<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Donald Trump arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/donald-trump/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/donald-trump/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Jan 2020 09:58:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Donald Trump arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/donald-trump/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kudüs Platformu’ndan BM Güvenlik Konseyi’ne ‘Golan Tepeleri’ Çağrısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/28/kudus-platformundan-bm-guvenlik-konseyine-golan-tepeleri-cagrisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Mar 2019 10:09:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kudüs Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[BM Güvenlik Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<category><![CDATA[Golan Tepeleri]]></category>
		<category><![CDATA[kudüs platformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36942</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kudüs Platformu, ABD Başkanı Donald Trump'ın Golan Tepeleri üzerinde İsrail egemenliğini tanıyan başkanlık kararını kınayan başta BM Güvenlik Konseyi üyesi AB ülkeleri olmak üzere tüm üye ülke ve uluslararası kuruluşları bu konuda yaptırıma çağırdı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/28/kudus-platformundan-bm-guvenlik-konseyine-golan-tepeleri-cagrisi/">Kudüs Platformu’ndan BM Güvenlik Konseyi’ne ‘Golan Tepeleri’ Çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Trump’un Golan Tepeleri ile ilgili kararını değerlendiren Kudüs Platformu’ndan Ayşe Yıldırım, “İsrail sorununda adımlar çok da gizli atılmıyor. Toplumlar fikre ya da olaya iyi ya da kötü aşina hale getiriliyor, bir nebze küçük öncül sarsıntılar sağlanıyor, ki bu büyük depremin yıkıcılığını da azaltıyor, ardından adım atılıyor. Ortalık kaynıyor ama etkili bir yaptırım söz konusu olamıyor, bunu Trump’ın Kudüs’ü başkent yapacağı vaadini başkanlık seçimlerinde kullanmasından da biliyoruz.” Dedi. Golan Tepeleri’nde de olayın böyle geliştiğini belirten Yıldırım, “Şöyle bir farkı var bugüne kadar İsrail hep Filistin topraklarında hak iddia ederek işgalci durumundaydı. Golan tepelerini de ilhak etmişti ancak Suriye toprağı olduğu için birçok uluslararası kuruluş bu durumun geçici olacağını ve İsrail’in burada kalıcı olamayacağını düşünüyordu. Ancak Suriye’nin son yıllarda içinde bulunduğu savaş ortamı İsrail’in Golan’da işini kolaylaştırarak elini güçlendirdi. Netanyahu 2016 yılı Nisanında Golan’da Bakanlar Kurulu’nu toplayarak dünya kamuoyuna bu bölgenin sonsuza kadar İsrail toprağı olarak kalacağı mesajını vermişti. Trump’ın Kudüs’ü başkent ilan ettiği 6 Aralık 2017 tarihinin hemen ardından 28 Aralık 2017’de ise A.B.D’nin Yahudi asıllı İsrail büyükelçisi David Friedman, diplomatik yazışmalarda İsrail’in ilhak ettiği Batı Şeria için de “işgal altındaki topraklar” deyiminin kullanılmamasını talep etmişti.” hatırlatmasında bulundu.</p>
<p><strong>Netanyahu’nun Seçim Hamlesi</strong></p>
<p>Golan Tepeleri kararının İsrail’deki seçim süreciyle ilintili olduğunun altını çizen Yıldırım, “İsrail’de 9 Nisan’da yapılacak hükümet seçimlerinde Netanyahu’nun durumunu güçlendirmek isteyen bazı Siyonist örgüt ve İsrail hükümet yetkilileri seçim öncesinde Trump’ın bu deklarasyonu imzalamasını sağlayarak bir sonraki adım olan Batı Şeria’nın statüsünü değiştirme kararına hız kazandırma arzusundalar.” Dedi.</p>
<p>Şalom Gazetesi Yazarı Karel Valensi de dün yaptığı <a href="http://www.salom.com.tr/koseyazisi-110118-_neden_simdi.html" target="_blank" rel="noopener">değerlendirmede</a> Golan Tepeleri kararının yaklaşan seçimlerle ilgili olduğunu şöyle dile getirmişti; “Golan kararı, oldukça çekişmeli geçmekte olan seçim yarışında, hakkındaki yolsuzluk, rüşvet ve görevi kötüye kullanma suçlamalarıyla hazırlanan iddianameler kabul edilmiş olan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu desteklemek, İsrail seçimlerine Amerikan ağırlığını eklemek demek. Golan kararı ardından, denizaltılar konusunda köşeye sıkışmış olan Netanyahu’nun daha rahat nefes alabildiğini de söylemek mümkün. Seçimlere 20 gün kala gelen bu açıklamanın ardından Netanyahu’nun rakibi, merkez sağdan eski Genelkurmay Başkanı Benny Gantz’ın yapabileceği pek fazla bir şey yok”</p>
<p>Trump’ın kararının dünya kamuoyunda tepkiyle karşılandığını ve bir çok uluslararası kurumun kınama yayınladığını hatırlatan Yıldırım, “BM Güvenlik Konseyi başta olmak üzere mevcut kararını kınayan tüm uluslararası kuruluşların bu hukuksuzluğa etkili yaptırımlar uygulamaları ve geleceği belli olan diğer hukuksuzlukları, deklarasyon yayımlanmadan önlemeleri gerekmektedir. Bizler de sivil toplum olarak bu meselede ve gelecek olan hukuksuzlukların önlenmesinde uluslararası kuruluşları harekete geçmeye zorlamalı ve talepkar olmaktan vazgeçmemeliyiz. Tabi bunun için meseleyi bilmeli, farkında olmalı ve takip etmeliyiz.” Diye konuştu.</p>
<p><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-36944" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/Ekran-Alıntısı1-640x342.png" alt="" width="360" height="192" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/Ekran-Alıntısı1-640x342.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/Ekran-Alıntısı1.png 825w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" />Kudüs Platformu Hakkında</strong><br />
