<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çevre Etki Değerlendirme arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/cevre-etki-degerlendirme/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/cevre-etki-degerlendirme/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 08 Dec 2019 18:49:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Çevre Etki Değerlendirme arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/cevre-etki-degerlendirme/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sisifos&#8217;un İmkanları </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/09/sisifosun-imkanlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Aug 2019 08:00:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Alamos Madencilik Şirketi]]></category>
		<category><![CDATA[Artvin]]></category>
		<category><![CDATA[ÇED]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Etki Değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Kazdağları]]></category>
		<category><![CDATA[Süheyla Doğan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41435</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Umut ve gelecek yoksunluğu, insanın her şeye açık oluşunda bir artış anlamına gelir".*  Ceza olarak aşağı yuvarlanan kayayı hep yeniden tepeye çıkarabilmek, buyruğu verenlere başkaldırmanın yegane yoludur aslında...</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/09/sisifosun-imkanlari/">Sisifos&#8217;un İmkanları </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kazdağları&#8217;nın bağrına bıçak saplayıp yüz doksan sekiz bin ağacı katleden, altın çıkarmak için bitki örtüsünün içine zehir akıtıp doğal yaşamın kaybına yol açacak olan Alamos Madencilik Şirketi&#8217;nin Ceo&#8217;su işletecekleri madende yabancı işçi istihdam etmeyeceklerini &#8220;Türkler taş taşımakta çok iyi&#8221; diyerek açıklıyordu. Haksız değil. Özellikle son 5 yıldır neoliberal ekonomi politkasının rüzgarının çılgınlık derecesine varan hızla aşağı yuvarladığı taşları yukarı çıkarmakla uğraşıyoruz. Fatsa, Hasankeyf, Artvin&#8230; nereye bakarsanız bir kıyım, arkasında bekleyen bir yenisi&#8230; Yine Kütahya, Balıkesir, İznik ve Munzur altını üstüne getirmek için katli vacip görülen yerlerden. Sadece Kazdağları&#8217;nda 40 ayrı şirket  ruhsatlandırılmış şekilde altın çıkarmak için sırasını bekliyor. Bu kıyıma zemin hazırlayan 17 yıldır yasa ve kanun maddeleri üzerinde her türlü tasarrufa sahip olan kurduğu ittifakla gücüne güç katarak torbaya atılan teklifleri toptan TBMM&#8217;den geçiren siyasi iktidardan başkası değil. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">5177 Sayılı Yeni Maden Yasası&#8217;nda yapılan değişikliklerin 2004 yılı itibariyle yürürlüğe girmesini izleyen süreçte yabancı şirketlerin maden ruhsatı almak üzere başvurması madencilik sektöründe  sömürgecilik döneminin başladığına işaret eder gibi. Zira Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı&#8217;nın internet sitesinde bu zemin üzerinde yükselen yatırımların 2018 Eylül ayı itibariyle 136&#8217;sı yabancı firmaya ait 657 maden ruhsatına ulaştığını görüyoruz. Bakanlık tarafından yabancı yatırımcılar için ingilizce olarak hazırlanmış </span><a href="https://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Yabanci-Yatirimcilara-Yonelik-Turkiyede-Maden-Sektoru-icin-Yatirim-Rehberi"><span style="font-weight: 400;">Maden Yatırım Rehberi </span></a><span style="font-weight: 400;">ise bu artışın nedenlerine ışık tutan türden: taş, mermer, çinko, altın, gümüş, kurşun, krom her şeyi çıkarmaya davet ediliyor yatırımcılar. Sadece altın yatırımı ile ilgili kısımda Türkiye&#8217;de 6500 ton altın rezervi olduğu ve çoğunun yer altından çıkarılmayı beklediği belirtiliyor. Vaatler arasında %50 ucuz arazi tahsisi ve orman satışından %50 