<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi (CEDAW) arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/cedaw/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/cedaw/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 24 Jun 2022 12:09:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi (CEDAW) arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/cedaw/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>CEDAW İzlenimleri ve Uluslararası Sistemlere Alaylı Bir Giriş</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/24/cedaw-izlenimleri-ve-uluslararasi-sistemlere-alayli-bir-giris/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rumeysa Çamdereli]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jun 2022 12:09:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Genel Kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi (CEDAW)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81267</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz hafta, 13-15 Haziran arasında Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi’nin (CEDAW) 82. Oturumuna katıldım. Bu notları da orada öğrendiklerimi paylaşmak, özellikle savunuculuk adına bu alanların ne anlam ifade edebileceğine dair birlikte kafa yormak adına yazıyorum. Uluslararası ilişkiler alanında uzmanlığı olanlardan, eğer bir hatam varsa şimdiden özür diliyorum. Ancak benim gibi “alaylılara” bu meseleleri anlatmanın önemini kendi örneğimde gördüm. Sivil toplumdaki benim durumumda olan arkadaşlarla tecrübe paylaşımı yapmayı önemli buluyorum.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/24/cedaw-izlenimleri-ve-uluslararasi-sistemlere-alayli-bir-giris/">CEDAW İzlenimleri ve Uluslararası Sistemlere Alaylı Bir Giriş</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5><b>CEDAW Ne Tam Olarak?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">CEDAW</span><span style="font-weight: 400;">, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1979 yılında yürürlüğe konmuş, uzun ismi The Convention on the Elimination of All Forms of Discrimination against Women (Kadınlara Karşı Her türlü Ayrımcılığın Önlenmesi) olan sözleşme. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birleşmiş Milletler’in yapısı da benim gibi “alaylılar” açısından oldukça karışık, oraya çok girmeyeceğim. Ancak şu kısım önemli; Birleşmiş Milletler’in insan hakları konusunda ülkeleri izlediği iki mekanizma var, (1) anlaşmaya dayalı, (2) tüzüğe dayalı. Tüzüğe dayalı kısımda UN kendi inisiyatifiyle üye ülkeleri İnsan Hakları Konseyi yoluyla izleyebiliyor</span><span style="font-weight: 400;">. Diğerindeyse ülkeler bir anlaşmaya imzacı olarak kendileri izlenmek için aday oluyor. CEDAW da Türkiye’nin 1985’ten beri imzacısı olduğu anlaşmalardan biri. </span></p>
<h5><b>CEDAW’a İmzacı Olmak Ne Demek?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">CEDAW ve diğer sözleşmeler UN’in belirlediği zaman aralıklarında ülkelerin sözleşmelerin içeriklerine uygun olarak uygulamalar geliştirmesini ve bu uygulamalara yönelik rapor yazmasını zorunlu hale getiriyor. Buna “bağlayıcılık” da deniyor. Ancak buradaki bağlayıcılığın yaptırım karşılığı teknik olarak yok. Rapora yazmaya utanmak belki olabilir, ama o kısımda da devletlerin performanslarını es geçmemeli(!). Yani Türkiye de CEDAW imzacısı diğer tüm ülkeler gibi sözleşmelerdeki yükümlülükleri yerine getirmeye söz vermiş. Bunun için BM’nin belirlediği sıklıklarla periyodik raporlar yazıyor(3)</span><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkelerin raporlarda yazdıklarını yapıp yapmadığını CEDAW Komitesi takip ediyor. Her ülkenin bir özel raportörü var. Bu raportör komite üyeleri adına ülkeyi takip ediyor, ülkeye raporlara dair “sorulacak soruları”(4)</span><span style="font-weight: 400;"> toparlıyor. Her raportörle birlikte komite içerisinde bir görev gücü</span> <span style="font-weight: 400;">(task force) de oluşturuluyor ve bu kişiler raportöre bilgi toplama sürecinde destek oluyor. Yalnız burada belirtmekte fayda var; komite üyeleri bu işi gönüllü bir faaliyet olarak yapıyor. 