<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cizre arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/cizre/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/cizre/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 31 Dec 2018 12:52:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Cizre arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/cizre/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8221;Hipokrat&#8217;tan Beri Bu Suçu İşliyoruz&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/27/hipokrattan-beri-bu-sucu-isliyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Dec 2018 08:01:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ambulanslar engellenmeseydi]]></category>
		<category><![CDATA[Cizre]]></category>
		<category><![CDATA[Hessen Barış Ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[Şebnem Korur Fincancı]]></category>
		<category><![CDATA[SES]]></category>
		<category><![CDATA[TİHV]]></category>
		<category><![CDATA[TTB]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33699</guid>

					<description><![CDATA[<p>2015’te yaşanan Cizre olaylarını ve Cizre raporunu odağına alan ‘Ambulanslar Engellenmeseydi!’ paneli geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’da yapıldı. Panelde “Cizre hakikatini ortaya koymadan ilerleyemeyeceğiz” diyen insan hakları savunucusu Şebnem Korur Fincancı, “Gerçek bir yüzleşme olmadan kendimizi temize çekemeyeceğiz. Cizre’yi açıklığa kavuşturmak boynumuzun borcudur.” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/27/hipokrattan-beri-bu-sucu-isliyoruz/">&#8221;Hipokrat&#8217;tan Beri Bu Suçu İşliyoruz&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) ortak olarak düzenlediği ‘Ambulanslar Engellenmeseydi!’ paneli Diyarbakır’da yapıldı. Kolaylaştırıcılığını Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Dr. Mehmet Şerif Demir’in yaptığı, ambulans gönüllülerinden Hemş. Yekta Yıldız ve Dr. Onur Naci Karahancı ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın konuşmacı olarak yer aldığı panelde; Eylül 2015’te Şırnak’ta yaşanan sokağa çıkma yasağı nedeniyle, sağlık personellerinin Cizre’de yaşadığı zorlayıcı durumlar, sağlık koridoru açma çabası ve hak örgütlerinin yazdığı &#8216;Cizre raporları&#8217; sonrası yargılanma süreçleri konuşuldu.</span></p>
<p><b>“14 Gönüllü sağlıkçı yola çıktık”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Panelin ilk konuşmasını yapan Diyarbakır Tabip Odası Mehmet Şerif Demir, toplum değerlerinin ve hakikatlerin ters yüz edildiği bir dönemden geçtiklerini vurgulayarak yaşanan bu durumun sonuçları ve süreç hakkında değerlendirmelerde bulundu. Hakikatleri dile getirenlerin cezalandırıldığı faillerin ise cezasız bırakıldığı bir dönemde olunduğunu belirten Demir konu ile ilgili öyle konuştu: “Bildiğiniz üzere Ocak 2016’da Cizre’de yazılı ve görsel basına yansıyan ve sosyal medyada günlerce duyurusu yapılan; sivil insanların bodrum diye tarif edilen mekanlarda uzun süredir mahsur kaldıları bilgisi yayıldı. İçlerinde çocukların ve durumu ağır yaralıların olduğu yönünde bilgiler ulaşıyordu. Yine aynı dönemde bu yaralılara güvenlik gerekçesi ile ambulans ve sağlık personelinin gidemediği ifade ediliyordu. Bunun üzerine ‘yaşam  koridoru’ açmak, yaralıların hastaneye ulaştırıp kurtarmak amacıyla 14 gönüllü sağlıkçı yola çıktı. Ama ne yazık ki Cizre’ye girmelerine izin verilmedi. Daha sonrasında da gönüllü sağlıkçılara dava açıldı. Yine Cizre bodrumlarında yaşananları raporlaştıranlardan birisi olan Şebnem Hoca‘ya davalar açıldı ve ceza verildi. Yıllarca barış, insan hakları mücadelesi ve işkenceye karşı mücadelesinden kaynaklı Hessen Barış ödülünü alırken kendi ülkesinde ise tüm bunlardan kaynaklı cezalandırılıyor.”</span></p>
