<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dissensus arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/dissensus/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/dissensus/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 14 Jun 2019 07:23:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Dissensus arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/dissensus/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>“Ne İnkar, Ne İtiraf, Bu Yalnızca Sitem”: AK Partililerin Şikayeti</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/14/ne-inkar-ne-itiraf-bu-yalnizca-sitem-ak-partililerin-sikayeti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dissensus Araştırma]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Jun 2019 07:23:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Ak Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Dissensus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39633</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birçok yorumcu 31 Mart seçim sonuçlarının AK Parti’den kopma anlamı taşımaktan ziyade bir ihtar mahiyetinde olduğunu öne sürdü. Seçimler öncesinde Dissensus Araştırma olarak gerçekleştirdiğimiz ekonomik kriz ve duygular araştırması ihtardan ziyade bir şikayet durumu ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Bu durumu şikayet olarak tanımlamak şikayetin nasıl bir ilişkilenme biçimi olduğunun da altını çizmeyi gerektiriyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/14/ne-inkar-ne-itiraf-bu-yalnizca-sitem-ak-partililerin-sikayeti/">“Ne İnkar, Ne İtiraf, Bu Yalnızca Sitem”: AK Partililerin Şikayeti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şikayet <strong>güçsüz olanın</strong> sesini duyurmasının bir biçimidir. İçinde yaşadığı koşulları değiştirme olanağı olmayanların giriştiği bir davranış şekli olarak şikayetin ne bir tarihçesi ne de birikip ciddi bir söyleme dönüşme ihtimali vardır. Kendisine yapılan haksızlığı bir anlık dile getirip unutma eylemidir şikayet; hayatın akışı içinde bir parantez… Bu tarz eylemenin bir farklılık yaratma gücünden yoksun olması, sonunda bunun bir mızmızlanma olarak duyulmasına yol açar.</p>
<blockquote><p>Şikayet güçsüzlerin güçsüzlüklerinin aleniyet kazanmasıdır.</p></blockquote>
<p>Şikayetin muhatapları yapısal bir değişim yapmak zorunda hissetmezler kendilerini. Zira ağızlara bir iki parmak bal çalıp, geçiştirilebilecek bir itiraz biçimidir söz konusu olan. Şikayet güçsüzlerin güçsüzlüklerinin aleniyet kazanmasıdır. Şikayetin önemli bir tarafı daha vardır; yaşanan sıkıntıları toplumda genel olarak kabul görmüş söylemler vasıtasıyla aktarabilir ancak. Her şikayet ancak herkes tarafından kabul gören, toplumun kültürel, dini ya da milli söylem kalıpları vasıtasıyla dillendirilebilir. Bu şekilde tesis edilen düşünsel sarmalanma, görüşmecilerin mevcut durumdan uzaklaşma isteğine rağmen herhangi bir alternatifi düşünememe sonucunu doğuruyor. Bu açıdan şikayet, görüşmecilerin AK Parti’den uzaklaşsalar da nereye gideceklerini bilememe haline de işaret ediyor.</p>
<blockquote><p>Şikayet, görüşmecilerin AK Parti’den uzaklaşsalar da nereye gideceklerini bilememe haline işaret ediyor.</p></blockquote>
