<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çatlak Zemin arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/catlak-zemin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/catlak-zemin/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 12 Dec 2018 16:09:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Çatlak Zemin arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/catlak-zemin/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Erkekler Erkekliği Anlatıyor ya da Politik Doğruculuğu Aşmak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/03/erkekler-erkekligi-anlatiyor-ya-da-politik-dogruculugu-asmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seçil Türkkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Oct 2018 10:55:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[52 Erkek]]></category>
		<category><![CDATA[52 Hafta]]></category>
		<category><![CDATA[Bianet]]></category>
		<category><![CDATA[Çatlak Zemin]]></category>
		<category><![CDATA[Şenay Aydemir]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiyede erkeklik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31119</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de erkekliğin tartışılması arkaik bir seviyede seyrederken, dikkat çekici bir iş yapılıyor. Bianet’in “52 Erkek, 52 Hafta” yazı dizisi kadınları üçüncü sayfa’dan çıkarıp, erkekliği nihayetinde erkeklerin anlattığı bir perspektife çekiyor. Bazı yazıların politik doğruculuk kurbanı olduğu sezilse de editör Şenay Aydemir dizinin Türkiye kadın mücadelesine veri sağlayacağı görüşünde. Bir ekibin bu kadar çok erkekten oluşması ilk kez rahatsız edici gözükmüyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/03/erkekler-erkekligi-anlatiyor-ya-da-politik-dogruculugu-asmak/">Erkekler Erkekliği Anlatıyor ya da Politik Doğruculuğu Aşmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Türkiye’de kadının ikinci cins* olarak kodlanmasının medya karşılığı üçüncü sayfa haberleri oluyor. Hakkını yemeyelim, kadına yönelik sistematik ayrımcılık bir de akademik, sol, sosyalist ve liberal çevrelerde yer yer sınırlıca tartışılıyor. Fakat ayrımcılık bu kültür çevrelerinde de devam ediyor. En minimal halinin yazıya dökülmüş olanından bir örnek verecek olursak, Çatlak Zemin’de 2017’de çıkan bir yazı** durumun adını koymuştu; Solcu erkek darlamaları.</p>
<p dir="ltr">Bunlara kıyasla, erkeklerin ve erkekliğin tartışıldığı alanların sayısı az. Hollywood&#8217;da başlayan #BenDe (#MeToo) hareketiyle tacizci ve tezavüzcü isimlerin kadınlarca zikredilmeye başlanması konuşmaya başlamak için tohumları attı gibi gözüküyor. Türkiye’de her kesime dağılan muhafazakârlık, kadınların erkek gözüyle yazmalarını dâhi henüz yargılasa da (bkz Yazar Aslı Tohumcu’nun bir erkek gözünden Bavul Dergi’ye yazdığı hikâye nedeniyle sosyal medya üzerinden linç edilmesi) Pandora’nın kutusu mecburen açılacak.</p>
<p dir="ltr">Böyle bir ortamda 1997’de kurulan Bağımsız İletişim Ağı’nda bundan 39 hafta önce başlamış bir yazı dizisi ilgi çekici duruyor. Her çarşamba yayınlanan “52 Erkek 52 Hafta” dizisi, medya, akademi, politika, edebiyat dünyasından erkeklerin eline bir kalem verip erkekliği yazmalarını istiyor. Yazı dizisinin editörü ismi yaygın kanıya göre kadın ismi gibi gözükse de bir erkek. Sinema Yazarı, gazeteci Şenay Aydemir. Bu vesileyle, bir isme cinsiyet yüklemiş olmak bile toplumsal cinsiyet kodlarımızı gözden geçirmemize ilk elden vesile olabilir! Kemal Gökhan Gürses ve Eren Ülüş yazanların grafik portre çizimlerini üstleniyor. Bir ekibin bu kadar çok erkekten oluşması, ilk kez rahatsız edici değil.</p>
<figure id="attachment_31122" aria-describedby="caption-attachment-31122" style="width: 640px" class="wp-caption alignnone"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-31122" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/SenayAydemir-640x640.jpeg" alt="" width="640" height="640" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/SenayAydemir-640x640.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/SenayAydemir-160x160.jpeg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/SenayAydemir-1024x1024.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/SenayAydemir.jpeg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/SenayAydemir-610x610.jpeg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/SenayAydemir-320x320.jpeg 320w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-31122" class="wp-caption-text">Şenay Aydemir</figcaption></figure>