pay verilmesi de dikkat çekici. Aşağıda hiç de profesyonel olmayan altın haritası görselinde solmuş yıldızlar halihazırda operasyondaki madenleri, sarı parlak olanlarsa açılmayı bekleyen madenleri temsil ediyor. Rehberde açılacak her tür altın madeni işletmesi için azaltılmış bürokrasi ve çeşitli vergi indirimi uygulamaları da taahhüt ediliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-41437 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/altın-map-yatırım-640x334.jpg" alt="" width="372" height="194" />Yatırımlar, modern dönemde iktidarlar tarafından ilerlemeci  anlayışın bir ürünü olarak kalkınma ve gelişme saikleriyle birlikte anılır, çoğu kez populist söylemlerde de yer bulur. Yıllardır nükleer santral gibi ülkenin hiç de menfaatine olmayan bir projenin dahi gerçeklerin tam aksi söylenerek  temiz, ucuz, güvenli şeklinde tanıtıldığı malum. Ne var ki, Kazdağları&#8217;nda altın çıkarmak için davete icabet eden Alamos&#8217;un işletme ruhsatını almış olduğunu duymamız 10 yıl kadar sürdü. Bölgede 2007&#8217;den beri bir direniş olmasına rağmen hükümetin bu projeyi istihdam ya da başka sözlerle gündeme getirdiğini hiç duyduk mu? Belki de Türkiye&#8217;nin akciğeri sayılan bir coğrafyayı siyanüre boğmanın açıklanabilir bir tarafı yoktur? Esasen işler arka planda öyle gizli yürütülmüş ki Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’nden Süheyla Doğan iki yıl önce bu maden şirketlerinin Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) başvuru sürecinde tepki çekmemek için altın çıkarma faaliyetini başvuru dosyasına &#8220;kuartz çıkarma&#8221; şeklinde yazdırarak izin aldığı yönündeki tespitlerini paylaşmıştı. Ne yazık ki devlet kurumlarının ve şirketlerin gerek mega projelerde gerekse kirletici tesislerin yatırımlarında sergilediği işbirliğini şimdi de  Çevre ve Şehircilik Bakanlığı&#8217;nın Alamos&#8217;un yatırım faaliyetini savunan, Alamos&#8217;un iştirakı Doğu Biga Madenciliğin açıklarını kapatan sözlerinde hatta, ÇED imzalarındaki usulsüzlüklerde görüyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Usulsüzlüklerin olduğu hangi projede  facialar yaşanmaz ki ? Altın madeninden devam edersek misal 2000 yılında Romanya&#8217;da Baire Mare Aurul altın madenine ait siyanür havuzunun çökmesi  Sırbistan, Bulgaristan ve Romanya olmak üzere üç ülkenin topraklarının zehirlenmesine yol açmıştı. Çalışanlar, Çernobil Nükleer Felaketi&#8217;ni hatırlatırcasına sınır ötesi kirliliğe örnek teşkil eden bu facianın oluşma nedenlerini inşaat sürecindeki usulsüzlüklere bağlamıştı. Bir altın madeni işletmesinin kaza olmasa da doğa ve doğal varlıkları tarumar ettiğini ise Kanada menşeili Goldcorp&#8217;un Guetemala, Meksika, Honduras&#8217;taki faaliyetleri nedeniyle yurttaşlar ve  bilim insanları tarafından yargılandığı yurttaş mahkemesinde suç teşkil etiği ilan edilen gerekçelerde görebiliriz (</span><a href="https://healthtribunal.org/"><span style="font-weight: 400;">Health tribunal 2012</span></a><span style="font-weight: 400;">). Buna göre Goldcorp  su varlıklarının kirlenmesinden, bitki örtüsünün geri dönüşü olmayan şekilde kaybedilmesinden, zehirli siyanür tozlarının havaya saçılmasından, ağır metallerin açığa çıkmasından, evcil ve vahşi hayvanların, insanların hastalanmasından ve ölmesinden sorumlu tutulmuştur. Mahkemede konuşan tanıklıklar ise siyanür uygulaması nedeniyle çevrelerinde ve kendi bedenlerinde meydana gelen değişimi şöyle tanımlamışlardır: Deri ve göz hastalıkları, saç dökülmesi, bebek düşükleri, ölü doğumlar, yeni doğan bebek ölümleri, sinir sistemi hastalıkları, sindirim sistemi hastalıkları, çocuklarda kronik hastalıklar&#8230;.