Kudüs platformu, 2015 yılının sonundan bugüne aktif olarak Filistin ve Kudüs konusunda çalışmalar yapan ve ardından dernekleşen bir oluşum. Yola çıkış noktalarının ‘Kudüs ve Filistin meselesinin belli kesimlerin ilgisi dahilinde olduğunu ve meselenin bilimsel, tarihsel ve kültürel arka planından uzak, daha çok ezber bir takım sloganlarla işlenmesi’ olduğunu belirten Yıldırım, “Oysa Kudüs ve Filistin meselesi hem pek çok açıdan toplumun birçok kesimini ilgilendiren hem de uluslararası toplumdan çok ciddi desteklerin alınabileceği, birlikte harekete geçilirse etkili olunabilecek bir meseleydi. Bu nedenle eksik gördüğümüz bu alanlarda eksikleri tamamlamak için öncü olmaya hem de toplumun genelinde özellikle gençler üzerinde farkındalık çalışmaları yapmaya başladık. Özellikle 2017 yılında her ay 2-3 akademik, kültürel faaliyet yaparak meselenin yayılması için gayret sarf ettik. Üniversitelerle ve diğer sivil toplum kuruluşlarıyla istişarelerde bulunarak meseleye dair görüşlerimizi paylaştık ve bu alanda ortak bir dil oluşturulması gerektiğini belirttik.” Dedi. Gelinen noktada epey yol kat edildiğini belirten Yıldırım, “Bu dil, söylem ve yaklaşım değişikliği sonucunda özellikle gençlerde bir merak ve öğrenme iştiyakı belirdi. Kudüs ziyaretlerinin sayısı da geçmiş yıllara oranla artınca kamplar, dil kursları, seminerler düzenlenmeye başladı. Hala birçok kurum ve üniversite bu alanlarda ciddi çalışmalar yapıyorlar. Bizler de Kudüs platformu olarak şu anda belgesel ve kitap projeleri gibi kalıcı ve herkesin ulaşabileceği projeleri hayata geçirmeye çalışıyoruz.” Dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/28/kudus-platformundan-bm-guvenlik-konseyine-golan-tepeleri-cagrisi/">Kudüs Platformu’ndan BM Güvenlik Konseyi’ne ‘Golan Tepeleri’ Çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Amerika’nın Kurtarıcıları: Yerel Gazeteler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/06/amerikanin-kurtaricilari-yerel-gazeteler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Enise Gül Küçük]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Aug 2018 09:51:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<category><![CDATA[Half Moon Bay Review]]></category>
		<category><![CDATA[Our Towns]]></category>
		<category><![CDATA[San Jose Mercury News]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29433</guid>

					<description><![CDATA[<p>Joan Didion kitabındaki şu ifadeyle başlayalım: “Yaşamak için kendimize hikayeler anlatıyoruz.”. Ne yazık ki, Amerika Birleşik Devletleri ile ilgili haberleri Facebook, Twitter ya da kablolu televizyon ağlarından takip ederseniz, duyacağınız hikayeler size ülkenin iflah olmaz derecede bölünmüş durumda olduğunu düşündürebilir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/06/amerikanin-kurtaricilari-yerel-gazeteler/">Amerika’nın Kurtarıcıları: Yerel Gazeteler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Şüphesiz ki ABD, yükselen ekonomik eşitsizlik, bölgesel ve kırsal-kentsel gelir farklılıkları, iş güvensizliği, sosyal hareketliliğin azalması ve politik kutuplaşma ile boğuşmakta. Bu meseleler doğal olarak ulusal medyanın odak noktası haline geliyor. Bununla birlikte ABD Başkanı Donald Trump&#8217;ın güne çoğunlukla bölücü tweet&#8217;ler bombardımanı ile başlaması da yangını körüklüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak meselenin altında daha derin bir sorun yatıyor; reklam gelirlerinin dijital medyaya kayması ile basılı yerel medya iş modelinin içinin boşalması sonucunda, partizan ulusal söylemin hakim olduğu medyanın dışında kalan habercilik ortadan kalkıyor. 1990 yılında ülke genelinde gazeteler yaklaşık 458.000 kişi istihdam ediyorken, Mart 2016&#8217;da bu sayı 200.000&#8217;in altına düşmüş. Bu düşüşü, bir zamanlar ülkenin tirajı en yüksek yerel gazetelerinden biri olan </span><i><span style="font-weight: 400;">San Jose Mercury News</span></i><span style="font-weight: 400;">&#8216;in son haline bakarak anlayabiliriz. </span><i><span style="font-weight: 400;">San Jose Mercury News</span></i><span style="font-weight: 400;">’in çıkış yaptığı yer olan Silikon Vadisi nüfus, kazanç ve ekonomik önem bakımından büyüme göstermiş olmasına rağmen </span><i><span style="font-weight: 400;">Mercury News</span></i><span style="font-weight: 400;">’de çalışan gazetecilerin sayısı 1990&#8217;larda 400 iken bugün 40&#8217;lara düşmüş durumda.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel haberciliğin önemi, çoğu Amerikalının günlük yaşantısının nefret dolu ulusal medyanın ürettiğinden farklı olmasında yatıyor. Trump ve kongre cumhuriyetçileri ekonomik güvensizlik ve iklim değişikliği gibi kritik konuları ele almakta başarısız olurken, devletler ve yerel yönetimler harekete geçiyorlar. Ülke genelinde, Amerikalılar &#8211; sınıftan veya partiden bağımsız olarak – kollarını sıvıyor ve kendi topluluklarını iyileştirmek için çalışıyorlar. Uzun bir düşüşten sonra, sosyal sermayenin geri kazanıldığına dair işaretler var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Alexis de Tocqueville 1830&#8217;larda ABD&#8217;yi ziyaret ettiğinde, hem kamusal hem de özel alanda Amerikalıların bencil arzularını aşabildiğini, bunun da bilinçli ve aktif bir siyasi ve sivil topluma olanak tanıdığını gözlemlemişti. Bugün de durum farklı değil—en azından eyalet ve yerel yönetimler düzeyinde. Fakat güçlü yerel gazetecilik olmayınca, neler olup bittiğini insanlara aktarmak adına ülkeyi bir uçtan bir uca dolaşmaya istekli olan az sayıdaki muhabir ve araştırmacının çabaları haricinde, çoğu zaman bu faaliyetlerden haberdar olmak zorlaşabiliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Örneğin, ABD&#8217;yi tek motorlu pervaneli uçaklarında beş yıl gezen James ve Deborah Fallows, ülkeyi yeniden inşa etmek için ortaya konan yerel çabaların derin ve içten bir hikayesi olan </span><i><span style="font-weight: 400;">Our Towns</span></i><span style="font-weight: 400;">&#8216;ı yayınladılar. Fallows çifti, toplumsal sıkıntıları çözmek için yapılan yerel girişimlerin büyüyüp gelişmeye başladığı Yaldızlı Çağ’ın* sonları ile günümüz dünyası arasındaki ilginç paralellikleri ortaya seriyor. O dönemden çıkardığımız ders, ulusal düzeyde ekonomik ve demokratik reformlara yönelecek duruma nihayet gelindiğinde ülke çapında yerel toplulukların zaten bir eylem planı geliştirmiş olmalarıdır. Yerel yenileşme anlatılarının her biri emsalsiz olmakla birlikte Fallows’lar çoğunun benzer bir örüntüyü izlediğini gösteriyor bize. Ulusal politikaları görmezden gelerek “kamusal-özel ortaklıklar oluşturmak için bir araya gelmiş yerel yurttaşlar” üzerinde yoğunlaşan bir “yurttaşlık hikayesi” çıkıyor karşımıza. