<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Derya Tanrıverdi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/derya-tanriverdi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/derya-tanriverdi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Jan 2020 10:13:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Derya Tanrıverdi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/derya-tanriverdi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Adliye Koridorlarında Genç Kadın Olmak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/25/adliye-koridorlarinda-genc-kadin-olmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Oct 2018 10:52:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Derya Tanrıverdi]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[Hazal Mintaş]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın emeği]]></category>
		<category><![CDATA[Mariye Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31830</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yakın zamanda gerçekleşen baro seçimlerinin sonuçlarını ve genç kadın avukatların beklentilerini; Diyarbakır Baro’sundan Av. Derya Tanrıverdi, İstanbul Baro’sundan  Kadıköy Belediyesi meclis üyesi aday adayı Av. Hazal Mintaş ve Van Baro’su genç avukatlar meclisinden Av. Mariye Bildirici ile konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/25/adliye-koridorlarinda-genc-kadin-olmak/">Adliye Koridorlarında Genç Kadın Olmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Barolar kıyasıya seçimlerinin ardından yeni yönetimlerini belirledi. Adaylar seçim çalışmalarını yaparken vaadlerde bulundular. Birçok baro adayı gençlerin koşullarını düzelteceklerini, mesleki haklarının iyileştireceklerini seçim bildirilerine ekledi. Bazı adaylar seçilirse daha politik bir düzlemde gideceğini beyan ederken; bazı adaylar da tamamen sivilleşme ve baronun mesleki bir düzlemde hareket edeceğini belirttiler. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ise hemen hemen her adayın gündemindeydi.</p>
<p><b>Kıyasıya mücadeleler sonucunda baro yönetimleri belirlendi.  Gençlerin barodan beklentileri nelerdir?</b></p>
<figure id="attachment_31832" aria-describedby="caption-attachment-31832" style="width: 316px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-31832" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG-20181025-WA0004-640x853.jpg" alt="" width="316" height="421" /><figcaption id="caption-attachment-31832" class="wp-caption-text"><b>Av Derya Tanrıverdi</b></figcaption></figure>
<p><b>Av. Derya TANRIVERDİ:</b><span style="font-weight: 400;"> Her meslek grubunda olduğu gibi avukatlık mesleğinin başlangıcında da çeşitli sorunlar yaşamaktayız. Mesleğe başlayan her arkadaşım gibi bende büro ve dosya alma sorunu yaşadım. Maalesef bu konuda dayanışma olmadığı için bu sorun mesleğe yeni başlayan tüm meslektaşlarımın karşılaştığı ilk sorundur. Ders kitaplarında gördüğümüz teorik bilgilerin pratikle uyuşmaması bizlerde hayal kırıklığı yaratıyor. Baromuzdan en önemli taleplerimden biri meslek içi eğitimlere ağırlık verilmesidir. Genç avukatların gelişimine katkı sunacak seminerlerin yapılmasını istiyorum. Ülkede çok ciddi toplumsal olaylar yaşanıyor. Baro olarak toplumdan kopuk olmamamız gerekiyor. Bunun için toplumun sorunları ile yakından ilgilenerek onlarla ortak hareket etmeliyiz. Belki bu konuda “Genç bakış açısıyla nasıl çözülür? Meseleye nereden bakmalıyız?” gibi soruların cevabını kolektif bir şekilde çözebiliriz. Aslına bakarsanız tecrübeli avukatların tecrübelerinden faydalanmak tabiî ki çok kıymetli ama gençlerin de daha fazla inisiyatif alınmasına fırsat verilmeli. Belki baro bu konuda daha teşvik edici olabilir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_31833" aria-describedby="caption-attachment-31833" style="width: 296px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" class="wp-image-31833" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG-20181024-WA0018.jpg" alt="" width="296" height="544" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG-20181024-WA0018.jpg 392w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG-20181024-WA0018-320x588.jpg 320w" sizes="(max-width: 296px) 100vw, 296px" /><figcaption id="caption-attachment-31833" class="wp-caption-text"><b>Av. Hazal Mintaş</b></figcaption></figure>