<p><b>“Cizre’yi açıklığa kavuşturmak boynumuzun borcudur”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sokağa çıkma yasakları kalktıktan sonra tanıklık ve taziye ziyaretinde bulunmak için, İnsan Hakları Derneği (İHD) Başkanı Öztürk Türkdoğan ile birlikte Cizre’ye giden insan hakları savunucusu Şebnem Korur Fincancı ise dehşete düştükleri ziyareti şöyle anlattı: “Çok ağır bir süreci birlikte yaşadık en ağırı da tanıklık etmekti. Panelimizin adı; Ambulanslar Engellenmeseydi. Ben kendime şunu soruyorum; Ambulanslar neden engellendi? 16 Şubatta yasak kalkmasına rağmen 2 Mart’a kadar ilçeye girişe neden izin verilmedi? Örtbas edilmek istenen neydi? Bodrumlara gittiğimizde erimiş insan kemikleri gördük. 2000 derecede eriyebilecek kadar neye maruz kalmışlardı? Devletin görevi orada her ne olduysa en etkili şekilde soruşturmayı sürdürmesidir. Benim devlete vergi vermemin amacı budur.  80’leri gördük, 90’ları gördük sürekli sokağa çıkma yasağı oluyordu ama böylesini hiç görmemiştik, bu çok ağır oldu.Vaktiyle devletin anarşisti olduk, komünisti olduk, şimdi de teröristi olduk.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uluslararası sözleşmelerde sağlık personellerinin korunması hükmü olduğunu vurgulayan Fincancı, “Biz korunmadık. 1984’ten beri süren savaşta ilk defa bu kadar çok sivil kaybedildi. Cizre hakikatini ortaya koymadan ilerleyemeyeceğiz. Gerçek bir yüzleşme olmadan kendimizi temize çekemeyeceğiz. Cizre’yi açıklığa kavuşturmak boynumuzun borcudur.” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Panele katılımcıların soru ve katkıları ile sona erdi. Katılımcılar ise Cizre ambulans davasında yargılananlarla gurur duyduklarını, onlara ceza değil ödül verilmesi gerektiğini, Ceza verilecekse yaşatmak için çabalayanlara değil buna engel olanlara verilmesi gerektiğini ifade ettiler.</span></p>
<p><b>“Kamu spotları Cizre için geçerli değildi”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sokağa çıkma yasağının yaşandığı Cizre’de, gönüllü ambulans ekibinden olan Yekta Yıldız ise kendilerine açılan davayı önce kişisel bir durum olarak algılamış ama ilerleyen süreçlerde bu davayı aslında toplumun vicdanına ve cesaretine açılmış bir dava olarak gördüğünü söyledi. Yıldız, o dönemde Cizre’ye girebilmek için verdikleri mücadeleyi ve sonrasında yaşadıkları yargılanma süreçlerini şöyle özetledi: “Televizyonlarda sürekli kamu spotu olarak, ambulansın geçiş önceliği spotları veriliyordu. İşte o spotlar Cizre için geçerli değildi. Sağlık bakanlığının ‘Yaşama Yol Ver’ kampanyaları Cizre için devre dışı kaldı biz bunu fiili olarak görmedik.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cizre’de operasyonlar sürerken gönüllü ambulans ekibi olarak beyaz eylemler içerisinde olduklarını belirten Yıldız, “Yaşam hakkını korumayı kendimize prensip edinmiş beyaz yakalılar olarak gönüllü bir ekip oluşturup girmeye çalıştık. Araçlar tek yönlü çıkabiliyordu. Hiç bir şekilde girişe izin verilmiyordu. Bize de “Ambulansları bırakın ancak yaya gidebilirsiniz” dediler. Çabalarımız sonuçsuz kaldı. Cenevre’yi, Uluslararası Sözleşmeleri hatırlatınca emir komuta zincirini aşan olaylar olduğunu fark ettik.” dedi. </span></p>
