<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Diyarbakır Tabip Odası arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/diyarbakir-tabip-odasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/diyarbakir-tabip-odasi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 10 Aug 2021 14:21:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Diyarbakır Tabip Odası arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/diyarbakir-tabip-odasi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Salgın Süreci Yönetimi: Katılımcılıktan Uzak, Topluma Güven Vermeyen Bir Tarz</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/05/salgin-sureci-yonetimi-katilimciliktan-uzak-topluma-guven-vermeyen-bir-tarz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Aug 2021 10:09:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı karşıtlığı]]></category>
		<category><![CDATA[aşılama oranları]]></category>
		<category><![CDATA[COVID-19]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Tabip Odası]]></category>
		<category><![CDATA[Halis Yerlikaya]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıkta eşitsizlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73262</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Salgın süreci katılımcılıktan uzak ve güven vermeyen bir tarzda yürütülüyor." Diyarbakır Tabip Odası’ndan Dr. Halis Yerlikaya ile sağlıkta bölgesel eşitsizlikleri ve bölge genelinde aşılama oranlarını konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/05/salgin-sureci-yonetimi-katilimciliktan-uzak-topluma-guven-vermeyen-bir-tarz/">Salgın Süreci Yönetimi: Katılımcılıktan Uzak, Topluma Güven Vermeyen Bir Tarz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Diyarbakır ve çevre illerde COVİD-19 vakaları artış gösteriyor. Türkiye genelinde aşılama oranının en düşük olduğu bilinen bölgede aşı stoğu bitmiş durumda. Toplumda aşıya karşı bir güvensizlik söz konusu. Hastanelerde yeniden Covid klinikleri açılmaya başladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-73264 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/08/halis-yerlikaya.jpg" alt="Halis Yerlikaya" width="308" height="205" />Halis Yerlikaya, COVİD-19 pandemisinin tüm sürecinde başarısız salgın yönetimi nedeniyle toplumsal düzeyde yıkıcı sonuçlar ortaya çıktığını belirtti. Türkiye&#8217;nin nüfusa oranla dönem dönem Avrupa’da ve dünyada vaka sayılarının en fazla olduğu, doğrudan ve dolaylı olarak açıklananın çok üzerinde ölümün yaşandığı ülkelerden biri olduğunu, tüm süreç boyunca toplumdan gerçeklerin gizlendiğini söyleyen Yerlikaya, açıklanan vefat sayıları ve rakamların gerçekliği ifade etmediğine, meslektaşları ve sağlık çalışanlarının tanıklık ettiğini ekledi. Yerlikaya, Sağlık Bakanlığı&#8217;nın verileri ile ilgili ise, &#8220;Sağlık Bakanlığı, mızrak çuvala sığmayınca kara tabloya dönüşen turkuaz tabloya sadece bir gecede 1 milyondan fazla iyileşen hasta sayısı ekledi. Sağlık Bakanlığı tarafından sunulan verilerin güvenilmez olduğu yapılan şeffaflık araştırmasında da açığa çıktı.’’ dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Salgının toplumsal etkilerinin azaltılması için tedavi edici sağlık kuruluşlarından önce toplum bazında bulaşıcılığın engellenmesi gerektiğini, epidemiyoloji bilimine uygun, etkili olduğu kanıtlanmış ve yaşamın içinde sınanmış pratiklerin hayata geçirilmesinin başarıyı getireceğini, ülkemizde yapılanların akla ve bilime aykırı olduğunu ifade eden Yerlikaya, &#8220;Salgın süreci yönetimi katılımcılıktan uzak, topluma güven vermeyen bir tarzda yürütüldü. Bu da salgının kontrol altına alınamamasının en önemli etkenlerinden biri oldu. Toplum olarak büyük bir bedel ödedik. Sosyal cinayete dönüşen önlenebilir çok sayıda ölüme tanıklık ettik.’’ şeklinde konuştu. </span></p>
<h5><strong>&#8216;Aşı Kararsızlığı Küresel Sağlığı Tehdit Eden En Önemli Başlıklar Arasında&#8217;</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Aşıları hastalıklara karşı mücadelede tıbbin en önemli başarılarından biri olduğunu, günümüze kadar aşılar sayesinde birçok hastalığın yeryüzünden silindiğini ve milyonlarca insanın yaşamının kurtarıldığını belirten Dr. Yerlikaya &#8220;Dünya Sağlık Örgütü aşı kararsızlığını, küresel sağlığı tehdit eden en önemli başlıklar arasında saymaktadır’’. dedi. Sağlık Bakanlığı&#8217;nın salgın ile mücadelede toplum üzerinde etkili bir aşı kabul çalışması yapmadığını vurgulayan Yerlikaya, mevcut yönetim anlayışının aşıya güven duygusu oluşturamadığını ekledi. </span></p>
<h5><b>&#8216;Mevsimlik Tarım İşçileri ve Göçmenlere Yönelik Ayrı Bir Çalışma Yürütülmesi Gerekmekte&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Dr. Halis Yerlikaya Türkiye aşı tedariki ve dağıtımındaki zorlukları aşmada zaman zaman başarılı olsa bile -ki son günlerde aşı tedarikinde önemli sorunlar yaşamakta olduğunu söyleyerek, COVID-19 aşısına karşı oluşan tereddütleri engelleyemezse salgını önlemek için gereken aşılama oranlarına ulaşamama ile yüz yüze kalınacağını, ayrıca mevsimlik tarım işçiler ve göçmenlere yönelik ayrı bir çalışma yürütülmesi gerektiğini ve bu dezavantajlı grupların aşılanamaması halinde toplumsal bağışıklığa da ulaşılamayacağının altını çizdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dr. Halis Yerlikaya, pandeminin ortaya çıkışı, yayılımı ve yönetimi ile ilgili uygulanan tutarsız politikaların toplumda