4 yılda bir Birleşmiş Milletler’de bir seçim yapılıyor, ülkeler komiteye adaylarını gösteriyor. Yine sözleşmeye imzacı ülkeler bu adaylar içerisinden oylamayla komite üyelerini seçiyor. Ülkeler kendilerini denetleyecek kişileri kendileri seçiyor. Aslında komite üyelerinin devletle bu anlamda doğrudan ilişkili olmaması ideal olan. Ancak komite üyelerinin tamamıyla ilgili bu geçerli değil ne yazık ki. Neyse bu kısım daha uzayabilir tabi ama kısacası biraz kendi kendine oynamak da olsa temelde ülkeler birbirlerini takip edecekleri, izleyecekleri bir yapı kurmaya aday görünmek istemişler, burada da bizlere bir alan açılmış.</span></p>
<h5><b>CEDAW 82. Oturumunda ve Benzer Oturumlarda Nasıl Bir Süreç İşliyor?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Malum ülke raporlarından ve raporlara dair sorulardan bahsettim. Bu yazışma süreci bir toplantıyla sonuca bağlanıyor ve bu sonuçlarla ilgili ülkenin bir sonraki rapor sürecine kadar gelişme kaydetmesi ve gelişmeleri bir sonraki raporuna yansıtması gerekiyor (yine bağlayıcılık).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir süredir pandemiden kaynaklı olarak online yapılan oturumlardan 82.’si ise bu kez yüz yüze gerçekleşti. Bir hafta içerisinde komite üyeleri yaklaşık 4-5 ülkeye dair tüm meseleleri bir kerede dinliyor. Katıldığımız toplantıda toplam 23 komite üyesi vardı. Bir haftalık zaman diliminde ise Portekiz, Türkiye, Azerbaycan ve Nambiya’nın oturumları gerçekleştirildi. Burada ideal olarak şöyle bir düzen izleniyor: 1: Ülkenin bağımsız insan hakları kurumları, ombudsman’ı dinleniyor</span><span style="font-weight: 400;"> (15 dk.), 2: Ülkenin gölge rapor sunmuş ve konuşmaya yapmaya başvurmuş STK temsilcileri dinleniyor(5) (10 dk.), 3: Devletle yapıcı diyalog (constructive dialogue) oturumları gerçekleşiyor (6 saat). Bir hafta içerisinde tüm ülkelere komite üyeleri böyle bir vakit ayırıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">STK’ların sürece katılımı zaman içerisinde STK’ların da talepleriyle artmış. Başta STK’lar hiç dinlenmezken artık 10 dakika ayrılıyormuş. Bizim katıldığımız oturumda da bir süredir gerçekleşen “özel öğle yemeği” oturumu gerçekleşti ve komite üyelerinden ilgili olanlar ülke STK’larıyla yemek yedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">STK’ların komite üyeleriyle iletişime geçebildiği zamanlarda STK’lar ülkedeki “resmi olmayan”, saha faaliyetlerine dayalı bilgileri komite üyeleriyle paylaşıyor. Bu sayede komite üyeleri diyalog öncesinde devletin dışında bir sesi de duyabilmiş olabiliyor. Tabii idealde bunun bu kadar sürede olmaması, ülke ziyaretleri vs. ile desteklenmesi gerekiyor, biz de öyle düşündük ama bir BM temsilcisinin böyle bir ziyaret yapabilmesi için ülkenin temsilciye davet göndermesi gerekiyormuş. Ülke izlenmek istemediği sürece yakından izlenmiyor yani.</span></p>
<h5><b>Şimdi Ne Olmuş Oldu?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Oturumdaki tartışmalarla ilgili KİH-YÇ (6)</span><span style="font-weight: 400;">, Kaos-GL (7)</span><span style="font-weight: 400;"> çok güzel haberler yayınladılar, o içeriklere ekleyebileceğim bir şey yok ama benim açımdan, özellikle bir süredir aktivizm ve sivil toplum içerisinde var olmaya çalışan biri açısından, dolaylı da olsa devlete “hesap sorabildiğim” nadir anlardan biriydi CEDAW. Hesap verilebilirlik, şeffaflık… Uluslararası mekanizmalar her zaman için işlevleri ve değişime yönelik güçleri tartışmalı mekanizmalar ama özellikle bu sıkışık zamanlarda alternatif bir alan olarak değerlendirmeye açık. Tüm STK’ların bu konularda gözünün açık olması önemli.</span></p>