<p><b>“Cizre ambulans davası suç değildir”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cizre’de yalnızca dört tane ambulans hizmetiyle onca yaralıya yetişmenin mümkün olmadığına vurgu yapan Yıldız, “Arkadaşlarımız yaralılara müdahale edilirken öldürüldüler. Yaşam hakkını canhıraş bir şekilde savunurken yaşam hakları ihlal edildi. Biz beyaz yakalılar olarak yaşamı savunan vicdani etik ve ahlaki değerleri korumak için bir umutsuzluğu yok etmeye çalıştık. Aslında izin vermemeleri ‘Yaşama yol vermiyorum’ demekti. Verdikleri mesaj ‘Ben senin bütün değerlerini yerle bir edebilirim’ demekti. Oysa Cizre ambulans davası suç değildir. Bugün olsa yine çıkardık. Biz bu suçu Hipokrat’tan beri işliyoruz. Unutmadık unutmayacağız mutlaka başaracağız.”</span><strong><br />
</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">14 sağlık emekçisi ile birlikte aslında zihinlerinde ve vicdanlarında başka bir alternatif olmadığını düşündükleri için yola çıktıklarını ambulans gönüllülerinden Dr. Onur Naci Karahancı “Cizre ambulans davasının aslında bir yok sayma ve engelleme davasıydı. Biz bu bu hakikati sahiplendik ve pişman değiliz, kaybettiğimiz yoldaşlarımıza barış sözümüz olsun.” dedi. </span></p>
<p><b>“Cizre’yi açıklığa kavuşturmak boynumuzun borcudur”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sokağa çıkma yasakları kalktıktan sonra tanıklık ve taziye ziyaretinde bulunmak için, İnsan Hakları Derneği (İHD) Başkanı Öztürk Türkdoğan ile birlikte Cizre’ye giden insan hakları savunucusu Şebnem Korur Fincancı ise dehşete düştükleri ziyareti şöyle anlattı: “Çok ağır bir süreci birlikte yaşadık en ağırı da tanıklık etmekti. Panelimizin adı; Ambulanslar Engellenmeseydi. Ben kendime şunu soruyorum; Ambulanslar neden engellendi? 16 Şubatta yasak kalkmasına rağmen 2 Mart’a kadar ilçeye girişe neden izin verilmedi? Örtbas edilmek istenen neydi? Bodrumlara gittiğimizde erimiş insan kemikleri gördük. 2000 derecede eriyebilecek kadar neye maruz kalmışlardı? Devletin görevi orada her ne olduysa en etkili şekilde soruşturmayı sürdürmesidir. Benim devlete vergi vermemin amacı budur.  80’leri gördük, 90’ları gördük sürekli sokağa çıkma yasağı oluyordu ama böylesini hiç görmemiştik, bu çok ağır oldu.Vaktiyle devletin anarşisti olduk, komünisti olduk, şimdi de teröristi olduk.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uluslararası sözleşmelerde sağlık personellerinin korunması hükmü olduğunu vurgulayan Fincancı, “Biz korunmadık. 1984’ten beri süren savaşta ilk defa bu kadar çok sivil kaybedildi. Cizre hakikatini ortaya koymadan ilerleyemeyeceğiz. Gerçek bir yüzleşme olmadan kendimizi temize çekemeyeceğiz. Cizre’yi açıklığa kavuşturmak boynumuzun borcudur.” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Panele katılımcıların soru ve katkıları ile sona erdi. Katılımcılar ise Cizre ambulans davasında yargılananlarla gurur duyduklarını, onlara ceza değil ödül verilmesi gerektiğini, Ceza verilecekse yaşatmak için çabalayanlara değil buna engel olanlara verilmesi gerektiğini ifade ettiler.