala konvansiyonel yöntemlerle yapılıyor. Teknolojik entegrasyon tam sağlanmış değil. Bu yüzden ihtiyaç fazlası su kullanılıyor ve açık sulama kanalları ile suyun bir kısmı da buharlaşıyor.”</p>
<p>Türkiye’nin ilerde susuzluk sorunu çekmemesi için alınması gereken önlemlere de değinen Doç Dr. Uyduranoğlu, altyapıların tamamen değişmesi, farkındalık kampanyalarına ağırlık verilmesi, denetimlerle kaçak kullanımların önüne geçilmesi, tarımsal sulamanın değiştirilmesi ve su krizlerini de dikkate alan kapsamlı bir sürdürülebilir kalkınma programı hazırlanması gerektiğini belirtti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/22/turkiye-11-yil-icinde-su-fakiri-olacak/">Türkiye 11 Yıl İçinde Su Fakiri Olacak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