<p dir="ltr">Sona yaklaşan yazı dizisinde bazı isimlerin konuya dair gerçek bir eleştiri ya da gözlem geliştirmekte zorlandığı, yer yer sadece bildiği politik doğruları sıraladığı hissedilse de, dizinin genelinde erkeklik algısına dair bir tartışma alevi yakma niyeti var. Editör Aydemir bazı isimlerden kendisini şaşırtığı hayal kırıklığına uğrattığını söylüyor ve şimdilik isim vermemeyi tercih ediyor. Yazı dizisinin bu ortalama içinde Türkiye kadın mücadelesine bir veri sunacağını düşünüyor.</p>
<p dir="ltr">Diziye dair sorularımızı kendisine sorduk.</p>
<p dir="ltr"><strong>52 Erkek, 52 Hafta erkekliğe dair bir özeleştiri fikri gibi de okunuyor. Nasıl ortaya çıktı ve nasıl yola çıktınız? Bianet&#8217;te olması sürpriz değil elbette, yollarınız nasıl kesişti?</strong></p>
<p dir="ltr">Fikir tam bu formuyla olmasa da Bianet yöneticisi Nadire Mater’den geldi. Birlikte oturduk ve içerik konusunda uzlaşma sağladık. Ben de yazı dizisinin koordinasyon işini üstlendim. Hareket noktamız da bu ülkede “erkeklik” meselesinin erkekler tarafından yeterince tartışılmadığı, hatta kimi erkeklik ritüellerinin ‘sorun’ olarak algılanmadığı tespitiydi. Biraz erkeklerin erkeklikle ilgili ne düşündüklerini merak ediyorduk açıkçası. Sıklıkla ‘kadınlık’ ve kadına yönelik şiddete dair içerikler karşımıza çıksa da, asıl amacımız her türden ‘erkeklik’ hallerine nasıl baktığımızı ve hesaplaştığımızı ortaya koymak.</p>
<p dir="ltr"><strong>Sol- sosyalist-liberal çevreden pek çok erkek yazdı bu dizide. Bu, bir tercih miydi? Bir başka cenaha açılmak mı istemediniz yoksa çevreyi de bu çerçevede tutmayı tercih mi ettiniz?  Ya da örneğin istediniz ama &#8220;yazmak istemediler&#8221; gibi bir durumla karşılaştınız mı?</strong></p>
<p dir="ltr">İkisi de diyebiliriz. Yazı yazmasını talep ettiğimiz isimlerin en azından kamuoyuna yansımış bir ‘vukuatı’ olmamasına özen gösterdik. Bu yalnızca günlük hayatla ilgili de değil. Bir yazarsa yazılarında, yönetmense filmlerinde cinsiyetçi, ırkçı ya da ayrımcı dil kullanıp kullanmadığı da dikkat ettiğimiz hususlar arasında. Öte yandan muhafazakar dünyadan bir iki isimle temasa geçtik, bir kısmı yazmak istemedi. Bir tanesi yazmayı kabul etti fakat haklı bir gerekçeyle yazıyı iletemeyeceğini belirtti.</p>
<p dir="ltr"><strong>İsimleri nasıl bir skalada belirliyorsun/uz? Biraz mutfağa ilişkin sorarsam nasıl bir hazırlanma süreci geçiriyorsunuz? İşin bir de çizim bölümü var zira&#8230;</strong></p>
<p dir="ltr">Sorunun ilk bölümüne biraz yukarıda cevap verdim. Ayrıca mümkün olduğu kadar çeşitlendirmeye de çalışıyoruz. Farklı ilgi alanlarından, değişik siyasal fikir ve etnik kimliklerden yazılar almaya çalışıyoruz. Yazılar Türkçenin yanı sıra İngilizce ve Kürtçe de yayımlandığı için biraz erken almamız gerekiyor. Çeviri için zaman gerekiyor çünkü. Ayrıca Kemal Gökhan Gürses ve Eren Ülüş yazar imzası olarak özel bir grafik tasarım yapıyorlar. Bu da biraz zaman alıyor haliyle.</p>
<p dir="ltr"><strong>Yazacak isimleri nasıl belirlediniz? Bir yandan da konuların ve alanların &#8216;bilirkişileri&#8217; konuşuyor gibi. Hedeflediğiniz şey tam olarak bu muydu?</strong></p>
<p dir="ltr">Açıkçası ‘bilirkişi’ seçmek gibi bir niyetimiz olmadı ama öyle davranan yazılar oldu. Bir tek hedefimiz vardı. Erkek olmaları ve kalem oynatabilmeleri. Kalem oynatma alışkanlığı bir süre sonra zorunluluk haline geldi. Çünkü yazı yazma eylemi gerçekten bir pratik gerektiriyor. Bu pratiğin içinden gelmeyenler için aklından geçenleri yazıya dökmek zahmetli bir iş haline geliyor. Yazmayı çok isteyen ama ‘yazamayacağını’ belirterek affını talep eden isimler de oldu.</p>
<p dir="ltr"><strong>Bu alanda yazmak eminim ki zorlu bir iş, Murat Çelikkan da yazı dizisine başlarken biraz bahsetmişti bundan ve yazılarda genel olarak böyle bir hava seziliyor. &#8220;Bu ne zor bir yük aman yarabbi!&#8221; tonu yani. Nasıl tepkiler alıyorsunuz yazı istediğiniz isimlerden?</strong></p>
<p dir="ltr">Aslında teklifin kabul edilme süreci çok hızlı işliyor. Yani bizim davet ettiğimiz isimlerin çok büyük kısmı böylesi bir dizinin parçası olmaya büyük heves duyuyor. Ancak soruda belirttiğiniz ‘yük’le yüzleşme de bundan sonra başlıyor. Yani kendini doğru ifade edebilme ve derdini anlatma üzerine kafa yorulunca yazının zorluğu da ortaya çıkıyor. Erkeklikle yüzleşmek, erkeklerin çok sık uyguladığı bir pratik değil. Günlük hayatımızda belirli hassas noktalara dikkat ederek, dilimizde düzeltmeler yaparak görünmez hale gelebiliyoruz. Ama konu üzerine başka birisiyle konuşmaya başladığımızda açıklar veriyoruz. Yazı eylemi böylesi açıklar vermenin en geniş olanağını da sunuyor. Dolayısıyla iş yazmaya geldiğinde zorlanan ve vazgeçen hayli isim oldu.</p>
<p dir="ltr"><strong>Şaşırdığınız/hayal kırıklığına uğradığınız yazılar oldu mu?</strong></p>
<p dir="ltr">Oldu ama yazı dizisi devam ederken isim vermem doğru olmaz.</p>
<p dir="ltr"><strong>Kadınlardan ya da feminist çevrelerden olumlu ya da olumsuz bir tepki aldınız mı? Nasıl tartışmalar yaşandı ya da yaşandı mı?</strong></p>
