<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çeviri arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/ceviri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ceviri/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Sep 2019 08:06:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Çeviri arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ceviri/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Çevbir Çevirmenliğin Meslek Olarak Yerleşmesi İçin Destek Bekliyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/29/cevbir-cevirmenligin-meslek-olarak-yerlesmesi-icin-destek-bekliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Sep 2019 12:29:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevirmenler Meslek Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[Çevbir]]></category>
		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Çeviri Günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42733</guid>

					<description><![CDATA[<p>30 Eylül Dünya Çeviri Günü vesilesiyle görüştüğümüz Çevirmenler Meslek Birliği (Çevbir) çevirmenlerin ülkenin dünyayla kültürel ve bilimsel etkileşimindeki rolüne işaret ederek, çevirmenliğin meslek olarak sürdürülebilmesine imkan veren çalışma koşullarının yerleşmesi ve sağlamlaşması için ilgili tüm tarafları gereken özeni göstermeye, çevirmenleri de çatıları altında birleşmeye davet ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/29/cevbir-cevirmenligin-meslek-olarak-yerlesmesi-icin-destek-bekliyor/">Çevbir Çevirmenliğin Meslek Olarak Yerleşmesi İçin Destek Bekliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çevirmenlerin telif ve çeviri ücretini alamadığını sık sık duyuyoruz. Bununla beraber ekonomik krizden yayıncılar ve çevirmenler nasıl etkilendiler?  </strong></p>
<p>Kitap ve altyazı çevirmenlerinin en ciddi sorunlarından biri, Çevbir’in önerdiği ve piyasada kabul görmüş asgari standardın altında tekliflerin dayatılması. Krizle birlikte tırmanışa geçen bu eğilim, kısa vadede çevirmenlerin hayatını zorlaştırması bir yana, orta ve uzun vadede kaçınılmaz olarak çeviri kalitesinin düşmesine yol açacaktır. Yayın piyasası krizden elbette kötü etkilendi ve başa çıkmak için çeşitli stratejiler üretmekte. Fakat çevirmenlerin telif haklarının aşındırılması yayıncılığın hiçbir derdine deva olmayacağı gibi, koşulların kötüleşmesi iyi çevirmenlerin sektörden uzaklaşması, yenilerinin yetişmemesi ve uzun dönemde kültür hayatının darbe alması anlamına gelir.</p>
<p><strong><img decoding="async" class="alignleft wp-image-42737 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/cropped-cevbir-1-e1520606030838.jpg" alt="" width="250" height="118" />Bu sorunların çözümü için çözüm önerileriniz nelerdir ? </strong></p>
<p>Öncelikle Çevbir <a href="http://cevbir.org.tr/wp-content/uploads/2018/03/tipsozlesme.pdf">Tip Sözleşmesi</a> çerçevesinde öngörülen asgari şartlara başta yayıncıların uyması, çevirmenlerin de kötü sözleşme koşullarını kabul etmemesi çok önemli. Okurların da iyi çeviriyi ödüllendirmesi, yani kitap seçiminde çeviri kalitesini dikkate alarak çeviriye yapılan yatırımın fuzuli değil elzem olduğunu göstermesi gerekiyor.</p>
<p>Çevirmenlerin telif hakkına saygı duyan sözleşmelerin yapılması, telif ücretlerinin vaktinde ve tam olarak ödenmesi gibi konularda yaşanan sıkıntılar krizle birlikte biraz daha arttı. Biz gerek üyelerimize gerek üyemiz olmayan çevirmenlere sözleşme şartları ve yasal hakları konusunda yol gösteriyoruz. Üyelerimizin örneğin ödemelerinde bir aksama olduğunda yayıneviyle onlar adına temasa geçebiliyor, ihtarname gönderebiliyor, çözülemeyen sorunlarda avukatımız aracıyla daha ileri hukuki kanalları devreye sokabiliyoruz. Çoğu çevirmen kendi hakları, sözleşmeler ve benzeri konularda yeterince bilgili değil ve sırf bu yüzden çeşitli haksızlıklara maruz kalıyor ya da haklarını arayamıyorlar. Eser çevirisi işine başlayan ya da başlamayı düşünenlere, çevirmenlik bölümlerinin öğrencileri veya yeni mezunlarına mutlaka Çevbir sitesindeki bilgilerden faydalanmalarını, gerekirse bize danışmalarını ve üye olmalarını öneririz.</p>
<p><strong>Çeviri biraz da yabancı bir dünya ile köprü kurma ve buluşma hali; çevirinin (bunun gibi) ne gibi işlevleri var ? </strong></p>
<p>Evet, çeviri özellikle içeriği itibariyle “biz” dediğimiz dünyanın “başka” dünyalarla iletişime geçmesinin yolu. Ama aslında diller de belli bir dünya tasavvuru, dünyaya ilişkin bir yorum oldukları için, çeviri, sırf içeriğiyle değil, bizi bir başka dille temasa geçirmesi dolayısıyla da, halkların birbirlerinden bir şeyler öğrenme yöntemi. Çeviriyle, biz bir “başka” dilin, belki yanı başımızdaki komşumuzun, belki yeryüzünün öbür ucundaki bir halkın, dilinin dünyaya nasıl baktığını da öğreniyoruz. Kimi filozof ve dilbilimciler bu nedenle çeviri etkinliğini, Babil Kulesi mitiyle ifadesini bulan bir “felaket”in, dillerin başa çıkılmaz çokluk ve çeşitliliğinin, bir şansa, bir imkâna çevrilmesi olarak yorumluyorlar.</p>
<p><strong>Klişe olur mu bilmiyorum ama iyi bir çeviri nasıl olmalıdır ? </strong></p>
<p>İyi bir çeviri öncelikle doğrudur, yani çevirdiği kaynak metni doğru anlar. Filozof ve dilbilimciler tartışıp dursa da, özellikle muğlaklaştırılmış, kasten iletişimi baltalayan metinler, bir de zor konularda yazıldığı veya üretildiği için belli bir muğlaklık içeren metinler dışında, aslında “doğru anlam” diye bir şey vardır ve genellikle kolayca saptanır bu. İyi çevirinin ikinci ölçütü ise, hedef-dilin, yani bizim durumumuzda Türkçenin, dilbilgisel kurallarına ve üslupsal geleneklerine uygun olmasıdır. Okur çoğunlukla bu ikinci ölçüte bakarak kararını verir. Haklıdır da. Elinde hedef-metni kaynak-metinle kıyaslama imkânı yoktur her zaman.</p>
<p><strong>Çevirmenler Meslek Birliği 30 Eylül Çeviri Günü için ne gibi etkinlikler planladı?</strong></p>
<p>Çevbir’in Dünya Çeviri Günü etkinliği bugün yapılacak. İstanbul’daki etkinlikler Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde paneller ve film gösterimlerinden oluşuyor. Fantastik edebiyat, felsefe ve çocuk edebiyatı çevirileri konulu üç panelin yanı sıra Avrupa Eser Çevirmenleri Birlikleri Konseyi (CEATL) tarafından hazırlanmış iki kısa film göstereceğiz. Ayrıca Ankara’da yine Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde bir çevirmenler buluşması yapılacak.</p>
<p><strong>Türkiye çeviri ve çevirmenlerin durumunu değerlendirmenizi rica edeceğim. Çevirmenlik </strong><strong>Türkiye&#8217;de ne zamandan beri meslek olarak kabul ediliyor ?</strong></p>
<p>Açıkçası Cumhuriyet dönemi öncesinden beri çevirmenliği meslek olarak icra eden kişiler bulunmaktadır. Ancak, çevirmenliğin meslek olarak kabulünden söz edeceksek konuyu şu soru eşliğinde inceltmekte fayda var diye düşünüyoruz: Bir iş kolunu meslek olarak kabul etmemizi sağlayan unsurlar nelerdir? Bu soruyu da uzun uzadıya irdelemekten ziyade, izninizle, Çevbir olarak temsil ettiğimiz üyeler açısından en yakıcı noktalardan birine işaret etmekle yetinelim: Sosyal güvence. Meslekleşme, dolayısıyla çevirmenliğin sürdürülebilirliği düşünüldüğünde, hayati bir önemi var bunun. Şu an üyelerimiz ne yazık ki en temel sosyal güvence haklarından, örneğin ücretsiz sağlık hizmetlerinden yararlanma ya da emekli olma hakkından yoksun ve bu haklardan faydalanmamızı sağlayacak herhangi bir düzenleme de yapılmış değil henüz. Bu konuda girişimlerimiz elbette olacak, zira Türkiye’de çevirmenlerin durumunu ve meslekleşmeyi, mesleğin geleceğini bundan bağımsız düşünmek olası değil.</p>