güvensizliği tetiklediğini ifade ederken, bu durumun pandeminin bilimsel gerçeklerinin hem anlaşılmasını hem de kabul edilmesini zayıflatan yaygın dezenformasyonu tetiklediğini söyledi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türk Tabipler Birliği olarak bir taraftan aşı tedariki ile ilgili gerekli uyarıları yaparken diğer taraftan tedarik edilmiş olan aşıların kullanımına dair neler yapılması gerektiği ile ilgili de uyarılarda bulunduklarını ifade eden Yerlikaya, &#8220;Milyonlarca insanı mümkün olduğunca hızlı bir şekilde aşılamaya yönelik çabada ülke çapında başarılı olmak için, hem aşılara hem de aşılama çabasından sorumlu kurumlara duyulan güven konusu öncelikli olarak ele alınmalıdır. Aşıların etkinliği ve güvenliği ile ülkede lojistik zorlukların yetkin bir şekilde yönetilme kapasitesi konusunda halk arasında güven kurulmalıdır.’’ dedi. </span></p>
<h5><b>&#8216;Aşı Yerellerde Şeffaf, Tutarlı Bir Biçimde Anadilinde Yapılmalıdır&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8216;Aşı Kampanyası&#8217; başlatılması gerektiğini ifade eden Halis Yerlikaya, bu kampanyaların yerellerde şeffaf ve tutarlı bir biçimde, anadilde yapılması gerektiğini belirtti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerlikaya&#8217;ya göre, bölgesel farklılıklar ve eşitsizlikler gözetilerek toplumda güven oluşması, toplum katılımının sağlanması için yerel dinamiklerle iş birliği yapılması ve toplumun tüm kesimlerini temsil eden demokratik kitle örgütlerinin, meslek odalarının, sendikaların, geniş interdisipliner bilim insanlarının sürece ve karar alma mekanizmalarına doğrudan katılımı sağlanmalı. Bunun yanında, kampanya süreçlerinde görev alacak tüm sağlık çalışanlarının emek ve özverilerinin görünür kılınması ve motivasyonlarını yüksek tutacak çalışmalar yapılması gerektiğini ifade etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aşıya dair tereddüt yaşayanlar ve aşı karşıtlarını ayrı değerlendirmek ve gerekli iletişim kampanyaları yürütmek gerektiğini söyleyen Yerlikaya, bölgedeki oranların düşüklüğü ile ilgili, &#8220;Bölgemizde aşılanma oranları düşük seyretmekte. İller ve bölgeler arası aşılanma oranlarında ciddi eşitsizlik olduğu verilerle ortada. Aşılamaya ilişkin sağlıklı değerlendirmelerin yapılabilmesi için aşılamanın çok iyi gittiği izlenimi yaratmaya çalışan Sağlık Bakanlığı’nın aşılama verilerini sadece il genelinde değil; ilçe ve mahalle düzeyinde yaş, cinsiyet, mesleklere göre birinci ve ikinci dozu ayrı belirtmek üzere aşılanma oranlarını, aşılanmış gruplarda COVID-19 vakalarının sayısını günü gününe paylaşması gerekiyor.&#8221; şeklinde konuştu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dr. Halis Yerlikaya, aşılama oranının düşüklüğünün sebeplerini ise şöyle açıkladı: &#8220;Pandemi sürecinde güven veren bir politika sürdürülmemesi, toplum katılımı sağlanmaması, gerekli toplumsal bilgilendirme yapılmaması, anadilinde sağlık hizmeti sunulmadığı ve teknoloji kullanımını gerekli kılan randevu, onam vb. bölge insanları açısından zorlayıcı faktörlerin olması, başlangıçta aşı tedarikinde yaşanan sorunlar nedeniyle aşılama oranları Diyarbakır ve bölgede diğer illerle kıyaslandığında düşük seyrediyor.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplum bağışıklığı için hesaplanan %70 hedefinin her yerleşim yerinde olması gerekliliği ilkesinin göz ardı edilmemesini gerektiğini ifade eden Yerlikaya, ilkeyi şöyle açıkladı: &#8220;Her yerleşim yerinde (sokak, mahalle, belde, ilçe, il, bölge ve ülke) iki doz aşı yapılan nüfusun oranının %70’in üzerinde olması. Dahası bu oranın kırılgan topluluklarda da (mülteciler, evsizler, ötekileştirilen topluluklar, cezaevindeki kalanlar vb.) sağlanması hedeflenmeli.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyada yapılan 2 milyar doz aşının çok büyük kısmının batı Avrupa ve Kuzey Amerika&#8217;da yapıldığını, sadece binde üçünün Afrika’da yapıldığı göz önüne alınırsa dünya kapitalist sisteminin bu hedefin uzağında olduğunu belirten Yerlikaya, &#8220;Tüm dünyada riskli grupların aynı anda aşılanması gerekirken, ters hizmet yasası burada da kendini gösterdi. Birçok ülkede risksiz ama parası olan kişiler aşılanırken, onlarca ülkede sağlık çalışanlarının bile aşıya erişemediği ve yaşamlarını bir gerçeklikle karşı karşıyayız’’ dedi. </span></p>
<h5><strong>Maskesiz Günler için: Toplumsal Bağışıklık</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de salgının hala kontrol altına alınamadığını, Türkiye’de aktif hasta sayısının halen çok yüksek seyrettiğini, maskesiz günlere gelebilmemiz için toplumsal bağışıklığın elde edilmesi, nüfusun çok önemli bir bölümünün aşılanması gerektiğini ifade eden Yerlikaya, &#8220;Türkiye’de tam aşılı nüfus oranı henüz %17 civarında. Toplum bağışıklığı için hesaplanan %70 hedefinin henüz çok uzağındayız. Üstelik başta Hindistan’da görülen Delta varyantı olmak üzere endişe verici varyantlar gündemde iken aşılama çalışmalarının hızla artması, bireysel olarak alınması gereken önlemlere devam edilmesi, olası enfekte kişilerle karşılaşma sürelerinin kısa tutulması, havalandırmanın yapılması gerekmektedir.&#8221; dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aşıların onaylanması ve kullanıma sunulmasının, içerisinde bulunduğumuz sağlık krizinin hemen sona ereceğinin habercisi olmadığını, toplumsal düzeyde bağışıklığı oluşturacak şekilde aşılamanın henüz yapılmadığını hatırlattı.</span></p>