<p dir="ltr">Hem olumlu hem de olumsuz tepkiler aldık. Olumlu bulanlar, en azından ‘erkeklik’ meselesinin erkekler tarafından nasıl kavrandığını görme fırsatı bulduklarını söylüyorlar. Manzara pek iç açısı olmasa bile! Olumsuz tepkiler ise genellikle yazı dizisine değil, yazıların içeriğine geliyor. Ki, bu eleştirilerin büyük kısmına ben de katılıyorum. Özellikle de yazarların büyük bir kısmının kendilerini ‘güvenlikli alana’ çekip konu üzerine düşüncelerini sıraladıklarına sıkça tanıklık ediyoruz. Kadınlar tarafından yöneltilen en büyük eleştiri bu. Bunlar dışında ‘ne gerek vardı’ türünden eleştiriler de geliyor ama bunun doğru olmadığını düşünüyorum.</p>
<p dir="ltr"><strong>Medyadaki eleştirel erkeklik işleri arasında ayrıksı ve kıymetli bir yerde duruyor bu yazılar. Sona yaklaşıyorsunuz yazı dizisinde. Sizce nasıl kazanımlar var, ya da var mı? Ve elbette bir kazanım olmak zorunda değil.</strong></p>
<p dir="ltr">Bence bütün eksik ve gediğine rağmen böylesi bir girişimin hayata geçirmiş olması bile kazanım. Türkiye’de ilk kez böyle bir çalışma yapılıyor ve ortaya üzerine kafa yorulabilecek hayli veri çıktığını düşünüyorum. Nihayetinde bu dizide yazı yazan insanların büyük bir kısmı kendi alanlarında az çok isim sahibi ve çevrelerinde saygı gören, yapıp-ettikleri takip edilen insanlar. Böylesine bir ortalamanın ‘erkeklik’ mevzusunu kavrama düzeyinin, Türkiye’de kadın mücadelesine de bir veri sunacağını düşünüyorum. Bu insanlar, Türkiye’de kadın mücadelesinin bir biçimiyle parçası olanların birlikte oturdukları, yemek yedikleri, eğlendikleri, evlerine gittikleri, iş yaptıkları ve hatta aşık oldukları erkekler. Onların ‘erkeklik sorununu’ kavrama düzeyinin kadın mücadelesinin karşı karşıya olduğu manzarayı daha da netleştireceğini düşünenlerdenim. Kişisel olarak manzaranın pek de parlak olmadığını düşünsem de!</p>
<p dir="ltr">*<a href="https://en.wikipedia.org/wiki/The_Second_Sex" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://en.wikipedia.org/wiki/The_Second_Sex&amp;source=gmail&amp;ust=1538646804051000&amp;usg=AFQjCNFpV5pXOZYz3nH3AnNYEGho_QrwhA">https://en.wikipedia.org/<wbr />wiki/The_Second_Sex</a> &#8211; The Second Sex &#8211; İkinci Cins. Feminist kuramın önemli isimlerinden Simone De Beauvoir’in 1949’ya yazdığı “İkinci Cins” serisinden sonra, 1969-1970 yıllarında Bertan Onaran tarafından Türkçe’ye çevrildi ve Payel tarafından yayınlandı. Seri  tarih boyunca kadınların toplumda gördüğü muameleye toplumsal cinsiyet perspektifinden bakar.</p>
<p dir="ltr">**<a href="https://catlakzemin.com/solcu-erkek-darlamalari/" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://catlakzemin.com/solcu-erkek-darlamalari/&amp;source=gmail&amp;ust=1538646804051000&amp;usg=AFQjCNFcCweeppCscVSNCYMNt_QYrBy_xQ">https://catlakzemin.com/<wbr />solcu-erkek-darlamalari/</a></p>
<p><a href="https://catlakzemin.com/solcu-erkek-darlamalari/" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://catlakzemin.com/solcu-erkek-darlamalari/&amp;source=gmail&amp;ust=1538646804051000&amp;usg=AFQjCNFcCweeppCscVSNCYMNt_QYrBy_xQ">*** Yazı dizisine ulaşmak için: https://bianet.org/bianet/<wbr />kadin/193117-52-erkek-52-hafta</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/03/erkekler-erkekligi-anlatiyor-ya-da-politik-dogruculugu-asmak/">Erkekler Erkekliği Anlatıyor ya da Politik Doğruculuğu Aşmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çatlak Zemin &#8216;AKP Karnesini&#8217; Tartışmaya Çağırıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/04/04/catlak-zemin-akp-karnesini-tartismaya-cagiriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Apr 2018 12:13:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[AKP Karnesi]]></category>
		<category><![CDATA[Çatlak Zemin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=25691</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çatlak Zemin’in 7 Nisan'da AKP Karnesi’ni tartışmak üzerine çağırdığı etkinliğin duyurusu şu şekilde:</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/04/04/catlak-zemin-akp-karnesini-tartismaya-cagiriyor/">Çatlak Zemin &#8216;AKP Karnesini&#8217; Tartışmaya Çağırıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>15 Yıla Feminist Pencereden Bakmaya Çağırıyoruz!<br />
<a href="https://l.facebook.com/l.php?u=http%3A%2F%2Fakpkarnesi.catlakzemin.com%2F&amp;h=ATNxyi0YZzLzpZXnhDRiNndER3aUOfy4771WaWVUu33N2AHdgl9cscUhVExVwql47TjnDAs3l_6K5YoAr5rZnPEypDDuST8jt-MLOSFQJyeb4EasVK7b8l9tqIw" target="_blank" rel="nofollow noopener" data-lynx-mode="asynclazy">http://<wbr />akpkarnesi.catlakzemin.com/</a></p>
