<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Diyanet İşleri Başkanlığı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/diyanet-isleri-baskanligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/diyanet-isleri-baskanligi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 25 Nov 2019 07:50:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Diyanet İşleri Başkanlığı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/diyanet-isleri-baskanligi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kadına Yönelik Artan Şiddet Ve Ortak Mücadele Zemini  </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/25/kadina-yonelik-artan-siddet-ve-ortak-mucadele-zemini/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Nov 2019 07:50:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[25 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[Acil Yardım Hattı]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Canan Güllü]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İçişleri Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[KADES]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka]]></category>
		<category><![CDATA[TKDF]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44838</guid>

					<description><![CDATA[<p>25 Kasım  Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü'nde, nafaka, af ve kadınların kazanımlarından kayıp tartışmaları sürerken, Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi 15 Kasım 2019 tarihinde Ankara’da 13. kez toplandı. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı (TKDF) Canan Güllü ile toplantıya dair görüşlerini, konuyla ilgili STK’lar ile diğer kadın örgütleri arasında görüş farklılıkları olup olmadığını ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele gününü ilişkin değerlendirmelerini konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/25/kadina-yonelik-artan-siddet-ve-ortak-mucadele-zemini/">Kadına Yönelik Artan Şiddet Ve Ortak Mücadele Zemini  </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl katılımcı çeşitliliğini artıran komitede, bu yıl ilk kez 4 sendika temsilcisi, 75 kamu kurumu, 21 STK, 9 uluslararası kuruluş temsilcisi ve 15 akademisyen ile birlikte yer aldı.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (AÇSHB) yetkililerinden aldığımız bilgiye göre, AÇSHB, Adalet ve İçişleri Bakanlıkları tarafından oluşturulan yeni eylem grubu, 75 maddelik bir yol haritası üzerinde mutabık oldu. Söz konusu yol haritası, 25 Kasım 2019’da düzenlenecek özel bir programda açıklanacak. Ardından, AÇSHB, İçişleri, Adalet, Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıkları ile Diyanet İşleri Başkanlığı’nın katılımıyla bir protokol imzalanacak ve yol haritasına ilişkin sivil toplumdan görüş alınacak. </span></p>
<p><b>TKDF Başkanı olarak Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi toplantısı katılımcıları arasındaydınız. Toplantıya ilişkin değerlendirmenizi paylaşır mısınız? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-44840 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/Canan-G%C3%BCll%C3%BC.jpg" alt="" width="361" height="203" />Açıkçası 13. kez toplanan Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi’nde “havanda su dövmeye devam edildi” tabirini kullanmakta bir beis görmüyorum. Şahsen 12. kez katılımcısı olduğum bir toplantıya 3 Bakanın katılması iyi ancak yarım güne sıkıştırılmış bir program olması; Bakanların icraatlarını dinlemekle heba edilen zaman dilimi ve katılımcı sayısının fazlalığı ile konunun spesifik olma durumundan uzaklaşması çok üzücü. Ülke gündemimizde erken yaş evliliklerine getirilecek af, nafaka ve İstanbul Sözleşmesi’ne şerh maddeleri konuşulurken 3 bakanın bu konularda ağız birliği etmişçesine sessizlikleri dikkatimizden kaçmadı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın söz konusu başlıkların kenarından bile dolaşmamış olması, bize bu konularda siyasi bir çekince olduğunu düşündürdü. Kanaatimce, bu Komite’nin toplanma amacı “toplanmış olmaya” endekslenmistir. Ayrıca, İçişleri Bakanlığı’nın kadın cinayetlerine dair verdiği rakamlar tanıdık gelmedi; bizim rakamlarımız çok farklı.  