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/27/hipokrattan-beri-bu-sucu-isliyoruz/">&#8221;Hipokrat&#8217;tan Beri Bu Suçu İşliyoruz&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MAZLUMDER&#8217;den ayrılan Hak İnisiyatifi yol haritasını belirledi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/26/mazlumderden-ayrilan-hak-inisiyatifi-yol-haritasini-belirledi/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/26/mazlumderden-ayrilan-hak-inisiyatifi-yol-haritasini-belirledi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Apr 2017 13:39:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Cizre]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İNİSİYATİFİ]]></category>
		<category><![CDATA[MAZLUMDER]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet arif koçer]]></category>
		<category><![CDATA[Olağanüstü Genel Kurul]]></category>
		<category><![CDATA[Soma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13898</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Bize karşı bu zorbalıkları yapanlarla yollarımızı ayırdığımızı, MAZLUMDER adını bir daha kullanmayacağımızı ve bundan sonraki süreçlerde  insan hakları alanında yaptığımız hizmetlere “Hak İnisiyatifi”nin evrileceği bir isimle devam edeceğimizi bildiririz.”  Geçen günlerde “Hak İnisiyatifi” adıyla yayınlanan bir deklarasyon aracılığıyla, yeni bir insan hakları oluşumunun varlığından haberdar olduk. Deklarasyonun içeriğinden, bu oluşumun, MAZLUMDER’in birkaç hafta önce Ankara’da [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/26/mazlumderden-ayrilan-hak-inisiyatifi-yol-haritasini-belirledi/">MAZLUMDER&#8217;den ayrılan Hak İnisiyatifi yol haritasını belirledi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Bize karşı bu zorbalıkları yapanlarla yollarımızı ayırdığımızı, MAZLUMDER adını bir daha kullanmayacağımızı ve bundan sonraki süreçlerde  insan hakları alanında yaptığımız hizmetlere “Hak İnisiyatifi”nin evrileceği bir isimle devam edeceğimizi bildiririz.”</strong></p>
<p><strong> </strong>Geçen günlerde <strong>“Hak İnisiyatifi”</strong> adıyla yayınlanan bir deklarasyon aracılığıyla, yeni bir insan hakları oluşumunun varlığından haberdar olduk. Deklarasyonun içeriğinden, bu oluşumun, MAZLUMDER’in birkaç hafta önce Ankara’da gerçekleştirilen “olağanüstü genel kongre”sinde alınan kararla kapatılan 16 şubenin, yeni bir mücadele zemini olduğu anlaşılıyor.</p>
<p>Türkiye’nin saygın insan hakları örgütlerinden biri olan, yürüttüğü 27 yıllık mücadele süreci içerisinde yaptığı çalışmalar ve hazırladığı raporlarla uluslararası kamuoyunda da tanınırlılığı olan MAZLUMDER’in kendi içerisinde yaşadığı ayrışmanın nedenlerini ve Hak İnisiyatifi’nin bundan sonraki süreçlerde neler yapacağına ilişkin Mehmet Arif Koçer ile görüştük.</p>
<p>Mehmet Arif Koçer, yirmi yılı aşkın bir süre şube başkanlığından, genel başkan yardımcılığına kadar MAZLUMDER’in hemen her kademesinde görev almış emektarlarından. Aynı zamanda da deklarasyonda da sözü edilen “olağanüstü genel kurul” öncesinde, genel kurula katılacak olması durumunda 16 şubenin, genel başkan adayı olarak üzerinde mutabık olunmuş isimdi.</p>
<p><em> </em><strong>Sayın Koçer, Hak İnisiyatifi içerisindeki göreviniz nedir?</strong></p>
