<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Binali Yıldırım arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/binali-yildirim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/binali-yildirim/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 04 Apr 2019 07:41:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Binali Yıldırım arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/binali-yildirim/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Vox Populi Ox Dei *</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/03/vox-populi-ox-dei/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Polat Alpman]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Apr 2019 08:43:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[AKP hükümeti]]></category>
		<category><![CDATA[Binali Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[sosyo-politik kriz]]></category>
		<category><![CDATA[yerel seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37155</guid>

					<description><![CDATA[<p>AKP kurulduğundan bugüne birçok farklı kesimin oyunu alabilmiş bir partiyken bugün kendini çok dar bir kimliğin içerisine sıkıştırdı. Yerel seçim sonuçlarının haritasına bakıldığında bu eğilim görülebiliyor, gittikçe daha da sıkışması muhtemeldir. Bu nedenle yerel seçimlerin sonuçlarından biri ve belki de en önemlisi Türkiye’deki siyasal alanın yeniden düzenlenmesi, bugüne kadar bizzat iktidar bloğu tarafından ortadan kaldırılmak istenen bu alanın bu kez tabandan ve daha güçlü dinamiklerle inşa edilmesi olabilir. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/03/vox-populi-ox-dei/">Vox Populi Ox Dei *</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İktidar bloğunun zillet, illet, terör, ihanet, ders vermek/vermemek, beka, dış güçler ve benzeri pejoratif kelimeleri seçmenlerin başından aşağı boca ederek sürdürdükleri seçim süreci bitti. Medyayı, hukuku, kolluk kuvvetlerini, bürokrasiyi ve akla hayale gelmeyecek bütün araçları seçimleri kazanmak için organize eden iktidar bloğunun elde ettiği oy oranını, kendileri için bir başarı olarak sunmaktan başka çıkar yolu yok. Ancak başta İstanbul ve Ankara olmak üzere, sembolik değeri yüksek büyükşehirlerin kaybedilmiş olması, bu başarıyı büyük ölçüde gölgeliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul seçimlerinin sonuçlarıyla ilgili spekülasyonlar sürse de gelinen noktanın iktidar bloğu açısından büyük bir gerileme olduğunu ifade etmek gerek. Son Başbakan Binali Yıldırım’ın bütün biyografisini ve geçmiş başarılarını buharlaştıran bu sonuç, AKP hükümetleri döneminde inşa edilen seçmen tipolojisinin sınırlarını göstermesi bakımından da önemlidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu seçmen tipolojisi, hiçbir koşul altında AKP dışında yer alan ya da onun yörüngesine yerleşmemiş siyasal söylemlere kulak kesilmeyen, sadece liderlerinin kendilerine gösterdiği hedefe kitlenen ve sadece kendilerine seslenilmesine müsaade edilen homojen ve yekpare bir kitle olarak kabul edildiği için bütün hamasi propagandanın alıcısı olarak kabul edildiler. 