<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Diyarbakır Mimarlar Odası arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/diyarbakir-mimarlar-odasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/diyarbakir-mimarlar-odasi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 14 Jul 2021 07:26:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Diyarbakır Mimarlar Odası arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/diyarbakir-mimarlar-odasi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;STK’lar Sur’daki Yenilenme Sürecine Dahil Edilmeli&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/14/stklar-surdaki-yenilenme-surecine-dahil-edilmeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2021 07:26:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Çekdar Taşkıran]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Mimarlar Odası]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Şehir Plancıları Odası]]></category>
		<category><![CDATA[Restorasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Selma Aslan]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[Suriçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72745</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 2016 yılında yaşanan çatışmalardan beri kapalı olan 6 mahalle, kentsel dönüşüm ve restorasyon süreçleri yapılarak açıldı. Yeni yapılan evlerin ‘cezaevi yerleşkesine’ benzemesi kamuoyunda tepkiyle karşılandı. İnşa edilen evlerin Diyarbakır mimarisiyle ilgisi olmadığını belirten STK temsilcileri, sivil toplumun ve meslek odalarının inşa süreçlerine dahil edilmesi gerektiğini belirtiyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/14/stklar-surdaki-yenilenme-surecine-dahil-edilmeli/">&#8216;STK’lar Sur’daki Yenilenme Sürecine Dahil Edilmeli&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyarbakır Mimarlar Odası Eş Başkanı Selma Aslan, sürecin başından bu yana her bakımdan tarihe, kültüre, sanata ve mimari eserlere karşı tarihi hatalar barındıran uygulamalar içerdiğini belirtti. Aslan hafriyatın kaldırılması, yıkımdan çıkarılan taşların satılması gibi sorunlu yaklaşımları hatırlattı. Malzeme seçimi ve mimarinin Suriçi evlerindeki yaşam biçimini yansıtmaktan uzak olduğunu belirten Aslan, inşa sürecinde vatandaşların mağdur edildiğini, kültürel ve tarihi dokuya zarar verildiğini vurguladı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-72747 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/selma-aslan.jpeg" alt="STK’lar Sur’daki Yenilenme Sürecine Dahil Edilmeli" width="244" height="241" />2016 yılında yasaklı alan ilan edilen bölgede, evlerin yıkılmasından inşaatların bitimine kadar gizlilik içinde yürütülen çalışmaların sona ermesiyle ortaya çıkan tablonun vatandaşın tepkisine sebep olduğunu belirten Aslan, Sur’daki evlerin yapısını şöyle anlattı: “Tarih ve kültür kokan bu geleneksel evlerden oluşan yapıların avluları evin merkezi konumundadır ve mekanlar arasında bağlayıcı özelliktedir. Ve yine iklim etkisi düşünülerek bitişik, avlulu yapılardır. Bu da aynı zamanda organik bir sokak dokusunu oluşturmuştur. Evlerin etrafında mahremiyet nedeniyle, sokak cephelerinde yüksek duvarlar kullanılmıştır. Böylece dışarıdan evin içi görülmemektedir. Kullanılan malzemenin bazalt taş özgünlüğü ile de hem sokaklara estetik katmıştır hem mevsimsel duruma göre yaşamı kolaylaştırmıştır.”</p>
