<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dünya Anadili Günü arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/dunya-anadili-gunu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/dunya-anadili-gunu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 21 Feb 2021 09:47:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Dünya Anadili Günü arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/dunya-anadili-gunu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>DHİBRA ve 100&#8217;e Yakın İmzacı 19 Dilde Dünya Anadili Günü Metni Yayınladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/21/dhibra-ve-100e-yakin-imzaci-19-dilde-dunya-anadili-gunu-metni-yayinladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Feb 2021 09:47:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Hakları İzleme Belgeleme ve Raporlama Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Anadili Günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=65900</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dil Hakları İzleme Belgeleme ve Raporlama Ağı (DHİBRA) ve 100'e yakın imzacı, 21 Şubat Uluslararası Anadili Günü'nde dil hakları önündeki engellerin ortadan kaldırılması ve anadiline ilişkin talepleri kapsayan 19 dilli bir metin yayınladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/21/dhibra-ve-100e-yakin-imzaci-19-dilde-dunya-anadili-gunu-metni-yayinladi/">DHİBRA ve 100&#8217;e Yakın İmzacı 19 Dilde Dünya Anadili Günü Metni Yayınladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dil hakları üzerine çalışmalar yürüten Dil Hakları İzleme Belgeleme ve Raporlama Ağı (DHİBRA), bu yıl da 21 Şubat Uluslararası Anadili Günü&#8217;nde 100&#8217;e yakın ortak imzacılarıyla birlikte dil hakları önündeki engellerin ortadan kaldırılması ve yok olma tehdidi altındaki dillerin koruma altına alınması çağrısında bulundukları 19 dilli bir metin yayınladı.</p>
<p>DHİBRA&#8217;nın 100&#8217;e yakın imzacılarıyla birlikte hazırladığı metin, Abazaca, Adığece (Batı), Adığece (Doğu), Arapça, Arnavutça, Boşnakça, Çeçence, Ermenice (Batı), Gürcüce, Hemşince, Kurmanci, Ladino, Lazca, Osetçe, Romeika, Rumca, Süryanice, Türkçe ve Zazaca dillerine çevrildi.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-65907 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/dhibra-anadili-gunu-mesaji-640x905.jpg" alt="DHİBRA " width="409" height="579" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/dhibra-anadili-gunu-mesaji-640x905.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/dhibra-anadili-gunu-mesaji-1280x1810.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/dhibra-anadili-gunu-mesaji-1024x1448.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/dhibra-anadili-gunu-mesaji.jpg 1655w" sizes="(max-width: 409px) 100vw, 409px" />&#8220;Dil hakları, insan haklarının ayrılmaz parçasıdır&#8221; hatırlatması yapan ve  tüm dünya dillerinin Anadili Günü&#8217;nü kutlayan DHİBRA ve bileşenlerinin yayınladığı ortak metnin tamamı şöyle:</p>
<p>&#8220;UNESCO’nun 17 Kasım 1999’da ilan ettiği 21 Şubat Uluslararası Anadili Günü vesilesiyle, anadilinin anlam ve önemi konusunda duyarlı sivil toplum özneleri olarak 2021 yılında da taleplerimizi dile getirmek için bir araya geldik.</p>
<p>Türkiye’nin zenginliği olan tüm anadillerinin ve dilsel çoğulluğun herkes tarafından sahiplenilmesi ve desteklenmesi, farklılıklarımızla barış içinde bir arada yaşamanın güvencesidir. Dil hakları önündeki engellerin ortadan kaldırılması, demokrasinin olmazsa olmazlarındandır. Bu konuda duyarlı olması gereken devlet, toplum ve bireyler olarak herkesin üstüne büyük görevler düşmektedir.</p>
<p>Yok olma tehdidi altındaki diller başta olmak üzere, farklı Türkiye dillerinin yaşaması için büyük fedakârlıkla çalışan kişi ve kurumların ülkenin kültürel zenginliğine katkısının kabul edilerek desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz.</p>
<p><strong>Dil Hakları İzleme Belgeleme ve Raporlama Ağının (DHİBRA) bileşenleri olarak bu bağlamda çağrımız şudur:</strong></p>