31 Mart Yerel Seçim sonuçları bu siyaset tekniğinin belli ölçüde işe yaradığını ama beklenen düzeyde çalışmadığını göstermesi bakımından değerliydi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşe yaradığı yerlerin başında milliyetçi-muhafazakar seçmenlerin yoğun olduğu, sosyo-ekonomik gelir düzeyi ortalamanın altında, patriarkal ilişkilerin görece güçlü, kimlik siyasetinin geleneksel olarak karşılık bulduğu İç Anadolu Bölgesi geliyor. Bölgenin demografik dokusuyla seçim sonuçları arasında tutarlılık var, Kırşehir hariç. Biraz şaşkınlıkla karşılanması ve hakkında epey mizah yapılmasının nedenlerinden biri de bu. Kırşehir’de CHP’nin kazanması, oradaki demografik yapının bölgenin ortalamasından farklı olduğu anlamına gelmez, yine de birazdan bahsedilecek olan gelişmeler açısından anlamlı olduğunu söylemek gerek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu nefret içerikli, öfkeli, tehditkâr ve hamasi siyaset tekniğinin işe yaradığı diğer yerler iktidar bloğunun hegemonik söyleminin işe yaradığı yerler. Bunlardan biri de Marmara Bölgesi. Türkiye toplumu uzun süredir milliyetçi-muhafazakar söylemin tesiri ve şiddeti altında ve bu söylemin yerleşik hale gelebilmesi için devletin bütün araçları patriarkal ilişkilerin restorasyonu için seferber edildi. Ekonomik kriz ile birlikte sosyo-ekonomik gelir düzeyi azalan bölgelerin başında ise Marmara Bölgesi geliyor. Bir başka ifadeyle ekonomik krizin etkisini ilk ve doğrudan hisseden yerlerin başında bu bölge var. Yine bu bölgedeki kentlileşme dinamikleri ve küresel gelişmelere entegre olma eğilimleri Türkiye ortalamasının üzerinde seyrediyor. Marmara bölgesindeki seçmenlerin heterojen karakterinin çeşitliliği ve iç göç hareketinin yoğunluğu bugüne kadar AKP lehine sonuç veriyordu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir de doğudaki Kürt seçmenler var. Kürt seçmenlerin oy verdiği bölgelerdeki sonuçların tartışmalı olduğu ve HDP’nin görece güç kaybettiği ifade edilse de bu önermenin seçim sonuçlarını yorumlamak için yeterli olmadığı söylenebilir. HDP’nin seçim süreci boyunca siyaset yapmasının önündeki doğrudan ve dolaylı engeller onunla ilgili değerlendirmeleri zorlaştırıyor. Sıklıkla ifade edilen bu önermenin haklılık payı var, bugün bile birçok yöneticisinin, parti çalışanının ve gönüllüsünün cezaevinde olduğu ya da sürmekte olan davalarda sanık olduğu, önemli ölçüde politik ve bürokratik baskı altında olduğu kolaylıkla öne sürülebilir. Ancak bu durum HDP’nin siyaset tekniğinin kusursuz olduğu anlamına gelmez. HDP’nin 7 Haziran sonrasında ve 31 Mart Yerel Seçimleri’ne giden süreçte eleştirilmesi gereken birçok söylemi ve siyaset yapma tarzı var. Ancak HDP’nin içinde bulunduğu koşullar onun eleştirisini de güçleştiriyor. Sonuç olarak Kars ve Iğdır’ı almayı başarmasına karşılık daha önce kazandığı bazı illeri kaybetti. Ancak kayyım atanan belediyeleri geri kazanmış olması HDP’nin başarısı olarak yorumlanabilir. Elbette buna eklenmesi gereken şeylerden biri HDP’nin aday çıkarmadığı büyükşehirlerde Kürt seçmenlerin iktidar bloğunun dışındaki adaylara yönelmesini de eklemek gerek.</span></p>
<p><strong>Hegemonik Bloğun Çözülüşü&#8230;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu değerlendirmeler, tek başlık altında toplanacak olsaydı, buna hegemonik bloğun çözülüşü denebilirdi. Ancak mevcut durumun bundan daha karmaşık olduğu anlaşılıyor. Her şeyden önce oransal ve sayısal olarak seçmenlerin iktidar bloğunun yanında durmaya devam ettiği sonucu çıkarılabilir. AKP’nin hala Türkiye’nin en güçlü partisi olduğu da söylenebilir. Ancak bu önermelerin hepsi ancak MHP ile koalisyonun devam ettiği koşullar altında geçerli, bu nedenle yeni rejimin kurucu ve belirleyici failinin AKP olmaktan daha çok MHP olduğu üzerinde duruluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu ilişkiden ve bunun neden olduğu sosyo-politik krizden daha sonra bahsedilebilir, ancak geçerken