<h5><b>&#8216;Tedirgin Olma Aşı ol&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">TTB olarak da ifade ettikleri gibi çok uzun bir bekleyişten ve toplum olarak çok büyük kayıp yaşadıktan sonra aşılar sayesinde 1,5 yıldır süren bu derin krizden çıkma şansı doğduğunun altını çizen Yerlikaya, topluma aşı dayanışması çağrısı yaptıklarını ifade ederek kampanyalarını şöyle anlattı &#8220;#TedirginOlmaAşıOl diyoruz. Siz aşı olursanız olağan sağlık hizmetlerine erişimde kronik hastalıkların tedavi sürecinin aksamaması, onkolojik hastaların erken tanı ve tedavilerinin yürütülebilmesi konusunda yaşanan aksaklıklar giderilebilecek. Ve pandeminin ikincil nedenlere bağlı yıkımın da önüne daha hızlı geçilecektir. </span><span style="font-weight: 400;">Ama özellikle Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere kamu otoritesinin aşılama konusundaki sorumluluğunu yerel dinamikleri dikkate alarak o bölgenin kültürel özelliklerini olası tereddütleri, erişim ve uygulama sıkıntılarını dikkate alarak yerel yönetimler, sağlık meslek örgütleri, STK&#8217;lar ile birlikte çözümlemesi gerekmektedir.’’</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/05/salgin-sureci-yonetimi-katilimciliktan-uzak-topluma-guven-vermeyen-bir-tarz/">Salgın Süreci Yönetimi: Katılımcılıktan Uzak, Topluma Güven Vermeyen Bir Tarz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;Seçme Ve Seçilme Hakkına Yönelik Baskılar Derhal Durdurulmalıdır!&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/22/secme-ve-secilme-hakkina-yonelik-baskilar-derhal-durdurulmalidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Oct 2019 11:15:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan Selçuk Mızraklı]]></category>
		<category><![CDATA[Belediye eş başkanları]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Tabip Odası]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İNİSİYATİFİ]]></category>
		<category><![CDATA[Hak İnisiyatifi Diyarbakır Temsilciliği]]></category>
		<category><![CDATA[İHD Diyarbakır Şubesi]]></category>
		<category><![CDATA[Keziban Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Ayaz]]></category>
		<category><![CDATA[Rojda Nazlıer]]></category>
		<category><![CDATA[TİHV Diyarbakır Temsilciliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43511</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Adnan Selçuk Mızraklı, Kayapınar Belediyesi Eşbaşkanı Keziban Yılmaz, Kocaköy Belediyesi Eşbaşkanı Rojda Nazlıer, Bismil Belediyesi Eşbaşkanı Orhan Ayaz, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında 21.10.2019 tarihinde evlerine yapılan baskınla gözaltına alındı. Konu üzerine Diyarbakır Barosu, Diyarbakır Tabip Odası, HAK İnisiyatifi Diyarbakır Temsilciliği, İHD Diyarbakır Şubesi, TİHV Diyarbakır Temsilciliği ve Hak İnisiyatifi ortak bir açıklamada bulundu. Açıklama hükümete, süreklileştirilmiş OHAL uygulamalarına son verilmesi üzerine bir çağrı niteliğindeydi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/22/secme-ve-secilme-hakkina-yonelik-baskilar-derhal-durdurulmalidir/">&#8221;Seçme Ve Seçilme Hakkına Yönelik Baskılar Derhal Durdurulmalıdır!&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hak ve meslek örgütleri tarafından yapılan açıklamada yapılan yakalama, gözaltı ve arama işlemleri demokrasi ve hukukun temel kurallarının, seçme ve seçilme hakkının ağır bir şekilde ihlali olduğu belirtilirken seçmen iradesini tanımazlık olduğunun altı çizildi.</p>
<p>Belediye eş başkanlarının, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edilerek özgürlüklerinin kısıtlanması (gözaltına alınmaları), hukukun üstünlüğü ilkesine aykırı uygulamalar olarak değerlendirildi ve hukuken kabul edilemez bulundu.</p>
<p>Uygulamalara artık bir dur denmesi ve halkın iradesine saygı gösterilmesi gerektiğine değinen açıklama yargının, hükümetin siyasi rakiplerinin bastırılması için kullanılan bir araç olmaktan çıkması gerektiğini bir kez daha hatırlattı.</p>
<p>Türkiye’nin demokratikleşmesi ve insan hakları sorunlarını en aza indirebilmesinin yolunun, belediye eş başkanlarının gözaltına alınması, tutuklanması, belediyelere kayyum atanması ile değil; seçme ve seçilme hakkının gerçek anlamda güvence altına alınması, devam eden çatışmalı sürecin sonlandırılması, Kürt sorunun barışçıl ve diyalog yolu ile çözmenin arayışı ile gerçekleşebileceği belirtildi.</p>
<p>Hükümete çağrı ile sonlanan açıklama, süreklileştirilmiş OHAL uygulamalarına son verilmesi, gayrimeşru kayyum atamalarının geri alınması, seçimle tecelli etmiş iradeye saygı gösterilmesi ve başta eş başkanlar olmak üzere tüm seçilmişlerin derhal serbest bırakılması ve görevlerine iade edilmesi gerektiğiyle noktalandı.</p>
<p>Açıklamanın tamamına<a href="http://diyarbakir.hakinisiyatifi.org/secme-ve-secilme-hakkina-yonelik-baskilar-derhal-durdurulmalidir.html"> buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/22/secme-ve-secilme-hakkina-yonelik-baskilar-derhal-durdurulmalidir/">&#8221;Seçme Ve Seçilme Hakkına Yönelik Baskılar Derhal Durdurulmalıdır!&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyarbakır’da Cumartesi Anneleri’ne Sadece Meydan Değil Açık Hava da Yasak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/11/diyarbakirda-cumartesi-annelerine-sadece-meydan-degil-acik-hava-da-yasak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Sep 2018 13:46:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[İHD]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Cumartesi Anneleri]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Tabip Odası]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İNİSİYATİFİ]]></category>