İçişleri Bakanlı Süleyman Soylu, STK’ları İçişleri Bakanlığı’nın uygulaması olan KADES’in tanıtımını yapmamakla suçladı. Benim kaldığım süre içinde  konuşulanlar, kurumların kendilerine ayrılan sürede sadece çalışmalarını tanıtmakla sınırlıydı. </span></p>
<p><b>Bakanlıkların ortak çalışması ile hayata geçirilmesi planlanan yeni Eylem Planı içeriği hakkında malumatınız var mı?</b><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Haberimiz  yok çünkü toplantılara çağrılmıyoruz. Sahada en çok bulunan kurum olarak TKDF’nin pek çok kurumdan müteşekkil Koordinasyon Kurulları var. Bizim TKDF olarak, kolluk güçleri, yerel yönetimler, barolar, STK’lar ve Diyanet İşleri Başkanlığı gibi pek çok birimlerle işbirliğimiz var. Biz, oluşturduğumuz Whatsapp gururlarımızla, bizlere ulaşan sorunları gece gündüz demeden çözüyoruz. Yani aslında kadına yönelik şiddetin çözümüne dair heybemizde kelimelerimiz var. Ayrıca, Acil Yardım Hattı işletiyoruz. Biz, ülkemizin içinde bulunduğu  sorunun birebir tanığıyız. Bizi arayan mağdurla direkt görüşüyoruz. Özeli bizde, çözümü de bizde… Hükümet işlevsel davranamadığı için figüran konumunda… Açıkçası bizden faydalanılması işlerine ve memleket hayrına olurdu.</span></p>
<p><b>Toplantıda sizin açınızdan “yeni” ortaya konan bir öneri ya da bilgi oldu mu?</b><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Açıkçası yok. Sadece, Bakanlıkların sahada dönüşü olmayan çalışmalarına dair reklam izledik.</span></p>
<p><b>Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesinde kurum olarak sizin pozisyonunuzu, önerileriniz ve ilettiğiniz görüşleri bizimle paylaşır mısınız</b><span style="font-weight: 400;">? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu konuda biz aşağıdaki cümlelere yanıt bekledik ve şunları dile getirdik: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Eğitimden kaynaklı sorunlar yaşadığımız için Milli Eğitim Bakanlığı’nın olması gerektiğini, hatta geçmiş yıllarda Sağlık Bakanının da Komite toplantılarında olduğunu hatırlatmak, </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının yanlış anlaşıldığınI, doğrusunun ifade edilmesi gerektiğini, </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Kadın cinayeti davalarında STK’ların  müdahilliğinin kabul görülmemesinin İstanbul Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">&#8211; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatlarının yetersizliğini ve kadın cinayetleri davalarını takipte sıkıntı olduğunu,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Kadınlara şiddet durumlarında hâkimlerin aldığı tedbir kararlarının 10 güne indiğini,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">&#8211; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın kadınlarla ilgili yasal değişikliklerin tartışıldığı bir ortamda sessiz kalmasının rahatsızlık yarattığını,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-“Israrlı takip” konusunda failin cezasız kalmasına neden olan (suçun karşılığında) “cezasızlık” durumunun yarattığı sorunları,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Elektronik kelepçe konusunda denetimin arttırılması gerekliliğini,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-STK  ve baroların deneyimlerinden yararlanılması gerekliliğini, </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Nafaka konusunda yasal değişikliğe