<p>(1) <span style="font-weight: 400;"> Sözleşmenin tüm maddeleri için bkz: </span><a href="https://insanhaklarimerkezi.bilgi.edu.tr/tr/content/122-kadnlara-kars-her-turlu-ayrmclgn-onlenmesi-sozlesmesi/"><span style="font-weight: 400;">https://insanhaklarimerkezi.bilgi.edu.tr/tr/content/122-kadnlara-kars-her-turlu-ayrmclgn-onlenmesi-sozlesmesi/</span></a><span style="font-weight: 400;"> Oldukça kısa ve kompakt bir sözleşme, okumanızı tavsiye ederim. Ben de bu ziyaret vesilesiyle ancak üçüncü kez okumuş oldum. Sözleşme okumak cidden zor ve sıkıcı ama aktivizm için güzel bir kaynak.</span></p>
<p>(2) <span style="font-weight: 400;">Daha detaylı bilgi için bkz.: </span><a href="https://www.ohchr.org/en/instruments-and-mechanisms"><span style="font-weight: 400;">https://www.ohchr.org/en/instruments-and-mechanisms</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Burada CEDAW’la birlikte ülkelerin imzalayabileceği toplam 9 sözleşme var. Türkiye bunların 8’ini imzalamış, ben de bu vesileyle öğrendim. İmzacısı olduğu sözleşmeler: </span><b>CEDAW</b><span style="font-weight: 400;">, </span><b>CRPD</b><span style="font-weight: 400;"> (Convention on the Rights of Persons with Disabilities (Engelli Hakları Sözleşmesi), 2007), </span><b>CAT</b><span style="font-weight: 400;"> (Convention against Torture and Other Cruel, Inhuman or Degrading Treatment or Punishment (İşkenceye Karşı Sözleşme), 1988), </span><b>CMW</b><span style="font-weight: 400;"> (International Convention on Migrant Workers (Göçmen İşçilere Dair Sözleşme), 1999), </span><b>CRC</b><span style="font-weight: 400;"> (Convention on the Rights of Child (Çocuk Hakları Sözleşmesi), 1990), </span><b>CESCR</b><span style="font-weight: 400;"> (International Covenant on Economic, Social and Cultural Rights (Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme), 2000), </span><b>CCPR</b><span style="font-weight: 400;"> (International Covenant on Civil and Political Rights (Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi, 2000), </span><b>CERD</b><span style="font-weight: 400;"> (International Convention on the Elimination of All Forms of Racial Discrimination (Her Türlü Irk Ayrımcılığının Kaldırılmasına Yönelik Uluslararası Sözleşme), 1972 imza, yürürlüğe giriş 2002).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İmzasız tek sözleşme CED (Convention for the Protection of All Persons from Enforced Disappearance (Tüm Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Sözleşme))</span></p>
<p>(3) <span style="font-weight: 400;">Bu süre şimdilik 4 yıl, ama ne yazık ki 8 yıla çıkması konuşuluyor.</span></p>
<p>(4) <span style="font-weight: 400;">Bu sene 8. periyodik Türkiye raporuna dair CEDAW’ın yönelttiği soruların tam listesi için buyurunuz: https://tbinternet.ohchr.org/_layouts/15/treatybodyexternal/Download.aspx?symbolno=CEDAW%2fC%2fTUR%2fQ%2f8&amp;Lang=en</span></p>
<p>(5) <span style="font-weight: 400;">Bizim de Ombudsman’ımız dinlendi. Bu pozisyonu da senelerin aktivisti olarak yeni google’ladığımı söylemek isterim. Sonra utancım görece geçti, pek bir işlevi olmuyormuş demek ki Türkiye’de.</span></p>
<p>(6) https://kadinininsanhaklari.org/bm-kadina-karsi-her-turlu-ayrimciligin-ortadan-kaldirilmasi-sozlesmesinin-cedaw-82-oturumunda-gerceklesen-turkiyenin-8inci-gozden-gecirilmesi-kadin-ve-lgbt/</p>
