<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>CIVICUS arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/civicus/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/civicus/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 14 Dec 2021 10:04:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>CIVICUS arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/civicus/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>‘Dünyada Her 10 Kişiden 9’u Sivil Hakların Kısıtlı Olduğu Ülkelerde Yaşıyor’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/14/dunyada-her-10-kisiden-9u-sivil-haklarin-kisitli-oldugu-ulkelerde-yasiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Dec 2021 10:03:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[CIVICUS]]></category>
		<category><![CDATA[People Power Under Attack]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Haklar]]></category>
		<category><![CDATA[World Alliance for Citizen Participation (CIVICUS)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76819</guid>

					<description><![CDATA[<p>World Alliance for Citizen Participation (CIVICUS) 197 ülkede sivil toplumun durumunu değerlendiren 2021 raporunu yayımladı. Rapora göre, küresel salgın ve siyasi kriz ortamında, artan sayıda insanın temel hak ve özgürlükleri kısıtlanıyor. Dünyada her 10 kişiden 9’u sivil hakların 'çok kısıtlı' olduğu ülkelerde yaşıyor. Dünya nüfusunun sadece %3.1’i temel hakların korunduğu ve bu haklara saygı duyulan ülkelerde yaşıyor.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/14/dunyada-her-10-kisiden-9u-sivil-haklarin-kisitli-oldugu-ulkelerde-yasiyor/">‘Dünyada Her 10 Kişiden 9’u Sivil Hakların Kısıtlı Olduğu Ülkelerde Yaşıyor’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8216;Toplumun Gücü Saldırı Altında’ (People Power Under Attack) başlıklı CIVICUS raporu, 197 ülke ve bölgede sivil özgürlükler, örgütlenme, barışçıl toplanma ve ifade özgürlüklerine dair çeşitli veri kaynakları derleyerek birleştiren bir metodolojiye dayanarak hazırlanıyor. Bu yöntemde tüm ülkeler “kapalı, bastırılmış, engellenmiş, daraltılmış veya açık” olarak kategorilere ayrılıyor.</p>
<p>Buna göre, 2021 yılında küresel düzeyde ciddi kısıtlamaların olduğu ülkelerde yaşayanların sayısı arttı. Bugün dünya nüfusunun % 88,5&#8217;i “kapalı, bastırılmış veya engellenmiş” olarak değerlendirilen ülkelerde yaşıyor.</p>
<p>Rapora göre, CIVICUS Monitor verilerinin gösterdiği endişe verici bu tablo, her yıl artıyor. Dahası, insanların temel özgürlükleri kullanması için çok sınırlı bir alan olduğunu gösteriyor: dünya nüfusunun sadece % 3,1&#8217;i “açık” olarak derecelendirilen ülkelerde yaşıyor.</p>
<h5><strong> </strong><strong>Sivil Haklar Küresel Düzeyde ve Yaygın Şekilde İhlal Ediliyor</strong></h5>
<p>CIVICUS Monitor verilerine göre, COVID-19 pandemisi dünya genelinde hakları kısıtlamak için hükümetler tarafından bahane olarak kullanılmaya devam ediyor. 2021&#8217;de sivil özgürlüklerin en fazla ihlal edildiği konu ifade ve toplanma özgürlüğünü engelleyerek protestocuların gözaltına alınması.</p>
<p>Raporda<strong>, </strong>ifade, örgütlenme ve barışçıl toplanma özgürlükleri de dahil olmak üzere temel hak ve özgürlüklerine önemli kısıtlamalar getiren ülkelerde yaşayanların sayısının bu yıl küresel nüfusun % 89&#8217;una karşılık geldiğini gösteriyor. Bu da her yıl insanların temel özgürlükleri kullanmaları için daha az alan olduğunu gösteriyor. Yaklaşık 2 milyar insan, temel özgürlüklerini kullanmaya çalıştıkları için, hapsedilme, yaralanma ve öldürülme riski olan, en kötü dereceye sahip &#8216;kapalı&#8217; ülkelerde yaşıyor. Çin, Suudi Arabistan, Türkmenistan ve diğer 21 ülke bu kategoriye giriyor.</p>