<p><b>Av. Hazal MİNTAŞ: </b><span style="font-weight: 400;">Aslında bakarsak Baro değişmedi. İstanbul Barosu uzun yıllardır aynı ekip ile yönetiliyor. Bu ekip de Önce İlke Çağdaş Hukukçular Grubu. İlgili grup uzun yıllar önce Çağdaş Hukukçular Grubundan ayrılarak kurulmuş bir grup. Esasında hep aynı ekol ile yönetiliyor. Nitekim Prof. Dr. Ümit Kocasakal bayrağı Av. Mehmet Durakoğlu&#8217;na 2016 seçimlerinde devretti. Bu seneki seçimlerde de yine Av. Mehmet Durakoğlu ve ekibi aday olarak seçimi kazandı. Ancak 2016 Genel Kurulu&#8217;ndan 6 bin kadar daha düşük oy ile seçimi kazandı. Bunun en büyük sebebininse genç avukat seçmen olduğunu düşünüyorum. Av. Hasan Kılıç ve Av. M.Gökhan Ahi genç avukatların oylarını ciddi derecede aldılar. Av. Hasan Kılıç CMK&#8217;dan sorumlu olduğundan orada genç avukatlarla iletişim kurduğu için oy toplamayı başarırken, Av. M. Gökhan Ahi ise tamamen genç ve dinamik ekibi ile ilgili genç avukat oylarını topladı. Aslında buradan da anlaşılacağı gibi gençlerin barodan beklentisi temelde genç bir kadro ile yönetilmek, kendi sorunlarının önce dinlenmesi sonra anlaşılması. Bunun devamında da pek tabii çözüm getirilmesi. Nitekim gençler baro tarafından muhatap alınmadıklarını düşünüyorlar.</span></p>
<figure id="attachment_31834" aria-describedby="caption-attachment-31834" style="width: 347px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-31834" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG-20181025-WA0008-640x360.jpg" alt="" width="347" height="195" /><figcaption id="caption-attachment-31834" class="wp-caption-text"><b>Av.Mariye Bildirici</b></figcaption></figure>
<p><b>Av: Mariye BİLDİRİCİ:</b><span style="font-weight: 400;">  Bizim meclis olarak baro çatısı altında var oluşumuz ve yönergemiz ile kendimize yüklemiş olduğumuz sorumluluklar aslında barodan beklentilerimizi de ifade ediyor. Meclisimizin genç tanımı  5 yıllık kıdemi dolmamış olan veya kıdemi dolsa dahi 30 yaşını doldurmamış meslektaşlarımızı kapsıyor. Meclisin ortaya çıkış amacı da genç meslektaşlar arasında yaşanmakta olan problemlerin çözümü ile sosyal hayatta yaşanan hak ihlallerine karşı dinamik ve genç bir sesin ortaya çıkması idi. Dolayısıyla baromuzdan beklentilerimiz de bu yönde gelişmiş oluyor. Genç avukatların sesinin duyulması ve taleplerinin karşılanması, meydana gelen insan hakları ihlalleri karşısında güçlü bir ses-tepki oluşması, artık nerdeyse her alanda tecrübesizlik ve iş bilmezlik ile itham edilerek dezavantajlı duruma düşürülen &#8220;genç&#8221;lerin meslek kuruluşumuz olan baro içerisinde avantajlı duruma çekilmesi gibi başlıca taleplerimiz var. Umut, azim, işbirliği ve hukuk ile daha adil bir dünyaya kavuşacağımıza inanıyoruz.</span></p>
<p><b> Bu soruyu biraz daha genişletip sormak istiyorum. Hem genç hem kadın avukatlar yeni yönetimlerden neler bekliyor?</b></p>
<p><b>Av. Derya TANRIVERDİ:  </b><span style="font-weight: 400;">Maalesef  ülkenin en önemli kronikleşmiş suçlarından biri kadın cinayeti ve kadına karşı işlenen cinsel suçlardır. Diyarbakır Barosu olarak bu tarz davaları yakından takip ederek suçluların cezalandırılması için davalara aktif atılım sağlanması gerekiyor. Bu tür davaları takip eden kadın avukatlarla dayanışma sağlanmalı. Baromuzun duruşma salonunda kadınlara yalnız olmadıklarını hissettirmeli. Kadın hakları konusunda diğer meslek örgütlerine öncülük etmeli. Belki daha bilgilendirici çalışmalar yapılabilir. Aslında Diyarbakır Barosu’nun genç avukatları son seçimde ciddi çalışmalar yaptılar ve bu durum müspet anlamda adayların gençlere yönelmesine vesile oldu. Bu gençler için güzel bir başlangıç. Ayrıca baro yönetiminde 3 kadın avukatın olması açıkçası çok sevindirici bir gelişme. Kadın arkadaşlarımızın farkını da hissedeceğimize inanıyorum. </span></p>
<p><b>Av. Hazal MİNTAŞ: </b><span style="font-weight: 400;">Baro seçimleri bitti ancak önümüzde komisyon-merkez-kurul seçimleri var. İstanbul Baro&#8217;sunda her avukat en fazla 3 tane olmak üzere komisyon, merkez ya da kurul seçimi yapar. Bunun neticesinde ise seçim yaptığı </span><span style="font-weight: 400;">komisyon, merkez ya da kurul toplantısına giderek oradaki seçimlere katılır. komisyon, merkez ve kurullarda da başkanlık ve ekip seçimi gerçekleşir. Şu an genç avukatların en temel beklentisi yeni dönemde komisyon, merkez ve kurullarda kendine yer bulabilmektir. Nitekim toplantıların çoğu mesai saatleri içerisinde ya da mesai bitimine çok yakın bir saatte gerçekleştiğinden, genç avukatların büyük bir çoğunluğu ise bağlı çalıştığından bu toplantılara katılamamaktadır. Toplantıya katılamayan genç meslektaşlarımız bırakın görev alamamayı; bir kaç toplantıya katılmadıktan sonra &#8220;cezalandırılarak&#8221; diğer toplantılara davet edilmeyerek çalışmak istediği komisyon, merkez ve kurul çalışmalarından mahrum bırakılıyor. İlk olarak bu hususun ivedilikle düzenlenmesi gerekmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkinci olarak ise, ciddi bir aidat problemi yaşanmaktadır. İstanbul Barosu&#8217;nun aidatı 400 TL&#8217;ye yakın bir ücrettir. Bu aidatın genç avukatlardan belli bir yaş &amp; kıdeme kadar alınmaması gerektiğine inanıyoruz. Pek çok grup seçim vaadi olarak bu hususa yer verse de daha önce verilen vaatlerin gerçekleştirilme oranlarına baktığımızda bu konu hakkındaki vaatlerin de gerçekleşmesi noktasında genç avukatlar olarak maalesef endişeliyiz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üçüncü olarak ise 2016 Genel Kurulunda vaatlerinde kendine yer bulan ancak pek çok Baro&#8217;da zaten bulunan Genç