		<category><![CDATA[TİHV]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30392</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumartesi Anneleri’nin Koşuyolu Parkı’nda yapılması yasaklanan 499. eyleminin ardından 500. hafta açıklamasında yasak vardı. Bu hafta, şube binası önünde yapılmak istenen basın açıklamasına, kayıp annelerinin de grupta olması gerekçesiyle izin verilmedi. İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan’ın annelere izin verilmeyen bir basın açıklamasını yapmayacaklarını söylemesi üzerine 500. hafta oturması dernek içinde gerçekleşti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/11/diyarbakirda-cumartesi-annelerine-sadece-meydan-degil-acik-hava-da-yasak/">Diyarbakır’da Cumartesi Anneleri’ne Sadece Meydan Değil Açık Hava da Yasak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Cumartesi Anneleri’nin geçen hafta Diyarbakır’da gerçekleşen 499. hafta oturmasının eyleme yarım saat kala yasaklanmasının ardından bu haftaki eylem dernek binası içinde yapıldı. Geçtiğimiz hafta eylemin yasaklanması kararına rağmen Koşuyolu Parkı’na giden aileler ve sivil toplum temsilcileri, polisin engellemesi sebebiyle parkın içindeki Yaşam Hakkı Anıtı alanına giremediler. Bunun üzerine İHD, TİHV, Diyarbakır Barosu, Diyarbakır Tabip Odası ve Hak İnisiyatifi yaptıkları </span><a href="http://www.ihddiyarbakir.org/tr/post/22949/basina-ve-kamuoyuna-kayiplar-bulunsun-failler"><span style="font-weight: 400;">ortak açıklama</span></a><span style="font-weight: 400;"> ile valiliğin yasak kararını protesto etmişlerdi. Açıklamada Valiliğin kararına karşı yargı yoluna gidileceği vurgulanırken, kararın “keyfi olup yasalarla güvence altına alınan toplantı, gösteri yürüyüşleri hakkı başta olmak üzere demokratik işleyişin sürdürülmesine olanak tanıyan normların hiçbirisiyle örtüşmediği” ve bu yasaklama kararının “birey ve toplumun toplantı, gösteri ve yürüyüş hakkına açık bir saldırı niteliğinde olduğu” ifade edilmişti. Hükümete seslenen hak örgütleri, “Kayıp yakınlarının mücadelesinin engellenmesi için harcanan çabanın, kayıpların bulunması ve faillerin yargılanması için sergilenmesi” talebinde bulunmuşlardı.</span></p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-30394 alignnone" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2836-640x427.jpg" alt="" width="575" height="384" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2836-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2836-1024x683.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2836-1280x854.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2836-610x407.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2836-320x213.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2836.jpg 2047w" sizes="(max-width: 575px) 100vw, 575px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">500. hafta oturması öncesi İHD Diyarbakır Şubesi’nde bir araya gelen aileler ve sivil toplum temsilcileri, dernek binası önünde polisin engeliyle karşılaştılar. Alana gitmelerine izin verilmeyen hak savunucuları ile polis arasında yaşana tartışmada Türkdoğan, dernek binası önünde açıklama yapmak istediklerini belirtti. “Sadece binanın girişindeki merdivende birkaç kişi ile açıklama yapabilirsiniz. Kayıp kayınları ve arkanızdaki grubun açıklamaya katılmasına izin vermeyeceğiz” diyen polisler Türkdoğan’ın yanına bir kayıp yakınının gelmesiyle birlikte grubun binanın kapısında açıklama yapmasına da izin vermedi. Yasağın insan hakkı ihlali olduğunu vurgulayan Özdoğan, “Annelerin katılmasına izin verilmeyen bir açıklamayı yapmayacağız, bunu kınıyoruz” diyerek, eylemin şube binasında yapılacağını söyledi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkdoğan, annelerle birlikte açıklamaya izin verilmemesine tepki göstererek “Hükümete sormak istiyorum: Sizin Galatasaray Anneleriyle, Cumartesi Anneleriyle ne sorunuz var?  Bunu bize açıklamak zorundalar, bu yasaklar bize geri adım attıramaz. Annelerimizin başlattığı ‘Kayıplar bulunsun failler yargılansın’ eylemini kesintisiz devam ettireceğiz. Bu eylemin en önemli öznesi annelerimizdir. Çünkü anneler adalet arıyorlar, anneler çocuklarının kemiklerini arıyorlar; çocuklarının faillerini arıyorlar. Onların adalet önünde hesap vermelerini istiyorlar. Çıkarılan yasalarla Türkiye’ye kalıcı bir OHAL getirildi. Eylemi yasaklayan zihniyeti kınıyorum. Hükümeti bu yanlış karardan bir an önce vazgeçmelidir. Türkiye ve Ortadoğu krizi bu şekilde aşılamaz. Türkiye’de adaletin gerçekleşmesi için geçmişle yüzleşilmesi gerekir” ifadelerini kullandı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkdoğan’dan sonra konuşan TİHV Başkanı Şebnem Korur Fincancı, “bizi binalara, sokaklara sıkıştırarak hak taleplerimizi sonlandıracaklarını sanıyorlarsa yanılıyorlar. Bu mücadelemizi sonuna kadar devam ettireceğiz.” dedi. Fincancı, “Failli belli suçların faillerini ve işbirlikçilerini görmek için Cumartesi Annelerinin barışçıl ve demokratik hak taleplerini engelleyene bakmak gerekiyor.” ifadelerini kullandı.