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dahası, yerel araştırma üniversiteleri, bölgesel yüksekokullar ve diğer eğitim kurumları ve sosyal kuruluşlar, toplulukların sivil yenileşmeye dair görüşlerini eyleme dönüştürmelerine yardımcı olmak için öne çıkıyorlar. Ve Fallows’ların kitaplarında yer verdikleri toplulukların çoğunda, topluluk üyelerinin canlı ama sivil tartışmalar yürüttükleri en az bir bira fabrikasından söz ediliyor. Büyük resme bakınca Fallows’ların ülke çapındaki seyahatleri bize iyimser olabilmemiz için ilham veriyor. “Amerikan topluluk bilincinin iyi taraflarının, pek çok yerde öngördüğümüzden daha güçlü ve iyi göründüğünü” belirtiyorlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Benzer şekilde, Brookings Enstitüsü&#8217;nden Bruce Katz yıllardır yerel canlandırma çabalarını araştırıyor. Drexel Üniversitesi&#8217;nden Jeremy Nowak&#8217;la birlikte yazdığı son kitabında, problem çözme yollarının ulusal düzeyden devletlere, illere ve belediyelere doğru dikey; kamusal sektörden kamusal, özel ve sivil aktörler ağına doğru yatay bir yönelim gösterdiğini belirtiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Katz, bu türden sektörler arası işbirliğinin, Trump&#8217;ın yükselişine mümkün kılmış olan aynı ekonomik ve sosyal/kültürel güçlerin tetiklediği “yeni bir yerelcilik” anlayışına katkıda bulunduğunu düşünüyor. Ekonomik güvensizlikler, zehirli popülizmi körüklemenin yanı sıra, tatmin olmayan vatandaşları yapıcı tepkiler vermeye teşvik ediyor. Pek çok kişi federal hükümete olan inancını yitirmiş olsa da yerel kuruluşlara duydukları güven hala devam ediyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anne-Marie Slaughter&#8217;ın “Amerikan Yenileşmesi” dediği, topluma dair yeni, Aspen Enstitüsü projesine başkanlık eden David Brooks&#8217;un “Amerikan Rönesansı” olarak adlandırdığı bir olgudan henüz bahsedemeyiz; fakat pek çok Amerikalının yepyeni bir ulusal medya akımına hazır olduğu aşikar. Örneğin, medya girişimcisi Greg Behrman, kurduğu </span><i><span style="font-weight: 400;">NationSwell</span></i><span style="font-weight: 400;"> adlı dijital medya platformunda “iyi şeyler yapan insanların yalnızca hikayelerini anlatmayı değil, bu çabaların içinde yer almayı ve bunlara katkıda bulunmayı” hedefliyor. Yine ülke çapında aşağıdan yukarıya bir reform hareketi için zemin hazırlayan Vatanseverler ve Pragmatistler koalisyonu ve Bağımsız Reformcuların Ulusal Birliği de benzer çabalar ortaya koyuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aynı zamanda yerel gazeteciliğin çöküşe uğraması sonucu açığa çıkan boşluğu doldurmak üzere yeni medya modelleri geliştiriliyor. Teksas ve Kaliforniya&#8217;da kar amacı gütmeyen medya satış noktaları </span><i><span style="font-weight: 400;">Texas Tribune</span></i><span style="font-weight: 400;"> ve </span><i><span style="font-weight: 400;">CalMatters</span></i><span style="font-weight: 400;">, eyalet haberleri için başvurulan kaynaklara dönüştü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca yerel medya için yenilikçi fonlama yöntemleri geliştiriliyor. Berkeley-Kaliforniya&#8217;da çıkan </span><i><span style="font-weight: 400;">Berkeleyside</span></i><span style="font-weight: 400;">, yakın zamanda doğrudan halka arz yoluyla okuyucularından 1 milyon dolar topladı. Sahil tarafındaki </span><i><span style="font-weight: 400;">Half Moon Bay</span></i><span style="font-weight: 400;">&#8216;de, vatandaşlar </span><i><span style="font-weight: 400;">Half Moon Bay Review</span></i><span style="font-weight: 400;"> gazetesini (Lenny Mendonca&#8217;nın yönetim kurulu başkanı olarak hizmet ettiği) kurtarmak için bir kamu yararı şirketi kurdu. Kar amacı gütmeyen ulusal bir kuruluş olan </span><i><span style="font-weight: 400;">Report for Americ</span></i><span style="font-weight: 400;">a, şu anda ülke çapında yerel gazeteler için çalışan genç gazetecileri eğitiyor ve destekliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yakın tarihli bir Pew Research Center araştırmasına göre, on Amerikalıdan yedisi “haberlerden dolayı bıkkınlık” hissediyor. Ulusal haber gündemlerine genellikle acı olayların hakim olduğu düşünüldüğünde bu şaşırtıcı değil. Yerel haberler azaldıkça sivil katılım ve kamu güveni de zayıflamış oluyor. Kendini yeniden oluşturan ve insanları ortak iyilik için bir araya getiren toplulukların ilham verici öykülerine odaklanarak bu eğilimi tersine çevirmenin zamanı geldi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">*Amerika Birleşik Devletleri’nde 1870’ler ile 1900’ler arasındaki dönem.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/06/amerikanin-kurtaricilari-yerel-gazeteler/">Amerika’nın Kurtarıcıları: Yerel Gazeteler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özgürlük Heykeli&#8217;ne Tırmandı: Göçmenlere Hoşgörü İstedi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/05/ozgurluk-heykeline-tirmandi-gocmenlere-hosgoru-istedi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Jul 2018 08:23:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci politikası]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük Heykeli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=28449</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD'nin Özgürlük Heykeli'ne tırmanan Therese Okumou Trump'ın 'mülteci' politikasını protesto etti. Okumou eyleminin ardından gözaltına alındı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/05/ozgurluk-heykeline-tirmandi-gocmenlere-hosgoru-istedi/">Özgürlük Heykeli&#8217;ne Tırmandı: Göçmenlere Hoşgörü İstedi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ABD’nin NewYork kentinde Özgürlük Heykeli’ne tırmanmaya çalışan ve heykelin alt bölümünde bir süre oturan kadın gözaltına alındı. Göstericinin göçmenlik hoşgörü politikası için protesto yaptığı öğrenildi.</p>
<p>Gösterici, tırmandığı yerde üç saatten fazla bir süre boyunca oturdu. Olay sırasında turistler, heykelden uzaklaştırıldı. Polis olayı hem havadan hem de denizden takibe aldı. ABD televizyonları eylemi canlı yayınladı. Göstericiyi inmeye ikna edemeyen polis, merdiven dayayarak kadının bulunduğu yere çıktı. ABD medyası, göstericinin, 44 yaşındaki Therese Okumou adlı Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nden bir göçmen olduğunu bildirdi.</p>
<p><b>GÖÇMENLİK VE GÜMRÜK POLİSİ DAĞITILSIN</b></p>
<p>Okumou’nun ABD Başkanı Donald Trump’ın göçmenlik konusundaki sıfır hoşgörü politikasını protesto ettiği aktarılıyor. Bu olaydan önce küçük bir grup, heykelde bir protesto gösterisi düzenlemelerinin ardından gözaltına alınmıştı. Gösteride “ICE (Göçmenlik ve Gümrük Polisi) dağıtılsın” pankartı açılmıştı. Bu eylemler, ABD’nin bağımsızlık günü olan 4 Temmuz’da gerçekleştirildi.</p>