<p><strong>Çevirmen deyince sadece kitap mı gelir akla? Film video vs. bu kategoride değerlendiriyor musunuz?</strong></p>
<p>Aslında hayatın hemen her alanında ihtiyaç duyduğumuz ve başvurduğumuz bir edim çeviri. Çok sayıda alt alanı var. Yazılı ve sözlü çeviriyi en kapsamlı alt alanlar olarak düşünebiliriz. Ancak bu iki başlığın altında da sayısız alt alan var. Ticaret alanında da sözlü ya da yazılı çeviri yapan çevirmenler var, hukuk, tıp, siyaset ya da kültür alanında da. Çevirmen deyince elbette hepsi akla gelmeli. Ancak bu geniş yelpaze içinde Çevbir, yukarıda da belirttiğimiz gibi, eser çevirisi üreten çevirmenleri kapsamakta, temsil etmektedir. Ve evet, bu gruba, kitap çevirmenleri, filmler, diziler ve belgeseller için altyazı ve seslendirme çevirisi yapan çevirmenler, tiyatro oyunlarını çeviren çevirmenler dahildir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/29/cevbir-cevirmenligin-meslek-olarak-yerlesmesi-icin-destek-bekliyor/">Çevbir Çevirmenliğin Meslek Olarak Yerleşmesi İçin Destek Bekliyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çin, Vatandaşlarını Sosyal Kredi Sistemi Uygulamasıyla Sınıflandırıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/17/cin-vatandaslarini-sosyal-kredi-sistemi-uygulamasiyla-siniflandiriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aylin Gülüm]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Oct 2018 08:32:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Baihe]]></category>
		<category><![CDATA[Beijin News]]></category>
		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[Channel News Asia]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[Liu Hu]]></category>
		<category><![CDATA[özel kredi puanı]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Kredi Sistemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31521</guid>

					<description><![CDATA[<p>Independent haberine göre Komünist Parti’nin 2014’te duyurusunu yaptığı ‘Sosyal Kredi Sistemi’ ile 2020’ye kadar 1,4 milyar Çin vatandaşının sosyal kredilerinin oluşturulması planlanıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/17/cin-vatandaslarini-sosyal-kredi-sistemi-uygulamasiyla-siniflandiriyor/">Çin, Vatandaşlarını Sosyal Kredi Sistemi Uygulamasıyla Sınıflandırıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her bir vatandaş, 200 milyon kamera tarafından 7/24 izlenerek davranışları doğrultusunda 800 üzerinden puanlanacak. Özel kredi puanına benzer şekilde, kişinin sosyal puanı davranışlarına göre eş zamanlı şekilde artıp azalabilecek.</p>
<p>Puanlama metodu gizli tutulmakla beraber kötü araç sürmek, dumansız hava sahasında sigara içmek, fazla bilgisayar oyunu satın almak, çevrimiçi platformlarda sahte haber yayınlamak gibi ihlal sayılan örnekler mevcut. Dolandırıcılık ve yolsuzluk gibi illegal durumlarda ise sosyal kredi büyük oranda etkileniyor. Sistem dahilinde bazı insanların seyahatleri kısıtlanmaya başlandı bile. Channel News Asia’da yayımlanan haberde, resmi istatistiklere göre düşük puana sahip 9 milyon kişinin yurtiçi seyahatlerinde uçak bileti satın alması engellendi. Diğer yandan lüks bir seçenek olarak business-class tren bileti alma hakkı 3 milyon insan için kısıtlandı.</p>
<p>‘Güven vermeyen’ kişilerin devlet kurumlarında ve büyük bankalarda yöneticilik işleri yapmaları  ayrıca engellenirken, askerlik gibi zorunlu hizmetlerini yerine getirmeyen vatandaşların hayatını büyük oranda zorlaştıran bir uygulama söz konusu. Beijin News haberine göre, 2017’de 17 kişi askerlik yapmayı reddettiği için yüksek öğrenim başvuruları, lise başvuruları ve öğrenimlerine devam etme hakları kısıtlandı ve bazı tatil günleri ile otel rezervasyonu yapmaları yasaklandı. <a href="https://www.abc.net.au/news/2018-09-18/china-social-credit-a-model-citizen-in-a-digital-dictatorship/10200278?pfmredir=sm">ABC raporu</a>na göre kişinin yakın bir arkadaşı veya babası hükümet hakkında olumsuz bir şey söylediğinde kişinin kendisi de puan kaybediyor. Bunlar dışında internette aratılan kelimeler ve alışveriş yaparken tercih edilen ürünler, beraber olunan partnerler üzerinden de sosyal kredi etkileniyor.</p>
<p>Sistem sadece cezalandırmak üzerine kurulu değil, ‘iyi vatandaş’ını ödüllendirilmesi de söz konusu. Yüksek puanlı insanlar Avrupa’ya yapacakları seyahatlerinde seyahat prosedürlerini daha hızlı tamamlayabiliyorlar. <a href="https://nypost.com/2018/09/19/chinas-social-credit-system-is-a-real-life-black-mirror-nightmare/">Nypost haberi</a>ne göre, otel veya kiralık araba depozitolarından muaf olma, havaalanlarında VIP muamele, faturalarda indirim, iş başvurularında öncelikli olma, prestijli üniversitelere daha kolay erişim gibi birçok avantaja sahip oluyorlar.</p>
<p>İfşa ve utandırma da bir başka taktik. Bir karaliste örneği şu anda mevcut ve cezalandırma sisteminde uygulanmakta. Listenin sol kısmında isimle beraber kimlik numaraları, sağ kısmında ise çalışılan şirket isimleri mevcut. Devlet, şirketlerin işe alımda veya kontakt kurmada ‘karaliste’yi gözden geçirmeleri için cesaretlendiriyor. İnsanlar karalisteye alınmadan önce mahkemelerce bilgilendiriliyorlar ve 10 gün içinde karara karşı itiraz edebiliyorlar.</p>
<p>İyi vatandaşlar için de bir liste mevcut, bu listedeki insanlar tanışma sitelerinde daha çabuk eşleşebilme imkanına sahip oluyorlar. ‘Baihe’ adlı Çin’in en büyük tanışma sitesi, skoru yüksek olan insanların profillerini ön plana çıkarıyor.</p>
<p>Sistemin tuhaflığına rağmen bazı vatandaşlar, insanların bu sistemle daha iyi olduğuna inanıyor. 32 yaşındaki Chen: ‘Geçtiğimiz 6 ay boyunca insanların davranışlarının gittikçe daha iyiye gittiğini hissediyorum. Örneğin yaya geçidine gelmeden duruyoruz, durmazsak puan kaybediyoruz. Başta puan kaybedeceğimizden endişelenerek yapıyorduk fakat şimdi buna alıştık.’</p>
<p>Diğer yandan Liu Hu, düşük kredi puanına sahip milyonlarca insandan biri ve gözaltına alınmış, hapse atılmış ve yolsuzlukla suçlanarak para cezasına çarptırılmış Çinli bir gazeteci. ‘Bu tarz sosyal kontrol mekanizması dünya düzenine aykırı. Çin’de insanların gözleri görmüyor, kulakları duymuyor. Dünya hakkında çok az şey biliyorlar ve bir illüzyon içinde yaşıyorlar.’ diyen Liu Hu’nun tren ve uçakla seyahati engellenmiş durumda. Milyonlarca takipçiye sahip olan sosyal medya hesabı da banlanan Liu Hu, şu an iş bulmakta güçlük çekiyor.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.independent.co.uk/life-style/gadgets-and-tech/china-social-credit-system-punishments-rewards-explained-a8297486.html" target="_blank" rel="noopener">Independent</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/17/cin-vatandaslarini-sosyal-kredi-sistemi-uygulamasiyla-siniflandiriyor/">Çin, Vatandaşlarını Sosyal Kredi Sistemi Uygulamasıyla Sınıflandırıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avrupa, İklim Değişikliği Nedeniyle Çıkan Orman Yangınlarıyla Yanıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/06/avrupa-iklim-degisikligi-nedeniyle-cikan-orman-yanginlariyla-yaniyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aylin Gülüm]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Aug 2018 10:32:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Orman Yangını Bilgi Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Naturwissenschaften]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29437</guid>