<p>Yeni inşa edilen evlerin bu özellikleri hiç yansıtmadığı gibi cezaevi yerleşkelerini andıran, özgünlükten uzak ve ticari kaygılarla oluşturulduğunu savunan Aslan, “Geniş yollar yapılmış ve sokak olgusu tamamen göz ardı edilmiş. Yine dış cephelerde malzeme olarak kaplama taş kullanılmış. Eski ile yeninin karşılaştırması yapıldığında ortaya çıkan tablo vatandaşın tepkilerine neden olmuştur ‘’ dedi.</p>
<p>Suriçi Bölgesinde çok sayıda tescile değer yapı ve tescilli yapı bulunduğunu da hatırlatan Aslan, “Tescilli yapıların cephesel özelliklerinin ön plana çıkarılmadığı, yeni yapıların bitişik nizam olarak konumlandırıldığı ve sokak dokusunun kent belleğinde yer etmeyeceği kentsel tasarım projeleri ve bölgeye uydurulmak istenilen yeni bir koruma amaçlı imar planı sahneye çıkmıştır. <strong>Bu aşamaların hemen hiçbirinde bölgede yerinden ettirilen halk katılımcı aktörlerden biri olmamıştır</strong>. Somut ve somut olmayan kültürel miras ögelerinin kötü taklitleri yapılarak betonarme yapılardan oluşan güvenlik yolları boyunca devam eden yapılar oluşturulmuştur.  Kimi yapılar da konumlandırılma biçimi olarak adeta bir cezaevini andıran yapılaşma koşullarıyla oluşturulmuştur. ‘’ dedi.</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-72748 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/cekdar-taskiran--640x536.jpeg" alt="STK’lar Sur’daki Yenilenme Sürecine Dahil Edilmeli" width="269" height="225" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/cekdar-taskiran--640x536.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/cekdar-taskiran--1024x858.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/cekdar-taskiran-.jpeg 1162w" sizes="(max-width: 269px) 100vw, 269px" />Diyarbakır Şehir Plancıları Odası Eş Başkanı Çekdar Taşkıran ise Diyarbakır evlerinin kendine has mimari özellikleriyle kent belleğinde önemli bir yere sahip olduğunu, yeni inşa edilen yapıların başka bir ülkenin dokusundan örnek içerdiğini, bunun kimliği hiçe sayan bir yaklaşım olduğunu dile getirdi.</p>
<p><strong>STK’lar Sürece Dahil Edilmedi&#8230;</strong></p>
<p>Sürece mimarlar odası veya alanda çalışan STK’ların dahil edilmediğini hatırlatan Selma Aslan, devam eden uygulamalarda bu yaklaşımın değişmesi gerektiğini kaydetti. Sur’da farklı gerekçelerle devam eden yıkımların durdurulması gerektiğini de ifade eden Aslan, “ticari kaygılardan, ranttan uzak yaklaşımlarla Sur içinde restoraston ve restitüsyon çalışmaları olmalıdır. Diğer bir önerimiz de yapılan çalışmalarda alan kullanıcılarının mağdur edilmemesi, ekonomik olarak desteklenerek sürece dahil edilmeleridir. ‘Bu kent hepimizin, sahip çıkalım’ diyoruz” dedi.</p>
<p>Çekdar Taşkıran da benzer şekilde süreçlere bugüne kadar dahil edilmeyen STK’lerin ve bölge halkının tüm aşamalara katılması gerektiğini ifade ederek, “Kentin tarihi ve kültürel dokusuna müdahale edilirken özellikle TMMOB bileşenleri dahil birçok katılımcı aktörün yer alması gerektiğini ve bölgede yaşayan halkın kendi yaşam alanlarında söz sahibi olmasının gerektiğini düşünüyorum. ‘’ dedi.</p>