<p>Kaynak: BBC, <a href="https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya/2018/07/05/ozgurluk-heykeline-tirmandi-gocmenlere-hosgoru-istedi/" target="_blank" rel="noopener">duvaR</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/05/ozgurluk-heykeline-tirmandi-gocmenlere-hosgoru-istedi/">Özgürlük Heykeli&#8217;ne Tırmandı: Göçmenlere Hoşgörü İstedi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyarbakır Ulu Cami’de Kudüs için “Öfke Cuması”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/09/diyarbakir-ulu-camide-kudus-icin-ofke-cumasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Dec 2017 10:43:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Gençlik Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet-Sen]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Hak İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[Kudüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20716</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump’ın, ABD&#8217;nin İsrail Büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma kararı dünyanın hemen her yerinden tepkilerle karşılandı. Diyarbakır Ulu Camii önünde Cuma namazı sonrası düzenlenen protestoya katılan kalabalık, meydana sığmadı. Eylemde açılan pankart ve atılan sloganlar, Trump ve İsrail yönetimine karşı öfke doluydu. ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin İsrail Büyükelçiliği’ni Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/09/diyarbakir-ulu-camide-kudus-icin-ofke-cumasi/">Diyarbakır Ulu Cami’de Kudüs için “Öfke Cuması”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ABD Başkanı Donald Trump’ın, ABD&#8217;nin İsrail Büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma kararı dünyanın hemen her yerinden tepkilerle karşılandı. Diyarbakır Ulu Camii önünde Cuma namazı sonrası düzenlenen protestoya katılan kalabalık, meydana sığmadı. Eylemde açılan pankart ve atılan sloganlar, Trump ve İsrail yönetimine karşı öfke doluydu.</strong><span id="more-21496"></span></p>
<p>ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin İsrail Büyükelçiliği’ni Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma kararı aldı. Bu karar, Kudüs’ün, ABD tarafından İsrail’in başkenti olarak tanınması anlamına geliyor. 1947&#8217;den bu yana Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslararası kuruluşların İsrail’in egemenliğinde olmasını kabul etmediği Kudüs, 1980&#8217;de İsrail ilhak edilmiş ve bu karar yine BM tarafından kınanmıştı. Dünya kamuoyu ve özellikle İslam toplumları tarafından tepkiyle karşılanan bu adım, aslında 1995 yılında ABD Kongresi tarafından kabul edilmiş bir yasanın Trump tarafından hayata geçirilmesiyle atılmış oldu. 1995&#8217;de yasalaşan tasarı ABD başkanlarına bu işlemi altışar ay süreyle erteleme yetkisi de veriyordu. Bugüne kadarki başkanların “bölgede kaosa neden olabileceği” gerekçesiyle atmadığı bu adım Trump’ın seçim vaadiydi ve Trump vaadini yerine getirmiş oldu.</p>
<p>Trump’ın bu adımı İsrail dışındaki dünya kamuoyu tarafından tepkiyle karşılansa da ABD başkanı bu kararı vermekten memnun olduğunu açıkladı. İslam dünyasında ve Türkiye’de büyük tepki uyandıran bu karar, “öfke cuması” protestoları ile karşılandı. Türkiye’nin birçok şehrinde Cuma namazı sonrasında yapılan gösterilerde ABD Başkanı Trump ve İsrail yönetimine öfke, Filistin ve Kudüs’e destek mesajları verildi.</p>
<p>OHAL gerekçesiyle açık alanda eylem yasağının bulunduğu Diyarbakır’da da Ulu Camii önünde Cuma namazı sonrasında protesto düzenlendi. Diyarbakır&#8217;daki islami sivil toplum kuruluşlarının çağrısıyla düzenlenen gösteriye katılan yüzlerce kişi, Ulu Camii önündeki alana sığmadı. Eylemde sık sık İsrail ve ABD karşıtı sloganlar atılırken Filistin ve Kudüs’e selam yollandı.</p>
<p>Trump tarafından Kudüs’ün “İsrail’in Başkenti” olarak tanınması kararı ve düzenlenen protestolar hakkındaki görüşlerini almak için, Diyarbakır’ın sivil toplum kuruluşu temsilcilerine Sivil Sayfalar olarak mikrofon uzattık.</p>
<p><strong>Diyanet-Sen Diyarbakır Şube Başkanı Ömer Evsen :Kimsenin kutsalımızı çiğnemesine izin vermeyiz, vermeyeceğiz!</strong></p>
<figure id="attachment_20718" aria-describedby="caption-attachment-20718" style="width: 234px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-20718" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/12/omer-evsen.jpg" alt="" width="234" height="131" /><figcaption id="caption-attachment-20718" class="wp-caption-text">Diyanet-Sen Diyarbakır Şube Başkanı Ömer Evsen</figcaption></figure>
<p>Kudüs davası İslam için ve Müslümanlar için vazgeçilmez bir durumdur. Hele de Kudüs Fatihi Selahaddin-i Eyyubî’nin torunları olan Diyarbekirliler böylesi bir alçak davranışa kayıtsız kalamazlardı. Dünyanın büyük kısmını yeni bir ateş çukuruna çevirmeye çalışan, dünya barışının geriye kalan kısmına turp suyu sıkan bu çabaya sessiz kalınmadı. Binlerce insan sosyal medyada Diyarbekirimizin sivil toplum kuruluşlarının çağrıları ile bir araya gelerek en gür seslerden birini verdiler.Beşinci Haremi Şerif Diyarbekir, insanlığın mirası olan Kudüs’e ses verdi, nefes verdi. Hep bir ağızdan insanlığa çağrı yapıldı. Yediden yetmişe tüm yürekler başkan <strong>TURP’un*  </strong>saçma kararını protesto etti. Cuma namazı esnasında cami imamının yürekli çıkışı, halkın yürekli haykırışlarına döndü, bir ağızdan bu saçma hareket lanetlendi. Önümüzdeki günlerde de başta Ulu Cami olmak üzere bu tür etkinlikler yapılacaktır. Etkinliğin en önemli hedefi Kudüs’e ses vermekti. Bugün Kudüs’e ses verdik, nefes verdik. Kendini bilmez bir delinin dünyayı yakmasına seyirci kalmayacağımızı ilan ettik. Binler bu yürekle, bu canlılıkla, alanlarda yerlerini aldılar. Buradan tekrar haykırmak isteriz ki Kudüs, Hz. Ömer’in, Selahaddin Eyyubî’nin mirasıdır. İlk kıblemiz ve göz bebeğimizdir. Kimsenin kutsalımızı çiğnemesine izin vermeyiz, vermeyeceğiz!</p>
<p><strong>Anadolu Gençlik Derneği Diyarbakır Şube Başkanı Abdurrahman Ergin: İslam ülkelerinden, içi boş kınamalar ya da lanet okumalar değil, sahici yaptırımlar bekliyoruz.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_20719" aria-describedby="caption-attachment-20719" style="width: 197px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-20719" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/12/Abdurrahman-Ergin-AGD.jpeg" alt="" width="197" height="197" /><figcaption id="caption-attachment-20719" class="wp-caption-text">Anadolu Gençlik Derneği Diyarbakır Şube Başkanı Abdurrahman Ergin</figcaption></figure>