</span></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-30395" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2838-640x427.jpg" alt="" width="640" height="427" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2838-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2838-1024x683.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2838.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2838-610x407.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2838-320x213.jpg 320w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumartesi Anneleri eylemine destek veren hak örgütlerinden HAK İnisiyatifi, yaptığı açıklamada Diyarbakır Valiliği’nin yasak kararını “keyfidir ve yetkinin kötüye kullanılması” olarak nitelendirirken Diyarbakır Tabip Odası’nın Eş Başkanı Mehmet Şerif Demir, Sivil Sayfalar için şu açıklamada bulundu: Barışçıl bir şekilde evlatlarının yalnızca kemiklerini isteyen annelere ve onların faillerinin bulunmasını isteyenlere karşı yapılan bu vicdansızlık, Türkiye tarihinin en karanlık günlerinden biri olarak tarihe geçecektir. Tanıl Bora’nın geçenlerde ifade ettiği gibi  “Geçen cumartesi, Cumartesi Anneleri 700. defa kaybedilmiş yakınlarını hatırlatmaya dururken, sebatın bir başka yüzünü hatırlattılar. Karşılaştıkları zulmün yüzünü kapkara yapan bir sebat.” Çünkü “sebat ağır bir öfkedir ve sebat hedefe doğru gitmek üzere bastırıyordu” diyor Bora. Cumartesi Anneleri gelmiş geçmiş en iyi sebat ve en iyi sivil itaatsizlik örneğidir. Bu direnci bu arayışı bir nevi açık alanda engelleyerek aslında annelerimizin sebatına karşılık sessizlik dayatmaya çalışıyorlar. Kapalı alanlara iterek kamusal alandan uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Bu insanların mücadelesi meşrudur. Çünkü meşru olma zeminini yaşam hakkı ihlal edilmiş binlerce insanımızdan almaktadırlar. Marjinalize edilmesi hatta illegalize edilmesine yönelik yapılan açıklamalar da kabul edilebilir değildir. Bu eylemi engellemek yerine bir an önce hakikati bulmak ve o insanlara bu hakikati teslim etmek gerekiyor. Annelerin aradığı tek şey hakikattir. Yetkililerinde şu andan itibaren yapması gerek tek şey Cumartesi Anneleri’nin taleplerini yerine getirmektir. Anneleri cezalandırmak yerine failleri cezalandırmak gerekiyor ki bu durum kamu vicdanını zedelemesin.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-30397" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2837-640x427.jpg" alt="" width="640" height="427" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2837-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2837-1024x683.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2837.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2837-610x407.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/IMG_2837-320x213.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugün yapılanlar hiç bir şekilde kabul edilebilir değildir. Bunu kınıyorum ve bunun önleyemediğimiz için de ayrıca utanç duyuyorum. İktidar geçmişin katliamcı anlayışını sahiplenerek gerçeklerin açığa çıkmasını, konuşulmasını, tartışılmasını engellemektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sağlıklı bir toplumun olmaz olmazı barıştır. Bu ülkeye barış gelmeden adalet gelmeden, Özgür olmadan ne sağlıklı bir toplumdan ne de başka bir şeyden bahsedendeyiz. Bu ülkenin hakikat arayışının, adalet arayışının Barış arayışının temsilcisi olan Cumartesi Anneleri’ne sahip çıkıyoruz. Bu değerli mücadelenin yanında olacağız. Bizim beyaz tülbentlere borcumuzdur bu!</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2009 yılından beri Diyarbakır Koşuyolu Parkı içindeki Yaşam Hakkı önünde oturan Cumartesi İnsanları, 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında ilan edilen OHAL gerekçesiyle eylemlerini 100 hafta boyunca kapalı alanda, İHD Diyarbakır Şubesi içinde sürdürmüşlerdi. 100 haftanın ardından yeniden meydanda olmanın anlamına dair mikrofon uzattığımız İHD Diyarbakır Şubesi, Zorla Kaybedilenler ve Faili Meçhul Siyasi Cinayetleri Araştırma Komisyonu Üyesi Hasan Yalçın duygularını “</span><i><span style="font-weight: 400;">100 hafta sonra Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı Önünde olmak biz insan hakları savunucuları ve kayıp aileleri için tarifi imkânsız bir buluşmaydı. Çünkü bizler için Yaşam Hakkı Anıtı, bir Hakikat Meydanıydı. Kapalı bir mekânda 100 haftadır tutsak edilen hakikat, artık meydanlarda yüksek sesle haykırılıyordu. İçerde kapalı bir mekânda ellerde tutulan kayıp fotoğrafları, gün aydınlığına çıkarak faillerinin gözlerine bakıp yaşadıklarının mesajını verdiler o gün. Bizleri tekrar o meydana taşıyan annelerimizin kararlılığı ve kararlılıkla geri adım atmayan insan hakları savunucularının mücadelesi olmuştur. Dolayısıyla Koşuyolu Meydanı, kayıplarımız bulunana kadar gerçekleri, doğruları anlatmaya devam edecektir.” </span></i><span style="font-weight: 400;">ifadeleriyle dile </span><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/19/40-yillik-bekleyisin-yuku-cumartesi-insanlari-dayanismaya-cagiriyor/"><span style="font-weight: 400;">getirmişti.</span></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/11/diyarbakirda-cumartesi-annelerine-sadece-meydan-degil-acik-hava-da-yasak/">Diyarbakır’da Cumartesi Anneleri’ne Sadece Meydan Değil Açık Hava da Yasak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Benim kolumun yokluğu Türkiye&#8217;de insan haklarının yokluğunun da en net göstergesidir&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/12/benim-kolumun-yoklugu-turkiyede-insan-haklarinin-yoklugunun-da-en-net-gostergesidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Dec 2017 12:32:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Ayhan Bilgen]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Tabip Odası]]></category>