<p>1) Anadilinin öğrenilmesi ve kamusal alanda kullanımı için daha özgürlükçü hukuki ve idari düzenlemeler yapılmalı ve mevcut düzenlemeler engelsiz ve kararlı bir şekilde uygulanmalıdır.</p>
<p>2) Yok olma tehdidi altındaki dillerin koruma altına alınması için somut adımlar atılmalı, bu konuda çalışan sivil toplum özneleri ivedilikle desteklenmelidir.</p>
<p>3) Ülkede kullanılan farklı anadillerine ilişkin üniversitelerde kurulan birimler (bölümler, anabilim dalları ve enstitüler) yaygınlaştırılmalı ve mevcut birimler kaynak ve kapasite açısından geliştirilmelidir.</p>
<p>4) Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 2 Eylül 1990’da yürürlüğe giren ve Türkiye tarafından 2 Ekim 1995’te onaylanan Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin anadiline ilişkin üç maddesine Türkiye tarafından konulan çekinceler kaldırılmalıdır.</p>
<p><strong>Dil hakları, insan haklarının ayrılmaz parçasıdır!</strong></p>
<p><strong>Tüm dünya dillerinin Anadili Günü kutlu olsun!&#8221;</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/21/dhibra-ve-100e-yakin-imzaci-19-dilde-dunya-anadili-gunu-metni-yayinladi/">DHİBRA ve 100&#8217;e Yakın İmzacı 19 Dilde Dünya Anadili Günü Metni Yayınladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;Anadilde Sağlığa Erişim Hakkı Hayati Önem Taşıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/21/anadilde-sagliga-erisim-hakki-hayati-onem-tasiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Feb 2020 13:27:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Anadili Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Erdal Sîpan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıkta anadil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=48143</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anadilde sağlık hizmetinin hastanın tedavi kadar önemli bir etkisi olduğunu belirten Diyarbakır Tabip Odası’ndan Dr. Erdal Sîpan ile 21 Şubat Dünya Anadili Günü’nde anadilde sağlık hakkını ve hazırladığı Kürtçe ilk yardım kitabını konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/21/anadilde-sagliga-erisim-hakki-hayati-onem-tasiyor/">&#8221;Anadilde Sağlığa Erişim Hakkı Hayati Önem Taşıyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Anadilinde sağlık hizmeti nedir neden önemlidir? Kamusal alanda anadili neden gereklidir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayatın bütün alanlarında kullandığımız bir araçtır dil. Kamusal alanda da toplumsal ihtiyaçlarını bu dil aracılığıyla karşılıyorlar ve bu alanlarında toplumun kendi anadilinde hizmet alabilmesi ve bu ilişkiyi kendi diliyle kurması önemli tabi. Kendilerini ifade edebilecekleri kendi duygu ve düşünceleri en iyi ifade edebilecekleri dil anadilidir. Özellikle sağlık gibi bir alanda hayati bir önem taşıyor. Sağlık emekçisi ve hastanın  birbiriyle kurduğu dil kritik bir önem taşıyor hastanın ve hastalığın seyrini değiştirecek bulgulara bununla ulaşıyoruz. </span></p>
<p><b>Kendi dilinde hizmet almak ile alamamak arasında nasıl bir fark oluyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-48147 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/02/IMG-20200221-WA0008-640x641.jpg" alt="" width="303" height="303" />On yıllık hekimlik hayatımda gözlemlediğim çok hikaye var. Kendini en rahat ifade edildiği zaman hasta ve doktor arasında güven ilişkisi kuruluyor. Kurduğumuz diyalog çok daha fazla verimli sonuçlanıyor bu hastaların tedaviye verdiği sonuç daha efektif ve sağlıklı oluyor. Hasta ile sağlık emekçisi ile onurlu bir güven ilişkisi oluşuyor. Doktorun dediğini anlama önerilerini ve tedavisini kabul etme açısından da hasta için önem arz ediyor. Tarafların birbirini anlaması doğru tedavi tanısının konulması ve hastanın güven ilişkisi içinde bu tedavileri kabul etmesi mühim bir hadisedir. Kürtçe konuşabildiğim için çok rahat anamnez alıp teşhis ve tedavi uygulayabilirim. Sadece Arapça konuşan hastaya denk geldiğimde bir kişinin dilini bilmemenin onu anlamamanın ne kadar zorlayıcı olduğunu fark ettim. Tüm dünyada genel geçer bir kavramdır anadilinde sağlık hakkı. Toplumun halkın kendi dilleriyle temel haklarına erişim sağlamaları gerekiyor.  