<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Doğa arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/doga/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/doga/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Apr 2024 09:30:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Doğa arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/doga/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>STDV&#8217;nin Turquoise Coast Environment Fund-Turkey 2024 Dönemi Başvuruları Açıldı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/04/02/stdvnin-turquoise-coast-environment-fund-turkey-2024-donemi-basvurulari-acildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Apr 2024 09:30:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Hibe]]></category>
		<category><![CDATA[biyoçeşitlilik]]></category>
		<category><![CDATA[deniz ve kıyı koruma]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum İçin Destek Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[STDV]]></category>
		<category><![CDATA[Turquoise Coast Environment Fund-Turkey]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86325</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Toplum için Destek Vakfı'nın hayata geçirdiği Turquoise Coast Environment Fund-Turkey (TCEF)’in 2024 dönemi başvuruları açıldı. The Turquoise Coast Environment Fund – Turkey (TCEF), kara ve denizle bağlantılı adalar, kıyısal bölgeler ve sulak alanlar da dahil olmak üzere, Türkiye’nin güney ve batı kıyı bölgelerinde; doğa, biyoçeşitlilik, deniz ve kıyı koruma konularında aktif olarak faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmalarını finansal olarak desteklemek amacıyla düzenleniyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/04/02/stdvnin-turquoise-coast-environment-fund-turkey-2024-donemi-basvurulari-acildi/">STDV&#8217;nin Turquoise Coast Environment Fund-Turkey 2024 Dönemi Başvuruları Açıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fonun 2024 döneminde de Türkiye&#8217;nin güney veya batı kıyı bölgelerindeki doğal çevrenin korunması, iyileştirilmesi ve yenilenmesi amacıyla çalışmalar yürüten STK’ların projeleri desteklenecek. Bu amaç doğrultusunda proje fikirlerinde aşağıda detayları paylaşılan üç temel öncelik alanından en az bir tanesinin yer alması beklenir:</p>
<ul>
<li><strong>Sürdürülebilir gıda sistemlerini teşvik eden projeler:</strong></li>
</ul>
<p>Mevcut gıda-tarım bağını koruyarak, sürdürerek ve yeniden inşa ederek gıda sistemlerinin geleceğini yansıtan projeler bu başlık altında değerlendirilecektir. Bu başlık altında desteklenecek projelerin, onarıcı tarım stratejileri ve gıda üretim sistemlerinin her türlü etkilerini dikkate almak ve yönetmek gibi bütünsel bir yaklaşım geliştirilmesi beklenecektir.</p>
<ul>
<li><strong>Biyoçeşitliliğin korunması için ekosistem tabanlı yönetim yaklaşımına sahip projeler:</strong></li>
</ul>
<p>Karasal ve denizel biyoçeşitliliği ele alan projeler, küçük ölçekli balıkçılık ve diğer kaynaklar dahil olmak üzere, kıyı kullanımının bütünsel, sektörler arası, yerelden ulusala, şeffaf, uyarlanabilir, kapsayıcı ve katılımcı yönetimini teşvik eden yenilikçi yaklaşımlar bu başlık altında değerlendirilecektir.</p>
<ul>
<li><strong>Koruma alanında çalışan STK’larının yasal ve kurumsal olarak desteklenmesini ve güçlendirilmesini amaçlayan projeler:</strong></li>
</ul>
<p>Savunuculuk, ağ oluşturma ve koruma eylemini harekete geçirmek istedikleri ilgili alanlar çerçevesinde doğru veri ve bilgilere erişme yeteneği geliştirme dahil olmak üzere çeşitli tematik alanlarda yerel kuruluşların kapasitelerinin güçlenmesini amaçlayan projeler desteklenecektir.<br />
Aşağıda yer alan başvuru kriterlerine uyan ve tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar hibe programına başvurabilirler:</p>
<ul>
<li>Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar, kooperatifler ve diğer kâr amacı gütmeyen kuruluşlar,</li>
<li>En az bir senedir sahada aktif olarak çalışan kuruluşlar*,</li>
<li>2023 gelirleri 4.000.000 TL’nin altında olan kuruluşlar,</li>
<li>İlgili alanda deneyim, kurumsal kapasite ve vizyona sahip kuruluşlar.</li>
</ul>
<p>Turquoise Coast Environment Fund-Turkey kapsamında STK’lara dağıtılacak hibenin toplam tutarı <strong>en az 1.400.000 TL</strong>‘dir. Başvuru yapan STK&#8217;lar hibe programından <strong>en fazla</strong> <strong>450.000 TL </strong>talep edilebilir.</p>
<p>Fona başvurmak isteyen kuruluşların başvuru formunu eksiksiz şekilde doldurarak <strong>8 Mayıs 2024 saat 18:00’e </strong>kadar göndermeleri gerekir.</p>
<p>Turquoise Coast Environment Fund-Turkey hakkında detaylı bilgilere (başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri ve proje takvimi) ve başvuru formuna <a href="https://siviltoplumdestek.us12.list-manage.com/track/click?u=9267834da19a5a63e7851e50a&amp;id=d6212e9c3b&amp;e=deb44db35d" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://siviltoplumdestek.us12.list-manage.com/track/click?u%3D9267834da19a5a63e7851e50a%26id%3Dd6212e9c3b%26e%3Ddeb44db35d&amp;source=gmail&amp;ust=1712134807229000&amp;usg=AOvVaw1hJSIy59N-7szmFIFktQZx">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/04/02/stdvnin-turquoise-coast-environment-fund-turkey-2024-donemi-basvurulari-acildi/">STDV&#8217;nin Turquoise Coast Environment Fund-Turkey 2024 Dönemi Başvuruları Açıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akbelen Ormanı’nın Korunması için Sivil Toplum Kuruluşlarından Ortak Çağrı!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/27/akbelen-ormaninin-korunmasi-icin-sivil-toplum-kuruluslarindan-ortak-cagri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Jul 2023 06:49:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Akbelen Ormanı]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[İkizköy]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[termik santral]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=84699</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil toplum kuruluşları, Yeniköy-Kemerköy termik santrallerine kömür çıkarmak amacıyla kesime başlanan Akbelen Ormanı için çağrıda bulundu ve doğa - insan hakkını hiçe sayan ağaç kesiminin acilen durdurulması gerektiğini belirtti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/27/akbelen-ormaninin-korunmasi-icin-sivil-toplum-kuruluslarindan-ortak-cagri/">Akbelen Ormanı’nın Korunması için Sivil Toplum Kuruluşlarından Ortak Çağrı!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Muğla Milas’a bağlı İkizköy’de yer alan ve İkizköylüler&#8217;in yaşam alanı olan Akbelen Ormanı, iklim krizinin yıkıcı etkilerine karşı savunulması gereken; ancak orman yangınları ve insan faaliyetleri nedeniyle hızla azalan orman varlığımızın değerli bir parçası. Bu ormanın çevresindeki yaşam, tarım alanları, köyler, binlerce yıllık kadim kültürü ile birlikte, yöredeki kömür madenleri tarafından 40 yılı aşkın süredir ve Çevresel Etki Değerlendirme raporu dahi düzenlenmeden yok ediliyor. Şimdi, bu iki termik santrale kömür çıkarmak adına maden sınırlarının dayandığı Akbelen Ormanı yok edilmek; İkizköylüler ise yerinden edilmek isteniyor. Ormanlarını ve köylerini kaybetmek istemeyen İkizköylüler, iki yıldan fazla bir süredir madene karşı ormanlarının başında sürekli nöbet tutuyor ve hukuk mücadelesi yürütüyor.</p>
<p>2021 yılı Ağustos ayında, Akbelen Ormanı’nın maden sahasının genişletilmesine karşı dava açan İkizköylüler&#8217;in talebi ile yerel idari mahkeme, yürütmeyi durdurma kararı vermişti. Bölgede bu süreçte üç kez bilirkişi keşfi yapıldı. Üçüncü bilirkişi keşfi sonrasında heyet tarafından hazırlanan bilirkişi raporu sonucunda yerel idari mahkeme yürütmenin durdurulması kararını kaldırdı. İkizköylüler raporun gerçeğe aykırı olduğu iddiasıyla bilirkişi heyeti hakkında şikayette bulundu ve acilen yürütmenin durdurulması için yeniden başvuru yaptı.</p>