		<category><![CDATA[Emma Sinclair]]></category>
		<category><![CDATA[gözaltı]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem Çocuk Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Hak İnisiyatifi Diyarbakır Temsilciliği]]></category>
		<category><![CDATA[HRW]]></category>
		<category><![CDATA[ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[İHD]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları derneği]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları izleme örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[işkence]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[TİHV]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İnsan Hakları Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Veli Saçılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20755</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır’da beş hak örgütü, İnsan Hakları Haftası münasebetiyle bir günlük bir sempozyum düzenledi. Çocuk, kadın, cezaevi, işkence, ifade özgürlüğü gibi kategorilerin ele alındığı sempozyumda Türkiye’nin son iki yıllık insan hakları karnesi masaya yatırıldı. 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası vesilesiyle Diyarbakır Barosu, Diyarbakır Tabip Odası, Hak İnisiyatifi Diyarbakır Temsilciliği, İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi, Türkiye [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/12/benim-kolumun-yoklugu-turkiyede-insan-haklarinin-yoklugunun-da-en-net-gostergesidir/">“Benim kolumun yokluğu Türkiye&#8217;de insan haklarının yokluğunun da en net göstergesidir&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Diyarbakır’da beş hak örgütü, İnsan Hakları Haftası münasebetiyle bir günlük bir sempozyum düzenledi. Çocuk, kadın, cezaevi, işkence, ifade özgürlüğü gibi kategorilerin ele alındığı sempozyumda Türkiye’nin son iki yıllık insan hakları karnesi masaya yatırıldı.</strong></p>
<p>10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası vesilesiyle Diyarbakır Barosu, Diyarbakır Tabip Odası, Hak İnisiyatifi Diyarbakır Temsilciliği, İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Diyarbakır Temsilciliği bir ortak etkinlik takvimi açıkladı. Bu takvim çerçevesinde 10 Aralık Pazar günü, Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (DESOB) Konferans Salonu’nda gün boyu süren insan hakları sempozyumu düzenlendi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-20758 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/12/2017-12-12-PHOTO-00000824.jpg" alt="" width="419" height="314" />Dört oturumdan oluşan sempozyumun ilk oturumunda son iki yılın genel değerlendirmesini Rewşen Bataray Saman ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW)  Türkiye Raportörü Emma Sinclair Webb yaptı. İnsan hakları çalışmalarının geçen iki yılda çok büyük zorluklarla karşılaştığını sahadan örneklerle aktaran konuşmacılar; haksız gözaltı, işkence ve kötü muamele, hak savunucularının kriminalize edilmesi gibi durumların hukuka aykırılığını vurgulayarak yeni dönemde belirgin olan uygulamaları “keyfilik” olarak değerlendirdiler.</p>
<h4>Seher Akçınar:  Ümit verici olan, sivil darbeye maruz kalmış hak savunucularının mücadeleyi terk etmemiş olmalarıdır.</h4>
<p>Yaklaşık bir yıl önce KHK ile kapatılan Gündem Çocuk Derneği’nden Esin Koman’ın geçten iki yılda hak ihlallerinin çocukları nasıl etkilediğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seren sunumunun ardından İHD Diyarbakır Şubesi Cezaevi Komisyonu üyesi Muhterem Süren, çıplak aramaya karşı çıkan mahpusların, işkenceye uğradığını belirtti. TİHV Diyarbakır Temsilcisi Barış Yavuz, işkencenin ciddi oranda artış gösterdiğini dile getirerek, 2002 yılında “işkenceye sıfır tolerans” vaadiyle iktidar olan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti), bugün işkenceyi doğal gören yaklaşımını eleştirdi. 2003 yılında bir soruşturmadan bahseden Yavuz, “O dönem valilik, emniyet, genelkurmay soruşturma izni vermemişti, Recep Tayyip Erdoğan, soruşturma için önümüzü açmıştı. Bugün ne oldu da böyle bir duruma geldi!” dedi.</p>
<p>Sempozyumun son oturumunda Seher Akçınar, Veli Saçılık ve Ayhan Bilgen; ifade ve örgütlenme özgürlüğünün durumunu ele aldılar.</p>
<p>Türkiye&#8217;de insan hakları mücadelesinin hep zor zamanlar geçirdiğini ama mücadeleye de devam ettiğini vurgulayan Seher Akçınar, “İfade ve örgütlenme özgürlüğünün üzerinde bugün de yoğun baskılar var ama burada esasen beni korkutan iki şey üzerinde durmak istiyorum: Biri; Hatun Tuğluk’un cenazesine karşı yapılan linç girişimi ötekisi de MAZLUMDER’in (İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği)  Kürdistan şubelerinin, içeriden iktidar destekli bir güç tarafından kapatılarak sivil toplum içerisine bir darbe zihniyetinin yerleştirilmiş olmasıdır. Bu ikinci örnekte ümit verici olan, sivil darbeye maruz kalmış hak savunucularının mücadeleyi terk etmemiş olmalarıdır” şeklinde konuştu.</p>
<h4> Sözün gücünden korkuluyor</h4>