<p>2021’de Avrupa’da sivil alana yönelik kısıtlamaları nedeniyle 4 ülkenin notu düştü: Belarus, Belçika, Çek Cumhuriyeti ve Polonya. Avrupa en fazla sayıda &#8216;açık&#8217; ülkeye sahip olmasına karşın her yıl sivil hakların kullanımı konusunda kötüleşme belirtileri görmeyi sürdürüyor.</p>
<p>Güney Afrika, Botsvana, Mali ve Mozambik&#8217;in reytingleri düşürdüğü Afrika&#8217;daki sivil alan koşullarının bozulması da endişe verici. Amerika&#8217;da Nikaragua, Küba, özgürlüklerin kısıtlandığı en kötü kategori olan &#8216;kapalı&#8217; ülkeler arasında;; Orta Doğu ve Kuzey Afrika, Ürdün&#8217;ün &#8216;bastırılmış&#8217; ülkeler konumuna düşürülmesiyle, bu bölgeler temel hakların kullanılmasına en kötü sicile sahip bölge statüsünü korudu. Bu yıl 13 ülkenin derecesi önceki yıllara göre düştü.</p>
<h5><strong>COVID-19 Hakları Kısıtlamada Bahane Yarattı! </strong></h5>
<p>Raporda öne çıkan bulgulardan biri, COVID-19 salgınının başlamasından bu yana yaklaşık geçen 2 yılda, virüsün küresel olarak sivil özgürlüklerin kısıtlanması konusunda büyük bir etkiye sahip olması. Raporda, iyileştirici önlemler alınmadığı takdirde pandemi sürecinin hakları üzerindeki olumsuz etkisinin kalıcı olacağı uyarısı yapılıyor.</p>
<p>Küresel düzeyde yapılan araştırmada, hükümetlerin salgını sivil özgürlüklere ek kısıtlamalar getirmek veya uygulamak için kullandığını; bu nedenle protestocuların gözaltına alındığını ve muhalifleri susturmak için kısıtlayıcı yasaların kullanılmasının daha yaygın hale geldiğini gösteriyor.</p>
<blockquote><p>Kısıtlamalar, geçici bir krizle başa çıkmak için olağanüstü önlemler alınması gereken sağlık acil durumu ile orantılı değil. Aksine, hükümetler son yıllarda insan haklarına yönelik baskıyı daha da hızlandırmak için, salgını bahane olarak kullanıyorlar.</p></blockquote>
<p>Hükümetlerin tüm kısıtlayıcı uygulamalarına rağmen, alternatif sesleri susturma ve sınırlamada başarılı olamadığı; sivil toplum aktörlerinin konuşmaya ve haklarını talep etmeye devam etmenin yollarını bulduğu tespiti, raporun ümitvar bulguları arasında yer alıyor.</p>
<h5><strong>Sivil Alandaki Olumlu Gelişmeler</strong></h5>
<p>Raporda, sivil alandaki olumlu gelişmeler de yer alıyor. Söz konusu olumlu değişikliklerin, hak savunucularının sivil alanı koruma ve destekleme ihtiyacını pekiştiren sürekli çabalarının bir sonucu olduğu kaydediliyor.</p>
<p>Sivil alanın genişlediği ve devletlerin temel özgürlüklere saygılarını artırma konusunda ilerleme kaydettiği bazı örnekler arasında Türkiye de yer alıyor. Türkiye&#8217;de, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin (ODTÜ) 2019’da 9&#8217;uncu ODTÜ LGBTİ Onur Yürüyüşü&#8217;ne getirdiği yasak iptal edildi.</p>
<p>Kanada&#8217;da, Yüksek Mahkeme Teal Cedar şirketinin Fairy Creek&#8217;teki ağaç kesme karşıtı protestoculara karşı bir mahkeme emrini uzatarak, ifade ve barışçıl toplanma hakkını engelleyen başvurunu reddetti. Kosta Rika&#8217;da Anayasa Mahkemesi, bir gazetecinin gözaltına alınmasının gazetecilik çalışmalarını engellediği için keyfi bir karar olarak değerlendirdi.</p>
<h5><strong>Öneriler </strong></h5>
<p>Raporda, hükümetlere, uluslararası kuruluşlara ve özel sektöre öneriler de yer alıyor.</p>
<p>Hükümetlere Öneriler bölümünde öne çıkan başlıklar:</p>
<ul>
<li>Uluslararası insan hakları standartlarına uygun şekilde, insan hakları savunucularını ve gazetecilerini koruyun,</li>
<li>İnsan hakları savunucuları, gazeteciler ve aktivistlerin insan hakları sorunlarıyla ilgili endişelerini korku taşımadan özgürce dile getirmelerine bir ortam yaratın,</li>
<li>İnsan hakları savunucularının ve gazetecilerin tehdit edildiği ve/veya öldürüldüğü tüm davalarda bağımsız, hızlı ve tarafsız soruşturmalar yürüterek sorumluları adalete teslim edin,</li>
<li>COVID salgınının yayılmasını kontrol etmek amacıyla uygulanan tüm kısıtlayıcı yasa ve politikaları gözden geçirerek koşulları düzeltin,</li>