<p><strong>AK Parti’ye sadık olanlar,</strong> partilerinin açıklarını görseler de, bu açıkları kapatma ya da bunların sebeplerini açıklayarak faturanın partiye yüklenmesini engelleme yoluna gidiyorlar. Örneğin, pahalılığı bir sorun addetseler de, sorumlunun dış güçler ya da aracılar olduğunu, partinin eninde sonunda bunun üstesinden geleceğine inandıklarını söylüyorlar: Araştırmamıza katılan kişilerin bir kısmını <strong>AK Parti’ye sadık </strong>(sabırlı umutlular), bir kısmını <strong>AK Parti’yi eleştiren ama kopma eğilimi taşımayan </strong>(sabırlı karamsarlar), bir kısmını da <strong>AK Parti’den kopma eğiliminde olan ya da hali hazır hazırda kopmuş olanlar </strong>(telaşlı karamsarlar) olarak tanımlamak mümkün.</p>
<p>“Cumhurbaşkanı ruhani bir şey değil. Her an her yerde olamaz, onun elinde değil, onun bilgisi dışında kötü şeyler yapıyorlar, halbuki herkes üzerine düşen vazifeyi yapsa&#8230;”</p>
<p>Bir diğer savunma yöntemiyse, “Ne olursa olsun,” mantığında bir inanç/mecburiyet söylemi:</p>
<p>“Ama aynı gemideyiz. Bir şekilde ülkemizi kalkındırmak zorundayız, şartlar ne olursa olsun.”</p>
<p><strong>AK Parti’yi eleştiren ama kopma eğilimi taşımayanların </strong>şikayet ve eleştirileri biraz daha sert. Bu kişilere göre yaşanan ekonomik sorunların sorumlusu AK Parti’den başkası değil. Hemşehricilik yapıp yakınlarını kayırmaları, astronomik maaşları ve geniş imkanları, ülkeye Suriyelileri “doldurmaları” vb. konular yaygın şikayet konuları. Ne var ki bu şikayet ve eleştiriler kısık sesle söylenen bir söz olarak değerlendirilebilecek söylemler:</p>
<p>“Türkiye ekonomisi çok sağlam değil. Ben şu anda hükümetimizi sorumlu tutuyorum, hükümet suçlu. Tayyip Erdoğan’ın ani yorumları çıkışları gerçekten doları etkiliyor. Bir de şöyle, sözüne sadık kalamıyor.”</p>
<p>Bu kategorideki görüşmeciler için hükümet hatalı olsa da, muhalefet daha hatalıdır. Bu yüzden de ne partiden tamamen kopuyorlar ne de başka bir partiye oy veriyorlar:</p>
<p>“Normalde güçlü bir muhalefet yönetimi daha güçlendirir, ama bizim kötü muhalefet yönetimi hep güçlendiriyor.”</p>
<p><strong>AK Parti’den kopma eğiliminde olan ya da hali hazırda kopmuş olanlar, </strong>şikayet etmenin bile artık lüzumsuz olduğunu hissettiriyor, bir tür vaz geçmişlik içinden konuşuyorlar. Herhangi bir alternatif de göremedikleri için başka bir partiyi desteklemek yerine evlerinde oturmayı tercih ediyorlar.</p>
<p>“Boş&#8230; Etkisiz&#8230; E ne yapıyorlar ki? Yapmıyorlar bir şey. Sadece gösteriş&#8230;”</p>
<p>Bu kategorideki görüşmecilerin diğerlerinden en büyük farkları soru sormaları:</p>
<p>“Tek parti iyi mi, kötü mü? Bir yandan hızlı karar alma ve istikrar, öte yandan haksızlıklara karşı hiçbir şey yapılamıyor. “</p>
<p>Bu gruba göre, partinin eski başarıları da erozyona uğramış durumda:</p>
<p>“Eskiden özele de gidebiliyordun, ama şimdi para yok diye AKP bizi tekrar devlet hastanelerine yönlendirdi.”</p>
<blockquote><p>İnsanlar hem şikayet edip hem de eski aidiyetlerini sürdürebiliyorlar.</p></blockquote>
<p>Özetle, görüşmecilerimizin en sık gündeme getirdikleri tutum, eleştiri ve şikayet oldu. Gündelik hayattan kaynaklanan şikayet hareketli bir alana işaret ediyor. İnsanlar bu noktada heyecanla tartışıp görüş bildiriyorlar ve bunu daha çok AK Parti’den hali hazırda kopmuş olan, kopma eğilimi taşıyan ya da AK Partili olmayanlar yapıyor. Sabırlı umutlular, yani AK Parti’nin kemikleşmiş seçmeni, şikayet etmekten çok, en fazla memnuniyetsizliklerini dile getiriyorlar. Gündelik hayatta kriz olduğunu görseler bile, bunu partiye mal etmeyerek parti aidiyetlerini sürdürme imkanı buluyorlar.</p>
<blockquote><p>Şikayet söylemleri AK Parti’den uzaklaşma eğilimine meydan vermemekte; yöneten ile vatandaş arasındaki ilişkinin eşitsiz, çocuklaştırıcı bir biçimde devam etmesini mümkün kılmaktadır.</p></blockquote>
