<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Doğu Türkistan arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/dogu-turkistan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/dogu-turkistan/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 13 Aug 2020 09:56:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Doğu Türkistan arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/dogu-turkistan/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Doğu Türkistan&#8217;da Kültürel Soykırım Kapsamına Giren Onlarca Fiil Bulunmaktadır&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/13/dogu-turkistanda-kulturel-soykirim-kapsamina-giren-onlarca-fiil-bulunmaktadir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rumeysa Özüyağlı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2020 09:56:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[İHH]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Türkistan]]></category>
		<category><![CDATA[ihh]]></category>
		<category><![CDATA[Kültürel Soykırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=56814</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Doğu Türkistan Toplama Kampları: Adım Adım Soykırım” raporunu hazırlayan İHH İnsani Yardım Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Murat Yılmaz, Doğu Türkistan’da kültürel soykırım kapsamına giren onlarca fiil bulunduğunu söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/13/dogu-turkistanda-kulturel-soykirim-kapsamina-giren-onlarca-fiil-bulunmaktadir/">&#8220;Doğu Türkistan&#8217;da Kültürel Soykırım Kapsamına Giren Onlarca Fiil Bulunmaktadır&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-56816 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/ihh-murat-yilmaz-640x427.jpg" alt="İHH Murat Yılmaz" width="337" height="225" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/ihh-murat-yilmaz-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/ihh-murat-yilmaz-1024x682.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/ihh-murat-yilmaz.jpg 1280w" sizes="(max-width: 337px) 100vw, 337px" /></span></p>
<p><b>Öncelikle bölgedeki durumun tarihsel gelişimi hakkında bilgi verir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle Doğu Türkistan ifadesi 19. yüzyılın başlarından itibaren Asya kıtasındaki Ulu Türkistan’ın batısını Rusya’nın, doğusunu ise Çin’in işgal etmesiyle kullanılmaya başlanan coğrafi bir terimdir; yani Türkistan Rusya ve Çin işgalleriyle ikiye bölünmüş ve bundan sonra Doğu Türkistan ve Batı Türkistan isimleriyle anılmaya başlanmıştır. Doğu Türkistan ilk defa 1758 senesinde Çin Mançu istilasına uğramış, 1884’te artan Rus etkisinden çekinen Mançular, Doğu Türkistan’ı Sinjang (Xinjiang &#8211; Yeni Toprak) ismiyle ilhak ederek Mançu Hanedanlığı’nın 19. eyaleti ilan etmiştir. 1911 yılında Hanedanlığın çökmesiyle Milliyetçi Çin devletine bağlanan Doğu Türkistan, 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti’nin bir parçası yapılmış, 1 Ekim 1955’te eyalet statüsünden çıkarılarak özerk bölge ilan edilmiştir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bu süreçler boyunca Uygur Müslümanlar gerek kurdukları devletler gerekse ilhak ve işgal süreçlerinde gerçekleştirdikleri isyanlarla varlık mücadelelerini devam ettirmişlerdir. Bu çerçevede İslam dininin kabulü sonrasında Karahanlı Devleti (842), Koçu Uygur Kağanlığı (845), Seidiye Hanlığı (1514), Yakuphan Devleti (1865), Şarki Türkistan İslam Cumhuriyeti (1933) ve Şarki Türkistan Cumhuriyeti (1944) isimleriyle devletler kuran Uygurlar; Büyük Hocalar İsyanı (1757-1759), Uçturfan İğde İsyanı (1765), Ziyauddin Hoca İsyanı (1847), Veli Han Töre İsyanı (1857), Kuça İsyanı (1862) gibi çok sayıda bağımsızlık girişiminde bulunmuştur.</span></p>
<p><b>Çin&#8217;in bölgedeki çıkarı nedir peki, neden Doğu Türkistan&#8217;ı kontrol altında tutuyor olmak Çin hükümeti için bu kadar önemli?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çin Doğu Türkistan’a temelde dört nedenle sahip olmak ve tam bir kontrol oluşturmak istemektedir.</span></p>
<ol>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Milliyetçi Çin’in 2000 yılı aşkın süredir devam edegelen katı ve tavizsiz yapısı</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Doğu Türkistan halkının din, inanç ve kültürlerine bağlı yapısıyla hürriyetine olan düşkünlüğü</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Doğu Türkistan’ın yeraltı kaynaklarının inanılmaz zenginliği</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">2013 yılında ilan edilen Bir Kuşak Bir Yol projesiyle dünyaya sunulacak mal ve değerli maden sevkiyatları için Doğu Türkistan’ın vazgeçilmez konumu</span></li>
</ol>
<p><span style="font-weight: 400;">Bahsedilen dört özellik Çin’in Doğu Türkistan ilgi ve ısrarını oluşturmaktadır. Her bir madde kendi içerisinde uzun izahatlarla anlatılabilir fakat şu kadarını ifade edelim ki günümüz Çin’ini oluşturan 56 milletten birisi olan Uygur Müslümanları bizzat devlet başkanı Xi Jinping tarafından şu şekilde ifade ediliyor: </span>“Çürümüş olanlarla devam etmemeliyiz, cürufu atmalı ve özü seçmeliyiz; yeni kökler için samanı ayıklamalıyız.”<span style="font-weight: 400;"> Yani Uygur Müslümanlar çürümüş, cüruf ve ayıklanıp atılması gereken saman olarak görülmektedir. Amaç bu kadar kati ve keskin olunca da Doğu Türkistan’da yaşananlar dünya tarihinin gördüğü en hazin hadiselere dönüşmüş, insanlık dışı bir hal almış oluyor. </span></p>