<p>Çatlak Zemin ekibi olarak aylardır kolektif şekilde üzerine çalışmakta olduğumuz ‘AKP Karnesi’ni – yani AKP’nin 2002 yılının Kasım’ında iktidara gelişinden bugüne dek biz kadınlarla ilgili veya toplumsal cinsiyet alanında ürettiği siyaset ve söyleme dair elimizden geldiğince kapsamlı bir zaman çizelgesini – sizlere yakın zamanda sunduk. Bu karneyi hazırlamak, 2002’den bu yana kadınlar ve cinsiyetlendirilmiş politikalar açısından geçirdiğimiz süreçle yeniden yüzleşmek, kazanımlarımız ve kayıplarımızın dengesini hatırlamak pek mutluluk verici olmasa da üzerine düşünebilecek, çeşitli a<span class="text_exposed_show">nlamlandırmalara açık bir genel resim sunuyor.</p>
<p>Şimdi bu genel resmi tartışmak için 7 Nisan Cumartesi saat 16.00&#8217;da Feminist Mekan&#8217;da bir araya geliyoruz.</p>
<p>Bu tartışmanın feminist politakalar üzerine düşünme konusunda bize ışık tutacak, yaşadığımızı değerlendirmemizi sağlayacak analiz, yazı ve yorumlara vesile olacağını umuyoruz.</p>
<p>Tartışmayı açmak adına; bizi bu karneyi hazırlamaya ikna eden, hazırlama aşaması ve sonrasında zihnimizi daha da meşgul eden sorulardan bazılarını aktarmak isteriz: AKP&#8217;nin aile merkezli politikalarında iktidarı süresince nasıl bir dönüşüm oldu? Yani 15 yıl boyunca, aile politikalarının yapılma şeklinde niteliksel ve niceliksel olarak farklar var mı? Farklı devlet kurumlarının (örneğin, Diyanet İşleri Başkanlığı) etkisi zaman içinde ne şekilde değişti? AKP’nin ilk döneminde geçen ve kadın hareketinin kazanımları olarak bilinen yasalar &#8216;AKP karnesi&#8217; açısından nasıl değerlendirilmeli? Kadınlar açısından kazanımlar ve kayıplar nasıl bir süreç izliyor? ‘Üç çocuk’ söylemi ne tür bir dönüşümün merkezinde yer alıyor? Bununla ilişkili olarak kürtaj tartışmasına giden yolu ve annelik-evlilik teşviklerini bir bütün olarak nasıl düşünmeliyiz? Kadınların siyasete katılımı açısından 15 senelik dönem nasıl değerlendirilmeli? Başta kadın cinayetleri olmak üzere, erkek şiddeti konusunda neler yaşandı? Kadınlara, LGBTİ+lara karşı ayrımcı politikaların diğer politikalarla -aile politikalarıyla, siyasete katılımla, cinsellikle, üreme politikalarıyla, şiddetle- bağlantısı nedir? Son zamanların hararetli tartışma konusu olan cinsel istismara dair 15 yılda neler yapıldı ya da yapılmadı?</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/04/04/catlak-zemin-akp-karnesini-tartismaya-cagiriyor/">Çatlak Zemin &#8216;AKP Karnesini&#8217; Tartışmaya Çağırıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erkek Egemenliğine Karşı Sözlük</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/25/erkek-egemenligine-karsi-sozluk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Oct 2017 09:15:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Çatlak Zemin]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsiyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek Egemen Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[İngilizce]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=19429</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda İngilizcede erkek egemenliğinin kuyusunu kazan ‘bağzı’ kelime ve kavramlar yaygınlaşıyor. Kimilerinin tam Türkçe karşılıkları yok ya da yeni yeni keşfediliyor. Adeta ‘anasözleri’ gibi… Derleyip bir liste yaptık. Bu sözlükte bakalım neler var? Manterrupting: Man (erkek) ve interrupt (araya girmek, sözünü kesmek) sözcüklerinin karışımı. Bir kadının sözünün bir erkek tarafından gereksiz biçimde kesilmesi. Okulda, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/25/erkek-egemenligine-karsi-sozluk/">Erkek Egemenliğine Karşı Sözlük</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda İngilizcede erkek egemenliğinin kuyusunu kazan ‘bağzı’ kelime ve kavramlar yaygınlaşıyor. Kimilerinin tam Türkçe karşılıkları yok ya da yeni yeni keşfediliyor. Adeta ‘anasözleri’ gibi… Derleyip bir liste yaptık. Bu sözlükte bakalım neler var?</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-19430" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/1-4-768x402-1.jpg" alt="" width="768" height="402" /></p>
<p><strong>Manterrupting</strong>: Man (erkek) ve interrupt (araya girmek, sözünü kesmek) sözcüklerinin karışımı. Bir kadının sözünün bir erkek tarafından gereksiz biçimde kesilmesi.</p>
<p>Okulda, sınıfta erkekler kızlardan iki kat daha fazla yorum yapıyor. Kadın hekimlerin sözü hastaları tarafından erkek meslektaşlarına göre iki kat daha fazla kesiliyor. Erkeklerin tweetleri iki kat daha fazla retweet ediliyor. Karar alınan grup toplantılarında erkekler, konuşmaların dörtte üçüne egemen oluyor. Sonuçta kadınlar kendilerini daha az konuşabilmiş, daha fazla sözleri kesilmiş, daha fazla dinlemeye zorlanmış buluyorlar. (Kadınlar konuşurken daha fazla saygı lütfen!)</p>