Avukatlar Platformu seçimden 4 ay önce &#8220;baronet&#8221; üzerinden bir kayıt butonu ile açılan bir platform olmaktan çıkmalıdır. Konuyla ilgili faaliyet raporunda bir toplantı görseli görsek de bu platforma kayıt olmuş ve 2016 Genel Kurulu&#8217;ndan sonra bu konuyla ilgili Baro Yönetimi ile iletişime geçip bu konuda destek vermek istediğini söyleyen genç bir avukat olarak benim ve çoğu meslektaşımın görseli bulunan toplantıdan haberinin olmaması ciddi bir problemdir. Bu platformun etkin olarak genç avukatların sorunlarının dinlendiği, çözüme kavuşturulduğu aynı zamanda da mesleki bilgilenme açısından da çalıştaylar, söyleşiler düzenleyen bir araç haline gelmesini bekliyorum. Bununla beraber bilindiği üzere İstanbul Barosu’nun yarısından fazlasını Genç Avukatlar oluştursa da, Avukatlık Kanunu gereği 5 yıl kıdem almadan yönetime girerek baroda söz sahibi olması mümkün değil. İşte bu platformun gençlerin baroda söz sahibi olabilmesini sağlayan bir platform haline getirilmesi gerektiğine inanıyorum.</span></p>
<p><b>Av: Mariye BİLDİRİCİ:</b><span style="font-weight: 400;">  </span><span style="font-weight: 400;">Demin de ifade ettiğim gibi genç olmanın dezavantaj oluşturması problemi genç ve kadın olunduğunda hayati önem taşıyan bir noktaya gelmiş oluyor. Dolayısıyla genç ve kadın avukatlar olarak barodan ilk beklentimiz yargı içerisinde var oluşumuz nedeniyle yaşadığımız sıkıntılar karşısında güçlü ve bize destek olan bir baro olunması yönünde bizlerle işbirliği yapılması. Hatta bazen öncü olunması. Yeni yönetim kurulumuzda kadın ve çocuk haklarıyla ilgilenen kadın bir meslektaşımız da yer aldı. Bu durumun oy artırdığını görmek gerekiyor. Bu da yönetimde bu alanlarda etkili bir temsil istediğimizi gösteriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabii ki genç kadın avukatlar olarak gerek adliye içerisinde gerekse de sosyal hayatta maruz kalmakta olduğumuz &#8220;tecrübesiz ve görece daha az nitelikli avukatlar&#8221; önyargısının kırılması başlıca taleplerimizden biri. Baro içerisinde diğer komisyonlara oranla daha iyi durumda olsa da kadın komisyonun atıl durumda olduğunu düşünüyor ve bu komisyonun çalışmalarında baromuzun maddi ve manevi bütün gücüyle çalışmalara destek olması gerektiğini düşünüyoruz. Ve tabii kadın hakları ihlalleri ile ilgili üst düzey bir hassasiyet beklediğimizi, yargılamaların etkin ve kamuoyu oluşturacak şekilde takip edilmesini beklediğimizi de belirtmeliyim.</span></p>
<p><b>Adliyeler genç ve kadın dostu mu ya da nasıl olabilir?</b></p>
<p><b>Av. Derya TANRIVERDİ: </b><span style="font-weight: 400;">Toplumun her kesiminde ve yerinde olduğu gibi adliyelerde kadın maalesef çeşitli zorluklar yaşıyor. Kadın olunca çıkan sıkıntılarda daha az tepki veriliyor. Bu bir avantaj gibi görülebilir ama işin arka planında cinsiyetçilik var. Bize atfedilen rollerin yansıması var. Belki kadınların özel ihtiyaçlarını gidermek için mekan tahsisleri yapılabilir. Adliye çalışanlarına toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimleri verilebilir.  Hak tesisinin sembol yerlerinden biridir adliyeler. Bu yüzden kadınlara da haklarının verildiği yerler olmalıdır. </span></p>
<p><b>Av. Hazal MİNTAŞ: </b><span style="font-weight: 400;">Adliyelerde genç ve kadın avukatların en çok yaşadığı iki zorluktan birincisi memurlar tarafından çok fazla ciddiye alınmama ikincisi ise üstad avukatların memurlarla kurduğu tanıdıklık ilişkisi sebebiyle iş halletme noktasında bizlerin geriye düşmesi olarak söylenebilir. Bununla beraber İstanbul Adliyesi ve İstanbul Anadolu Adliyesi ulaşım açısından kadın dostu olsa da diğer adliyelerin hepsinin bu açıdan kadın dostu olduğunu maalesef söyleyemeyeceğim. Baro servisleri olsa da son tahlilde servislerin ücretlendirilmesi, trafik problemi gibi hususlar sebebiyle avukatlar servis tercihinden ziyade hızlı ulaşım isteğiyle toplu taşımayı tercih etmek durumunda kalıyor. Gün içinde birden fazla adliyeye yetişmek zorunda olan bir genç ve kadın avukat için hayat maalesef biraz daha zor oluyor.</span></p>
<p><b>Av: Mariye BİLDİRİCİ:</b><span style="font-weight: 400;">  Adliyelerin özellikle bazı kalemlerinde genç kadınlar olarak ciddi sıkıntılar yaşadığımız dönemler oluyor. Bu sıkıntıların sadece Van Barosu içerisinde yaşandığını düşünmüyorum çünkü diğer barolara mensup olup deneyim paylaşımında bulunduğum kadın arkadaşlarımdan da aynı kalemlerde aynı sıkıntıların yaşandığına dair serzenişler duyuyorum.  Hatta bu sıkıntılar bazen taciz boyutuna ulaşabiliyor. Adliye içerisinde yapılacak eğitimler ile bu durumlara dikkat çekilebilir. Ve bu anlamda sıkı bir kontrol ortamı oluşturulabilir diye düşünüyorum. Yine kadın meslektaşların bazı özel ihtiyaçlarını adliye içerisinde temin etmeleri sağlanabilir.</span></p>
<p><b>Aslında genel bir problem ama genç ve kadın cübbesini de ekleyip öyle sormak istiyorum. -Genç kadın avukatlar- olarak Adliyede gördüğünüz aksaklıklar nelerdir?</b></p>