					<description><![CDATA[<p>İklim değişikliğinin ekstrem hava şartlarını beraberinde getirdiğini, sıcak hava dalgası, sel ve kuraklığın oluşmasında büyük bir etken olduğunu dünyada birçok örnekleriyle görüyoruz. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/06/avrupa-iklim-degisikligi-nedeniyle-cikan-orman-yanginlariyla-yaniyor/">Avrupa, İklim Değişikliği Nedeniyle Çıkan Orman Yangınlarıyla Yanıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><i><span style="font-weight: 400;">The Guardian</span></i><span style="font-weight: 400;">’da yer alan habere göre, Kuzey Kutup dairesinin üstündeki Arktik’te son zamanlarda 11 farklı yerde yangın çıktı. </span><i><span style="font-weight: 400;">The European Forest Fire Information System</span></i><span style="font-weight: 400;"> (Avrupa Orman Yangını Bilgi Sistemi) özellikle orta ve kuzey Avrupa’da yangın çıkma riskine karşı uyarılarda bulundu. </span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Naturwissenschaften</span></i><span style="font-weight: 400;">’da 2017’de yayımlanan bir yazıya göre iklim değişikliğinin etki boyutu kesin olmamakla bilikte, Akdeniz bölgesindeki ormanların yangın riskinin iklim değişiklikleriyle arttığı bir gerçek. Tehlikenin en çok olduğu Avrupa ülkeleri Portekiz, İspanya ve Türkiye. Yunanistan, İtalya’nın güney ve orta bölgeleri, Fransa’nın Akdeniz’e yakın bölgesi ve Balkanlar’ın sahil bölgesi ise tehlikenin giderek büyüdüğü bölgeler. Ortalama yangın tehlikesine altında olan bölgeler ise iklim değişikliği nedeniyle gittikçe kuzeye, Orta Avrupa’nın yukarı bölgelerine doğru kayıyor. Nitekim bilim insanları yıldırım düşmesiyle çıkan orman yangınlarının sayısının artmasının ve bu yangınların Arktik tundrasının yetiştiği daha kuzey bölgelere yayılmasının, iklim değişikliğinin başka bir göstergesi olduğunu söylüyor. Artan sıcak hava dalgasının anormal derecede sıcak ve kuru bir hava yaratması, Avrupa’nın Akdeniz bölgesindeki yangın ihtimali yüksek olan bölgelerinden çok daha uzak bölgelerde yangın çıkmasına neden oluyor. </span></p>
<figure id="attachment_29438" aria-describedby="caption-attachment-29438" style="width: 634px" class="wp-caption alignnone"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-29438" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-06_1321.png" alt="" width="634" height="414" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-06_1321.png 634w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-06_1321-610x398.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-06_1321-320x209.png 320w" sizes="(max-width: 634px) 100vw, 634px" /><figcaption id="caption-attachment-29438" class="wp-caption-text">Rusya’da, Norveç’te ve Finlandiya’da çıkan orman yangınlarının ardından, İsveç’te çıkan yangının Arktik bölgedeki en geniş yangın olduğu söyleniyor.</figcaption></figure>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29439" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-06_1325.png" alt="" width="630" height="410" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-06_1325.png 630w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-06_1325-610x397.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-06_1325-320x208.png 320w" sizes="(max-width: 630px) 100vw, 630px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avrupa genelindeki en son orman yangını haberi ise Yunanistan’dan geldi. BBC’nin haberine göre Atina yakınlarındaki </span><i><span style="font-weight: 400;">Mati</span></i><span style="font-weight: 400;"> bölgesinde başlayan yangında en az 83 kişinin hayatını kaybettiği, yaklaşık 60 kişinin hastanede tedavi gördüğü ve 11 kişinin kayıp olduğu söyleniyor. Yetkililer insanların birçoğunun rüzgarın etkisiyle yayılan alevlerden kaçamadığı, hayatta kalanların da bir kısmının denize girerek kurtulduğu bu yangının 2007’den beri Yunanistan’da çıkanlar arasında en kötüsü olduğunu not ediyor. Yangının iklim değişikliği etkisiyle mi çıktığı yoksa ormanın içindeki kaçak ahşap yapılanmadan mı kaynaklandığı henüz belli olmamakla birlikte bölgede bulunan insanlar durumun büyük oranda iklim değişikliğinden kaynaklandığını düşünüyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/06/avrupa-iklim-degisikligi-nedeniyle-cikan-orman-yanginlariyla-yaniyor/">Avrupa, İklim Değişikliği Nedeniyle Çıkan Orman Yangınlarıyla Yanıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fransa’nın ‘Irk’ Kelimesini Anayasadan Kaldırma Hamlesi Tehlikeli</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/18/fransanin-irk-kelimesini-anayasadan-kaldirma-hamlesi-tehlikeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Enise Gül Küçük]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Jul 2018 12:00:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[Defender of the Rights]]></category>
		<category><![CDATA[Emmanuel Macron]]></category>
		<category><![CDATA[François Hollande]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[ırk]]></category>
		<category><![CDATA[ırkçılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=28858</guid>

					<description><![CDATA[<p>The Washington Post'tan Rokhaya Diallo Fransa anayasasından çıkarılan 'ırk' kelimesi üzerine yazdı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/18/fransanin-irk-kelimesini-anayasadan-kaldirma-hamlesi-tehlikeli/">Fransa’nın ‘Irk’ Kelimesini Anayasadan Kaldırma Hamlesi Tehlikeli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fransa’da ırk yoktur.</p>
<p>Fransızlar yalnızca tek bir ırk olduğuna inanmak üzere yetiştirilirler: İnsan ırkı. Irk biyolojik bir kavram olarak düşünülür, bu yüzden söz edilmesi insanlar arasında hiyerarşiler olduğunu öne sürmek anlamına gelir.</p>
<p>Bu sebeptendir ki Fransız anayasasındaki “ırk” kelimesi on yıldan fazla bir süredir tartışmalara konu olmuştur. İlk maddesi şöyle: “Fransa bölünmez, laik, demokratik ve sosyal bir Cumhuriyet olacaktır. Menşe, ırk ya da din ayrımı yapılmadan, yasa önünde bütün vatandaşların eşitliğini sağlayacaktır.” 2012’de cumhurbaşkanlığı seçimi adaylığı sırasında François Hollande, anayasadan “ırk” kelimesini çıkarma sözü verdi. Onun bakış açısına göre ırk yoktur ve bu nedenle herhangi bir resmi metinde sözü geçmemelidir.</p>
<p>Birkaç gün önce, anayasanın gözden geçirilmesi üzerine çalışan bir milletvekilleri komisyonu oybirliğiyle Fransa cumhuriyetinin kurucu metninden bu kelimeyi çıkarmayı kararlaştırdı. Perşembe günü, değişiklik Ulusal Meclis tarafından oybirliğiyle kabul edildi. Şimdi Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron&#8217;un partisine bağlı bir Ulusal Meclis milletvekili olan eski başbakan Manuel Valls “Anayasa&#8217;dan ırk kelimesinin kaldırılması için oy vermekten gurur duyduğunu” söyledi.</p>