<p><strong>Bundan sonraki uygulamalarda yıkmaktansa onarım ve restorasyonu öncelenmesi gerektiğini</strong> kaydeden Taşkıran, “Özellikle kentsel Sit alanı bölgelerinde yapılan uygulamaların geri dönüşleri çok zor. Bu süreçlere toplumun da dahil edilmesinin gerekli olduğunu düşünüyorum. Bizler kentin böyle bir öneme sahip olan bölgesiyle ilgili her türlü çalışmaya ortak olmak isteriz. Şehir Plancılar Odası olarak kentin tarihi ve kültürel miras alanı bölgesinde yapılan çalışmalara dahil edilmesek de sürecin takipçisi olacağımızı ve yapılan yanlış uygulamaların karşısında duracağımızı söylemek isterim.’’ şeklinde konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/14/stklar-surdaki-yenilenme-surecine-dahil-edilmeli/">&#8216;STK’lar Sur’daki Yenilenme Sürecine Dahil Edilmeli&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>STK&#8217;lardan Surların ve Tarihi Dokunun Korunması Çağrısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/31/stklardan-surlarin-ve-tarihi-dokunun-korunmasi-cagrisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 07:15:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Mimarlar Odası]]></category>
		<category><![CDATA[Nevin Soyukaya]]></category>
		<category><![CDATA[şeyhmus diken]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39242</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır Surları'ndaki Ben Û Sen Burcu'nun bir kısmı bakımsızlıktan çöktü. Diyarbakır’daki STK’lar ve bu konuda çalışmalar yürüten ilgililer Sur bölgesindeki tarihi dokunun ve Diyarbakır Surları’nın korunması için UNESCO ve yetkililere çağrıda bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/31/stklardan-surlarin-ve-tarihi-dokunun-korunmasi-cagrisi/">STK&#8217;lardan Surların ve Tarihi Dokunun Korunması Çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Şehir hafızası üzerine çalışmalar yapan araştırmacı-yazar Şeyhmus Diken, Diyarbekir denilince akla Sur ve Sur içindeki bölgenin geldiğini, kentin tüm kültürel izlerinin korunması gerektiğini belirtti.  Sur&#8217;un dünya mirasına sahip çıkan, ortaklaşan herkesin olduğunu belirten Diken, &#8221; 40 yıldır bu mesele konuşuluyor ama biz 40 yıldır kimsenin komplike olarak bu surlara sahip çıktığını görmedik. Surlar kendini içindekine değil dışındakine gösterir. Sur&#8217;un muazzamlığını dışından burçlarıyla, kapılarıyla daha güzel görürsünüz. Kenarından köşesinden bir taraf onarılırken diğer taraf yine yıkılmaya mahkum ediliyor. UNESCO da bu konuda çok yetersiz kaldı. Kültürel miras olarak addettiği yerin sorumluluğunu da almalıydı. Ayrıca Diyarbekir&#8217;de hızlıca yapılan onarım işlerine de karşıyız. Bunun bilinçli ve katılımcı bir anlayışla kentin bütün dinamiklerinin söz sahibi olduğu bir yöntemle yapılması gerekiyor. Birileri bir şeyler yapıyor ama halk istiyor mu sormak lazım. Kentin her bir parçasının bu politikaya müdahil olması gerekir.’’ dedi.</span></p>
<p><b>“Sur Ana Gündemimiz”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diyarbakır Mimarlar Odası Başkanı Şerefhan Aydın, surların bakımsızlıktan çöktüğünü, çatışma süreçlerinde ağır iş makinalarının ve beton blokların yarattığı titreşimlerinin de bunda etkili olabileceğini söyleyerek, özellikle bu yıl artan yağışın orada kümelenmiş toprağı harekete geçirdiğini ve yıkılma sürecini hızlandırdığını belirtti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şerefhan Aydın, göreve geldiği günden beri Sur’un ana gündemleri olduğunu vurgulayarak, &#8220;Çünkü her defasında yeni bir kırımla karşı karşıya kalıyoruz. Tankların, topların girmesiyle zaten bir tahribat süreci oluştu. Orada yaşam bu kadar hiçleşmişken orada mekânı korumak kenti korumak ne kadar doğru hislerine de kapıldık. &#8216;Yaşam yoksa mekânı ne yapacağız&#8217; hissi de geliyordu. Ve tabii yaşamın sürekliliği durumu bir şekilde direnmemize sebep oluyordu. Savaşla birlikte ciddi tahribatlar oluştu. Sur’un UNESCO kapsamına da alınan tarihi tescilli mekânları var. Devlet bu hassasiyetle yaklaşmadı. Normalde sit alanlarına bir çivi bile çakılırken uzun bir prosedürden geçmesi gerekir. Savaş atmosferinde kurul istediği her şeyi bir şekilde  kendi istediği şekilde karar verdirdi. O dönemde bilim, teknik, vicdan hiçbir şey kalmamıştı.