gitmek yerine, araştırma yapılarak sorunların yönetmelikle düzenlenmesi; asıl olarak tahsil edilemeyen nafaka konusuna çözüm üretilmesi gerektiğini,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-18 yaş altı evliliğin suç olmasına karşın TBMM’de erken yaş evlilikleri konusunun konuşuluyor olmasının sakıncalarını ve affa karşı olduğumuzu,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Duruşmalarda görev alan masa hâkimlerinin toplumsal cinsiyet eşitliği bilgisinden yoksun olmalarının yarattığı sorunları ve davaların bundan etkilenmesini,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Acil yardım hattımıza gelen ihbarlar konusunda bazı ASPB birim ve yetkilileri ile sorun yaşadığımızı</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Şiddet nedeniyle boşanma davası süren ya da boşanmış kişilerin yani kökeninde şiddet olan kişilerin dosyalarının uzlaşmaya gönderilmesinin ve Aile arabuluculuk sistemlerinin yanlışlığını,</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">-Kadın Bakanlığı kurulması gerekliliği taleplerimizi ilettik. </span></p>
<p><b>TKDF, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin önlenmesi konusunda ne tür çalışmalar yürütüyor? </b><span style="font-weight: 400;">  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Federasyonumuzun işlettiği bir acil yardım hattı var. Yasa yapım sürecinde bulunduğumuz için,  sahada işlemeyen mekanizmalar konusunda bilgimiz var. Bu nedenle, örneğin yeni ve güçlü bir enstrüman olarak gördüğümüz Uluslararası İstanbul Sözleşmesi konusunu barolarla çalışıyor ve illerde Koordinasyon kurulları kuruyoruz. Sözleşme’nin uygulanması açısından karşılaşılan sorunların giderilmesine katkı koyuyoruz. “Değişim yarat” adlı çalışmayla toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda yerelde toplumsal dönüşümü sağlamaya çalışıyoruz. Siyasette kadınların daha fazla yer alması adına, yerelde “Kadın Politikaları” adlı çalışmayı belediyelerle yürütüyoruz. Yerel yönetimlerde toplumsal cinsiyet eğitimleri çerçevesinde çalışmaları, barolarla işbirliği yaparak destekliyoruz. Yerel yönetimlerle protokoller imzalayarak şehirleri sorunsuz hale getirmeye çalışıyoruz. “İş Dünyası Şiddete Karşı Projesi” ile mavi ve beyaz yakalara toplumsal cinsiyet eğitimleri ve yasal haklarını öğretiyoruz. </span></p>
<p><b>Sizce, Türkiye’de kadın örgütleri arasında özellikle kadına yönelik artan şiddetin önlenmesine  ilişkin fikir birliği var mı? Aranızda fikir ayrılıkları var diyebilir miyiz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben olmadığı kadar güçlü bir birliktelik olduğuna inanlardanım. Bir yılda 377 kadının öldürüldüğü durumda, bunun tersi düşünülemez. Şimdi “birlikte güçlüyüz” sloganı zamanı…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><b>25 Kasım sizin için ne ifade ediyor</b><span style="font-weight: 400;">? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında acıyı hatırlatıyor. Düzenin ve zihniyetin değişip dönüşmediğini  bir kez daha hatırlatıyor.  Biz yıl içinde kesintisiz çalışmalar yürüttüğümüz için, kadına yönelik şiddetle mücadeleyi tek bir güne indiremiyoruz. Artan kadın cinayeti ve çocuk istismarını konuşuyor ve hükümetin bunları önlemeye dair kadın politikasızlığına tanıklık ediyorsak eğer, mesajlar ve sayılardan ziyade, 25 Kasım’da eylemselliğe dönüşen politikalar beklediğimizi söylememiz gerek.</span></p>
<p><b>Eklemek istediğiniz başka hususlar var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Söylenecek çok şey var, gündemimiz çok ağır… Erken yaş evlilikler konusunda TBMM’de af getirileceği söylemlerinin gölgesinde, tüm siyasilerden bu tecavüzlere onay vermemelerini bekliyoruz. Nafakada kazanılmış haklardan taviz verilirse kadınların ikincillestirilmesine yol açılacağını söylüyoruz. Nafaka ile ilgili geniş bir araştırma yapılması gerektiğini ve iktidarın şerhsiz-çekincesiz imzaladığı İstanbul Sözleşmesi’nin mekanizmalarını hayata geçirmesini talep ediyoruz. Biz mücadeleden vazgeçmeyiz. Çünkü biliyoruz ki mücadele kazandırır!</span></p>