Bu temel, evrensel ve insani bir haktır. Bizim nitelikli bir sağlık hizmeti vermemiz ancak toplumun dilini kültürünü önemseyen bir dil ve üslupla daha etkili bir hizmet kurmakla mümkün olur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anadili günü vesilesi ile buradan tüm sağlık çalışanlarına seslenmek istiyorum Kürt coğrafyasında yaşayan burada hizmet üreten sağlık emekçilerinin hastaların kendi anadilinde iletişim kurmaları gerektiği çağrısını yapıyorum. Sağlık dediğimiz şey fiziksel psikolojik ve sosyal hallerimizin bütünüyle ilişkili bir şeydir. Daha sağlıklı bir tanı koyma ve tedavi süreci sağlamış olacaklar içinde yaşadıkları toplumun ve halkın değerlerine bu anlamda sahip çıkmaları ve bu dili yaşatmanın imkanlarını zorlamaları  gerekir. </span></p>
<p><b>Söylediklerinizden sağlıkta tüm vatandaşların eşit bir erişim hakkı olmadığını anlıyorum. Bu eşitsizlik hali nasıl giderilebilir? Kime ne düşüyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eşitlik dediğimiz şey ülkede yaşayan tüm vatandaşların haklarına taleplerine eşit erişim ve hizmet alabilmesi için gerekli uygun koşulların sağlanmasıdır. ‘Vatandaş Kürtçe de konuşabilir’ söylemi eşitliği oluşturmak için yeterli değildir. Bir toplumun kendi anadilinde sağlık hizmeti alabilmesinin koşulları oluşturulmalıdır. Sadece sağlıkta değil hayatın tüm alanlarında kendini güvende hissedeceği kendini rahatlıkla ifade edebildiği bir yaşam ortamı sağlanmalıdır. Bireylerin haklarını korumak ve vermek devletlerin en tabii görevleridir. Bu koşullar sağlanmazsa diller ve kültürler arasında bir hiyerarşi oluşur ne insani ne de eşitlik anlayışına uygun bir yaklaşım tarzıdır bu. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">&#8216;Evlerinde istedikleri dili konuşsunlar&#8217; söylemi samimiyetsiz ve hakikatle bağdaşmayan söylemlerdir. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu anda çok ciddi bir eşitsizlik var. Resmi dilini konuşan vatandaşlar kendilerini çok rahat ifade ederken bu resmi dil dışındaki dilleri konuşan vatandaşlar herhangi bir konuda kamusal alanlarda hayatın olağan akışı içerisinde kendilerini çok rahat ifade edemedikleri için sahip oldukları haklara eşit erişim sağlayamıyorlar. Bu dil eşitsizliği diğer alanlarda da eşitsizliği doğuran bir şey. Mahkemede adil yargılanması için kendi dilinde yargılanma hakkından tuttun, ibadethanelerde kendi dilinde ibadet etme hakkına kadar her alanda anadilinin önemini, meşruluğunu ve yasallığını görmemiz gerekir. Dilin hem amaçsal bir özelliği var. Kimliğin kurucu öğelerinden biridir hem de araçsal bir özelliği var. Bu tekçi politikaların terk edilip daha kapsayıcı politikalar gerekiyor. Tek dili çok rijit bir bir şekilde dayatan bir anlayışın karşısında sivil toplum örgütlerinin, hak örgütlerinin hak temelli bir hat üzerinde ortaklaşması gerekiyor. Topyekûn bir mücadelenin hasıl olması gerekiyor. Sadece siyasal alandan medet ummak da eksik kalıyor. Hem siyasi alanlarda hem de sivil alanlarda toplumsal gerçeklerin insan onuruna yakışan bir düzlemde gerçekleşmesi gerekir. Bu iki alanın birbiriyle iç içe geçmesi ve beslemesi talepleri güçlü kılar. Anadilde eğitimi talep ederken dilsel haklarını  bu dilin yaşaması ve yaşatılması için bireylerin de tarihsel sorumluluğu vardır. </span></p>
<p><strong>Tabipler odasının anadilde sağlık hakkı için bir çalışması var mı?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">11 tane Tabip Odası var bölgede. 2012-2013’te Van’da halkın anlayabileceği Kürtçe sağlık videoları hazırlamıştık. Diyarbakır Tabip Odası’nda bir dil komisyonu kurduk. Anadilinde sağlık hizmetinin sağlanması için çeşitli çalışmalarımız var. Yine Kürtçe sağlık videoları hazırlıyoruz yakında kamuoyuyla paylaşacağız. Onun dışında yaptığımız tüm basın açıklamalarını hem Kürtçe hem Türkçe olarak iki dilli veriyoruz. Bu anlamda şehirde ve bölgede anadili geliştirmek üzere yapılan tüm sivil toplum çalışmalarına destek veriyoruz. Kürt Dil Ağı’nın da bir parçasıyız. Ve bundan sonra yapılacak çalışmalara katkı sunmak için üzerimize düşen sorumluluğumuzun hem farkındayız hem de bu sorumluluğu almaya hazırız. bu çalışmalar sonra Kürtçe’ye dair bir bilinç ve duyarlılık oluşturmak gibi hedeflerimiz de var. Bu dil komisyonun oluşmasından sonra Kürtçe’nin kullanımında bariz bir artı gördük. </span></p>
