<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bir arada yaşam arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/bir-arada-yasam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/bir-arada-yasam/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Jun 2022 07:29:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>bir arada yaşam arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/bir-arada-yasam/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Türkiye’de Bir Arada Yaşarız Araştırması: Kutuplaşan Toplumda Bir Arada Yaşama Kapasitesi&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/15/turkiyede-bir-arada-yasariz-arastirmasi-kutuplasan-toplumda-bir-arada-yasama-kapasitesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Jun 2022 07:29:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[bir arada yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[DİSA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81172</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü (DİSA) Diyarbakır STK Buluşmaları kapsamında Bir Arada Yaşarız Eğitim ve Toplumsal Araştırma Vakfı (BAYETAV) ile birlikte 11 Haziran 2022 tarihinde 'Türkiye’de Bir Arada Yaşarız Araştırması: Kutuplaşan Toplumda Bir Arada Yaşama Kapasitesi' adlı bir çalıştay gerçekleştirdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/15/turkiyede-bir-arada-yasariz-arastirmasi-kutuplasan-toplumda-bir-arada-yasama-kapasitesi/">&#8216;Türkiye’de Bir Arada Yaşarız Araştırması: Kutuplaşan Toplumda Bir Arada Yaşama Kapasitesi&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">DİSA, Diyarbakır STK Buluşmaları ile bir yandan sivil toplum aktörlerini bir araya getirirken diğer yandan da söz konusu buluşmalarla sivil toplum aktörleri arasında kalıcı temas ve diyalog ortamı yaratmayı, sivil toplum alanındaki kamusal tartışmaları beslemeyi ve toplumsal sorunlar ile çözüm yollarına ilişkin düşünsel çabalara katkı sunmayı amaçlıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) salonunda gerçekleştirilen etkinliğe araştırmanın yürütücüsü olan Prof. Dr. Ferhat Kentel konuşmacı olarak katılırken, etkinliğin moderatörlüğünü ise Cuma Çiçek yaptı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">KONDA ve SAM’ın saha araştırmasını yaptığı, nicel ve nitel veri toplama teknikleri kullanılarak yürütülmüş olan araştırmaya ilişkin sunum yapan BAYETAV Genel Koordinatörü Prof. Dr. Ferhat Kentel, bir arada yaşamak için sırasıyla gelir dağılımı adaletsizliğinin giderilmesi, cinsiyet eşitsizliğinin giderilmesi, etnik eşitsizliğin giderilmesi ve mezhepsel eşitsizliğin giderilmesi gibi konuların araştırmada öne çıktığına vurgu yaptı.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştaya Diyarbakır’dan çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi, iş insanı ve gazeteci katıldı. Katılımcıların yorum ve sorularının ardından çalıştay sona erdi. </span></p>
<p><a href="https://bayetav.org/uploads/documents/BAY-rapor-son.pdf"><span style="font-weight: 400;">Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.</span></a></p>
<p><a href="https://bayetav.org/uploads/documents/BAY-rapor-ozet.pdf"><span style="font-weight: 400;">Raporun genişletilmiş özetine ise buradan ulaşabilirsiniz.</span></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/15/turkiyede-bir-arada-yasariz-arastirmasi-kutuplasan-toplumda-bir-arada-yasama-kapasitesi/">&#8216;Türkiye’de Bir Arada Yaşarız Araştırması: Kutuplaşan Toplumda Bir Arada Yaşama Kapasitesi&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Kimse İfade Özgürlüğünü Kullandığı İçin Sınır Dışı Edilemez!&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/03/kimse-ifade-ozgurlugunu-kullandigi-icin-sinir-disi-edilemez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Nov 2021 07:33:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[bir arada yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Göç İdaresi Başkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil toplum örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=75592</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Mültecilerin muz yediği fakat Türkiyeli vatandaşların yiyemediğine' dair sosyal medya paylaşımının ardından yaşanan gelişmeler üzerine 16 sivil toplum örgütü ortak açıklama yayınladı. Açıklamada, 'Mültecilerin sosyal medyada verdiği tepki tamamıyla ifade özgürlüğü kapsamındadır ve kimse ifade özgürlüğünü kullandığı için sınır dışı edilemez.' denildi.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/03/kimse-ifade-ozgurlugunu-kullandigi-icin-sinir-disi-edilemez/">&#8216;Kimse İfade Özgürlüğünü Kullandığı İçin Sınır Dışı Edilemez!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir sokak röportajında, &#8220;mültecilerin muz yediği fakat Türkiyeli vatandaşların yiyemediğine&#8221; dair sözlerin ardından sosyal medya üzerinden mültecilere yönelik artan tepkiler üzerine, Göç İdaresi Başkanlığı 7 mülteci kişi hakkında sınır dışı kararı verileceğini duyurmuştu. Daha sonra, konuyla ilgili “provakatör” paylaşım yapan 11 yabancının gözaltına alındığı ve bu “provakatör” videoları paylaşan 31 kişinin de kimliğinin belirlendiğine dair haberler medyaya yansımıştı.</p>
<p>Bu gelişmeler üzerine aralarında İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi (İGAM), İnsan Hakları Derneği (İHD), Hak İnisiyatifi , Medya ve Göç Derneği&#8217;nin bulunduğu 16 STK ortak açıklama yayınlayarak ifade özgürlüğüne dikkat çekti.</p>
<p>Açıklamada, siyasilerin ve medyanın hedef göstermesi sonucunda derinleşen ekonomik krizin tüm sorumlusunun mülteciler olarak görülmesinin kutuplaşmayı arttırdığı; bir arada yaşama yönelik bir söylemin hâlâ oluşturulmamış olmasının çatışmaların kaynağını oluşturduğu ifade edildi.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf olduğu ve sözleşmenin 10. Maddesinin “Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamları tarafından müdahale edilmeksizin ve ulusal sınırlar dikkate alınmaksızın, görüş sahibi olma, bilgi ve düşünceleri edinme ve yayma özgürlüğünü içerir” hükmünü içerdiği de hatırlatıldı.</p>
<p>Açıklamada ayrıca, 1951 Mültecilerin Hukuku Statüsüne İlişkin Cenevre Sözleşmesi’nin 33. Maddesine göre “Hiçbir taraf devlet, bir mülteciyi, ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatı ya da özgürlüğü tehdit altında olacak ülkelerin sınırlarına, her ne şekilde olursa olsun geri göndermeyecek veya iade etmeyecektir” hükmünün de Türkiye dahil herhangi bir ülkenin çekince koyma hakkı bulunmadığı vurgulandı.</p>
<p>6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun (YUKK) 54. Maddesinde kimlerin sınır dışı edilebileceğine dair hususları içerdiği ve şiddet içermeyen, şiddeti özendirmeyen, muz yiyerek bir tepki ortaya koyan eylemin YUKK 54. Maddenin hiçbir bendinde sınır dışı nedeni olarak belirtilmediğine de dikkat çekildi.</p>
<p>Açıklamanın sonunda &#8220;Mültecilerin sosyal medyada verdiği tepki tamamıyla ifade özgürlüğü kapsamındadır ve kimse ifade özgürlüğünü kullandığı için sınır dışı edilemez. Türkiye’yi ulusal mevzuatına uymaya ve uluslararası sözleşmelerde verdiği sözü tutmaya davet ediyoruz ve öncelikle söz konusu paylaşımları yapan mülteciler için sınır dışı işlemlerinin bir an önce durdurulmasını talep ediyoruz. Ayrıca, her an, mültecilere yönelik ayrımcı ve nefret söylemi üretenlere karşı gerekli yargısal önlemlerin alınmasını talep ediyoruz.&#8221; ifadeleri yer aldı.</p>
<p><strong>Açıklamaya imza atan STK&#8217;lar:</strong></p>
<ul>
<li>Eşitlik Çalışmaları Derneği</li>
<li>Fikir ve Sanat Derneği Çocuk Hakları Merkezi (FİSA)</li>
<li>Göç Araştırmaları Derneği (GAR)</li>
<li>Hak İnisiyatifi</li>
<li>Halkların Köprüsü Derneği</li>
<li>İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi (İGAM)</li>
<li>İnsan Hakları Derneği (İHD)</li>