<p>(7) https://kaosgl.org/haber/bakan-yanik-tan-bm-de-lgbti-haklarina-iliskin-sorulara-cevapsiz-cinlamalar</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/24/cedaw-izlenimleri-ve-uluslararasi-sistemlere-alayli-bir-giris/">CEDAW İzlenimleri ve Uluslararası Sistemlere Alaylı Bir Giriş</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>34 Kadın Örgütünden Foça’da Ortak Açıklama…</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/20/34-kadin-orgutunden-focada-ortak-aciklama/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Nov 2019 07:13:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Foça Barış Kadınları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Foça]]></category>
		<category><![CDATA[GREVİO]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcıların Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi (CEDAW)]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Sözleşmeler Semineri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44693</guid>

					<description><![CDATA[<p>Foça Barış Kadınları’nın çağrısıyla Uluslararası Sözleşmeler Semineri toplantısında bir araya gelen Foça ve İzmir’den 30 farklı kadın örgütünden kadınlar yaptıkları ortak açıklamada, “Saldırılara karşı bir arada duracağız” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/20/34-kadin-orgutunden-focada-ortak-aciklama/">34 Kadın Örgütünden Foça’da Ortak Açıklama…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Foça Barış Kadınları&#8217;nın çağrısıyla 30 kadın örgütünden 74 kadın,  15-16-17 Kasım&#8217;da Uluslararası Sözleşmeler Semineri vesilesiyle bir araya geldi. Akademisyen İlknur Yüksel-Kaptanoğlu’nun moderatörlüğünde Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcıların Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi (CEDAW), Tavsiye Kararları ve Gölge Raporlar, avukat Şenay Tavuz ve Arzu Hazer moderatörlüğünde İstanbul Sözleşmesi ve GREVIO Değerlendirme Raporu, Sevna Somuncuoğlu moderatörlüğünde Kadınların Barışı için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararı 1325’in önemi konularında bilgi paylaşımı ve tartışmalar yürütülen çalışmanın son kısmında, katılımcılar deneyimlerini paylaştı, kadın mücadelesini güçlendirmeye ve büyütmeye dönük neler yapabileceği tartışıldı ve bir yol haritası belirlendi.</p>
<p><strong>Yereldeki Kadınların Desteklenmesi&#8230;</strong></p>
<p>Toplantının ardından yapılan ortak açıklamada, “25 Kasım Kadınlara Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’ne yaklaştığımız şu günlerde, yaptığımız güçlendirici ve umut verici bu çalışmada, kadın hareketinin yıllarca mücadele sonucunda elde ettiği kazanımların sonucu olan İstanbul Sözleşmesi, 6284 Sayılı Kanun, nafaka hakkına dair siyasi iktidarın saldırılarına hep birlikte karşı duracağımızı bir kez daha beyan ettik. Biz kadınlar, gücümüzü bir aradalığımızdan ve dayanışmamızdan aldığımızın farkında olarak, kadınların insan haklarını engellemeye yönelik her türlü ayrımcılığa, şiddete, kadın cinayetlerine, emeğimizin bedenimizin kimliğimizin sömürülmesi karşısında susmayacağımızı, itaat etmeyeceğimizi ve mücadelemize devam edeceğimizi bir kez daha haykırıyoruz.” denildi.</p>
<p>Kadın dayanışmasının öneminin sıkça dile getirildiği toplantıda üzerinde uzlaşılan konular şunlar:</p>
<p>Yereldeki kadın çalışmalarının ortaklaştırılması ve belediyelerin ve Kent Konseyi Kadın Meclisleri’nin katkısı ve desteğini sağlamak için çalışmalar yürütülmesi,</p>
<p>İzmir ve ilçeleri ile genel olarak Ege bölgesindeki inisiyatif ve sivil toplum örgütlerinden kadınları bir araya getirmek için Ege Kadın Grupları Ağı kurulması için çalışmalar yürütülmesi,</p>
<p>Kadınların insan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, uluslararası sözleşmeler, kadınlara yönelik şiddet, barış, erkek egemen dil, üreme sağlığı gibi konularda eğitim ve farkındalık çalışmalarının yapılması,</p>
