<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>cumhurbaşkanına hakaret suçu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/cumhurbaskanina-hakaret-sucu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/cumhurbaskanina-hakaret-sucu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 25 Jan 2022 09:43:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>cumhurbaşkanına hakaret suçu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/cumhurbaskanina-hakaret-sucu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;TCK 299 İfade Özgürlüğü Üzerinde Tehdit Oluşturuyor&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/25/tck-299-ifade-ozgurlugu-uzerinde-tehdit-olusturuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kadri İnce]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jan 2022 09:43:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[CMK]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanına hakaret suçu]]></category>
		<category><![CDATA[ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77956</guid>

					<description><![CDATA[<p>TCK’nın 299. maddesinde yer alan Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu, ifade özgürlüğüne uygun olup olmadığı tartışmalı haldeyken günümüz uygulamalarıyla kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına da bir tehdit haline dönüşmüştür. Bu nedenle TCK’nın 299. maddesini hem kişi özgürlüğü ve güvenliği hem de ifade özgürlüğü bağlamında ele almaya çalışacağız.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/25/tck-299-ifade-ozgurlugu-uzerinde-tehdit-olusturuyor/">&#8216;TCK 299 İfade Özgürlüğü Üzerinde Tehdit Oluşturuyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<ol>
<li><b>Cumhurbaşkanına Hakaret Suçunda Tutuklamanın Hukukiliği</b></li>
</ol>
<p><span style="font-weight: 400;">Son 6 yılda Cumhurbaşkanına Hakaret suçundan binlerce soruşturma ve dava açılmış, onlarca kişi tutuklanmıştır.</span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-77957 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/tck-299.jpg" alt="TCK 299" width="570" height="464" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir kişi hakkında tutuklama tedbirinin uygulanması için kişinin delilleri karartma yahut kaçma şüphesi bulunması ve bu durumun somut delillerle ortaya konulması gerekir. Ayrıca bahse konu suç hakkında öngörülen cezanın alt-üst sınırı da tutuklama kararının verilmesinde etkilidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tutuklamanın, tedbir niteliğinde bir karar olduğu unutulmamalıdır. Tutuklama ile güdülen amaç henüz verilmeyen bir cezanın infazı değil, yargılamanın güvenliğinin sağlanmasıdır. İlgili suç yönünden inceleme yaptığımızda:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Suç için öngörülen cezanın alt-üst sınırları tutuklama için düşük mahiyettedir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Suça ait delillerin genellikle ortada olması (zira bu suç büyük çoğunlukla medya ya da aleni konuşmalar sırasında meydana gelmektedir) nedeniyle karartılmasının mümkün değildir.</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Bahsedilen bu durumlar göz önünde bulundurularak, kişilerin bu suç nedeniyle tutuklanması hem CMK’ya hem de yerleşik ulusal ve uluslararası mahkeme kararlarınca çizilen içtihatlara aykırı olduğu açıktır. Bu noktada değinilmesi gereken bir husus da, bu suçla ilgili yürütülen soruşturmalar esnasında kişilerin gözaltına alınmasıdır. Her ne kadar gözaltı işlemi cumhuriyet savcılarının takdirindeyse de, kaçma şüphesi bulunmayan kişilerin özgürlüklerinden mahrum edilerek gece yarısı operasyonlarıyla gözaltına alınması hukuk devletinin temel sınırlarıyla çelişmektedir. Atılı suçun ifade özgürlüğüyle ilgili tartışmalı bir yönünün olması da düşünüldüğünde, bu işlemlerin toplum üzerinde oto-sansür etkisi doğuracağı toplum adına soruşturma yapan makamlarca unutulmamalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) de, Cumhurbaşkanına hakaret davalarında, kişilerin hiçbir şekilde gözaltına alınmasını, tutuklanmasını yerinde bulmamaktadır. Çünkü doğası gereği böyle bir yaptırım, özellikle cezanın etkileri dikkate alındığında, ilgili kişinin kamu yararına ilişkin konularda kendini ifade etme istekliliği üzerinde kaçınılmaz olarak caydırıcı bir etkiye sahip olacaktır.[1]</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonuç olarak; kişilerin bu suç nedeniyle gözaltına alınması ve tutuklanması CMK’da amaçlanan ‘tedbir’ ölçülülüğünü aşmıştır. Bir cezalandırma ve sansür mekanizması haline gelmiştir. Bu uygulamalar mevcut haliyle ifade özgürlüğüyle beraber kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını tehdit eder niteliktedir.</span></p>