<p><b>Av. Derya TANRIVERDİ:</b><span style="font-weight: 400;">  Adliye çalışanları mesleğe yeni başlayan avukatların özellikle de kadın avukatların işlerini aksatma için ortak bir karar almış gibiler. Bu tutumları karşısında bazen ne yapacağımızı bilemiyoruz. Hakim ve savcılarla sadece duruşmadan duruşmaya karşılaşıyoruz. Onlarla görüşme gibi bir durumumuz yok. Maalesef hakim ve savcılar avukatlarla aynı ortamda bulunmak istemiyorlar. Görüşme talebimiz her zaman reddediliyor. Hakim ve savcıların keyfi tutumları karşısında bazen adliye koridorlarında saatlerce bekliyoruz. Bir duruşmayı almaları saat sürebiliyor. Ayrıca bizler savunma yaparken hakim ve savcılar bizleri dinlemiyorlar. İnsan kendi kendime konuşuyorum ve işimi icra edişim engelleniyor diye düşünüyor.  Bir de engelli avukatlar meselesi var. Her birime erişimleri konusunda daha gelişmiş düzenekler olabilir. Gidip gördüğüm birçok adliyeyi bu konuda yetersiz görüyorum. </span></p>
<p><b>Av. Hazal MİNTAŞ: </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Adliyedeki en temel sorun aslında iş yükü. Diğer aksaklıkların tamamı fazla iş yükünden kaynaklanıyor. Yerleri değişen, yeni atanan, stajdan sonra ilk kez görev alan hakimler henüz işlerine adapte olma şansı bulamadan fazla iş yükünden ötürü dosyalarda boğuluyor. Kimisi dosyaları okuyamıyor, kimisi değerlendiremiyor, bazen hatalı kararlar çıkabiliyor. Bir davanın bitme süresinin uzun olması, iki duruşma arasında geçen zamanın ortalama 4 ay kadar uzun sürmesi, duruşmaların 5-10 dakika arayla hatta bazen aynı saatte birden fazla duruşma olmasının sebebi de işte bu fazla iş yükünden kaynaklanıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bununla beraber icra dairelerinin hali maalesef içler acısı bir durumdadır. Sadece daireler değil koridorlar, yerler yani aklınıza gelebilecek her yer maalesef dosya ile dolu. Dosyalar çoğu zaman kayboluyor, bulunamıyor. Süreli hususlarda bu durum süre kaçımına dahi sebep olabiliyor. UYAP sisteminde ise dosyaların tamamı taranmış bir şekilde sisteme yüklü olmadığı için eksik bilgi ile işlem yapmak zorunda kalan avukat kimi zaman bu aksaklıklar sebebiyle müvekkiline mahçup olma riski ile karşı karşıya kalıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yoğunluk memurlara da yansıyor. İş yapmak istemeyen, gelen avukat ve vatandaşı sürekli geçiştiren, bugün git yarın gel, ben yapamam bu memura git diye yönlendirme yapan memurlar da maalesef ki avukatın elini zora sokarken aslında farkında olmadan kendi iş yükünü de arttırıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Adalet sistemi üzerine temelden bir reform yapılmazsa ilgili sorulara verdiğimiz cevaplar maalesef hiçbir zaman değişmeyecektir&#8230;</span></p>
<p><b>Av: Mariye BİLDİRİCİ:</b><span style="font-weight: 400;">  Mesleki olarak yaşadığımız bazı sıkıntılar var. Mesela duruşmaların belirlenen saatten çok daha sonra başlaması gibi. Meslektaşlarımız bazen bütün günlerini adliyede duruşma bekleyerek geçirmek zorunda kalabiliyorlar. Yine hakim ve savcılar tarafından avukatlara karşı rahatsız edici tutumlar sergilendiğine şahit olabiliyoruz. Bunu bazen duruşma esnasında bazen de bireysel görüşmeler talep ederken yaşıyoruz. Bu tarz durumlarda meclis olarak hızlı bir reaksiyon geliştirip olaya müdahil olmaya çalışıyoruz ama asıl beklentimiz bu olayların hiç yaşanmaması. Hakimler ve savcılarla aynı fakülteden mezun olup çeşitli nedenlerle bu onurlu mesleği seçmiş olan meslektaşlarımızın dönem dönem maruz kaldığı bu sıkıntılar çok can sıkıcı olabiliyor. Tabii genç avukatlar bu sıkıntı ile daha çok karşılaşıyor demek yeterince gerçekçi bir yaklaşım olur.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/25/adliye-koridorlarinda-genc-kadin-olmak/">Adliye Koridorlarında Genç Kadın Olmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyarbakır Barosu’ndan Cezaevlerindeki Hak İhlalleri Raporu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/12/diyarbakir-barosundan-cezaevlerindeki-hak-ihlalleri-raporu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Feb 2018 11:12:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Ceza İnfaz Kurumları 2017 Yılı Hak İhlalleri Raporu]]></category>
		<category><![CDATA[Derya Tanrıverdi]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Neşet Girasun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=24392</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır Barosu, Ceza İnfaz Kurumları 2017 Yılı Hak İhlalleri Raporu’nu kamuoyu ile paylaştı. Bölgedeki 20 cezaevi ziyaret edilerek hazırlanan 18 ayrı raporun birleştirilerek derlendiği 2017 raporu, cezaevlerindeki hak ihlallerinin geniş bir fotoğrafını sunuyor. &#160; Diyarbakır Barosu Cezaevi İzleme Komisyonu, 2017 yılı boyunca bölgedeki 20 ceza infaz kurumunu en az 40 kere ziyaret ederek hazırladığı Ceza [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/12/diyarbakir-barosundan-cezaevlerindeki-hak-ihlalleri-raporu/">Diyarbakır Barosu’ndan Cezaevlerindeki Hak İhlalleri Raporu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Diyarbakır Barosu, Ceza İnfaz Kurumları 2017 Yılı Hak İhlalleri Raporu’nu kamuoyu ile paylaştı. Bölgedeki 20 cezaevi ziyaret edilerek hazırlanan 18 ayrı raporun birleştirilerek derlendiği 2017 raporu, cezaevlerindeki hak ihlallerinin geniş bir fotoğrafını sunuyor.