<p>Kadınlara ilişkin uluslararası sözleşmelerin izlenmesinde kadın örgütlerinin hazırladıkları Gölge Raporlara katkıda bulunulması gerekliliği.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/20/34-kadin-orgutunden-focada-ortak-aciklama/">34 Kadın Örgütünden Foça’da Ortak Açıklama…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın… Barış… Güvenlik: 1325…</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/08/kadin-baris-guvenlik-1325/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Mar 2017 12:18:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[1325 Numaralı Barış]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Çatışma Çözümü]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politikada Kadınlar Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Doç. Dr. Zeynep Alemdar]]></category>
		<category><![CDATA[Güvenlik konulu madde]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi (CEDAW)]]></category>
		<category><![CDATA[Okan Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Ayşe Betül Çelik]]></category>
		<category><![CDATA[sabancı üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[UEP]]></category>
		<category><![CDATA[Ulusal Eylem Planı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12176</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz aylarda 14 ayrı sivil toplum girişiminden kadınlarla Birleşmiş Milletler’in (BM) 1325 numaralı Barış, Kadın, Güvenlik konulu maddesiyle ilgili eğitim düzenleyen ‘Dış Politikada Kadınlar Girişimi’nden Doç. Dr. Zeynep Alemdar, projeden çıkan en önemli sonucun Ulusal Eylem Planı konusunda ortak çalışma isteğinin olması olduğunu belirterek, “Hepimiz farklı yerlerden ancak ortak bir kadın farkındalığıyla bakıyoruz” diyor. Okan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/08/kadin-baris-guvenlik-1325/">Kadın… Barış… Güvenlik: 1325…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Geçtiğimiz aylarda 14 ayrı sivil toplum girişiminden kadınlarla Birleşmiş Milletler’in (BM) 1325 numaralı Barış, Kadın, Güvenlik konulu maddesiyle ilgili eğitim düzenleyen ‘Dış Politikada Kadınlar Girişimi’nden Doç. Dr. Zeynep Alemdar, projeden çıkan en önemli sonucun Ulusal Eylem Planı konusunda ortak çalışma isteğinin olması olduğunu belirterek, “Hepimiz farklı yerlerden ancak ortak bir kadın farkındalığıyla bakıyoruz” diyor. Okan Üniversitesi İşletim ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Bölüm Başkanı da olan Alemdar ile 1325’in kapsamını ve kadınların katılımıyla yapılan eğitim projesini konuştuk. Projenin diğer düzenleyicisi olan Sabancı Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ayşe Betül Çelik de, kadınların barış görüşmeleri ve çatışma çözümündeki önemini vurguladığı değerlendirmesiyle dosyamıza katkı sundu…</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<h4>&#8211;</h4>
<p>-Doç. Dr. Zeynep Alemdar</p>
<h4>&#8220;FARKLI YERLERDEN ANCAK ORTAK BİR KADIN FARKINDALIĞIYLA BAKIYORUZ&#8221;</h4>
<p><strong>-1325’in kapsamıyla başlasak, tam olarak neyi kapsıyor bu karar?</strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 1325 numaralı kararı, kadınların barış süreçlerine katılmaları, çatışmaların önlenmesi, çatışma sırasında ve sonrasında kadınlara yönelik şiddetin engellenmesi konularında tedbir alınmasına, bu tedbirler alınırken de kadınların karar alma, uygulama ve hesap sorma süreçlerinde etkin olarak yer almasını öngörüyor. Kararı destekleyen ve 1325&#8217;ten sonra çıkmış tamamlayıcı kararlar da var. 2000 yılında çıkmış, yani artık 17 yaşında olan bu kararın en önemli özelliği, kadın sivil toplumunun, Birleşmiş Milletleri barış ve güvenlik alanındaki rollerinin tanınması için zorlaması. Kadın hareketinin büyük bir kısmı BM’nin kadınların barış ve güvenlik alanındaki rolleri konusunda bir onayının olmadığının farkındaydı, dolayısıyla bu kararın ve destekleyici kararların çıkması kadın hareketinin bir başarısıdır.  Karar, “önleme”, “katılım”, “koruma” ve “rahatlama ve iyileşme” olmak üzere dört ana ayaktan oluşuyor</p>