eklenmesi gereken diğer husus yerli-milli retoriğinin iktidar bloğunun arzu ettiği düzeyde çalışmamış olmasıdır. Her ne kadar iktidar bloğu temsilcileri, seçim gecesi seçmenlerin beka sorununu algıladığını ifade etmiş olsa da ortaya çıkan tablo bunun aksini gösteriyor. Seçmenler, iktidar bloğunun kendileri için döktüğü bu kalıbına yerleşmeye razı olmadıklarını gösterdi. Zaten AKP’nin uzun süredir anlamak istemediği şey, Türkiye toplumunun dinamik ve geçişken bir karaktere sahip olması ve başta ekonomi olmak üzere toplumsal refahı önceledikleriydi. İslamcılık, milliyetçilik ve muhafazakarlık üzerinden dile getirilen siyasal kalıbın ise gündelik yaşamın belirleyeni olarak inşa edilmesine yönelik tabanda oluşan direnci öteleyerek, onları kontrol edebileceğine fazlaca inanıp dile getirdikleri nefret yüklü hamasetle toplumu siyaset yorgunu haline getirdiler. Bütün bu gelişmeler kendilerine yönelik bir tepkiye dönüşmeye başladığında ise bunu cebirle giderebileceklerini varsaydılar.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AKP kurulduğundan bugüne birçok farklı kesimin oyunu alabilmiş bir partiyken bugün kendini çok dar bir kimliğin içerisine sıkıştırdı. Yerel seçim sonuçlarının haritasına bakıldığında bu eğilim görülebiliyor, gittikçe daha da sıkışması muhtemeldir. Bu nedenle yerel seçimlerin sonuçlarından biri ve belki de en önemlisi Türkiye’deki siyasal alanın yeniden düzenlenmesi, bugüne kadar bizzat iktidar bloğu tarafından ortadan kaldırılmak istenen bu alanın bu kez tabandan ve daha güçlü dinamiklerle inşa edilmesi olabilir. Bunu biraz da seçmenlerin sahip oldukları memleket hayali belirleyecek. Bu hayal popülist hezeyanlara kurban edilecek kadar temelsiz ise kaybedilen bir şey yok, eğer sahici bir temeli varsa bunun önünde durabilecek herhangi bir iktidar bloğu yok.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">* * *</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">* </span><i><span style="font-weight: 400;">Halkın sesi Hakk’ın sesidir</span></i><span style="font-weight: 400;">. Bu Latince deyimin başka kültürlerde de tekrar edildiğini görebiliriz. Belki de medeniyet tarihinin ilk popülist deyimi olan bu ifade yöneticilere kalabalıkların taleplerini dinlemeyi tavsiye ediyor. Aslında bu tür yaklaşımlara karşı biraz temkinli olmakta fayda var. Halkın sesinin nasıl bir ses olduğu ve kimin sesinin yankısını dillendirdiği, Türkiye’yi hançeresinden yakalayan sağ-popülist siyaset tecrübesiyle de bilindiği üzere, toplum düşmanlığına da dönüşebilir. Ancak ilkesel olarak halkın bir sesinin olduğu, olması gerektiği, bunu öne çıkaran bir yönetim modelinin siyasal alana egemen hale gelebilmesi için yerel yönetimlerin önemli olduğu hatırlanmalıdır. Demokratik ve özgür toplumun belki de ilk kuralı, kendi hemşerilerine kulak kesilen bir yerel yönetim tecrübesinin, yerelden yönetişimin siyasal alana hakim hale getirilmesidir. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/03/vox-populi-ox-dei/">Vox Populi Ox Dei *</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil Toplum Hayvan Hakları İçin Uzlaştı; Sıra Yasada!