<p><b>Bölgede halk sağlığı taramalarına gelen halk sağlığı çalışanlarına genelde güvensizlik oluyor. Aşı yaptırmak istemeyen aileler de oluyor bunun da sanırım o güven duygusu ile bir ilişkisi var&#8230; </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elbette, hasta doktor ilişkisi dediğimiz şey zaten güven esasına dayanan bir ilişki gerektiriyor. Hastaya dokunuyorsunuz, mahrem bir yönü de var bu anlamda özel alanına giriyorsunuz kimseyle konuşamadığı problemlerini gerek fiziksel gerek ruhsal sizinle paylaşıyor. Kendisini anlamayan birine bunu nasıl ifade edebilir? Ya da bu güven ilişkisi kurulmadan tedaviyi nasıl kabul ettirebiliriz? Kendini öteki hissetirmeden adil, olumlu bir hizmet vermek zorundayız. Doğru iletişim ortak dil sürecin sağlıklı işlemesini sağlar. Halkın güvenle gidebileceği kamusal hizmetleri verebilmeliyiz. </span></p>
<p><b>“Nitelikli bir sağlık hizmeti için anadilinde sağlık hizmeti” dediniz. Kürtçe ilk yardım kitabı çıkarmak bu motivasyonla mı ilişkili? Biraz fikir nasıl oluştu, süreç nasıl gelişti dinlemek isterim sizden.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-48150 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/02/IMG-20200221-WA0007.jpg" alt="" width="356" height="429" />Sağlık meselesinin insanın en temel hakkı olduğuna inanıyorum. Hem de sağlığın bir iktidar kurma aracı olmaktan çıkarılması ve toplumsallaşması gerektiğine inanıyorum. Bizim bu anlamda devam eden sağlık okumalarımız vardı. Sağlık alanında bir birikimimiz bir hafızamız vardı. Açıkçası toplumun biriktirdiği bu binlerce yıldır bu güne gelen bir tortu oluşmuştu. Bugünün sağlık anlayışı kapitalist modernitenin tüm bu birikimi reddeden bunun yerine kendi önerdiklerini konumlayan bunun üzerinden de bir kar sağlama çabası var. O yüzden toplumun biriktirdiklerini yok sayıyor ya da kendisine yedeklemeye çalışıyor. Toplumun sağlık kültürü ve hafızası var ve bunları aktarabileceğimiz dil de o toplumun anadilidir. Bu çalışmayla hem mevcut sağlık bilgisini toplumsallaştırmak toplumun kendi dilinde ve anlayabileceği kavrayacağı bir şekilde sunmak gerektiğine inanıyordum. Modern tıpta çok fazla bilgi üretiliyor bu bilginin topluma toplumun gerçekliğine daha halkçı bir bakış açısıyla yapmak ve  halkın daha sade bir dille pratik bilgilere ulaşacağı minvalde düzenlemek istedim. Sağlık çok geniş bir alan. Toplumun gerçekliği ile birleştirip halkın en pragmatik şekilde kullanabilmesi gerektiğine inanıyorum. Bölge savaşın çok yoğun yaşandığı bir yer zaten. Çok daha temel ve acil ihtiyaç olduğu için ilk yardımla başladım ama sonraki süreçlerde çalışma alanlarımı genişletmeye yönelik literatür biriktiriyorum. </span></p>
<p><b>Ne kadar sürdü kitabı hazırlamak? Sonunda nasıl tepkiler aldınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kitabı hazırlamak iki yılımı aldı. Özellikle son sekiz ayı çok fazla mesai harcadım. Türkiye’de ve dünyada hazırlanmış tüm ilk yardım kitaplarını göz önünde bulundurarak hazırladım. Terminolojinin standart olmaması da benim açımdan süreci zorlaştırdı. </span><span style="font-weight: 400;">Açıkçası kitaba bu kadar olumlu tepkinin geleceğini beklemiyordum. Aldığım geri dönüşler beni çok mutlu etti ilk baskısını Amed Fuar’ına yetiştirdik. Fuar sonuna kadar ilk baskısı bitti. Şimdi ikinci baskısı piyasada. Tüm Kürt kentlerinde çok olumlu tepkiler aldık. Özellikle Kanada, İsviçre gibi ülkelerden de talep oldu. Türkiye’de sadece Kürt kamuoyu değil Türk demokrat çevrelerinde de yer buldu. Bu olumlu dönüşler benim ikinci kitaba başlamam için de teşvik edici oldu. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/21/anadilde-sagliga-erisim-hakki-hayati-onem-tasiyor/">&#8221;Anadilde Sağlığa Erişim Hakkı Hayati Önem Taşıyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yasaklarla, Ödüllerle Anadilde Yayıncılığın 25 Yılı: Avesta Yayınları</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/21/yasaklarla-odullerle-anadilde-yayinciligin-25-yili-avesta-yayinlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rabia Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Feb 2020 10:47:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Avesta Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Anadili Günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=48115</guid>