<li>İnsan Hakları Gündemi Derneği (İHGD)</li>
<li>İzmir Barosu</li>
<li>Kaos-GL</li>
<li>Konak Kent Konseyi Mülteci Meclisi</li>
<li>Medya ve Göç Derneği</li>
<li>Mültecilerle Dayanışma Derneği (Mülteci-Der)</li>
<li>Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV)</li>
<li>Van Barosu Göç ve İltica Komisyonu</li>
<li>Yurttaşlık Derneği</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/03/kimse-ifade-ozgurlugunu-kullandigi-icin-sinir-disi-edilemez/">&#8216;Kimse İfade Özgürlüğünü Kullandığı İçin Sınır Dışı Edilemez!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Arada Yaşamak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/06/bir-arada-yasamak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İbrahim Veli]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Oct 2021 08:14:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[bir arada yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Çokkültürlülük]]></category>
		<category><![CDATA[Diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum diyaloğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=74792</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Toplumun ortalamasını temsil eden' bir sivil toplum arayışı içindeyiz. O halde; 'aidiyet ve dayanışma' noktasında raporlarda değinilen 'farklı yaklaşımları konuşmak ve kararın bir parçası yapmak' sivil toplumun önemli bir misyonu olmalı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/06/bir-arada-yasamak/">Bir Arada Yaşamak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bir arada yaşamak konusunda zemin oluşturan çalışmalar ve araştırmalar bize neler öğretti? Sivil toplumun zeminini yeniden şekillendirecek bu öğrenme, zamanda &#8216;bir&#8217;lik ve mekanda &#8216;beraberlik&#8217; olgusuna vurgu yapıyor. Ülke örnekleriyle konuya ışık tutan raporlar incelendiğinde; &#8216;bir arada yaşamın hem tanımayı hem uzlaşıyı&#8217; zorunlu hale getirdiği gözlemleniyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil Toplum Diyalogu Programı kapsamında gerçekleştirilen “Türkiye ve AB’de STK’ların Çokkültürlülük Yaklaşımlarının Güçlendirilmesi” projesinde “Bir Arada Yaşam: Birlikte Mümkün” çalışması, Türkiye ve Fransa’da farklı kültür ve kimlik gruplarının bir arada yaşama dair birlikte düşünmek imkanı sundu. Bu çalışma en temelde; önyargılarla etkin ve ortak mücadele, ortak üretimin gerçekleşebileceği alanların belirlenmesi ve farklı grupların ortaklaşan tecrübelerini keşfetmelerine dikkat çekmekte. Diyalog zeminlerini bir arada inşa için önemli bir referans noktası olan bu çalışma şu soruları yeniden sormamıza kapı araladı:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Bir arada yaşam bizim için ne ifade ediyor?</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Farklı kurumlarla nasıl diyalog kurarım?</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Birlikte neler yapabiliriz?</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir arada yaşam alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının kendilerine kurdukları en temel zemin tarih (zamanda birlik) oluyor. Geçmişte, yakın dönemde ve gündelik hayatta yaşanan “hikayelerin dönüştürücü gücü” etkili olmakta. Bu tarihi miras, “farklı kültür ve kimlik gruplarının özgün ihtiyaçlarının dikkate alındığı, ortaklaşan ihtiyaçların keşfedildiği ve görünür hale getirildiği, iş birliği ve diyaloga dayalı mücadeleyi” örnekleyen olaylarla dolu. Bu açıdan “Osman Millet Sistemi” (mekanda beraberlik) modeli olarak yeniden incelenmeli.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırmalar, insanın doğuştan gelen temel haklarını yeniden ilk sıraya alan birlikteliklerin, farklı kültür ve kimlik gruplarının ortak çalışmasına zemin hazırladığını ortaya çıkarıyor. Böylelikle “kısıtlı bir grubun içinde kalmış” ve “çokkültürlülük” kavramına yabancı unsurların daha verimli ve kapsayıcı hale geldiği görülmekte. Bu süreçte hangi kavramlar temelinde bir araya gelinmesi konusu büyük önem taşıyor. “Ayrımcılık ve asimilasyon” adını koymak her koşulda bir gerilim alanı oluşturuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8216;Toplumun ortalamasını temsil eden&#8217; bir sivil toplum arayışı içindeyiz. O halde; &#8216;aidiyet ve dayanışma&#8217; noktasında raporlarda değinilen &#8216;farklı yaklaşımları konuşmak ve kararın bir parçası yapmak&#8217; sivil toplumun önemli bir misyonu olmalı. Bu açıdan kişi ve kimlikler üzerinden &#8216;benzemek&#8217; yerine, konu ve tecrübeler üzerinden &#8216;farkındalık&#8217; sağlayalım. Yunus Emre’nin dediği gibi yeniden “gelin tanış olalım, işi kolay kılalım!”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/06/bir-arada-yasamak/">Bir Arada Yaşamak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kutuplaşma, Eğitim ve Bir Arada Yaşam</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/03/kutuplasma-egitim-ve-bir-arada-yasam/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eğitim Reformu Girişimi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Sep 2021 12:18:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ERG]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[bir arada yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimde eşitlik]]></category>
		<category><![CDATA[eşit eğitim hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[kutuplaşma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=74030</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir yandan eğitimin geleceğini bu kutuplaşmış ortamda nasıl konuşacağımızın yollarını aramaya devam etmek, öbür yandan eğitimin kutuplaşmayı azaltmak ve bir arada yaşamı mümkün kılmak için barındırdığı potansiyeli gerçekleştirmekte ısrarcı olmak gerekiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/03/kutuplasma-egitim-ve-bir-arada-yasam/">Kutuplaşma, Eğitim ve Bir Arada Yaşam</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Uzun bir aradan sonra yüz yüze eğitimle başlayan ve alınan önlemlerin bu şekilde devamını sağlayacağını umduğumuz yeni eğitim ve öğretim yılının ilk günlerindeyiz. Geçtiğimiz haftalarda, okulların açılmasına ilişkin tartışmaların ve hazırlıkların yanı sıra Prof. Dr. Ziya Selçuk’un görevden ayrılması ve Prof. Dr. Mahmut Özer’in Millî Eğitim Bakanı olarak atanması ile bunu takiben bakanlık üst yönetiminde yaşanan değişiklikler de gündemdeydi. Haziran 2018’deki Cumhurbaşkanı Seçimi ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nin ardından göreve gelen Bakan Selçuk’un ilk aylarında öncelik verdiği, kimi eksikliklerine rağmen hem hazırlık süreci hem de içeriği bakımından çoğunlukla ümitle karşılanan </span><i><span style="font-weight: 400;">2023 Eğitim Vizyonu</span></i><span style="font-weight: 400;">’nun açıklanmasının üzerinden neredeyse 3 yıl;</span><span style="font-weight: 400;"> vizyon doğrultusunda atılan ve planlanan adımların sunulduğu “2023 Eğitim Vizyonu ile ‘Birlikte Bir Yıl’” etkinliğinin üzerinden 1,5 yılı aşkın zaman geçti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şüphesiz, seçimler sonrasındaki 3 yıllık dönemde en çok iz bırakan, COVID-19 salgını ve eğitime etkileri oldu. Çocukların ve eğitim sisteminin 1,5 yıldır devam eden salgından nasıl etkilendiği, salgının görünür kıldığı ya da derinleştirdiği sorunlar birçok çalışmaya konu oldu ve olmaya devam etmeli.