<p>Bu tartışma 20 yıl önce gerçekleşmiş olsaydı, böyle bir değişikliği muhtemelen destekliyor olurdum. Fransız bir genç kadın olarak, ırk kelimesi beni dehşete düşürürdü. Bu kelimeyi kabul etmemek için iyi sebeplerim vardı. Bana göre nüfusunu ırk ile kategorize edecek bir rejimin tek örneği Nazi Almanya’sı ve işbirliği sırasında onların ırkçı önlemlerinin Fransız yasalarına çevrilmesiydi. Bu tarihi olaylar göz önüne alındığında kamusal alanda ırk kelimesini silmek, ırkçılığı önlemek adına makul bir çözüm gibi göründü.</p>
<p>Fakat daha sonra Fransa&#8217;da ırkçılık karşıtı çalışmalara katılmaya başladım. Sosyal bilimler üzerine çalıştıkça ırkı sadece biyolojik bir farklılık değil, sosyal etkiler üreten bir sosyal yapı olarak düşünmeye başladım. Elbette, siyahlar, Araplar, beyazlar, Asyalılar, Romanlar &#8211; hepimiz insan ırkına aitiz. Ancak tarih, köleleştirilmiş ve sömürgeleştirilmiş topluluklardan gelenlerin yaşamları üzerinde hâlâ etkisi olan ırksal kategoriler meydana getirmiştir. Bugün siyah olmak, yüzyıllar önce icat edilmiş siyahi insan tasvirini miras almak anlamına geliyor. Bu eski statünün şu anda herhangi bir yasal dayanağı yok, ancak sonuçları her gün etkisini sürdürüyor.</p>
<p>Fransa kendisini, insanlığı ırksal gerginliklerden koruması beklenen bir evrensel ve renk körü felsefenin destekçisi olarak görüyor.</p>
<p>Ancak aydınlanma çağını başlatan ülkenin içinde bulunduğu gerçeklik, iddia edilen idealden farklı. Fransa Avrupa&#8217;nın en büyük Müslüman, siyah ve Yahudi nüfusuna sahip. Bununla birlikte, ulusal nüfus sayımında etnik istatistiklere sahip değiliz; fakat yasalar, araştırmacıların ve istatistikçilerin araştırma amacıyla ve kişi bilgilerinin gizlenmesi şartıyla söz konusu verileri toplamasına izin veriyor.</p>
<p>Defender of the Rights örgütünün yaptığı bir araştırmaya göre, genç Fransız siyahların ve Arapların kimliklerinin polis tarafından kontrol edilme sıklığının, nüfusun diğer gruplarına oranla 20 kat daha fazla olduğu tahmin ediliyor.</p>
<p>Fransa’da göze çarpan önemli bölgesel uyuşmazlıklar mevcut. Birçoğu beyaz olmayan denizaşırı Fransız yurttaşları için bu durum hayli zorlayıcı. Örneğin, Karayipler&#8217;de nüfusun çoğunun siyah olduğu bir Fransız adası olan Guadeloupe&#8217;da, genç erkeklerin yüzde 57&#8217;si işsizdir. Göçmen kökenli kişilerin yaşadığı bazı bölgelerde, işsizlik yüzde 50 gibi yüksek bir orana varmaktadır. Fransa&#8217;nın ulusal eşitlik ajansına göre, yoksul nüfusun büyük bölümünü oluşturan, çoğunlukla beyaz olmayanlar ırkların yaşadığı banliyölerde veya kenar mahallelerdeki genç nüfus için işsizlik oranının ulusal ortalamanın 2 buçuk katı olduğu görülmektedir. Tahminlere göre, Fransa’da nüfusun yaklaşık yüzde 10&#8217;u Müslüman olmasına rağmen mahkûmların yüzde 60&#8217;ı Müslüman.</p>
<p>Irkçılık Fransa&#8217;da yapısal bir şekilde ele alınmamıştır. Ve bunun nedeni ırkın somut bir şey olarak ele alınmamasıdır. Bir ülkede ırk kurgusal bir kategori olarak bile ele alınmıyorsa o ülke ırkçılıkla ciddi bir şekilde nasıl savaşabilir? Irk yoksa da ırkçılar var ve kategorilerin var olduğu inancıyla hareket ediyorlar. Bu yüzden kelimeyi ortadan kaldırmak, bir sihirbazlık numarası gibi ırkçılığı aniden yok etmeyecektir.</p>
<p>Irk kelimesini tabu ilan etmek, ırkçılıktan etkilenen insanların hayatlarında hiçbir şeyi değiştirmez. Üstelik ırkçılığın sonuçlarını incelemek isteyen akademisyenleri ve aktivistleri güçlü bir araçtan mahrum bırakacak. Ve bu kelimeyi kullanmaya cüret edenlerin suçlu bulunmasına yol açabilir; bir kimseyi ırka göre sınıflandırma girişiminde bulunmak dava edilmek için yeterli olabilir. Irkın varlığını inkâr etmek, ırk ayrımcılığı gerçeğini reddetmek anlamına gelir.</p>
<p>Anayasal çerçevenin hükümet tarafından belirlenen politikalar üzerinde derin bir etkisi vardır. Ve apaçık sorunlarını görmezden gelen bir ülkeden daha tehlikeli bir şey yoktur. Fransa dünyanın geri kalanından uzakta fantastik bir diyar değil. Irklar var ve her gün hayatlarımıza etki ediyor.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.washingtonpost.com/news/global-opinions/wp/2018/07/13/frances-dangerous-move-to-remove-race-from-its-constitution/?noredirect=on&amp;utm_term=.e88b2432d089" target="_blank" rel="noopener">washingtonpost</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/18/fransanin-irk-kelimesini-anayasadan-kaldirma-hamlesi-tehlikeli/">Fransa’nın ‘Irk’ Kelimesini Anayasadan Kaldırma Hamlesi Tehlikeli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boğuldular, Tutuklandılar, Vuruldular: Daha İyi Bir Yaşam Uğruna Ölen Mülteciler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/04/boguldular-tutuklandilar-vuruldular-daha-iyi-bir-yasam-ugruna-olen-multeciler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Enise Gül Küçük]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Jul 2018 14:00:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[mülteciler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=28434</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa’ya ulaşmaya çalışırken ölen binlerce kişinin hayat hikâyelerini belki de asla bilemeyeceğiz. Fakat burada, Liste’de yer alan isimlerin bazıları üzerine küçük anekdotlar derledik.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/04/boguldular-tutuklandilar-vuruldular-daha-iyi-bir-yasam-ugruna-olen-multeciler/">Boğuldular, Tutuklandılar, Vuruldular: Daha İyi Bir Yaşam Uğruna Ölen Mülteciler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Guardian bugün son 25 yılda Avrupa&#8217;ya girmeye çalışırken hayatını kaybeden 34.361 kişinin bir listesini yayınladı. Birçoğu sadece anonim girişler, ancak muhabirlerimiz kurbanlara yüzler ve hikâyeler koymak için birkaç vakayı araştırdılar.</p>
<p>Avrupa’ya ulaşmaya çalışırken ölen binlerce kişinin hayat hikâyelerini belki de asla bilemeyeceğiz. Fakat burada, liste’de yer alan isimlerin bazıları üzerine küçük anekdotlar derledik.</p>
<p>Guardian bugün son 25 yılda Avrupa&#8217;ya girmeye çalışırken hayatını kaybeden 34.361 kişinin bir listesini yayınladı. Birçoğu sadece anonim girişler, ancak muhabirlerimiz kurbanlara yüzler ve hikâyeler koymak için birkaç vakayı araştırdılar.</p>
<p><strong>Rubel Ahmed</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28440" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2988.jpg" alt="" width="380" height="466" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2988.jpg 380w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2988-320x392.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 380px) 100vw, 380px" /></p>
<p><strong>Doğum:</strong> Bangladesh, 1988.</p>
<p><strong>Ölüm:</strong> UK, 2014.</p>
<p>Ahmed, 5 Eylül 2014 tarihinde Morton Hall&#8217;da kendini astı. Liste’de kendini öldüren 400&#8217;den fazla göçmen ve mülteciden biriydi.</p>
<p>Hem Ahmed&#8217;in ölümüne ilişkin resmi soruşturma hem de Cezaevi ve Şartlı Tahliye Kamu Denetçisi&#8217;nin incelemesi, ölümünden önceki prosedürlerin doğruluğunu eleştirel nitelikteydi.</p>