<p>ABD ve İsrail’in kanlı ortaklığı ve işgal planları devam ediyor.  ABD, Afganistan’dan Irak’a, Suriye’den Libya’ya İslam coğrafyasını kana boyayan seri bir katildir. Elindeki kirli propaganda gücü ile İslam’ı ve müslümanları terörle özdeşleştirmeye çalışan ABD’nin gerçekte kendisi tüm dünyadaki terör olaylarının müsebbibidir. Bir yerde masum sivillerin hedef alındığı saldırılar varsa, tetiği çeken hangi örgüt olursa olsun, arkasındaki azmettiriciler ABD ve İsrail’dir. ABD’nin ipi ile kuyuya inilmez ve Siyonist İsrail ancak güçten anlar.</p>
<p>İslam coğrafyasında, kim kendi halkına rağmen ABD ve İsrail ile iş tutmuşsa sonu hüsran olmuştur. ABD  ve İsrail,  İslam ülkelerinin yöneticilerini dost edinmezler, sadece kullanırlar ve vakti gelince de çöpe atarlar. Kadim bir İslam şehri olan Kudüs’ü, ilk kıblemiz olan Kudüs’ü, İsrail’in başkenti olarak nitelendirmek, ABD’nin bu coğrafyadaki tüm varlığının ve ilişkilerinin ciddi bir biçimde sorgulanacağı yeni bir süreci başlatacaktır. Biz coğrafyamızda Amerikan üssü, Amerikan askeri ve Amerikan bayrağı görmek istemiyoruz. Tüm İslam ülkeleri,  ABD ve İsrail’le bir şekilde ilişkide bulunan tüm hükümetler, izledikleri politikaları gözden geçirmek zorundadır.</p>
<p>Kudüs bizim onurumuzdur, iffetimizdir. Böyle hadsiz ve hukuksuz bir sürece kimse reel politik söylemiyle izahat getiremeyecektir. Her müslümanın Kudüs’e olan bağlılığının ve sadakatinin, hükümetlerin ABD ve İsrail’le olan ilişkilerinden daha kuvvetli olduğunu herkes görecektir. Siyonizm’in kuklası Trump ve politika yapıcıları bu küstahlıktan ve hadsizlikten mutlaka vazgeçmelidirler.</p>
<p>Şimdi biz İslam ülkelerinden, içi boş kınamalar ya da lanet okumalar değil, sahici yaptırımlar bekliyoruz. Biz Amerika’ya mecbur ya da mahkûm değiliz. Bütün İslam ülkeleri Kudüs’ü, Filistin’in başkenti olarak ilan etmelidir.</p>
<p>Yapmamız gereken; tüm İslam ülkeleri ve tüm mazlum halklar olarak birlikte hareket etmektir, İslam birliğini bir an evvel kurmaktır, D-8’i aslına ve amacına uygun olarak canlandırmaktır, Avrupa Birliği kapısında beklemekten vazgeçmektir, bölge başkentleriyle ve bölgenin müslüman halklarıyla kucaklaşmaktır, bu coğrafyanın müslüman ya da gayrimüslim tüm unsurlarıyla adil bir birliktelik kurmaktır.</p>
<p>Kimse kendi teslimiyetine bahaneler bulmasın, bundan sonra bulamaz da. Kudüs’e sahip çıkmayana sahip çıkılmayacaktır. Kudüs’ü Siyonist İsrail’e terk eden kendisini de terk edilmiş bulacaktır. Kudüs için adım atan kendi onurunu, iffetini, izzetini koruyacaktır. Kudüs, İslam’ındır ve ebediyen müslümanların kalacaktır. Siyonist İsrail, Tel Aviv’de dahil işgal ettiği her karış topraktan sökülüp atılacaktır. Bunlar hamaset değildir. Biz Allah’a ve ahiret gününe inanıyoruz. Zafer inananlarındır ve zafer yakındır.</p>
<p><strong>Diyarbakır Hak İnisiyatifi Üyesi Recep Yavuz: Sivil toplum olarak cami önlerine değil, AK Parti Genel Merkezi ve TBMM önüne giderek onları yaptırımlara zorlamalıyız.</strong></p>
<p>Kudüs hiçbir zaman İsrail’in toprağı olmadı, zor kullanılarak ilhak edildi. Güç kullanılarak işgal edilen bir yerin başkent ilan edilmesi de gayrimeşrudur. Dünyanın birçok yerinden olduğu gibi Diyarbakır’dan da bu gayrimeşru adım protestolarla karşılandı. Ancak bilinmeli ki protestolar dünya kamuoyunu ve hükümetleri yaptırıma zorlamayı amaçlamalıdır. Aksi halde öfkeyi dışa vurmaktan başka bir şeye yaramaz. Türkiye hükümeti &#8216;Mavi Marmara&#8217; davasını İsrail ile anlaşarak kapatmış, mağdurların hukuk yollarını kapatmıştır. Üstelik bu anlaşma metninde Ankara ve Kudüs şehirleri geçiyor, bu Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak zımnen tanımak demektir. Hükümet, hem askeri ve ekonomik iş birliğini artırarak hem de ABD ve İsrail’in bu adımını kınayarak kendisiyle çelişmektedir. Eğer Kudüs Türkiye hükümeti için ekonomik işbirliğinden daha önemli ise AK Parti, İsrail ve ABD ile ticari ve askeri anlaşmaları iptal etmeli, büyükelçilerini çekmeli ve bu ülkelerin büyükelçilerini geri göndermelidir. Biz de sivil toplum olarak cami önlerine değil, AK Parti Genel Merkezi ve TBMM önüne giderek onları yaptırımlara zorlamalıyız.</p>
<p>*Editörün notu: Trump değil</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/09/diyarbakir-ulu-camide-kudus-icin-ofke-cumasi/">Diyarbakır Ulu Cami’de Kudüs için “Öfke Cuması”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BM: Okyanuslardaki plastik atık sayısı balık sayısını geçebilir</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/06/bm-okyanuslardaki-plastik-atik-sayisi-balik-sayisini-gecebilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jun 2017 14:07:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş milletler]]></category>
		<category><![CDATA[BM Genel Sekreteri Antonio Guterres]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<category><![CDATA[Paris İklim Anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[plastik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15562</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Guterres okyanuslarla ilgili ilk BM konferasının açılışını yaparken, okyanusların &#8220;hiç olmadığı kadar tehlike altında&#8221; olduğu uyarısında bulundu. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres açılışını yaptığı ilk okyanus konferansında, son dönemde yapılan bir araştırmada önlem alınmadığı taktirde 2050 yılında okyanuslarda balıktan fazla plastik atık olacağını söyledi. Cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakan ve diplomatlar da [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/06/bm-okyanuslardaki-plastik-atik-sayisi-balik-sayisini-gecebilir/">BM: Okyanuslardaki plastik atık sayısı balık sayısını geçebilir</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Guterres okyanuslarla ilgili ilk BM konferasının açılışını yaparken, okyanusların &#8220;hiç olmadığı kadar tehlike altında&#8221; olduğu uyarısında bulundu.</strong></p>
<p>BM Genel Sekreteri Antonio Guterres açılışını yaptığı ilk okyanus konferansında, son dönemde yapılan bir araştırmada önlem alınmadığı taktirde 2050 yılında okyanuslarda balıktan fazla plastik atık olacağını söyledi.</p>