<p>Oluşumumuzun çok yeni olması hasebiyle birkaç arkadaştan oluşan geçici bir koordinasyon ekibi oluşturduk. Bu ekip teknik süreçleri organize edecek. Ben de bu ekipte yer alıyorum.</p>
<p><strong>Dilerseniz bildirinizde de detaylıca değindiğiniz ve aynı zamanda “Hak İnisiyatifi”ni ortaya çıkaran nedenlere dair konuşalım…</strong></p>
<figure id="attachment_13900" aria-describedby="caption-attachment-13900" style="width: 231px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-13900" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2691.jpg" alt="Hak İnisiyatifi geçici koordinasyon kurulu üyesi Mehmet Arif Koçer" width="231" height="308" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2691.jpg 960w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2691-640x853.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2691-610x813.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2691-320x427.jpg 320w" sizes="(max-width: 231px) 100vw, 231px" /><figcaption id="caption-attachment-13900" class="wp-caption-text">Hak İnisiyatifi geçici koordinasyon kurulu üyesi Mehmet Arif Koçer</figcaption></figure>
<p>Yaklaşık bir yıl önce, Mersin’deki MAZLUMDER Genel Yönetim Kurulu’nda (GYK) dile getirilen olağanüstü genel kurul talebi, iki ay sonra Ürgüp GYK’sında bu defa 182 delegenin imzası ile gündeme getirilmiştir. Teklif sahibi arkadaşlarımıza, Medeni Yasa’nın açık hükmü ve tüzüğümüzün 15/b maddesine göre, olağanüstü genel kurula gidebilmek için, ya genel yönetim kurulunun çoğunluğunun veya denetleme kurulunun ya da üyelerin beşte birinin isteminin gerekli olduğu, yasa ve tüzükte delegeden bahsedilmediği, bu amir hükme göre, delegelerin talebiyle olağanüstü genel kurula gitmenin mümkün olmadığı söylenmiştir. Taleplerinin kabul edilmediğini gören bu arkadaşlar, toplantıyı protesto ederek salonu terk etmişlerdir. Bunun üzerine GYK üyelerinden dört kişilik bir heyet oluşturularak, MAZLUMDER’in kendi iç barışını, uyumunu gerçekleştirebilmesi, ilke ve organizasyon çerçevesindeki sorunlarını aşabilmesi için genel başkan ve tüm merkez yürütme kurulu üyelerinin değiştirilmesi önerisi dahil olmak üzere, İstanbul şubenin başını çektiği bu harekete, uzlaşma teklifi yapılmıştır. Bunların tümüne sırt çevrilmiş ve basın açıklaması eşliğinde olağanüstü genel kurul için dava açılmıştır. Daha sonra, aynı grup mensupları tarafından, son bir yıldır genel merkez internet sitesine ve şifrelerine keyfi bir şekilde el konulmuş, genel merkez sosyal medya hesapları yalan beyanlarla ele geçirilmiş, şubelerinde kendileriyle hemfikir olmayan yöneticiler, savunmaları alınmadan üyelikten çıkarılmışlardır.</p>
<p><strong> Olağanüstü genel kurul talebi ve bu talepteki ısrarın nedeni neydi? </strong></p>
<p>Olağanüstü genel kurul talebinin öncesinde yaşanan süreçte, bir insan hakları örgütü olarak Kürtlere yönelik hak ihlallerinden, Gezi olaylarına, Soma raporundan, Suriye iç savaşına değin farklı alanlarda çalışmalarımız ve raporlarımız oldu. Bu çalışmalarımızda temel hareket noktamız ve hassasiyetimiz somut olarak hak ihlallerinin olup olmadığını tespit etmekti. Ancak aralarında bazı güç dengelerini gözetme hassasiyeti taşıyan MAZLUMDER içindeki bir grubun da yer aldığı kimi çevreler için bu ilkesel duruş çabamız taşınamaz bir yük olarak kabul edildi. Özetle izah etmeye çalıştığımız ve içinden geçtiğimiz bu süreç, sonuç olarak ilkesel bir duruş ortaya koymak ve koyamamak şeklinde ifade edebileceğimiz bir ayrışmayı beraberinde getirdi. Zaten olağanüstü genel kurul taleplerinde ısrar eden bu arkadaşlar, uzlaşma sağlanamayınca, sonrasında konuyu yargıya taşıdılar.</p>