&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sur’a ağır iş makineleri girmemesi gerektiğini ve bunun etkilerinin ileride ortaya çıkacağını belirten Aydın, “Çatışma dönemi itibariyle kurul Surların akibetini iş makinası operatörlerinin insafına bıraktı. 250 yapı tescillenmemiş, 87 tane de tarihi tescilli yapı kurulun onayıyla yıkıldı. Biz de o dönemde teşhir etme çalıştık, davalar açtık hiç birinden olumlu sonuç alamadık. Sadece Dengbej Evi davasını kazandık. Dengbej Evi mimarlar odasının mülküydü, belediyeye protokolle vermiştik. Sur’un tamamı için acele kamulaştırma kanunu çıkınca Dengbej Evi’ni de bizden almaya çalıştılar. İptal edildi mülkü bizde kaldı.&#8221; şeklinde konuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şehircilik Bakanlığı’nın projesi olan ve yapımına başlanan millet bahçesi projesinin de yönteme uygun yapılmadığına ve orayı kullanacak kişilerin yine kentin tüm sakinleri olduğuna işaret eden Şerefhan Aydın, sivil toplum kurullarına ve iş dünyasına da ortaklaşma çağrıda bulundu. Kentsel sit alanında yapılacak çalışmalar öncesinde arkelogların tarihi kalıntı olup olmadığını araştırması gerektiğini kaydeden Aydın, &#8220;</span><span style="font-weight: 400;">Bu nettir ki Sur’da taşlar düşmüştür ve oraya gömülmüştür. Hevsel’i görmek isteyen de vatandaşlar var. Dicle nehri kenarından yürümek ister ama bunu yaparken bilimi, tarihselliğini kaybetmeden yapmak lazım. Gelin meslek örgütleri, hak örgütleri toplanıp halkın arzını alalım. Kırklar Dağı ve Ongözlü Köprü’de de aynısı oldu. Halı saha, kafeterya filan yapıldı. Düşünün Ongözlü Köprü’nün iki gözünü kapatmışlardı. Mahkeme birkaç ay önce iptal ettirdi. Diyoruz ki ondan ders çıkaralım doğru bir yöntemle yapalım. İş dünyası, iş sendikaları bu meselede bizi yalnız bırakıyor. Daha fazla sorumluluk almaları gerekir. Ben Û Sen burcunda kısmi bir yıkım gerçekleşti. Şu ana kadar onarılmaması başlı başına bir sorun. UNESCO’nun listesine girmiş olması insanları bir rehavete sürükledi. Sanki her şeyi o yapacakmış algısı vardı. Hükümet de hassasiyet göstermedi. Yerel yönetimler de aynı şekilde sorumluydu. Biz bunun için de çağrı yapıyoruz, toplumun tüm kesimlerini işin içine katarak bir refleks oluşturmak gerekiyor. Çok ciddi bir bütçe gerekiyor ama belediyelerin her ne olursa olsun bütçe ayarlayıp yapması lazım.&#8221; dedi.</span></p>
<p><b>Baro’dan Surlar İçin Kampanya</b></p>
<p>Diyarbakır Surları&#8217;nın restorasyonu için <a href="https://www.change.org/p/tarihe-de%C4%9Fil-ilgisizli%C4%9Fe-yenik-d%C3%BC%C5%9Fen-surlar-surlarasahip%C3%A7%C4%B1k%C4%B1n-tckulturturizm?use_react=false" target="_blank" rel="noopener">kampanya</a> başlatan <span style="font-weight: 400;">Diyarbakır Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu&#8217;ndan Özgür Cantürk ise acil ve etkili bir çözüm bulunması gerektiğini söyledi. Valilikten gelen katkı payı ve alınacak hibelerle Sur&#8217;un restorasyonunun mümkün olduğunu savunan