<li>Barışçıl protestoculara karşı aşırı güç kullanmaktan vazgeçin, protestoları engellemeyi ve önlemeyi bırakın,</li>
<li>Pandemi bağlamında yapılan seçimlerin demokrasi ve iyi yönetim konusundaki temel ilkeleri dikkate almasını ve ayrım yapılmaksızın tüm partiler, halk ve medya için olanak sağlayan bir ortam sağlanmasını sağlayın.</li>
</ul>
<p>Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Kuruluşlara önerilerde ise sivil toplumun ve tüm aktörlerin Birleşmiş Milletler düzeyinde karar alma süreçlerine girmelerine erişim sağlama öne çıkıyor.</p>
<p>Raporun tümüne <a href="https://findings2021.monitor.civicus.org/">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/14/dunyada-her-10-kisiden-9u-sivil-haklarin-kisitli-oldugu-ulkelerde-yasiyor/">‘Dünyada Her 10 Kişiden 9’u Sivil Hakların Kısıtlı Olduğu Ülkelerde Yaşıyor’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Son Gelecek Bükücüler: Sivil Toplum Örgütleri </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/29/son-gelecek-bukuculer-sivil-toplum-orgutleri/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/29/son-gelecek-bukuculer-sivil-toplum-orgutleri/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ebru Ağduk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jul 2019 07:18:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[17 Ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[CIVICUS]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geleceği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=40979</guid>

					<description><![CDATA[<p>17 Ağustos depremi; küresel ve ulusal düzeyde yaşananların sivil topluma etkilerinin neler olabileceğini gösteren bir örnek. Bugün de birçok faktörden beslenen ve doğrudan sivil toplumu etkileyen bir süreç ve dönemin içinden geçiyoruz. Çok değil bundan on yıl sonra, temellendiği ilke ve değerlerin aynı kaldığı ama yaklaşım ve çalışma alanlarının farklılaştığı bir sivil toplumla karşı karşıya olacağız.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/29/son-gelecek-bukuculer-sivil-toplum-orgutleri/">Son Gelecek Bükücüler: Sivil Toplum Örgütleri </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>O yaz tatilinde elektriğin olmadığı bir sabaha uyandık. Bu topraklarda elektrik kesintisi olağandır, kesintilere başka anlamlar yüklediğimiz yıllar sonra gelecek, elektrikler neden yok diye sormadık bile. Cep telefonlarımız henüz akıllı değil, sosyal medya hesaplarımız yok, o yıllarda sabah kalkar kalkmaz ilk işimiz telefona bakmak değil, yüz yıkamak.  Bu yüzden GSM şebekeleri de dahil olmak üzere tüm alt yapı hizmetlerinin ülkenin bir kısmıyla birlikte yerle yeksan olduğunun farkına varmadık. Takvimde herhangi bir gün olan 17 Ağustos’ta; yer kabuğunun hareket etmesiyle sadece bireysel hayatlarımız değişmedi, Türkiye toplumunun ve siyasetinin gelecekteki yılları da şekillendi.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Deprem sonrasında geç müdahale eden devlet kurumlarının boşluğunu, yıkım bölgelerine koşan insanlar doldurmaya çalıştı. İhtiyaç ve aciliyet örgütlenmeyi doğurdu. Deprem sonrasındaki arama kurtarma çalışmaları ve yanlış yapılaşmanın bedelinin farkına varılması ülke çapında ve yerelde afet alanında çalışan örgütlerin kurulmasının önünü açtı. 17 Ağustos depremi; küresel ve ulusal düzeyde yaşananların sivil topluma etkilerinin neler olabileceğini gösteren bir örnek. Bugün de birçok faktörden beslenen ve doğrudan sivil toplumu etkileyen bir süreç ve dönemin içinden geçiyoruz. Çok değil bundan on yıl sonra, temellendiği ilke ve değerlerin aynı kaldığı ama yaklaşım ve çalışma alanlarının farklılaştığı bir sivil toplumla karşı karşıya olacağız.