<p>İkizköylüler&#8217;in itirazları ve direnişleri sürerken Akbelen Ormanı’nda kesimin başlamasını üzüntüyle karşılıyoruz. Ülkemizde ve dünyada iklim krizi nedeniyle sayıları ve sıklığı giderek artan orman yangınları, seller ve sıcak hava dalgaları ormansızlaşma sonucu her geçen gün daha da derinleşiyor. Bu nedenle; iklim değişikliği ve doğa koruma konusunda çalışan sivil toplum kuruluşları olarak daha önce yaptığımız çağrıları yinelemek istiyoruz.</p>
<p>Erken ölümlere yol açan, iklim krizinin en temel nedenlerinden biri olan termik santrallerin devamlılığı için ormanların yok edilmesine izin verilmemeli. İklim kriziyle mücadele etmek, doğaya karşı değil doğayla birlikte çalışarak mümkün. Son 10 yılda neden olduğumuz karbondioksit (CO2) salımının yarısından fazlasını tutan ormanları, doğal alanları, iklimi ve tüm canlıların yaşamını tehdit eden kömür santralleri uğruna feda edemeyiz.</p></blockquote>
<h5><strong>Akbelen Ormanı için Talepler:</strong></h5>
<ul>
<li>Pek çok hayvan ve bitki türüne ev sahipliği yapan, yaşlı ve doğal bir kızılçam ormanı olan 780 dönümlük Akbelen Ormanı’nın kesiminin hemen durdurulması;</li>
<li>Akbelen Ormanı alanında maden işletme izni veren kararın iptal edilmesi;</li>
<li>Akbelen Ormanı&#8217;nı da içine alan 86541 no’lu ruhsat alanı içindeki maden sahası genişletme projesinin; mevzuat gereği Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerin kapasite artırımı projesi, bölgedeki diğer kömür ocakları ve Yatağan Termik Santrali, diğer madencilik ve endüstriyel tarım gibi faaliyetler ile birlikte toplam (kümülatif) etkilerini ele alacak şekilde Bütünleşik Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi tutulması;</li>
<li>Santral ve madenlerin ömürlerinin uzatılmasıyla ilgili planların halka sorulması talep ediliyor.</li>
</ul>
<h5><strong>İmzacılar:</strong></h5>
<p><strong>Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN Europe) </strong></p>
<p><strong>Çevre Hukuku Ağı</strong></p>
<p><strong>Ege Orman Vakfı </strong></p>
<p><strong>Ekosfer</strong></p>
<p><strong>Fosil Yakıtların Ötesi (Beyond Fossil Fuels) </strong></p>
<p><strong>Greenpeace Akdeniz</strong></p>
<p><strong>İklim için 350 Derneği</strong></p>
<p><strong>İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği (İDPAD) </strong></p>
<p><strong>Mekanda Adalet Derneği (MAD)</strong></p>
<p><strong>Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA)</strong></p>
<p><strong>TEMA Vakfı</strong></p>
<p><strong>Temiz Hava Hakkı Platformu</strong></p>
<p><strong>WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) </strong></p>
<p><strong>Yeşil Düşünce Derneği</strong></p>
<p><strong>YUVA</strong></p>
<p><strong>Yuvam Dünya Derneği</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/27/akbelen-ormaninin-korunmasi-icin-sivil-toplum-kuruluslarindan-ortak-cagri/">Akbelen Ormanı’nın Korunması için Sivil Toplum Kuruluşlarından Ortak Çağrı!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>78 Ekoloji Örgütünden Dünya Çevre Günü Mesajı: Plastiklerden Vazgeçmeli, Çevremizde Farkındalık Yaratmalıyız</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/06/05/78-ekoloji-orgutunden-dunya-cevre-gunu-mesaji-plastiklerden-vazgecmeli-cevremizde-farkindalik-yaratmaliyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jun 2023 07:30:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Doğaya Güç Kat Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Çevre Günü]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[plastik atık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=84202</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğaya Güç Kat Ağı, Dünya Çevre Günü'nde toplumun tüm kesimlerini sorumlu davranmaya ve harekete geçmeye davet ediyor! Ağ, doğayı ciddi şekilde etkileyen plastik atıklara dikkat çekerek, bireyler olarak tek kullanımlık plastiklerden vazgeçmemiz ve çevremizde farkındalık yaratmamız gerektiğini belirtiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/06/05/78-ekoloji-orgutunden-dunya-cevre-gunu-mesaji-plastiklerden-vazgecmeli-cevremizde-farkindalik-yaratmaliyiz/">78 Ekoloji Örgütünden Dünya Çevre Günü Mesajı: &lt;br&gt;Plastiklerden Vazgeçmeli, Çevremizde Farkındalık Yaratmalıyız</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-84205 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/06/dogaya-guc-kat-agi-640x426.jpg" alt="Doğaya Güç Kat Ağı" width="326" height="217" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/06/dogaya-guc-kat-agi-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/06/dogaya-guc-kat-agi.jpg 700w" sizes="(max-width: 326px) 100vw, 326px" />Her yıl 5 Haziran&#8217;da çevrenin korunması için farkındalık yaratılması ve eylemlerde bulunulması amacıyla düzenlenen Dünya Çevre Günü&#8217;nün bu yılki teması Plastik kirliliği. Doğaya Güç Kat Ağı&#8217;nın Dünya Çevre Günü mesajı şöyle:</p>
<blockquote><p>Çevre sorunları ve doğa üzerindeki baskı her geçen gün daha da artıyor. Günümüzde, küresel iklim değişikliği, doğal alanların tahribatı ve daralması, şiddetli erozyon, su ve toprak kirliliği, bir milyonun üzerinde canlı türünün tehdit altına girmesi, 2 milyondan fazla insanın temiz ve yeterli suya erişememesi gibi çevre sorunları geleceğimizi tehdit ediyor.</p>
<p>Hükümetlerce bu sorunların çözümüne yönelik yeterli önlemler alınmadığı için tehditler her geçen gün daha da artıyor. 2050 yılında dünya nüfusunun 9,6 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor. Nüfus artışına bağlı olarak çevre sorunları ve doğa üzerindeki baskı daha şiddetli hissedilmeye başlanacak.</p>
<p>Her yıl yaklaşık 400 milyon ton plastik atık üretiliyor ve bunların yarısı tek kullanımlık ürünlerden oluşuyor. Plastik atıklar denizlerimizi ve doğayı kirletiyor, canlı yaşamını tehdit ediyor ve sağlık riskleri oluşturuyor.</p>
<p>Ülkemizde de durum farklı değil, son 70 yılda mera alanlarımızın yarıdan fazlasını, sulak alanlarımızın ise %60’ından fazlasını kaybettik. Yanlış su yönetimi nedeniyle, su kaynaklarımız azalıyor. Neredeyse bütün akarsularımız, göllerimiz kirlendi. Yeraltı sularımız bitme noktasına geldi. Yangınlar, madencilik faaliyetleri, alt yapı yatırımları ve yapılaşma nedeniyle orman alanlarımız daralıyor.</p>
<p>Ayrıca yurt dışından gelen plastik atıklarının ülkemizde işlenmesi de başkaca problemlerden birini oluşturuyor. Kısacası gerek dünyada gerekse ülkemizde tablo hiç iyi değil ve iyiye doğru da gitmiyor.</p>
<p>Plastik atıkların uzun süre çözünmeden kalması doğayı ciddi şekilde etkiliyor. Plastik tüketimini azaltmak için bireyler olarak tek kullanımlık plastiklerden vazgeçmeli, çevremizde farkındalık yaratmalıyız.</p>