<p><b>Türkiye ve dünya kamuoyunun Doğu Türkistan&#8217;da yaşananlara  yönelik tepkilerini yeterli buluyor musunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-56817 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/dogu-turkistan-1.jpg" alt="Doğu Türkistan" width="393" height="261" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/dogu-turkistan-1.jpg 620w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/dogu-turkistan-1-350x231.jpg 350w" sizes="(max-width: 393px) 100vw, 393px" />Doğu Türkistan için gösterilen ilgi ve destek maalesef yeterli değil. Bugün bir insan olarak yaşamanın en zor olduğu coğrafyanın adıdır Doğu Türkistan. 2. Dünya Savaşı’ndan günümüze bu kadar geniş bir alanda bu kadar yoğun bir kitlenin özgürlüğü toplama kampları ile sınırlanmamıştı. 1200’ü aşkın kampta 3 milyonu aşkın insan fiziksel ve psikolojik işkenceler altında olmasına rağmen gerek Türkiye ve İslam dünyasından gerekse dünyanın kalan kısmından beklenen ilgi ve desteği görememiştir Doğu Türkistan. </span></p>
<p><b>Raporda Çin hükümetinin kurduğu bu kampları, 2. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında kurulan kamplarla kıyaslayarak aralarında neredeyse hiç fark bulunmadığını söylemişsiniz. Peki, Türkiye ve dünya kamuoyu yaşananlara karşı neden bu kadar sessiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyanın sessizliğinde Çin’in BM içindeki güçlü konumunun ciddi etkisi bulunmaktadır. Çin’in </span><span style="font-weight: 400;">BMGK’da veto yetkisi olması, başta İslam ülkeleri olmak üzere verdiği kredi ve ekonomik sarmalamalar, Çin’e karşı adım atılmasını engellemektedir. Uluslararası konumunu, bu hukuksuzluklarını kapatmak için kullanan ve bugün BM’nin 15 ajansından dördüne başkanlık eden Çin, 1.115 görevli ile BM’de en çok istihdam sağlayan ülke konumundadır! Dolayısıyla meseleyle ilgili alınacak her karar Çinli diplomatlarca maniple edilmekte ve aleyhte karar çıkartılmamaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şunu da ifade etmek gerekir ki Dünya, Çin’in Doğu Türkistan’da işlediği hak ihlalleri konusunda tamamen sessiz değildir. Avrupa Birliği, Avrupa Parlamentosu, BM İnsan hakları Komisyonu gibi çatı kurumlardan, HRW ve Amnesty International gibi STK’lardan, ABD ve bazı Batı ülkelerinden toplama kamplarının derhal kapatılması ile ilgili girişimlerde bulunulmaktadır. Mesela 8 Temmuz 2019 tarihinde çoğu Batılı 22 ülke kampların derhal kapatılması ile ilgili BM insan Hakları Komisyonu’na bir mektup göndermiştir. ABD Senatosu, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Uygur Türklerine yönelik baskı politikalarından dolayı Çinli yetkililere yaptırım uygulanmasını öngören yasa tasarısını 14 Mayıs 2020 tarihinde onaylamıştır. Çin’in adeta köle haline getirdiği Doğu Türkistanlı işçilerce üretilmiş ürünlerin ABD’ye girmemesi için firmalardan yeni şartlar talep edilmektedir. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Türkiye İslam dünyasının lider ülkesi olmasına rağmen maalesef Türkiye’den de özlenen, beklenen tepki gelebilmiş değildir. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Burada iki şeyi ayırmakta fayda görüyorum. Türkiye sayıları 50 bini bulan Uygur Müslümanlara kucak açmış ve onlar için elinden gelen gayreti göstermektedir. Fakat burada konumuz Çin’in pervasızca açtığı ve tüm dünyadan saklamaya çalıştığı toplama kampları gerçeğidir. Toplama kamplarının kapatılması, Doğu Türkistan’da işlenen, hayatın her alanındaki hak ihlallerinin son bulması ile ilgili Türkiye’nin daha fazla çaba sarf etmesi gerektiği ortadadır. Bu konuda elbette atılan bazı adımlar bulunmaktadır. Mesela </span><span style="font-weight: 400;">Tayland’ın başkenti Bangkok’ta 30 Temmuz 2019 tarihinde yapılan 52. Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katılan Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile bir araya gelmiş ve t</span><span style="font-weight: 400;">oplama kamplarının gözlemlenmesi ile ilgili bir ziyaret kararında mutabık kalınmıştır. Fakat bir seneyi geçmiş olmasına rağmen bu ziyaret hala gerçekleştirilememiştir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nihai olarak mevcut uluslararası ilişkilerde ülkelerin rasyonel davranmaları ve reelpolitikle hareket etmeleri beklense de Türkiye’nin İslam dünyasını da harekete geçirmek suretiyle, kendisiyle aynı inancı paylaşan ve akrabalık bağları bulunan Doğu Türkistan ile ilgili daha sınırları zorlayıcı faaliyet içerisinde bulunması beklenmektedir. Türkiye bu enerji, politik zeka ve cesarete sahip bir ülkedir. Umudumuz dünyanın hemen her yerindeki mazlumlar için harekete geçen ve acıları elinden gelen her imkanla dindirmeye çalışan ve bu yönüyle dünyanın vicdanı olarak değerlendirilen ülkemizin Doğu Türkistan için de daha sonuç odaklı faaliyetler göstermesidir.</span></p>