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uluslararası düzeyde çalışmalar yapan örgütler başta olmak üzere, sivil toplum alanında çalışan birçok profesyonel ve akademisyen değişen durumun ve koşulların farkında, bunları daha iyi tanımlayarak yola devam etmenin araçları tanımlanmaya çalışılıyor. İngiltere’de sivil toplum, yerel yönetimler ve özel sektörün bir araya gelerek 2017 yılında başlattığı ve bir yıl süren </span><a href="https://civilsocietyfutures.org/about/"><span style="font-weight: 400;">“Sivil Toplum Geleceği”</span></a><span style="font-weight: 400;"> çalışması da bu farkındalığın sonucunda ortaya çıkmış. Çalışmayı yürüten grup, çoğulcu ve kapsayıcı bir yaklaşımla katılım ve diyalog süreci tasarlamış. Kısaca İngiltere’nin değişen toplumsal ve siyasi dinamiklerini anlayarak sivil toplum çalışmalarının gelecekte nasıl gözükeceğine dair bir çerçeve oluşturma çabası diyebiliriz.   Ama çalışmanın asıl derdi, “hızlı değişen dünya koşullarında sivil eylemliliğin olumlu etkilerini ortaya çıkarmak ve olumlu bir değişimi yönetmesi için potansiyelini nasıl ortaya çıkaracağına dair bir yol, yöntem oluşturmak.” Çalışmanın çarpıcı olan bir diğer yanı ise, sivil toplum eylemliliğinin ve aktivizmin toplumsal değişimdeki öncü rolünün özel sektör ve yerel yönetimler tarafından da kabul görmüş ve ortak bir çalışmanın yürütülmüş olması. Zaten günümüzün hızlı değişen koşulları çeşitli paydaşların bir arada çalışmasını ve iş birliği yapmasını gerekli kılıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki değişen koşullar neler ve Türkiye sivil toplumu da bu bunlardan nasibini alıyor mu? Sivil toplum olarak benzer bir süreci inşa etmeyi düşünür müyüz? Bunun için farklı paydaşları bir araya getireceğimiz bağımsız bir çalışmayla sivil toplum için bir gelecek tanımlamamız mümkün mü? Bu soruların bazılarının yanıtlarını yola çıkmadan bilemeyiz ama sivil toplum alanının gün geçtikçe daraldığını göz önüne aldığımızda bir çalışmanın gerekli olduğu da ortada. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya çapında sivil toplum ve yurttaş eylemliliğini destekleyen Civicus’un sivil toplumun ahvalini anlattığı küresel ölçekli </span><a href="https://www.civicus.org/index.php/state-of-civil-society-report-2019"><span style="font-weight: 400;">son iki raporuna</span></a><span style="font-weight: 400;"> baktığımızda sadece var olan durum hakkında fikir sahibi olmuyoruz, sivil toplumun ve aslında dünyanın geleceğini nasıl şekillendirebileceğimize ilişkin ipuçlarını da yakalayabiliyoruz.   Rapordaki verilere göre sivil toplumun özgür bir biçimde var olabileceği alan daralmaya devam ediyor. 111 ülkede &#8211; ki bu sayı yeryüzündeki ülkelerin yarısından fazlasına işaret ediyor &#8211; ifade, örgütlenme ve toplanma özgürlüğünde ciddi kısıtlamalar var. Bu durum elbette bir sonuç, hepimizin bildiği milliyetçi popülist liderlerin birçok ülkede seçimleri kazanmasıyla ortaya çıkan bir sonuç. Bir zamanlar otokrasi dediğimizde aklımıza gelen ülkelere ne yazık ki yeni isimler eklendi, artık yeryüzündeki her kıtada en az bir ülke popülist otoriter bir lider tarafından yönetiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yönetimlere de şans eseri gelmiyorlar elbet, neo-liberal düzenin bırakın vaatlerini yerine getirmeyi, küreselleşmeyle birlikte etkilerinden kimsenin kaçamayacağı bir ekonomik krizi kucağımıza bırakmış olması popülist liderlerin elini güçlendiren bir fırsatı da sundu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son dönemin otokrat popülist liderleri, lafta başka işe koyulduklarında başka ve kapitalist sistemle uzlaşma bağlamında daha önceki liderlerden çok da farklı olmamalarına rağmen, seçmenin kendilerine gösterdiği teveccüh ortada. Bir kez yönetime geldikten sonra da var olan yasaları özellikle de seçim yasalarını iktidarda kalmak için eğip büküyor, seçim dönemlerinde kamu kaynakları kullanılarak, adil seçimlerin temeli olan eşit yarış