<p><strong>-Bu başlıkları biraz daha açar mısınız?</strong></p>
<p>Dört ana ayaktan biri olan “önleme”nin anlamı, kadınlara yönelik cinsel ve cinsiyet temelli şiddetin önlenmesi. Çatışan iki taraf arasında ilişki kurma ve arabuluculuk rollerinde kadınların rolünü artırarak kadınların önlemeye katkısı da vurgulanıyor. Kararın ikinci ayağı ise “koruma”. Kadınların ve çocukların insan haklarını korumak ve desteklemek ve fiziksel emniyetlerini, sağlık ve ekonomik güvenliklerini sağlamayı kapsıyor. Çatışma sırasında devlet ya da devlet dışı aktörlerin kadınlara yönelik cinsel/cinsiyet temelli şiddet ve özellikle tecavüzlerinden kadınları korumak özel bir önem taşıyor. Tecavüzün bir savaş silahı olarak kullanılması ve kadınların da çatışmayla bağlantılı olarak cinsel şiddetin mağduru olmalarına Bosna Hersek, Irak, Nijerya’da şahidiz. Kararın üçüncü ayağı ise “katılım”. Kararın özellikle vurguladığı diğer bir konu, kadınların karar alma süreçlerinin her aşamasındaki katılımlarının artırılması. Bu ulusal, bölgesel ve uluslararası kurumları; çatışmayı önleme, yönetme ve çözümleme gibi mekanizmaları; barış görüşmelerini; barış operasyonlarında asker, polis ve sivil olarak ve aynı zamanda BM özel temsilciler olarak katılımını içeriyor. Kadınların çatışma çözümünün her aşamasındaki katkısı, barış inşası için çok elzem. Ve son olarak, kararın son ayağı “barış inşası ve iyileşme”. Burada önemli olan, çatışma sonrası dönemin bir fırsat olarak kullanılarak kadınların katılımını, kadınların eşitliğini ve cinsiyet eşitliğini artırmak. ‘Kadınların ve kız çocuklarının özel ihtiyaçları ve öncelikleri, çatışma sonrası rahatlama ve iyileşme döneminde de ele alınmalıdır’ diyor karar.  Özellikle uluslararası örgütler, rahatlama ve iyileşme dendiğinde genelde altyapı, yani yeni evler, yeni okullar inşa etmek gibi girişimleri anlıyorlar. Oysa bu sürecin kadınları nasıl etkilediğini düşünmemiz gerek.</p>
<p><strong>-Peki bu kararlar nasıl uygulanıyor?</strong></p>
<p>1325’in uygulanması, devlet kurumları ve kamu nezdinde yaygınlaştırılması için ülkeler Ulusal Eylem Planları (UEP) hazırlıyorlar. Bu Ulusal Eylem Planları’nın hepsi elbette o ülkenin içinde bulunduğu özel duruma, ülke içindeki çatışma alanlarına göre farklı bir şekilde şekillenmiş durumda. Bu UEP’lerin bu kadar önemli olmalarının nedeni, Güvenlik Konseyi kararlarını uygulamalarının yanı sıra ayrıca, kadınlar, barış ve güvenlik gündemini de ana akım hale getirmek. O nedenle de Ulusal Eylem Planları’nın hazırlanması çok değerli.</p>
<p>&#8211;<strong>Kaç ülke ulusal eylem planı hazırladı?</strong></p>
<p>Dünyada şimdiye kadar 62 ülke 1325 ve destekleyen kararların ülkede uygulanması için Ulusal Eylem Planları hazırlamış durumda. Bunlardan 17’si AB üyesi devletler. AB, NATO gibi bölgesel kuruluşların da UEP’leri var. Ayrıca gördüğümüz şu ki Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) bölgesindeki 29 ülkenin UEP’leri bulunuyor ve en son ülkeler de Ukrayna ve Tacikistan. Bazı ülkeler Ukrayna gibi çatışmanın olduğu, bazıları ise İsveç ve İsviçre gibi fazlasıyla huzurlu ülkeler. Dolayısıyla UEP’niz olması için çatışma olması gerekmiyor. Ayrıca BM’nin CEDAW* ve tüm BM üye devletlerinin imzaladığı sürdürülebilir kalkınma hedeflerinde de, kadına yönelik her türlü ayrımcılığın sona ermesi, barışçıl ve kapsayıcı güvenlik amaçları doğrudan 1325 ile ilgili. Yani biz de yakın zamanda Ulusal Eylem Planı yazmaya başlasak çok iyi olur…</p>