<p><a href="https://www.jjdigeronimo.com/manterrupting-bropropriating-mansplaining-ways-men-undermine-women/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">jdigeronimo.com/manterrupting</a></p>
<p><strong> Mansplaining:</strong> Man (erkek) ve explain (açıklamak) sözcüklerinin karışımı. Bir erkeğin bir kadına bir şeyi patronluk taslayarak açıklaması ve bunu kadının görüşlerini hiç dikkate almadığını gösterir şekilde genellikle cümlesini yarıda keserek yapması. Ya da kadının sözünü, açıklama gerektirmeyen bir şeyi açıklamak için kesmesi. Bu eylemlerde, erkek bir konuda kadından daha fazla şey bildiğini var sayar. Açüklamak, erkeklemek, erillemek, sikzah etmek, vd. Türkçe çevirileri var.</p>
<p>(Mesela: “Ahmet, takımındaki kadınlara feminizmin ne olduğunu açüklamaya girişti.”)</p>
<p><a href="http://www.5harfliler.com/yoksa-size-hala-acuklamadilar-mi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">5harfliler.com</a></p>
<p><a href="http://catlakzemin.com/mansplaining-ne-demek-cumle-icinde-kullanalim-benim-babam-mansplaining-2" target="_blank" rel="noopener noreferrer">catlakzemin.com/mansplaining</a></p>
<p><strong>Manspreading</strong> ya da <strong>mansitting:</strong> Man (erkek) ile spread (yayılmak)/ sit (oturmak) sözcüklerinden türetilmiş olan bu kelime, 2015 yılında Oxford İngilizce Sözlüğü’ne dahil edildi. Bir erkeğin, özellikle toplu taşımada seyahat ederken bacaklarını genişçe ayırıp yayılarak, yanında oturan(lar)ın alanını işgal ettiği bir oturma pozisyonu alması demek.</p>
<p>2014’te New York metrosunda başlayan manspreading’i durdurma kampanyası Londra ve Toronto’ya yayıldı. Mexico City’de kadınlara ne yaşattıklarını öğretmek için bir metroya erkeklere mahsus, erkek bedeni gibi şekillendirilmiş “penis koltuğu” konuldu. Haziran 2017’de Madrid’de toplu taşımada manspreading yasaklandı.</p>
<p><iframe title="&#039;Manspreading&#039; banned in Madrid" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/TdTzuPjN8LQ?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong>Bropropriating</strong>: Brother (erkek kardeş) ve appropriate (uygun) karışımı sözcük. Bir erkek kardeşin kızkardeşinin fikri ile kredi elde etmesi, kendine uydurması, üzerine oturması.</p>
<p><strong>Hepeating</strong>: He ve repeat (tekrarlamak) karışımı sözcük. Bir kadın söylediğinde hiç dikkat çekmeyen, görmezden gelinen bir fikrin, biraz sonra tıpkısının aynısı bir erkek meslektaş tarafından söylendiğinde övgüler alması ve erkeğin bunu kabul ederek üstüne konması. Türkçe çeviri önerisi “erkrar”.</p>
<p><strong>Manslamming</strong>: Bir erkeğin karşı yönden gelen kadını görmezden gelerek ya da yol vermek istemeyerek, kadın zamanında yolunu değiştirmezse ona çarpması (slam).</p>
<p><strong>Manderstanding</strong>: Sosyal ortamlarda sadece erkeklerin anlayacağı ya da aynı fikirde olacağı (understand) şakalar ya da dalga geçmekle kadınların kafa karışıklığına uğratılıp dışlanması.</p>
<p><strong>Hexploitation</strong>: Cadı (hexe) sömürüsü (exploitation). Hollywood erkek egemen film endüstrisinin aktrisleri yaşlandıkça cadılaştırıp birbirine düşürerek bundan kâr elde etmesi.</p>
<p>Bakınız Feud: <a href="http://www.5harfliler.com/bunca-zaman-arkadas-olabilir-miydik-yani/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Bette and Joan </a></p>
<p><strong>Feminist killjoy:</strong> Killjoy ortamdaki eğlenceyi öldürmek, pozitif havayı dağıtmak, espriye limon sıkmak demek. Feminist killjoy da cinsiyetçi ayrımcı, cinsel şiddet içeren, tecavüz ve pedofili şakalarına feministlerin tepki göstermesi, engellemesi.</p>
<p><a href="https://feministkilljoys.com/2017/08/09/a-complaint-biography/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">feministkilljoys.com</a></p>
<p><strong>Girl power:</strong> Kız gücü. Kadınların ve kız çocuklarının özgüvenli olması, karar alması, erkeklerden bağımsız olarak başarılı olması fikri ya da bu fikre dayalı sosyal ve politik hareket.</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=2v3Hp7v3Euw" target="_blank" rel="noopener noreferrer">www.youtube.com/watch</a></p>
<p><strong>Go girl! Kız gibi yap! </strong></p>
<p>Bir sosyal deneyde küçük kızlar onlara bir şeyi “kız gibi yap” dediklerinde bunu bir hakaret olarak algılamak yerine, ellerinden geleni en iyi şekilde yapıyorlar. Sıra genç kadınlara gelince işler değişiyor. Onlar için bir şeyi kız gibi yapmak demek, olabildiğince kötü ve gülünç yapmak demek. Öyleyse “kızların özgüveninin ergenlik çağında hızla düşmesi” öğrenilir; “kız gibi”nin bir hakaret olarak kullanılmasını engelleme amacıyla yürütülen kampanyalarla da değiştirilebilir.</p>
<p><a href="http://erktolia.org/kiz-gibi-algisini-bastan-yaziyoruz/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">erktolia.org/kiz-gibi-algisini-bastan-yaziyoruz/  </a></p>