<p>Sivil toplum kuruluşları olarak yerel yetkililere baskı yaparak atık yönetimini iyileştirebilir ve kampanyalar düzenleyebiliriz. Hükümetler tek kulanımlık plastiklerin yasaklanmasına yönelik ve atık yönetimini teşvik eden politikalar geliştirmelidir. Bu konudaki küresel anlaşmalara katılmalıdır. Doğaya Güç Kat Ağı herkesi harekete geçmeye çağırıyor, çünkü yalnızca bir dünyamız var!</p></blockquote>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/06/05/78-ekoloji-orgutunden-dunya-cevre-gunu-mesaji-plastiklerden-vazgecmeli-cevremizde-farkindalik-yaratmaliyiz/">78 Ekoloji Örgütünden Dünya Çevre Günü Mesajı: &lt;br&gt;Plastiklerden Vazgeçmeli, Çevremizde Farkındalık Yaratmalıyız</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2023 Genel Seçimleri Öncesi Toplumsal Nitelikli Ormancılık Politikası Önerileri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/05/05/2023-genel-secimleri-oncesi-toplumsal-nitelikli-ormancilik-politikasi-onerileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 May 2023 13:07:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Ormancılar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[ormancılık politikası]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83906</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Ormancılar Derneği, seçim öncesinde doğa ve toplum yararına olacak ormancılık politikası önerilerinin bulunduğu bir rapor yayınladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/05/05/2023-genel-secimleri-oncesi-toplumsal-nitelikli-ormancilik-politikasi-onerileri/">2023 Genel Seçimleri Öncesi Toplumsal Nitelikli Ormancılık Politikası Önerileri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Ormanların yönetimi için belirlenecek temel ilke; ormanlarımızı belli kesimlerin yararına değil, kamu ve dünyadaki tüm canlıların yararı için yönetmek olmalıdır.</p></blockquote>
<p>Politika belgesi, bu ilke doğrultusunda belirlenen 7 temel amaç ve bu amaçlar kapsamında oluşturulan 54 öneri sunuyor.</p>
<h5><strong>Temel Amaçlar</strong></h5>
<ul>
<li>İklim Değişikliğini Azaltma ve Uyumda Ormanların Rolünü Güçlendirme</li>
<li>Ormansızlaşma ve Orman Bozulmasını Önleme</li>
<li>Orman Yangınlarını Önleme ve Etkili Mücadele</li>
<li>Biyoçeşitliliğin ve Korunan Alanların Yönetimini Etkinleştirme</li>
<li>Katılımcı Bir Ormancılık Yönetim Anlayışı Geliştirme</li>
<li>Orman Köylüsünün Durumunu İyileştirme</li>
<li>Kenti Ormana Değil Ormanı Kente Taşıma</li>
</ul>
<h5><strong>İklim Değişikliğini Azaltma ve Uyumda Ormanların Rolünü Güçlendirme</strong></h5>
<p>Ormansızlaşmanın farkına varılması ve önlenmesinde, ormanların iklim değişikliği ile ilişkisinin öne çıkarmanın önemli rol oynayacağı belirtilen öneride, ormanların iklim değişikliğindeki rolünün toplum tarafından daha iyi anlaşılmasını sağlayacak çalışmaların hayata geçirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Bunun yanında, iklim değişikliğine bağlı ekosistem değişiklikleri, bitki ve hayvan tür göçleri ve onların iklim değişikliğine uyumları üzerine bilimsel araştırmaların teşvik edilerek desteklenmesi gerektiği belirtiliyor.</p>
<h5><strong>Ormansızlaşma ve Orman Bozulmasını Önleme</strong></h5>
<p>Sermayenin maliyetini azaltma ve maksimum kar sağlama isteği nedeniyle başvurulan aşırı odun üretimine son verilmesi ve odun üretimi planlamasının ekonomik beklentilere göre değil, silvikültürel ve ekolojik önceliklere göre yapılması öneriliyor.</p>
<h5><strong>Orman Yangınlarını Önleme ve Etkili Mücadele</strong></h5>
<p>İklim değişikliğine bağlı olarak yangın sayısının daha da artacağı öngörülüyor. Bu durumda; sadece Orman Genel Müdürlüğü değil, yerel yönetimler de dâhil tüm devlet kurumlarını ve yurttaşları teyakkuza geçirecek bir yangınla mücadele organizasyonu kurulması gerektiği belirtiliyor. Bunu yaparken de; hem araç-gereç, hem de iş gücü konusunda hiçbir kısıtlamaya gidilmeden maddi kaynakların artırılması vurgulanıyor.</p>
<h5><strong>Biyoçeşitliliğin ve Korunan Alanların Yönetimini Etkinleştirme</strong></h5>
<p>Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün birçok yetkisinin başka kurumlara devredilmesi veya korunan alan sınırları dışındaki faaliyetler konusunda yetkisiz kılınmasının, korunan alan yönetiminin etkinliğini azaltmakta olduğu belirtilen öneride, korunan alanların etkin bir şekilde korunması için bu kurumun yetki ve sorumluluklarının yeniden düzenlenmesi gerektiğinin altı çiziliyor.</p>
<h5><strong>Katılımcı Bir Ormancılık Yönetim Anlayışı Geliştirme</strong></h5>
<p>20 yıl süreli Ulusal Ormancılık Programı 2023 yılında sona erecek. Yeni planın hazırlanması sürecinde katılımcı bir model uygulanarak kamu yararına ve doğa korumacı bir anlayışla hareket edilmesi öneriliyor.</p>
<p>Bunun yanında, başta Tarım ve Orman Bakanlığı olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşlarının bilimsel tanımlara uygun olarak sınırlandırılmış, şeffaf, ölçülebilir, doğrulanabilir ve raporlanabilir veri üretmesi ve bunları kamuoyu ile düzenli olarak paylaşmasının sağlanması gerektiği vurgulanıyor.</p>
<h5><strong>Orman Köylüsünün Durumunu İyileştirme</strong></h5>
<p>İl özel idarelerinin ve büyükşehirlerdeki büyükşehir ve ilçe belediyelerin orman köylülerinin kalkınması konusunda daha fazla söz sahibi olması gereksinimi doğduğuna işaret edilerek, yerel yönetimlerin ormancılık örgütü, kooperatifler ve sivil toplum örgütleriyle geliştireceği ortak çalışma modelleri oluşturulması öneriliyor.</p>
<h5><strong>Kenti Ormana Değil Ormanı Kente Taşıma</strong></h5>
<p>Doğayı ve ormanı kente sokacak yeni çalışmaların yanı sıra, mevcut kent ormanları ve tabiat parklarının özel sektör tarafından eğlence parkına dönüştürülerek yönetilmesi anlayışından bir an önce vazgeçilmesi gerektiği, bu sahaların yönetiminin Orman Genel Müdürlüğü ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün yanı sıra yerel yönetimler tarafından bizzat yapılması ve örnek teşkil edecek şekilde yönetilmesinin sağlanması gerektiği belirtiliyor.</p>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/turkiye-ormancilar-dernegi-2023-genel-secimleri-oncesi-toplumsal-nitelikli-ormancilik-politikasi-onerileri/" target="_blank" rel="noopener">Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-84087 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/05/FES-LOGO_20mm.jpg" alt="FES logo" width="148" height="85" /><em>&#8216;Bu içerik <a href="https://turkey.fes.de/" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://turkey.fes.de/&amp;source=gmail&amp;ust=1684839228399000&amp;usg=AOvVaw1sCsJbBGxW_mzdEq6NETNm">Friedrich-Ebert-<wbr />Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği </a>desteği ile hazırlanmıştır ve derneğin görüş veya tutumunu yansıtmaz. Sayfadaki içerikten sadece Sivil Sayfalar sorumludur.&#8217;</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/05/05/2023-genel-secimleri-oncesi-toplumsal-nitelikli-ormancilik-politikasi-onerileri/">2023 Genel Seçimleri Öncesi Toplumsal Nitelikli Ormancılık Politikası Önerileri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekolojik Yaşamaktan Yorulmadınız mı?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/05/ekolojik-yasamaktan-yorulmadiniz-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Güneşin Aydemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Nov 2021 12:41:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Ekoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=75704</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ekoloji, bağlantıları keşfetme bilimidir. Kendi doğamızla, potansiyelimizle, bize verilmiş becerilerle bağlantıya geçerek yaşamaktır ekolojik yaşam. Çünkü insan kendi doğal hâlini buldukça heves, merak ve tutku ortaya çıkar. Bu hisler kendisinin bütünle bağlantısını kurmasına yardım eder ve bütünü kavramaya adım atar böylelikle. Kendi doğasını bulan insan ne yapsa “ekolojik” olur.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/05/ekolojik-yasamaktan-yorulmadiniz-mi/">Ekolojik Yaşamaktan Yorulmadınız mı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Buğday Derneği iletişim ekibinden Ayşik (Ayşe Nur) benden bir yazı istedi. Teselli mahiyetinde. Ben de yazayım diye oturdum bilgisayarın başına. Fazla düzene sokmadan yazacağım bir şeyler. Şimdiden uyarayım, bir giriş-gelişme-sonuç kaygısı taşımadan yazıyorum.</p>
<h5>Yorgun Gönüllere Ortaya Karışık Bir Teselli</h5>