<p>Diyarbakır gibi bir yerde insan haklarını veya baskıları anlatmanın pek ilgi çekici olmadığını, çünkü herkesin bu ihlalleri yerinde gözlemleyip deneyimlediğini vurgulayan Ayhan Bilgen, “İfade özgürlüğüne bu kadar saldırmalarının nedeni sözün gücünden korkmalarıdır. Yine örgütlenme özgürlüğünün bu kadar karşısında konumlanmalarının sebebi örgütlü mücadele karşısında tutunamayacaklarını bilmeleridir” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>İnsan hakları mücadelesinin sadece Diyarbakır’da değil, Türkiye’nin her yerinde zor olduğunu vurgulayan Veli Saçılık, konuşmasına şöyle devam etti: “Bizler de bu zorluğun her tarafında beraberce bir şeyler yapmaya, direnmeye çalışıyoruz. Bu devlet her gün gittiğim yerde bana ısrarla saldırıyor, gözaltına alıyor ve hakkımda dava açıyor. Hakkımızda o kadar çok dava açıldı ki, en son bize bu davaları açan savcı bile bu durumdan bıkıp isyan etmeye başladı. Bu devlet daha evvel yine cezaevlerine düzenlediği bir operasyon sırasında kolumu kaybetmeme sebep olmuştu. Kolumu köpeklere yem etmişti. Sonrasında kolumun kopmasına neden olan dozerin yıktığı duvarın parasını benden istemişti. AİHM&#8217;e gittik ve bu haksızlığı bir şekilde o dönem geri çevirdik. Benim kolumun yokluğu Türkiye&#8217;de insan haklarının yokluğunun da en net göstergesidir. Bakın size trajikomik bir şey söyleyeceğim, her gün eylem yaptığımız sokağın başında biz, ortasında insan hakları anıtı, sonunda ise Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu var. Ve biz her gün bu sokakta, yalnızca işimizi istediğimiz için insan hakları çiğnenerek darp ediliyoruz. Nuriye ve Semih de bu sokakta başlattıkları eylemden dolayı tutuklanıyor.”</p>
<p>Sempozyumun yeterli ilgiyi görmemiş olmasına da içerlediğini aktaran Saçılık, “Biliyorum ki Diyarbakır’da işinden, ekmeğinden edilen binlerce kişi var ama bu arkadaşlar sokakta ya da başka bir alanda bir şekilde görünmezler. Arkadaşlara sormak istiyorum yahu işinizden ihraç edildik ama bizi mücadeleden mi ihraç ettiler?” diyerek sitem etti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-20757" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/12/2017-12-12-PHOTO-00000826.jpg" alt="" width="496" height="640" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/12/benim-kolumun-yoklugu-turkiyede-insan-haklarinin-yoklugunun-da-en-net-gostergesidir/">“Benim kolumun yokluğu Türkiye&#8217;de insan haklarının yokluğunun da en net göstergesidir&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hakkari&#8217;deki İşkence İddialarına Yönelik STK ve Hak Örgütlerinden Basın Açıklaması: İşkence İnsanlık Suçudur!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/09/hakkarideki-iskence-iddialarina-yonelik-stk-hak-orgutlerinden-basin-aciklamasi-iskence-insanlik-sucudur/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/09/hakkarideki-iskence-iddialarina-yonelik-stk-hak-orgutlerinden-basin-aciklamasi-iskence-insanlik-sucudur/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Aug 2017 18:40:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Tabip Odası]]></category>
		<category><![CDATA[Hak İnisiyatifi ve İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkari]]></category>
		<category><![CDATA[Şemdinli]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İnsan Hakları Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İnsan Hakları Vakfı Diyarbakır Temsilciliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17534</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır Barosu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı Diyarbakır Temsilciliği, Diyarbakır Tabip Odası, Hak İnisiyatifi ve İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi, Hakkari&#8217;nin Şemdinli ilçesinde polis ve askerin, yurttaşlara işkence yaptığı iddialarına yönelik bir basın açıklaması yaptı. Söz konusu açıklaması şöyle: İşkence İnsanlık Suçudur !! 05/08/2017 tarihinde Hakkari&#8217;nin Şemdinli ilçesinde PKK militanları ve  Güvenlik Güçleri arasında meydana gelen çatışma [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/09/hakkarideki-iskence-iddialarina-yonelik-stk-hak-orgutlerinden-basin-aciklamasi-iskence-insanlik-sucudur/">Hakkari&#8217;deki İşkence İddialarına Yönelik STK ve Hak Örgütlerinden Basın Açıklaması: İşkence İnsanlık Suçudur!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div dir="auto">
<p>Diyarbakır Barosu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı Diyarbakır Temsilciliği, Diyarbakır Tabip Odası, Hak İnisiyatifi ve İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi, Hakkari&#8217;nin Şemdinli ilçesinde polis ve askerin, yurttaşlara işkence yaptığı iddialarına yönelik bir basın açıklaması yaptı. Söz konusu açıklaması şöyle:</p>
<p><span id="more-17818"></span></p>
<p><strong> İşkence İnsanlık Suçudur !!</strong></p>