<p><b>Çin devleti uyguladığı bu politikaları dünya kamuoyuna nasıl sunuyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-56818 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/dogu-turkistan-2-640x360.jpg" alt="Doğu Türkistan" width="379" height="213" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/dogu-turkistan-2-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/dogu-turkistan-2.jpg 800w" sizes="(max-width: 379px) 100vw, 379px" />Çin yalan ve manipülasyonları yeni değildir ve en az Çin tarihi kadar eskidir. Çin tarihinde Çin’in diş geçiremediği ya da tehdit olarak gördüğü devletlere karşı uyguladığı ‘Dünürleşme’ stratejisi ile Çinli prensesleri Türk hakanlarıyla evlendirdiği ve sonrasında vuku bulan parçalanma ve felaketleri bilmeyen yoktur. Çin bugün de bizzat büyükelçiliğinin web sayfası üzerinden Uygurların İslam’ı kılıç zoruyla kabul ettiği, Uygurların Türk olmadığı ve Doğu Türkistan diye bir yerin hiç var olmadığına dair uydurma bilgilerle dünyayı kandırmaya, gerçekleri saptırmaya devam etmektedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplama kampları gerçeği de aslında 2014 yılından itibaren başlatılan ve fakat 2017 Nisan&#8217;dan itibaren yoğun bir şekilde açılan toplu cezalandırma merkezleri olmuştur. </span>Bu kamplar açıkça Hitler&#8217;in kampları, Stalin’in gulagları, Polpot’un ölüm tarlaları ile kıyaslanabilir!</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çin kampların varlığını uydu görüntüleri, kamplardan çıkmayı başaranların röportaj ve şahitlikleri, polis, güvenlik görevlisi ve işçi alım ilanları ile mesele iyice ortaya çıktıktan sonra 2018 Ekim ayında kabul etmek zorunda kalmıştır. Fakat bir farkla ki bu işkencehaneleri “gönüllü” ‘Yeniden Eğitim Merkezleri’ ya da “gönüllü” ‘Mesleki Eğitim Merkezleri’ olarak dünyaya deklare etmiştir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Daha önce ifade ettiğimiz gibi BMGK’daki konumunu ve birçok ülkeye sağladığı kredi ve vaatleri sopa olarak kullanan Çin, kendisini Doğu Türkistan’ı demografik, mental ve tarihi, kültürel birikimiyle birlikte yok etmek için gerekli olan izni de-fakto olarak almış görmektedir! Bu söylediklerim yani bir milletin etnik ve dini kimliğiyle birlikte yok edilmesine sessiz kalmak suretiyle onaylamak, korkunç bir şey olsa da maalesef bugün Doğu Türkistan’ın yaşadığı bunun dışında bir şey değildir. </span></p>
<p><b>İnsanlar kamplarda nasıl götürülüyorlar ve kamplarda ne gibi uygulamalar söz konusu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2016 Ağustos&#8217;tan bu yana Sincan Uygur Özerk Bölgesi Parti Sekreteri olan Chen Quanguo’nun Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in emriyle 2017 Nisan ayından itibaren Doğu Türkistan’daki Uygur, Kazak, Kırgız ve Hui Müslümanları toplama kamplarına veya Çin’in resmî söylemiyle zorunlu “Mesleki Eğitim ve Öğretim Merkezleri”ne göndermesi, Çin için yüz kızartıcı yeni bir fiil anlamına gelmektedir. Çin, kampların amacını </span><b>“terörizm, ayrımcılık, aşırılık ve dinî faaliyetleri durdurmak” </b><span style="font-weight: 400;">olarak ifade etmektedir. Herhangi bir mahkemede yargılanmayan, kendilerine bir suç isnat edilmeyen, evlerinden, yurtlarından, eş ve çocuklarından zorla koparılan bu masum insanlar her geçen gün genişletilen bu kamplara alınmaktadır. Kamplardaki insanların sayısı her geçen gün artarken uygulanan işkence, organ ticareti ve diğer zulümler neticesinde binlerce insanın hayatını kaybettiği tahmin edilmektedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çin, tutuklamaları </span>“suçu önceden önleme prensibi” çerçevesinde gerçekleştirdiğini söylemektedir! Yani hukukun temel ilkesi olan ‘masumiyet karinesi’ hiçe sayılmaktadır.</p>
<blockquote><p>Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 2014’te “aşırı dincilik zehrinin” ortadan kaldırılması için baskı siyasetinin uygulanması gerektiğini savunarak keyfî tutuklamalara zemin hazırlamıştır.</p></blockquote>
<p>Mayıs 2014’te “Teröre Karşı Sert Darbe Kampanyası” başlatılmış, yayımlanan “75 aşırılık belirtisi”nden birini gösterenlerin ihbar edilmeleri istenmiştir. 2015’te ÇKP Sekreteri Zhang Chunxian’ın, “vuran elin ve eğitim elinin sert olması gerektiği”<span style="font-weight: 400;"> şeklindeki sözleri, kamplarının temel mantığını oluşturmuştur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1 Ocak 2016 Terörle Mücadele Yasası ve 29 Mart 2017 Sincan’daki Aşırılığı Yok Etme Yönetmelikleri’nin yürürlüğe girmesi ile ilgili hükümet birimlerine sadece silahlı operasyonları değil, eğitim ve propaganda çalışmaları konusunda da faaliyetleri arttırma direktifi verilmiştir. Böylelikle Doğu Türkistan’daki her olay terörle irtibatlandırılarak cezalandırılabilir, olaylara müdahale sırasında polisler serbestçe ateş edebilir, gece baskınlarıyla tutuklama yapabilir, mahkeme kararı olmadan hapsedebilir hâle gelmiştir. Bu süreçte Doğu Türkistanlılar açık hedef yapılırken Müslüman halka topyekûn </span>“terörist”<span style="font-weight: 400;"> muamelesi yapılmaya başlanmış, 2016 yılı Ağustos ayında Chen Quanguo’nun bölgeye atanmasıyla birlikte bir yıldan az bir sürede, 90.866 polis alımı yapılmıştır. </span></p>
<h5>Bir Çadıra Sahip Olmak Toplama Kampına Alınmak İçin Yeterli</h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir çadıra ya da pusulaya sahip olmak, mutfağında birden fazla bıçağı olmak, pasaportu olmak, yurt dışına çıkmak ya da yurt dışına çıkan birisiyle konuşmak, başkalarına günah işlememesini söylemek, fazladan yiyeceğe sahip olmak, kahvaltıyı güneş doğmadan önce yapmak, alkol ve sigara kullanmaktan kaçınmak, sakalı olmak ya da başörtüsü takmak, camiye gitmek, namaz kılmak, oruç tutmak, DNA örneği alınmasına izin vermemek, bazı sosyal medya uygulamaları kullanmak, okulda ve resmi dairelerde ana dili kullanmak, üzerinde ay yıldız olan tişört giymek ya da bu sembolleri bir şekilde kullanmak bir kişinin toplama kamplarına alınması için yeterli sebep olarak görülmektedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kamplarda hemen her iş ve meslek grubundan insanın bulunduğu bilinmektedir: öğrenci, çiftçi, esnaf, iş adamı, âlim, din adamı, akademisyen, yerel yönetim çalışanları, memurlar, işçiler, sanatçı ve sporcular; kadın, erkek, çocuk, genç ve yaşlılar. Uygur, Kazak, Kırgız ve Hui Müslümanlar, olabilecek en geniş şekilde kamplara alınmıştır. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Toplama kampları Doğu Türkistan’ın tamamına yayılmıştır. İnsanlar kendilerine isnat edilen suçların yazıldığı bir itirafnameye zorla imza attırılmakta, sonrasında mahkeme kararı olmaksızın süreç yasallaşmaktadır! Hatta bazılarına uzun bir suç listesi verilerek, “kendilerine suç beğenmeleri” istenmektedir! </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir kamp toplamda 1.000-1.200 civarında koğuş ve 60’tan fazla binadan oluşmakta ve 16 metrekarelik bir koğuşa 20 insan sığdırılmaktadır. Kamplar dikenli tellerle çevrili, kat kat güvenlik sistemleriyle güçlendirilmiş duvarlarla örülü; izleme kuleleri, onlarca polis ve asker tarafından korunmaktadır ve insanlar bu işkencehanelerden asla ne zaman çıkacaklarını bilememektedir. İnsanlar ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite gibi eğitim merkezlerinde, hastane, depo, hangar, gar ve fabrikalarda, yer altı zindanlarında ve bazen çöllerde bazen mahallelerde kurulan toplama kamplarında tutulmaktadır ve bu kamplar sürekli olarak genişletilmektedir. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Zoraki mahkumlara işkence ve asimilasyon programları uygulanmakta, bu kişilerin haklarının yakınları tarafından takibine dahi izin verilmemekte, nerede tutuldukları bildirilmemekte, hatta çoğu zaman yaşayıp yaşamadıkları bilgisi bile verilmemektedir. </span><span style="font-weight: 400;">Nitekim 3 yıldır aileleriyle görüşemeyen insanlar bulunmaktadır.</span></p></blockquote>
<p>Tanıkların ifadelerine göre toplama kamplarında yapılan işkenceler şu şekildedir:<span style="font-weight: 400;"> Yaz aylarında sadece iç çamaşırıyla sıcak taş üzerinde; kış aylarında da çıplak ayak buz üzerinde bekletme, dayak, elektrik şoku verme, hastalık durumlarında müdahale etmeme, uykusuz bırakma, uzun süre hücre hapsinde tutma, uzun süre kelepçe ile bırakma, uzun süre kafasında siyah çuval olduğu hâlde bekletme, tuvalet ihtiyaçlarının giderilmesini kısıtlama, aşırı kalabalık odalarda tutma, aç ve susuz bırakma ya da yeterli yiyecek vermeme, su tanklarına daldırma ya da soğukta üzerine soğuk su dökme, kadın tutukluların yüzlerinde ve vücutlarında sigara söndürme, bileklerinden asılan tutukluları bu hâldeyken copla dövme, elektrik verme, değişik acı verici nesnelerle dövme ve eziyet etme, yoğun ve parlak ışıkla körleştirme, uzun süre gergin pozisyonda tutma, günlerce hareketsiz bir şekilde kaplan koltuğu denen koltuklarda oturtma, elleri kelepçeli ve ayakları prangalı olarak dolaştırılma, düzenli olarak verilen içeriği bilinmeyen ilaçlarla güçten düşürme ve itaate zorlama, zoraki kürtaj ve doğum kontrol uygulamaları, erkeklerin kısırlaştırılması, tecavüze uğrayan birini izlemeye zorlama ve toplu tecavüz.</span></p>
<p><b>Salgın döneminde Doğu Türkistan&#8217;da yaşamak nasıl bir hâl aldı? Çin hükümetinin kurduğu &#8220;yeniden eğitim kampları&#8221;nda Covid-19&#8217;a yakalanmış hastalarla ilgili bilgi alabiliyor muyuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-56819 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/dogu-turkistan-3.jpg" alt="Doğu Türkistan" width="402" height="268" />Çin’in karartmaları nedeniyle ne kampların sayısı ve yeri ne de buralarda tutulan insanların içinde bulunduğu koşullar tam olarak bilinebilmektedir. Benzer şekilde, yaşanan koronavirüs (covid-19) salgınının bu kamplardaki insanları nasıl etkilediği konusu da büyük bir muamma olarak durmaktadır. </span><span style="font-weight: 400;">Salgınının Doğu Türkistan’da ne kadar yayıldığıyla ilgili olarak Çinli yetkililer “devlet sırrı” diyerek konuşmayı reddetmektedirler. </span><span style="font-weight: 400;">Bütün dünyada virüsün yayılma hızını durdurmak için insanların bir araya gelmesi, toplanması yasaklanırken Çin, 3 milyona yakın insanın tutuklu olduğu toplama kamplarını boşaltmayı reddetmektedir. Eğer virüs kamp polisleri ya da görevliler yolu ile tek bir mahkûma bile bulaşırsa, hastalık kalabalık ve hijyenik olmayan yaşam alanları sebebiyle kamplarda normale göre onlarca kat daha hızlı yayılacaktır. Kapalı alanda yer yer 20.000’den fazla insanın yaşadığı belirtilen toplama kamplarında her türlü salgın riski zaten oldukça yüksektir; dolayısıyla virüsün kamplara bulaşması durumunda buralardaki ölüm oranlarının da bir hayli yüksek olacağı tahmin edilmektedir.</span></p>