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/01/sivil-toplum-hayvan-haklari-icin-uzlasti-sira-yasada/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Apr 2019 09:46:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Binali Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanları koruma kanunu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37052</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hak savunucuları, hayvanlara işkence ve tecavüz eden failler için ertelemesiz hapis cezası öngörülmesi konusunda birleşmiş; parlamentonun bir türlü benimseyemediği uzlaşı kültürü ile hareket etmiş ve taleplerini bu uzlaşı ortamında belirlemiş durumdayız. Toplumun büyük bir kısmı da işkenceci ve tecavüzcüler ile aynı havayı solumak, çoluğunu çocuğunu bu faillerin eline teslim etmek istemediğini söylüyor. Bu nedenle, bakanlıkların bu toplumsal çağrıyı ve uzlaşıyı görmesi ve “talep edilen cezalar çok fazla” görüşünden, inadından vazgeçmesi gerekiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/01/sivil-toplum-hayvan-haklari-icin-uzlasti-sira-yasada/">Sivil Toplum Hayvan Hakları İçin Uzlaştı; Sıra Yasada!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ak Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, CNN Türk’teki “Tarafsız Bölge” programında; aylardır tartışılan Hayvanları Koruma Kanunu’nun neden bir türlü değiştirilemediğini  açıkladı. “Sivil toplum kuruluşları arasında tam bir mutabakat yok”muş. Belli ki Yıldırım, yanlış yönlendiriliyor ve bilgilendiriliyor.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tam 15 senedir yürürlükte olan Hayvanları Koruma Kanunu’nun değişikliği, 2011 yılından beri her yasama döneminde toplum nezdinde gündeme geliyor. Her yeni güne, hayvanlara yönelik şiddet, linç, katliam, tecavüz gibi haberler ile uyanıyoruz. Yasanın varlığı, hayvanları koruma anlamında hiçbir işe yaramıyor. Yasanın adı “Hayvanları Koruma Kanunu” ama yasadaki yaptırımların hayvanları koruma ile hiçbir alakası yok. Her sene, “Yasa çıktı, çıkacak” söylemleri ve haberleri ile artık ayyuka çıkmış olan şiddet olayları ve toplumsal tepki bastırılmaya çalışılıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Binali Yıldırım’ın bu beyanı üzerine iki soru üzerine düşünmek gerekiyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1- Sivil toplum, gerçekten mutabakata varamıyor mu?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2- Türkiye’deki yasa yapım süreçlerinde, sivil toplumun aktif katılımı ilkesi benimseniyor mu?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında Binali Yıldırım, bizim her daim karşılaştığımız bir söylem ile karşımıza çıktı; ezberden konuştu diyebiliriz. Yasama çalışmasına dâhil edilen bürokratlar, her sene duyduğumuz “Ama siz daha kendi aranızda anlaşamıyorsunuz, kavga ediyorsunuz” söylemini Yıldırım’a da ezberden aktarmışlar belli ki ve Yıldırım da devletin bürokratına doğal olarak itimat etmiş. Geçmişte bakanlık, başbakanlık ve Meclis başkanlığı gibi üst düzey görevlerde bulunmuş olan Yıldırım’ın, yasa yapım süreçlerindeki detaylara hâkim olmasını ben beklemiyorum, kimse de beklemesin. Yani hatayı Binali Bey’de aramamak gerekiyor, onu yanlış ve taraflı bilgilendiren kişilerde aramak gerekiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsanın olduğu her yerde fikirsel çatışma kaçınılmaz oluyor. Her yerde, her mücadelede olduğu gibi hayvan hakları hareketinde de uyuşmazlıklar, fikir ayrılıkları mevcut; zaten bundan daha doğal ne olabilir ki? Ama geçmişten ders çıkaran insanlar, sivil toplum kuruluşları da var. Türkiye’de 350’yi aşkın sivil toplum kuruluşu ve yurttaş inisiyatifi, Hayvanları Koruma Kanunu’nun değişikliği ile ilgili yasama çalışmasına aktif olarak katılım göstermek için talepler konusunda azamî müşterekte buluşmuş, mutabakata varmış durumda. 