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Savaşlarla uğruna kan dökülen toprakların ve üzerinde yaşayanların idasine talip olan siyasi iktidarlar, önayak oldukları ticari ve endüstriyel faaliyetlerle işte bu şekilde hastalığa ve ölüme bizzat kapı aralayabilmekte. Bilim, teknoloji ve kültür etkileşimi üzerine eserleri bulunan Lewis Mumford&#8217;un da tespit ettiği gibi madencilik çevreye getirdiği yıkım ve insan hayatının karşı karşıya olduğu tehlikelere kayıtsızlığıyla savaşa benzer. </span><span style="font-weight: 400;"> Savaşın kendisi yeterince anlamsızken benzerine niye tahammül edelim ki? Savaşta ölmemenin yani yaşamda kalmanın koşulu direnmekse şayet, Hasankeyf&#8217;te, Salda&#8217;da, Fatsa&#8217;da, Uşak&#8217;ta, Artvin&#8217;de, Sinop&#8217;ta, Honduras&#8217;ta, Meksika&#8217;da iradesinin dışına taşan idare karşısında Sisifos&#8217;un imkanlarıyla sınırlı olan yurttaşlar taşın tekrar aşağı yuvarlanacağını bile bile onu yukarı taşımadan; sağlığına, geleceğine, kurdun, kuşun, ormanın hakkına sahip çıkmadan yaşamaya başka nasıl devam edebilir ki? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İki yıl önce yaşam alanlarına kurulmak istenen mermer ocağına karşı çıktıkları için hedef haline getirilerek mücadele yolunda öldürülen Ali Ulvi ve Ayşin Büyüknohutçu çiftine saygıyla.</span></p>
<p>*<span style="font-weight: 400;">Camus A., Sisifos söyleni, 95</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/09/sisifosun-imkanlari/">Sisifos&#8217;un İmkanları </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kazma Dağları! Bırak Yerin Altında Kalsın&#8230; </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/25/kazma-daglari-birak-yerin-altinda-kalsin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Jul 2019 21:38:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Etki Değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kazdağları]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel Kaynaklara Bakış]]></category>
		<category><![CDATA[Madencilik raporu]]></category>
		<category><![CDATA[Siyanürlü Altın Madeni Projesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=40981</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gün geçmiyor ki yeni bir yerin kazılacağını, doğal kaynakların talan edilerek su varlıklarının, çevre ve canlı yaşamının gözden çıkarıldığını duymayalım!  Çanakkale'de Kazdağları, Kütahya'da Murat Dağı'nın etekleri, Fatsa'da Bahçeler, Artvin'de Cerattepe yerin altındakinin üstündekinden daha değerli varsayılmasıyla madenciliğe açılan  dolayısıyla toplumsal muhalefetin kabardığı yerlerden. Oysa bugün bile deneyimlediğimiz aşırı hava olayları, sel ve kuraklık gibi afetler sıklaşarak kısa zamanda günlük yaşamın bir parçası olacak ve  biz "hep daha fazlasını iste!" noktasından "elindekini koru!" safhasına zorunlu geçiş yapacağız. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/25/kazma-daglari-birak-yerin-altinda-kalsin/">Kazma Dağları! Bırak Yerin Altında Kalsın&#8230; </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">En son geçen hafta Kazdağları mevkiinde yurttaşların yaklaşık on yıldır kurulmasına karşı mücadele verdiği altın madeni projesiyle ilgili olarak teyakkuza geçildi, kampanyalar yapıldı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı&#8217;nın bu yıl mart ayında projeye Çevre Etki değerlendirme (ÇED) onayını vermesi üzerine Çanakkale&#8217;nin Kirazlı Köyü&#8217;ne yapılması planlanan Siyanürlü Altın Madeni Projesi ile ilgili çalışmalara başlayan firmanın, onay kapsamında izin verilenin 4 katına çıkarak 195 bin ağacı kesmiş olması sabırları taşırdı. Proje gereği 20 bin ton siyanür kullanımına maruz kalacak olan Kazdağları&#8217;nın meşe, çam ormanları ile birlikte dünyada sadece Türkiye&#8217;de yaşayan 7 bitki türünün yaşam alanı olması da ağaç kesiminin yanında sorunun çok önemli bir boyutu. Zira siyanürle birlikte açığa çıkacak olan arsenik gibi ağır metaller Kazdağları&#8217;ndaki