					<description><![CDATA[<p>21 Şubat Dünya Anadili Günü'nde ikisi Kürtçe olmak üzere bugüne kadar 40 kitabı yasaklanan, Sur’daki deposu yakılan, çözüm sürecinin sona ermesinden sonra birçok kitap fuarına katılımda zorluk yaşayan Avesta Yayınları’nın Genel Yayın Yönetmeni Abdullah Keskin ile anadilde yayıncılık üzerine konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/21/yasaklarla-odullerle-anadilde-yayinciligin-25-yili-avesta-yayinlari/">Yasaklarla, Ödüllerle Anadilde Yayıncılığın 25 Yılı: Avesta Yayınları</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Avesta’nın kuruluş tarihine baktığımızda yasakların baskıların en çok yaşandığı 90’lı yıllar. O dönem Kürtçe yayıncılığa başlama fikri nasıl ortaya çıktı, Avesta nasıl yola başladı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-48117 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/02/abdullah-keskin-3.jpg" alt="" width="311" height="207" />95 yılının sonlarına doğru Avesta’yı kurduk. Aslında öncesinde birkaç yayınevinde yayın yönetmenliği ve gazetecilik yapmıştım. Ama içimde hep yayıncılık yapmak gibi bir duygu vardı. Gözüm kulağım o taraftaydı. Çünkü sahici değişimlerin kitapla olacağına inanıyordum. Başta Mehmed Uzun olmak üzere etrafımızdaki birçok insanın teşvikleriyle bir yerden başlamamız gerektiğini düşündük. Bir iş adamının gelip yatırım yapmasını ya da şartların oluşmasını bekleseydik Avesta muhtemelen bir 20 yıl daha kurulmamış olacaktı. Bütün eksikliklere, sorunlara, o yasaklara rağmen başladık. 95’te Kürtler&#8217;e ilişkin 3 kitap yayımlanmış ardından yasaklanmıştı. 91’de Kürtçe konuşma yasağının kaldırılmasıyla art arda yayımlanan kitaplar, dergiler, kasetler büyük bir heyecan yaratmıştı. Ama diğer taraftan çok iyi bir hazırlık ve ciddi bir emeğe dayanmayınca bu heyecan kısa sürede söndü. Biz de yeniden bu heyecanı bulmak için 4 Kürtçe kitapla yayına başladık. Bugün 680 civarında kitaba ulaştık. 25. yılın sonunda 700’ü aşacağımızı düşünüyorum. </span></p>
<p><b>Yayına başladığınız Kürtçe konuşma yasağının yeni yeni kaldırıldığı dönemler olduğunu düşünürsek  o dönemde Kürtçe kaynak bulmak konusunda zorlanmadınız mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Okur-yazar oranı neredeyse hiç yoktu. Son birkaç senedir birtakım üniversitelerde Kürdoloji bölümleri kuruldu. Oralardan mezun olanları saymazsak eğer şu ana kadar Kürtçe yazarıyla, yayıncısıyla, okuruyla hepsinin ümmi olduğu bir dil. Dünyada bunun başka bir örneği var mı bilmiyorum. Bu kadar kitap yayımladık ama ben bile Kürtçe alfabeyi ilk kez 20’li yaşlarımda gördüm. Büyük bir keşif yapmış, hazine bulmuş gibiydim. Birkaç Kürtçe kitap, bir iki hikaye kitabı ve bir alfabeyle bir – iki hafta eve kapanıp hepsini okumuştum. Elimizde hiçbir şey yoktu aslında. 80 öncesinde sayıları çok az olmakla birlikte birkaç dergi ve kitap yayımlanmıştı. Ama onları bile bulmak mümkün değildi. Biraz yurt dışından özellikle İsveç’ten yayımlanan kitaplar gelebiliyorsa, büyük zorluklarla postayla geliyordu ya da birileri gelirken o tehlikeleri göze alıp getiriyorsa ve siz de bunlara ulaşıp bir kopyasına ulaşabiliyorsanız o büyük bir ayrıcalıktı. Kopyalarla çoğalta çoğalta insanlar arasında kitaplar dağılmaya başlıyordu. 95’te az da olsa bir materyal oluşmuştu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başta üzerinde düşündüğümüz şey şuydu; insanların anadili konuşma dili olarak bile yasaktı. Bu çok büyük bir tahribata sebep olmuştu. Herkes diline bir şekilde sahip çıkmak, konuşabilmek, günlük hayatında var kılmak istiyordu ama bu yetmiyordu. Kürtçe bir roman, araştırma kitabı, şiir veriyorsanız okura yazılan şey kadar nasıl yazıldığına da bakıyorduk. Çok hassas davranıyorduk. Önümüze çok metin geliyordu. Ama bunları çoğu problemliydi. Biz kendimiz çeviri yoluyla, Kürtçenin diğer lehçelerinden metinlere de yöneldik. Diğer taraftan tarih ve araştırma konularında çok ciddi bir açık vardı. Büyük bir ilgi vardı aslında. Eski seyahatnamelere, hatıralara, çağdaş araştırmalara el atıp orada da belli bir literatür yaratmaya çalıştık. </span></p>