<p>Sorgu yargıcı, yetkililer arasında iletişimin yetersiz olduğunu ve soruşturma jürisinin, sınır dışı etme talimatlarının kendisin asmasına neden olduğunu belirtti. Ölümü hakkında açık bir sonuca vardılar. Ahmed’in ailesi, merkezdeki tutukluluk süreci ilgili endişelerini dile getirdi; tutuklular, akşamın büyük bir bölümünde ve gecenin çoğunda kilit altındaydılar. Ahmed’in ailesi, intiharından önceki saatlerde diğer tutuklularla konuşabilseydi ölümünün önlenebileceğini dile getirdi.</p>
<p>Ajmal Ali, “Ölümünün üzerinden birkaç yıl geçmesine rağmen, ailesi, yani bizim üzerimizdeki etkisi hiç de hafiflemedi.” dedi.</p>
<h4>Aylan Kurdi</h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28436" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2328.jpg" alt="" width="380" height="490" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2328.jpg 380w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2328-320x413.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 380px) 100vw, 380px" /></p>
<p><strong>Doğum: </strong>Suriye, 2012.</p>
<p><strong>Ölüm: </strong>Türkiye, 2015.</p>
<p>Avrupa&#8217;da yeni bir yaşam arayışında ölen mülteci ve göçmenlerin büyük çoğunluğunun isimleri ne yazık ki bilinmiyor bile.  Ancak ara sıra bunlar arasından sıyrılan, kamuoyunu sarsan ve hatta politikayı değiştiren bazı vakalar da gerçekleşiyor.</p>
<p>Aylan Kurdi üç yıl önce Türkiye kıyılarında bulundu. Suriyeli küçük çocuğun kıyıya vuran dalgaların arasında yüzükoyun uzandığı fotoğraf, milyonlarca Avrupalıyı rahatsız etti. Almanya’da, İngiltere’de ve başka yerlerde mültecilere daha yumuşak, daha davetkâr yaklaşımlar getirdi.</p>
<p>Kurdi, kuzey Suriye&#8217;deki bir sınır kasabası olan Kobani&#8217;de, yani aylardır IŞİD ile Kürt güçleri arasındaki çatışmaların merkez üssünde doğmuştu. Suriye, 2012’de dünyaya geldiği sırada Suriye’de zaten savaş vardı. Aile, ısıtması olmayan, tuvalet olarak zemin üzerinde bir delik bulunan tek bir odada yaşıyordu.</p>
<p>Babası, karısını ve iki çocuğunu Türkiye&#8217;ye götürmeye karar verdi, ancak daha sonra Aylan&#8217;ın teyzesi Tima&#8217;nın yaşadığı Kanada&#8217;ya gitmeye karar verdi. Bodrum&#8217;dan Yunan adası Kos’a gitmek üzere bindikleri lastik bot hızla battı. Sekiz kişilik bir bottu, ancak Türk kıyılarından Kos&#8217;a tehlikeli ve kısa bir geçiş için yola çıktığında üzerinde 16 kişi vardı. Giydikleri can yeleklerinin ya sahte ya da etkisiz olduğu söyleniyordu.</p>
<p>Aylan&#8217;ın kardeşi Galip ve annesi Rehanna da boğuldu. Abdullah hayatta kaldı. O ve Tima, savaştan sonra hayatları mahvolmuş çocuklara yardım etmek için Galip ve Aylan Kurdi Vakfı&#8217;nı kurdular.</p>
<p>Liste&#8217;ye göre Aylan Kurdi öldüğünden beri Avrupa&#8217;ya girmeye çalışan yaklaşık 10 bin kişi öldü.</p>
<p>Jandarma Astsubay Kıdemli Üstçavuş Mehmet Çıplak, Aylan&#8217;ın cesedini bulan ilk kişiydi ve daha sonra olanları anlatırken sesi hâlâ titriyor: “Yaşıyor mu diye kontrol ettim, hâlâ hayatta olmasını umuyordum.” diye konuştu. &#8220;Çok üzülmüştüm. Ben her şeyden önce bir babayım. Altı yaşında bir oğlum var. Empati kurdum, onu oğlumun yerine koydum. Tarifsiz bir acı hissettim. Asker olmanın ötesinde, bir baba olarak hareket ettim.”</p>
<p><strong>Joy Gardner</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28437" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2432.jpg" alt="" width="620" height="350" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2432.jpg 620w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2432-610x344.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2432-320x181.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 620px) 100vw, 620px" /></p>
<p><strong>Doğum:</strong> Jamaika, 1953.</p>
<p><strong>Ölüm:</strong> Birleşik Krallık, 1993.</p>
<p>Joy Gardner, Jamaika’da 15 yaşında bir anne tarafından 1953’te dünyaya getirildi. Babasını hiç tanımadı. Gardner henüz 7 yaşındayken annesi çalışmak üzere Birleşik Krallık’a taşındı. Yetişkin bir kıza sahip olup oğluna hamile bulunduğu 1987 yılına kadar İngiltere’ye annesinin yanına gitmemişti.</p>
<p>İngiltere’de iken oğlu Graham dünyaya geldi ve Gardner annesi ile birlikte kalabilmek için başvuruda bulundu fakat başvurusu reddedildi. Annesi bir İngiliz olduğu halde kural değişiklikleri nedeniyle yetişkin çocuklarının kalma izini bulunmamaktaydı.</p>
<p>28 Temmuz 1993&#8217;te polis ve göçmen bürosundan oluşan bir ekip, uyarıda bulunmaksızın Gardner&#8217;ı ve oğlunu tekrar Jamaika&#8217;ya göndermek talimatıyla Kuzey Londra&#8217;daki dairesine geldi. Gardner’ı bir kemerle bağlayıp ağzını tıkadılar. Gardner yere yığıldı, komaya girdi ve nefessiz kaldığı için öldü.</p>
<p><strong>Festus Okey</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28438" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/722.jpg" alt="" width="620" height="372" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/722.jpg 620w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/722-610x366.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/722-320x192.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 620px) 100vw, 620px" /></p>
<p><strong>Doğum:</strong> Nijerya, 1982.</p>
<p><strong>Ölüm:</strong> Türkiye, 2007.</p>
<p>Festus Okey 2004&#8217;te Nijerya&#8217;dan ayrıldığında Avrupa&#8217;da büyük bir futbolcu olmayı hayal etmişti.</p>
<p>Güney Afrika&#8217;da yaşayan erkek kardeşi Tochukwu Ugo, Festus hakkında “Kendisi çok iyi bir insandı” demişti.  “Mütevazı ve iyi bir insandı, Londra&#8217;ya gidip mutlu bir hayat yaşamak istiyordu.”</p>
<p>Fakat Okey ancak Türkiye&#8217;ye kadar gidebildi. Okey, Ağustos 2007&#8217;de tutuklandı ve İstanbul&#8217;daki bir polis karakolunda sorgulanırken vurularak öldürüldü.</p>
<p>2011&#8217;de bir Türk polisi olan Cengiz Yıldız, Okey&#8217;in ölümünün tabancaya ulaşmaya çalışırken yanlışlıkla vurulması sonucu olduğunu ileri sürerek kasıtsız adam öldürmekten dolayı 4 yıl hapis cezası aldı. Bir adam öldürmenin ömür boyu hapis ile cezalandırılması gerekirdi.</p>
<p>Bu dava sırasında mahkeme, polis merkezinin güvenlik kameralarındaki kayıtlarda eksiklik bulunduğunu ve Okey&#8217;in vurulduğu esnada giydiği gömleğin ortadan kaybolduğunu duydu. Okey&#8217;in giysisine yapılacak bir adli incelemenin, vurulma sırasında polis ve Okey arasındaki mesafeyi netleştirebileceği söylendi. Ayrıca raporlar bütün diğer sorgu odalarındaki kameraların çalıştığını gösteriyordu.</p>
<p>42 yaşındaki Ugo, uyuşturucu suçundan tutuklanan küçük erkek kardeşine ne olduğunu asla anlamadığını ifade ediyor: “Festus&#8217;un bir arkadaşı beni aradı ve ne olduğundan biraz bahsetti fakat hiç net değildi. Kardeşim vuruldu ama hâlâ neden olduğunu bilmiyorum. Onlar polis ile bir tartışmaya girdiğini söylüyorlar.”</p>
<p>“Bunu duymak çok acı vericiydi. Başta kardeşimin öldüğüne inanmadım fakat daha sonra fotoğraf gönderdiler ve fotoğraflardaki kardeşimdi. Bana bu olayın polis merkezinde gerçekleştiğini söylediler ama ben polis merkezi gibi bir yerde neden böyle bir şey yaşandı hiç anlayamadım.”</p>