<p>Cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakan ve diplomatlar da dahil olmak üzere 200 ülkeden katılımcının olduğu konferansta konuşan Guterres &#8220;okyanuslar gezegenimizin can damarıdır&#8221; şeklinde konuştu ve kirlilik, atıklar, aşırı balık avcılığı ve iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle okyanusların ciddi bir şekilde kirlendiğini anlattı.</p>
<p>2016 Dünya Ekonomik Forum&#8217;unda sunulan &#8220;Yeni Plastik Ekonomisi&#8221; raporuna göre, araştırmalar okyanuslarda 150 milyon tondan fazla plastik atık bulunduğunu gösteriyor.</p>
<p>Rapora göre &#8220;Böyle devam ederse okyanuslarda 2025 yılına kadar her 3 ton balığa karşılık 1 ton plastik atık ve 2050 yılına kadar ise (ağırlık olarak) balıktan daha fazla plastik atık olacak.&#8221;</p>
<p>Konferansta hükümetlere, BM organlarına ve sivil toplum kuruluşlarına okyanusların sağlığının iyileştirilmesi için harekete geçmeleri çağrısı yapılıyor.</p>
<p><strong>Trump eleştirisi</strong></p>
<p>Dünya Çevre Günü&#8217;nde başlayan ve beş gün sürecek olan konferans ABD Başkanı Donald Trump&#8217;ın Paris İklim Anlaşması’ndan çekilme kararı sonrası bu kararın tartışılacağı ilk uluslararası konferans olma özelliğini taşıyor. Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales&#8217;in de aralarında olduğu bazı liderler pazartesi günü konferansta yaptıkları konuşmada ABD Başkanı&#8217;nın kararını eleştirdiler.</p>
<p>Guterres konferansın amacının &#8220;bizim yarattığımız&#8221; sorunların çözülmesi için &#8220;olayların gidişini tersine çevirmek&#8221; olduğunu söyledi. BM Genel Sekreteri toprak ve doğal kaynaklarla ilgili çıkar karşıtlığının uzun süredir dünya okyanuslarının temizlenmesine engel olduğunu belirtti. Guterres dünyanın üçte ikisini kaplayan okyanusların temizlenmesi için &#8220;kısa vadeli ulusal kazançların uzun vadeli küresel felaketleri engellemek için bir kenara bırakılması&#8221; gerektiğinin altını çizdi.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.dw.com/tr/bm-okyanuslardaki-plastik-at%C4%B1k-say%C4%B1s%C4%B1-bal%C4%B1k-say%C4%B1s%C4%B1n%C4%B1-ge%C3%A7ebilir/a-39124681" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>Deutsche Welle</strong></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/06/bm-okyanuslardaki-plastik-atik-sayisi-balik-sayisini-gecebilir/">BM: Okyanuslardaki plastik atık sayısı balık sayısını geçebilir</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD, Paris İklim Anlaşması&#8217;ndan imzasını çekti</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/01/abd-paris-iklim-anlasmasindan-imzasini-cekti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jun 2017 20:04:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<category><![CDATA[fosil yakıtlar]]></category>
		<category><![CDATA[küresel iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Paris İklim Anlaşması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15338</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, ABD&#8217;nin Paris İklim Anlaşması&#8217;ndan imzasını çektiğini duyurdu. Trump, anlaşmanın ABD&#8217;nin &#8216;dezavantajına olduğunu, diğer ülkelerin faydalandığını&#8217; söyledi. ABD&#8217;nin yeni &#8216;daha adil bir anlaşma arayışında olacağını&#8217; ifade eden ABD Başkanı &#8220;Bugünden itibaren anlaşmaya uymaya son veriyoruz&#8221; dedi. Anlaşma, fosil yakıtlarının kullanımının kısaltılması ve sera gazı emisyonlarının azaltılmasıyla, küresel sıcaklık artışının 1,5 ila 2 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/01/abd-paris-iklim-anlasmasindan-imzasini-cekti/">ABD, Paris İklim Anlaşması&#8217;ndan imzasını çekti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="story-body__introduction">ABD Başkanı Donald Trump, ABD&#8217;nin Paris İklim Anlaşması&#8217;ndan imzasını çektiğini duyurdu.</p>
<p>Trump, anlaşmanın ABD&#8217;nin &#8216;dezavantajına olduğunu, diğer ülkelerin faydalandığını&#8217; söyledi.</p>
<p>ABD&#8217;nin yeni &#8216;daha adil bir anlaşma arayışında olacağını&#8217; ifade eden ABD Başkanı &#8220;Bugünden itibaren anlaşmaya uymaya son veriyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>Anlaşma, fosil yakıtlarının kullanımının kısaltılması ve sera gazı emisyonlarının azaltılmasıyla, küresel sıcaklık artışının 1,5 ila 2 derecede kalması için ülkelerin çaba göstermesini öngörüyor.</p>
<p>Trump, seçim kampanyası süresince ABD başkanı olduktan sonra 100 gün içinde ülkenin kömür endüstrisini geliştirmek adına anlaşmadan çekileceği vaadinde bulunmuştu.</p>
<p>Beyaz Saray&#8217;da açıklama yapan Trump, anlaşmadan çekilmesinin ülkenin petrol ve kömür endüstrisine yardımcı olacağını savunuyor.</p>
<p>Anlaşma için &#8220;hiç adil değil&#8221; diyen Trump, yeni kömür madenleri açılacağını, Batı Virginia ve Pensilvanya&#8217;da planlamaya başladıklarını söyledi.</p>
<p>Paris İklim Anlaşması&#8217;yla çok sayıda ABDlinin işlerini kaybedeceğini belirten Trump &#8220;Bizim ihtiyacımız olan bu değil. Kömür madencilerini çok seviyorum&#8221; dedi.</p>
<p>Muhalifler, bu kararla beraber ABD&#8217;nin müttefikleriyle arasının açılacağı görüşünde</p>
<h4 class="story-body__crosshead">&#8220;Süreç 2019&#8217;dan öne başlayamaz&#8221;</h4>
<p>BBC Washington muhabiri Anthony Zurcher, anlaşmadan çekilme kararının kolay uygulanamayacağını söylüyor.</p>
<p>Zurcher, Trump&#8217;ın anlaşmadan imza çekme kararını tebliğ etse de, resmi sürecin bir sene sürdüğünü ve 2019 yılı Kasım ayına kadar başlayamayacağını dile getirdi.</p>
<p>Fransa&#8217;nın başkenti Paris&#8217;te 2015 yılında yaklaşık 200 ülkenin katılımıyla imzalanan anlaşmada, küresel sıcaklık artışının yüzyılın sonuna kadar 2 derecenin altında tutulması konusunda uzlaşılmıştı.</p>
<p>Anlaşmada imzası olan ülkeler, küresel sera gazı emisyonunu düşürmeyi hedefliyor. Bu adım, fosil yakıtların yanması sonucu oluşan karbondiyoksit gazının da azaltılması anlamına geliyor.</p>
<p>Bilim insanları, küresel ısınma, deniz suyu seviyesinin yükselmesi, kuraklıklar ve sert fırtınalardan karbon diyoksit oranlarını sorumlu tutuyor.</p>
<p>Uzmanlar, ABD&#8217;nin anlaşmadan çekilmesinin küresel iklim değişimine etki edeceği, sıcak hava dalgaları, seller ve kuraklıkların daha sık yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.</p>
<p>Anlaşmaya göre ABD&#8217;nin karbon emisyonlarını 2025 yılı itibariyle 2005 seviyesinden yüzde 26-28 düşürmesi gerekiyordu.</p>