<p><b>Kürtçe kitap yasakları peki?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-48118 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/02/avesta-logo-640x352.jpg" alt="" width="389" height="214" />Ne içeride ne dışarıda ne Kürtler, ne Türkler, ne Avrupa’da kimse şunu algılayamıyordu. 20. Yüzyılın sonlarında bir dil sokakta, evde, çarşıda nasıl yasaklanır? O konuşma yasağı kalktığında herkes yayın yasağı kalkmış gibi davrandı. Peş peşe kitaplar, periyodik yayınlar, dergiler, kitaplar çıkmaya başladı. 2002 yılında AB ile görüşmeler başladığı zamana kadar 95-2002 arasında yayımladığımız Kürtçe kitapların tamamı yasaklanabilirdi. Devlet pek o alana girmedi o dönem. Bizim şu ana kadar 40 kitabımız yasaklandı. 2’sinin dışında hepsi Türkçe. O dönemler Kürtçe kitabı yasakladığınızda o kitabı yargılamanız da gerekiyor. Hâkim, savcı Kürtçeyi bilmiyor. Yeminli tercüman gerekiyor, bunun Türkçeye çevirisi gerekiyor. Böyle birkaç örnek oldu. Mesela İhsan Colemergi’nin ‘Cembeli’ diye destansı bir kitabı vardı. Bu ilk önce İsveç’te basıldı. Buraya geldiğinde polis el koydu, İzmir’de yargılandı. Mahkeme yazarından kitabı Türkçe&#8217;ye tercüme etmesini istedi. Sonra yargılama takipsizlikle sonuçlandı. Yani genelde devletin tarzı görmezden gelme üzerineydi. Çünkü Kürtçe kitabı yasakladığınızda ona uluslararası alanda bir meşruiyet de tanımış oluyorsunuz. Bu nedenle pek yapmadılar. </span></p>
<p><b>Sizin ilk Türkçe kitabınız ne zaman yasaklandı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">97 yılında ilk kitabımız yasaklandı. Yayımladığımız Türkçe kitaplar peş peşe yasaklanmaya başlandı. Emir Hasanpur’un ‘</span><span style="font-weight: 400;">Kürt Diliyle İlgili Devlet Politikaları ve Dil Hakları’</span><span style="font-weight: 400;"> kitabıydı. Aslında tam da bu meseleleri ele alan bir kitap. Mehmet Aktaş’ın </span><i><span style="font-weight: 400;">‘</span></i><span style="font-weight: 400;">Sesime Gel</span><i><span style="font-weight: 400;">’</span></i><span style="font-weight: 400;">,  Celadet Ali Bedirhan’ın kitapları yasaklanmıştı. Genelde yasaklamaların ardından cezada ‘aynı suçu tekrar işlememek’ kaydıyla 3-5 yıl gibi bir erteleme kararı veriliyordu. Tabii hiçbir zaman o verilen sürenin sonu gelmeden aynı ‘suçu’ tekrar işliyorduk tekrar yasaklama ve yargılamalar başlıyordu. Bir kısır döngü şeklinde. En son 2007 yılına kadar sürdü. 2007 yılında bir kitabımız yasaklandığında itirazda bulunduk.  üzerine takipsizlik kararı verildi. </span></p>
<p><b>Şu ana kadar 40 kitabınız yasaklanmış. Yayınlarınız açısından rahat olduğunuz bir dönem var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2007 ile 2018 arasında 11 yılda hakkımızda hiçbir soruşturma açılmadı. 2018’de çok garip bir şekilde önce söylentiler dolaşmaya başladı. Kitapçılar ‘sizin kitaplarınız yasaklı, toplatılıyor’ diyorlardı. Ama bizim bir şeyden haberimiz yoktu. Yasaklama kararından birkaç ay sonra bize tebligat geldi. Şırnak’ın İdil ilçesinde başka bir sebeple yapılan ev baskınında birbirinden bağımsız farklı tarihlerde yayımlanmış içerik olarak birbirinden farklı 9 kitabımız yasaklandı. 2018 ile 2019 arasında cezaevlerinde, başka bir yerde üst aramasında bulunan bir kitabımız yasaklanıyordu. 1,5 yıl sürede toplam 14 kitabımız bu şekilde yasaklandı. En yoğun ve en anlamsız, hukukçuların bile anlamakta zorlandığı bir gerekçeyle yasaklanıyordu. Üstelik yaptığımız itirazlara bile doğru düzgün yanıt alamıyorduk. Çok belirsiz bir dönem. </span></p>