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Diyarbakır Barosu Cezaevi İzleme Komisyonu, 2017 yılı boyunca bölgedeki 20 ceza infaz kurumunu en az 40 kere ziyaret ederek hazırladığı Ceza İnfaz Kurumları Hak İhlalleri Raporu’nu bir basın açıklaması ile paylaştı. Farklı hukuki statülerdeki 92 mahpusla görüşülerek elde yazılan 18 raporun bir bileşkesi ve derlemesi olan 2017 yılı raporu, cezaevlerindeki hak ihlallerine ilişkin geniş bir tablo sunmayı amaçlıyor.</p>
<p>Basın toplantısında konuşan Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Neşet Girasun, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin raporda; sağlık hakkına erişim, savunma hakkının engellenmesi, işkence ve kötü muamele, dilekçe ve haberleşme hakkının ihlali,  cezaevlerinin fiziki şartlarından ve cezaevi idaresinden kaynaklanan ihlaller, mahpus yakınlarının yaşadığı ihlaller ile çocuk mahpuslara ve cezaevinde ebeveynleriyle kalan çocuklara ilişkin ihlaller gibi başlıklar altında kategorilendirildiğini aktardı.</p>
<p>18 sayfalık raporda hangi cezaevlerinin ne zaman ziyaret edildiği aktarılarak her kategori altında yaşana hak ihlallerinin detaylı bir dökümü veriliyor. OHAL’in ülke genelinde ilanından sonra, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinde gözle görülür ve hissedilir bir artış olduğunu vurgulayan raporda Diyarbakır Barosu’nun öne çıkan tespit ve önerilerini Sivil Sayfalar olarak derledik…</p>
<p><strong>Cezaevlerinde Yaşanan Hak İhlallerine İlişkin Tespitler;</strong></p>
<ul>
<li>Çocuk cezaevlerinin kapatılmasının tartışıldığı günümüzde, birçok cezaevinde çocuk mahpusların şiddetin birçok türüne maruz kaldığı gözlemlenmiştir. Anneleriyle birlikte cezaevlerinde yaşamak zorunda kalan küçük yaştaki çocukların, bulundukları ortamın şartlarından psikolojik ve fiziksel açıdan olumsuz etkilendikleri gözlemlenmiştir.</li>
<li>Sağlık hakkına erişimin engellenmesi (kelepçeli muayene, revirde yeterli sayıda hekim bulundurulmaması, hastane sevklerinin ve revir muayenelerinin gecikmeli yapılması) ziyaret edilen cezaevlerinin neredeyse tamamında temel bir problem olarak ifade edilmiştir.</li>
<li>Elazığ Cezaevi Kampüsü; süngerli oda, darp-işkence ve kötü muamelenin yanı sıra cinsel saldırı iddialarının da yoğun olarak meydana geldiği bir cezaevi olarak gündemden düşmemiştir.</li>
<li>Mahpusların cezaevlerinden nakilleri sırasında kelepçenin tersten takılması ve cezaevi personellerinin sözlü ve fiziki tacizlerde bulunması, banyo ve tuvaletleri görecek şekilde kameraların yerleştirilmesi, mevzuata aykırı olan kimlik kartı taşıma dayatması ve bazı mahpusların kameralarla donatılan, her tarafı sünger veya benzeri bir malzeme ile kaplı “süngerli oda” olarak tabir edilen odalarda keyfi bir şekilde tutulması  gibi birçok uygulama, kötü muamele ve işkence yasağının ihlali anlamına gelmektedir.</li>
<li>Siirt E Tipi ve Tarsus Kadın cezaevlerinde avukat görüş odalarında kamera sisteminin tüm odayı gözetleyecek bir şekilde kurulu olduğu tespit edilmiştir. Bu durumun ve kameranın ses kaydı da yapma ihtimalinin avukatlar ile yapılan görüşmelerde mahpusların rahat ve özgür bir şekilde kendilerini ifade etmelerini engellediği ve mahpusların tedirgin oldukları gözlemlenmiştir.</li>
<li>Malatya E Tipi cezaevinde infaz koruma memurları tarafından avukatlara “Avukat Bilgilendirme Tebliğ Formu” imzalatılmış, bu form imzalanmadığı takdirde görüşmenin gerçekleştirilmeyeceği söylenmiştir. Görüşmenin gerçekleştirildiği avukat görüş odasında kamera olduğu, görüşme kabinin kapısının da görüşme boyunca açık bırakıldığı, kapıda bir infaz koruma memurunun görüşme içeriklerini duyabilecek şekilde beklediği tespit edilmiştir. Görüşme sırasında, görüşülen mahpusların aktardığı hak ihlallerine ilişkin tutulan avukat notları, görüşme sonlandığında, infaz koruma memuru tarafından, kameraya doğru tutulmuştur.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Diyarbakır Barosu’nun, Cezaevlerinde Yaşanan Hak İhlallerine İlişkin  Önerileri;</strong></p>
<ul>
<li>Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı Anayasal güvence altındaki en temel haklardan olup mahpusların tedavilerinin düzenli bir şekilde uygun koşullarda yapılması sağlanmalı, hekime ve sağlık birimlerine ulaşmada hızlı ve etkin bir şekilde hareket edecek kurumsal mekanizmalar oluşturulmalı, bu bağlamda sağlık koşulları sebebiyle tahliye olması gereken mahpusların, mevzuat ya da Adli Tıp uygulamaları gibi engellere takılmadan tahliyeleri sağlanmalıdır.</li>