<p><b>Resmi veriler ne söylüyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadına Yönelik Şiddeti İzleme Komitesi sırasında Türkiye’de kadına yönelik şiddete ilişkin</span> <span style="font-weight: 400;">açıklanan resmi verilerin bazıları şu şekilde;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211; </span><span style="font-weight: 400;">118 bin polis, 12 bine yakın jandarma personeli, 100 bini aşkın sağlık personeli ve yaklaşık 87 bin din görevlisine olmak üzere, toplam 300 bini aşkın kamu görevlisine kadına yönelik şiddetin önlenmesi için eğitim verildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-ACSHB, 100 bini aşkın kadına şiddet davasına müdahil oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Kadına Destek Uygulaması’nı (KADES) indiren kişi sayısı yaklaşık 350 bin; gelen ihbar sayısı 16 bin 51, ihbarlarda gerçeklik oranı yaklaşık yüzde 50. Uygulamanın başladığı 24 Mart 2018’den itibaren, 8 bin kadın polisin müdahalesiyle kurtarıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Kadın cinayetlerinin en çok işlendiği mekân yüzde 72.8’lik oranla kadının evi; faili meçhul bir kadın cinayeti söz konusu değil. Suçluların yüzde 82.4’ü yakalandı, yüzde 16.2’si ise olayı müteakip intihar etti. Faillerin yüzde 86,5&#8217;inin cinayet öncesi  sabıka kaydı yok. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Kadın cinayeti işleyenlerin yüzde 69’u ilk ve ortaokul mezunu: eğitim durumu yükseldikçe kadın cinayetine karışma oranı azalıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Türkiye’de 2016-2019 Ağustos ayları arasında öldürülen kadın sayısı bin 167: bunlardan sadece 76 tanesi hakkında koruma kararı verildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Faillerin yüzde 63.5’inin eş veya partner, yüzde 32’si ise akraba.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-2019 yılında 174 bin 958 kişi hakkında, 509 bin 172 farklı tedbir kararı alındı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Kişi başına düşen kadın cinayeti sayısı bakımından İngiltere, Fransa, Japonya gibi ülkeler 1.8-2 bandında iken Türkiye bu sıralamada 2019 verilerine göre 3.6 bandında yer. Kadına karşı şiddetin en yüksek olduğu ülke yüzde 52 ile Danimarka.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/25/kadina-yonelik-artan-siddet-ve-ortak-mucadele-zemini/">Kadına Yönelik Artan Şiddet Ve Ortak Mücadele Zemini  </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyanet Manevi Danışmanlara &#8220;Cinsel Yönelim ve Cinsel Kimliğe Duyarlı Olun&#8221; Dedi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/13/diyanet-manevi-danismanlara-cinsel-yonelim-ve-cinsel-kimlige-duyarli-olun-dedi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2018 09:37:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Yönelim]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[diyanet]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Mesleki Yeterlilik Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[Ulusal Meslek Standartları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30447</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyanet'in Manevi Danışmanlar Ulusal Meslek Standartları arasında “hizmet alanların cinsel yönelim, cinsel kimliğine duyarlı olmak” maddesi yer aldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/13/diyanet-manevi-danismanlara-cinsel-yonelim-ve-cinsel-kimlige-duyarli-olun-dedi/">Diyanet Manevi Danışmanlara &#8220;Cinsel Yönelim ve Cinsel Kimliğe Duyarlı Olun&#8221; Dedi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yeni hazırladığı Manevi Danışmanlar Ulusal Meslek Standartları arasında “hizmet alanların cinsel yönelim, cinsel kimliğine duyarlı olmak” maddesi yer aldı.</p>