<p><strong>Pinkwashing:</strong> Pembeye boyama. Kendini LGBTİ+ dostu gösterip övgü toplayarak başka alanlarda yaptığı olumsuz işlerin üzerini bu şekilde kapatmaya çalışmak. Örneğin hükümetlerin LGBTİ+ haklarına karşı olumlu tutumlarını, ürettikleri insan hakkı ihlallerinin üstünü örtmek için kullanması.</p>
<p><a href="http://catlakzemin.com/sirbistanin-ilk-escinsel-kadin-basbakanin-atanmasi-bir-pinkwashing-hamlesi-mi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">catlakzemin.com/sirbistanin-ilk-escinsel-kadin-basbakanin-atanmasi-bir-pinkwashing-hamlesi-mi/ </a></p>
<p><strong>Ghosting:</strong> Hayalet olma ya da hayalet yapma. Kişinin flört ettiği kişiyi bir anda yok sayması ya da onun tarafından yok sayılması. Sevgiliden hiçbir açıklama yapılmadan ansızın ayrılma durumu, ilişkilerde beklenmedik bir şekilde ortadan kaybolan, ‘tüyen’ partnerler için kullanılıyor.</p>
<p><strong>Gaslighting:</strong> Genellikle kadınların kendilerine zarar veren ilişkilerini romantize etmelerine yol açan psikolojik manipülasyon tekniklerinden biri. Gaslighting, bir kişinin, bir başkasının gerçekliğinin üstüne başka bir gerçeklik yazmaya kalkışması ve amaç, uygulanan kişinin zamanla kendinden şüphe etmesini sağlamak. Mesela olmuş bir olayı reddetmek ya da olmamış/ garip olayları sunmak.</p>
<p>Bu kavram, daha sonra filmi de çekilen 1938 tarihli Gas Light (Gaz Lambası) adlı bir tiyatro oyunundan türetilmiş. Evdeki gaz lambasının ayarını sürekli kısıp bunu reddederek kadına psikolojik şiddet uygulayan bir erkek sevgili söz konusu. (Aslında hepimiz bu yaklaşımı tanıyoruz; cinsel saldırıda mağduru suçlayan, çocuk tecavüzünde ‘rıza’ arayan erkek adaletten.)</p>
<p><a href="http://bianet.org/bianet/toplumsal-cinsiyet/181577-bir-istismar-yontemi-olan-gaslighting-hakkinda-ogrendigim-10-sey" target="_blank" rel="noopener noreferrer">-bir-istismar-yontemi-olan-gaslighting-hakkinda-ogrendigim-10-sey </a></p>
<p><strong>Herstory:</strong> Bir yandan dilde sürekli olumlanan (bilimadamı, işadamı vb) kelimeler yerine bu kelimelerin (hepeating – mansplaining) de yerleşmesi güzel. Ancak yeni kelimeler icat edilirken bile “he” – “man” doluyor her taraf… Keşke erkeklerin ürettiğimiz değerlere el koyuşunu deşifre ederken yine dildeki özneler, değerlerimizin kurucusu, dildeki işareti erkekler olmasa, kadınlara dair kelimeler de üretilse (1)… İşte buna dair olumlu bir örnek “herstory”. Historia (tarih) kelimesiyle ses benzerliğinin çağrıştırdığı His story (erkeğin tarihi) kelimesine alternatif olarak feministler tarafından üretilmiş; kadın bakış açısından yazılan, kadınların rolünü vurgulayan tarih demek.</p>
<p>İdeal bir dünyada bu tür olaylar artık ortadan kalktığında hepeating, mansplaining gibi kelimelere de ihtiyaç kalmayabilir. Ancak ‘Mayıstos’ ayındaki o zamana kadar kadınlar, erkeklerle yaşadıkları rahatsız edici bazı etkileşim tiplerini özetlemenin yaratıcı yollarını bulacaklar…</p>
<p>Başka ‘bağzı’ kelimelerde ve çeviri önerilerinde buluşmak üzere.</p>
<p>(1) Sevgili Nehir Kovar’a bu vurguyu dile getirdiği için teşekkür ederim.</p>
<p>*Çatlakzemin&#8217;de yayınlanan bu yazı Suzan Saner&#8217;in izniyle Sivil Sayfalar&#8217;da paylaşılmıştır.<br />
Kaynak:<a href="http://catlakzemin.com/erkek-egemenligine-karsi-sozluk/#respond" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> Çatlakzemin</a></p>
<p>Derleyen: <a href="http://catlakzemin.com/author/suzan-saner-2/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Suzan Saner</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/25/erkek-egemenligine-karsi-sozluk/">Erkek Egemenliğine Karşı Sözlük</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İDEAL BEDEN Mİ?; ‘BİR KADININ KENDİNİ SEVMESİ DEVRİMDİR!’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/29/ideal-beden-mi-bir-kadinin-kendini-sevmesi-devrimdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aybala Arslantürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Mar 2017 08:34:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Beden Olumlama]]></category>
		<category><![CDATA[Berrak Tuna]]></category>
		<category><![CDATA[Çatlak Zemin]]></category>
		<category><![CDATA[Dilara Gürcü]]></category>
		<category><![CDATA[feminist]]></category>
		<category><![CDATA[İdeal beden]]></category>
		<category><![CDATA[moda sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[selime büyükgöze]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12848</guid>