<p>İmzasını çeken ABD, Çin&#8217;den sonra karbondioksit emisyonunda ikinci sırada geliyor.</p>
<p>ABD, Suriye ve Nikaragua ile birlikte Paris İklim Anlaşması&#8217;nda imzası olmayan ülkeler arasına girdi.</p>
<p>Diğer yandan Çin ve Avrupa Birliği (AB) üye ülkeleri, Paris İklim Anlaşması&#8217;nı destekleyen bir açıklama yapmaya hazırlanıyor.</p>
<p>BBC&#8217;nin taslağını gördüğü açıklamada, artan ısı derecelerinin ulusal güvenliği etkileyeceği ve &#8216;sosyal, siyasi kırılganlığı artıracağı&#8217; belirtiliyor.</p>
<h6>Kaynak: BBC</h6>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/01/abd-paris-iklim-anlasmasindan-imzasini-cekti/">ABD, Paris İklim Anlaşması&#8217;ndan imzasını çekti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bashar Balleh: Trump’ın vize yasağı şu an hayatımızı mahvediyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/07/bashar-balleh-trumpin-vize-yasagi-su-an-hayatimizi-mahvediyor-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rumeysa Çamdereli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2017 16:23:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Bashar Balleh]]></category>
		<category><![CDATA[Country for Syria]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<category><![CDATA[göçmenlik]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=11323</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bashar Balleh, Suriyeli bir müzisyen. Amerikalı Kathryn Christine Thorton’la Ocak ayında evlenmişler, ancak ne Bashar Kathryn’in memleketine, ne de Kathryn Bashar’ın memleketine gidebiliyor. Bashar’ın yüzünde bir gülümsemeyle anlattığı dehşete düşüren hikayesi, Kathryn’le hayatını birleştirdikten sonra da belirsizliğini koruyor. Kimliklerin, sınırların ve kuralların insan hayatlarını nasıl etkilediğine dair bu “film gibi” hikayeyi sizlerle paylaşıyoruz. -Türkiye’de müzisyen [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/07/bashar-balleh-trumpin-vize-yasagi-su-an-hayatimizi-mahvediyor-2/">Bashar Balleh: Trump’ın vize yasağı şu an hayatımızı mahvediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Bashar Balleh, Suriyeli bir müzisyen. Amerikalı Kathryn Christine Thorton’la Ocak ayında evlenmişler, ancak ne Bashar Kathryn’in memleketine, ne de Kathryn Bashar’ın memleketine gidebiliyor. Bashar’ın yüzünde bir gülümsemeyle anlattığı dehşete düşüren hikayesi, Kathryn’le hayatını birleştirdikten sonra da belirsizliğini koruyor. Kimliklerin, sınırların ve kuralların insan hayatlarını nasıl etkilediğine dair bu “film gibi” hikayeyi sizlerle paylaşıyoruz.</h3>
<p><strong>-Türkiye’de müzisyen olmanız üzerine konuşalım önce. Türkiye’ye nasıl, ne zaman geldiniz? Burada ne yaptınız?</strong></p>
<p><strong>Bashar:</strong> 1992’de Lazkiye Suriye’de doğdum. Adım Bashar Balleh. Türkiye’ye Aralık 2014’te geldim. Önce Mersin’e geldim, orada yaklaşık 1-1,5 ay kadar kaldım sonra İstanbul’a geldim. Bir seneden fazla süre müzikten para kazanamadım. İstanbul’a geldikten ve 6 ay iş aradıktan sonra Sultanahmet’te bir restoranda çalışmaya başladım. Ama patron çok kötüydü. Restoranda gitarist olarak çalışıyordum. Beni kullanıyordu, çünkü o zaman oturma ve çalışma iznim yoktu. Zamanla daha çok saat için daha az para vermeye başladı. Videolarımı çekmeye başladı. 7 saat çalmak için 50 lira gibi bir para alıyordum. Onlarla yaşadığım “bu güzel” bir aylık tecrübenin ardından işi bıraktım, ama müşterilerin karşısında patrona bağırıp çağırarak. Çünkü bu adamın kim olduğunu, ne kadar tehlikeli biri olduğunu biliyordum. Bir gün sonra beni aradı ve “Seni bulacağım ve öldüreceğim” dedi. Cidden de uğraştı, 6 ay boyunca peşime adam taktı, mafya gibi bir şeydi.</p>
<h4>&#8220;2 kere Avrupa’ya gitmeyi denedim. İzmir’den yola çıktıktan sonra 6 saat yolculuğun ardından neredeyse suda boğuluyordum&#8221;</h4>
<p><strong>Bu kötü tecrübe sanıyorum sizi Avrupa’ya gitmeye teşvik ediyor?</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Bashar: </strong>Bu olaydan sonra iyi iş bulamadığım için fazlasıyla üzgündüm. 10 saat 12 saat hiç sigortam olmadan, hiçbir şey olmadan 1000 liraya çalışıyordum. Bu yüzden Avrupa’ya gitmeye karar verdim. 2 kere Avrupa’ya gitmeyi denedim. İlkinde İzmir’den ikincisinde Bodrum’dan gitmeyi denedim. İzmir’den yola çıktıktan sonra 6 saat yolculuğun ardından neredeyse suda boğuluyordum, sonra Yunan ordusu bize saldırdı. Bodrum’da ise bota ulaşmak için saatlerce yürümemiz gerekiyordu, 1-2 saatlik yürümeden sonra, bizi polis olduklarını söyleyen birileri  durdurdu ve bizden para istediler. Diğer herkes para verdi ama ben vermedim. Çünkü benim için mesele, “artık beni öldürebilirsin ama beni daha fazla aşağılayamazsın” idi. Bu yüzden onlara para vermedim ve beni tuttular, diğerleri devam etti. Ama onların da bota gidemeyeceğini biliyordum çünkü bizi çevreleyen insanları gördüm ve daha bir sürü şey vardı. Sonra da gerçek polis geldi. Çünkü tatil yerlerine yakındık ve oradan bizim bağırışlarımızı duydular, elimizdeki ışıkları gördüler. Onlar da polisi aradılar ve polis geldi. Beni kaçıran insanlar kaçtı. Onlar gittikten sonra polise gittim ve oraya beraber geldiğimiz gruba katıldım. Sonra Avrupa’ya gitmeyeceğime karar verdim, kendi yolumu bulacaktım, çünkü daha fazla böyle aşağılanmak istemiyordum. İstanbul’a geri geldim ve burada hiç kimseyi tanımıyordum. İstiklal’de sokak müzisyenliği yapmaya başladım. Birileriyle tanıştım, onlar vesilesiyle başkalarıyla tanıştım. Bu kişiler yoluyla Amerika’lı arkadaşlarla tanıştım, onlar üzerinden de Owen’la tanıştım, Country for Syria grubunu onunla kurduk. Birlikte çalmaya başladık ve birlikte müzik anlamında her şey çok güzel gidiyordu ve Country for Syria fikri ortaya çıktı, başka müzisyenlerle konuştuk. Bu 1 yıl kadar önceydi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11317" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/02/country-for-syria1-e1486478983742.jpg" alt="" width="900" height="506" /></p>
<h4>&#8220;Ailelerimizin gelecekteki çocuklarımızı görmesi çok zor. Türkiye dışında başka hiçbir yerde birlikte olamıyoruz.&#8221;</h4>