<p><strong>*</strong> <em>Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi</em></p>
<figure id="attachment_12179" aria-describedby="caption-attachment-12179" style="width: 211px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-12179" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/logo.jpg" alt="" width="211" height="261" /><figcaption id="caption-attachment-12179" class="wp-caption-text">Dış Politikada Kadınlar Girişimi</figcaption></figure>
<p><strong>-Dış Politikada Kadınlar Girişimi biraz bu amaçla mı oluştu? Sivil toplum kuruluşlarından kadınlarla yaptığınız 1325 ile ilgili eğitimler de keza…</strong></p>
<p>2013 yılında nüvelerini atıp, 2014 yılında oluşturduğumuz Dış Politikada Kadınlar İnisiyatifi’nin ana amacı güvenlik konularında kadınların sesini yükseltmek ve hiyerarşik olmayan yaklaşımları teşvik ederek, kadınların dış politika karar alma mekanizmalarının her düzeyinde katılımını sağlamak. Çatışmaların kadınları farklı etkilediğini ve barış masalarında kadınların yer almalarının barış anlaşmalarının ömrünü uzattığını biliyoruz. Nüfusun yarısını oluşturan ve çatışmaları farklı deneyimleyen kadınların sorunları da farklı çözeceğini biliyoruz. 1325 ise tam olarak da tüm bu noktalara dayanarak çatışma çözümü ve barış inşası alanına kadınların perspektifini dahil etmeyi, mevcut ve çalışmayan güvenlik anlayışını dönüştürmeyi hedefliyor. Uzun zamandır aklımızda, gönlümüzde olan 1325 konusunda nihayet Dış Politikada Kadınlar İnisiyatifi olarak Sabancı Üniversitesinden Prof. Dr. Ayşe Betül Çelik ile bir proje yürütmeye başladık. Türkiye’de 1325 farkındalığını artırmak ve farklı kadın sivil toplum örgütlerini bir araya getirerek ‘nasıl bir Ulusal Eylem Planı yazarız’ üzerine düşünmek için İstanbul&#8217;daki İsveç Konsolosluğu’nun katkılarıyla ‘Türkiye için Ulusal Eylem Planı’na Doğru İlk Adımlar’ adlı projemize başladık. Projemiz iki ana kısımdan oluşuyor. İlk etapta, kadın sivil toplum örgütleri arasındaki diyaloğu güçlendirip, güveni artırmak ve 1325 hakkında bilgi vermek amacıyla İstanbul’daki İsveç Konsolosluğu’nun ana desteği ve Birleşmiş Milletler Bölge Ofisinin de katkılarıyla toplam 14 ayrı organizasyondan 18 kişilik bir grubu bir araya getirmeyi başardık. İkinci etapta ise yine aynı örgütlerle beraber Ulusal Eylem Planı nasıl yazılır üzerine iki günlük bir çalışma yaptık. İlk eğitimimizi Kasım 2016&#8217;da, ikinci eğitimimizi ise Şubat 2017&#8217;de tamamladık. Türkiye&#8217;nin ve dünyanın olağanüstü zamanlardan geçtiği, bir yandan kadınlara yönelik şiddetin arttığı bir yandan da kadınların iş yaşamına katılması, feminizmin daha ziyade sol bir akım olmaktan çıkması, ülkelerin feminist dış politika manifestolarının olması gibi gelişmeler bence tüm kadın hareketini etkiliyor. Projenin yöneticileri olarak bizler ve değerlendirmelerde de gördüğümüz kadarıyla katılımcılar, tüm koşullara karşın, iki eğitimden de çok umutlu, güçlenmiş ve beraber çalışmaya kararlı ayrıldık.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12182" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/1325egitim.jpg" alt="" width="1280" height="960" /></p>
<p><strong>-Türkiye’nin Ulusal Eylem Planı’nın hazırlanması kadınlar için ne gibi değişiklikler sağlayacak?</strong></p>