dereleri, yer altı sularını, tarım alanlarını zehirleyen kirlilikle; ormanları ve nadir bitkileri de yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bırakacak. Ayrıca  maden sahası 180 bin nüfuslu Çanakkale şehrinin içme suyunu sağlayan Atikhisar barajına komşu olduğu için bu zehirli maddelerin şehrin şebeke suyuna karışma riski de bulunmakta. Kaldı ki iklim değişikliğine bağlı sel, deprem gibi afet olayları meydana gelirse tolere edilmesi mümkün olmayan büyük ölçekli sonuçlarla karşılaşılabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Maalesef  Kazdağları  örneği tek değil. Kütahya&#8217;nın Gediz ilçesine bağlı Karaağaç Köyü&#8217;nde de bir altın gümüş madeni kurulması için 8 Mayıs&#8217;ta ÇED onayı verilmiş bulunmakta. Madenin faaliyet göstermesi planlanan Murat Dağı eteklerinin 25 endemik bitki türü, hayvan türlerinin çeşitliliği ve ender bulunan yaban hayat ögeleriyle birlikte sulak alanlarına ev sahipliği yapması önemli bir doğa alanın altın uğruna gözden çıkarılacağının işareti. Uzmanlara göre proje için ağaçların kesilmesiyle toprağın erozyona uğraması ve bölgede heyelanların oluşması da kuvvetli ihtimal. Murat Dağı, Ege’nin en büyük iki akarsuyu olan Büyük Menderes ve  Gediz nehirleriyle Karadeniz’e dökülen Porsuk Çayı ve Sakarya Nehri&#8217;nin kaynağı olduğu için siyanür kullanımı nedeniyle açığa çıkacak olan zehirli maddelerin şehrin su kaynaklarına karışması yine önemli bir risk. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Maalesef  Fatsa ve Artvin de altın-gümüş madeni projeleri nedeniyle yıllardır adını bu risklerle duyurmakta. Yine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı&#8217;nın internet sayfasında altın-gümüş çıkartıldığı belirtilen Bergama, Manisa, Uşak, Gümüşhane, Eskişehir ve Erzincan da maden şirketlerinin ele geçirerek toprak, hava, su varlıklarını kirlettiği canlı cansız çevre açısından kıyam gerçekleştirdiği yerlerden. Oysa dünya genelinde iklim krizi konusunda hükümetler düzeyinde de bir farkındalık gelişirken, yalnızca altın madenciliğinden de değil  uranyumdan kömüre, altına, gümüşe kadar her tür yer altı kaynağının çıkarılması adına yürütülen operasyonlardan vazgeçilmesi gerekiyor. Zira madencilik çok yoğun enerji kullanılmasını gerektiren, karbon salımına neden olduğu için iklim krizini derinleştiren ve gerek çıkartılan madenin doğası, gerekse maden ayrıştırılırken kullanılan zehirli kimyasallar nedeniyle iklim krizi şartlarında kıymeti artacak su varlıklarını zehirleme potansiyeli de bulunduğu için terk edilmesi gereken bir sektör.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yıl Birleşmiş Milletler (BM) tarafından gerçekleştirilmiş olan Küresel Kaynaklara Bakış 2019 adlı araştırma (Global Resources Outlook 2019)  dünya genelinde karbon emisyonlarının yarısının maden ve fosil yakıt,ham maddelerinin yerin altından çıkarılma faaliyetinden kaynaklandığını ortaya koymakta. Buna göre sondajlar, açılan kuyular, çıkarılan maddelerin</span><span style="font-weight: 400;"> işlenmesi, sevkiyatı ve atıklarının neden olduğu sorunlar açısından sistemik reformların yapılması iklim krizi açısından elzem olmalı. Her ne kadar &#8220;sistemik reform&#8221; ifadesi neoliberal kimliğiyle sakil kalsa da bu raporun </span><span style="font-weight: 400;"> her tür madencilik faaliyetinin dünya genelinde  karbon emisyonlarının %53&#8217;üne neden olduğunu teslim etmesi önemli. Yine raporun ortaya koyduğu diğer bir gerçek, geçen 50 yıl içinde dünya nüfusu ikiye  katlanmışken küresel çapta yer altından çıkarılan maden ve fosil yakıt miktarının 1970&#8217;lerde 27 milyar tondan 2017 yılında 92 milyar tona yani yaklaşık 4 katına  çıktığını ortaya koyması. Bununla beraber yer altı kaynaklarına yönelik kişi 1970&#8217;lerde o dönemin nüfusuna göre kişi başı yıllık 