<p><b>Çin&#8217;deki yeni Covid-19 vakalarının tamamının Doğu Türkistan&#8217;da olduğuna dair haberleri nasıl değerlendiriyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle bu haberin doğru olduğuna inanmak güç. Çin’deki hastalarla ilgili haberler yanılmıyorsam Nisan ayının sonlarında bıçak gibi kesildi. 1.44 milyarlık ülke bir hafta önce virüs nedeniyle perişan haldeyken bir hafta sonra virüs rakamlarındaki ilerleyiş durdu ve bir daha da küçük hareketler dışında ilerlemedi. Bağımsız kaynaklar daha bahar aylarında virüs nedeniyle 50 binden fazla kişinin ölmüş olabileceğini ifade etmişlerdi. Her iki türlü de kuşku uyandıran bir durum var. Yani eğer Çin’de hastalık bittiyse bu aşı bulunduğu anlamına gelmekte, yok bulunmadıysa bu kez ölümlerin devam ediyor rakamların yükseliyor olması gerekmekte. Yani burada da bir yanıltma ya da karartma durumu var. Yani hastalık tahminime göre Çin’in önemli bir bölümünde devam etmekte.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğu Türkistan’da virüsün son dönemlerde yeniden artmasıyla ilgili haberi ise Çin haber ajansı Xinhua’dan alalım. Ajansa göre 15 Temmuzda hastanelerde bir kişi bile bulunmazken, 5 Ağustosta 17,301 kişinin virüs vakasıyla hastanelerde yattığı ve Çin’in farklı bölgelerinden Doğu Türkistan’a 1900 civarı doktor ve hatırı sayılır miktarda sağlık ekipmanı gönderildiği belirtiliyor. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Virüsün Doğu Türkistan’ın Müslüman halklarına karşı bir silah olarak kullanılma ihtimali hep vardı ve hatta yarınlarda toplama kamplarındaki cinayetlerin virüs nedenli ölümler olarak açıklanma endişesini hak örgütleri ve diasporadaki Uygurlar sürekli olarak dile getirmektedirler. </span></p></blockquote>
<p><b>Soykırım iddialarıyla ilgili ne söyleyebilirsiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğu Türkistan’da yaşananların bir soykırım olduğuyla ilgili hiçbir şüphe bulunmamaktadır. Fakat soykırımın ispatlanması gerekmektedir ki bunun için BM İnsan Hakları Komisyonu ve Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından soruşturmaların başlatılması gerekmektedir. Bu kadar tanıklık ve deliller bulunurken bu soruşturmaların başlatılmaması da ayrıca bir muammadır!</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">BM Soykırım Sözleşmesi’nin 2. maddesine göre soykırım; millî, etnik, ırki veya dinî bir grubu, sırf bu niteliği nedeniyle kısmen veya tamamen yok etmek kastıyla aşağıda sayılan fiillerin işlenmesidir: </span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Grup üyelerini öldürmek</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Grup üyelerine ciddi biçimde bedensel veya zihinsel zarar vermek</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Grubun fiziksel varlığını tamamen veya kısmen ortadan kaldıracağı hesaplanarak yaşam şartlarını kasıtlı olarak değiştirmek </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Grup içinde doğumları bilinçli olarak önlemeye yönelik tedbirler dayatmak</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Gruba ait çocukları bir başka gruba zorla nakletmek</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Çin sayılan maddelerin tamamıyla ilgili şaibelidir ve özellikle dört ve beşinci maddeler çerçevesinde ise soykırım suçlusudur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğu Türkistan’da ayrıca Kültürel Soykırım kapsamına giren onlarca fiil bulunmaktadır. “Bulaşıcı bir hastalık” olarak görülen dinî değerlerin tamamına yönelik saldırılar, cami, medrese ve İslam kültür öğesi eserlerin yıkılması; ahır, diskotek ve bar olarak amaç dışı kullanımları dâhil olmak üzere yapılan saldırılar, Bir Kuşak Bir Yol projesi güzergâhında bulunan Müslümanlara ait köy ve kasabaların tüm kültürel ve tarihî dokularıyla birlikte yerle bir edilmesi ve bu yerlerin ahalisinin farklı bölgelere sürgün edilmesi, 18 yaşından küçüklerin, memur, işçi, ÇKP üyeleri, öğrenci, emekli ve kadınların ibadet yerlerine girmesi ve ibadet etmesinin yasaklanması, Ramazan ayında oruç tutmanın yasaklanması, Müslümanlara ait mezarlıkların yok edilmesi ya da taşınması, Müslüman ahaliye domuz eti yedirme ve alkol kullandırma, çocukların sünnet ettirilmesinin yasaklanması, evlilik ve cenaze törenlerinin örfe uygun yapılmasının yasaklanması, Türk kızlarının zorunlu olarak Çinli erkeklerle evlendirilmesi, toplumun lider ve aydınlarının, akademisyenlerin toplama kamplarına kapatılmak suretiyle topluma yön verecek isimlerden toplumun mahrum bırakılması, dinî ve millî bayramların yasaklanması, ürünlerin “helal” olarak etiketlenmesinin yasaklanması ve helal etin Müslümanların yemesi haram olan domuz etiyle birlikte satılması, Uygurlara verilmiş anadilde eğitim hakkının yasaklanması ve Çincenin tüm okullarda zorunlu dil hâline getirilmesi, Uygurca dinî ve millî eserlerin, Kur’an-ı Kerimlerin toplanarak yakılması, bu eserleri okumanın ve bulundurmanın yasaklanması, buna mugayir davrananların hapis cezasına çarptırılması bunlardan bazılarıdır.</span></p>
<p>Son olarak<span style="font-weight: 400;"> şunları ifade etmek isterim ki bugün Doğu Türkistan insanlığın göstergesi konumundadır. Doğu Türkistan’a bakarak halimizi hesap edebiliriz. Bugün 8 milyarlık insanlık ailesinin sırtını döndüğü Doğu Türkistan, yarın herkesin gerçeği haline gelebilir. Bunu söylerken bir kehanet ya da komplo teorisi oluşturmuyorum. Tarih bunun nice örnekleriyle doludur. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/13/dogu-turkistanda-kulturel-soykirim-kapsamina-giren-onlarca-fiil-bulunmaktadir/">&#8220;Doğu Türkistan&#8217;da Kültürel Soykırım Kapsamına Giren Onlarca Fiil Bulunmaktadır&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Çin&#8217;in Ekonomik Gücü Doğu Türkistan&#8217;ın Gündeme Gelmesini Engelliyor&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/27/cinin-ekonomik-gucu-dogu-turkistanin-gundeme-gelmesini-engelliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rumeysa Özüyağlı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2020 09:22:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Burhan Kavuncu]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Türkistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=56257</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğu Türkistan'da yaşanan etnik ve dini ayrımcılığın gündemde yer alamayışının sebebinin Çin devletinin devasa ekonomik gücüyle ilgili olduğunu belirten Uluslararası Türkistanlılar Dayanışma Derneği Başkanı Burhan Kavuncu, "Bu kadar büyük ve dramatik bir olayın çok daha yoğun bir şekilde gündemde olması beklenirdi. Ama Çin’in bunu istememesi ve diğer ülkelerin de Çin baskılarına boyun eğmeleri veya bu olayda taraf olmayı çıkarlarına uygun görmemeleriyle ilgili" dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/27/cinin-ekonomik-gucu-dogu-turkistanin-gundeme-gelmesini-engelliyor/">&#8220;Çin&#8217;in Ekonomik Gücü Doğu Türkistan&#8217;ın Gündeme Gelmesini Engelliyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-56259 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/hapishane.jpg" alt="hapishane" width="364" height="242" />Uluslararası Türkistanlılar Dayanışma Derneği Başkanı Burhan Kavuncu, Doğu Türkistan meselesini doğru bir şekilde tanımlaması gerektiğini belirterek, “<span style="font-weight: 400;">70 yıllık Çin işgali altında sürekli olarak asimilasyon uygulamalarına maruz kalan bu bölgede son yıllarda açık bir şekilde “imha” aşamasına gelindi. Resmi rakamlarla 13 milyon, gerçekte ise 35 milyondan fazla “Türkçe konuşan müslüman”, sadece kültürel değil gerçek bir soykırıma tâbi tutulmakta. Hapishane/ toplama kamplarındaki insanların sayısı, isimleri ve meslekleri, “eğitim merkezi” dedikleri kamplarda uygulandığını itiraf ettikleri eğitim, Çin devletinin resmen ilan ettiği “Çinlileştirme projesi” Doğu Türkistan’ın yok edilmekte olduğunun açık kanıtlarıdır. Nitekim içinde bulunduğumuz 2020 yılında, resmî “Sincan Uygur Özerk Bölgesi”  isminden Uygur kelimesi çıkartılarak “Sincan Özerk Bölgesi” şeklindeki isim değişikliği de bu imha siyasetinin geldiği noktayı göstermekte.</span>” Dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Doğu Türkistan meselesinin dünya gündeminde hak ettiği yeri bulamamasının, Çin devletinin devasa ekonomik gücüyle ilgili olduğunu belirten Kavuncu, “<span style="font-weight: 400;">Bu kadar büyük ve dramatik bir olayın çok daha yoğun bir şekilde gündemde olması beklenirdi. Ama Çin’in bunu istememesi ve diğer ülkelerin de Çin baskılarına boyun eğmeleri veya bu olayda taraf olmayı çıkarlarına uygun görmemeleriyle ilgili diyebiliriz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabii olayın farklı yönleri de var. Batılı büyük devletler, “Doğu Türkistan meselesini” Çin’le askeri ve ekonomik rekabetlerinde bir pazarlık unsuru olarak görüyorlar. ABD, Kongresinde bir kınama veya ambargo kararı almasından bir kaç gün geçmeden yeni bir “süper anlaşma” yaparak Çin’in baskı politikalarına yeşil ışık yakabiliyor. İslam ülkeleri ise zaten zayıf ve edilgen durumda oldukları için bir varlık göstermiyorlar. Mesela Pakistan Hindistan’a karşı Çin’in siyasi ve ekonomik desteğine ihtiyaç duyuyor. ABD uydusu görünümüdeki Suud, BAE gibi ülkelerin sürekli Çin lehine tutum almaları dikkat çekici. ABD karşıtı Rusya, İran, Venezuela gibi ülkeler ise Çin’i doğal müttefik olarak görüyorlar. Hatta bu ülkelerde Doğu Türkistan’la ilgilenmeyi “ABD’nin oyununa gelmek” gibi değerlendiren oldukça geniş bir kesim mevcut. Sadece İsveç, Norveç, Kanada, Yeni Zelanda gibi bazı küçük Batılı ülkeler (somut olarak 22 ülke) evrensel insan hakları ilkelerini gözeterek zaman zaman konuya müdahil oldular. Batılı medya ve bazı STK’ların samimi çabaları yetersiz de olsa dünyada bir Doğu Türkistan gündemi oluşturdu. Bunlar arasında BBC ve Uluslararası Af Örgütü’nün isimlerini zikretmemiz gerekir.&#8221; </span>Diye konuştu.</p>
<p style="font-weight: 400;">Çin’in son bir senede iki kez BM üyesi ülkeler arasında imza toplayarak “terörle mücadelesine destek” bildirileri yayınladığını hatırlatan Kavuncu, “<span style="font-weight: 400;">İlkinde 50 ülkenin, ikincisinde 47 ülkenin imzalarını aldı. İmzacı ülke isimlerini incelediğimizde, Rusya dışında çoğunun küçük ve fakir ülkeler olduğunu görüyoruz. Bu durum aslında Çin’in uluslararası desteğinin sanıldığı kadar fazla olmadığını düşündürüyor. Yine de 20’de fazla müslüman ülkenin imzalarıyla Çin safında yer alması Doğu Türkistan’ın neden sahipsiz kaldığının da bir açıklaması aynı zamanda. (Türkiye’nin bu bildirilere imza atmamış olması önemli).</span>” Dedi.</p>
<h5 style="font-weight: 400;"><strong>Türkiye’deki Sessizlik Siyasete Endeksli</strong></h5>
<p style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-56258 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/britannica-harita-640x464.jpg" alt="britannica" width="417" height="302" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/britannica-harita-640x464.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/britannica-harita-1280x928.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/britannica-harita-1024x742.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/britannica-harita.jpg 1600w" sizes="auto, (max-width: 417px) 100vw, 417px" />Türkiye’nin konuyla ilgili sessizliğini de ‘STK ve medyanın objektif kriterlerle sorunlara yaklaşmamak’ olarak yorumlayan Kavuncu, “<span style="font-weight: 400;">Muhafazakar kesimdeki kurumlar hükümet politikalarına endeksli hareket ediyor. Ak Parti iktidarı Çin’le yakın ekonomik ilişkiler sebebiyle Doğu Türkistan’daki duruma mesafeli bir yerde durmayı tercih ettiği için, bir kısım medya ve STK’lar da sessiz kalmakta. Hatta Çin’in tezlerine yakın söylemler öne çıkabiliyor. Zaman zaman gösterilen tepkiler de yeterli olmanın çok uzağında. Diğer kesimler ise ideolojik veya dış politik tercihlerine göre tutum belirliyorlar. Bir de, Doğu Türkistan gibi sorunlarla ilgilenmek, milliyetçi kesimlerin tekeline bırakılmış gibi. Bu durum başka sorunlara yaklaşımlarda da gözlenebilmekte. Herhangi bir “hak ihlali” sorununa, objektif kriterler yerine herkes içinde bulunduğu ideolojik kampın öncelikleriyle bakıyor. Tüm kesimler için adaletli bir duruştan uzak kalmanın gerekçeleri, bizim toplum olarak üzerinde durulması gereken bir hastalığımız maalesef.</span>&#8221; dedi.</p>