<p>05/08/2017 tarihinde Hakkari&#8217;nin Şemdinli ilçesinde PKK militanları ve  Güvenlik Güçleri arasında meydana gelen çatışma sonrasında 1 polis memuru hayatını kaybetmiş ve 1 polis memuru da yaralanmıştır. Olayın vuku bulmasının ardından çatışmanın yaşandığı Altınsu [Şapatan] Köyü sakinleri olan  yaşları 17 ile 30 arasında değişen 36 kişi alıkonulmuş akabinde bu kişilerden on beşi  06/08/2017 tarihinde salıverilmişlerdir. Salıverilen 15 kişinin vücutlarının değişik bölgelerinde basında ve sosyal medyada yer alan görüntülerde ağır işkence izleri gözlemlenmiştir. Tutulan  21 kişiden yakınları tarafından  herhangi bir haber alınamamış ve kolluk güçleri, yakınlarını tutuldukları yer ve akıbetleri konusunda bilgilendirmekten kaçınmıştır. Yaşanan silahlı çatışmanın ardından alıkonulan kişiler hakkında 06/08/2017 tarihinde hiçbir yargı organı tarafından usule uygun gözaltı kararı alınmamıştır.  08.08.2017 tarihi itibariyle tutulan 21 kişi de serbest bırakılmıştır.  Basında yer alan ve kamuoyuna yansıyan  görüntüler itibari ile 36 vatandaşa işkence yapıldığı ve kötü muamelede bulunulduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca bu görüntüler ve basında yer alan haberler  usulüne uygun bir gözaltı işlemi bulunmadığını ve yasa dışı keyfi gözaltının varlığını göstermektedir.</p>
<p>Bilindiği üzere Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasa’nın 17. maddesi,  İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 3. maddesi, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun 1984 yılında kabul ettiği “İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşme” ve içeriği, işkenceyi  mutlak bir biçimde  yasaklamıştır.  Anayasanın 17. maddesi ve Uluslararası sözleşmeler taraf devlete, dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti devletine işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muameleye  karşı mücadeleye dair negatif yükümlülükler yüklemiştir.</p>
<p>Mutlak bir biçimde hem ulusal, hem de uluslar arası belgelerde düzenlenen ve uyulması zorunlu olan işkence yasağı hakkında devletin etkin soruşturma yapma ve sorumluları açığa çıkarma yükümlülüğü bulunmaktadır.  Bu yükümlülüğe karşın yaşanılan somut olayda yükümlülük sahibi ilgili makamların aksine uygulamalar ve açıklamalarda bulunması  hukuk kurumlarını ve  toplumu  bir bütün olarak endişelendirmektedir. Şemdinli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından işkence ve kötü muamele iddialarına karşı kendiliğinden başlatılan bir  soruşturma bulunmamaktadır. Hakkari Valiliği tarafından  08.08 .2017 tarihinde yapılan yazılı basın açıklamasından öğrenildiği üzere on vatandaş işkence gördükleri  iddiasıyla suç duyurunda bulunmuşlardır. Hakkari Valiliği ve Şemdinli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından etkili  adli ve idari soruşturmalar  yürütülerek bu iddiaların aydınlatılması, faillerin tespiti ile  adli ve idari yönden yaptırıma tabi tutulmalarını sağlamaları hukuk gereği kaçınılmaz sorumluklarıdır. Hakkari Valiliğinin yazılı açıklamasında  &#8220;güvenlik güçlerinin vatandaşlarımıza işkence yaptığı yönündeki haberler tamamen asılsızdır ve terör örgütünün propagandasını yapma maksadını taşımaktadır.&#8221; şeklinde bir peşin hüküm bulunmaktadır.  İddiaların araştırılması ile sorumlu Valilik makamının böyle bir açıklamada bulunması hukuk devleti içerisinde kabul edilemezdir. Bu açıklama yetkili makamın olaya ilişkin olarak soruşturma başlamadan  kesin bir kanaat ve hükme sahip olduğunu göstermekle beraber; yetkili makamlar önünde  hak arama özgürlüğünü kullanan vatandaşların suçlu olarak yaftalanması anlamana gelip hak arama özgürlüğü  önünde bir engel olarak da görülmelidir.</p>
<p>&#8220;İşkenceye karşı sıfır tölerans&#8221; sloganıyla  işkenceyle mücadeleyi  temel hedefleri arasına alan  hükümetin, işkenceyi dahi kendine hak gören,  bunu uygulamaya çalışan  ve savunan kamu görevlilerini cezasız bırakmasının hiçbir hukuki, siyasi ve ahlaki izahı bulunmayacaktır.</p>
<p>OHAL uygulamalarına dahi sıkı sıkıya bağlı kalınması halinde işkence yasağı kapsamında bu uygulamalara rastlanılmayacaktır.  Maalesef OHAL’in de ötesine geçilerek fiili bir durum yaratılmakta ve OHAL yasaları dahi işlevsizleştirilmektedir. Zira OHAL döneminde uygulanan hukuki rejimde de işkence yasağı istisna hali olmaktan çıkarılmış, hak ve hürriyetler başlığı altında bu yükümlülük ve hakların sınırlanmayacağına dair zorunlu kurallar oluşturulmuştur.</p>
<p>Siyasal kamplaşmalar veya ittifaklar devletlerin hukuki rejiminde birey aleyhine geriye gitmelerini meşru kılmadığı gibi, iç siyasette veya güvenlik uygulamalarında da insan ve hak odaklı yükümlülüklerin hiçe sayılması kabul edilebilir uygulamalar değildir. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi de çeşitli kararlarında somut olaydakine benzer uygulamaları ağır insan hakları ihlali şeklinde nitelendirmiş olup, demokratik toplumda işkence gibi hak ihlallerinin kabul edilemez olduğuna işaret etmiştir. Maalesef Türkiye, kendi siyasal çalkantılarıyla birlikte hukuki bağlamda da endişe verici bir istikamete doğru yol almaktadır. Şemdinli veya başkaca bölgelerde yaşanan keyfi uygulamaları kınayarak bu uygulamaların resmi güvenlik uygulamalarına dönüşmesine engel olmak için bağımsız kişi ve gruplar ile insan hakları çevrelerini de seslerini yükseltmeye davet ediyor, yaşanan ihlallerin takipçisi olacağımızı kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.</p>
</div>
<p>&nbsp;</p>
<div dir="auto"></div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/09/hakkarideki-iskence-iddialarina-yonelik-stk-hak-orgutlerinden-basin-aciklamasi-iskence-insanlik-sucudur/">Hakkari&#8217;deki İşkence İddialarına Yönelik STK ve Hak Örgütlerinden Basın Açıklaması: İşkence İnsanlık Suçudur!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/09/hakkarideki-iskence-iddialarina-yonelik-stk-hak-orgutlerinden-basin-aciklamasi-iskence-insanlik-sucudur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