<p>Diyanet’in hazırladığı meslek standartları belgesinde, öğrenci yurtları, eğitim kurumları, gençlik merkezleri ve kampları, ceza infaz kurumları, sağlık kuruluşları, sosyal hizmet kurumları ve benzeri yerlerde verdiği çalışan altıncı seviye manevi danışmanların meslek tanımı, görevleri, başarım ölçütleri sıralanıyor.</p>
<p>Ulusal Meslek Standartları kapsamında manevi danışmanların tutum ve davranış standartları arasında “Hizmet alanların sosyal, kültürel, etnik, cinsel yönelim, cinsel kimlik ve engel durumlarına duyarlı  olmak” maddesi yer aldı.</p>
<p>Mesleki Yeterlilik Kurumu ve Diyanet’in ortak hazırladığı Manevi Danışman Ulusal Meslek Standardı hakkında, sektördeki paydaşların 5 Ekim’e kadar değerlendirme göndermesi bekleniyor. Belgeye, bu görüş ve değerlendirmeler ışığında son hali verilecek.</p>
<p><a href="http://dinhizmetleri.diyanet.gov.tr/Documents/manevi%20danisman%20ums.pdf" target="_blank" rel="noopener">Ulusal Meslek Standardına göre</a>, manevi danışmanların tutum ve davranışları şöyle sıralanıyor:</p>
<table border="0">
<tbody>
<tr>
<td>1. Belirsizlik durumlarına karşı tahammül göstermek</p>
<p>2.  Çalışma ortamındaki ilişkilerinde olumlu ve duyarlı olmak</p>
<p>3.  Çalışma zamanını işe uygun şekilde etkili ve verimli kullanmak</p>
<p>4.   Çevreyi korumaya karşı duyarlı olmak</p>
<p>5.   Geri bildirimlere ve eleştirilere açık olmak</p>
<p>6.   Hizmet alanların sosyal, kültürel, etnik, cinsel yönelim, cinsel kimlik ve engel durumlarına duyarlı olmak</p>
<p>7.   Hizmet sürecinde motive edici, destekleyici tutumunu sürdürmek</p>
<p>8.   Hizmet süreçlerinde kaliteye önem vermek</p>
<p>9.   Hizmet süreçlerini etik ve yasal kurallara uygun yürütmek</p>
<p>10. İlgili meslek elemanları ile işbirliği içinde uyumlu çalışmak</p>
<p>11. İş disiplini sağlamada doğru, etkili davranış ve tutumlara sahip olmak</p>
<p>12. İş sağlığı ve güvenliği düzenlemelerini benimsemek</p>
<p>13. Kendi beden ve ruh sağlığını korumaya önem vermek</p>
<p>14. Mesleğine ilişkin konularda paylaşımcı olmak</p>
<p>15. Mesleğine ilişkin yeniliklere ve yeni fikirlere açık olmak</p>
<p>16. Mesleki gelişimini sürdürmeye önem vermek</p>
<p>17. Olaylar ve durumlar karşısında esnek ve olumlu davranış ve tutuma sahip olmak</p>
<p>18. Sosyal sorumluluk çalışmalarına katılımda istekli olmak</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: <a href="http://bianet.org/bianet/lgbti/200758-diyanet-manevi-danismanlara-cinsel-yonelim-ve-cinsel-kimlige-duyarli-olun-dedi" target="_blank" rel="noopener">Bianet</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/13/diyanet-manevi-danismanlara-cinsel-yonelim-ve-cinsel-kimlige-duyarli-olun-dedi/">Diyanet Manevi Danışmanlara &#8220;Cinsel Yönelim ve Cinsel Kimliğe Duyarlı Olun&#8221; Dedi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevi Açılımı Neden Açılamıyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/04/30/alevi-acilimi-acilamiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynel Lüle]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Apr 2018 14:13:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Kimlik - İnanç]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[Cemevi]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=26178</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birçok kez hükümetlerin gerek düzenlenen özel yemekler, gerekse dönemin bazı bakanları tarafından gerçekleşen ‘Çalıştaylar’ sonrası gündeme gelen ‘Alevi Açılımı’ neden sonuçsuz kalıyor? Neden AK Parti Hükümetleri bu sorunu çözümleyemedi ve bu ülkeden talep edilen ‘Makul İstekler’ karşılanamadı?