<p>İlginç olan AK Parti’den hali hazırda kopmuş olan ya da kopma eğilimi taşıyanlarla, şikayet etseler bile partilerinden kopmayanların şikayet etme oranlarının aşağı yukarı aynı olması. Bizce bu durum şikayetin kalıcı bir etki yaratmaktan uzak bir eyleme ve söyleme haline işaret ettiğini göstermektedir. Başka bir deyişle, insanlar hem şikayet edip hem de eski aidiyetlerini sürdürebiliyorlar. Bununla birlikte üzerinde durulması gereken ikinci nokta ise şikayetin dile getirilmesinde kullanılan kültürel, dini ya da milli söylem kalıplarının kişiyi tekrardan var olan hegemonik söyleme taşıyor olmasıdır. Dolayısıyla söz konusunu şikayet söylemleri AK Parti’den uzaklaşma eğilimine meydan vermemekte; yöneten ile vatandaş arasındaki ilişkinin eşitsiz, çocuklaştırıcı bir biçimde devam etmesini mümkün kılmaktadır.</p>
<p>* Dissensus disiplinlerarası araştırmalar yürüten bir kollektiftir. Dissensus ürettiği bilginin aynı anda pek çok yöne aktığının farkında olan bir grup antropolog, ekonomist, siyaset bilimci, sosyolog ve tarihçiden oluşur. Muhalif olma anlamındaki <em>dissent</em> ile uzlaşı anlamındaki <em>consensus</em> kelimelerinin birleşiminden oluşan Dissensus belirsizlik ve çelişkilerin çoğalttığı imkanları görme yollarını arar. Gündelik hayatı şekillendiren duygu, deneyim, davranış ve düşüncelerin çokluğuna nüfuz ederek görmenin, anlamanın ve söz üretmenin yeni biçimlerinin peşindedir.</p>
<p>* Bu yazı 4 Haziran 2019’da Gazete Duvar’da yayınlanan yazının kısaltılmış halidir.</p>
<p>* Araştırmaya desteğinden ötürü Yaşama Dair Vakıf’a (YADA) teşekkür ederiz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/14/ne-inkar-ne-itiraf-bu-yalnizca-sitem-ak-partililerin-sikayeti/">“Ne İnkar, Ne İtiraf, Bu Yalnızca Sitem”: AK Partililerin Şikayeti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekonomik Kriz Derinleşirken Ak Partili Olmak&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/13/ekonomik-kriz-derinlesirken-ak-partili-olmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dissensus Araştırma]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 May 2019 08:01:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[31 Mart Yerel Seçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ak Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Dissensus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38558</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araştırmanın bulgularına göre AK Parti’ye bağlılık üç şekilde ortaya konuluyor: şükretmek, nankörlük etmemek, kurtarıcı bir baba figürüne güvenmek. Bu bağlılık ifadeleri seçmenle seçilen arasındaki ilişkiyi kişisel bir düzleme çekiyor ve hiyerarşik bir ilişkiye işaret ediyor. Şükreden, kendinden daha güçlü olanın varlığını bir lütuf olarak görüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/13/ekonomik-kriz-derinlesirken-ak-partili-olmak/">Ekonomik Kriz Derinleşirken Ak Partili Olmak&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="#_ftn2" name="_ftnref2"></a>“Sıkıntı yoksa sıkıntı var demektir.”<br />
Çukur</p>
<p>31 Mart yerel seçimlerinden önce, 2019 Ocak ve Şubat aylarında, yaşanan ekonomik kriz hakkında İstanbul’un 9 farklı ilçesinde niteliksel bir saha araştırması yürüttük. Bu araştırmada insanların krizle ilgili duygularına odaklandık. Çünkü duygular insanların siyasi tercihlerini, tutumlarını, inançlarını ve en önemlisi de sıkıntılarla başa çıkma biçimlerini etkiler. Siyasi partilerin ekonomi politikaları ve krize dair açıklamalarının görüşmecilerde ne tür duygular uyandırdığını inceledik.</p>
