<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>doğa katliamı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/doga-katliami/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/doga-katliami/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 26 Jul 2021 08:12:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>doğa katliamı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/doga-katliami/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Nereden Geliyor Bu İnsan Sevmezlik?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/26/nereden-geliyor-bu-insan-sevmezlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2021 07:56:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Anthroposen]]></category>
		<category><![CDATA[çernobil]]></category>
		<category><![CDATA[doğa katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[ekosid]]></category>
		<category><![CDATA[restorasyon çağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72903</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siz hangi tür insanları seversiniz? Bir avuç hijyenik beyaz orta sınıf versek sizi tatmin eder mi? Yurttaş olma dersini aldınız mı? Yurttaş olmanın sorumluluklarına kafa yordunuz mu? Üreten bir insanın dahi ürettiğinin dört katını tükettiğini biliyor musunuz? Sorumluluk almayıp, ‘topyekün insanlık suçlu’ demek sizi ne derece rahat kılıyor?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/26/nereden-geliyor-bu-insan-sevmezlik/">Nereden Geliyor Bu İnsan Sevmezlik?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Son yıllarda dünyanın çevre felaketleriyle altüst olması nedeniyle insan merkezli yaşama </span><i><span style="font-weight: 400;">Anthroposen</span></i><span style="font-weight: 400;"> adı kondu.</span> <span style="font-weight: 400;">Ancak çoğu insanın ağzına pelesenk olmuş bir deyiş var; “Dünyayı bu duruma insanlar getirdi.” Her insanı aynı kefeye koyarak tüm insanlık dünyayı bu hale getirdi demek ne derece doğru? Bu durumda </span><span style="font-weight: 400;">insanlı doğanın</span><span style="font-weight: 400;"> hepsi suçlu duruma düşmüyor mu? İnsansız olan doğa ise vahşi doğaydı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oysa bu işin iki yüzü var; bir yanda bilinçli olarak doğayı maddi kaynak deposu olarak gören kapitalist zihniyet. Diğer tarafta (azınlık da olsa) dünyayı tüm canlılar için yaşanılır kılmaya çalışan sorumluluk sahibi insanlar. Özellikle son</span> <span style="font-weight: 400;">yirmi yıldır, çevre avukatları, </span><i><span style="font-weight: 400;">ekosid</span></i><span style="font-weight: 400;"> denilen doğa kıyımlarının uluslararası suç kapsamına alınması için çalışmalarını hızlandırdılar. Yaşayan ekosistemleri gerek toksik atıklarla gerek orman katliamlarıyla yaşanmaz kılan eylemlere </span><i><span style="font-weight: 400;">ekosid</span></i><span style="font-weight: 400;"> adı veriliyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsan merkezli yaşamı eleşt</span><span style="font-weight: 400;">irirk</span><span style="font-weight: 400;">en sizin bu mücadelelerin neresinden, ne oranda tuttuğunuz önemli değil mi? Çözümün parçası mısınız ge</span><span style="font-weight: 400;">rçek</span><span style="font-weight: 400;">ten? İnsanı her şeyin suçlusu görüp şikayet ederken hangi kesime bir tuğla koyuyorsunuz? Yoksa insanları  ve doğal ortamları karamsarlıklarınızla karartmaya hizmet etmiş mi oluyorsunuz? Ekolojik politikalardan dahi kaçıp ‘tarafsızım’ demek insanlı doğanın tahribatına hizmet etmiyor mu? Ya da masa başı teorisyenlerden biriyseniz, çöküş senaryolarına bir diğerini daha mı ekleme çabasındasınız?</span> <span style="font-weight: 400;">Örneğin, savaştan kaçan Suriyeli sığınmacılarla komşu olmamak, onlara kiralık ev vermemek için mi çaba gösteriyorsunuz? Siz hangi tür insanları seversiniz? Bir avuç hijyenik beyaz orta sınıf versek sizi tatmin eder mi? Yurttaş ol</span><span style="font-weight: 400;">ma</span><span style="font-weight: 400;"> dersini aldınız mı? Yurttaş olmanın sorumluluklarına kafa yordunuz mu? Üreten bir insanın dahi ürettiğinin dört katını tükettiğini biliyor musunuz? Sorumluluk almayıp, ‘topyekün insanlık suçlu’ demek sizi ne derece rahat kılıyor?