Cantürk, </span><span style="font-weight: 400;">&#8220;Tüm dünya ülkelerinin hayranlığını çeken çok zengin tarihî ve kültürel değerlere sahip olmakla birlikte başta tarihi Diyarbakır Surlarımız olmak üzere ilimizdeki bu tarihi ve kültürel varlıklarımız adeta yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakılmıştır. İlimizde bulunan ve Dünyadaki nadir tarihsel varlıklardan biri olan Diyarbakır Surlarının korunması ve geliştirilmesi yerine, bu kültürel ve tarihsel varlıkların adeta yok olmasına göz yumulmasının yasal, vicdani ve tarihsel bir sorumluluk doğuracağı hiçbir zaman unutulmamalıdır. Devlet ve tüm kamu kurumları, bu durum karşısında, tarihi Diyarbakır Surlarımızı koruma konusunda acil, etkili, objektif ve ciddî önlemler almak zorundadır. Surlar çevresinde beton yapılaşması ve surların bakımsızlıktan dolayı yıkılacak noktaya gelmesi sonucu komisyon olarak bu duruma engel olmak ve surların tarihi değerine yakışacak şekilde restorasyon yapılması için çalışmalara başladık.“ dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Surların bakım, onarım ve restorasyon işlemlerinin acilen yapılması gerektiğini vurgulayan Cantürk, “Bu süreçte Diyarbakır’ın akademisyenleri, mimarları, mühendisleri, gazetecileri, avukatları, doktorları, kadınları, işçileri, çocukları pek çok farklı alanlarda uzmanlıkları olan veya olmayan kent sorunları konusunda hassasiyet gösteren bütün kişi ve çevrelere bu vesileyle çağrıda bulunuyoruz. Temel bir hak olan temiz çevrede yaşama hakkını ve tarihi değerlerimize sahip çıkmayı tüm kentlilerle Diyarbakır ortak paydasında buluşarak beraber sağlayalım.&#8221; şeklinde konuştu. </span></p>
<p><b>&#8220;82 Kuş Türü Tespit Edilmişti&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Arkeolog Nevin Soylukaya da, &#8220;Kentimizi, toplumsal hafızamızı yok eden bu durum karşısında tabii ki kent aktörleri olarak STK&#8217;lar, meslek odaları, bilim insanları ve kentliler olarak demokratik itiraz hakkımızı kullanmalı, ulusal ve uluslararası düzeyde ilgili ve yetkililere görevlerini hatırlatacak girişimlerde bulunmalıyız.&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ulusal ve uluslararası mevzuata göre Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı&#8217;nın tampon bölgeleriyle birlikte korunmasından sorumlu ve yetkili kurumun Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın olduğunu belirten Soylukaya, “Ancak dünya miras alanı ve tampon bölgelerine baktığımızda 2015 den beri surlar ve Hevsel Bahçelerinin de içinde bulunduğu Dicle Vadisi ile Suriçi’nde tarihinde olmadığı kadar büyük tahribatlar, yıkım, yok etme faaliyetleri oldu ve hala devam etmektedir. Çatışmalar ve ardından yürütülen planlı, sistematik yıkım ile kültürel dokuya uygun olmayan yeniden inşa faaliyetleri , dünya miras alanının bütünlüklü yapısı, otantikliği ve özgünlüğüne büyük darbe vuruyor. Tabii Ben Û Sen Burcu&#8217;ndaki yıkımı da bu kapsamda değerlendirmek gerekiyor. Her ne kadar yıkımı aşırı yağışa bağlanmış olsa da, zamanında bakım ve gerekli konservasyon çalışmaları yapılmadığı, doğanın tahribine terkedildiği için Ben Û Sen Burcu&#8217;nda yıkım yaşanmıştır. Aynı tehlike surların birçok noktası için söz konusudur ne yazık ki.” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dicle Vadisinde İçkale&#8217;den başlayıp Yeni Kapıya kadar surların tam dibinden devam eden millet bahçesi projesi kapsamında sur diplerine beton dökülmesi de tam bir facia olarak değerlendirmek gerektiğini belirten Soylukaya, “Zira Surlar özellikle de uygulamanın yapıldığı surların doğu kesimi yer yer 100 metre yüksekliğinde bazalt tabakanın hemen sınırına inşa edilmiştir ve bazalt tabaka, surları tamamlayan bir fonksiyona sahiptir.  Surların bu bölümüne, topografik yapı nedeniyle özgün yapısında olmayan yürüme yolları yapıldığına tanık oluyoruz ne yazık ki. Bu yolları yapabilmek için keçi Burcu ve çevresi ile devamında iş makineleriyle alan düzeltilmiş ve beton dökülmüştür. Bu arada özellikle Keçi Burcu ve çevresinde, surun altından geçiş sağlayarak değirmenlere suyu akıtan su kanalları ile 3. dış sur duvarı bulunduğunu da hatırlatmak gerekir. Yapılan yürüme yolu ile söz konusu surun altındaki su geçiş noktası ve onunla bağlantılı su kanalı ile değirmenlerin bağlantısı kesilmiş, doğal ve özgün topografya değiştirilmiştir. Ayrıca Keçi Burcunun tam dibine beton dökülmüş olması da ayrı bir sorun yaratmıştır. Yine Dicle Vadi Projesi ve Millet Bahçesi uygulamaları ile Dicle Vadisinin bütünlüklü yapısı, otantikliği ve özgünlüğü bozulmuş, binlerce yıldır bu alanda yaşam bulan ve UNESCO dünya mirası olmasındaki en önemli argüman olan kırsal peyzaj ne yazık ki bozulmuş, yaratılan rekreasyon alanı ile kentsel peyzaj alanına dönüştürülmüştür.“ diye konuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Soylukaya, peyzajın özgün dokusu bozulduğu gibi, Dicle Vadisinde ve nehrin içinde var olan ekosisteme de büyük zarar verilmekte olduğunu belirterek, “Flora ve Faunanın yaşam alanları yok edilmektedir. Nehir ıslahı bahanesiyle, nehrin iki yakasına çekilen setler ile nehrin kıyısıyla bağı koparılmış, bu alanda ki bataklık ve sazlıklar yok edilerek canlıların yaşam alanı imha edilmiştir. Oysa ki Dicle – Fırat Kaplumbağası tam da bu alanda yaşamakta ve üremekte idi, yine bu alanda 82 kuş türü tespit edilmişti.” dedi. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/31/stklardan-surlarin-ve-tarihi-dokunun-korunmasi-cagrisi/">STK&#8217;lardan Surların ve Tarihi Dokunun Korunması Çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vahap Coşkun: &#8220;DİSA, Araştırma Yapılan, Düşünce Üretilen Bir Enstitü Olacak&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/08/vahap-coskun-disa-arastirma-yapilan-dusunce-uretilen-bir-enstitu-olacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Feb 2019 10:11:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Dicle Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[DİSA]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Mimarlar Odası]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Doç. Dr. Vahap Coşkun]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Nejdet İpekyüz]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Atlı]]></category>
		<category><![CDATA[Vahap Coşkun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35019</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü’nün yeni yönetim kurulu başkanı Vahap Coşkun, DİSA’yı araştırmaların yapıldığı, düşüncelerin üretildiği bir enstitü haline getirmeye çalıştıklarını belirterek, "Anadil bizim için çok önemli bir konu. Bu konuda hem hukuki olarak hem de pedagojik literatürümüzü oluşturduk. Dilin yaşayabilir olmasının birtakım şartları var; eğitimde, yayıncılıkta, resmi ilişkilerde, pazarda, sokakta kullanılıyor mu? Bu alanlara yönelik çalışmaları önümüzdeki