<h4>&#8220;Sivil bir operasyonla derneğin yarısı, dışarıda bırakıldı&#8221;</h4>
<p><strong>MAZLUMDER’in tarihinde istisnai bir durum. Peki yargı süreci?</strong></p>
<p>Kuşkusuz istisnai bir durum. Üstelik yargı süreçleri de çok garipti. Aralık ayı içerisinde gerçekleşen bir duruşmada olağanüstü genel kurul talebini değerlendiren hâkim, davayı açan İstanbul şube başkanı ve dava vekiline hitaben <em>“tüzüğünüzde üye yazıyor, delege yazmıyor, tüzüğünüze aykırı bir talepte bulunamazsınız, bunun için öncelikle tüzüğünüzü değiştirmeniz gerek”</em> dediği halde, bir sonraki duruşmada tam aksi yönde bir tavır takındı. Konuyu havale ettiği bilirkişi raporunun usulsüzlüğüne itiraz ederek yeni bilirkişi talebimiz ve İstanbul şubenin şaibeli olarak yapılan genel kurulunun iptaline ilişkin açtığımız davanın ‘bekletici’ mesele yapılmasına ilişkin taleplerimizi hiç nazara almadan, tam aksi bir tavır takınarak dava bitirilmiştir.  Mahkemenin görevi olmamasına rağmen, kararın infazına ilişkin hüküm maddesi yazdırarak yazı işleri müdürünü gönderip, infaz işlemlerini başlatmıştır. Dava bitiminden sonraysa, derneğin organlarına ilişkin olduğu için şahsın hukuku hükümlerine tabi olan ve kesinleşmeden işleme konulamayacak durumdaki karar, hukuksuz olarak işleme konulmuş, atanan kayyımlar eliyle olağanüstü genel kurul günü belirlenmiştir.</p>
<p><strong>Yani yapılan olağanüstü genel kurul, atanan kayyımlar eliyle başlatıldı…</strong></p>
<p>Evet, kesinlikle öyle! Bu üç kişinin dernek yöneticisi olması işin niteliğini değiştirmiyor. O arkadaşlarımız mahkeme tarafından atanmıştır ve bu uygulamanın adı da budur. Bununla birlikte söz konusu kararı temyize götürmüştük. Fakat ne yazık ki temyizin sonucu beklenmeksizin kayyımların çağrısıyla olağanüstü genel kurul ilan edildi. Bu nedenle biz de &#8216;hukuksuz ve keyfi&#8217; olan bu olağanüstü genel kurula katılmayacağımızı ilan ettik. 19 Mart 2017 tarihinde yapılan bu genel kurulda, tek gündem olan “seçim maddesine”, önergeyle yeni gündem maddeleri eklenerek, hem genel merkez İstanbul’a taşınmış, hem de katılan beşi tabeladan ibaret durumda olan on şubenin delegelerinin katılımı ile kendileri gibi düşünmeyen 16 şubemiz kapatılmıştır. Hatta çok ironiktir ki, bu grup hızını alamayarak, MAZLUMDER’in tarihinde hiç kurulmamış olan, “Bingöl şubeyi&#8221; bile kapatabilmiştir. Sonuç olarak, binlerce üye, yüzlerce delegenin savunmaları bile alınmadan üyelikleri düşürülmüş, sivil bir operasyonla derneğin yarısı, dışarıda bırakılmıştır.</p>
<p><strong>Kararı temyiz ettiğinizi söylemiştiniz. Yani bir nevi hukuk mücadelesi veriyorsunuz. </strong><strong>Peki, bu süreçler devam edecek mi?</strong></p>
<p>27 yıllık süreç MAZLUMDER zemininde yürttüğümüz bir hak arama süreciydi. Ne yazık ki yaşadığımız bu son süreç, kendi hakkımızı, dün yoldaşlık yaptığımız arkadaşlara karşı yürütme zorunluluğunu doğurdu. Biz halen de MAZLUMDER misyonunun taşıyıcısı olarak bu durumda “kim olursa olsun zalime karşı, kim olursa olsun mazlumdan yana” ilkesi gereğince  mücadelemizi sonuna kadar yürütme kararlılığındayız. Ancak bu davaların sonucu ne olursa olsun, bize karşı bu zorbalıkları yapanlarla yollarımızı ayırdığımızı, MAZLUMDER adını bir daha kullanmayacağımızı ve bundan sonraki süreçlerde  insan hakları alanında yaptığımız hizmetlere “Hak İnisiyatifi”nin evrileceği bir isimle devam edeceğimizi bildiririz.</p>