<p>Ugo, ailesinin Nijerya&#8217;da çok zorluklarla karşı karşıya kaldıklarını söyledi. “Nijerya’da fakir giderek daha da fakirleşiyor ve zengin giderek daha da zenginleşiyor. Uzun zamandır bu çok zordu.”</p>
<p>Okey bir mülteci olarak Türkiye&#8217;de çalışmak için mücadele etti. Kardeşi “İstanbul&#8217;da problemleri olduğunu biliyordum fakat bana hiç bahsetmezdi.” dedi.</p>
<p>Ailenin avukatı Alp Tekin Ocak, bu vurulma davasının Türkiye&#8217;nin polis güçlerindeki büyük bir problemi açığa çıkardığını söyledi: “Olayın gerçekleştiği yer ve metotlar, yetkili kişilerin devletin tekelinde olan şiddet uygulama otoritesini istismar ettiğini gösteriyor. Bu olayda yaşama hakkı, adil yargılanma hakkı ve ayrımcılık yasağı da dâhil olmak üzere insan hakları hakkında muazzam ihlaller yaşanmıştır.”</p>
<p>Ugo, Okey&#8217;in İngiltere&#8217;ye seyahat etmeden önce Gabon&#8217;da biraz vakit geçirdiğini söyledi. Okey doğrudan Londra&#8217;ya gitmek yerine, önce İran’a vize aldı, sonra Türkiye&#8217;ye geçti.</p>
<p>Ugo, “Gitmeden önce konuşarak ve yolculuğun güzel geçmesini umarak bol bol zaman geçirdik.” dedi. “Kardeşimin çok fazla hayali ve umudu vardı ve ben her şeyin güzel olacağını söyledim. Hâlâ onu bir daha göremeyeceğime inanamıyorum.”</p>
<p><strong>Semira Adamu</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28439" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2200.jpg" alt="" width="620" height="568" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2200.jpg 620w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2200-610x559.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2200-320x293.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 620px) 100vw, 620px" /></p>
<p><strong>Doğum: </strong>Nijerya, 1978.</p>
<p><strong>Ölüm:</strong> Belçika, 1998.</p>
<p>Semira Adamu, yaşının üç katı bir adamla zorla evlendirilmemek için evinden Nijerya’ya kaçtı. Aslında Berlin’e gidiyordu, ama uçağı Belçika’da durduğunda sözde “güvenli üçüncü ülke” prensipleri altında sığınma talebinde bulunmak zorunda bırakıldı.</p>
<p>İltica talebi reddedildi ve 22 Ekim 1998’de onu sınır dışı etmek üzere 11 polis ekibi gönderildi.</p>
<p>Uluslararası Af Örgütü o anı şöyle aktardı: “Bir Sabena uçağına bindirildikten ve elleriyle ayakları bağlandıktan sonra diğer yolcuların dikkatini çekmek için yüksek sesle şarkı söylemeye başladı.</p>
<p>Memurlar daha sonra yüzünü onlardan birinin dizlerinin üzerine yerleştirilmiş bir yastığa bastırıp sırtına baskı yaptığında, mücadele etmeye başladı. Yüzü 10 dakikadan fazla yastığa bastırıldı ve beyni oksijen yetersizliğinden komaya girdi.”</p>
<p><strong>Getu Hagos</strong></p>
<p><strong>Doğum:</strong> Etiyopya.</p>
<p><strong>Ölüm:</strong> Paris, 2003.</p>
<p>Getu Hagos, 2003 yılının Ocak ayında, Mariame adlı bir Somalili olduğunu iddia ederek Fransa’ya girdi. İltica başvurusu reddedildi ve gelişinden beş gün sonra Paris’teki bir havalimanına zorla geri götürüldü. Uçak personeli, 24 yaşındaki sığınmacının koltuğuna zorla oturulurken attığı çığlıkları duydu. Çığlıklar durduğunda, Etiyopyalı adam ölüyordu.</p>
<p>2006’da üç polis memuru, Hagos’un 2003’teki ölümü üzerine adam öldürmeyle suçlandı. Duruşmada Hagos’un uçağa bindirilmeye direndiğinde “katlama pozisyonuna” zorlandığı ve o pozisyonda tutulduğu söylendi.</p>
<p>Hagos’un avukatı Stéphane Maugendre, genç Etiyopyalının ölümünün, o sırada sınır dışı edilen insanlara yönelik bir dizi saldırıdan biri olduğunu söyledi. “Uçaklarda onlara karşı güç kullanıldığını ve şiddet uygulandığını biliyorduk ama kanıtlayamıyorduk. Böyle şeyler düzenli olarak gerçekleşiyordu lakin elimizden hiçbir şey gelmiyordu.”</p>
<p>Savcı, sınır polislerinden iki memurun “dikkatsiz veya sakar” olduğunu ve eylemlerinin Hagos&#8217;un ölümüne yol açtığını tespit etti.</p>
<p>Maugendre duruşmanın gidişatından rahatsız olmasına rağmen sürecin devam ettiğinden dolayı rahatladığını söylüyor. &#8220;Hagos öldüğünde şaşırmamıştım fakat savcının mahkemeye çıkmamıza izin vermesine şaşırdım. Benim esas pişmanlığım, daha ciddi bir suçlama yapamamış olmamızdır. Mahkemeye gidebildiğimiz için çok rahatladık, en azından bu mümkün oldu.”</p>
<p>Maugendre, Hagos&#8217;un Fransa&#8217;da hiçbir aile ferdi ya da arkadaşı olmadığını fakat oradaki Etiyopya topluluğunun bu davaya çok destek verdiğini söyledi ve “Yerel topluluk bu savaş gerçekten kendilerini ortaya attılar ve bu çok önemliydi.” diye ekledi.</p>
<p>Mahkemede,  Hagos&#8217;un Güney Afrika&#8217;ya Johannesburg’e giden bir Air France uçağına binmeye zorlanmadan önce, Roissy Charles de Gualle havaalanının bekleme alanında hasta olduğunu iddia ettiği söylendi. Polis memurları Hagos&#8217;un hastalık iddiasının sahte olduğuna inandıklarını söylediler.</p>
<p>Raporlara göre, Hagos dizlerinden ve ayak bileklerinden cırtcırt bantlarla bağlanmıştı ama direnmeye devam etti, bir polis memuru “geri dönmektense ölmeyi tercih ettiğini” söyledi. “Katlama pozisyonu”, bir polis memurunun Hagos&#8217;u koltuğunda öne eğilmiş vaziyette tutarken bir diğerinin de arkasından bağlanmış kelepçelerine baskı yaptığı pozisyon olarak tarif ediliyor. Üçüncü bir polis memuru ise ara ara Hagos&#8217;un kafasını aşağı doğru itiyordu. Hagos&#8217;un aniden sessizleşmesinden önce bu pozisyonda 20 dakika tutulduğuna inanılıyor.</p>
<p>Mahkemede sunulan tıbbi delillere göre, katlama pozisyonunun oksijen eksikliğine neden olduğu söylendi. Hagos ölmeden önce iki gün komada kaldı. Bir otopsi sonucuna göre Hagos “kardiyak arrest” geçirmişti. Polis memurları sınır dışı etme sürecine direnenlere uygulanan standardı takip ettiklerini ifade ettiler. Sınır gücüne yeniden katılmalarına izin verildi.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.theguardian.com/world/2018/jun/20/drowned-restrained-shot-life-stories-migrants-case-studies" target="_blank" rel="noopener">The Guardian</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/04/boguldular-tutuklandilar-vuruldular-daha-iyi-bir-yasam-ugruna-olen-multeciler/">Boğuldular, Tutuklandılar, Vuruldular: Daha İyi Bir Yaşam Uğruna Ölen Mülteciler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüzlerce Balık Türü İklim Değişikliği Nedeniyle Kuzeye Göç Ediyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/26/yuzlerce-balik-turu-iklim-degisikligi-nedeniyle-kuzeye-goc-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aylin Gülüm]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Jun 2018 19:59:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=28191</guid>

					<description><![CDATA[<p>Independent haberine göre balık türleri ve yumuşakçalar iklim değişikliğinin etkisiyle daha kuzeye göç ediyor, bu da balıkçılık sektörünü riske atıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/26/yuzlerce-balik-turu-iklim-degisikligi-nedeniyle-kuzeye-goc-ediyor/">Yüzlerce Balık Türü İklim Değişikliği Nedeniyle Kuzeye Göç Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Su sıcaklığı deniz canlılarının tercih ettiği habitatların ve coğrafik dağılımlarının belirlenmesinde büyük bir faktör, çünkü oksijen ihtiyacı ve denizlerdeki oksijen seviyesi canlılar için hayati öneme sahip. Bu nedenle deniz canlıları su sıcaklığına karşı bir hayli hassaslar.  Su sıcaklığı arttığı anda genelde daha uygun sıcaklıktaki yerlere göç etmeye meyilliler.</p>