<p>Teselli kelimesini düşündüm. Bir baktım etimolojisine. Arapça “slw” kökünden geliyormuş. Unutturma, gönlünü alma manasına gelirmiş. Elbette daha derin anlamları vardır harf ilmine göre, sayfalarca yazabiliriz ama burada teselli ihtiyacından dem vuralım. Unutmak istediğimiz neler var hayatımızda? Unutmak isteyen kim? Malum, bir ben var benden içerü demiş Yunus Emre.</p>
<p>İnsan’ın hafızası, bilinci başına dert. Bir yanıyla da yapabildikleri, bu sayede. Deneyim ve bilgilerini üst üste koyarak, öncekini hatırlayarak geliyor geldiği yere. Buğdaygiller olarak tohumlara pek değer veririz. Geçmişin bilgileriyle bir domates tohumu, domates atalarının, yetiştiricilerinin, atıldığı toprağın, yetiştiği iklimin bilgisini ve deneyimini taşır bünyesinde. Saymaya kalksak bir tohum içindeki zamanı, kaybolur gideriz.</p>
<p>Victor’un babası (ki onun ismi de Victor idi ama biz ona Tata derdik, Victor gibi), her sofraya oturduğumuzda, tabağındaki yemeğe uzun uzun bakar kalırdı. Sonra, meraklı sessizliğimize cevap mahiyetinde “teşekkür ediyorum” derdi. “Sofraya gelene kadar eli değmiş herkese ve her şeye teşekkür ediyorum. Ve bitiremiyorum teşekkürleri, taa zamanın başlangıcına kadar gidiyor ucu, öyle ki yemeğe geçemiyorum”.</p>
<p>Her düşünce, her niyet de bir tohum gibi davranır özünde.</p>
<p>Durum böyle olunca, yemeği yemeye başladığında, yediği sadece tabağındaki kadar değildi. Tohumlar, tohumların ilk hâlinden bugüne kadar gelen bütün atalarının genleri, tohumları açtıran güneş, tohumları çürütüp içinden can çıkaran toprak, candaki ateş, yağmurla ya da yerin altından gelen su, afetler, gübreler, zehirler; hatta onları eken, bütün bu süreci organize eden, hasat eden, paketleyen, taşıyan, alan, pişiren, servis eden insan ve insanların duygusal hâli, emeği, niyeti de vardı yemeğin içinde. Durum çok bileşenli derken, zamanı ve mekânı aşkın bir bütünlükten bahsediyoruz. “Düşünmeden mideye indirdiğimiz her lokmada, kim bilir neler giriyor bünyemize?” diye düşünmeden edemiyor insan.</p>
<h5>Yediklerimiz Şifamız Olacağına İlletimiz Oluyor</h5>
<p>Şimdi unutuversek bu silsileyi nasıl teşekkür edeceğiz? Hatta bırakalım teşekkür etmeyi, nasıl sindireceğiz?</p>
<p>Nitekim sindiremiyoruz. Yediklerimiz şifamız olacağına illetimiz oluyor bu şekilde. Mesele sadece sentetik zehirler de değil. Düşünsel zehirler de hasta eder, artık bunu biliyoruz. O nedenle sistem bütün olarak arınmalı, bunu savunuyoruz.</p>
<p>Kontaminasyon (bulaşan kirlilik) sadece bir son ürünün dokusundaki kimyasalda, taşındığı kasada, beklediği depoda değil, tüm boyutlarında gerçekleşiyor. Bu bütünsel arınma olmadan sadece kötünün iyisine teslim oluyoruz. O da tartışılır.</p>
<p>Bundandır sadece organik üretimin yeterli olmaması. Ya da tek başına onarıcı tarım yeterli değildir. Ya da sadece yoga yapmak, takas etmek, adil ticaretle uğraşmak, masal anlatmak, sanatla uğraşmak, bilimle uğraşmak yetmez. Hepsi mevzi birtakım düzeltmelerdir. Çünkü yaşamın kendisi kaotiktir, yani karmaşık hatta karmakarışıktır.</p>
<p>Ne yapıyor olduğumuzu bilsek dahi, aydınlanmış bir bilinçle baksak dahi, sonuçlarını asla tahmin edemeyeceğimiz bir ağdır yaşam. Her ne yapıyorsak yapalım sonuçlarını tam olarak bilemeyeceğimiz için de büyüklerimiz “Allah rızası için” diye başlarlar işlerine. Burada Allah, o bilinemez olan, o büyük gizem, asla tahmin edemeyeceğimiz bütündür özünde, hepimizin oluşturduğu büyük akıldır. Hatta o akıldan da fazlasıdır. Zira bütün, parçaların toplamından her zaman daha büyüktür.</p>
<p>Yaptıklarımızın sonucunu küçük akıllarımızla bilmemiz mümkün değildir. Sadece iyi olması için niyet edebiliriz ve bu çok şeyi değiştirebilir, evet. İyi ve kötü nedir, üzerine günlerce konuşuruz elbette ama şimdilerde “bütünün hayrına” dedikleri şey bu olsa gerek. Ki biz niyetimizle ancak kendi zulmümüzden korunmayı dileyebiliriz. “Bir bütün var benden içerü” diyerek ufak bir dokunuş yapalım, haddimizi aşarak.</p>
<h5>Doğa Hiçbir Şey İçin Çabalamaz</h5>
<p>Ekolojik yaşamla ilgili pek çok eğitim veriliyor: “Şöyle şöyle yaparsak ayak izimiz küçülecek. Dünyaya karşı sorumluluğumuzu yerine getireceğiz. Biz doğanın bir parçasıyız ve doğa hastalanırsa biz de hastalanırız”. Ya da, “kompost yaparsak, sıfır atık moduna geçersek, deterjan yerine sabun kullanırsak, az tüketirsek, kırsala yerleşip sarı kantaron yağı üretmeye başlarsak, çiftçi olursak, şiddetsiz iletişirsek… doğru davranış, doğru insan oluruz” gibisinden laflar, sözler.</p>
<p>Maalesef kötü haber şu ki, bunları yapınca doğa ile uyumlu bir yaşama geçiyor değiliz. Esasen bunları yapmalıyız evet, ancak bunları yapmak, doğayı anlama çabasının “doğal” sonuçlarıdır sadece. Vakti geldiğinde çaba göstermeden oluşacak olan doğal bir sonuçtan bahsediyorum. Her birini tek tek yapmaya çalışmak da çok yorucu bu arada. Çünkü çaba gerektiriyor. Doğa hiçbir şey için çabalamaz. Hatırlayalım; yangınlar çıktığında nasıl da teslim olmuştu. Bütün çabayı gösteren insanlardı.</p>
<p>Her sonucun pek çok öncesi olduğu gibi, bu sonuçların ortaya çıkabilmesi için de ön durum var. Özetle söylemek istediğim, bu eylemleri yaparak doğa ile uyumlu yaşıyor olmayız, biz doğa ile uyumlu bir “hâle” girdiğimizde bu eylemler ortaya kendiliğinden çıkar. Bunun için de işi gücü bırakıp kendimizi ekolojik yaşama adamamız gerekmiyor.</p>
<p>Ekoloji, bağlantıları keşfetme bilimidir. Kendi doğamızla, potansiyelimizle, bize verilmiş becerilerle bağlantıya geçerek yaşamaktır ekolojik yaşam. Çünkü insan kendi doğal hâlini buldukça heves, merak ve tutku ortaya çıkar. Bu hisler kendisinin bütünle bağlantısını kurmasına yardım eder ve bütünü kavramaya adım atar böylelikle. Kendi doğasını bulan insan ne yapsa “ekolojik” olur.</p>
<p>Yapmamız gereken, her ne yapıyor isek oradaki “doğal” hâlimizi bulmak. (Doğanın da öyle çok fazla kuralı yok ha, üç beş kuralla böyle muazzam bir yaşam sistemi yaratıyor, mucizesi burada). Kendi doğal hâllerini bulan zatlar, şu sıralar her şeyden çok ihtiyacımız olan bir alan oluşturur: Huzur. Doğanın huzur vermesi de bundandır. Bu zatlar aynı zamanda kendilerini doğal hâllerinden uzaklaştıracak her türlü eylemi reddederler, yaptıkları her şeye huzur bulaştırırlar ve ancak böyle insanlar kendilerine bir dünya inşa edebilirler.</p>
<h5>Her Şey Her An Değişiyor</h5>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-75708 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/gunesin-aydemir-640x836.jpg" alt="Güneşin Aydemir" width="247" height="323" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/gunesin-aydemir-640x836.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/gunesin-aydemir.jpg 784w" sizes="(max-width: 247px) 100vw, 247px" />Geceleyin uyku aleminde dağılmış zihnimi toparlamak için sabahlarımı kendime ayırıyorum. Odamın penceresinden boş boş bakıyorum. Gökyüzüne, yeryüzüne, üzerindeki ağaçlara, ağaçların üzerindeki kuşlara, uçan böceğe. Kahvemi yudumlarken, sokaktaki sesleri dinliyorum. Kuşlar, köpekler, kediler, uyanan insanlar, yaprakları kıpırdatan rüzgarla selamlaşıyorum. Yazının giriş cümlesine bağlamak için yazdım bunları da.</p>
<p>Geçmişimde, hem ben Güneşin olarak, hem de insan güneşin olarak, sabahtan akşama kadar inkâr etmek ve taş gibi unutmak istediğim çok şey var. Zaaflarım, çekişmelerim, bana kendimi kötü hissettiren her şeyi unutmak istiyorum, hatta olanların olmamış olmamasını isteyecek kadar da hadsizim. Ama penceremden baktığımda her şeyin her an değişmekte olduğunu, her değişimin bir önceki hâl ve hareketle bağlantılı olduğunu görüyorum. Bu durumda ben unutsam ne yazar, bütün sistem hatırlıyor olanları. Her yaptığım kayıtlı, hatta her düşünce kırıntım bile.</p>