</span><span style="font-weight: 400;"> Dahası, COVID-19 öncesinde de içinde olduğumuz ve son aylarda sonuçlarını farklı afetler olarak can yakıcı biçimde yaşadığımız iklim krizini de dikkate alarak, salgın sürecinde yüzleştiklerimiz ve öğrendiklerimizle, eğitimi ve okulları yeniden düşünmeliyiz. Bununla birlikte, bu yazının odağını salgın oluşturmuyor. Salgının yarattığı zorluklarla, okulların açılmasına ilişkin belirsizliklerle, ilgili tarafların anlamlı katılımının sağlanamadığı karar alma süreçlerinin zorlukları ve belirsizlikleri pekiştirmesiyle geçen bu dönemde nelerin geri planda kaldığını hatırlama amacını taşıyor bu yazı. Salgın öncesinde tartıştığımız, tartışmaya ihtiyaç duyduğumuz birçok temel mesele önemini koruyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu meselelerden belki de en önemlileri, siyasal kutuplaşmanın eğitime etkisi ve ortak hedefler doğrultusunda uzlaşı ihtiyacı. ERG’nin 2018’de seçimler öncesinde yayımladığı </span><a href="http://www.egitimreformugirisimi.org/wp-content/uploads/2017/03/ERG_Secimler-ve-Egitim.pdf" target="_blank" rel="noopener"><i><span style="font-weight: 400;">Eğitimde Reform için Önce Ortak Akıl Oluşturmayı Öneriyoruz</span></i></a><span style="font-weight: 400;"> başlıklı çağrıda işaret ettiği siyasal kutuplaşma hâlâ önemli bir sorun alanı olarak önümüzde duruyor. Çağrıda “güvene dayalı ve kapsayıcı bir ortam oluşturma” ihtiyacına şu sözlerle dikkat çekilmişti: </span><span style="font-weight: 400;">“Toplumda yüksek beklentilerin ve endişelerin ortaklaştığı alan olan eğitim, siyasi kutuplaşmadan olumsuz etkileniyor. Paydaşlar arasındaki ötekileştirme ve güven eksikliği, geleceğimiz için kritik öneme sahip olan eğitimde aynı masada oturmayı ve konuşmayı güçleştiriyor. Bunlara ek olarak, eğitim politikalarındaki istikrarsızlık (örneğin, 20 yılda 10 Millî Eğitim Bakanının değişmiş ve liseye geçişte beş ayrı sistemin denenmiş olması) eğitim camiasında ciddi bir reform yorgunluğu oluşturuyor.”</span><span style="font-weight: 400;"> ERG’nin çağrısında, eğitim alanında toplumsal mutabakat ve siyasi uzlaşı gerektiren başlıca konular arasında sayılan “eğitimin amacı ve içeriği, eğitim yönetiminde kararların merkez-yerel ekseninde nasıl paylaşılacağı, kaynakların nasıl dağıtılacağı” ne vizyon belgesi sonrasında ne de salgın sürecinde anlamlı bir değişikliğe uğradı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de kutuplaşmanın güncel durumunu </span><a href="https://www.turkuazlab.org/ilgili-projelerimiz/turkiyede-kutuplasmanin-boyutlari-2020/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de Kutuplaşmanın Boyutları Araştırması 2020</span></a><span style="font-weight: 400;"> çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. İlki 2015 yılında yapılan, 2017&#8217;de tekrarlanan ve sonuncusu COVID-19 salgını sırasında 2020’de yapılan araştırmaya göre, bireylerin kendilerini ait hissettikleri kimliklerle siyasal parti tercihleri arasında belirgin bir örtüşme söz konusu. Ayrıca, bireylerin ülke gündemindeki konulara yaklaşımını da konuya ilişkin değerlendirmelerden ziyade taraftarı oldukları siyasal parti liderliğinin görüşü şekillendiriyor.</span><span style="font-weight: 400;"> Araştırmada görüşülen kişilerin yüzde 67’sinin “çocuklarının ‘en uzak’ hissettikleri parti taraftarlarının çocuklarıyla oynamasını istemediğini” belirtmesi bir arada yaşama arzusuna dair çok tedirgin edici bir bulgu. Görüşülen kişilerin yüzde 35’inin “’en uzak’ hissettikleri parti taraftarlarının kendi ihtiyaçlarına uygun eğitim alabilmesine” karşı çıkması ise, bireylerin başkalarını siyasal parti tercihleri nedeniyle kendisiyle eşit görmediği anlamına geliyor ve duygusal siyasal kutuplaşmanın ötekileştirmeye nasıl dönüşebileceğine örnek olarak sunuluyor. Bu bulguların yanı sıra salgında ve son yıllarda yaşanan afetler sırasında/sonrasında bir yandan yeni dayanışma şekillerine, genişleyen dayanışma ağlarına tanık olup umutlanırken aynı zamanda, etnik köken, din, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği, mültecilik, yaş vb. çeşitli nedenlerle birçok grubun ötekileştirmeye ve nefret söylemine maruz kaldığına da tanık olduk.</span></p>
<p><b>Özetle, bir yandan eğitimin geleceğini bu kutuplaşmış ortamda nasıl konuşacağımızın yollarını aramaya devam etmek, öbür yandan eğitimin kutuplaşmayı azaltmak ve bir arada yaşamı mümkün kılmak için barındırdığı potansiyeli gerçekleştirmekte ısrarcı olmak gerekiyor.</b><span style="font-weight: 400;"> Bu çerçevede, yukarıda bahsi geçen araştırmaya katılanların yüzde 90’ının “çocuklarının hak ettikleri kadar iyi bir eğitim alamaması” kaygısını paylaştıkları</span><span style="font-weight: 400;"> notunu düşüp bu ortaklığın uzlaşıya nasıl dönüşebileceği üzerine düşünmekte de yarar var. Bu doğrultuda, ERG’nin 2018 seçimleri öncesinde yayımladığı çağrıda yer verdiği bazı önerileri güncel ihtiyaçlar olarak geçerliliğini koruyor: </span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><i><span style="font-weight: 400;">“Eğitim yönetiminin saydamlık, katılımcılık, hesap verebilirlik, etkinlik, hukuka bağlılık ve tutarlılık ilkeleri çerçevesinde hareket etmesi yönünde siyasi ve bürokratik iradenin sağlanması; </span></i></li>
</ul>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><i><span style="font-weight: 400;">Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) ve sivil toplum kuruluşları arasındaki ilişkilerin kamunun tüm aktörlere eşit durması temelinde şekillenmesi; (…)</span></i></li>
</ul>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><i><span style="font-weight: 400;">Türkiye’deki tüm çocukların iyi olma halini önceliklendiren ve çağdaş eğitim politikalarının uygulanmasına dayanak oluşturan ilk sivil, bütüncül ve çoğulcu eğitim kanununun hazırlanması; </span></i></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><i><span style="font-weight: 400;">Anayasa’ya eğitimin amaçlarında uluslararası sözleşmeleri temel alan bir düzenlemenin eklenmesi; çocuk odaklılığa, çocukların bireysel gelişimini önceliklendirmeye, demokratik bir toplumda etkin katılımı sağlamaya, tüm insan haklarını ve her durumda gözeten bireylerin yetiştirilmesine ilişkin amaçlara vurgu yapılması.”</span></i><i><span style="font-weight: 400;"> </span></i></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak, salgın öncesinde büyük önem atfedilen vizyon belgesinin MEB’in gelecek adımlarında ne kadar belirleyici olacağı, belgenin son 1,5 yılda yaşananlar ışığında nasıl güncelleneceği, belgedeki hangi çalışmaların öncelikli olarak sürdürüleceği şimdilik belirsizliğini koruyor. Belgenin ve öngördüğü adımların geleceğine ilişkin karar alma süreçlerinin de güvene dayalı ve kapsayıcı bir ortam oluşturmaya ve ortak hedeflerde uzlaşı sağlamaya hizmet edecek biçimde kurgulanması gerekiyor.  </span></p>
<p>Yazan: ERG Direktörü Işık Tüzün</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/03/kutuplasma-egitim-ve-bir-arada-yasam/">Kutuplaşma, Eğitim ve Bir Arada Yaşam</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Suriyeliler Barometresi 2019: Kabulden Tahammüle </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/10/suriyeliler-barometresi-2019-kabulden-tahammule/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2020 09:58:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[bir arada yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeliler]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeliler Barometresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=57970</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de Suriyeliler konusunda yapılan en kapsamlı araştırma olan ‘Suriyeliler Barometresi- 2019: Uyum İçinde Yaşamın Çerçevesi’ çalışmasının sonuçları açıklandı. Suriyeliler Barometresi-2019, Türk toplumunun Suriyelilere başlangıç yıllarında verdiği desteğin ve dayanışmanın sürdüğünü ancak toplumsal kabul ve dayanışmada belirgin bir azalma, endişelerde ise artış olduğunu gösteriyor. Araştırma bu bulguyu, “Türk toplumunun kabulünün, büyük ölçüde “tahammül”e dönüşmesi” şeklinde yorumluyor. Araştırmaya göre, her ne kadar Türk toplumu kabul etmeye hazır olmasa ve Suriyeli karşıtlığı yükseliyor olsa da Suriyelilerin büyük bir kısmı Türkiye’de kendilerini kalıcı olarak görüyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/10/suriyeliler-barometresi-2019-kabulden-tahammule/">Suriyeliler Barometresi 2019: Kabulden Tahammüle </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2014 ve 2017 yapılan araştırmanın ardından 2019 yılında yapılan geniş çaplı anket ve odak grup mülakatlarıyla Suriyeliler Barometresi (SB) Türk toplumunun ve Suriyelilerin bir arada yaşama ilişkin tutumlarını ortaya koyuyor. Suriyeliler Barometresi-2019’A göre (SB), Türkiye’de bulunan 4 milyona yakın Suriyeli sığınmacının 1,2 milyona yakını İstanbul’da ikamet ediyor; çeşitli işlerde çalışan 1,3 milyon Suriyeli’nin yüzde 70’e yakını kayıt dışı ;  600 bin civarında Suriyeli çocuk ise ilk ve orta öğretimde Türk okullarında eğitim alıyor; yaklaşık 30 bin Suriyeli ise Türk üniversitelerinde okuyor.</p>