<p><strong>-Ve Kathryn’le tanıştınız…</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Bashar:</strong> Günler geldi geçti ve bir gün Kath, Owen’in 3 yıllık ev arkadaşı, şovumuza geldi, şovumuzda tanıştık. Bir şekilde (gülüyor) aşık olduk. Aşık olduktan 3 hafta sonra ABD’ye 10 günlüğüne turneye gittim. Oradayken birçok STK orada kalmamı, bir Suriyeli olarak sığınma için başvurmamı önerdi. Burada kal, yeteneğin var, birçok insan tarafından desteklenirsin dediler. Ama burada neden bir göçmen olarak kalıp sığınma talebinde bulunayım ki? Diyordum. Bu Amerikalı kızla evlenecektim, hayatım daha kolay olacaktı, ama yine de insanların bana bu “sempatiyi” hissetmesi fikrini sevmedim.</p>
<p>Sonra Amerika’dan geri döndüm, evlendik ve Donald Trump seçildi. Ben döndükten 2-3 gün sonra evlenmeye karar verdik. 7 Ocak 2017’de evlendik. Donald Trump Suriyelilerin, başka ülkelerin ve Müslümanların Amerika’ya girişini yasaklayan kararnameyi imzaladı ve bu durum bir şekilde hayatımızı mahvediyor. Çünkü ben şu an Amerika’ya gidemiyorum ve Kath de Suriye’ye gidemiyor, Suriye hükümeti de Amerika vatandaşlarının Suriye’ye girişini yasakladı. Başka bir deyişle, ben onun ailesini göremem, o benim ailemi göremez. Ailelerimizin gelecekteki çocuklarımızı görmesi çok zor. Türkiye dışında başka hiçbir yerde birlikte olamıyoruz. Ama Türkiye de birçok problem yaşıyor ve burada ne olacağını bilmiyoruz. Bu yüzden, birlikte güvende olabileceğimiz bir yer arıyoruz. Ve bunu başarmak için en azından onunla Amerika’ya gidip Amerikan vatandaşlığını almam gerekiyor. Amerika’da yaşamak istemiyorum, çünkü orası benim yaşayabileceğim bir ülke değil. Her şey çok karmaşık orada. Biz sadece huzur içerisinde dünya üzerinde herhangi bir yerde yaşamak istiyoruz.</p>
<p><strong>-Peki, Kathryn, belki bir de bu hikayeyi sizin gözünüzden dinleyebiliriz? Türkiye’ye neden geldin? Evliliğinden sonra neler oldu? Neler hissettin?</strong></p>
<p><strong>Kathryn: </strong>Benim hikayemde savaş yok. Amerika’da okuyordum. NYU’da Ortadoğu Araştırmaları ve Gazetecilik bölümünde yüksek lisansımı tamamladım. İşe yaramayan bir diploma (Gülüyor). Türkiye’de İngilizce öğreterek bir iş bulabileceğimi biliyordum. Türkçe biliyorum. Türkiye’ye 2013’ten beri öğrenci olarak gidip geliyordum. Türkçe dil programları gibi şeylere gidip gelmeye devam ettim. İstanbul’u biliyordum, burada birçok arkadaşım vardı. New York’ta ve 18 yaşımdan beri yaşamadığım memleketimde olduğundan daha fazla bağlantım olduğunu hissettim burada. Ve rahat bir hayat ve rahat bir işle en iyi şansımın İstanbul olduğunu düşündüm, ki bu cidden komik.</p>
<p><strong>Evet, şu aralar birçok insan Amerika’ya gitmek isterken siz Türkiye’ye gelmişsiniz.</strong></p>
<p><strong>Kathryn: </strong>Herkes bana bunu söylüyor sürekli, özellikle de Türkiyeli arkadaşlarım. Biz gitmeye çalışıyoruz, sen nereye geliyorsun. Tam olarak cevabı bilmiyorum, tek bildiğim burayı sevdiğim.</p>
<p><strong>-Peki birlikte olan hikayeniz? Burada, Türkiye’de sıkışmış olarak ne hissediyorsunuz?</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Kathryn: </strong>Cidden korkutucu. Ben buraya darbe girişimi öncesinde geldim ve girişim sonrasında her şey farklıydı. Buradaki küçük mutluluklar azaldı ve daha çok tehlike ve daha çok risk demek. İş güvencesi bile daha az, işimde ödeme almaya işe girdikten 4 ay sonra başladım. YÖK’ün yabancı öğretmenlerin çalışma iznini onaylaması çok uzun sürdü ve bunun gibi şeyler… Öğrenci olarak Türkiye’ye daha önce sık gelmiştim ama burada yaşamak ve çalışmak çok daha fazla stres, daha fazla dengesizlik demek. Ve artık evli bir kadın olduğumdan, ailemi düşünmeye başladığımda, bu zor. Çocuklarımızı burada yetiştirmek istemiyoruz, uzun dönemde burada olmayacağız.</p>
<p><strong>-Huzurlu bir yerde yaşamaktan bahsetmiştiniz ama böyle bir yer aklınıza geliyor mu? Nereye gitmeyi düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p><strong>Bashar: </strong>Lazkiye huzurlu geliyor. Buradan daha huzurlu şu an. Yaşam koşulları daha zor, elektrik daha az, doğalgaz daha az ama insanlar açısından, burada hissettiğim kadar stresli hissetmiyorum. Bu karmaşa olmadan…</p>
<p><strong>-En azından orayı biliyor olursunuz</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Kathryn: </strong>Ama tabii iş o aşamada problem, küçük bir yerde. Ama sanırım online iş olanaklarını daha fazla araştırmalıyız. İnternette oldukça fazla ihtimal var.</p>
<p><strong>-Avrupa’ya tekrar gitmek istersiniz sanmıştım ama…</strong></p>
<p><strong>Kathyrn: </strong>Avrupa ikimiz için de zor. Benim için, başka bir Avrupa vatandaşının benim kadar iyi olmadığı bir iş bulmam gerekiyor ki bu çok zor, çok fazla insan.</p>
<p><strong>Bashar:</strong> Amerikalı olduğu halde onun için zor, benimse bu konuda düşünmeme bile gerek yok.</p>
<p><strong>Kathryn: </strong>Kanada’ya bakıyoruz, Amerika’ya kabul edilmeyen kişileri kabul etme konusunda Kanada daha açık. Kanada’da Her gün yeni bir üniversite “Amerika’nın istemediği herkesi alacağız” diyor. Oraya gittiğimizde Bashar bana kefil olabilir ve ben de Kanada vatandaşlığı alırım.</p>
<p><strong>-Kimlikler sürekli değişiyor, Bashar Amerikalı oluyor, siz Kanadalı oluyorsunuz ve aslında herkes aynı kalıyor.</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Bashar:</strong> Benim bahsettiğim saçmalık da tam olarak bu.</p>
<p><strong>Kathryn: </strong>Amerikalı olmanın artık bir ayrıcalık olacağını düşünmüyorum, çıldırmış başkanımızdan sonra.</p>
<p><strong>-Belki son olarak grubunuz, Country for Syria ile ilgili konuşabiliriz? Nasıl müzikler yapıyorsunuz? Mesajınız nedir?</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Bashar: </strong>Arap Country Fusion tarzında müzik yapıyoruz. Aynı zamanda Ortadoğu müziği, Türkçe, Arapça, Kürtçe şarkılarımız var. İspanyolca, Çekçe müzik var. Cidden çok rahat bir müzik. Hiç kimse arasında bir ayrım yapmıyoruz. Mesajımız tüm insanlar aynıdır, aramızdaki tek fark ise yalnızca farklı yerlerden gelmiş olmamız. Çaldığımız parçalarda Arap müziğindeki tüm temalar var, aynı şeyleri anlatan farklı şarkılar. Aynı değerleri paylaşıyoruz, aynı ilgiyi paylaşıyoruz, ama farklı şekillerde yapıyoruz bunu. Mesajımız en basit şekilde aşk.</p>
<h6><strong>Grupla ilgili detaylı bilgi için <a href="https://www.facebook.com/countryforsyria/?fref=ts" target="_blank">tıklayın</a></strong></h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/07/bashar-balleh-trumpin-vize-yasagi-su-an-hayatimizi-mahvediyor-2/">Bashar Balleh: Trump’ın vize yasağı şu an hayatımızı mahvediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