<p>Düşünmeden edemiyorum, unutmaya verdiğimiz enerji ve emeği, olanı kabul* etmeye verseydik; her durumu yeni bir başlangıç olduğu kadar daha önceki sürümün bir uzantısı olarak görebilseydik; hatta bu yolla unutmak istediğimiz her şeyi yeni doğan günümüze yaren, eşlikçi, vesile etseydik, neler değişmezdi dünyamızda?</p>
<p>İşte benim tesellim burada.</p>
<p><em>*Kabul etmek genellikle boyun eğmek ile karıştırılıyor. Ben burada kabul etmeyi, tam olarak özgürlüğü ele almanın ve hayalini kurduğumuz bir geleceği hikâye etmenin ön koşulu olarak kullanıyorum. Arz ederim.</em></p>
<p><strong><em>Bu yazı ilk olarak 15 Ekim 2021 tarihinde<a href="https://www.bugday.org/blog/ekolojik-yasamaktan-yorulmadiniz-mi/" target="_blank" rel="noopener"> Buğday Derneği sitesinde</a> yayınlanmıştır.</em></strong></p>
<p><strong>Fotoğraflar:</strong> Arzu Kutan</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/05/ekolojik-yasamaktan-yorulmadiniz-mi/">Ekolojik Yaşamaktan Yorulmadınız mı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mülteciler Günü&#8217;nde Müsilajı Düşünmek</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/22/multeciler-gununde-musilaji-dusunmek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Jun 2021 07:52:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[ekofeminizm]]></category>
		<category><![CDATA[ekoloji krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Marmara Denizi]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Müsilaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71791</guid>

					<description><![CDATA[<p>20 Haziran Dünya Mülteciler Günü idi. Yalnızca savaşlarla zorla yerinden edilme değil; artık çevre felaketleri nedeniyle de hepimiz, her an, mülteci konumuna düşebiliriz. Artık doğa insanları silkeleyip başının çaresine bakamayacak kadar yorgun.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/22/multeciler-gununde-musilaji-dusunmek/">Mülteciler Günü&#8217;nde Müsilajı Düşünmek</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Ekolojik krizin çeşitli çöküşlere yol açtığı zamanları yaşamaya başladık. Belki de Marmara</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">daki müsilaj bu çöküşlerin yerel bir belirtisi. İnsanı merkeze alan ekonomik büyüme mantığı, şimdi de kirliliğin teknolojiyle temizlenebileceği umudunu yaratmaya çalışıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Artık doğa insanları </span><span style="font-weight: 400;">silkeleyip</span><span style="font-weight: 400;"> başının çaresine de bakamayacak kadar yorgun.  </span></p>
<h5><b>Deniz ve Okyanuslar Oksijen ve Yağmur Kaynağıdır </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bilimsel veriler yeryüzünün karasal alanındaki oksijenin % 50-80 oranında deniz ve okyanuslarda üretildiğine işaret ediyor. Su döngüsü verilerine göre ise, yeryüzünün % 90’na yakın kaynağı okyanus kökenli</span><span style="font-weight: 400;">. Buna elbette karasal ortamda yağmur sağlamasını da ekleyelim. Bir başka deyişle, deniz ve okyanuslardan esen rüzgârlar karasal alana yağmur</span> <span style="font-weight: 400;">getiriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bunlar düşünüldüğünde, gelinen noktada da Marmara</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">da ‘kaldırılması gereken bir ceset’ olduğuna işaret eden Levent Artüz gibi bağımsız bilim insanlarına inanmak gerekir. Çünkü sorunun kaynağı yüzeysel değil derinde. Örneğin gerçekçi ve kalıcı çözümlerden biri olarak yıllardır konu edilen Trakya&#8217;daki </span><span style="font-weight: 400;">Ergene Nehri&#8217;nin kirlilikten arınması için </span><span style="font-weight: 400;">Marmara Denizi’ne deşarjının bir an önce durdurulmasına dikkat çekiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her denizin farklı ekosistem özelliği olduğu açık. Ancak Marmara&#8217;daki müsilaj kitlesine benzer Ege, Akdeniz ve Karadeniz’de de şimdiden emareler görüldüğü dikkate alınırsa herkese, hepimize görev düşüyor. Çünkü yediğimizin, içtiğimizin nereden geldiğini, ekosisteme etkisinin ne olduğunu ve atığımızın nereye gittiğini bilmeyen bir toplumuz. Oysa yurttaş olarak her birimizin tüm bunları bilip, çözümün parçası olmamız ve yapılacaklar hakkında otoritelere baskı yapmamız gerek. </span><b> </b></p>
<h5><b>Antroposen mi ve Kapitalosen mi? </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeni bir toplum yaratmak için gelecek öngörülerine</span> <span style="font-weight: 400;">bakarken geçmişi iyi görmek gerekiyor. Afrikalı aktivist bir arkadaşım kendi kültürlerindeki </span><i><span style="font-weight: 400;">Sankofa</span></i><span style="font-weight: 400;">  mitini anlatmıştı çizerek. Öne yürürken arkasına bakan renkli bir kuştur Sankofa. </span><span style="font-weight: 400;">Ayakları öne giderken arkasını iyi görüp düşünen bir kuş.</span><span style="font-weight: 400;"> Altıncı yok oluş süreci olarak tanımlanan  </span><i><span style="font-weight: 400;">antroposen</span></i><span style="font-weight: 400;"> çağında bunu yapabiliyor muyuz?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kapitalizm doğaya kaynak deposu olarak baktığı için bu hale geldik. Evet, hangi sistemle nasıl yönetildiğimiz önemli. Ancak insan denilen, </span><span style="font-weight: 400;">düşünen</span><span style="font-weight: 400;"> yaratıcı hayvanın potansiyelini de objektif olarak</span> <span style="font-weight: 400;">görmek lazım. İnsanın hem yapıcı hem de yıkıcı potansiyel taşıyor. Kendim de </span><i><span style="font-weight: 400;">antroposen</span></i><span style="font-weight: 400;"> kavramına kafa yorduğumdan, köklerinin  16. yy’a kadar uzadığını biliyorum. Avcı derleyiciler de kabile toplumları da doğaya zarar vermiş. Dolayısıyla, insan potansiyeli ve insan doğası gelinen noktada yeniden düşünülmeli diyen araştırmacılara katılıyorum. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsanın doğanın karşısına</span> <span style="font-weight: 400;">kültürü</span><span style="font-weight: 400;">, </span><span style="font-weight: 400;">bir başka deyişle</span><span style="font-weight: 400;">,</span><span style="font-weight: 400;"> tohumun ve hayvanların evcilleştirilmesiyle yarattığı kültür birikimini koyması yeniden ele alınmalı. Bu bağlamda antroposenin yıkıcı etkileri</span><span style="font-weight: 400;">,</span><span style="font-weight: 400;"> kapitalizm dediğimiz tüketim toplumu tarihe karışsa da</span><span style="font-weight: 400;"> süreceğe benziyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsanlar, belki de Vandana Shiva’nın sıkça dile getirdiği ve ekofeminizmde geleceğin ekonomisi olarak önemli bir yeri olan geçimlik ekonomiye geçmek durumunda. Böylece insan biriktirme ve merkezileşmeden uzaklaşılabilir. Adım adım küçük üretime geçilebilir. Hatta kendini yenileyen tarım yöntemleriyle, gıdamızın çoğunu doğayı her yıl sürüp çapalamak ve devasa traktörler kullanmak suretiyle</span> <span style="font-weight: 400;">ardıllığı</span><span style="font-weight: 400;"> bozarak yapılan tarım yöntemleri terk edilebilir. Bu durum, aynı zamanda, bir dizi hiyerarşik yapıyı ve tahakküm yöntemlerini çözmeye dönük </span><i><span style="font-weight: 400;">agoekolojik</span></i><span style="font-weight: 400;"> yöntemlerle yapılabilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsanlı doğanın insansız doğayı gözlemleyerek öğreneceği çok şey olduğuna inanıyorum. Böylece yukarıda bahsettiğim, atığından gıdasına, doğanın döngülerinin bir parçası olmayı yeniden başarabilir. Elbette bu hem sistem hem de yurttaşlık bilinci sorunu. Kısacası</span><span style="font-weight: 400;">,</span><span style="font-weight: 400;"> insan evriminde kendisinin nesne değil de özne olduğunu idrak etmesiyle bu durum mümkün olabilir. Buna belki de yaratıcı yıkım demek gerekir. Çünkü insan, kurduğu sosyal sistemlerle yaratıcılığını seferber ettiğinde çok geniş alanları restore edebiliyor. Örneğin Sarı Nehir deltasında tarihte İpek Yolu’nun merkez bölgesi olan </span><b>Loess </b><i><span style="font-weight: 400;">Plato</span></i><span style="font-weight: 400;"> iyi örneklerden biridir. Hükümet politikasıyla ele alınan restorasyon projesi neredeyse Doğu Avrupa büyüklüğünde</span> <span style="font-weight: 400;">adeta çöl kumuna dönüşmüş bir alanı 1994&#8217;te başlayan ve 10 yıl süren bir çabayla teraslar yaparak rehabilite ettiler. Böylece ölü toprağın yeniden canlanması sağlanabilmiş durumda. Üstelik bu durum yüksek teknolojiyle değil; her aileden en az bir kişinin kazma kürekle çalıştığı bir çabayla gerçekleşti. Elbette hükümet bu kişilere emeğinin karşılığını ödemiş. Geçim ekonomisi yürürlüğe konmuş bir nevi. Böylece yerel insan kendi emeğiyle oluşturduğu bir projeye elbette sahip çıkmış olmalı ki Loess Plato, bugün her gıdanın yetişebildiği bir cennete dönüştürülmüş durumda.