7 ton olurken 2017&#8217;lerde kişi başı 12 tona çıkmış buluyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">BM raporunu incelerken kurumsal riskler üzerine çalışmış eski bir beyaz yakalı olarak maden şirketlerinin gelecek riskleri nasıl değerlendirmiş olduğu sorusu aklıma geldi. Avrupa Birliği tarafından 2016-2018 yılları arsındaki verilerle hazırlanarak yayımlanan Madencilik raporu (MARCO)&#8217;daki uyarılar  genel bir internet aramasıyla karşıma çıkan maden şirketlerine iklim riskleri danışmanlığı hizmetlerinin neden verildiğini de açıklıyordu. Nitekim raporda iklim riskleri verimlilikteki düşüşlerin ötesinde gerek maden alanı gerekse çevre açısından kirliliğe yol açabileceği belirtilmekte ve işletme yönetimi açısından ciddi ve hesaplanmayan maliyetlerin oluşabileceğine hatta, sel suyunun maden sahasını basması zehirlenmelerle beraber çalışma yaşamının sekteye uğramasına yol açabileceğine dikkat çekilmekte.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bununla beraber şirketler açısından iklim değişikliğine dair en büyük risk faktörünün hükümetlerin karbon emisyonlarını azaltmaya  dönük politikası olduğunu söylemeliyim. Zira Queensland Üniversitesi tarafından yapılan iklim değişikliği şartlarında madencilik sektörünü yurt dışı imkanlar açısından değerlendiren bir araştırma maden şirketlerine farklı ülkelerin  iklim değişikliği politikasına göre operasyonlarını gerçekleştirmesi yönünde tavsiyeler vermekte diğer bir deyişle uygun şartların küresel çapta aranması için madencilikte kolonyalizmi önermekte! Kuşkusuz Paris anlaşmasından çekilen bir Türkiye  küresel maden şirketleri için birbirinden cazip fırsatlar sunuyor, kaldı ki yabancısının gelmesine gerek olmadan yerli şirketler de doğa varlıklarının, yaşam alanlarının cellatlığına soyunmuş durumda.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Murat Dağı&#8217;ndaki kartalın, Kazdağları&#8217;ndaki  ceylanın içtiği suda siyanür olması ihtimalinde, bugün çocuklarımızın da içtiği suda siyanür olması ihtimali gizli. Tek çare hükümetlerin iklim krizini ciddiye alarak samimi politika üretmesinde. Ancak kömürlü termik santrallerinin filtresiz çalıştırılmasına, yeni termik santrallerin kurulmasına göz yuman hükümetlerin toplumsal muhalefet eliyle küresel iklim değişikliği politikalarına uymaya zorlanması yerin altındakini yerin altında bırakmak dahil bir çok sorunun ortak  anahtarı gibi görünüyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/25/kazma-daglari-birak-yerin-altinda-kalsin/">Kazma Dağları! Bırak Yerin Altında Kalsın&#8230; </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UNESCO&#8217;ya çağrı: Kömüre Dur De! Tarihi ve Geleceği Koru!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/13/unescoya-cagri-komure-dur-de-tarihi-gelecegi-koru/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jun 2017 14:16:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[350.org]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Etki Değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Miras Komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[kömür]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[termik santral]]></category>
		<category><![CDATA[unesco]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15782</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çevreci bir hareket olan 350.org kömür kullanımının kültürel miras olarak ilan edilen alanlara verdiği zarardan dolayı başlattığı imza kampanyasıyla UNESCO ve Dünya Mirası Komitesi&#8217;ne seslendi. Çağrı şu şekilde; UNESCO’ya küresel bir çağrı yapıyoruz: Kömüre dur de. Tarihimizi ve geleceğimizi korumak için bir adım at. Kömür artık sadece geleceğimizi değil, geçmişimizi de tehdit ediyor. Sadece Türkiye değil, Bangladeş, Kenya, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/13/unescoya-cagri-komure-dur-de-tarihi-gelecegi-koru/">UNESCO&#8217;ya çağrı: Kömüre Dur De! Tarihi ve Geleceği Koru!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çevreci bir hareket olan 350.org kömür kullanımının kültürel miras olarak ilan edilen alanlara verdiği zarardan dolayı başlattığı imza kampanyasıyla UNESCO ve Dünya Mirası Komitesi&#8217;ne seslendi.</strong></p>