<p>IGAM Academy Başkanı, Türk-Alman Üniversitesi Göç ve Uyum Araştırmaları Merkezi (TAGU) Müdürü <a href="https://twitter.com/mmerdogan1103">Prof. Dr. M. Murat Erdoğan</a> tarafından Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) desteğiyle hazırlanan  <a href="https://igamder.org/TR/-suriyeliler-barometresi-2019-aciklandi">‘Suriyeliler Barometresi- 2019: Uyum İçinde Yaşamın Çerçevesi’</a> araştırmasının, ilki 2014 ve ikincisi 2017 yapılan araştırma ile karşılaştırmalı olarak ulaştığı diğer önemli bulguları şu şekilde sıralanabilir:<span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Türk toplumunun desteğinde ciddi bir aşınma ve isteksizlik görünür hale geldi. Türk toplumunun Suriyeliler konusundaki artan kaygıları, sürecin her geçen gün daha da siyasileşmesine yol açacak gibi görünüyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Suriyelilerin, ülkelerine dönme kararlılıkları hızla azaldı. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Türkiye’deki Suriyelilerin, ülkelerindeki savaş ve belirsizlik ortamının sürmesi, geri dönme umut ve isteklerini azaltıyor. Suriyelilerin Türkiye’deki kalıcılık eğilimleri güçleniyor. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Suriyelilerin %60’ı kendileri ve aileleri için Türkiye’de bir gelecek olduğuna inanıyor. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Ortak yaşamın uzamasına ve pek çok alanda doğallaşmasına rağmen, Türk toplumunun artan sosyal mesafesi dikkat çekiyor. Türk toplumu ortak gelecek ve daimi olarak birlikte yaşam konusuna mesafe koyuyor; buna hazır olmadığını hem endişeleri hem de talepleri ile ortaya koyuyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Türk toplumuna göre Suriyeliler geçimlerini Türk devletinin yardımlarıyla (%84,5) ya da “dilenerek” sağlıyorlar. Oysa düzenli bir gelir kaynağı olmayan Suriyeliler, çalışarak hayatlarını idame ettiriyorlar.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Suriyeliler Ocak 2016’dan bu yana çalışma izni alma hakkın sahip olsalar da genelde kayıt dışı çalışıyorlar. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Türk katılımcıların neredeyse %80’i, Suriyelilerin en az yarısının Türkiye’de kalacağından emin ancak birlikte yaşam iradesinin son derece zayıf; Türk toplumunda Suriyeliler konusunda “gönülsüz bir kabullenme” görülüyor. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin en önemli 10 sorunu içinde Suriyeliler konusunu, Türkiye’nin ilk üç önemli sorunu olarak görenlerin toplam oranı %60’ın üzerinde…</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Suriyelilerin Türkiye’de en fazla sorun yaşadıkları ve şikâyetçi oldukları alan, çalışma koşulları (%36,2).</span></li>
</ul>
<h5><b>SB-2019 Politika Önerileri</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">SB’nin </span><a href="https://igamder.org/uploads/belgeler/SB2019-Yonetici%20Ozeti-TR.pdf"><span style="font-weight: 400;">yönetici özetinde</span></a><span style="font-weight: 400;"> de belirtildiği gibi, çalışmada uyum kavramı “kendiliğinden, isteyerek ya da zorunlu olarak bir araya gelen toplulukların, çoğulculuğun kabul gördüğü ortak bir aidiyet zemininde karşılıklı kabul ve saygı çerçevesinde huzur içinde bir arada olabildiği duygu ve yaşam biçimi” olarak ifade ediliyor. SB, politika önerileri sunarken, saha çalışmasını esas alarak uyum konusunda toplumsal algıların ve toplumsal kabulün durumunu tespit etmeyi, bu tespitler üzerinden ise politika önerileri sunmayı amaçlıyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalışmada, uyum konusunun –özellikle de 3,5 milyonu aşkın bir kitle için- zor ve uzun bir süreç olduğu, hem devletin hem de toplumun çaba göstermesi gerektiği; uyum sürecinin son derece karmaşık, duygusal, maliyetli ve zaman zaman da çatışmalar yaratan bir süreç olduğunun unutulmamasının gerektiği vurgulanıyor. </span></p>
<p>Türkiye’deki Suriyelilerin sayısal büyüklüğü hem Türk toplumunda endişe yaratıyor hem de Suriyelilerde kendi içine kapanma/gettolaşma ya da kendi toplumsal alanları kendilerinin yaratması riskini güçleştiriyor.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">SB’ye göre, hak ve birey merkezli, dinamik, modüler ve yerel öncelikli uyum yaklaşımı gerekiyor: Türkiye’deki Suriyelilerin sayısal büyüklüğü hem Türk toplumunda endişe yaratıyor  hem de Suriyelilerde kendi içine kapanma/gettolaşma ya da kendi toplumsal alanları kendilerinin yaratması riskini güçleştiriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">SB, bu risklerin ciddiye alınarak Suriyelilerin Türk toplumu ile bir arada ve Türk toplumunun onurlu bir parçası olarak yaşaması hususunda politikalar geliştirilmesi gereğine dikkat çekiyor. Buna göre, uyum politikalarının dinamik, modüler ve temelde yerel uyumu ön plana çıkaran bir yapıda; hak ve birey temelli ve yerel uyum öncelikli olması, mevcut ve gelecekteki sorunların en aza indirilmesine katkı sağlayabilir.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">SB’de önerilen “uyum” kavramı ile hak ve birey temelli yaklaşımla “huzur ve barış içinde, onurlu bir yaşam” ifade ediliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">SB-2019 çalışmasının ortaya çıkardığı bulgulardan hareketle, farklı alanlarda politika önerileri şu şekilde özetlenebilir:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">“Geçicilik-kalıcılık” tartışması yerine yeni sosyolojik gerçekliğe konsantre olmak gerekiyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kırılgan ve azalma eğilimindeki toplumsal kabul güçlendirilmelidir: Türk toplumunun endişelerini göz ardı etmeksizin, kabul düzeyinin sürdürülebilir kılınmasına özen gösterilmelidir. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">“Kültürel yakınlık” başlangıçta dayanışma için önemli bir rol oynasa da süre uzadığında belirleyici olan sayısal büyüklük olmaktadır: Her ne kadar Türk toplumu ile Suriyeliler arasında dini ve kültürel yakınlık bir gerçeklik olsa da toplumun bu konudaki algısı sayısal büyüklüklere bağlı olarak değişebilmektedir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Sayıları 3,5 milyonu aşan Türkiye’deki Suriyeliler için Suriye’deki ve Türkiye’deki gelişmeler dikkate alarak, orta-uzun vadeli, dinamik ve çok seçenekli modeller geliştirilmelidir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kapsamlı ve gerçek verilere dayalı bir iletişim stratejisi geliştirilmelidir: SB çalışmaları, Türk toplumundaki Suriyelilere yönelik olumsuz görüşlerin çok büyük bölümünde yanlış ya da eksik bilgilendirme kaynaklı olduğunu ortaya koymaktadır</span><span style="font-weight: 400;">.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Uyum politikaları risklidir, kalıcılığı özendirir, ama kalıcılık güçlü bir seçenek ise ertelemek risk yaratır.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Hangi uyum modeli, hangi aktör-ler?: Uyum konusu son derece karmaşıktır ve ilkelerden söz edilse de her yerde geçerli bir modelden söz etmek mümkün değildir. Uyum konusunda temelde üç aktör olduğu bilinmektedir: Birincisi devlet, ikincisi ev sahibi-yerel toplum ve üçüncüsü ise “sonradan gelenler”dir. Her biri farklı rol ve yükümlülüklere sahiptir. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin süreç yönetiminde kısa vadeli “projeler” anlayışından uzun vadeli ve “strateji” zemininde yürüyen bir süreç yönetimine geçmesi gerekmektedir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum örgütlerinin rolü ve etkinliği geliştirilmelidir: Türkiye’deki Suriyeliler konusu, sivil toplumun ne kadar önemli rol oynadığının anlaşılması bakımından önemli bir tecrübe imkanı yaratmıştır. Ayrıca “teşvik amaçlı” bir STK haritalandırması ile hem işbirlikleri ve destek olanakları hem de yapılan faaliyetlerin etki analizinin takip edilebileceği mekanizmalar geliştirilmelidir. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Yerel uyum süreçleri güçlendirilmelidir: “Afet yerel ise çözümü de yereldedir” sözünden hareketle, uyum süreçlerinin yerel uyum merkezli yürütülmesi gerekmektedir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">“Kalkınmacı yaklaşım” yol gösterici olmalıdır: Arzu edilse de edilmese de yaşanması ihtimali güçlü görünen ortak yaşamın kalkınmacı bir yaklaşımla toplumun her kesimine katkı verecek şekilde yapılandırılması gerekmektedir. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Sosyal Uyum Yardımı (SUY/ESSN)’in “kalkınma” öncelikli olarak yeniden yapılandırılması gerekmektedir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Kamu kurumları sağlıklı veri toplamalı ve bu verileri mümkün olduğunca kullanımına sunmalıdır.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Suriyeliler politika yapım ve sosyal uyum süreçlerine etkin biçimlerde dahil edilmelidir: Türkiye’deki Suriyeliler, Türkiye nüfusunun %4’ünü aşan bir sayıya ulaşmış, Türkiye’de ortalamada 5 yıl civarında da bir yaşam tecrübeleri olmuştur</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Suriyeli üniversite öğrencileri uyum sürecinin stratejik aktörleri olarak değerlendirilmelidir: Suriyeliler içinde özel bir grup olan Türk üniversitelerindeki 33 bini aşkın öğrenci ve mezunlar stratejik çözüm ortakları olarak tanımlanmalı ve bu kitlenin Suriyeliler ile Türk toplumu arasındaki iletişimi ve etkileşimi güçlendirmesine imkân sağlanmalıdır. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Suriyeli kadınların kendini geliştirmeleri ve süreçlerde aktif rol üstlenmeleri sağlanmalıdır: Türkiye’deki Suriyelilerin % 45’i kadınlardan oluşmaktadır. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Suriyeli çocukların “kayıp kuşaklar”a dönüşmemesi için zorunlu eğitim alanında daha fazla çaba gerekmektedir: Türkiye’nin olağanüstü çabası ve başarısına rağmen, zorunlu okul çağındaki Suriyeli çocukların % 35’inden fazlası okullaştırılamamıştır.  </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de 9 yıllık geçmişleri olan Suriyeliler için “geçici koruma” statüsüne alternatif statüler de tartışılmalıdır: Türkiye’de ortalama kalış süreleri 4,5-5 yıldan fazla olan Suriyelilerin “Geçici Koruma Statüsü” yeniden gözden geçirilmelidir. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Vatandaşlık politikasında şeffaflık toplumsal destek için önemlidir: Suriyelilere verilen vatandaşlık konusunda toplumda çok ciddi bir tepki ve endişe söz konusudur. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;"> AB’den ve diğer dış kaynaklardan gelen mali desteklerin toplumla paylaşılması, devlet üzerindeki baskıyı da toplumsal tepkileri de azaltmada etkili olabilir.</span></li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/10/suriyeliler-barometresi-2019-kabulden-tahammule/">Suriyeliler Barometresi 2019: Kabulden Tahammüle </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YADA Vakfı, Bir Arada Yaşam: “Beraber Mümkün” Arama Atölyesine Davet Ediyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/08/yada-vakfi-bir-arada-yasam-beraber-mumkun-arama-atolyesine-davet-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jan 2020 08:25:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[AB Başkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bir arada yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Diyaloğu V Programı]]></category>
		<category><![CDATA[YADA Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46622</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil toplumun farklı aktörleri arasındaki diyaloğun artırılması ve sivil toplumun etki kapasitesini artırmak için çalışmalar yürüten YADA Vakfı, 20 Ocak'taki atölye çalışmalarına davet ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/08/yada-vakfi-bir-arada-yasam-beraber-mumkun-arama-atolyesine-davet-ediyor/">YADA Vakfı, Bir Arada Yaşam: “Beraber Mümkün” Arama Atölyesine Davet Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><span style="font-family: arial, sans-serif;">YADA Vakfı, tüm bu etkinliklerde hem çalışma alanları hem de arka planları ve motivasyonları açısından oldukça farklı birçok kurumu bir araya getiriyor, birlikte müzakerenin ve hatta iş birliklerinin peşine düşüyor. Kimlik ve kültür gruplarıyla doğrudan çalışan, bu grupları temsil eden kişilerle çalışan sivil toplum kuruluşları arasındaki diyalog ve işbirliklerinin artırılması ve bu yolla bu kuruluşların etkisinin artırılması da önemli odak noktalarından biri oluyor.</span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-family: arial, sans-serif;">Bu motivasyonla, AB Başkanlığı tarafından uygulanan Sivil Toplum Diyaloğu V Programı </span><span style="font-family: arial, sans-serif;">Sivil Toplum Diyaloğu V Programı kapsamında yürütülen “Türkiye ve AB’de Sivil Toplum Kuruluşlarının Çokkültürlülük Yaklaşımının Güçlendirilmesi” projesi kapsamında Bir Arada Yaşam: “Beraber Mümkün” diyerek yola çıkıyor, farklı kimlik ve kültür gruplarının bir arada yaşam tecrübelerine odaklanacakları bir etkinlik serisi gerçekleştiriyor. Etkinlik serisine dair detaylar için buraya <u><a href="https://drive.google.com/file/d/0B-BdRb1lQ38qQTQ0MlVvMnVvTldXbVQwSTJZYU0xamZEZDFZ/view?usp=sharing">tıklayınız</a>.</u></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-family: arial, sans-serif;">Proje kapsamında gerçekleştirilecek, birlikte yaşamın olanaklarının, önündeki engelleri ve birlikte mücadele alanlarının tartışılacağı arama atölyesine davetlisiniz. </span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-family: arial, sans-serif;">Katılım için<b> 15 Ocak 2020</b> 17.00’a kadar <a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSeQNU1NLrQZvG31BDC9B5RM2eSv3fIc_VE4ICyncB6u9N7J_A/viewform">bu linkteki</a> formu doldurmanız gerekmekte. Bir kurumdan iki kişi katılım gösterebilir.</span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-family: arial, sans-serif;">Tarih: <b>20 Ocak 2020, Pazartesi</b><br />
Saat: <b>09.30-16.30</b><br />
Şehir: <b>Diyarbakır</b><br />
Mekan: <b>Detaylar süreçte paylaşılacaktır.<br />