<p>Görüşmecilerimiz ağırlıklı olarak AK Parti&#8217;ye desteğini açıkça ifade eden, alt ve alt-orta sınıflara mensup, farklı yaş, toplumsal cinsiyet, aile yapıları ve mesleklere sahip olan kişilerden oluşmaktadır. AK Parti destekçilerinin bir bölümü mevcut durumu kriz olarak tanımlamaktan kaçınmaktalar. Bir görüşmecinin ekonomik krize dair, “Hiç yok desem de yine var diyorum,” ifadesi buna örnektir. Krizin var olduğunu söylemenin, ekonomik krizin etkilerini arttıracağından çekinmektedirler.</p>
<blockquote><p>AK Parti destekçileri ekonomik krizi, kriz olarak tanımlamaktan kaçınıyor</p></blockquote>
<p>Hükümetin sorumlu olduğu bir ekonomik krizden bahsetmeseler de, yaşanan ekonomik sıkıntılardan çeşitli aktörleri sorumlu tutuyorlar. Ak Parti söylemlerine uygun olarak itham ettikleri bu sorumlular dış güçler de olabilir; gündelik hayatta karşılaştıkları aktörler de olabilir. “Aracılar” diye genelleştirilen bu gündelik hayat aktörleri, siyasi veya ekonomik rant peşinde koşanlardan kabzımal ya da mahalledeki manava kadar çeşitlilik göstermektedir.</p>
<p><strong>Umuttan Karamsarlığa Duygular</strong></p>
<p>Görüşmecilerin krize ilişkin duygularını umutlu olmaktan karamsar olmaya kadar giden bir eksen üzerinde ele aldık. Umut arttıkça krizin siyasi boyutu, karamsarlık arttıkça ekonomik boyutu öne çıkıyor. İnsanlar, yaşanan zorlukların algı yönetiminden, ya da dış güçlerin oyunlarından kaynaklandığını düşündükleri için umutlu kalabiliyorlar. Umut, lidere olan inanç ve güvenden besleniyor. Görüşmecilere göre Türkiye iyi bir şekilde yönetildiği ve ekonomi iyiye gittiği için dış güçlerin hedefi haline gelmektedir. AK Parti destekçilerinin liderlerine duyduğu güven umudu beslerken, umut da sabır gerektirmektedir. Umutlulara göre yeterince sabredilirse muhakkak Türkiye güçlenecektir.</p>
<blockquote><p>Umut arttıkça krizin siyasi boyutu, karamsarlık arttıkça krizin ekonomik boyutu öne çıkıyor.</p></blockquote>
<p>Karamsarlar ise gelecekte kendilerini ve ülkeyi daha zor günlerin beklediğini düşünüyorlar. Karamsarlar, çocuklarının eğitiminden, yatırım araçlarını kullanma stratejilerine kadar giden bir güvensizlik ve bu güvensizliğin yarattığı bir endişe durumu tarif ediyorlar. Bu endişe durumunu ortaya çıkaran nedenler arasında liderin ani çıkışları, hükümet politikalarının uzmanlığa dayanmaması, “gözü ülkemizde olan” dış güçler ve bölgesel savaşlar gibi pek çok etken dile getiriliyor. Bunların yanı sıra ekonomik belirsizlik de karamsarlık ve güvensizlik duygusunu artırıyor.</p>
<p><strong>Sabırdan Telaşa Davranışlar</strong></p>
<p>Kriz durumunda görüşmeciler sabırdan telaşa kadar uzanan çeşitli davranışlarda bulunuyorlar. Sabırlılar, AK Parti’ye ve en önemlisi liderine duydukları güvenle bekliyorlar, ihtiyaçlarını erteliyorlar, “lüks”lerini kısıyorlar, kısacası idare etmeye çalışıyorlar.</p>
<p>Telaşlılar ise ekonominin daha da kötüye gidebileceği endişesini taşıyorlar ve bu durumda ellerinde olan kısıtlı imkânları da kaybetmemek için çabalıyorlar. Daha ucuza sebze almak için pazar, manav ve market arasında mekik dokumak, işini kaybetmemek veya gelirini artırmak için fazladan mesaiye kalmak, borcu borçla kapatmak, varsa birikimini altın, döviz hareketlerine göre oradan oraya kaydırmak bu davranışların bazıları.</p>
<p>Davranışlarla duyguları yan yana düşündüğümüzde umutluların pek telaş etmeyip sabırla beklediklerini, karamsarların bir kısmının idare etmeye çalışır halde bekleyip, bir kısmının ise telaşla ne yapacağını bilemeden çeşitli önlemler almaya çalıştıklarını görüyoruz.</p>