<ol start="2">
<li><b> Cumhurbaşkanına Hakaret Suçunun İfade Özgürlüğü Yönünden İncelenmesi</b></li>
</ol>
<p><span style="font-weight: 400;">Anayasa’nın 26., İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) 10. maddesinde düzenlenen ve güvence altına alınan ifade özgürlüğü, demokratik toplumun olmazsa olmazlarındandır ve kısıtlanması çok ciddi şartlara bağlanmıştır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İfade özgürlüğü, demokratik toplumun temellerinden birini oluşturmaktadır. Sadece lehte algılanan veya zararsız yahut önemsiz görülen “bilgi” ve “fikirler” değil, incitici, şok edici veya rahatsızlık uyandırıcı olanlar bakımından da geçerlidir. [2] </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Değinilmesi gereken bir diğer nokta ise, halka mal olmuş kişiler eleştiriye maruz kaldığında ifade özgürlüğünün ne şekilde ele alınacağıdır. Bu konu İHAM’ın bir kararında şöyle dile getirilmiştir:</span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Kabul edilebilir eleştirinin sınırları, sıradan bir kimse ile karşılaştırıldığında halka mal olmuş bir kişi sıfatıyla hareket eden siyaset adamları için daha geniştir. Siyasetçilerin fiil ve davranışları, kaçınılmaz olarak ve bilinçli bir şekilde, gazetecilerin olduğu kadar vatandaşların da sıkı bir denetimine tabidir. Bir siyaset adamı, özellikle de kendisi eleştiriye yol açabilecek halka açık konuşmalar yaptığı zaman daha fazla hoşgörü göstermelidir.</span></i><span style="font-weight: 400;">[3]</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca İHAM, suç teşkil eden konularda Cumhurbaşkanına daha fazla koruma sağlayan özel bir hüküm kapsamında kişilere cezai bir yaptırım uygulanmasının İHAS’ın ruhuna aykırı olduğunu belirtmiştir. [4]</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bu açıklamalar ışığında Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinin uygulanması nedeniyle başlatılan ceza yargılamalarının ifade özgürlüğü üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu söylemek gerekir. Hali hazırdaki düzenleme TCK m.125’de düzenlenen hakaret suçundan daha nitelikli bir haldedir ve uygulama alanı çok geniştir. Dahası 299. madde, suç alenen işlendiğinde ceza artırımı öngörmektedir ve bu durum medya üzerinde fiili bir sansüre yol açmaktadır. Bu nedenle mevcut uygulamada bir devletin kendi devlet başkanının itibarını korumadaki çıkarı ile devlet başkanı hakkında tüm toplumun bilgi verme ve görüş açıklama hakkı bir teraziye konulmalı ve oluşan orantısızlık giderilmelidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Orantısız bu düzenlemeyle ilgili Venedik Komisyonu, bazı önerilerde bulunmuştur. Görüşte TCK m.299 uyarınca çok sayıda gazeteci, yazar, sosyal medya kullanıcısı hakkında soruşturma veya dava açıldığı, ilgili maddede bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasının öngörüldüğü, bu suçun alenen işlenmesi halinde altıda bir oranında cezada artırım yapılabildiği, bunların birey üzerinde oto-sansür etkisi yaratacağı, caydırıcı etkiye sebep vereceği, Devlet Başkanına hakaretin suç olmaktan çıkarılması veya bu suçun sadece çok ağır sözlü saldırı biçimleriyle sınırlanması gerektiğine işaret eden Avrupa mutabakatının dikkate alınması gerektiği belirtilerek, Sözleşmenin 10. maddesinin daha fazla ihlal edilmesinin önlenmesi için tek çözümün 299. maddenin tamamen yürürlükten kaldırılması olduğu ifade edilmiştir. [5]</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tartışılması gereken son husus ise, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle beraber