					<description><![CDATA[<p>İdeal beden nedir? İdeal beden var mıdır yoksa tamamen bir yanılgı mıdır? İdeal beden varsa nasıldır ve kim belirler? Üzerinde uzun tartışmalar yapılabilecek ideal beden dosyasını aktivist görüşleri ile açmak istedik. Berrak Tuna, feminist aktivist. Yazılarını blogundan takip edebileceğiniz Berrak Tuna &#8220;&#8216;İdeal&#8217; elbette ki var fakat bu bir yanılgı, yanılgı olması maalesef gerçek olmasına engel [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/29/ideal-beden-mi-bir-kadinin-kendini-sevmesi-devrimdir/">İDEAL BEDEN Mİ?; ‘BİR KADININ KENDİNİ SEVMESİ DEVRİMDİR!’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İdeal beden nedir? İdeal beden var mıdır yoksa tamamen bir yanılgı mıdır? İdeal beden varsa nasıldır ve kim belirler? Üzerinde uzun tartışmalar yapılabilecek ideal beden dosyasını aktivist görüşleri ile açmak istedik. </strong></p>
<p><strong>Berrak Tuna, feminist aktivist. </strong></p>
<figure id="attachment_12850" aria-describedby="caption-attachment-12850" style="width: 389px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-12850" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/Berrak-Tuna.jpg" alt="" width="389" height="262" /><figcaption id="caption-attachment-12850" class="wp-caption-text">Berrak Tuna</figcaption></figure>
<p>Yazılarını <a href="https://berraque.com/">blogundan</a> takip edebileceğiniz Berrak Tuna &#8220;&#8216;İdeal&#8217; elbette ki var fakat bu bir yanılgı, yanılgı olması maalesef gerçek olmasına engel değil&#8221; diyor.</p>
<p>&#8220;İdeal beden algısı kendim de dahil olmak üzere bu konuyla ilgilenenler tarafından görmezden gelinmeye çalışılsa da maalesef hala var. Fakat bu ideal beden, tek tip değil. Farklı ülkelerde, farklı kültürlerde birbirinden ayrışıyor bu bedenler. Yüzde 90’ının ortak özelliği ise, ince yapılı ve çoğunlukla beyaz olmaları. Siyahi toplumlarda ve Asya toplumlarında, cilt rengi olabilecek en açık renk, özellikle yüz vücut hatları batılı standartlara en yakın olanlar güzel bulunuyor. Bu “ideal” nedeniyle çok tehlikeli olduğu halde kullanılan kimyasal maddeler, cilt rengi açma işlemleriyle ünlüler zaten. Asya’da ‘batılı’ görünmek için çekik gözlerinden memnun olmayanlara yönelik sağlanan çift göz kapağı ameliyatı da bu konuya uygun bir örnek.</p>
<p>Bu önümüzdeki genel gerçek.</p>
<p>Bu gerçeği kabul etmeden, <a href="https://www.facebook.com/bedenolumlama" target="_blank" rel="noopener">beden olumlama hareketini</a> destekleyemeyiz. Ortada toplumsal olarak kabul edilen bir ideal olmasaydı, bu idealleri yıkmaya da çalışıyor olmazdık.</p>
<p>Bu ideallerin en büyük yaratıcısı ve destekleyicisi tabii ki ataerkil toplum, tüketim kültürü ve kapitalizm. Özellikle kadınların alım güçlerinin artmasıyla, dış görünüşe ve bedene verilen kozmetik değer artıyor, endüstri gelişiyor. Zira bu ideal aslında satın alınabilen bir şey. Cilt tonundan, renk eşitsizliğinden sivilcelere, vücudunuzdaki kıl ve tüy yoğunluğuna, aşırı zayıflıktan, şişmanlığa; diyet ve güzellik sektöründe, cinsiyetiniz fark etmeksizin, satın alıp kendinizi bu “ideal”e yaklaştırabilmeniz için her şey mevcut. İşin sıkıntılı tarafı, size “ideal olmak ister misiniz?” diye sorulmuyor. Siz zaten farkında olmadan toplumda var olabilmek, zorbalığa maruz kalmamak, başkalarından ayrıştırılmamak ve en üzücüsü de onaylanmak, bu ideale yaklaşmak için tüm paranızı, enerjinizi harcıyorsunuz. Zira medyada nereye baksanız o “aslında olmanız gereken” ideal bedenler var.</p>
<p>Bu “ideal” elbette ki var fakat bu bir yanılgı, yanılgı olması maalesef gerçek olmasına engel değil. Savaşması zor olan ise, bu idealin sürekli şekil değiştirmesi. Doksanlarda “heroin chic” adıyla moda olan ince ve soluk görünüş, yerini “beach body”’e bıraktı. Bronz, popolu fakat gıdıksız ve düz karınlı olmak şimdilerde çok önemli. İnsanları yıllarca diyet kültürüyle beslenme bozukluklarına ve psikolojik hastalıklara sürükleyen bu ince beden ideali, şimdilerde sağlıklı beslenme adı altında aksiyona devam ediyor. Sağlıklı beslenmiyorsanız, ana akım medya tarafından desteklenen bu beslenme ve egzersiz programlarına dahil değilseniz (ki bu beslenme ve egzersiz programları ne derece sağlıklı, herkes için uygun mu o da tartışma konusu) sağlıksız ve sorumsuz ilan edilebiliyorsunuz. Artık ölçümleriniz ne olursa olsun obez sayılıyorsunuz. Obez, şişman, kilolu demek yerine sağlıksız deniyor. Politik doğruculuk gibi yani, aslında altta yatan anlam aynı: Şişman ve çirkinsin.</p>
<p>Bu ideal beden baskısı otonomiyi elinizden alır. Sürekli değişmesiyle kafanızı karıştırır. Bir süre sonra kendinizden, özellikle toplum ve toplumun tükettiği medya tarafından bedeninizde “problemli” ilan edilen yerlerinizden başka bir şey düşünemez olursunuz. Durmadan size ne yapmanız gerektiğini, nasıl yaşamanız gerektiğini, neye önem vermeniz gerektiğini dikte eder. Motivasyona ihtiyacınız olduğunu düşünmenizi sağlar, “güç içinizde, isterseniz siz de böyle olabilirsiniz” der, hiç aklınızda yokken kendinizi başkalarıyla kıyaslamanızı sağlar. Beden ve dış görünüşe verilen bu sahte değer ve önem, kişiyi biblolaştırıp sistematik bir şekilde vasıfsızlaştırmaya sebep olur. Bir bakarsınız görünüşünüzden daha önemli bir şey kalmamış, sesiniz, işiniz, düşündükleriniz, fikirleriniz geri plana atılmış.</p>