<blockquote><p>Umutla sabreden kişinin AK Parti ile bağı oldukça güçlü iken; karamsarlıkla sabreden kişinin bağı, kopmasa bile, nispeten zayıflamış gözüküyor.</p></blockquote>
<p>AK Parti’yi destekleyenlerin çoğu sabrediyorlar. Bu nedenle AK Parti ile bağlarında büyük bir değişiklik olması zor. Ancak, umutla sabreden kişinin AK Parti ile bağı oldukça güçlü iken; karamsarlıkla sabreden kişinin bağı, kopmasa bile, nispeten zayıflamış gözüküyor.</p>
<p><strong>Şükran, Nankörlük, Güven</strong></p>
<p><strong> </strong>Bu araştırmanın bulgularına göre AK Parti’ye bağlılık üç şekilde ortaya konuluyor: şükretmek, nankörlük etmemek, kurtarıcı bir baba figürüne güvenmek. Bu bağlılık ifadeleri seçmenle seçilen arasındaki ilişkiyi kişisel bir düzleme çekiyor ve hiyerarşik bir ilişkiye işaret ediyor. Şükreden, kendinden daha güçlü olanın varlığını bir lütuf olarak görüyor.</p>
<p>Nankörlük etmeme ifadesi, şükür etme halini bir adım daha ileriye götürerek bir seçim olmaktan çıkarıp zorunlu kılıyor. Şükretme ve nankörlük etmeme çabasının ima ettiği iyilik yapan ve iyilik bulan ayrımı, iyilik göreni borçlu, iyilik yapanı da alacaklı konumuna oturtuyor.</p>
<blockquote><p>Kurtaracaksa Babamız Kurtaracak</p></blockquote>
<p>“Kurtaracaksa babamız kurtaracak,” sözü yöneten-yönetilen ilişkisini bir baba-evlat ilişkisine dönüştürüyor. Yönetim ilişkisini kurtulmayı bekleyen çocuklaştırılmış vatandaş ile kurtarıcı baba arasında bir ilişki olarak görmek, vatandaşın zor bir durumla karşı karşıya kaldığını hissettiğini gösteriyor. Vatandaşı zor duruma düşürenin baba olduğu bazı görüşmeciler tarafından açık ya da örtülü bir şekilde kabul edilse de, yine ondan medet umuluyor. İşte sabır davranışıyla umut duygusunu bir araya getiren tam da bu hiyerarşik güven duygusudur.</p>
<p><strong>Ama’lı Güven</strong></p>
<p><strong> </strong>AK Parti destekçileri nankörlük, şükran ve güven ifadelerini, iktidara yönelik eleştirilere karşı duygusal bir duvar örmek için kullanıyorlar. “Parti ya da lider bazı konularda yanlış yapmış olabilir ama,” diye başlayan cümleler bunlar. “Ama nankör olmamak lazım,” “Ama yine de şükretmek lazım,” ya da “Ama sonunda bizi yine o kurtaracak.” Dolayısıyla AK Parti destekçilerinin liderlerini, evlatların bir babayı eleştirdikleri gibi eleştirdiklerini söylemek mümkün. Daha sert bir eleştiri yöneltmekten, babalarının kendilerine sırt çevirmesine neden olacak herhangi bir tavırdan kaçınıyorlar. Buna, yıkmak için değil şikayet etmek için eleştiriyorlar diyebiliriz.</p>
<p><strong>*</strong> Bu yazı 4 Mayıs 2019’da Gazete Duvar’da yayınlanan yazının kısaltılmış halidir.</p>
<p><strong>* Dissensus Araştırma, </strong>ürettiği bilginin aynı anda pek çok yöne aktığının farkında olan bir grup antropolog, ekonomist, sosyolog ve tarihçiden oluşur. Muhalif olma anlamındaki <em>dissent</em> ile uzlaşı anlamındaki <em>consensus</em> kelimelerinin birleşiminden oluşan Dissensus, belirsizlik ve çelişkinin çoğalttığı imkânları görme yollarını arar. Duygu, düşünce, deneyim ve davranış her zaman örtüşmese de, hepsini hesaba katan bir sözün peşindedir.</p>
<p><strong>*</strong> Araştırmaya desteğinden ötürü Yaşama Dair Vakıf’a (YADA) teşekkür ederiz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/13/ekonomik-kriz-derinlesirken-ak-partili-olmak/">Ekonomik Kriz Derinleşirken Ak Partili Olmak&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