düzenlemenin amacından sapmış olup olmadığıdır. Zira ilgili düzenleme yapılırken parlamenter sistem yürürlükteydi. Maddenin gerekçesinde </span><i><span style="font-weight: 400;">“Cumhurbaşkanının Devleti temsil etmesi ve Anayasa’da belirtilen görev ve yetkileri göz önüne alınarak onun kişiliğine yöneltilen hareketin bir bakıma Devlet kuvvetleri aleyhine cürümlerden sayılması gerektiği düşüncesinden hareketle” </span></i><span style="font-weight: 400;">cumhurbaşkanına hakaretin ayrı bir suç olarak düzenlendiği belirtilmiştir. Parlamenter sistemdeki cumhurbaşkanının niteliklerinden birisi ise ‘tarafsız’ olmasıydı. Cumhurbaşkanı eğer bir partiye üye ise seçildikten sonra partiyle ilişiği kesilmekteydi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devlet başkanına hakaret suçunun düzenlendiği farklı ülkelerdeki düzenlemeler incelendiğinde; parlamenter demokrasilerde, tarafsız ve siyasi olarak sorumsuz cumhurbaşkanı, devlet başkanı ya da monarkı, siyasi tartışmaların dışında tutmayı amaçlandığı görülmektedir. Bizzat kendisi partili olmak suretiyle taraf olan Cumhurbaşkanının seçimle geldiği ve yürütme organını tek başına temsil ettiği başkanlık sistemlerinde bu suç ve cezanın varlığı, gerekçeden ve meşruiyetten yoksundur.[6] </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonuç olarak; fiili olarak partili olan cumhurbaşkanına hakaret suçunun kaldırılması yahut ağır hakaret ve saldırılarla sınırlı tutulması gerektiği görüşündeyiz. Ayrıca suçun ‘alenen’ işlenmesinin nitelikli hal olarak görülmesi de hatalıdır. Zira düzenleme bu yönüyle sivil toplum ve medya üzerinde baskı unsuru olarak kullanıma açık olacaktır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[1] Şorli &#8211; Türkiye par. 45</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[2] Observer ve Guardian – Birleşik Krallık par. 59</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[3] Oberschlick – Avusturya par. 59</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[4] Şorli &#8211; Türkiye par. 47</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[5] Venedik Komisyonu’nun 15 Mart 2016 tarihli ve 831/2015 sayılı görüşü</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[6] Denge ve Denetleme Ağı’nın “İfade Özgürlüğünü Sınırlayan Hakaret Suçu, Ceza Kanunundan Çıkmalı” başlıklı politika belgesi</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/25/tck-299-ifade-ozgurlugu-uzerinde-tehdit-olusturuyor/">&#8216;TCK 299 İfade Özgürlüğü Üzerinde Tehdit Oluşturuyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DDA&#8217;ya Göre Mevcut Sistemde Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu Yok</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/14/mevcut-hukumet-sisteminde-cumhurbaskanina-hakaret-sucunun-yeri-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Feb 2019 12:57:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[229. madde]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanına hakaret suçu]]></category>
		<category><![CDATA[Denge ve Denetleme Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Venedik Komisyonu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35321</guid>

					<description><![CDATA[<p>Denge ve Denetleme Ağı, cumhurbaşkanına hakaret suçunu düzenleyen 299. maddenin, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine uyum kapsamında yürürlükten kalkması için meclise çağrı yaptı. 299. maddenin cumhurbaşkanına, ceza yoluyla fazladan koruma sağladığını, basın ve ifade özgürlüğünü tehdit ettiğini savunan DDA, yalnız 299. madde değil, tüm hakaret suçlarının ceza kanundan çıkmasından yana. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/14/mevcut-hukumet-sisteminde-cumhurbaskanina-hakaret-sucunun-yeri-yok/">DDA&#8217;ya Göre Mevcut Sistemde Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu Yok</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>271 sivil toplum kuruluşundan oluşan Denge ve Denetleme Ağı, cumhurbaşkanına hakaret suçunun, varoluş amacının ötesinde kullanıldığına, ifade ve basın hürriyetini tehdit ettiğine işaret ederek, sorunun çözümü için önerilerini ilettiği bir politika belgesini karar vericilerle paylaştı. Konuya ifade özgürlüğü perspektifinden yaklaşan ağ, 299. madde başta olmak üzere, hakareti düzenleyen tüm suçların, uluslararası sözleşmeler ve kurumların da tavsiye ettiği gibi, ceza kanunundan çıkarılmasını öneriyor.</p>