<h5 style="font-weight: 400;"><strong>Doğu Türkistan (Sincan Uygur Özerk Bölgesi) ve Çin Arasındaki Çatışmanın Kökenleri </strong></h5>
<p style="font-weight: 400;">Tarihsel olarak Doğu Türkistan olarak bilinen bölge şu anda dünyadaki sıcak çatışma alanlarından bir tanesi. 1949’da Çin tarafından işgal edilmiş olan bölge bugün dünya basınında Sincan Uygur Özer Bölgesi olarak anılıyor. Bu bölge 1949’dan beri Çin Komünist Partisi tarafından Çin’e ait olduğu savunulan bir bölge. Bölgeye Sincan Uygur Özer Bölgesi değil de Doğu Türkistan diyen Uygurlar ise bölgenin bağımsız olması gerektiğini savunuyorlar.</p>
<p style="font-weight: 400;">1966’da gerçekleşen Çin Kültür Devrimi’nden sonra bölgede yaşayan Uygurlar, Çin’in yeni politik tutumu nedeniyle dini inançlarından ötürü hükümetten baskı görmeye başladılar. Bu durum azalıp artarak 2000’li yıllara kadar devam etti. Sonrasında Çin Hükümeti, Şiddetli Terörizme Karşı Sert Bir Kampanya (Strike Hard Campaign against Violent Terrorism) adını verdiği bir politika başlattı. Sincan hiç de şaşırtıcı olmayan bir şekilde hem doğal kaynaklar açısından çok zengin bir bölge hem de Pakistan, Kazakistan ve Kırgızistan dahil sekiz ülkeye sınır komşusu. Yüz ölçümü Çin Halk Cumhuriyetinin altıda biri kadar yani oldukça büyük.</p>
<p style="font-weight: 400;">2014 yılında itibaren birçok Uygur farklı yollardan Çin Halk Cumhuriyetini terk edip dünyanın çeşitli ülkelerine iltica etmeye çalıştı. The Diplomat’ta yer alan habere göre Uygur Müslümanları problemi Tayland hükümetinin ülkeye giriş yapan 100 Uygur’u sınır dışı etme girişimi uluslararası alanda ufak çapta bir krize sebep oldu ve Taylandlı siyasetçiler bu sorunu Türkiyeli ve Çinli yetkililerle çözmek için uğraştıklarını ve Uygurları sınır dışı ettikleri takdirde başlarına geleceklerden sorumlu olmadıklarını söyledi. Uygurları sınır dışı eden bir diğer ülke de Malezya’ydı. Bu iki ülke de İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından ayrı ayrı kınandı. Ancak Uygurların içinde bulundukları duruma bir çözüm bulunamadı. 2018 yılında ise Çin Halk Cumhuriyetine karşı ayrılıkçı bir politika izleyen Doğu Türkistan İslami Hareketi, Avrupa Birliği ve ABD tarafından terörist organizasyon olarak tanındı. Bu tarihten sonra Çin hükümeti, üzerinde bir uluslararası baskı oluşmadan ülkede yaşayan Müslümanlara karşı uygulamak istediği politikaları uygulayabilecek zemini elde etmiş oldu. 2017 yılından itibaren uluslararası kamuoyundan gelecek herhangi bir baskıyı göz ardı etmeye ve asimilasyon politikalarına hız kazandırmaya başlamıştı zaten.</p>
<p style="font-weight: 400;">CFR’da (Council on Foreing Relations) yer alan yazıya göre 2017’nin Nisan ayından beri 800 binden 2 milyona kadar olan sayıda Müslüman çeşitli sebeplerden gözaltına alındı. Çin’de toplu tutuklamalar bu tarihlerde başladı. Kamplar 2017 yılında başlamış olsa da Sincan’daki 11 milyon Uygur halihazırda onlarca yıldır baskı altında yaşıyordu.</p>
<h5 style="font-weight: 400;"><strong>Yeniden Eğitim Kampları</strong></h5>
<p style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-56274 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/bbc-640x360.jpg" alt="BBC haberi" width="453" height="255" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/bbc-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/bbc.jpg 660w" sizes="auto, (max-width: 453px) 100vw, 453px" />Çin hükümeti tarafından kurulan ve Yeniden Eğitim Kampı adını taşıyan asimilasyon merkezlerinin yaklaşık yirmi yedi tanesi farklı kaynaklar doğrulanmış,  ancak toplam sayının  1.200’e yakın olduğu tahmin ediliyor. Çinli yetkililer Uygurların ayrılıkçı fikirlerinin hükümeti tedirgin ettiğini ve bu sebepten de Uygurları yeniden eğitmek için bu kamplara yerleştirdiklerini söylüyorlar. Yetkililere göre bu kamplarda Uygurlara Çin Halk Cumhuriyetinde nasıl birer vatandaş olarak yaşayacakları öğretiliyor. Çin’in Ankara Büyükelçisi DW’ye verdiği röportaj boyunca Doğu Türkistan’da yaşananlarla ilgili sorulan bütün soruları geçiştiriyor ve kampların cezaevi değil yatılı okul olduğunu savunuyor. Doğu Türkistan özerk bölgesi adına da konuşmaktan çekinmeyen Deng Li bölgede yaşananlara karşı hükümetlerin aldığı tutumu “Ne Çin tarafı ne Türkiye tarafı kendi ülkesinin topraklarında karşı tarafın ülkesine yönelik olarak herhangi bir bölücü ya da terörist eylemin meydana gelmesine izin vermiyor.” diye anlatıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu kamplarda tam olarak ne olduğuna dair net bir bilgiye ulaşmak gerçekten çok zor ancak Çin Hükümeti’nden kaçmayı başarmış kişiler çok zorlu koşullar tarif ediyorlar. Şubat ayında BBC tarafından yapılan bir habere göre tutuklanan Uygurlar sakal bıraktıkları ya da örtündükleri için tutuklanıyorlar. Haberin dayandırıldığı belgeden öğrenilenlere göre, Çin Hükümeti insanları “eskiden örtünüyordu, bu kişi pratik bir risk teşkil etmiyor, telefonundan yanlışlıkla dış kaynaklı bir haber sitesine tıkladı” gibi farklı şekillerde fişliyor, sınıflandırıyor ve risk grubu oluşturup oluşturmadıklarına göre tutuklayıp tutuklamayacağına karar veriyor. Doğu Türkistanlıların tutuklanma nedenleri arasında Çin hükümeti tarafından uygulana doğum kontrol politikalarının ihlal edilmesi, güvenilir olmamak, dinle ilişki içinde olmak, dışarıyla “herhangi” bir bağlantı bulunması, eskiden tutuklanmış olmak gibi şeyler yer alıyor.</p>