<li>Ceza İnfaz Hukuku’nun prensipleri arasında kısas, intikam vb. hususların olmadığı açık ve net bir husus olmakla birlikte yasal düzenlemeler, ideal hukuk bağlamında bu hususları ihtiva edecek şekilde yeniden gözden geçirilmelidir.  Cezaevi çalışanları ve idaresinin olumsuz ve hatta suç teşkil eden tavır ve tutumlarının önüne geçmek için etkili bir denetim mekanizması oluşturulmalı, sorumlular hakkında idari ve adli soruşturma yürütülerek cezasızlığın önüne geçilmelidir.</li>
<li>Cezaevlerinde görevli personellere yönelik insan hakları konusunda eğitici panel ve seminerler düzenlenmelidir.</li>
<li>Savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılması hususu ceza hukuku açısından hayati derecede önem taşıdığından bu hakkı ihlal eden her türlü keyfi uygulamadan vazgeçilmelidir. Anadilde savunma hakkının etkin şekilde kullandırılması sağlanmalıdır.</li>
<li>Çocuk cezaevlerinin  kapatılmasına ilişkin tartışmaların doktrin ve dünya örnekleri açısından değerlendirmesi yapılmalıdır. Çocuk cezaevlerine ilişkin politikaların ve mevzuatın gözden geçirilerek çocuklara tam koruma sağlayan sağlıklı bir yaşam alanı oluşturulmalıdır.</li>
<li>Mahpus olan anneleri ile birlikte cezaevinde kalmak zorunda olan çocukların ihtiyaçları ve psikolojik durumları gözetilerek gerekli önlemlerin alınması ve uygun ortamların yaratılması gerekmektedir.</li>
<li>Cezaevlerindeki denetimin ve şeffaflığın önemli bir unsuru olan baroların ve sivil toplum örgütlerinin cezaevlerini etkin bir şekilde ziyaretlerinin sağlanması için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.</li>
</ul>
<p>Diyarbakır Barosu’nun Cezaevlerindeki Hak İhlalleri Raporu hakkında görüşlerine başvurduğumuz Diyarbakır Hak İnisiyatifi Hukuk Komisyonu Üyesi avukat Derya Tanrıverdi, cezaevlerindeki sıradan prosedürün bile kinci bir cezaya dönüştüğünün altını çizerek, “Tutuklu ve hükümlü hakları en olağan dönemlerde bile sürekli ihlal ediliyordu, kaldı ki OHAL döneminde bu ihlaller keyfi uygulama ve cezalandırmalarla birlikte sistematik bir hal aldı. OHAL’de gerek sivil toplum faaliyetleri gerekse gündelik yaşam fazlasıyla olumsuz etkilenmişken mahpus haklarının ihlali bazı cezaevlerinde dayanılmaz boyutlara varıyor. Gerek mahpusun gerekse görüşe gelen ailesi ve avukatlarının çok çeşitli zorluklarla karşılaştığı cezaevleri, hem mahpuslar hem de ziyaretçiler için ikinci bir ceza uygulamasına dönüşüyor. OHAL’in gündelik yaşamdan nasıl bir an önce çıkarılması gerekiyorsa hapishanelerin de derhal normalleşmesi ve cezayı ikiye üçe katlayan değil, cezanın infaz edildiği kurumlara dönüşmesi gerekiyor.” sözleriyle değerlendirdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Diyarbakır Barosu’nun Ceza İnfaz Kurumları 2017 Yılı Hak İhlalleri Raporu’na ulaşmak için <a href="http://www.raporlar.org/diyarbakirbarosucezaevleriraporu/">tıklayın…</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/12/diyarbakir-barosundan-cezaevlerindeki-hak-ihlalleri-raporu/">Diyarbakır Barosu’ndan Cezaevlerindeki Hak İhlalleri Raporu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Toplumsal Hafızaya Müdahale Yerine Cezasızlık Politikasını Terk Edin”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/14/toplumsal-hafizaya-mudahale-yerine-cezasizlik-politikasini-terk-edin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jun 2017 11:04:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Özmen]]></category>
		<category><![CDATA[Cezasızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Demokratik Bölgeler Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Derya Tanrıverdi]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İNİSİYATİFİ]]></category>
		<category><![CDATA[İHD]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15814</guid>

					<description><![CDATA[<p>DBP’li belediyelere atanan kayyımların  toplumsal hafıza anıtlarını kaldırmasına tepki gösteren Diyarbakırlı hak örgütü temsilcileri, bu uygulamanın ‘cezasızlık politikasına’ hizmet edeceğini savunarak en kısa sürede vazgeçilmesini istiyor. Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) belediye başkanlarının görevden alınarak yerlerine atanan kayyımların çoğu ilk iş olarak belediye tabelalarını değiştirmeye başlamışlardı. Diyarbakır başta olmak üzere birçok il ve ilçede çok dilli [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/14/toplumsal-hafizaya-mudahale-yerine-cezasizlik-politikasini-terk-edin/">“Toplumsal Hafızaya Müdahale Yerine Cezasızlık Politikasını Terk Edin”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DBP’li belediyelere atanan kayyımların  toplumsal hafıza anıtlarını kaldırmasına tepki gösteren Diyarbakırlı hak örgütü temsilcileri, bu uygulamanın ‘cezasızlık politikasına’ hizmet edeceğini savunarak en kısa sürede vazgeçilmesini istiyor.</strong></p>