350’den fazla oluşumun taleplerini ileten Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu’nun kuruluş amaçlarından biri de bürokratların “Ama siz daha kendi aranızda anlaşamıyorsunuz” ezber ve söylemlerini aşmak, bürokrasinin bu yaklaşımı ve yönlendirmesini beyhude çıkarmaktı. 350’den fazla kuruluş ve oluşum, yasa değişikliği konusundaki taleplerini Eylül 2018’den bu yana her mecrada, defalarca dile getirdi; hem hükûmet hem parlamento hem de bürokrasi nezdinde yapılan görüşmelerde bu talepler sözlü ve yazılı olarak resmî muhataplar ile paylaşıldı. Durum böyle iken görevde olan TBMM Başkanı’nı yanlış yönlendirmek ve bilgilendirmek ne kadar etik? Bu aşamada, Binali Yıldırım, görevini devretmeden en iyi girişimde bulundu ve parlamentoda grubu bulunan tüm siyasî partilerin desteğiyle araştırma komisyonunun kurulmasına ön ayak oldu. Türkiye’nin dört bir yanından, hayvanlar ve onların hakları için talepler konusunda birleşen yüzlerce STK adına, bu araştırma komisyonunda da mutabık olduğumuzu göstereceğiz ve hayvanların haklarının esnetilmemesi için var gücümüzle mücadelemizi sürdüreceğiz. Tek bir derdimiz var: Bizlerden başka kimsesi olmayan, her gün korkunç bir şekilde hakları gasp edilen hayvanların ciddi bir şekilde korunması, haklarının güvence altına alınması…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan, “Türkiye’deki yasa yapım süreçlerinde, sivil toplumun aktif katılımı ilkesi benimseniyor mu?” sorusunun da cevabını vermek gerekiyor. Bu sorunun cevabını vermek için çok basit bir örnek vermek istiyorum. Geçen sene, TBMM İçtüzüğü’nün değişikliği ile ilgili yasa teklifi, yine o zaman TBMM Başkanı olarak görev yapmakta olan Binali Yıldırım tarafından verilmişti. Binali Yıldırım, bu kanun teklifinde, yasa yapım süreçlerine sivil toplumun katılımı konusunda Türkiye siyasî tarihine örnek olabilecek bir ekleme yapılmasını önermişti ancak ne oldu? Parlamentoda grubu bulunan beş partinin ortak önergesi ile “sivil toplum” ibaresinin bulunduğu madde, yasa teklifinden çıkartıldı. TBMM Başkanı’nın önerisi, Ak Parti, CHP, HDP, MHP ve İyi Parti’nin ortak önergesi ile metinden silindi. Siyasî partilerin bu hamlesi, tabii ki eski bir parlamento teamülü olan sivil toplumdan da görüş almanın önünde bir engel değil ancak ben bu hamleyi, “sivil toplum”un adının dahi anılmasından duyulan bir rahatsızlık olarak tanımlıyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu soruyu da sormak gerekiyor: Bugüne kadarki yasama süreçlerinde, kanunlar sivil toplum talepleri doğrultusunda mı hazırlandı? Sivil toplum mutabakatı, ne zamandan beri dikkate alınıyor ülkemizde?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de özellikle son 15 senedir, parlamentoda sivil toplum dinlenir; kuruluşların görüşleri alınır ama binbir emekle, bilimsel katkı ile hazırlanan bu dosyalar, Meclis’in tozlu raflarına kaldırılır. Bu görüş alma dönemlerinde, hak temelli faaliyet gösteren, belli dertler, endişeler nedeniyle mücadele veren kuruluşlar, genelde söylemde de eylemde de birleşirler çünkü bilirler ki bir kanun değiştikten sonra, uzun yıllar sonra tekrar ele alınıp değiştirilebilir. Çünkü parlamentonun gündemi ile toplumun gündemi hiçbir zaman birbiri ile örtüşmüyor. Bizim mücadelemize dönersek, toplumun da hayvanlara yönelik suçların caydırıcı bir şekilde yaptırımla karşılık bulması konusunda mutabakata vardığını söyleyebiliriz. Peki bu toplumsal talep, neden parlamentoda karşılık bulamıyor? Bürokratların iddia ettiği gibi, sivil toplumun mutabakata varamaması nedeniyle değil… Tam aksine, bürokratlar, kendi aralarında mutabakata varamadıkları için bu kanun değiştirilemiyor!