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/04/30/alevi-acilimi-acilamiyor/">Alevi Açılımı Neden Açılamıyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Önce Recep Tayyip Erdoğan, daha sonra Ahmet Davutoğlu ve son olarak Binali Yıldırım Hükümetlerinin sunduğu ‘Eylem Planları’ arasında yer alan ‘Cem evlerine hukuki statü’ tanınması konusu neden çözülemiyor? Bu konuda tıkanma nerede ve neden hükümetin gücü bu sorunu çözmeye yetmiyor?</p>
<p>Bu konu üstelik sadece Alevilerin beklentisi değil, aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararı… Yani Türkiye uluslararası hukukun gereğini de hala neden yerine getiremiyor?</p>
<p><strong>Eylem planları</strong></p>
<p>Hükümetler açıkladıkları eylem planlarında (Erdoğan, Davutoğlu ve Yıldırım Başbakanlıklarında oluşan hükümetlerin eylem planları) yer vermelerine rağmen somut adım atamadılar. Asıl tıkanma, cem evlerinin ne şekilde tanımlanacağında yaşanıyor. . Yani bu kurumlara, ‘ibadethane’ tanımı mı verilecek, yoksa ‘kültür evi’ veya ‘kültür merkezi’ gibi tanımlamalarla mı geçiştirilecek? Aleviler ilk seçeneğin dışındaki tanımlamalara kesinlikle karşı çıkıyorlar.</p>
<p>AİHM’in de kararı bu yönde. Cem Evleri’nin ‘İbadethane’ olarak tanımlanması, Camiler dışında bir ‘ibadet’ yerinin varlığının kabullenmesi anlamına geliyor. İşte hükümet burada zorlanıyor. Çünkü bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan Cem Evleri’nin ibadet yeri olarak tanınmasına çeşitli tarihlerde farklı üsluplarla karşı çıktı. 2013’teki bir toplantıda, <em>&#8220;İslam&#8217;da ibadet yeri camidir. Cem evleri kültürel mekanlardır. Siz hiç Hristiyanlıkta kilise dışında bir ibadet yeri duydunuz mu?” demişti. Bir yıl sonra ise bizzat Alevi toplumu temsilcileriyle bir araya geldiği bir ‘İftar’ yemeğinde biraz daha yumuşak üslupla şunları söylemişti: “</em>Alevi kardeşlerim Cem evine ibadethane diyorsa, benim itirazım olmaz. Ama şahsi görüşüm, böyle bir yasal statü İslamiyet&#8217;te bölünmeye sebep olur”.</p>
<p>Yani Erdoğan, farklı üsluplarla da olsa Cem Evleri’ne yönelik ‘İbadethane’ tanımlamasına kesinlikle karşı çıktı ve çıkıyor. Dolayısıyla bu konuda Ankara’nın kafası karışık.</p>
<p>Aleviler “Bizi tanımlamayın” dediğinde Ankara bir yandan dinsel olanla kültürel olanı, kültürel olanla ideolojik olanı, ideolojik olanla mezhebi düşünüyor. Cem Evleri’ne Camiler benzeri bir statü verilmesi konusuna çözüm getiremiyor.  Bu durumda Cem Evleri’ne Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde nasıl bir yer verileceği, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kendi içinde nasıl bir organizasyonu gerekeceği sorusuna cevap bulunamıyor.</p>
<p><strong>İrfan Merkezleri</strong></p>
<p><strong> </strong>Bu arada hükümetlerin ‘reform’ adında ortaya konulan planlarda, ‘geleneksel irfan merkezleri’ne getirilmek istenen tanımlar arasında Cem Evleri’ne yer verip verilemeyeceği de tartışılıyor. Kapatılan dergâh ve ocaklara getirilmek istenen yeni tanımlar, bu merkezlerin yeniden açılması çerçevesinde cem evlerinin dergâh veya ocakların içinde faaliyet göstermesi de tartışılıyor. Ancak burada da  nerenin cem evi, nerenin ocak, kimin dede olup olmadığına nasıl karar verileceği bilinmiyor.  Cem evlerini kültür evi, kültür merkezi olarak tanımlamak ise Kültür Bakanlığı ile bağlantılamak anlamına geliyor ki Aleviler buna kesin bir dille karşı çıkıyor.</p>
<p><strong>Dedelerin Hukuki konumları</strong></p>
<p><strong> </strong>Çözümsüz kalan ve Alevilerin taleplerinin karşılanamadığı bir diğer konuyu ise dedelerin hukuki durumları oluşturuyor. Dedeler devletten maaş alacaklar mı?  Bu durum bazı Aleviler tarafından ‘olumsuz’ karşılanıyor. Dedelerin eğitimi nasıl sağlanacak, kim sağlayacak? Devlet katında nasıl tanımlanacak? Cevaplandırılması gereken soruların başında yer alıyor.</p>