<p>Saymakla bitmez… Yukarıda saydığım ‘koruma’, ‘önleme’, ‘katılım ve barış inşası’ ve ‘iyileşme’ alanlarında atılacak adımlar Türkiye&#8217;de yaşayan tüm kadınların faydasına olacak. 1325 konusunda kadınlar oldukça bilinçli bir şekilde, kendi içlerinde de tartışarak, farklı feminizmlerin tartışmalarını içlerine katarak uzmanlaştılar. Kararların en etkin şekilde nasıl uygulanacağı, hesap verme mekanizmalarının nasıl düzenlenmesi gerektiği konusunda harika çalışmalar, örnekler var. Elbette tüm sorunlarımız bitecek ve hayat harika olacak demiyorum ancak en önemli sonuçlardan biri de şu olacak bence: Türkiye&#8217;de geniş sivil toplum katılımlı bir ulusal eylem planı yazılması içine düştüğümüz kutuplaşmadan bizi bir nebze uzaklaştıracaktır. Ortak çalışma pratiği geliştirmek, her kesimin ortak bir soruna yönelik aldığı ortak tavır bence şu anda yine ancak kadınların yapacağı bir iş. Türkiye&#8217;de kadın hareketinin böyle bir tarihi de var, dolayısıyla çatışma çözümü ve barış inşasında da kadınlar bunu başarabilir.</p>
<p><strong>-Proje kapsamında yapmayı düşündüğünüz diğer çalışmalar nelerdir?</strong></p>
<p>1325 konusuyla ilgili farkında olarak ya da olmayarak aslımda tüm kadın sivil toplum örgütleri çalışıyor. Bu çalışmaları toplamak, bunların 1325 ile de nasıl bağlantılandığını anlamak ve anlatmak çok önemli. Bu nedenle projemizin ürünü olarak öncelikle sanal ortamda bir veri bankası, interaktif bir web sitesi düzenlemek istiyoruz. Projeden çıkan en önemli sonuç ise Ulusal Eylem Planı konusunda ortak çalışma isteğinin olması. Hepimiz farklı yerlerden ancak ortak bir kadın farkındalığıyla bakıyoruz.</p>
<p>-Prof. Dr. Ayşe Betül Çelik</p>
<h4>&#8220;KADINLARIN KATILDIĞI BARIŞ ANLAŞMALARI DAHA UZUN ÖMÜRLÜ OLUYOR&#8221;</h4>
<figure id="attachment_12178" aria-describedby="caption-attachment-12178" style="width: 173px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class=" wp-image-12178" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/aysebetul2-1.jpg" alt="" width="173" height="231" /><figcaption id="caption-attachment-12178" class="wp-caption-text">Prof. Dr. Ayşe Betül Çelik</figcaption></figure>
<p>Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) 1325 kararı, savaşın kadınlar üzerindeki etkisini tanımlamakla kalmayıp, arabuluculuk sürecinde ve barışın tesisinde kadınların oynayabileceği rolün önemine de dikkat çekiyor. Kadınların barış görüşmelerine katılımı üzerine yapılan çalışmalar gösteriyor ki, barış müzakerelerine kadınların katılımı, barış taleplerine yeni yaklaşımların ve metotların geliştirilmesine katkı sağlıyor, kadınların da katıldığı resmi barış anlaşmaları çok daha uzun ömürlü oluyor, toplumun ihtiyaçları ve insani yardımlar müzakerelere dâhil edilebiliyor, çatışmalardan sonraki ekonomik toparlanmaya yardımcı oluyor. Barış süreçlerinin kapsayıcılığı, çatışmanın her iki tarafından, her seviyeden ve çeşitli rollerden kadınların temsilini gerektirir. Bununla birlikte hükümetlerin süreç boyunca sivil toplum üyelerine danışması gerektiğini de göz önüne alırsak, barış süreçlerinde sivil toplum üyesi kadınların şu rollerden bir veya birkaçı bağlamında temsil edilmesi önemlidir: Görüşmelerde doğrudan katılımcılık, danışmanlık, gözlemcilik, komisyon üyeliği, problem çözme atölyelerinde katılımcılık, kamusal karar alıcılık ve kitle eylemciliği… Bu kadınların yerel sivil toplum örgütlerinden seçilmesi ayrıca önemlidir. Sivil toplum temsilcilerinin katıldığı barış anlaşmalarının başarısız olma olasılığı yüzde 64 daha azdır. Ayrıca, başarılı barış süreçleri sivil toplum aktörlerinin BMGK 1325’in uygulanması için devlete baskı kurmakla kalmayıp, karar alma sürecinde cinsiyet eşitliği ilkelerinin göz önünde tutulmasını sağladığını gösteriyor. Son olarak çalışmalar göstermekte ki geçmişte barış ile ilgili çalışmış, sivil toplum kuruluşlarına liderlik etmiş kadınlar müzakere sürecine dâhil edildiğinde, barış anlaşmaları daha sürdürülebilir hale geliyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/08/kadin-baris-guvenlik-1325/">Kadın… Barış… Güvenlik: 1325…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