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet, belki bu karşılaşılan musibetin sorumlusu insan. Ama hangi insan sorusu önemli değil mi sizce? Güney </span><span style="font-weight: 400;">y</span><span style="font-weight: 400;">arımküreyi sıcaklık dalgalarının kavurduğu şu yaz aylarında küresel iklim değişiminin suçlusu </span><span style="font-weight: 400;">Küresel</span><span style="font-weight: 400;"> Güney</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">in alım gücü olmayan fakirleri mi? Yoksa hijyenikliğiyle doğayı pis gören, kendisi</span> <span style="font-weight: 400;">beyaz olduğu için ötekini kendinden görmeyen kolonyalist insan mı? </span><span style="font-weight: 400;">Başkalarını karşısına alıp düşman yaratan insan mı? Benzeri zihniyetlere bilinçli ya da bilinçsiz şekilde</span> <span style="font-weight: 400;">hizmet etmek istemiyorsanız, doğanın parçası olan yönünüzle durumu bir sorgulayın. Çünkü kafanızdan kolunuza hatta ayak parmaklarınzın ucuna kadar, siz de doğal döngünün bir parçasısınız. İçinizde insan kalmış öğelerinize bir sorun. Hâlâ ses yoksa, içinizdeki ırkçılık ve gericilik dalgasına ışık bulamıyorsanız yoksa siz </span><i><span style="font-weight: 400;">Mizantropik </span></i><span style="font-weight: 400;">misiniz?</span></p>
<h5><b>Mizantropi </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Mizantropi, Yunanca felsefi bir kavramdır. İnsanın yanlış evrim geçirdiğini öne süren bir düşünce akımıdır. </span><i><span style="font-weight: 400;">Mīsos, </span></i><span style="font-weight: 400;">sevmemek/nefret etmek,</span><i><span style="font-weight: 400;"> ānthropos</span></i> <span style="font-weight: 400;">ise</span> <span style="font-weight: 400;">insan anlamındadır. Elbette</span> <span style="font-weight: 400;"> mizantropiyi insan doğasına dayandıranlar da mevcut. Buna göre; insanın doğasında acımasızlık, yarış, açgözlülük, bencillik, kaynakları boşa harcama, dogmatizm, kendi toprağından ve kanından olmayanı düşman görme gibi negatif öğeler içerir. Buna karşın, </span><span style="font-weight: 400;">i</span><span style="font-weight: 400;">nsanı düşünce üreten politik bir hayvan olarak düşünürsek, özü toplumsallığa ve karşılıklı dayanışmaya dayanır. Topluluk halinde yaşama eğiliminde olan, yardımlaşmacı bir öz taşır. Ancak, yaşayan bir organ</span><span style="font-weight: 400;">izma</span><span style="font-weight: 400;"> olarak, içinde bulunduğu çevre koşulları, ekonomik durum vb. durumlarla şekillenebilir. Dolayısıyla kendine adaletli sosyal sistemler ve kurumlar geliştirmeye çalışmıştır. İnsan merkezli düşünceye eleş</span><span style="font-weight: 400;">tiri</span><span style="font-weight: 400;"> çabalarından biri de Yeni Zelanda’daki Wanganui nehriyle başlayıp dünyaya yayılan bir nehrin, bir ormanın da insan kadar hakkı olması gerektiğidir.</span></p>
<h5><b>Covid-19 Sürecinde İnsanlık</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Covid-19 sürecinde doğal çevrenin insanlar olmadan ne kadar temiz kalabildiğini, paylaştıkları görüntülerle kanıtlama</span><span style="font-weight: 400;">ya</span><span style="font-weight: 400;"> çalışanlar oldu. İnsan ve canlı özgürlüğünü birlikte</span> <span style="font-weight: 400;">savunmak yerine, doğa insanlar olmadan kendi başının çaresine bakıyor düşüncesini desteklediler. Oysa, daha önceki bir yazımda bahsettiğim gibi, doğa artık insan olmadan kendini yenileyemeyecek</span> <span style="font-weight: 400;">kadar yorgun. Pandemi döneminde dört duvar arasında biriktirilen toksik tıbbi atıklar dahil, tonlarca petrokimya ve temizlik atıklarının nereye gittiğini düşünüyorsunuz? Yoksa o insan saymadığınız üçüncü dünya ülkelerine satılan çöplerden olduğunu mu savunacaksınız? Aynı gökyüzü altında yaşadığımızı pandemi süreci göstermedi mi? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle Türkiye’de, insan</span> <span style="font-weight: 400;">sevmezlik noktasına gelenlerden, ‘artık insan yerine hayvana yatırım yapıyorum’ sözünü de sıkça duyar olduk. Elbette hayvanlar da duyguları olan yaratıklar ve bize en yakın canlılar. Çünkü biz de birer</span> <span style="font-weight: 400;">hayvanız. Hayvanlarla insanlar hatta bitkilerle insanlar (hatta görünmeyen mikroorganizmalarla da) arasında yakın bir bağ yok mu? Dolayısıyla insan merkezlilik -ki eril kişinin merkeze alındığı anlamında, İngilizcedeki ‘</span><i><span style="font-weight: 400;">mankind</span></i><span style="font-weight: 400;">’ olarak kullanılır. Burada elbette tarihsel olarak ekonomi, teknoloji, politika gibi konularda eril tahakkümün olageldiğini de göz önünde bulundurmalıyız. Dolay</span><span style="font-weight: 400;">ısıy</span><span style="font-weight: 400;">la </span><i><span style="font-weight: 400;">mankind</span></i><span style="font-weight: 400;"> sözcüğü yerine oturuyor.</span><span style="font-weight: 400;"> Bunun yerine, nötr</span> <span style="font-weight: 400;">bir dil olarak, insanlık anlamına gelen, </span><i><span style="font-weight: 400;">humankind</span></i><span style="font-weight: 400;"> sözcüğünü kullananlar da mevcut. Bu ise, ya</span><span style="font-weight: 400;">şay</span><span style="font-weight: 400;">an tüm organizmaları kapsaması anlamında </span><i><span style="font-weight: 400;">livingkind.</span></i><span style="font-weight: 400;"> Yeni bir bakış açısı için bu sözcüğün daha iyi oturduğu kanaatindeyim. Eğer ekosistemde insan-hayvan-bitki-mikroorganizma birlikteliğinden söz ediyorsak, insan merkezlilik yerine, tüm yaşayan organizmaları dikkate almamız gerekiyor. </span><i><span style="font-weight: 400;">Ekosid</span></i><span style="font-weight: 400;"> dahil tüm bu dil arayışlarında yerli (</span><i><span style="font-weight: 400;">indigenous</span></i><span style="font-weight: 400;">) kültürler imdadımıza yetişiyor. Her yerli topluluk, gelişimleri püri pak olmasa da, yeryüzündeki </span><span style="font-weight: 400;">ekosistemler onların yaşattığı kültürler sayesinde varlığını sürdürüyor.</span> <span style="font-weight: 400;">Üstelik yerlilerin yarattığı kültür yaşayan ve yaşamayan çevrenin de birbiriyle bağlantısı var. Örneğin, Çernobil nükleer kazası yüzünden kurumakta olan geniş çaptaki</span> <span style="font-weight: 400;"> kızıllaşan orman, kurtların da içinde olduğu değişik restorasyon biçimleriyle, tekrar yaşayan bir alan haline getirilmeye çalışılıyor. Kısacası, yok edilmiş ekosistemlere dahi bir canlı organizma mayası gerekiyor. Öyleyse tüm insanlığı suçlayıp,  yerimizden dua ederek, tüm c</span><span style="font-weight: 400;">anlı</span><span style="font-weight: 400;">lar için meditasyon yapmayı bırakalım. Yeniden yaşayan ortamlar yaratmak için acil çaba bekleniyor. Eğer hâlâ ikna olmadınızsa ve &#8220;Doğanın bir parçası olduğumu kabul ediyorum ama ahhh şu insanlar olmasa,’ diyorsanız, ABD’li siyahi feminist Bell Hooks’un bir deyişini anımsatalım: ‘Sevgi harekete geçmeyi gerektirir’. Sevgi  zerresini içimizde yaşatmakta yarar var. Zaten asıl problem insanın doğayla kurduğu ilişkiye bağlı değil mi? Kısacası, üretim ve tüketim ilişkilerinde hangi ağlara hizmet ettiğimiz&#8230; Nasıl yönetildiğimiz ve hangi sosyal sitemlerle organize olmayı tercih ettiğimiz…</span> <span style="font-weight: 400;">Belki her insanı sevmek zorunda değiliz. Belki onlar da içlerindeki utanç duygusuyla baş başa kalıp uyanacaklardır. Ancak çağımızın onarma/restorasyon çağı olması gerektiğini aklımızdan çıkarmayalım. Bu restorasyonu da insanlar yapacak!</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/26/nereden-geliyor-bu-insan-sevmezlik/">Nereden Geliyor Bu İnsan Sevmezlik?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