<p><b>Yasakların bu kadar arttığı bir dönemde ara vermeyi düşündünüz mü?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hadi yasaklar, ekonomi gibi nedenlerle bir süre ara verdik diyelim. Yine de değişen bir şey olmaz. Çünkü 20 yıl önce yayımlanan hatta yargılandığınız, ceza aldığınız, beraat ettiğiniz bir kitabınız bir anda bir evde bulununca yasaklanıyor. Nasıl bir durumla karşı karşıya olduğumuzu anlamak konusunda zorluk çekiyoruz. Diğer taraftan basıma hazırlarken ‘Bu kesin yasaklanır’ dediğimiz kitaplar ise yasaklanmıyor. </span></p>
<p><b>Peki, yeniden okura dönersek başladığınız dönemle kıyasla şu anda okur profiliniz nasıl? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu 25 yıl içerisinde yayınevi kendi okurunu yarattı. Genelde üniversite okuyan kitaplara ilgi duyuyor. Öğrenciliği 5 yıl ile sınırlarsak Avesta’nın kuruluşundan bugüne 5 ayrı üniversite kuşağı geldi geçti. Bu sürede Kürtçenin durumu çok farklı dönemler yaşadı. Ama bu 25 yıl daha doğrusu Kürtçe konuşma yasağının kaldırıldığı 91’den bu güne bu dönem modern Kürt tarihinde istikrar açısından bir ilktir. Hawar, Ronahî, Kürdistan, Jîn’in tarihlerine baktığımızda çok daha kısa bir dönem geçirdi. DDKO döneminde 74’ten 80 darbesine kadar çok ciddi periyodik yayınlar çıkmış, kitaplar çıkmış. Ama 6 yıl sürmüş. Şimdi 91’den bu yana bizim tarihimiz açısında bir süreklilik var. Şu anda özellikle yayınevini yakından takip eden birçok okurumuz Avesta ile yaşıt. Üstelik dinamik ve genç bir okur profili. Bu gurur verici bir durum. Yaptıklarınızın boşa gitmediğini hissettiriyor. Fuarlarda, toplantılarda bunu çok net görebiliyoruz. Özellikle 2007 ile 2018 arasında hem kitap, hem okur açısından bir artış yaşandı. Yani 2016’da şehirlerde çatışmaların yaşandığı döneme kadar Kürtçe istikrarlı bir şekilde yükseliş dönemi yaşadı. </span></p>
<p><b>Bu parlak dönemin dışında son birkaç yıldır özellikle fuarlara katılımda ‘Yer yok gibi’ yanıtlar aldığınız oldu. Bu okuyucuya ulaşmayı nasıl etkiliyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İki tür fuar var. Birincisi ticari fuarlar, TÜYAP gibi. TÜYAP’ta bu düzeyde sorunlarımız yok. Ancak TÜYAP’ta maliyetler o kadar arttı ki astarı yüzünden pahalı olmaya başladı. İkincisi daha çok sorunlu olan alan yerel yönetimlerin ve vilayetlerin organize ettiği fuarlar var. Siirt, Batman, Van, Urfa, Kadıköy gibi fuarlara katılımda çok ciddi sorunlar yaşıyoruz. Elbette her yerde fuara katılmak gibi bir sorunumuz yok. Ama belli bir okur profilimizin olduğu yerlere katılmaya çalışıyoruz. Kadıköy’de mesela belediye çok ilginç bir şekilde yanıt verdi. Çok ciddi bir okur potansiyelimiz olduğu halde Van’da ilk yıl haberimiz olmadı. İkinci yıl anlaşma yaptık, standımızı yaptırdığımız halde yerimiz küçültüldü. Bize haber verilmedi. Başka yayınevlerinden öğrendik bu durumu. Buna itiraz ettiğimizde ‘Size döneceğiz’ dediler. Sonra ‘Elimizden gelen bu’ dediler. Yani buralarda çok ciddi bir ayrımcılık var. Bu da Kürt diline ve okuyucusuna bir tahammülsüzlükten kaynaklanıyor. Üstelik bu sözünü ettiğimiz şehirlerde yayınevinin okur nezdinde bir karşılığı var. Buna rağmen bize ciddi bir sebep göstermeden sürekli dışlıyorlar. Hiçbir şey yapılmasa yerimiz küçültülüyor. Bu çok aşağılayıcı bir durum. 100 kitabı olan bir yayınevine koca bir ada verilirken yaklaşık 700 kitabı olan Avesta’ya küçük bir alan veriliyor. Çoğunlukla buna karşı çıkıyoruz. Okurumuz zarar görse de bu tür ikinci sınıf muamelesini kabul etmemeye çalışıyoruz. Bizim dışımızda hemen her Kürt yayınevi buna benzer sorunlar yaşıyor. Yer sorunlarının dışında okur açısından sorun yaşadığımız dönemler olabiliyor. Okur gelip Kürdistan kitabını görünce küfredebiliyor, taciz edebiliyor, saldırabiliyor. </span></p>
<p><b>Bu ikinci sınıf muamelesi aslında Kürtçeye öyle değil mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabii ki belki ben ikinci sınıf dedim ama çok daha gerilerde bir durum. Devletin televizyonunun 24 saat yayın yaptığı yerde TBMM’de Kürtçe tutanaklara ‘anlaşılmayan bir dil’ olarak geçebiliyor. Bir dönem birtakım olumlu adımlar atılsa da bunun devamı gelmedi. Hatta geri adımlar atıldı… </span></p>