</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanları gerçekten koruyacak, hayvan haklarını gözetecek bir yasama çalışması yapılmak isteniyorsa, yüzlerce sivil toplum kuruluşundan oluşan Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu’nun talepleri doğrultusunda yasa teklifi hazırlanır. Ortada tartışılacak bir metin dahi yokken, yasama çalışmasının sivil toplum nedeniyle tamamlanamadığını iddia etmek ve bunu da siyasîlere empoze etmek, en basitinden, tamamen gönüllü çabalar ile çalışmalarını yürüten sivil toplum aktörlerinin emeklerine saygısızlıktır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizler, hak savunucuları, hayvanlara işkence ve tecavüz eden failler için ertelemesiz hapis cezası öngörülmesi konusunda birleşmiş; parlamentonun bir türlü benimseyemediği uzlaşı kültürü ile hareket etmiş ve taleplerini bu uzlaşı ortamında belirlemiş durumdayız. Toplumun büyük bir kısmı da işkenceci ve tecavüzcüler ile aynı havayı solumak, çoluğunu çocuğunu bu faillerin eline teslim etmek istemediğini söylüyor. Bu nedenle, bakanlıkların bu toplumsal çağrıyı ve uzlaşıyı görmesi ve “talep edilen cezalar çok fazla” görüşünden, inadından vazgeçmesi gerekiyor. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/01/sivil-toplum-hayvan-haklari-icin-uzlasti-sira-yasada/">Sivil Toplum Hayvan Hakları İçin Uzlaştı; Sıra Yasada!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meclis’te Sivil Toplum Yasağı Kalktı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/22/mecliste-sivil-toplum-yasagi-kalkti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Nov 2018 08:43:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Binali Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[Tbmm]]></category>
		<category><![CDATA[Utku Çakırözer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32631</guid>

					<description><![CDATA[<p>TBMM’de milletvekilleriyle basın toplantılarına katılan sivil toplum kuruluşlarıyla meslek odaları yönetici ve üyelerine getirilen Meclis’e giriş yasağı, CHP’nin TBMM Başkanı Binali Yıldırım ile görüşmeleri sonrasında kalktı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/22/mecliste-sivil-toplum-yasagi-kalkti/">Meclis’te Sivil Toplum Yasağı Kalktı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konuyu soru önergesiyle Meclis gündemine taşıyan CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, daha sonra Meclis Başkanı Binali Yıldırım ile de görüştü. Çakırözer, Yıldırım’a şunları iletti: “Yüzlerce meslek odası ve sivil toplum örgütü üyelerinin Meclis’e girişleri yasak. Neden? Sadece alanlarıyla ilgili konularda görüşlerini bizlerle birlikte kamuoyuna bildirdiği için. Bu ülkenin yurttaşlarına halkın Meclisine giriş yasağı konulması utanç vericidir.” Çakırözer’in bu girişimi olumlu sonuçlandı ve Meclis Güvenlik Koordinasyon Komitesi sivil topluma yönelik yasakları kaldırdı. Çakırözer’in önergesine yanıt veren TBMM Başkanvekili Mustafa Şentop yasakların kalktığını belirterek, “25.10.2018 tarihi itibariyle soru önergesinde bahsi geçen konulardan dolayı hiçbir ziyaretçinin TBMM’ye girişinde sınırlama bulunmamaktadır” dedi.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.hurriyet.com.tr/gundem/mecliste-sivil-toplum-yasagi-kalkti-41024396" target="_blank" rel="noopener">Hürriyet</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/22/mecliste-sivil-toplum-yasagi-kalkti/">Meclis’te Sivil Toplum Yasağı Kalktı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