dönemlerde derinleştireceğiz" dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/08/vahap-coskun-disa-arastirma-yapilan-dusunce-uretilen-bir-enstitu-olacak/">Vahap Coşkun: &#8220;DİSA, Araştırma Yapılan, Düşünce Üretilen Bir Enstitü Olacak&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtğimiz ay yapılan seçimlerde 2010 yılından beri başkanlık görevini ifa eden HDP Batman Milletvekili Dr. Nejdet İpekyüz’ün yerine Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü’nün yeni yönetim kurulu başkanı Dicle Üniversitesi Hukuk fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun oldu.</p>
<p>DİSA’yı bu dönemde araştırmaların yapıldığı, düşüncelerin üretildiği bir enstitü haline getirmeye çalıştıklarını belirten Vahap Coşkun, &#8220;DİSA’nın ortaya çıkma sebebi de buydu; bilgi temelli ürünler üretmek, sosyal ve siyasal alanda karar vericilere bu konuda bilgi temelli raporlar hazırlamak ve aynı zamanda bir literatür oluşturmaktır. Buna ilişkin çalıştığımız üç temel alan var, bunlardan birincisi; anadil eğitimi&#8230; Anadil bizim için çok önemli bir konu. Bu konuda hem hukuki olarak hem de pedagojik literatürümüzü oluşturduk. Dilin yaşayabilir olmasının birtakım şartları var; eğitimde, yayıncılıkta, resmi ilişkilerde, pazarda, sokakta kullanılıyor mu? Bu alanlara yönelik çalışmaları önümüzdeki dönemlerde derinleştireceğiz. İkinci olarak, barış inşasına ilişkin bir programımız var, bu çerçevede çalışmalar yapacağız. çatışma çözümlerinde sivil toplumun rolünü irdeleyeceğiz. Cuma Çiçek’in yapmış olduğu 7 temel alanı kapsayan bir çalışması var Bu alanların sivil topluma katkıda bulunabileceğini düşünüyoruz. Bunlara ilişkin bir eğitim çalışması yapmayı düşünüyoruz.  Üçüncü olarak da mekân araştırmalarımız var. Diyarbakır’da sürdürülebilir yaşama dair neler yapılabileceğine dair geçmiş dönemde çalışmalarımız oldu. Özellikle Sur’daki duruma odaklanan çalışmalar yapıldı, bu çalışmalar önümüzdeki dönemde de devam edecek&#8221; dedi.</p>
<p>Coşkun, DİSA&#8217;yı özellikle genç araştırmacıların ya da siyasal, sosyal ya da ekonomik araştırmalarla ilgilenen araştırmacıların, öğrencilerin uğrayacağı bir araştırma mekanına dönüştürmeyi düşündüklerini de belirterek, &#8220;Seminerler, atölye çalışmaları, okumalar düzenleyeceğimiz bir seri çalışma programımız var. Böylelikle lisans öğrencilerinin ve doktora öğrencilerin çalışma yaptıkları ve bu çalışmaları yayınlayabildikleri bir mekân olması gayretindeyiz. Umarım iyi olur.”</p>
<p><strong> Mehmet Atlı&#8217;nın &#8220;Mekan, kimlik ve siyaset  bağlamında Diyarbakır&#8221; Söyleşisi 9 Şubatta</strong></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-35020" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Mehmet-atlı-640x905.png" alt="" width="640" height="905" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Mehmet-atlı-640x905.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Mehmet-atlı.png 794w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Bu kapsamda ilk söyleşi  ‘Mekan , kimlik ve siyaset  bağlamında Diyarbakır ‘ teması ile Mehmet Atlı ile 9 şubat Cumartesi günü Diyarbakır Mimarlar Odası’nda gerçekleşecek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/08/vahap-coskun-disa-arastirma-yapilan-dusunce-uretilen-bir-enstitu-olacak/">Vahap Coşkun: &#8220;DİSA, Araştırma Yapılan, Düşünce Üretilen Bir Enstitü Olacak&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