</b></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-family: arial, sans-serif;"><b>Not:</b> Şehir dışı katılımların yol ve konaklama masrafları için bir kontenjan mevcuttur. Talebiniz esnasında yol ve konaklama konusunda destek talebiniz varsa iletmeniz gerekmekte.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/08/yada-vakfi-bir-arada-yasam-beraber-mumkun-arama-atolyesine-davet-ediyor/">YADA Vakfı, Bir Arada Yaşam: “Beraber Mümkün” Arama Atölyesine Davet Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Farklı Kimlik Ve Kültür Gruplarına Odaklanmak: Bir Arada Yașam: “Beraber Mümkün”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/30/farkli-kimlik-ve-kultur-gruplarina-odaklanmak-bir-arada-yasam-beraber-mumkun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Özsoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Oct 2019 10:51:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[AB İzleme Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[bir arada yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Meydan buluşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Rümeysa Çamdereli]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Diyaloğun Güçlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum diyaloğu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye ve AB’de Sivil Toplum Kurulușlarının Çokkültürlülük Yaklașımının Güçlendirilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[YADA Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43742</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yakın zamanda Meydan Buluşmaları'yla takip ettiğimiz YADA Vakfı şimdi sivil toplum için Bir Arada Yaşam: “Beraber Mümkün” isimli yeni bir buluşma düzenliyor. AB Başkanlığı tarafından uygulanan Sivil Toplum Diyaloğu V Programı kapsamında yürüttükleri “Türkiye ve AB’de Sivil Toplum Kuruluşlarının Çokkültürlülük Yaklaşımının Güçlendirilmesi” projesi kapsamındaki bu programda farklı kimlik ve kültür gruplarının bir arada yaşam tecrübelerine odaklanmayı hedefliyorlar. Proje Koordinatörü Rumeysa Çamdereli ile programa dair konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/30/farkli-kimlik-ve-kultur-gruplarina-odaklanmak-bir-arada-yasam-beraber-mumkun/">Farklı Kimlik Ve Kültür Gruplarına Odaklanmak: Bir Arada Yașam: “Beraber Mümkün”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"><strong>Mümkün programı nedir? Bize biraz anlatır mısınız?</strong> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">YADA Vakfı olarak sivil toplumun farklı aktörleri arasındaki diyaloğun artırılması ve bu șekilde sivil toplumun daha etkili hale gelmesi için çalıșmalar yürütüyoruz. Tüm bu etkinliklerimizde hem çalıșma alanları hem de arka planları ve motivasyonları açısından oldukça farklı birçok kurumu bir araya getiriyor, birlikte müzakerenin ve hatta iș birliklerinin peșine düșüyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AB Bașkanlığı tarafından uygulanan Sivil Toplum Diyaloğu V Programı kapsamında yürüttüğümüz “Türkiye ve AB’de Sivil Toplum Kurulușlarının Çokkültürlülük Yaklașımının Güçlendirilmesi” projesi kapsamında <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/14/bir-arada-yasam-beraber-mumkun-arama-atolyesine-davetlisiniz-2/">Bir Arada Yașam: “Beraber Mümkün”</a> diyerek yola çıkıyor, farklı kimlik ve kültür gruplarının bir arada yașam tecrübelerine odaklanacağımız etkinlikler gerçekleştiriyoruz.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Bir arada yaşamın toplum içerisindeki farklı kültür ve kimlik gruplarının dahiliyetiyle, ortak bir yaşamın farklı katmanlarıyla birlikte tahayyül edilmesiyle mümkün olabileceğini düşünen sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelmesini, bilgi ve tecrübe paylaşımı yapmasını hedefliyoruz. Bu şekilde kendi tecrübelerinin farklılaşan ve ortaklaşan noktalarını görmeleri diyalog ve iş birliği için önemli bir zemin oluşturuyor düşüncesindeyiz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>Bu etkinliklerden biraz daha ayrıntılı bahsedebilir misiniz? Nasıl metodlar kullanıyorsunuz? </strong></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Etkinliklerimizde konuşmacılarımız ya da dinleyicilerimiz yok. Çember şeklinde, tüm katılımcıların birbirini görebileceği bir düzende toplantılarımızı gerçekleştiriyoruz. Tüm katılımcıların olabildiğince eşit ve aktif bir şekilde katılabilecekleri bir müzakere ortamı oluşturmak için farklı yöntemlerden yararlanıyoruz. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Bir araya geldiğimiz tema etrafında bu temaya uygun tanışma etkinlikleri, zihin haritası gibi birlikte düşünmeye teşvik eden yöntemler, katılımcıların günün içeriğini şekillendirebildikleri açık alan gibi yöntemler kullanıyoruz. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Her etkinliğe temaya uygun bir şekilde olabildiğince farklı çalışma alanlarından, farklı arka planlardan sivil toplum kuruluşlarını davet ediyor, her etkinliğin içeriğini de bu katılımcılara göre şekillendirmeye çalışıyoruz. </span></p>
<p><strong>Geçtiğimiz yıl Meydan adlı bir program yürütüyordunuz, arada nasıl benzerlik ve farklılıklar var?</strong><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Meydan Buluşmaları ve Meydan Atölyeleri devam ediyor, burada temel derdimiz sivil toplum kuruluşlarını bir konu etrafında bir araya getirmek, farklılıklarıyla bu konuya dair bakış açılarını paylaşabilecekleri bir zemin yaratmak. Manifestosunda da şu şekilde ifade etmiştik derdimizi:</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Meydan, sivil toplum kuruluşları olarak, Türkiye&#8217;nin meselelerini keşfetmek, gündeme taşımak, çözüme dair seçenekler üzerine konuşmak, dinlemek, bildiğini anlatmak, öğrendiğini anlatmak ve biriktirebilmek için var.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8220;Bir arada yaşam: Beraber Mümkün&#8221; diyerek yola çıktığımız etkinliklerimiz de benzer bir zeminde kurguladığımız etkinlikler. Burada odak noktamıza farklı kültür, kimlik gruplarını odağımıza alıyoruz, sivil toplumun birlikte konuşacağı konu olarak merkezimize bir arada yaşamın kendisini alıyoruz. Farklı grupların yaşadığı ayrımcılık hikayelerini, bu hikayelerdeki gizli ve görünür olan yanları, buradaki ortaklıkları ve farklılıkları konuşarak bir arada yaşamın olanaklarını konuşuyoruz, sivil toplumun buradaki misyonunu ve iş birliğinin konuya muhtemel katkılarına dair birlikte kafa yoruyoruz.</span></p>
<p><strong>Bu etkinliklerin çıktıları olacak mı, oluyor mu? Nasıl sonuçlar aldınız? </strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Meydan etkinliklerinin çıktıları meydanda.org web sitemizde yer alıyor, yine “meydanda.org” isimli Facebook, Twitter ve Instagram hesaplarında gerçekleştirdiğimiz etkinliklerin öncesinde ve sonrasında bu etkinliklerin genel çerçevesi ve çıktılarına yönelik paylaşımlarda bulunuyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bir arada yaşam: Beraber Mümkün” diyerek yola çıktığımız etkinliklerimize de daha yeni başladık. İlerleyen günlerde projenin web sitesi ve sosyal medya hesaplarını aktif hale getirip konuya dair ürettiğimiz farklı içerikleri paylaşıyor olacağız. Sivil Sayfalar’da da içeriklerimizi paylaşıyor oluruz zaten.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>Biraz da YADA&#8217;nın gündeminden bahsedebilir misiniz? Gelecekte başka neler yapmayı planlıyorsunuz?</strong></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">YADA&#8217;nın temel misyonu başta da ifade ettiğim üzere sivil toplum kuruluşları arasındaki diyalogu, iş birliğini güçlendirmek ve etkilerini arttırmak. Bu gündemler etrafında projeler üretmeye, bu alanda var olan durumu keşfetmeye, bilgi üretmeye, araştırmalar yapmaya ve uygulama çalışmalarıyla da adımlar atmaya devam edeceğiz, başka bir deyişle ilerleyen günlerde hem Meydan hem de Bir Arada Yaşam: Beraber Mümkün temalı buluşmalar, atölyeler düzenliyor olacağız.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aynı zamanda, şu an yürüttüğümüz “Sivil Diyaloğun Güçlenmesi” isimli projede sivil toplum kuruluşları arasında diyalog ve iş birliğinin haritalanmasına ilişkin bir araştırma gerçekleştiriyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak, farklı sivil toplum kuruluşlarına sosyal etki izlemeleri konusunda destek veriyoruz. Bu konuda da TAV ve İKV’yle ortak olarak yürüttüğümüz “AB İzleme Ağı” projesi kapsamında bir rehber kaleme alıyoruz. Bu rehberde de sivil toplum kuruluşlarına hem kendi çalışmalarını hem de hakkında çalıştığı konunun kendisini sosyal etki bağlamında analiz etmelerine imkân tanıyacak adımlar, bakış açıları paylaşmayı hedefliyoruz.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/30/farkli-kimlik-ve-kultur-gruplarina-odaklanmak-bir-arada-yasam-beraber-mumkun/">Farklı Kimlik Ve Kültür Gruplarına Odaklanmak: Bir Arada Yașam: “Beraber Mümkün”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Arada Yaşam: “Beraber Mümkün” Arama Atölyesine Davetlisiniz!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/20/bir-arada-yasam-beraber-mumkun-arama-atolyesine-davetlisiniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Sep 2019 08:44:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[bir arada yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf (YADA Foundation)]]></category>