<p>Demokratik Bölgeler Partisi<em> (</em>DBP) belediye başkanlarının görevden alınarak yerlerine atanan kayyımların çoğu ilk iş olarak belediye tabelalarını değiştirmeye başlamışlardı. Diyarbakır başta olmak üzere birçok il ve ilçede çok dilli tabelalar indirilmiş, tabelalarda sadece Türkçe kullanılmıştı. Kayyımların bu müdahaleleri devam ederken İçişleri Bakanı Süleyman Soylu kayyımlara Kürtçe tabelaları indirmemeleri konusunda bir uyarıda bulunarak <em>“Kürtçe ile bir sorunumuz yoktur, Kürtçe bizim de dilimizdir” </em>açıklamasında bulunmuştu. Bu açıklamanın ardından Ermenice, Süryanice, Arapça gibi ifadeler silinse de Kürtçe tabelalar kalmaya devam etmişti. Yine kayyımların birçoğu yerleşim yerlerinin Kürtçe isimlerini tabelalardan kaldırarak T.C ibaresi ile Türk Bayrağı eklemişlerdi.</p>
<p><span id="more-15814"></span></p>
<p>Bu adımdan kısa bir süre sonra kayyımlar Kürtlerin toplumsal hafızasında önemli yer tutan sembol isimlere ait tabela ve anıtlara müdahale etmeye başladı. İlk olarak Diyarbakır’ın Kayapınar İlçesi’nde dikilmiş olan Roboskî anıtı bir sabah erkenden sökülerek kaldırıldı. Söz konusu hadisenin sorulduğu belediyenin yeni yetkilileri ‘durumdan haberdar olmadıkları’ cevabıyla geçiştirseler de bu müdahale zamanla kayyımların birçoğunun müşterek işine dönüştü.</p>
<p>Şırnak&#8217;ın Cizre Belediyesi&#8217;ne kayyım olarak atanan ilçe kaymakamı, ilçe merkezinde Kürt siyasetçi Orhan Doğan adına dikilmiş anıtı yıktı. Van’da Çatak Belediyesi tarafından bir parka verilen Tahir Elçi ismi silinerek çatışmalarda yaşamını yitirmiş bir korucunun ismi verildi. Ağrı Doğubayazıt’da İsmail Beşikçi Caddesi’nin ismi İnegöl olarak değiştirildi. Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde bulunan Merwanî Parkı, Kültür Park oldu ve en son, 21 Kasım 2004&#8217;te babası Ahmet Kaymaz’la birlikte evlerinin önünde 13 kurşunla öldürülen 12 yaşındaki Uğur Kaymaz adına Kızıltepe’de yaptırılan heykel kayyım tarafından kaldırıldı. Kürt toplumunun hafızasında sembol olan bu isimlerin kamusal alandan silinmesinin ne anlama geldiğini, nasıl bir algıya sebep olduğunu ve tepkileri Diyarbakır’daki hak örgütlerine sorduk.</p>
<p><strong>Ahmet Özmen (Diyarbakır Barosu Başkanı): </strong></p>
<p><strong>“Tahir Elçi isminin bir parkta oluşu Çatak kayyumunu niye rahatsız eder? Burada iki şey amaçlanıyor: Birincisi, belleği silmek ve onlara kıymet atfetmeyi yasaklamak. İkincisi ise, işlenen bu suçların vatan savunması için yapıldığını düşünen zihniyetin bu suçları cezadan muaf tutması”</strong></p>
<figure id="attachment_15817" aria-describedby="caption-attachment-15817" style="width: 251px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-15817" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/fft16_mf8271439.jpeg" alt="" width="251" height="141" /><figcaption id="caption-attachment-15817" class="wp-caption-text">Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen</figcaption></figure>
<p>Bu isimler çok ciddi ve ağır insan hakları ihlalleri neticesinde öldürülmüş insanların isimleri. Roboskî, Tahir Elçi… Henüz ortada bir fail yok, soruşturmanın geldiği bir nokta yok.  Hem o belleği silmek hem de cezasızlık politikasına hizmet etmek olarak görüyorum bu adımları. Bu adımlar 13 yaşındaki bir çocuğun kamu görevlileri tarafından öldürülmesinin doğal olduğu yönündeki zihniyetin dışa vurumudur. Özellikle 90’lardan bu yana faili meçhul dosyaları, köy yakmalar, işkenceler… Bunların hiçbirinin faili ortaya çıkarılmadı devlet tarafından. Devlet ve yargı açısından en büyük problem kamu görevlilerinin işledikleri ağır hak ihlallerinin cezadan muafiyetleridir. Bu da özetle ve açıkça <em>‘devletin güvenliği için mücadele ediyor bu insanlar, dolayısıyla yaptıkları bütün eylemler devletin bekası için meşrudur ve cezadan muaftır’</em> demektir. Yargı erki elindeki dosyalar açısından bir defa ayrımcılığa, kayırmacılığa girdi mi onu bir daha toparlamanız mümkün değildir. Ne yazık ki bu hep böyle oldu. Bir müddet 90’lı yıllar hakkında açılan davalar oldu ama onların da hepsi önce sürgün edildi, şimdi de teker teker beraat kararı veriliyor. Siyasal iktidar kim olursa olsun kendi döneminde veya önceki dönemlerde işlenmiş olsun, o dosyaları aydınlatmak iktidarın temel sorumluluğu ve görevidir.</p>
<p>Bu müdahalelere dönecek olursak, merkezi idare tarafından Kürtçe tabelalar için bir uyarı yapılmasına rağmen bu müdahalelere bir tepki gelmemesini ‘tabelalarda Kürtçe kullanılabilir ama böyle sembol isimlerin bazı yerlerde yaşaması sakıncalıdır’ anlayışının göstergesi olarak görüyorum. Tam da bu bağlamda soruyorum: Tahir Elçi isminin bir parkta oluşu Çatak kayyumunu niye rahatsız eder? Burada iki şey amaçlanıyor: Birincisi, belleği silmek ve onlara kıymet atfetmeyi yasaklamak. İkincisi ise, işlenen bu suçların vatan savunması için yapıldığını düşünen zihniyetin bu suçları cezadan muaf tutması. Ama bu tarz hamlelerle bellek sıfırlamak mümkün değil. Halkın değer atfettiği isimlerin bu şekilde görünür olmasını engellemeye çalışmak, tam tersine devletle vatandaş arasında ayrışmaya, kopmaya sebebiyet veriyor.</p>
<p><strong>Raci Bilici (İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şube Başkanı): </strong></p>