</span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<h5><b>Sonuç</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Ana sütünde, rahimdeki bebekte dahi mikroplastiklerin görüldüğü bir dönemdeyiz. Marmara</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">daki müsilaj, bana karasal ve sulak ekosistemlerde insanın tüketim ve üretim döngülerine sahip çıkması ve sorumluluk duyması gerektiğini düşündürdü. Kısacası, kaybettiğimiz tehdit altında olan yaşam alanları bizim içimizde! Politikadan kendini istisna tutanlar çok yakında çevre sığınmacısı olabilir. Üstelik korona sağlık krizi gibi küresel krizler peşimizi bırakmazken ve gidecek yerimiz kalmamışken.</span></p>
<p><em>Görsel: Alex Nabaum</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/22/multeciler-gununde-musilaji-dusunmek/">Mülteciler Günü&#8217;nde Müsilajı Düşünmek</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlar Neden Ağaçları Savunur?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/25/kadinlar-neden-agaclari-savunur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 May 2021 13:00:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[ekofeminizm]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın doğa ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal iş bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Ursula Le Guin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70382</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınlar toplumsal iş bölümündeki rolleri gereği ağaçları ve yaşam alanlarını savunurlar. Onlar için doğa yalnızca ekmek teknesi değil, aynı zamanda yüklendikleri bakım emeği gereği bir ecza dolabıdır. Ancak bize düşen görev, bu tepkiyi endüstriyel kapitalizme karsı alternatif bir duruşa dönüştürebilmektir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/25/kadinlar-neden-agaclari-savunur/">Kadınlar Neden Ağaçları Savunur?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Covid-19 pandemisinin 2021 Mayıs ayı tam kapanma döneminde bir kez daha gördük ki Türkiye’nin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine, tam kapanma dönemlerinde daha da artan doğa katliamları oldu. Ve burada kadınlar  yine en önde ağaçlara ve ekosisteme sahip çıkmaya çalıştılar. Bu anlamda, Rize İkizdere ve Muğla İkizköy’deki kadınların görüntüleri sıkça paylaşıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ekofeminizm neredeyse Türkiye&#8217;de daha yeni telaffuz edilmeye başlandığında, Soma’nın Yırca köyündeki zeytin ağacı katliamı için doğasına sahip çıkan kadınları konu etmiştim. Ekofeminizmin anti kapitalist, anti emperyalist </span><span style="font-weight: 400;">ö</span><span style="font-weight: 400;">zünü,</span> <span style="font-weight: 400;">onlarca (hatta yüzlerce yıldır) İsrail saldırılarına karşı topraklarını ve yaşamı savunan Filistinli kadınların zeytin ağaçlarına sarılarak sahip çıkmaya çalıştıklarını anlatmıştım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki kadın-ağaç bütünleşmesi</span> <span style="font-weight: 400;">nereden geliyor? Kadınlar neden ağaçları savunur? </span></p>
<h5><b>Kadın-Doğa İlişkisi</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumsal iş bölümü temelinde, kadın-doğa ilişkisini derleyici-avcı</span><span style="font-weight: 400;"> topluma dayanarak ele almak gerekir. Dolayısıyla kadın, topladığı besinlerin ekosistemdeki </span><span style="font-weight: 400;">döngüsüyle</span><span style="font-weight: 400;"> bütünleşiyor. Ekofeminizm konusunda en çok tanınan yapıt olan, Maria Mies ile</span> <span style="font-weight: 400;">Vandana Shiva’nin ortaklaşa yazdığı</span> <i><span style="font-weight: 400;">Ekofeminizm</span></i><span style="font-weight: 400;"> adlı kitap,</span> <span style="font-weight: 400;">kadınların neden kapitalist birikim ekonomisinden yana değil de geçim ekonomisinden yana olduklarını iyi anlatır. Başka bir deyişle,</span> <span style="font-weight: 400;">tarihten gelen toplumsal işbölümü gereği, kadınların gözü toprakta ne yetiştireceğine ve  sofraya ne pişirip koyduğuna bağlıdır.  </span></p>
<h5><b>Racastanlı Kadınların Tarihsel Başarısı</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Hindistan’ın</span> <span style="font-weight: 400;">Racastan bölgesi hep ilgimi çeken bir alan olmuştur. Araştırıldığında belki o bölge insanının kökeni devletsiz toplum oluşturmaya kadar uzanabilir. Şimdi detay gerektiren o kısma girmeyeceğim. Ancak kadınların doğaya sahip çıkmada görünür olmasına ve çabalarının nasıl saygınlık kazandığına bakmaya çalışalım. Oradaki kadınların topraklarındaki mitler kadar, doğanın diyalektiğinden nasıl güç aldıkları da toplumdaki konumlarına yansıyor. Ekosistemi iyileştirirken aynı zamanda erkek egemen bir toplumda kamusal alandaki özgürlük alanlarını nasıl genişlettiklerine biraz değinelim: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rajastanlı kadınlar, bölgedeki kuraklığa ve dolayısıyla gelişen şiddete de çözüm bulmaya çalışmışlar. Endüstriyel m</span><span style="font-weight: 400;">odernleşmeyle kaybedilen, eski geleneksel </span><i><span style="font-weight: 400;">Johad</span></i> <span style="font-weight: 400;">denilen </span><span style="font-weight: 400;">yeraltı suyunu beslemeye de yarayan baraj sistemini geri getirmişlerdir. Bunu da halk meclisleri vasıtasıyla, kadınların mühendislik liderliğinde geri getirmede başarıya ulaşmışlardır. Bu projeyle yalnızca susuzluğa çözüm bulmamışlar; aynı zamanda kooperatifler kurarak yerel ürünlere odaklanmışlar. Topluma ekonomik refah da sağlamışlardır. Bu yolla kadına karşı şiddet de azalmıştır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kuşaktan kuşağa aktarılan hikayelerin toplumsal değişim gücü taşıdığına inanırım. Bunu </span><i><span style="font-weight: 400;">ağaçlara sarılan kadınlar</span></i><span style="font-weight: 400;">  öyküsünde de görüyoruz. 15. Yüzyılda geçen ve yaşanmışlığa dayanan öyküye göre, Rajastan&#8217;da Bishnoni kadınlar ve erkekler orman kesimine karşı çıkmış. Daha endüstriyel dönem</span> <span style="font-weight: 400;">öncesinde kitlesel ağaç kesmeye karşı direnen  insanların öyküsü ise, 1970’lerde adeta ekofeminizmin simgesi haline gelen, ağaçlara sarılan </span><i><span style="font-weight: 400;">Chipco</span></i><span style="font-weight: 400;"> kadınlarının direnişinde güncellenmiş durumdadır.</span></p>