<p>Yeniden eğitim kamplarında sadece Uygur Türkleri bulunmuyor. Çünkü Çin’in uyguladığı asimilasyon politikaları milli bir kimlik değil dini bir kimlik taşımayı problem olarak görüyor. Doğu Türkistan&#8217;da yalnızca Uygurlar değil Kazak, Kırgız, Özbek, Tacik ve Çinli Müslümanlar (Huiler) da yaşıyor. Nüfus dağılımı şu şekilde 30 milyon Uygur, 4 milyon Kazak, 1 milyon da Özbek, Kırgız ve diğerleri. Huilerin de en az 5 milyon civarı olduğu düşünülüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/27/cinin-ekonomik-gucu-dogu-turkistanin-gundeme-gelmesini-engelliyor/">&#8220;Çin&#8217;in Ekonomik Gücü Doğu Türkistan&#8217;ın Gündeme Gelmesini Engelliyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toplama Kampları Kapatılsın!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/16/toplama-kamplari-kapatilsin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jan 2019 18:21:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Türkistan]]></category>
		<category><![CDATA[ihh]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34323</guid>

					<description><![CDATA[<p>İHH, 4 STK ile birlikte Doğu Türkistan’da yaşanan zulme dikkat çekmek amacıyla vakıf genel merkezinde bir basın açıklaması düzenlendi. Açıklamada Toplama Kampları’nın kapatılması çağrısı yapıldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/16/toplama-kamplari-kapatilsin/">Toplama Kampları Kapatılsın!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İHH İnsani Yardım Vakfı, hem Doğu Türkistan’da yaşanan zulme dikkat çekmek hem de bölgede kurulan Toplama Kampları’nın kapatılması çağrısında bulunmak amacıyla İHH Genel Merkezi’nde bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneği (Özgür &#8211; Der), İnsan Hakları ve Adalet Hareketi (iHAK), İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (Mazlum &#8211; Der) ve Uluslararası Mülteci Hakları Derneği (UMHD)’nin de katılım sağladığı toplantıda bölgede kurulan Toplama Kampları’nın kapatılması çağrısı yapıldı.</p>
<p class="p3"><strong>“Ne Çinciyiz ne Amerikancı!”</strong></p>
<p class="p1">Konuşmasına, “Doğu Türkistan, erkeklerin bile ağlayamadığı bir yer” diyerek başlayan İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, Arakan örneğini vererek Myanmar’da da çok zulümler yapıldığını ama erkeklerin hiç olmazsa ağlayarak dünyaya seslerini duyurabildiklerini hatırlattı. Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>
<p class="p1">“Biz Doğu Türkistan meselesini gündeme getiriyoruz diye özellikle sosyal medyada ‘Siz Amerikancı mısınız?’ diye yaygara koparanlar oluyor. Şu iyi bilinsin ki biz Amerika’yı lanetliyoruz. Kudüs’ü sözde başkent ilan eden Amerika’yı tanımıyoruz. Birileri bizlere buna rağmen hala Amerikancı dıyorsa onları da lanetliyoruz. Biz ne Çinciyiz ne Amerikancı.</p>
<p class="p1">Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan önce Selçuklu’nun ve Osmanlı’nın Doğu Türkistan hassasiyeti bilinmektedir ve bu bize miras kalmıştır. Çin, ticari olarak İslam dünyasına mecburdur. İslam dünyası Çin’e şunu demelidir: Eğer Doğu Türkistan’a zulmetmezsen biz seninle ticari işbirliğine varız. Yoksa biz yokuz. Müslüman liderlere de sesleniyorum: Doğu Türkistanlı bir çocuğun gözyaşı Çin’in size verdiği paradan bin kat daha değerlidir. Bunu sakın unutmayın.</p>
<p class="p1"><img decoding="async" src="https://www.ihh.org.tr/public/news/4/4149/bulent-yildirim1.jpg" alt="bulent-yildirim1.jpg" /></p>
<p class="p3"><strong>“Mahremiyet bitiriliyor”</strong></p>
<p class="p1">Çin, Kültür Devrimi adı altında bir sürü kamp kurdu. Alıyorlar insanları ve bu kamplarda işkenceye tabi tutuyorlar. Oradan bir şekilde kurtulanlar bize şunları anlatıyor: Kadın tutukluların yüzlerine sigara söndürüyorlar. Elektrik veriyorlar. Soğukta bekletiliyorlar. Yoğun ve parlak ışıkta bekletiliyorlar. Uykusuz bırakılıyorlar. Aç ve susuz bırakılıyorlar. Ellleri kelepçeli ve ayakları prangalı olarak dolaştırılıyorlar. Buraya getirilen insanların evlerine de Kardeş Proje kapsamında Çinli erkekler yerleştiriyorlar. İkiz kardeş ilan ediyorlar. Böylelikle de mahremiyet bitiriliyor.</p>
<p class="p1">Bu kamplar niçin kuruldu? Bu kamplarda neler yaşanıyor? Bu kampları ziyaret etmek isteyenler neden engelleniyor? Batı emperyalizminin oyununa gelmeyin. Biz biliyoruz Amerika’nın ne olduğunu. Kudüs’te ne yapmak istediğini de iyi biliyoruz. Çin, Amerika’nın oyununa gelmesin. Doğu Türkistan’da eğer gerekeni yapmazsanız Çin içerisindeki Siyonist güçlerin sizi nasıl esir alacağını da iyi göreceksiniz.</p>
<p>Haberin tamamı için <a href="https://www.ihh.org.tr/haber/toplama-kamplari-kapatilsin" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/16/toplama-kamplari-kapatilsin/">Toplama Kampları Kapatılsın!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