<p>İşte bu yüzden amacımız idealleri yıkmak değil, bu ideallere verilen önemi azaltmak, gücümüzü elimize almak olmalı&#8221;.</p>
<p>Berrak <a href="https://www.instagram.com/berraque/" target="_blank" rel="noopener">instagram hesabından</a> yaptığı paylaşımlarla <a href="https://www.facebook.com/bedenolumlama" target="_blank" rel="noopener">Beden Olumlama Hareketi</a>’ne göz kırpıyor.</p>
<p><strong>Dilâra Gürcü, feminist yazar.</strong></p>
<figure id="attachment_12851" aria-describedby="caption-attachment-12851" style="width: 256px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-12851" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/Dilâra-Gürcü.jpg" alt="" width="256" height="256" /><figcaption id="caption-attachment-12851" class="wp-caption-text">Dilâra Gürcü</figcaption></figure>
<p>Uzun yıllardır feminist hareket içinde aktif yer alan Dilâra’nın yazılarını <a href="http://t24.com.tr/yazarlar/dilara-gurcu" target="_blank" rel="noopener">T24 </a>haber sitesinden takip edebilirsiniz.</p>
<p>Bu benim hem bir kadın olarak hem de feminist olarak çok uzun süredir sorguladığım bir konu. Dönemsel ve kültürel olarak kadın bedenine atfedilen ideal bir güzellik algısı olduğunu düşünüyorum. Bu coğrafyadan coğrafyaya, dönemden döneme değişiyor. Örneğin şu an Batı&#8217;da “balık etli” tabiriyle tanımlanan kadın bedeni, rönesans Avrupası için oldukça zayıf kalıyor ve arzu nesnesi olarak algılanmıyordu. Ya da bazı coğrafyalarda geniş kalçalı kadınlar bir cinsellik simgesiyken, bazılarında ise genel standartlara göre “kilolu” olarak algılanıyorlar. Kilo dışında ten rengi, saç rengi, vücut kıllarının nerede olması ve olmaması gerektiği gibi belirleyici faktörler var.</p>
<p>Aslında oldukça öznel olan “güzellik” algısı nasıl bu kadar objektif temeller üzerinde şekilleniyor sorusuna verebileceğim tek bir cevap var sanırım: O da toplumdaki normlar doğrultusunda oluşan ve yaygınlaşan kültür. Objeleştirilen kadın bedeni ve kadının mütemâdîyen erkeğe görsel haz oluşturma tahakkümü ile kadınlar her zaman daha estetik varlıklar olmalılar algısı oluşuyor. Bunda elbette heteronormativitenin ve evrimsel olarak üreme refleksinin etkisi büyük. Bu algı da medya ve moda sektörü sayesinde yaygınlaşıyor. Televizyona erişimi olmayan bazı ülkelerde televizyonun yaygınlaşmasından sonra, öncesi ve sonrası olarak bilhassa kız çocukları üzerinde yapılan araştırmalar medyanın bu konudaki etkisini kanıtlıyor. Medyada dayatılan algı ile yeme bozukluğu geliştiren, bedenleri ile barışamayan kız çocuklarının sayısı artıyor.</p>
<p>“İdeal beden” dediğimiz zaman, çok dallı budaklı, birçok etken ile oluşan ve bozulabilen bir algıdan bahsediyoruz. Benim şahsi görüşüm bunun bir yanılsama olduğu üzerine, ancak bunun bir yanılsama olması, gerçekliğini ve bir tahakküm biçimi olduğunu değiştirmiyor.</p>
<p><strong>Selime Büyükgöze, feminist.</strong></p>
<p>Büyükgöze’yi  ‘Her adımımızda feminist mücadeleye, feminist söze ihtiyacımız var’ şiarıyla yola çıktığı Çatlak Zeminde’deki <a href="https://catlakzemin.com/author/selime-buyukgoze/" target="_blank" rel="noopener">yazılarından</a> takip edebilirsiniz.</p>
<p>İdeal beden denildiğinde akla gelen, erkek egemen sistemin dayattığı güzellik algısı ile örtüşüyor ve kadınların bedeninin nasıl olması gerektiği erkekler tarafından tarif ediliyor. Bu beden ince, narin, her daim güzel. Kırışıksız, selülitsiz, yağsız, kılsız yani neredeyse hiçbir kadının sahip olmadığı ama sahip olmak için her daim çaba göstermesi gereken bir beden. Ulaşılamayan bu ideallikten geriye kadınlara utanç ve kendini sevmeme kalıyor. Kadınlara dayatılan ideal beden tartışıldığında daha az akla gelen ise bu bedenin aynı zamanda hareketsiz olması. “Oturmasını kalkmasını bilmesi gereken” kadın bedeni koşmamalı, atlamamalı, zıplamamalı. Hatta sokaklarda başı boş yürümemeli.</p>
<p>İdeal beden nasıl gerçekten ideal olur diye düşünmem gerektiğinde her kadının kendi bedenini sevdiği, dilediğince atlayıp zıpladığı bir ideallik tahayyül ediyorum.</p>
<p>8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’nden bir döviz özetliyor: Bir kadının kendini sevmesi devrimdir!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12852" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/Selime-Büyükgöze.jpg" alt="" width="960" height="720" /></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/29/ideal-beden-mi-bir-kadinin-kendini-sevmesi-devrimdir/">İDEAL BEDEN Mİ?; ‘BİR KADININ KENDİNİ SEVMESİ DEVRİMDİR!’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