<h5><b>Ata Topraklarını Değil, Doğanın Diyalektigini Savunmak</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Ataerkinin dilimizde ve kültürümüzde neden erkek egemenliği anlamına geldiğini daha <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/08/ataerki-mi-erkek-egemenligi-mi/" target="_blank" rel="noopener">önceki yazılarımda ele almıştım. </a></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ataerkil hegemonik kültür, Ursula </span><a href="https://tr.eferrit.com/biyografi-ursula-k-le-guin/"><span style="font-weight: 400;">Le Guin</span></a><span style="font-weight: 400;"> in vurguladığı gibi modernleşmeyle de ilgilidir. Lequin bunu şöyle dile getirir: </span><span style="font-weight: 400;">&#8220;Medenileşmiş Adam diyor ki: Ben Kendim, Ben Üstadım, geri kalan her şey diğer &#8211; dışarıda, altta,  yer alıyor. Ben; kullanıyorum, araştırıyorum, sömürüyorum, ben kontrol ediyorum&#8230; Ben öyleyim ve geri kalanı da kadın ve vahşi, uygun gördüğüm şekilde kullanılmalı.”   </span></p>
<h5><b>Sonuç Olarak</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Rajastan örneği ve Chipco hareketi bize toplumsal temellere dayanan bir ekofeminizmin yerelde nasıl ortam bulabileceği  hakkında ip uçları veriyor. Kadınlar toplumsal iş bölümündeki rolleri gereği ağaçları ve yaşam alanlarını savunurlar.</span> <span style="font-weight: 400;">Onlar için doğa yalnızca ekmek teknesi değil, aynı zamanda yüklendikleri bakım emeği gereği bir ecza dolabıdır.</span> <span style="font-weight: 400;">Ancak bize düşen görev,</span> <span style="font-weight: 400;">bu tepkiyi endüstriyel kapitalizme karsı alternatif bir duruşa dönüştürebilmektir. Çünkü  yerel mitlerin ve hikâyelerin kalıcılığı ancak</span> <span style="font-weight: 400;">politik bir duruşla mümkündür. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/25/kadinlar-neden-agaclari-savunur/">Kadınlar Neden Ağaçları Savunur?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şimdi Farklı Düşünme ve Üretme Zamanı…</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/06/simdi-farkli-dusunme-ve-uretme-zamani/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2020 07:13:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Ekoloji]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=52120</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şimdi farklı üretme, farklı tüketme ve farklı düşünme zamanı! Bu durum yalnızca düşük karbonlu yaşamlar yaratmaktan daha öte bir şey olmalı…</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/06/simdi-farkli-dusunme-ve-uretme-zamani/">Şimdi Farklı Düşünme ve Üretme Zamanı…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Yıllardır ekoloji ve toplumun işleyişine kafa yoran biri olarak ben de “insan doğanın parçası olmayı bilmezse doğa ne yapacağını bilir” diyenlerdenim. Doğanın kendi iç döngüleriyle yarattığı dinamikler; insanın doğa üzerindeki egemenliğine büyük ya da küçük ölçekte ‘dur’ diyor. İklim krizi nedeniyle ekstrem kuraklık, sel felaketi vb olaylar kitlesel zorunlu iklim göçlerine neden olmaya başladı. Ancak Koronavirüs pandemisi şimdi bize küresel ölçekte başka şeyler söylüyor.</span></p>
<p>17. yüzyıl ortalarından başlayan Endüstri Devrimi’nden bu yana katlanarak artan masif üretim, doğaya kaynak deposu olarak bakan kapitalizmi doğurdu. Ancak kapitalizm kendini çevreci kılmaya çalışsa da ne yapacağını bilemez durumunda.İklim krizi kapitalist tüketim kültürünün insan merkezli pratikleri, Antroposen jeolojik çağını dayattı. Bunun nedenlerine önceki yazılarımda değinmiştim. Bazı düşünürler salgın hastalıkların nedeni olarak insan dışı canlıların doğal yaşam alanlarının yok edilmesini göstermekte.</p>
<p><b>Pandemi Atakları…</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanlardan bulaşan sars, mers ve corona gibi hastalıklara dikkat çeken David Quammen (Spillover: Animal Infections and the Next Pandemic kitabının yazarı) Newyork Times’de çıkan yazısında “Koronovirüsü biz yarattık” diyor ve yakın gelecekte bir dizi daha pandemiyle yüz yüze gelebileceğimizi vurguluyor. Bu tespite katılıyorum. Yapılaşma, et endüstrisi nedeniyle hayvanlara otlak açma, endüstrileşme, meraların yok edilmesi vb yalnızca karbon yutaklarını yok etmekle kalmadı. Aynı zamanda ekosistemin bütünlüğü açısından diğer canlıların habitatları da yok ediliyor. Bu da küresel ölçekte bazen keneden geçen lyme hastalığı, bazen da nedenini bilmediğimiz bir dizi başka salgına yol açabiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Küresel düşün yerel hareket” deyişi hala geçerli olmasına rağmen koronavirüse çözüm gibi konularda yerel çözümlerin halen uygulanmıyor olması düşündürücü&#8230; Bu durumda her ne olursa olsun aynı gökyüzü altında evrensel ve dayanışmacı çözümlerden yana olmak durumundayız. Bu pandemi nedeniyle yakın gelecekte hükümetlerin ve toplumların alacağı kararlar geleceğimizi belirleyecek. Yurttaş inisiyatifleri kanalıyla alınacak kararlarda etkin olmalıyız. Yalnızca sağlık sistemimiz değil, doğal yaşam alanları/ekolojik sistemler, ekonomi ve politika dahi buna göre belirlenecek. Hatta gelecekte nasıl üretip tüketeceğimiz buna bağlı olacak. Yeni ama nasıl bir yeni kültürün ise nasıl şekilleneceği büyük bir soru işareti.</span></p>
<p><b>Bu Virüsleri Kim Yarattı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir sürü konspirasyon teorilerini bir yana bırakırsak burada önemli  bir tespiti düşünmek durumundayız. Endüstriyelleşmenin ve modernleşmenin evriminde bu virüsler insan etkileriyle mi yaratıldı? Evet? Her insanın bunda aynı oranda mı payı var? Kocaman bir Hayır! Hatta bazı insanların bilinçli ya da bilinçsiz bunda hiç payı olmadığını söyleyebilirim. Ömrünü doğa korumaya adayanlarla küresel Güney’in fakir insanları&#8230; Oysa iklim krizinden de salgın hastalıklardan da en fazla etkilenen onlar. Hatta şu an salgının en yüksek görüldüğü Amerika’da dahi sağlık sigortası olmadığı için sokaklarda ya da evlerinde ölen binlerce kişi var. Kısacası küresel kuzeydeki insanları da aynı kefeye koymak zor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kapitalist dünyada diğer canlıların yaşam alanlarını gözetmeksizin göllere, nehirlere, meralara, sulak alanlara meta/kaynak gözüyle bakan dünya nüfusunun yalnızca onda biri. Demek ki bilinçli ya da bilinçsiz (ekonomik koşulları elvermediği için) bu tahribatta herkesin payı farklı durumda. 7 Eylül 2011&#8217;de New York odaklı gelişip dünyanın her yerine yayılan ‘işgal et’ hareketi bunu çok iyi ortaya koydu. “Onlar %1, biz %99’uz” şiarı adeta belleklerimize kazınmıştı. Umut ediyorum ki bu koronavirüs döneminde de benzeri bir hareket yükselir.</span></p>
<p><b>Felaket Tellallığı Yerine Gerçeğe İşaret Etmek </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğa insansız da yaşar mı? Evet! İnsansız doğayı birincil doğa, insanın doğayla etkileşimde olduğu doğayı ise ikincil doğa olarak düşünürsek insanın doğa üzerindeki tahakkümünün Antropsen öncesine dayandığını görmek zor değil. Mers, kuş gribi gibi hastalıkların hepsinin yaban hayvanlarının doğal habitatlarını yok etme sonucu olduğu doğrudur. Ancak aynı doğru olan bir şey daha vardır. O da doğanın pasif bir özne olmadığı gerçeği&#8230; Onun kendi iç dinamikleri ve diyalektiği söz konusudur. Doğa bazen volkan, bazen sel felaketi yaratıp insanları silkeleyip atabiliyor.  Kendi evrimi doğrultusunda yol alır. Ağaç ve bitki köklerinin dahi birbiriyle karşılıklı besin alışverişi vardır. Demek ki doğadan karşılıklı dayanışmayı ve ilişkilerdeki dayanışmayı bütünlüklü öğrenebiliriz. Kısacası bu süreçte insanı, aklını ve etik değerleri kullanma yoluna davet etmeliyiz. Artık pandemiler o gözü doymayan insanlara doğa üzerindeki hakimiyetlerinin sonu olduğunu gösteriyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Endüstriyel kapitalizm çarkı 18. YY‘daki kömürün yer altından buhar makinelerine konmasıyla başladı. Her insanın ürettiğinin dört katını tükettiği (hatta hiç üretmeden spekülasyonla para kazandığı) dikkate alınırsa doğa buna ne kadar dayanabilir? Yerine hiçbir şey koymadan daima doğadan alan (hatta gelecek kuşakların hakkından çalan) anlayışa karşı elbette bir öfke oluşacaktır. Küresel emperyalizmin doğa üzerindeki depotizminde eğer insanlı doğada üretim ve tüketim ilişkilerine kafa yormazsak gelecekte oluşabilecek despot rejimlere şimdiden prim vermiş oluyoruz. Çünkü algoritma çağında dünya despotizme de gidebilir öngörüleri var. Şimdi koronovirüsle bilgisini deneyimini ve kaynaklarını paylaşan insanlar evrensel etik değerlerle bütünün parçası olduğu anlayışını bütünün parçası olduğunu göstermeye çalışıyorlar.</span></p>