<p>Aynı zamanda AİHM’de de dava konusu olan ve Türkiye’nin mahkûm olduğu Cem Evleri’nin camiler gibi elektrik ve su paralarının devlet tarafından ödenmesi de ortada duruyor. Bunun için Hükümetin İmar Kanunu, Belediye Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanunu’nda değişiklikler yapması gerekiyor. Bu değişiklikler ile ruhsatı olmayan cem evleri sorununun çözülmesi, yıkılma tehlikesi altında olanların korumaya alınması, cem evlerinin elektrik ve su ücreti ödememesi hedefleniyor.</p>
<p><strong>Din dersleri</strong></p>
<p><strong> </strong>Bir de yine AİHM’de Türkiye’nin mahkum olduğu din dersleri konusu önemli bir sorun olarak ortada duruyor. Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde bunun için önemli bir düzenleme yapmak gerekiyor. Alevi inancına sahip öğrenciler için ayrı bir ders mi olacak yoksa zorunlu din dersinin içeriği mi güncellenecek? Bu içerik Alevileri ne kadar tatmin edecek?</p>
<p>Bütün bu konular, bugüne kadar yapılan ‘Alevi Çalıştayları’nın sonuçsuz kalmasına, gelip geçen hükümetlerin dillerinden düşmeyen ‘Alevi Açılımı’nın, hükümet eylem planları sayfalarında yer alan unsurlar olarak kalmasına neden oldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Açılımlar bir türlü açılamadı…</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/04/30/alevi-acilimi-acilamiyor/">Alevi Açılımı Neden Açılamıyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rakamlarla 28 Şubat</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2016/03/01/rakamlarla-28-subat/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esmanur Şamiloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Mar 2016 09:56:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim Bir Sen]]></category>
		<category><![CDATA[Öğretmenler ve Öğretim Görevlileri]]></category>
		<category><![CDATA[TSK Çalışanları]]></category>
		<category><![CDATA[Vakıflar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=3191</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eğitim-Bir-Sen tarafından Şubat 2014’te hazırlanan “Rakamlarla 28 Şubat Raporu” 28 Şubat döneminde fişlenen, soruşturma geçiren, işten atılan, yargılanan, cezaevine konulan kamu personelinin ve kapatılan vakıfların rakamsal dökümünü yapıyor. Bu verilere baktığımızda 28 Şubat’ın Türkiye’nin insan hakları ve sivil toplum tarihinde ciddi bir kırılma noktası olduğunu görüyoruz. Binlerce kişinin eğitim ve çalışma haklarının ihlal edilmesi bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/03/01/rakamlarla-28-subat/">Rakamlarla 28 Şubat</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Eğitim-Bir-Sen tarafından Şubat 2014’te hazırlanan “Rakamlarla 28 Şubat Raporu” 28 Şubat döneminde fişlenen, soruşturma geçiren, işten atılan, yargılanan, cezaevine konulan kamu personelinin ve kapatılan vakıfların rakamsal dökümünü yapıyor.</h3>
<p>Bu verilere baktığımızda 28 Şubat’ın Türkiye’nin insan hakları ve sivil toplum tarihinde ciddi bir kırılma noktası olduğunu görüyoruz. Binlerce kişinin eğitim ve çalışma haklarının ihlal edilmesi bir yana, fikir ve inanç özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü gibi en temel özgürlükler de bizzat devlet tarafından çiğnenmişti.</p>
<p>Fişlenen, istifa etmek durumunda kalan, görevine son verilen 28 Şubat mağdurlarının rakamları -ulaşılabildiği kadarıyla- şu şekilde:</p>
<h4><strong>Öğretmenler ve Öğretim Görevlileri</strong></h4>
<ul>
<li>1997-2001 yılları arasında <span style="color: #d66324;"><strong>istifa eden öğretmen sayısı</strong></span> (yaklaşık): <span style="color: #d66324;"><strong>11.000</strong></span></li>