<p><b>Dağıtım ağınızın sınırlı olmasının nedeni de Kürtçe mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz dağıtım ağımızın geniş olması için uğraştık. Uzun süre kendi ofislerimizde satış yapmadık. Herkes gidip kitapçılardan alsın diye. Ama Kürtçeye bakış, Kürt edebiyatı ve diline bakış bu ağı etkiliyor. Çok basit bir sorun olduğunda kitapçılar kitaplarımızı iade ediyor. Bazı yerlerde okuyucu gidip ‘bu kitabı satmayın’ dediği için kitaplarımızı iade ediyor. Yayıncı, kitapçı kitaplarımızı dağıtmak bile istemiyor. Üstelik ticari anlamda ödünler verdiğimiz halde Kürtçeyi özellikle dağıtmak istemiyorlar. Çok sorunlu bir alan ve bizim buna alternatif geliştirecek bir gücümüz ve potansiyelimiz de yok. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/21/yasaklarla-odullerle-anadilde-yayinciligin-25-yili-avesta-yayinlari/">Yasaklarla, Ödüllerle Anadilde Yayıncılığın 25 Yılı: Avesta Yayınları</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Psikoloji Perspektifinden Anadili Meselesi&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/24/psikoloji-perspektifinden-anadil-calistayi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Feb 2017 11:01:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Anadili Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji Perspektifinden Anadili Meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Dayanışma için Psikologlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=11685</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumsal Dayanışma için Psikologlar (TODAP) Dünya Anadili Günü çerçevesinde 25 Şubat 2017 cumartesi günü &#8220;Psikoloji Perspektifinden Anadili Meselesi&#8221; başlıklı bir çalıştay düzenliyor. Çalıştayın açılış konuşmasını Kürt Enstitüsü&#8217;nden Zana Farqînî yapacak. Çalıştayda psikoloji alanında yürütülen anadili çalışmalarının niteliği, içeriği ve geleceği üzerine fikir paylaşımı ve tartışmalar gerçekleştirilecek. ODAP tarafından etkinliğin içeriği hakkında açıklamada ise  “Cumhuriyetin kuruluşundan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/24/psikoloji-perspektifinden-anadil-calistayi/">&#8220;Psikoloji Perspektifinden Anadili Meselesi&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumsal Dayanışma için Psikologlar (TODAP) Dünya Anadili Günü çerçevesinde 25 Şubat 2017 cumartesi günü &#8220;Psikoloji Perspektifinden Anadili Meselesi&#8221; başlıklı bir çalıştay düzenliyor. Çalıştayın açılış konuşmasını Kürt Enstitüsü&#8217;nden Zana Farqînî yapacak. Çalıştayda psikoloji alanında yürütülen anadili çalışmalarının niteliği, içeriği ve geleceği üzerine fikir paylaşımı ve tartışmalar gerçekleştirilecek.</p>
<p>ODAP tarafından etkinliğin içeriği hakkında açıklamada ise  “Cumhuriyetin kuruluşundan beri süregelen ve 80 darbesiyle iyice güçlenen &#8216;Türklük&#8217; ve Türk dili vurgusu, azınlıkların kimliğinin yok sayılması, kültürlerinin ve dillerinin yasaklanması gibi sonuçlar doğurmuştur. Oysa psikoloji çalışmaları gösteriyor ki kimlik, kültür ve dil insanın varoluşu ve esenliği için önemli toplumsal faktörler arasındadır. Peki ya kişi anadilini kullanamıyor veya anadiline yasaklıysa? Düzenlediğimiz bu çalıştayda, azınlık, göçmen veya mülteciler için anadil olgusunun hayatın içinde, okulda, terapi odasında veya toplumda nasıl konumlandığını tartışacağız” ifadeleri kullanılıyor.</p>
<p>Saat 9.30’da başlayacak çalıştaya ilişkin bilgiler şu şekilde:</p>
<p>Adres: Eğitim-SEN 2 No’lu Şubesi General Şahap Gürler Cad. No: 8/B Daire: 4 Kadıköy, Rıhtım</p>
<p>Facebook etkinlik linki: <a href="https://www.facebook.com/events/325678577828166/" target="_blank">www.facebook.com</a></p>
<p>Katılmak doldurması gereken kayıt formu : <a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSfOuQCpmGP_hJezaGE9BZdFTm1_JRvPn2P_YbsJQlGlKqn-MQ/viewform" target="_blank">docs.google.com/</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/24/psikoloji-perspektifinden-anadil-calistayi/">&#8220;Psikoloji Perspektifinden Anadili Meselesi&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