		<category><![CDATA[“Beraber Mümkün” Arama Atölyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42447</guid>

					<description><![CDATA[<p>YADA Vakfı, 25 Eylül'de “Türkiye ve AB’de Sivil Toplum Kuruluşlarının Çokkültürlülük Yaklaşımının Güçlendirilmesi” projesi kapsamında Bir Arada Yaşam: “Beraber Mümkün” Atölyesini gerçekleştirecek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/20/bir-arada-yasam-beraber-mumkun-arama-atolyesine-davetlisiniz/">Bir Arada Yaşam: “Beraber Mümkün” Arama Atölyesine Davetlisiniz!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">YADA Vakfı, sivil toplumun farklı aktörleri arasındaki diyaloğun artırılması ve sivil toplumun etki kapasitesini artırmak için çalışmalar yürütüyor. Tüm bu etkinliklerinde hem çalışma alanları hem de arka planları ve motivasyonları açısından oldukça farklı birçok kurumu bir araya getiriyor, birlikte müzakerenin ve hatta iş birliklerinin peşine düşüyor. Kimlik ve kültür gruplarıyla doğrudan çalışan, bu grupları temsil eden, bu grupları temsil eden kişilerle çalışan sivil toplum kuruluşları arasındaki diyalog ve işbirliklerinin artırılması ve bu yolla bu kuruluşların etkisinin artırılması da önemli odak noktalardan biri oluyor.</p>
<p dir="ltr">Bu motivasyonla, AB Başkanlığı tarafından uygulanan Sivil Toplum Diyaloğu V Programı kapsamında yürüttükleri “Türkiye ve AB’de Sivil Toplum Kuruluşlarının Çokkültürlülük Yaklaşımının Güçlendirilmesi” projesi kapsamında Bir Arada Yaşam: “Beraber Mümkün” diyerek yola çıkıyor, farklı kimlik ve kültür gruplarının bir arada yaşam tecrübelerine odaklanacakları bir etkinlik serisi gerçekleştiriyorlar.</p>
<p dir="ltr">Sizi, proje kapsamında gerçekleştirecekleri, birlikte yaşamın olanaklarını, önündeki engelleri ve birlikte mücadele alanlarının tartışılacağı arama atölyesine davet ediyorlar. Katılım taleplerinin <a href="mailto:sahin@yada.org.tr" target="_blank" rel="noopener">sahin@yada.org.tr</a> adresine 20 Eylül (bugün) 2019 17.00’a kadar iletilmesi gerekmekte.</p>
<p dir="ltr"><strong>Yer:</strong> İstanbul&#8217;da<i>,</i> toplu taşımaya yakın, merkezi bir mekanda<b> </b>gerçekleştirilecek; detaylar size en kısa zamanda iletilecektir.</p>
<p dir="ltr"><strong>Tarih:</strong> 25 Eylül 2019</p>
<p dir="ltr"><strong>Saat:</strong> 9.30 &#8211; 16.30</p>
<p dir="ltr"><strong><span style="font-size: large;">Etkinlik Programı:</span></strong></p>
<p dir="ltr">9.30 &#8211; 10.00 : Kayıt ve açılış</p>
<p dir="ltr">10.00 &#8211; 10.45 : Tanışma etkinliği</p>
<p dir="ltr">10.45 &#8211; 11.00 : Kahve arası</p>
<p dir="ltr">11.00 &#8211; 13.00: Birinci Oturum</p>
<p dir="ltr"><strong>Gündelik hikayelerde farklılıklarımız ve bir arada yaşamı aramak</strong></p>
<p dir="ltr">Etkinliğin ilk oturumunda, sivil toplum kuruluşlarının temsil ettiği kimlik ve kültür gruplarının özgün hikayelerinin paylaşılması planlanıyor. Bir arada yaşamın önündeki engeller, yaşanan ayrımcılıklar üzerine paylaşım oturumu olarak kurgulanıyor. Burada hem farklı kimlik gruplarının gündelik hayatta yaşadığı ayrımcılıklara ve bunlarla mücadele mekanizmalarına, hem de bu hikayelerin görünürlüklerine ve algılanış biçimlerine dair bir tartışma oturumu öngörülüyor.</p>
<p dir="ltr">13.00 &#8211; 14.00: Öğle Yemeği</p>
<p dir="ltr">14.00 &#8211; 16.00: İkinci Oturum</p>
<p dir="ltr"><strong>Bir arada yaşam beraber mümkün: çözüm önerileri</strong></p>
<p dir="ltr">İkinci oturumda, günün ilk oturumunda katılımcılarla birlikte tasvir edilen ortamda farklı kimlik ve kültür gruplarının tecrübelerinde ortaklaşan ve ayrışan noktaların keşfetmesi amaçlanıyor. Oturumda, bu yakınlaşma ve ayrışmaların ortaya çıkardığı muhtemel ortak mücadele zeminleri üzerine birlikte düşünmek ve bu zeminleri kurmanın imkanları ve sınırları tartışılacak.</p>
<p dir="ltr">Not: Şehir dışı katılımların yol ve konaklama masrafları için bir kontenjan mevcuttur. Talebiniz esnasında yol ve konaklama konusunda destek talebiniz varsa iletmeniz gerekmektedir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/20/bir-arada-yasam-beraber-mumkun-arama-atolyesine-davetlisiniz/">Bir Arada Yaşam: “Beraber Mümkün” Arama Atölyesine Davetlisiniz!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meydan Söyleşileri: Yazının Yol Arkadaşlığında Bir Proje; Göçmen Harfler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/13/meydan-soylesileri-yazinin-yol-arkadasliginda-bir-proje-gocmen-harfler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seçil Türkkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Nov 2018 07:15:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[beraberce derneği]]></category>
		<category><![CDATA[bir arada yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[meydan buluşması]]></category>
		<category><![CDATA[Meydan Söyleşileri]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteci Meselesi Kimin Meselesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32302</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beraberce Derneği’nin başlattığı Göçmen Harfler Yazı Atölyesi, Suriyeli kadınları kendi dillerinde yazmaya teşvik ediyor. Vurgu yaptıkları bir gerçek de Türkiye’nin azınlıklarını görmezden geldiğimiz noktada, Suriyelilerin bunu yeniden hatırlattıkları.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/13/meydan-soylesileri-yazinin-yol-arkadasliginda-bir-proje-gocmen-harfler/">Meydan Söyleşileri: Yazının Yol Arkadaşlığında Bir Proje; Göçmen Harfler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Türkiye’nin meseleleri  üzerine konuşmak ve müzakere etmek için STK Temsilcileri, konu hakkında çalışan akademisyenler ve aktivistlerin bir araya geldiği Meydan Buluşmaları serisinin ikinci etkinliğinde “Mülteci Meselesi Kimin Meselesi?” sorusuna yanıt aranıyor.</p>
<p dir="ltr">Katılımcı kuruluşların birbiriyle tanışmalarına da vesile olan bu buluşma serisi, bir arada yaşam tahayyüllerini konuşmak için alan açıyor. Meydan Buluşması&#8217;nın katılımcılarından Beraberce Derneği direktörü Ayşe Öktem ve Berfin Azdal ile konuştuk.</p>
<p dir="ltr"><strong>Mülteci kadınlarla birlikte yürüteceğiniz bir yazı atölyesine başladınız. Bu atölyeden neler olacak ve hedefleriniz neler?</strong></p>
<p dir="ltr"><strong>Berfin Azdal:</strong> Beraberce Derneği’nde çalışma alanlarımızdan biri göç. Dernek olarak Türkiye topraklarında yaşayan, sayıları 4 milyondan fazla göçmenle barış içerisinde ve birlikte yaşamanın yollarını arayan çalışmalar yürütüyoruz. “Göçmen Harfler” Yazı Atölyesi’nde mülteci kadınlarla cinsiyet rolleri, eşitsizlikler ve ayrımcılık üzerine öyküler, şiirler, fotoğraflar, resimler aracılığıyla düşünmeyi, tartışmayı; bunlardan yola çıkarak bireysel ve kolektif hafızada yolculuğa çıkmayı, hayaller ve gerçekleri kurmaca yazı bütünlüğü içinde anlatmayı ve aktarmayı amaçlıyoruz. Bu topraklarda yaşayan tüm kadınların güçlenmesi için kurmaca yazıyının iyi bir yol arkadaşı ya da aracı olduğunu düşünüyoruz. Filmmor Kadın Kooperatifi’nde, edebiyatçı Melike Koçak&#8217;ın yürütücülüğünde gerçekleşiyor. Mülteci kadınların yazı aracılığıyla düşünme ve ifade edebilme becerilerini geliştirmeyi amaçlayan bu atölye, orta ve iyi derece Türkçe bilen mülteci kadınlarla gerçekleştiriliyor. Her katılımcının anadilinde yazmasını önemsiyoruz. Sözlü ve yazılı tüm çalışmalarımızı Türkçe ve Arapça olmak üzere çift dilli yürütüyoruz. 12 hafta sürecek atölyenin sonunda kadınların yazılarından oluşan çok dilli bir kitap çıkarmayı düşünüyoruz.</p>