<h4><strong>“</strong><strong>MAZLUMDER tecrübesinin üzerine insanlığın evrensel değerlerini de ekleyerek, eşitlik ve adalet temelinde yeni bir yapılanmanın içine girdik. Gerçek anlamda bir sivil toplum kuruluşu olarak, bütün güç odaklarına mesafeli, bireyin hak ve özgürlüklerini, hiçbir ayrım yapmadan herkes için savunmaya devam edeceğiz”</strong></h4>
<p><strong>Herhalde bu misyon, bundan sonraki süreçler için “Hak İnisiyatifi”nde devam edecek”</strong></p>
<p>Şube başkanlarımızdan birinin veciz bir ifadesiyle “cesedi gasbedilen MAZLUMDER’in ruhunun devam etmesi” için, yaptığımız istişareler sonucu, Hak İnsiyatifi adıyla, yolumuza devam ediyoruz. MAZLUMDER tecrübesinin üzerine insanlığın evrensel değerlerini de ekleyerek, eşitlik ve adalet temelinde yeni bir yapılanmanın içine girdik. Gerçek anlamda bir sivil toplum kuruluşu olarak, bütün güç odaklarına mesafeli, bireyin hak ve özgürlüklerini, hiçbir ayrım yapmadan herkes için savunmaya devam edeceğiz.</p>
<p><strong>Kimler ve hangi şubeler var?</strong></p>
<p>Bundan sonraki sürecin ilk adımını kapatılan14 şube ve ayrıca altı şubeden ise bir kısım üyeler ile atıyoruz. Elbette ilkelerimizi kabullenen yeni arkadaşlarımızın da katılımı ile herkes için adalet talepli insan hakları mücadelesi için yolumuza devam edeceğiz.</p>
<p><strong>Referandum sonrası hak ve adalet mücadelesi nasıl şekillenecek?</strong></p>
<p>Bizim 26 yıllık geleneğimizdeki temel ilkemiz, kim olursa olsun zalime karşı ve kim olursa olsun mazlumdan yana tavır almaktır. Mazlumun ve zalimin kim olduğuna bakmadan, gücümüz yettiğince, keyfiliğin tavan yaptığı, birçok temel hakkın askıya alındığı olağanüstü hâl döneminde, bir an önce normalleşmeyi sağlamaya dönük çabalarımız, tespitlerimiz, çağrılarımız, hak ve adalet talepli mücadelemiz devam edecektir.</p>
<p><strong>Bu oluşum neye talip oluyor?</strong></p>
<p>Hak İnsiyatifi, “ayırımsız insan hakları mücadelesi” misyonunu devam ettirmeye talip olmuştur. Bunun son süreçte daha da zor olduğunu biliyoruz. Ama bu insan olmamızın bize yüklediği bir görevdir. Din, dil, ırk, cinsiyet vs. doğuştan getirilen veya sonradan edinilen hiçbir kimliği ayırım sebebi yapmaksızın, insan hakkını ve onurunu korumaya talip oluyoruz. Çünkü bizler, “insanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olandır<em>” </em>hakikatına inanıyoruz.</p>
<p><strong>Bundan sonra neler olacak?</strong></p>
<p>Bizler azimle, bu misyonu sürdürmeye devam edeceğiz. Özgürlük ve adalet aşığı tüm dostlarımızı da yanımızda olmaya davet ediyoruz. İnsanlık için yüreğini koyan erdemli insanlarla, daha güzel bir dünya inşa edeceğimize inanıyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/26/mazlumderden-ayrilan-hak-inisiyatifi-yol-haritasini-belirledi/">MAZLUMDER&#8217;den ayrılan Hak İnisiyatifi yol haritasını belirledi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/26/mazlumderden-ayrilan-hak-inisiyatifi-yol-haritasini-belirledi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