<li>1997-2001 tarihleri arasında <span style="color: #d66324;"><strong>görevine son verilen öğretmen sayısı</strong></span>: <strong><span style="color: #d66324;">3.527</span></strong></li>
<li>1997-2001 tarihleri arasında kılık-kıyafet / fişlemeler nedeniyle <strong><span style="color: #d66324;">disiplin cezası alan öğretmen sayısı</span> </strong>(memurluktan çıkarma hariç): <strong><span style="color: #d66324;">11.890</span></strong></li>
<li>1997-2001 tarihleri arasında kılık-kıyafet / fişlemeler nedeniyle <strong><span style="color: #d66324;">disiplin soruşturmasına uğrayan öğretmen sayısı</span></strong>: <strong><span style="color: #d66324;">33.271</span></strong></li>
<li>MİT tarafından <strong><span style="color: #d66324;">irticacı olarak fişlenen öğretmen sayısı</span></strong>: <strong><span style="color: #d66324;">949</span></strong></li>
<li>28 Şubat sürecinde <strong><span style="color: #d66324;">fişlenen Milli Eğitim Bakanlığı personeli sayısı</span></strong>: <strong><span style="color: #d66324;">4.625</span></strong></li>
<li>MİT tarafından <strong><span style="color: #d66324;">irticacı olarak fişlenen öğretim görevlisi sayısı</span></strong>: <strong><span style="color: #d66324;">418</span></strong></li>
<li>Kılık – kıyafet yasağı nedeniyle kamu görevinden çıkarılan <strong><span style="color: #d66324;">yükseköğretim kurumları personeli sayısı</span></strong>: <strong><span style="color: #d66324;">139</span></strong></li>
</ul>
<h4><strong>TSK Çalışanları, Kaymakamlar, Emniyet Mensupları</strong></h4>
<ul>
<li>1990-2011 yılları arasında “irtica” suçlamasıyla YAŞ kararlarıyla TSK’dan <strong><span style="color: #d66324;">atılan personel sayısı</span></strong>: <strong><span style="color: #d66324;">1.635</span></strong></li>
<li>İrtica gerekçesiyle <strong><span style="color: #d66324;">hakkında rapor tanzim edilen vali / kaymakam sayısı</span></strong>: <strong><span style="color: #d66324;">210</span></strong></li>
<li>Kaymakamlıktan <strong><span style="color: #d66324;">el çektirilen kaymakam sayısı</span></strong>: <strong><span style="color: #d66324;">71</span></strong></li>
<li>Hakkında <strong><span style="color: #d66324;">inceleme başlatılan emniyet mensubu sayısı</span></strong>: <strong><span style="color: #d66324;">331</span></strong></li>
<li>İdari cezaya uğrayan <strong><span style="color: #d66324;">emniyet mensubu sayısı</span></strong>: <strong><span style="color: #d66324;">53</span></strong></li>
</ul>
<h4><strong>Diyanet İşleri Başkanlığı’nda Çalışanlar</strong></h4>
<ul>
<li>İrtica gerekçesiyle <strong><span style="color: #d66324;">disiplin cezası verilen Diyanet personeli sayısı</span></strong>: <strong><span style="color: #d66324;">396</span></strong></li>
<li>İrtica gerekçesiyle <strong><span style="color: #d66324;">meslekten atılan Diyanet personeli sayısı</span></strong>: <strong><span style="color: #d66324;">128</span></strong></li>
</ul>
<h4><strong>Vakıflar</strong></h4>
<ul>
<li>İrticai faaliyette bulunduğu gerekçesiyle kapatılan vakıfların <strong><span style="color: #d66324;">el konulan taşınmazlarının sayısı</span></strong>: <strong><span style="color: #d66324;">187</span></strong></li>
<li>İrticai faaliyette bulunduğu gerekçesiyle <strong><span style="color: #d66324;">kapatılan vakıf sayısı</span></strong>: <strong><span style="color: #d66324;">21</span></strong></li>
</ul>
<p>Rakamlarla 28 Şubat Raporu’na ulaşmak için <a href="http://www.egitimbirsen.org.tr/ebs_files/files/yayinlarimiz/28_subat_rapor_web.pdf">tıklayınız</a>.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/03/01/rakamlarla-28-subat/">Rakamlarla 28 Şubat</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