<p dir="ltr"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-32303" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/44852285_613864232365906_7972484922386415616_n-640x480.jpg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/44852285_613864232365906_7972484922386415616_n-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/44852285_613864232365906_7972484922386415616_n-610x458.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/44852285_613864232365906_7972484922386415616_n-320x240.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/44852285_613864232365906_7972484922386415616_n.jpg 960w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p dir="ltr"><strong>Mülteci kadınlar size nasıl ulaşıyor ve nasıl bağ kuruyorsunuz?</strong></p>
<p dir="ltr"><strong>Berfin Azdal:</strong> Hayat bizi karşılaştırıyor. Beraberce fikri yaşamsallaştıkça mülteci kadınlarla yan yana geliyoruz. Mülteci alanındaki başka projelerimizde birlikte iş yaptığımız kurumlar aracılığıyla biz kadınlara ulaşıyoruz. Fakat Göçmen Harfler’de mülteci kadınlarla yan yana gelmemizin öyküsü başka. Ben, atölyede tercümanlık yapması için Faten Sarraj ile konuşuyorum. Faten tercümanlığı kabul ediyor ama atölyede yazmak da istiyor. Heyecanlanıp yazı atölyesi fikrinden ablasına bahsediyor. Ablası Rasha, heyecanla arkadaşlarına söylüyor derken kulaktan kulağa dolaşan bir heyecanla yan yana gelmiş olduk mülteci kadınlarla.</p>
<p dir="ltr"><strong>İşbirliklerine açık bir yapılanmanız olduğunu söyleyebilir misiniz?</strong></p>
<p dir="ltr"><strong>Berfin Azdal:</strong> Adımız beraberce iken işbirliklerine kapalı olsak ironik olurdu. Neredeyse bütün faaliyetlerimizde başkaca kurumlarla işbirliği yapıyoruz. Örneğin göç çalışmalarımız kapsamında &#8220;Birlikte Yaşam Festivalleri&#8221; düzenliyoruz. Bu festivallerden biri Kadıköy Belediyesi ve Ardıç Dayanışma Derneği işbirliğiyle gerçekleşti. Şişli Belediyesi ve Göçmen Dayanışma Derneği ile başka bir festivalin hazırlık aşamasındayız. Aynı şekilde Sultanbeyli  Mülteciler Derneği ile de festivalin organizasyon çalışmalarına devam ediyoruz. Beraberalan çalışmalarımız kapsamında düzenlediğimiz beraberce Güz Akademisi’ne beraberce yaşam üzerine sözü olan birçok kişi ve kurumu davet ettik örneğin. Kadın Kadına Mülteci Mutfağı da var, Müslüman feministler tarafından kurulan Havle Kadın Derneği de… Özetle, ilkelerde ve beraberce yaşam tahayyülünde anlaştığımız sürece işbirliklerine her daim açığız.</p>
<p dir="ltr"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-32304" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/DSC0397-640x425.jpg" alt="" width="640" height="425" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/DSC0397-640x425.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/DSC0397-1024x680.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/DSC0397.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/DSC0397-610x405.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/DSC0397-320x213.jpg 320w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p dir="ltr"><strong>Siz de <a href="http://meydanda.org/" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=http://meydanda.org/&amp;source=gmail&amp;ust=1541845064396000&amp;usg=AFQjCNHIINUWEcqoifHb-6hs1upRLhxR4w">Meydan</a> toplantısına katılacak isimlerdensiniz. On plana çıkarmayı planladığınız sorunlar/tespitler ya da çözüm önerileriniz neler?</strong></p>
<p dir="ltr"><strong>Berfin Azdal:</strong> Şu anda zaten 4 milyon mülteci ile birlikte yaşıyoruz. Özellikle Suriyeli göçmenler için hukuken ‘Geçici Koruma Statüsü’nden bahsetsek de göçmenler bu topraklarda kalıyorlar ve kalacaklar. Peki, nasıl? Beraberce olarak hep tartıştığımız ve cevap aradığımız &#8220;Nasıl birlikte yaşayacağız&#8221; sorusunu Meydan’da da soracağız, yanıtlar arayacağız.</p>
<p dir="ltr"><strong>Genel anlamda sivil toplumun &#8220;Bir arada Yaşam&#8221; konusunda verdiği sınavı nasıl buluyorsunuz?</strong></p>
<p dir="ltr"><strong>Ayşe Öktem:</strong> Bir yandan tabii ki daha çok şey yapılabilirdi. Aslında göç gibi bir sorunumuzun olduğunu Suriye’lerin gelmesiyle birlikte anladık ancak. Örneğin eski Sovyet Cumhuriyetlerinden gelen kadın işçileri, ya da buraya yerleşen Afrika’lıları uzun süre görmedik. “Bir arada yaşam” dediğimizde bunun ayrılmaz bir parçası olan, düşmanca tavrımızla azalta azalta tam azınlık haline getirdiğimiz halkları -en başta Ermeni, Rum ve Yahudileri &#8211; uzun süre görmezden geldik. Suriyeliler sağolsun hepsini hatırlattılar, beraberce yaşamı nasıl örgütleyeceğimiz sorusunu bize fark ettirdiler. Öte yandan başka ülkelerde kıyasladığımda, özellikle de Batı Avrupa ülkelerinde sivil toplumun bu konularda hangi evrelerden geçtiğine baktığımda hiç de fena bir sınav vermediğimizi düşünüyorum.</p>
<p dir="ltr"><strong>Konu, sizce STK&#8217;larla çözülebilir mi yoksa STK&#8217;ların devletleri de harekete geçirmesi mi gerekir? Mülteciler günümüzde bir devlet politikasına da işaret ettiğini görüyoruz.</strong></p>
<p dir="ltr"><strong>Ayşe Öktem:</strong> Devletlerin yapacağı iş vardır, STK&#8217;ların yapacağı iş vardır. Tek başına STK’ların konuyu çözmesi mümkün değil. Ama tek başına devletlerin de çözmesi mümkün değil. Bazı konularda ağırlık devlettedir, ama STK’lara da ihtiyacı vardır. Örneğin eğitim. Devlet yasayı yapar, STK’ların görevleri, yasaları tartışmak ve düzeltmek, haklara erişimi sağlamak, bilgilendirmek &#8211; çünkü bazen STK’lar daha inandırıcı olabiliyor -, raporlamak, tartışmaktır. Bazı konularda STK’lara iş düşer &#8211; devlet ne kültür festivali yapar ne de yaratıcı yazarlık atölyesi. Ama bunların fonlarını sağlayabilir. Akdeniz’e açılan insanları ölümden kurtarmak STK’lara düşüyor, ama sınırları açıp bu insanları memleketlerine almak devletlerin sorumluluğu. STK’lar devletlerine baskı yapabilir bu konuda, o memlekette yaşayan insanlara, yurttaşlara çağrıda bulunur, onları harekete geçirmeye yönelik çalışır.</p>
<p dir="ltr"><strong>Ne yapılırsa elimizdeki fotoğraf değişir?</strong></p>
<p dir="ltr"><strong>Ayşe Öktem:</strong> Savaşlar biterse. Yoksul diye adlandırılan ülkelerin zengin ülkeler tarafından sömürülmesi biterse. Açlık, sefalet, susuzluk, baskılar biterse. Aksi taktirde göçler olacaktır, artacaktır da. Yoksullar daha zengin olan topraklara göçüp biraz da olsa daha iyi yaşamak isteyeceklerdir. Ölmek istemeyen yaşayabileceği yere gelecektir.</p>
<p dir="ltr"><strong>Çalışmalarınızı yaparken zorluk yaşadığınız alanlar neler?</strong></p>
<p dir="ltr"><strong>Ayşe Öktem:</strong> Birçok bürokratik engel olabiliyor, iyi bir fikri uygulamaya koyana kadar çok zaman geçebiliyor. İçinde yaşadığımız zor zamanlar da damgalarını vuruyor çalışmalarımıza.</p>
<p dir="ltr"><strong>Berfin Azdal:</strong> Zor meseleri konuşabilmeyi oldukça önemli görüyoruz ve bu konuları konuşmak kolay iş değil. Örneğin Birlikte Yaşam Festivalleri&#8217;nde birçok bürokratik engele takıldık. Halbuki hedef  Kadıköy&#8217;de yaşayan herkesin müziğiyle, dansıyla, soru ve çözümleriyle birlikte yer alabileceği bir zemin yaratmaktı. Bir de göçmen karşıtlığı ve düşmanlığını ekleyebiliriz. Bu bizim mücadele ettiğimiz bir alan. Algıları değiştirmeye, yaşamı müşterekleştirmeye çalışıyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/13/meydan-soylesileri-yazinin-yol-arkadasliginda-bir-proje-gocmen-harfler/">Meydan Söyleşileri: Yazının Yol Arkadaşlığında Bir Proje; Göçmen Harfler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