<p>Türkiye’de son yedi yılda cumhurbaşkanına hakaret gerekçesiyle 13 bin civarında dava açıldı. Bu fillî durum, bir süredir yasanın amacının ötesinde bir anlayışla kullanıldığı ve ifade özgürlüğünü tehdit ettiği tespitlerinin yapılmasına neden oluyordu.</p>
<p>Hakareti suç olarak gören yasa hükümlerine ifade özgürlüğünü kısıtlamak amacıyla sıklıkla başvurulduğunu belirten DDA, cumhurbaşkanına hakaret suçu özelinde ise, “Seçilmişlerin, siyasi sorumluluklarının gereği olarak, ağır ya da hafif her türlü sözlü ifade, eleştiri, hiciv ve ithama karşı toleranslı davranmayı kabul etmeleri gerekir. Bu, idareye talip olmanın doğal sonucudur” ilkesini anımsattı.</p>
<p><strong>Alternatif öneriler </strong><br />
Başta 299. madde olmak üzere, yasadaki hakaret suçunun yarattığı sorunları sıralayan DDA, mevcut hükümet sisteminde devlet başkanının tarafsız olmadığı, dolayısıyla fazladan bir hukuki koruma elde etmesinin meşru olmayacağını savundu. DDA ayrıca, hakaret iddiasıyla açılan davaların süresinin uzunluğu, yeterli gerekçeden yoksun tutuklamalar ve ertelenen hapis cezaları nedeniyle, ifade özgürlüğü literatüründe, soğutma etkisi (chilling effect) olarak adlandırılan duruma yol açtığını da hatırlatarak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye hakkında verdiği sık ihlal kararlarına atıfta bulundu: “Hakaret suçu gerekçesiyle açılan davalar, medya, sivil toplum ve vatandaşların, ifade ve meşru protesto haklarının, ceza yoluyla ve kamu kaynakları kullanılarak askıya alınmasına neden oluyor. Herhangi bir yasanın, temel hakları sınırlamak için kullanılması, infial yaratmak ve kutuplaştırmayı derinleştirmekten öte bir caydırıcılık da taşımıyor. 301. madde dolayısıyla yaşananlar ve gazeteci Hrant Dink’in suikastine uzanan süreç, henüz hafızalarımızda taze. Bu nedenle ifade özgürlüğü, anayasal ve yasal olarak daha net bir güvenceye kavuşmalı.”</p>
<p><strong>DDA sorunun çözümü için aşağıdaki önerileri geliştirdi: </strong><br />
Hakaret sorunu, çağdaş hukuksal eğilimlere koşut olarak, ceza kanunundan çıkarılmalı ve özel hukuk alanında disiplin hükümleriyle çözülmeli. Siyasi partiler, medya ve sivil toplum örgütleri, üslup ve söylemle ilgili kurallarını, demokratik bir çerçevede kendileri tanımlamalı.</p>
<p>Hakaret suçu bütün halinde ceza kanunundan çıkarılamayacaksa, Venedik Komisyonu’nun da tavsiyesi üzere, 299. maddenin kaldırılması için mecliste temsil edilen tüm partiler harekete geçmeli. Ya da Anayasa Mahkemesi’ne yeniden başvurarak, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine uyarınca, yeni bir norm denetimi talep edilmeli.<br />
299. maddenin kaldırılması durumunda, sert siyasi eleştirilerin önüne geçilmesi için, genel olarak hakaret suçunu düzenleyen 125. maddeye başvurulması ihtimaline karşılık, bu maddeye, suç siyasilere karşı işlendiğinde, yaptırımın 125. maddede tanımlananın da altına çekilmesini sağlayacak bir güvence konmalı.</p>
<p>Eğer hem 125, hem de 299. maddeler korunacaksa, 299. maddenin tanımladığı cezalar, seçilmişlerin eleştiriye karşı daha toleranslı olmaları gerektiği ilkesinden hareketle, 125. maddenin de altına çekilmeli, sembolik düzeye indirilmeli.</p>
<p><strong><a href="https://twitter.us3.list-manage.com/track/click?u=5355e71920e024c640c10b89b&amp;id=13e068102b&amp;e=8a959a6656" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://twitter.us3.list-manage.com/track/click?u%3D5355e71920e024c640c10b89b%26id%3D13e068102b%26e%3D8a959a6656&amp;source=gmail&amp;ust=1550235137846000&amp;usg=AFQjCNFQgXwgu_cD9xxh9SmEdDHOjZUVpg">Politika belgesinin tamamına buradan ulaşabilirsiniz. </a></strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/14/mevcut-hukumet-sisteminde-cumhurbaskanina-hakaret-sucunun-yeri-yok/">DDA&#8217;ya Göre Mevcut Sistemde Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu Yok</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