<p>“PLOS ONE” dergisinde yayınlanan yeni bir çalışmada bilim insanları Kuzey Amerika’daki sularda yaşayan yaklaşık 700 balık türü ve diğer deniz canlılarının su sıcaklığı artışına tepki verdiğini tahmin ediyor. Plos’taki bir makaleye göre türlerin gelecekteki dağılımındaki ve biyokütledeki değişim, iklim değişikliğinin denizler üzerindeki etkisinin tahmin edilmesinde bir araç olarak kullanılıyor.</p>
<p>Başka hayvanlar bu değişime farklı yönde tepki verirken, araştırmacılar gaz emisyonunun özellikle fazla olduğu bölgelerde, üzerinde çalıştıkları türlerin üçte ikisinin 1000 km’ye kadar göç etmek zorunda kaldıklarını söylüyor. Bu türlerin arasında morina balığı, levrek ve kral yengeci gibi ekonomik olarak önemli türler de bulunuyor.</p>
<p>Eğer gaz emisyonu bu şiddette devam ederse Paris Antlaşması’na göre seviyesi azaltılan sera gazı salınımı sonucunda tahmin edilen balıkların göç etme mesafesinden iki veya üç kat daha uzun mesafede bir göç söz konusu olacak.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/26/yuzlerce-balik-turu-iklim-degisikligi-nedeniyle-kuzeye-goc-ediyor/">Yüzlerce Balık Türü İklim Değişikliği Nedeniyle Kuzeye Göç Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Birleşik Krallık’ta Binlerce Kişi Kadınların Oy Hakkı Kazanmasının Yüzüncü Yıldönümünü Kutlamak İçin Yürüyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/14/birlesik-krallikta-binlerce-kisi-kadinlarin-oy-hakki-kazanmasinin-yuzuncu-yildonumunu-kutlamak-icin-yuruyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Enise Gül Küçük]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Jun 2018 20:44:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere]]></category>
		<category><![CDATA[oy hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=27863</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalabalıklar Londra, Cardiff, Belfast ve Edinburgh sokaklarında ‘renklerden bir nehir’ oluşturdu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/14/birlesik-krallikta-binlerce-kisi-kadinlarin-oy-hakki-kazanmasinin-yuzuncu-yildonumunu-kutlamak-icin-yuruyor/">Birleşik Krallık’ta Binlerce Kişi Kadınların Oy Hakkı Kazanmasının Yüzüncü Yıldönümünü Kutlamak İçin Yürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İngiliz kadınlarının ilk defa oy hakkı kazanmasının 100. yıldönümünü kutlamak için binlerce insan, süfrajet renkleri olan yeşil, beyaz ve mor giyinerek İngiltere’nin büyük şehirlerinin caddelerini doldurdu.</p>
<p>Ülkenin dört bir yanından kadın grupları yürüyüşe katıldı, pek çoğu eşleri ve çocuklarıyla geldiler.</p>
<p>Organizatörler Londra’da, Cardiff’te, Belfast’ta ve Edinburgh’ta renkli şallar dağıttılar ve kalabalığın “renklerden bir nehir” gibi gözükmesi için göstericileri şeritler halinde organize ettiler.</p>
<p>Gösteriyi 14-18 Now (insanları Birinci Dünya Savaşı ile birbirine bağlayan bir sanat programı) ve halka açık alanlarda büyük çaplı sanat etkinlikleri sahneleyen Artichoke koordine etti.</p>
<p>Niyetlerinin “21. yüzyıl kadınlarının canlı bir portresini oluşturmak ve eşitlik, güç ve kültürel temsilin görsel bir ifadesini” ortaya koymak olduğunu belirttiler.</p>
<p>Gösterinin “kadınlara oy hakkı için verilen mücadeleyi kutladığını ve günümüzde kadın olmanın ne anlama geldiğini ifade ettiğini” de eklediler.</p>
<p>Londra’da binlerce kadın ve kız, Hyde Park’tan Trafalgar Meydanı’na ve oradan Parlamento Evleri’ne doğru bir rota izledi.</p>
<p>Bir akıl sağlığı araştırmacısı olan 26 yaşındaki gösterici Yazmin Azmadzadeh, The Independent’a şunları söyledi: “Güçlü kadınlar ve onların cesaret verici sloganları sayesinde bugünkü gösterilerde çok keyif aldık. Güç ve coşkuyla dolduğumu hissediyorum.”</p>
<p>Üzerinde “Tüm kadınlara özgürlük” yazılı çok renkli büyük bir pankart taşıyordu. Hemen yanında duran arkadaşı Phoebe Boulton Jaggi ise şöyle konuştu: “Pankart hazırlamak zordu – süfrajetlere ve süfrajistlere saygımız daha da arttı.”</p>
<p>Bir grup üniformalı asker de yürüyüşe katıldı.</p>
<p>Sandhurst Kraliyet Askeri Akademisi’nden Yarbay Debs Taylor, “Bugün buraya geldik, çünkü eğer zihniyet değişmiş olmasaydı bugün bulunduğumuz yere elbette gelemezdik.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Londra’da yaşayan bir grup Yeni Zelandalı, Maori şarkıları söyledi ve geleneksel kıyafetleriyle yürüyüşe katıldı.</p>
<p>Yeni Zelandalı kadınların oy hakkını İngilizlerden 25 yıl önce kazandıklarına dikkat çektiler, dolayısıyla kadın özgürlüğünün 125. yıldönümünü kutluyorlardı.</p>
<p>1918’de, kadın grupları tarafından onlarca yıldır yapılan kampanyaların ve Birinci Dünya Savaşı’nın neticesinde, Birleşik Krallık parlamentosu Halkın Temsili Yasası’nı geçirdi.</p>
<p>Ancak popüler inanışın aksine, bu yalnızca sınırlı bir grup kadına oy hakkı vermekteydi: 30 yaşın üstündeki mülk sahipleri, kocası mülk sahibi olan kadınlar, üniversite mezunları veya yılda 5£ üzerinde kirası olan bir mülkte yaşıyor olanlar.</p>
<p>Oy hakkı 1928’de genişletilerek 21 yaşın üzerindeki bütün kadınlara tanındı, böylece kadınlar erkeklerle eşit şartlara ulaştılar.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.independent.co.uk/news/uk/home-news/women-march-suffragette-right-vote-centenary-london-belfast-edinburgh-a8392376.html" target="_blank" rel="noopener">İndependent</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/14/birlesik-krallikta-binlerce-kisi-kadinlarin-oy-hakki-kazanmasinin-yuzuncu-yildonumunu-kutlamak-icin-yuruyor/">Birleşik Krallık’ta Binlerce Kişi Kadınların Oy Hakkı Kazanmasının Yüzüncü Yıldönümünü Kutlamak İçin Yürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şilili Öğrenciler ve Feministler Eğitimde Cinsiyetçiliğe Karşı Birleşiyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/30/silili-ogrenciler-ve-feministler-egitimde-cinsiyetcilige-karsi-birlesiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aylin Gülüm]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 May 2018 08:43:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsiyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Feministler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=27286</guid>

					<description><![CDATA[<p>16 Mayısta öğrenciler ve feministler, cinsel tacize karşı etkili bir inceleme protokolü talebiyle Şili’nin başkenti Santiago da dahil 4 şehirde yürüyüşe başladı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/30/silili-ogrenciler-ve-feministler-egitimde-cinsiyetcilige-karsi-birlesiyor/">Şilili Öğrenciler ve Feministler Eğitimde Cinsiyetçiliğe Karşı Birleşiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Telesur haberine göre, Şili’de mayıs ayının başında üniversiteleri işgal etmeye ve yürüyüşler düzenlemeye başlayan öğrenciler ve feministler, eğitimdeki cinsiyetçiliği protesto ediyor. Protestolar, Şili Austral Üniversitesi ve Şili Üniversitesi’nde fakülte üyeleri tarafından cinsel tacize uğrama haberlerinden sonra organize edilmeye başlandı.</p>