<p><strong>Çağrı şu şekilde;</strong></p>
<p><strong>UNESCO’ya küresel bir çağrı yapıyoruz: Kömüre dur de. Tarihimizi ve geleceğimizi korumak için bir adım at.</strong></p>
<p><strong>Kömür artık sadece geleceğimizi değil, geçmişimizi de tehdit ediyor.</strong> Sadece Türkiye değil, Bangladeş, Kenya, Avustralya ve daha birçok ülkede hükümetler ve şirketler Dünya Miras Alanları’nın yanı başında, kültürel ve doğal alanları talan ederek, üstlerinde kömür çıkarmak ve yakmak için yatırım yapmaya devam ediyor. Dünya’nın her yerinde topluluklar da, yaşam alanlarını ve kültürel, doğal ortak mirasımızı kömürden korumak için var güçleriyle direnmeye devam ediyor.</p>
<ol>
<li>Kömür, iklim değişikliğinin bir numaralı suçlusu. Kömür yakmak dünya genelindeki karbondioksit salımlarının %46’sından sorumlu.</li>
<li>Türkiye’nin de içinde olduğu 197 UNFCCC üye ülkesinden 146’sı Paris Anlaşması’nı onayladı. Anlaşma, küresel ısınmayı 1.5C’de sınırlamayı hedefliyor. Halihazırda, iklim sanayileşme öncesi döneme göre 1C ısındı. Isınmayı güvenli sınırda tutmak için çok az süremiz kaldı.</li>
<li>Türkiye var olanlara ek olarak yaklaşık 70 yeni kömürlü termik santral planlıyor. Bu iklim değişikliğini durdurmak değil körüklemek demek oluyor.</li>
<li><strong>Şimdi eyleme geçmeliyiz. </strong></li>
</ol>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15784" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/unesco-tarihi-koru-komuru-degil-2-.jpg" alt="" width="728" height="728" /></p>
<p>UNESCO, misyonu gereği ortak mirasımıza sahip çıkarak toplumumuz ve gelecek nesiller arasındaki bağı ve insanlığın kültürel çeşitliliğini korumalı. İklim değişikliği, insanlığın geleceğini bildiğimiz şekilde yaşamdan giderek uzaklaştırıyor. <strong>Gelecek nesillere bırakacağımız kültürel ve doğal miras için önce gelecek nesillerin var olması gerekmiyor mu? </strong></p>
<p class="td-g-rec td-g-rec-id-content_inlineleft ">
<p>UNESCO bu alanları korumak için hükümetlere çağrı yapabilir. Aliağa, İzdemir (İDÇ) termik santralının Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) iptal davasında mahkeme, iptal kararını santralın antik kent Kyme’ye yakınlığı nedeniyle iptal etmişti. Sonrasında şirket, tekrar ÇED’e başvurmuş ve hızla olumlu dönüş almıştı. Ülkenin dört bir yanında kömürlü termik santrallara karşı yerel hareketlerin ÇED davaları devam ederken, UNESCO’nun yapacağı koruma odaklı bir açıklama çok işimize yarayacaktır.</p>
<p>Türkiye’de ve dünyanın her yerinde sağlığı, gıdası, geçimi, yaşamı kömür tarafından tehdit edilen topluluklar direniyor. UNESCO’ya ulaşmak için hepimizin dünyanın her tarafından sesini çıkartmasına ihtiyaç var. Yani her şeyi değiştirmek için herkese ihtiyacımız var.</p>
<p><strong>UNESCO’ya liderlik görevini üstlenmesi için seslenin.</strong><strong> Biz, Dünya halkları olarak gezegenin kültürel, doğal, tarihi koruma altına alınmasını talep ediyoruz. Kendi geleceğimiz ve gelecek nesiller için.</strong></p>
<p>İmza kampanyasına ulaşmak için lütfen <a href="https://act.350.org/letter/unesco_tr/?akid=22780.2438867.i3R9F-&amp;rd=1&amp;t=11&amp;utm_medium=email" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayın</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/13/unescoya-cagri-komure-dur-de-tarihi-gelecegi-koru/">UNESCO&#8217;ya çağrı: Kömüre Dur De! Tarihi ve Geleceği Koru!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