<p><strong>“İsmi geçen kişilerin ve buna benzer olanların öncelikle faillerinin ortaya çıkarılıp yargılanması, bu insanların hatıralarına saygı gösterilmesi ve bu coğrafyada yaşananlar üzerinden coğrafyanın hafızası ile oynanmaması, bizim çağrımız budur.”</strong></p>
<figure id="attachment_15818" aria-describedby="caption-attachment-15818" style="width: 380px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-15818" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/bilici_raci.jpg" alt="" width="380" height="182" /><figcaption id="caption-attachment-15818" class="wp-caption-text">İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici</figcaption></figure>
<p>Bu tür müdahaleler Türkiye’nin resmî ideolojisinden bağımsız değildir. Geçmişten bugüne kadar gerek ovaların, derelerin, dağların, köylerin, şehirlerin değiştirilen isimleri olsun gerekse de Kürt şarkılarını Türkçeleştirerek söylenmesi, bunlar bir asimilasyon ve bir tarihi, hafızayı silmek girişimleriyle ilgilidir. Bunlar bilinçli, planlı, programlı yapılan şeylerdir. Son dönem uygulamalarından Roboskî anıtının ortadan kaldırılması mesela… Roboskî anıtının orada bulunması şu mesajı veriyor. Bu ülkede bir katliam yaşanmıştır, bu ülke insanlığa karşı suçlar işlemiştir, bu bunun göstergesidir ve insanların her gün görmesi ile bu hafızada diri tutuluyor. Roboskî ile ilgili bize dava açıldı örneğin; ‘Niye unutmadık, unutturmayacağız diyorsunuz? Bunun katilleri niye hesap vermiyor diye neden sormuşsunuz?’ diye dava açılıyor bize. Aynı şekilde Uğur Kaymaz anıtı da bu ülkede katledilmiş yüzlerce çocuğun sembolüdür. Bu ülkede yüzlerce çocuk öldürüldü ve davaların neredeyse hiçbiri gerçeklerin açığa çıkmasıyla neticelenmedi.  Örneğin Tahir Elçi , bütün bunlar sembol isimlerdir. Kürtlerin gönlünde, hafızasında yer etmiş isimlerdir ve bu isimlerin bir yerlerde yaşatılması bir anlam ifade ediyor. Bunlar sıradan şeyler değil.</p>
<p>Bizim çağrımız; öncelikle bu ismi geçen kişilerin ve bunlara benzer olanların öncelikle faillerinin ortaya çıkarılıp yargılanması, bu insanların hatıralarına saygı gösterilmesi ve bu coğrafyada yaşananlar üzerinden coğrafyanın hafızası ile oynanmaması, bizim çağrımız budur. Bu hafıza ile oynamak çok tehlikelidir, bu hafıza ile oynamak insanî değerlerle oynamaktır. Toplumsal barışa hizmet etmez, sorunun çözümüne hizmet etmez, halkları birbirinden daha çok ayrıştırır. Toplumun kültürüne, tarihine, değerlerine, değer verdiği isimlere saygı gösterilmesi gerekir.</p>
<p><strong>Derya Tanrıverdi (HAK İnisiyatifi &#8211; Diyarbakır): </strong></p>
<p><strong>“Bir yere verilecek isme oranın halkı karar vermelidir. Kayyımlık müessesesi seçme ve seçilme hakkının toplumun bir kesimi için yok sayılması olarak başlı başına meşruiyet sorunu iken atanmış kayyımların toplumsal hafızaya müdahale etmeleri ne ahlakidir ne de insanidir.”</strong></p>
<figure id="attachment_15819" aria-describedby="caption-attachment-15819" style="width: 202px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-15819" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/WhatsApp-Image-2017-06-14-at-12.08.30.jpeg" alt="" width="202" height="270" /><figcaption id="caption-attachment-15819" class="wp-caption-text">HAK İnisiyatifi üyesi Derya Tanrıverdi</figcaption></figure>
<p>Toplumda değer olarak kabul edilen, bazı olayların sembolü olan, halk tarafından benimsenen ve sahiplenilen sembollerin bu şekilde keyfi muamele ile halkın iradesi yok sayılarak kaldırılması kabul edilemez. Bu isimler haksız yere zulme uğramış, haklarında adaletin tecelli etmediği, faillerinin cezasızlık politikası ile kollandığı, davalarının kamuya mal olduğu kişilerdir. Bir yere verilecek isme oranın halkı karar vermelidir. Kayyımlık müessesesi seçme ve seçilme hakkının toplumun bir kesimi için yok sayılması olarak başlı başına meşruiyet sorunu iken atanmış kayyımların toplumsal hafızaya müdahale etmeleri ne ahlakidir ne de insanidir. İçişleri Bakanlığı, Kürtçe tabelalara müdahaleyi uyarıp durdurduğu gibi bu konuda kayyımları uyarmalı ve hükümet cezasızlık politikası ile keyfiliğin sürdürülmesini terk ederek bu suçların faillerini ortaya çıkarıp mağdurları tatmin edecek bir yargılamayı sağlamalıdır. Bütün bu yaşadıklarımız çatışmaların yeniden yaşanması sonrasında Kürt meselesinde yaklaşımın değişmesinin sonuçlarıdır. Bu sebeple toplumsal uzlaşıya her geçen gün zarar veren bu politika değiştirilmeli ve OHAL kaldırılarak, kayyımlık müessesesine son verilerek normalleşme adımları hızla atılmalıdır. Taraflara bir kere daha hatırlatmak gerekir ki Kürt meselesi bir asayiş ve güvenlik meselesi değil temel hak ve hürriyetler meselesidir ve çatışmalı atmosfere mahkûm edilmemelidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/14/toplumsal-hafizaya-mudahale-yerine-cezasizlik-politikasini-terk-edin/">“Toplumsal Hafızaya Müdahale Yerine Cezasızlık Politikasını Terk Edin”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