<p><b>İnsanın Potansiyeli</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben insan doğasının rekabetçi olduğuna ya da sosyal Darwinist görüşe değil, insanın dayanışmacı, yardımlaşmacı ve iyiyi yayma potansiyeline inanıyorum. Koronavirüsü tüm insanlar yarattı anlayışı anlayışı neoliberalizmi desteklemeye hizmet eder. Daima insanın iyi potansiyeli olduğunu ve onu ortaya çıkarmaktan yana olmak daha iyi değil mi? Yoksa herkes birbirine ekmeğini ağzından dahi alabilecek durumda görebilir. Çünkü ürettiğimiz (düşünce/eylem) ve tükettiklerimizle (insan ilişkileri/nesnel tüketim) artık geleceğimizi ne şekilde biçimlendireceğimiz önemli! Örneğin bir şey satın almadan önce ‘gerçekten ihtiyacın var mı’ diye düşünmek, sonra o ihtiyacını pazar ekonomisine dokunmadan nasıl giderebileceğini düşünme yani ‘dikkatle al’ anlayışı şimdi Koronavirüs döneminde belki zorunluluktan hayata geçecek. Bu alışkınlığı yaşamımız boyunca sürdürürsek, doğal yaşam alanlarının restore edilmesinde ne kadar yol kat edebileceğimizi hayal edin lütfen. Ayrı bir yazının konusu olmakla birlikte, artık ekonomik büyüme değil gerçekten canlı yaşamını bütünsel düşünme zamanı!</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şimdi farklı üretme, farklı tüketme ve farklı düşünme zamanı! Bu durum yalnızca düşük karbonlu yaşamlar yaratmaktan daha öte bir şey olmalı&#8230; Sosyal adaletin her alanına ışık tutabilecek türden&#8230; Sığınmacıları, düşünce özgürlüğü tutsaklarını, yaşlıları, engellileri, yeterli besin alamadığı ve sağlık sigortası olamadığı için hastalıklara dirençsiz olanları, temiz suya ulaşamadığı için zaten salgın hastalıklarla boğuşanları ya da ormansızlaştırma ve kuraklık nedeniyle bir kucak odun ve bir teneke su bulmak için uzaktan gelirken cinsel şiddete maruz bırakılan kadınları (eril gücün hazlarına neden hakim olamadığı ve nereden beslendiği) düşünme zamanı. Yoksa insansız bir doğa düşünmek ancak despotizme hatta ekofaşizme giden bir yol olabilir demelisin.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsanlığın iyileşmesi adına karantina günlerinde bunu düşünürken, 1864 yılında Kathleen O’Meara şiiri in bir parçasını anımsayarak bitirelim:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8230;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">daha derinden dinlediler</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">biri meditasyon yaptı,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">biri dua etti,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">biri dans etti,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">diğeri kendi gölgesini keşfetti ,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">insanların düşünceleri değişti,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">iyileştiler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">cahilce, tehlikeli, anlamsız ve vicdansızca yaşayan insanların yokluğunda,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">dünya iyileşmeye başladı.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/06/simdi-farkli-dusunme-ve-uretme-zamani/">Şimdi Farklı Düşünme ve Üretme Zamanı…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilmek Yetmez diyen TEMA Vakfı  Çanakkale&#8217;de  İl Temsilcisi Arıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/22/bilmek-yetmez-diyen-tema-vakfi-canakkalede-il-temsilcisi-ariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Jan 2019 11:28:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Gönüllü]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA VAKFI]]></category>
		<category><![CDATA[#BilmekYetmez]]></category>
		<category><![CDATA[bilmek yetmez]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34489</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı, doğal varlıkları koruma mücadelesinde kuruma Çanakkale’de destek verebilecek İl Temsilcisi arıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/22/bilmek-yetmez-diyen-tema-vakfi-canakkalede-il-temsilcisi-ariyor/">Bilmek Yetmez diyen TEMA Vakfı  Çanakkale&#8217;de  İl Temsilcisi Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1992 yılından bu yana erozyon ve çölleşme tehlikesine karşı toplumsal duyarlılığı ve farkındalığı arttırmak üzere çalışmalarını sürdüren ve  kuruluşundan bugüne faaliyetlerini gönüllülerinin desteği ile hayata geçiren TEMA Vakfı,  halen Türkiye’de 750.000’i aşkın gönüllüsünün desteği ile faaliyet gösteriyor.</p>
<p>TEMA Vakfı, Çanakkale’de kuruma destek verebilecek İl Temsilcisi aradığını belirterek, &#8220;başta topraklarımız olmak üzere tüm doğal varlıkları koruma mücadelemizde bizlere Çanakkale’de destek verebilecek İl Temsilcisi arıyoruz&#8221; çağrısında bulunuyor.</p>
<p>TEMA Vakfı&#8217;nın İl Temsilcisi adaylarında aradığı özellikler ise şunlar:</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34492" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/gonullu_il_temsilcisi_2019-canakkale-dikey-640x1176.jpg" alt="" width="640" height="1176" /></p>
<p><strong>#BilmekYetmez Kampanyasına Destek Çağrısı</strong></p>
<p>TEMA Vakfı  #BilmekYetmez temasıyla sürdürdüğü kampanyaya destek isteyerek, daha fazla çocuğa çevre eğitimleri ulaştırabilmek istiyor.</p>
<p>İşte TEMA VAkfı&#8217;nın çağrısı:</p>
<p><iframe loading="lazy" src="https://www.youtube.com/embed/PYR2adQpwFc" width="560" height="315" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<p>Bugün karşı karşıya olduğumuz bazı ekolojik problemleri çözmek için sadece coğrafya, matematik, tarih, dilbilgisi bilmek yeterli değil. #BilmekYetmez kampanyamız ile çağrımız tüm ebeveynlere. Yarınlarda doğayı tanıyan, seven, koruyan; kendisini doğanın sahibi değil de bir parçası olarak gören nesiller için çocuklarımızın daha fazla doğa ile iç içe olması gerekiyor. Doğayı anlayarak ve doğaya uyum sağlayarak sürdürülebilir bir yaşam mümkün. Bu nedenle bizler Minik TEMA, Yavru TEMA, Ortaokul TEMA ve Lise TEMA adlı eğitim programlarımızı binlerce gönüllü öğretmenin desteğiyle her yıl 81 ilde 100 bini aşkın çocukla uyguluyoruz. Çocukların doğada keşfederek vakit geçirmelerini desteklemeyi, doğaya duyarlı davranış ve tutumlar sergileyen bireyler olmalarına katkı sağlamayı, fiziksel, bilişsel ve sosyal gelişimlerini desteklemeyi hedefliyoruz. Daha fazla çocuğa bu eğitimleri ulaştırabilmemiz için şimdi desteğinize ihtiyacımız var. 5 Haziran Dünya Çevre Günü vesilesiyle herkesi TEMA Vakfı’nın doğa eğitim programlarına destek vermeye çağırıyoruz. Dileyen herkes 3464’e TEMA yazıp SMS göndererek çocuklara yönelik doğa eğitimlerine 10 TL katkıda bulunabilir. Aynı zamanda #BilmekYetmez etiketiyle konuya dikkat çekmek için hazırladığımız filmleri sosyal medyada paylaşarak sesimizi daha geniş kitlelere duyurmamıza yardımcı olabilir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/22/bilmek-yetmez-diyen-tema-vakfi-canakkalede-il-temsilcisi-ariyor/">Bilmek Yetmez diyen TEMA Vakfı  Çanakkale&#8217;de  İl Temsilcisi Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