ilkesini de çöpe atmış oluyorlar. Bunların sivil toplumla ilişkisi ne diye soracak olursak; demokratik güçlerin zayıflaması, demokrasinin temel araçlarının zedelenmesi, yüzyıllar süren uğraşlar sonucunda elde edilen ve sivil toplumun özgürce çalışmasının temeli olan hak kazanımlarında geriye düşmemize yol açıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aynı raporda değinilen bir başka önemli ve gün geçtikçe güç kazanan bir diğer gelişme ise, sivil topluma yön ve şekil veren kapsayıcılık, adalet, eşitlik, katılımcılık, çoğulculuk gibi temel ilkeler üzerinden işlev görmeyen ve hatta bunlara saldırarak bir evren oluşturan ve kendini sivil toplum olarak tanımlayan yeni grupların ortaya çıkmış olması. Bu gruplar, hakların korunması, daha ileri götürülmesi amacıyla oluşturulan dili kendi amaçları doğrultusunda dönüştürerek, özellikle mülteci hakları, kadın hakları gibi hak alanları üzerinden basit ve etkili mesajları hatırı sayılır bir çoğunluğa yaygınlaştırmayı başarıyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kent kır nüfus oranının kent lehine dönüşmüş olması, kimlikler üzerinden artan kutuplaşma, uluslar üstü kurumların ürettikleri ilke ve değerlerin ve bizatihi kendilerinin saldırı altında olmaları, medya bağımsızlığının erimesi ve iletişim araçlarının dönüşümü gibi birçok unsur, sivil toplum örgütlerinin finansmanından örgütlenmesine varana kadar yeni bir yaklaşım benimsemesinin kaçınılmaz olduğunu ortaya koyuyor. Peki ne yapmalı ne etmeli ki olumsuz gibi gözüken bu koşullar sivil toplumun öncülük edeceği bir değişimin zemini olsun?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uzunca bir zamandır sivil toplum alanında söylemimiz ve iş yapış araçlarımız açısından farklı bir yaklaşımımız olması gerektiğini savunuyorum. Ürettiğimiz araç ve söylemler 90’ların sonuna, hadi 2000li yılların ilk başlarına kadar üstüne düşen görevi yerine getirdi. Ancak günümüz siyasi ve toplumsal koşulları o dönemden epey farklı. Hızlı tüketen, bambaşka şekillerde öğrenen ve ihtiyaçları da aynı olmayan bir kuşak toplum ve iş hayatına katıldı. Sivil toplum örgütleri olarak bu yeni durumu iyi tahlil etmeli; hangi araç ve söylemin bu yeni döneme karşılık gelebileceğine dair hep birlikte kafa yormalıyız.  Düzenlemekte hepimizin ehil olduğu eğitim, konferans, atölye çalışmalarına harcayacağımız kaynakları birlikte üretimi önceleyen yeni süreç ve araçları tasarlamak için kullanabilir, tabanın ihtiyaçlarını anlamamızı sağlayacak veri temelli çalışmaları daha kapsamlı ve düzenli yapabiliriz. Daha da iyisi neler yapabileceğimizi hep birlikte tartışabileceğimiz bir süreci başlatabiliriz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kısacası tüm bu geriye gidişin kaderimiz olmadığını ortaya koyan yeni bir hikâyeyi yeni bir dille anlatmamız mümkün. Siyasetin var olan kurgusu ve anlayışıyla beklediğimiz yönde bir değişimi sağlaması mümkün gözükmezken, tabanı ve ihtiyaçlarını anlayan, hakları gündelik yaşam üzerinden somutlayacak bir yaklaşıma sahip olan sivil toplumun olumlu yönde bir değişimi inşa etmesi için bir fırsat var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugünlerde yer kabuğu belki jeolojik olarak yeniden şekillenmiyor ama toplumsal, siyasi ve ekonomik koşullar yerin üzerindeki hayatı yeniden düzenliyor. Tabanla bağı güçlü, yeni bir dile sahip, dinamik bir sivil toplum, kendisi de bir yandan değişip dönüşerek “geleceği bükme” imkanına sahip ve belki de bugün bunu yapabilecek az sayıdaki meşru aktörden biri.   </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/29/son-gelecek-bukuculer-sivil-toplum-orgutleri/">Son Gelecek Bükücüler: Sivil Toplum Örgütleri </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/29/son-gelecek-bukuculer-sivil-toplum-orgutleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