<p>Diğer işgallerden farklı olarak Şili Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki işgal her cinsiyet kimliğine açık olarak gerçekleşiyor. 21 yaşındaki Emilia Schneider, işgalin sözcülerinden biri ve okuldan atıldığından beri her sene kampüs öğrenciler tarafından işgal ediliyor. Spesifik bir neden çok bir şeylerin cinsiyet temelli şiddeti çözmek üzere değişmesi üzerinden toplanmaların olduğunu söylüyor. “Feminist halk eğitimi ikincil ya da yan bir mesele değil, bu eğitimde radikal değişime nasıl yaklaştığımıza öncüllük eden bir mesele.”</p>
<p>Başta işgaller Şile Üniversitesi’nin hukuk fakültesi ve diğer kampüsleriyle sınırlıyken şimdi şehir merkezine 2 bin km uzaktaki bir okula kadar yayıldığı söyleniyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-27288" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/2018-05-30_1135.png" alt="" width="564" height="336" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/2018-05-30_1135.png 564w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/2018-05-30_1135-320x191.png 320w" sizes="auto, (max-width: 564px) 100vw, 564px" /></p>
<p>Santiago La Alameda’da radikal feministlerin okul işgalini destekleyen yürüyüşleri sırasında yazılan pek çok graffitiden biri. “Patriyarkayı yak”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-27289" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/2018-05-30_1122.png" alt="" width="605" height="383" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/2018-05-30_1122.png 605w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/2018-05-30_1122-320x203.png 320w" sizes="auto, (max-width: 605px) 100vw, 605px" /></p>
<p>“Bedenim sen tüket diye yok. Birine tecavüz edersen hepimize edersin.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-27290" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/2018-05-30_1139.png" alt="" width="599" height="372" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/2018-05-30_1139.png 599w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/2018-05-30_1139-320x199.png 320w" sizes="auto, (max-width: 599px) 100vw, 599px" /></p>
<p>&#8221;Cinsiyetçi medyaya son”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-27291" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/2018-05-30_1139_001.png" alt="" width="598" height="373" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/2018-05-30_1139_001.png 598w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/2018-05-30_1139_001-320x200.png 320w" sizes="auto, (max-width: 598px) 100vw, 598px" /></p>
<p>“Cinsiyetçilik varsa eğitimde değişim yok.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Fotoğraflar TeleSur ve 48hills sitesinden alınmıştır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/30/silili-ogrenciler-ve-feministler-egitimde-cinsiyetcilige-karsi-birlesiyor/">Şilili Öğrenciler ve Feministler Eğitimde Cinsiyetçiliğe Karşı Birleşiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>8 Ülkeden 10 Aile Avrupa Birliği Kurumlarına Küresel İklim Krizi Nedeniyle Dava Açtı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/29/8-ulkeden-10-aile-avrupa-birligi-kurumlarina-kuresel-iklim-krizi-nedeniyle-dava-acti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aylin Gülüm]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 May 2018 12:05:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[küresel iklim değişikliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=27275</guid>

					<description><![CDATA[<p>İklim değişikliği dünya üzerinde birçok ekosistem, ekonomi, insan sağlığı ve refahı üzerinde oldukça yıkıcı bir etkiye sahip. Bu nedenle Avrupa’dan ve başka ülkelerden aileler hükümetlerinin ve bireysel olarak insanların iklim değişikliğine karşı daha çok savaşmasını istiyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/29/8-ulkeden-10-aile-avrupa-birligi-kurumlarina-kuresel-iklim-krizi-nedeniyle-dava-acti/">8 Ülkeden 10 Aile Avrupa Birliği Kurumlarına Küresel İklim Krizi Nedeniyle Dava Açtı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Common Dreams sitesindeki &#8220;People&#8217;s Climate Case: Families Sue EU Demanding More Ambitious Action to Combat Climate Crisis” başlıklı habere göre, 8 farklı ülkeden 10 aile People’s Climate Case (İnsanların İklim Davası) adında oluşturdukları inisiyatifle bir araya gelerek, yaşadıkları yerleri tehdit eden iklim krizine karşı yeteri kadar harekete geçmemesi nedeniyle Avrupa Birliği kurumlarına dava açtı. Bu hareket sivil toplum örgütleri, vatandaşlar, avukatlar ve bilim insanları dahil büyük bir yelpazeye sahip.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-27276" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/2018-05-29_1501.png" alt="" width="632" height="372" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/2018-05-29_1501.png 632w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/2018-05-29_1501-610x359.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/2018-05-29_1501-320x188.png 320w" sizes="auto, (max-width: 632px) 100vw, 632px" /></p>
<p>72 yaşındaki Maurice Feschet, bir Lavanta çiftçisi ve iklim değişikliği nedeniyle 6 yıl içinde hasadının %44’ünü kaybettikten sonra Avrupa Birliği’ne karşı hareketlere katıldığını söylüyor.</p>
<p>Fiji, Fransa, Almanya, İtalya, Kenya, Portekiz, Romanya ve İsveç’teki Sáminuorra organizasyonuna dahil olan ailelerin, Climate Action Network (İklim Hareketi Ağı) desteğiyle Avrupa Parlementosu ve Lüksemburg Genel Kurulu’ndaki Avrupa Birliği Danışmanlığı’na açtığı davada, aileler kaybettiklerini geri kazanmaktan ziyade Avrupa Birliği kurumlarının sera gazı emisyonunu kontrol altına almasını, yenilenebilir enerjiye geçilmesini ve oluşabilecek tehlikelere karşı önlem almasını talep ediyor. Aileler özellikle Avrupa Birliği’nin sera gazı emisyonunu 1990’daki seviyesinden 2030’da yüzde 40’a düşürme hedefi üzerine odaklılar. Bu hedef gerçekleşirse, Paris Anlaşması’nın amacıyla ayın doğrultuda gidilmesinde ve böylece dünyadaki sıcaklık artışını “güvenli bir limite” çekme doğrultusunda yardımcı bir unsur olmuş olacak.</p>
<p>Paris Anlaşması’nın ana hedefi iklim değişikliği tehlikesine karşı, endüstriyelleşme dönemi öncesine kıyasla küresel sıcaklık artışını 2 °C’nin olabildiğince altına çekmek. Bu hedefi gerçekleştirmek için gerekli mali de fosil yakıt kullanımını azaltıp yenilenebilir enerjiye yönlenerek yapmayı planlıyor. Türkiye Paris Anlaşması’nı, 22 Nisan 2016 tarihinde New York’ta düzenlenen Yüksek Düzeyli İmza Töreni’nde 175 ülke temsilcisiyle birlikte gelişmekte olan bir ülke olarak imzalamış.</p>
<p>People’s Climate Change inisiyatifinden avukat Roda Verheyen “İklim hedefleri diplomasi, ekonomi ya da iklim modelleriyle alakalı değil artık. Bu insanların topraklarında, yaşadıkları yerlerde mallarının ve kültürlerinin korunmasıyla alakalı. Eğer bu durum mahkeme tarafından insan hakları meselesi olarak algılanmaya başlarsa o zaman dünyadaki tüm mahkemelerin ve yargı organlarının harekete geçeceği bir iklim koruma hareketi aktifleşebilir.” diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/29/8-ulkeden-10-aile-avrupa-birligi-kurumlarina-kuresel-iklim-krizi-nedeniyle-dava-acti/">8 Ülkeden 10 Aile Avrupa Birliği Kurumlarına Küresel İklim Krizi Nedeniyle Dava Açtı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
